POLİTİKA
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 21:28 TBB’de kriz oluşturan ‘mektup’ gerginliği sonrası Alemdar’dan sert eleştiri Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimlerinde yaşanan ve arbedeye dönüşen ’mektup’ gerginliğinin ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır" dedi. TBB Meclisi; Başkan, Meclis Başkanlık Divanı, İhtisas Komisyonu Üyeleri ile Encümen Üyeleri seçimi yapılması için Ankara’da bir araya geldi. TBB Başkanvekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in açılış konuşmasının ardından Divan’da konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İBB davası kapsamında tutuklu bulunan ve İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okumak istemesi üzerine, salonda tepkiler oluştu. Çavuşoğlu’nun mektubu okumaya başlamasıyla birlikte AK Partili belediye başkanlarıyla CHP’li belediye başkanları arasında tartışma yaşandı. Belediye başkanlarının tartışmaları kısa sürede fiziksel arbedeye dönüştü. Tepkilerin ardından salonda bulunan bir grup kürsüye yöneldi ve bunun üzerine fiziksel arbede yaşandı. Yaşanan arbedenin ardından Olağan Meclis Toplantısı’na bir süre ara verildi. "Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır" Kamuoyunun gündemine oturan olaylı oturumun ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, konuya ilişkin sosyal medyasından açıklamada bulundu. Alemdar, "Türkiye Belediyeler Birliği, kamu yararına çalışan, her görüşten belediye başkanının üye olduğu bir çatı kuruluşudur. Bu yapının tarafsızlığı ve kurumsal itibarı hepimiz için esastır. Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır. Kurumların teamüllerine ve ciddiyetine gölge düşüren bu tür uygulamalar kabul edilemez. Her zemini siyasi ikbal için istismar etmeye kalkmak, en başta kurumlara zarar verir. TBB bir partinin arka bahçesi değildir, olmaz. Bu tavır, yerel yönetimlerin birlik ruhunu yaralar. Tekrar soruyoruz, ‘Bu yapılan doğru bir şey mi?" dedi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:19 Bakan Ersoy Nazilli’de festival açılışına katıldı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aydın’ın Nazilli ilçesinde İsabeyli Yöresel Ürünler ve Kültür Sanat Festivali’nin açılışına katıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aydın’ın Nazilli ilçesi İsabeyli Mahallesi’nde bu yıl ilki gerçekleştirilen "İsabeyli Yöresel Ürünler ve Kültür Sanat Festivali"ne katıldı. Bakan Ersoy ve beraberindeki heyet, açılışın ardından stantları gezerek ilçenin ve bölgenin yöresel ürünleri hakkında bilgi aldı. Aydın Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Taner Sayın’ın ev sahipliğinde İsabeyli Mahallesi’nde ilk kez düzenlenen etkinlik yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinliğe, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanı sıra Dünya Etnospor Birliği Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, AK Parti İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, AK Parti Aydın Milletvekilleri Mustafa Savaş, Ömer Özmen, Seda Sarıbaş, Aydın eski milletvekilleri, Aydın Valisi Yakup Canbolat, Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan, ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, ilçelerin belediye başkanları, protokol üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. "Her bir değerimiz kültürel mirasımızın yaşayan bir parçası" Festivalin açılışında konuşan Bakan Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin açılışı için Aydın’a geldiğini ifade ederek, "Aydın, tarihin derin izlerini, doğanın cömertliğini ve çalışkan insanlarının emeğini aynı anda harmanlayan, geçmişiyle geleceği arasında güçlü bir köprü kuran özel bir şehrimiz. İsabeyli Yöresel Ürünler ve Kültür Sanat Festivali, sadece bir etkinlik olmanın çok ötesinde bu toprakların ruhunu, emeğini ve irfanını geleceğe taşıyan güçlü bir iradenin de tezahürü. Aydın tarih boyunca bereketiyle, üretimiyle ve kültürel zenginlikleri ile öne çıkmış nadide şehirlerimizden biri. Bu topraklar sadece ürün yetiştiren değil aynı zamanda değer üreten, kültür inşa eden ve medeniyet taşıyan bir anlayışın merkezi. Nazilli ise çalışkan insanıyla, üretim gücüyle ve sağlam toplumsal yapısıyla her zaman milletimizin yanında durmuş, değerlerine sahip çıkmış güzide ilçelerimizden biri. Bu festivalde yer alan her bir stant alınterinin, sabrın ve ustalığın bir hikayesini anlatmaktadır. Sergilenen her ürün bu toprakların hafızasını, kimliğini ve ruhunu taşımaktadır. Yöresel lezzetlerimizden el sanatlarımıza kadar her bir değerimiz kültürel mirasımızın yaşayan bir parçası. Bizler bu mirası korumayı, geliştirmeyi ve gelecek nesillere en güçlü şekilde aktarmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz" dedi. Dünyanın zor ve çalkantılı bir dönemden geçtiğine de dikkat çeken Bakan Ersoy, kültürün ve ortak değerlerin bu süreçte daha da önemli hale geldiğini belirtti. Ersoy, bu tür etkinliklerin, toplumların birlik ve beraberliğini güçlendiren önemli buluşmalar olduğuna vurgu yaptı.
Dışişleri Bakanlığı: "Güney Kafkasya’da ortaya çıkan barış, tarihten husumet üretmeye çalışan kesimlere verdiği güçlü bir cevaptır"
24 Nisan 2026 Cuma - 19:10 Dışişleri Bakanlığı: "Güney Kafkasya’da ortaya çıkan barış, tarihten husumet üretmeye çalışan kesimlere verdiği güçlü bir cevaptır" Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Güney Kafkasya’da ortaya çıkan barış ve uzlaşı iklimi, bölgenin bir iş birliği ve istikrar havzası haline gelmesini isteyenlerin, tarihten husumet üretmeye çalışan kesimlere verdiği güçlü bir cevaptır" denildi. Dışişleri Bakanlığı tarafından, bazı ülkelerin yetkililerince 1915 olaylarına ilişkin yapılan beyanlar hakkında açıklama yapıldı. Açıklamada, "Güney Kafkasya’da ortaya çıkan barış ve uzlaşı iklimi, bölgenin bir iş birliği ve istikrar havzası haline gelmesini isteyenlerin, tarihten husumet üretmeye çalışan kesimlere verdiği güçlü bir cevaptır. 1915 olaylarına ilişkin tartışmada, tarafların, meselenin siyasi istismar konusu haline getirilmemesi gerektiği yönündeki tavrı nettir. Buna karşılık, bazı üçüncü ülke siyasetçilerinin, meseleyi dar siyasi hesapları için kullanmaya çalıştıkları veya kendi sorumluluklarının üstünü örtmeye çabaladıkları da görülmektedir. Yüzyıllar boyunca birlikte yaşama kültürünün en güçlü örneklerini barındıran ülkemiz, 1915 olaylarının hakkaniyetli ve bilimsel bir zeminde incelenmesi amacıyla arşivlerini açmış ve bir Ortak Tarih Komisyonu kurulmasını önermiştir. Bu önerimiz geçerliliğini korumaktadır. Niyeti yapıcı olan üçüncü tarafları, ortak ve adil bir hafızaya ulaşmaya yönelik çabaları ve son dönemde gelişen yapıcı diyalog ortamını desteklemeye davet ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
24 Nisan 2026 Cuma - 17:29 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İhracatı ülkemizin tümüne güçlü bir şekilde yaymak temel hedefimizdir. Ayrıca yüksek katma değerli ve rekabetçi ihracat parolasıyla pazarlarımızı ve ürünlerimizi çeşitlendiriyoruz. Bu amaçla yüzde 25 olan genel kurumlar vergisi oranımızı ihracatçılara 5 puan, imalatçılara ilave 1 puan indirimli uygulamaktaydık. Şimdi daha radikal bir adım atarak özellikle imalatçı ihracatçılarımızda bu vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz. Diğer ihracatçı kurumlarımız için de yüzde 14’e çekiyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için Güçlü Merkez Toplantısı vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Toplantımızın ve burada alacağımız kararların ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu önemli buluşmaya vesile olan herkese teşekkür ediyorum. Bölgemiz ve dünya ekonomisi son dönemin en sarsıntılı, en belirsiz günlerini yaşıyor. İş ve ekonomi çevrelerimiz başta olmak üzere hemen herkes bir taraftan gün aşırı değişen atmosferi takip ederken, diğer taraftan yoğun sis bulutu arasında yolunu ve yönünü bulmaya çalışıyor. Çatışmaların olumsuz etkisi enerjinin yanı sıra üretim, ticaret, turizm ve ulaşım gibi pek çok sektörde derinden hissediliyor. Haftada birkaç defa değişen akaryakıt fiyatlarından koronavirüs günlerini andıran kısıtlamalara kadar geniş bir yelpazede bunu görüyoruz. Her ne kadar ateşin harı sönmüş olmakla birlikte ne bölgemiz ne de dünya, gerilimin geleceğine dair yüzde yüz emin olamıyor. İsrail gibi savaşın fitilini tekrar ateşlemeye çalışan odaklara rağmen ihtiyatlı bir iyimserlikle hep beraber süreçleri takip ediyoruz. Sadece bununla kalmıyor, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve adil barışa giden yolun açılması için elimizden geleni yapıyoruz. Şahsımız bir yandan, bakan arkadaşlarımız diğer yandan görüşmelerimizi sürdürüyoruz. İnşallah netice alana kadar dost ve kardeş ülkelerimizle iş birliği içerisinde çabalarımızı devam ettireceğiz. Şurası bir gerçek ki artık ne bölgemiz ne de dünya eskiye dönebilir. Böylesine büyük bir sarsıntının sebep olduğu kırılmaların yansımaları zaman geçtikçe daha net görülecektir" dedi. "Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlıyız" "Türkiye en büyük güvenlik krizini başarıyla yöneterek bölgesinin istikrar adası olduğunu bir kere daha teyit ve tescil etmiştir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Global ekonomik düzeni ve değer zincirlerini yeniden şekillendiren bu savaş, ülkemizi küresel ekonomik istikrarın kilit taşı haline getirmiştir. Yıllardır Türkiye’yi doğu-batı ve kuzey-güney arasında bir köprü olarak tarif eden tanımların yetersizliği yine bu süreçte görülmüştür. Ortaya çıktı ki ülkemiz salt bir köprü veya enerji koridoru değil, bölgedeki enerji ve ticaret koridorlarının vazgeçilmez üssüdür. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim bir gerçeğin altını tekrar çiziyorum. Türkiye kabuk değiştiren ve çok kutupluluğa doğru evrilen dünyanın yeni kutup başlarından biri olmaya en güçlü namzettir. Bunu hem biz görüyoruz hem de dost, komşu ve rakiplerimiz görüyor. Ülkemizi yeni döneme hazırlayacak stratejileri şimdiden planlıyor, altyapısını kuruyor, en küçük bir boşluk bırakmıyoruz. Bu minvalde rekabet gücümüzü artıracak, sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlayacak yatırım ortamını güçlendirmek suretiyle uluslararası doğrudan yatırımları destekleyecek hukuki, idari, mali ve kurumsal adımları atıyoruz. Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlıyız. Yakında Meclisimize sunacağımız kapsamlı düzenlemeyle ülkemizin çekim gücünü çok daha ileri taşıyacağız. İstanbul Finans Merkezimizin çalışmalarına 2009 yılında başlamış, burada küresel piyasalarla uyumlu ve uluslararası alanda hizmet ihraç edebilen bir finans sektörünün oluşmasını hedeflemiştik. Geldiğimiz noktada İstanbul Finans Merkezi 17 sene önce öngördüğümüz hedeflere doğru emin adımlarla ilerliyor. Şimdi bu konuda yeni bir adım atıyoruz. Yapacağımız düzenlemelerle İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren kurumlara sağlanan vergi avantajını genişletiyoruz" şeklinde konuştu. ’Tek Durak Büro’ Uygulaması Uygulanacak ‘Tek Durak Büro’ uygulaması hakkında konuşan Erdoğan, "Transit ticaret veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda mevcut yüzde 50’lik indirim oranını yüzde 100’e çıkarıyoruz. Böylece bahse konu faaliyetlerden elde edilen kazançtan kurumlar vergisi almayacağız. Bu teşviki ilk defa İstanbul Finans Merkezi dışına da yayıyoruz. İstanbul Finans Merkezi dışında da transit ticaret faaliyetlerinde bulunanların bu kazançlarının yüzde 95’ini vergi dışı bırakıyoruz. Bir diğer önceliğimiz, küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşımalarını teşvik etmektir. Bu şirketlerin yurt dışı operasyonlarını Türkiye’den yöneterek elde ettikleri kazançlara güçlü bir vergi avantajı sağlıyoruz. Böylece önümüzdeki 20 sene boyunca İstanbul Finans Merkezi içinde elde edilen kazançların yüzde 100’ü, bunun dışında elde edilenin ise yüzde 95’i kurum kazancından indirilebilecek. Keza buralarda çalışan nitelikli çalışanlara belli şartlarla ücret istisnası getiriyoruz. Bir başka önemli adımımız, büyük ölçekli ve nitelikli uluslararası doğrudan yatırım süreçlerinin tek merkezden yürütülmesidir; yani Tek Durak Büro. Bu uygulamayla yatırım süreçlerinin sadeleştirildiği, hızlı ve dijital destekli yatırımcı dostu bir yapı kuruyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi koordinasyonunda, ilgili kurum ve kuruluşlarımızdan yetkililer Tek Durak Büro’da görev yapacak. Bu yapı sayesinde şirket kuruluşundan çalışma ve ikamet izinlerine, vergi ve SGK işlemlerinden İŞKUR süreçlerine, arazi, teşvik ve ÇED izinlerine kadar tüm işlemler tek bir merkezden kolayca takip edilebilecek. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum" ifadelerini kullandı. "İmalatçı ihracatçılarımızda bu vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz" İhracatçı firmalara uygulanacak vergi indirimlerine değinen Erdoğan, "Bizim ihracata verdiğimiz önemi hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Hükümetlerimiz döneminde yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı desteklemek amacıyla sayısız düzenlemeler yaptık. İhracatı ülkemizin tümüne güçlü bir şekilde yaymak temel hedefimizdir. Ayrıca yüksek katma değerli ve rekabetçi ihracat parolasıyla pazarlarımızı ve ürünlerimizi çeşitlendiriyoruz. Bu amaçla yüzde 25 olan genel kurumlar vergisi oranımızı ihracatçılara 5 puan, imalatçılara ilave 1 puan indirimli uygulamaktaydık. Şimdi daha radikal bir adım atarak özellikle imalatçı ihracatçılarımızda bu vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz. Diğer ihracatçı kurumlarımız için de yüzde 14’e çekiyoruz. Yine ihracat kadar kritik olan bir diğer konu, ülkemize döviz kazandırıcı teşviklerdir. Bu noktada vergi kanunlarımızda çok sayıda düzenleme var; şimdi bunlara inşallah yenilerini ekleyeceğiz. Yurt dışında yaşayan ve son 3 yılda ülkemizde vergi mükellefi olmayan kişilerin ülkemize gelmeleri halinde 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelir ve kazançları için Türkiye’de vergi almayacağız. Yalnızca varsa ülke içi gelirlerini vergilendireceğiz. Türkiye’de bu kişiler için veraset yoluyla intikal vergisini yüzde 1 olarak uygulayacağız" diye belirtti. Gençleri nitelikli bir şekilde yarına hazırladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstikbalimizin teminatı olan gençlerimizin önünü her alanda açmaya, onları yarının dünyasına en nitelikli şekilde hazırlamaya çalışıyoruz. Dünya yapay zekanın ve ileri teknolojilerin lokomotifliğini üstlendiği yeni bir üretim modeline doğru hızla yol alıyor. Gençlerimizin mimarlık, mühendislik ve yazılım gibi yeni dönemin yükselen sektörlerinde elde ettikleri başarılarla gurur duyuyoruz. Bu alanlarda çalışan ve yurt dışındaki müşterilere hizmet veren girişimci mükelleflerimizin yurt dışı kazançlarının yüzde 80’inden vergi almıyorduk. Şimdi de bu kazançların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilmesine imkan sağlıyoruz. Böylelikle yurt dışında şirket kurmuş veya kurulmuş bir şirkete ortak olmuş müteşebbislerimizin kazandıklarını ülkemize getirmelerini teşvik ediyoruz. Atacağımız bir diğer stratejik adım Türkiye’yi start-up ve girişim sermayesi ekosisteminde bölgesel bir çekim merkezine dönüştürmektir" diye konuştu. "Şirket kuruluş ve yönetim süreçlerini esnek hale getiriyoruz" Dijital şirket uygulamasıyla şirket kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlı ve esnek hale getirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çalışanlar için hisse opsiyonu teşviklerini daha etkin ve cazip bir yapıya kavuşturuyoruz. Hisseye dönüştürülebilir borçlanma mekanizmalarını sadeleştirmek suretiyle finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. Ayrıca Terminal İstanbul projesinin ilk aşamasını devreye alarak güçlü bir girişimcilik altyapısı oluşturuyoruz. Son olarak ülkemiz için stratejik önem taşıyan büyük ölçekli ve nitelikli yatırımlar için öngörülebilirliği pekiştirecek adımları hayata geçiriyoruz. Yatırım kararlarından sonraki dönemlerde yapılan vergi düzenlemelerinin etkisini en aza indirmek ve makul geçiş süreçleri tanımlamak üzere proje bazında güvence sağlayacağız. Bunlar da hayırlı uğurlu olsun