POLİTİKA
AK Partili Milletvekili Gider’den 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü mesajı 17 Mart 2026 Salı - 09:38:26 AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün 111. yıl dönümü vesilesiyle yayınladığı mesajda, "Çanakkale, bir savaşın değil; bir milletin iradesinin tarihe yön verdiği dönüm noktasıdır" dedi. AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün 111. yıl dönümü için mesaj yayınladı. Milletvekili Ayhan Gider, mesajında şu ifadelere yer verdi: "111 yıl önce bu topraklarda imkânsız denilen, sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla aşılmış; milletimiz bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Çanakkale’de ortaya konan ruh, aradan geçen onca zamana rağmen Türkiye’nin attığı her adımın temelinde yaşamaya devam etmektedir. Savunma sanayiinden diplomasiye, üretim gücünden uluslararası alandaki duruşumuza kadar her alanda ortaya koyduğumuz irade; geçmişten devraldığımız büyük sorumluluğun bir devamıdır. ‘Çanakkale Geçilmez’ sözü bugün artık yalnızca tarih sayfalarında kalan bir ifade değil; milletimizin ortak hafızasını, kararlılığını ve geleceğe yürüyüş azmini simgeleyen güçlü bir iradedir." Çanakkale’de verilen mücadelenin yalnızca cephede kazanılmış bir askeri başarı olmadığını ifade eden Milletvekili Gider, "Yurdun dört bir yanından gelen kahramanlar, aynı vatan sevgisi etrafında birleşerek fedakârlığın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güçlü örneğini ortaya koymuştur. Bu birlik ruhu, bugün de toplumsal dayanışmamızın ve milli direncimizin en sağlam dayanaklarından biri olmayı sürdürmektedir. Bugün bizlere düşen görev; o büyük fedakârlığı yalnızca anmak değil, emanet edilen bu vatanı her alanda daha güçlü yarınlara taşımaktır. Güçlü, üretken ve söz sahibi bir Türkiye idealine yönelik her adım, Çanakkale’de yazılan destanın günümüzdeki karşılığıdır. Çünkü o gün verilen mücadele, sadece bir dönemi değil; milletimizin istikbalini koruma kararlılığını da temsil etmektedir. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; gazilerimize şükranlarımı sunuyorum."
17 Mart 2026 Salı - 09:06 BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’den İslam ülkelerine çağrı Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde partisinin iftar programına katılarak, ABD/İsrail-İran savaşıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. İlçede bir dizi ziyaretler gerçekleştirerek vatandaşlarla deprem sonrası yaşananlar konusunda sohbet eden BBP Genel Başkanı Mustafa Desteci, iftar programına katıldı. ‘Birliğin Kardeşliğin Sofrasında Buluşuyoruz’ temalı iftar programında konuşan Mustafa Destici, Türkiye’nin etrafının yangın yeri olduğuna dikkat çekti. Mustafa Destici, "Maalesef çevremiz yangın yeri. Yukarıda Rusya-Ukrayna Savaşı, aşağıda önce Suriye’de iç karışıklık, iç savaş, Irak ve terörist İsrail Devletinin Gazze’de ki soykırımı, 100 binden fazla masum insan hayatını kaybetti. Bunun 30 binden fazlası çocuk, 30 binden fazlası kadın. Cenab-ı Hak onlara rahmet eylesin. Bu zalimleri de Kahhar ismi şerifleriyle kahrı perişan eylesin" dedi. İsrail’in Beyrut’ta katliam yaptığına dikkat çeken Destici, "İsrail ve ABD, şimdi de İran’a saldırıyor. İran’da nefsi müdafaa yapıyor. İsrail bunu fırsat biliyor, bakın Gazze’ye yaptığının benzerini bu gün Lübnan’a yapıyor. Kara harekatı başlatıyor. Güya Hizbullah ile onlara göre terör örgütü ‘mücadele edeceğim’ kılıfıyla Beyrut’ta ki bütün Müslümanlara yönelik bir katliam gerçekleştiriyor. Onun için bu katliamı lanetliyoruz. Türkiye tabi bu konuda en yüksek perdeden karşı duruşunu, itirazını gerçekleştiriyor" ifadelerini kullandı. İslam ülkelerine çağrıda bulunan Destici, "Bütün İslam ülkelerinin bu yaşananlara itiraz etmesi gerekiyor. Bütün İslam ülkeleri şu İspanya Başbakanını ortaya koyduğu duruşu tavrı gösterseler ne İsrail, ne de ABD buna cesaret edemez. Ama maalesef bizim İslam ülkelerinin çoğunluğunu liderleri Amerika’nın ve İsrail’in kuklası olmuş. Koltuklarımızı kaybedeceğiz diye seslerini dahi çıkartmıyorlar" şeklinde konuştu.
