GÜNDEM - 01 Nisan 2026 Çarşamba 11:36

ODÜ’de ’Bağımlılıkla Mücadele’ semineri

A
A
A
ODÜ’de ’Bağımlılıkla Mücadele’ semineri

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından, ’Bağımlılıkla Mücadele’ konulu seminer gerçekleştirildi.


Üniversitenin morfoloji binası konferans salonunda düzenlenen seminerin moderatörlüğünü, Toplumsal Katkı Koordinatörü Doç. Dr. Varol Çiçek yaptı. Seminerde, Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nevin Günaydın, Altınordu İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden Uzm. Dr. Ebru Vahapoğlu, Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Kamuran Karakülah, Ordu Yeşilay Danışmanlık Merkezi Klinik Psikoloğu Eda Taşkın Öge, Ordu Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Gülseren Oğuzhan Çıtlak, Ordu İl Emniyet Müdürlüğü Narkorehber görevlisi Erhan Demirci ile Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ayşenur Beyazıt Üçgün panelist olarak yer aldı.


Üniversite-şehir iş birliği kapsamında düzenlenen seminerde, bağımlılıkla mücadelenin farklı boyutları ele alındı. Programda madde bağımlılığı, kumar bağımlılığı ve sanal bağımlılık gibi güncel konuların yanı sıra bağımlılıkla mücadelede koruyucu önlemler hakkında katılımcılara bilgi verildi.


Seminerin sonunda Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş tarafından panelistlere teşekkür belgeleri takdim edildi.



ODÜ’de ’Bağımlılıkla Mücadele’ semineri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Büyüksimitci: "Güçlü sanayi Türkiye’nin en büyük güvencesidir" Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Mart Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, "Böylesine zorlu bir süreçte sanayiciler olarak en temel önceliğimiz, mevcut üretim kapasitemizi korumak, işletmelerimizin sürekliliğini sağlamak ve ayakta kalmaktır" dedi. Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı ve Müşterek Meslek Komitesi Toplantı, Meclis Başkanı Abidin Özkaya Başkanlığında, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi üyelerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, 2026 yılının daha olumlu bir yıl olmasının beklediklerini ancak gelinen noktada küresel dengelerin daha da bozulduğu bir tablo ile karşı karşıya olduklarını söyledi. İsrail’in, ABD’yi de yanına alarak İran’a başlattığı saldırıların tüm dünyayı etkileyen bir hâl aldığını belirten Özkaya, "Bu durum; enerji arz güvenliğinde sorunlara, ham madde tedarikinde aksamalara ve taşımacılıkta ciddi şoklara yol açmış, küresel ekonomik dengeler yeniden rotasından çıkmıştır. Enerji fiyatlarındaki artış ve Orta Doğu merkezli tedarik sorunları, özellikle petrol türevi ürünlerde yaşanan sıkıntılar, hem ülkemizde hem de küresel piyasalarda enflasyon kaygısını daha da artırmıştır. Özellikle petrol türevi, hammadde tedarikinin bu günlerde yapılamaması yada fahiş fiyatlarla yapılması fabrikalardaki üretimlerimizi tehdit etmektedir" dedi. Ham madde tedariki yapılamadığı için bazı işletmelerin üretime ara verdiğini ve çalışanların izne çıkarıldığını ifade eden Özkaya, enerji ve ham madde ithalatçısı bir ülke olarak doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki artışın cari dengeyi bozduğunu, maliyetleri yükselttiğini ve kur baskısı altındaki yurt dışı rekabet gücünü içinden çıkılmaz hale getirdiğini söyledi. Küresel pazarlarda yaşanan talep daralmasının ihracatı ciddi şekilde olumsuz etkilediğine değinen Özkaya, "Daralan bu pazarlarda sanayicilerimiz, geleceği planlamaktan ziyade günü kurtarma mücadelesi vermektedir. Son dönemde kredi faizlerinin yüzde 40’lardan yeniden yüzde 55-60 seviyelerine çıkması ve bu faizlere rağmen kredi kullanmak isteyenlerin, kredi genişleme limitlerine takılması, sanayici ve ticaret erbabının faktöring ve tefecilere yönlendirmektedir. Bu durum ise mevcut durumda faaliyetlerinde zorlanan sanayicimiz gelecekteki yatırım planlarını ötelemektedir" dedi. Enflasyonla mücadelenin sadece para düzenlemeleriyle yapılamayacağını ifade eden Özkaya, "Bu düzenlemelere ilave olarak üretimi destekleyen, üretimin talepten daha fazla yapılabildiği ve üreticinin ayrıştırılarak uygun finansman ve teşvik imkanlarından yararlandırıldığı bir modele geçmek zorunda olduğumuzu kabul etmemizdir. Mevcut enflasyonla mücadelenin omurgası olana düşük kur-yüksek faiz politikası maalesef artık cari açığımızın büyümesine hizmet etmekte olup, ihracatçının cezalandırıldığı ithalatçının ise ödüllendirildiği bir hale dönüşmüştür. Son aylardaki cari açık rakamlarımız bunun doğruluğunu teyit etmektedir" şeklinde konuştu. Ayrıca Orta Doğu ve Körfez ülkelerine ihracatın savaş kaynaklı olarak hızla gerilediğini, buna karşılık bu bölgeden yapılan ithalatta fiyatların artmasının cari açığı büyüttüğünü belirten Özkaya, bu durumda döviz dengesindeki bozulmanın kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi. "Küresel belirsizlikler ekonomiyi şekillendiriyor" Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, dünyanın belirsizlikler ve gerilimlerle dolu bir dönemden geçtiğini belirterek, "Özellikle son dönemde yaşanan ABD-İsrail-İran savaşı, dünya ekonomisinin yönünü doğrudan etkileyen en önemli gelişmelerden biri haline geldi. Bu çatışma yalnızca bölgesel bir güvenlik meselesi değil, enerji arzından ticaret yollarına kadar küresel sistemi derinden sarsan çok boyutlu bir krizdir. Bu tablo, öngörülebilirliği azaltmakta ve tüm ülkeler için riskleri artırmaktadır" dedi. "Enerji fiyatlarındaki artış sanayiciyi zorluyor" Enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin enflasyon üzerinde yeni baskılar oluşturduğunu belirten Büyüksimitci, bunun sanayiciler açısından maliyetleri artıran, yatırım kararlarını zorlaştıran ve dış ticaret iklimini daha kırılgan hale getiren bir süreci beraberinde getirdiğini söyledi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki her artışın üretim maliyetlerini, rekabet gücünü ve makroekonomik dengeleri doğrudan etkilediğini ifade eden Büyüksimitci, özellikle ihracat pazarlarında daralmanın yaşandığı ve finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde bu gelişmelerin sanayicilerin üretim planlamasını daha da güçleştirdiğini dile getirdi. "Savunma sanayii stratejik bir gereklilik" Son gelişmelerin güçlü bir savunma sanayiine sahip olmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Büyüksimitci, "Savunma sanayii, güvenliğimizin yanı sıra ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızın da en önemli teminatıdır. Artık cephe dediğimiz kavramın bir ucu sınırdaysa, diğer ucu üretim tesislerindedir. Kendi teknolojisini geliştirebilen, kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltabilen ülkeler geleceğe daha güçlü yürümektedir. Bu noktada ülkemizin savunma sanayiinde son yıllarda yakaladığı başarıyı son derece kıymetli buluyoruz. Türkiye, artık sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, geliştirdiği teknolojilerle küresel ölçekte söz sahibi olan bir üretim gücüne dönüşmektedir. Bu önemli başarıda ortaya koyduğu vizyon ve güçlü irade için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Sanayinin payındaki gerileme dikkat çekiyor" Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 oranında büyüme gösterdiğini ancak büyümenin niteliği üzerinde durulması gerektiğini belirten Büyüksimitci, tarım ve sanayi sektörlerindeki zayıf görünümün üretim tarafında istenilen güçlenmenin henüz sağlanamadığını gösterdiğini söyledi. Son beş yılda sanayinin milli gelir içindeki payının yüzde 26,1’den yüzde 18’e gerilediğini ifade eden Büyüksimitci, bu daralmanın yapısal sorunların devam ettiğine işaret ettiğini dile getirdi. Kalıcı bir ekonomik istikrar ve enflasyonla etkin mücadelenin ancak üretim kapasitesinin güçlendirilmesiyle mümkün olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, "Bu tablo bize karşı karşıya olduğumuz sorunlar geçici değil, yapısal olduğunu göstermektedir. Üretimi destekleyen, verimliliği artıran ve yatırım ortamını güçlendiren politikalara daha fazla ihtiyaç olduğu açıktır. Unutmamalıyız ki sürdürülebilir büyümenin yolu tüketimden değil, üretimden geçmektedir. Ancak içinde bulunduğumuz dönemi yalnızca makro verilerle değil, küresel gelişmeler ışığında da değerlendirmemiz gerekiyor. Dünyada devam eden savaşlar, jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizlikler, üretimden finansmana, tedarik zincirlerinden ihracata kadar birçok alanda bizleri doğrudan etkilemektedir" dedi. "Sanayiciler için öncelik: Üretimi korumak" Böylesine zorlu bir süreçte sanayiciler olarak en temel önceliklerinin mevcut üretim kapasitesini korumak, işletmelerin sürekliliğini sağlamak ve ayakta kalmak olduğuna dikkat çeken Başkan Büyüksimitci, "Bu dönemde atacağımız en kıymetli adım, üretimden kopmadan, istihdamı koruyarak ve mali disiplinimizi gözeterek yolumuza devam etmektir. Her türlü zorluğa rağmen çarkların dönmesini sağlamak, ülke ekonomisinin istikrarı, üretim gücünün devamlılığı ve toplumsal refahın korunması açısından hayati öneme sahiptir. Güçlü bir sanayi, her şartta Türkiye’nin en büyük güvencesidir" şeklinde konuşmasını tamamladı.
Aydın ADÜ İktisadi İşletme Müdürlüğü’nden 3 yılda güçlü mali disiplin ve yatırım hamlesi Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) İktisadi İşletme Müdürlüğü 2023 yılında başlayan yeni yönetim süreciyle birlikte mali disiplin, operasyonel verimlilik ve sosyal destek odaklı önemli uygulamaları hayata geçirdi. Üç yıllık süreçte borç yükünün azaltılması, gelirlerin artırılması ve kampüs yaşam kalitesinin yükseltilmesine yönelik kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirildi. 2023 yılı itibarıyla başlatılan mali toparlanma sürecinde personele olan 2,25 milyon TL tutarındaki borç tamamen kapatıldı. Aynı dönemde çek borçları sıfırlanırken, SGK prim borçları yapılandırılarak yaklaşık 14,2 milyon TL seviyesinden 4,85 milyon TL’ye düşürüldü. 2024 yılında mali disiplinin kararlılıkla sürdürülmesi sonucunda 1,65 milyon TL vergi borçları ile 5 milyon TL elektrik ve su borçları tamamen kapatıldı. Ayrıca merkezi satın alma sistemine geçilerek maliyet avantajı sağlandı ve kârlılık artırıldı. Yapılan yapısal düzenlemeler ve alınan mali tedbirler neticesinde işletme; 2023 yılını 6,6 milyon TL, 2024 yılını 15,6 milyon TL, 2025 yılını ise 15,5 milyon TL kârla kapattı. Elde edilen sonuçlarla işletme, sürdürülebilir mali yapısını güçlendirirken; Aydın Adnan Menderes Üniversitesi tarihinde ilk kez vergi rekortmenleri listesine girerek ilk 100 içerisinde yer alma başarısı gösterdi. Dijitalleşme ve denetim altyapısı güçlendirildi Kantinlerde barkodlu satış sistemine geçilerek denetim mekanizmaları etkin hale getirildi. Tüm birimlerde kamera sistemleri devreye alınırken, personel takip sistemi ile operasyonel süreçler daha kontrollü bir yapıya kavuşturuldu. Fakülte ve meslek yüksekokullarında otomat hizmetleri yaygınlaştırılarak hizmet erişimi artırıldı. Sosyal tesisler ve hizmet alanları genişletildi Kampüs yaşam kalitesini artırmaya yönelik olarak İbn-i Sina Kafeterya, Acil Şifa Kafeterya, Sağlık Kafe, Rektörlük Kafe, Mobil Kafe ve Botanik Kafe hizmete açıldı. Bununla birlikte Didim Sosyal Tesisleri ile ADÜ Sosyal Tesisleri ve Konukevi başta olmak üzere mevcut alanlarda kapsamlı yenileme çalışmaları gerçekleştirilerek kullanım konforu artırıldı. Personel odaklı sosyal destekler Personel memnuniyetine yönelik uygulamalar kapsamında, göreve başlanılan ilk dini bayramdan itibaren toplam 7 bayramda hediye alışveriş kartı desteği sağlandı. Ayrıca biriken yıllık izinlerin kullandırılmasıyla çalışma dengesi iyileştirildi. Kampüs Altyapısı Güçlendirildi Kampüs genelinde yürütülen çalışmalar kapsamında otopark sistemleri ve trafik düzenlemeleri hayata geçirildi; çevre düzenleme, peyzaj ve donatı çalışmaları tamamlandı. Kantinler modernize edilirken, çatı onarımları ve bina yenilemeleri gerçekleştirildi. Yangından etkilenen alanlar yeniden ağaçlandırıldı. Eğitim ve teknolojiye destek Üniversitenin akademik ve idari birimlerine yönelik olarak bilgisayar ve teknolojik ekipmanlar, laboratuvar cihazları ile projeksiyon ve eğitim donanımları temin edildi. Ayrıca E-BAP otomasyon sistemine sağlanan destekle akademik altyapı güçlendirildi. Hizmet verimliliğinde artış İşletmeye bağlı sosyal alanların kullanım verimliliğinde önemli artış sağlandı. Anaokulunda yüzde 50 seviyesinde olan doluluk oranı, yapılan iyileştirmeler sonucunda yüzde 90 seviyesine yükseldi. Diğer yatırımlar İnsansız ödeme sistemli otopark uygulaması devreye alınırken, kampüs genelinde sosyal alanlar (kamelyalar, banklar, mescitler) oluşturuldu. Endüstriyel mutfak ekipmanları temin edildi, kuaför hizmeti modernize edilerek yeniden hizmete açıldı ve araç filosu yenilenerek güvenlik standartları yükseltildi. ADÜ İktisadi İşletme Müdürlüğü, 2023-2026 döneminde mali disiplinin sağlanması, gelirlerin artırılması ve kampüs yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedefleri doğrultusunda önemli bir dönüşüme imza attı. Güçlü mali yapısı ve sürdürülebilir yatırım politikasıyla işletme, üniversiteye değer katmaya ve öğrencilere daha kaliteli hizmet sunmaya devam edecek. ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, "Son üç yılda hayata geçirilen çalışmalar, kurumsal yönetim anlayışımızın en somut göstergelerinden biridir. Mali disiplinin kararlılıkla uygulanması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması ve şeffaf yönetim ilkelerinin benimsenmesi sayesinde işletmemiz güçlü ve sürdürülebilir bir mali yapıya kavuşmuştur. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren önceliğimiz; üniversitemizin tüm birimlerinde kaliteyi artırmak, öğrencilerimize daha iyi imkânlar sunmak ve personelimizin çalışma şartlarını iyileştirmek olmuştur. Bu doğrultuda gerçekleştirilen borç yapılandırmaları, kârlılık artışı ve mali iyileşme süreci, yalnızca ekonomik bir başarı değil; aynı zamanda kurumsal istikrarın da önemli bir göstergesidir. Diğer yandan kampüs yaşamını zenginleştiren sosyal tesisler, modernize edilen hizmet alanları ve dijitalleşme adımları, üniversitemizin çağın gereklerine uyum sağlama konusundaki kararlılığını ortaya koymaktadır. Eğitim ve teknolojiye yapılan