diyorum. Genel çerçevesini çizdiğimiz hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemelerin detaylarını inşallah ekonomi yönetimimiz iş dünyamızla ve yatırımcılarımızla paylaşacak. Ardından süratle Meclis boyutundaki çalışmalar başlayacak. Şunu burada sizlerin ve tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini isterim. Kimsenin en küçük bir tereddüdü olmasın" dedi. "Türkiye eski Türkiye değil, çok daha güçlü bir Türkiye var" Türkiye’nin önün de ufkunun da yolunun da açık olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Dönemsel sıkıntılar, dış şartlardan kaynaklı dalgalanmalar elbette olabilir. Küresel ekonomiyi etkileyen fırtınaların esintilerinin bize de gelmesini gayet doğal karşılamak gerekir. Fakat öncekilerle karşılaştırıldığında Türkiye ekonomisi daha büyük şokları absorbe edecek güce, kapasiteye ve mukavemete hamdolsun kavuşmuştur. Son 23 yılda küresel ve bölgesel krizlerden alnımızın akıyla çıktık. Darbe girişimleri dahil nice badirelerin üstesinden başarıyla geldik. Tüm karamsar senaryolara, tüm karalama kampanyalarına rağmen 238 milyar dolarlık ekonomiden bugün 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomiye ulaştık. Şunu küresel ekonomiyi ve siyaseti takip eden herkes çok net görüyor: Dünya nasıl aynı dünya, bölgemiz nasıl aynı bölge değilse, Türkiye de artık eski Türkiye değil. Ekonomisiyle, savunma sanayisiyle, askeri kapasitesiyle; ulaştırma, enerji, sağlık altyapısıyla; beşeri sermayesi ve diplomatik imkanlarıyla bugün çok farklı, çok güçlü bir Türkiye var" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
24 Nisan 2026 Cuma - 17:24 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İhracatı ülkemizin tümüne güçlü bir şekilde yaymak temel hedefimizdir. Ayrıca yüksek katma değerli ve rekabetçi ihracat parolasıyla pazarlarımızı ve ürünlerimizi çeşitlendiriyoruz. Bu amaçla yüzde 25 olan genel kurumlar vergisi oranımızı ihracatçılara 5 puan, imalatçılara ilave 1 puan indirimli uygulamaktaydık. Şimdi daha radikal bir adım atarak özellikle imalatçı ihracatçılarımızda bu vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz. Diğer ihracatçı kurumlarımız için de yüzde 14’e çekiyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için Güçlü Merkez Toplantısı vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Toplantımızın ve burada alacağımız kararların ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu önemli buluşmaya vesile olan herkese teşekkür ediyorum. Bölgemiz ve dünya ekonomisi son dönemin en sarsıntılı, en belirsiz günlerini yaşıyor. İş ve ekonomi çevrelerimiz başta olmak üzere hemen herkes bir taraftan gün aşırı değişen atmosferi takip ederken, diğer taraftan yoğun sis bulutu arasında yolunu ve yönünü bulmaya çalışıyor. Çatışmaların olumsuz etkisi enerjinin yanı sıra üretim, ticaret, turizm ve ulaşım gibi pek çok sektörde derinden hissediliyor. Haftada birkaç defa değişen akaryakıt fiyatlarından koronavirüs günlerini andıran kısıtlamalara kadar geniş bir yelpazede bunu görüyoruz. Her ne kadar ateşin harı sönmüş olmakla birlikte ne bölgemiz ne de dünya, gerilimin geleceğine dair yüzde yüz emin olamıyor. İsrail gibi savaşın fitilini tekrar ateşlemeye çalışan odaklara rağmen ihtiyatlı bir iyimserlikle hep beraber süreçleri takip ediyoruz. Sadece bununla kalmıyor, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve adil barışa giden yolun açılması için elimizden geleni yapıyoruz. Şahsımız bir yandan, bakan arkadaşlarımız diğer yandan görüşmelerimizi sürdürüyoruz. İnşallah netice alana kadar dost ve kardeş ülkelerimizle iş birliği içerisinde çabalarımızı devam ettireceğiz. Şurası bir gerçek ki artık ne bölgemiz ne de dünya eskiye dönebilir. Böylesine büyük bir sarsıntının sebep olduğu kırılmaların yansımaları zaman geçtikçe daha net görülecektir" dedi. "Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlıyız" "Türkiye en büyük güvenlik krizini başarıyla yöneterek bölgesinin istikrar adası olduğunu bir kere daha teyit ve tescil etmiştir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Global ekonomik düzeni ve değer zincirlerini yeniden şekillendiren bu savaş, ülkemizi küresel ekonomik istikrarın kilit taşı haline getirmiştir. Yıllardır Türkiye’yi doğu-batı ve kuzey-güney arasında bir köprü olarak tarif eden tanımların yetersizliği yine bu süreçte görülmüştür. Ortaya çıktı ki ülkemiz salt bir köprü veya enerji koridoru değil, bölgedeki enerji ve ticaret koridorlarının vazgeçilmez üssüdür. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim bir gerçeğin altını tekrar çiziyorum. Türkiye kabuk değiştiren ve çok kutupluluğa doğru evrilen dünyanın yeni kutup başlarından biri olmaya en güçlü namzettir. Bunu hem biz görüyoruz hem de dost, komşu ve rakiplerimiz görüyor. Ülkemizi yeni döneme hazırlayacak stratejileri şimdiden planlıyor, altyapısını kuruyor, en küçük bir boşluk bırakmıyoruz. Bu minvalde rekabet gücümüzü artıracak, sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlayacak yatırım ortamını güçlendirmek suretiyle uluslararası doğrudan yatırımları destekleyecek hukuki, idari, mali ve kurumsal adımları atıyoruz. Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlıyız. Yakında Meclisimize sunacağımız kapsamlı düzenlemeyle ülkemizin çekim gücünü çok daha ileri taşıyacağız. İstanbul Finans Merkezimizin çalışmalarına 2009 yılında başlamış, burada küresel piyasalarla uyumlu ve uluslararası alanda hizmet ihraç edebilen bir finans sektörünün oluşmasını hedeflemiştik. Geldiğimiz noktada İstanbul Finans Merkezi 17 sene önce öngördüğümüz hedeflere doğru emin adımlarla ilerliyor. Şimdi bu konuda yeni bir adım atıyoruz. Yapacağımız düzenlemelerle İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren kurumlara sağlanan vergi avantajını genişletiyoruz" şeklinde konuştu. ’Tek Durak Büro’ Uygulaması Uygulanacak ‘Tek Durak Büro’ uygulaması hakkında konuşan Erdoğan, "Transit ticaret veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda mevcut yüzde 50’lik indirim oranını yüzde 100’e çıkarıyoruz. Böylece bahse konu faaliyetlerden elde edilen kazançtan kurumlar vergisi almayacağız. Bu teşviki ilk defa İstanbul Finans Merkezi dışına da yayıyoruz. İstanbul Finans Merkezi dışında da transit ticaret faaliyetlerinde bulunanların bu kazançlarının yüzde 95’ini vergi dışı bırakıyoruz. Bir diğer önceliğimiz, küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşımalarını teşvik etmektir. Bu şirketlerin yurt dışı operasyonlarını Türkiye’den yöneterek elde ettikleri kazançlara güçlü bir vergi avantajı sağlıyoruz. Böylece önümüzdeki 20 sene boyunca İstanbul Finans Merkezi içinde elde edilen kazançların yüzde 100’ü, bunun dışında elde edilenin ise yüzde 95’i kurum kazancından indirilebilecek. Keza buralarda çalışan nitelikli çalışanlara belli şartlarla ücret istisnası getiriyoruz. Bir başka önemli adımımız, büyük ölçekli ve nitelikli uluslararası doğrudan yatırım süreçlerinin tek merkezden yürütülmesidir; yani Tek Durak Büro. Bu uygulamayla yatırım süreçlerinin sadeleştirildiği, hızlı ve dijital destekli yatırımcı dostu bir yapı kuruyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi koordinasyonunda, ilgili kurum ve kuruluşlarımızdan yetkililer Tek Durak Büro’da görev yapacak. Bu yapı sayesinde şirket kuruluşundan çalışma ve ikamet izinlerine, vergi ve SGK işlemlerinden İŞKUR süreçlerine, arazi, teşvik ve ÇED izinlerine kadar tüm işlemler tek bir merkezden kolayca takip edilebilecek. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum" ifadelerini kullandı. "İmalatçı ihracatçılarımızda bu vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz" İhracatçı firmalara uygulanacak vergi indirimlerine değinen Erdoğan, "Bizim ihracata verdiğimiz önemi hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Hükümetlerimiz döneminde yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı desteklemek amacıyla sayısız düzenlemeler yaptık. İhracatı ülkemizin tümüne güçlü bir şekilde yaymak temel hedefimizdir. Ayrıca yüksek katma değerli ve rekabetçi ihracat parolasıyla pazarlarımızı ve ürünlerimizi çeşitlendiriyoruz. Bu amaçla yüzde 25 olan genel kurumlar vergisi oranımızı ihracatçılara 5 puan, imalatçılara ilave 1 puan indirimli uygulamaktaydık. Şimdi daha radikal bir adım atarak özellikle imalatçı ihracatçılarımızda bu vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz. Diğer ihracatçı kurumlarımız için de yüzde 14’e çekiyoruz. Yine ihracat kadar kritik olan bir diğer konu, ülkemize döviz kazandırıcı teşviklerdir. Bu noktada vergi kanunlarımızda çok sayıda düzenleme var; şimdi bunlara inşallah yenilerini ekleyeceğiz. Yurt dışında yaşayan ve son 3 yılda ülkemizde vergi mükellefi olmayan kişilerin ülkemize gelmeleri halinde 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelir ve kazançları için Türkiye’de vergi almayacağız. Yalnızca varsa ülke içi gelirlerini vergilendireceğiz. Türkiye’de bu kişiler için veraset yoluyla intikal vergisini yüzde 1 olarak uygulayacağız" diye belirtti. Gençleri nitelikli bir şekilde yarına hazırladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstikbalimizin teminatı olan gençlerimizin önünü her alanda açmaya, onları yarının dünyasına en nitelikli şekilde hazırlamaya çalışıyoruz. Dünya yapay zekanın ve ileri teknolojilerin lokomotifliğini üstlendiği yeni bir üretim modeline doğru hızla yol alıyor. Gençlerimizin mimarlık, mühendislik ve yazılım gibi yeni dönemin yükselen sektörlerinde elde ettikleri başarılarla gurur duyuyoruz. Bu alanlarda çalışan ve yurt dışındaki müşterilere hizmet veren girişimci mükelleflerimizin yurt dışı kazançlarının yüzde 80’inden vergi almıyorduk. Şimdi de bu kazançların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilmesine imkan sağlıyoruz. Böylelikle yurt dışında şirket kurmuş veya kurulmuş bir şirkete ortak olmuş müteşebbislerimizin kazandıklarını ülkemize getirmelerini teşvik ediyoruz. Atacağımız bir diğer stratejik adım Türkiye’yi start-up ve girişim sermayesi ekosisteminde bölgesel bir çekim merkezine dönüştürmektir" diye konuştu. "Şirket kuruluş ve yönetim süreçlerini esnek hale getiriyoruz" Dijital şirket uygulamasıyla şirket kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlı ve esnek hale getirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çalışanlar için hisse opsiyonu teşviklerini daha etkin ve cazip bir yapıya kavuşturuyoruz. Hisseye dönüştürülebilir borçlanma mekanizmalarını sadeleştirmek suretiyle finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. Ayrıca Terminal İstanbul projesinin ilk aşamasını devreye alarak güçlü bir girişimcilik altyapısı oluşturuyoruz. Son olarak ülkemiz için stratejik önem taşıyan büyük ölçekli ve nitelikli yatırımlar için öngörülebilirliği pekiştirecek adımları hayata geçiriyoruz. Yatırım kararlarından sonraki dönemlerde yapılan vergi düzenlemelerinin etkisini en aza indirmek ve makul geçiş süreçleri tanımlamak üzere proje bazında güvence sağlayacağız. Bunlar da hayırlı uğurlu olsun diyorum. Genel çerçevesini çizdiğimiz hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemelerin detaylarını inşallah ekonomi yönetimimiz iş dünyamızla ve yatırımcılarımızla paylaşacak. Ardından süratle Meclis boyutundaki çalışmalar başlayacak. Şunu burada sizlerin ve tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini isterim. Kimsenin en küçük bir tereddüdü olmasın" dedi. "Türkiye eski Türkiye değil, çok daha güçlü bir Türkiye var" Türkiye’nin önün de ufkunun da yolunun da açık olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Dönemsel sıkıntılar, dış şartlardan kaynaklı dalgalanmalar elbette olabilir. Küresel ekonomiyi etkileyen fırtınaların esintilerinin bize de gelmesini gayet doğal karşılamak gerekir. Fakat öncekilerle karşılaştırıldığında Türkiye ekonomisi daha büyük şokları absorbe edecek güce, kapasiteye ve mukavemete hamdolsun kavuşmuştur. Son 23 yılda küresel ve bölgesel krizlerden alnımızın akıyla çıktık. Darbe girişimleri dahil nice badirelerin üstesinden başarıyla geldik. Tüm karamsar senaryolara, tüm karalama kampanyalarına rağmen 238 milyar dolarlık ekonomiden bugün 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomiye ulaştık. Şunu küresel ekonomiyi ve siyaseti takip eden herkes çok net görüyor: Dünya nasıl aynı dünya, bölgemiz nasıl aynı bölge değilse, Türkiye de artık eski Türkiye değil. Ekonomisiyle, savunma sanayisiyle, askeri kapasitesiyle; ulaştırma, enerji, sağlık altyapısıyla; beşeri sermayesi ve diplomatik imkanlarıyla bugün çok farklı, çok güçlü bir Türkiye var" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Bakan Tekin: "Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi"
24 Nisan 2026 Cuma - 16:33 Bakan Tekin: "Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi. Bu geleneğin en bariz noktalarından bir tanesi, Türkistan’daki ilk Türk devletlerinde başlayan sıkıntılı dönemlerde önemli devlet işlerinin toplumda istişare edildiği bir gelenek üzerine inşa edilmesi" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışının 106. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen programa katıldı. Program öncesi Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde cuma namazını kılan Bakan Tekin, daha sonra beraberindeki öğrencilerle birlikte mehter takımı eşliğinde 1. TBMM Binası’na yürüyüş gerçekleştirdi. Tarihi Meclis binası önünde düzenlenen törende, dualar eşliğinde TBMM’nin açılışını temsilen kurdele kesimi yapıldı. Programa katılan öğrenciler, o günün ruhunu yaşatmak amacıyla düzenlenen etkinliklerde aktif rol aldı. Etkinlikler kapsamında ayrıca temsili olarak Meclis oturumu gerçekleştirildi. Öğrencilerin söz aldığı oturumda milli egemenliğin önemi vurgulanırken, 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesinin anlamı bir kez daha hatırlatıldı. Programda konuşan Bakan Tekin, geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarının tekrarının yaşanmaması temennisinde bulundu. Gazi Meclis’in birçok zorluklarla açıldığını dile getiren Bakan Tekin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bu Meclis için tüm varını yoğunu verdiğini sözlerine ekledi. "Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi" Türk devletlerinde önemli problemlerin halk ile istişare edildiğini ve bu durumun ilk Türk devletlerinden beri var olduğunu belirten Bakan Tekin, "Geçtiğimiz hafta yaşadığımız olayda kaybettiğimiz öğretmenimiz ve öğrencilerimizi anmamız lazım. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Şu anda hastanelerde tedavisi devam eden kardeşlerimize Allah’tan şifa ediyorum. Yakınlarına Allah’tan sabır diliyorum. İnşallah bu tür olayları tekrar yaşamayız. Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi. Bu geleneğin en bariz noktalarından bir tanesi Türkistan’daki ilk Türk devletlerinden başlayan sıkıntılı dönemlerde önemli devlet işlerinin toplumda istişare edildiği bir gelenek üzerine inşa edilmesi. İslamiyet’in kabulü sonrasında ise arkamda yazılı olan ayet-i kerimede buyurulduğu şekilde, devlet yönetiminde yönetilenlerle istişare ederek devlet yönetiminin daha etkin olacağı, bu şekilde yapılması gerektiği buyurulmuştur" diye konuştu. "Eski Türk devletleri de bizim devletimiz, Osmanlı Devleti de bizim devletimiz" Türkiye’nin bağımsızlığına ve birliğine yardım eden herkesin ayrı bir rolü olduğunu ve hepsini minnetle anmak gerektiğini vurgulayan Bakan Tekin, "Eski Türk devletleri de bizim devletimiz, Osmanlı Devleti de bizim devletimiz. Osmanlı devlet adamları da bizim devlet adamlarımız, Kurtuluş Savaşı’nı yürüten Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları da bizim devlet önderlerimiz. Bu ülkeye, bu ülkenin bağımsızlığına, bu ülkenin egemenliğine katkı veren herkesi ayrım gözetmeksizin hayırla yad etmemiz gerekiyor. Bize düşen şey de bu birlikteliği, bu devamlılığı gelecek kuşaklara aksettirecek, gelecek kuşakların da bu devamlılığa sahip çıkmasını sağlayacak bir eğitim-öğretim ortamı oluşturmak. Nisan ayında ‘Maarif’in Kalbinde Çocuk’ etkinlikleriyle kastettiğimiz şey, bu etkinliklerle ilgili illere gönderdiğimiz genelgelerde ve uygulamalardaki kılavuzlarda bu devamlılığı sağlayacak, çocuklarımızın milli egemenliğe, başta bayrak olmak üzere değerlerimize sahip çıkacak etkinlikler içerisinde bulunması ve bu şuurla yetişmesi bizim birinci önceliğimiz. İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde milli birliğimizin, beraberliğimizin, dayanışma ve yardımlaşma duygularımızın ne kadar önemli ve gerekli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Hepimizi ayrım gözetmeksizin bu değerlere sahip çıkmaya, bu değerlere sahip çıkacak etkinliklerde bulunmaya davet ediyorum" şeklinde konuştu.
Bakan Çiftçi: "Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir"
24 Nisan 2026 Cuma - 16:26 Bakan Çiftçi: "Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Özellikle gençlerimiz arasında hızla yayılan dijital bağımlılık; sosyal medya, oyun ve kontrolsüz internet kullanımı üzerinden zamanın, dikkatin ve hatta kimliğin aşındığı bir zaman dilimindeyiz. Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bir dizi ziyaret ve açılışlara katılmak üzere geldiği Rize’de Valiliği ziyareti sonrasında Rize Sahil Camii’nde cuma namazını kıldı. Bakan Çiftçi, ardından Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç ve Rize Valisi İhsan Selim Baydaş ile birlikte Yeşilay Yaşam Kampüsü’nün açılışına katıldı. Açılışta konuşan Çiftçi, bugün artık cebe taşınan, evin içine kadar giren ekranın oluşturduğu bağımlılığa vurgu yaptı. Bakan Çiftçi, "Özellikle gençlerimiz arasında hızla yayılan dijital bağımlılık; sosyal medya, oyun ve kontrolsüz internet kullanımı üzerinden zamanın, dikkatin ve hatta kimliğin aşındığı bir zaman dilimindeyiz. Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir. Aileyi etkiler, eğitim hayatını sekteye uğratır, suça zemin hazırlar ve nihayetinde toplumun huzurunu tehdit eder. Yeşilay, yüz yılı aşkın köklü geçmişiyle bu mücadelenin en önemli yapı taşlarından bir tanesidir. Önleme, farkındalık ve rehabilitasyon alanlarında yürüttüğü çalışmalarla sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da örnek gösterilen bir model ve çalışmalar ortaya koymaktadır. Yeşilay Danışmanlık Merkezleri, eğitim programları, gençlik faaliyetleri ve bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz kampüsler, bağımlılıkla mücadelede insan odaklı, bütüncül ve sürdürülebilir bir yaklaşımın neticesidir. Yeşilay yalnızca bağımlılıkla mücadele eden bireyleri değil, onların ailelerine de destek vermekte, rehberlik etmektedir. Bugün Rize’de muhterem Cumhurbaşkanımızın memleketinde açılan bu kampüs de işte bu anlayışın bir tezahürüdür. Burada gençlerimiz bilinçlenecek, destek alacak, sosyal ve kültürel faaliyetlerle güçlenecek ve hayata daha sağlam adımlarla hazırlanacaktır inşallah" diye konuştu. Dijital dünyada artan tehditlere karşı siber devriye "İçişleri Bakanlığı olarak bizler de bağımlılıkla mücadeleyi çok boyutlu bir yaklaşımla ele alıyoruz" diyen Bakan Çiftçi, "Bir yandan güvenlik güçlerimizle uyuşturucu üretimi, ticareti ve dağıtımına karşı kesintisiz operasyonlar yürütürken, zehir tacirlerine de göz açtırmıyoruz. Diğer yandan özellikle gençlerimizi hedef alan risklere karşı önleyici çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Emniyet ve jandarma birimlerimiz aracılığıyla okullarımızda, mahallelerimizde ve üniversitelerimizde bilgilendirme faaliyetleri yürütüyor, ailelerimize rehberlik ediyoruz. Dijital dünyada artan tehditlere karşı siber devriyelerimizle çocuklarımızı ve gençlerimizi korumaya yönelik çalışmalarımızı da her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Ayrıca diğer bakanlıklarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızla iş birliği içerisinde rehabilitasyon, sosyal uyum ve yeniden topluma kazandırma süreçlerini de destekliyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Çiftçi, dualarla yapılan açılışın ardından Yeşilay Yaşam Kampüsü’nü gezerek, yetkililerden bilgi aldı.
