POLİTİKA
CHP Genel Başkanı Özel "Benim Adım Özgürlük" programına katıldı 29 Mart 2026 Pazar - 08:46:41 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da düzenlenen "Benim Adım Özgürlük: Sanatın, Sözün ve Özgürlüğün Buluşması" etkinliğine katıldı. CHP, Küçükçekmece’de "Benim Adım Özgürlük: Sanatın, Sözün ve Özgürlüğün Buluşması" etkinliği düzenledi. Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB’nin tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu ile birçok sanatçı ve vatandaş katıldı. Programda çeşitli gösteriler sahnelendi ve şarkılar söylendi. "Sözünü sakınmayan cesur sanatçılara, akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine teşekkür ediyorum" Programda bir konuşma yapan CHP Genel Başkanı Özel, "Bir yılda 100 eylemde buluştuk. Partinin her bir otobüsü 100 bin kilometre yol yaptı. 100 eyleme katılanların sayısı 16 milyona dayandı. Bugün de mücadelemizin 374’üncü gününde bir dost meclisindeyiz. Dilimizde özgürlüğe, aydınlık yarınlara dair şiirler var, şarkılar var. Milli iradeye, yani millete savaş açanlar onlar, kul hakkına girenler onlar, tarihe darbeci olarak geçecek olanlar onlar. Bu millet çok kara kışlar gördü, çok dar yollardan geçti. Her darbede sanatçılar, gazeteciler, aydınlar hedef oldu. Gün oldu tutuklandılar, gün oldu işkencelerden geçtiler ama dik durmaktan, kalemi ve sözü savunmaktan vazgeçmediler. Bugün hapiste olan Merdan Yanardağ’ı, Alican Uludağ’ı, İsmail Arı’yı hasretle ve özlemle kucaklıyorum. Nice siyasetçi, aydın, akademisyen, sivil toplum temsilcisi gibi bugün de kalemini satmayan gerçek gazetecilere, sözünü sakınmayan cesur sanatçılara, akademisyenlere, sivil toplum temsilcilerine teşekkür ediyorum. Önümüzde bakır taslar güneş dolu. Dostların arasındayız, güneşin sofrasındayız. Bütün sanatçılarımızı, Dilek Hanım’ı, İl Başkanımızı, Büyükşehir Belediye Başkanımızı, ilçe belediye başkanlarımızı, biraz önce çıkan tüm ilçe başkanlarımızı bu kez kadın ve gençlik kollarıyla birlikte buraya çağırıyorum. Dostların arasındayız, umudun sofrasındayız" şeklinde konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 00:25 Kırkağaç Şoförler Odası’nda yeni başkan Talha Küçük Manisa Kırkağaç Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası seçimi büyük heyecana sahne oldu. 82 oy alan Talha Küçük, 1 oy farkla yeni başkan olurken; İsmail Akkaş 81 oy, Tuncay Aslan 39 oy, Ahmet Baksi 20 oy ve Erdal Sevgen de 20 oy aldı. Belediye Kültür Merkezi’nde düzenlenen seçime çevre ilçelerden oda başkanları ile vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan seçimde tüm adaylar kendilerini tanıtıp üyelerden destek istedi. Daha sonra oy verme işlemine geçildi. 318 üyeden 242’si oy kullanırken, 5 oy geçersiz sayıldı. Seçimi 82 oy alan Talha Küçük, 4 yıldır başkanlık görevini yürüten Tuncay Aslan’dan görevi devraldı. Küçük’ün yönetim kurulu üyeleri şu isimlerden oluştu: Ayhan Ceylan, Nazim Akar, Muharrem Can Aran, Serkan Genişyürek, Talha Erdemli, Ali Aksoy. Denetim Kurulu ise Mustafa Küçükbodur, Mücahit Çiftçi ve Mustafa Bengi’den oluştu. İHA muhabirine konuşan yeni Başkan Talha Küçük, "Tüm değerli üyelerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Amacım, şoför ve galerici esnafımızın haklarını güçlü şekilde savunan bir oda oluşturup üyelerimizin sorunlarını hızlı çözen bir yönetim anlayışı kurmak. Ayrıca mesleklerimizin saygınlığını daha da yükseltip odamızı birlik ve dayanışmanın merkezi hâline getirmek. Bu oda bir kişinin değil, tüm esnafımızın odasıdır." dedi.
AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "Bu iddia gerçekse bunu yapan alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir ya da bunu söyleyen alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir"
09 Aralık 2025 Salı - 09:33 AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "Bu iddia gerçekse bunu yapan alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir ya da bunu söyleyen alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir" TBMM Genel Kurulu’nda devam eden bütçe görüşmelerinde CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ile AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala arasında "15 Temmuz tartışması" yaşandı. Emir’in sözlerine cevap veren Efkan Ala, "Bu iddia gerçekse bunu yapan alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir ya da bunu söyleyen alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda devam eden bütçe görüşmelerinde CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ile AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala arasında gerginli çıktı. Ala’nın bütçe üzerine konuşmasının ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Emir, "Arkadaşlarımızın veremeyeceği hiçbir hesap yoktur. O paçavra iddianameye güveniyorsanız, olmayan delillere güveniyorsanız TRT’de yayınlarsınız, tüm millet görür. Ama masumiyet karinesi diye bir şey var. Yoksa tabii ki yargılayın ama tutuksuz yargılayın. Biz yargılanmak isteriz bağımsız mahkemelerde. Öyle yeni mahkeme kurmayacaksınız. İstemediğiniz bir karar olursa mahkemeyi dağıtıyorsunuz. Ama Ekrem İmamoğlu’nun İBB davası için yeni mahkeme kuruyorsunuz. Sayın Ala masumiyet karinesine o kadar inanıyorsanız birisi de gelir size ’15 Temmuz’da Gürcistan hava sahasında 2 saat 15 dakika dolaştınız mı’ diye sorar?" ifadelerini kullandı. "Gürcistan bunların merkeziydi, insan kaçacaksa da oraya kaçmaz" Ala, CHP Grup Başkanvekili Emir’in sözlerine cevap vermek için TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan söz istedi. Ala, Emir’in sözlerine, "Erzurum Havalimanı’ndan 21.25’te Türk Hava Yolları tarifeli uçakla kalktık, saat 22.45’te Ankara’daki havalimanına indik. Ama darbe girişiminden hiç haberimiz yok. Havaalanına indiğimizde milletvekili kardeşlerimiz oradaydı. İndikten sonra saat 23.00 civarı bütün birimlere talimat verdik. O sırada Hakan Fidan beni aradı. Darbe girişimi olduğunu ondan öğrendik. Daha uçağın kapıları açılmamıştı. Sonra havaalanında bir kriz merkezi oluşturarak bütün süreci yönettim. Şimdi size şunu soruyorum. Ayrıca Gürcistan bunların merkeziydi, insan kaçacaksa da oraya kaçmaz. Bu iddia gerçekse bunu yapan alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir ya da bunu söyleyen alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir. Şimdi bu durum burada sonlansın. FETÖ yalanını size söylemek hiç yakışıyor mu?" cevabını verdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi) Eğer gerçekten bu sistemi iyileştirmek istiyorsanız, geliştirmek istiyorsanız gelin yeni anayasayı çalışalım"
09 Aralık 2025 Salı - 01:09 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi) Eğer gerçekten bu sistemi iyileştirmek istiyorsanız, geliştirmek istiyorsanız gelin yeni anayasayı çalışalım" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Eğer gerçekten bu sistemi iyileştirmek istiyorsanız, geliştirmek istiyorsanız gelin yeni anayasayı çalışalım. Gelin hep birlikte bu ülkenin geleceğine dair çok daha güçlü bir çerçeve oluşturalım. Biz AK Parti olarak bu konuları çalışıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi zaten yeni tasarısını hazırladı. Bu sistemi iyileştirmek, geliştirmek için partilerin, grupların bir araya gelip ortak akılla böyle ön yargılarla baştan sıkılmış yumruklarla değil açık fikirlilikle alternatifleri ortaya koyarak her birinin artısını, eksisini, analizini yaparak tartışmamız lazım" dedi. Yılmaz, 2026 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve hükümet adına konuşma yaptı. TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Yılmaz, bütçenin önemine işaret ederek, "Bütçeler vesilesiyle aslında bir ülkenin bütün politikaları tartışılıyor, dünya değerlendiriliyor, Türkiye değerlendiriliyor. Dolayısıyla bu görüşmeleri çok kıymetli bulduğumuzu ve bunlardan yürütme olarak da mutlaka istifade etmeye çalışacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum. Ancak şunun da altını çizmek isterim: Bütçeler, elbette bütçe hakkı nihai olarak Meclisimizindir. Nitekim, nihai olarak burada Meclisimiz kabul edecektir veya reddedecektir veya değiştirecektir ancak bütçelerin özel bir durumunun olduğunu da görmemiz lazım. Bütçeler aynı zamanda yürütmenin halka söz verdiği hususlarda icraat yapabilmelerinde temel araç niteliğindedir" ifadelerini kullandı. Yılmaz, şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye için özellikle içinden geçtiğimiz dönemde son derece kıymetlidir. Tabii ki bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iyileştirilemeyeceği geliştirilemeyeceği anlamına da kesinlikle gelmemektedir. Her sistem gibi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de iyileştirmeye, geliştirmeye açık bir sistemdir. Yapısında, tabiatında bu var. Çünkü birçok hususu kanun olmadan da düzenleme hakkı getirmektedir. Niye böyle bir hak vermiş Anayasa? İdare daha hızlı hareket edip kendisini yeni şartlara uyarlasın diye. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yaşanan tecrübeler ışığında, birikimler ışığında geliştirilmesi, iyileştirilmesi her zaman mümkündür. Bu noktada da müsaadenizle muhalefete bir eleştiride bulunmak istiyorum. Bir taraftan bu sistemin iyileştirilmesini siz de talep ediyorsunuz. Ama bir taraftan da bu sistemi iyileştirecek anayasal çalışmalarda biz yokuz diyorsunuz. Ben bunu bir tutarsızlık olarak görüyorum. Eğer gerçekten bu sistemi iyileştirmek istiyorsanız, geliştirmek istiyorsanız gelin yeni anayasayı çalışalım. Gelin hep birlikte bu ülkenin geleceğine dair çok daha güçlü bir çerçeve oluşturalım. Biz AK Parti olarak bu konuları çalışıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi zaten yeni tasarısını hazırladı. Bu sistemi iyileştirmek, geliştirmek için partilerin, grupların bir araya gelip ortak akılla böyle ön yargılarla baştan sıkılmış yumruklarla değil açık fikirlilikle alternatifleri ortaya koyarak her birinin artısını, eksisini, analizini yaparak tartışmamız lazım. Demokrasi dediğimiz bu. Tartışmadan doğruyu bulamayız. Konuşmadan doğruyu bulamayız. Dolayısıyla dışlayıcı yaklaşımların ben hiçbir şekilde ülkemize fayda getirmediğini vurgulamak istiyorum. Bu sistem doğru bir sistem ve iyileştirilmeye açık bir sistem." Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı bütçesine ilişkin bilgi vererek, "Cumhurbaşkanlığı bütçesinin yarıya yakını barışa hizmet anlamında yurt dışındaki askerlerimize gönderdiğimiz ödeneklerden başka kurumlara transfer ettiğimiz ödeneklerden oluşuyor. Bir taraftan da dünyanın üçüncü kütüphanesi olan millet kütüphanemize yaptığımız harcamalarda bu bütçenin içinde yer alıyor. Dolayısıyla çok masraflı bir sistem oluştu. Cumhurbaşkanlığı sistemi çok daha fazla para tüketiyor yaklaşımı da rakamlarla teyit edilmeyen doğru bir yaklaşım değil. Örtülü ödenekle ilgili de yine bir takım fikirler ortaya koyuldu. Orada da değerli arkadaşlar limit limitler kanunlarla açıkça belirlenmiştir. Binde onu gibi hatırlıyorum. Yanılıyor olabilirim. O limitin çok çok altında bir oranda örtülü ödenek harcanıyor. Hiçbir şekilde o limitler aşılmıyor. Türkiye dediğim gibi bir hukuk devleti, kuralların olduğu bir devlet ve bu kuralların içinde harcamalarımızı gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu. Yılmaz vergilerle ilgili olarak, "Asıl geride olduğumuz doğrudan vergiler, doğrudan vergilerde biz Avrupa Birliği OECD oranlarına göre çok daha düşük oranda vergileri topluyoruz, bunu da değiştirmek bizim de bir politikamız, bunu Orta Vadeli Program’a da yazmış durumdayız. Doğrudan vergilerin payını artırmak istiyoruz, bu anlamda çok sayıda adım attık, kurumlar vergisi oranını 5 puan artırdık, yap-işlet-devret ve kamu-özel iş birliği için projelerde yüzde 10 artırdık kurumlar vergisini, banka ve diğer finansal kuruluşların finansal faaliyet harçlarını yüzde 50 yükselttik, çok uluslu şirketlerde minimum kurumlar vergisi yüzde 15 olacak dedik, yerli şirketlerde yüzde 10 olacak dedik, şirketlerin taşınmaz satışlarında uygulanan yüzde 50 kazanç istisnasını kaldırdık, kâr paylarındaki gelir vergisi stopajını yüzde 15’e yükselttik, daha çok sayıda eylem var ve bütün bunlarla 2024 yılında yüzde 65,8 olan dolaylı vergilerin payını 2026 yılında yüzde 61,8’e indirmeyi hedefliyoruz, daha da aşağıya elbette çekelim ama şunun da altını çizmek isterim: Bizim dolaylı vergilerimizde de sosyal adaleti gözetiyoruz, düşük gelirli grupların daha fazla tükettiği ürünlerde KDV’yi, ÖTV’yi düşük tutuyoruz veya hiç almıyoruz, yüksek gelirli grupların tüketimlerinden daha fazla ÖTV ve KDV alıyoruz, dolaylı vergilerimizde de sosyal adaleti gözeten bir yapı kuruyoruz. Türkiye’nin toplam vergi yükü yani dolaylı, dolaysız pirimler millî gelire oranla 23,5. Bu oran OECD’de yüzde 33,9; AB ülkelerinde yüzde 39,9. Hani "Herkesten vergi alıyorsunuz, çok vergi alıyorsunuz." diye bir iddia var, bu rakamlar onu desteklemiyor. Bizim millî gelire oranla topladığımız tüm vergiler -doğrudan, dolaylı, sosyal güvenlik primleri, hepsini dâhil ederek- millî gelire oranla yüzde 23,5; OECD’de bu oran yüzde 33,9; Avrupa Birliğinde yüzde 39,9. Bu oranları da görmemiz lazım" ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanı Güler: "Sosyal yardım bütçesi, genel bütçemizin yüzde 4,8’ine denk gelmektedir"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 23:54 AK Parti Grup Başkanı Güler: "Sosyal yardım bütçesi, genel bütçemizin yüzde 4,8’ine denk gelmektedir" TBMM AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Sosyal yardım bütçesini 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz. Bu tutar bütçemizin yüzde 4,8’ine denk gelmektedir" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin tümü üzerine görüşmeler devam ediyor. Bütçe üzerine söz alan TBMM AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Küresel ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği, siyasi risklerin derinleştiği bir dönemden geçiyoruz. Enerji arz güvenliğinden gıda tedarikine, finansal piyasalardan jeopolitik dengelere kadar hemen her alanda yeni bir düzen arayışı yaşanmaktadır. Dijital dönüşümün getirdiği belirsizliklerden iklim krizine, göç dalgalarından artan refah eşitsizliklerine birçok etken sadece ülkeler için değil, küresel ölçekte öngörülemezlik ortamını da maalesef çok kötü bir hâle getirmektedir. Küresel büyüme hızının yüzde 3’ün altına düştüğü, borç yükünün 310 trilyon doları aştığı bir dünyadayız. İşte tam da bu ortamda Türkiye, ülkemiz, üstelik hem sıcak savaşların hem de konjonktürel belirsizliklerin jeopolitik olarak tam da ortasında olan bir ülke olarak üretimini artıran, sosyal harcamalarını koruyan, bütçe disiplinini bozmadan büyüyen az sayıdaki ülkeden biri olmayı başarmıştır" şeklinde konuştu. AK Parti’nin tüm iktidarları boyunca günü kurtarmaya değil, geleceği kurma vizyonuna göre hareket ettiğini dile getiren Güler, "Daha önceki hükümetler gibi sadece günü kurtarma politikalarıyla günü geçirebilir, hatta kolay olanı seçip ülkemizi bir belirsizlik çukuruna götüren birçok işlere imza atabilirdi ama biz yeni bir vizyon belirledik. Yarının Türkiye’sini kurmak için atacağımız her adımını bugünün Türkiye’sini de güçlü kılacağını bilerek hareket ettik. 2023 vizyonumuz da, 2053 vizyonumuz da, 2071 vizyonumuz da bu iddianın tam karşılığıdır. AK Parti hükümetleri olarak hazırladığımız bütün bütçeler bir yanıyla uygulayacağımız maliye politikalarının önceliklerini belirleyen metinlerdir ama aynı zamanda bu iddiamızın da sayısal ölçekleridir. Dolayısıyla 2026 yılı bütçemiz Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin 8’inci bütçesi olarak istikrar ve güven içinde büyüyen ve Türkiye Yüzyılı hedefine doğru emin adımlarla yürüyen ülkemizin kararlılığının göstergesi olması bakımından da son derece önemlidir" dedi. "2002 yılından beri eğitimi en öncelikli meselemiz olarak gördük" 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ni istikrar ve refah bütçesi olarak tanımlayan Güler, "Hazırlanan bütçe teklifinde toplumun hiçbir kesimi dışlanmadan her bir vatandaşımızın büyümenin sağlayacağı imkânlardan adil biçimde yararlanması esas alınmıştır. Kalkınma planı ve orta vadeli programımız ışığında fiziki altyapının güçlendirilmesi, beşeri sermayenin geliştirilmesi ve üretken kapasitenin artırılması bu yılki bütçe teklifimizin ana eksenini oluşturmaktadır. 2026 yılı bütçesi, emeğin değerini koruyan, sosyal adaleti gözeten ve çalışma hayatının tüm paydaşlarını destekleyen bir yaklaşım temelinde hazırlanmıştır. Kadınların ve gençlerin ekonomik yaşama tam katılımını destekleyen politikalar kapsayıcı büyüme vizyonumuzun ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Değerli başkanım, saygıdeğer milletvekilleri 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nde bütçe giderlerinin 18 trilyon 929 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 16 trilyon 216 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. 2026 yılı bütçemizde afet risklerinin azaltılması, depremlerin yol açtığı hasarların süratle giderilmesi, deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın ihtiyaçları ve depreme dayanıklı şehirlerin inşası için bugüne kadar 3.6 trilyon TL harcanmıştır. Bu yıl ise toplam 653 milyar lira kaynak ayırıyoruz. 2002 yılından beri eğitimi en öncelikli meselemiz olarak gördük. Merkezi yönetim bütçesinden 2002’de yalnızca 9,4 seviyesinde pay alan eğitime 2026 yılında yüzde 15,3 oranında pay ayırıyoruz. Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığının bütçesi, 2026 yılında 1 trilyon 944 milyar liraya yükselecektir. Yükseköğretimi de dâhil ettiğimizde eğitim bütçemizi 2026 yılında 2 trilyon 896 milyar liraya yükseltmiş bulunuyoruz" şeklinde konuştu. "Sosyal yardım bütçesini 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz. Bu tutar bütçemizin yüzde 4,8’ine denk gelmektedir" Vatandaşların sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2026 yılında 1 trilyon 594 milyar lira kaynak ayırdıklarını söyleyen Güler, "Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumunda yapılacak sağlık harcamaları dikkate alındığında sağlık alanında kamu kaynaklarına ayrılan toplam tutarın 3 trilyon 307 milyar liraya ulaşmasını bekliyoruz. Sosyal devlet ilkesiyle ülkemizin sahip olduğu refahı toplumun bütün katmanlarına yaymaya kararlıyız. Dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biri olarak sosyal yardım bütçesini 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz. Bu tutar bütçemizin yüzde 4,8’ine denk gelmektedir. 2002 yılında yüzde 0,4 olan sosyal yardım ve desteklerin gayrisafi yurt içi hasılaya oranını 2026 yılında yüzde 1,2’ye yükseltmiş bulunuyoruz. Ülkemizde tarımsal hasıla 2002 yılında toplam 36 milyar 9 milyon lira iken, 2024 yılında 2 trilyon 428 milyar liraya çıkmıştır. Dünya Bankası tarımsal hasıla verilerine göre ülkemiz Avrupa’da 2002 yılında 24,5 milyar dolar ile İtalya, Fransa ve İspanya’nın arkasında 4’üncü sırada iken, 2024 yılında 74 milyar dolar ile 1’inci sıraya yükselmiştir. 2026 yılında bütçemizden tarıma 888 milyar lira kaynak ayırıyoruz. 2026 yılında savunma harcamalarında kullanılmak üzere 1 trilyon 202 milyar lira, iç güvenlik için 953 milyar olmak üzere toplam 2 trilyon 155 milyar lira ödenek öngörülüyor" dedi. "Türkiye, AK Parti döneminde bugüne kadar yaklaşık 282 milyar dolar doğrudan yatırım çekmiştir" Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırma yönündeki kararlılığını sürdürmekte olduğunu belirten Güler, "Bunun somut göstergesi olarak milli gelirimiz de artmaya devam ediyor. Ekonomik büyüklüğümüz 2024 yılı itibarıyla 1,3 trilyonun üzerine çıkmıştır. Sayın başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye artık Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon ve Cumhur İttifakı’nın güçlü dayanışması sayesinde hedeflerini birer birer aşmakta ve önemli başarılara imza atmaktadır. 2003’ten önceki otuz yılda sadece 15 milyar dolar yatırım alan Türkiye, AK Parti döneminde bugüne kadar yaklaşık 282 milyar dolar doğrudan yatırım çekmiştir. 2002 yılında ülkemizde yalnızca 5 bin 600 uluslararası sermayeli şirket faaliyet gösterirken, bugün ise 87 binden fazla çok uluslu şirkete ev sahipliği yapıyoruz. Türkiye artık bu şirketlerin üretim faaliyetlerinin araştırma geliştirme merkezleri, tasarım ekipleri, satın alma ofisleri, lojistik üsleri ve bölgesel üretim merkezleriyle desteklendiği bir ekonomik merkeze dönüşmüştür. Hükümetlerimizin uyguladığı politikalar sayesinde sayıları 369’u aşan organize sanayi bölgeleri ve 52 endüstri bölgesiyle Türkiye artık üretim üssü hâline gelmiştir" diye konuştu. "Türkiye’yi küresel sanayi ve ticaret merkezlerinden biri hâline getirdik" Türkiye Yüzyılı’nda yerli ve milli, yenilikçi ve yeşil üretim ekonomisi anlayışıyla, milli teknoloji hamlesinin desteğiyle sanayiden tarıma her alanda dünyadaki rekabet gücünü artıracaklarını ifade eden Güler, "Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri 2025 Raporu’na göre Türkiye, tarihinde ilk kez en büyük 20 patent ofisi arasında yer almıştır. Sıralamada 23’üncü sıradan 18’inciliğe yükselen Türkiye, tarihinde ilk kez dünyanın en büyük 20 patent ofisi arasına girdi. Bu gurur verici bir durum. Aynı rapora göre 2024 yılında yapılan 10 bin 4 yerli patent başvurusuyla dünya sıralamasında 12’den 10’uncu sıraya yükseldik. Yine, aynı yıl 41bin 875 yerli tasarım başvurusuyla dünya 3’üncüsü olduk. Ayrıca patent iş birliği anlaşması kapsamında yüzde 26,1’le kadın buluşçu oranında dünyada ilk sırada yer aldık. İleri teknolojiye dayalı, yüksek katma değerli, istihdamı artıran üretim alanlarını destekleyerek Türkiye’yi küresel sanayi ve ticaret merkezlerinden biri hâline getirdik. Sayın başkanım, değerli milletvekilleri; size gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülkelerin bütçe büyüklükleri, ayrılan paylar ve karşılaştırılan bazı rakamlardan bahsetmek istiyorum. Öyle ya, 2020 yılından itibaren gerek tedarik zincirinin bozulması gerekse de pandemi sürecini yaşadık. O günden bugüne Almanya, Japonya, Güney Kore, Arjantin ve Türkiye kıyaslamasını sizlere izah etmeye çalışıyorum. Türkiye’de ve diğer ülkelerde 2020 ve 2026 yılları arasında yani Almanya, Japonya, Güney Kore, Arjantin, Güney Afrika arasında ABD doları cinsinden bütçe büyüklüklerinin değişimine bakıldığında, Türkiye’nin bütçe büyüklüğünü 2020 yılından bu yana yüzde 164,6 oranında artırdığını ve bütçe artışı bağlamında bu ülkelerin önünde olduğunu görüyoruz. Yine, seçilmiş ülkelerde 2026 yılı bütçesinde eğitime en fazla kaynak ayıran 2’nci ülke yüzde 15,3 payla Türkiye olmuştur" dedi.
AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "2025 yılıyla birlikte ihracatımızda tarihi bir rekorla 270 milyar dolar eşiğini de geride bırakıyoruz"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 22:41 AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "2025 yılıyla birlikte ihracatımızda tarihi bir rekorla 270 milyar dolar eşiğini de geride bırakıyoruz" AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, "2025 yılıyla birlikte ihracatımızda tarihi bir rekorla 270 milyar dolar eşiğini de geride bırakıyoruz" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, TBMM Genel Kurulu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi görüşmelerinde konuştu. Konuşmasının başında dünyanın çeşitli bölgelerinde sıcak çatışmaların, bölgesel savaşların devam ettiğini ifade eden Ala, "Genel Kurul’un takdirine sunduğumuz 2026 yılı bütçemiz sadece rakamların ve tabloların teknik izahından ibaret bir mali dönem. Bu bütçe, tarihin akışının hızlandığı, yeniden şekillendiği, dünyanın belirsizlikler çağına girdiği bir dönemde Türkiye’nin milli duruşunu ve stratejik tercihlerini yansıtan kapsamlı bir mali çerçeve. Dünya 21. yüzyılda daha önce hiç tanık olmadığımız, hiç tecrübe etmediğimiz derinlikte çok katmanlı durumla bir karşı karşıya. Küresel aktörler arasındaki mücadele ekonomik rekabetin sınırlarını aşmış, tarife savaşlarıyla adeta silahsız bir ekonomik savaşa dönüşmüştür. Önümüzdeki dönemde bu risklerin devam edeceği öngörülmektedir. Avrupa’da aşırı akımların yükselişi ve artan yabancı düşmanlığı, siyasal istikrarsızlıkları giderek daha görünür hale getirmektedir. Böyle bir çağda belirsizliğin artık bir kural haline geldiği, uluslararası hukukun masum insanların acılarının enkazı altında kaldığı bir dönemde bir devlet için en büyük hazine devlet aklıdır, öngörüdür, dirayettir ve en önemlisi de kararlı bir siyasi liderliktir. Türkiye, bugün bu niteliklere sahip bölgesel güç ve küresel aktör olarak etrafındaki ateş çemberine rağmen bir güven ve istikrar adası olarak yoluna devam etmektedir. Bunun liderliğini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yapıyor. Ama arkasındaki irade halkın desteğidir. İktidara geldiğimiz 3 Kasım 2002’den beri parti olarak proaktif, pozitif, insani ve erdemli dış politika izlemekteyiz" ifadelerini kullandı. Uluslararası ölçekte jeopolitik rekabetin sertleştiği, teknolojik üstünlüğün belirleyici hale geldiği ve ekonomik bloklaşmanın hızlandığı tarihsel bir dönüşümden geçildiğini vurgulayan Ala, "Bu yeni güç mimarisinde Türkiye jeopolitik merkeziyle savunması çok boyutlu diplomasi ve beşeri nüfuz gücü sayesinde denge belirleyen merkez aktörler arasında yükselmektedir. Elbette Türkiye’nin bugün ulaştığı stratejik istikrar düzeyi asla bir rastlantı değildir. 23 yıllık bir emeğin sonucudur. Dirayetli liderliğin iradeli yönetimin eseridir. Alın terinin ürünüdür. Aziz milletimizle kurduğumuz sarsılmaz bağın neticesidir. Türkiye uluslararası ilişkilerde lider diplomasisini en etkin şekilde kullanan ülkedir. Aynı gün içinde hem Amerika’yla stratejik meseleleri konuşabilen hem Moskova’yla en kritik güvenlik konularını aynı yetkinlikle müzakere edebilen tek ülkedir. Lider de Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Türkiye coğrafi bir kavşak olmaktan öte küresel barış ve istikrarın mimarisinde merkez konumundadır" dedi. "Ülkemiz gayri safi yurt içi hasıla büyüklüğüne göre dünyanın en büyük 11’inci, Avrupa’nın en büyük 4’üncü ekonomisi konumuna erişecektir" AK Parti hükümetleri döneminde ekonomide çok önemli başarılara imza attıklarını dile getiren Ala, "238 milyar dolar olan milli gelirimizi 1,6 trilyon dolara çıkararak trilyon dolarlık ülkeler kategorisine girdik. 23 yılda dünya ekonomisi üç kat büyürken, bu dönemde Türkiye ekonomisi tam 5,4 katına ulaştı. İşte bu, AK Parti’nin başarısıdır. Türkiye ekonomisinin güçlü büyüme performansının olumlu sonuçlarını kişi başına düşen gelirde de görüyoruz. Kişi başına gelirimizi 2025 yılının sonuna kadar değerli kardeşlerim 17 bin 748 dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye yıl sonu itibarıyla da orta gelirli ülkeler grubundan çıkarak, tarihinde ilk kez yüksek gelirli ülkeler grubuna girecektir. Yine bu yılın sonunda ülkemiz satın alma gücü paritesi cinsinden gayri safi yurt içi hasıla büyüklüğüne göre dünyanın en büyük 11’inci, Avrupa’nın en büyük 4’üncü ekonomisi konumuna erişecektir" şeklinde konuştu. "2025 yılıyla birlikte ihracatımızda tarihi bir rekorla 270 milyar dolar eşiğini de geride bırakıyoruz" Sürdürülebilir, dengeli ve üretimle büyüyen bir Türkiye ekonomisiyle 32.7 milyon vatandaşa istihdam sağlandığının altını çizen Ala, "2025 yılıyla birlikte ihracatımızda tarihi bir rekorla 270 milyar dolar eşiğini de geride bırakıyoruz. Günümüzde uluslararası ekonomi; teknolojik dönüşümü, AR-GE’yi ve bilgi teknolojilerini zorunlu kılıyor. Göreve geldiğimiz günden bu yana sanayi istihdamımızı 3,9 milyondan 6,7 milyona çıkardık. İmalat sanayi katma değerinde dünyada 14’üncü sıradayız. 2002 yılından bu yana Türkiye’nin AR-GE harcamalarını 1,2 milyar dolardan 19,9 milyar dolara yükselttik. Gençlerimizin hizmetine sunduğumuz teknoparkların sayısını 2’den 113’e çıkararak, bugüne dek 13 milyar 670 milyon lira destek sağladık ve gençlerimizin bilgi ve birikimlerini değere dönüştürecekleri fırsatlarla buluşturduk, buluşturuyoruz" dedi.
TBMM’de 2026 yılı bütçe görüşmeleri sürüyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 21:18 TBMM’de 2026 yılı bütçe görüşmeleri sürüyor 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda devam ediyor. Bütçe görüşmelerinde konuşan DEM Parti Genel Başkanı Tülay Hatımoğulları Oruç, dünyanın bir belirsizlik çağı yaşadığına işaret ederek, "20’nci yüzyılın düzeni çöktü ama yenisi kurulamadı. Belirsizlik çağında eşitsizlikler, iklim krizi, yoksulluk, yolsuzluk, cinsiyetçilik, kutuplaştırma, şiddet her yere yayılıyor. Bu kızılca kıyametin içinde de dünya ölçeğinde silahlanma yoğun bir şekilde artıyor. Geçtiğimiz yaz ayında Lahey’de NATO’nun yaptığı toplantıda her üye ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 5’inin NATO’ya verilmesi yani silahlanma için harcanması kararı alındı. Benzer bir karar 2014’te yine alınmıştı, yüzde 2’ye çıkarılmıştı ama ne yazık ki dünyaya baktığımızda ne sulh var ne de güvenlik var. Bilakis savaşlar artmış durumda. Barış ve güvenlik silahla değil, barış ve güvenlik, özgürlük ve demokratik bir düzenle sağlanır. Bakın yapay zekâ, teknolojik gelişmeler, iletişim ve ulaşımdaki hızlanma insanlığın önüne doğayla barışık bir şekilde müthiş bir yaşam alanı sunabilir fakat yine aynı köhne kapitalist sistem bu imkânları sadece bir grup sermayedara ve savaş baronlarına, silah tüccarlarına seferber ediyor ve ne yazık ki insanlık için kullanılması gereken olumluluklar bu kesimlerce insanlık ve doğa karşıtı bir şekilde kullanılıyor ve yine kapitalist merkezler bu eşitsizliğin oluşturduğu göç dalgalarına karşı duvarlarını gittikçe kalınlaştırıyor. Ancak bu eşitsizliklere karşı direniş hareketleri de mevcuttur bütün dünyada, Seattle’dan Tunus’a, Kahire’ye; Gezi Parkı’ndan Yunanistan’daki Sintagma Meydanı’na kadar çok geniş bir direniş ağı ve şimdi de Z kuşağı isyanları olarak Nepal’de, Fas’ta, Sri Lanka’da, Sırbistan’da ve Bulgaristan’da büyümeye devam ediyor. Küresel düzeydeki savaş ve çatışmalardan, ticaret ve enerji koridorları savaşlarından bölgemizin çok etkilendiğinin hepimiz farkındayız. Rusya-Ukrayna savaşı, İran-İsrail savaşı, İsrail eliyle bölgenin yeniden dizayn edilmeye çalışılması hamleleri ve Doğu Akdeniz, dolayısıyla da Kıbrıs sorunu bu parlamentonun gündemine ehemmiyetle alması gereken konulardır. Orta Doğu ve Afrika’daki savaşlar, Batı’nın yüksek teknolojili silahlarıyla yürütülüyor ama ne yazık ki bu silahların finansmanı da bölgedeki petrolden sağlanıyor. Emperyalist güçler âdeta bir savaş filmi yazıyorlar ve bu savaş filmi Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da oynanıyor. Bizler birbirimizi öldürüyoruz, onlar ise senaryosunu kendi yazdıkları filmi büyük bir keyifle izliyorlar. Bizler artık bunlara ’dur’ demeliyiz. Bölgemizin trajedisi bitmiyor. Bakın, Gazze halkı, Gazze iki seneyi aşkındır yoğun bir işgal altında. Ateşkes olmasına rağmen ateşkesin fiilen hayata geçmediğine hepimiz tanıklık ediyoruz. Bir kez daha bu kürsüden ifade ediyoruz ki Filistin halkı yalnız değildir, Filistin mazlum halkı ile bizler dayanışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, "Kürt meselesini konuşurken önce şunu tespit etmemiz gerekiyor: Bu ülkeyi bir asırdır yönetenlerin en temel hatası Kürt meselesini yanlış teşhis etmesidir. Teşhisi yanlış olunca Kürt sorununu ortadan kaldırma yolları da hep hatalı oldu. Kürt meselesinde yıllardır hep düğüm üstüne düğüm atılıyor, bu düğüm âdeta Gordion düğümüne dönüştü. Yıllar boyunca bu mesele terör parantezine sıkıştırıldı. ’Geri kalmışlık’ denildi, ’Kandırılmış, aldatılmış bir avuç insan’ denildi. Oysa Kürt meselesi az gelişmişlik sorunu değildir, Kürt meselesi kandırılmış ya da aldatılmış bir topluluğun problemi de değildir. Kürt meselesi terör sorunu hiç değildir; eşit yurttaşlık meselesidir, demokratik haklar meselesidir, bir varlık meselesidir ama en önemlisi Kürt meselesi bir hukuk meselesidir. Kürt’ün hukukunu tanıma üniter devlet içinde pekâlâ mümkündür. ’Üniter devlet’ demek ne devletin inkârı ne de Kürt’ün inkârıdır. Kürtlerin eşit yurttaşlar olarak hakkını savunması, üniter devlet için bir risk değil, aksine bir güvencedir. Kürt meselesi günlük siyasetin gürültüsüne kurban edilecek bir başlık değil, canların yitirildiği, ocakların söndüğü tarihsel bir olgudur. Kürt meselesi yıllarca düğüm aklıyla yönetildi ve sonuç hep hüsran oldu. Artık barış siyasetini çözüm aklıyla kuralım diyoruz. Tam 106 yıl önce Erzurum Kongresi’nin sonuç bildirgesinde Türk-Kürt ortaklığına atfen şunlar yazılır: ’Saadet ve felakette tam ortaklığı kabul eder ve gelecek hakkında aynı amacı hedef alır.’ Yani daha kuruluş aşamasında ortak vatan fikri ile hukuk fikri yan yana duruyor, sonra hukuk kısmı unutuluyor. Cumhuriyet, Kürtlerin omuz verdiği bir kurtuluşun ardından ilan ediliyor ama Kürt’ün hukuku kurucu metinlerin dışına itiliyor. Sayın Devlet Bahçeli, 18 Kasım 2025 tarihli grup konuşmasında cumhuriyetin kuruluş dönemine dair çok önemli bir tespitte bulundu: ’Hazırlık ve mayalanma dönemi kongreler marifetiyle yani demokratik yollarla icra edilmiştir’ demesi aslında bugün daha fazla demokrasiyi esas almayı işaret ediyor" dedi. "Bizim için ekonomi Bilge Kağan’ın ’Aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim’ sözündeki sosyal adalettir" MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, ekonomiye bakışlarının rakamlardan ibaret olmadığını kaydederek, "Bizim için ekonomi Bilge Kağan’ın ’Aç milleti doyurdum, çıplak milleti giydirdim’ sözündeki sosyal adalettir. Amacımız Ahilik geleneğimizden bugüne gelen helal lokmayı ve alın terini baş tacı eden, hakça bölüşümü esas alan millî üretim ekonomisidir. Faiz lobilerinin değil nasırlı ellerin kazandığı, refahın bir kısma değil necip milletimizin her ferdine adilce paylaştırıldığı bir düzeni hilalin gölgesinde tesis etmeye yeminliyiz. Görüşmekte olduğumuz bu bütçe, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yönetiminde sağladığı istikrarın 8’inci, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın ise 3’üncü bütçesidir. Bu bütçe laf değil icraat üretenlerin, mazeret değil çözüm bulanların, Türkiye’yi istikrar ve refah limanına taşıyanların bütçesidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak şimdiden ifade etmek isterim ki 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ni tümüyle olumlu değerlendiriyor ve destek veriyoruz" ifadelerini kullandı. Kılıç, dünya resesyon yani durgunluk korkusuyla boğuşurken Türkiye’nin kendi hikâyesini büyük bir iradeyle yazmaya devam ettiğini belirterek, "İşte, böyle tekin olmayan, karmaşanın, savaşın yaşandığı bir dünyada ülkemiz Cumhur İttifakımızın sağladığı kaya gibi sağlam siyasi istikrar sayesinde bölgesinde bir güven noktası olarak yükseliyor. Hatırlayın o eski günleri, koalisyon pazarlıklarıyla heba edilen ayları, karar alamayan hantal yapıları, yarını göremeyen iş dünyasını, bir anayasa kitapçığıyla yerle bir olan ekonomileri. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle o devirler hamdolsun, kapandı. Çift başlılık tarihe karıştı. Bugün yürütme hızlı karar alıyor, caydırıcılığımız artıyor, küresel meydan okumalara karşı ’Ben de varım hem de en güçlü şekilde’ diyen bir Türkiye emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Milli çıkarlarımız söz konusu olduğunda ekonomide, diplomaside ve sahada gözünü budaktan sakınmayan, kimseden icazet almayan, Ankara merkezli düşünen bir devlet aklı milletimiz için çaba gösteriyor. Felaket tellallarına, sürekli karamsarlık pompalayanlara, ’Türkiye battı, bitti’ senaryosu yazanlara inat, Türkiye’nin üretim çarkları tıkır tıkır dönüyor. 2024’te dünya ekonomisi yüzde 3,3 büyürken, Türkiye de aynı oranda yüzde 3,3 büyüyerek potansiyelini ortaya koymuş, gücünü ve dayanıklılığını da kanıtlamıştır" şeklinde konuştu. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, bütçeyi değerlendirerek, "İncelerken daha en başta görüyoruz ki iktidar ilk düğmeyi yanlış iliklemiş. Bütçe açıkla beraber başlıyor, 20 yıldır bütçe açığı her zaman yükseliyor. AK Parti bütçe açıklarını normalleştirmiş maalesef, asıl vahim olanı da bundan da bir rahatsızlık duymuyorlar. Ve bunu değiştirmek için, bu tabloyu düzeltmek için tek bir çabaları var, o da vergileri daha da yukarıya çıkartmak. Milletimizden önümüzdeki yıl 15,6 trilyon vergi toplanacak. AK Partili biliyor, biz de biliyoruz. Bu vergi, bu 15,6 trilyon vergi yine yetmeyecek. Hatta öyle ki Sayın Şimşek’e göre vergi yükümüz yüksek bile değilmiş. Sayın bakana göre az kazanan fukaradan az, çok kazanan zenginden de çok vergi alacaklarmış. Kusura bakmayın, siz bunu yapamazsınız. Çünkü siz o zenginlerin hükümetisiniz, siz KDV’lerle, ÖTV’lerle market kasasında, benzin istasyonlarında, vatandaşımızın canını acıta acıta cebinden almaya devam ediyorsunuz. Bunu biz söylemiyoruz, siz söylüyorsunuz, sizin rakamlarınız söylüyor. Gelir vergisinden 3,6 trilyon, ÖTV’den 2,5 trilyon, KDV’den 5,6 trilyon, kurumlar vergisinden 1,7 vergi alacaksınız. Sizin bütçenizde dolaylı vergilerin oranı yüzde 65’lere dayanmış. Bugün bir asgari ücretli fırına gidip ekmek aldığında ne kadar KDV ödüyorsa, bu ülkenin en zengini de o ekmek için aynı vergiyi ödüyor. Peki, iktidar bu bütçede o zenginler için acaba ne yaptılar? Aynı bütçede 3,5 trilyon liralık vergi harcaması diye bir kalem var. Ne demek bu? Sermayeden, yandaştan alınmayacak vergi demek, zenginlerden alınmayacak vergi demek" diye konuştu. Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, bütçenin çiftçinin, hayvan yetiştiricisinin bütçesi olmadığını söyleyerek, "Bu bütçe, ayda bir et yiyemeyen, kahvede 10 liraya çay içemeyeceği için parklarda vakit geçiren, torununun cebine harçlık koyamayan, açlık sınırını değil sefalet sınırı altında yaşayan emekliye reva görülen 16 bin 881 TL en düşük emekli maaşı nedeniyle emeklinin de bütçesi değildir. Bu bütçe, 6 milyar 737 milyon TL’yle sokaklarda güvenle yürüyemeyen, caydırıcı olmayan infaz sistemi nedeniyle her gün şiddete maruz kalan, şiddetin her türlüsü altında ezilen, anne olarak evlatlarının ihtiyacını karşılayamayan kadının da bütçesi değildir. Bu bütçe, gençlere bağımlılıkla mücadele için ayırdığı kişi başı 4 lira, gençlik desteği için günlük 3 lira bütçeyle her köşe başında uyuşturucu satıcılarıyla karşılaşan, uyuşturucunun pençesine düştüğünde gerekli tedavi ve rehabilitasyon desteğini alamayan, kumar ve bahis bataklığında yaşam yerine intiharı tercih eden, gecelerini sosyal medyada, gündüzlerini yatakta uyuyarak geçiren, gideceği bir iş, işe gitse alacağı düzgün bir maaş ve sosyal güvencesi olmayan, spordan bilime yeteneklerini keşfeden ve destekleyen mekanizmalardan yoksun gençliğin de bütçesi değildir. Bu bütçe, siftah yapamayan, eline asgari ücret kadar gelir geçmeyen, maliye uygulamaları altında ezilen, elektrik parasından tasarruf için iş yerinde karanlıkta oturan esnafımızın da bütçesi değildir" ifadelerini kullandı. Ekmen, şöyle konuştu: "Siyasetin sadece sürecin temkinli destekçilerini değil, sürece doğrudan karşı olanları da anlama sorumluluğu vardır. Bu aynı zamanda sürecin sağlıklı ilerlemesinin de bir gereğidir. Sürece destek ile güven arasındaki devasa boşluğu anlayıp gereğini yaptığımızda sürecin ruhuna aykırı uygulamalardan vazgeçip, tasfiye sürecinin sadece Öcalan ve PKK için değil benzer örnekler için de sonuç üreteceğini, sürecin en büyük vaadi olan hukuk, adalet, özgürlük, demokrasi alanında atılacak adımların sadece Kürtler için değil 85 milyon vatandaşımız için de geçici ve gelecek olduğunu anlatırsak, buna uygun davranırsak sürece güven artacak, sürecin ihtiyacı olan yasa ve uygulamalar üzerindeki şüpheler azalacak, süreç de hızlanıp başarıya ulaşacak inşallah. Belki de hepimizin vazifesi aramızdaki niza ve tartışmaları, hatta mümkünse ülkenin gündemini üç ay boyunca dondurarak evveliyatla Milli Kardeşlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu’nun gündeminde olan fesih ve tasfiye sürecini başarıyla tamamlamak, sonra da hukuk, adalet, özgürlük, demokrasi alanlarında ülkemize çağ atlatacak, her bir vatandaşımızı özgür ve müreffeh kılacak adımları atmaktır." Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ da hükümeti eleştirerek, "Tasarruf tedbirlerinden bahsediyorsunuz. Kamu uymuyor ki buna ve siz diyorsunuz ki şimdi biraz önce efendim aynı zamanda şeffaflıktan bahsediyorsunuz, denetlenebilirlikten bahsediyorsunuz. Yok ki böyle bir şeffaflık. Sayıştay görevini yapabiliyor mu? Yapmıyor ki, yapamıyor ki. 15 Temmuz sonrası korkutulmuş bir Sayışta’yla karşı karşıyayız. Peki, yargı objektif mi, tarafsız mı Türkiye’de, bağımsız mı? Değil. Peki, yürütme nedir? Kuvvetler ayrılığından bahsediyorsunuz. Bu Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini nasıl düzeltecektiniz? Şöyle -engelli vatandaşlardan özür diliyorum- diyordunuz siz ’Kör olan, şaşı olan, topal olan, çolak olan bu parlamenter sistemi değiştireceğiz.’ Değiştirdiniz, 2017 yılında bir referandumla değiştirdiniz, 2018’de bunu da yürürlüğe koydunuz hukuki olarak. Peki, o günden itibaren hakikaten kuvvetler ayrılığı ilkesi Türkiye’de tecelli etti mi? Etmedi Türkiye’de. Ne oldu biliyor musunuz? Yürütme yasamaya ve yargıya vesayet unsuru olarak çıktı karşımıza. Türkiye’yi yasama yönetmiyor, Türkiye’yi yargı asla denetleyemiyor. Denetim mekanizmaları diyorsunuz, ki sizi nasıl denetleyeceğiz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız? Bize milletvekilleri olarak bir hak vermişsiniz Anayasa’da, diyorsunuz ki ’Size bir hak verdik, soru önergeleriniz var. Bu soru önergelerinizi yazılı olarak sunacaksınız. Buradaki sözlüğü kaldırdık.’ Kaldırdınız, yazılı olarak sunuyoruz. Vallahi, herhâlde öyle tahmin ediyorum 20 bin, 30 bin, 40 bin, 50 bin soru önergesi vermişizdir ve sadece bizim grubumuzun vermiş olduğu bin 170 tane soru önergemiz var" şeklinde konuştu.
CHP Genel Başkanı Özel: "Türkiye bugün yüksek enflasyonda Avrupa 1’incisidir"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 21:06 CHP Genel Başkanı Özel: "Türkiye bugün yüksek enflasyonda Avrupa 1’incisidir" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye bugün yüksek enflasyonda Avrupa 1’incisidir" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, TBMM Genel Kurulu’nda devam eden 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerinde konuştu. 2026 bütçesine ilişkin değerlendirmede bulunan Özel, "Bütçe hazırlayarak milletin işi ve aşı üzerinde siyasi tercihlerde bulunan iktidar sahiplerinin bu bütçeyi sahiplenmeleri gerekir. Bu yönetim sistemi başladığında ‘Bu, tek kişilik hükûmet sistemidir; bakanlar artık atanmıştır, o yüzden Meclise karşı sorumluluğu yoktur; Meclise karşı tek sorumlu Cumhurbaşkanıdır’ yaklaşımını hatırlatır, Cumhuriyet Halk Partisi 1 Ekim’de uğradığı haksız saldırılardan dolayı bir günlüğüne bir konuşmayı dinlemeye gelmedi diye ‘Meclise saygısızlık yapıldı’ diyenlere bugün bütçenin gerçek ve tek sahibi ve tek sorumlusunun Meclise gelip bütçesini anlatmak, savunmak, eleştirileri dinlemek yerine İstanbul’da olduğunu hatırlatır ve Meclise saygı olacaksa bir ritüelin olduğu gün gelip bu kürsüden siyasi bir konuşma yapmakla değil gelip bu millete bütçenin hesabını vermekle olduğunu hatırlatırım" ifadelerini kullandı. "Türkiye bugün yüksek enflasyonda Avrupa 1’incisidir" Türkiye’nin dünyada en çok suç işlenen ülkelerden biri hâline geldiğini savunan Özel, "Türkiye bugün yüksek enflasyonda Avrupa 1’incisidir. Ekim ayı enflasyonumuz yüzde 2,55, dünyadaki 70 ülkenin yıllık enflasyonundan fazladır. Yanlış duymadınız, ekimdeki enflasyonumuz dünyadaki 70 ülkenin yıllık enflasyonunun üzerindedir. Yoksullukta Avrupa 1’incisidir Türkiye, işsizlikte Avrupa 1’incisidir, yüksek faizde Avrupa 1’incisi, dünya 2’ncisidir. Gıda enflasyonunda dünya ortalamasının 7 katına sahiptir. Yargıya güven yüzde 20’lere düşmüştür. Bu veriler ne kadar doğruysa, iktidarın yürüttüğü propaganda da maalesef o kadar gerçek dışıdır. 2025’te memleketin hâli budur, 2026’nın da böyle geçmemesi için bu bütçenin bir çare üretmesi beklenir. Bütçe görüşmeleri devletin de, milletin de yeni yılı konuştuğu, daha iyisinin umulduğu, vatandaşın da kulak kesildiği görüşmelerdir. Millet döner, bu Meclise bugünlerde bakar; baktığında ne gördü biliyor musunuz? 16,3 trilyon geliri, 19 trilyon gideri olan yani daha ilk sayfasında 2,7 trilyon bütçe açığı verilen bir bütçeyi gördü; bu, öyle böyle bir açık değil. Bu açık ’Ekonomiyi şaha kaldıracağız’ diye yetkinin tek başına talep edildiği Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk bütçesinin tamamının tam iki katıdır, o bütçedeki açığın tam 22 katıdır. Bu rakamlar cumhuriyet tarihinin rekorudur. Aynı şekilde faiz gideri yüzde 40’lık artışla 2,7 trilyon liraya çıkıyor. Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz gideridir. 2017 yılında 100 liralık verginin 10 lirası faize giderken, bu yıl 100 liranın 20 lirası faize ödenecek" dedi. "Mutfak tüpünden, tırnak makasından ÖTV alınıyor, ama pırlantadan, elmastan, lüks kol saatinden alınmıyor" Bütçenin yüzde 97,5’inin neredeyse tamamının vergi gelirlerinden oluştuğunu söyleyen Özel, "Peki, bu vergi kimden toplanacak? Her 100 liralık verginin 63 lirası dolaylı vergi arkadaşlar. Yani zengin-fakir ayırmayan, fabrikatörden de fabrikadaki asgari ücretliden de aynı alınan vergi, dolaylı vergi; elektrikten, sudan, temel harcamalardan. Peki, ondan sonraki büyük kalem, 100 liranın 25 lirası çalışanların maaşlarından kesilen gelir vergisi. Geriye ne kaldı? Yüzde 11, kâr eden şirketlerin ödeyeceği kurumlar vergisi. Avrupa’da dolaylı vergilerin bu kadar yüksek, gelir vergisinin bu kadar fazla, şirketlerden alınan verginin bu kadar düşük olduğu bir başka ülke yok. Yani Türkiye vergi adaletsizliğinde de Avrupa 1’incisi. Yeni yılda hep birlikte saniyede 495 bin lira vergi ödeyeceğiz, saniyede 495 bin lira. Vergi gelirinin 8,5 trilyon lirası sadece ÖTV ve KDV’den alınacak. Peki arkadaşlar, bu ÖTV ve KDV kimlerden toplanacak? Bu ülkede temel tüketim ürünlerine özel tüketim vergisi ödeniyor, şaka gibi; mutfak tüpünden, tırnak makasından ÖTV alınıyor, elektrikli süpürgeden, doğal gazdan ÖTV alınıyor, evinizde harcadığınız her şeyden, evinize aldığınız her aletten ÖTV alınıyor ama pırlantadan, elmastan, lüks kol saatinden alınmıyor. Lüks kol saatinin saatinden alınmayan kayışından alınıyor, 50 bin dolarlık saatten değil kordonundan sadece vergi alınıyor. Yattan, kotradan yüzde 8 vergi alınırken, cep telefonundan yüzde 50 vergi alınıyor bu ülkede" şeklinde konuştu. "Milleti sınıflara bölen ve bu sınıflara göre muamele eden AK Parti’nin kara düzeni budur" Hastanelerin son 20 yılda yüzde 103 oranında arttığını belirten Özel, "Kamu zayıflamıştır. Sağlık sisteminin üçte 1’i artık özel sektörün elindedir. Aile sağlığı merkezlerinde ve kamu hastanelerindeki sağlık çalışanları ağır sorunlar altındadır. OECD ülkelerinde bin kişi başına 4 hekim, 9 hemşire düşerken Türkiye’de bin kişi başına 2 hekim, 3 hemşire düşmektedir. OECD’de bir hekim günde 25 hasta bakarken, Türkiye’de bu sayının 200’e kadar çıktığı örnekler mevcuttur. Türkiye bu sıralamada da maalesef OECD ülkeleri arasında 1’inci sıradadır. Bugün vatandaşlar ayrıca randevu sırası bekliyorlar; göz, kardiyoloji, ortopedide bile bu süre ayları bulabiliyor, MR için bir buçuk iki ay sonrasına tarih veriliyor. Fakirsen, yoksulsan bu süreyi beklemeye mecbursun ama zenginsen özel hastanede anında işini hallediyorsunuz. İşte, milleti sınıflara bölen ve bu sınıflara göre muamele eden Ak Parti’nin kara düzeni budur" dedi. "Gıda enflasyonunda OECD’de 1’inci, dünyada 3’üncüyüz" Türkiye’nin eskiden tarımda kendi kendine yeten ender ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Özel, "Şimdi samandan mercimeğe ithalat bağımlısı bir ülke olduk. Gıda enflasyonunda OECD’de 1’inci, dünyada 3’üncüyüz. Düşünün, Türkiye dünyada gıda enflasyonu en yüksek 3’üncü ülke durumunda. 2001’de tarım yapılan 2,5 milyon hektar arazide bugün tarım yapılmıyor; bir Trakya’dan büyük toprak, bundan daha fazla bir alanda artık çiftçiler yok. Çiftçinin ortalama yaşı AK Parti geldiğinde 30’du, bugün 58. Bu üzerinde çok uzun düşünülmesi gereken bir nokta. Tarımda çalışan sayısı 7,5 milyondu, 4,5 milyona düştü. Bu yıl tarım sektörü yüzde 13’le en sert daralmasını yaşadı" diye konuştu.
Bakan Yerlikaya: "8 Aralık 2024 sonrası gönüllü olarak 578 bin Suriyeli, Suriye’ye geri döndü"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 18:50 Bakan Yerlikaya: "8 Aralık 2024 sonrası gönüllü olarak 578 bin Suriyeli, Suriye’ye geri döndü" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Esad rejiminin devrildiği 8 Aralık 2024 tarihinden bugüne kadar 578 bin Suriyelinin ülkelerine geri döndüğünü açıkladı. Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Suriye iç savaşı başladığında tarihsel mirasımıza ve medeniyet değerlerimize uygun olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Suriyeli kardeşimize insan hakları ve hukuka uygun olarak kucak açtık. En zor zamanlarında onlara umut ışığı olduk. Tam bir yıl önce Suriye özgürlüğüne kavuştu. Suriye’deki zulüm tarihin karanlık sayfalarındaki yerini aldı. Ve 8 Aralık’tan sonra Suriye’de meydana gelen bu tarihi gelişmelerin ardından gönüllü geri dönüşler hız kazandı. Şimdi artık Suriye’den ayrılık, acı ve gözyaşı değil; vatanına, toprağına, akrabalarına yeniden kavuşan Suriyeli kardeşlerimizin haberleri geliyor. Dünyanın farklı ülkelerine sığınmak zorunda bırakılan Suriyeliler, vatanlarını yeniden inşa etmek, ülkelerini çocukları ve torunları için daha güçlü hale getirmek için ana vatanlarına koşuyor" dedi. Esad rejiminin devrildiği 8 Aralık’tan bugüne kadar 578 bin Suriyelinin ülkesine döndüğünü açıklayan Bakan Yerlikaya, "8 Aralık 2024 sonrası gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli bir olarak 578 bin Suriyeli, ülkemizden Suriye’ye geri döndü. 2016-2025 döneminde ise toplam 1 milyon 318 bin kardeşimiz Suriye’ye gönüllü geri dönüş yaptı. Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü geri dönüş işlemlerini, Göç İdaresi Başkanlığımız koordinesinde ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yüksek hassasiyet ve titizlikle sürdürüyoruz. Türkiye’de bulundukları süre boyunca Türkçe öğrenen ve toplumumuzla güçlü bağlar kuran Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine döndükten sonra da Türkiye ile Suriye halkı arasında birer gönül elçisi olarak bu dostluk köprüsünü yaşatmaya devam edeceklerine yürekten inanıyorum. Bu sürecin yalnızca bir geri dönüş hareketi olmadığını, aynı zamanda komşuluk hukukunun yeniden inşası anlamına geldiğini ifade etmek istiyorum. Dün olduğu gibi gönüllü geri dönüş sürecinde de Suriyeli kardeşlerimizin yanındayız" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Macaristan ile ticaret hedefimiz 10 milyar dolar"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 18:45 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Macaristan ile ticaret hedefimiz 10 milyar dolar" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’la Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde görüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Orban ile belirlediğimiz 6 milyar dolarlık ticaret hacmimize ulaşmak üzereyiz. Hacim hedefimizi 10 milyar dolar olarak güncellemeyi görüştük" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ı İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde resmi törenle karşıladı. Ardından iki lider, heyetler arası görüşmeye geçti. Basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Macaristan Başbakanı Orban, anlaşmaların imza törenine katıldı. Türkiye ile Macaristan arasında enerji, savunma sanayii, eğitim gibi alanlarda 16 yeni anlaşma imzalandı. İmza töreni sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İki yıl önce Budapeşte’de düzenlediğimiz toplantımızda ilişkilerimizi geliştirilmiş ortaklık düzeyine çıkarmıştık. Son yıllarda Sayın Orban ile gerek ikili ziyaretler, gerek Türk Dünyası Teşkilatı ve diğer uluslararası platformlarda birçok görüşmemiz oldu. Geçtiğimiz nisan ayında 4. Antalya Diplomasi Forumu’nda ve akabinde Macaristan’ın ev sahipliğinde Budapeşte’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı gayriresmi zirvesi marjındaki toplantıda Sayın Orban ile bir araya gelmiştim. Dostluk anlaşmasının 100. yılı münasebetiyle ilan ettiğimiz Kültür Yılı kapanış etkinliğini de geçen yıl aralık ayında sayın cumhurbaşkanı ve Sayın Orban ile birlikte yapmıştık. Bugünkü görüşmemizde ikili ilişkilerimizi gözden geçirmekle kalmayıp enerji, ulaştırma, ticaret, savunma ve kültür gibi alanlarda işbirliğimizi daha da geliştirme irademizi teyit ettik. Havacılıktan güvenliğe, teknolojiden kültür ve eğitime münasebetlerimizin ahdi zeminini güçlendirecek muhtelif belgelerin imzasını gerçekleştirdik. Dışişleri ve savunma bakanlarımız ile istihbarat ve savunma sanayii başkanlarımız evvelce tesisinde mutabık kaldığımız ortak istişare mekanizmasının ilk toplantısını yaptılar. Bugün ayrıca ikili ve küresel meselelerin çok daha kurumsal bir şekilde ele alınmasına imkan verecek ortak bir planlama ile dışişleri bakanlarımızın başkanlığında kurulmasını kararlaştırdık. Her iki mekanizmayı, ilişkilerimizin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından anlamlı buluyor, bu istişare formatlarının işbirliğimizin güçlendirilmesine ilave katkılarda bulunacağına inanıyorum" dedi. "6 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak üzereyiz" İki ülke arasındaki işbirliğinin önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siyasi ilişkilerimizde eriştiğimiz bu müstesna düzeyin ekonomi alanına yansımalarını da görüyoruz. Sayın Orban’la belirlediğimiz 6 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak üzereyiz. Aramızdaki güçlü ticaret potansiyelini dikkate alarak hacim hedefimizi 10 milyar dolar olarak güncellemeyi görüştük. Mevcut ekonomi ve ticaret mekanizmalarının en verimli şekilde işletilmesinde mutabık kaldık. Pek tabii savunma sanayii alanında somut projeler üzerinden ilerlettiğimiz ortaklıklarımızın ticaret ve yatırımlara müspet etkilerini de görüyoruz. Avrupa’da değişen güvenlik koşulları dikkate alındığında, savunma sanayii işbirliğimizi daha da ileri seviyelere taşıyacak, ortak üretimi de öngören projeleri değerlendiriyoruz. Stratejik önemde gördüğümüz enerji ve ulaştırma konuları da görüşmelerimizde öne çıkan başlıklardandı. Türkiye-Macaristan Bilim ve İnovasyon Yılı olarak ilan ettiğimiz 2025 senesi boyunca araştırma-geliştirmeden dijitalleşmeye, yapay zekâdan girişimciliğe kadar 28 ortak eylemi hayata geçirdik, belirlenen müşterek projelere kaynak aktardık" diye konuştu. Ukrayna’da kalıcı barışın sağlanması vurgusu "Ukrayna konusunda Türkiye olarak savaşın en başından bu yana taraflar arasında adil ve kalıcı tesisi için diplomasinin tüm imkanlarını seferber ediyoruz" diyerek sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugünkü görüşmelerimizde Orta Doğu ve Ukrayna’daki gelişmeler dahil olmak üzere güncel, bölgesel ve küresel meseleleri de ele aldık. Bu noktada Macaristan’ın Türk Dünyası Teşkilatımızın çalışmalarına yaptığı katkılardan duyduğu memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Geçtiğimiz mayıs ayında Macaristan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen gayriresmi zirvemiz, Avrupa Birliği sınırları dahilinde yapılan ilk Türk dünyası zirvesi olması nedeniyle tarihi bir toplantı olmuştur. Stratejik hedefimiz olan Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinde Macaristan’ın yapıcı katkılarını ve güçlü desteğini sürdüreceğine eminiz. Ukrayna konusunda Türkiye olarak savaşın en başından bu yana taraflar arasında adil ve kalıcı tesisi için diplomasinin tüm imkanlarını seferber ediyoruz. Bu çerçevedeki gayretlerimiz tüm dünya kamuoyunun malumudur. Bundan sonra da savaşın kazananı, adil bir barışın kaybedeni olmaz şiarıyla elden gelen gayreti göstereceğiz. Konsey toplantımızın ilişkilerimizin ve halklarımız arasındaki köklü dostluk bağlarının daha da güçlendirilmesine katkıda bulunacağına samimiyetle inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Türkiye ile elbette tarihi yakınlıklarımızı dikkate alıyorum" Türkiye ile tarihi yakınlıkarı olduğuna vurgu yapan Macaristan Başbakanı Viktor Orban ise, "Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüştüğümde elbette tarihi yakınlıklarımızı dikkate alıyorum ve bundan yararlanıyorum. Bu tarihi arka plan, görüşmelerimizin değerli bir parçasını oluşturuyor. Söz konusu tarihi bağlar, iki halk ve iki hükümet arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine ve derinleşmesine katkı sağlıyor. Macaristan coğrafi olarak batıda yer alıyor ancak batıda bir anlamda yalnız duruyor. Üç büyük dünya kültürü mevcut: Alman (Cermen) dünyası, Slav dünyası ve Latin dünyası. Biz ise bunlardan hiçbirine tam olarak ait olmayan, doğudaki akrabalarını geride bırakmış bir milletiz. Bu nedenle Türk dünyasıyla ilişkimiz bizim için büyük önem taşıyor. Bu her zaman böyleydi" şeklinde konuştu. ’Türk Yüzyılı’ vurgusu Türk-Macar ilişkilerini sürekli geliştirdiklerini belirten Başbakan Orban, "Ancak en önemli gelişme, 2010’dan sonra Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tarihi pencereyi yeniden açmasıdır. ’Yeni bir dönem başlıyor, farklı bir dünya ortaya çıkacak’ dedi ve Türk dünyasının büyük bir enerji toplayacağını, büyük bir planla hareket ettiğini gördüm. Bizi, ’Türk Yüzyılı’ olarak adlandırılan bu vizyon doğrultusunda Türk Devletleri Teşkilatı’na davet etti. Türk-Macar iş birliğini sürekli geliştiriyoruz ve Türk dünyasıyla ilişkilerimizi de karşılıklı olarak daha da güçlendiriyoruz. Macaristan’ın içinde bulunduğu coğrafi ve kültürel çevreye baktığımda gerçekten çaba gösteren ve öne çıkan bir dünya görüyorum; bu da Türk dünyasıdır" diye konuştu. "Sadece Erdoğan başarılı oldu" Ukrayna-Rusya savaşı konusunda barış görüşmelerinde sadece Türkiye’nin başarılı olduğunu söyleyen Başbakan Orban, "Türkiye ile birlikte barıştan yana olmak bizim için çok önemlidir. Ukrayna-Rusya savaşı konusunda da savaş meydanlarının çözüm üretmeyeceğini düşünüyoruz. Eğer savaş alanında çözüm yoksa, barışın sağlanması gerekir. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çabalarını takdirle karşılıyoruz. Bu konuda başarılı tek arabulucu o oldu. Barış yönündeki gayretlerimizi uyumlaştırmak konusunda da mutabık kaldık" dedi.