SAĞLIK - 05 Ocak 2023 Perşembe 13:17

Süper gribin uzun sürmesinin sebebi, pandemide bağışıklığın azalması

A
A
A
Süper gribin uzun sürmesinin sebebi, pandemide bağışıklığın azalması

Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof.

Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Enginyurt, normalin aksine uzun süren solunum yolu hastalıklarının bir hastalık değil, birden çok hastalığa yakalanma sonucu oluşabildiğini, Kovid-19 pandemisinin bunda büyük etkisi olduğunu söyledi.


Türkiye genelinde son günlerde acil servis ve polikliniklerde solunum yolu hastalıklarına bağlı şikayetler oldukça arttı. Vatandaşlar tedavi ve tanı alabilmek için hastanelere giderken, bazı vatandaşlar ise Kovid-19 pandemisi sonrası tedirgin oluyor. Uzmanlar, süper grip olarak adlandırılan ve nezle türü olan bu hastalığın uzun sürmesindeki en büyük etkinin, Kovid-19 pandemisinde bağışıklığın zayıflamasından kaynaklandığını belirtiyor.



“Bu hastalık önceden bildiğimiz nezle”


Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Enginyurt, halen üst solunum yolu enfeksiyonlarının sık görüldüğü mevsimin içerisinde olunduğunu aktardı. Enginyurt, “Bu sene ‘süper grip’ adı verilen ama aslında grip virüsü olmayan, influenza virüsünün etken olmadığı bir farklı hastalık ile karşılaşmış gibiyiz ama bu bizim önceden bildiğimiz nezle. Bunun etkeni respiratuar sinsityal virus (RSV) adını verdiğimiz virüstür. Önceden ‘nezle’ deyip geçerdik ve hekimler de vatandaşlarımız da kolay geçeceğini bilirdi” dedi.



“Çok ağır hastalıklara neden olmaya başladı"


“Ancak bu sene nezle RSV çok ağır, gripten de ağır seyrediyor. Bunun nedeni biz 2 buçuk yıl boyunca maskeler ile toplumdan ve birbirimizden izole bir şekilde yaşadık, bağışıklık sistemimiz zayıfladı” diyen Prof. Dr. Enginyurt, “Bu izolasyona mecburduk ama bununla birlikte bir de yan etkisini görmüş olduk. Bu zayıflama sonrasında nezle kadar hafif dediğimiz virüsler bile insan vücudunda çok ağır hastalıklara neden olmaya başladı. Bir ay süren vakalar ile karşılaşıyoruz. Hastalar burun akıntısı ve ateş ile değil, yaygın kas ağrıları ve halsizlik ile beraber polikliniklere başvuruyor” şeklinde konuştu.



“3 virüsü aynı anda gördüğümüz hastalarımız var”


Kovid-19 virüsüne bağlı hastalığın halen devam ettiğini, grip, nezle ve Kovid-19’un aynı anda hastalarda görülebildiğini ifade eden Enginyurt, “Son zamanlarda karşılaştığımız ağır vakalarda, nezle virüsünü, influenzanın neden olduğu gribi ve Kovid-19’un neden olduğu hastalığı, 3’ünün bir arada gördüğümüz hastalar da olmakta. Bunun da nedeni bizim yine bağışıklık sistemimizin zayıflamış olması. Bu geçici durumdur, bağışıklık sistemimiz yeniden harekete geçecek, mekanizma normal bir şekilde çalışacak ve önümüzdeki yıllarda bu şekilde ağır vakalar ile karşılaşmayacağız” ifadelerine yer verdi.



“Ölümcül tehlike görülmemekte”


Uzun süreli olarak devam eden bu hastalığın Kovid-19 gibi ölüm riskinin olmadığını ifade deden Enginyurt, “Her türlü virüsün ağır hastalarda ölümcül tehlikesi olabilir. Ancak normal durumlarda sağlıklı bir insanda ölümcül tehlike görülmemekte” diye konuştu.


