EKONOMİ - 27 Ocak 2021 Çarşamba 11:56

Tecer: "Bentonit, ilaçsız tarımın temel anahtarı olabilir"

A
A
A
Tecer: "Bentonit, ilaçsız tarımın temel anahtarı olabilir"

Ordu’nun Ünye ilçesi “bentonit kil” üretimi sahasında çalışmalarını yürüten Maden Mühendisi Hamit Tecer, "Dünyada veba gibi birçok salgında etkili kullanılan bentonitin, tarımda ise en temel anahtar olabilir" diyerek çalışmalarının Türkiye genelinde birçok insana şifa kaynağı olduğunu söyledi.

Ordu’nun Ünye ilçesi “bentonit kil” üretimi sahasında çalışmalarını yürüten Maden Mühendisi Hamit Tecer, "Dünyada veba gibi birçok salgında etkili kullanılan bentonitin, tarımda ise en temel anahtar olabilir" diyerek çalışmalarının Türkiye genelinde birçok insana şifa kaynağı olduğunu söyledi.


Ünye’nin Güzelyalı Mahallesi’nde kurulan Ünye Madencilik, bentonit kili ile kedi kumu üretimi yapıyor. Ünye Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Tecer, “Bentonit kullanan bir kişinin korona virüsün önleyici bir etken olarak kanıtlanmış olması bizler içinde sevindiricidir. İhracatlarımızda olduğu gibi bakanlıklarımızın da desteğini almamız durumunda bentonitin tarımda iyi bir anahtar olacağını göreceğiz" diye konuştu.



"Bentonitin virüslerde önleyiciliği kanıtlanmıştır"


Bentonitin dünyada birçok hastalığa şifa olduğunu ve özellikle virüs gibi bakterilerde önceliyici etken olarak görüldüğünü söyleyen Ünye Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Tecer, "Bentonitin bir sanayi ve ticari alanda kullanılan madde olduğunu hepimiz biliyoruz. Tabii, asıl kullanım alanı sağlıktır. Bu bilimsel teori binlerce yıl öncesine kadar dayanıyor. Ben yetkililerimize dünyada eski hastalık olan veba gibi salgınları durdurmada kullanılan bu kil cinsini, neden günümüzde hastalıklarda kullanılmaz diye paylaşım yapmıştım. Çünkü yapılan bilimsel ve tıbbi çalışmalar bentonitin negatif iyon olarak üretildiği takdirde bütün virüslere karşı bağlayıcı özellik gösterdiği kesinlik kazanmıştır. Hatta bu konuda grip ve HIV (AIDS), grip ve kuş gribi üzerinde ciddi çalışmalar var. Tabii, önce ülkemizde ve dünyada öncelikle aşı üzerinde çalışmalar yapılıyor. Burada bentonitin önleyici olarak kullanılması çok önemlidir. Bentonit eğer vücudumuzda varsa ve bu virüsü vücudunuzda taşıyorsanız ciddi anlamda virüsü atmış olarak görebilirsiniz. Bu da bentonitle içen virüsün etkinlik gösteremeyeceği anlamına gelir. Burada bizim çok kullanıcımız var. Bentonit kullananlarda bu virüsün çok basit atlatıldığı görülmüştür" dedi.



"Bentonit organik tarımda hedeflenen ilaçsız tarımın temel anahtarı olabilir"


Bentonitin organik tarımda bir anahtar olabileceğini ve alt yapı çalışmalarını hazırladıklarını ifade eden Tecer, "Bentonit bütün canlılar olmak üzere ve bunlara da bitkileri eklersek toksin, ağır metal, radyasyon, bakterileri yok eden bir maddedir. Bu bitki sağlığında da çok önemlidir. Çünkü bitkilerin yapısını bozan birçok unsur, böcek larvalarından gelmektedir. Bunu gidermenin tek yolu ise kimyasal ilaçlardır. Ekolojik dengeyi en çok bozanlardan birisi ise bu kullanılan kimyasal ilaçlardır. Biz ürettiğimiz bentonitle ise zirai bir mücadele yapıyoruz. Bentonitin uygulandığı ekili ve dikili tarım alanlarında faydalı bitkiler artışı çok ciddi şekilde görünmektedir. Mesela fındıkta külleme olayı aslında bir mantar hastalığıdır. Biz bentonitin külleme olayına karşı kullanıldığında etkilerini gördük. Yenilebilir madde ile bunları sağlamış Biz şu anda bakanlıklarımızla ve ilgili yetkililerimizle görüşmelerde bu ürünü geniş anlamda doğaya ve tarıma nasıl kazandırırız diye fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bentonitin tarımda kullanılması için gerekli alt yapıyı hazırlamaya başladık. Biz Ünye’de ziraat odasıyla yaptığımız çalışmalarımızda bentonit, organik tarımda hedeflenen ilaçsız tarımın temel anahtarı olabilir. Eğer bakanlıklarımız bu konuda birlikte çalışmalarımıza duyarlılık gösterdikleri an bizler bütün tarımı organik tarıma dönüştürebiliriz" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta "Kaymakamlar Toplantısı" gerçekleştirildi Kars Valisi Ziya Polat başkanlığında düzenlenen "Kaymakamlar Toplantısı" düzenlendi. Toplantıya vali yardımcıları ile ilçe kaymakamları katıldı. Toplantıda, Kars genelinde yürütülen kamu yatırımları, altyapı çalışmaları, eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal hizmetler başta olmak üzere birçok alandaki mevcut durum değerlendirildi. İlçelerde devam eden projelerin son aşamaları gözden geçirilirken, önümüzdeki süreçte hayata geçirilmesi planlanan çalışmalar hakkında da istişarelerde bulunuldu. Vali Ziya Polat, kamu hizmetlerinin etkin ve hızlı şekilde vatandaşlara ulaştırılmasının önemine dikkat çekerek, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İlçelerde vatandaşların ihtiyaç ve taleplerinin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Polat, sahada yürütülen çalışmaların titizlikle sürdürülmesini istedi. Toplantıda ayrıca, kamu kurumları arasındaki iş birliğinin artırılması, yatırımların planlanan takvim doğrultusunda ilerlemesi ve hizmet kalitesinin yükseltilmesine yönelik konular ele alındı. Kaymakamlar, ilçelerinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vererek karşılaşılan ihtiyaç ve talepleri paylaştı. İlçelerin gelişimine katkı sağlayacak yeni projeler ve planlanan yatırımların da değerlendirildiği toplantının, kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesi ve vatandaş memnuniyetinin artırılması açısından önemli olduğu kaydedildi.
Tekirdağ Tekirdağ’da doğurganlık hızı düşüyor Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Tekirdağ’da 2025 yılında 11 bin 859 bebek dünyaya gelirken, ilin toplam doğurganlık hızı 1,37 çocuk olarak açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı tarafından hazırlanan "Tekirdağ İli Doğum İstatistikleri" bültenine göre, 2025 yılında Tekirdağ’da canlı doğan bebek sayısı 11 bin 859 oldu. Doğan bebeklerin 6 bin 30’unu erkek, 5 bin 829’unu ise kız bebekler oluşturdu. Türkiye genelinde ise 2025 yılında canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 olarak gerçekleşti. Doğan bebeklerin yüzde 51,4’ü erkek, yüzde 48,6’sı kız oldu. Tekirdağ’ın toplam doğurganlık hızı 2025 yılında 1,37 çocuk olarak kayıtlara geçti. Bu oranla Tekirdağ, doğurganlık hızının en düşük olduğu 48’inci il oldu. Türkiye genelinde toplam doğurganlık hızı ise 1,42 çocuk olarak açıklandı. Uzmanlar, nüfusun kendini yenileme seviyesi olarak kabul edilen 2,10’un altında kalınmasının dikkat çekici olduğuna işaret ediyor. Toplam doğurganlık hızının en yüksek olduğu il 3,15 çocuk ile Şanlıurfa olurken, onu 2,53 çocuk ile Şırnak ve 2,23 çocuk ile Mardin takip etti. En düşük doğurganlık hızına sahip il ise 1,09 çocuk ile Bartın oldu. Tekirdağ’da kaba doğum hızı ise binde 9,9 olarak açıklandı. Türkiye genelinde kaba doğum hızı binde 10,4 olurken, Tekirdağ bu oranla Türkiye sıralamasında 53’üncü sırada yer aldı. İlk doğumdaki ortalama anne yaşı da Tekirdağ’da 27,6 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29,4 yaş ile Tunceli olurken, en düşük olduğu il ise 24,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Tekirdağ ise bu alanda 29’uncu sırada yer aldı.
Bayburt Bayburt’ta öğrenciler ruh sağlığı konusunda bilgilendirildi Bayburt’ta lise öğrencilerine yönelik düzenlenen eğitimde ruh sağlığı sorunları, erken destek almanın önemi ve psikiyatrik hastalıklarda damgalamayla mücadele konularında bilgilendirme yapıldı. Bayburt Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) tarafından Kop Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğrencilere ’Psikiyatrik Hastalıklarda Damgalama ile Mücadele’ konulu eğitim verildi. Psikolog Zeynep Ayan Deligöz ve Sosyal Çalışmacı Esra Demir Gül tarafından verilen eğitimlerde, gençlik döneminde ruh sağlığının önemi, ruhsal hastalıklarda erken destek almanın gerekliliği ve toplumda damgalama kaygısının tedavi sürecine etkileri anlatıldı. Eğitimde, ruh sağlığı sorunlarının yalnızca bireyi değil, aile ve sosyal çevreyi de etkileyebildiğine dikkat çekilerek, öğrencilerin psikiyatrik hastalıklara karşı doğru bilgiyle hareket etmeleri gerektiği vurgulandı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre gençlerin karşılaştığı önemli sağlık sorunları arasında ruh sağlığı problemlerinin de yer aldığı belirtilen programda, 10-19 yaş grubundaki bireylerde ruhsal bozuklukların görülebildiği, bu sorunların erken dönemde ele alınmasının yaşam kalitesi açısından önem taşıdığı ifade edildi. Program kapsamında öğrenci ve öğretmenlere, ruhsal hastalıklara karşı önyargıların azaltılması, destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve sağlıklı iletişim kurulması konularında bilgilendirme yapıldı.