SAĞLIK - 26 Ekim 2021 Salı 15:10

Uzmanından uyarı: ”Meme kanserinden korunmak için kilonuza dikkat edin”

A
A
A
Uzmanından uyarı: ”Meme kanserinden korunmak için kilonuza dikkat edin”

Tıbbi Onkoloji Kliniği Uzm.

Tıbbi Onkoloji Kliniği Uzm. Dr. Neslihan Özyurt, tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de sebze ve meyve tüketiminin, fiziksel aktivitenin artırılması, obeziteden kaçınılması ve normal kilonun korunmasının meme kanserine yakalanma riskini azalttığını söyledi.


Meme kanserindeki en belirgin özelliğin memede ele gelen bir kitle olduğunu söyleyen Medical Park Ordu Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Neslihan Özyurt, “Meme kanseri ileri evreye gelene kadar belirti vermeyebilir ve hasta tarafından fark edilmeyebilir. Belirti verenlerde ise en sık meme veya koltuk altında ağrısız, zamanla büyüyen şişlik ortaya çıkar. Kanser memede ya da meme ucunda ağrı, kaşıntı, yanma, kızarıklık (egzama), meme ucunda çekilmeler, deformasyon, şekil değişikliği, memede portakal kabuğu görünümü, meme ucunda sıklıkla tek taraflı olan akıntı (bu akıntı kanlı da olabilir) ve koltuk altında ele gelen şişlik/yumru gibi belirtilerle seyrediyor. Meme kanserinde önemli olan, belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı yakalayabilmektir çünkü belirtilerin önemsenmemesi halinde hastalık hızlıca ilerleyebilmektedir” diye konuştu.



“Beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmeli”


Yapılan araştırmalarda, Türkiye’de meme kanseri sıklığının son 20 yılda 2 kat arttığına dikkat çeken Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Özyurt, “Obezitenin artması, hareketlerin kısıtlanması, süt verme süresinin kısalması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, erken adet görme ve menopoza girme yaşının uzaması Türkiye’deki meme kanseri vakaların artmasının başlıca sebepleri olarak ön plana çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.


Uzm. Dr. Özyurt meme kanserinden korunmak için yapılması gerekenleri şöyle anlattı:


“Tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de sebze ve meyveden zengin şekilde beslenme, fiziksel aktivitenin artırılması, obeziteden kaçınılması ve normal kilonun korunması, sigara kullanılmaması, alkol alımının sınırlandırılması meme kanserinden korunma yollarındandır. Annelerin 1 ila 1.5 yıl bebeklerini emzirmelerinin sağlanması, yakın akrabalarında meme kanseri olan kişilerin daha yakından takip edilmesi meme kanseri riskini azaltan yaklaşımlardır.”



Risk faktörleri


Meme kanserinin 50 yaş üstü kadınlarda daha yaygın olduğunu ancak her yaş kadında da ortaya çıkabildiğinin altını çizen Uzm. Dr. Özyurt, “Meme kanserinin erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hastalığa erken evrede tanı konduğunda tedavi yüksek oranda başarılı olmakta, hastaların yaşam süreleri artmaktadır” diyerek, risk faktörlerini şöyle sıraladı:



Kadın cinsiyet: Erkeklerden 100 kat daha sık ortaya çıkar.


Yaş: Yaş arttıkça meme kanseri riski de artar.


Kalıtsal gen anormallikleri: BRCA1, BRCA2 gibi.


Ailede meme kanserli hasta yakını olması: Birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş, kız çocuk) meme kanserli hasta olması riski arttırmaktadır.


Kişinin bir memesinde kanser olması: Diğer memede ve aynı memenin diğer bölgelerinde kanser görülme riski artar.


Yoğun meme dokusuna sahip olmak.


Memede iyi huylu oluşumların (fibroadenom gibi) olması.


Adetin erken yaşta başlaması: Özellikle 12 yaşından önce adete başlamak.


Geç menopoza girilmesi: Özellikle 55 yaşından sonra menopoza girmek.


Küçük yaşta göğse başka bir nedenle radyoterapi almış olmak.


Şişman (obez) olmak.


Yetersiz fiziksel aktivite.


Hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapmış olmak.


Doğum kontrol hapı ya da iğnesi kullanmak.


Menopoz sonrası kadınlık hormonu tedavisi almak.


Alkol: Günde 1 bardaktan daha fazla alkol tüketimi.”



