POLİTİKA
BBP Genel Başkanı Destici, Erzurum kongresinde konuştu: 29 Mart 2026 Pazar - 17:26:18 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye’nin hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmayacağını ifade ederek, "Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir" dedi. İbrahim Erkal Kültür Merkezi’nde düzenlenen BBP 13. İl kongresinde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, yaklaşık bir aydır devam eden ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve bölgede yaşanan süreci değerlendirdi. İçinden geçtiğimiz sürecin bölgemizde güç dengelerinin yeniden şekillendiği, stratejik denklemlerin yeniden yazıldığı bir süreç olduğunu anlatan BBP Genel Başkan Mustafa Destici, "Sadece askeri değil; dezenformasyon, algı yönetimi, psikolojik harp unsurları ve dijital/siber alanı kapsayan çok boyutlu bir enformasyon mücadelesinin yürütüldüğü kritik bir eşiktir. Bu toz duman içerisinde "son günler" Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşu, bazı kesimlerce speküle edilmeye çalışılsa da, esasen devletimiz tek bir pusulaya odaklıdır: o da Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ve sarsılmaz milli egemenliktir" dedi. Son dönemde bölgemizdeki krizin uzaması ihtimaline binaen dile getirilen "geniş koalisyon" tartışmaları, kamuoyumuzda bazı soruları beraberinde getirdiğini ifade eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Şunun altını net bir şekilde çizmek gerekir: Türkiye, hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmamalıdır ve olmayacaktır. Bu çerçevede, Türkiye’nin herhangi bir askeri veya siyasi angajmana dahil olması ancak uluslararası hukukun meşruiyet zemini, doğrudan milli güvenlik tehdidi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesiyle, Cumhurbaşkanımız ve hükümetin kararıyla mümkün olabilir" diye konuştu. "Birilerinin bölgedeki vekalet savaşları üzerinden kurguladığı koalisyon senaryoları, Türkiye’nin milli çıkarları ve bölgesel barış vizyonuyla uyuşmadığı sürece bizim için sadece birer dış gözlemdir" diyen Genel Başkanı Destici konuşmasını şöyle sürdürdü; "İsrail’in saldırgan tutumu karşısında Türkiye ve Türk Milleti olarak sergilediğimiz ilkeli duruş, sadece söylemde değil, bölgedeki dengeleri koruma gayretimizde de vücut bulmaktadır. Ne ABD-İsrail saldırılarının yanında taraf olmalıyız ne de İran karşıtı blok diye oluşturulmaya çalışılan yapı içinde aktif bir şekilde yer almalıyız. Tarafsızlığımızı korumalı ve tarafsızlık sıfatımız algısına zarar verecek hamlelerden ve siyaset dilinden uzak durmalıyız. Bizim için asıl olan, komşularımızın istikrarsızlaştırılması üzerinden ülkemize yönelebilecek tehditlerin önüne geçmektir. Bilhassa saldırgan ABD ve İsrail kaynaklı hem de resmi ve gayri resmi ağızlardan gelen "Sıradaki hedef Türkiye" tehditlerinin farkındayız ve daha da mühimi devlet aklımız, şüphesiz ve tereddütsüz her türlü senaryoya karşı en üst düzeyde teyakkuz halindedir. Bu kapsamda sınır ötesi risk projeksiyonları, göç dalgaları, terör örgütlerinin yeniden yapılandırılması ve enerji arz güvenliği gibi başlıklar devletimiz tarafından bütüncül bir güvenlik perspektifiyle ele alınmaktadır. Kamuoyunda son günlerde artış gösteren; ülkemizde yeni askeri kapasite artırımları veya yabancı güçlere ait yeni üs inşaatları gibi spekülasyonlara dair de bir çift sözümüz bulunmaktadır. Türkiye, NATO üyesi bir devlet olmanın getirdiği sorumlulukları, kendi egemenlik haklarının önüne hiçbir zaman geçirmemiştir, geçirmeyecektir. Topraklarımızdaki her askeri varlık, sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünde ve milli güvenlik doktrinimize hizmet ettiği sürece mevcudiyetini sürdürebilir. Milli üniter yapımıza ve egemenlik haklarımıza aykırı hiçbir planın parçası olmamız katiyen söz konusu değildir." Gelinen aşamada ne NATO’dan, ne Ankara’dan, ne de uluslararası güvenilir kaynaklardan "Türkiye topraklarına 40 bin NATO askeri konuşlandırılacak" iddialarını doğrulayan resmi bir bilgi bulunmadığını belirten Destici; "Her şey genellikle sosyal medya da yoğunluk gösteren iddialardan ibaret. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenler olabilir. Devletimiz, güvenlik politikalarının doğası son günlerde bilhassa sosyal medyada artan spekülasyon ve iddialar karşısında bazen sessiz kalmayı tercih edebilir. Ancak biliyoruz ki, bilgi çağında oluşan her boşluk, psikolojik harp unsurları tarafından gerçek dışı iddialarla doldurulmaya müsaittir. Binaenaleyh Buradan ilan ediyoruz: Sivil ve askeri makamlarımız, halkımızın tatmin olacağı, şeffaf ve berrak bir bilgilendirme sürecini kararlılıkla devreye sokmalıdır. Kamuoyu indinde dezenformasyona ve spekülasyonlara yol açan iddialara karşı anlaşılır ve şeffaf bir şekilde "resmi" açıklamalar yapılmalıdır. Bu günlerde panik atmosferine yer yoktur; çünkü Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir. Sonuç olarak; bu saatten sonra Türkiye’nin ihtiyacı olan şey panik değil, sağduyulu bir "berrak akıl"dır. Bizler, ne batı merkezli bir dayatmanın figüranı, ne de bölgesel kaos planlarının sessiz izleyicisiyiz. Devlet Kendi stratejik ortaklıklarını yönetebilir. Lakin yönetirken, bağımsızlığımızdan ve milli onurumuzdan asla ödün vermeyecek anlayışta olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha hatırlatıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, tarihî tecrübesi, kurumsal kapasitesi ve Türk milletinin iradesiyle bu tür küresel kırılma anlarından güçlenerek çıkma potansiyeline sahiptir. İnşallah bu sıkıntılı günlerde de üstümüze başımıza emperyalistlerin ve Türkiye’ye hasım olanların atacağı çamur ve pisliklere mani olup yüzümüzün akıyla ülkemizi ve milletimizi rengini şehitlerimizin kanından alan, ay yıldızlı al bayrağımız altında tek ve birlik içinde ayakta tutacağız. Diri olacağız. Birlik içinde olacağız. Büyük birlik olacağız" şeklinde konuştu. Genel kurul sonunda BBP İl kongresinde mevcut başkan Ahmet Eşref Yılmaz yeniden il başkanlığına seçildi. Kongreye AK Parti İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, AK Parti Palandöken ve Aziziye ilçe başkanları, STK temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı.
