POLİTİKA
20 Mart 2026 Cuma - 16:12 Akçaabat bayramda buluştu Akçaabat Belediyesi ve Akçaabat Kaymakamlığı’nın organizesinde, Ramazan Bayramı vesilesiyle Akçaabat Atatürk Parkı’nda geleneksel bayramlaşma töreni gerçekleştirildi. Bayramın ilk günü düzenlenen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar ve Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa; önceki dönem Belediye Başkanı Şefik Türkmen, Belediye Başkan Yardımcıları Serkan Özdemir, Cevdet Bayraktar ve Ali Güngör, Trabzon AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu, AK Parti Akçaabat İlçe Başkanı Muhammet Ali Yılmaz, MHP Akçaabat İlçe Başkanı Özcan Ergün, ilçe protokolü, daire amirleri, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törende konuşan Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren en özel zamanlar olduğunu vurgulayarak "Bugün burada sadece bir bayramlaşma gerçekleştirmiyoruz; aynı zamanda birlik ve beraberliğimizi pekiştiriyoruz. Bu güzel ilçenin her bir ferdinin yüzündeki tebessüm, bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır. İnşallah aynı dayanışma ruhuyla Akçaabat’ımızı daha güzel yarınlara hep birlikte taşıyacağız. Bu vesileyle tüm hemşehrilerimin Ramazan Bayramı’nı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum" dedi. Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar ise bayramların toplumsal birlikteliğin en güçlü şekilde hissedildiği günler olduğuna dikkat çekerek "Akçaabat’ta bu güzel atmosferi hep birlikte yaşamak, devletimizle milletimizin iç içe olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bu birlik ve beraberlik ruhunu yılın her gününe yayabilmek en büyük temennimizdir. Tüm vatandaşlarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyor, sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar diliyorum" diye konuştu. Program boyunca vatandaşlarla tek tek bayramlaşan protokol üyeleri, bayramın coşkusunu hemşehrilerle birlikte paylaştı. Yoğun katılımla gerçekleşen bayramlaşma töreni, sıcak ve samimi görüntüler eşliğinde sona erdi.
DEM Parti Genel Başkanı Hatımoğulları: "Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor"
06 Ocak 2026 Salı - 15:07 DEM Parti Genel Başkanı Hatımoğulları: "Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor" DEM Parti Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları, "Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor. Ne bir halkın egemenliğini hedef alan dış kuşatma ne de bir halkı baskıya mahkum eden bir yönetim anlayışı kabul edilebilir. Çözüm ikisi de değildir. Çözüm Venezuela halkının özgür iradesini kullanabileceği bir ortamın sağlanmasıyla mümkündür" dedi. Hatımoğulları partisinin grup toplantısında konuştu. Hatımoğulları, 27 Şubat’ta daha yılın başında demokratik toplum ve barış eksenli asrın çağrısı gerçekleştiğini söyleyerek, "Abdullah Öcalan yaptığı bu çağrıyla barış için büyük bir imkan sundu. PKK’de çağrıya uyarak kendini feshetti, silahlı mücadele yerine demokratik mücadeleyi esas alacağını bütün dünya kamuoyuna duyurdu. Dünya şahittir. Kürt halkı ve özgürlük hareketi barış iradesini çelikten bir duruşla ortaya koydu.Bu duruşu da sürdürmektedir. Parti olarak bizler de tüm çabamızı barışa, rotamızı, demokrasiye, umudumuzu, adalet içinde bir geleceğe yönlendirdik. Mücadeleyi ve müzakereyi bu eksen etrafında yürüttük. Meclis’te bütün Türkiye kamuoyunun yakından takip ettiği üzere bir komisyon kuruldu. Komisyon önemli dinlemeler gerçekleştirdi. Akabinde beklenen İmralı ziyaretini de gerçekleştirdi. Ve Kürt meselesinde tarihi bir eşikten atlandı diye ifade ettik. İktidar ve devlet 2025’teki bu gelişmelere yakışacak adımları ve toplumsal beklentileri ne yazık ki henüz karşılayamadık. Artık adım atma zamanı. Barışı gerçekleştireceğimize, demokrasiyi bu topraklara armağan edeceğimize yürekten inanıyoruz, kendimize güveniyoruz ve bizler bu güvenle 2026’ya adım attık ve bu yıl bizler biliyoruz ki bu anlamıyla hepimize çok büyük görev ve sorumluluklar bekledik. Bakın 2026’da barış ve demokrasiyi eş zamanlı büyütmeyle karşı karşıyayız. Böyle bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Türkiye’de yaşanan sorun şu; barış için ortaya çıkan tarihi imkan, somut adımlarla karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. Dört parti olarak şunun altını ısrarla çiziyoruz: Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaları gölgesine sıkıştırılamaz. Bu süreç niyet beyanıyla değil, Meclis’ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketiyle ilerleyebilir. Yapılması gerekenler somut, ilk etapta hızlıca bazı adımların atılması gerekiyor" şeklinde konuştu. Hatımoğulları, Venezuela’da yaşananlara değinerek, "ABD’nin Venezuela’ya saldırıları, kullandığı yöntemler, hukuku resmen tanımaması 21. yüzyılda emperyalizmin gelebileceği sınırlarını göstermektedir bize. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Venezuela’da yaşananlar uyuşturucu söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor. Ne bir halkın egemenliğini hedef alan dış kuşatma ne de bir halkı baskıya mahkum eden bir yönetim anlayışı kabul edilebilir. Çözüm ikisi de değildir. Çözüm Venezuela halkının özgür iradesini kullanabileceği bir ortamın sağlanmasıyla mümkündür. Bu zorba düzeni kabul etmiyoruz. Demokratik dünya pekala mümkündür. Emperyalist güçlerin dünyayı 3. büyük savaşa sürüklemesini durdurmanın yolu enternasyonalist barış hareketini örgütleyebilmekten geçer. Milyonlarca insan açlık ve yoksullukla karşı karşıya ve hakkını aramak için meydanlarda. Son protestolarda onlarca sivil katledildi. Saldırılar yoğunlaşıyor. Bunu kabul etmek asla mümkün değildir. Başta İran ve Türkiye olmak üzere bu iki ülke emperyalistler tarafından oynanan oyunları bozmak istiyorsa bunun için atılacak adımlar bellidir: İçerideki baskılara son vermek. Evinizin içini düzeltmeniz, halklarla barışmanız gerekiyor. Bu hakikat tüm Orta Doğu ülkeleri için geçerlidir" dedi. Gazetecilerin sorularını cevaplayan Hatımoğulları, DEM Parti ile Cumhurbaşkanı’nın görüşmesine ilişkin, "Randevu talebi var ama henüz netleşmedi" ifadelerini kullandı. SDG konusunda Hatımoğulları, "Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’yi etkilediğinin farkındayız. Barış ve demokratik toplum süreci devam ediyor. En sağlıklı şekilde devam etmesinin önemli buluyoruz. Burada sağlıklı bir ilerlemenin kaydedilmesi, bunun Suriye’ye de olumlu yansıması olacaktır. Bugün SDG ile Suriye Geçici Yönetimi görüşme gerçekleştirdi. Burada mutabakat arayışı karşılıklı devam ediyor. Burada Türkiye’ye düşen en önemli görev Suriye’deki gelişmelerin demokratik zeminde entegrasyon zemininde hayat bulmasına katkı sağlamak gerekiyor" şeklinde konuştu.
Kasapoğlu: "Mesele mevzuat değil, hayatın kendisi"
06 Ocak 2026 Salı - 14:56 Kasapoğlu: "Mesele mevzuat değil, hayatın kendisi" TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, Antalya’da düzenlenen bölge istişare toplantısında engellilik alanında sahadan beslenmeyen hiçbir çalışmanın kalıcı olamayacağını vurguladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, Antalya bölge istişare toplantısını gerçekleştirdi. Yoğun geçen Antalya programı kapsamında Komisyon heyeti; Muratpaşa Gençlik Merkezi, Antalya Aksu Halk Eğitim Merkezi Şahin Harun Kırbıyık Kurs Merkezi, Antalya Büyükşehir Belediyesi Özel Eğitim Okulu ve Rehabilitasyon Merkezi ile Akdeniz Üniversitesi’nde engelli bireylere yönelik yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Programın devamında Antalya Valiliği ziyaret edildi. Ziyaretlerin ardından Komisyon üyeleri, Antalya, Burdur, Karaman, Isparta ve Konya’dan katılan kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, engelli bireyler ve aileleriyle ’Antalya Bölge İstişare Toplantısı’nda bir araya geldi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili ve TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, engelliliğin çok katmanlı bir mesele olduğunu belirterek, her şehirde ve her evde farklı şekillerde yaşandığını söyledi. Kasapoğlu, "Her ilin ihtiyacı farklı. Her şehrin imkânı farklı. Bir yerde erişilebilirlik temel gündemken, başka bir yerde sağlık hizmetlerine erişim öne çıkıyor. Bir şehirde eğitimde uyarlamalar, bir diğerinde istihdam ya da bakım hizmetleri öncelik haline geliyor. Biz bu farklılıkları masa başında değil, yerinde dinleyerek anlamak istiyoruz. Çünkü hayatın içinden süzülmeyen hiçbir rapor kalıcı olmaz. Biz buna inanıyoruz" dedi. "Mesele sadece mevzuat değildir" Engellilik alanında son yıllarda önemli mesafeler kat edildiğini vurgulayan Kasapoğlu, sorunun sadece yasal düzenlemelerle sınırlı olmadığını ifade etti. Kasapoğlu, "Mesele sadece mevzuat değildir. Mesele, hayatın kendisidir. Yasalar çok güçlü olabilir ve güçlüdür de. Son 23 yılda engellilik alanında Türkiye muhteşem mesafeler kat etti. Ama engel bazen kaldırımdadır, bazen kapıdadır, bazen yerel yönetimin sunduğu hizmettedir, bazen uygulamadadır, bazen de zihnimizdeki önyargılardadır" diye konuştu. Hazırlanacak komisyon raporunun sıradan bir metin olmayacağının altını çizen Kasapoğlu, "Bu rapor bir temenni metni ya da raf süsü olmayacak. Yarın bir kamu görevlisinin masasının üstünde duracak, bir yerel yöneticinin önüne gelecek, bir düzenlemenin gerekçesi olacak. O yüzden uygulanabilir, ölçülebilir ve denetlenebilir olmasına büyük önem veriyoruz. Çünkü engellilik alanı, iyi niyetle değil; süreklilikle, standartla ve kararlılıkla yönetilir" ifadelerini kullandı. Katılımcılardan sorunları açıkça dile getirmelerini ve iyi uygulama örneklerini paylaşmalarını isteyen Kasapoğlu, "Engellilik, bir toplumun kendini nasıl kurduğunun aynasıdır. Bugün o aynaya birlikte bakacağız" diyerek konuşmasını tamamladı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’dan Özel’e tepki: "Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken CHP Genel Başkanı tutarsız bir tavır içerisindedir"
06 Ocak 2026 Salı - 13:57 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’dan Özel’e tepki: "Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken CHP Genel Başkanı tutarsız bir tavır içerisindedir" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından kaçırılmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerine tepki göstererek, "Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken CHP Genel Başkanı tutarsız bir tavır içerisindedir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Yalçın, AK Parti İnsan Hakları Başkanlığınca Gazze’de ateşkes sonrası insani yardım faaliyetlerinin daha etkin şekilde sürdürülmesi için somut öneriler sunulması amacıyla parti genel merkezinde düzenlenen ‘Gazze’de Ateşkes Sonrası İnsani Yardım Çalıştayı’na başkanlık etti. Burada konuşan Yalçın, İsrail’in Gazze’de iki yılı aşkın süredir soykırım suçu işlediğini ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların bu süreçte yeterli etkiyi gösteremediğini ifade ederek, bu kuruluşların insanın en doğal hakkı olan yaşam hakkını savunma cesaretini bile gösteremediğini kaydetti. "Anlaşma yaptığınız taraf İsrail ise sözünü tutmayacağını da aklınızın bir kenarında tutmanız gerekir" Uluslararası kuruluşların ve gözlemcilerin yaptığı değerlendirmelere atıfta bulunan Yalçın, Gazze’de günlük en az 600 tırlık insani yardım malzemesine ihtiyaç olduğuna dikkati çekerek, "O 600 tırın bir şekilde Gazze’ye girmesi ve Gazze’de hayatı normale çevirmesi gerekiyor. Ateşkesin uygulanmaya başladığı ilk tarihlerde sanki bu yardımlar girecekmiş gibi bir görüntü doğdu. Fakat anlaşma yaptığınız taraf İsrail ise maalesef sözünü tutmayacağını da aklınızın bir kenarında hep tutmanız gerekir. 77 yıllık işgal tarihine baktığınızda İsrail’in iki adım ileri bir adım geri yapıyormuş gibi hareket ettiğini ve her seferinde alanını daha da genişletmeye çalıştığını, verdiği bütün sözleri göz ardı ettiğini ve zulmünü devam ettirmekte hiçbir sınır tanımadığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bu uzlaşma da ortaya çıktığında aslında hepimizin zihninin bir kenarında İsrail’in bu anlaşmayı da sürdürmeyeceğini, bir barış arayışı içerisinde olmadığını, yeniden yüklenmek için bir fırsat arayışı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir taraftan da Gazze’de insanların yaşadığı zulmün de bir şekilde hafifletilmesi gerekiyor, tam da öylesi bir dönemdeyiz. Bu ateşkes umarız ki sürdürülebilir bir hale gelsin, umarız ki insanların acil ihtiyaçları karşılanabilir hale gelsin" değerlendirmesinde bulundu. Yalçın, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Ateşkes anlaşmasına göre İsrail’in uygulaması gereken prensipleri yerine getirmesi yönünde baskıların artmasını ümit ediyoruz" Bir gazetecinin ateşkese rağmen İsrail’in Gazzelilere gerçekleştirdiği saldırılar sonucu insanlık dramının devam ettiğini hatırlatması üzerine Yalçın, "İsrail’in saldırganlığı meselesini hepimiz zihnimizin bir kenarında hep tutmalıyız. Maalesef İsrail, bir barış arayışında değil. 1948’den bu yana nasıl zaman zaman barış masasına oturuyormuş gibi yaparak tekrar saldırganlığını ürettiyse ve tekrar tekrar Filistinlilerin yaşam alanını daraltmak için her şeyi yapmışsa bugün de aynı zihniyetin maalesef İsrail’de hakim olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla özellikle bu barış anlaşmasında başta ABD olmak üzere taraf olan aktörlerin İsrail’e yönelik o anlaşmada ortaya koyulan prensipleri yerine getirmesi yönünde baskılarını arttırmasını ümit ediyoruz. Orada özellikle istikrarlaştırıcı bir gücün oluşturulması gibi bir madde var. O ve benzeri maddelerin bir şekilde İsrail’in uygulamak zorunda olacağı maddeler haline getirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde İsrail, çeşitli bahaneler üreterek bu anlaşmayı bozup, saldırganlığını sürdürmeye devam edecektir. Bütün uluslararası kamuoyunun, o anlaşmada masada oturan veya arkada oturan bütün tarafların İsrail’e bu anlamda baskıyı devam ettirmesi gerekiyor" dedi. "Liberal uluslararası düzene öncülük ettiğini söyleyen aktörler, iddia ettikleri kuralları çiğnemeye başladılar" Venezuela’da son günlerde yaşanan gelişmelerin sorulması üzerine Yalçın, şunları söyledi: "Maalesef insanlık tarihi açısından son derece kritik bir dönem içerisindeyiz. Birçok riskin, birçok belirsizliğin hüküm sürdüğü bir dönem bu. Ne Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi kimin kiminle dost, kimin kiminle düşman olduğunun çok net tarif edildiği bir dönemdeyiz. Ne de 90’lı yıllardaki adı liberal uluslararası düzen olarak tarif edilen düzenin belirlilikleri var. Bu düzene öncülük ettiğini düşünen, bu düzene öncülük ettiğini söyleyen aktörler, bugün bu düzende kendi koyduklarını iddia ettikleri kuralları bile maalesef çok hızlı bir şekilde çiğnemeye başladılar. O yüzden bütün devletlerin, yani ortada bir kural, kaide, norm, değer olmazsa, herkesin sadece gücüyle hareket etmeyi zihnine koyduğu bir dünyaya savrulursak şayet bugün Venezuela olur, yarın Gazze olur, öbür gün Ukrayna olur, bir başka gün başka bir ülke olur. Dünyanın herhangi bir kıtasında, herhangi bir devletin herhangi bir meseleyi uzun vadeli hesaplayabilme şansı bile olmaz. Böylesi dönemlerde herkesin gücüne dayanarak iş bitirmeye çalıştığı bir dönemde hiçbirimiz güvende değiliz." "Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken CHP Genel Başkanı tutarsız bir tavır içerisindedir" Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun ABD tarafından yapılan operasyonla kaçırılmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözlerinin sorulması üzerine Yalçın, "Şu anki CHP Genel Başkanı’nın meselesinin Türkiye’nin ulusal bütünlüğü, Türkiye’nin bütünlüklü dış politikası olmadığını hepimiz çok net bir şekilde görebiliyoruz. Maalesef ‘gelen gideni aratır’ deyimi burada da kendisini gösterdi. Kemal Kılıçdaroğlu bile çok daha makul bir açıklama ortaya koyarken Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı yine son derece ergen bir tavır içerisinde, son derece tutarsız bir tavır içerisindedir. Kendisini Türk milletinin vicdanına sevk ediyoruz. Türk milletinin bu tür karmaşık bir dönemde var olma, varlığını sürdürme, güçlenme mücadelesi verdiği bir dönemde ana muhalefet partisinin genel başkanının sorumsuzluğu muhtemelen milletimizin de dikkatini çekiyordur. Benim karşılaştığım Cumhuriyet Halk Partisi destekçileri bile Özgür Özel’in bu tavrından son derece rahatsız" açıklamasında bulundu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur"
06 Ocak 2026 Salı - 12:40 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, 2026 yılının ilk TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Bahçeli, "ulaşılabilir stratejik hedefin süper güç Türkiye’nin inşası olduğunu" belirterek, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya yönelik müdahaleyi "zorla lider transferi" olarak nitelendirdi. Bahçeli, ABD’nin Venezuela’daki müdahalesini 15 Temmuz’a benzeterek, küresel düzeyde egemenlik mücadelelerinin çatışma riskini büyüttüğünü söyledi. Bahçeli, MHP’nin 24 Ekim 2025 tarihinde başlattığı "Hayırlı Günler Komşum Ziyaretleri" ile "Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları" kapsamında bugüne kadar 81 il, 963 ilçede 49 bin 725 program düzenlendiğini de kaydetti. "Maduro’ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı hepten lanetliyorum" Konuşmasında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik askeri müdahale girişimine geniş yer veren Bahçeli, bunu "dijital çağın yeni sürüm eşkıyalığı" olarak tanımladı. Bahçeli, "Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz ‘Karayip Korsanları’ filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela’nın başkenti Karakas’ta kurulmuştur. Öncelikle seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro’ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro’nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır. Seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur" ifadelerini kullandı. "Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur" Bahçeli, söz konusu müdahalenin 15 Temmuz ile benzerlik taşıdığını dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Tarihte barbar kavimler Roma’yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak’ı 3 Ocak’a bağlayan gece yarısı Karakas’ta sahnelenmiştir. Bu müfrit ve mütehakkim tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Türkiye’de 15 Temmuz 2026 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntem ile bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz’da casus ve haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çapıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela’daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür." "Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır" Dünya genelinde artan jeopolitik gerilimlere de işaret eden Bahçeli, "Trump’ın yeni hedefleri Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Gröland’dır. Tezahür eden akıl ve izan tutulmasının, tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark ve idrak etmemek için yalnızca üç maymunu oynamak yeterlidir. Konu ne narko-terör konusu ne de otoriterleşen devlet veya yöneticiler konusudur. Bunun çok daha derininde, çok daha ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir. Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır. Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz. Şimdi anlaşıldı mı ‘Terörsüz Türkiye’ hedefindeki ısrar ve irademiz. Şimdi anlaşıldı mı milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimiz, savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız. Şimdi anlaşıldı mı Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık" şeklinde konuştu. "İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir" Venezuela’daki gelişmelerin etkilerinin süreceğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti: "Jeopolitik depremler, ticaret savaşları, ekonomik operasyonlar, siyasi hesaplaşmalar, diplomatik kutuplaşmalar, asimetrik ve vekalet savaşları kıtaları vurmuş, ülkeleri karşı karşıya getirmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısı, belki daha fazlası şu an küresel arenada tedavül halindedir. Venezuela’ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekâlet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir. İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir. Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Gazze’de süregelen soykırım, Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz’i içine alan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’ni kamplaştıran egemenlik arayışları, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali, barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir. Maduro’yu suçlayan ABD yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netenyahu’nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir? Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safhası olarak değerlendirilmeyecek midir? Emperyalizm, kudurma aşamasına kan içe içe geçmiştir. İştahları kabartan petrol, her zillet ve rezaleti mubah hale getirmiştir. Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir." "Korkaklar her gün ölür, fakat adam gibi adam olanlar yalnızca bir kez ölür" Bir devlet için tehlikenin elindeki araçlarla ulaşması gereken hedefler arasındaki mesafenin devletin güvenliğini tehdit edecek kadar açıldığında ortaya çıktığına dikkati çeken Bahçeli, "İnsan bir kez ölür, o da şerefiyle olmalıdır. Korkaklar her gün ölür, fakat adam gibi adam olanlar yalnızca bir kez ölür. Puf diyecek bir ağız olmadığı için yerinde sallananlara seyirci kalacak, sakince katlanacak ve alttan alacak bir acziyet Türk milletinde yoktur. Geldiğimiz bu aşamada evrensel adalet ilkelerini paylaşmak isterim: Onurlu yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese kendine ait olanı iade etmek. En yüksek strateji, araçların büyük amaçlara dikkatli şekilde uyarlanmasıdır. Türkiye’miz bu yüksek stratejiyle güvenlik duvarlarını aşılmaz hale getirmelidir" değerlendirmesinde bulundu. "SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi kaosu sertleştirecektir" Suriye’de entegrasyon sürecinin hızlanması gerektiğini belirten Bahçeli, "SDG/YPG, Suriye’nin kuzeydoğusunda geniş bir alanda fiili hakimiyet kurmuştur. Bu bölge yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından son derece zengindir. SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi, bu siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi’nin PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir" dedi. "Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır" Suriye’nin üniter yapısının korunmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır. Suriye’de İsrail planları bozulacaktır. Bu siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır. Sormak lazımdır ki, dünya Yahudileri İsrail’in soykırım siyasetini reddedip, on emirden birisi olan ’öldürmeyeceksin’ mesajını ne zaman dikte edeceklerdir? İsrail, insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır. Eninde sonunda işlenmiş soykırım suçunun siyasi ve hukuki sonuçları muhakkak olacaktır. Netenyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz haklarını korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye, bu kapsamda da inisiyatif almaya çağırıyorum" ifadelerini kullandı. "DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi sorunlu bir açıklamadır" Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ mensuplarına ilişkin açıklamalara da değinen Bahçeli, "Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ’lı teröristlerin akıbeti herkese de ders ve ibret olsun. Son olarak bu DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece rahatsız edici ve sorunlu bir açıklamadır. Böylesi düşüncesiz ve her yöne çekilebilecek mahsurlu değerlendirmelerden özenle kaçınılmasını temenni ediyor, aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla yad ediyorum" diye konuştu.
Bakan Göktaş: "15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini de içeren torba yasa taslağımız bu ay sonunda Meclis’te ilgili komisyona sevk edilecek"
06 Ocak 2026 Salı - 12:00 Bakan Göktaş: "15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini de içeren torba yasa taslağımız bu ay sonunda Meclis’te ilgili komisyona sevk edilecek" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini de içeren torba yasa teklifinin bu ay sonunda Meclis’te ilgili komisyona sevk edileceğini açıkladı. Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını cevapladı. Çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesi çalışmalarına ilişkin soru üzerine Göktaş, bu yasal düzenlemeyle sosyal medya platformlarına özellikle sorumluluk yüklemeyi hedeflediklerini vurgulayarak, sosyal ağ sağlayıcılarına 15 yaşından küçük çocuklara hiçbir şekilde hizmet sunmama ve hesap açmama yükümlülüğü getirilmesini, çocuklar zararlı içeriklere maruz kalmadan etkili filtreleme sistemlerinin kurulmasını önerdiklerini ifade etti. "15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini de içeren torba yasa taslağımızı bu ay sonunda Meclis’te ilgili komisyona sevk ediyoruz" Birçok ülkenin çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için tedbirler aldığını, Avustralya’nın 16 yaş altı çocuklara sosyal medya erişimini yasakladığını hatırlatan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sosyal medya platformlarının çocuklarımızı ticari bir meta olarak kullanmasına izin vermememiz lazım. Bu duruma seyirci kalamayız. Biz 1,5 senedir bu konuya çalışıyoruz. Uzmanlar, akademisyenler, sosyal medya platformları, sivil toplum kuruluşları ve en önemlisi aileler ve bizzat çocuklarımız ile bu konuda çalışmalar yürüttük. 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini de içeren torba yasa taslağımızı bu ay sonunda Meclis’te ilgili komisyona sevk ediyoruz." "Bu düzenleme çocuk koruma kalkanının bir parçası olarak görülebilir" Sosyal medyanın çocuklarda çok yoğun bir depresyon, anksiyete ve davranış bozukluğuna yol açtığını kaydeden Göktaş, "Çetelerin çocuklara bazı sosyal medya platformları üzerinden ulaşarak, onları suça sürüklediğini biliyoruz. Dolayısıyla bu düzenleme çocuk koruma kalkanının bir parçası olarak görülebilir. Çocuklarımız dijital mecraların sunduğu imkanlardan yararlanırken, onların zihnini, ruhunu korumakla mükellefiz. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızı her türlü risk ve tehditten, zararlı içeriklerden korumak en önemli önceliğimizdir" dedi. Çocukların dijital güvenliğini desteklemek üzere ’Çocuklar Güvende’ web sitesini ve mobil uygulamasını geçtiğimiz ay kullanıma açtıklarını bildiren Göktaş, "Bu platformla çocuklara ve ailelerine güvenli içerik ve rehberlik hizmetlerini tek çatı altında sunuyoruz. Uygulama üzerinden acil durumlarda tek tuşla yardım çağrısı yapılabiliyor. Ayrıca DUY ihbar platformuyla çocuklar için güvenli bir dijital alan oluşturuyoruz. Sosyal Medya Çalışma Grubumuzla ise 7 gün 24 saat takip ettiğimiz zararlı içerikleri tespit ediyor ve gerekli müdahaleleri anında yapıyoruz. Bu çerçevede 2 bin 904 içeriğe doğrudan müdahale ettik. İçeriği görüyoruz, mahkemeye gidiyoruz. Mahkeme değerlendirdikten sonra Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu erişim engeli getiriyor. Ama biz istiyoruz ki sosyal medya platformları proaktif bir şekilde bunları yapsın" ifadelerini kullandı.
AK Parti’nin Konya’da üye sayısı 364 bin 687’ye çıktı
06 Ocak 2026 Salı - 11:46 AK Parti’nin Konya’da üye sayısı 364 bin 687’ye çıktı AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, teşkilat olarak sahada yürüttükleri çalışmalar neticesinde Konya’da üye sayısının 37 bin 200 artarak 364 bin 687’ye çıktığını söyledi. İl Başkanı Özgökçen, göreve geldiklerinden bu yana tüm ilçeleri, mahalle mahalle, sokak sokak ziyaret ettiklerini, teşkilatlarla, kadın kolları ve gençlik kollarıyla bir araya geldiklerini, istişarelerde bulunduklarını söyledi. Vatandaşların, teşkilat mensuplarının sesine kulak verdiklerini belirten Başkan Fatih Özgökçen, "İlçelerimizin, köylerimizin ihtiyaçlarını not ettik ve bu taleplerin karşılanması için de var gücümüzle çalışıyoruz. Tabii biz göreve geldiğimiz ilk gün bir hususu çok iyi biliyorduk. O da şudur: Konya teşkilatı büyük bir ailedir. Ve bu büyük aileye hizmet etmek için masada değil sahada olmak zorundayız. Ben bu noktada gururla ifade etmek isterim ki; tüm Türkiye’de AK Parti’mizin üye sayısı 2 Ocak 2026’da Yargıtay tarafından açıklanan resmi rakamlara göre 664 bin 568 artarak 11 milyon 543 bin 301’e ulaşmıştır. Bu artış da Türkiye siyasi tarihinde güçlü bir toplumsal karşılığın ve sahaya dayalı siyaset anlayışının somut bir göstergesi olmuştur. Konya’mızda da teşkilat olarak sahada yürüttüğümüz canhıraş çalışmalar neticesinde üye sayımız 37 bin 200 artarak 364 bin 687’ye çıkmıştır. AK Parti, kurulduğu günden bu yana siyaseti milletin gündeminden koparmadan yürütmeyi esas almış; talep ve beklentileri doğrudan sahadan okuyarak karar süreçlerini bu iradeyle şekillendirmiştir. Atılan her adımda milletle kurulan bu güçlü bağ, AK Parti’yi Türkiye’nin en geniş tabanlı siyasi hareketi haline getirmiştir. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geçen iktidar yılları boyunca AK Parti, siyaseti kapalı salonlardan değil; milletin içinde, milletle birlikte ve millet için yürütmüştür. Açıklanan üye artışı, yalnızca sayısal bir büyümeyi değil; bu liderliğe, bu anlayışa ve ortaya konulan istikrarlı vizyona duyulan güveni de açıkça ortaya koymaktadır. AK Parti, farklı sosyal kesimleri ve hayat tarzlarını ortak hedefler etrafında buluşturan, ‘Biz Büyük Bir Aileyiz’ anlayışıyla yoluna devam eden güçlü bir siyasi harekettir. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerleyen AK Parti, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletin taleplerini merkeze alan bir siyaset anlayışıyla çalışmalarını sürdürecektir. Teşkilatlarımızın sahadaki gayreti, üyelerimizin fedakarlığı ve milletimizin desteğiyle büyüyen bu yapı, ülkemizin geleceği için aynı inanç ve azimle çalışmaya devam edecektir. Yargıtay’ın açıkladığı tablo bir kez daha göstermektedir ki AK Parti, milletimizin partisidir ve milletimizin partisi olmaya devam edecektir" dedi.
MHP lideri Bahçeli: "15 Temmuz’da casus ve vahşi bir örgütü maşa olarak kullanıp üzerimize salan Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir"
06 Ocak 2026 Salı - 11:45 MHP lideri Bahçeli: "15 Temmuz’da casus ve vahşi bir örgütü maşa olarak kullanıp üzerimize salan Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Devlet Bahçeli, "ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur" dedi.MHP Genel Başkanı Bahçeli, 2026 yılının ilk TBMM Grup Toplantısını gerçekleştirdi. Bahçeli, 2026 yılının ilk TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada "ulaşılabilir stratejik hedefin Süper Güç Türkiye’nin inşası olduğunu" belirterek Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya yönelik müdahaleyi "zorla lider transferi" olarak nitelendirdi. Bahçeli, ABD’nin Venezuela’daki müdahalesini 15 Temmuz ile benzeştirirken, küresel düzeyde egemenlik mücadelelerinin çatışma riskini büyüttüğünü söyledi.Bahçeli, MHP’nin 24 Ekim 2025 tarihinde başlattığı "Hayırlı Günler Komşum Ziyaretleri" ile "Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları" kapsamında bugüne kadar 81 il, 963 ilçede 49 bin 725 program düzenlendiğini kaydetti."Maduro’ya karşı yapılan gayri meşru ve hukuk dışı saldırıyı hepten lanetliyorum"Konuşmasında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik askeri müdahale girişimine geniş yer veren Bahçeli, bunu "dijital çağın yeni sürüm eşkıyalığı" olarak tanımladı. Bahçeli, "Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz ‘Karayip Korsanları’ filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela’nın başkenti Karakas’ta kurulmuştur. Öncelikle seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro’ya karşı yapılan gayri meşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro’nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır; seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur" ifadelerini kullandı."Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur"Bahçeli, söz konusu müdahalenin 15 Temmuz ile benzerlik taşıdığını dile getirerek şu ifadeleri kullandı:"Tarihte barbar kavimler Roma’yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak’ı, 3 Ocak’a bağlayan gece yarısı Karakas’ta sahnelenmiştir. Bu müfrit ve mütehakkim tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Türkiye’de 15 Temmuz 2026 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz’da, casus ve haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çapıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela’daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür.""Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır"Dünya genelinde artan jeopolitik gerilimlere de işaret eden Bahçeli, "Trump’ın yeni hedefleri; Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Gröland’dır. Tezahür eden akıl ve izan tutulmasının, tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark ve idrak etmemek için yalnızca üç maymunu oynamak yeterlidir. Konu ne narko-terör konusu ne de otoriterleşen devlet veya yöneticiler konusudur. Bunun çok daha derininde, çok daha ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir. Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır. Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz. Şimdi anlaşıldı mı, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefindeki ısrar ve irademiz. Şimdi anlaşıldı mı, milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız. Şimdi anlaşıldı mı, Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık" şeklinde konuştu."İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir"Venezuela’daki gelişmelerin etkilerinin süreceğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:"Jeopolitik depremler, ticaret savaşları, ekonomik operasyonlar, siyasi hesaplaşmalar, diplomatik kutuplaşmalar, asimetrik ve vekalet savaşları kıtaları vurmuş, ülkeleri karşı karşıya getirmiştir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısı, belki daha fazlası şu an küresel arenada tedavül halindedir. Venezuela’ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekâlet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir. İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir. Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Gazze’de süregelen soykırım; Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz’i içine alan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’ni kamplaştıran egemenlik arayışları, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir. Maduro’yu suçlayan ABD yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netenyahu’nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir? Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safrası olarak değerlendirilmeyecek midir? Emperyalizm kudurma aşamasına kan içe içe geçmiştir. İştahları kabartan petrol her zillet ve rezaleti mubah hale getirmiştir. Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak; kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir.""Korkaklar her gün ölür, fakat adam gibi adam olanlar yalnızca bir kez ölür"Bir devlet için tehlikenin elindeki araçlarla ulaşması gereken hedefler arasındaki mesafenin, devletin güvenliğini tehdit edecek kadar açıldığında ortaya çıktığına dikkati çeken Bahçeli, "İnsan bir kez ölür, o da şerefiyle olmalıdır. Korkaklar her gün ölür, fakat adam gibi adam olanlar yalnızca bir kez ölür. Puf diyecek bir ağız olmadığı için yerinde sallananlara seyirci kalacak, sakince katlanacak ve alttan alacak bir acziyet Türk milletinde yoktur. Geldiğimiz bu aşamada evrensel adalet ilkelerini paylaşmak isterim: Onurlu yaşamak, başkasına zarar vermemek, herkese kendine ait olanı iade etmek. En yüksek strateji, araçların büyük amaçlara dikkatli şekilde uyarlanmasıdır. Türkiye’miz bu yüksek stratejiyle güvenlik duvarlarını aşılmaz hale getirmelidir" değerlendirmesinde bulundu."SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi kaosu sertleştirecektir"Suriye’de entegrasyon sürecinin hızlanması gerektiğini belirten Bahçeli, "SDG/YPG Suriye’nin Kuzeydoğusunda geniş bir alanda fiili hakimiyet kurmuştur. Bu bölge yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından son derece zengindir. SDG/YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi, bu Siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi’nin PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir" dedi."Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır"Suriye’nin üniter yapısının korunmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır. Suriye’de İsrail planları bozulacaktır. Bu Siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır. Sormak lazımdır ki, Dünya Yahudileri İsrail’in soykırım siyasetini reddedip, on emirden birisi olan öldürmeyeceksin mesajını ne zaman dikte edeceklerdir? İsrail insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır. Eninde sonunda işlenmiş soykırım suçunun siyasi ve hukuki sonuçları muhakkak olacaktır. Netenyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz hakları korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye, bu kapsamda da inisiyatif almaya çağırıyorum" ifadelerine yer verdi."DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi sorunlu bir açıklamadır"Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ mensuplarına ilişkin açıklamalara da değinen Bahçeli, "Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ’lı teröristlerin akıbeti herkese de ders ve ibret olsun. Son olarak, bu DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece rahatsız edici ve sorunlu bir açıklamadır. Böylesi düşüncesiz ve her yöne çekilebilecek mahsurlu değerlendirmelerden özenle kaçınılmasını temenni ediyor, aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla yad ediyorum" diye konuştu.