“Kendi kendinizi muayene edin”


Kanserden ölümleri azaltmada en etkin yöntemlerden birinin erken tanı olduğunu ve uygun hasta gruplarının taranmasının oldukça önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Özyurt; “Tıpkı diğer kanserlere olduğu gibi meme kanserine de erken dönemde tanı konulması, tedavi başarısını ve hastanın hayatta kalma şansını artırmaktadır” ifadelerine yer verdi.


“Erken tanı için meme kanserinde 20-40 yaş arası kişiler ayda bir kendi kendine muayene, iki yılda bir de yakınması olmasa bile doktora meme muayenesi için başvurmalılar" diyen Uzm. Dr. Özyurt, "40-69 yaş arası kişiler, ayda bir kendi kendine muayene, yılda bir de doktor muayenesi, bunun yanında iki yılda bir mamografi çektirmelidir. Ailesinde kanser kümelenmesi olan bireyler, bunlar için geliştirilen özel tarama programlarına dâhil edilmeli ve daha yakından izlenmelidir” ifadelerini kullandı.



Gelişen tedavi seçenekleri yüz güldürüyor


Kanserde tarama yöntemlerinin yaygınlaştırılmasıyla birlikte tedavideki ilerlemelerin özellikle son 50 yılda kansere bağlı ölümleri azalttığını ve sağ kalımları artırdığını söyleyen Uzm. Dr. Neslihan Özyurt, şu bilgileri paylaştı:


“Dünyada ve ülkemizde en fazla uygulanan kanser tedavileri kanser cerrahileri, ışın tedavisi, immünoterapiler, kemoterapiler, akıllı ilaçlar ve moleküler tedavilerdir. Meme kanserinde de hastaya, evresine ve tümör biyolojisine göre değişmekle beraber sıklıkla erken evrelerde cerrahi, cerrahi öncesi ve/veya sonrasında kemoterapi, bazı vakalarda ışın tedavisi daha ileri evrelerde ise tek başına/kombine kemoterapiler, immünoterapi ya da akıllı tedaviler uygulanabilmektedir. Tedavi planı yapılırken tümör özellikleri, hastanın yaşı, performansı, beslenme durumu, sahip olduğu hastalıklara bağlı olarak bir risk analizi yapılır ve en uygun yönteme hasta ve yakınları ile beraber karar verilir. Meme kanseri zamanında teşhis edildiğinde ve doğru bir yaklaşımla tedavi edildiğinde bizim için korkulan bir hastalık olmaktan çıkmış demektir.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Akenerji yılın ilk çeyreğinde 389 milyon TL net kâr açıkladı Akenerji, 2026 yılının ilk çeyreğinde operasyonel verimliliğin ve çeşitlendirilmiş üretim portföyünün desteğiyle 389 milyon TL net kâr ve 598 milyon TL FAVÖK elde etti. Türkiye’nin önde gelen sanayi gruplarından Akkök Holding ve Çek enerji şirketi CEZ’in eşit katılımlı stratejik ortaklığı Akenerji 2026 yılının ilk çeyreğinde 4.7 milyar TL satış geliri elde etti. Şirketin FAVÖK’ü 598 milyon TL, net kârı ise 389 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirket bu dönemde ayrıca, 180 milyon dolar tutarındaki anapara kredisinin 27 Mart 2026’da dolan vadesinin 1 yıl uzatılması konusunda Yapı Kredi Bankası ile anlaştı. "Zorlu piyasa koşullarında çeşitliliğin değeri ortaya çıktı" Akenerji Genel Müdürü Hakan Yıldırım, "2026 yılının ilk çeyreği, Türkiye elektrik piyasası açısından özgün bir konjonktürde geçti. Hidrolojik koşullar yılın başından itibaren güçlü seyretti, yalnızca Şubat ayındaki yağış miktarı 2010’dan bu yana rekor kırdı. Geçen yılın aynı dönemine göre, barajlı HES üretimini yüzde 70, toplam hidroelektrik üretimini ise yüzde 60 oranında artırdı. Bu arz bolluğu, doğal gaz tarifelerindeki yüzde 24’lük artışa karşın Piyasa Takas Fiyatları’nı TL bazında yüzde 21, dolar bazında ise yüzde 33 aşağı çekti" dedi. Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: "Düşük fiyat ortamı, doğal gaz santrallerinin ekonomik çalışma koşullarını da kısıtladı; bu durum yalnızca Akenerji için değil, portföyünde doğal gaz santrali bulunan diğer elektrik üreticileri için de geçerliydi. Bununla birlikte, güçlü hidrolojik koşullardan optimum seviyede yararlandık. Hidro santrallerimiz bu çeyrekte güçlü bir performans sergileyerek termik taraftaki kısıtı önemli ölçüde telafi etti ve konsolide finansal sonuçlarımıza olumlu katkı sağladı." "Finansal esnekliğimizi koruyoruz" Akenerji CFO’su Özge Özen Aksoy ise "4.7 milyar TL satış gelirimiz ve 598 milyon TL FAVÖK’ümüz, piyasa koşullarına rağmen üretim ve ticari operasyonlarımızdaki istikrarın devam ettiğini ortaya koyuyor. 2026’nın tamamında üretim verimliliği, ticari faaliyetlerin genişlemesi ve finansman yapısının güçlendirilmesi odaklı stratejimizle finansal performansımızı daha da iyileştireceğimize inanıyoruz. Proaktif nakit ve borç yönetimimiz sayesinde finansal esnekliğimizi sürdürüyor, önümüzdeki dönemlerde de bu disiplini korumayı hedefliyoruz" dedi.
Erzurum Erzurum Emniyeti’nden sanat dolu operasyon: "Yarınlara Geç Kalmadan" ayakta alkışlandı Erzurum İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun ve eşi Aynur Karaburun’un öncülüğünde, uyuşturucuyla mücadelede farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "Emniyetli Yarınlar Projesi" meyvelerini vermeye devam ediyor Emniyet Müdürlüğü personeli tarafından sahnelenen "Yarınlara Geç Kalmadan" adlı tiyatro oyunu, bu haftaki gösteriminde de izleyicileri hem duygulandırdı hem de düşündürdü. Sokaklarda zehir tacirlerine göz açtırmayan Erzurum Emniyet Müdürlüğü personeli, bu kez sanatın gücünü kullanarak toplumu bilinçlendiriyor. Uyuşturucu madde kullanımının bireyden aileye, aileden topluma uzanan yıkıcı etkilerini çarpıcı bir dille ele alan oyun, özellikle gençleri ve ailelerini hedef alıyor. Gösterim sırasında, bağımlılığın pençesine düşen bir gencin hayallerinin nasıl yok olduğu ve aile bağlarının nasıl koptuğu gerçekçi sahnelerle izleyiciye aktarıldı. "Tek bir gencimizi bile kurtarabilirsek ne mutlu bize" Projenin öncüsü İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, bu çalışmayla uyuşturucuya karşı sadece operasyonel değil, sosyal bir savaş da açtıklarını belirterek; "Tiyatro sahnesinde de, sokakta da, yol uygulamasında da her noktada bu zehirle sonuna kadar mücadele edeceğiz" mesajını verdi. İzleyicilerin büyük beğenisini toplayan ve ayakta alkışlanan oyunun, şehir merkezi ve ilçelerde periyodik olarak sahnelenmeye devam edeceği öğrenildi.
