POLİTİKA
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır" 10 Mart 2026 Salı - 16:56:06 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda İran’a yapılan saldırılar ile ilgili olarak kapalı oturum gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in bilgi vereceği Genel Kurul’da kapalı oturum dolayısıyla Genel Kurul bitişiğindeki basın ofisleri de kapatıldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş kapalı oturum öncesinde, son günlerde yaşanan hadiselerin uluslararası sistemin mahiyetine ilişkin çok derin sarsıntıları açığa çıkardığını belirterek, "İran’a yönelik son saldırılar bölgemizde zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getirmiştir. Bu saldırılarla oluşan güvenlik kriziyle birlikte uluslararası hukuk, meşruiyet, egemenlik, diplomasi ve caydırıcılık gibi kavramların mevcudu aşındırıldığında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz tabloyu sadece askeri bir gelişme olarak değerlendirmek meselenin esasını kavramakta yetersiz kalınmasını sağlayacaktır. Uluslararası mekanizmaların etkisizleştirildiği açık bir sistem bulundu. Daha açık söylemek gerekirse bugün yaşananlar sistemin hukukla değil kuvvetle tanıdığı bir şey değildir. Bir başka ifadeyle dünya siyaseti giderek orman kanunlarının belirleyici olduğu bir zamana doğru sürüklenmektedir. Uzun yıllar boyunca dünya kamuoyuna kurallara dayalı uluslararası düzen olarak savunulan çerçevede bugün ciddi bir meşruiyet ve işlev kaybına uğradığı görülmektedir. Kurumlar vardır fakat tesirleri neredeyse sıfıra inmiştir. Kurallar vardır fakat çözüme karşı işletilememektedir. Kavramlar vardır içleri boşaltılmıştır. Bu sebeple bugün yaşanan gelişmeler hiç normal adam olarak asla değerlendirilemez" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Açıkça ifade etmek gerekir ki uluslararası sistem niteliği ve işleyişi bakımında ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Hukukun yerine kuvveti, ilkenin yerine keyfiliği, müşterek vicdanın yerini stratejik hesapların aldığı ortam oluşmaktadır. Böylesi zamanlarda en ağır bedel her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödenmektedir. Gazze’de devam eden katliamların, açlığın, kuşatmanın ve sistematik yıkımını yozlaştığı insani felaket tüm ağırlığıyla sürerken şimdi İran’da hayatını kaybeden sivillerin acısı ile Lübnan’da derinleşen kayıplar, büyük trajedinin yeni halkaları olarak önümüzde durmaktadır. Gazze’de toprağa düşen masumların acısı ile İran’da ve Lübnan’da hayatını kaybeden insanların acısı arasında bir fark yoktur. Her biri aynı hoyratlığı, pervasızlığı ve hukuk tanımaz ehliyetin birbirine eklenen neticelerdir. Gazze’de çocukların acısına, İran’da okulda katledilen çocukların acısı eklenmiştir. Mevcut tablonun parçalar halinde değil, bükülüp bütünlük içerisinde ele alınması gerekir. Gazze’de yaşananları Suriye’den, Suriye’de yaşananları İran’dan bağımsız, İran’da yaşananları Lübnan’dan kopuk, Lübnan’daki sarsıntıyı da Yemen’den, Somali’den ve hatta bölgesel güvenlik denkleminden ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Bizim milletçe sahip olduğumuz ahlaki ve siyasi duruş açıktır. Bizim medeniyet birikimimiz, tarih şuurumuz ve millet vasfımız, zulüm karşısında söze yıkılmayı değil, hakkı açık biçimle ifade etmeyi gerekli kılar. Türkiye Cumhuriyeti böyle zamanlarda susamaz, Gazi Meclisimiz böyle zamanlarda susamaz." Kurtulmuş, bugün İsrail yönetiminin izlediği saldırgan çizginin, bölgesel gerilimin en belirleyici unsuru olduğunu ifade ederek, "Gazze’de yaşanan insanlık dışı tablo, sıradan bir askerî operasyon yahut güvenlik tedbiri olarak izah edilemeyecek seviyeye çoktan ulaşmıştır. Sivil hayatı doğrudan hedef alan, açlığı bir baskı aracına dönüştüren, insani yardımı engelleyen ve tüm bunları güvenlik gerekçeleriyle perdelemeye çalışan anlayış, insanlığın müşterek hukuk ve vicdan zeminini tahrip etmiştir. Bu bakımdan Gazze’de gördüğümüz tablo, soykırım siyasetinin son derece ağır ve vahim bir safhaya ulaştığını göstermektedir. Şimdi de bu tehlikeli siyasetin, Amerika Birleşik Devletleri’ni de doğrudan savaşın içine çeken yeni bir boyut kazanmış olması, bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabilecek mahiyettedir. Böyle bir sürüklenmenin doğuracağı neticeler, bölgedeki ülkelerin sınırlarıyla sınırlı kalmayacaktır. Enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir. Nitekim savaşın ABD’de dahil ciddi maliyet kaygıları, toplumsal tereddütler ve siyasi tartışmaları çoktan başlamıştır. Ateşin büyümesi, onu uzaktan izleyenleri de bir gün gelir içine çeker. Bu sebeple saldırıların derhal durdurulması ve çatışmanın daha geniş bir felakete dönüşmesinin engellenmesi, bugün herkes için bir zorunluluktur. Türkiye’nin son günlerde ortaya koyduğu yoğun diplomasi trafiğini tam da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin vakarına ve milletimizin vicdanına yakışan tutum; hukuku savunan, diplomasiyi önceleyen ve zulüm karşısında sözünü sakınmayan bir tutumdur. Biz ne savaşın diliyle teslim alınırız ne de suskunluğun konforuna çekiliriz. Biz adaletten vazgeçmeden barışı savunuruz; diplomasiyi savunuruz. Biz zulmü görmezden gelmeden bölgesel istikrarı savunuruz. Temennimiz, saldırıların bir an önce sona ermesi, hukuk dışı müdahalelerin durdurulması, diplomasi masasının sahici biçimde yeniden kurulması ve bölgemizin daha büyük felaketlere sürüklenmeden sükûnet zeminine kavuşmasıdır. Bölgedeki saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; çatışmaların gölgesinde endişe ve belirsizlik içinde yaşayan tüm halklara geçmiş olsun dileklerimi ifade ediyorum. Bundan sonra da hem ilkeli dış politika çizgisini hem de bölgesel barış yönündeki samimi gayretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz."
10 Mart 2026 Salı - 16:13 Muhtarlar konfederasyonu heyeti Isparta’da bir araya geldi Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta ve beraberindeki heyet, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, yönetiminde yer alan Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mahmut Gülcü, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, Adana Muhtarlar Derneği Başkanı Ata Ürün, Osmaniye Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Kama, Adana Çukurova Muhtarlar Derneği Başkanı Sibel Polat, Burdur Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Aktaş, Adana Seyhan İlçesi Pınar Mahalle Muhtarı Saniye Çelik ve Ispartalı muhtarlar ile birlikte Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta ve yönetim kurulu üyeleri, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, Isparta Muhtarlar Derneği’nin olağan genel kurul toplantısına katılmak üzere kente geldiklerini belirterek, genel kurulda mevcut Başkan Gökhan Büyükleblebi’nin yeniden seçildiğini söyledi. Delibalta, muhtarlar ile yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin önemine değinerek, belediyelerin muhtarlarla koordineli çalışmasının hizmetlerin sahaya yansımasında etkili olduğunu ifade etti. Muhtarlarla iş birliği vurgusu Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ise muhtarların yerel yönetimler açısından önemli bir görev üstlendiğini belirterek, mahallelerdeki sorun ve taleplerin muhtarlar aracılığıyla belediyeye iletildiğini söyledi. Başdeğirmen, vatandaşlarla belediye arasında iletişimin sağlanmasında muhtarların önemli rol üstlendiğini ifade etti. Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi. Ziyarete Delibalta’nın yanı sıra Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mahmut Gülcü, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, Adana Muhtarlar Derneği Başkanı Ata Ürün, Osmaniye Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Kama, Adana Çukurova Muhtarlar Derneği Başkanı Sibel Polat, Burdur Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Aktaş, Adana Seyhan ilçesi Pınar Mahalle Muhtarı Saniye Çelik ile Ispartalı muhtarlar katıldı.
Başkan Albayrak: "Şehirde sel varken, vatandaş evinde elini yıkayacak su bulamadı"
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:03 Başkan Albayrak: "Şehirde sel varken, vatandaş evinde elini yıkayacak su bulamadı" ESKİ Genel Müdürlüğü’nün önünde açıklama yapan AK Parti Eskişehir Başkanı Gürhan Albayrak, "Şehir sel görüntüleriyle boğuşurken, aynı saatlerde Eskişehirli evinde elini yıkayacak suyu bulamadı" dedi. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Müdürlüğü, Porsuk Nehri su alma noktasında yaşanan seviye düşüklüğü nedeniyle yeterli su temin edilemediğini dün akşam duyurdu. Yapılan açıklamadan kısa bir sonra kentin çeşitli noktalarında su kesintisi yaşandı. Son zamanlarda benzer su kesintilerinin artması sebebiyle vatandaş mağduriyet yaşadı. "Şehirde sel varken, vatandaş evinde elini yıkayacak su bulamadı" ESKİ Genel Müdürlüğü’nün önünde bu konuyla ilgili açıklamada bulunan AK Parti Eskişehir Başkanı Gürhan Albayrak, "Bugün burada bulunmamızın sebebi, Eskişehir’de aylardır yaşanan su krizinin artık bir yerel yönetim fiyaskosuna dönüşmüş olmasıdır. Yaşananlar münferit bir arıza değil; plansızlığın, öngörüsüzlüğün ve liyakatsizliğin sonucudur. Son 1 ay içinde Eskişehir’de yaşananlar, açık bir yönetim zaafını gözler önüne sermiştir. Tepebaşı’nda günler süren kesintiler, haftalardır çözülemeyen Kalabak Suyu tedarik sorunu ve son olarak Pazar günü hiçbir hazırlık yapılmadan, hiçbir bilgilendirme yapılmadan şehrin büyük bölümünde suların kesilmesiyle ortaya çıkan tablo nettir: En ufak bir yağmurda sokaklarımız göle dönüyor, evlerimizde musluklardan su akmıyor. Dün akşam bunun en çarpıcı örneğini yaşadık, şehir sel görüntüleriyle boğuşurken aynı saatlerde Eskişehirli evinde elini yıkayacak suyu bulamadı. Bu çelişkinin adı şudur: Dışarıda yağmur var, evde yok ve bu, tam anlamıyla ’-mış gibi’ belediyeciliktir. Hizmet varmış gibi, plan varmış gibi, altyapı güçlüymüş gibi" ifadelerini kullandı. İstifa talebi Bu mağduriyete sebep olanların istifa etmesi ve haklarında soruşturma başlatılması yönünde çağrıda bulunan Başkan Albayrak, "ESKİ’nin bütçesi neden Eskişehir’in su güvenliği için kullanılmak yerine, belediyenin başka harcama kalemlerine aktarılmaktadır?" sorusunu ilgili kurum yetkililerine yöneltti.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu:
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:02 AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu: AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, "Suriye’nin birlik bütünlüğüne ve orada bütün etnik kökenin ne olursa olsun dini inancı, mezhebi ne olursa olsun her bir vatandaşın, yurttaşın eşit yurttaş vatandaş statüsünde temel hak ve özgürlükler ekseninde Suriye’nin birlik beraberlik ve bütünlüğü bağlamında hayatlarını huzur ve refah içerisinde geçirmelerini arzu ediyoruz" dedi. Akbaşoğlu, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Akbaşoğlu Karayolları Trafik Kanunu’nun 17. Maddesine görüşüldüğünü aktararak, hafta içinde Trafik düzenlemesinin gündeme geleceğini söyledi. Akbaşoğlu, 6 Şubat depreminin yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "Bir taraftan böyle büyük bir felaketi anacağız. Ona karşı bilinçli bir şekilde toplumumuzu, insanımızı koruma ve bu tür felaketlerle karşılaşıldığında zararsız bir şekilde bunun gidebilmesine göre çabaları planlamaları ortaya koyarken, bir taraftan da tabii ki 27 Aralık 2025 tarihi itibariyle iki yıl içerisinde dünyada eşi benzeri görünmemiş bir gayret ve üstün başarıya hep beraber şapka çıkaracağız ve 455 bin bağımsız konutun hak sahibine teslimini hatırlayacağız ve bu konuda yaraların sarılması hususundaki gayretleri hep beraber tebrik edeceğiz ve emeği geçenlere de teşekkürlerimizi ifade edeceğiz" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye önemli mesafelerin kat edildiğini söyleyen Akbaşoğlu, "Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge denklemi içerisinde her zaman ifade edile geldi. Çünkü bölge terörden temizlenmezse terörsüz Türkiye hedefine ulaşma noktasında bazı sıkıntılar yaşanabileceğini hepimiz ifade edebiliriz. Dolayısıyla terörden temizlediğimiz Türkiye’mizi Allah’ın izniyle bölgemizde de adı ne olursa olsun her türlü terör yapılanmasını ortadan kaldırmak suretiyle ne Türkiye’nin tehdit edilebileceği ne de sınırdaki komşularımızın tehdit edilebileceği, onların milli egemenliğine ve toprak bütünlüğüne halel gelecek şekilde bir unsurun da olamayacağı bir terörsüz bölgeyi biz başından beri terörsüz Türkiye hedefiyle birlikte zikrede geldik. Şunu ifade etmek isterim ki terörsüz Türkiye, terörsüz bölgeyi terörsüz bölgede terörsüz dünyayı sonuçlayacak bir perspektifi içinde barındırmaktadır. Bu vesileyle dünya düzenine ilişkin yepyeni adımların konuşulduğu, yepyeni perspektiflerin ifade edildiği farklı uygulamaların hayata geçtiği şu ortamda aslında terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sözünün ne kadar büyük bir anlamı ihtiva ettiğini de daha iyi idrak ediyoruz. Suriye’de orada genç yapının Suriye Devleti’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve idari yapının birlik beraberliğinin ve bütünlüğünün önemi yaslanamaz. Bu konuda olumlu gelişmeler konusunda da biz bu çerçevenin devam etmesi ve olumlu gelişmelerin aynen bu şekilde Suriye’nin birlik bütünlüğüne ve orada bütün etnik kökenin ne olursa olsun dini inancı, mezhebi ne olursa olsun her bir vatandaşın, yurttaşın eşit yurttaş vatandaş statüsünde temel hak ve özgürlükler ekseninde Suriye’nin birlik beraberlik ve bütünlüğü bağlamında hayatlarını huzur ve refah içerisinde geçirmelerini arzu ediyoruz" dedi.
Bakan Göktaş açıkladı: EKPSS üzerinden bin 573 engelli vatandaş kamu kurumlarına yerleştirildi
02 Şubat 2026 Pazartesi - 12:59 Bakan Göktaş açıkladı: EKPSS üzerinden bin 573 engelli vatandaş kamu kurumlarına yerleştirildi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Engelli vatandaşlarımız için istihdamı büyüten, erişilebilirliği yaygınlaştıran ve aile desteklerini güçlendiren çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. ’Engelli Vatandaşların Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Töreni’ Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında gerçekleştirildi. Düzenlenen törende konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bin 573 engelli vatandaşımızı, kamu kurumlarına yetiştirmek üzere bir aradayız. Böylesi önemli bir günde, sizlerin heyecanını ve sevincini paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Engelli vatandaşların ihtiyaçlarına yönelik politikaları kararlılıkla hayata geçirdiklerini dile getiren Göktaş, "Her bir engelli kardeşimizin kendi potansiyelini gerçekleştirdiği güçlü bir toplum inşa etmeye gayret ettik. 2012 yılında başlatılan Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı, yani EKPSS, bu hedefe hizmet eden adımlardan biridir. 2002 yılında kamuda görev yapan engelli memur sayısı 5 bin 777 iken, yapılan atamalarla bu sayıyı 15 kat artırarak 82 bin 638’e çıkardık" şeklinde konuştu. "Bu yıl, 8’incisi yapılacak sınav için de desteklerimizi sürdüreceğiz" Bakanlık olarak engelli bireylerin yükünü azaltmak için sınav ücretlerine katkı sağladıklarını belirten Göktaş, "2024 yılı EKPSS kapsamında 33,8 milyon lira sınav ücretini biz karşıladık. Bu yıl, 8’incisi yapılacak sınav için de desteklerimizi sürdüreceğiz" diye konuştu. "Evde bakım yardımımızdan 517 bin vatandaşımız yararlanıyor" Göktaş, aile odakları hizmetlerle engelli vatandaşlara destek olmayı sürdürdüklerini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu alanda temel politikamız, bireyin ailesinden ve sosyal çevresinden kopmadan, kendi yaşam alanında desteklenmesidir. Çünkü engelli kardeşlerimizin iyilik halinin aileyle birlikte güçlendiğini çok iyi biliyoruz. Böylece evde bakım yardımı ve gündüz hizmetlerimizle vatandaşlarımıza destek oluyoruz. Bugün itibarıyla evde bakım yardımımızdan 517 bin vatandaşımız yararlanıyor. Bugüne kadar, yaklaşık 240 milyar lira evde bakım desteği sağladık. Diğer yandan evde bakım desteğimizi, ailelerin ve engelli bireylerin gün içinde eğitim, rehabilitasyon ve sosyal etkileşim imkanına erişebileceği gündüz hizmetleriyle tamamlıyoruz. Bu alanı, hizmet zincirimizin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz." "Engelli vatandaşlarımız için aile desteklerini güçlendiren çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" Öz bakım becerilerinden iletişim ve sosyal uyuma uzanan hizmetler sunduklarını söyleyen Göktaş, 187 gündüzlü bakım, rehabilitasyon ve aktif yaşam merkezlerinin olduğunu hatırlattı. Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Ankara, Bursa, Mersin ve Kahramanmaraş’ta kurduğumuz ’Erken Çocukluk Gelişim Merkezleri’ ile çocuklarımızı destekliyoruz. Bunun yanı sıra ailelerine rehberlik ederek çocuklarımızın gelişimlerini güçlendiriyoruz. Diğer yandan ’Bireysel Sosyal Hizmet Danışmanlığı Modeli’ ile hem otizmli bireylere hem de ailelere destek olmayı sürdürüyoruz. Bu süreçte ise 18 ilimizde 3 bin 789 aileye bireysel danışmanlık hizmeti sağladık. Ayrıca, kamusal alanlardan dijital hizmetlere kadar her ortamda erişilebilirliği yaygınlaştırıyoruz. Geçtiğimiz yıl yayımlanan iki önemli Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle, engelli bireylerin bilgiye ve kamusal süreçlere erişimini bir standart haline getirdik. Engelsiz Türkiye Mobil Uygulamamızla, engelli bireylerin hizmetlere daha hızlı, güvenli ve kolay şekilde ulaşmalarını sağlıyoruz. Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği gibi, ’Engelli kardeşlerimizin hiçbir zorlukla karşılaşmadan hayatın her alanında güçlü şekilde var olabildiği bir Türkiye hedefliyoruz.’ Bugün gerçekleştirdiğimiz yerleştirme bu hedefin somut bir adımıdır. Engelli vatandaşlarımız için istihdamı büyüten, erişilebilirliği yaygınlaştıran ve aile desteklerini güçlendiren çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." Törene, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) Başkanı Bayram Ali Ersoy da katıldı.
DİSİDER Başkanı Akbaş: ’’Sürecin kalıcı hale gelmesini temenni ediyoruz’’
02 Şubat 2026 Pazartesi - 12:38 DİSİDER Başkanı Akbaş: ’’Sürecin kalıcı hale gelmesini temenni ediyoruz’’ Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, sürecin kalıcı hale gelmesini temenni ettiklerini belirterek, ’’Suriye’de yansıyan olumlu atmosfer, bölgemize de yansıyarak, sınır kapılarının açılmasıyla birlikte ticarete yeniden nefes aldıracak’’ dedi. DİSİDER Başkanı Akbaş, Suriye hükümeti ile SDG’nin mutabakatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 30 Ocakta Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti ile SDG arasında imzalanan ve 2 Şubatta yürürlüğe girecek mutabakat kapsamında atılan adımları memnuniyetle karşıladıklarını belirten Akbaş, bu gelişmenin yıllardır savaşın yükünü omuzlarında taşıyan ve büyük acılar yaşayan, Suriye halkının adına ve bölgesel istikrar açısından son derece kıymetli olduğunu söyledi. Akbaş, ’’Savaşların kazananı olmadığı, en ağır bedelin her zaman siviller tarafından ödendiği acı bir gerçektir. Gelinen bu aşama; çatışma yerine diyalog ve siyasi çözüm yollarının mümkün olduğunu göstermektedir. Savaş şehirlerin hafızasını ve halkların ortak geleceğini yaralar. Barış ise yaraları sarar, umudu yeşertir; kalkınmanın ve toplumsal iyileşmenin önünü açar. Suriye, bizim için yalnızca bir sınır komşusu değil akrabalık bağlarımızın, ortak kültürümüzün ve tarihi birlikteliğimizin bulunduğu önemli bir ülkedir. Bu topraklarda sağlanacak kalıcı barış, huzur ve refah bizler için de mutluluk vesilesidir. Suriye’de yansıyan olumlu atmosfer, bölgemize de yansıyarak, sınır kapılarının açılmasıyla birlikte ticarete yeniden nefes aldıracak, yalnızca yolları değil ticareti, bereketi ve komşuluk hukuku da karşılıklı güven ve iş birliğiyle güçlenecektir. DİSİDER olarak bu sürecin kalıcı hale gelmesini, sağduyu ve diyalog zemininde ilerlemesini temenni ediyor başta Suriye halkı olmak üzere tüm bölge için barış, istikrar ve kardeşlik diliyoruz. Acıların son bulduğu, çocukların korkmadan uyuyabildiği bir gelecek umuduyla atılan bu adımı güçlü biçimde destekliyoruz’’ diye konuştu.
AK Parti Batı Karadeniz Bölge Toplantısı Karabük’te tamamlandı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 12:28 AK Parti Batı Karadeniz Bölge Toplantısı Karabük’te tamamlandı AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen Batı Karadeniz Bölge Strateji Toplantısı, çok sayıda üst düzey ismin katılımıyla Karabük’te üç gün süren programın ardından tamamlandı. Program kapsamında Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Batı Karadeniz Bölge Başkanı Mücahit Yılmaz "AK Parti Teşkilat ve Siyaset Anlayışı", Teşkilat Başkan Yardımcısı Haydar Ali Yıldız "Lider, Fikir ve Teşkilat Eğitimi", Teşkilat Başkan Yardımcısı Selman Özboyacı ise "Siyasal İletişim" başlıklı sunumlar gerçekleştirdi. Toplantıya ev sahipliği yapan AK Parti Karabük İl Başkanlığı, organizasyonu başarıyla yürüttü. İl Başkanı Ferhat Salt, toplantının Karabük’te yapılmasının önemine dikkat çekerek, Karabük’ün Batı Karadeniz’in merkezinde yer alan bir şehir olarak bu önemli buluşmaya ev sahipliği yapmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Programın ilk etabında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, teşkilatların önemine vurgu yaparak AK Parti’nin siyaset anlayışının milletle iç içe olduğunu ifade etti. Toplantının son etabında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş ise bölge toplantısının Batı Karadeniz illerindeki teşkilat çalışmalarına yeni bir ivme kazandıracağını belirtti. Üç gün süren Batı Karadeniz Bölge Strateji Toplantısı, yapılan değerlendirmelerin ardından tamamlanırken, Karabük siyaset gündeminin kalbinin attığı şehir olarak toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıya Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Karabük Milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç, AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, AK Parti Konya Milletvekili Selman Özboyacı, AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı Mücahit Yılmaz, Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya ile Batı Karadeniz bölgesindeki 10 ilden il ve ilçe başkanları katıldı.
Samsun üretimde vites yükseltiyor: Gözler hızlı tren ve çevre yollarında
02 Şubat 2026 Pazartesi - 11:28 Samsun üretimde vites yükseltiyor: Gözler hızlı tren ve çevre yollarında Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, hızlı tren projeleri ve çevre yollarıyla birlikte kentin lojistik ve üretim gücünün ciddi biçimde artacağını belirterek, Samsun’un sadece yaşamak için değil, üretmek için de tercih edilen bir şehir haline geleceğini söyledi. Başkan Halit Doğan, 2026 yılı itibarıyla hayata geçirilecek, devam eden ve yatırım programına alınması planlanan projelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğu ve Batı Çevre Yolları, Çarşamba Havalimanı’nın yenilenmesi, Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Tren Projesi ile Samsun-Mersin demir yolu hattının kente kazandıracaklarını anlatan Doğan, bu yatırımların Samsun’u Karadeniz’in üretim ve lojistik üssü haline getireceğini vurguladı. "Doğu Çevre Yolu’nun ihalesi yapılacak" Şehir trafiğini rahatlatacak Doğu Çevre Yolu hakkında konuşan Doğan, bu hattın tamamlanmasıyla şehir merkezinden geçen günlük yaklaşık 40 bin aracın deplase edileceğini ifade etti. Özellikle Tekkeköy’de sanayinin büyümesiyle Belediye Evleri bölgesinde ciddi bir trafik yoğunluğu oluştuğuna dikkat çeken Doğan, Doğu Karadeniz’e ve Sarp’a giden ağır tonajlı araçların şehir içinden çıkarılmasının zorunlu hale geldiğini söyledi. Doğan, Doğu Çevre Yolu’nun Çarşamba Havalimanı’na kadar olan bölümünün proje ve ihalesinin bu yıl yapılacağını, yatırım programına alınması için ise 2027 hedefiyle çalıştıklarını açıkladı. Batı Çevre Yolu’nun yapım sürecine de değinen Başkan Doğan, bu yolun tamamlanmasıyla günlük yaklaşık 15 bin aracın şehir merkezinden çıkarılacağını belirtti. Doğu Çevre Yolu’nun öncelikli olmasını istediklerini ancak Batı Çevre Yolu’nda önemli bir aşama kaydedildiğini dile getiren Doğan, "Başlanmış bir işi durdurmanın anlamı yoktu. Batıda süreci devam ettirdik, doğu için de proje çalışmalarını sürdürüyoruz. Doğu Çevre Yolu’nun ihalesi bu yıl yapılacak" dedi. "Samsun bambaşka bir şehir olacak" Hızlı tren projelerinin Samsun için stratejik bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Halit Doğan, özellikle Mersin-Samsun demir yolu bağlantısının tamamlanmasıyla limanın uluslararası lojistikte çok daha etkin hale geleceğini ifade etti. Mersin’den çıkan yüklerin boğazlara uğramadan Samsun Limanı’na ulaşabileceğini belirten Doğan, bu yüklerin buradan Avrupa, Rusya, Ukrayna ve Orta Asya’ya sevk edileceğini söyledi. Bu süreçte Kavak ve Havza OSB’lerde indirme merkezleri ile Lojistik Köy planlamalarının da devreye gireceğini aktaran Doğan, "Trenin OSB’deki bir firmanın yükünü alıp doğrudan limana indirebildiği bir sistem kurmayı hedefliyoruz. Yeni liman ve serbest bölge projeleriyle Samsun bambaşka bir şehir olacak. Allah nasip ederse 2026’da Samsun-Çarşamba Havalimanı da yenilenecek" ifadelerini kullandı. "Samsun’un güçlenmesi bölgenin güçlenmesi demek" Samsun’un yaşam kalitesi yüksek bir şehir olduğuna dikkat çeken Doğan, hedeflerinin bu konforu güçlü bir üretim altyapısıyla desteklemek olduğunu belirtti. Samsun’un hizmet ve ticaret sektörlerinde zaten güçlü olduğunu söyleyen Doğan, üretim gücünün artmasının sadece kente değil, tüm Karadeniz Bölgesi’ne katkı sağlayacağını dile getirdi. Samsun merkezli yatırımların Artvin’den Trabzon’a, Ordu’dan Tokat ve Çorum’a kadar geniş bir coğrafyayı besleyeceğini ifade eden Doğan, "Samsun’un güçlenmesi bölgenin güçlenmesi demek. Bunu da sanayi alanlarını büyütüp hızlı trenle destekleyerek başaracağız."
Başkan Hallaç’tan Berat Kandili mesajı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:08 Başkan Hallaç’tan Berat Kandili mesajı Adıyaman’ın Kahta ilçe Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, Berat Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajında tüm İslam aleminin kandilini tebrik etti. Berat Kandili’nin affın, rahmetin ve manevi arınmanın en müstesna gecelerinden biri olduğunu belirten Başkan Hallaç, bu mübarek gecenin dualarla, ibadetle ve gönülleri arındırarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Başkan Hallaç mesajında, "Berat Kandili; Yüce Rabbimizin rahmet ve mağfiret kapılarını sonuna kadar açtığı mübarek bir gecedir. Bu gece, gönüllerimizi arındırmak, hatalarımızdan ders almak ve geleceğe umutla bakmak için önemli bir fırsattır. Rabbim dualarımızı kabul eylesin, hanelerimize huzur ve bereket nasip etsin" ifadelerine yer verdi. Bu mübarek gecenin aynı zamanda infak, yardımlaşma ve kardeşlik bilincini güçlendirdiğini belirten Başkan Hallaç, ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesi çağrısında bulundu. "Yetimleri, yaşlıları, darda kalan kardeşlerimizi unutmadan paylaşmanın ve dayanışmanın huzurunu yaşayalım" dedi. Mesajının sonunda birlik ve beraberlik vurgusu yapan Başkan Hallaç, "Başta Gazze olmak üzere tüm mazlum coğrafyalara selamet; ülkemize ve milletimize huzur, birlik ve bereket ihsan eylesin. Bu mübarek gecenin Kahta’mıza da hayır ve güzellikler getirmesini; ilçemizde muhabbetin ve dayanışmanın artmasını, her haneye sağlık, afiyet ve bereketin hâkim olmasını diliyorum’’ ifadelerini kullandı.
Eskişehir’de yaşanan su kesintisine tepki
01 Şubat 2026 Pazar - 23:11 Eskişehir’de yaşanan su kesintisine tepki AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, kısmi basınç düşüklüğü ve su kesintisi yaşandığını açıklayan ESKİ Genel Müdürlüğü’ne tepki gösterdi. Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) Genel Müdürlüğü, Porsuk Nehri su alma noktasında yaşanan seviye düşüklüğü nedeniyle yeterli su temin edilemediğini duyurdu. Yapılan açıklamada, yaşanan duruma bağlı olarak bazı bölgelerde kısmi basınç düşüklüğü ve su kesintisi yaşandığı belirtildi. Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından barajdan su salınımı yapılırken, seviyenin yükselmesiyle birlikte şebeke basıncının kısa sürede normale döneceği ifade edildi. "Eskişehirliler sizin vizyonunuza kalsa bir damla suya muhtaç hale gelir" AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, konuyla ilgili açıklamada bulundu. ESKİ’nin Porsuk Çayı’nın su seviyesindeki düşüşü vatandaştan sonra fark ettiğini belirten Albayrak, "Eskişehir’de yine klasik ESKİ skandalı: Bildirim yok, plan yok, su kesintisi var. Porsuk’ta su seviyesi düşüyor, ESKİ bunu vatandaştan sonra fark ediyor. Bu belediyecilik değil, tam anlamıyla bir plansızlık ve öngörüsüzlük vesikasıdır. Pazar günü insanlar evindeyken bir anda sular kesiliyor. Kesinti öncesi saat vermek yok, mahalle bilgisi yok, telafi planı yok ama o meşhur ’kısa sürede normale dönecek’ klişesi yine devrede. Şimdi de bu beceriksizliklerini DSİ’nin üzerine yıkmaya çalışıyorlar. Dua edin de görevini layıkıyla yapan DSİ gibi bir kurumumuz var. Eskişehirliler sizin vizyonunuza kalsa bir damla suya muhtaç hale gelir. Velhasıl kelam kimse bu laf oyunlarını ve bayat bahaneleri artık yemiyor. Hemşehrilerimiz adına sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız" dedi. "Sorun suyun varlığı değil, zamanında ve doğru yönetilememesidir" AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç ise konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: "Kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir algı oluşturulmaktadır. Porsuk Barajı’ndan ne kadar su salınacağı, ESKİ’nin talebine istinaden DSİ tarafından yapılmaktadır. ESKİ’nin yan derelerden gelen suyun fazlalığı nedeniyle Porsuk Barajı’ndan su salınımının azaltılmasına ilişkin talebi cuma günü DSİ’ye resmi olarak iletilmiştir. Buna rağmen bugün yaşanan su sorununun DSİ kaynaklıymış gibi sunulması, sorumluluktan kaçma çabasıdır. Sorun suyun varlığı değil, zamanında ve doğru yönetilememesidir. Eskişehirliler gerçeği bilmek istiyor, bahane değil."
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil"
01 Şubat 2026 Pazar - 19:27 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Devlet Bahçeli’ye iftira atarak ‘HTŞ’yi destekledikleri’ şeklinde böyle davranıyorlar diye konuşanların sanki destekledikleri örgüt Kanarya Sevenler Derneği. Başka bir terör örgütünü desteklemek için böylesine bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Halbuki burada söz konusu olan şudur; nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil. Orada bütün Kürtlere, oradaki Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ‘tek Suriye’ ilkesi bu açıdan önemlidir " dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Osmaniye İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek, partilileriyle buluştu. Daha sonra açıklamalarda bulunan Çelik, "Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin 3’üncü yıl dönümünde bütün şehitlerimize bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Elbette bu kayıpların acısını yüreğimizden silmek mümkün değildir" dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kente gelerek vatandaşlarla buluşacağını da açıkladı. Türkiye’nin tüm sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini gösterdiğini söyleyen Çelik, "O kadar hızlı bir şekilde akıyor ki dünyada zaman. Gerçekten neredeyse on yıllar içerisinde olabilecek olaylar, bazen haftalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Ve bunların en sarsıcı olanları da Türkiye’nin etrafında gerçekleşiyor. Türkiye’nin etrafına baktığımızda, Rusya-Ukrayna Savaşı bütün hızıyla devam ediyor. Çeşitli kereler barışın yapılması ile ilgili gündemler oluşuyor. Ama oluşmasına rağmen bir türlü mesafe alınamıyor. Yine geçtiğimiz günlerde son derece maalesef yıpratıcı, can alıcı saldırılar karşılıklı olarak gerçekleştirildi. İnsanlığın en büyük utancı sayılabilecek Netanyahu hükümetinin o katil şebekesi tarafından Gazze soykırımıyla ilgili maalesef bu katliamlar devam ediyor. Yine bu gündem içerisinde doğumuzda İran’la ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda ve bununla ilgili bir müzakereden sonuç alınacak mı, yoksa herhangi bir şekilde maalesef yeni bir saldırı mı ortaya çıkacak diye bu gündemler etrafımızda gerçekleşiyor ve çok yakınımızda gerçekleşiyor. Bütün bunun içerisinde Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, dünya diplomasi süreçlerinde ortaya koyduğu irade ve bu çerçevede ortaya çıkan tabloda Türkiye’nin, Cumhurbaşkanımızın merkezi rolü, bir kere daha bütün bu şoklar karşısında, bütün bu meydan okumalar karşısında Türkiye’nin dayanıklılığını, gücünü, tüm bu sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini bir kere daha gösteriyor" diye konuştu. "Davos Zirvesi’nde ortak mesaj: Küresel düzen eski haliyle sürdürülemez" Gazze’de yaşananlara değinen Çelik, "Bir bakıma Davos toplantısında yapılan konuşmalarda Kanada Başbakanı’nın konuşması çok gündem oldu. Bütün benzer konuşmalar aslında herhangi bir şekilde uyumdan bahsetmedi. Yeni bir döneme geçileceğinden, bir geçişten bahsetti herkes. Tabii bu geçişin ne olacağı, nasıl olacağı, nasıl gerçekleşeceği konusunda herkesin kafasında çok büyük şüpheler, çok büyük karışıklıklar var. Ama herkesin ortak olarak ifade ettiği konu, küresel düzenin artık eski manada tanımlanamayacağı, hatta küresel düzenin restorasyonunun da artık mümkün olmadığı, o sürecin de geçildiği, yepyeni adımlar atılması gerektiğine dair pek çok söz işitildi. Tabii bunlar mevcut liberal düzenin, neoliberal düzenin muhalifleri tarafından ya da küresel güneyi temsil eden siyasetçiler, devlet başkanları, entelektüeller tarafından çok sık zikredilen şeylerdir. Ama ilk defa küresel düzenin savunmasını yapan elitler tarafından bu gündeme getirildi ve bu şekilde aslında bilinen çifte standartlarına, ikiyüzlülüklerine dikkat çekilirken, küresel düzenin artık bunu restore edilemez bir aşamaya geldiği görüldü. Tabii burada bunu berraklaştıran şey herkesin kafasında özellikle Batı’dan Rusya-Ukrayna Savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar., Bol miktarda zikredilen bu kuralların, referans verilen bu ilkelerin Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması ve terk edilmesi şeklindeki çifte standart, hatta çifte standartın ötesinde ikiyüzlülük bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı. Gazze ile ilgili olarak liberal düzenin elitlerinin ortaya koyduğu, işleticilerinin ortaya koyduğu ikiyüzlülük, aslında bir bakıma düzenin iflas etmesinin de sembolü oldu" dedi. "Dünya beşten büyüktür çıkışı küresel sistemde karşılık buldu" Ömer Çelik, "Cumhurbaşkanımız ilk defa ’Dünya beşten büyüktür’ dediğinde, çok iyi hatırlıyorum Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanımız bu sözü ilk zikrettiğinde büyük bir sessizlik olmuştu. Biraz şaşkınlıkla, biraz çekinceyle, biraz tedirginlikle karşılanmıştı o zaman genel kuruldaki ilk konuşması. Daha sonraki yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın ’Dünya beşten büyüktür’ sözünün aslında küresel düzenin ikiyüzlülüklerine karşı büyük bir dikkat çekme, ilkeleri hatırlatma ve bu ikiyüzlülüğe tahammül etmeme konusunda bir meydan okuma olduğu net bir şekilde görüldü. Bugün gelinen noktada ise hemen hemen bütün mekanizmaların çalışamaz hâle geldiği bir noktada aslında bir bakıma düne kadar neoliberal düzenin savunusunu yapanların konuşmalarının özeti, ’Dünya beşten büyüktür’ sözüne katıldıklarını, buna onay verdiklerini, aynı fikirde olduklarını beyan eden bir durum ortaya çıkardı. Ama tüm bunun içerisinde en önemli konu geliyor kilitleniyor: Dünyanın içinde bulunduğu hâlde güvenlik meselelerinin nasıl olacağıyla ilgili olarak öne çıkıyor" diye konuştu. "Küresel güvenlikten bahsedilirken gördüğünüz gibi ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "tek Suriye"ye yaptığı vurgunun bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil ettiğini belirten Çelik, "Avrupa güvenliğinden bahsedilirken sadece Orta Doğu değil, Avrupa güvenliği başta olmak üzere küresel güvenlikten bahsedilirken, gördüğünüz gibi ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor. Türkiye’nin burada nasıl bir işlev üreteceği konusunda tartışmalar devam ediyor. Bunun en somut örneği, görüldüğü gibi Suriye konusunda ortaya çıktı. Cumhurbaşkanımızın yıllara dayanan, bizim kendi aramızda stratejik sabır olarak adlandırdığımız Cumhurbaşkanımızın bu tavrı aslında hatırlayınız, burada çok uzun tartışmalar yapılmıştı. Ölümden kaçan kardeşlerimize kucak açılmasıyla ilgili, hatta son seçimlerde Cumhurbaşkanımızın karşısındaki aday, ölümden kaçarak bize sığınanları geri göndermekle, yani o ölüm makinelerine teslim etmekle bezenmiş bir kampanya yapmıştı. Ama seçimin zor günleriydi. Hatta bazıları Cumhurbaşkanımızın bu konuya girmemesi gerektiğini, oyların çok kritik olduğunu söylerken bile Cumhurbaşkanımız o zaman ’Hayır’ dedi. ’Biz bu ölümden kaçanlara kucak açtık. Bu kardeşlerimizi hiçbir şekilde onlara teslim edemeyiz’ diyerek net bir şekilde tavrını koydu. O günden bugüne tabii çok şey değişti. Diktatörlük rejimi gitti, Suriye devrimi gerçekleşti ve burada da Türkiye, yine tüm dünyanın kara propagandasına karşı ilkeli bir şekilde Suriye halkının iradesini temsil eden bir politika çizgisi tutturdu. Orada Cumhurbaşkanımızın ’tek Suriye’ye yaptığı vurgu, Suriye’yi bütün Suriyelilerin beraber yönetmesi gerektiğine dair vurgu; bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil etmektedir. Gelinen noktada da Suriye’nin kendi içindeki terör unsurlarından arınması, bir yandan DEAŞ’e dönük terörle mücadelenin kesintisiz sürmesi, DEAŞ’le olan mücadelenin kesintisiz sürmesi konusunun altı çizilirken; aynı zamanda Suriye’nin kuzeyini, doğusunu işgal etmiş olan terör örgütünden arınma, Suriye’nin birliğini savunma konusunda atılan adımlar, her zaman için Cumhurbaşkanımızın çizdiği vizyonun teyidi anlamına gelen, Suriye’nin iyiliğine dönük, Suriye’nin birliğine, bütünlüğüne dönük bir sonuç ürettiğini tekrar tekrar teyit eden gelişmelerin ortaya çıkmasını sağladı" dedi. "Suriye’de, Irak’taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur" Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Cumhurbaşkanımızın hem Sayın Devlet Bahçeli’nin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki ısrarının aslında zamanlaması bakımından da hem de bölgedeki barışın tesisi bakımından da ne kadar önemli olduğu, tüm bu gelişmelerle birlikte bir kere daha görüldü. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge birbirinden ayrılamaz; iç içe girmiş, hiçbir şekilde biri diğerinden bağımsız olarak tanımlanamaz, iç içe iki kavramdır. Bu çerçevede bakıldığında Suriye’de, Irak’taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur. Tabii ta baştan beri biz, PKK terör örgütünün Suriye, Irak, İran’daki silahlı güçlerinin tasfiyesi, Avrupa’daki illegal yapılarının tasfiyesi, propaganda merkezlerinin ve mali yapısının tasfiyesi konusunda bütünsel ve kapsamlı bir tanımlama ortaya koyduk. Suriye’de ise bu konudaki ısrar, birtakım güçlerin de kışkırtmasıyla birlikte bir işgalcilik olarak ortaya çıktığı zaman burada Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi ’tek Suriye, tek ordu’ ilkesi çerçevesinde Türkiye ilkeli bir tavır ortaya koydu. Ama bu tavır ortaya koyulurken de şu söylendi her zaman denildi ki Suriye’yi bütün Suriyeliler beraber yönetsin. Türkmen, Arap, Kürt, Sünni, Şii, Alevi, Dürzi, Musayri, Hristiyan hepsi bu iradenin birer parçası olsunlar diye bu vurgu her zaman yapıldı. Dolayısıyla Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Suriyeliler tarafından yönetilmelidir. Hiçbir terör örgütünün vesayeti ya da dış gücün vesayeti söz konusu olmamalıdır. Siyaset, en baştan beri Türkiye tarafından izlendi." "Suriye’de Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ’tek Suriye’ ilkesi önemlidir" DEAŞ nasıl Arapların temsilcisi değilse terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütlerinin de Kürtlerin temsilcisi olmadığını vurgulayan Çelik, "Yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Suriye’de Suriye Kürtlerinin haklarını güvence altına alan, aynı şekilde Türkmenlerin de diğer unsurlarla birlikte yönetime katılmasını temin edecek şekilde bir siyaset ve bir anayasal süreç izlenmesi gerektiği konusundaki tutumumuzu net bir şekilde ifade ediyor. O kararnamenin yayınlanmasıyla 100 yıldır neredeyse vatandaşlık hakkı bile olmayan Suriyeli Kürt kardeşlerimizin bu haklarına kavuşmasının sevindirici olduğunu söyledik. Karşı olduğumuz şeyin de terör olduğunu söyledik. Ama çıktı buna birileri terör örgütünden yana tutum almak için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye, HTŞ’yi destekledikleri için böyle bir tavır ortaya koydukları şeklinde bir iftira attılar. Şimdi bugün itibarıyla orada HTS diye bir şey yok. Suriye yönetimi, Birleşmiş Milletler’den dünyanın bütün platformlarında meşru kabul edilen bir yönetim. Birleşmiş Milletler’de davet ediliyor; dünyanın bütün devletleri tarafından Suriye’nin meşru yönetimi ve meşru cumhurbaşkanı olarak kabul edilip bu şekilde muhatap alınıyor. Dolayısıyla burada verilen desteğin HTŞ’yle vesaire ilgisi yok. Meşruiyete, siyasal meşruiyete ve meşru yönetime verilen bir destek. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Devlet Bahçeli’ye iftira atarak ’HTŞ’yi destekledikleri’ şeklinde böyle davranıyorlar diye konuşanların, sanki destekledikleri örgüt Kanarya Sevenler Derneği. Başka bir terör örgütünü desteklemek için böylesine bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Halbuki burada söz konusu olan şudur: Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil. Orada bütün Kürtlere, oradaki Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ’tek Suriye’ ilkesi bu açıdan önemlidir" dedi.