Son Dakika
|
e-Devlet'i kopyalayıp TOKİ vurgu yaptılar
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Marmaris’te şiddetli fırtına etkili oluyor
Pakistan: "İran, Pakistan bandıralı 20 geminin Hürmüz'den geçmesine izin verdi"
Duran: "Geliştirdiğimiz kapasiteleri savunma sanayii dahil birçok ülkeyle paylaşmakta hiçbir mahzur görmüyoruz"
Kosova - Türkiye maçını Michael Oliver yönetecek
Kerkük Havalimanı'nda Haşdi Şabi'ye ait merkeze hava saldırısı: 2 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Becirovic ile bir araya geldi
San Salvador’daki Türkiye Parkı kapılarını ziyaretçilere açtı
POLİTİKA
CHP Genel Başkanı Özel "Benim Adım Özgürlük" programına katıldı
29 Mart 2026 Pazar - 08:46:41
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da düzenlenen "Benim Adım Özgürlük: Sanatın, Sözün ve Özgürlüğün Buluşması" etkinliğine katıldı. CHP, Küçükçekmece’de "Benim Adım Özgürlük: Sanatın, Sözün ve Özgürlüğün Buluşması" etkinliği düzenledi. Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB’nin tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu ile birçok sanatçı ve vatandaş katıldı. Programda çeşitli gösteriler sahnelendi ve şarkılar söylendi. "Sözünü sakınmayan cesur sanatçılara, akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine teşekkür ediyorum" Programda bir konuşma yapan CHP Genel Başkanı Özel, "Bir yılda 100 eylemde buluştuk. Partinin her bir otobüsü 100 bin kilometre yol yaptı. 100 eyleme katılanların sayısı 16 milyona dayandı. Bugün de mücadelemizin 374’üncü gününde bir dost meclisindeyiz. Dilimizde özgürlüğe, aydınlık yarınlara dair şiirler var, şarkılar var. Milli iradeye, yani millete savaş açanlar onlar, kul hakkına girenler onlar, tarihe darbeci olarak geçecek olanlar onlar. Bu millet çok kara kışlar gördü, çok dar yollardan geçti. Her darbede sanatçılar, gazeteciler, aydınlar hedef oldu. Gün oldu tutuklandılar, gün oldu işkencelerden geçtiler ama dik durmaktan, kalemi ve sözü savunmaktan vazgeçmediler. Bugün hapiste olan Merdan Yanardağ’ı, Alican Uludağ’ı, İsmail Arı’yı hasretle ve özlemle kucaklıyorum. Nice siyasetçi, aydın, akademisyen, sivil toplum temsilcisi gibi bugün de kalemini satmayan gerçek gazetecilere, sözünü sakınmayan cesur sanatçılara, akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine teşekkür ediyorum. Önümüzde bakır taslar güneş dolu. Dostların arasındayız, güneşin sofrasındayız. Bütün sanatçılarımızı, Dilek Hanım’ı, İl Başkanımızı, Büyükşehir Belediye Başkanımızı, ilçe belediye başkanlarımızı, biraz önce çıkan tüm ilçe başkanlarımızı bu kez kadın ve gençlik kollarıyla birlikte buraya çağırıyorum. Dostların arasındayız, umudun sofrasındayız" şeklinde konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 00:25
Kırkağaç Şoförler Odası’nda yeni başkan Talha Küçük
Manisa Kırkağaç Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası seçimi büyük heyecana sahne oldu. 82 oy alan Talha Küçük, 1 oy farkla yeni başkan olurken; İsmail Akkaş 81 oy, Tuncay Aslan 39 oy, Ahmet Baksi 20 oy ve Erdal Sevgen de 20 oy aldı. Belediye Kültür Merkezi’nde düzenlenen seçime çevre ilçelerden oda başkanları ile vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan seçimde tüm adaylar kendilerini tanıtıp üyelerden destek istedi. Daha sonra oy verme işlemine geçildi. 318 üyeden 242’si oy kullanırken, 5 oy geçersiz sayıldı. Seçimi 82 oy alan Talha Küçük, 4 yıldır başkanlık görevini yürüten Tuncay Aslan’dan görevi devraldı. Küçük’ün yönetim kurulu üyeleri şu isimlerden oluştu: Ayhan Ceylan, Nazim Akar, Muharrem Can Aran, Serkan Genişyürek, Talha Erdemli, Ali Aksoy. Denetim Kurulu ise Mustafa Küçükbodur, Mücahit Çiftçi ve Mustafa Bengi’den oluştu. İHA muhabirine konuşan yeni Başkan Talha Küçük, "Tüm değerli üyelerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Amacım, şoför ve galerici esnafımızın haklarını güçlü şekilde savunan bir oda oluşturup üyelerimizin sorunlarını hızlı çözen bir yönetim anlayışı kurmak. Ayrıca mesleklerimizin saygınlığını daha da yükseltip odamızı birlik ve dayanışmanın merkezi hâline getirmek. Bu oda bir kişinin değil, tüm esnafımızın odasıdır." dedi.
28 Mart 2026 Cumartesi - 22:36
İletişim Başkanı Duran: "Geliştirdiğimiz kapasiteleri savunma sanayii dahil birçok ülkeyle paylaşmakta hiçbir mahzur görmüyoruz"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, çevresindeki birçok bölgedeki politikalarına, Balkanlar’dan Afrika’ya, Orta Asya’ya, Orta Doğu’ya kadar birçok alanda istikrarı ve güvenliği öncelediği gibi iş birliğini de yine öncelemektedir. Geliştirdiğimiz kapasiteleri savunma sanayii dahil birçok ülkeyle paylaşmakta hiçbir mahzur görmüyoruz. Geçmişte Türkiye ile aynı şekilde paylaşılmayan, müttefiklerimizin bile bizimle paylaşmadığı kapasiteleri biz güvenliği, istikrarı sağlamak için birçok ülkeyle paylaşıyoruz. Buradaki amaç elbette bir bölgesel barışın, bir bölgesel iş birliğinin sağlanmasıdır" dedi.
28 Mart 2026 Cumartesi - 19:15
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Deniş Becirovic ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Deniş Becirovic ile görüştü
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Mart 2026 Cuma- 20:34
Akçadağ Küçük Sanayi Sitesi’nin arazi sorunu çözülüyor
2
27 Mart 2026 Cuma- 18:15
Bakan Gürlek, Prusias Ad Hypium Antik Kenti’ne hayran kaldı
3
28 Mart 2026 Cumartesi- 12:09
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan bölge ülkelerine uyarı: "Bütün dünya savaşın bedelini ödüyor, bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor"
4
27 Mart 2026 Cuma- 23:14
Bakan Fidan: "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır"
5
27 Mart 2026 Cuma- 19:58
İstanbul’da Trabzon Tanıtım Günleri başladı
09 Aralık 2025 Salı - 16:59
Emine Erdoğan "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programının açılışında konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır." dedi. Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" programına katıldı. İletişim Başkanlığına gelişinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından karşılanan Emine Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilerin fotoğraflarının yer aldığı alanı gezdi. Programda konuşan Emine Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle katılımcıları buluşturan İletişim Başkanlığına teşekkür etti. Filistinli gazeteci ve muhabirlerin yanı sıra Filistinli yönetmen Basel Adra’yı da misafir etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Emine Erdoğan, "Kıymetli kardeşim, öncelikle bilin ki siz, Türkiye’de yabancı bir ülkede değil, kendi evinizdesiniz. Burada misafir değilsiniz, ailenizle birliktesiniz. ’Başka Toprak Yok’ belgeseliniz, Oscar ve Berlin başta olmak üzere birçok film festivalinde ödül aldı. Ama siz çok daha büyük bir ödülün de sahibisiniz. O da tarihe bir hakikat savaşçısı olarak geçmenizdir. Belgeseliniz, Filistin davası gibi kelimelerin anlatmakta aciz kaldığı acılara ve onurlu Filistin halkının direniş mücadelesine tercüman oldu. İki senedir canlı yayında tüm dünyanın izlediği soykırımın yeni ve Gazze ile sınırlı olmadığını Filistin’in her karış toprağında bir asra yakın zamandır devam ettiğini uluslararası topluma duyurdunuz. Bu süreçte yaşadığınız zorlukları da biliyorum. Azminizden ve cesaretinizden dolayı sizi ve ekip arkadaşlarınızı yürekten kutluyor ve alkışlıyorum." diye konuştu. Bugün unutmamak ve şahit olduklarını konuşmak için bir arada olduklarını söyleyen Emine Erdoğan, hatırlamanın en büyük direniş olduğunu ifade etti. Emine Erdoğan, İsrail’in 2 yılda yaklaşık 300 gazeteciyi katlettiğini anımsatarak bunların 37’sinin kadın olduğunu aktardı. Filistin’de şehit olanlar için Fatiha okudu Sözlerine bu cesur 37 kadından biri olan Selma Muheymer’i anarak başlamak istediğini belirten Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "O hem bir gazeteci hem de 31 senelik hayatını İsrail bombardımanlarının ve insanlık dışı ambargoların gölgesinde yaşamış bir kadın ve anneydi. 2023’te 3 yıldır uzak kaldığı ailesini görmek ve daha bir yaşındaki oğlu Ali’yi onlarla tanıştırmak için Gazze’ye gitti. İsrail’in hava saldırısında evleri yerle bir edildi ve oğlu Ali, annesi, babası ve 4 kardeşi ile birlikte acımasızca öldürüldü. Selma kardeşimiz, sosyal medyada yaptığı son paylaşımında şunları söylemişti: ’Biz yok olursak ve hakkımızda haber alınamazsa dua bizi bir arada tutar.’ Şimdi gelin, bu vasiyeti yerine getirelim ve Filistin’de şehit olan tüm kardeşlerimizin ruhları için bir Fatiha okuyalım. Amin." Emine Erdoğan, insanın, derdi, kederi "dağ" gibi olduğunda hal hatır soranlara "Hangi birini anlatayım?" dediği anlar olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "İşte Filistin’den bahsetmek de bizler için böyle derin bir kalp yarasıdır. Hangi birini anlatalım? Çocukları öldürünce bayram yapan insanlığın yüzkarası siyonistleri mi? Üflesek uçacak çadırların bombalanmasını mı? Annesiz uyuyamadıkları için geceleri mezarlıkta, annelerinin mezarlarının üzerine kapanarak uyuyan çocukları mı? Açlıkla, susuzlukla geçen günleri mi? Bir deri, bir kemik kalmış çocukların, kendilerinden daha ağır un çuvallarını taşıyarak çıplak ayak yürüdükleri, ölümün kol gezdiği, upuzun yolları mı? Öleceğinden emin olan Filistinlilerin, her göz göze geldiklerinde birbirlerinden helallik istemelerini mi? Ve bunu Filistinlilere mahsus o vakur tebessümle yapışlarını mı? Yoksa enkazların tozuna toprağına karışan mezarsız ve kimliksiz naaşlara sayısız kere şahit oldukları için ’Onurumla gömülmek istiyorum’ diye haykırışlarını mı?" Bu cümleleri kurarken duygulanan Emine Erdoğan, "İsrail zulmü, 70 yılı aşkın süredir ’Bu kadarına kimse cüret edemez’ denilen her kötülüğe cüret edilebildiğini, ’aşılamaz’ denilen her sınırın aşılabildiğini gösterdi. İşte bu yüzden en çok kalemden, fotoğraf makinelerinden ve mikrofonlardan korkuyorlar." dedi. İsrail’in, gerçeğin insanlara ulaşan tüm yollarını tıkamak istediğini kaydeden Emine Erdoğan, "Hakikati de abluka atına alıyorlar. Basın mensuplarını korumaları gerekirken uluslararası hukuk ve normları hiçe sayıp bilhassa onlara saldırıyorlar. Düşünün ki İsrail ordusu, Filistinli gazetecileri sindirmek için evlerini bombaladı. Onları aileleriyle, komşularıyla birlikte yok etti. En güvenli yer olması gereken hastane avlularında bile insansız hava araçlarıyla gazetecileri öldürdü. Öldüremediklerini tarihin gördüğü en büyük kötülüklerin üretim merkezi olan hapishanelerinde ölüme terk etti. İsrail, hakikatin dünyaya ulaşmasını engellemek için sistematik bir saha infaz politikası uyguladı. Yetmedi, öldürdükleri gazetecileri, ’terörist’ ilan edip cinayetlerini aklamaya çalıştı. Al Jazeera gibi ulusal medya organlarının ofislerini ’ulusal tehdit’ diyerek kapattı." diye konuştu. "Bilgiyi çarpıtarak, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor" Emine Erdoğan, bütün bu örneklerin yeni bir gerçeği gösterdiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "O da bilginin şiddete dönüştürülebilmesidir. Bilgiyi saklayarak, çarpıtarak, dezenformasyona çevirerek, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor. Enformasyon üzerinde güçlü bir tahakkümü olan bazı ana akım Batı medya kuruluşları, istedikleri sesleri kısıp istedikleri sesleri sonuna kadar açıyor. Mesela, bombardımanlarda ölen çocukların görüntüleriyle ilgili ’Filistinliler oyuncak bebekle propaganda yapıyor’ yalanını nasıl tüm dünyaya servis ettiklerini hepimiz görmedik mi? Katlettikleri Filistinli çocukların fotoğrafını Batılı bir medya kuruluşu ’İsrailli bebekler öldürüldü’ başlığıyla yayınladı. İsrail ve onların enformasyon şiddetine ortak olan medya kuruluşlarıyla dünya kamuoyu defalarca manipüle edildi. Ne acı ki, dünyanın birçok yerinde bu yalanlara inanarak soykırıma alkış tutanlar oldu. Artık demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerin, ötekileştirilenler söz konusu olduğunda yalnızca bir tekerlemeden ibaret olduğunu biliyoruz." Bu gerçeğin, salondaki herkese çok önemli bir sorumluluk yüklediğine işaret eden Emine Erdoğan, "O da her zamankinden çok daha güçlü bir iletişim stratejisi yürütmektir. Dünyanın tüm kıtalarında hakikatin sesini yükseltmek, gerçeğin tercüme edilmediği tek bir lisan bile bırakmamaktır. Çünkü şehit olan Filistinli kardeşlerimiz çok üzülerek ifade ediyorum ki, hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır." ifadelerini kullandı. "Bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular" Emine Erdoğan, bugün andıkları 37 kadın gazetecinin, haber bölgelerine yeri geldi karnındaki bebeğiyle, yeri geldi çocuğunu birine emanet ederek koştuğuna dikkati çekerek şöyle devam etti: "Bu cesur kadınlar, daha göbek bağı kesilmemiş yeni doğan bebeklerin hava saldırılarında anneleriyle birlikte öldüklerine tanık oldukları için ölmeyi göze aldılar. Bebeklerin ömrü, kelebeklerinki kadar olmasın istediler. O yüzden yalanın anatomisi hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri ortaya çıkardılar. ’Bir Filistin vardı, bir Filistin gene var’ mısralarını doğrulamak için yaptıkları haberlerle zalime meydan okudular. Gazze’de işlenen ağır insanlık suçlarını tarihe not ederken kendi öyküleri de Gazze’nin öyküsüne karışan bu kahramanlar, hakikate kadınların gözünden ayna tuttular. Tıpkı, gazeteci Meryem Ebu Dakka gibi. O da geçtiğimiz ağustos ayında bir hastanede haber çekimleri sırasında İsrail’in ahlaksız saldırısında hayatını kaybetti. ’Kamera benim görevim, mesleğim değil.’ diyen Meryem kardeşimiz, vefatından önce oğluna yazdığı mektupta şöyle demiş, ’Elimden gelen her şeyi, sen mutlu, iyi ve güvende olasın diye yaptım.’ Şahsen, bu yiğit kadınların, ölümün kıyısında verdikleri tüm bu mücadelenin tek bir amacı olduğunu düşünüyorum. Filistin’in çocukları, Filistin’in baharı olabilsin diye..." Gazze’de 2 senede 70 binden fazla insanın öldürüldüğünü hatırlatan Emine Erdoğan, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bile yaklaşık 400 kişinin daha hayatını kaybettiğini söyledi. Bunlardan birinin de 28 yaşındaki gazeteci Salih El Ceferavi olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "O, 700 günden fazla süren soykırım boyunca yaptığı haberlerle, çektiği videolarla, en çok da umudun yüzünde çiçek gibi açmasıyla hepimizin sevdiği bir evladımızdı. Ondan geriye maalesef ki kurşun geçirmez sandığımız basın yeleği ve ailesine sevgi dolu mesajları, vasiyet olarak bıraktığı videosu kaldı. Sadece kasım ayında Filistinli gazetecilere yönelik 57 ihlal ve saldırı gerçekleştirildi. İsrail’in, Filistin’de yalnızca Filistinlileri değil, Filistin’e dair tüm hafızayı da öldürmek istediğini biliyoruz. Soykırımın yanında eko-kırım yaparak toprağı yaşanamaz hale getiriyorlar. Tarihi ve kültürel mirası yok ederek milli kimliği kırıma uğratıyorlar. Filistinlilerin tarihsel ayak izlerini siliyorlar ki yarın öbür gün ’Siz aslında burada hiç yoktunuz.’ diyebilsinler. Biz, elbette buna müsaade etmeyeceğiz. Selmaları, Meryemleri, Salihleri ve nicelerini aklımızda ve dualarımızda muhafaza edeceğiz. Gazze’de yok edilen 1 milyon zeytin ağacının kırık dallarıyla hayatı aşılayıp yeniden filizlendireceğiz. Çoğu zaman ’Ve o güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler’ denir. Ama biz o güzel insanların gittikleri yerden gemilere binip insanlık vicdanının çağırdığı yere Gazze’ye geldiklerini gördük. O yüzden inanıyorum ki, biz hakikatin ışığını yansıttıkça bugün Gazze’nin üstüne çöken karanlık, yarın insanlığın topyekün direnişiyle inşallah aydınlığa dönüşecektir." Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Gazze’de son 2 yılda basın mensuplarına yönelik saldırı ve katliamların kayda geçirilmesi amacıyla hazırlanan "Gerçeğin Katli: İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı" kitabının da tanıtıldığı programa, Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteci ve "Başka Toprak Yok" belgeselinin yönetmeni Basel Adra, gazeteci Somaya Abunima ile ulusal ve uluslararası medya temsilcileri de katıldı. Konuşmaların ardından "Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler: Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi" ve "Medya Baskısı: Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması" oturumlarının yapılacağı panele geçildi. 1. Oturum’da Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler Gazze’de Kadın Gazetecilerin Direnişi başlığı ele alındı. "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş" panelinin ilk oturumu, - Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörü Dr. Gözde Kirişcioğlu moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda; Yönetmen ve İnsani Yardım Koordinatörü Tülay Gökçimen, Gazeteci Youmna El Sayed, Al Jazeera Prodüktörü Hind Touissate, Yeni Şafak Gazetesi Editörü Ayşe Betül Kayahan konuşmacı olarak yer aldı. Medya Baskısı - Gazze’de Gerçeğin Kuşatılması başlıklı İkinci oturum ise, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Bora Bayraktar moderatörlüğünde gerçekleşecek.Oturumda; Anadolu Ajansı Muhabiri Nour Mahd Ali Abu Aisha, Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Caner, Gazeteci Hatem Shurrab, Daily Sabah Yayın Koordinatörü Mehmet Çelik konuşmacı olarak yer alacak.
09 Aralık 2025 Salı - 16:52
Bakan Göktaş: "Türkiye, sosyal kooperatif modeli için hazırdır"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Türkiye, sosyal kooperatif modeli için hazırdır. Sosyal kooperatiflerle amacımız, ailelerin, kadınların, çocukların, yaşlıların ve engelli bireylerin iyi olma halini güçlendirmektir" dedi. Sosyal Hizmetler ve Bakım Hizmetlerinin Sunulmasında Sosyal Kooperatifler Çalıştayı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı iş birliğinde Ankara Hakimevinde düzenlendi. Çalıştaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Ticaret Bakan Yardımcısı Mehmet Gürcan katıldı. Programda konuşan Bakan Göktaş, bugün, toplumun ortak ihtiyaçlarına kalıcı çözümler üretmenin en güçlü yolunu konuşmak için bir araya geldiklerini aktararak, "Bu çalıştayla, sosyal kooperatifçiliği sağlam bir kurumsal zemine taşımayı hedefliyoruz. Şu an bu salonda, bu hedefi başarıyla gerçekleştirecek irade, birikim ve heyecan var. Çalıştayın sonunda ortaya çıkacak öneriler, yol haritaları ve iş birlikleriyle sosyal kooperatifçiliği kalıcı ve yaygın bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye, sosyal kooperatif modeli için hazırdır" Göktaş, kooperatiflerle amaçlarının toplumun iyi olma halini güçlendirmek olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, sosyal kooperatif modeli için hazırdır. Şimdi yapılması gereken; iyi örnekleri çoğaltmak, yaygınlaştırmak ve sağlam bir mevzuat altyapısıyla bu çalışmaları kalıcı kılmak. Sosyal kooperatiflerle amacımız, ailelerin, kadınların, çocukların, yaşlıların ve engelli bireylerin iyi olma halini güçlendirmektir. Çocuklara güvenle büyüyecekleri bir ortam, yaşlılara sağlıklı ve nitelikli, engelli bireylere ise bağımsız bir yaşam sunmaktır. Bu doğrultuda kaliteli, erişilebilir ve sürdürülebilir bakım ve sosyal modelleri geliştirmek büyük önem arz ediyor. Çünkü sosyal hizmetler ve bakım hizmetleri, sosyal uyumu artıran ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren stratejik alanlardır. Bu alana yapılan her yatırım, toplumsal refah olarak geri döner" şeklinde konuştu. "Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planımız, bakım ekonomisine yönelik önemli hedefler içeriyor" 12. Kalkınma planına da değinen Göktaş, "12. Kalkınma Planımızda bakım ve sosyal hizmetler alanında kaliteli ve erişilebilir bakım modellerinin geliştirilmesi temel hedefler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra sosyal hizmetlerin çeşitlendirilip yaygınlaştırılması ve toplum temelli bakım uygulamalarına öncelik verilmesi de planın öncelikleri arasında. 2024-2028 dönemini kapsayan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planımız, bakım ekonomisine yönelik önemli hedefler içeriyor. Yaygın eğitim verilen kurumlarda çocuk bakım ve oyun odalarının artırılmasına kadar geniş yelpazede bunları öneriyoruz. Bakım sorumluluğunun ebeveynler ve kurumsal hizmetler arasında paylaşılmasını sağlayacak destek ve teşviklerin geliştirilmesi, yaşlı ve engelli bakımının çeşitlendirilmesi ile erken çocukluk bakım ve eğitiminde ortak düzenlemelerin yapılması da öncelikler arasında" açıklamasında bulundu. 2025 Aile Yılı kapsamında aile dostu hizmetleri, güvenli ve nitelikli bakım imkanlarını yaygınlaştırdıklarına dikkati çeken Göktaş, "Aile ve Nüfus 10. Yılında da bu vizyonu daha da güçlendirerek çocuklara, yaşlılara, engelli bireylere ve ailelere yönelik hizmet ağımızı genişleteceğiz" diye konuştu. "Bugün atacağımız adımlar, geleceğe miras bırakacağımız yeni bir sosyal hizmet kültürünün inşa etmektir" Sosyal kooperatiflerin kimsenin yalnız bırakılmadığı bir sosyal hizmet ekosistemi kurmanın anahtarı olduğunu aktaran Göktaş, "Bugün atacağımız adımlar, geleceğe miras bırakacağımız yeni bir sosyal hizmet kültürünün inşa etmektir. 5 yıl sonra, 10 yıl sonra şunu söylemek istiyoruz; Türkiye’nin sosyal kooperatif modeliyle sosyal hizmet kapasitesini büyüttü, kadın istihdamını artırdı, aileyi güçlendirdi ve bakım ekonomisinde yeni bir başarı hikayesi yazdı. Bu çalıştaydan çıkacak her görüş, her öneri bu hikayenin bir parçası olacaktır. Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 2025 Uluslararası Kooperatifler Yılında, ülkemizin bu alandaki deneyim ve uygulamalarını küresel ölçekte görünür kılacağız" değerlendirmesinde bulundu.