17 Mart 2026 Salı - 09:05 CHP Genel Başkanı Özel: "Şehitlerimizin her biri bizler için birer kahraman" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Bu vatan için canını vermiş şehitlerimizin, canının bir parçasını feda etmiş gazilerimizin her biri bizler için birer kahraman" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da şehit yakınları ve gazilerle iftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Özel, "Bugün burada şehit yakınlarımızla, gazilerimizle, kıymetli aileleriyle birlikte bir kez daha aynı iftar sofrasını paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 11 aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen mübarek Ramazan’ın 26’ncı gününde, 26’ncı iftarındayız. Allah tuttuğunuz oruçları, ettiğiniz duaları kabul etsin. Hep birlikte bayrama varmayı ve bayramları bayram gibi, acı haberler almadan, özlediklerimize kavuşarak, hastalarımızın şifa bulduğunu görerek geçirmeyi, hep birlikte o bayramları yaşamayı nasip etsin" diye konuştu. Şehitlerin önemine vurgu yapan Özel, "Bu vatan için canını vermiş şehitlerimizin, canının bir parçasını feda etmiş gazilerimizin her biri bizler için birer kahraman. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü hatırlamalı, hafızalarımızdan hiç çıkarmamalıyız. ‘Türk tarihine altın sayfalar yazdıran gazilerimiz ile şehitlerimizin hatıralarını yüceltmek, onlara olan minnet ve şükran duygularımızı ifade etmek milli görevlerin en kutsalıdır’ demiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Onun kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi olarak şehit ailelerimiz ve gazilerimizin yanında durarak, onun bu vasiyetini yerine getirmek, onun emanetlerine sahip çıkmak en önemli görevimiz. Bunu genel başkan olarak partimizin tüm kademelerinde, ilçe başkanlıklarından başlayarak genel merkeze kadar hayata geçirmeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
Bakan Memişoğlu: "Tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdik, daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz"
13 Ocak 2026 Salı - 17:49 Bakan Memişoğlu: "Tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdik, daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdik ve önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" dedi. Tıp ve Kültür Sanat Sempozyumu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesinde düzenlendi. 13-14 Ocak tarihleri arasında düzenlenecek sempozyumun açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarından önce doktorlardan oluşan orkestranın müzik dinletisi izleyicilerle buluştu. Ardından sempozyum hakkında hazırlanan video gösterimi yapıldı. "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modelimizle geçmişten devraldığımız bu birikimi çağın imkanlarıyla buluşturuyoruz" Video gösterim ve orkestranın ardından açılış konuşmasını yapan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, koruyucu sağlık hizmetlerini merkeze alan bir sağlık politikası yürüttüklerini belirterek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla hayata geçirdiğimiz Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modelimizle geçmişten devraldığımız bu birikimi çağın imkanlarıyla buluşturuyoruz. Bugün bizler, geçmişin birikimini geleceğin bilimiyle buluşturarak; yeni İbn-i Sina’ların, Safiye Ali’lerin, Gazi Yaşargil’lerin yetiştiği; bilimsel çalışmaların ortaya konulduğu güçlü bir sağlık ekosistemi inşa etmek için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. ‘Taşa Kazınan Şifa’ sergisinin tıp alanındaki gelişmelerin bugüne yansıması olduğunu aktaran Memişoğlu, "Bu köklü birikimin bugün nasıl bir hafızaya ve estetik dile dönüştüğünü ise, sempozyum kapsamında ziyaretçilerle buluşan ‘Taşa Kazınan Şifa’ sergisi son derece çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Sergi; Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dünyasında şifayı kurumsallaştıran kadınların izini, mimariyle iç içe geçmiş sembolik bir dille bugüne fısıldamaktadır" diye konuştu. "Tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdik ve önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" Memişoğlu, tıp alanındaki faaliyetlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını aile hekimliğinde de yapılabilir hale getirdik ve önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Böylece birinci basamakta, koruyucu sağlık anlayışını güçlendiren bütüncül bir hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarını; bilimsel, etik ve mevzuat temelli bir çerçevede sağlık sistemimizin bir parçası haline getirmiş bulunuyoruz. Ülkemizde; 83 GETAT Uygulama Merkezi, 2 bin 160 Ünitesi ve 13 bin 485 sertifikalı hekimimizle insanımıza hizmet vermekteyiz. Bugüne kadar 1 buçuk milyon vatandaşımız, toplamda 3 milyon kez bu hizmetlerden faydalanmıştır." "Bu iki alan, insanlığın ortak hafızasını, estetik anlayışını ve şifa arayışını birlikte şekillendirmiştir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise, tıp ve kültür sanat alanının insanlığın ortak hafızasını, estetik anlayışını ve şifa arayışını birlikte şekillendirdiğini dile getirerek, "Tıp, insanın hem bedenini hem de ruhunu da anlamaya yönelik bir ilim. Kültür ve sanat ise insanın ruhunu besleyen, ona derinlik kazandıran en güçlü ifade alanları. Bu iki alan, insanlığın ortak hafızasını, estetik anlayışını ve şifa arayışını birlikte şekillendirmiştir. Anadolu’nun bu kadim toprakları, bu bütüncül yaklaşımın en zengin örneklerine ev sahipliği yapmıştır. Bu yaklaşımın düşünsel temellerini, büyük hekim ve filozoflarımızın eserlerinde de açıkça görebilmekteyiz" değerlendirmesinde bulundu. "Kültürü hayatın her alanına taşıyan bir anlayışla çalışıyoruz" Tedavi ile sanatın, akıl ile kalbin birlikte ele alındığına dikkati çeken Ersoy, şu ifadeleri kullandı: "Darüşşifalardan medreselere kadar pek çok alanda; tedavi ile sanatın akıl ile kalbin birlikte ele alındığını görüyoruz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu sempozyum, işte bu kadim geleneğin çağdaş bir yansımasıdır. Günümüzde tıp bilimi büyük bir hızla ilerlerken, insanı yalnızca biyolojik bir varlık olarak ele almak yeterli değildir. Sanatın iyileştirici gücü, modern tıbbın insana dokunan yönünü güçlendirmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bizler, kültürü hayatın her alanına taşıyan bir anlayışla çalışıyoruz. Sanatın, bilimin ve insan sağlığının kesiştiği bu tür platformları son derece kıymetli buluyoruz. Çünkü biliyoruz ki; kültürle güçlenen bir toplum, geleceğe daha sağlam adımlarla yürür. Bu sempozyumun; disiplinler arası yeni bakış açıları geliştirilmesine, ortak projelerin doğmasına ve kalıcı iş birliklerinin kurulmasına vesile olmasını temenni ediyorum. Bilginin sanatla, bilimin insan hikayesiyle buluştuğu her adım, medeniyet yolculuğumuza değer katacaktır."
RTÜK Başkanı Daniş: "Sürecin, en kritik paydaşlarından biri olduğumuzun bilinciyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz"
13 Ocak 2026 Salı - 17:36 RTÜK Başkanı Daniş: "Sürecin, en kritik paydaşlarından biri olduğumuzun bilinciyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, RTÜK bünyesinde yürütülen denetleme ve düzenleme faaliyetleri ile projeleri anlattı. Daniş, "RTÜK olarak bu sürecin, özellikle medya, dijitalleşme ve aile yapısı ekseninde en kritik paydaşlarından biri olduğumuzun bilinciyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı kapsamında düzenlenen toplantı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Başkanlığında; Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin ile eylem planında sorumluluğu bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı hedefleri doğrultusunda yürütülen çalışmalar ele alındı. Kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, aile yapısının korunması ve güçlendirilmesine yönelik faaliyetleri hakkında aktarımda bulundu. Toplantının açış konuşmasını yapan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile yapısının korunmasının toplumsal sürdürülebilirlik açısından taşıdığı önemine dikkat çekerek yürütülen çalışmaların bütüncül bir yaklaşımla devam edeceğini vurguladı. "Sürecin, en kritik paydaşlarından biri olduğumuzun bilinciyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" Bakanların, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin aileyi koruma ve güçlendirmesi yönünde yaptıkları çalışmaları hakkında bilgi aktardıkları toplantıda konuşan RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, şu sözlere yer verdi: "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü iradesiyle hayata geçirilen Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, bizlere yalnızca kurumsal bir yol haritası değil; aynı zamanda toplumsal sorumluluğumuzu da açık bir şekilde ortaya koymaktadır. RTÜK olarak bu sürecin, özellikle medya, dijitalleşme ve aile yapısı ekseninde en kritik paydaşlarından biri olduğumuzun bilinciyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz." Konuşmasında dijitalleşme çağında medyanın yalnızca bir iletişim aracı olmadığını, aile yapısını, çocukların gelişimini ve toplumsal değerleri doğrudan etkileyen güçlü bir belirleyici hâline geldiğini aktaran Daniş, RTÜK’ün temel yaklaşımının yasaklayan değil, yönlendiren; cezalandıran