Enginyurt ayrıca, toplu yerlere girerken özellikle yaşlıların ve kronik hastalığı olanların muhakkak maske takmaları gerektiğini belirterek, okullarda öğretmen ve öğrencilerin hastalanma durumunda salgının yayılabileceğini, iyi beslenme ve bol sıvı tüketmenin bağışıklığı güçlendireceğini söyledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik davada tutuksuz sanıklar savunma yaptı Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinafın bozma kararı sonrasında 76 sanığın yargılanmasına devam edildi. Davada tutuksuz sanıklar savunma yaptı. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada, Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in de aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları yer aldı. Müşteki sanık Ufuk Gültekin ise duruşmaya, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Mahkeme Başkanı yargılamanın bu celse sanık beyanlarıyla devam edeceğini bildirdi. Söz verilen başka bir suçtan tutuklu sanık Yusuf İzzet Savaş, daha önceki ifadelerini tekrarladığını bildirerek, diyeceği bir şey olmadığını söyledi. Tutuksuz sanık Barış Kurt, "Ben bir akademisyenim hayatı boyunca sabıkası olmamış hiçbir suça karışmamış birisiyim. İlk gün organize şubede ifadem alınırken, bilgisayardan soru soruluyordu, ben her soruya cevap verdim. Ben Erkan Doğan adlı şahsı aramadım, mesaj atmadım. Bana daha fazla soru sorun ben cevap vereyim. Ben Erkan Doğan’ı dövmedim, dövdürmedim. Babamdan kalan mirasa bile tedbir konuldu. Ben örgüt üyeliğinden tutuklandım, hakkımı helal etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" dedi. Tutuksuz sanık Kanber Keskin, "Beyanlarımda bir değişiklik yok ama hayatımda çok değişiklik oldu. Ben bu işe ek iş olarak başladım, tek suçum Bora Kaplan’ın mekanında güvenlik olarak çalışmış olmamdır. Biz Kaplan’ın mekanında çalıştık diye hain olduk, örgüt yöneticisi olduk. Çocuklarıma silah doğrultu, 1 sene boştan yere ceza yattım. Söyleyecek çok şeyim var ama dile getirmekte zorlanıyorum. 10 senedir belediyede güvenlik olarak çalışıyordum, işimden kovuldum" ifadelerinde bulundu. Keskin’in avukatının sorusu üzerine söz alan tutuklu sanık Sertçelik, "Ben ifademde de söyledim, beni zorla gizli tanık yaptılar. Ben olay tarihinde orada değildim HTS kayıtlarından nerede olduğum tespit edilebilir" dedi. Duruşmanın öğleden önceki bölümünde savunma yapacak başka sanık bulunamayınca Mahkeme Başkanı, "Tanıklar için zorla getirme kararlarımız var" diyerek, Serdar Sertçelik’in anne ve babası ile kardeşinin de tanık olarak çağırıldığını söyleyip Serdar Sertçelik’e bu konuda bilgisi olup olmadığını sordu. Sertçelik, "Pazartesi gelecekler" cevabını verdi. Duruşmaya 1 saat ara verildi. Aranın ardından söz alan tutuksuz sanık Ertan Yigen, duruşmadan vareste tutulma talebinin bulunduğunu söyledi. Tutuksuz sanık Murat Sağlam, "Ben valelik yatım, hiçbir suça karışmadım, mağdurum. Ben hiçbir suç örgütüne üye değilim. Gelecek kaygım var, beraatimi talep ederim" dedi. Tutuksuz sanıklardan Necdet Atilla Çiftçi ile Murat Altay ise mahkemeden beraatlerini talep etti. Mahkeme başkanı tanıkların hazır olduğunu ifade ederek dinleneceğini bildirdi. Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan tanık O.Y, daha önce Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde bilgi ve teknoloji biriminde çalıştığını, Ayhan Bora Kaplan operasyonu sürecinde Murat Çelik, Şevket Demircan ve Kerem Gökay Öner’in amirleri olduğunu ifade ederek, "Mülakat odası olarak adlandırılan bir odaya ilişkin bilgim yok, yalnızca ifade alma odası vardı" dedi. Bora Kaplan’ın gözaltına alındıktan sonra işkence altında ifade verdiği iddialarına ilişkin herhangi bir bilgisinin ya da duyumunun bulunmadığını ifade eden O.Y, görev yaptığı birim nedeniyle bu tür konularla ilgisinin olmadığını, daha çok teknik işler ve bilgisayarlarla ilgilendiğini kaydetti. "Sanıkların herhangi bir kötü muameleye maruz kaldığını duymadım, görmedim" Sertçelik’in yaralandığı tarihte hastaneye gittiklerinden bahseden tanık Ç.K., "Hastaneye gittik, geri döndük. Sonrasında amirlerim ‘tekrardan çıkıyoruz’ dedi. Tekrardan hastaneye gittik, doktorla ben görüşmedim. Görüşmeleri Ahmet Komiser yaptı. Serdar Sertçelik’i hiç görmedim. Sanıkların herhangi bir kötü muameleye maruz kaldığını duymadım, görmedim. Doktorunda rapor almamız 5 dakika civarı sürdü" ifadelerinde bulundu. "Doktor rapora, ‘gözaltına alınmasında sakınca vardır’ ibareli yazı yazdı" Olay tarihinde Organize Suçlarla Mücadele ekip amiri olarak görev yapan komiser tanık A.D., "Ben hastaneye giderek Sertçelik’i muayene eden doktorla rapor konusunda görüşme gerçekleştirdim. Hastaneye kendi ekibimle gittim. Doktor kemikte parçalı kırık olduğunu söyledi. Doktor, şahsın ayağı üzerine basarsa kalıcı hasar kalır şeklinde rapor hazırladı. Doktor rapora, ’gözaltına alınmasında sakınca vardır’ ibareli yazı yazdı. Doktorun herhangi bir itirazı olmadı. Bizde hiçbir şekilde doktora baskıda bulunmadık, raporun hazırlanması da 5 dakika kadar sürmüştür" dedi. Tanık olarak dinlenen Şevket Demircan’ın avukatı Recep Öksüz’ün çalışanı U.D., "Bir sabah işe geldiğimde kapıda bir poşet gördüm ağzı bağlı değildi. İçini açmadan yüzeysel olarak baktım kağıt vardı ancak sert bir cisimdi. Recep beyin masasına bıraktım. Kargo olarak düşündüm, üzerinde isim yazmıyordu. Bu nedenle Recep beyin masasına bıraktım. Ancak Recep beyi arayıp bu durum hakkında bilgilendirme yapmadım" beyanlarında bulundu. Tanık U.D, diğer tanık M.Ö’yü tanımadığını, daha önce ofise gelmediğini belirtti. Sanık ve tanık beyanlarının ardından duruşma yarın devam etmek üzere ertelendi.