09 Aralık 2025 Salı - 16:52
İhraç talebiyle PM’ye sevk edilen CHP’li Çakır partisinden istifa etti
Kesin ihraç istemiyle PM’ye sevk edilen 28. Dönem CHP Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır partisinden istifa ettiğini açıkladı.
09 Aralık 2025 Salı - 16:20
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "10 Mart mutabakatının suhuletle uygulanması şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, (Suriye için) "10 Mart Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir" dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 15:49
GEKA, Çameli’nde devam eden çalışmaları yerinde inceledi
Çemeli’ye çıkarma yapan GEKA, ilçede destek verilen projeleri inceledi. Yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan GEKA heyetine Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan eşlik etti. Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) Genel Sekreteri Ümit Gülyağı ve Turizm ve Tanıtım Birim Başkanı Ece Gölükçetin, Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan’ı makamında ziyaret ederek iş birliği kapsamında yürütülen ve planlanan projeler üzerine toplantı gerçekleştirdi. Ziyaretin ardından, ilçede kadınlar için yeni bir dönem başlatan "Çameli Üreten Kadınlarla Kalkınıyor" Projesi kapsamında sona gelinen dikiş-nakış ve dijital baskı tekstil atölyesi Usta Öğretici Tuğba Altun eşliğinde ziyaret edilerek çalışmalar yerinde incelendi. Daha sonra Çameli Yerel Eylem Grubu (ÇAMYEG) ofisi ziyaret edilerek, ÇAMYEG Başkanı Cengiz Arslan ve Proje Koordinatörü Emirhan Akşit tarafından ilçede yürütülen projeler ile turizm alanındaki çalışmalar hakkında bilgilendirme yapıldı. Programın devamında, GEKA iş birliğiyle hayata geçirilen ve ilçemizin turizm potansiyelini önemli ölçüde artıran Çameli Taş Konaklar ziyaret edilerek yeni projeler üzerine fikir alışverişinde bulunuldu.
09 Aralık 2025 Salı - 15:09
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananların karşısındaki duruşu insan hakları destanıdır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "10 Mart Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen "İnsanlık İçin Güçlü Türkiye" programına katıldı.Burada konuşan Erdoğan, programın; Türkiye, Türk milleti ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dilediğini ifade ederek, İnsan hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 77’nci yıl dönümü olan 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik etti.AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olarak kalbi Türkiye ile atan tüm mazlum ve mağdurlara dayanışma mesajı gönderdiğini söyleyen Erdoğan, başta Gazzeliler olmak üzere Afrika’dan Asya’ya kadar acılarını paylaştıkları tüm mazlumları yürekten selamladığını dile getirdi."30 maddeden oluşan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi iki yıkıcı dünya savaşından sonra insanlık için umut kaynağı oldu"İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan tam 77 sene önce, 10 Aralık 1948’de büyük bir teveccühle kabul edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "30 maddeden oluşan bu beyanname, iki yıkıcı dünya savaşı sonrasında yeni bir düzen inşa etmeye çalışan insanlık için umut kaynağı oldu. Beyannamenin ilk üç maddesini burada sizlere aktarmak isterim. Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır" ifadelerin kullandı."İnsan hakları cellatlarının ülkemize çıkardığı faturaları halen ödüyoruz"Beyannamede kayıtlı hususların bazı dönemlerde ne kadar tatbik edildiğinin üzerinde durulması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Millete ve milletin değerlerine yönelik husumeti herkesçe bilinen tek parti faşizmi, ilk günden itibaren beyannamenin altını oymuştur. Kimi zaman bürokratik oligarşi, kimi zaman antidemokratik güç odakları olarak kendini deşifre eden bu zihniyet, milletin hafızasında derin yaralar açmış, demokrasimize telafisi uzun yıllar alan zararlar vermiştir. 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerin arkasında bu zihniyetin silueti vardır. Yassıada faciasını, 12 Mart sonrası olanları, 12 Eylül’de adeta işkence kampına dönüşen Mamak’taki C5’leri, Diyarbakır cezaevlerini, beyaz torosları anlatmaya gerek yok. 2002’den bu yana mesaimizin mühim bir kısmını bu ihlallerin bıraktığı tortuları temizlemeye, travmaları iyileştirmeye harcadık. Burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak ve adına ‘sessiz devrim’ dediğimiz reformlarla hamdolsun bu yolda önemli mesafeler aldık. Ancak insan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz" dedi."Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakıldığında beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir"CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in köşeye her sıkıştığında saldırganlaştığını ya da saçmaladığını belirten Erdoğan, "Yine aynısını yapmış. Haddini de aşarak Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemin bir asır önce nerede olduğunu sormuş. Gençlik kollarımızda bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı vermiş. İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf görüyor, Allah’tan kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ediyorum. Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakılıp milletimizin tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine bakıldığında, beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir. Her şeyden evvel, eşref-i mahlukat olan insana saygı göstermek, insan onurunu korumak, onun yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmek, bizim için medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz ulvi değerlerdir" şeklinde konuştu."Bizim tarihimizde insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur"Tarihin ve kültürün her sayfasında insana bakışı anlatan sayısız örnek, deyiş ve ibretlik hadise ile karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, "Köklerimize vurgu yaparken partimizin de hükümetimizin de idare anlayışımızın da pusulası olan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ tavsiyesini sık sık hatırlatıyorum. Bu hatırlatmanın arka planında işte böyle bir tecrübe, böyle bir birikim ve insana değer veren yüksek bir şuur bulunuyor. Bizim ne tarihimizde ne de kültür ve medeniyet kodlarımızda insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur. Tam tersine, bugün bize hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile, daha kuşatıcı bir zihniyete sahibiz. Bunun altını bugün bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik, şükür karnımız da ağrımıyor. Başkaları gibi önümüze ne konulur diye düşünmüyor, nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz. Hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu sadece bölgemizde değil, tüm dünyada cesaretle savunuyoruz. Gururla söylemek isterim ki, Türkiye denilince akla sınırlarını korumakla kalmayıp artık barışı kuran ve diplomasiyi de şekillendiren bir ülke geliyor" değerlendirmesinde bulundu."Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir"Gazze’den Suriye’ye, Rusya-Ukrayna savaşından Doğu Afrika’daki gerilimler olmak üzere birçok kriz bölgesinde ‘İnsanlık İçin Güçlü Türkiye’ şiarıyla kendilerine düşenleri layıkıyla yapmaya çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir. İnsan hakları destanıdır. Her iki meselede de ilk günden itibaren tavrımızı çok net ortaya koyduk. Baskılara, tehditlere, farklı sebeplerle zalimlerin yanında hizalanan insanlık fukaralarına prim vermedik. Elimizle, dilimizle, kalbimizle zulmü durdurmanın çabası içinde olduk" ifadelerine yer verdi."Bugün terörsüz Türkiye hedefinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir"Suriye Devrimi’nin birinci yıl dönümüne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü zulme, zorbalığa, vahşete, insanı insanlığından utandıran işkenceye rağmen 13 buçuk yıl boyunca direnen Suriye halkını tebrik ederek, "Esad rejiminin ve terör örgütlerinin alçak saldırılarında can veren Suriyeli kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Devletimizin güvenliğini, aziz milletimizin huzurunu temin etmek amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin diyorum. Şehitlerimizin metanet abidesi ailelerine hürmetlerimi takdim ediyorum. Bugün milletçe terörsüz Türkiye hedefinden, terörsüz bölge idealinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir" dedi."Suriye halkının ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz"Konuşması sırasında Yasin Suresi’nden alıntı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbimiz Yasin Suresi’nde şöyle buyuruyor: ‘Kün feyekün.’ Yani ‘Ol der ve oluverir.’ Rabbimizin müjdesi Suriye’de de tecelli etmiş, 60 yıllık dikta rejimi sadece 7-8 gün içinde yerle yeksan olmuş, kendi halkını acımasızca katleden diktatör korkakça kaçmış, mazlumların sabrı, mücadelesi ve kıyamı zaferle neticelenmiş, Suriyeli kardeşlerimiz uğrunda yüz binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine hamdolsun sonunda kavuşmuşlardır. Suriye halkının son bir yılda onca zorluğa, sıkıntıya, Esad diktatörünün bıraktığı enkaza rağmen hayata dört elle sarıldıklarını, ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz. Başkan Şara, işte Emevi Camii’nde, hem sabah namazını kıldırıyor hem de orada verdiği hutbeyle Suriye’nin geleceğine yönelik müjdesini irat ediyordu. Rabbim en yakın zamanda inşallah Şara’ya ve Suriye halkına bu müjdeye kavuşmayı nasip etsin" açıklamasında bulundu."10 Mart mutabakatının suhuletle uygulanması şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir"Türkiye ve Türk milleti olarak Suriye’nin ve Suriyelilerin inşa, ihya ve toparlama çabalarını tüm imkanlarla desteklediklerini aktaran Erdoğan, "Suriye devrimi son bir yılda en zoru inşallah geride bırakmıştır. İnanıyorum ki önce Yüce Allah’ın yardımıyla, sonra da Suriye yönetiminin basiretli, dirayetli, kuşatıcı, kucaklayıcı ve adaletli politikalarıyla bir daha eski kötü günlere dönüş olmayacaktır. Bilhassa 10 Mart mutabakatının altında imzası olanlar tarafından ahde vefa ilkesi gereğince hayata geçirilmesi önemli bir düğümü çözecektir. Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir. Böylece Suriye, toprak bütünlüğünü haiz, müreffeh, muzaffer ve bölgesinin muteber bir ülkesi olarak istikbale yürüyecektir" dedi."Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte imar ve inşa edeceğiz"Bir yandan uluslararası baskılara, bir yandan Türkiye’nin her köşesini ‘Suriyelileri göndereceğiz’ afişleriyle donatanlara rağmen 13 buçuk yıl boyunca ensar ruhuyla Suriye’den gelenlere sahip çıktıklarını ve yeni dönemde de yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Bu ana muhalefet öyle demiyor muydu? ‘Biz Suriyelileri geldikleri yere göndereceğiz’ demiyorlar mıydı? Onlar bunu söylerken bu kardeşiniz ne diyordu? Asla gönderemezsiniz, gönderemeyeceksiniz diyorduk ve biz savaşta onlara sırtımızı dönmedik. Barışta da daima yanlarında olacağız. Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte ayağa kaldıracak, birlikte imar ve inşa edeceğiz. Bunu da korkarak, birbirimizden şüphe ederek, hele hele kavga ederek değil; birbirimize güvenerek, inanarak, dayanışmayla gerçekleştireceğiz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; bakın değerli kardeşlerim, eğer biz korkaklara kulak verseydik, korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı. Hatırlayın, devrimden önce bize neler söylediler? ‘Ortadoğu bataklığına girmeyin’ dediler. Kim? CHP’nin başındakiler. ‘Size ne Suriye’den?’ dediler. ‘Akan kana sırtınızı dönün’ dediler. Buradan tur düzenlediler. Gittiler, Esad’ın elini sıktılar, sırtını sıvazladılar. En son ana kadar Baas diktatörlüğünün muhipliğini yaptılar. Eğer biz bu vizyonsuz ve vicdansızlara kulak assaydık, bugün çok ciddi güvenlik tehditleriyle yüzleşiyor olurduk. Ama biz kendimize inandık, Allah’a inandık, güvendik, cesaretle hareket ettik ve tuzakları, kumpasları, oyunları bozduk. Sabrettik. Allah’ın lütfuyla zafere de şahitlik ettik.""1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak"Şimdi yeni bir Suriye’nin kurulduğuna, Şam, Halep, Hama ve Humus’un caddelerinde Türkiye’de yaşamış ve burada doğmuş gençlerin Türkçe konuştuğuna dikkati çeken Erdoğan, "13 buçuk yıllık hasretin ardından evlerine dönen kardeşlerimiz bizim için dualar ediyor. ‘Allah Türkiye’den ve Türk milletinden razı olsun’ diyor. Hemen yanı başımızda, tıpkı Azerbaycan gibi, tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi, aynı dili konuştuğumuz kardeş bir devlet, küllerinden yeniden doğuyor. Milletçe bizler de alnımız ak, başımız dik, bu şekilde bu muhteşem dirilişe, yeniden doğuşa sevinç gözyaşlarıyla tanıklık ediyor, kardeşlik ve komşuluk sınavından başarıyla çıkmanın haklı kıvancını yaşıyoruz. Rabbimizin daha nice müjdelerine nail olacağımıza yürekten inanıyoruz. Bir defa bizim şuna inancımız tam. Kardeşler, zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur. Bunu elhamdülillah Suriye’de bizzat gördük. Şimdi sıra inşallah Filistin’de. Filistin’de de mazlumların sabrı zaferle taçlanacak, oraya da özgürlük ve barış gelecek, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak. Yıllardır büyük acılar çekmiş, tarifsiz işkencelerden geçmiş, yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş, evleri yıkılmış, hayatları ve toprakları çalınmış Filistin halkı, kendi öz yurtlarında emniyet içinde yaşayacak. Bunun önünü hiçbir kirli, kanlı ve sinsi plan kesemeyecek. Herkesin bir planı varsa, elbette Kadir-i Mutlak olan Allah’ın da bir planı var" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 14:56
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İnsan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "10 Mart Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen "İnsanlık İçin Güçlü Türkiye" programına katıldı.Burada konuşan Erdoğan, programın; Türkiye, Türk milleti ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dilediğini ifade ederek, İnsan hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 77’nci yıl dönümü olan 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik etti.AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olarak kalbi Türkiye ile atan tüm mazlum ve mağdurlara dayanışma mesajı gönderdiğini söyleyen Erdoğan, başta Gazzeliler olmak üzere Afrika’dan Asya’ya kadar acılarını paylaştıkları tüm mazlumları yürekten selamladığını dile getirdi."30 maddeden oluşan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi iki yıkıcı dünya savaşından sonra insanlık için umut kaynağı oldu"İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan tam 77 sene önce, 10 Aralık 1948’de büyük bir teveccühle kabul edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "30 maddeden oluşan bu beyanname, iki yıkıcı dünya savaşı sonrasında yeni bir düzen inşa etmeye çalışan insanlık için umut kaynağı oldu. Beyannamenin ilk üç maddesini burada sizlere aktarmak isterim. Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır" ifadelerin kullandı."İnsan hakları cellatlarının ülkemize çıkardığı faturaları halen ödüyoruz"Beyannamede kayıtlı hususların bazı dönemlerde ne kadar tatbik edildiğinin üzerinde durulması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Millete ve milletin değerlerine yönelik husumeti herkesçe bilinen tek parti faşizmi, ilk günden itibaren beyannamenin altını oymuştur. Kimi zaman bürokratik oligarşi, kimi zaman antidemokratik güç odakları olarak kendini deşifre eden bu zihniyet, milletin hafızasında derin yaralar açmış, demokrasimize telafisi uzun yıllar alan zararlar vermiştir. 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerin arkasında bu zihniyetin silueti vardır. Yassıada faciasını, 12 Mart sonrası olanları, 12 Eylül’de adeta işkence kampına dönüşen Mamak’taki C5’leri, Diyarbakır cezaevlerini, beyaz torosları anlatmaya gerek yok. 2002’den bu yana mesaimizin mühim bir kısmını bu ihlallerin bıraktığı tortuları temizlemeye, travmaları iyileştirmeye harcadık. Burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak ve adına ‘sessiz devrim’ dediğimiz reformlarla hamdolsun bu yolda önemli mesafeler aldık. Ancak insan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz" dedi."Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakıldığında beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir"CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in köşeye her sıkıştığında saldırganlaştığını ya da saçmaladığını belirten Erdoğan, "Yine aynısını yapmış. Haddini de aşarak Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemin bir asır önce nerede olduğunu sormuş. Gençlik kollarımızda bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı vermiş. İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf görüyor, Allah’tan kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ediyorum. Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakılıp milletimizin tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine bakıldığında, beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir. Her şeyden evvel, eşref-i mahlukat olan insana saygı göstermek, insan onurunu korumak, onun yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmek, bizim için medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz ulvi değerlerdir" şeklinde konuştu."Bizim tarihimizde insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur"Tarihin ve kültürün her sayfasında insana bakışı anlatan sayısız örnek, deyiş ve ibretlik hadise ile karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, "Köklerimize vurgu yaparken partimizin de hükümetimizin de idare anlayışımızın da pusulası olan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ tavsiyesini sık sık hatırlatıyorum. Bu hatırlatmanın arka planında işte böyle bir tecrübe, böyle bir birikim ve insana değer veren yüksek bir şuur bulunuyor. Bizim ne tarihimizde ne de kültür ve medeniyet kodlarımızda insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur. Tam tersine, bugün bize hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile, daha kuşatıcı bir zihniyete sahibiz. Bunun altını bugün bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik, şükür karnımız da ağrımıyor. Başkaları gibi önümüze ne konulur diye düşünmüyor, nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz. Hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu sadece bölgemizde değil, tüm dünyada cesaretle savunuyoruz. Gururla söylemek isterim ki, Türkiye denilince akla sınırlarını korumakla kalmayıp artık barışı kuran ve diplomasiyi de şekillendiren bir ülke geliyor" değerlendirmesinde bulundu."Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir"Gazze’den Suriye’ye, Rusya-Ukrayna savaşından Doğu Afrika’daki gerilimler olmak üzere birçok kriz bölgesinde ‘İnsanlık İçin Güçlü Türkiye’ şiarıyla kendilerine düşenleri layıkıyla yapmaya çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir. İnsan hakları destanıdır. Her iki meselede de ilk günden itibaren tavrımızı çok net ortaya koyduk. Baskılara, tehditlere, farklı sebeplerle zalimlerin yanında hizalanan insanlık fukaralarına prim vermedik. Elimizle, dilimizle, kalbimizle zulmü durdurmanın çabası içinde olduk" ifadelerine yer verdi."Bugün terörsüz Türkiye hedefinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir"Suriye Devrimi’nin birinci yıl dönümüne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü zulme, zorbalığa, vahşete, insanı insanlığından utandıran işkenceye rağmen 13 buçuk yıl boyunca direnen Suriye halkını tebrik ederek, "Esad rejiminin ve terör örgütlerinin alçak saldırılarında can veren Suriyeli kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Devletimizin güvenliğini, aziz milletimizin huzurunu temin etmek amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin diyorum. Şehitlerimizin metanet abidesi ailelerine hürmetlerimi takdim ediyorum. Bugün milletçe terörsüz Türkiye hedefinden, terörsüz bölge idealinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir" dedi."Suriye halkının ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz"Konuşması sırasında Yasin Suresi’nden alıntı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbimiz Yasin Suresi’nde şöyle buyuruyor: ‘Kün feyekün.’ Yani ‘Ol der ve oluverir.’ Rabbimizin müjdesi Suriye’de de tecelli etmiş, 60 yıllık dikta rejimi sadece 7-8 gün içinde yerle yeksan olmuş, kendi halkını acımasızca katleden diktatör korkakça kaçmış, mazlumların sabrı, mücadelesi ve kıyamı zaferle neticelenmiş, Suriyeli kardeşlerimiz uğrunda yüz binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine hamdolsun sonunda kavuşmuşlardır. Suriye halkının son bir yılda onca zorluğa, sıkıntıya, Esad diktatörünün bıraktığı enkaza rağmen hayata dört elle sarıldıklarını, ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz. Başkan Şara, işte Emevi Camii’nde, hem sabah namazını kıldırıyor hem de orada verdiği hutbeyle Suriye’nin geleceğine yönelik müjdesini irat ediyordu. Rabbim en yakın zamanda inşallah Şara’ya ve Suriye halkına bu müjdeye kavuşmayı nasip etsin" açıklamasında bulundu."10 Mart mutabakatının suhuletle uygulanması şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir"Türkiye ve Türk milleti olarak Suriye’nin ve Suriyelilerin inşa, ihya ve toparlama çabalarını tüm imkanlarla desteklediklerini aktaran Erdoğan, "Suriye devrimi son bir yılda en zoru inşallah geride bırakmıştır. İnanıyorum ki önce Yüce Allah’ın yardımıyla, sonra da Suriye yönetiminin basiretli, dirayetli, kuşatıcı, kucaklayıcı ve adaletli politikalarıyla bir daha eski kötü günlere dönüş olmayacaktır. Bilhassa 10 Mart mutabakatının altında imzası olanlar tarafından ahde vefa ilkesi gereğince hayata geçirilmesi önemli bir düğümü çözecektir. Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir. Böylece Suriye, toprak bütünlüğünü haiz, müreffeh, muzaffer ve bölgesinin muteber bir ülkesi olarak istikbale yürüyecektir" dedi."Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte imar ve inşa edeceğiz"Bir yandan uluslararası baskılara, bir yandan Türkiye’nin her köşesini ‘Suriyelileri göndereceğiz’ afişleriyle donatanlara rağmen 13 buçuk yıl boyunca ensar ruhuyla Suriye’den gelenlere sahip çıktıklarını ve yeni dönemde de yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Bu ana muhalefet öyle demiyor muydu? ‘Biz Suriyelileri geldikleri yere göndereceğiz’ demiyorlar mıydı? Onlar bunu söylerken bu kardeşiniz ne diyordu? Asla gönderemezsiniz, gönderemeyeceksiniz diyorduk ve biz savaşta onlara sırtımızı dönmedik. Barışta da daima yanlarında olacağız. Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte ayağa kaldıracak, birlikte imar ve inşa edeceğiz. Bunu da korkarak, birbirimizden şüphe ederek, hele hele kavga ederek değil; birbirimize güvenerek, inanarak, dayanışmayla gerçekleştireceğiz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; bakın değerli kardeşlerim, eğer biz korkaklara kulak verseydik, korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı. Hatırlayın, devrimden önce bize neler söylediler? ‘Ortadoğu bataklığına girmeyin’ dediler. Kim? CHP’nin başındakiler. ‘Size ne Suriye’den?’ dediler. ‘Akan kana sırtınızı dönün’ dediler. Buradan tur düzenlediler. Gittiler, Esad’ın elini sıktılar, sırtını sıvazladılar. En son ana kadar Baas diktatörlüğünün muhipliğini yaptılar. Eğer biz bu vizyonsuz ve vicdansızlara kulak assaydık, bugün çok ciddi güvenlik tehditleriyle yüzleşiyor olurduk. Ama biz kendimize inandık, Allah’a inandık, güvendik, cesaretle hareket ettik ve tuzakları, kumpasları, oyunları bozduk. Sabrettik. Allah’ın lütfuyla zafere de şahitlik ettik.""1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak"Şimdi yeni bir Suriye’nin kurulduğuna, Şam, Halep, Hama ve Humus’un caddelerinde Türkiye’de yaşamış ve burada doğmuş gençlerin Türkçe konuştuğuna dikkati çeken Erdoğan, "13 buçuk yıllık hasretin ardından evlerine dönen kardeşlerimiz bizim için dualar ediyor. ‘Allah Türkiye’den ve Türk milletinden razı olsun’ diyor. Hemen yanı başımızda, tıpkı Azerbaycan gibi, tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi, aynı dili konuştuğumuz kardeş bir devlet, küllerinden yeniden doğuyor. Milletçe bizler de alnımız ak, başımız dik, bu şekilde bu muhteşem dirilişe, yeniden doğuşa sevinç gözyaşlarıyla tanıklık ediyor, kardeşlik ve komşuluk sınavından başarıyla çıkmanın haklı kıvancını yaşıyoruz. Rabbimizin daha nice müjdelerine nail olacağımıza yürekten inanıyoruz. Bir defa bizim şuna inancımız tam. Kardeşler, zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur. Bunu elhamdülillah Suriye’de bizzat gördük. Şimdi sıra inşallah Filistin’de. Filistin’de de mazlumların sabrı zaferle taçlanacak, oraya da özgürlük ve barış gelecek, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak. Yıllardır büyük acılar çekmiş, tarifsiz işkencelerden geçmiş, yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş, evleri yıkılmış, hayatları ve toprakları çalınmış Filistin halkı, kendi öz yurtlarında emniyet içinde yaşayacak. Bunun önünü hiçbir kirli, kanlı ve sinsi plan kesemeyecek. Herkesin bir planı varsa, elbette Kadir-i Mutlak olan Allah’ın da bir planı var" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 14:54
Başkan Albayrak, TOKİ çalışmalarını yerinde inceledi
AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, Mahmudiye İlçesi’nde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapımı devam 101 konutun inşaat çalışmalarıyla ilgili yerinde incelemelerde bulundu. Mahmudiye İlçesi’nde TOKİ tarafından yapımına başlanan konutların inşaatı sürüyor. İnşaatları yerinde inceleyen Başkan Albayrak, çalışmaların son durumuyla ilgili yetkililerden bilgi aldı. Başkan Albayrak’ın konuya ilişkin açıklamasında ise, "Siyasi görüş ayırt etmeksizin milletimize hizmete devam. Depreme dayanıklı konutlarımızda çalışmalar sıkıntısız şekilde devam ediyor. İnşallah 2026 yılının Ağustos ayında hemşehrilerimiz yeni yuvalarına kavuşacak. Güzel ilçemize değer katacak yeni yaşam merkezi, Mahmudiyeli vatandaşlarımıza şimdiden hayırlı olsun" ifadeleri yer aldı.
09 Aralık 2025 Salı - 14:33
Düzce’de 2026 yılında yatırımlar devam edecek
AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu, 2025 yılının Düzce için yatırım yılı olduğunu ve 2026 yılında da Düzce’ye yatırımların devam edeceğini belirtti. Düzce 2025 yılında yatırımların merkezi oldu. Yatırımların Düzce’yi geleceğe taşıdığını dile getiren AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu, "Aslına baktığımız zaman 2025 yılının sonuna geldik artık Aralık ayındayız. 2025 yılı Düzce’ye hizmet noktasında bizler açısından oldukça verimli ve hareketli bir yıl oldu. Adeta her hafta bir açılış yaptık. Hemen hemen her hafta temel atma törenine gittik. Düzce’de sağlık, okul, sağlık ocağı, aile sağlığı merkezleri, spor yatırmaları yapıldı. Hükümetimizin ve bakanlıklarımızın bütün yatırımlarını farklı farklı lokasyonlara ve ilçelerimize kazandırmış olduk. Bunların içerisinde büyük yatırımlarımız var. Orta ölçekli ve küçük yatırımlarımız var. Genel manada baktığımız zaman 2025 yılı tasarruf tedbirlerine rağmen Düzce için çok verimli ve hareketli bir yıl oldu. Devlet hastanemizin yanına yapılacak olan hastanenin proje ihalesi yapıldı. Proje bittikten sonra temel atmasını yapacağız. Düzcemiz için çok büyük bir yatırım. Akçakoca devlet hastanesi bitme noktasında çok az işleri kaldı ve önümüzdeki senenin başlarında açacağız. Çilimli’de gençlik merkezinin temeli atıldı. Gümüşova Gençlik Merkezi inşaatı bitti yakında hizmet verecek. Merkezde gençlik merkezinin temelini attık. Baktığımız zaman ilimizin ilçeleri dahil her bölgesine bir hizmet ulaştırma gayretindeyiz. 2026 yılı içerisinde bu çabalarımızı bu gayretlerimize kaldığımız yerden devam edeceğiz" dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 13:41
Yunusemre’nin sorunları sahada çözülüyor
Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, hizmetin yerinde tespit ve hızlı çözümle mümkün olduğunu belirterek Ayni Ali Mahallesi’nde esnaf ziyareti yaptı, vatandaşlarla bir araya geldi. Göreve geldiği günden bu yana halkla iç içe bir yönetim anlayışını benimsediğini vurgulayan Başkan Balaban, Ayni Ali Mahallesi’nde gerçekleştirdiği ziyarette esnafa "hayırlı işler" diledi, mahalle sakinlerinin talep ve önerilerini dinledi. Balaban’a ziyaretinde Belediye Başkan Yardımcıları Emine Özge Arslan ve Haydar İzci, MAYEB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Balkan ile belediye birim müdürleri eşlik etti. Mahalledeki kültür ve taziye evinde incelemelerde bulunan Başkan Balaban, yapılması gereken çalışmalarla ilgili ekiplerden bilgi aldı. Daha sonra Ayni Ali Mahallesi Muhtarı Enis Sağman’ı ziyaret eden Balaban, mahallede yürütülecek projeler hakkında görüş alışverişinde bulundu. Mahalle sakinlerinin ilettiği taleplerin hızlıca çözüme kavuşması için ilgili birimlere talimat verdiğini kaydeden Balaban, Yunusemre’nin tüm mahallelerinde aynı hassasiyetle çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Başkan Semih Balaban açıklamasında, "Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana söz verdiğimiz gibi vatandaşımızla iç içe olmaya, mahalle mahalle gezerek sorunları yerinde dinlemeye devam ediyoruz. Ayni Ali Mahallemizde gördüğümüz her eksiklik için gerekli talimatları verdik. Bizim anlayışımızda hizmet, masa başında değil; sahada, vatandaşımızın arasında üretilir. Bu güzel mahallemize en iyi hizmeti sunmak için çalışmayı sürdüreceğiz." dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 11:54
Adalet Bakanı Tunç: ''Adli emanetlerle ilgili sayımlar, teftişler devam ediyor''
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Şu anda Türkiye genelindeki adli emanetlerle ilgili sayımlar, teftişler devam ediyor. Bu teftişler sonrasında gelecek rapor doğrultusunda gerekli adımları kararlılıkla atacağız" dedi.
