- 28 Ekim 2022 Cuma 13:38

Günde 90 ile 120 bardak çay tüketiyor

A
A
A
Günde 90 ile 120 bardak çay tüketiyor

Ordu’nun Altınordu ilçesinde yaşayan 55 yaşındaki Şafak Deliçakar, günde 90 ile 120 bardak çay içiyor.

Ordu’nun Altınordu ilçesinde yaşayan 55 yaşındaki Şafak Deliçakar, günde 90 ile 120 bardak çay içiyor.


Çay bağımlısı olan ve günde en az 90, en fazla 120 bardak çay içen Şafak Deliçakar, çevresindeki arkadaşlarının dikkatini çekiyor. Hayatının çay içmeden devam ettiremediğini söyleyen Şafak Deliçakar, cebinde poşet çay ile dolaşıyor.


Çay bağımlılığının çocukluk yıllarında başladığını belirten Şafak Deliçakar, ilk başlarda günlük 30-40 bardak çay içtiğini daha sonrasında da sayının git gide arttığını söyleyerek, “Ben çocukluğumda rahmetli babama çok özenirdim. Babam çok basiretli dünya görüşü çok geniş bir insandı ve çay bağımlısıydı. Günde 30-40 bardak ile başladım, bu zamanla arttı" dedi.



“Askerde 80 dakikada 11 demlik çay içtim”


Askerlik yıllarının başlarında istediği zaman çay içemediği için sorunlar yaşadığını dile getiren Deliçakar, bir keresinde komutana "Çay içmeden duramıyorum" dediğini, daha sonrasında da komutanın kendisini yemekhaneye yolladığını anlatarak, “En enteresan anılarım askerlik yıllarında oldu. Askere gittiğimin ilk iki günü hiç çay içemedim. Üçüncü gün sabah kalktım sabah koşusu yapmadım çavuşlar, astsubaylar itikleye itikleye startı geçmemi bekliyorlardı. Üçüncü gün içtimaya çıktık. İçtima bittikten sonra ’komutanım bir maruzatım var’ dedim. ’Söyle’ dedi. Ben de ’çay bağımlısıyım. Çay içemediğim için sabah sporda koşu yapamadım, acil çay içmem gerekiyor’ diye söyledim. Tir tir titriyorum, elim ayağım tutmuyor. Komutanım bana ’sen benimle dalgamı geçiyorsun’ diyerek kızdı. ’Hayır komutanım’ dedim tüfek de elimden düştü düşecek, o dereceye geldim. Komutan yanına bölük çavuşunu çağırdı, ’al bunu dedi yemekhaneye götür, içebildiği kadar çay içsin. Sonra yanıma getir’ dedi. 80 dakikada orta boy 11 demliği bitirdim. Kurumuş toprak gibiydim bana bir can geldi, nefes geldi. Geldim içtima alanında bir tekmil verdim. Etimesgut çınlıyordu, o derece kendime geldim” dedi.



“Görevdeyken miğferin içerisine su doldurdum, sallama çay demledim”


Askerlik anılarının bir diğerinde ise görev sırasında miğferinin içerisinde çay demlediğini ifade eden Deliçakar, “Usta birliğini Şanlıurfa’da yaptım. Her 3 ayda bir Mardin’in Mazıdağı ilçesinde tatbikata gidiyorduk. Ben şarjör yerlerinin altını poşet çay ile dolduruyordum. Derin bir çukur kazdım, başımdaki miğferi çıkardım mataradaki asker arkadaşlarımın sularından miğfere döktüm ve orada suyu kaynattım. Poşet çayları içine attım. Nöbetçi komutan beni yakaladı. Çay içerken ’nasıl yaptın bunu’ dedi. Ben de anlattım” diye konuştu.



