SAĞLIK - 02 Ağustos 2021 Pazartesi 10:22

Medical Park Ordu Hastanesi, Ulusal İşitme Tarama Referans Merkezi oldu

A
A
A
Medical Park Ordu Hastanesi, Ulusal İşitme Tarama Referans Merkezi oldu

Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal İşitme Tarama Programı kapsamında tüm işlemlerini tamamlayan Medical Park Ordu Hastanesi, sınırlı sayıda olan “Ulusal İşitme Tarama Referans Merkezi” olma unvanını kazandı.

Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal İşitme Tarama Programı kapsamında tüm işlemlerini tamamlayan Medical Park Ordu Hastanesi, sınırlı sayıda olan “Ulusal İşitme Tarama Referans Merkezi” olma unvanını kazandı.


Medical Park Ordu Hastanesi, Ulusal İşitme Tarama Referans Merkezi unvanını kazandı. Hastanedeki Kulak Burun Boğaz Kliniğinde bütün işitme, konuşma ve denge testleri başarıyla uygulanırken, bebek, çocuk ve yetişkinlerde işitme kaybının teşhisinde kullanılan ileri tanı yöntemi olan Klinik ABR (Bera) Testi de uygulanmaya başlandı.



İlk 3 ay çok önemli


Medical Park Ordu Hastanesi Kulak Burun Uzmanı Op. Dr. Ahmet Yılmaz, ABR (Bera) Testi ile ilgili açıklamalarda bulundu. İşitme kaybının saptanması bakımından yeni doğan döneminin kritik olduğunu söyleyen Op. Dr. Ahmet Yılmaz, şu bilgileri verdi:


“ABR Testi, özellikle yeni doğan döneminde uyguladığımız, işitme kaybının olup olmadığını belirlememize yarayan bir test olmakla birlikte, objektif sonuç alınabilen geçerliliği en yüksek fizyolojik testlerden biridir ve kesin sonuç vermektedir. ABR Testi sadece çocuklar için değil, erişkinlerde de birçok hastalığın tanısında kullanılmaktadır. Yetişkinlerde ve 3 aydan büyük çocuklarda doğal uyku esnasında gerçekleştirilmektedir. Gecikmiş konuşmaya sahip çocukların işitsel değerlendirilmesi için en sık tercih edilen yöntemdir. ABR Testi yaklaşık 40-45 dakika süren, hastanede sessiz bir odada, çocuğun doğal uykusunda yapılan bir testtir.”


ABR Testi’nin invaziv bir girişim olmadığının altını çizen Op. Dr. Ahmet Yılmaz, “İşitme kaybı tanısının yeni doğan çocukta en erken sürede koyulması gerekmektedir ki işitme kaybı belirlediğimiz çocukları erken tedavi edebilelim. İşitme kaybı derecesine göre cihaz veya endikasyonu varsa başka tedavi seçenekleri sunuyoruz. Ama 3. ayına kadar tanı koymak ana hedefimiz. En geç 6. ayında çocuğa tanı konulmuş ve işitme kaybının artık tedavi ediliyor olması gerekmektedir” diye konuştu.



Psikolojik Sorunlar Gelişebilir


Çocuğun öğrenme sürecinde duyuyor olmasının akranlarından geri kalmaması için çok önemli olduğunu söyleyen Op. Dr. Ahmet Yılmaz, şunları söyledi:


“Yeni doğan bebeklerde yaptığımız test sonucuna göre işitme kaybı çocuklarda cihazlarla, medikal tedaviyle veya gerektiğinde ameliyatlarla tedavi edilebilmektedir. İşitme kaybı tanısı koyduğumuz çocukları hızlıca tedavi ediyoruz. Çocuklarımızda tedaviye erken dönemde başlanması, dil ve konuşma gelişimi becerisinin normal yaşıyla ve yaşıtlarıyla uygun olması açısından büyük öneme sahiptir. İşitme kaybı erken fark edilmezse çocuklar ileri ki hayatlarında çok büyük sıkıntılar yaşayabilmektedir. Entelektüel gelişim, dil ve pratik beceri gelişimi geri kalır, öğrenme güçlüğü oluşur. Sosyal ve çok ciddi psikolojik sorunlar gelişir. Bu çocuklar topluma entegre olmakta ve uyum sağlamakta çok zorlanırlar. Geç kalan konuşma gelişimi kolaylıkla rehabilite edilemez."