29 Mart 2026 Pazar - 12:01 Bakan Bayraktar’dan doğal gaz açıklaması Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "2028’de tükettiğimiz doğal gazın en az yüzde 20’sini depolayabileceğiz" dedi. Küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı arz güvenliğini sağlamlaştırmak için çalışmalarını sürdüren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, kış sezonu sonrasında kısmen boşalan doğal gaz depolarını yeniden dolduruyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Olası küresel şokların etkilerini en aza indirmek adına depolarımızı yeniden tam kapasiteyle doldurmak üzere çalışıyoruz." dedi. Doğal gaz depolarının kapasitesini artırmak için de çalıştıklarını kaydeden Bakan Bayraktar, "Yapacağımız yatırımlarla 2028 yılında, tükettiğimiz doğal gazın en az yüzde 20’sini depolayabileceğiz" açıklamasını yaptı. Türkiye’nin enerji arz güvenliğine katkı sağlayan iki önemli doğal gaz depolama tesisi bulunuyor. Tuz Gölü ve Silivri’de bulunan bu yer altı depolama tesisleri, doğal gaz tüketiminin arttığı günlerde arz-talep dengesinin sağlanmasına fayda sağlıyor. Depolar doluyor Kışa doğal gaz depoları dolu giren Türkiye, geliştirdiği LNG altyapısı ve kaynak çeşitliliği sayesinde soğuk kış günlerini depolarına çok fazla ihtiyaç duymadan geride bıraktı. Halihazırda depoların doluluk oranı yüzde 71 seviyesinde. Türkiye, küresel arz krizinin yaşandığı dönemde depoları yeniden tam kapasiteyle doldurmak için çalışmalarına da başladı. En büyük tesis Silivri Bir yandan depoların dolumu devam ederken, diğer yandan da depoların kapasitesinin artması için çalışılıyor. Silivri Doğal Gaz Depolama Tesisi, halihazırda 4,6 milyar metreküp depolama kapasitesiyle hizmet veriyor. ‘Denizlerde Avrupa’daki en büyük depolama tesisi’ unvanına da sahip olan Silivri Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin kapasitesinin artırılması için çalışmalara devam ediliyor. Silivri’deki kapasitenin 2028’de 6 milyar metreküp çıkarılması planlanıyor. Tuz Gölü’nde de kapasite artıyor Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin kapasitesi ise halihazırda 1,7 milyar metreküpe ulaşmış durumda. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tuz Gölü’ndeki bu kapasiteyi de 2032 yılında 8,5 milyar metreküpe çıkarmayı hedefliyor. Depolarımızın boş kalmasını önledik Doğal gaz depolarındaki gaz miktarının normal şartlarda kış aylarından sonra azaldığını, yaz aylarında tekrar doldurularak gelecek kışa hazır hale getirildiğini anlatan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "‘LNG alım kapasitemizi önemli ölçüde artırarak doğal gaz depolarımızın boş kalmasını önledik. Bu nedenle, kış aylarından çıkmamıza rağmen doğal gaz depolarımız yüzde 71 seviyesinde dolu vaziyette. Dünyada yaşanan jeopolitik gerilimleri ve arz krizini yakından takip ediyor, gerekli adımları atıyoruz. Olası küresel şokların etkilerini en aza indirmek adına depolarımızı yeniden tam kapasiteyle doldurmak üzere çalışıyoruz." dedi. Yüzde 20’sini depolayabileceğiz Doğal gaz depolarının kapasitesini artırmak için de çalıştıklarını kaydeden Bakan Bayraktar, "Şu ana kadar yaptığımız çalışmalarla Silivri ve Tuz Gölü’nde toplam depolama kapasitemizi 6,3 milyar metreküpe çıkardık. Depolama konusundaki yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Yapacağımız yatırımlarla 2028 yılında, tükettiğimiz doğal gazın en az yüzde 20’sini depolayabileceğiz" diye konuştu.
