ÇEVRE - 31 Ekim 2024 Perşembe 19:38

Bakan Kurum: "Milletimizin her ferdinin, hak ettiği huzurlu yaşama erişmesi için alın teri dökmekten vazgeçmeyeceğiz"

A
A
A
Bakan Kurum: "Milletimizin her ferdinin, hak ettiği huzurlu yaşama erişmesi için alın teri dökmekten vazgeçmeyeceğiz"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Böyle bir millete ne yapsak az gelir. Milletimizin her ferdinin, hak ettiği huzurlu yaşama erişmesi için alın teri dökmekten vazgeçmeyeceğiz" dedi.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgenin yeniden inşa ve ihyası için çalışmalarını sürdürürken, deprem bölgesindeki köylerde ve şehirlerde 1900’den fazla şantiyede, 160 binden fazla personel, afet konutlarının inşası için çalışıyor. Deprem bölgesindeki 11 ilde 26 Ekim itibarıyla teslim edilen konut ve iş yeri sayısı 130 bin 565’e yükselirken, 2024 yılı sonunda teslim edilen konut ve iş yeri sayısını 201 binin üzerine çıkarmayı hedefliyor.


Depremde etkilenen ve ağır yıkımların yaşandığı Osmaniye’de bugüne kadar 5 bin 410 konut ve iş yerinin inşası tamamlanarak hak sahibi vatandaşlara teslim edildi. Bu sayının yıl sonunda 5 bin 632’ye yükselmesi öngörülürken, Osmaniye’de 2025 yılı sonunda toplam da 11 bin 850 konut ve iş yeri teslim edilecek.


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "’Devlet daha ne yapsın ki?’ diyor Osmaniye’de yuvasına kavuşan ağabeyimiz. Böyle bir millete ne yapsak az gelir. Milletimizin her ferdinin, hak ettiği huzurlu yaşama erişmesi için alın teri dökmekten vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.


“Siyaset yapmayacaksın, vatandaşın yarasına merhem olacaksın”


Osmaniye’de kalıcı konutlarına yerleşen depremzede aileler, yeni evlerine kavuşmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Hak sahibi Mevlüt Özer, 6 Şubat depremlerinde TOKİ’nin bölgede yaptığı konutların hiçbirinde hafif hasar oluşmadığını belirtti. Konutların sağlamlığının kanıtladığını vurgulayan Özer, “Devletimizin yaptığı her şeye güveniyoruz. Ona inanarak geldik, başımızı buraya soktuk. Geçen hafta deprem olmuş, biz sosyal medyadan öğrendik, hiç hissetmedik” dedi. Yeni konutlarla beraber otopark sorununun da ortadan kalktığını kaydeden Özer, “Aynı zamanda çocuklarımızın, torunlarımızın oynayabileceği parkımız, basketbol sahalarımız da var. Devletimiz her tarafa yetişti. Dışarıdan ’devlet ne yapıyor ki?’ diyenler gelip buraları görsünler. Her tarafta binalar yükseldi, herkes evlerinde oturuyor. Devlet daha ne yapsın? Siyaset yapıyorlar. Siyaset yapmayacaksın, vatandaşın yarasına merhem olacaksın” diye konuştu.


Yeni evine yerleşen Gönül Görgel ise kuranın kendisine çıktığında ailecek ‘sonunda güvenilir bir evimiz oldu’ diye sevindiklerini belirtti. Malatya’da yaşanan 5,9’luk depremi hiç hissetmediklerine dikkat çeken Görgel, “Devlet her zaman yanımızda. Bunu hissettik, gördük ve yaşadık. Hala çalışıyorlar, en ufak eksikte hemen geliyorlar, eksikleri tamamlıyorlar. Hak sahipleri gelip konutlarına otursunlar, rahat bir şekilde uykularını uyusunlar” şeklinde konuştu.


Diğer bir hak sahibi Melek Birol da, “Evin bana çıkacağını tahmin bile etmemiştim, hiç ümidim yoktu. Bu kadar güzel olacağını hayal bile edemezken, hayallerim gerçek oldu. Devletimiz hep yanımızdaydı” ifadelerini kullandı.


"Vatandaşlarımız gönül rahatlığıyla evlerinde oturabilir"


TOKİ İnşaat Mühendisi Tuğrul Cantürk, 6 Şubat depremlerinin ardından TOKİ’nin Osmaniye’de 7 bin 418 konutun ihalesini tamamlayarak yapımına başladıklarını belirtti. Cantürk, Yapı İşleri Genel Müdürlüğü tarafından da bin 950 köy evinin inşasına başladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:


"Osmaniye’de toplam 9 bin 368 konutun ihalesi yapıldı. 180 köy evi teslim edildi. TOKİ olarak şu anda 3 bin 658 konutun inşası devam ediyor. Konutların en kısa sürede hak sahiplerine teslim edilmesini planlıyoruz. Akyar ilçesinde ise birinci ve ikinci etaptan oluşan bin 820 konutumuzun yapımını tamamladık. Konutlarımız yatay ve yöresel mimariye uygun olarak tasarlanmış olup, radye temel üzerine tünel kalıp sistemi ile inşa edilmiştir. Dolayısıyla binalarımız depreme karşı dayanıklı durumdadır. Vatandaşlarımız gönül rahatlığıyla evlerinde oturabilir."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor Trabzon’da bir çocuk annesi Güzin Emral Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği andan bugüne geçen hastalık sürecini bir ’savaş’ değil bir ’misafir’ olarak kabul ederek tedavi sürecini herkese örnek olacak bir olgunlukla yaşıyor. Erzurum’da uzun yıllar yaşayan sağlık çalışanı Güzin Emral Yazıcı, memleketi Trabzon’a tayin olduktan sadece iki hafta sonra mide ağrısı şikayetiyle doktoruna başvurdu. İlk etapta mide kanseri teşhisi konulan Yazıcı’nın detaylı tetkikler sonucu iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. "Kanserle savaşmıyorum" diyerek hastalığı geçici bir misafir olarak gördüğünü belirten Yazıcı, sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer durumdaki kadınlarla iletişim kurarak dayanışma ve moral desteğinin önemini vurguluyor. Ameliyata hazırlanırken... Trabzonlu 41 yaşındaki Güzin Emral Yazıcı, üniversite eğitimini Erzurum’da tamamladıktan sonra çalışma hayatına da aynı şehirde başladı. Uzun yıllar Erzurum’da görev yapan sağlık çalışanı Yazıcı, bir süre önce memleketine tayin talebinde bulundu. Atamasının gerçekleşmesiyle birlikte Trabzon’da görevine başlayan Yazıcı’nın hayatı ise göreve başladıktan iki hafta sonra yaşadığı sağlık sorunu ile bambaşka bir yön aldı. Mide ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Yazıcı’ya ilk etapta mide kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için Ankara’ya giden Yazıcı, Hacettepe Üniversitesi’nde ameliyata hazırlanırken yapılan ileri tetkiklerde kan değerlerindeki anormallik dikkat çekti. Mide kanserinin bu tabloyu açıklamaması üzerine ameliyat iptal edildi ve tanı süreci yeniden başlatıldı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından Yazıcı’nın aslında iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamıyor Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamayan Yazıcı için akıllı ilaç tedavisi planlandı. Ankara’da bir onkolog eşliğinde başlatılan tedavinin ilk üç aylık kontrolünde gerileme tespit edildi. Altıncı ayını doldurmak üzere olan Yazıcı’nın tedavi sürecinin planlandığı şekilde devam ettiği, Nisan ayında yeniden kontrole gideceği öğrenildi. 15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Yazıcı, teşhis sürecinin psikolojik olarak yıpratıcı geçtiğini ancak hastalığa teslim olmadığını dile getirdi. "Kanserle savaşmıyorum" diyen Yazıcı, hastalığı bedeninde oluşan ancak geçici olduğuna inandığı bir misafir olarak gördüğünü ifade etti. Süreç boyunca sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer hastalıkla mücadele eden kadınlarla iletişim kurduğunu belirten Yazıcı, dayanışmanın ve moral desteğinin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı. Pozitif kalmanın önemine dikkat çeken Yazıcı, tamamen iyileşeceği güne odaklandığını kaydetti. "Çok şükür gerileme var; tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" Trabzon’da mide kanseri teşhisi konulduğunu tedavi için gittiği Ankara’da ise meme kanseri teşhisi konulduğunu belirten Güzin Emral Yazıcı, "Erzurum’da yaşarken bir anda memleketime tayin isteme kararı aldım. Tayinim çıktı ve Trabzon’a geldim. Ancak görev yerimde yalnızca iki hafta çalışabildim. İkinci haftanın sonunda mide kanseri teşhisi aldım. Bu haberi almak büyük bir şoktu. Kanser kelimesini duyduğunuz an, sanki doktor size doğrudan öleceksin demiş gibi hissediyorsunuz. Tedavi için Ankara’ya gitmeye karar verdim. Apar topar Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi’ne gittik. Mide kanseri olmam imkansızdı. Midemde rahatsızlık hissetmiyordum. Sadece midem ağrıyordu. Orada yapılan tetkiklerde mide kanseri olduğu söylendi ve hemen ameliyatla midemin alınması planlandı. Kendimi psikolojik olarak ameliyata hazırladım. Ameliyat olacak ve iyileşecektim. Ancak ameliyat öncesi alınan kan örneklerinde ilikle ilgili bir bozukluk tespit edildi. Doktorlar, mide kanserinin bu şekilde kan değerlerini bozmayacağını belirterek ameliyatı iptal etti. Yeniden araştırmalar başladı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından aslında mide kanseri değil, meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Meme kanseri midede metastaz yapmazmış, dünyada çok az görülen örnekleri varmış. Aslında akciğer, karaciğer ve kemiğe yayılım görüldüğünü ifade ettiler. Bende ise hem midede hem de kemikte metastazlarım oluşmuş. Çok zor teşhis aldım. İki taraflı meme kanseri teşhisi konuldu. Ankara’da bir onkologla tedavi sürecine başladık. Kan değerlerim çok bozuk olduğu için kemoterapi alamadım. Bunun yerine akıllı ilaç tedavisine başlandı. Tedaviye vücudum güzel yanıt veriyor. İlk üç aylık kontrolüm Ankara’da yapıldı. Şu anda altıncı ayın içindeyim ve Nisan ayında yeniden kontrole gideceğim. Çok şükür gerileme var. Tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" dedi. "Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum" "İlk duyduğumda dünyam başıma yıkıldı" Yazıcı, "Çok gencim hiçbir şey yaşamadım diye düşündüm. Teşhisi ilk öğrendiğimde aklıma hemen 15 yaşındaki kızım geldi. Bir kız çocuğu annesiyim. O an, sanki dünyadaki son günümü yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. Tedaviye yanıt aldıkça, vücudunuz karşılık verdikçe kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Şimdi sürece alıştım. Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum. İyi olacağıma inanıyorum. Bu süreçte sosyal medyada bir sayfa açtım. Benim gibi olan kadınlarla iletişim kurmak, birbirimize destek olmak istedim. Çok güzel ve pozitif mesajlar alıyorum. İnsanlar kendi hikayelerini paylaşıyor. Bu süreç psikolojik olarak yıpratıcı. İnsanlarla dertleşmek, birbirimize moral vermek bana güç veriyor. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Kanser kıyaslanacak bir hastalık değil. Herkesin süreci ve tedavisi kendine özgü. Ancak birlik olmanın, birbirimize moral vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Kanser kelimesi korkutucu ama değil. Korkmuyorum" şeklinde konuştu. "Kanserle savaşmıyorum" Kanserle savaşmadığını onu kabul ettiğini kaydeden Yazıcı, "Hastalığı ilk öğrendiğimde herkesi kendim aradım. Merhaba, nasılsın cümleleri ile başladım sonrasında ‘biliyor musun, ben kanser oldum’ dedim. Sanki grip oldum der gibi söyledim. Bir kuzenim var, kişisel gelişim uzmanı. Onu aradığımda önce inanmakta zorlandı. Ne yapacağım diye sordum. Bana, ‘Kendini bununla yorma, bununla savaşma’ dedi. Bu cümle bana çok iyi geldi. Çünkü bu hastalık benim bedenimde oluştu. Onunla savaşmıyorum, onu kabul ettim. Ama zamanı geldiğinde geldiği gibi geri püskürteceğim. O benim bir parçam değil, sadece geçici bir misafir. Genç ya da yaşlı, birçok insan bu hastalıkla mücadele ediyor. Zor bir hastalık. Hem psikolojik hem maddi olarak zor bir süreç. Ancak eve kapanıp sürekli ah, vah demenin kimseye faydası yok. Pozitif kalmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Ben, bu hastalığın psikolojik etkenlerle de bağlantılı olabileceğini düşünüyorum. Bu zamana kadar gamlı yaşadıysak bugünden sonra kendimizi daha iyi yaşamaya adapte edelim. Dolaşalım, nefes alalım, bugüne şükredelim. İnanıyorum ki yeneceğiz. Herkes yenme umuduyla yaşasın. Ben böyle yaşıyorum ve kendimi iyi hissediyorum. Onu yeneceğime yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Güzin Emral Yazıcı’nın bu süreçte en büyük destekçisi eşi Fatih Yazıcı olurken, eşinin tedavi süreciyle yakından ilgileniyor.
Manisa Köse: "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" diyerek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kadınların hayatın her alanında emekleri, fedakarlıkları ve başarılarıyla topluma yön verdiğini belirten Köse, güçlü ve sağlıklı bir toplumun ancak kadınların hak ettiği değeri görmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Kadınların aileden eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Köse, "Kadınlarımız toplumun temel taşı, aile yapısının en güçlü dayanağıdır. Onların emeği, sabrı ve fedakarlığı sayesinde toplumlarımız ayakta durmakta ve geleceğe umutla bakabilmektedir." dedi. Kadınların sadece bir gün değil yılın her günü hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğini belirten Köse, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlamak, onların emeklerine saygı göstermek ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, sosyal ve kültürel alanlarda daha fazla yer alması, toplumların gelişmişlik seviyesini de doğrudan etkilemektedir." Kadınlara yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu da dile getiren Köse, kadınların huzur, güven ve eşit fırsatlar içinde yaşayabildiği bir toplumun herkes için daha güçlü bir gelecek anlamına geldiğini ifade etti. Köse, mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam temennisinde bulundu.