SAĞLIK - 09 Ocak 2023 Pazartesi 09:31

’Hamilelikte diş hastalıkları, düşük riskini 7 kat artırabilir’

A
A
A
’Hamilelikte diş hastalıkları, düşük riskini 7 kat artırabilir’

Hamileliğin ilk aylarında görülen kusmaların, değişen beslenme alışkanlıklarının ve hormonal değişimlerin etkisiyle diş etlerinde hassasiyet ve kanama oluşturabileceğini belirten Diş Hekimi Tuğçe Serdaroğlu, “Diş ve diş eti hastalıkları, düşük ağırlıklı bebek doğum ihtimalini 7 kat artırmaktadır.

Hamileliğin ilk aylarında görülen kusmaların, değişen beslenme alışkanlıklarının ve hormonal değişimlerin etkisiyle diş etlerinde hassasiyet ve kanama oluşturabileceğini belirten Diş Hekimi Tuğçe Serdaroğlu, “Diş ve diş eti hastalıkları, düşük ağırlıklı bebek doğum ihtimalini 7 kat artırmaktadır. Kanama nedeniyle anne adayları diş fırçalamayı bırakmamalıdır. Diş eti iltihabı dişlerin ve diş etlerinin etkin bakımı ve temizlenmesi ile önlenebilir” dedi.


Medical Park Ordu Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Dt. Tuğçe Serdaroğlu, hamilelikte ağız ve diş sağlığının önemine değindi. ‘Her hamilelik anneye bir diş kaybettirir’ düşüncesinin yanlış bir inanç olduğunu söyleyen Dt. Tuğçe Serdaroğlu, hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bilimsel kanıt olmadığını ifade etti. Hamile kişilerin D vitamini, günlük bin 200 ila bin 500 miligram kalsiyum, C ve B12 vitamininden zengin gıdalar alması gerektiğine dikkat çeken Serdaroğlu, gıdalarla yeterli kalsiyum alınamaması durumunda bebeğin gelişimi için gerekli olan miktarın annenin kemiklerinden karşılandığını, dişlerden kalsiyum çözünmesi olmayacağını belirtti.



“İlk 3 aylık dönem, hamileliğin en hassas olduğu dönemdir”


Dt. Tuğçe Serdaroğlu, hamilelikte hangi dönemde diş tedavisi yapılacağı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Hamilelik dişlerin tedavisi açısından 3 dönemde incelenir. 0 ile 3 aylık dönem, 3 ile 6 aylık dönem ve 6 ile 9 aylık dönem. 0 ile 3 aylık dönem hamileliğin en hassas olduğu dönemdir. Ağrıya neden olan ve müdahale edilmediğinde anneye ve bebeğe zarar verebilecek durumlarda diş hekimine gidilmelidir. 3 ile 6 aylık dönem hamilelik sonuna kadar ertelenmesi uygun olmayan diş çekimleri, dolgular, kanal tedavileri yapılabilir. Müdahalelerin yapılması için en uygun dönemdir. 6 ile 9 aylık dönemde ise bebek anne karnında oldukça büyümüştür ve doğum yaklaşmaktadır. İlk 3 aylık dönemde olduğu gibi acil tedaviler dışında herhangi bir uygulama yapılmamalıdır” diye konuştu.



“İlaç kullanımları doktor kontrolünde olmalı”


Hamilelerde röntgen çekiminin zorunlu hallerde anne adayına kurşun önlük giydirilerek çekilebileceğini söyleyen Dt. Serdaroğlu, ilaç kullanımı ile ilgili dikkat edilmesi gerekenlere değinerek, “Hamilelerde ilaç kullanımı, hamilelik döneminde kullanılan tetrasiklin grubu antibiyotikler ‘tetrasiklin renklenmesi’ denilen geri dönüşümü olmayan renklenmelere neden olur. Bu grup dışında kullanılan antibiyotiklerin, penisilin ve türevlerinin dişlerde renklenmeye neden olduğuna veya zarar verdiğine dair bilimsel bir veri yoktur. Ancak hamilelikte kullanılan her türlü ilacın anne adayını takip eden doktorun kontrolünde kullanılması gerektiği unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.



“Ağız hijyenine dikkat edilmemesi, çürük riskini artırıyor”


Hamilelikte tükürükteki asit miktarının arttığını ve dişlerin çürümeye yatkın hale geldiğini vurgulayan Dt. Tuğçe Serdaroğlu, “İlk aylarda görülebilen kusma sonrasında, annenin ağız hijyenine dikkat etmemesi de çürük riskini artırmaktadır. Diş etlerinde sorunu olan anne adayları ağız bakımına dikkat etmezlerse, hormonal değişime bağlı olarak da diş eti sorunları artar. Diş etleri kanayan anne adayı dişlerini fırçalamaktan kaçınabilir. Bu durum, dişler üzerinde daha fazla bakteri birikmesine ve diş etlerinde şişliğe, kızarıklığa ve daha çok kanamaya neden olur. Buna ‘hamilelik gingivitisi’ denir. Diş eti kızarık, şiş, hassas ve kanamalıdır. Hamilelik gingivitisi genellikle hamileliğin 2’nci ayında başlayıp, 8’inci ayında en üst seviyeye çıkar. Eğer hamilelik planlanıyorsa anne adayları mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli, hamilelik öncesinde varsa diş ve diş eti problemleri giderilmelidir. Ağız bakımı iyi olmayan ve diş etlerinde iltihap olan hamilelerin diş etlerinde hamilelik tümörü gelişme riski de vardır. Bunlar iltihaba bağlı gelişen diş eti büyümeleridir. Genellikle doğum sonrası kendiliğinden geçmektedir, ancak çiğneme, fırçalama güçlüğü ve aşırı ağrı gibi sorunlara neden oluyorsa diş hekimi kontrolünden geçilmelidir” şeklinde konuştu.



“Hamilelikte diş hastalıkları, düşük riskini 7 kat artırabilir”


Diş ve diş eti hastalıklarının, düşük ağırlıklı bebek doğum ihtimalini 7 kat artırdığını söyleyen Serdaroğlu, bu nedenle hamilelerin, ağız bakımlarına ve beslenmelerine daha fazla özen göstermeleri gerektiğine dikkat çekti. Dt. Serdaroğlu, şu bilgileri verdi:


“Kanama nedeniyle anne adayları diş fırçalamayı bırakmamalıdır. Diş eti iltihabı dişlerin ve diş etlerinin etkin bakımı ve temizlenmesi ile önlenebilir. Her gün en az 2 kez, mümkün olan durumlarda her yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır. Diş araları diş ipi ile temizlenmelidir. Diş hekiminin önerisi olmadığı sürece ağız gargarası kullanılmamalıdır. Hamilelikte kontrol amacı ile düzenli olarak diş hekimine gitmek gerekir. Şiddetli ağrı ve iltihabın olduğu durumlarda tedavi hamileliğin hangi döneminde olursa olsun yapılmalıdır. Özel durumlar haricinde diş tedavisi ve diş çekiminin hiçbir sakıncası yoktur. Ancak seanslar mümkün olduğunca kısa tutulur. Anestezi ve ilaç verilmesi gereken durumlarda kadın doğum uzmanı ile irtibat kurulabilir. Ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya bırakılır.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik davada tutuksuz sanıklar savunma yaptı Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinafın bozma kararı sonrasında 76 sanığın yargılanmasına devam edildi. Davada tutuksuz sanıklar savunma yaptı. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada, Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in de aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları yer aldı. Müşteki sanık Ufuk Gültekin ise duruşmaya, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Mahkeme Başkanı yargılamanın bu celse sanık beyanlarıyla devam edeceğini bildirdi. Söz verilen başka bir suçtan tutuklu sanık Yusuf İzzet Savaş, daha önceki ifadelerini tekrarladığını bildirerek, diyeceği bir şey olmadığını söyledi. Tutuksuz sanık Barış Kurt, "Ben bir akademisyenim hayatı boyunca sabıkası olmamış hiçbir suça karışmamış birisiyim. İlk gün organize şubede ifadem alınırken, bilgisayardan soru soruluyordu, ben her soruya cevap verdim. Ben Erkan Doğan adlı şahsı aramadım, mesaj atmadım. Bana daha fazla soru sorun ben cevap vereyim. Ben Erkan Doğan’ı dövmedim, dövdürmedim. Babamdan kalan mirasa bile tedbir konuldu. Ben örgüt üyeliğinden tutuklandım, hakkımı helal etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" dedi. Tutuksuz sanık Kanber Keskin, "Beyanlarımda bir değişiklik yok ama hayatımda çok değişiklik oldu. Ben bu işe ek iş olarak başladım, tek suçum Bora Kaplan’ın mekanında güvenlik olarak çalışmış olmamdır. Biz Kaplan’ın mekanında çalıştık diye hain olduk, örgüt yöneticisi olduk. Çocuklarıma silah doğrultu, 1 sene boştan yere ceza yattım. Söyleyecek çok şeyim var ama dile getirmekte zorlanıyorum. 10 senedir belediyede güvenlik olarak çalışıyordum, işimden kovuldum" ifadelerinde bulundu. Keskin’in avukatının sorusu üzerine söz alan tutuklu sanık Sertçelik, "Ben ifademde de söyledim, beni zorla gizli tanık yaptılar. Ben olay tarihinde orada değildim HTS kayıtlarından nerede olduğum tespit edilebilir" dedi. Duruşmanın öğleden önceki bölümünde savunma yapacak başka sanık bulunamayınca Mahkeme Başkanı, "Tanıklar için zorla getirme kararlarımız var" diyerek, Serdar Sertçelik’in anne ve babası ile kardeşinin de tanık olarak çağırıldığını söyleyip Serdar Sertçelik’e bu konuda bilgisi olup olmadığını sordu. Sertçelik, "Pazartesi gelecekler" cevabını verdi. Duruşmaya 1 saat ara verildi. Aranın ardından söz alan tutuksuz sanık Ertan Yigen, duruşmadan vareste tutulma talebinin bulunduğunu söyledi. Tutuksuz sanık Murat Sağlam, "Ben valelik yatım, hiçbir suça karışmadım, mağdurum. Ben hiçbir suç örgütüne üye değilim. Gelecek kaygım var, beraatimi talep ederim" dedi. Tutuksuz sanıklardan Necdet Atilla Çiftçi ile Murat Altay ise mahkemeden beraatlerini talep etti. Mahkeme başkanı tanıkların hazır olduğunu ifade ederek dinleneceğini bildirdi. Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan tanık O.Y, daha önce Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde bilgi ve teknoloji biriminde çalıştığını, Ayhan Bora Kaplan operasyonu sürecinde Murat Çelik, Şevket Demircan ve Kerem Gökay Öner’in amirleri olduğunu ifade ederek, "Mülakat odası olarak adlandırılan bir odaya ilişkin bilgim yok, yalnızca ifade alma odası vardı" dedi. Bora Kaplan’ın gözaltına alındıktan sonra işkence altında ifade verdiği iddialarına ilişkin herhangi bir bilgisinin ya da duyumunun bulunmadığını ifade eden O.Y, görev yaptığı birim nedeniyle bu tür konularla ilgisinin olmadığını, daha çok teknik işler ve bilgisayarlarla ilgilendiğini kaydetti. "Sanıkların herhangi bir kötü muameleye maruz kaldığını duymadım, görmedim" Sertçelik’in yaralandığı tarihte hastaneye gittiklerinden bahseden tanık Ç.K., "Hastaneye gittik, geri döndük. Sonrasında amirlerim ‘tekrardan çıkıyoruz’ dedi. Tekrardan hastaneye gittik, doktorla ben görüşmedim. Görüşmeleri Ahmet Komiser yaptı. Serdar Sertçelik’i hiç görmedim. Sanıkların herhangi bir kötü muameleye maruz kaldığını duymadım, görmedim. Doktorunda rapor almamız 5 dakika civarı sürdü" ifadelerinde bulundu. "Doktor rapora, ‘gözaltına alınmasında sakınca vardır’ ibareli yazı yazdı" Olay tarihinde Organize Suçlarla Mücadele ekip amiri olarak görev yapan komiser tanık A.D., "Ben hastaneye giderek Sertçelik’i muayene eden doktorla rapor konusunda görüşme gerçekleştirdim. Hastaneye kendi ekibimle gittim. Doktor kemikte parçalı kırık olduğunu söyledi. Doktor, şahsın ayağı üzerine basarsa kalıcı hasar kalır şeklinde rapor hazırladı. Doktor rapora, ’gözaltına alınmasında sakınca vardır’ ibareli yazı yazdı. Doktorun herhangi bir itirazı olmadı. Bizde hiçbir şekilde doktora baskıda bulunmadık, raporun hazırlanması da 5 dakika kadar sürmüştür" dedi. Tanık olarak dinlenen Şevket Demircan’ın avukatı Recep Öksüz’ün çalışanı U.D., "Bir sabah işe geldiğimde kapıda bir poşet gördüm ağzı bağlı değildi. İçini açmadan yüzeysel olarak baktım kağıt vardı ancak sert bir cisimdi. Recep beyin masasına bıraktım. Kargo olarak düşündüm, üzerinde isim yazmıyordu. Bu nedenle Recep beyin masasına bıraktım. Ancak Recep beyi arayıp bu durum hakkında bilgilendirme yapmadım" beyanlarında bulundu. Tanık U.D, diğer tanık M.Ö’yü tanımadığını, daha önce ofise gelmediğini belirtti. Sanık ve tanık beyanlarının ardından duruşma yarın devam etmek üzere ertelendi.