GÜNDEM - 14 Temmuz 2024 Pazar 14:56

Bakan Kurum: "2025 yılında evine girmeyen tek depremzede kalmayacak"

A
A
A
Bakan Kurum: "2025 yılında evine girmeyen tek depremzede kalmayacak"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "İnşallah 2025 yılına geldiğimizde evine girmeyen tek bir afetzede kardeşimiz kalmayacak. İnşallah her ay 25-30 bin konutumuzu etap etap tamamlayıp, kardeşlerimize teslim edeceğiz" dedi.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, depremin etkilediği 11 ilden Osmaniye’ye geldi. Osmaniye Belediyesini ziyaret eden Bakan Kurum daha sonra 6 Şubat depremlerinde büyük hasar alan Metin Tamer Sitesi ve Sefa Evler içerisinde bulunduğu rezerv alanı ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı.



"2025 yılına geldiğimizde deprem bölgesinde evine girmeyen tek bir afetzede kalmayacak"


Bakan Kurum burada yaptığı konuşmada, "Osmaniye’mize tekrar başsağlığı dileklerimi iletiyorum, sizlere deprem bölgesini anbean takip eden buradaki süreci, buradaki vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını sürekli bizler aracılığıyla takip edip yapılması gereken işlerle ilgili her türlü talimatı veren Sayın Cumhurbaşkanımız, liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın da selamlarını, sevgilerini, muhabbetlerini Osmaniyeli kardeşlerimize iletmek istiyorum. Tabii göreve geldiğimiz andan itibaren 2 Temmuz’da biz de deprem bölgesine geçtik. Bugün yine bu memleketin bir evladı, bir kardeşi olarak hizmetkarı olarak Osmaniye’mizdeyiz. Biz de 11 ilimiz gibi Osmaniye’mizi de ayağa kaldırmak için hep birlikte gece gündüz çalışıyoruz. 6 Şubat’ta başladığımız seferberlik anlayışıyla yürüttüğümüz 11 ilde şu an 276 bin konutumuzun iş yerimizin inşası süratli bir şekilde devam etmektedir. Yine 4 bin 500’e yakın köyde vatandaşlarımızın köydeki yaşamlarını sürdürebilmesi, kırsal kalkınmayı devam ettirebilmemiz, yine orada köylerimizdeki ihtiyaçları giderecek her türlü altyapısıyla, üstyapısıyla inşaatlarımızı da sürdürmeye devam ediyoruz. Şu ana kadar 76 bin konutumuzu teslim ettik. İnşallah yıl sonuna kadar 200 bin konutumuzu 11 ilimizde teslim edeceğiz ve inşallah 2025 yılına geldiğimizde deprem bölgesinde evine girmeyen tek bir afetzede kardeşimiz kalmayacak" ifadelerini kullandı.



"Bizim de gayemiz, amacımız depremzede kardeşlerimizin duasını almaktır"


Dünyanın en güzel duygusunun yuva kurmak olduğunu söyleyen Bakan Kurum, "Depremin hemen ardından 46 günde 11 ilde 180 bin konutun temelini atmış ve hızlı bir şekilde vatandaşlarımıza bu konutlarımızı teslim edeceğimizin sözünü vermiştik. İnşallah her ay 25-30 bin konutumuzun teslimini yapıp 2025 yılına geldiğimizde artık tüm deprem bölgesinde yeni konutların yükseldiği, yeni konutlarda vatandaşlarımızın oturduğu, ticaretiyle, turizmiyle, üretimiyle, istihdamıyla artık bölgenin kalkınma bölgesi olarak ilan edildiği bir deprem sürecini inşallah vatandaşlarımızla birlikte yaşayacağız. Hayatım boyunca şunu tüm kalbimle hissettim. Kurulan o yuvanın sakinlerinden dua almaktır. Bizim de gayemiz, amacımız depremzede kardeşlerimizin duasını almaktır. Onlarla el ele başlattığımız o seferberlik anlayışıyla çalışmalarımızı işin sonuna kadar sürdürmektir" diye konuştu.



"Osmaniye’de 3 bin 572 yeni yuvayı vatandaşlarımıza teslim ettik"


Osmaniye’de bugüne kadar 3 bin 572 yeni konutu depremzedelere teslim ettiklerini aktaran Bakan Kurum, "İnşallah yıl sonuna kadar da başlamış olduğumuz şehrin dışındaki belirlenen alanlardaki konutlarımızın hemen hemen hepsi tamamlanacak. Ağustos, Eylül, Ekim ayı itibarıyla bu konut teslimlerini etap etap Osmaniyeli kardeşlerimize inşallah yapıyor olacağız. Burada başlatmış olduğumuz 9 bin 100 konutumuz, iş yerimiz Osmaniye’mizde hızlı bir şekilde tamamlanıp inşallah vatandaşlarımıza teslim edilecek ve biz de kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın mutluluğuna ortak olacağız" dedi.



"Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmenin yolu deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırmaktan geçiyor"


Deprem bölgesinde sadece ev yapmadıklarını yeni bir sosyal yaşam alanı oluşturduklarını belirten Bakan Kurum, "Deprem bölgesinin iklim şartları, buradaki ekonomik şartlar, vatandaşlarımızın bizden talepleri, yine buradaki sosyal ihtiyaçları gözetecek projeler yapmaya çalışıyoruz ve yapılan projeler yeşil alanlarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle inşallah geleceğin muhteşem Türk şehirleri olacaktır. İstiklal şehri bu anlamda istikbalimizin de inşallah şehirleri olacak. 11 il için söylüyorum tüm vatandaşlarımız için söylüyorum. Çok acı günler çektiler, çok zorluk çektiler. İnşallah istikbalimizi de hep birlikte inşa edeceğiz. Çünkü buradaki her bir kardeşlerimiz hep söylüyoruz bize deprem şehitlerimizin emanetidir. Bu emanete sahip çıkmak için biz de hep birlikte yollardayız. 11 ilimizin hiçbir yerinde hiçbir kardeşimiz kendisini asla ve asla yalnız hissetmeyecek. Ne dün ne de yarın hiç kimseyi geride bırakmadık, kimseyi ayırt etmedik. Bu anlayışta projelerimizi devam ettireceğiz. Buradaki tüm ekibimizle birlikte kendimize bir söz verdik. Depremzede kardeşlerimizin yüzü gülene kadar biz gülmeyeceğiz. Onlar evinde rahat uyuyana kadar biz evimizde rahat etmeyeceğiz. Burada ticaret, turizm, eski hale gelene kadar da var gücümüzle gece gündüz çalışacağız. Çünkü bizim Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kutlu bir davamız var, iddiamız var. Bu ideal Türkiye Yüzyılı iddiasıdır. Ortak vatanımız Türkiye’dir, ortak idealimiz Türkiye Yüzyılı idealidir ve ortak derdimiz de hepimizin deprem bölgesidir, deprem bölgesindeki vatandaşlarımızdır ve bu anlamda Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmenin yolu deprem bölgesini değerli arkadaşlar bir an önce ayağa kaldırmaktır ve buradan yeni kurulan her yuva burada yeni açılan her bir iş yeri ve buradaki sanayinin, turizmin yeniden canlanması Türkiye’yi olduğundan daha güçlü hale getirecektir" şeklinde konuştu.



Bakan Kurum: "2025 yılında evine girmeyen tek depremzede kalmayacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla ‘Kadıncıklar’ oyunu büyük ilgi gördü Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü tarafından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında sahnelenen ‘Kadıncıklar’ adlı tiyatro oyunu sanatseverlerle buluştu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezinde sahnelenen oyun, farklı kadın karakterlerin yaşam öyküleri üzerinden kadınların toplumsal hayatta karşılaştığı sorunları ve erkek egemen toplum yapısının oluşturduğu eşitsizlikleri sahneye taşıdı. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği ‘Kadıncıklar’, izleyicilere hem düşündüren hem de duygulandıran güçlü bir anlatı sundu. 1983 yılında Tuncer Cücenoğlu tarafından kaleme alınan ve ‘coşku kıpırtılarıyla dolu bir oyun’ olarak nitelendirilen ‘Kadıncıklar’, oyununda imam nikâhı, berdel, töre ve namus cinayetleri, genel kadın, evlilik dışı birliktelik gibi kavramlar; farklı kadın karakterlerin yaşam öyküleri üzerinden ele alınıyor. Eser, farklı zihniyetler nedeniyle hayatını kaybeden kadınlara adanmış güçlü bir anlatı sunuyor. Oyunun yönetmenliğini Utkan Özüpak üstlenirken, dramaturgluğunu Nazan Kıdıl yaptı. Sahne amirliğini Mehmet Telli’nin yürüttüğü oyunun ses ve ışık tasarımı ise Muzaffer Makas tarafından gerçekleştirildi. ‘Kadıncıklar’ oyunu ilk olarak Levent Kırca tarafından Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelenmiş olup, Türkiye’nin birçok ilinde ve yurt dışında tiyatroseverlerle buluştu. Erkek egemen toplumda kadının metalaştırılmasını konu alan eser, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün yanı sıra Sadri Alışık Kültür Merkezi tarafından da sahnelendi. Muğlalı sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği oyun sonunda oyuncular uzun süre ayakta alkışlandı. Başkan Aras: "Bu oyun kadınların sesi olan güçlü bir anlatı sunuyor" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında sahnelenen oyunun kadınların yaşadığı toplumsal sorunlara dikkat çektiğini belirterek şunları söyledi: "Sanat, toplumun aynasıdır. Kadınların yaşadığı eşitsizlikleri, acıları ve mücadeleyi anlatan bu tür eserler toplumsal farkındalığın artmasına büyük katkı sağlıyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sahnelenen ‘Kadıncıklar’ oyunu da kadınların sesi olan güçlü bir anlatı sunuyor. Kadınların yaşamın her alanında eşit, özgür ve güçlü olduğu bir toplum için çalışmaya devam edeceğiz"
Siirt Siirt’te 4 çocuk annesinden 2 yıldır haber alınamıyor Siirt’te 2 yıldır kayıp 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’e ait henüz bir ize rastlanmazken, olaya ilişkin yürütülen soruşturmada eşi, kayınbiraderi ve kayınbabasının tutukluluk hali devam ediyor. Siirt’in Baykan ilçesinde 2024 yılında kaybolan 30 yaşındaki 4 çocuk annesi Mekiye Akyel’e ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor. Akyel’den kaybolduktan bugüne kadar haber alınamadı. Yürütülen soruşturma kapsamında Akyel’in eşi İ.G. kayınbirader H.G. ve şüphelilerin babası İ.G. gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pilgir, katıldığı bir televizyon programında kardeşinin tandırda yakıldığını ileri sürmüş, gizli tanıklar olduğunu, yeğenlerinin aileden alınmasını istediklerini söylemişti. Avukat Gurbet Bilbay ise Mekiye Akyel için Siirt’te olduklarını belirterek, olayın iki gün sonra unutulmasını istemediklerini, sıradan bir cinayet olmadığını söyledi. Avukat Bilbay, "Genelde de müvekkilim bununla ilgili mesajlar alıyor tandırda yakıldığına dair. Hep buna yönelik iddialar var. İnsanlar konuşmaya korkuyor bununla ilgili gizli tanık dinlettireceğiz. Çocukların onlardan alınmasını için elimizden geleni yapacağız. Lütfen buradan sesleniyorum bu cinayet unutulmasın Mekiye Akyel için elimizden geleni yapalım" dedi. Avukat Sevginur Uzunhasan ise 4 çocuk annesi Mekiye Akyel için Siirt’te olduklarını dile getirdi. Uzunhasan, "Halime hanımın bu dosyanın buralara gelmesinde büyük cabası vardır. Savcılık makamı şüphelileri tutuklamış durumdadır. Bugün çocuklarını görmeye gittik. Durumun unutulmasını istemiyoruz’’ diye konuştu. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pilgir de savcıyla görüşüp ifade verdiklerini belirterek, "Bu dosyanın peşini bırakmayacağız. Avukatlarımla birlikte buradaydık. Çocukları görmek istiyorum. Oradan alınmalarını istiyorum. Gizli tanıklar var, bana mesajlar geliyor. Gizli tanık olarak dosyaya alınmasını istiyorum. Bu davanın peşini bırakmayacağım" şeklinde konuştu.
Ankara Memur-Sen Başkanı Yalçın: "Ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Uluslararası eğilimlere uyumlu olması nedeniyle ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" dedi. Memur-Sen Konfederasyonu ve Eğitim Bir-Sen Sendikası Genel Başkanı Ali Yalçın, 81 ilde 120 bin okul yöneticisi, öğretmen veli ile yaptıkları ara tatillere yönelik saha araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yalçın, İstanbul’da öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’e baş sağlığı diledi. Eğitimde çözüm odaklı araştırmalarla ve raporlarla çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yalçın, ara tatil modeline ilişkin de öğretmenlerin, öğrenciler ve velilerin görüşlerini almak amacıyla da saha çalışması yaptıklarını ifade etti. Yalçın, "Toplamda 119 bin 709 okul yöneticisi, öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla araştırmayı gerçekleştirdik. Araştırma sadece devlet okullarında görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerini ortaokul ve orta öğretim öğrencilerini ve temel eğitim ile ortaöğretimde çocuğu olan velileri kapsamaktadır. Araştırmaya 55 bin 126 öğretmen, 7 bin 792 yönetici, 20 bin 675 öğrenci, 36 bin 116 veli katılmıştır" diye konuştu. "Öğretmen, yönetici, veli mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli bir şekle kavuşturduğu yönündedir" Yapılan saha çalışmalarının sonuçlarını paylaşan Yalçın, sözlerine şöyle devam etti: "Olası bir kaldırma kararına yönelik katılmama oranı açısından öğretmenlerin yüzde 88,2’si, okul yöneticilerinin yüzde 72,1’i ve velilerin 70,5’i bu kaldırma kararına katılmamaktadır. Özellikle öğrencilerin lisede yüzde 85,7 ortaokulda yüzde 78,4 uygulamayı devam ettirme yönünde bir iradesi ve isteği vardır. Bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklerim diyen velilerde oran erkek velilerde yüzde 18,3 kadın velilerde yüzde 23,6. İkimiz de çalışıyoruz diyen velilerin yüzde 76,2’si, sadece ben çalışıyorum diyen velilerin yüzde 71,2’si, ikimiz de çalışmıyoruz diyen velilerin yüzde 67,9’u sadece eşim çalışıyor diyen velilerin de yüzde 64,3’ü bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklememektedir. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu öğretmen, yönetici, veli mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli bir şekle kavuşturduğu yönündedir." Velilerin genel olarak ara tatillerin çocuğun kişisel gelişiminde önemli rol oynadığına dikkati çektiklerini söyleyen Yalçın, öğretmenlerin de bu dönemlerin bilişsel ve duygusal tazelenme sağladığını söylediklerini ifade etti. "Ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" Yalçın, yapılan araştırmalarda ara tatilin kaldırılmasına karşı olunduğunu aktaran, "Ara tatil uygulamasının bir defa devamlılığı sağlanmalıdır. Saha araştırması; öğretmenlerin, yöneticilerin, velilerin ve öğrencilerin büyük bir çoğunluğu ara tatillerin kaldırılmasına karşı olduklarını ifade etmişlerdir. Bu güçlü toplumsal destek ve uygulamanın OECD standartları ve uluslararası eğilimlere uyumlu olması nedeniyle ara tatil modelinin korunması ve kaldırılmaması konusunda ortak kanaat mevcuttur" açıklamasında bulundu. Ödev ve proje yükünün dengelenmesi gerektiğine dikkati çeken Yalçın, "Ara tatillerde öğrencilere akademik ağırlıklı yoğun ödevler vermek yerine kitap okuma, hobilerle ilgilenme ve sosyal etkinliklere yönlendirmek gibi bu anlamda çeşitli önermeler yapılabilir ve strese sokmayacak teşvik bu anlamda devreye alınabilir" diye konuştu. "Bölgesel okul bazı, esnek takvim modelleri üzerinde durulabilir" Ara tatillerin takvimi belirlenirken de pedagojik dengeyi bozmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine de değinen Yalçın, "Bölgelerin iklim şartları ve ihtiyaçları ile dini bayramlar tatillerini ile dikkate alınarak iki ara tatilden birinin geçici süre kaldırılarak yarı yıl tatilinin üç haftaya çıkarılması veya bu sürenin yaz tatili başlangıcına eklenmesi gibi genel bölgesel okul bazı, esnek takvim modelleri üzerinde durulabilir. Bu çok uzun bir süre olacak bir şey değil. Birkaç yıllık süre içerisinde bu söz konusu olabilir" ifadelerine yer verdi. Yalçın, Eğitim-Bir-Sen olarak çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı.
Antalya Kepez’de her gün iftar, her gün bereket Kepez’de Ramazan ayının manevi iklimi, her gün kurulan iftar sofralarıyla yaşanıyor. Ramazan’ın on dokuzuncu gününde Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinleri, aynı sofrada oruçlarını açmanın mutluluğunu paylaştı. Kepez Belediyesi’nin Ramazan ayının on dokuzuncu gününde kurulan iftar sofraları Duraliler ve Avni Tolunay mahalle sakinlerini bir araya getirdi. Duraliler Mahallesi kapalı pazar alanında düzenlenen ve yoğun katılımın olduğu iftar programında vatandaşlar aynı sofrada oruçlarını açmanın heyecanını yaşadı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, iftar yemeğinde mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Başkan Kocagöz, iftar öncesinde kurulan masaları tek tek dolaşarak vatandaşlarla sohbet etti. Vatandaşların Ramazan ayını tebrik ederek, hayırlı iftar dileklerini iletti. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhuna dikkat çeken Başkan Kocagöz, aynı sofrada buluşmanın önemine vurgu yaparak Ramazan’ın toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade etti. Ramazan ayının sadece oruç tutmak olmadığını belirten Başkan Kocagöz, "Ramazan ayı sabırlı, adaletli olmak, paylaşmak, dayanışmak, birlik ve beraberlik içinde olmak demektir. İşte bizde tamda burada Kepez Belediyesi olarak sadece hizmet üretmiyoruz. Birlik ve beraberliği sağlıyoruz. Çocuklarımızın umutları, gençlerimizin hayalleri, büyüklerimizin huzur içerisinde yaşayabilecekleri bir ilçe için gecemizi gündüzümüze katıyoruz ve sizlere layık olmaya çalışıyoruz" dedi. "Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız" Kepez yolculuğuna çıkarken, "Kepez’de hiç kimse kendini yalnız hissetmeyecek" sözlerine değinen Başkan Kocagöz, " Bizim olduğumuz yerde bir çocuğumuz üşümeyecek, bir insanımız yatağa aç girmeyecek. Belediyecilik demek budur. Yol yapmak, park yapmak bizim asli görevimizdir. Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Etrafımızda yoksul insan, çaresiz insan olmamalı Bunu hep beraber sağlayacağız" diye konuştu. Dünya’daki sıcak gelişmelere de değinerek, "Elbet bir gün bu ateşi yakanlar, o ateşte yanacaklardır" diyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ sözlerine değindi. Seçim döneminde vaat edilen 105 projenin 50’sini tamamladıklarını ve 98 projenin ise ilçede işler halde olduğunu söyledi. Duraliler ve Avni Tolunay muhtarlarına da çalışmalarından dolayı teşekkür eden Başkan Kocagöz, "Onlar bizim hizmet elçimiz Biz hizmet elçilerimiz, muhtarlarımız sayesinde mahallelerimizin ihtiyaçlarını çok daha rahat gözlemliyoruz. Elimizden geleni mahallelerimiz ve vatandaşlarımız için yapmaya çalışıyoruz" dedi. Başkan Kocagöz, Ramazan ayında Kepez’de her gün iftar sofralarının kurulduğunu, Dokumapark ve Kent Meydanı’nda da Ramazan etkinliklerinin düzenlendiğini söyledi. Kepez’in ortak gelecekleri olduğunu belirten Başkan Kocagöz, "Çocuklarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız ve engellilerimiz Kepez’de bizim baş tacımız" ifadelerini kullandı.