POLİTİKA
20 Mart 2026 Cuma - 14:15 Vali Kalaylı uygulama noktasında güvenlik güçleri ve vatandaşlarla bayramlaştı Kilis Valisi Ömer Kalaylı, Ramazan Bayramı’nın ilk gününde Küplüce’deki uygulama noktasını ziyaret etti. Uygulama noktasında incelemelerde bulunan Vali Kalaylı, kolluk kuvvetleri ve durdurulan araçlardaki ailelerle bayramlaştı. Küplüce uygulama noktasını ziyaret eden Vali Kalaylı’ya İl Jandarma Komutanı Albay Halil Coşkun ile İl Emniyet Müdür Yardımcısı Hurşit Pehlivan eşlik etti. Uygulama noktasında durdurulan araçların sürücüleriyle sohbet eden Kalaylı, vatandaşların bayramını kutlayarak, çikolata ikram etti. Denetimlerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kalaylı, bayram süresince güvenlik önlemlerinin en üst seviyede uygulanacağını belirtti. Kalaylı, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz, milletimizin huzuru, güvenliği ve refahı için tüm imkan ve kabiliyetleriyle sahadadır. Ramazan Bayramı arifesinden itibaren bayram boyunca emniyet ve jandarma birimlerimize bağlı 610 ekip ve 4 bin 168 kolluk personelimiz görev yapacak" dedi. Trafik denetimlerinin aralıksız süreceğini vurgulayan Kalaylı, sürücülere hız kurallarına uyma ve emniyet kemeri kullanımı konusunda uyarılarda bulundu. Bayram tatili nedeniyle yollarda yoğunluk yaşandığını ifade eden Kalaylı, "Bayram sizsiz olmaz. Lütfen kurallara uyalım, emniyet kemerimizi takalım ve dikkatimizi yoldan ayırmayalım" diye konuştu.
Bakan Işıkhan: "GÜÇ Programı, çalışma ve üretme alışkanlığını gençlerimize kazandıracak bir program olacaktır"
06 Ocak 2026 Salı - 15:57 Bakan Işıkhan: "GÜÇ Programı, çalışma ve üretme alışkanlığını gençlerimize kazandıracak bir program olacaktır" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Gençlerin Üretim Çağı (GÜÇ) Programı, çalışma ve üretme alışkanlığını gençlerimize kazandıracak ve gençleri harekete geçirecek bir program olacaktır" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ‘Genç İstihdam Hamlesi-Gençlerin Üretim Çağı (GÜÇ) Tanıtım Programı’na katıldı. Programda bir konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çocuk nüfus oranının son 20 yılda düştüğünü, yaşlı nüfusun ise yaklaşık yüzde 7’lerden yüzde 11 seviyelerine yükseldiğini söyledi. Işıkhan, gençlerin nitelikli biçimde istihdama katamamaları halinde hem genç nüfusu azalan hem de hızla yaşlanan bir ekonomiyle karşı karşıya kalınabileceğini söyledi. İşsizlik oranının son 31 aydır tek haneli seyrettiğini ve bu oranın Cumhuriyet tarihi rekoru olduğunu belirten Işıkhan, "İşsizlik yüzde 8,6’ya gerilerken, istihdam oranı yüzde 49,2’ye; işgücüne katılım oranı yüzde 53,8 seviyesine ulaştı. Kadınların işgücüne katılım oranı ise yüzde 36,2’ye yükselirken; genç işsizlik oranımız yüzde 15,4’e geriledi. Bu işgücü piyasası verilerimiz, Orta Vadeli Program hedeflerimizle de uyumlu ve başarılı bir şekilde ilerliyor" dedi. "GÜÇ Programı’nda gençlerimizin çalışma hayatına daha erken yaşlarda başlamalarını sağlayacak programlara yer veriyoruz" Bakan Işıkhan, gençlerin istihdamında çok başarılı sonuçlar elde ettiklerini fakat çok güçlü programlarla daha iyi noktalara ulaşma gayretinde olduklarının altını çizerek, şu ifadelere yer verdi: "Gençlerin eğitimden istihdama geçişini hızlandırmayı, üretim odaklı becerilerini geliştirmeyi ve işgücü piyasasına katılımlarını hedefleyen Ulusal İstihdam Programı, GÜÇ Programı’nı hazırladık. Bu programla söz konusu problemleri aşmanın ötesine geçerek, gençlerimiz için uygun ve proaktif zeminler sunduk. Yaptığımız çalışmaların sonunda şunu gördük; gençlerimiz için en kırılgan eşik işe ilk giriş dönemidir. SGK verilerine göre ilk kez sigortalı olanların neredeyse yarısı 30 yaş üzerindedir. Bu veri, bizlere gençlerin önemli bir kısmının çalışma hayatına maalesef çok geç katıldığını gösteriyor. Çalışma hayatına geç katılan gençlerin de hayatlarını düzene sokması, aile kurması ve çocuk sahibi olması da geç ve zor oluyor. Bugün GÜÇ Programı’nda gençlerimizin çalışma hayatına daha erken yaşlarda başlamalarını sağlayacak programlara yer veriyoruz." "Meslek sahibi gençlerimizi işgücü piyasası ve ihtiyaçlarıyla uyumunu güçlendirecek yeni mekanizmalar geliştirmemiz gerekiyor" TÜİK verilerine göre mesleki ve teknik ortaöğretimden mezun olan her 5 meslek lisesi mezunundan 4’ü’nün ve meslek yüksekokulu mezunlarının da büyük bir kesiminin kendi meslek alanı dışında çalıştığına dikkati çeken Işıkhan, "Bu tabloya göre meslek sahibi gençlerimizi işgücü piyasası ve ihtiyaçlarıyla uyumunu güçlendirecek, staj ve işbaşı eğitim programlarını daha nitelikli hale getirecek; meslek lisesi ve yüksekokul mezunlarının kendi alanlarında istihdamını cazip kılacak yeni mekanizmalar geliştirmemiz gerekiyor. Bugün GÜÇ Programı’nda buna da yer veriyoruz" dedi. "İŞKUR Gençlik Programı’ndan bugüne kadar 250 bin gencimiz faydalandı" GÜÇ Programı kapsamında üzerinde çalıştıkları bir konunun ‘öğrencilik döneminde iş deneyimi ve staj’ meselesi olduğunu kaydeden Işıkhan, "İşverenlerin işe alırken en fazla önem verdikleri konunun başında iş deneyimi geliyordu. Oysa staj, gençler için iş dünyasını yakından tanıdıkları, mesleklerini yerinde uyguladıkları, kendilerini geliştirdikleri ve mezuniyet sonrası iş bulma süreçlerine daha hazırlıklı girdikleri bir köprüdür. Bu köprüyü güçlendirmek, staj imkanlarını adil, erişilebilir ve güvenli kılmak, gençlerimiz kadar işverenlerimiz için de kritik bir ihtiyaçtır. Bu meseleye yönelik geçen sene zatıalinizin tensipleriyle başlattığımız İŞKUR Gençlik Programı’ndan bugüne kadar 250 bin gencimiz faydalandı. Bu programdan yararlanan üniversite gençlerimiz adına sizlere şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. "GÜÇ Programı, çalışma ve üretme alışkanlığını gençlerimize kazandıracak bir program olacaktır" Bakan Işıkhan, Genç İstihdam Hamlesi-Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Programı’nın tüm bu alanlara cevap vermek üzere tasarlandığını aktararak, "Bu hamle, Türkiye Yüzyılı’nda çizilen vizyonun gençlik boyutunu somutlaştıran güçlü bir adımdır. Bakanlık olarak biz yeteneği ne olursa olsun her bir gencimizin bu yeteneğini geliştirebilmesi, işgücü piyasasına ilk adımını atarken arkasında devletinin güçlü desteğini hissetmesi ve Türkiye Yüzyılı inşasına kendi adına bir tuğla koymasının gayreti içerisindeyiz. GÜÇ Programı, çalışma ve üretme alışkanlığını gençlerimize kazandıracak ve gençleri harekete geçirecek bir program olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Program, Bakan Işıkhan’ın konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasıyla devam etti. GÜÇ Programı ile yaklaşık 5 milyon gencin istihdama katılımı hedefleniyor Program ile ne eğitimde ne istihdamda bulunan 15-29 yaş arasındaki yaklaşık 5 milyon gencin istihdama katılımı hedefleniyor. Bu çerçevede iş gücü piyasası araştırması kapsamında ihtiyaçların tamamı yıllık olarak çıkarılacak. Ayrıca açık iş araştırmaları da yapılarak, hangi alanda ne kadar açık iş olduğu tespit edilip gençlerin sisteme dahil edilmesi sağlanacak. Bununla beraber mesleki eğitim kursları, işbaşı eğitim programları, girişimcilik destekleri arttırılacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Üretim kapasitesinin kaynaklarından biri ifade ettiğim gibi eğitim altyapısıdır. Bu eğitim sistemimiz maalesef 28 Şubat döneminin adaletsizliği sebebiyle çok ağır"
06 Ocak 2026 Salı - 15:56 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Üretim kapasitesinin kaynaklarından biri ifade ettiğim gibi eğitim altyapısıdır. Bu eğitim sistemimiz maalesef 28 Şubat döneminin adaletsizliği sebebiyle çok ağır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Önümüzdeki 3 yılda üç milyondan fazla gencimizi istihdama kazandıracak, 445 milyar liralık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceğiz. ‘Güç Programı’ ile öğrencilerimiz erken yaşta nitelikli iş deneyimi kazanacak. Meslek liselerimizde okuyan gençlerimiz, daha mezun olmadan sağlıklı ve güvenilir kanallardan iş hayatına yönlendirilecek" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde "Genç İstihdam Hamlesi-Güç Tanıtım Programı"na katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 yılda üç milyondan fazla genci istihdama kazandıracak, 445 milyar liralık bir kaynağı bu programa tahsis edeceklerini açıkladı."Emek, yalnızca başarı getirmez rahmet ve berekete de vesile olur"Konuşmasının başında emeğin öneminden bahseden Erdoğan, "Bazı değerler vardır ki takvim yaprakları hangi tarihi gösterirse göstersin, zamanın ruhu ne olursa olsun bunlar önemini, kıymetini asla yitirmez. Bu değerler olmadan dünü bugüne, bugünü ise yarına taşıyamazsınız. Bilim ve teknolojiden, kültür ve sanata kadar bunlar olmadan hiçbir alanda mesafe alamazsınız. Emek, işte bu değerlerden biridir. Kuşkusuz birçok kültürde emek, başarının anahtarı olarak görülür ama diğerlerinden farklı olarak bizim inanç ve medeniyet dünyamızda emek, yalnızca başarı getirmez rahmet ve berekete de vesile olur. Alın teri dökerseniz azminizi sebatla, çabanızı ihlasla besleyip büyütürseniz başarıya da erişirsiniz. Rahmet, zahmetin neticesidir, meyvesidir, Allah’ın lütfu, keremidir. Unutmayın, ‘zahmetsiz rahmet olmaz.’ Bu atasözümüz de işte bu gerçeğin çağlardan süzülüp gelen bir başka ifadesidir" ifadelerini kullandı."Türkiye’nin 23 yıldır devam eden kalkınma maratonu bütün hızıyla sürüyor"İktidara geldikleri günden beri emeğe hak ettiği değerin verilmesi noktasında büyük bir hassasiyetle hareket ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Diğer pek çok alanda olduğu gibi işçi ve işveren arasındaki ilişkiyi de hakkaniyet penceresinden bakarak tesis ettik. Esnafından çiftçisine, memurundan işçisine, girişimcisinden ihracatçısına, kimsenin mağdur olmadığı, herkesin geleceğe güvenle baktığı bir sistemi hamdolsun hayata geçirdik. Üretim, istihdam, yatırım ve ihracat olmak üzere, dört taşıyıcı sütun üzerinde yükselttiğimiz Türkiye ekonomisini hem büyüttük hem de şoklara karşı dirençli hale getirdik. Toplumun tüm kesimlerinin refah ve istikrardan azami ölçüde istifade ettiği, kimsenin geride bırakılmadığı bir düzeni milletimizin desteğiyle inşa ettik. Ekonomik kalkınmayı sosyal kalkınmayla birlikte sürdürdük. Sistemi bir bütün olarak ele aldık. Kalıcı istihdam odaklı çalışmalarımızı, ekonominin her bir paydaşının faydasına olacak şekilde tasarladık. Bunu yaparken özellikle gençlerimizi sisteme doğrudan dahil eden uygulama metotlarıyla teşvik ve destek paketlerini de devreye aldık. Türkiye’nin 23 yıldır devam eden kalkınma maratonu bütün hızıyla sürüyor" ifadelerine yer verdi."Muhalefetin başını çektiği marjinal çevreler, bu ülkenin gençlerine sokağı adres gösterirken, biz ekonomideki hedeflerimize gençlerimizle birlikte yürüyoruz"Gençlerin muhalefet tarafından kullanıldığını söyleyen Erdoğan, "Şunu bugün bir kez daha görüyorum ki, muhalefetin başını çektiği marjinal çevreler, bu ülkenin gençlerine sokağı adres gösterirken, biz ekonomideki hedeflerimize gençlerimizle birlikte yürüyoruz. Boğazlarına kadar battıkları rüşvet ve yolsuzluk çamurundan duygularını manipüle ettikleri gençlerin omuzlarına basarak kurtulmaya çalışanlara rağmen, biz gençlerimizi el üstünde tutuyor, onlara destek oluyoruz. Hükümet olarak, gençlerimize daha iyi bir gelecek sağlamak için elimizden geleni yapmanın çabası içindeyiz. Çünkü bizim derdimiz var, bu ülkeyle ilgili hayallerimiz var. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuz var. Bunun için siyasette, eğitimde, bürokraside, iş hayatında, sivil toplumda ve daha pek çok alanda kaynaklarımızı seferber ediyoruz. Vizyonlarına her zaman inandığımız gençlerimizin bilgisinden, dinamizminden ve kabiliyetlerinden istifade etmeye önem veriyoruz. Bununla birlikte, eğitim ve istihdam arasındaki kopukluğu giderecek, sistemin aksayan yanlarını tamir edecek adımlar atmayı da sürdürüyoruz" diye konuştu."Staj desteklerimize önümüzdeki üç yıl için toplam 27 milyar liralık bütçe ayırdık"Gençliğin Üretim Çağı Programı’nın kapsamından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:"Beş temel destek alanını kapsayan ’Gençliğin Üretim Çağı Programı’ ile her bir gencimizin yeteneklerini geliştirebildiği, kabiliyetlerini iş gücü piyasasına aktarabildiği, meslek hayatına başlarken devletini yanında hissettiği bir sistem kurmayı hedefliyoruz. Güç Programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine, eğitim ve istihdamda yer almayan gençlerimize yönelik yenilikçi modellere kadar çok geniş bir yelpazede gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hayata geçirdiğimiz bu projeyle, devletin genç istihdamındaki rolünü de yeniden tanımlıyor, yeniden şekillendiriyoruz. Güç Programımız kapsamında ilk adımı staj destekleri ile atıyoruz. Staj destekleriyle gençlerimizin eğitimleri sürerken iş gücü piyasasıyla tanışmasını ve mezuniyet sonrası istihdamı kolaylaştırmayı amaçlıyoruz. Biliyorsunuz, İŞKUR bünyesindeki staj portalı ile evlatlarımız uygun staj imkanlarına erişebiliyor, işletmelerimiz de iş ilanlarını yayınlayabiliyorlar. Şimdi bu sistemi bir üst seviyeye taşıyoruz. Ulusal Staj Programı’nı İŞKUR’un uhdesine devrettik ve mevcut staj portalı ile birleştirdik. Aynı şekilde, 10’dan fazla çalışanı olan kamu ve özel sektör işletmelerindeki stajyer