ASAYİŞ - 31 Aralık 2024 Salı 13:09

Ordu’nun 2024 yılı asayiş raporu: 24 bin 386 olay yaşandı

A
A
A
Ordu’nun 2024 yılı asayiş raporu: 24 bin 386 olay yaşandı

Ordu Valiliği’nde düzenlenen toplantı ile emniyet ve jandarmanın 2024 yılı faaliyetlerine göre, ilde meydana gelen 24 bin 386 asayiş olayında 27 bin 15 şüpheli şahsa işlem yapıldığı, 320 şahsın tutuklandığı belirtildi. Vali Muammer Erol, yeni yol öncesi il genelinde 2 bin 58 personel ve 415 ekip ile yılbaşı güvenlik tedbirleri alındığını aktardı.


Valilik toplantı salonunda, İl Güvenlik, Asayiş ve Koordinasyon Toplantısı düzenlendi. Vali Muammer Erol başkanlığında düzenlenen toplantıda, İl Emniyet Müdürlüğü ile İl Jandarma Komutanlığı’nın, il genelinde 2024 yılında gerçekleştirdiği asayiş, narkotik ve siber suçlar, terör, kaçakçılıkla mücadele ve göçmen kaçakçılığı başta olmak üzere asayiş ve güvenliğin sağlanması noktasında yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler paylaşıldı.



Suç oranları azaldı, aranması bulunan 3 bin 250 şahıs yakalandı


Vali Muammer Erol, programda yaptığı açıklamada, 2023 yılı ile 2024 yılı kıyaslandığında, kişilere ve mal varlığına karşı işlenen suçlarda azalma olduğunu ifade ederek, “2024 yılında asayiş olayları ile ilgili ilimiz genelinde; kişilere karşı işlenmiş 10 önemli suç kategorisinde 2023 yılı ile 2024 yılı kıyaslandığında olay sayılarında yüzde 9,3 azalma meydana gelmiş, ayrıca 2024 yılı içerisinde yüzde 99,8 aydınlatma oranına ulaşılmıştır. Mal varlığına karşı işlenen 9 önemli suç kategorisinde ilimiz genelinde 2023 yılı ile 2024 yılı kıyaslandığında olay sayılarında yüzde 42 azalma meydana gelmiş, ayrıca 2024 yılı içerisinde yüzde 95,8 aydınlatma oranına ulaşılmıştır. Yapılan çalışmalarda hapis cezasına göre aranan bin 876 şahıs, ifade için aranan bin 374 şahıs olmak üzere toplamda 3 bin 250 aranan şahıs yakalanmıştır” dedi.



“24 bin 386 asayiş olayında, 27 bin 15 şüpheli şahsa işlem yapıldı, 320 şahıs tutuklandı”


2024 yılında meydana gelen toplam 24 bin 386 asayiş olayında, 27 bin 15 şüpheli şahsa işlem yapıldığını, bu çalışmalarda 320 şüpheli şahsın tutuklandığını ifade eden Vali Muammer Erol, “Meydana gelen asayiş olaylarında ve yapılan çalışmalarda 402 adet tabanca, 230 adet av tüfeği, 6 bin 43 adet tabanca fişeği, 225 adet kurusıkı tabanca ve 221 adet delici kesici alet ele geçirilmiştir. 2024 Yılı içerisinde meydana gelen intihar olaylarında ise 43 intihar olayı meydana gelmiştir” şeklinde konuştu.



Kaçakçılık ile mücadele çalışmaları


Polis ve jandarma ekipleri tarafından, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında 2024 yılında yapılan 588 operasyonda bin 171 şahsın yakalandığını, 79 şahısın tutuklandığını, 66 şahıs hakkında adli kontrol kararı verildiğini söyleyen Vali Erol, ”Yapılan operasyonlar sonucu bin 938 litre alkollü içki, 18 milyon 905 bin 650 dal makaron, 807 bin 870 dal içi doldurulmuş makaron, 6 bin 630 kilogram açık kıyılmış tütün, 392 adet kaçak puro, 608 paket kaçak sigara, 761 adet paketlenmiş tütün, 89 adet tabanca, 3 bin 932 adet fişek, 297 adet sahte belge, 11 bin 479 adet muhtelif kaçak emtia, 118 adet kaçak cep telefonu, 10 bin 129 adet cinsel içerikli ürün, 45 av tüfeği, 50 gaz-kuru sıkı tabanca, 810 adet sahte para, 94 adet çek-senet, 719 adet elektronik sigara, 272 adet sikke-obje, 98 adet muhtelif kazı malzemesi ele geçirilmiştir” ifadelerine yer verdi.



Uyuşturucu ile mücadele çalışmaları


Uyuşturucu madde satışı yapan ve kullanan şahıslara yönelik olarak 2024 yılında yapılan bin 458 operasyonda, bin 647 şahsın yakalandığını, 170 şahsın ise tutuklandığını vurgulayan Vali Erol, gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda 573 gram kokain, 154 gram bonzai hammaddesi, 4 kilo 955 gram metamfetamin, 3 bin 426 adet extacy, 17 bin 144 adet sentetik ecza, 72 kilo 230 gram skunk, 9 gram eroin, 20 kilo 192 gram esrar, 376 kök kenevir bitkisi, 8 kilo 986 gram sentetik kannabinoid maddesi ele geçirildiğini aktardı.



Bir yılda 1 milyon 176 bin 992 araç denetlendi, 153 bin 94 sürücüye işlem yapıldı


Toplantıda, il genelinde polis ve jandarma ekiplerince yürütülen trafik çalışmalarından da bilgiler paylaşan Vali Muammer Erol, şu ifadelere yer verdi:


”Trafikte sıfır can kaybı hedefiyle, vatandaşlarımızın trafik güvenliğini sağlamak amacıyla yapılan trafik denetimlerinde, 2024 yılında toplam 1 milyon 176 bin 992 araç kontrol edilmiş, 153 bin 94 araç sürücüsüne muhtelif maddelerden işlem yapılmış, 5 bin 440 araç trafikten men edilmiş, 2 bin 826 araç sürücüsünün sürücü belgesine geri alınmıştır. 2024 yılında, kaza yerinde 14 ölümlü trafik kazası meydana gelmiş 18 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. İlimiz genelinde alınan tüm tedbirlere rağmen 2 bin 505 yaralamalı trafik kazası meydana gelmiş, bu kazalarda 3 bin 780 vatandaşımız yaralanmıştır.”



“İlimiz genelinde 2 bin 58 personel ve 415 ekip ile yılbaşı güvenlik tedbirleri alınmıştır”


Yılbaşı öncesi ekiplerin il genelinde teyakkuzda olduğunun da altını çizen Erol, “Vatandaşlarımızın yeni yıl programlarını huzur ve güven ortamı içerisinde geçirmelerini sağlamak amacıyla genel güvenlik ve asayişin temini, şehirler arası ve şehir içi yollarda trafik akışının diğer günlere oranla daha da yoğunlaşacağı dikkate alınarak, ilimiz genelinde 2 bin 58 personel ve 415 ekip ile yılbaşı güvenlik tedbirleri alınmıştır. Bize, 112 Acil Çağrı Merkezi aracılığıyla, İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı birimlerimize bizzat başvurarak 24 saat ulaşabilirsiniz” açıklamalarında bulundu.



Ordu’nun 2024 yılı asayiş raporu: 24 bin 386 olay yaşandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Aldemir: "Limon ithalatında vergi düzenlemesi hem üreticiyi hem tüketiciyi koruyacak" AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir, Ticaret Bakanlığı tarafından limon ithalatında uygulanan gümrük vergisine yönelik yapılan yeni düzenlemenin, hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumayı amaçladığını söyledi. Başkan Aldemir yaptığı açıklamada, tarım ve gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve piyasada oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığının önemli bir adım attığını belirtti. Bu kapsamda limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere yüzde 10 olarak yeniden düzenlendiğini ifade etti. Mersin’in, Türkiye’nin en önemli limon üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Aldemir, düzenlemenin hem piyasa dengesi hem de üreticinin korunması açısından önemli olduğunu dile getirdi. Aldemir, "Bilindiği üzere Mersin ilimiz Türkiye’de limon üretiminin merkezi konumundadır. Devletimiz üreticimizin emeğini korurken aynı zamanda tüketicimizin de uygun fiyatlarla ürüne ulaşmasını sağlamak adına dengeli bir politika yürütmektedir. Limonun hasat dönemi de dikkate alınarak 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren ithalatta gümrük vergisi tekrar yüzde 54 seviyesine çıkarılacaktır. Bu uygulama yerli üreticimizin korunmasına katkı sağlayacaktır" dedi. Hükümetin tarım ve gıda piyasalarını yakından takip ettiğini belirten Aldemir, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hükümetimiz, hem üreticimizin emeğini hem de vatandaşımızın alım gücünü koruyacak politikaları kararlılıkla uygulamaya devam etmektedir. Tarım ve gıda ürünlerinde fiyat istikrarını sağlamak, piyasayı dengede tutmak ve üreticimizi desteklemek adına gerekli tüm adımlar atılmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Eskişehir "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığını yalnızca iki öğrenci arasındaki bir sorun olarak değil, okul, aile ve öğrencilerin birlikte ele alması gereken bir sistem sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti. "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" konusunu ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığında seyirci kalmanın çoğu zaman sessiz kalmak olmadığını, zorbalığın sürmesine katkıda bulunmak olduğunu belirtti. Akran zorbalığının yalnızca iki öğrenci arasında yaşanan bireysel bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, zorbalığın tekrarlayıcı bir niteliğe sahip olduğunu ve taraflar arasında güç eşitsizliğinin bulunduğu durumlarda sistematik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Zorbalıkla mücadelede yalnızca zorbayı cezalandırmaya ya da mağdura yönelik bireysel müdahalelere odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Şahbudak, okul ortamı, aileler ve öğrencilerin dâhil olduğu bütüncül bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Akran zorbalığı dediğimiz zaman aslında birebir bir çatışmadan ya da bir akran tartışmasından bahsetmiyoruz. Bu sürecin kronik olması, tekrarlayıcı zeminde olması önemli. Taraflar arasında güç eşitsizliğinin olması önemli ve sistematik bir hale geldiğinde akran zorbalığı diyoruz. Akran zorbalığı dediğimiz zaman müdahale sırasında sadece zorba ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden değil, aslında sisteme yönelik bir müdahaleden bahsetmek mümkün. Zorbanın okuldan uzaklaştırılması ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden bahsetmiyoruz. Orada bir sorun var ve bu sorun aslında ailelerin de dahil edildiği bir sistem sorunu olarak görülür ve okul içerisinde ele alınırsa o zaman çözüm çok daha kolay oluyor. "Sessiz kalmak zorbaya yardım etmektir" Çözüm dediğimizde aslında öğrencilerin de içine dahil edildiği, öğretmenlerin ve ailelerin de içine dahil edildiği çözümden bahsediyoruz. Söylediğimiz şey aslında seyircilerin de ortamdaki zorbalığa müdahil olması. Çünkü seyirci kalmak demek aslında sessiz kalmak demek değil. Aslında zorbaya yardım etmek demektir. Ve zorbanın okuldan uzaklaştırılması çoğu zaman bir çözüm olmuyor. Aksine bir sistem sorunu olarak ele alırsak eğer bir süre sonra mağdurun da zorlu olabileceğini düşünmemiz gerekiyor ve bunu bu şekilde ele alırsak aslında hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Bir zorbayı cezalandırmaktansa hem akan zorbalığı yapan kişinin hem de mağdurun ruhsal olarak güçlendirilmesi ve değerlendirilmesi, mutlaka sisteme ailelerin de dahil edilmesi ve ailelerin de bu konuda sorumluluk alması önemli. Aslında öğrencilerin kendisine de adalet duygusunu sağlamak üzere bir sorumluluk verilmesi önemli. Seyirci kalmıyoruz. O sırada akran zorluğuna uğrayan kişiye hemen müdahale edemesek bile sonradan müdahale etme şansımız var ve bunu özellikle değerlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bunu bir sistem sorunu olarak ele alırsak çözüme ulaşmak çok daha kolay. Çünkü orada birebir bir zorbayı cezalandırdığımızda aslında sistemin çarkları dönmeye devam ediyor. "Hem zorba, hem mağdur için ruhsal yardım mümkün" Ergenlik döneminde akran ilişkileri oldukça önemli. Bu akran grubunda kabul görmek, dışlanmama ihtiyacı aslında kişiliğin de belirleyici yanlarından biri oluyor. Kimlik gelişiminde bunlar da önemli. Hem zorba için hem mağdur için aslında bir ruhsal etkilenme varsa yardım arayışında olmak sadece okul ikliminde çözülebilen sorunlardan bahsetmiyoruz. Aileler de bu konuda sorumluluk alarak ruhsal yardım ihtiyaçlarını görmezden gelmemeli ve bununla ilgili destek almalı. Hem zorba hem mağdur için ruhsal yardım mümkün ve aslında bu çocukların her birini suça sürüklenen çocuk ya da zorba çocuk olarak etiketlemeden önce onlar, bizlerin çocukları ve mutlaka yardımla değiştirebileceğimiz şeyler var. Bu umudu aşılayarak bitirmek istiyorum. Çünkü özellikle yardım alırsak değiştirebileceğimiz çok fazla şey var."