İşitme kaybı kimlerde görülür


İşitme kaybının, çocuklarda en sık yeni doğan döneminde ek problemlerden meydana gelebildiğini söyleyen Op. Dr. Ahmet Yılmaz, "Ailede işitme kaybı olması, annenin gebelik süresince ilaç kullanması, annenin enfeksiyon geçirmesi, çocuğun sorunlu bir yeni doğan dönemi geçirmesi, yoğun bakımda antibiyotik tedavisi almasının gerekmesi, uzun süren sarılığının olması ve yeni doğan yoğun bakımda kalma gibi nedenlerden dolayı çocuklarda işitme kaybı gelişebilir. Bu çocuklarda biz işitme kaybının tanısını koymak için acele ediyor ve buna çok önem veriyoruz. Bu test bu çocuklar için çok önemli bir testtir. Çocuklarımızda işitme kaybını en erken sürede tanımlamamız gerekir. Bu aile için de hekim için de büyük bir sorumluluktur. Bu yüzden ailenin, sağlık personellerinin ve biz doktorların üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapması lazım” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Batman Batman’da 50 yıllık cami yıkıldı, minaresi kaldı Batman’da Seyitler ile Güneykent mahallelerinin birleşim noktasında bulunan yaklaşık 50 yıllık cami, kullanım ömrünü tamamlaması ve tavanında çökme meydana gelmesi nedeniyle yıkıldı. Caminin yalnızca minaresi ayakta kalırken, mahalle sakinleri yeniden yapılması için hayırseverlerden destek bekliyor. Seyitler Mahalle muhtarı Süleyman Rüzgar, caminin uzun yıllardır vatandaşlara hizmet verdiğini söyledi. Yaklaşık 50 yıldan beri vatandaşların bu camide ibadet ettiğini belirten Rüzgar, "Son zamanlarda özelliğini kaybetti. Caminin tavanı çökmeye başladı. Tavan çöktükten sonra yıkmak zorunda kaldık. Cami cemaati dağılmaya başladı. Mahalleli olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne gittik. Ekipler gelip caminin durumuna baktı ve camiyi mühürledi. Ardından yıkım kararı alındı. Camimizi yıktık, sadece minaresi kaldı. Gelen insanlar sadece caminin minaresini görüp gidiyorlar. Allah’ın izniyle camimizi yeniden yapmaya başlayacağız" dedi. Güneykent Mahalle muhtarı Salih Cihan ise caminin iki mahalleyi bir arada tutan önemli bir ibadethane olduğunu ifade ederek, "50 yıllık camimiz iki mahalleyi bir arada tutuyordu. Vatandaşlarımız burada ibadet yapıyordu. Son zamanlarda tavanları çöktü. Tekrar camimizi yapmak için hayırseverlerden yardım bekliyoruz" diye konuştu. Mahalle sakinlerinden Mehmet Direk de caminin mahalle için önemli bir ihtiyaç olduğunu belirterek, "50 yıllık bir camimiz vardı ve artık kullanılmayacak durumdaydı. Yetkililer yıkım kararı aldı. Camimizin konumu ana cadde üzerinde, iki mahallenin tam ortasında bulunuyor. Şu anda uzak noktalara gidip namaz kılıyoruz. Camimizin cemaati dağılıyor. Hayırseverlerden ve yetkililerden destek bekliyoruz. Camimizi yeniden yapmak istiyoruz" şeklinde konuştu.
Zonguldak Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi 14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.