“Günde en az ortalama 90 bardak çay içiyorum”


Şu an ise günlük ortalama olarak 90 ile 120 bardak arasında çay içtiğine dikkat çeken Deliçakar, “Mesela hastanelerde refakatçi kaldığım zaman termos yanımda hiç eksik olmaz. Antalya’da görevliyken arkadaşlarım benden habersiz kaç bardak çay içtiğimi hesaplamışlar, 90. bardakta bırakmışlar. Bunun haricinde bir veya bir buçuk demlik çay içmeden asla çıkmam. Akşam da eve gittiğim zaman bu içtiğim bardakların haricine iki veya iki buçuk demlik çay içerim. Günlük 90 bardak çaydan aşağı inmiyor, 120 bardak çaydan da yukarı çıkmıyor. Çay içemediğim zaman krize giriyorum. Benim evdeki demlikten ortalama 28 bardak çay çıkıyor. Normal çay bardağı ile 28 bardak çıkıyor. Kupadan da ise 12-13 bardak çay çıkıyor” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: "Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez" Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsünü asla kabul etmeyeceğini, siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından vazgeçmeyeceğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Hakkımız oradadır ve hakkımızı yedirmeyiz" dedi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından geri adım atmayacağını, çözüm iradesinin ise Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde sürdürüldüğünü söyledi. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının tarihi mücadelesinin doğru okunması gerektiğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkının kimlik oluşum sürecinin yani 1878’den bugüne kadar olan sürecinin doğru değerlendirilmesi herkese şunu gösterir. Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Bütün mücadelesi de bunun üstünden yürümüştür. Dolayısıyla bugün itibarıyla da böyle bir ihtimal Kıbrıs Türk halkı için yok hükmündedir. Kıbrıs Türk halkı siyasi anlamda eşit ve egemenlik haklarının peşinde olan bir hattır ve çözüm iradesinde olan bir hattır" ifadelerini kullandı. "İzolasyonlar haksızdır, kabul edilmesi mümkün değildir" Kıbrıs Türk halkının geçmişte de çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu dile getiren Erhürman, 2004 ve 2017 yıllarındaki süreçleri hatırlatarak bu iradenin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ortaya konduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın forumdaki konuşmasına da atıfta bulunan Erhürman, adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözümden yana olduklarını ifade etti. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonların hukuk dışı olduğunu vurgulayan Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonlar haksızdır. Asla kabul edilmesi mümkün değildir" dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin 2004 referandumunun ardından yayımladığı raporda, bu izolasyonların hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığının açıkça ifade edildiğini belirten Erhürman, Avrupa Birliği raporlarında da benzer değerlendirmelerin yer aldığını söyledi. Erhürman, buna rağmen Kıbrıs Türk halkının hem temel hakları ihlal edilen hem izolasyonlara maruz bırakılan hem de adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olma statüsü zedelenen bir halk konumunda tutulduğunu kaydetti. "Türkiye ile tam koordinasyon içinde ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da biliyoruz" Konuşmasında Türkiye-KKTC eşgüdümüne özel vurgu yapan Erhürman, Kıbrıs meselesinde ortaya konulan siyasal hattın son derece net olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini belirten Erhürman, "Dolayısıyla biz ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da Türkiye Cumhuriyeti’yle tam bir koordinasyon içerisinde çok iyi biliyoruz. Bunun da dünya tarafından anlaşılması gerektiğini biliyoruz" diye konuştu. Erhürman, dünyanın yeni bir evreden geçtiğine ilişkin değerlendirmelere de değinerek, uluslararası ilişkilerde kuralların ve ilkelerin geri plana itilmesinin insanlık açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını söyledi. Erhürman, insanlığın geçmişte medeniyetin rafa kaldırılmaya çalışıldığı dönemlerden geçtiğini ancak sonrasında yeniden kurallı yaşama ve diyalog zeminine döndüğünü ifade etti. Erhürman, kısa süre içinde haklı