yatırımlar ise akademik üretkenliğimizi destekleyerek bilimsel gelişimimize katkı sunmaktadır" dedi. Personele yönelik sosyal destek uygulamaları ve çalışma barışını güçlendiren adımların kurum kültürünün önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Rektör Kent, "Biz, güçlü bir üniversitenin ancak mutlu çalışanlar ve memnun öğrencilerle mümkün olduğuna inanıyoruz. Önümüzdeki süreçte de aynı kararlılıkla çalışmaya devam ederek üniversitemizi her alanda daha ileriye taşımayı sürdüreceğiz. Elde edilen bu başarıda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.
Tekirdağ Tekirdağ’ın ihracatı 263 milyon doları aştı Tekirdağ’ın 2026 şubat ayı ihracatı 263 milyon 176 bin dolar olarak gerçekleşirken, en fazla ihracat Almanya’ya yapıldı. Türkiye İstatistik Kurumu Edirne Bölge Müdürlüğü’nce açıklanan 2026 şubat ayı dış ticaret verilerine göre, Tekirdağ ihracatta dikkat çeken iller arasında yer aldı. Buna göre Tekirdağ’da şubat ayında ihracat 263 milyon 176 bin dolar, ithalat ise 189 milyon 326 bin dolar olarak gerçekleşti. Tekirdağ, Türkiye genelinde en fazla ihracat yapan iller arasında 16’ncı sırada yer alırken, ithalatta ise 12’nci sırada yer aldı. Şubat ayında Tekirdağ’dan en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Almanya’ya yapılan ihracat 34 milyon 918 bin 350 dolar olarak kaydedildi. Bu ülkeyi 21 milyon 307 bin 611 dolar ile Sırbistan ve 19 milyon 399 bin 147 dolar ile ABD takip etti. İthalatta ise ilk sırayı Çin aldı. Tekirdağ’ın Çin’den yaptığı ithalat 45 milyon 289 bin 312 dolar olurken, Güney Kore 21 milyon 998 bin 415 dolar ile ikinci, Almanya ise 15 milyon 402 bin 532 dolar ile üçüncü sırada yer aldı. Aynı dönemde Edirne’nin ihracatı 10 milyon 777 bin dolar, ithalatı 51 milyon 430 bin dolar olurken, Kırklareli’nde ihracat 20 milyon 409 bin dolar, ithalat ise 28 milyon 28 bin dolar olarak açıklandı. Türkiye genelinde ise şubat ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,5 artarak 21 milyar 49 milyon dolar, ithalat ise yüzde 5,5 artışla 30 milyar 80 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ankara Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda Türk sahipli 14 tane gemi var, 3 tane geminin çıkma talebi yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki Türk gemileriyle ilgili, "Boğaz’da Türk sahipli 14 tane gemi var. Dolayısıyla gemilerin bütün mürettebatıyla görüşme halindeyiz. 3 tane geminin çıkma talebi yok" dedi. Bakan Uraloğlu TBMM’deki AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarını sorularını cevapladı. Hürmüz Boğazı’ndaki Türk gemilerinin son durumu hakkındaki soru üzerine Uraloğlu, "Önümüzdeki sıkıntı devam ediyor. Dışişleri Bakanlığımızın koordinasyonunda gemileri oradan çıkarabilir miyiz diye gayret içerisindeyiz. Boğaz’da Türk sahipli 14 tane gemi var. Dolayısıyla gemilerin bütün mürettebatıyla görüşme halindeyiz. 3 tane geminin çıkma talebi yok, belli operasyonlar için orada. Enerji üretimi için gemilerimiz var. Onun haricinde diğer gemileri çıkarma ile ilgili görüşmeler devam ediyor. Henüz gemileri çıkarma imkanı olmadı. Personelle ve kaptanlarla sürekli iletişim halindeyiz. İnsani problemlerinin olmadığını söylemek isterim. Yakından takip ediyoruz" cevabını verdi. Karadeniz’de Türk sahipli geminin vurulması ile ilgili soru üzerine Bakan Uraloğlu, "Bu olay vurulma mıdır, patlama mıdır uzmanlarımız takip ediyor. Ama dıştan bir müdahale olduğunu söyleyebilirim. Bizim karasularımızın dışında olan bir olaydır. Seferler anlamında genel bir problem yoktur" dedi.