çalıştırma yükümlülüğünü titizlikle uygulayacağız. Aktif iş gücü programlarından yararlanan işletmelere de en az yüzde 10 oranında stajyer alma zorunluluğu getiriyoruz. Staj döneminde gençlerimizin ücret ve prim maliyetlerini desteklemeye devam edeceğiz. İş yeri ve stajyer eşleşmesini kolaylaştırmak için iş ve meslek danışmanlığı hizmeti vererek gençlerimizin yanında olacağız. Staj desteklerimize önümüzdeki üç yıl için toplam 27 milyar liralık bütçe ayırdık. Mevcut staj kapasitesine ilave olarak, üç yılda 800 bin gencimizin daha staj süreçlerine devlet olarak destek sunacağız. Staj başvurularını bugün itibarıyla İŞKUR üzerinden almaya başlıyoruz. Şimdiden tüm gençlerimiz için hayırlı, uğurlu olsun" dedi."3 yılın sonunda toplam 750 bin gencimizi iş hayatına hazır hale getireceğiz"Türkiye’nin üretim kapasitesinin en verimli kaynaklarından birinin eğitim altyapısı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Ancak bu eğitim sistemimiz maalesef 28 Şubat döneminin adaletsiz politikaları sebebiyle çok ağır yara almıştır. Katsayı denilen ucube uygulamayla meslek liseli gençlerimizin yıllarca önü kesildi, istedikleri üniversitelerde eğitim görmeleri engellendi. Bu haksızlığa son verdik; meslek liselerini çocuklarımız için tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Mesleki eğitim kurumlarımızdan mezun olan gençlerimiz, bugün iş gücü piyasasında büyük bir avantaja sahiptir. Bu gençlerimiz eskilerin deyimiyle kollarında altın bilezikle iş hayatında çok ayrıcalıklı bir yer tutmaktadır. Kendileri için geçmişte sıkça kullanılan ’ara eleman’ ifadesinin yerini bugün iş dünyasının ’aranan eleman’ tabiri almıştır. Bu dönüşüm, mesleki eğitimin üretim süreçlerindeki yerini göstermesi açısından çok mühimdir. Meslek liseleri ve meslek yüksekokullarında öğrenim gören gençlerimizi doğru yönlendirmemiz, onları henüz diplomalarını almadan farklı sektörlere dâhil edebilmemiz önem arz etmektedir. Bu sayede genç istihdam oranını artırabilir, sanayimizin ve hizmet sektörümüzün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü çok daha hızlı karşılayabiliriz. İşte bu amaçla, güç programı kapsamında ’Geleceğin Meslekte Uygulaması’nı hayata geçiriyoruz. Uygulama çerçevesinde Yükseköğretim Kurulumuz, Milli Eğitim Bakanlığımız ve Çalışma Bakanlığımız arasında güçlü bir iş birliği tesis ettik. Mesleki ve teknik liselerin son sınıfındaki öğrencilerimizin bilgilerini İŞKUR sistemine aktardık. Meslek yüksekokullarımızın son sınıflarında eğitimlerini sürdüren öğrencilerimizin bilgilerini de yakında İŞKUR veri tabanına dahil edeceğiz. Her öğrencimize kendileriyle yakından ilgilenecek ’İş ve Meslek Danışmanı’ atayacağız. Başta savunma sanayii olmak üzere, öğrencilerimizi aileleri ve danışmanlarıyla uyum içinde yönlendirip farklı sektörlerdeki işverenlerimizle bir araya getireceğiz. Bu suretle her sene yaklaşık 250 bin meslek lisesi ve meslek yüksekokulu son sınıf öğrencimizi iş ve meslek danışmanlarıyla buluşturacak; 3 yılın sonunda toplam 750 bin gencimizi iş hayatına hazır hale getireceğiz" ifadelerini kullandı."Gençlerimiz niteliklerine uygun işlerde istihdam edilmeli"Son yıllarda ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranında kayda değer bir düşüş yaşanmadığına dikkati çeken Erdoğan, "Bu şüphesiz kıymetli bir kazanımdır ancak bu kazanımı kalıcı hale getirmek zorundayız. Zaman zaman ’gençler iş beğenmiyor’ diyorlar. Bu tarz, gençlerimize haksızlık eden genellemelerin yapıldığını görüyoruz. Bunun da ötesinde ’ev genci’ gibi incitici ifadelerle gençlerimizin hedef alındığına şahit oluyoruz. Bu ülkenin aydınlık yüzlerini edilgen bir konuma iten, onların potansiyelini yok sayan hiçbir yaklaşımı bugüne kadar kabul etmedik ve etmeyeceğiz. İşverenlerimizin haklarını nasıl gözetiyorsak, gençlerimizin taleplerine de büyük bir hassasiyetle kulak vermemiz gerekiyor. İşverenlerimize bu noktada kritik bir sorumluluk düşüyor. İş hayatına ilk adımını atmaya hazırlanan gençlerimizi niteliklerine uygun işlerde istihdam etmeli; adil ücret, gelişim imkanı ve öngörülebilir çalışma koşullarını kendilerine sağlamak mecburiyetindeyiz. Bu şartlar temin edildiğinde gençlerin istihdama katılımının hangi düzeyde arttığını sahada çok daha net görebiliyoruz" dedi."NYOP programını başlatıyoruz"Türkiye’nin geleceğinde gençlerin önemli bir rolü olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Üçüncü destek modülümüz olan NYOP programını işte bu amaçla başlatıyoruz. Bu programla gençlerimiz yeni beceriler kazanacak ve farklı alanlarda görev alarak uygulamalı deneyim elde edecekler. Programa katılan her gencimize günlük 1.375 lira cep harçlığı vereceğiz. İş kazası, meslek hastalığı ve genel sağlık sigortası primlerini de İŞKUR üzerinden devlet olarak biz üstleneceğiz. Bu suretle önümüzdeki 3 yıl boyunca her sene 150 bin, 3 yılın sonunda ise toplam 450 bin gencimize eğitim vereceğiz. 108 milyar lira kaynak ayırdığımız bu programla eğitim ve istihdamın dışında kalmış gençlerimizi üretim sürecine yeniden dahil etmiş olacağız."18-25 yaş arası gençlerimizin işe girdikten sonraki ilk altı aylık maaşlarını biz karşılayacağız"Devreye alınan İlk Adım Programı hakkında da bilgi veren ve bu kapsamda yapılacak destekleri açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sosyal güvenlik kurumumuzun verilerine baktığımızda Temmuz 2024, Haziran 2025 döneminde yaklaşık 1,5 milyon kişinin ilk kez sigortalı olarak veya kendi işini kurarak iş gücü piyasasına girdiğini görüyoruz. İlk kez sigortalı olanların 18-29 yaş aralığında bulunurken kendi işini kuranların neredeyse yarısı gençlerden oluşuyor. Burada dikkat çeken husus, yüzde 42’lik önemli bir kesimin ilk işe giriş yaşının 30 ve üzeri olmasıdır. Bu tablo, hem iş hayatına katılımın hem de aile kurma süreçlerinin belirgin şekilde uzadığını ve geciktiğini göstermesi bakımından önemlidir. Bu süreleri kısaltmak için devreye aldığımız dördüncü program İlk Adım Programıdır. Özel sektörle iş birliğinde tasarladığımız bu programla, 18-25 yaş arası gençlerimizin işe girdikten sonraki ilk altı aylık maaşlarını biz karşılayacağız. Aynı şekilde ilk sigortalarını başlatarak altı aya kadar tüm sigorta primlerini de biz ödeyeceğiz. Üstelik bunun karşılığında işverenlerimize herhangi bir istihdam garantisi şartı getirmeyeceğiz. Verdiğimiz bu desteklerle işverenlerimizin ilave istihdam sağladığı durumlarda ilk işe giriş bir maliyet kalemi olmaktan çıkacak, gençlerimiz içinde altı ay boyunca güvenli bir başlangıç olacak. Aynı şekilde, ‘gençler tecrübesiz’ şeklindeki önyargıyı da fiilen ortadan kaldırmış olacağız. Projeden en az bir çalışanı olan küçük ölçekli esnaflarımızı da yararlandıracağız. 216 milyar lira kaynak ayırmayı öngördüğümüz bu programdan, her sene 250 bin kişi olmak üzere üç yılda 750 bin gencimizi faydalandırmayı amaçlıyoruz" dedi."İŞKUR Gençlik Programı dâhilinde haftada 3 gün görev alan her bir gencimizin aylık gelirini 15 bin liradan 19 bin liraya çıkarıyoruz"İŞKUR Gençlik Programında artırılan destekleri duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Güç hamlemizin beşinci ve son ayağını İŞKUR Gençlik Programı teşkil ediyor. Geçtiğimiz yıl uygulamaya aldığımız İŞKUR Gençlik Programı, gençlerimiz tarafından büyük bir ilgi ve teveccühle karşılandı. Haftada 1 ila 3 gün çalışarak gelir elde eden öğrencilerimizin sayısı 1 yılda tam 150 bine ulaştı. Şimdi bu projeyi daha da büyütüyor ve güçlendiriyoruz. Günlük 1.083 lira olan cep harçlığını 1.375 liraya yükseltiyoruz. Böylece İŞKUR Gençlik Programı dâhilinde haftada 3 gün görev alan her bir gencimizin aylık gelirini 15 bin liradan 19 bin liraya çıkarıyoruz. Gençlerimize hayırlı olsun" açıklamasında bulundu."Önümüzdeki 3 yılda üç milyondan fazla gencimizi istihdama kazandıracak, 445 milyar liralık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceğiz"Gençler için çalışmaya devam edeceklerini söyleyen Erdoğan, "Önümüzdeki 3 yılda üç milyondan fazla gencimizi istihdama kazandıracak, 445 milyar liralık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceğiz. Güç Programı ile öğrencilerimiz erken yaşta nitelikli iş deneyimi kazanacak. Meslek liselerimizde okuyan gençlerimiz, daha mezun olmadan sağlıklı ve güvenilir kanallardan iş hayatına yönlendirilecek. Eğitim ve istihdam dışı gençlerimiz yeniden sisteme dâhil edilecek. Üniversite mezunlarımız ilk iş tecrübesi risk olmaktan çıkacak. Yükseköğrenimlerini sürdüren gençlerimiz ise hem okurken hem üretirken geleceğe çok daha donanımlı hazırlanmış olacak. Gençlerimiz, öğrencilerimiz ve elbette işverenlerimiz için hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Türkiye Yüzyılı’nın en önemli aktörü olan gençlerimiz için çalışmaya; evlatlarımıza hem iş hem de eğitim hayatlarında en iyi, en yüksek, en nitelikli imkânları sunmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu.
DEM Parti Genel Başkanı Hatımoğulları: "Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor"
06 Ocak 2026 Salı - 15:07 DEM Parti Genel Başkanı Hatımoğulları: "Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor" DEM Parti Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları, "Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor. Ne bir halkın egemenliğini hedef alan dış kuşatma ne de bir halkı baskıya mahkum eden bir yönetim anlayışı kabul edilebilir. Çözüm ikisi de değildir. Çözüm Venezuela halkının özgür iradesini kullanabileceği bir ortamın sağlanmasıyla mümkündür" dedi. Hatımoğulları partisinin grup toplantısında konuştu. Hatımoğulları, 27 Şubat’ta daha yılın başında demokratik toplum ve barış eksenli asrın çağrısı gerçekleştiğini söyleyerek, "Abdullah Öcalan yaptığı bu çağrıyla barış için büyük bir imkan sundu. PKK’de çağrıya uyarak kendini feshetti, silahlı mücadele yerine demokratik mücadeleyi esas alacağını bütün dünya kamuoyuna duyurdu. Dünya şahittir. Kürt halkı ve özgürlük hareketi barış iradesini çelikten bir duruşla ortaya koydu.Bu duruşu da sürdürmektedir. Parti olarak bizler de tüm çabamızı barışa, rotamızı, demokrasiye, umudumuzu, adalet içinde bir geleceğe yönlendirdik. Mücadeleyi ve müzakereyi bu eksen etrafında yürüttük. Meclis’te bütün Türkiye kamuoyunun yakından takip ettiği üzere bir komisyon kuruldu. Komisyon önemli dinlemeler gerçekleştirdi. Akabinde beklenen İmralı ziyaretini de gerçekleştirdi. Ve Kürt meselesinde tarihi bir eşikten atlandı diye ifade ettik. İktidar ve devlet 2025’teki bu gelişmelere yakışacak adımları ve toplumsal beklentileri ne yazık ki henüz karşılayamadık. Artık adım atma zamanı. Barışı gerçekleştireceğimize, demokrasiyi bu topraklara armağan edeceğimize yürekten inanıyoruz, kendimize güveniyoruz ve bizler bu güvenle 2026’ya adım attık ve bu yıl bizler biliyoruz ki bu anlamıyla hepimize çok büyük görev ve sorumluluklar bekledik. Bakın 2026’da barış ve demokrasiyi eş zamanlı büyütmeyle karşı karşıyayız. Böyle bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Türkiye’de yaşanan sorun şu; barış için ortaya çıkan tarihi imkan, somut adımlarla karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. Dört parti olarak şunun altını ısrarla çiziyoruz: Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaları gölgesine sıkıştırılamaz. Bu süreç niyet beyanıyla değil, Meclis’ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketiyle ilerleyebilir. Yapılması gerekenler somut, ilk etapta hızlıca bazı adımların atılması gerekiyor" şeklinde konuştu. Hatımoğulları, Venezuela’da yaşananlara değinerek, "ABD’nin Venezuela’ya saldırıları, kullandığı yöntemler, hukuku resmen tanımaması 21. yüzyılda emperyalizmin gelebileceği sınırlarını göstermektedir bize. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Venezuela’da yaşananlar uyuşturucu söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor. Ne bir halkın egemenliğini hedef alan dış kuşatma ne de bir halkı baskıya mahkum eden bir yönetim anlayışı kabul edilebilir. Çözüm ikisi de değildir. Çözüm Venezuela halkının özgür iradesini kullanabileceği bir ortamın sağlanmasıyla mümkündür. Bu zorba düzeni kabul etmiyoruz. Demokratik dünya pekala mümkündür. Emperyalist güçlerin dünyayı 3. büyük savaşa sürüklemesini durdurmanın yolu enternasyonalist barış hareketini örgütleyebilmekten geçer. Milyonlarca insan açlık ve yoksullukla karşı karşıya ve hakkını aramak için meydanlarda. Son protestolarda onlarca sivil katledildi. Saldırılar yoğunlaşıyor. Bunu kabul etmek asla mümkün değildir. Başta İran ve Türkiye olmak üzere bu iki ülke emperyalistler tarafından oynanan oyunları bozmak istiyorsa bunun için atılacak adımlar bellidir: İçerideki baskılara son vermek. Evinizin içini düzeltmeniz, halklarla barışmanız gerekiyor. Bu hakikat tüm Orta Doğu ülkeleri için geçerlidir" dedi. Gazetecilerin sorularını cevaplayan Hatımoğulları, DEM Parti ile Cumhurbaşkanı’nın görüşmesine ilişkin, "Randevu talebi var ama henüz netleşmedi" ifadelerini kullandı. SDG konusunda Hatımoğulları, "Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’yi etkilediğinin farkındayız. Barış ve demokratik toplum süreci devam ediyor. En sağlıklı şekilde devam etmesinin önemli buluyoruz. Burada sağlıklı bir ilerlemenin kaydedilmesi, bunun Suriye’ye de olumlu yansıması olacaktır. Bugün SDG ile Suriye Geçici Yönetimi görüşme gerçekleştirdi. Burada mutabakat arayışı karşılıklı devam ediyor. Burada Türkiye’ye düşen en önemli görev Suriye’deki gelişmelerin demokratik zeminde entegrasyon zemininde hayat bulmasına katkı sağlamak gerekiyor" şeklinde konuştu.
Kasapoğlu: "Mesele mevzuat değil, hayatın kendisi"
06 Ocak 2026 Salı - 14:56 Kasapoğlu: "Mesele mevzuat değil, hayatın kendisi" TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, Antalya’da düzenlenen bölge istişare toplantısında engellilik alanında sahadan beslenmeyen hiçbir çalışmanın kalıcı olamayacağını vurguladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, Antalya bölge istişare toplantısını gerçekleştirdi. Yoğun geçen Antalya programı kapsamında Komisyon heyeti; Muratpaşa Gençlik Merkezi, Antalya Aksu Halk Eğitim Merkezi Şahin Harun Kırbıyık Kurs Merkezi, Antalya Büyükşehir Belediyesi Özel Eğitim Okulu ve Rehabilitasyon Merkezi ile Akdeniz Üniversitesi’nde engelli bireylere yönelik yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Programın devamında Antalya Valiliği ziyaret edildi. Ziyaretlerin ardından Komisyon üyeleri, Antalya, Burdur, Karaman, Isparta ve Konya’dan katılan kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, engelli bireyler ve aileleriyle ’Antalya Bölge İstişare Toplantısı’nda bir araya geldi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili ve TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, engelliliğin çok katmanlı bir mesele olduğunu belirterek, her şehirde ve her evde farklı şekillerde yaşandığını söyledi. Kasapoğlu, "Her ilin ihtiyacı farklı. Her şehrin imkânı farklı. Bir yerde erişilebilirlik temel gündemken, başka bir yerde sağlık hizmetlerine erişim öne çıkıyor. Bir şehirde eğitimde uyarlamalar, bir diğerinde istihdam ya da bakım hizmetleri öncelik haline geliyor. Biz bu farklılıkları masa başında değil, yerinde dinleyerek anlamak istiyoruz. Çünkü hayatın içinden süzülmeyen hiçbir rapor kalıcı olmaz. Biz buna inanıyoruz" dedi. "Mesele sadece mevzuat değildir" Engellilik alanında son yıllarda önemli mesafeler kat edildiğini vurgulayan Kasapoğlu, sorunun sadece yasal düzenlemelerle sınırlı olmadığını ifade etti. Kasapoğlu, "Mesele sadece mevzuat değildir. Mesele, hayatın kendisidir. Yasalar çok güçlü olabilir ve güçlüdür de. Son 23 yılda engellilik alanında Türkiye muhteşem mesafeler kat etti. Ama engel bazen kaldırımdadır, bazen kapıdadır, bazen yerel yönetimin sunduğu hizmettedir, bazen uygulamadadır, bazen de zihnimizdeki önyargılardadır" diye konuştu. Hazırlanacak komisyon raporunun sıradan bir metin olmayacağının altını çizen Kasapoğlu, "Bu rapor bir temenni metni ya da raf süsü olmayacak. Yarın bir kamu görevlisinin masasının üstünde duracak, bir yerel yöneticinin önüne gelecek, bir düzenlemenin gerekçesi olacak. O yüzden uygulanabilir, ölçülebilir ve denetlenebilir olmasına büyük önem veriyoruz. Çünkü engellilik alanı, iyi niyetle değil; süreklilikle, standartla ve kararlılıkla yönetilir" ifadelerini kullandı. Katılımcılardan sorunları açıkça dile getirmelerini ve iyi uygulama örneklerini paylaşmalarını isteyen Kasapoğlu, "Engellilik, bir toplumun kendini nasıl kurduğunun aynasıdır. Bugün o aynaya birlikte bakacağız" diyerek konuşmasını tamamladı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’dan Özel’e tepki: "Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken CHP Genel Başkanı tutarsız bir tavır içerisindedir"
06 Ocak 2026 Salı - 13:57 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’dan Özel’e tepki: "Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken CHP Genel Başkanı tutarsız bir tavır içerisindedir" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından kaçırılmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerine tepki göstererek, "Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken CHP Genel Başkanı tutarsız bir tavır içerisindedir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Yalçın, AK Parti İnsan Hakları Başkanlığınca Gazze’de ateşkes sonrası insani yardım faaliyetlerinin daha etkin şekilde sürdürülmesi için somut öneriler sunulması amacıyla parti genel merkezinde düzenlenen ‘Gazze’de Ateşkes Sonrası İnsani Yardım Çalıştayı’na başkanlık etti. Burada konuşan Yalçın, İsrail’in Gazze’de iki yılı aşkın süredir soykırım suçu işlediğini ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların bu süreçte yeterli etkiyi gösteremediğini ifade ederek, bu kuruluşların insanın en doğal hakkı olan yaşam hakkını savunma cesaretini bile gösteremediğini kaydetti. "Anlaşma yaptığınız taraf İsrail ise sözünü tutmayacağını da aklınızın bir kenarında tutmanız gerekir" Uluslararası kuruluşların ve gözlemcilerin yaptığı değerlendirmelere atıfta bulunan Yalçın, Gazze’de günlük en az 600 tırlık insani yardım malzemesine ihtiyaç olduğuna dikkati çekerek, "O 600 tırın bir şekilde Gazze’ye girmesi ve Gazze’de hayatı normale çevirmesi gerekiyor. Ateşkesin uygulanmaya başladığı ilk tarihlerde sanki bu yardımlar girecekmiş gibi bir görüntü doğdu. Fakat anlaşma yaptığınız taraf İsrail ise maalesef sözünü tutmayacağını da aklınızın bir kenarında hep tutmanız gerekir. 