konumdaki Kıbrıs Türk halkının haklarını almasını sağlayacak bir sürecin yeniden görünür hale geleceğini kaydetti. "Sorunun kaynağı paylaşım iradesinin olmaması" Kıbrıs sorununun neden çözülemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erhürman, temel meselenin Kıbrıs Rum liderliklerinin adadaki doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve yönetim erkini Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istememesi olduğunu savundu. Erhürman, "Sorunun kaynağı şu; Kıbrıs Rum liderlikleri Kıbrıs’ta doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve tabii ki iktidarı Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemiyor" dedi. Montana sürecini örnek gösteren Erhürman, dönemin Rum lideri Nikos Anastasiadis’in dönüşümlü başkanlığı kategorik olarak reddettiğini hatırlatarak, bunun kabul edilebilir olmadığını söyledi. Erhürman, "Herhangi bir yapı olacak ortada ve biz bileceğiz ki tarih boyunca bir Kıbrıslı Türk o yapıyı asla başkan olarak yönetemeyecek. Ben bunun bir hukukçu olarak, siyasi eşitlik olarak kabul edilmesini kat’a mümkün görmem" dedi. "Birinci aşama güven artırıcı önlemler" Erhürman, çözüm için ortaya koydukları yaklaşımın aşamalı bir yöntem içerdiğini belirterek, yıllardır anlamlı bir müzakere sürecinin bulunmadığını söyledi. Bu süreçte Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafını yok sayarak çeşitli ülkelerle güvenlik, enerji ve deniz yetki alanları başta olmak üzere birçok konuda anlaşmalar imzaladığını ifade eden Erhürman, bunun güvensizliği daha da artırdığını kaydetti. Bu nedenle ilk aşamada Lefkoşa’da iki liderin karşı karşıya gelerek hem Kıbrıs Türk halkının hem de Kıbrıs Rum halkının hayatını kolaylaştıracak güven artırıcı önlemler üzerinde karar alması gerektiğini söyleyen Erhürman, "Lefkoşa’da bir tane yeni kapı, bir tane yeni geçiş noktası açabildiğini ispatlayamayan iki liderin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü gibi 60 senedir devam eden bir sorunun çözmesini hiç kimse bekleyemez" ifadelerini kullandı. Erhürman, 5+1 formatına ilişkin değerlendirmesinde ise Kıbrıs Rum liderliklerinin muhatap olarak Kıbrıs Türk tarafını değil, doğrudan Türkiye’yi alma eğiliminde olduğunu savundu. "İzolasyonlar kalkacaktı ama hâlâ sporcularımız yarışamıyor" Kıbrıs Türk halkının geçmiş deneyimlerinin kendilerine önemli dersler verdiğini belirten Erhürman, Annan Planı sonrası verilen sözlerin tutulmadığını da dile getirdi. Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki iradesine rağmen izolasyonların kaldırılmadığını ifade eden Erhürman, sporculardan iş insanlarına, akademisyenlerden arkeologlara kadar birçok kesimin hâlâ uluslararası alanda ciddi engellerle karşılaştığını söyledi. Erhürman, "Benim sporcularım hâlâ uluslararası müsabakalarda yarışamıyor. Benim iş insanlarımla benim üniversite insanlarımla bugün yurt dışına çıkışta, bir yerlerde temsiliyette sorun yaşanıyor. Benim arkeologlarımın yazdığı makalelerin yayınlanması engelleniyor uluslararası dergilerde. Kimseyle kavgamız patırtımız yok. Ama hakkımız oradadır. Ve hakkımızı yedirmeyiz" diye konuştu. "Silahlanma ve büyük devletlere yaslanma çabası nafiledir" Konuşmasının son bölümünde adadaki güvenlik dengelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının silahlanma ve büyük devletleri arkasına alma siyasetiyle Türkiye’ye karşı bir askerî denge kurmaya çalıştığını düşündüğünü söyledi. Böyle bir yaklaşımın gerçekçi olmadığını belirten Erhürman, bunun hem Rum halkı hem de Türk halkı açısından ciddi riskler doğurabileceğini ifade etti. Erhürman, "Zannediyorsun ki silahlanma ve bazı büyük devletleri arkana almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir askeri denge oluşturacaksın. Bu nafile bir çabadır, realist değildir, gerçekleşmesi zaten mümkün değildir. Bil ki hiçbir coğrafyada o büyük abiler arkada durmazlar, senin önüne geçenler. Ve senin de iraden ciddi şekilde zedelenir" ifadelerini kullandı. Adada alınan tek taraflı kararların yalnızca bir tarafı değil, tüm halkları riske attığını söyleyen Erhürman, "Benim halkım kendi iradesi olmadan alınan kararlar üzerinden risk altına sokulmayı kabul etmez" dedi.