SAĞLIK - 14 Nisan 2025 Pazartesi 13:25

‘Hastalıkların tanısını geciktiren 3 ölümcül hata’

A
A
A
‘Hastalıkların tanısını geciktiren 3 ölümcül hata’

Hastalıklarda tanının gecikmesinin ölümcül olabileceğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Şahin, "Tanı gecikmesinin en temel nedenlerinden biri, hastalıkların ilk belirtilerinin halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık gibi genel ve sıradan yakınmalarla sınırlı kalmasıdır. Bunun yanı sıra, özellikle gençlerde sık görülen düşük risk algısı, bireylerin kendilerini sağlıklı hissetmeleri nedeniyle sağlık taramalarını gereksiz görmelerine yol açar. Ancak iyi hissetmek, her zaman sağlıklı olmak anlamına gelmez. Birçok ciddi hastalık uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Üçüncü ve en sık karşılaşılan neden ise modern yaşamın getirdiği yoğun tempo nedeniyle sağlık kontrollerinin ertelenmesidir" dedi.


Günümüzde modern tıbbın sunduğu tüm imkanlara rağmen birçok birey için hastalık, farkında olmadan tehlike oluşturmaya devam ediyor. Tanısı konulmamış bazı hastalıklar ise yalnızca bireyin hayat kalitesini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda geri dönüşümsüz komplikasyonlara, organ kayıplarına ve hatta ölümcül sonuçlara neden olabiliyor. Medical Park Ordu Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Şahin, tanısı konulmayan hastalıklar ile ilgili uyarılarda bulundu.



"Vücudumuz bize sinyaller gönderir"


Yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı ya da ani kilo artışı, baş dönmesi gibi sık göz ardı edilen belirtilerin aslında bazı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Şahin, "Diyabet, hipertansiyon, karaciğer yağlanması ya da tiroit bozuklukları gibi birçok kronik hastalık, başlangıçta sessiz seyreder. Tanısı geciken hastalıklar ise organ hasarına kadar gidebilir" diye konuştu.



"Rutin kontroller ihmal edilmemeli"


Toplumda ‘bir şeyim yoksa doktora gitmem’ anlayışının yaygın olduğunu belirten Uzm. Dr. Şahin, "Sağlıklı bireylerde bile yılda bir kez genel check-up yaptırmak, olması muhtemel hastalıkların erken dönemde tespiti açısından büyük önem taşır. Basit bir kan testi ya da görüntüleme ile hayat kurtaracak sonuçlara ulaşmak mümkündür" ifadelerine yer verdi.



"Hipertansiyon hastalarının yarısı hastalığının farkında değil"


İstatistiki verilerden bahseden Uzm. Dr. Şahin, "Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve uluslararası sağlık araştırma kurumlarının yayımladığı istatistiklerin, tanısı konulmamış hastalıkların toplum sağlığı açısından ne denli ciddi bir tehdit oluşturduğunu çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 40’ı, hastalığından habersiz bir şekilde yaşamını sürdürmektedir. Diyabetin erken döneminde belirgin bir semptom görülmemesi, bu durumun en önemli nedenlerinden biridir. Oysa tanı geciktiğinde, diyabet kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, körlük ve ayak ampütasyonları gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Benzer şekilde hipertansiyon (yüksek tansiyon) vakalarının yaklaşık yüzde 50’si tanı almadan ilerlemekte, bireyler ancak başka bir hastalık nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurduklarında hipertansiyon tanısı almaktadır. Bu sessiz hastalık, uzun süre fark edilmeden damarlarda hasar oluşturarak inme, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu veriler yalnızca bireysel sağlığı tehdit etmekle kalmaz, aynı zamanda sağlık sistemlerine olan ekonomik yükü de katlanarak artırır. Tanı konulmamış bir hastalık, zamanla daha karmaşık ve maliyetli bir tedavi sürecine dönüşür. Oysa erken tanı, hem yaşam süresini uzatmakta hem de yaşam kalitesini ciddi oranda artırmaktadır" şeklinde konuştu.



"Tanıyı geciktiren ihmallere dikkat"


Uzm. Dr. Şahin, tanının gecikmesinin başlıca nedenlerini şöyle paylaştı:


"Tanının gecikmesinin en temel nedenlerinden biri, hastalıkların daha çok belirgin bir şekilde başlamaması ve ilk belirtilerinin halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık gibi genel ve sıradan yakınmalarla sınırlı kalmasıdır. Bu tür semptomlar, çoğu zaman günlük yaşamın stresi, yorgunluk ya da mevsimsel değişikliklerle ilişkilendirilerek önemsenmez. Bunun yanı sıra, özellikle genç erişkinlerde sık görülen düşük risk algısı, bireylerin kendilerini sağlıklı hissetmeleri nedeniyle sağlık taramalarını gereksiz görmelerine yol açar. Ancak iyi hissetmek, her zaman sağlıklı olmak anlamına gelmez, birçok ciddi hastalık uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Üçüncü ve en sık karşılaşılan neden ise modern yaşamın getirdiği yoğun tempo nedeniyle sağlık kontrollerinin ertelenmesidir. İş ve sosyal yaşam arasında sıkışan bireyler, düzenli kontrol alışkanlığı geliştiremediğinden hastalıklar ancak ileri evrede, belirgin hasarlar oluştuktan sonra fark edilebilmektedir."



"Erken tanı sadece hayat kurtarmaz, geleceği de korur"


"Modern tıpta önleyici yaklaşım esastır" diyen Uzm. Dr. Şahin, "35 yaş üstü bireylerin yılda en az bir kez detaylı bir sağlık taramasından geçmesi gereklidir. Ayrıca, ailesinde genetik hastalık öyküsü bulunanların, yaşam tarzı risk faktörlerine sahip bireylerin (sigara, obezite, sedanter yaşam) daha sık kontrol altında olması gerekir. Tanısı konulmamış hastalıkların bireysel etkilerinin yanı sıra, sağlık sistemlerine yükleri de göz ardı edilmemelidir" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Kurbanlık olarak kestikleri 30 küçükbaş hayvanı, ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı Gerçekler Dünyası Araştırma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Kurban Bayramı dolayısıyla hayırseverlerin bağışladığı 30 küçükbaş kurbanlığı keserek başta kelebek hastası çocukları bulunan aileler olmak üzere yetim, öksüz ve ihtiyaç sahiplerine dağıttı. Dernek yetkilileri, bayramın dayanışma ruhunu yaşatmaya devam edeceklerini söyledi. Diyarbakır’da kelebek hastaları için kurulan ve tüm Türkiye’de faaliyet gösteren Gerçekler Dünyası Araştırma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Kurban Bayramı kapsamında anlamlı bir yardım organizasyonuna imza attı. Hayırsever vatandaşların destekleriyle toplanan 30 küçükbaş kurbanlık kesilerek ihtiyaç sahibi aileler için pay edildi. Hazırlanan kurban etleri, dernek gönüllüleri tarafından kent genelinde belirlenen kelebek hastası çocukların aileleri başta olmak üzere 150 yetim, öksüz ve ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıldı. Derneğin Kurucu Başkanı Şenay Çalışır, derneğin kelebek hastası çocuklar için Diyarbakır’da kurulduğunu ve Türkiye’ye hizmet veren bir dernek olduğunu ifade etti. Çalışır, "Her yıl olduğu gibi bu yıl da Kurban Bayramı’nda hayırseverlerimize vekaleten kurban kesimimiz olup önceliğimiz Diyarbakır’daki kelebek ailelerimiz ve sonrasında yetim ve ihtiyaç sahibi ailelerimize ulaştırmaktır. Bugün Allah nasip ederse 30 kurbanımızı burada keseceğiz. 150 ailemizi davet ettik. Burada tartı üzerinde etlerimiz tartılarak herkese eşit şekilde inşallah dağıtılacak. Bize bu desteği sağlayan, bizi bu iyilik köprüsünde vesile kılan bütün hayırseverlerimize teşekkür ederim, hayırlı bayramlar diliyorum" ifadelerini kullandı. Kelebek hastası oğlu ile birlikte kesim alanına gelen Şeyma Can ise Çalışır’a çok teşekkür etti. Can, "Hayırseverlerden de Allah razı olsun. Allah herkesin hayrını kabul etsin. İyi bayramlar" dedi.
Gaziantep Gaziantep’in tarihi çarşılarında bayram yoğunluğu Gaziantep’te Kurban Bayramı tatilinde yaşanan turist akını, tarihi çarşılarda çifte bayram yaşattı. Kurban Bayramı’nın 1’inci gününde Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı ve Zincirli Bedesten Çarşısı’nda yaşanan hareketlilik esnafa çifte bayram yaşattı. Vatandaşların ve turistlerin özellikle Antep fıstığı, şekerleme, lokum, çikolata, kurutmalık ve baharat tezgahlarına ilgi gösterdiği tarihi çarşılarda hareketlilik gün boyu devam etti. Tatil nedeniyle kenti ziyaret eden yerli turistler de alışverişe çıkınca tarihi çarşılarda adım atacak yer kalmadı. Kentin en köklü ve işlek ticaret merkezlerinin başında gelen Kültür Yolu bölgesindeki tarihi çarşılarda yoğunluk yaşanırken, esnaf bu çifte bereketten son derece memnun olduğunu dile getirdi. "Yoğunluktan esnaf olarak çok memnunuz" Bayram yoğunluğundan memnun olduklarını belirten tarihi Almacı Pazarı esnaflarından Fatih Özsefil, "Yakın ve uzak illerden turistler şehrimize akın etmeye başladılar. Kahramanmaraş, Adana, Şanlıurfa, Mardin, Mersin, Ankara ve İstanbul’dan turistler şehrimize akın akın geliyorlar. Bu yoğunluk hepimize yaradı. Bu yoğunluktan esnaf olarak çok memnunuz ve Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olması bizi çok memnun etti. Gaziantep’imize, tarihi çarşılara, yemeye, içmeye ve gezmeye çıkıp çıkıp gelsinler" dedi. "GAP turları akın akın gelmeye başladı" Her bayram öncesi Gaziantep’te yoğun bir kabalalık olduğunu belirten Sedat Akbayram ise, "Özellikle GAP turları akın akın gelmeye başladı. Çok yoğun bir şekilde baharat satışımız devam ediyor ve herkes Gaziantep’ten memnun kalıyor. Salça, baharat, Antep fıstığı ve kurutmalık satıyoruz. Turistler yöresel ünleri, katmeri, baklavayı tadıyorlar ve çok beğeniyorlar. Giderken de bu lezzetlerden alıyorlar. Biz şu an satışlardan memnunuz. İnşallah yoğunluk bayram sonuna kadar bu şekilde devam eder" ifadelerini kullandı. "Bayramda da vatandaşlarımızı bekliyoruz" Bayram günleri öncesinde ve sonrasında tarihi çarşılarda anormal bir kalabalık ve yoğunluk meydana geldiğini, neredeyse adım atacak yar kalmadığını söyleyen Muharrem Kervancı, "Vatandaşlarımız kurutmalık, biber, salça, baharat ve Antep fıstığına akın ediyor. Baklava ve katmerimize yoğun talep oluyor. Bayramda da vatandaşlarımızı bekliyoruz" şeklinde konuştu. "Bayram heyecanını yaşamaya geldik" Kurban Bayramı tatili nedeniyle ailesiyle birlikte Kahramanmaraş’tan Gaziantep’e geldiklerini belirten Ferhat Albayrak, "Gaziantep’in güzelliklerini, bayram heyecanını yaşamaya geldik. Çok güzel bir ortam var. İnsanlar çok sıcak kanlı ve şu anda bayram alışverişindeyiz. Baharatlarımızı aldık, Antep fıstığımızı, baklavamızı alıp eve doğru gitmeyi düşünüyoruz" diye konuştu.