ASAYİŞ - 10 Şubat 2026 Salı 10:35

Ordu’da aranması bulunan 44 şüpheli yakalandı

A
A
A
Ordu’da aranması bulunan 44 şüpheli yakalandı

Ordu’da polis ekiplerince yürütülen çalışmalar çerçevesinde, aranması bulunan ve yakalanan 44 şüpheli şahıstan 32’si tutuklandı.


İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından son bir haftada yapılan çalışmalar neticesinde 79 şahıs hakkında çeşitli maddelerden işlem yapıldı. Ekiplerin yürüttükleri çalışmalar çerçevesinde ayrıca, farklı suçlardan aranması olan 44 şahıs yakalandı.


Adli mercilere sevk edilen bu şahıslardan 32’si tutuklanarak cezaevine gönderildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi mahyalar İstanbul’u süslemeye başladı Ramazan-ı Şerif’in habercisi olan ve Osmanlı Cihan Devleti’nden günümüze uzanan mahya geleneği, İstanbul’un selatin camilerinde yeniden hayat buldu. Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte minareler arasına asılan mahyalar, kentin siluetine manevi bir atmosfer kazandırdı. Bu kapsamda Süleymaniye Camii’ne asılan "Ramazan Kur’an Ayıdır" yazılı mahya, İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasıyla birlikte havadan görüntülendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü, Osmanlı Cihan Devleti’nde 16. yüzyıldan itibaren uygulanmaya başlanan mahya asma geleneğini günümüzde de yaşatmaya devam ediyor. İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı atölyelerde, ustaların el emeğiyle tek tek hazırlanan mahyalar; İstanbul’un yanı sıra Edirne ve Bursa’daki selatin camilerine asılıyor. Bu kapsamda Süleymaniye Camii’ne asılan "Ramazan Kur’an Ayıdır" yazılı mahya, İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarası dron kamerasına yansıdı. Gün batımında ve gece ışıklarıyla birleşen Süleymaniye Camii, mahyasıyla birlikte adeta İstanbul’un semalarında Ramazan’ı müjdeledi. "Bu senenin teması Ramazan, cami ve hayat" Mahya ustası Kahraman Yıldız, bu yılki çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen Ramazan temasına uygun yazıların hazırlandığını belirtti. Yıldız, "Bu senenin teması ‘Ramazan, cami ve hayat’. İstanbul Müftülüğünden mahyalar için yazılar belirlendi. Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü’nün talebiyle biz de her yıl olduğu gibi bu yıl da mahyalarımızı hazırladık" dedi. Mahya asımının zorluğuna da değinen Yıldız, "Bugün Süleymaniye Camii’ne mahyamızı asıyoruz. Dün Eyüpsultan Camii’ndeydik. Hava çok soğuk, rüzgar ve fırtına altında çalışıyoruz. Minareler arasında metrelerce yüksekte, rüzgarla mücadele ederek bu sanatı icra etmek ciddi bir emek istiyor. Zorluklar yaşıyoruz ama Rabbimize şükürler olsun, bu ata yadigarı sanatı yaşatmaya devam edeceğiz. Ramazan ayı boyunca İstanbul’daki camilerde beş farklı mahya yazısı yer alacak" ifadelerini kullandı. Ramazan ayı boyunca selatin camilerinde yer alacak ilk mahya yazıları ise şöyle: Süleymaniye Camii: Ramazan Kur’an Ayıdır Ayasofya-i Kebir Camii: La ilahe illallah Sultanahmet Camii: Muhammed’in Resulullah Üsküdar Cedit Valide Camii: Oruç tut sıhhat bul Eminönü Yeni Camii: Ramazan biz olmaktır Eyüpsultan Camii: Merhaba ya şehr-i Ramazan Edirne Selimiye Camii: Merhaba ya şehr-i Ramazan Bursa Ulu Camii: Kul hakkından sakın Ramazan ayı boyunca selatin camilerinde mahyalar asılmaya devam edecek. Sultanahmet ve Ayasofya Camileri dışındaki camilerde mahya yazıları Ramazan süresince 5 kez değiştirilecek. Osmanlı’dan miras kalan bu köklü gelenek, İstanbul’un semalarında Ramazan’ın manevi iklimini yaşatmayı sürdürecek.
İstanbul Üsküdar’da hastalardan rüşvet alan 2 doktor hakkında adli işlem başlatıldı Üsküdar Devlet Hastanesi’nde görev yapan ve hastalardan usulsüz şekilde para talep ettiği tespit edilmesinin ardından gözaltına alınan G.Ö. ve C.G. iki doktor hakkında adli işlem başlatıldı. Üsküdar Devlet Hastanesi’nde görev yapan iki doktorun hastalardan usulsüz şekilde para talep ettiği tespit edildi. Edinilen bilgilere göre, G.Ö. ve C.G. isimli doktorların muayeneye gelen hastalardan ameliyat işlemleri için ek ücret istedikleri belirlendi. Şüpheliler, rüşvet suçlamasıyla gözaltına alındı. Doktorların para istediği bazı hastaların ücretleri kabul etmediği ve bunun üzerine CİMER’e bildirerek doktorları şikayet ettiği; hastanede ise bazı yetkililerin durumu emniyete bildirdiği öğrenildi. Şikayetler üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Üroloji doktorluğu yapan 2 şahsın hastalardan ameliyat için rüşvet aldıkları belirlendi. Şüpheli doktor G.Ö.’nün hastalarından 20 ila 30 bin TL arası rüşvet aldığı, diğer doktor C.G.’nin ise bin 200 ila 2 bin dolar arasında rüşvet aldığı tespit edildi. Konuya ilişkin İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güler tarafından yapılan açıklamada, görevli iki hekim hakkında adli işlem başlatıldığı duyuruldu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin kararı doğrultusunda Üsküdar’da bir kamu hastanesinde görevli iki hekim hakkında adli işlem başlatılmıştır. Söz konusu süreç, Müdürlüğümüzce 14.11.2024 tarihli SABİM başvurusu sonrası başlatılmış olup idari inceleme yapılarak ivedilikle takip edilmiş ve savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. Emniyet ve adli makamlarımızın da teknik takibiyle soruşturma süreci devam ettirilmiştir. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü olarak sağlık hizmetlerinde etik dışı hiçbir uygulamaya müsamaha göstermemiz mümkün değildir. Vatandaşlarımızın güvenini zedeleyen münferit "çürük elmaların" tüm sağlık camiasını temsil etmesine asla izin vermeyiz. Tespit edilen her usulsüzlükle kararlılıkla mücadele edip gerekli işlemleri yapmaya devam ediyoruz."
Ankara DMK Genel Sekreteri Cengiz: "TÜVTÜRK, acilen kamulaştırılmalı" Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK) Genel Sekreteri Tuncay Cengiz, "Bakanlığı dahi dinlemeden komisyon veya hizmet bedeli adı altında haraç kesen TÜVTÜRK, acilen kamulaştırılmalıdır" dedi. Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK) Genel Sekreteri Tuncay Cengiz beraberindekilerle, Ankara’da TÜVTÜRK araç muayene istasyonunda darp edilerek hayatını kaybeden polis memuru Melih Okan Keskin’e yönelik saldırıyı İvedik TÜVTÜRK araç muayene istasyonu önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti. Burada açıklama yapan Tuncay Cengiz, araç muayene istasyonunda polis memuru Keskin’e yönelik gerçekleştirilen saldırının, toplumun huzuruna vurulan bir darbe olduğunu ifade etti. "TÜVTÜRK, acilen kamulaştırılmalı" Araç muayene işlemleri sadece kamu eliyle yürütülmesi gerektiğini ifade eden Cengiz, "Görevi başında olmayan, sivil kıyafetiyle kendi özel aracının, araç muayene işlemi için buraya gelen polis memuru Melih Okan Keskin kardeşimiz, kalabalık bir çalışan grubu tarafından vahşice darp edilmiş, ne yazık ki beyin kanaması geçirerek şehit olmuştur. Geride gözü yaşlı bir eş, yetim iki çocuk bırakmıştır. Kamu görevlimize yapılan bu saldırı, doğrudan milletimize ve devletimize yapılmıştır. Bu alçaklık, toplumun huzurunu, güven duygusunu ve adalet inancını derinden sarsmıştır. Artık son hadde gelinmiştir. Şikayetler diz boyudur. Özelleştiği 2007 yılından itibaren tekelleşen ve tekelleşmenin verdiği cüretle vatandaşlara sürekli kötü muamele ve eziyet eden, bakanlığı dahi dinlemeden komisyon veya hizmet bedeli adı altında haraç kesen TÜVTÜRK, acilen kamulaştırılmalıdır. Araç muayene işlemleri sadece kamu eliyle gördürülmeli veya rekabeti sağlayacak ve aktif denetlenecek şekilde her bir istasyon kısa sürelerle ayrı ayrı özelleştirilmelidir. Şikayet alınan istasyonlar ise kapatılmalı veya ihalesi iptal edilmelidir" açıklamalarında bulundu. "Sessiz kalmamalıyız, hakkımızı aramalıyız" Kamu görevlilerine yönelik şiddetin caydırıcılığını artıran yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Cengiz, "Kamu görevlilerine yönelik şiddet olaylarının son yıllarda artması tesadüf değildir. Hükümetten ve Meclis’ten beklentimiz; kamu görevlilerine yönelik şiddetin cezalarını ağırlaştıran, caydırıcılığı artıran yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmeli, şiddet eğilim ve olaylarına sıfır tolerans gösterilmelidir. Bütün memur ve kamu görevlileri kardeşlerimize de sesleniyoruz; birbirimize daha çok sahip çıkalım. Bu millet için gece gündüz çalışan bizler, birbirimizin canından, malından ve onurundan da sorumluyuz. Sessiz kalmamalıyız, hakkımızı aramalıyız, ama her zaman hukuk ve demokrasi çerçevesinde kalmalıyız" diye konuştu.
Kocaeli Lastik sektöründe 4 bin 500 işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme görüşmeleri başladı Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, sendikanın örgütlü olduğu Brisa, Pirelli ve Prometeon fabrikalarıyla gerçekleştirilen ilk oturumun ardından yaptığı açıklamada, sürecin müzakereyle yürütüleceğini ancak kazanılmış haklardan taviz verilmeyeceğini vurguladı. Lastik sektöründe yeni dönem toplu iş sözleşmesi süreci Kocaeli’de başladı. Lastik-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Brisa, Pirelli ve Prometeon fabrikalarında çalışan yaklaşık 4 bin 500 işçiyi kapsayan görüşmelerin ilk toplantısının ardından Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Biz tavize karşıyız ama müzakereye açığız" Müzakereye açık olduklarını belirten Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, "Toplu sözleşmemizi Brisa, Pirelli ve Prometeon ile yaptık. Gün içerisinde de Goodyear fabrikasıyla toplu sözleşme görüşmemiz olacak. Görüşmelerde karşılıklı sunumlar yapıldı; işverenler kendi sıkıntılarını, problemlerini ve rekabet şartlarındaki genel durumlarını anlattı. Yapılan müzakere neticesinde Brisa fabrikasında 9 madde, Prometeon ve Pirelli fabrikalarında ise 8 madde geçtik. Önümüzdeki toplantı tarihleri belli, süreç bu doğrultuda devam edecek. Biz tavize karşıyız ama müzakereye açığız; bu, kazanılmış olan haklarımızı hiçbir şekilde vermeyeceğimiz anlamına geliyor. Daha adil, karşılıklı bir anlaşma istiyoruz. İşverenlerin sorunlarını biliyoruz ancak çalışan arkadaşlarımızın taleplerini ve kazanılmış haklarını da biliyoruz" dedi. "Kolay bir sözleşme olmayacak" Toplu sözleşmenin 4 bin 500 işçiyi kapsadığını belirten Sarı, "Bu toplu sözleşme sürecini sadece 4 bin 500 işçi olarak değerlendirmemek gerekir; aileleriyle birlikte Kocaeli’yi yakından ilgilendiren bir süreçtir. Şu ana kadar ağırlıklı olarak idari maddeler görüşüldü, maddi maddelere henüz geçilmedi. Bu nedenle kolay bir toplu sözleşme olmayacak. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan gerilim ortamına rağmen biz meseleleri müzakere ortamında, karşılıklı sulh ile masada çözmekten yanayız" diye konuştu.