ÇEVRE - 22 Ocak 2026 Perşembe 17:39

Ordu’da tipi nedeniyle 2 yol daha ulaşıma kapandı

A
A
A
Ordu’da tipi nedeniyle 2 yol daha ulaşıma kapandı

Ordu Valiliği, yoğun tipi ve esinti nedeniyle 2 yolda daha ulaşımın geçici olarak durdurulduğunu açıkladı.


Valilikten yapılan açıklamada, yoğun tipi ve esinti nedeniyle Tokat’ın Niksar ilçesi ile Ordu’nun Korgan ilçesine ulaşım sağlayan yolun, 27’nci kilometresinden itibaren Korgan ilçe merkezine kadar, Kumru ilçesinden Niksar ilçesine ulaşım sağlayan yolun ise 40 ve 60’ıncı kilometreleri arasında ulaşımın geçici olarak durdurulduğu belirtildi.


Öte yandan valilikten bugün yapılan açıklamada, Ordu’nun Aybastı ilçesinden Tokat’ın Reşadiye ilçesine ulaşım sağlayan yolun 52’nci kilometresinden başlayarak, 73’üncü kilometresine kadar, Kabadüz-Çambaşı yolunun 29’uncu kilometresinden 52’nci kilometresine kadar olumsuz hava şartları, tipi ve esinti nedeniyle ulaşıma kapatıldığı duyurulmuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Vali Gül: "100 bin çocuğumuza sıcak yemek ulaştırmayı hedefliyoruz" İstanbul Valiliği himayesinde hayata geçirilen "Gönülden Bir Öğün" projesiyle, ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına eğitim öğretim yılı boyunca okulda beslenme ihtiyaçlarını karşılamaları için destek sağlanacak. Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, "100 bin çocuğumuza sıcak yemek ulaştırmayı hedefliyoruz. Çocuklarımıza bir kart verilecek. Öğrencilerimizin hesaplarına aylık 2 bin lira yatırılacak. Bu destek yalnızca okul kantinlerinde sıcak yemek için kullanılabilecek" dedi. İstanbul Valiliği himayesinde, İstanbul Çocukları Vakfı tarafından İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İstanbul Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı iş birliğinde "Gönülden Bir Öğün" projesi hayata geçiriliyor. Proje kapsamında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına kayıtlı ihtiyaç sahibi ailelerin çocukları arasından belirlenen öğrencilere, başta öğle yemeği olmak üzere temel beslenme ihtiyaçlarını okul ortamında karşılayabilmeleri amacıyla İstanbul Valiliği ve hayırseverlerin desteğiyle eğitim öğretim yılı boyunca aylık maddi destek sağlanacak. "Tüm bu çalışmaların temel amacı koruyucu-önleyici tedbirlerle tek bir çocuğu dahi geride bırakmamaktır" Şişli’de bir otelde düzenlenen "Gönülden Bir Öğün" projesinin tanıtımı programı İstanbul Üniversitesi Itri Güzel Sanatlar Lisesi Öğrencileri tarafından mini bir konser ile başladı. Proje tanıtım video gösteriminin ardından konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, "2025 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, İstanbul’da dezavantajlı kişilere toplam 22 milyar liralık sosyal destek sağladı. Bu rakamı özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü bugün sizleri bir araya getirerek ortak bir proje için birlikte yol almayı hedefliyoruz. Elbette içinizden bazıları, ’Biz bu çalışmayı yapıyoruz ama devlet ne yapıyor, bakanlık ne yapıyor, valilik ne yapıyor?’ diye düşünebilir. İşte tam da bu noktada, hakkı teslim etmek adına ifade ediyorum ki, sadece bir bakanlığımızın sosyal hizmetler kapsamında İstanbul’da ayırdığı ödenek 22 milyar lirayı buluyor. Bizler de yerel ölçekte, yaklaşık 1 ila 1,5 milyar liralık bir kaynak oluşturarak bu güçlü desteklere katkı sunmayı amaçlıyoruz. Toplumun meselelerini kendi meselemiz olarak görüyor ve bu anlayışla projeler geliştiriyoruz. Tüm bu çalışmaların temel amacı; çocuklarımızın boşlukta kalmaması, suça sürüklenmemesi ve koruyucu-önleyici tedbirlerle tek bir çocuğu dahi geride bırakmamaktır" dedi. "20 bin öğrencinin yemek ihtiyacı İstanbul Valiliği tarafından karşılanacak" 20 bin öğrencinin yemek ihtiyacının İstanbul Valiliği tarafından karşılanacağını söyleyen Vali Gül, "Şartlar değiştikçe yeni ihtiyaçlar ortaya çıkmakta. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve liderliğinde sağlanan kaynaklarla, Milli Eğitim Bakanlığımızın koordinasyonunda ikili eğitim oranını yüzde 26 seviyelerine kadar düşürmüş bulunuyoruz. Amacımız bu oranı tamamen sıfırlamaktır. İkili eğitimin yüzde 26 seviyelerine düşmesi, çocuklarımızın okulda daha fazla vakit geçirmesi anlamına geliyor. Bu durum, öğrencilerin öğle saatlerinde de okulda kalmasını gerekli kılıyor. Bu çerçevede, dezavantajlı çocuklarımıza yönelik yemek desteği gündemimize alındı. Yaklaşık 2 milyon 800 bin öğrencinin yüzde 4’üne yakınını kapsayacak şekilde, 100 bin çocuğumuza sıcak yemek ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, 20 bin öğrencinin yemek ihtiyacı İstanbul Valiliği tarafından karşılanacak. 80 bin çocuğumuzun yemek ihtiyacını ise Sosyal Yardımlaşma Vakıflarımız, Vakıflar Genel Müdürlüğümüz, hayırseverlerimiz, kurumsal firmalarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte karşılamayı hedefliyoruz. İnanıyorum ki bu adımları attığımızda, çocuklarımızın önünde sorun olarak görülen bu mesele İstanbul’unda gündem olmaktan çıkacaktır" diye konuştu. "Öğrencilerimizin hesaplarına aylık 2 bin lira yatırılacak" Vali Gül, proje kapsamında belirlenecek olan öğrencilerin hesaplarına aylık 2 bin lira yatırılacağını belirterek, "Peki, dezavantajlı çocuklarımızı nasıl tespit edeceğiz? Her ilçemizde faaliyet gösteren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarımız bulunuyor. Bu vakıflar aracılığıyla ailelerin tüm gelir durumları kayıt altında. Dolayısıyla, şeffaf ve objektif kriterlere dayalı bir tespit sistemiz var. Çocuklarımıza bir kart verilecek. Öğrencilerimizin hesaplarına aylık 2 bin lira yatırılacak. Bu destek yalnızca okul kantinlerinde sıcak yemek için kullanılabilecek. Çünkü temel hedefimiz, çocuklarımızın okula devamını sağlamak, okul saatleri içerisinde dışarıda bulunmalarını önlemek ve her bir çocuğumuzun okul ortamında sıcak yemek yiyebilmesini temin etmektir. Kantinlerimizde, İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün koordinasyonunda çocuklarımıza verilen kartlara bakiye yüklenecek. Böylece hiçbir çocuğumuzu rencide etmeden, çocuklar yemeğe ulaşabilecekler. Bu uygulamanın birkaç önemli ve pratik faydası bulunuyor. En temel fayda; ekonomik nedenlerle varsa okula gitmeyen ya da gitmek istemeyen çocuklarımızın yemek sorununu ortadan kaldırmak. Böylece İstanbul’da devamsızlığın gündemimizden çıkmasını hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Bu proje ile çocukların fasf food alışkanlığının azaltılması hedefleniyor Bu proje kapsamında çocukların fast food alışkanlığının azaltılması ve obeziteyle mücadeleye katkı sağlanacağına değinen Gül, "2 milyon 800 bin öğrencimizden bırakın yüzde birini, binde birini dahi gözden kaçırmamız 2 bin 800 çocuğumuzun risk altında kalması anlamına gelir. Bu çocuklarımızdan herhangi birinin başına olumsuz bir durum gelmesi, İstanbul gibi 16 milyonluk bir şehirde hepimizi hem vicdanen hem de hukuken rahatsız eder. İşte bu sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Bunun yanı sıra, çocuklarımıza sıcak yemek sunarak fast food alışkanlığını azaltmayı ve bu yolla obeziteyle mücadeleye de katkı sağlamayı amaçlıyoruz" şeklinde konuştu. Vali Gül, konuşmasında ayrıca İstanbul Çocukları Vakfı tarafından yürütülen Türkiye Yüzyılı Çocukları, Kardeş Aile ve İstanbul Valiliği Ödev evi projeleri başta olmak üzere devam eden sosyal projelere de değindi. Program, katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Öte yandan programa; 1. Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, bazı protokol üyeleri ve davetliler katıldı.
Ankara Uzmanından uyarı: "Gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı" Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Perinatoloji Uzmanı Dr. Coşkun Ümit, "Özellikle gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı" dedi. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden Uzm. Dr. Coşkun Ümit, influenza gribine yakalanan gebelere tedavi konusunda uyarılarda bulundu. Ümit, "Gebelik fizyolojik değişiklikleri itibari ile influenza virüsünün daha tehlikeli olduğu daha etkin olduğu gebelerimizi ve fetüslerimizin hayatını tehdit edebileceği bir süreç" ifadelerini kullandı. Gebelikte bu sürecin ağır olmasının sebeplerine değinen Ümit, "Fetüsün baskısı nedeniyle diyafram dediğimiz karın zarının üste doğru çıkması ve bunun da akciğer kapasitesini azaltması. Diğer bir neden ise gebelikte bağışıklık sisteminde gerçekleşen değişiklikler ve son olarak da kardiyak output dediğimiz kalbin kan pompalama basıncının artması ve dolayısıyla oksijen tüketiminin artması. Normalde ufak tefek semptomlarla belirtilerle atlattığımız bir grip virüsü bir soğuk algınlığı gebelerimizde oldukça ağır seyredebilmek de dolayısıyla normalde ayaktan atlata bildiğimiz influenza yani grip hastalığı gebelerde oldukça ağır seyretmekte" şeklinde konuştu. İnfluenza virüsünün gebelerdeki tehlikesine vurgu yapan Ümit sözlerine şöyle devam etti: "Anne karnındaki fetüs ilk haftalarda karşılaşırsa bir kere yarık damak dudak gibi nöral tip tefek kuyruk sokumunu açıklığı gibi ateşle beraber olabilecek konjenital anomaliler fetüs etkilemekte. Yine bebekle ilgili erken doğum tehlikesi, düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği ve hatta fetüsün anne karnında kaybına kadar giden istemediğimiz ciddi belirtiler, ciddi sonuçlar doğurabilmekte. Peki annelerimiz de neler olabilir onlarda da çok ciddi bilinç bulanıklığı, öksürük, düşmeyen ateş, titreme, terleme ve hatta bazen yoğun bakım ihtiyacı bile doğabilmekte. Dolayısıyla influenzayı gebelikte kesinlikle ve kesinlikle küçümsemeyeceğiz ve gerekli önlemleri alacağız." Hamile bireylerin kendini nasıl koruması gerektiği hakkında bilgi veren Ümit, şu ifadeleri kullandı: "İnfluenza tabii ki hepimizin bildiği bu soğuk algınlığı belirtileri dediğimiz öksürük, ateş, boğaz ağrısı, boğazda yanma, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, terleme, düşmeyen ateş. Bir kere hastaneye başvurmamız gereken halsizlik, kırgınlık, yaygın kas ağrısı. Bunlar influenzanın hepimizin çok iyi bildiği belirtileri. Tabii ki gebelikte kullandığımız ilaçlar son derece önemli her ilacı kullanamıyoruz çünkü bazı ilaçlar bebeğe olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Dolayısıyla doktor reçetesi olmadan, doktor tavsiyesi olmadan kulaktan dolma bilgilerle asla ilaç kullanmayalım. Sadece sağlık kuruluşlarında doktorlarımızın reçete ettiği ilaçları kullanalım. Aşıyı zaten vurguladım, mutlaka özellikle eylül ve nisan ayları arasında hangi haftada olursak olalım, gebeliğin hangi haftasında, hangi periyodunda olursak olalım grip aşımızı muhakkak yaptıralım. Grip aşısı bebeğe herhangi bir zarar kesinlikle vermiyor. İlk üç ay, ikinci üç ay ve üçüncü üç ay güvenle yapılabilir. Annemizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeğimizi de koruyor. Çünkü bu antikorlar yani bu bağışıklık maddeleri bağışıklık etkenleri plasenta yoluyla bebeğe de geçmekte. Bu bizim için büyük bir avantaj, dahası bu etkiler emzirme sürecinde de gene bu olumlu etkiler, bu antikorlar anne sütü yoluyla bebeğe geçip ilk altı ayda bebeğin korunmasını sağlamakta. Bu neden önemli çünkü ilk altı ay bebeğin en savunmasız, en hassas ve dış etkenlere en açık olduğu dönem. Dolayısıyla aşımız sadece gebelerimizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeklerimizi, yeni doğanlarımızı da koruyor." Ümit, acil bir durum olmadıkça kendilerini izole etmeleri gerektiğini söyleyerek, "Bunların da gene gebelikte güvenilirlikleri ispatlanmış, çeşitli antiviral ajanlar bunları da gene güvenle gebelikte kullanabiliyoruz ve mutlaka maske takılması gerektiğini, grip belirtileri olan birinin mutlaka karantina gibi dediğimiz mümkünse dışarıya çıkmaması, acil bir durum olmadıkça kendini koruması, kendini dışarıdan izole etmesi son derece önemli" dedi.