İzmir Çeşme bayrama hazır: Hedef yüzde 100 doluluk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarıldığını açıklaması üzerine, Türkiye’nin gözde turizm merkezi Çeşme’de rezervasyon trafiği büyük ivme kazandı. Bölgedeki mevcut doluluk oranlarının bayram haftasında yüzde 100’e ulaşması beklenirken, sektör temsilcileri tüm hazırlıklarını tamamladıklarını açıkladı. Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasının ardından, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Çeşme’de otel rezervasyonlarında yoğunluk başladı. Yaz sezonunun yaklaşması ve hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte turizmciler, misafirlerini ağırlamak için hazırlıklarını tamamladı. Kurban Bayramı tatilinin uzatılmasıyla birlikte Çeşme’deki otellerde rezervasyon trafiği hız kazandı. İlçedeki otellerde doluluk oranı şimdiden yüzde 50 seviyelerine ulaştı. Sektör temsilcileri, bayrama bir hafta kala bu oranın yüzde 70’lere çıkacağını, bayram tatili süresince ise tüm tesislerin yüzde 100 dolulukla hizmet vereceğini öngörüyor. "Ot Festivali sezonun habercisi oldu" Çeşme’nin en gözde turistik merkezi Alaçatı’da da bayram öncesi tüm hazırlıklar bitirildi. Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal, sezonun gidişatından memnun olduklarını belirterek, "İşletmelerimiz zaten Ot Festivali ile beraber bütün hazırlıklarını tamamlamıştı. Önceki yıllara göre konaklama açısından oldukça iyi geçen bir festival süreci yaşadık. Sezona dair en önemli göstergemiz Ot Festivali’ndeki doluluklar oluyor. O anlamda bu yıl sezonun çok iyi geçeceğini düşünüyoruz" dedi. "Rezervasyon alışkanlıkları son dakika şeklinde" Bayram tatilinin 9 güne uzamasının turizmcileri sevindirdiğini ifade eden Ünsal, doluluk oranlarına ilişkin şu bilgileri verdi: "Şu an rezervasyonlarımız yüzde 50’ler seviyesinde. Ancak Alaçatı’da misafirlerimizin rezervasyon alışkanlıkları genellikle son dakika şeklindedir. Önümüzdeki hafta bu oranların yüzde 70’lere, tatil geldiğinde ise tamamen doluluğa ulaşacağını öngörüyoruz. İklimin de etkisiyle bayramın oldukça hareketli geçmesini bekliyoruz." Sadece deniz değil, 12 ay etkinlik Alaçatı’nın sadece güneş ve denizden ibaret olmadığını vurgulayan Kerem Ünsal, bölgenin bir cazibe noktası haline geldiğini ifade etti. Ünsal, "Burada 12 ay boyunca gelen misafir arzu ettiği her şeyi bulabilir. Windsurf alanında dünyanın en önemli üç merkezinden biriyiz. Tenis, yarım maraton ve yarımada oyunları gibi arka arkaya sürekli faaliyetlerimiz var. Gelen misafirler kendi ilgi alanlarına göre mutlaka bir etkinlik bulacaklardır" diye konuştu. Hedef: ’Uluslararası turist kitlesi’ Alaçatı Turizm Derneği olarak projelerini büyüterek devam ettirdiklerini kaydeden Ünsal, "Başlattığımız projelerin beş tanesi uluslararası statüye kavuştu. Bu sayede sadece iç pazara değil, yurt dışından da misafirleri buraya çekebiliyoruz. En önemli hedeflerimizden biri Alaçatı’yı küresel bir marka haline getirmek" diyerek sözlerini noktaladı.
İzmir Yargıtay Başkanı Kerkez: "Yargıda görüş ayrılıkları giderilmeli" Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, "Yargıda görüş ayrılıkları giderilmeli" dedi. Yargıtay Başkanlığı koordinesinde, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının Yargıtay içtihatlarına uyumunun güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen ’İş Hukuku’ temalı çalıştay İzmir’de başladı. Programın açılışında konuşan Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yargıya olan güvenin tesis edilmesi için mahkemeler arasındaki uygulama birliğinin ve hızlı karar süreçlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı. İzmir’de gerçekleştirilen çalıştaya Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in yanı sıra İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Adli Yargı Adalet Komisyon Başkanı Onur Sert ve Komisyon Üyesi İdris Arda Aygün ile Bölge Adliye Mahkemelerinin başkan ve üyeleri katıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, adalete olan güvenin kararlardaki tutarlılıkla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Vatandaşların yargıdan temel beklentisinin dosyaların süratle karara bağlanması ve benzer davalarda çelişkili hükümlerin kurulmaması olduğunu belirten Kerkez, ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay arasındaki uyumun bu güveni pekiştireceğini söyledi. Bölge adliye mahkemelerinin kurulduğu günden bu yana süreç içerisinde farklı uygulamaların ortaya çıktığını gözlemlediklerini kaydeden Kerkez, her yargı mensubunun kendine özgü hukuki görüş geliştirmesinin doğal olduğunu ancak vatandaşa karşı ortak bir paydada buluşulması gerektiğini dile getirdi. Yargılama süreçlerinin kısalması için yargı organlarının bir bütün olarak hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken Başkan Kerkez, Türkiye’deki dosya sayısının azaltılması ve karar süreçlerinin hızlandırılması hedefinin ancak birlikte çalışılarak yakalanabileceğini belirtti. 2016 yılında hayata geçirilen istinaf sisteminin mevcut durumuna da değinen Kerkez, bölge adliye mahkemelerinin hem sayısal hem de nitelik olarak daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini, mevcut durumda çok az sayıda heyetin oldukça yoğun bir dosya yüküyle mücadele ettiğini sözlerine ekledi. İş hukuku alanında uygulama birliğini güçlendirmek, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını Yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendirmek ve hukuki süreçlerde ortak bir yaklaşım geliştirmek amacıyla düzenlenen çalıştay, uzman katılımcıların yer aldığı oturumlarla devam ediyor.