77 yıllık işgal tarihine baktığınızda İsrail’in iki adım ileri bir adım geri yapıyormuş gibi hareket ettiğini ve her seferinde alanını daha da genişletmeye çalıştığını, verdiği bütün sözleri göz ardı ettiğini ve zulmünü devam ettirmekte hiçbir sınır tanımadığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bu uzlaşma da ortaya çıktığında aslında hepimizin zihninin bir kenarında İsrail’in bu anlaşmayı da sürdürmeyeceğini, bir barış arayışı içerisinde olmadığını, yeniden yüklenmek için bir fırsat arayışı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir taraftan da Gazze’de insanların yaşadığı zulmün de bir şekilde hafifletilmesi gerekiyor, tam da öylesi bir dönemdeyiz. Bu ateşkes umarız ki sürdürülebilir bir hale gelsin, umarız ki insanların acil ihtiyaçları karşılanabilir hale gelsin" değerlendirmesinde bulundu. Yalçın, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Ateşkes anlaşmasına göre İsrail’in uygulaması gereken prensipleri yerine getirmesi yönünde baskıların artmasını ümit ediyoruz" Bir gazetecinin ateşkese rağmen İsrail’in Gazzelilere gerçekleştirdiği saldırılar sonucu insanlık dramının devam ettiğini hatırlatması üzerine Yalçın, "İsrail’in saldırganlığı meselesini hepimiz zihnimizin bir kenarında hep tutmalıyız. Maalesef İsrail, bir barış arayışında değil. 1948’den bu yana nasıl zaman zaman barış masasına oturuyormuş gibi yaparak tekrar saldırganlığını ürettiyse ve tekrar tekrar Filistinlilerin yaşam alanını daraltmak için her şeyi yapmışsa bugün de aynı zihniyetin maalesef İsrail’de hakim olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla özellikle bu barış anlaşmasında başta ABD olmak üzere taraf olan aktörlerin İsrail’e yönelik o anlaşmada ortaya koyulan prensipleri yerine getirmesi yönünde baskılarını arttırmasını ümit ediyoruz. Orada özellikle istikrarlaştırıcı bir gücün oluşturulması gibi bir madde var. O ve benzeri maddelerin bir şekilde İsrail’in uygulamak zorunda olacağı maddeler haline getirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde İsrail, çeşitli bahaneler üreterek bu anlaşmayı bozup, saldırganlığını sürdürmeye devam edecektir. Bütün uluslararası kamuoyunun, o anlaşmada masada oturan veya arkada oturan bütün tarafların İsrail’e bu anlamda baskıyı devam ettirmesi gerekiyor" dedi. "Liberal uluslararası düzene öncülük ettiğini söyleyen aktörler, iddia ettikleri kuralları çiğnemeye başladılar" Venezuela’da son günlerde yaşanan gelişmelerin sorulması üzerine Yalçın, şunları söyledi: "Maalesef insanlık tarihi açısından son derece kritik bir dönem içerisindeyiz. Birçok riskin, birçok belirsizliğin hüküm sürdüğü bir dönem bu. Ne Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi kimin kiminle dost, kimin kiminle düşman olduğunun çok net tarif edildiği bir dönemdeyiz. Ne de 90’lı yıllardaki adı liberal uluslararası düzen olarak tarif edilen düzenin belirlilikleri var. Bu düzene öncülük ettiğini düşünen, bu düzene öncülük ettiğini söyleyen aktörler, bugün bu düzende kendi koyduklarını iddia ettikleri kuralları bile maalesef çok hızlı bir şekilde çiğnemeye başladılar. O yüzden bütün devletlerin, yani ortada bir kural, kaide, norm, değer olmazsa, herkesin sadece gücüyle hareket etmeyi zihnine koyduğu bir dünyaya savrulursak şayet bugün Venezuela olur, yarın Gazze olur, öbür gün Ukrayna olur, bir başka gün başka bir ülke olur. Dünyanın herhangi bir kıtasında, herhangi bir devletin herhangi bir meseleyi uzun vadeli hesaplayabilme şansı bile olmaz. Böylesi dönemlerde herkesin gücüne dayanarak iş bitirmeye çalıştığı bir dönemde hiçbirimiz güvende değiliz." "Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken CHP Genel Başkanı tutarsız bir tavır içerisindedir" Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun ABD tarafından yapılan operasyonla kaçırılmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerinin sorulması üzerine Yalçın, "Şu anki CHP Genel Başkanı’nın meselesinin Türkiye’nin ulusal bütünlüğü, Türkiye’nin bütünlüklü dış politikası olmadığını hepimiz çok net bir şekilde görebiliyoruz. Maalesef ‘gelen gideni aratır’ deyimi burada da kendisini gösterdi. Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı yine son derece ergen bir tavır içerisinde, son derece tutarsız bir tavır içerisindedir. Kendisini Türk milletinin vicdanına sevk ediyoruz. Türk milletinin bu tür karmaşık bir dönemde var olma, varlığını sürdürme, güçlenme mücadelesi verdiği bir dönemde ana muhalefet partisinin genel başkanının sorumsuzluğu muhtemelen milletimizin de dikkatini çekiyordur. Benim karşılaştığım Cumhuriyet Halk Partisi destekçileri bile Özgür Özel’in bu tavrından son derece rahatsız" açıklamasında bulundu.