İstanbul Kibar Holding’den ABD’de stratejik yatırım Yassı alüminyum üreticisi Assan Alüminyum, ABD’de alüminyum folyo üretim tesisi satın aldı. Kibar Holding’in globalleşme vizyonu kapsamında, şirketin iştiraki Kibar Americas üstünden yapılan satın almayla, Amerika kıtasında da yerel üretici konumuna geçti. Assan Alüminyum, çatısı altında faaliyet gösterdiği Kibar Holding’in yurtdışında büyüme stratejisi kapsamında ABD’nin Batı Virginia eyaletine bağlı Fairmont kentindeki alüminyum folyo üretim tesisinin satın alma sürecini tamamladı. Tesis, Assan Alüminyum tarafından Kibar Americas üzerinden Novelis şirketinden satın alındı. Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı satın almanın, uzun süredir gündemlerinde olan globalleşme vizyonlarının doğal bir sonucu olduğunu belirtti. Kayabaşı yaptığı değerlendirmede, "Kibar Topluluğu olarak yurt içindeki güçlü sanayi temellerimizi, yurt dışı yapılanmalarla daha da derinleştirerek global ölçekte rekabet gücümüzü artırmak için adımlar atmaya devam ediyoruz. Globalleşme stratejimizin merkezinde, sürdürülebilir üretim, dijitalleşme ve çevresel sorumluluk ilkeleriyle faaliyet alanlarımızı uluslararası ölçekte güçlendirmek var" diye konuştu. Kayabaşı bu yatırımın, Kibar Holding’in alüminyum, otomotiv ve ambalaj sektörlerinde büyümeye devam eden sürdürülebilir sanayi grubu vizyonunun önemli bir halkası olduğunu da vurguladı. Yerel üretici olarak küresel oyuncu Assan Alüminyum Genel Müdürü ve Kibar Americas Yönetim Kurulu Üyesi Göksal Güngör, yatırımla ilgili şunları söyledi: "Tesis, özellikle otomotiv finstok, iklimlendirme finstok, gıdaya uygun alüminyum buruşuk kap ve endüstriyel folyo gibi alanlarda üretim yapacak. Tesisin kullanımına yönelik detaylı analizler ve değerlendirmeler yapılıyor. Bu adım, şirketimizin halihazırda hizmet verdiği sektörlerde ‘yerinde üretim’ anlayışıyla büyümesini destekleyecek." Güngör, şirketin Avrupa’dan sonra Amerika kıtasında da faaliyetlerini genişleterek, ’yerel üretici olarak küresel oyuncu’ konumunu güçlendirdiğini vurgularken, "Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, yerel üretimin giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde bu yatırım, uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir yansıması. Güvenilirlik, esneklik, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik temelinde oluşturduğumuz büyüme modelimizi, yeni dönemde Amerika kıtasına taşıyacağız" dedi.