Bakan Mustafa Çiftçi: "Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir"
24 Nisan 2026 Cuma - 16:24 Bakan Mustafa Çiftçi: "Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, gençlerimiz arasında hızla yayılan dijital bağımlılığın sosyal medya, oyun ve kontrolsüz internet kullanımı üzerinden zamanın, dikkatin ve hatta kimliğin aşındığı bir zaman diliminde olduğumuzu belirterek "Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bugün bir dizi ziyaret ve açılışlara katılmak üzere Rize’ye geldi. Rize Valiliği’ni ziyareti sonrasında Rize Sahil Camii’nde Cuma Namazı’nı kılan Bakan Mustafa Çiftçi ardından Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç ve Rize Valisi İhsan Selim Baydaş ile birlikte Yeşilay Yaşam Kampüsü’nün açılışına katıldı. Açılışta konuşan Bakan Mustafa Çiftçi, bugün artık sadece sokakta karşılaşılan bir tehlikeden değil, cebimizde taşıdığımız bir cihazın, evimizin içine kadar giren bir ekranın oluşturduğu bağımlılığa vurgu yaptı. Bakan Çiftçi "Özellikle gençlerimiz arasında hızla yayılan dijital bağımlılık; sosyal medya, oyun ve kontrolsüz internet kullanımı üzerinden zamanın, dikkatin ve hatta kimliğin aşındığı bir zaman dilimindeyiz. Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir. Aileyi etkiler, eğitim hayatını sekteye uğratır, suça zemin hazırlar ve nihayetinde toplumun huzurunu tehdit eder. Yeşilay, yüz yılı aşkın köklü geçmişiyle bu mücadelenin en önemli yapı taşlarından bir tanesidir. Önleme, farkındalık ve rehabilitasyon alanlarında yürüttüğü çalışmalarla sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da örnek gösterilen bir model ve çalışmalar ortaya koymaktadır. Yeşilay Danışmanlık Merkezleri, eğitim programları, gençlik faaliyetleri ve bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz kampüsler; bağımlılıkla mücadelede insan odaklı, bütüncül ve sürdürülebilir bir yaklaşımın neticesidir. Yeşilay yalnızca bağımlılıkla mücadele eden bireyleri değil, onların ailelerine de destek vermekte, rehberlik etmektedir. Bugün Rize’de, Muhterem Cumhurbaşkanımızın memleketinde açılan bu kampüs de işte bu anlayışın bir tezahürüdür. Burada gençlerimiz bilinçlenecek, destek alacak, sosyal ve kültürel faaliyetlerle güçlenecek ve hayata daha sağlam adımlarla hazırlanacaktır inşallah" diye konuştu. Dijital dünyada artan tehditlere karşı siber devriye "İçişleri Bakanlığı olarak bizler de bağımlılıkla mücadeleyi çok boyutlu bir yaklaşımla ele alıyoruz" diyen Çiftçi "Bir yandan güvenlik güçlerimizle uyuşturucu üretimi, ticareti ve dağıtımına karşı kesintisiz operasyonlar yürütürken zehir tacirlerine de göz açtırmıyoruz. Diğer yandan özellikle gençlerimizi hedef alan risklere karşı önleyici çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Emniyet ve jandarma birimlerimiz aracılığıyla okullarımızda, mahallelerimizde ve üniversitelerimizde bilgilendirme faaliyetleri yürütüyor, ailelerimize rehberlik ediyoruz. Dijital dünyada artan tehditlere karşı siber devriyelerimizle çocuklarımızı ve gençlerimizi korumaya yönelik çalışmalarımızı da her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Ayrıca diğer bakanlıklarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızla iş birliği içerisinde rehabilitasyon, sosyal uyum ve yeniden topluma kazandırma süreçlerini de destekliyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Mustafa Çiftçi, yapılan açılışın ardından Yeşilay Yaşam Kampüsü’nü gezerek yetkililerden bilgi aldı.
Başkan Albayrak’tan eski Eskişehir Hava Hastanesi arazisi eleştirilere tepki
24 Nisan 2026 Cuma - 16:23 Başkan Albayrak’tan eski Eskişehir Hava Hastanesi arazisi eleştirilere tepki AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, eski Eskişehir Hava Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alınasına yönelik eleştirilere tepki göstererek, "Eskişehir Şehir Hastanesi’nin 200 metrelik bağlantı yolunu dahi yapamayan CHP zihniyetinin bu konularda yorum yapmaya yüz bulmaları ironiktir" diye belirtti. Albayrak, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, Resmî Gazete’de yayımlanan ve Türkiye genelindeki 71 farklı taşınmazı kapsayan genel planlamayı, bağlamından kopararak sanki yalnızca Eskişehir’e özgü bir kararmış gibi sunmanın art niyetli bir yaklaşım olduğunu belirtti. Başkan Gürhan Albayrak, "Kendi belediyelerindeki yönetim zafiyetlerini, ESKİ’deki sahte evrak skandalını ve meclis kararlarını hiçe sayarak vatandaşın cebine dokunan usulsüzlükleri örtbas etmek için "suçluluk psikolojisiyle" sesini yükseltenlerin algı operasyonları, gerçeklerin duvarına çarpmaya mahkumdur. Söz konusu kararın 4. maddesi hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır: Elde edilecek tüm gelir, yine Sağlık Bakanlığı’nın yeni tesis ve yenileme yatırımları için kullanılacaktır. Yani iddia edildiği gibi bir "kayıp" değil, Eskişehir’i ve ülkemizi sağlıkta bir üst lige taşıyacak yeni yatırımların finansmanı söz konusudur. Eskişehir’e Şehir Hastanesi ve Yunus Emre Devlet Hastanesi gibi dev eserler kazandıran bir irade olarak; sağlık alanlarını güçlendirme çabasını "satış" diye yaftalanması en hafif tabirle samimiyetsizliktir. Eskişehir Şehir Hastanesi’nin 200 metrelik bağlantı yolunu dahi yapamayan CHP zihniyetinin bu konularda yorum yapmaya yüz bulmaları ironiktir. Sağlık Bakanlığımız ile gerçekleştirdiğimiz görüşmeler neticesinde; Hava Hastanesi, Sivrihisar ve Mihalıççık ilçelerimizdeki tesislerimize dair herhangi bir aksaklık veya mağduriyet söz konusu değildir. Kamuoyuna yansıtılmaya çalışılan ’satış’ iddiaları tamamen asılsız olup, tüm süreç şeffaflık ve kamu yararı esasıyla yürütülmektedir. Biz eser üretmeye, Eskişehir’in her bir karışına değer katmaya devam ederken; bu "cambaza bak" siyasetine hemşehrilerimizin karnının tok olduğunu biliyoruz. Eskişehir’in hakkını korumak, algı operasyonlarıyla değil, bu şehre gerçek ve kalıcı eserler kazandırmakla olur. Kıymetli hemşehrilerimiz müsterih olsun; Eskişehir’in sağlık geleceği, dün olduğu gibi bugün de emin ellerdedir" ifade etti.