değil, bilinçlendiren bir denetim anlayışı benimsediğinin paylaşımında bulunarak şöyle konuştu: "Son beş yılda; 400’ün üzerinde ebeveyn eğitimi gerçekleştirdik, çok sayıda kamu kurumunda medya okuryazarlığı eğitimleri verdik, Cumhurbaşkanlığı Uzaktan Eğitim Kapısı başta olmak üzere çeşitli kurumsal eğitim portallarına medya okuryazarlığı modüllerini entegre ettik. RTÜK Medya Akademisi kapsamında çocuklara, ebeveynlere, gençlere, yaşlılara ve influencerlara yönelik yaş gruplarına göre kategorize edilmiş, erişilebilir, engelsiz ve sürekli eğitim modelleri geliştirdik." Medya ve teknolojinin bilinçli kullanımının teşvik edilmesi, dijital bağımlılıkların azaltılması, yaşlıların gelişen teknolojiyi öğrenmeleri ve dijital hizmetlere erişim sağlayabilmeleri amacıyla yaşam boyu öğrenme programları oluşturulduğunu kaydeden Daniş, ekran bağımlılığı, sağlıklı medya kullanım süreleri ve dijital risklerin bu eğitimlerin temel başlıklarını oluşturduğunun altını çizdi. 6112 sayılı Kanun çerçevesinde çocukların ve gençlerin korunmasının RTÜK’ün en hassas olduğu alanlardan biri olduğuna işaret eden Daniş, bu doğrultuda Akıllı İşaretler (Koruyucu Sembol) Sisteminin hem geleneksel yayınlarda hem de dijital platformlarda zorunlu yer verildiğini, dijital platformlarda ebeveyn kontrolü, çocuk profili ve içerik filtreleme uygulamalarının hayata geçirilmesinin yakından takip edildiğini, "İyi Uykular Çocuklar" uygulamasıyla çocukların geç saatlerde zararlı içeriklere maruz kalmasının önüne geçildiğini, çocuk programlarında sağlıksız gıda reklamlarına ise ciddi sınırlamalar getirildiğini dile getirdi. Son beş yılda RTÜK’e ulaşan şikâyetlerin yaklaşık yüzde 60’ının genel ahlak, manevi değerler ve ailenin korunması başlığında olduğunu ifade eden Daniş, en çok bildirime konu olan program türünün ise dizi-filmler olduğunu, "2024-2025 döneminde yalnızca aile, çocuk ve gençleri ilgilendiren içerikler nedeniyle 70 müeyyide kararı alındı. İnternet ortamında yayın yapan platformlar da etkin şekilde denetlenmiş; çocuklar için zararlı içerikler kataloglardan çıkarılmıştır" dedi. RTÜK’ün yalnızca yaptırım uygulayan bir kurum olmadığını vurgulayan Daniş, iyi, doğru ve sorumlu içeriği teşvik eden bir anlayışla hareket ettiklerini belirtti. Bu kapsamda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile iş birliği içinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle 2025 yılından itibaren hayata geçirilen Aile ve Çocuk Dostu Yapım ve Dizi Teşvik Ödülleri’nin önemli bir adım olduğunu, aile değerlerini güçlendiren ve çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen yapımların artırılmasının hedeflendiğini kaydetti. Konuşmasının sonunda aileyi korumanın yalnızca sosyal politikaların değil, medya politikalarının da merkezinde yer alması gerektiğine dikkat çeken Daniş, RTÜK’ün güçlü mevzuat, etkin denetim, yaygın eğitim, teşvik edici uygulamalar ve kurumlar arası güçlü iş birliği anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceği ifade etti. Toplantının aileler ve çocuklar için hayırlı sonuçlar doğurması temennisinde bulunan Daniş, kurul çalışmalarına katkı sunan tüm Bakanlara ve kurum temsilcilerine teşekkür etti.
Emine Erdoğan, "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"nda konuştu:
13 Ocak 2026 Salı - 17:32 Emine Erdoğan, "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"nda konuştu: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Teknolojinin sunduğu imkanları, insani bir dokunuşla genişletecek her yaklaşım, hem tıbbın hem de insanlığın geleceği için vazgeçilmezdir" dedi. Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen "Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu"na katıldı. Program kapsamında hazırlanan "Kadın Eliyle Taşa İşlenen Şifa-Darüşşifaların Banileri ve Çiçeklerin Dili" sergisini gezen Emine Erdoğan, eserler hakkında bilgi aldı. Erdoğan, programdaki konuşmasına, ufuk açıcı sempozyumu tertip eden Sağlık Bakanlığına, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kuruluna ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek başladı. Programda dile getirilecek her düşünce ve ele alınacak her başlığın insan merkezli bir sağlık anlayışına ve "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonuna önemli katkılar sunacağına inandığını belirten Emine Erdoğan, programın, bilimin güçlü ilerleyişiyle insanlığın asırlardır biriktirdiği hikmet mirası arasında yeni temas noktaları kurulmasının zemini olacağını dile getirdi. Bu vesileyle hekimlerden hemşirelere, ebelerden ambulans şoförlerine, sağlık camiasının her bir mensubuna şükranlarını sunan Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Onlar, büyük bir özveriyle çoğu zaman kendi hayatlarını geri plana alarak en zor zamanlarımızda yanımızda oluyorlar. Gösterdikleri fedakarlık her türlü takdirin üzerindedir. Bu toprakların hekimleri, tarih boyunca insanlığın tıbbi birikimine çok büyük katkılar yaptılar. Sadece hastalıklara reçete yazmakla kalmadılar, insana ve hayata değer veren bir şifa anlayışının reçetesini de insanlığa hediye ettiler. Tıp ilmini yalnızca teknik bir alan olarak değil bir sanat, irfan ve ahlak meselesi olarak gördüler. Yaralara merhem hazırladıkları kadar ortaya koydukları hekimlik anlayışıyla ruhun yaralarına da merhem oldular. Afiyette olma halini organların sıhhatiyle sınırlamadılar, onu insanın varoluşunun tamamında aradılar. Beden ve ruhun ahengini insanın terazisi saydılar. Hastalığa değil şifaya odaklandılar. Bu anlayış, darüşşifalarda ete kemiğe büründü, kurumsallaştı. Darüşşifalar, medeniyetimizin şefkat geleneğinin abideleri ve günümüz için çok önemli referans kaynaklarıdır." "Müzikle, kokuyla, suyla ve maneviyatla terapi gibi yöntemler, kişiye özel şifa terkiplerine dahil ediliyor" Anadolu coğrafyasında Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan bu büyük mirasta tedavinin sanatla, maneviyatla nasıl iç içe olduğunun açıkça görülebildiğine işaret eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "Estetikle insanın iç dünyasına kapılar açan mimarların, duvarları, sütunları motiflerle süsleyen zanaatkarların, yürek tellerini titreten müzisyenlerin, şifanın ayrılmaz bir parçası olduğunu idrak ederiz. Bu öyle bir dünya ki incelikle, zevkiselimle inşa edilmiş. Orada hastaya ilaç diye musiki reçete ediliyor. Hekimler, korku ve heyecan gibi duyguların, insan nabzına olan etkilerini gözlemliyor, nabız hareketlerine göre hastalara farklı makamlarda müzikler dinletiyor. Hastane bahçelerinde lale, sümbül, karanfil, nesrin gibi koku veren çiçekler yetiştiriliyor, hastalara çiçek manzaraları seyrettiriliyor. Ruhsal rahatsızlığı olanlara günde iki defa gül suyu serpiliyor, Kur’an okunuyor, kuş sesleri dinlettiriliyor. Huzur verdiği için avlulara su havuzları ve şadırvanlar yapılıyor. Kısacası, müzikle terapi, kokuyla terapi, suyla terapi ve maneviyatla terapi gibi yöntemler, kişiye özel şifa terkiplerine dahil ediliyor. Fiziksel mekan, başlı başına bir afiyet atmosferine dönüştürülüyor." Emine Erdoğan, kurulan bu büyük şifa medeniyetinin fikri zeminini İbn-i Sina’nın, "Tedavinin en iyi yollarından biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele etmek için cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli, hoşa gider hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir" sözleriyle özetlediğini aktardı. Bu sözlerin, medeniyetin şifayı yalnızca bedende değil akılda, ruhta ve yaşamda arayan hekimlik anlayışının özeti olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "Ancak bugün insanlık olarak yeni ve başka bir eşiğin önünde duruyoruz. Teknolojik ilerleme ve dijital dönüşüm hayatın her alanını kökten değiştiriyor. Öyle ki sosyal ilişkilerimizden çalışma biçimlerimize, düşünce geleneğimizden anlam dünyamıza kadar her katman yeniden şekilleniyor. Ve ne yazık ki modern dünyada insan hikayeleri, rakamların, kesirlerin, istatistiklerin içinde kayboluyor. Anlam dünyamız daralıyor. Tıp ilminin de küresel ölçekte mekanikleştiğine, standartlara hapsedildiğine, insanların ’tamir edilen’ bedenlerden ibaret kaldığına şahit oluyoruz. Semptomlar ve tahliller titizlikle değerlendiriliyor ama bunların ardındaki insan manzaraları gözden kaçıyor. Materyalist bir bakış açısı, tedaviyi performansa indirgerken umudu, teselliyi, kaderi, duayı, inancın iyileştiriciliğini dışlıyor." "Hekimlik, hikmet kozasından doğmuş bir bilgelik mesleğidir" Emine Erdoğan, bu tablodan en başta hekimlerin rahatsızlık duyduğunu vurgulayarak, hekimliğin, hikmet kozasından doğmuş bir bilgelik mesleği olduğuna işaret etti. Erdoğan, "O nedenle vakit çok geç olmadan hekim ve hastanın buluştuğu yerin, muayene odasından ibaret olmadığını hatırlamalıyız. Bilakis hekim ve hasta, mana ikliminde buluşur. Hastalar, hayatın en kırılgan anlarında hekimin rehberliği, sevgisi, şefkati ve empatisiyle hayata tutunur. Dolayısıyla teknolojinin sunduğu imkanları, insani bir dokunuşla genişletecek her yaklaşım, hem tıbbın hem de insanlığın geleceği için vazgeçilmezdir" diye konuştu. Alman bir matematikçinin "Bir matematikçi, şair ruhlu olmadıkça tam bir matematikçi olamaz" dediğini anımsatan Emine Erdoğan, bu sözün önemli bir hakikatin altını çizdiğini ifade etti. Emine Erdoğan, bilim ve sanatın, birbirine rakip değil aynı kalbin iki yarısı olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tarih boyunca insanlık, büyük sıçramalarını aklı estetikle, bilgiyi hikmetle, tekniği anlamla buluşturabildiği ölçüde gerçekleştirmiştir. Birçok bilim insanı, kainatın, hayatın ve yaratılışın hakikatine vakıf olabilmek için sanatla iç içe olmuş, farklı disiplinlerden beslenmiştir. Bir örnek vermek gerekirse İbn-i Sina’yı büyük hekim yapan, felsefe ve astronomi gibi alanlarda da derin izler bırakabilecek kadar çok yönlü olabilmesidir. Ne var ki modern dünyada bilginin, parçalara bölündüğünü ve bütünlüğün zayıfladığını görüyoruz. Mikro uzmanlıklar, büyük resmi tamamlanması adeta imkansız bir yapboza çeviriyor. Pozitif bilimlerle sanat arasında derin uçurumlar açıldı. Bu uçurumu kapatmanın yegane yolu, disiplinler arası çalışmalara ağırlık vermektir." Konunun uzmanlarının da tıp eğitiminde insani bilimlerin yer almasının önemini vurguladığını aktaran Emine Erdoğan, "Çünkü insanın laboratuvar ortamında tahlil edilemeyecek yönlerini anlamak, ancak çok yönlü bir idrakle mümkün olabilir. İnanıyorum ki tıp ilmi, insani bilimlerden, sanattan, edebiyattan, felsefeden beslendikçe yalnızca hastalıkları değil, insanı bir bütün olarak iyileştiren özünü koruyacaktır" dedi. Salonda bulunan bilim insanları, akademisyenler ve sanatçıların, yeni bir yol haritası çizeceklerini belirten Emine Erdoğan, kendilerinin değerli fikirleriyle sempozyumun, tüm insanlığa şifa getirecek yeni bir yolculuğun başlangıcı olmasını temenni etti. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkanvekili İskender Pala ile medya kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı programda, Prof. Dr. Hanefi Özbek, Prof. Dr. Volkan Gidiş ve Öğretim Görevlisi Şaban Gölge tarafından müzik dinletisi gerçekleştirildi. Program, video gösterimi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.
MHP’li Feti Yıldız: "Kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse yöneticilerin belediye meclisinde seçilmesinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz"
13 Ocak 2026 Salı - 15:44 MHP’li Feti Yıldız: "Kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse yöneticilerin belediye meclisinde seçilmesinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse yöneticilerin belediye meclisinde seçilmesinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda temsil edilen grup koordinatörleri ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yapacağı toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Raporun sonuna geldiklerini ifade eden Yıldız, "Bundan sonra bir toplantı daha yaparız. Sonra müşterek rapor çıkar. Başlıklar tespit edildi. Sayısının pek bir önemi yok. Konuşurken azalır çoğalır. Görüşmeler sonrası gelişmelere bağlı olarak başlıklar değişir" ifadelerini kullandı. "Kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse yöneticilerin belediye meclisinde seçilmesinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz" Ortak raporda kayyum uygulamaları ile ilgili bir maddenin olup olmadığı hakkındaki soru üzerine Yıldız, "Bazı partiler kayyum meselesini ana raporunda dile getirmişti. MHP’nin sunduğu raporda kayyum meselesi ile ilgili bir husus yok. Ama bu demek değil ki, Partimizin kayyum meselesinde bir düşüncesi olmasın. Bize göre kayyum bazen şart olur. İşlenen suça göre şart olur. Eğer kayyum uygulaması bir zorunluluk hali değilse bunu merkezin yapması yerine yeni yöneticilerin bağlı olduğu belediye meclisinde seçilmesi en azından halk iradesinin muhafazası bakımından daha uygun diye düşünüyoruz. Kayyum uygulamaları tedbirdir. Davanın başından sonuna kadar uygulanıyor ama şartlar değiştiğinde kaldırılması lazım. Mesela Genel Başkanımızın ‘İki Ahmet’ diye tabir ettiği Ahmet Türk ve Ahmet Özer’in duruşmaları davalarının seyri içinde bulunduğumuz atmosfer ve komisyonumuzun amacı ile birleştirildiği zaman aslında çok taşkın ve amacını da aşmış bir uygulama olduğu da görülür. Ahmet Özer ve Ahmet Türk’ün göreve iadesi için bizce bir sıkıntı yok" dedi. "Umut hakkı bizim raporunuzda var" "Umut Hakkı"nın partisinin raporunda var olduğunu dile getiren Yıldız, "Ancak ortak raporda var mı yok mu bilmiyoruz. Konuşma sonrası çıkar" diye konuştu. Yıldız açıklamasının sonunda, "Yeniden infaz yasası kanunu çıkarılsın diyorum, sıfırdan diyorum. Anlaşılsın diye sıfırdan diyorum bunu bazı arkadaşlar yanlış anlatıyor. Sanki bunu 12. Yargı Paketi içerisinde infaz maddesi var gibi anlatıyorlar biraz daha dikkatli olsalar sevinirim" ifadelerini kullandı.
CHP’li Akın’dan "AK Parti’ye geçiyor" iddialarına cevap
13 Ocak 2026 Salı - 15:39 CHP’li Akın’dan "AK Parti’ye geçiyor" iddialarına cevap AK Parti’ye geçeceği yönünde iddiaların odağında olan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaptığı konuşma ile iddialara son noktayı koydu. Cumhuriyet Halk Partili olduğunu söyleyen Akın, "Balıkesir benim ailem" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, meclis toplantısında AK Parti’ye geçme iddialarına cevap verdi. Akın, "Genel siyasi tartışmalara vaktim yok. Olmayan gündemlerle uğraşmaya hiç vaktim yok. Tüm siyasi partilere teşekkür ediyorum; istişare ediyoruz, konuşuyoruz. Ancak şunu özellikle söylemek isterim: Bugüne kadar hiç kimseye ’hangi partiye oy verdin’ diye sormadım. Tek bir soru sordum: Size nasıl yardımcı olabilirim? Bunu yürekten söylüyorum. Mensubu olduğum parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Bu çok nettir. Ancak Balıkesir’de yaşayan herkes benim ailemdir. ’Balıkesir benim ailem’ sözünü yeni söylemiyorum; bunu 14 yıldır söylüyorum. Çünkü aile her şeydir. Bu tartışmaları uzatmanın bir anlamı yok. Gelin bunları bitirelim ve Balıkesir’e, halkımıza odaklanalım" dedi. Akın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben ilk kez umreye gitmedim; inşallah tekrar da giderim. Kimliğim, duruşum bellidir. Milletvekili olduğum dönemde nasılsam bugün de aynıyım. Değişen hiçbir şey yok. Ancak birilerinin ibadeti bile siyasete alet edecek kadar pervasız davranmasını içime sindiremiyorum. Devlet terbiyesi gereği; bakanlarımızı da, Cumhurbaşkanımızı da karşılarım. Siyasi partilerle istişare ederim. AK Parti, MHP, İYİ Parti fark etmeksizin herkesle görüşürüm. Hizmette partizanlığı reddediyorum. Hizmette partizanlık olmaz. Ben Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Seçilirken her kesimden destek aldım. AK Parti seçmeninden, MHP seçmeninden, İYİ Parti’den, Saadet’ten, Zafer’den, Yeniden Refah’tan ve elbette CHP’den. Bununla gurur duyuyorum. Çünkü ben zoru seçtim. Ben Kuvayı Milliyeciyim. Balıkesir, Kuvayı Milliye’nin başkentidir. Bu ruhu hem kendimde hem kentimde yaşatmak istiyorum. Birlikteliği sağlamak, benim için en büyük onur ve mutluluktur."
TBMM Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Kayhan Türkmenoğlu:
13 Ocak 2026 Salı - 14:59 TBMM Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Kayhan Türkmenoğlu: TBMM Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Kayhan Türkmenoğlu, "Her iki ülkede iç barışın, toplumsal huzurun ve siyasi istikrarın korunması; sadece ulusal güvenlik açısından değil, sınır güvenliği ve bölgesel istikrar bakımından da hayati öneme sahiptir. Türkiye ve İran’da istikrarın güçlenmesi, bölgemizde barışın kalıcı hale gelmesine doğrudan katkı sağlayacaktır" dedi. Türkmenoğlu, İran’da yaşanan gerilime ilişkin açıklama yaptı. Türkmenoğlu, İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçisi Sayın Mohammad Hassan Habibullah Zadeh ve beraberindeki heyetle, TBMM’de bir araya geldiğini belirterek, toplantıda son günlerde İran’da yaşanan gelişmelerin, toplumsal olayların seyri ve bu sürecin bölgesel barış ile istikrar üzerindeki muhtemel etkilerini kapsamlı şekilde ele alındığını kaydetti. Türkmenoğlu şunları kaydetti: "Türkiye ile İran, yüzyıllardır değişmeyen ortak bir sınırı paylaşan iki köklü komşudur. Bu sınır hattı yalnızca coğrafi bir yakınlığı değil, aynı zamanda güvenlik, istikrar ve karşılıklı sorumluluğu da ifade etmektedir. Her iki ülkede iç barışın, toplumsal huzurun ve siyasi istikrarın korunması; sadece ulusal güvenlik açısından değil, sınır güvenliği ve bölgesel istikrar bakımından da hayati öneme sahiptir. Türkiye ve İran’da istikrarın güçlenmesi, bölgemizde barışın kalıcı hale gelmesine doğrudan katkı sağlayacaktır. Komşumuz İran’da yaşanan gelişmelerin yalnızca ülke içi dengeler açısından değil, bölgemizin huzuru, güvenliği ve istikrarı bakımından da dikkatle takip edilmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler, köklü bir tarihî birikime ve güçlü komşuluk bağlarına sahiptir. Parlamentolar arası diyalog ve dostluk grupları, bu ilişkilerin karşılıklı anlayış ve yapıcı bir zeminde sürdürülmesine önemli katkılar sunmaktadır. TBMM Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu olarak, bölgesel barış ve istikrarın korunmasına katkı sunan, karşılıklı güveni ve diyaloğu güçlendiren bu tür temasların mevcut hassas süreçte büyük önem taşıdığına inanıyorum."
Şehzadeler Belediyesi’nde Başkan Yardımcılığına Esenkaya ve Yılmaz atandı
13 Ocak 2026 Salı - 14:59 Şehzadeler Belediyesi’nde Başkan Yardımcılığına Esenkaya ve Yılmaz atandı Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, yönetim kadrosunu güçlendirmek amacıyla ilk atamalarını gerçekleştirdi. Şehzadeler Belediye Meclis Üyeleri Emre Halil Esenkaya ve Mümin Yılmaz, başkan yardımcılığı görevine atandı. Başkanlık makamının imzasıyla yapılan atamaların ardından Emre Halil Esenkaya ve Mümin Yılmaz, bugün itibarıyla görevlerine resmen başladı. Yeni atamalarla birlikte belediye yönetiminde hizmet odaklı ve güçlü bir yapılanmanın hedeflendiği belirtildi. Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, atamalara ilişkin yaptığı açıklamada, kente en iyi hizmeti sunmak için kararlı bir şekilde çalışacaklarını vurguladı. Başkan Şimşek, "Şehzadeler’in sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir bir kent olması için rahmetli Gülşah Başkanımızdan devraldığımız bayrağı en üst noktaya taşımak adına elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Bu kapsamda yönetim kadromuzda bazı değişikliklere gittik. Meclis Üyelerimiz Sayın Emre Halil Esenkaya ve Sayın Mümin Yılmaz’ı başkan yardımcısı olarak atadık, bazı müdürlüklerimizde de yeni görevlendirmeler yaptık. Yeni ekibimizle birlikte kentimize en iyi hizmeti vermek için gece gündüz çalışacağız" ifadelerini kullandı. Başkan Şimşek, bugüne kadar belediye hizmetlerine katkı sunan tüm çalışanlara teşekkür ederek, yeni görevlerine başlayan başkan yardımcıları ve müdürlere başarı dileklerini iletti. Emre Halil Esenkaya kimdir? 1995 yılında Manisa’da doğan Emre Halil Esenkaya, Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü ile Anadolu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü mezunu. Gazetecilik ve medya alanlarında çalışmalarını sürdüren Esenkaya, lise yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılarak CHP Gençlik Kolları’nda çeşitli görevlerde bulundu. CHP Parti Eğitmeni olan Esenkaya, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’den Şehzadeler Belediye Meclis Üyesi seçildi. Mümin Yılmaz kimdir? 1978 yılında Manisa’da doğan Mümin Yılmaz, eğitim hayatının ardından iş yaşamına atıldı. Manisa’nın tanınmış iş insanları arasında yer alan Yılmaz, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Şehzadeler Belediye Meclis Üyesi seçildi. Mümin Yılmaz, evli ve üç çocuk babası.
Muratpaşa Belediyesi’nden personel alımına ilişkin açıklama
13 Ocak 2026 Salı - 14:22 Muratpaşa Belediyesi’nden personel alımına ilişkin açıklama Muratpaşa Belediyesi, geçmiş dönemlerden kalan kamulaştırmasız el atma davaları, emlak vergi değerlerine ilişkin düzenleme ve merkezi idare kaynaklı mali kesintilere rağmen temel hizmetlerin aksatılmadan sürdürüldüğünü, mevcut ekonomik şartlar nedeniyle yeni personel alımı yapılmayacağını duyurdu. Belediyeden yapılan açıklamada, Antalya Belediyesi döneminden kalan yaklaşık 40 yıl öncesine ait kamulaştırmasız el atma davaları ile emlak vergi değerlerine ilişkin son düzenleme sonucunda bütçenin yaklaşık yüzde 22’sinin kaybedildiği belirtildi. Açıklamada, "Bütçemizin yaklaşık yüzde 22’sini kaybetmiş olmamıza; SGK, kamu ve belediye şirketi borçlarının İller Bankası paylarından kesilmesini öngören merkezi idare kararlarına rağmen belediyemiz, temel hizmetleri aksatmadan sürdürmüş, çalışanların maaşlarını bugüne kadar gününde ve eksiksiz ödemiştir. Bu süreçte büyük bir kararlılık ve mali disiplin ortaya konulmuştur" denildi. Açıklamanın devamında, "Belediyemizin iradesi ve kontrolü dışında gelişen bu tablo, derinleşen ekonomik kriz ve merkezi hükümet kaynaklı mali kısıtlamalar karşısında yeni personel istihdamını imkânsız hale getirmiştir. Bu çerçevede belediyemizin mevcut şartlar altında herhangi bir personel alımı yapması söz konusu değildir. Temel hizmetlerin kararlılıkla sürdürülebilmesi ve maaşların gününde ödenebilmesi için; iş gerekleri, performans ve kurumsal uyum esas alınarak emekliler ve nispi eksiltme yoluyla personel sayısında ihtiyatlı bir azalmaya gidilmesi zorunlu hale gelmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.