POLİTİKA
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş: "Bu mücadeleyi geçmişten aldığımız kararlılıkla geleceğe taşıyacağız" 10 Mart 2026 Salı - 18:57:15 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "AK Parti teşkilatları olarak, durmadan yorulmadan hep Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi ’Aşk ile koşan yorulmaz’ bizde, davamıza, mücadelemize, teşkilatımıza, kendi aramızdaki birlikteliğe gönülden bir aşk duyuyoruz" dedi. Sakarya’da AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 3 Kademe İl Yönetimi ve 3 Kademe İlçe Başkanları Toplantısı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün katılımı ile gerçekleştirildi. AK Parti Sakarya İl Başkanlığı binasında gerçekleşen toplantı öncesinde Büyükgümüş il, ilçe başkanları ve parti üyeleri ile bir araya geldi. "Bu mücadeleyi geçmişten aldığımız kararlılıkla geleceğe taşıyacağız" Büyükgümüş ilçe başkanlığı binası önünde yaptığı konuşmada, "Sakarya, bizim güç, ilham aldığımız, davamızın, mücadelemizin istikametini Sakarya’nın ruhuyla şekillendirdiğimiz bir şehir. AK Parti teşkilatları olarak, durmadan yorulmadan hep Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi ‘Aşk ile koşan yorulmaz’ bizde, davamıza, mücadelemize, teşkilatımıza, kendi aramızdaki birlikteliğe gönülden bir aşk duyuyoruz. İnşallah adım adım, hane hane bu mücadeleyi geçmişten aldığımız bereketle, kararlılıkla geleceğe hep birlikte taşıyacağız. Sakarya teşkilatlılarımızın önümüzdeki dönem yapacağı çalışmalar, ortaya kocayacağız güçlü iradeyi çok önemli buluyoruz. Allah yolumuzu, bahtımızı davamıza, mücadelemize bağlılığımızı daim eylesin, gayretimizi arttırsın" dedi.
10 Mart 2026 Salı - 16:56 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda İran’a yapılan saldırılar ile ilgili olarak kapalı oturum gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in bilgi vereceği Genel Kurul’da kapalı oturum dolayısıyla Genel Kurul bitişiğindeki basın ofisleri de kapatıldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş kapalı oturum öncesinde, son günlerde yaşanan hadiselerin uluslararası sistemin mahiyetine ilişkin çok derin sarsıntıları açığa çıkardığını belirterek, "İran’a yönelik son saldırılar bölgemizde zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getirmiştir. Bu saldırılarla oluşan güvenlik kriziyle birlikte uluslararası hukuk, meşruiyet, egemenlik, diplomasi ve caydırıcılık gibi kavramların mevcudu aşındırıldığında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz tabloyu sadece askeri bir gelişme olarak değerlendirmek meselenin esasını kavramakta yetersiz kalınmasını sağlayacaktır. Uluslararası mekanizmaların etkisizleştirildiği açık bir sistem bulundu. Daha açık söylemek gerekirse bugün yaşananlar sistemin hukukla değil kuvvetle tanıdığı bir şey değildir. Bir başka ifadeyle dünya siyaseti giderek orman kanunlarının belirleyici olduğu bir zamana doğru sürüklenmektedir. Uzun yıllar boyunca dünya kamuoyuna kurallara dayalı uluslararası düzen olarak savunulan çerçevede bugün ciddi bir meşruiyet ve işlev kaybına uğradığı görülmektedir. Kurumlar vardır fakat tesirleri neredeyse sıfıra inmiştir. Kurallar vardır fakat çözüme karşı işletilememektedir. Kavramlar vardır içleri boşaltılmıştır. Bu sebeple bugün yaşanan gelişmeler hiç normal adam olarak asla değerlendirilemez" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Açıkça ifade etmek gerekir ki uluslararası sistem niteliği ve işleyişi bakımında ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Hukukun yerine kuvveti, ilkenin yerine keyfiliği, müşterek vicdanın yerini stratejik hesapların aldığı ortam oluşmaktadır. Böylesi zamanlarda en ağır bedel her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödenmektedir. Gazze’de devam eden katliamların, açlığın, kuşatmanın ve sistematik yıkımını yozlaştığı insani felaket tüm ağırlığıyla sürerken şimdi İran’da hayatını kaybeden sivillerin acısı ile Lübnan’da derinleşen kayıplar, büyük trajedinin yeni halkaları olarak önümüzde durmaktadır. Gazze’de toprağa düşen masumların acısı ile İran’da ve Lübnan’da hayatını kaybeden insanların acısı arasında bir fark yoktur. Her biri aynı hoyratlığı, pervasızlığı ve hukuk tanımaz ehliyetin birbirine eklenen neticelerdir. Gazze’de çocukların acısına, İran’da okulda katledilen çocukların acısı eklenmiştir. Mevcut tablonun parçalar halinde değil, bükülüp bütünlük içerisinde ele alınması gerekir. Gazze’de yaşananları Suriye’den, Suriye’de yaşananları İran’dan bağımsız, İran’da yaşananları Lübnan’dan kopuk, Lübnan’daki sarsıntıyı da Yemen’den, Somali’den ve hatta bölgesel güvenlik denkleminden ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Bizim milletçe sahip olduğumuz ahlaki ve siyasi duruş açıktır. Bizim medeniyet birikimimiz, tarih şuurumuz ve millet vasfımız, zulüm karşısında söze yıkılmayı değil, hakkı açık biçimle ifade etmeyi gerekli kılar. Türkiye Cumhuriyeti böyle zamanlarda susamaz, Gazi Meclisimiz böyle zamanlarda susamaz." Kurtulmuş, bugün İsrail yönetiminin izlediği saldırgan çizginin, bölgesel gerilimin en belirleyici unsuru olduğunu ifade ederek, "Gazze’de yaşanan insanlık dışı tablo, sıradan bir askerî operasyon yahut güvenlik tedbiri olarak izah edilemeyecek seviyeye çoktan ulaşmıştır. Sivil hayatı doğrudan hedef alan, açlığı bir baskı aracına dönüştüren, insani yardımı engelleyen ve tüm bunları güvenlik gerekçeleriyle perdelemeye çalışan anlayış, insanlığın müşterek hukuk ve vicdan zeminini tahrip etmiştir. Bu bakımdan Gazze’de gördüğümüz tablo, soykırım siyasetinin son derece ağır ve vahim bir safhaya ulaştığını göstermektedir. Şimdi de bu tehlikeli siyasetin, Amerika Birleşik Devletleri’ni de doğrudan savaşın içine çeken yeni bir boyut kazanmış olması, bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabilecek mahiyettedir. Böyle bir sürüklenmenin doğuracağı neticeler, bölgedeki ülkelerin sınırlarıyla sınırlı kalmayacaktır. Enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir. Nitekim savaşın ABD’de dahil ciddi maliyet kaygıları, toplumsal tereddütler ve siyasi tartışmaları çoktan başlamıştır. Ateşin büyümesi, onu uzaktan izleyenleri de bir gün gelir içine çeker. Bu sebeple saldırıların derhal durdurulması ve çatışmanın daha geniş bir felakete dönüşmesinin engellenmesi, bugün herkes için bir zorunluluktur. Türkiye’nin son günlerde ortaya koyduğu yoğun diplomasi trafiğini tam da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin vakarına ve milletimizin vicdanına yakışan tutum; hukuku savunan, diplomasiyi önceleyen ve zulüm karşısında sözünü sakınmayan bir tutumdur. Biz ne savaşın diliyle teslim alınırız ne de suskunluğun konforuna çekiliriz. Biz adaletten vazgeçmeden barışı savunuruz; diplomasiyi savunuruz. Biz zulmü görmezden gelmeden bölgesel istikrarı savunuruz. Temennimiz, saldırıların bir an önce sona ermesi, hukuk dışı müdahalelerin durdurulması, diplomasi masasının sahici biçimde yeniden kurulması ve bölgemizin daha büyük felaketlere sürüklenmeden sükûnet zeminine kavuşmasıdır. Bölgedeki saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; çatışmaların gölgesinde endişe ve belirsizlik içinde yaşayan tüm halklara geçmiş olsun dileklerimi ifade ediyorum. Bundan sonra da hem ilkeli dış politika çizgisini hem de bölgesel barış yönündeki samimi gayretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz."
10 Mart 2026 Salı - 16:13 Muhtarlar konfederasyonu heyeti Isparta’da bir araya geldi Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta ve beraberindeki heyet, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, yönetiminde yer alan Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mahmut Gülcü, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, Adana Muhtarlar Derneği Başkanı Ata Ürün, Osmaniye Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Kama, Adana Çukurova Muhtarlar Derneği Başkanı Sibel Polat, Burdur Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Aktaş, Adana Seyhan İlçesi Pınar Mahalle Muhtarı Saniye Çelik ve Ispartalı muhtarlar ile birlikte Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta ve yönetim kurulu üyeleri, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Kadir Delibalta, Isparta Muhtarlar Derneği’nin olağan genel kurul toplantısına katılmak üzere kente geldiklerini belirterek, genel kurulda mevcut Başkan Gökhan Büyükleblebi’nin yeniden seçildiğini söyledi. Delibalta, muhtarlar ile yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin önemine değinerek, belediyelerin muhtarlarla koordineli çalışmasının hizmetlerin sahaya yansımasında etkili olduğunu ifade etti. Muhtarlarla iş birliği vurgusu Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ise muhtarların yerel yönetimler açısından önemli bir görev üstlendiğini belirterek, mahallelerdeki sorun ve taleplerin muhtarlar aracılığıyla belediyeye iletildiğini söyledi. Başdeğirmen, vatandaşlarla belediye arasında iletişimin sağlanmasında muhtarların önemli rol üstlendiğini ifade etti. Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi. Ziyarete Delibalta’nın yanı sıra Akdeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı Mahmut Gülcü, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi, Adana Muhtarlar Derneği Başkanı Ata Ürün, Osmaniye Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Kama, Adana Çukurova Muhtarlar Derneği Başkanı Sibel Polat, Burdur Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Aktaş, Adana Seyhan ilçesi Pınar Mahalle Muhtarı Saniye Çelik ile Ispartalı muhtarlar katıldı.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil"
01 Şubat 2026 Pazar - 19:27 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Devlet Bahçeli’ye iftira atarak ‘HTŞ’yi destekledikleri’ şeklinde böyle davranıyorlar diye konuşanların sanki destekledikleri örgüt Kanarya Sevenler Derneği. Başka bir terör örgütünü desteklemek için böylesine bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Halbuki burada söz konusu olan şudur; nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil. Orada bütün Kürtlere, oradaki Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ‘tek Suriye’ ilkesi bu açıdan önemlidir " dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Osmaniye İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek, partilileriyle buluştu. Daha sonra açıklamalarda bulunan Çelik, "Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin 3’üncü yıl dönümünde bütün şehitlerimize bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Elbette bu kayıpların acısını yüreğimizden silmek mümkün değildir" dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kente gelerek vatandaşlarla buluşacağını da açıkladı. Türkiye’nin tüm sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini gösterdiğini söyleyen Çelik, "O kadar hızlı bir şekilde akıyor ki dünyada zaman. Gerçekten neredeyse on yıllar içerisinde olabilecek olaylar, bazen haftalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Ve bunların en sarsıcı olanları da Türkiye’nin etrafında gerçekleşiyor. Türkiye’nin etrafına baktığımızda, Rusya-Ukrayna Savaşı bütün hızıyla devam ediyor. Çeşitli kereler barışın yapılması ile ilgili gündemler oluşuyor. Ama oluşmasına rağmen bir türlü mesafe alınamıyor. Yine geçtiğimiz günlerde son derece maalesef yıpratıcı, can alıcı saldırılar karşılıklı olarak gerçekleştirildi. İnsanlığın en büyük utancı sayılabilecek Netanyahu hükümetinin o katil şebekesi tarafından Gazze soykırımıyla ilgili maalesef bu katliamlar devam ediyor. Yine bu gündem içerisinde doğumuzda İran’la ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda ve bununla ilgili bir müzakereden sonuç alınacak mı, yoksa herhangi bir şekilde maalesef yeni bir saldırı mı ortaya çıkacak diye bu gündemler etrafımızda gerçekleşiyor ve çok yakınımızda gerçekleşiyor. Bütün bunun içerisinde Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, dünya diplomasi süreçlerinde ortaya koyduğu irade ve bu çerçevede ortaya çıkan tabloda Türkiye’nin, Cumhurbaşkanımızın merkezi rolü, bir kere daha bütün bu şoklar karşısında, bütün bu meydan okumalar karşısında Türkiye’nin dayanıklılığını, gücünü, tüm bu sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini bir kere daha gösteriyor" diye konuştu. "Davos Zirvesi’nde ortak mesaj: Küresel düzen eski haliyle sürdürülemez" Gazze’de yaşananlara değinen Çelik, "Bir bakıma Davos toplantısında yapılan konuşmalarda Kanada Başbakanı’nın konuşması çok gündem oldu. Bütün benzer konuşmalar aslında herhangi bir şekilde uyumdan bahsetmedi. Yeni bir döneme geçileceğinden, bir geçişten bahsetti herkes. Tabii bu geçişin ne olacağı, nasıl olacağı, nasıl gerçekleşeceği konusunda herkesin kafasında çok büyük şüpheler, çok büyük karışıklıklar var. Ama herkesin ortak olarak ifade ettiği konu, küresel düzenin artık eski manada tanımlanamayacağı, hatta küresel düzenin restorasyonunun da artık mümkün olmadığı, o sürecin de geçildiği, yepyeni adımlar atılması gerektiğine dair pek çok söz işitildi. Tabii bunlar mevcut liberal düzenin, neoliberal düzenin muhalifleri tarafından ya da küresel güneyi temsil eden siyasetçiler, devlet başkanları, entelektüeller tarafından çok sık zikredilen şeylerdir. Ama ilk defa küresel düzenin savunmasını yapan elitler tarafından bu gündeme getirildi ve bu şekilde aslında bilinen çifte standartlarına, ikiyüzlülüklerine dikkat çekilirken, küresel düzenin artık bunu restore edilemez bir aşamaya geldiği görüldü. Tabii burada bunu berraklaştıran şey herkesin kafasında özellikle Batı’dan Rusya-Ukrayna Savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar., Bol miktarda zikredilen bu kuralların, referans verilen bu ilkelerin Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması ve terk edilmesi şeklindeki çifte standart, hatta çifte standartın ötesinde ikiyüzlülük bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı. Gazze ile ilgili olarak liberal düzenin elitlerinin ortaya koyduğu, işleticilerinin ortaya koyduğu ikiyüzlülük, aslında bir bakıma düzenin iflas etmesinin de sembolü oldu" dedi. "Dünya beşten büyüktür çıkışı küresel sistemde karşılık buldu" Ömer Çelik, "Cumhurbaşkanımız ilk defa ’Dünya beşten büyüktür’ dediğinde, çok iyi hatırlıyorum Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanımız bu sözü ilk zikrettiğinde büyük bir sessizlik olmuştu. Biraz şaşkınlıkla, biraz çekinceyle, biraz tedirginlikle karşılanmıştı o zaman genel kuruldaki ilk konuşması. Daha sonraki yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın ’Dünya beşten büyüktür’ sözünün aslında küresel düzenin ikiyüzlülüklerine karşı büyük bir dikkat çekme, ilkeleri hatırlatma ve bu ikiyüzlülüğe tahammül etmeme konusunda bir meydan okuma olduğu net bir şekilde görüldü. Bugün gelinen noktada ise hemen hemen bütün mekanizmaların çalışamaz hâle geldiği bir noktada aslında bir bakıma düne kadar neoliberal düzenin savunusunu yapanların konuşmalarının özeti, ’Dünya beşten büyüktür’ sözüne katıldıklarını, buna onay verdiklerini, aynı fikirde olduklarını beyan eden bir durum ortaya çıkardı. Ama tüm bunun içerisinde en önemli konu geliyor kilitleniyor: Dünyanın içinde bulunduğu hâlde güvenlik meselelerinin nasıl olacağıyla ilgili olarak öne çıkıyor" diye konuştu. "Küresel güvenlikten bahsedilirken gördüğünüz gibi ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "tek Suriye"ye yaptığı vurgunun bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil ettiğini belirten Çelik, "Avrupa güvenliğinden bahsedilirken sadece Orta Doğu değil, Avrupa güvenliği başta olmak üzere küresel güvenlikten bahsedilirken, gördüğünüz gibi ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor. Türkiye’nin burada nasıl bir işlev üreteceği konusunda tartışmalar devam ediyor. Bunun en somut örneği, görüldüğü gibi Suriye konusunda ortaya çıktı. Cumhurbaşkanımızın yıllara dayanan, bizim kendi aramızda stratejik sabır olarak adlandırdığımız Cumhurbaşkanımızın bu tavrı aslında hatırlayınız, burada çok uzun tartışmalar yapılmıştı. Ölümden kaçan kardeşlerimize kucak açılmasıyla ilgili, hatta son seçimlerde Cumhurbaşkanımızın karşısındaki aday, ölümden kaçarak bize sığınanları geri göndermekle, yani o ölüm makinelerine teslim etmekle bezenmiş bir kampanya yapmıştı. Ama seçimin zor günleriydi. Hatta bazıları Cumhurbaşkanımızın bu konuya girmemesi gerektiğini, oyların çok kritik olduğunu söylerken bile Cumhurbaşkanımız o zaman ’Hayır’ dedi. ’Biz bu ölümden kaçanlara kucak açtık. Bu kardeşlerimizi hiçbir şekilde onlara teslim edemeyiz’ diyerek net bir şekilde tavrını koydu. O günden bugüne tabii çok şey değişti. Diktatörlük rejimi gitti, Suriye devrimi gerçekleşti ve burada da Türkiye, yine tüm dünyanın kara propagandasına karşı ilkeli bir şekilde Suriye halkının iradesini temsil eden bir politika çizgisi tutturdu. Orada Cumhurbaşkanımızın ’tek Suriye’ye yaptığı vurgu, Suriye’yi bütün Suriyelilerin beraber yönetmesi gerektiğine dair vurgu; bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil etmektedir. Gelinen noktada da Suriye’nin kendi içindeki terör unsurlarından arınması, bir yandan DEAŞ’e dönük terörle mücadelenin kesintisiz sürmesi, DEAŞ’le olan mücadelenin kesintisiz sürmesi konusunun altı çizilirken; aynı zamanda Suriye’nin kuzeyini, doğusunu işgal etmiş olan terör örgütünden arınma, Suriye’nin birliğini savunma konusunda atılan adımlar, her zaman için Cumhurbaşkanımızın çizdiği vizyonun teyidi anlamına gelen, Suriye’nin iyiliğine dönük, Suriye’nin birliğine, bütünlüğüne dönük bir sonuç ürettiğini tekrar tekrar teyit eden gelişmelerin ortaya çıkmasını sağladı" dedi. "Suriye’de, Irak’taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur" Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Cumhurbaşkanımızın hem Sayın Devlet Bahçeli’nin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki ısrarının aslında zamanlaması bakımından da hem de bölgedeki barışın tesisi bakımından da ne kadar önemli olduğu, tüm bu gelişmelerle birlikte bir kere daha görüldü. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge birbirinden ayrılamaz; iç içe girmiş, hiçbir şekilde biri diğerinden bağımsız olarak tanımlanamaz, iç içe iki kavramdır. Bu çerçevede bakıldığında Suriye’de, Irak’taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur. Tabii ta baştan beri biz, PKK terör örgütünün Suriye, Irak, İran’daki silahlı güçlerinin tasfiyesi, Avrupa’daki illegal yapılarının tasfiyesi, propaganda merkezlerinin ve mali yapısının tasfiyesi konusunda bütünsel ve kapsamlı bir tanımlama ortaya koyduk. Suriye’de ise bu konudaki ısrar, birtakım güçlerin de kışkırtmasıyla birlikte bir işgalcilik olarak ortaya çıktığı zaman burada Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi ’tek Suriye, tek ordu’ ilkesi çerçevesinde Türkiye ilkeli bir tavır ortaya koydu. Ama bu tavır ortaya koyulurken de şu söylendi her zaman denildi ki Suriye’yi bütün Suriyeliler beraber yönetsin. Türkmen, Arap, Kürt, Sünni, Şii, Alevi, Dürzi, Musayri, Hristiyan hepsi bu iradenin birer parçası olsunlar diye bu vurgu her zaman yapıldı. Dolayısıyla Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Suriyeliler tarafından yönetilmelidir. Hiçbir terör örgütünün vesayeti ya da dış gücün vesayeti söz konusu olmamalıdır. Siyaset, en baştan beri Türkiye tarafından izlendi." "Suriye’de Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ’tek Suriye’ ilkesi önemlidir" DEAŞ nasıl Arapların temsilcisi değilse terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütlerinin de Kürtlerin temsilcisi olmadığını vurgulayan Çelik, "Yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Suriye’de Suriye Kürtlerinin haklarını güvence altına alan, aynı şekilde Türkmenlerin de diğer unsurlarla birlikte yönetime katılmasını temin edecek şekilde bir siyaset ve bir anayasal süreç izlenmesi gerektiği konusundaki tutumumuzu net bir şekilde ifade ediyor. O kararnamenin yayınlanmasıyla 100 yıldır neredeyse vatandaşlık hakkı bile olmayan Suriyeli Kürt kardeşlerimizin bu haklarına kavuşmasının sevindirici olduğunu söyledik. Karşı olduğumuz şeyin de terör olduğunu söyledik. Ama çıktı buna birileri terör örgütünden yana tutum almak için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye, HTŞ’yi destekledikleri için böyle bir tavır ortaya koydukları şeklinde bir iftira attılar. Şimdi bugün itibarıyla orada HTS diye bir şey yok. Suriye yönetimi, Birleşmiş Milletler’den dünyanın bütün platformlarında meşru kabul edilen bir yönetim. Birleşmiş Milletler’de davet ediliyor; dünyanın bütün devletleri tarafından Suriye’nin meşru yönetimi ve meşru cumhurbaşkanı olarak kabul edilip bu şekilde muhatap alınıyor. Dolayısıyla burada verilen desteğin HTŞ’yle vesaire ilgisi yok. Meşruiyete, siyasal meşruiyete ve meşru yönetime verilen bir destek. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Devlet Bahçeli’ye iftira atarak ’HTŞ’yi destekledikleri’ şeklinde böyle davranıyorlar diye konuşanların, sanki destekledikleri örgüt Kanarya Sevenler Derneği. Başka bir terör örgütünü desteklemek için böylesine bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Halbuki burada söz konusu olan şudur: Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil. Orada bütün Kürtlere, oradaki Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ’tek Suriye’ ilkesi bu açıdan önemlidir" dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı’dan ’yeni anayasa’ vurgusu: "Millet kendi anayasasını yapmalı"
01 Şubat 2026 Pazar - 18:43 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı’dan ’yeni anayasa’ vurgusu: "Millet kendi anayasasını yapmalı" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, mevcut anayasanın darbe dönemlerinin izlerini taşıdığını belirterek, Türkiye’nin sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğunu ve milletin kendi anayasasını yapması gerektiğini söyledi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Muğla’da düzenlenen Genişletilmiş İl Danışman Meclisi Toplantısı’na katıldı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 15 Temmuz Demokrasi Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda konuşan Yazıcı, anayasa yapma hakkının asıl sahibinin millet olduğunu hatırlattı. Meclis duvarlarında yer alan "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözüne atıfta bulunan Yazıcı, milletin bugüne kadar bu hakkı tam anlamıyla kullanamadığını ifade etti. Mevcut anayasa üzerinde yapılan iyileştirmelere değinen Yazıcı, "Bütün bunlara rağmen bugün yürürlükte bulunan anayasada gerçekleştirilen 19 değişikliğin 12 tanesi bizim iktidarımız döneminde yapıldı. En büyük değişikliği 2017 yılında gerçekleştirerek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni getirdik" dedi. Yapılan tüm değişikliklere rağmen anayasanın bir bütünlük arz etmediğini söyleyen Yazıcı, yeni anayasa hedefinin hem AK Parti’nin kuruluş bildirgesinde hem de muhalefetin vaatlerinde yer aldığını belirtti. Yazıcı, "Talebimiz açık; Türkiye yeni bir anayasa yapmalı ve bu anayasaya millet damgasını vurmalı. Milletimiz, sahip olduğu anayasa yapma hakkını artık tam tekmil bir şekilde kullanabilmelidir" ifadesini kullandı.
BBP Genel Başkanı Destici: "Deprem bölgeleri ayağa kalkıyor, devletimiz güçlüdür"
01 Şubat 2026 Pazar - 17:26 BBP Genel Başkanı Destici: "Deprem bölgeleri ayağa kalkıyor, devletimiz güçlüdür" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Kongrede konuşan Destici, deprem bölgesindeki çalışmalar, terörle mücadele, dış politika ve aile yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına depremde ve terörle mücadelede hayatını kaybeden şehitleri anarak başlayan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Malatya Mezarlığı’nda deprem şehitlerini ziyaret ettiklerini belirtti. Depremin her ailenin hayatında derin izler bıraktığını ifade eden Destici, "Her bir kaybın ayrı bir hikayesi, ayrı bir acısı var. Allah milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın" dedi. BBP olarak depremin ilk gününden itibaren sahada olduklarını belirten Destici, Alperen Arama Kurtarma ekiplerinin AFAD, Kızılay ve diğer kurumlarla birlikte çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Deprem bölgelerinde devletin büyük bir toparlanma süreci yürüttüğünü dile getiren Destici, "Kısa sürede yüz binlerce konut yapıldı. Eksikler olabilir ama esas olan şehirlerimizin büyük ölçüde ayağa kaldırılmış olmasıdır" ifadelerini kullandı. Depremin Türkiye’ye ekonomik açıdan ağır bir yük getirdiğini belirten Destici, "Deprem bölgeleri için 100 milyar doların üzerinde bir bütçe ayrıldı. Bu, her devletin altından kalkabileceği bir yük değildir. Devletimiz güçlüdür" dedi Konuşmasında terörle mücadeleye de değinen Destici, PKK ve uzantılarının Kürt vatandaşları temsil etmediğini söyledi. Terörle mücadeleye 40 yılda yaklaşık 2 trilyon dolar harcandığını söyleyen Destici, "Bu örgütler ABD ve İsrail’in taşeronudur. Türkiye, sınırlarında bir terör devletine asla izin vermeyecektir" ifadelerini kullandıGazze’de yaşananlara da dikkat çeken Destici, İsrail’i sert sözlerle eleştirerek uluslararası kuruluşların çifte standart uyguladığını ifade etti. Türkiye’nin güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Destici, savunma sanayii yatırımlarının önemine işaret etti. Aile yapısının korunmasına yönelik de açıklamalarda bulunan Destici, kadın hastaneleri ve kadın üniversiteleri kurulması yönündeki önerilerini yineledi. Kadınların ailelerine daha fazla vakit ayırabilmesi için çalışma saatlerine yönelik düzenleme yapılması gerektiğini savunan Destici, ev hanımlarına maddi destek verilmesini de teklif etti. Konuşmasının sonunda yeni eğitim öğretim döneminin hayırlı olmasını dileyen Destici, kongrede görev alan partililere teşekkür etti. Destici, "Büyük Birlik Partisi sadece bir siyasi parti değil, bir dava hareketidir" diye konuştu
CHP Genel Başkanı Özel: "47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir"
01 Şubat 2026 Pazar - 15:39 CHP Genel Başkanı Özel: "47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir" Çorum’da konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye’ye Cumhuriyeti getiren, sonra çok partili rejimi, sandığı getiren, milletin verdiği göreve razı olan, icabında 47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum il merkezindeki Abide Meydanında gerçekleştirilen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" adlı mitingde vatandaşlara seslendi. "Siyasetçinin demokrat olduğu, seçimi kazandığı akşam belli olmaz" İktidarı eleştiren Özel, "Biz demokrasi fikrine inanmış insanlarız. Kazanırsak gelir yönetiriz. Kaybedersek çekiliriz. Millet kimi istiyorsa ona saygı duyarız. Çorum’un merkez belediye başkanına da ilçelerdeki AK Parti, MHP’den seçilmiş belediye başkanlılarına başarılar diledik, dileriz. Çorum’un çok sorunları var. Çözmek için gayret gösterirseler destekleriz. Siyaset kazanana saygı duyma, millete saygı duyma, milletin tercihine saygı duyma işidir. Milletin seçtiğine direnmek, milletin seçtiğine bakıp da ‘sen buraya nereden geldin, sen yönetme, yerine benim atadığım yönetsin’ demek demek demokratlık değildir. Bir siyasinin, bir siyasi partinin, bir siyasi yapının ya da bir siyasetçinin demokrat olduğu, seçimi kazandığı akşam belli olmaz, o akşam demokrasi nutukları atmak, milleti takdir etmek, milli iradenin önünde saygıyla eğilmek kolay. Önemli olan kaybettiğinde ne yaptığın. İşte Türkiye’ye Cumhuriyeti getiren, sonra çok partili rejimi, sandığı getiren, milletin verdiği göreve razı olan, icabında 47 yıl ikinci parti kalan ama millete saygısını kaybetmeyen siyasetin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Kendi seçilince millete methiyeler düzen, ‘milli irade’ diyen ama bir kez ikinci parti olunca darbeye kalkışan, kayyum atayan, iftira eden ve rakibini hapse attıran siyasetin adı da tükenmiş Adalet ve Kalkınma Partisi siyasetidir, tükenmiş Erdoğan’ın siyasetidir" dedi. "Türkiye İttifakı’nda birleşme zamanıdır" Vatandaşları Türkiye İttifakı’nda birleşmeye çağıran Özel, "Bugün Türkiye’de mücadele otokrasiyle demokrasi arasındadır. Bugün mücadele emekliye, emekçiye kulak tıkayan, sırt dönenler ile onlar için mücadele edenler arasındadır. Daha önce AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş olsa da Çorum’un güzel insanlarına sesleniyorum. Artık yürüyüş, 100 yıl önce olduğu gibi bir kez daha birlikte yürüyüş zamanıdır. Artık, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye İttifakında birleşme zamanıdır. Çorum’da Alevisiyle, Sünnisiyle, Türk’üyle, Kürt’üyle, göçmeniyle, Boşnak’ıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Müslüman demokratlarla, muhafazakar demokratlarla, sosyal demokratların, milliyetçi demokratların, liberal demokratların, Çorum’un tüm demokratlarının bir araya gelip ve hakkını alma zamanıdır. Buna tüm Türkiye’de ihtiyaç var" diye konuştu. "Emeklilerin beşi bir araya gelse bir zengin etmiyorlar" Ekonomiyle ilgili konuşan Özel, "Emeklinin 20 bin lira, asgari ücretlinin 28 bin lira almasının utancı içerisindeyiz. Türkiye’de çiftçilerin ortalama geliri 19 bin 700 lira olmuş. Bundan birileri utanmıyor ama biz bunun utancı içerisindeyiz. Bugün açlık sınırı 31 bin lira olarak açıklandı, yoksulluk sınırı ilk kez üç haneli rakamlara çıktı, 102 bin lira olarak açıklandı. Bugün maalesef 5 emekli bir araya gelse maaşını birine verse o kişiyi yoksulluktan çıkartamıyorlar. Emeklilerin beşi bir araya gelse bir zengin etmiyorlar. Emekliye verilen maaş, üç emekli birleşse iki emekliyi açlıktan kurtaramıyor. İşte böyle büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız" şeklinde konuştu. "Dijital dolandırıcılara dikkat de siyasi dolandırıcılara ne yapacağız" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i, dijital dolandırıcılıkla ilgili yaptığı paylaşım üzerinden eleştiren Özel, "Sırf dijital dolandırıcılık olsa neyse. Emeklinin hakkını yiyen sizsiniz, işçileri enflasyona ezdiren sizsiniz, çiftçilerin kanundaki desteklemesini vermeyen sizsiniz, milletin cebinden alıp faiz lobilerine veren sizsiniz, ekonomi iyi olacak diye oy toplayıp ‘kemer sıkacağız’ diye seçimden sonra konuşan sizsiniz. Dijital dolandırıcılara dikkat de siyasi dolandırıcılara ne yapacağız? Siz tarihin gördüğü en büyük siyasi dolandırıcılarsınız. Bu milletten ‘iyi olacak, yüzün gülecek’ diye oy alıp daha sonra bu millete sırtını dönenlere, Cumhuriyet Halk Partisi’ne gelip aday olup seçilen belediye başkanını zorla, rüşvetle, baskıyla partisine çekmeye çalışan siyasi dolandırıcılara, Aydın’ın oyunu alıp AK Parti’ye topuklayan siyasi kapkaççılara karşı milletimizi uyarıyorum. Memlekette adı AK Parti olan ama memlekete kara düzen dayatan, oyları alıp sırtını dönen, hizmet yapmayan, milleti açlıkla, yoklukla sırt sırta bırakan siyasi dolandırıcılara karşı milletimizi uyarıyorum. Bunlarla mücadele için sandığa davet ediyorum" ifadelerini kullandı. Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesi çağrısını yineledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Özel, 29 Mart Pazar günü İstanbul’da yapılmasını istediği seçimde kaybetmeleri halinde görevi bırakacağını söyledi.
CHP Genel Başkanı Özel: "Bunların kötü sözlerine kulağımızı tıkıyoruz, milletimizin gözünün içine bakıyoruz"
01 Şubat 2026 Pazar - 13:39 CHP Genel Başkanı Özel: "Bunların kötü sözlerine kulağımızı tıkıyoruz, milletimizin gözünün içine bakıyoruz" Çorum’un Mecitözü ilçesinde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bunların kötü sözlerine kulağımızı tıkıyoruz, milletimizin gözünün içine bakıyoruz. En sonunda gönül kıranlar değil, gönül yapanlar kazanacak" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorum’un Mecitözü ilçesinde açılan Hitit Kültür Merkezi’nin açılış törenine katıldı. CHP’li belediyelerin engellendiğini iddia eden Özel, "Şaka değil, belediye başkanlarımız ve belediyeyi yöneten bütün bürokratlar neredeyse, en önemli, en kritik noktadaki arkadaşlarımız cezaevine konulmuşken, ’CHP çalışamasın’, ’hizmet edemesin’, ’CHP’yi felç edelim ki milletin gönlüne girmesinler’, ’bir kez daha bizi yenmesinler, gelecek seçimlerde iktidar olmasınlar’ diye bu kötülükler yapılırken bu hizmet yapılıyor" diye konuştu. "Bütün gençlerin gözü yurt dışında" Mecitözü’nün nüfusunun AK Parti’nin iktidara geldiği günden itibaren yarı yarıya azaldığını savunan Özel, "Emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu, şimdi 2 çeyrek altın almaz, asgari üretli 7 çeyrek altın alıyordu, şimdi 3 çeyrek altın almaz. Çiftçi, 1 kilo buğday satıyordu, 6 kilo mazot alıyordu. Şimdi 1 kilo buğday 1 litre mazotu zor alıyor. Esnaf desen, çiftçide olmayınca, emeklide, emekçide olmayınca esnaf sürünüyor. Bütün gençlerin gözü yurt dışında. Mecitözü’nde olan İstanbul’a gitmek istiyor, İstanbul’da olan Avrupa’ya gitmek istiyor. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı Mecitözü’ne iyi gelmemiş. Nüfus 26 binden 13 bine düşmüş. ’Neden bu olmuş’ dedim, baktım, 6 tane banka şube kapatmış. Adliye kapatmış, pancar dairesi kapanmış, Telekom kapanmış, Tapu Dairesi kapanmış, askerlik şubesi kapanmış, Orman İşletmesi kapatılmış, cezaevi kapatılmış, Beke Kaplıcası 25 yıldır kapalı bekliyormuş. Sayın Erdoğan iyi gelmediği gibi iktidarı da Mecitözü’ne iyi gelmemiş. Bu kadar Cumhuriyet kurumunun, eserinin, devlet dairesinin olmadığı yerde, bankanın kaçıp gittiği yerde, askerlik şubesinin, adliyenin gittiği yerde tabii ki nüfus artmaz" dedi. "Anahtarını vermeden boş senede imza istiyorlar" CHP’li belediyelerin hizmetlerinden bahseden Özel, deprem konutlarıyla ilgili iktidarı eleştirerek, "Türkiye genelinde kreş sayımız 800’e ulaştı. Recep Tayyip Erdoğan seçimleri kazansaydı olmayacak 800 kreşte bu ülkenin yoksul ailelerin çocukları kreşe gidiyor. 77 tane öğrenci yurdu yaptı, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler. 165, 116’ncısı burada açılacak kent lokantası var. 4 kap sıcak yemeği yarım tas çorba fiyatına veriyor. Yurt genelinde 160 tane halk marketimiz, halk mandıramız, halk ekmeğimiz var. Burada mandıra ürünleri, et, kıyma yarı fiyatına satılıyor. Bunları belediyelerimizin gücünün yettiği imkanları nispetinde her yerde yapmaya çalışıyoruz. Ama bir yandan da karalama kampanyasıyla Recep Tayyip Erdoğan gidiyor, ’taş üstüne taş koymadılar’ diyor. Bunların deprem bölgesine ’1 yılda yapacağız’ deyip, 1 yıl sonunda sadece yüzde 2’sini yaptıkları, 2 yılda yüzde 30’unu yaptıkları, nihayet 3 yılın sonunda devletin bütün imkanlarıyla yüzde 70’e ulaştıkları deprem konutları var. Anahtarını vermeden boş senede imza istiyorlar. Afet Kanunu ’faiz yasak’ diyor, faiz hanesini boş bırakmış, oraya çizgi çekene anahtarını vermiyorlar. Bir de çıkmış, ’Cumhuriyet Halk Partisi taş üstüne taş koymuş mu’ diyor. Tayyip bey, taş üstüne taş koymadan bu Hitit Kültür Merkezi nasıl olacak? Bu Hitit Kültür Merkezini görmeyen, Allah’ın gücüne gider taş olursun. ’Taş üstüne taş koymadın’ dersen bu eserin karşısında taşa dönersin. ’İnsanın bir kez ters gitmesin işi, muhallebi yerken kırılır dişi’. Şimdi bunlar ilk zamanda ne yapsalar övüyor, ’ne yapsak yarıyor, Allah’ım verdikçe veriyor’ diyorlardı. Şimdi millet bunların gerçek yüzünü gördü, hasetliklerini, fenalıklarını gördü. Millet gördü ki adam 20 bin lira emekliye maaş veriyor, kendi 20 milyon liralık, yani bin emeklinin aldığı maaşı koluna saat diye takmış. Biz diyoruz ’emekliye 28 bin verelim’, ’hayır’ diye oy kullanıyor, kolunda bin emeklinin alacağı maaş kadar saat var. Millet bunların ne olduğunu gördü. Öyle bir noktaya geliyor ki bu insanlar kendi açken, yoksulken sarayda yaşayanları, şatafat içinde yaşayanları, kendine hizmet edenleri hapse atanları ve hasetlik yapanları gördü" şeklinde konuştu. "Biz tökezlemeye kalkalım, millet kolumuzdan ayağa kaldırıyor" Her türlü engellemelere rağmen çalışmaya devam ettiklerini kaydeden Özel, "Bunlar karaladıkça Allah yardım ediyor, bunlar kötüledikçe millet takdir ediyor. Bunlar yalana boğulmuş. Türkiye’de dört bir yanda belediyeler çırpınıyor, kentsel dönüşüm yapıyor. Bunlar imzayı atmaz, izin vermez, kaynak oluşturmaz. İstanbul’da, ’yarısı senden, yarısı benden’ der. Yalova Belediyesi ’bize de yap’ der, yapmaz, çünkü CHP’li belediye. Her türlü zorluğu çıkartıyorlar. Bunlar çelme taktıkça, biz tökezlemeye kalkalım, millet kolumuzdan ayağa kaldırıyor. Omuz omuzayız, kol kolayız, el eleyiz, gönül gönüleyiz. İnsan bir düşünür, ’bu belediyelerin çoğu bendeydi, ne oldu da Cumhuriyet Halk Partisi ayağa kalktı, yüzde 65’i kazandı, 411 belediye kazandı, bir sene sonra ölçtürdüm, millet bunları takdir ediyor’ der" ifadelerini kullandı. Özel, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bunların kötü sözlerine kulağımızı tıkıyoruz, milletimizin gözünün içine bakıyoruz. En sonunda gönül kıranlar değil, gönül yapanlar kazanacak. Kalbi taşlaşanlar, bu kadar hizmeti gördüğü halde ’taş üstüne taş koymuyorlar’ yalanına sığınanlar değil, kalbinde insan sevgisi ve millete hizmet aşkı olanlar kazanacak. Biz kazanacağız, siz kazanacaksınız."
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkeden Gazze’deki ateşkes ihlallerine kınama
01 Şubat 2026 Pazar - 13:35 Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkeden Gazze’deki ateşkes ihlallerine kınama Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkenin dışişleri bakanları, İsrail’in Gazze’de ateşkesi ihlal eden saldırılarını şiddetle kınayarak tüm taraflara sorumluluklarını yerine getirme ve azami itidal çağrısında bulundu. Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları, İsrail’in Gazze’de binden fazla Filistinlinin ölümü ve yaralanmasına yol açan yinelenen ateşkes ihlallerini şiddetle kınadı. Dışişleri Bakanlığı tarafından paylaşılan 1 Şubat tarihli ortak yazılı açıklamada, söz konusu eylemlerin, bölgesel ve uluslararası tarafların ABD Başkanı Donald Trump tarafından önerilen planın ikinci aşamasını ilerletmek ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını uygulamak üzere birlikte çalıştığı bir dönemde gerilimi tırmandırma riski taşıdığı vurgulandı. Açıklamada, bu durumun sükûnetin güçlendirilmesi ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları baltalayabileceğine dikkat çekildi. Dışişleri bakanları, tekrarlanan ateşkes ihlallerinin siyasi sürece doğrudan bir tehdit oluşturduğunu, Gazze Şeridi’nde hem güvenlik hem de insani şartlar bakımından daha istikrarlı bir aşamaya geçiş için uygun ortamın oluşturulmasına yönelik devam eden çabaları engellediğini değerlendirdi. Bu çerçevede, Başkan Trump’ın Barış Planı’nın ikinci aşamasının başarısının sağlanması için tam bağlılığın gerekliliği vurgulandı. Açıklamada ayrıca, ateşkesin muhafaza edilmesi ve sürdürülmesi, mevcut süreci zedeleyebilecek her türlü eylemden kaçınılması ve erken toparlanma ile yeniden imar sürecine ilerlemek için elverişli şartların oluşturulmasının önemine işaret edildi. Bakanlar, uluslararası hukuk, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Arap Barış Girişimi doğrultusunda, Filistin halkının kendi geleceklerini tayin etme ve devlet olma hakkına dayanan adil ve kalıcı bir barışın ilerletilmesi amacıyla tüm taraflara bu kritik dönemde sorumluluklarını tam olarak yerine getirme ve azami itidal gösterme çağrısında bulundu.
Türkiye-Kazakistan Ortak Stratejik Planlama Grubu toplanıyor
01 Şubat 2026 Pazar - 13:01 Türkiye-Kazakistan Ortak Stratejik Planlama Grubu toplanıyor Türkiye ile Kazakistan arasındaki Ortak Stratejik Planlama Grubu’nun sekizinci toplantısı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Kazakistan Dışişleri Bakanı Yermek Koşerbayev’in başkanlıklarında düzenlenecek. Türkiye-Kazakistan Ortak Stratejik Planlama Grubu (OSPG) 8. Toplantısı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Yermek Koşerbayev’in başkanlıklarında 2 Şubat tarihinde Ankara’da gerçekleştirilecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, toplantıda iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin ulaştığı seviyeden duyulan memnuniyetin kayda geçirilmesi ve bu kapsamda üst düzey ziyaret ve temasların ele alınması öngörülüyor. Görüşmelerde, ticaret, ekonomi, yatırım, enerji, ulaştırma, savunma sanayii, eğitim ile insani ve kültürel alanlar başta olmak üzere ikili iş birliğinin daha da geliştirilmesi için atılabilecek adımların değerlendirilmesi bekleniyor. Bu çerçevede, her iki ülke cumhurbaşkanları tarafından belirlenen 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşılması amacıyla yürütülebilecek çalışmalara da değinilmesi planlanıyor. Toplantıda ayrıca, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) başta olmak üzere çok taraflı platformlarda iş birliğinin güçlendirilmesinin öneminin vurgulanacağı, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru başta olmak üzere bağlantısallığın ve lojistik altyapının geliştirilmesinin ele alınacağı bildirildi. Kaynaklar, görüşmelerde Afganistan, İran ve Filistin meselesi dahil güncel bölgesel ve uluslararası gelişmelere ilişkin fikir alışverişinde bulunulmasının da öngörüldüğünü aktardı.
Büyükakın’dan muhalefet belediyelerine gönderme: "Belediyeler yatma yeri değildir"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 21:39 Büyükakın’dan muhalefet belediyelerine gönderme: "Belediyeler yatma yeri değildir" Kocaeli’de düzenlenen AK Parti 114. Genişletilmiş İl Danışma Meclisi toplantısında konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, muhalefet belediyelerini eleştirerek, "Siz bizim belediyelerimizi aldınız, o belediyelere çivi çakmadınız, yine beş sene sistem çalıştı. Şimdi yavaş yavaş artık arıza vermeye başlıyor. Belediyecilik iş yapmamayı, ayağı uzatıp yatmayı kaldırmaz" dedi. Kocaeli İl Başkanlığı 114. Genişletilmiş Danışma Meclisi Toplantısı, İzmit ilçesindeki Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa; AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, AK Parti Kocaeli Milletvekilleri Veysal Tipioğlu, Cemil Yaman, Mehmet Akif Yılmaz, Radiye Sezer Katırcıoğlu, Sadettin Hülagü, ilçe belediye başkanları ve partililer katıldı. Programda konuşan AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şahin Talus, AK Parti belediyelerinin son iki yılda verdiği sözleri yerine getirdiğini belirterek, "Biz burada özellikle iki yılda tüm belediye başkanlarımızla birlikte ne söz verdiysek onu yaptık. Daha fazlasını da yapacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve ilçe belediye başkanlarımıza bu özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" dedi. "Kapılarımız sonuna kadar açık" Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin projelerinin Türkiye’ye örnek olduğunu vurgulayan Talus, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı Kocaeli’ye davet ettiğini hatırlatarak, "Ankara bugün susuzlukla anılıyor. Su kaynaklarının nasıl yönetildiğini, kuraklık döneminde neler yapılması gerektiğini gelsin Tahir Başkan’ın çalışmalarında görsün diye davet ettim. Basın toplantısında tüm CHP’lileri dip çamuru temizliğini yerinde görmeleri için davet ettim. Belediyecilik nasıl yapılır gelin burada birlikte anlatalım. Kapılarımız sonuna kadar açık" ifadelerini kullandı. "Lafla peynir gemisi yürümez" Toplantıda, muhalefetin belediyecilik anlayışına yönelik eleştirilerde bulunan Büyükakın, "Gelsinler burada beraber yapalım. Şahin Başkan da diyor ya ’gelin buraya, burada öğretelim nasıl olacağını’, hakikaten kapılarımız sonuna kadar açık. Belediyecilik nasıl yapılır gelin anlatalım. Siz bizim belediyelerimizi aldınız, o belediyelere çivi çakmadınız, yine beş sene sistem çalıştı. Şimdi yavaş yavaş artık arıza vermeye başlıyor. Belediyecilik iş yapmamayı, ayağı uzatıp yatmayı kaldırmaz. Sürekli şehir büyür, yeni ihtiyaçlar doğar, yeni şeyler yapmanız gerekir. Üzerine üzerine ilave etmeniz gerekir. Yerin altına, yerin üstüne, denize, havaya, toprağa, ormana her yere çalışmanız gerekir. Yatma yeri değil ki belediyeler, çalışma yeri. Emek ister, gayret ister, dava ister, dert ister dert. Bu sizin işiniz değil ki. Siz konuşur durursunuz. Ama size şunu bir daha hatırlatalım, bakın bu bizim atasözlerimizde de var: Lafla peynir gemisi yürümez" dedi.