09 Aralık 2025 Salı - 11:47
Bakan Uraloğlu: "Otoyol artış hızında Avrupa’da 1’inci sıradayız"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında otoyol uzunluğunda Avrupa’da 6’ncı sıradayız ama son 10 yıldaki otoyol artış hızında Avrupa’da 1’inci sıradayız" dedi. 9. Ulusal Asfalt Sempozyumu ve Sergisi Karayolları Genel Müdürlüğünde düzenlendi. ‘Hedef Net Sıfır Emisyon: Sürdürülebilir ve Dirençli Asfalt Yollar’ temasıyla düzenlenen ve 2 gün sürecek sempozyumun açılışı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen’in katılımıyla gerçekleştirildi. "Otoyol artış hızında Avrupa’da 1’inci sıradayız" Burada konuşan Uraloğlu, ulaşım ve iletişim altyapısına ilişkin çalışmaları hakkında bilgi vererek, "Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında otoyol uzunluğunda Avrupa’da 6’ncı sıradayız ama son 10 yıldaki otoyol artış hızında Avrupa’da 1. sıradayız. İnşallah 2028 yılı sonunda bölünmüş yol uzunluğumuzu 31 bin 250 kilometreye otoyol uzunluğumuzu da 4 bin 330 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Karayolları Genel Müdürlüğümüz, vatandaşımızın ‘yolda kaybettiği zamanı’ en aza indirmeyi kendine şiar edinmiştir" Asfalt teknolojilerinde Türkiye’nin attığı adımların isabetli olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Japonya, ABD ve Avrupa ülkeleri de hızlı bakım-rehabilitasyon projelerine milyarlarca dolarlık bütçeler ayırıyor; çünkü biliyorlar ki kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir yol altyapısı, bir ülkenin ekonomik rekabet gücünün ve yaşam kalitesinin en önemli göstergelerinden biri. Türkiye olarak biz de bu gerçekle hareket ediyoruz. Bugün Karayolları Genel Müdürlüğümüz, gece-gündüz demeden, trafiği minimum aksatarak yaptığı hızlı asfalt yenileme projeleriyle, vatandaşımızın ‘yolda kaybettiği zamanı’ en aza indirmeyi kendine şiar edinmiştir" ifadelerini kullandı. Uraloğlu, inşa ettikleri yolların beklentileri karşıladığını belirterek, "Yüksek performanslı, uzun ömürlü ve güvenli yolların yapılması hedeflerine paralel olarak, yol üstyapılarının teşkilinde, farklı iklim, arazi ve çevreye duyarlı, yapım ve bakım maliyeti düşük asfalt imalatlarının gerçekleştirilmesi de önem taşımaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Asfalt üretiminde enerji tasarrufu sağlayan emisyonları azaltan ılık karışımın yaygınlaşmasını destekliyoruz" Ulaştırma altyapısında ömür döngüsü maliyetini azaltmayı, uzun ömürlü yollar inşa etmeyi ve çevresel etkiyi en aza indirmeyi temel öncelik haline getirdiklerine dikkati çeken Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu doğrultuda standartlarımızla sürdürülebilir ve dirençli inşaat tekniklerini ve yenilikçi malzemeleri destekliyoruz desteklemeye devam edeceğiz. Bu yaklaşımla, ekonomik verimliliği sağlarken Türkiye’nin ulaşım altyapısının dayanıklılığını da artırıyoruz. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi, doğrultusunda üretim ve uygulamalarda enerji verimliliğini artıracak enerji yönetim sistemlerinin sektörde yaygınlaşmasını sağlamış olacağız. Üretim tesislerinde, akıllı enerji yönetimi ve otomasyon gibi düşük karbonlu üretim tekniklerini teşvik ederken, asfalt üretiminde enerji tasarrufu sağlayan emisyonları azaltan ılık karışımın yaygınlaşmasını destekliyoruz." "Sektörümüzü geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek hale getireceğiz" Uraloğlu, sürdürülebilir ulaştırmanın teknolojik yenilikler, ekonomik verimlilik ve uluslararası rekabet açısından büyük bir fırsat olduğuna değinerek, şu ifadeleri kullandı: "Asfalt üretim sektörü; üreticileri, yüklenicileri, tedarikçileri, akademisi ve kamu kurumlarıyla birlikte bu dönüşümde kilit bir rol oynamaktadır. Bugün burada ortaya koyduğumuz ortak vizyon ile sektörümüzü yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek hale getireceğiz. Türkiye, altyapı yatırımlarında nasıl dünya çapında bir başarı hikayesi yazdıysa, sürdürülebilir ve iklim dostu ulaştırma alanında örnek bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Bugüne kadar sizlerle birlikte karayolları üstyapılarının performansı ve ömrünü artırırken, iklim değişikliği etkisinin sınırlandırılması, trafik güvenliğinin iyileştirilmesi ve çevre kirliliği ve gürültüyü azaltmaya yönelik önemli kazanımlar elde ettik. Bu noktada bu kazanımlardan gelen tecrübelerin paylaşılması, teorik ve pratik çalışmalarla ilgili yeni bulguların ortaya konulması ve karşılaşılan problemlerin çözüme kavuşturulması açısından bu sempozyumu çok değerli bir platform olarak görüyorum. Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, konuşmasının ardından Bakan Uraloğlu’na ehli nazar tablosu hediye etti. Bakan Uraloğlu, hediye takdiminin ardından alanda bulunan stantları gezdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder