SAĞLIK - 28 Ocak 2021 Perşembe 11:53

Kutlu: ”Aşı, korona mücadelesinde en etkili silah”

A
A
A
Kutlu: ”Aşı, korona mücadelesinde en etkili silah”

Aşının pandemi ile mücadelede en etkili silahımız olduğunu vurgulayan İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof.

Aşının pandemi ile mücadelede en etkili silahımız olduğunu vurgulayan İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, vatandaşlara aşı olmaları önerisinde bulundu. Kutlu, “Ülkemizde de uygulanmaya başlanan Kovid-19 aşısıyla ilgili yüzde 50 ila 91 aralığında farklı koruyuculuk rakamları bildirilmesine rağmen, eldeki veriler aşının yüksek oranda ağır hastalıktan koruyuculuğunun olduğu yönündedir” dedi.


Aşıların insanlık tarihinin en etkili ve faydalı buluşu olduğunu vurgulayan Medical Park Ordu Hastanesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, zayıflatılmış veya ölü virüslerden hazırlanmış aşıların bize hastalık başlamadan önce ihtiyacı olan süreyi kazandırarak savunma hücrelerimizi uyarıp vücudumuzun gerekli silahları hazırlamasını sağladığını söyledi.



“Aşı karşıtlığı kızamık salgınını tetikledi”


Aşı karşıtlığı konusuna da değinen Prof. Dr. Ali Kutlu, “Aşı karşıtlığı sadece ülkemizin sorunu değildir. Aşıyı reddetmek sonucunda Avrupa’da bile yıllardır görülmeyen kızamık salgınları yeniden patlak vermeye başlamıştır. Kızamık deyip geçmeyin; Amerika yerlilerinin neredeyse kökünü kazıyan bu hastalık 80’li yıllarda yılda 2,6 milyon ölümden sorumluyken son yıllarda dünya çapında aşı kampanyalarıyla ölümler yüzde 90’nın üzerinde engellenmiştir. Günümüze benzer şekilde çocuk felci aşılarının kısırlık yapacağına dair olumsuz propagandalar 40 yıl önce de bazı çevrelerce yapılmış, ülkemizdeki yaygın aşılama faaliyetleri sonrasında çocuk felcinin kökü kazınırken, nüfusumuz neredeyse 2 kat artmıştır” dedi.



“Bağışıklık için 14 gün geçmeli”


Özellikle Korona gibi etkili bir ilaç tedavisi olmayan viral enfeksiyonlarla mücadelede en etkili cevabı virüse duyarlı lenfositler ve antikorlarla güçlü immün sistemin verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ali Kutlu, ancak vücudumuzun bu yanıtı etkili bir şekilde verebilmesi için en az 10-14 günlük süre geçmesi gerektiğini belirtti.


İmmün sistemimizin virüsleri tanıyıp yanıt verinceye kadar maalesef birçok kişinin mücadeleyi kaybettiğini işaret eden Prof. Dr. Ali Kutlu, “Zayıflatılmış veya ölü virüslerden hazırlanmış aşılar ihtiyacımız olan süreyi ve silahları hastalık başlamadan önce savunma hücrelerini uyararak bizlere kazandırır. Ülkemizde kullanılan Coronavac aşısıyla ilgili yüzde 50-91 aralığında farklı koruyuculuk rakamları bildirilmesine rağmen eldeki veriler aşının yüksek oranda ağır hastalıktan koruyuculuğunun olduğu yönündedir” şeklinde konuştu.



“Aşılara bağlı ciddi yan etkiler ve alerjik reaksiyonlar çok nadirdir”


Aşılara bağlı ciddi yan etkilerin ve alerjik reaksiyonların çok nadir görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Ali Kutlu, “Aşılandıktan sonra alerjik yapımız ve ilaç alerjilerimiz olsa bile problem yaşamama ihtimalimiz çok yüksektir. Özellikle Brezilya’da koruyuculuğun düşük çıkması çalışmanın büyük oranda sağlık çalışanları üzerinde yapılması sonucunda açıklandı. Sağlık çalışanlarının yoğun enfeksiyon tehdidi altında olması, semptomsuz ve hafif semptomlu hastalara sık PCR bakılması da sonuçları etkiledi. Türkiye’deki yüksek koruyuculuk oranı ise katılımcı sayısının azlığına bağlandı. Üretici firmanın Faz 3 çalışmaları sonuçlarını açıklamaması yüzünden ülkelerin kendi çalışmalarını açıklaması kamuoyunda tereddütlere yol açtı. Pandeminin sönmesi için toplumun yüzde 65’inin virüse karşı bağışıklık kazanması gerektiğinden bahsedilirken şimdilerde yüzde 90 oranları telaffuz edilmeye başlanmıştır. Ancak unutulmamalı ki, yaşadığımız 2. dalga sonrasında hasta sayısının ulaştığı seviye, 3. ve 4. dalgayı yaşamaya tahammülümüz kalmadığını göstermektedir” ifadelerini kullandı.



“Aşının içeriğinde yumurta ve jelatin yok”


Aşı konusunda yapılan itirazların çoğunluğunun aşı içerisindeki katkı maddeleri konusunda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ali Kutlu, şu bilgileri verdi: ”Artık aşılarda koruyucu olarak civa kullanılmamaktadır. Aynı zamanda hayvansal jelatinin (domuz kaynaklı) ve yumurtanın Coronovac’ta kullanılmadığı açıklanmıştır. Üretim safhasında kullanılan alüminyum ve formaldehit gibi katkı maddelerinin kat ve kat fazlasını zaten doğal çevreden ve gıdalardan alıyoruz. Aşılara yönelik bu endişelerle alakalı Türk Tabipler Birliği hiçbir şüphe bırakmayan açıklamalarda bulunmuştur. Aşılara bağlı ciddi yan etkiler ve alerjik reaksiyonlar çok nadirdir. Bu oranın zayıflatılmış mevcut aşıda milyonda bir, mRNA aşılarda yüz binde bir olduğu düşünülmektedir. Alerjik yapımız ve ilaç alerjilerimiz olsa bile problem yaşama ihtimalimiz çok düşüktür. Pandemide herkesin iki görevi vardır; hasta olmamak ve hastalığı yaymamak. Maske, mesafe, sosyal izolasyon ile bir yere kadar bu sağlanabilir. Özet olarak elimizde güvenli ve etkili bir aşı vardır. Öyleyse ‘Haydi büyükler aşıya’ diyorum.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta 459 milyon liralık kütüphane yapılacak Kahramanmaraş’ın simge nokta ve yapılarından biri olan Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi yıkılıyor. Yıkılan alana 459 milyon 500 bin liralık modern bir il halk kütüphanesi ve yaşam kompleksi inşa edilecek. Kahramanmaraş’ın kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde yıkım süreci sürüyor. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi liderliğinde başlatılan çalışmalar devam ederken alanda moloz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Kahramanmaraş’ta uzun yıllardır tiyatro gösterileri, konferanslar, konserler ve öğrenci etkinliklerine ev sahipliği yapan merkezin yerine Kültür ve Turizm Bakanlığı girişimleriyle modern halk kütüphanesi ve yaşam kompleksi yapılması planlanıyor. Kahramanmaraşlı vatandaşlar yıkım ve yeni kompleksle ilgili memnuniyetlerini dile getirdiler. "İnşallah yeni yapılacak olan bina bundan daha güzel olur" Emekli öğretmen Yalçın Yıldırım, "Kültür merkezimiz yıllardır kentimize hizmet vermiş güzel bir binaydı. İnşallah yeni yapılacak olan bina budan daha güzel olur ve hizmet verir" diye konuştu. Öğrenci Nisa Kuştan ise, "Yıkılmasına üzüldük lise yılarında buraya geliyorduk günümüz burada geçiyordu. Arkadaşlarımızla geliyorduk, inşallah daha güzeli yapılır" dedi. "Şehrimiz her şeyin en güzeline layıktır" Eski esnaf Mahmut Bostancı ise, "Zaman içinde yetersiz oldu, bugün bir yenilik gerekiyordu ki yenisi yapılacak. Kentimiz şehrimiz her şeyin en güzeline layıktır diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Bayburt Bayburt’ta kurbanlık satışları bugün başladı Bayburt’ta kurbanlık hayvan satışları, canlı hayvan pazarında başladı. Kentteki tek kurbanlık satış noktası olan pazar, bayramın üçüncü gününe kadar açık kalacak. Bayburt Belediyesi, vatandaşların kurbanlık alışverişini güvenli ve sağlıklı şekilde yapabilmesi için hayvan pazarında bir dizi önlem aldı. Pazarda kurbanlık hayvanların sağlık kontrolleri düzenli olarak yapılacak, özellikle dişi hayvanlara yönelik gebelik muayeneleri veteriner hekimler tarafından gerçekleştirilecek. Alışveriş sırasında sahte para kullanımının ve yaşanabilecek tartışmaların önüne geçilmesi için emniyet ve zabıta ekipleri de alanda koordineli şekilde görev alacak. Vatandaşlara kantar hizmeti verilecek pazarda, mobil bankacılık işlemlerinin kolay yapılabilmesi için ücretsiz Wi-Fi hizmeti de sunulacak. Veteriner İşleri Müdürlüğü, bayram süresince kaçan kurbanlık hayvanlara müdahale etmek için özel ekip oluşturdu. Sakinleştirici iğne kullanabilecek donanıma sahip ekipler, gelen ihbarlara kısa sürede müdahale edecek. Kurban Komisyonu tarafından kent genelindeki resmi kesim alanları da açıklandı. Buna göre kurban kesimleri; Bayburt Belediyesi Mezbahası, Şingah Mahallesi Doğan Sokak’taki boş arazi, Köroğlu Çiftliği, Murat Önal’a ait kesim alanı, Salih Altun’a ait mandıra, Bayburt Belediyesi Tarım Yerleşkesi Hayvan Pazarı, Hakan Kesen’e ait hayvan çiftliği, Yaşar Küçük’e ait mandıra, Muradiye Yurdu, Can Bayrak Çiftliği ile Hanefi Sansu’ya ait mandırada yapılabilecek. Komisyon, belirlenen alanlar dışında kurban kesimine izin verilmeyeceğini bildirdi. Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri de kesim alanlarında görev yapacak. Ekipler, alanlarda temizlik ve sterilizasyon çalışması yaparak, kesim sonrası oluşan atıkları düzenli şekilde bertaraf edecek.
Mersin "Meme estetiğinde farklı yöntemler bir arada uygulanabiliyor" Meme estetiği kapsamında en sık meme büyütme, küçültme ve dikleştirme ameliyatlarının uygulandığını belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Necmettin Tütüncü, "Meme asimetrisinin düzeltilmesi, doğum ve emzirme sonrası meme formunun yeniden düzenlenmesi de sık yapılan işlemler arasındadır. Bazı hastalarda işlemler tek başına yapılırken bazı durumlarda meme dikleştirme ile implant uygulaması birlikte planlanabilmektedir" dedi. Meme estetiği ameliyatları, yalnızca estetik görünüm amacıyla değil bazı fiziksel rahatsızlıkların azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla da tercih edilebiliyor. VM Medical Park Mersin Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Necmettin Tütüncü, meme estetiğinin memelerin şekil, hacim, simetri ve diklik açısından daha dengeli hale getirilmesini amaçlayan cerrahi işlemlerin genel adı olduğunu belirterek, "Bu işlemler yalnızca estetik kaygılarla değil, bazı durumlarda fiziksel rahatsızlıkların azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla da yapılabilmektedir" ifadelerini kullandı. "En sık meme büyütme ve küçültme işlemleri uygulanıyor" Meme estetiği kapsamında en sık meme büyütme, küçültme ve dikleştirme ameliyatlarının uygulandığını dile getiren Op. Dr. Tütüncü, "Meme asimetrisinin düzeltilmesi, doğum ve emzirme sonrası meme formunun yeniden düzenlenmesi de sık yapılan işlemler arasındadır. Bazı hastalarda işlemler tek başına yapılırken bazı durumlarda meme dikleştirme ile implant uygulaması birlikte planlanabilmektedir" diye konuştu. "Büyük memeler fiziksel şikayetlere yol açabiliyor" Meme estetiğinin yalnızca kozmetik nedenlerle tercih edilmediğini ifade eden Tütüncü, "Büyük memeler sırt, boyun ve omuz ağrılarına, sütyen askılarının omuzda iz yapmasına, meme altında pişik ve cilt tahrişine neden olabilir. Meme küçültme ameliyatı bu şikayetlerin hafiflemesine katkı sağlayabilmektedir. Memelerde sarkma, şekil bozukluğu, iki meme arasında belirgin hacim farkı ya da doğum sonrası hacim kaybı da ameliyat nedenleri arasında yer almaktadır" dedi. "Amaç vücut oranlarıyla uyumlu görünüm sağlamak" Meme büyütme ameliyatlarında genellikle silikon implantların kullanıldığını belirten Op. Dr. Tütüncü, "Amaç daha dolgun, vücut oranlarıyla uyumlu ve estetik bir görünüm sağlamaktır" ifadelerini kullandı. Tütüncü, meme küçültme ameliyatına ilişkin ise "Bu işlemde fazla meme dokusu, yağ dokusu ve deri çıkarılır. İşlem yalnızca estetik açıdan değil, fiziksel yükün azalması açısından da hastalara katkı sağlayabilmektedir" diye konuştu. Meme dikleştirme ameliyatına da değinen Op. Dr. Tütüncü, "Bu işlem memenin hacmini belirgin şekilde artırmak ya da azaltmaktan çok, sarkmış meme dokusunu toparlamayı ve meme başını daha ideal konuma taşımayı amaçlar" dedi. "İmplant seçimi kişiye göre değişiyor" Meme büyütme ameliyatlarında silikon jel içerikli ve serum fizyolojik içerikli implantların kullanılabildiğini söyleyen Op. Dr. Tütüncü, "Silikon implantlar doğal his ve görünüm sağlaması nedeniyle daha sık tercih edilmektedir. İmplant seçiminde kişinin göğüs yapısı, mevcut meme dokusu, cilt kalitesi ve beklentileri dikkate alınmaktadır. İmplantların şekli, hacmi ve yerleştirileceği plan kişiye özel belirlenmektedir" açıklamasında bulundu. "Doğum ve emzirme sonrası değişiklikler görülebiliyor" Doğum ve emzirme sonrasında memelerde hacim kaybı, sarkma ve asimetri oluşabileceğini belirten Op. Dr. Tütüncü, şu bilgileri paylaştı: "Bu değişiklikler kişinin cilt yapısına, kilo değişimine ve emzirme sürecine göre farklılık gösterebilir. Hacim kaybının ön planda olduğu durumlarda meme büyütme, sarkmanın belirgin olduğu durumlarda ise meme dikleştirme ameliyatı tercih edilebilmektedir." "İyileşme süreci kişiye göre değişiyor" Meme estetiği ameliyatlarından sonra ilk günlerde şişlik, morluk ve hafif ağrı görülebileceğini belirten Op. Dr. Tütüncü, "Doktorun önerdiği özel sütyenlerin düzenli kullanılması ve ilk haftalarda ağır kaldırmaktan kaçınılması önemlidir" dedi. Günlük yaşama dönüş süresinin yapılan işleme göre değişebildiğini söyleyen Op. Dr. Tütüncü, "Masa başı çalışan birçok hasta yaklaşık bir hafta içinde günlük rutinine dönebilmektedir. Daha yoğun fiziksel aktiviteler için ise birkaç hafta beklemek gerekebilir. Ameliyat sonrası memelerin son şeklini alması birkaç ay sürebilir. İzler zamanla azalabilir ancak tamamen kaybolmayabilir. İzlerin görünürlüğü kişinin yara iyileşme süreciyle yakından ilişkilidir" ifadelerini kullandı.