POLİTİKA - 06 Nisan 2017 Perşembe 18:30

Başbakan Yıldırım Osmaniye’de

A
A
A
Başbakan Yıldırım Osmaniye’de

Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, "Sana mı düştü FETÖ’ye sahip çıkmak? Bir diyet borcun mu var Kılıçdaroğlu? Onu açıkla" diye sordu.

Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, "Sana mı düştü FETÖ’ye sahip çıkmak? Bir diyet borcun mu var Kılıçdaroğlu? Onu açıkla" diye sordu. ’Tek adam gelecek’ iddialarıyla ilgili de Yıldırım, "Milletin seçtiği, milletin patron olduğu yerde tek adam olur mu?" dedi.


Referandum çalışmaları kapsamında Osmaniye’ye gelen Başbakan Binali Yıldırım, Devlet Bahçeli Bulvarı 3. Etap’ta düzenlenen mitingde halka seslendi.


Başbakan Yıldırım, sistem değişikliğinin Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kurucu lideri Alparslan Türkeş’in de hayali olduğunu ve o hayali gerçekleştirdiklerini belirterek sözlerine başladı.


Seçime 14 gün kaldığını hatırlatan Başbakan Binali Yıldırım, vatandaşlardan ’evet’ oyu için çalışmalarını istedi ve rekor beklediklerini ifade etti. Osmaniye’nin MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin memleketi olduğu için ayrıca önem taşıdığını kaydederek, vatandaşlardan evet oylarını ikiye katlamalarını istedi. Osmaniye’ye yaptıkları yatırımlardan söz eden Yıldırım, bugüne kadar kente 7 milyar liralık yatırım yaptıklarını anımsattı.Osmaniye’deki ülkücüleri de onore eden Yıldırım, Alperenlerin ve ülkücülerin FETÖ’cülerle işbirliği yapmayacağını anlattı.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun darbe girişiminden sonra çark ettiğini aktaran Başbakan Yıldırım, “15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Kılıçdaroğlu olduğunu yanımızda olduğunu söyledi ama sonra ne olduysa çark etti. Kalkmış ’15 Temmuz kontrollü bir darbedir’ diyor. Ne demek istiyorsun Kılıçdaroğlu? 249 şehidimiz var. 2 bin gazimiz var. Sen nasıl onlara saygısızlık yaparsın? FETÖ alçaklarını korumak, kollamak sana mı düştü?” dedi.


14 yıldır ülkeyi yöneten AK Parti iktidarı olarak bir sistem değişikliğine ihtiyaç olduğunu her fırsatta söylediklerini anlatan Yıldırım, “Devlet milletine düşman gibi bakmayacak. Devlet, milletine tehdit olmayacak. Devlet ve millet arasında güvensizlik olmaz. 1950 yılında bu ülke, bu aziz millet, dedelerimiz, merhum Adnan Menderes’e yetki verdi. Tek başına iş başına getirdi. Onu başbakan seçti. O da memleket için çok güzel işler yaptı. Ancak, 27 Mayıs 1960’ta birileri devreye girdi, bugün ’hayır, hayır’ diye kapı kapı gezen CHP devreye girdi, milletin seçtiği Menderes’i silah zoruyla, zorbalıkla alaşağı ettiler sonra da devleti milletten koparan yeni bir sistem icat ettiler. İşte o sistem çalışmıyor. O sistem 12 Mart’ı getirdi. 12 Eylül’ü getirdi. 28 Şubat’ı getirdi. Sürekli darbe tehdidi, sürekli vesayet. Biz ise devlet- millet ayrımını ortadan kaldırıyoruz” ifadelerini kullandı.


Eski Türkiye olarak adlandırılan dönemi hatırlatan Başbakan Yıldırım, “Tek başına bir hükümet kuramıyorlarsa vay haline memleketin. Haftalarca hükümetler kurulmaz. Otel odalarında, medya patronlarının evinde pazarlıklar. Nihayet siz seçtiğiniz değil de başka bir hükümet kuruluyor. O hükümetten de size, millete bir fayda gelmiyor. Kim kurdurduysa onların işini yapıyor. Ekonomi geriye gidiyor, terör azıyor, dış politikada etkiniz kalmıyor. Yeniden bu sefer seçim kararı alıyoruz. Yeniden istikrarsızlık, yeniden belirsizlik, yeniden kaos. Bir hükümet kurulsa bile bu sefer ne oluyor? Cumhurbaşkanı, Başbakan kapışıyorlar ondan sonra yine kaos, yine kriz. Uzağa gitmeyelim. Daha AK Partiden önce Ecevit, Ahmet Necdet Sezer ne yaptılar? Anayasa kitabını Ecevit’in yüzüne fırlattı, memleket karıştı. Ekonomik kriz. Bedeli millet ödedi. 638 milyara mal oldu o kitabın fırlatılması. AK Parti geldi 2011 yılına kadar biz o krizden kalan borçları ödedik. Eğer o borçları ödemeseydik neler yapardık neler Kişi başına milli gelir 11 bin değil bugün 3 bin daha fazla 14 bin dolar olacaktı. Yazık değil mi? Bunun sorumlusu neden hesap vermiyor? İşte bu sistemi değiştiriyoruz, buna son veriyoruz” şeklinde konuştu.


Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi halinde hükümetin sandıkta kurulacağını, güven oyunun sandıktan çıkacağını anlatan Başbakan Yıldırım, hükümetin de şu anki düzenden daha hızlı karar alacağını, bürokrasinin azalacağını, ekonominin büyüyeceğini dile getirdi. Engelli koşu yapa yapa bu günlere geldiklerini anlatan Başbakan Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle Türkiye’nin şaha kalkacağına, ekonominin büyüyeceğine vurgu yaptı. 14 yıldır hizmet ederken diğer yandan da şeytan taşlamakla uğraştıklarını ifade eden Yıldırım, ondan artan zamanda yollar, okullar yaptıklarını, Türkiye’yi bir baştan diğer başa imar ettiklerini kaydetti. Göreve geldikleri günde 230 milyar dolar olan milli geliri bugün 800 milyar dolara çıkararak Türkiye’yi 3’e katladıklarına dikkat çeken Yıldırım, engeller olmasaydı Türkiye’yi 5’e katlamış olacaklarını söyledi. Darbe girişimi, 17-25 aralık sürecini de hatırlatan Yıldırım şöyle devam etti:


“Hep bir ağızdan hayır diyorlar. Kandildeki şer odakları hayır için çalışın, hayır çıkmazsa biteriz diyorlar. Osmaniye’den ilan ediyorum, evet çıkacak Kandiliniz sönecek. FETÖ da hayır diyor. O da elinden geldiğince hayır için çalışıyor. FETÖ biliyor ki evet çıkınca onun da sonu geliyor. Onun için hayır diye uğraşıyor. Başka kim uğraşıyor? HDP dediğin zaten terör örgütünün güdümüne girmiş, bölücülükten başka hiçbir işi olmayan, halkın desteğini de kaybetmiş bir parti. HDP o hendek siyasetinin, teröristlerin arkasına sığınarak yaptığı o bölücü siyasetin hesabını veriyor, verecek, onlar da hüsrana uğrayacak. Evet çıkacak, bunların çukur siyaseti de son bulacak inşallah. Başka kim? Türkiye’nin büyümesinden, güçlenmesinden gocunan Avrupa ülkeleri var. Onlar da hayır için çalışıyorlar. Hayır kampanyası yapıyorlar. Çünkü istiyorlar ki Türkiye dünyanın en büyük havalimanını yapamasın, Türkiye, hızlı tren yapmasın, otoyollar yapmasın. Türkiye, dünyaya örnek şehir hastaneleri yapmasın, Türkiye geri kalsın, bunlara muhtaç olsun istiyorlar.”


CHP’nin ’hayır’ propagandasını eleştiren Başbakan Binali Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Çıkmış diyor ki bu hayırcılar. ’Tek adam, tek adam, tek adam.’ Yani, başınıza tek adam kadar taş düşsün diyeceğim ama neyse, demeyelim. Milletin seçtiği, milletin patron olduğu yerde tek adam olur mu? İşin sahibi millet. Nasıl tek adam oluyor? Seçiyorsunuz, 5 yıl sonra eğer iyi çalışmışsa bir daha seçiyorsunuz. İkinciden sonra üçüncüsü yok. Yeter. İki dönem yeter diyorsunuz. 10 yıl. Bu padişahlık mı? Nereden çıktı tek adam. Tek adam görmek istiyorsa Kılıçdaroğlu aynaya baksın. 7 seçim geçirmiş, 8’incide diyor hayır çıkmazsa ben yerimdeyim diyor. Bu seçim değil diyor. Bu kadar da pişkinlik olmaz. Bu sistemden tek adam, diktatör çıkmaz. Milletine hizmetkar çıkar. CHP adeta Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyete Hayır Partisi’ne dönmüş. Ama onların da umutları bitti. Yavaş yavaş onlar da anladı ki bu gidiş, gidiş değil bu yol yol değil. Onlar da 16’sında evet çıkacağını gördü ve sonucu gördükleri için gittikçe zıvanadan çıkıyorlar, hırçınlaşmaya başladılar. Dillerinden dökülenleri kulakları duymuyor. Ne diyor Kılıçdaroğlu, ’15 temmuz aslında darbe değilmiş, kontrollü darbeymiş. Geç bunları geç. Sana mı düştü FETÖ’ye sahip çıkmak? Bir diyet borcun mu var Kılıçdaroğlu? Onu açıkla. Dengesini yitirdi. Motor su kaynatıyor. Şanzuman dağılmış vaziyette.”


Başbakan Yıldırım, konuşmasının ardından Osmaniye Valiliği’ni ziyaret etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Özgür Özel: "Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar hiçbir yere gitmiyorum" Özgür Özel, "Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum" dedi. Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi tarafından, CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar vermesinin ardından CHP’de Merkez Yönetim Kurulu (MYK), parti Genel Merkez binasında Özgür Özel başkanlığında toplandı. Özel, basın toplantısının ardından Genel Merkeze gelen partililere hitap etti. Özel, "‘Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğu gün gibi Türkiye’nin birinci partisi’ demiştim. İşte arkadaşlar, işte dostlar, oy verenler, vermeyenler, işte mesele budur. Güya suçumuz budur. Suçumuz kazanmak, suçumuz 47 yıl sonra birinci parti olmak, Bugün Atatürk’ün kurduğu partiye darbe girişimi yaşanmıştır" şeklinde konuştu. "Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar hiçbir yere gitmiyorum" Gerekli planlamanın yapıldığını anlatan Özel, "Örgütlerimiz gerekli planlamayı yaptı. Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz. Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum. Bu bir mücadeledir. Ancak bu ne Özgür Özel’in kişisel mücadelesidir ne benim arkamda yüzü size dönük, değişimin mimarlarının kendi kişisel ikbal mücadeleleridir. Biz, bize teklif edilen rahat, konforlu, ebedi muhalefet koltuklarını reddediyoruz." ifadelerini kullandı. "Omuz omuza bir mücadele için burada birlikteyiz" Özel açıklamasının devamında, "Partiye değil, ülkenin geleceğine sahip çıkmaya hazır mıyız? Bir büyük zaferi, bir büyük destanı benimle birlikte yazmaya var mısınız? Buradan sesimin ulaştığı, sesime kulak veren sözüme kıymet veren herkese sesleniyorum. Gün bugündür, dönem bu dönemdir. Önümüzdeki süreç, geleceği hep beraber kurtaracağımız, sonra bu büyük hikayeyi birlikte yazmakla kıvanç duyacağımız, çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağımız en büyük mirası hep birlikte yaşayacağımız günlerdeyiz. Çağrıldığınızda gelin, mücadeleye omuz verin, meydanları terk etmeyin. Onlar bir tek meydanlardan korkarlar. Buradan uyarıyorum. Ana muhalefet partisi Genel Başkanı olarak değil, muhalefetin her bir bileşenini, üyesine, sayısına, oyuna bakmadan kıymetli görerek ve ortak gelecek için birleşik mücadeleyi önemseyerek. En sağından en soluna kadar ama halk için, millet için mücadele eden herkesi kucaklayarak kimseye ağabeylik, patronluk taslamadan omuz omuza bir mücadele için burada birlikteyiz" açıklamasında bulundu. "Gerekirse hayatı durduracağız, ama teslim olmayacağız" Özel, meydanları terk etmeyeceklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Gerekirse hayatı durduracağız. Gerekirse tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız. Ama teslim olmayacağız. Buradan sonra olacak hiçbir şeyin sorumlusu ben değilim. Sorumlusu bu darbecilerdir. Tek kural, tek istek, haklıyken haksız çıkmamaktır. Onun için güvenlik güçlerine karşı ya da çevredeki herkese karşı saygımızı, sevgimizi koruyarak ama kanunsuz emirlere, haksız bariyerlere, önümüze çıkan engellere de asla takılmayarak yürüyeceğiz. Buradan uyarıyorum. Şimdi baba evinin önündeyiz, şimdi 81 ilde illerin önündeyiz. Buradan demokratik tepkimizi gösteriyoruz. Şimdi nöbetçiler, görevlendirilenler dışındaki misafirleri selametle evlerine yolluyoruz. Ancak yarın mücadele için, direniş için, tarihe geçmek için çağrıldığınızda gelmeye hazır mısınız? Meydanları bırakmamaya hazır mısınız? Meydandan anlamazlarsa, yürüyüşe geçmeye hazır mısınız? O zaman şimdi gidin yatın, onlar düşünsün." dedi.
Edirne Edirne Bienali kapılarını sanatseverlere açtı Edirne’de ilk kez düzenlenen Edirne Bienali, "Köprüler" temasıyla 23 ülkeden 213 sanatçıyı tarihi mekanlarda buluşturdu. Edirne’de bu yıl ilk kez düzenlenen Edirne Bienali, "Köprüler" temasıyla kapılarını sanatseverlere açtı. 23 ülkeden 213 sanatçının eserlerinin yer aldığı bienal, kentin tarihi mekanlarını çağdaş sanatla buluşturdu. Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 21 Mayıs Dünya Kültürel Çeşitlilik Günü’nde başlayan bienalin açılışı, Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı’nda gerçekleştirildi. Açılışa sanatçılar, akademisyenler, sanatseverler ve çok sayıda davetli katıldı. Bienal kapsamında fotoğraf, heykel, yeni medya, performans ve farklı disiplinlerde hazırlanan eserler, Edirne’nin tarihi mekanlarında ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Açılış programında katılımcılar, Kervansaray’da sergilenen eserleri inceleyerek sanatçılardan çalışmalar hakkında bilgi aldı. "Köprüler" teması etrafında şekillenen bienal, geçmiş ile bugün, gelenek ile çağdaş sanat arasında bağ kurmayı hedefliyor. Edirne’nin kültürel yaşamına hareket katacak bienal, 28 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek. Edirne Valisi Yunus Sezer, "Bu kadar tarihi ve kültürel yapıya sahip dünyada çok ender yer var. Dolayısıyla Edirne’nin de bu tarihi yönüyle, kültürel yönüyle bir şehir olarak ön plana çıkması bizim açımızdan çok önemli" dedi.
Kocaeli 7 kişinin öldüğü fabrika yangını faciasında 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişi tahliye edildi Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bir kozmetik dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin öldüğü yangına ilişkin görülen davada; 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişinin tahliyesine, 5 sanığın ise tutukluluk halinin devamına karar verildi. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen davanın 2. celsesi, 2. gününde de devam etti. Duruşmaya tanık beyanları ile sanık Abdurrahman B’nin ifadeleri ile başladı. ’Suçluyu kayırma’ suçundan yargılanan Abdurrahman B., "Ali Osman Akat’ın kardeşi Ç.’nin fabrikasında çalıştığım için kendisini tanırım. Olay günü avukat beni arayarak Ali Osman Akat’ın yeğenleri İsmail ile Altay’a ulaşamadığını söyledi. Ali Osman Akat’ın Çerkezköy’deki fabrikasına yönlendirdi. Fabrikaya gittiğimde İsmail ve Altay oradaydı. Onay gelip onları aldı. Ben onlara, ’Nereye gidiyorsunuz, avukat beni buraya yönlendirdi" dedim. Onlar ise avukatla kendileri iletişim kuracaklarını söyledi. Daha sonra başka bir avukat beni arayarak, yeğenlerin fabrikaya geldiği aracı İstanbul’a götürmemi istedi. Ben sadece çekici ayarladım ve eve gittim. Benim bir suçum yok. İşin içinden çıkamadığım ve panik olduğum için bu zamana kadar teslim olamadım" dedi. Baz bilgileri ile sanığın söylediklerinin uyuşmadığı mahkemece aktarıldı. "İsmail’e borç para verdim" Dün SEGBİS ile dinlenen ancak arıza sebebiyle beyanı tam alınamayan tanık M.Ç. bugün tekrardan dinlendi. Tanık M.Ç., İsmail ve Altay Ali Oransal’ın ihracat hedefiyle firma kurmak istedi. Bunun üzerine kendilerine bir firma kurdum. Bir gün toplantı esnasında babaları Kurtuluş Oransal da geldi. Borcu olması sebebiyle çocukları adına şube açmak istediğini söyledi. Bunun üzerine Dilovası’nda Ravive Kozmetik şubesini açtık. Şubede sadece fason üretim yapılıyordu" diye konuştu. Çapraz sorguda avukatın, "İsmail Oransal’a birden fazla kez para göndermenin sebebi nedir?" sorusuna tanık, "Borç para gönderdim, iadesini aldım" şeklinde konuştu. "Yangının ilk sebebi gaz parlamasıdır" Sanık müdafilerinin özel olarak tuttuğu ve dosyaya bilirkişi raporu sunan yangın uzmanı A.S. davada dinlendi. Tanık A.S., "Olay yerine gittiğimde fabrika yıkılmıştı o sebeple sunduğumuz rapor; tanık beyanları ve o tarihle hazırlanan delillere istinaden hazırlanmıştır. Tuncay’ın IBS tankındaki kimyasal maddeyi mikserle karıştırması neticesinde ürünün buharlaşmış, mikseri yere koyduğunda parlama meydana geldiği görüşündeyiz. Kimyasal reaksiyon sonucunda tutuşma ile olay gerçekleşmiştir. Bu tür yerlerde çeşitli önlemler alınmalıdır. Tüm tedbirleri alınsa dahi parlama ve kıvılcım ihtimali sıfırlanmaz ancak minimuma iner. Kıvılcım üretmeyen ürünler kullanılmalıdır, ya da dışarda karıştırma yapılmalıdır. IBS tankında karışım yapılması uygun değildir. Tuncay’ın IBS tankında yaptığı işlem hatalıdır. Yangın merdiveni olsaydı kaçış kolaylaşırdı. Yangının ilk sebebi gaz parlamasıdır. Parlama noktası Tuncay’ın olduğu yerdir. Mikser çalışmazsa elektrik akımında dalgalanma olmaz. Tedbirlerin olması veya olmaması yangının çıkma sebebi değildir" ifadelerini kullandı. "Arkadaşlarımızın hepsi aç susuz vefat ettiler, hakları yerde kalmasın" Sırayla müşteki ve avukatlara söz hakkı verildi. Mağdur Ayten Aras, olay günü mikserin hiç çalışmadığını, elektrik arızası olduğunu ve sürekli sigortanın attığını dile getirdi. Aras, "Arkadaşlarımızın hepsi aç susuz vefat ettiler, hakları yerde kalmasın" dedi. Yangında kızını kaybeden Vedat Taşdemir, çalışanların fabrikada çıkış şanslarının olmadığını söyleyerek, sanıklardan şikayetçi olduğunu ifade etti. Ablası yangında vefat eden Emine Bulut, "Ablam sürekli elektrikte sorun olduğunu dile getiriyordu. Ablamın cenazesini aldığımızda korkuyla elini yüzüne kapatmış olduğunu gördük" diye konuştu. Alınan beyanlara ilişkin katılanların avukatları; Oransal ve Akat ailesinin fabrikalarında organik bağ olduğunu, Ali Osman Akat’ın olası kastla yargılanması gerektiğini ve buna ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını dile getirdi. Aleyna Oransal için tahliye talebi Cumhuriyet savcısı, Aleyna Oransal’ın hamileliği sebebiyle tahliyesine, İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Ali Osman Akat, Gökberk Güngör, Ünal A., Güven D., Abdurrahman B’nin mevcut tutukluluk hallerinin devamını talep etti. "Ailemden ve çocuklarımdan uzaktayım" Tutukluluk durumları ve beyanlara ilişkin sanıklara söz hakkı verildi. Tahliyesini talep eden sanık Ali Osman Akat, "6 aydır tutukluyum, ailemden ve çocuklarımdan uzaktayım. Şirketime kayyum atandı, personel sayımda ciddi düşüş yaşandı." dedi. Aleyna Oransal ile Gökberk Güngör ise önceki beyanlarını tekrar ettiğini söyleyerek tahliyelerini talep etti. Altay Ali Oransal da yaşanan olayda kusuru olmadığını söyleyerek tahliyesini istedi. "Ben bir şey üretmiyorum, sadece satışını yapıyorum" Sanık İsmail Oransal, "Ravive babama aittir, fabrikada fiili işleyişim yoktur. Shauran ve Lykke benim markamdır, ben sadece e-ticaretle uğraşırım. Ravive’ye sürekli gittiğim ve talimat verdiğim iddialarını kabul etmiyorum. Aleyhe olan hususları kabul etmiyorum. Yılın uzun süresini fuarlarda geçiriyorum. Ben bir şey üretmiyorum, sadece satışını yapıyorum. Dayımın kasası olduğum yönündeki beyanları kabul etmiyorum. Tahliyemi gerekirse ev hapsimi talep ediyorum" diye konuştu. "Adrese ulaşmak için elimden geleni yaptım. Tahliyemi talep ediyorum" Küresel OSGB sorumlu müdürü Ünal A., fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiklerini söyleyerek; "Ravive isimli iş yeri için görevlendirme geldi. Belirtilen adrese gittik ancak Ravive yerine başka bir iş yeri vardı. İsmail Oransal’ı aradım ama dönüş alamadım. Hatta Ataşehir’deki adresine gittim. En sonunda İsmail beni Mustafa Ç.’ye yönlendirdi. Mustafa ile telefonda konuşmamız tartışma havasında geçti; ’Siz kimsiniz, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok’ dedi. Başka yerden hizmet aldıklarını, sözleşmeleri olduğunu söyledi. Adrese ulaşmak için elimden geleni yaptım. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Çürük değil, sağlam yapı teslim ettim. Tutukluluğuma anlam veremiyorum" Suçlamaları kabul etmeyen eski bina maliki olan tutuklu Güven D., "6 aydır tutukluyum ve tutukluluğuma anlam veremiyorum. Olaydan 1 yıl önce yeri sattım. Satmadan önce fabrikayı Kurtuluş’a kiralamıştım. Buranın eksiklikleri olduğunu Kurtuluş’a kiraladığımda söylemiştim. Kendisi, yangın merdiveni ve elektrikle ilgili eksikliklerin yapacağını söylemişti, bunun için de kendisine süre vermiştim. Olayda bir suçum yoktur. Çürük değil, sağlam yapı teslim ettim. İmar kirliliği sebebiyle zaten daha önce yargılandım. 3 çocuğum var, bayram öncesi çocuklarım beni bekliyor. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık Abdurrahman B. ise "6 aydır korktuğum için teslim olmadım. Olayda suçum yok, tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu. 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişi tahliye edildi Sanık avukatların beyanların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, Aleyna Oransal’ın riskli gebeliği sebebiyle ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi. Güven D. ve Ünal A. da tutuklu kaldığı süre ve suç vasıflarının değişmesi ihtimali göz önüne alınarak yurt dışı çıkış ve adli kontrolle tahliye edildi. Tutuklu bulunan diğer 5 sanığın ise mevcut durumlarının devamına karar verildi, duruşma ertelendi. Olayın geçmişi Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025’te çıkan yangında çalışanlardan Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştı. Fabrika sahiplerinden olan Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü tutuklu Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı tutuklu Ali Osman Akat, Onay Y., tutuksuz Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Davanın ilk celsesinde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan ’suçluyu kayırma’ iddiasıyla yargılanan Onay Y.’nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Firari olan Abdurrahman B’de dün katıldığı duruşmada tutuklanmıştı.
Kayseri Kayserispor, FIFA ve UEFA’ya gidecek Trendyol Süper Lig’den bir alt lige düşen Kayserispor Kulübü; Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) ligleri tescil etmesinin ardından FIFA ve UEFA’ya başvuruda bulunacağını açıkladı. Kulüpten yapılan açıklamada; TFF’nin tüm teamülleri hiçe sayarak ligleri acele şekilde tescil ettiğini ve yaşanan gelişmeleri UEFA ve FIFA’ya bilgilendirme yapacaklarını açıkladı. Kulüp tarafından yapılan açıklamada; "Kulübümüz için adalet ve eşitlik, rekabet kavramını ayakta tutan iki temel sütundur. Bu iki unsurdan birinin dahi eksikliği futbolun özünü ve sportif rekabetin meşruiyetini ortadan kaldırmaktadır. Kulübümüz; adil ve eşit rekabet anlayışının tesis edilmediği bir ortamda sahada oynanan oyunun sportif gerçeklik taşımadığının altını bir kez daha çizmektedir. Kamuoyunun da yakından takip ettiği süreçte üzülerek ifade etmek isteriz ki; kulübümüzün dile getirdiği ve ülkemizin dört bir yanından destek gören ’adil ve eşit rekabet ortamının sağlanması’ yönündeki çağrılar Türkiye Futbol Federasyonu tarafından dikkate alınmamış, aksine tüm teamülleri hiçe sayan bir yaklaşımla ligler acele şekilde tescil edilmiştir. Oysa futbolun düzenleyici ve denetleyici kurumu olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun, adil ve eşit rekabet talebine vereceği karşılık bu olmamalıdır. Bu nedenle kulübümüz, ülkemizde yaşanan gelişmeler hakkında FIFA ve UEFA nezdinde bilgilendirme yapmayı zorunlu görmüştür. Adil ve eşit rekabet ortamı futbolun vazgeçilmez bir unsurudur. Futbolu milyonlar için anlamlı ve değerli kılan yegane unsur, her takımın kazanma ihtimalini yalnızca sahada ortaya konan mücadeleye dayanmasıdır. Bu ilkenin ortadan kalktığı yerde futbolun ruhundan ve gerçek bir sportif rekabetten söz etmek mümkün değildir" ifadelerine yer verildi.
Hatay HATSU,Dörtyol’u asbestli borulardan kurtarıyor Hatay Büyükşehir Belediyesi HATSU Genel Müdürlüğü, Dörtyol ilçesinde yürüttüğü altyapı çalışmaları kapsamında 250 kilometrelik içme suyu hattının 177 kilometresini tamamladı. Hatay Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki HATSU, "Güçlü Altyapı, Güçlü Hatay" anlayışıyla il genelindeki altyapı yatırımlarını sürdürüyor. Dörtyol ilçesinde içme suyu altyapısını modernize etmek amacıyla yürütülen proje kapsamında Numuneevler, Kışlalar, Yeşil, Sanayi, Ocaklı ve Çaylı mahallelerinde çalışmalar devam ediyor. HATSU yetkilileri, toplam 250 kilometrelik içme suyu altyapı hattının 177 kilometresinin tamamlandığını, projede yaklaşık yüzde 70 fiziki gerçekleşme sağlandığını bildirdi. Proje kapsamında ilçede toplam 10 bin 500 abone bağlantısının yapılmasının hedeflendiği belirtilirken, bugüne kadar 6 bin 100 abone bağlantısının tamamlandığı ifade edildi. Çalışmaların özellikle Yeşil, Ocaklı ve Çaylı mahallelerinde yoğun şekilde sürdüğü kaydedildi. HATSU yetkilileri, ilçedeki mevcut altyapının yaklaşık 40-50 yıllık asbest borulardan oluştuğunu ve bu nedenle ciddi su kayıp-kaçaklarının yaşandığını belirtti. Yetkililer, eskiyen hatlar nedeniyle su kayıp-kaçak oranının yüzde 70’lere ulaştığını, yenileme çalışmalarıyla birlikte bu kayıpların önüne geçilmesinin amaçlandığını aktardı. Çalışmalar kapsamında isale hattına 700 milimetre çapında ve yaklaşık 150 yıl kullanım ömrüne sahip düktil borular döşendiği, şebeke hatlarında ise modern polietilen boruların kullanıldığı bildirildi. Yetkililer, modern altyapı yatırımları sayesinde su kayıplarının azalacağını, içme suyu iletim kapasitesinin güçleneceğini ve vatandaşlara daha kaliteli hizmet sunulacağını ifade etti.