MHP Lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye hedefinin siyaset mantığı milli birlik ve kardeşliğin tahkimine odaklıdır"
06 Aralık 2025 Cumartesi - 15:15 MHP Lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye hedefinin siyaset mantığı milli birlik ve kardeşliğin tahkimine odaklıdır" MHP Lideri Devlet Bahçeli, MHP Siyaset ve Liderlik Okulu Sertifika Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, terörsüz Türkiye mesajı veren Lider Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefinin siyaset mantığı milli birlik ve kardeşliğin tahkimine odaklı. Bazı provokatif çıkışlara rağmen aşama aşama sonuca gidiyoruz" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu 22. Dönem Sertifika Töreni’ne katılarak açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Bahçeli burada yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:"Yalan, dolan ve iftiradan medet umarak insanlarımıza haysiyet cellatlığı yapmak, siyasi diyalogları tıkamak, habaseti hamasetle, hakareti ucuzlamış haysiyet pozlarıyla kapatmaya çalışmak bir ahlak krizi değil midir? Belediyeleri kasıp kavuran rüşvet, irtikap ve yolsuzluk iddiaları yaygın ve yoğun bir ahlak krizi değil midir? Yüzyılın yolsuzluğu olarak tanımladığımız İstanbul Büyükşehir Belediyesi soygunu, her tarafa sıçramış gayri meşru ve gayri hukuki ilişkiler manzumesi milli hafızaya mıh gibi yerleşen, bıçak gibi saplanan bir ahlak krizi değil midir? Buna karşı adaletin devreye girmesine bühtanla saldırmak, yargı mensuplarımızı itibarsızlaştırmaya kalkışmak hem adalet hem de ahlak krizi değil midir? Yeni nesil çetelerin etrafa korku salması, çocuk yaştaki tetikçilerin sahaya sürülmesi, uyuşturucu kullanım yaşının inanılmaz şekilde düşmesi, ailelerin dağılıp umutların sönmesi bir ahlak krizi değil midir? Büyükçekmece Adliyesi emanetindeki altın ve gümüşleri çalıp yurt dışına kaçmak, her düzey ve derecede emanete ihanet etmek bir ahlak krizi değil midir?.""Göz kamaştıran gelişmelerin muhatabı olmanın eşiğindeyiz"Siyasetin basit, müstakil, durağan ve tek katmanlı bir süreç olmadığını dile getiren Bahçeli, "Özünde insana dair her şey vardır. "Terörsüz Türkiye" hedefinin siyaset mantığı milli birlik ve kardeşliğimizin tahkimine odaklıdır. Bazı provakatif çıkışlara, Siyonist-emperyalist tazyik ve telkinlere, abuk sabuk ifadelere, tahrik ortamını canlandırmaya dayalı küstah ve kumandalı söylemlere rağmen aşama aşama, kademe kademe sonuca doğru gidiyoruz. Göz kamaştıran gelişmelerin muhatabı olmanın eşiğindeyiz, kıyısındayız. Sistemli ve şiddetli dedikodu anaforuna kapılmadan, yakamızı kaptırmadan, cesaret ve hamiyet izlerine basa basa yolumuzda ilerliyoruz. "Terörsüz Türkiye" hedefini akıl, ahlak ve adalet aydınlığının ikram ve imkanıyla okuyor, küresel ve bölgesel tehditler karşısında tek yürek olmaktan başka seçenek görmüyor, tanımıyoruz" ifadelerine yer verdi."Ecel aman verdiği müddetçe Bozkurt olacağım"Çatışma ve gerilim çıkmazında kalan pek çok coğrafyanın aksine ülkenin adil, hakkaniyetli, ahlaki temelli ve akılla bezeli bir barış mimarisini hayata geçirmekte olduğunu ifade eden Bahçeli, "Kim ki bunun önüne geçmeye yeltenirse iki cihanda da altından kalkamayacağı bir vebali omuzlamış demektir. Cizre provokasyonu, Kandil’den yapılan bazı sorumsuz ve sakat açıklamalar bizi yıldıramayacaktır. Bizim hidayete erip ermediğimizin takdirini bir fani değil, Cenab-ı Allah bilecek, adalet ve ihsanıyla hakkımızdaki ezeli hükmü de verecektir. Bozkurtluğuma gelince, ben elbette bir Bozkurtum, ecel aman verdiği müddetçe Bozkurt olacağım, öyle de göçüp gideceğim. Barış kuşunun ikinci kanadı inşallah takılacak ve uçuşunu herkes görecektir. Siyaseti bir rekabet ve çatışma alanı olarak tevil edenler olduğu kadar, işbirliği ve dayanışma halinde tanımlayan düşünürler de pek çoktur. İşbirliğinden yanayız. Dayanışmanın taltif ve teminden tarafız. Konuşmayla, anlaşmayla, empati yapmakla, sabırlı olmakla, sağduyu içinde, birbirimizin açığı aramakla değil, kapatmakla meşgul olmalıyız" dedi."Bugünkü çağımız, makine gıcırtısıyla, dijital devrimin ahlak sedasını susturduğu çağdır"Türkiye’nin geleceğini karanlık görenlerin, unutulacağına değinen Bahçeli, "Parçalanmak istenen kardeşlik hukukumuzun ince ipliklerinden bir anlam, kalıcı bir birlik ve karşılıklı ahlaki sorumluluk örmenin gayesindeyiz. Bugünkü çağımız, makine gıcırtısıyla, dijital devrimin ahlak sedasını susturduğu çağdır. Bizim müşterek ahlakımız, hürmet, hizmet ve merhamet ilkelerini kendinde birleştiren aşk, akıl ve adalet ahlakıdır. Bu ahlakın etrafında toplanmanın vakti gelmedi mi? Bu ahlakın potasında hep beraber erimenin vakti gelmedi mi?" ifadelerinde bulundu."Uyanık ve uzak görüşlü olmaktan vazgeçmeyiniz"Sertifika almaya hak kazananlara seslenen Bahçeli, "Tereddüt gerçeğin idrakini engeller, yanlışa sürükler. Bu nedenle tereddüt göstermeyiniz. Zekaya sınır çizilmez. Hayallere söz geçmez, gem vurulamaz. Hayal etmekten, hedeflerinizi yüksek tutmaktan korkmayınız. Uyanık ve uzak görüşlü olmaktan vazgeçmeyiniz" diye konuştu.Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 22. döneminin tamamlanmasında emeği geçenlere teşekkürlerini iletti.Plaket takdiminin ardından program sonlandı.ANKARA (İHA) - MHP Lideri Devlet Bahçeli, MHP Siyaset ve Liderlik Okulu Sertifika Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, terörsüz Türkiye mesajı veren Lider Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefinin siyaset mantığı milli birlik ve kardeşliğin tahkimine odaklı. Bazı provokatif çıkışlara rağmen aşama aşama sonuca gidiyoruz" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu 22. Dönem Sertifika Töreni’ne katılarak açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Bahçeli burada yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:"Yalan, dolan ve iftiradan medet umarak insanlarımıza haysiyet cellatlığı yapmak, siyasi diyalogları tıkamak, habaseti hamasetle, hakareti ucuzlamış haysiyet pozlarıyla kapatmaya çalışmak bir ahlak krizi değil midir? Belediyeleri kasıp kavuran rüşvet, irtikap ve yolsuzluk iddiaları yaygın ve yoğun bir ahlak krizi değil midir? Yüzyılın yolsuzluğu olarak tanımladığımız İstanbul Büyükşehir Belediyesi soygunu, her tarafa sıçramış gayri meşru ve gayri hukuki ilişkiler manzumesi milli hafızaya mıh gibi yerleşen, bıçak gibi saplanan bir ahlak krizi değil midir? Buna karşı adaletin devreye girmesine bühtanla saldırmak, yargı mensuplarımızı itibarsızlaştırmaya kalkışmak hem adalet hem de ahlak krizi değil midir? Yeni nesil çetelerin etrafa korku salması, çocuk yaştaki tetikçilerin sahaya sürülmesi, uyuşturucu kullanım yaşının inanılmaz şekilde düşmesi, ailelerin dağılıp umutların sönmesi bir ahlak krizi değil midir? Büyükçekmece Adliyesi emanetindeki altın ve gümüşleri çalıp yurt dışına kaçmak, her düzey ve derecede emanete ihanet etmek bir ahlak krizi değil midir?.""Göz kamaştıran gelişmelerin muhatabı olmanın eşiğindeyiz"Siyasetin basit, müstakil, durağan ve tek katmanlı bir süreç olmadığını dile getiren Bahçeli, "Özünde insana dair her şey vardır. "Terörsüz Türkiye" hedefinin siyaset mantığı milli birlik ve kardeşliğimizin tahkimine odaklıdır. Bazı provakatif çıkışlara, Siyonist-emperyalist tazyik ve telkinlere, abuk sabuk ifadelere, tahrik ortamını canlandırmaya dayalı küstah ve kumandalı söylemlere rağmen aşama aşama, kademe kademe sonuca doğru gidiyoruz. Göz kamaştıran gelişmelerin muhatabı olmanın eşiğindeyiz, kıyısındayız. Sistemli ve şiddetli dedikodu anaforuna kapılmadan, yakamızı kaptırmadan, cesaret ve hamiyet izlerine basa basa yolumuzda ilerliyoruz. "Terörsüz Türkiye" hedefini akıl, ahlak ve adalet aydınlığının ikram ve imkanıyla okuyor, küresel ve bölgesel tehditler karşısında tek yürek olmaktan başka seçenek görmüyor, tanımıyoruz" ifadelerine yer verdi."Ecel aman verdiği müddetçe Bozkurt olacağım"Çatışma ve gerilim çıkmazında kalan pek çok coğrafyanın aksine ülkenin adil, hakkaniyetli, ahlaki temelli ve akılla bezeli bir barış mimarisini hayata geçirmekte olduğunu ifade eden Bahçeli, "Kim ki bunun önüne geçmeye yeltenirse iki cihanda da altından kalkamayacağı bir vebali omuzlamış demektir. Cizre provokasyonu, Kandil’den yapılan bazı sorumsuz ve sakat açıklamalar bizi yıldıramayacaktır. Bizim hidayete erip ermediğimizin takdirini bir fani değil, Cenab-ı Allah bilecek, adalet ve ihsanıyla hakkımızdaki ezeli hükmü de verecektir. Bozkurtluğuma gelince, ben elbette bir Bozkurtum, ecel aman verdiği müddetçe Bozkurt olacağım, öyle de göçüp gideceğim. Barış kuşunun ikinci kanadı inşallah takılacak ve uçuşunu herkes görecektir. Siyaseti bir rekabet ve çatışma alanı olarak tevil edenler olduğu kadar, işbirliği ve dayanışma halinde tanımlayan düşünürler de pek çoktur. İşbirliğinden yanayız. Dayanışmanın taltif ve teminden tarafız. Konuşmayla, anlaşmayla, empati yapmakla, sabırlı olmakla, sağduyu içinde, birbirimizin açığı aramakla değil, kapatmakla meşgul olmalıyız" dedi."Bugünkü çağımız, makine gıcırtısıyla, dijital devrimin ahlak sedasını susturduğu çağdır"Türkiye’nin geleceğini karanlık görenlerin, unutulacağına değinen Bahçeli, "Parçalanmak istenen kardeşlik hukukumuzun ince ipliklerinden bir anlam, kalıcı bir birlik ve karşılıklı ahlaki sorumluluk örmenin gayesindeyiz. Bugünkü çağımız, makine gıcırtısıyla, dijital devrimin ahlak sedasını susturduğu çağdır. Bizim müşterek ahlakımız, hürmet, hizmet ve merhamet ilkelerini kendinde birleştiren aşk, akıl ve adalet ahlakıdır. Bu ahlakın etrafında toplanmanın vakti gelmedi mi? Bu ahlakın potasında hep beraber erimenin vakti gelmedi mi?" ifadelerinde bulundu."Uyanık ve uzak görüşlü olmaktan vazgeçmeyiniz"Sertifika almaya hak kazananlara seslenen Bahçeli, "Tereddüt gerçeğin idrakini engeller, yanlışa sürükler. Bu nedenle tereddüt göstermeyiniz. Zekaya sınır çizilmez. Hayallere söz geçmez, gem vurulamaz. Hayal etmekten, hedeflerinizi yüksek tutmaktan korkmayınız. Uyanık ve uzak görüşlü olmaktan vazgeçmeyiniz" diye konuştu.Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 22. döneminin tamamlanmasında emeği geçenlere teşekkürlerini iletti.Plaket takdiminin ardından program sonlandı.ANKARA (İHA) - MHP Lideri Devlet Bahçeli, MHP Siyaset ve Liderlik Okulu Sertifika Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, terörsüz Türkiye mesajı veren Lider Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefinin siyaset mantığı milli birlik ve kardeşliğin tahkimine odaklı. Bazı provokatif çıkışlara rağmen aşama aşama sonuca gidiyoruz" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu 22. Dönem Sertifika Töreni’ne katılarak açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Bahçeli burada yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:"Yalan, dolan ve iftiradan medet umarak insanlarımıza haysiyet cellatlığı yapmak, siyasi diyalogları tıkamak, habaseti hamasetle, hakareti ucuzlamış haysiyet pozlarıyla kapatmaya çalışmak bir ahlak krizi değil midir? Belediyeleri kasıp kavuran rüşvet, irtikap ve yolsuzluk iddiaları yaygın ve yoğun bir ahlak krizi değil midir? Yüzyılın yolsuzluğu olarak tanımladığımız İstanbul Büyükşehir Belediyesi soygunu, her tarafa sıçramış gayri meşru ve gayri hukuki ilişkiler manzumesi milli hafızaya mıh gibi yerleşen, bıçak gibi saplanan bir ahlak krizi değil midir? Buna karşı adaletin devreye girmesine bühtanla saldırmak, yargı mensuplarımızı itibarsızlaştırmaya kalkışmak hem adalet hem de ahlak krizi değil midir? Yeni nesil çetelerin etrafa korku salması, çocuk yaştaki tetikçilerin sahaya sürülmesi, uyuşturucu kullanım yaşının inanılmaz şekilde düşmesi, ailelerin dağılıp umutların sönmesi bir ahlak krizi değil midir? Büyükçekmece Adliyesi emanetindeki altın ve gümüşleri çalıp yurt dışına kaçmak, her düzey ve derecede emanete ihanet etmek bir ahlak krizi değil midir?.""Göz kamaştıran gelişmelerin muhatabı olmanın eşiğindeyiz"Siyasetin basit, müstakil, durağan ve tek katmanlı bir süreç olmadığını dile getiren Bahçeli, "Özünde insana dair her şey vardır. "Terörsüz Türkiye" hedefinin siyaset mantığı milli birlik ve kardeşliğimizin tahkimine odaklıdır. Bazı provakatif çıkışlara, Siyonist-emperyalist tazyik ve telkinlere, abuk sabuk ifadelere, tahrik ortamını canlandırmaya dayalı küstah ve kumandalı söylemlere rağmen aşama aşama, kademe kademe sonuca doğru gidiyoruz. Göz kamaştıran gelişmelerin muhatabı olmanın eşiğindeyiz, kıyısındayız. Sistemli ve şiddetli dedikodu anaforuna kapılmadan, yakamızı kaptırmadan, cesaret ve hamiyet izlerine basa basa yolumuzda ilerliyoruz. "Terörsüz Türkiye" hedefini akıl, ahlak ve adalet aydınlığının ikram ve imkanıyla okuyor, küresel ve bölgesel tehditler karşısında tek yürek olmaktan başka seçenek görmüyor, tanımıyoruz" ifadelerine yer verdi."Ecel aman verdiği müddetçe Bozkurt olacağım"Çatışma ve gerilim çıkmazında kalan pek çok coğrafyanın aksine ülkenin adil, hakkaniyetli, ahlaki temelli ve akılla bezeli bir barış mimarisini hayata geçirmekte olduğunu ifade eden Bahçeli, "Kim ki bunun önüne geçmeye yeltenirse iki cihanda da altından kalkamayacağı bir vebali omuzlamış demektir. Cizre provokasyonu, Kandil’den yapılan bazı sorumsuz ve sakat açıklamalar bizi yıldıramayacaktır. Bizim hidayete erip ermediğimizin takdirini bir fani değil, Cenab-ı Allah bilecek, adalet ve ihsanıyla hakkımızdaki ezeli hükmü de verecektir. Bozkurtluğuma gelince, ben elbette bir Bozkurtum, ecel aman verdiği müddetçe Bozkurt olacağım, öyle de göçüp gideceğim. Barış kuşunun ikinci kanadı inşallah takılacak ve uçuşunu herkes görecektir. Siyaseti bir rekabet ve çatışma alanı olarak tevil edenler olduğu kadar, işbirliği ve dayanışma halinde tanımlayan düşünürler de pek çoktur. İşbirliğinden yanayız. Dayanışmanın taltif ve teminden tarafız. Konuşmayla, anlaşmayla, empati yapmakla, sabırlı olmakla, sağduyu içinde, birbirimizin açığı aramakla değil, kapatmakla meşgul olmalıyız" dedi."Bugünkü çağımız, makine gıcırtısıyla, dijital devrimin ahlak sedasını susturduğu çağdır"Türkiye’nin geleceğini karanlık görenlerin, unutulacağına değinen Bahçeli, "Parçalanmak istenen kardeşlik hukukumuzun ince ipliklerinden bir anlam, kalıcı bir birlik ve karşılıklı ahlaki sorumluluk örmenin gayesindeyiz. Bugünkü çağımız, makine gıcırtısıyla, dijital devrimin ahlak sedasını susturduğu çağdır. Bizim müşterek ahlakımız, hürmet, hizmet ve merhamet ilkelerini kendinde birleştiren aşk, akıl ve adalet ahlakıdır. Bu ahlakın etrafında toplanmanın vakti gelmedi mi? Bu ahlakın potasında hep beraber erimenin vakti gelmedi mi?" ifadelerinde bulundu."Uyanık ve uzak görüşlü olmaktan vazgeçmeyiniz"Sertifika almaya hak kazananlara seslenen Bahçeli, "Tereddüt gerçeğin idrakini engeller, yanlışa sürükler. Bu nedenle tereddüt göstermeyiniz. Zekaya sınır çizilmez. Hayallere söz geçmez, gem vurulamaz. Hayal etmekten, hedeflerinizi yüksek tutmaktan korkmayınız. Uyanık ve uzak görüşlü olmaktan vazgeçmeyiniz" diye konuştu.Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 22. döneminin tamamlanmasında emeği geçenlere teşekkürlerini iletti.Plaket takdiminin ardından program sonlandı.
Düzce Belediyesi’nden denetim raporu açıklaması
06 Aralık 2025 Cumartesi - 13:19 Düzce Belediyesi’nden denetim raporu açıklaması Düzce Belediyesi 2024 Yılı Sayıştay Denetimi Bulgularına ilişkin açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamada "Söz konusu raporda herhangi bir yolsuzluk, usulsüz harcama, kamu zararına yol açan kasıtlı bir fiil veya zimmet niteliğinde hiçbir bir tespit bulunmamaktadır" denildi. Düzce Belediyesi 2024 Yılı Sayıştay Denetimi Bulgularına ilişkin bazı basın organlarında yer alan haberler sebebiyle açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada "Sayıştay Başkanlığı tarafından yayımlanan 2024 Yılı Düzce Belediyesi Denetim Raporu, Belediyemizin mali işlemlerini ve idari süreçlerini şekil ve içerik yönünden inceleyen rutin bir denetim niteliğindedir. Önemle ifade edilmelidir ki; ‘söz konusu raporda herhangi bir yolsuzluk, usulsüz harcama, kamu zararına yol açan kasıtlı bir fiil veya zimmet niteliğinde hiçbir bir tespit bulunmamaktadır.’ Tespit edilen hususlar; içerik ile ilgili değil şekil ile ilgilidir. Örneğin; bulgular yeni yönetmelik ile değişen kod numaralarının gözden kaçırılması, muhasebe kayıtlarının nitelik farklılığı, iç süreçler ve idari uygulamalara ilişkin teknik özellikli eksiklerden oluşmaktadır" denildi. Şekilde yapılan hatalar bir daha tekrarlanmamak üzere düzeltilecek Açıklamada "Belediyemizin tüm birimleriyle koordineli şekilde yürüttüğü çalışmalar kapsamında, 2024 yılı denetim raporunda yer alan bulguların tamamına ilişkin gerekli düzeltmeler 2025 yılı uygulamaları için başlatılmış, 2026 yılı içinde eksiksiz olarak giderilmesi hedeflenmiştir. Bunların önemli bir kısmı tamamlanmış, kalan hususlar için ise süreç titizlikle yürütülmeye devam etmektedir. Sayıştay raporlarında yer alan her bir bulgu, ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmekte; eksikliklerin giderilmesine yönelik hem idari hem de teknik tedbirler uygulanmaktadır. Bulguların takibi, eksiklerin giderilmesi ve kalıcı bir iyileştirme sisteminin oluşturulmasına yönelik çalışmalar, Belediyemiz üst yönetimi tarafından yakından takip edilmektedir. Sorumluluk alanımızda ana hedefimiz; kamunun üstün faydasını gözeterek, iş ve işlemleri hızlıca gerçekleştirmektir" ifadelerine yer verildi. İtibar suikastı yapmak isteyenlere asla müsaade edilmeyecek Basın açıklamasının son bölümünde ise itibar suikastı yapmak isteyenlerin heveslerinin kursaklarında kalacağı belirtilerek "Düzce Belediyesi olarak; şeffaf, hesap verebilir ve mevzuata uygun bir yönetim anlayışını esas almakta, kamu kaynaklarının korunması ve etkin kullanılması konusunda azami hassasiyet gösterilmektedir. Kamuoyunda yanıltıcı algı oluşturmak ve bu rapordan siyasi rant elde etmek isteyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Önümüzdeki günlerde Düzce Belediyesi ve iştiraki şirketlerin yetkilileri tarafından her bir bulgu için yerel basın organlarının katılımı ile soru - cevap şeklinde tek-tek açıklama yapılarak Düzceli hemşehrilerimiz detayları ile bilgilendirilecektir. Düzce Belediyesi ve iştiraki şirketler saygın birer devlet kurumu olup bir kısım yaygaracıların itibar suikastı yapmalarına asla müsaade edilmeyecektir" denildi.
Bakan Uraloğlu: "Her gün ortalama yaklaşık 9 stadyum dolusu yolcu havayolu ile seyahat etti"
06 Aralık 2025 Cumartesi - 12:28 Bakan Uraloğlu: "Her gün ortalama yaklaşık 9 stadyum dolusu yolcu havayolu ile seyahat etti" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Atatürk Olimpiyat Stadyumunun seyirci kapasitesinin 77 bin 563 olduğunu göz önünde bulundurursak, her gün ortalama yaklaşık 9 stadyum dolusu yolcu havayolu ile seyahat etti" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün 2025 yılı Kasım ayına ait havayolu uçak, yolcu ve yük verilerini değerlendirdi. Yolcu ve çevre dostu havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının iç hatlarda 81 bin 93, dış hatlarda ise 65 bin 882 olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, "Böylece toplam uçak trafiği üst geçişler ile 197 bin 105’e ulaştı. 2024 yılının aynı ayı ile kıyaslandığında üst geçişler dâhil toplam uçak trafiğinde yüzde yüzde 15 artış meydana geldi" ifadelerini kullandı. Bakan Uraloğlu, Kasım ayında iç hat yolcu trafiğinin 8 milyon 351 bin 215, dış hat yolcu trafiğinin ise 10 milyon 121 bin 984 olarak gerçekleştiğini belirtti. Direkt transit yolcular ile birlikte toplam 18 milyon 479 bin 860 yolcunun seyahat ettiğini kaydeden Uraloğlu, "Geçen yılın aynı ayına göre direkt transit dahil toplam yolcu trafiğinde yüzde 13 artış gerçekleşti. Bu da söz konusu ayda iç hatlarda 72 bin 281 ton, dış hatlarda 340 bin 407 ton olmak üzere taşınan yük miktarı toplamda 412 bin 688 tona ulaştı" diye konuştu. "Her gün ortalama yaklaşık 9 stadyum dolusu yolcu havayolu ile seyahat etti" Uraloğlu, Ocak-Kasım döneminde ise; havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin, iç hatlarda 916 bin 27, dış hatlarda 869 bin 620 olduğunu, böylece üst geçişler ile birlikte toplam 2 milyon 318 bin 246 uçak trafiğine ulaştığını kaydetti. Söz konusu dönemde üst geçişler dahil hizmet verilen toplam uçak trafiğinin geçen yılın aynı dönemi ile kıyaslandığında yüzde 9,1 arttığını söyleyen Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 93 milyon 846 bin 999, dış hat yolcu trafiğinin 135 milyon 737 bin 574 olduğu bu dönemde direkt transit yolcular ile birlikte toplam 229 milyon 720 bin 220 yolcuya hizmet verildi. 2025 yılı Kasım sonunda hizmet verilen yolcu trafiği 2024 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında; direkt transit dâhil olmak üzere toplam yolcu trafiğinde yüzde 6,7 artış oldu. Böylece havalimanlarımız Ocak-Kasım döneminde günde ortalama yaklaşık 688 bin yolcuya hizmet verdi. Atatürk Olimpiyat Stadyumunun seyirci kapasitesinin 77 bin 563 olduğunu göz önünde bulundurursak, her gün ortalama yaklaşık 9 stadyum dolusu yolcu havayolu ile seyahat etti." Uraloğlu ayrıca, söz konusu dönemde havalimanları yük trafiğinin; iç hatlarda 864 bin 880 ton, dış hatlarda 3 milyon 873 bin 442 ton olmak üzere toplamda 4 milyon 738 bin 323 tona ulaştığını da bildirdi.
Özel: "Kurultayımızda yenilenen parti programımız, güncellenen tüzüğümüz ve yeni kadrolarımızla birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürüyoruz"
06 Aralık 2025 Cumartesi - 12:18 Özel: "Kurultayımızda yenilenen parti programımız, güncellenen tüzüğümüz ve yeni kadrolarımızla birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürüyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, beraberindeki heyetle 39. Olağan Kurultay sonrasında Anıtkabir’i ziyaret etti. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleriyle 39. Olağan Kurultay sonrasında Anıtkabir’i ziyaret etti. Özel, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk bıraktı. Burada saygı duruşunda bulunulmasının ardından Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Özel, imzaladığı Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı: "Aziz Atatürk, Sayın Genel Başkanım, partimizin 39. Olağan Kurultayı’nda seçilen Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerimiz ile yeniden huzurunuzdayız. Kurultayımızda yenilenen parti programımız, güncellenen tüzüğümüz ve yeni kadrolarımızla birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürüyoruz. Bugün çoklu krizler yaşayan Cumhuriyetimizi çağın kuşatmasından kurtarmak, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, gelirde ve vergide adaleti hakim kılmak için mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye söz veriyoruz. Aziz Atatürk, iki büyük eserinizden biri olan Cumhuriyet Halk Partimiz bugün, kapatma tehdidine kadar varan ağır saldırılar altındadır. Partimizin cumhurbaşkanı adayı, seçilmiş belediye başkanları ve çok sayıda yol arkadaşımız tutukludur. Ancak biz, sizden aldığımız ilham ve milletimizden aldığımız güçle tüm saldırıları boşa çıkaracak ve ülkemizi kuşatmalardan kurtaracak iradeye sahibiz. Size, silah arkadaşlarınıza, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına şükranlarımızı sunuyor, şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhunuz şad olsun." Daha sonra Özel, beraberindeki heyetle 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün mezarını ziyaret ederek çiçek bıraktı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımızı desteklemek için kullanılan ilaçların ücretsiz teminini sürdürüyoruz"
06 Aralık 2025 Cumartesi - 12:10 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımızı desteklemek için kullanılan ilaçların ücretsiz teminini sürdürüyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımızı desteklemek için kullanılan ilaçların ücretsiz teminini sürdürüyoruz. 2025 yılında 90 bin kutu ilacı vatandaşlarımıza ulaştırdık. Bu tedavi imkânlarından bugüne kadar 1 milyon 600 bin vatandaşımız istifade etti" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Hayat Boşluk Kabul Etmez Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesi"ne katıldı. Ankara’da bir otelde düzenlenen programda sivil toplum temsilcileri, akademisyenler ve bir çok davetli de yerini aldı. Programda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tebrik telgrafı okundu: "Bizler, insanların kalplerini, zihinlerini boş bırakırsak orayı her türlü kötü alışkanlık, bağımlılık işgal eder. Evlatlarımızın, toplumumuzun, kafalarıyla birlikte kalplerini de beslemeliyiz ve mutmain etmeliyiz. Bağımlılıkla ve zararlı alışkanlıklarla mücadelede beraber olmalıyız. ’Hayat boşluk kabul etmez’ şiarıyla sivil inisiyatifleri birleştirerek, önleme, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyum süreçlerinde sürdürülebilir ve veriye dayalı bir sivil toplum gücü oluşturmayı amaçlayan çalışmalarınız takdire değerdir. Zirvenin, bağımlılıkla mücadelede sivil toplumun kapasitesini artıran, aileleri merkeze alan ve boşlukları dolduran somut bir başlangıç noktası olma hedefi önemlidir. Programın düzenlemesinde emeği geçenleri gönülden tebrik ediyor ve tüm katılımcıları en kalbi duygularımla selamlıyorum." Ardından konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bağımlılıkla mücadeleyi milletin bekasını ve toplumsal düzeni doğrudan ilgilendiren hayati bir öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yürütülen çalışmalarda sivil toplum kuruluşlarının ortaya koyduğu gayreti ve sahadaki katkısını önemli bir zemin olarak değerlendiriyoruz" dedi. "Tütün ve alkolün uzun yıllardır oluşturduğu riskler var" Bugünkü programın farkındalığı artıran, iyi uygulamaları öne çıkaran, iş birliğini güçlendiren ve mücadelenin toplumsal ayağını genişleten etkili bir platform olacağına inandığından bahseden Yılmaz, "Vaat dediğimiz mesele tek bir davranışa veya tek bir maddeye indirgenebilecek kadar dar bir alan değil maalesef. Çoğu zaman gündelik hayatın akışı içinde fark edilmesi güç, küçük adımlarla başlayan, zaman içinde bireyin iradesini törpüleyen bir alışkanlık kıskacına dönüşüyor. Aslında bir taraftan toplumsal düzen içinde aykırı davranarak görünürde özgür davranıyor gibi görünen bazı bireylerin gerçekte özgürlüklerini yitirdiklerini, bu bağımlılıklarla birlikte hem kendileri için hem toplum için büyük bedeller ödemek zorunda kaldıkları bir sorundan bahsediyoruz. Değerli katılımcılar; tütün ve alkolün uzun yıllardır oluşturduğu riskler var. Uyuşturucu maddelerle mücadelede karşılaştığımız çok katmanlı bir tablo söz konusu" ifadelerinde bulundu. Yılmaz, diğer rahatsızlıklarda olduğu gibi bağımlılık konusunda da en önemli meselenin koruyucu ve önleyici yaklaşım olduğuna dikkat çekti. ’Riski yönetemeyen, krizi yönetmek zorunda kalır’ diyen Yılmaz işin özünün riski düşürmek olduğundan bahsetti. Yeni teknolojilerle beraber riskli durumları tespit ederek çalışma yapmaları gerektiğine değinen Yılmaz şöyle konuştu: "Yeni teknolojilerle birlikte riskli çocuklarımızı, mahallelerimizi, okullarımızı, hanelerimizi tespit edip bunlarla ilgili çalışmamız gerekiyor. Her madde bağımlılığını ve davranışsal bağımlılıkları değerlendiriyoruz. Önleyici adımlardan rehabilitasyona kadar tüm süreci hedef kitle bazında, risk faktörlerine odaklı bir bakış açısıyla hem ulusal hem de yerel düzeyde ele alıyoruz. İnsanların hayatına asıl dokunan yer yerel düzeydir. