POLİTİKA - 10 Aralık 2016 Cumartesi 18:42

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ataş: “15 Temmuz darbe girişimi bir işgal hareketidir”

A
A
A
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ataş: “15 Temmuz darbe girişimi bir işgal hareketidir”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş, 15 Temmuz darbe girişiminin aslında Türkiye’ye yönelik bir işgal hareketi olduğunu belirterek, “Eğer bu darbe gerçekleşmiş olsaydı Türkiye işgal edilecekti. Peki kimler tarafından işgal edilecekti, FETÖ terör örgütü çeteleri tarafından, DAİŞ tarafında, PKK tarafından, PYD tarafından bu ülke işgal edilecekti” dedi.
AK Parti Osmaniye Teşkilatı, İl Danışma Meclisi Toplantısını özel bir tesiste İstanbul Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Mustafa Ataş’ın katılımı ile gerçekleştirdi.
AK Parti İl Başkanı Av. Hamza Tor, göreve geldiklerinden bu yana önemli sınavlar verdiklerini belirtti. Tor, “İlk olarak 7 Haziran seçimleri için çalıştık ve 8 Haziran sabahına malumunuz geçici bir sıkıntının içerisine başladık. Daha sonra Osmaniye’de ki tüm partili arkadaşlarımızla el ele vererek çalıştık ve 1 Kasım seçimlerinde farklı bir partinin genel başkanının olduğu bir ilde en az oy kaybedip rakibimize 40 bin oy farkı attık” dedi.
AK Parti Osmaniye Milletvekili Suat Önal, 15 Temmuz gecesini unutmayacağını ve unutturmayacağını belirtti. Önal, “Çünkü bu planın şifreleri çözüldükçe ne kadar haince, yılların birikimiyle ümmetin umudu haline gelen Türkiye’nin üzerine kurulan hesapları daha iyi anlıyoruz. Her gün gelişen, güçlenen, dünyanın sömürgeci emperyalist düzenine dur diyen ve mazlum Müslümanların her zaman gür sesi olan güçlü Türkiye’nin Sayın Cumhurbaşkanı’na tahammül edemeyenler bu 15 Temmuz’u kurguladılar. Ama başarılı olamadılar” diye konuştu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş, “15 Temmuz darbe girişimi aslında Türkiye’ye yönelik bir işgal hareketiydi. Eğer bu darbe gerçekleşmiş olsaydı Türkiye işgal edilecekti. Peki kimler tarafından işgal edilecekti, FETÖ terör örgütü çeteleri tarafından, DAİŞ tarafından, PKK tarafından, PYD tarafından bu ülke işgal edilecekti. 15 Temmuz akşamı terör örgütleri darbenin gerçekleşmesini beklediler” dedi.
14 yıllık süre içerisinde demokratik yöntemlerle AK Partiyi alt edemeyen çevrelerin çeşitli oyunlar oynayarak AK Partiyi devirmeye çalıştıklarını ifade eden Ataş, “Cumhurbaşkanımızın hayatına kastetmeye kalktılar. Son olarak 15 Temmuz darbe girişiminde bulundular. Cumhuriyet tarihinde 2002 yılına kadar yapılamayan hizmetleri, 14 yıla sığdıran kadroda olmakla gurur duyulması gerekiyor. Kurulduğu günden beri başarılarını hazmedemeyenlerin AK Parti’nin önünü kesmeye çalıştılar. Aslında Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü kesmeye, Türkiye’nin önünü kesmeye çalıştılar. Milletimiz buna asla müsaade etmedi. Bundan sonra da inşallah etmeyecek. Bu geçen 14 yıllık süre içerisinde demokratik yöntemlerle AK Partiyi alt edemeyen çevreler oyunlara başvurdular, Cumhurbaşkanımızın hayatına kastetmeye kalktılar, son olarak 15 Temmuz darbe girişiminde bulundular” dedi.
“Bir işgal hareketiydi”
Ataş, Türk silahlı kuvvetler içerisine sızmış asker kılığına girmiş FETÖ mensubu hainlerin darbe girişimine kalkıştığını hatırlatarak, “Bu hainler Türkiye’nin en can alıcı kurumlarına saldırdılar. 15 Temmuz gecesi Kurutuluş Savaşı’nda bile zarar görmemiş Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bu hain çeteler tarafından 8 tane bomba atacak kadar alçalabilmişlerdir. Bu ülke de Özel Hareket Daire Başkanlığı birer tonluk 2 tane bomba bırakılmak suretiyle ülkenin emniyet güçlerinin en önemli noktası, o gece bombalanmış ve 53 şehidimiz olmuştur. Ankara Emniyet Müdürlüğü, TÜRKSAT bu hainler tarafından bombalanmıştır. Darbe gecesinde Başbakanımızın ve Cumhurbaşkanımızın talimatları ile vatandaşlar sokağa dökülmüşlerdir. Sokaklara inen insanlar yanındakine hangi partidensin diye sormadı. O gece onurlu duruş sergileyen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Eğer bu darbe gerçekleşmiş olsaydı Türkiye, FETÖ terör örgütü çeteleri, DAİŞ, PKK, PYD tarafından işgal edilecekti. Onun için diyoruz ki bugün bütün terör örgütü üyeleri haçlı zihniyetinin temsilcileridir. 27 günlük demokrasi nöbetlerinin olduğu günlerde bir tane terör olaylarına rastladınız mı? Ne zaman ki demokrasi nöbetleri bitti terör eylemleri tekrardan başladı. Terör örgütleri darbe girişimini bekledi. Eğer başarılı olsaydı onlar da hareket edeceklerdi. Başarılı olamayınca PKK ve DAİŞ in eylemleri tekrardan başladı.”
“Darbe başarılı olmayınca ekonomiye yöneldiler”
Darbe başarısız olunca doların yükseltilerek, ekonomik olarak Türkiye’nin çökertilmeye çalışıldığına dikkat çeken Ataş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Son günlerde doların fiyatını yükselterek Türkiye’ye ekonomik yaptırım uygulamak suretiyle ekonomik olarak Türkiye’ye diş söktürebileceklerinin planlarını yaptılar. Ama bir şeyi hesap edemediler. Bu ülkenin başında Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider var. Bu partinin başında Binali Yıldırım gibi bir lider var. Bu planlarınızı asla gerçekleştiremeyeceksiniz. Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle aynı geminin yolcularıyız. Bu gemiye sahip çıkmaya mecburuz.”
“Başkanlık sistemi ülkeye nizam getirecektir”
Türkiye’nin önünde referandum görüldüğünü kaydeden Ataş, “Başkanlık sisteminin ülkeye nizam vereceğini düşünüyorum. Önümüzde bir referandum var. İnanıyorum ki, başkanlık sistemi Türkiye’ye nizam verebilecek, Türkiye’nin önünü tıkayan sistemsel olarak bir takım oligarşi çevreye karşı yeni bir sistem devreye girmek suretiyle Türkiye’nin önü açılmış olacaktır. Onun için yapılacak olan referandumun ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. MHP ile son görüşme de yapıldı ve mutabık kalınması halinde teklif sunulacak. Mart sonu veya nisan başında bir referandum olmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Toplantı, basına kapalı olarak devam etti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa’da İzci Evi ve Kamp Alanı müjdesi Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen Fetih Kampı, yüzlerce genci aynı çatı altında buluşturdu. Türkiye İzcilik Federasyonu Bursa İl Temsilciliği tarafından Merinos Parkı’nda gerçekleştirilen organizasyonda 200 izci, fetih ruhunu doğayla iç içe geçen kamp programında yaşadı. İki gece üç gün süren kamp boyunca izciler, dayanışma, disiplin ve takım ruhunu pekiştiren birçok etkinliğe katılırken, kamp alanında renkli görüntüler oluştu. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği program, aynı zamanda Bursa’nın köklü tarihine ve kültürel mirasına dikkat çekti. Kampın kapanış programında düzenlenen bayrak törenine Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da katıldı. Genç izcilerle bir araya gelen Biba, "Ben buraya bakınca geleceğin Türkiyesi’ni görüyorum. Gerçekten inanılmaz mutluyum ve heyecanlanıyorum. Çünkü sizler bizim geleceğimizin teminatısınız. Bu nedenle biz yerel yönetimler olarak sizlere destek vermek birinci sorumluluğumuz olmalı. Ben size şu müjdeyi veriyorum, şu anda çalışmaları yapıyoruz size çok güzel bir yerde İzci Evi kazandırıyoruz. Ardından da kamp alanı kazandıracağız. Sizlerin layık olduğu şekilde en iyi imkanları taşıyacak kampı da inşallah en kısa zamanda size teslim edeceğiz. Bizden ne isterseniz size vermeye hazırız. Yeter ki çalışın, üretin" ifadelerini kullandı. Fetih ruhunun yeni nesillere aktarılmasının önemine vurgu yapılan program, Bursa Mehter Takımı’nın seslendirdiği marşlarla sona erdi.
Edirne Edirne’de madencilik işçileri maaş ve tazminat iddiasıyla greve çıktı Edirne’de bir maden ocağında maaşlarını ve tazminatlarını alamadıklarını iddia eden işçiler greve giderken, çok sayıda ailenin yaşanan süreç nedeniyle mağdur olduğu öne sürüldü. Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde faaliyet gösteren Kiremitçiler Maden Ocağı’nda çalışan işçilerin, maaşlarını alamadıkları ve tazminat ödemeleri yapılmadan işten çıkarıldıkları iddiasıyla greve çıktı. İddiaya göre, uzun süredir maaşlarını alamayan çok sayıda işçi ve aileleri ciddi mağduriyet yaşamaya başladı. İşçiler, aylardır emeklerinin karşılığını alamadıklarını ve seslerini duyurmakta zorlandıklarını belirterek haklarını aramak için greve gitmek zorunda kaldıklarını ifade etti. İşçiler adına yapılan açıklamada, Kiremitçiler Grup Madencilik tarafından kamuoyuna yapılan açıklamaların sahadaki gerçekleri yansıtmadığı ileri sürüldü. Grev haklarını kullandıkları gerekçesiyle işten çıkarıldıkları iddia edilen işçilere, kıdem ve ihbar tazminatlarına ilişkin herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı öne sürüldü. İşçilerin 4 gündür grevde olduğu belirtildi. İşçiler ve yakınları, yaşanan mağduriyetin kamuoyuna duyurulmasını isterken, yetkililerin konuya ilişkin inceleme başlatmasını talep etti. "Kiremitçiler Grup Yönetimi tarafından yapılan kamuoyu açıklaması" Kiremitçiler Grup Yönetimi tarafından yapılan açıklamada, konkordato sürecinde çalışan haklarının korunmasına öncelik verildiği belirtilerek, geçmiş döneme ait yaklaşık 1,5 aylık ücret alacağının 26 Mayıs’ta İŞKUR aracılığıyla çalışanların hesaplarına yatırılmasının planlandığı ifade edildi. Açıklamada, Nisan ayı maaş ödemelerinde üretim faaliyetlerinde yaşanan zorluklar nedeniyle gecikme yaşandığı belirtilirken, ödemelerin en geç 12 Haziran’a kadar tamamlanmasının hedeflendiği kaydedildi.
Ankara Bakan Çiftçi: (Gülistan Doku davası) "Umut Altaş, titiz iş birliği neticesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır" Gülistan Doku davasına ilişkin açıklama yapan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yürütülen iş birliği neticesinde Umut Altaş’ın Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alındığını bildirdi. Bakan Çiftçi, resmi sosyal medya hesabından Gülistan Doku davasına ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Başta Interpol olmak üzere dost ve müttefik ülkelerin güvenlik birimleriyle yürütülen iş birliği neticesinde Umut Altaş’ın Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alındığını açıklayan Çiftçi, Altaş’ın Türkiye’ye iade sürecinin başladığını ifade etti. "Umut Altaş, titiz iş birliği neticesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır" Gülistan Doku dosyasında adaletin tecellisi için yürütülen kararlı mücadelenin bugün uluslararası ölçekte önemli bir aşamaya ulaştığının altını çizen Çiftçi, "21 Nisan tarihinde hakkında kırmızı bülten çıkarılan firari şüpheli Umut Altaş, Interpol başta olmak üzere dost ve müttefik ülkelerin güvenlik birimleriyle yürüttüğümüz çok katmanlı ve titiz iş birliği neticesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır. Şüphelinin ülkemize iade süreci derhal başlatılmış; adalet önünde hesap vermesi için gerekli tüm diplomatik ve hukuki mekanizmalar devreye sokulmuştur. Şüpheli hakkında hazırlanan kırmızı bülten ve geçici tutuklama talebi, ilgili uluslararası mercilere vakit kaybetmeden iletilmiş; süreç boyunca elde edilen tüm teknik veriler ve soruşturmaya katkı sağlayabilecek bilgiler anlık şekilde ilgili ülke makamlarıyla paylaşılmıştır. INTERPOL, FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimiyle yürütülen eş zamanlı koordinasyon neticesinde firari şahsın hareket alanı adım adım daraltılmış; New York bölgesindeki varlığı tespit edilerek gözaltı süreci hızla sonuçlandırılmıştır" diye konuştu. "Hiçbir suçlu, zamanın akışına ya da ülke sınırlarına güvenerek adaletten kaçamayacaktır" Yürütülen uluslararası koordinasyon kapsamında ABD INTERPOL birimi, FBI irtibat görevlileri ve ilgili güvenlik makamlarıyla sürekli temas sağlandığını vurgulayan Çiftçi, "Firari şüpheliye ilişkin elde edilen bilgiler düzenli olarak paylaşılmıştır. Devam eden çalışmalar kapsamında şahsın bazı medya kuruluşlarına verdiği röportajlar ve açık kaynaklarda tespit edilen görüntüler de ilgili birimlerle paylaşılmış; sürdürülen koordinasyon neticesinde Umut Altaş, Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır. Bu gelişme doğrultusunda iade işlemleri yeniden hızlandırılmıştır. Bu gelişme, yalnızca bir operasyonel başarı değil; aynı zamanda devletimizin suç ve suçluyla mücadelede ulaştığı küresel kapasitenin, teknolojik yetkinliğin ve kurumsal kararlılığın somut bir göstergesidir. Emniyet Genel Müdürlüğümüz ve Jandarma Genel Komutanlığımızın gelişmiş teknik imkânları, yeni nesil kriminal analiz sistemleri, daraltılmış baz çalışmaları, dijital veri inceleme yöntemleri ve uluslararası istihbarat koordinasyonu sayesinde artık hiçbir suçlu, zamanın akışına ya da ülke sınırlarına güvenerek adaletten kaçamayacaktır" şeklinde konuştu. "329 firari suçlunun yurtdışından ülkemize iadesi sağlanmıştır" Bakan Çiftçi; güvenlik birimleri tarafından yürütülen açık kaynak araştırmaları, dijital iz sürme faaliyetleri, sosyal medya analizleri, finansal hareket incelemeleri ve uluslararası veri paylaşım mekanizmaları sayesinde firari şüphelinin izlerinin hassasiyetle takip edildiğini belirterek, "Soruşturmaya katkı sağlayabilecek her veri titizlikle değerlendirilmiş; sosyal medya paylaşımlarından saha bilgilerine kadar tüm unsurlar adli süreçlerle koordineli şekilde analiz edilmiştir. Devletimizin kararlı mücadelesi neticesinde yalnızca 1 Ocak - 22 Mayıs tarihleri arasında 329 firari suçlunun yurtdışından ülkemize iadesi sağlanmıştır. Bu tablo, suçlular açısından dünyanın hiçbir yerinin güvenli bir sığınak olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yalnızca kendi sınırları içerisinde değil; uluslararası alanda da suç ve suçluyla mücadelede yüksek koordinasyon kabiliyetine sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Cezasızlık algısını besleyen hiçbir yapıya, hiçbir ihmale ve hiçbir suskunluğa müsamaha göstermeyeceğiz. Toplumsal vicdanı derinden yaralayan hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına müsaade etmeyeceğiz. Devletimizin hafızası güçlüdür; adalet iradesi sarsılmazdır. Suçlu nerede olursa olsun, hangi ülkeye saklanırsa saklansın, devletimizin nefesi ensesinde olmaya devam edecektir" dedi. Bakan Çiftçi, Gülistan Doku’nun ailesi başta olmak üzere adalet bekleyen vatandaşlara seslenerek, hiçbir acının ve bekleyişin unutulmayacağını, maddi gerçeğin ortaya çıkarılarak hukuk önünde gerekenin yapılacağını söyledi.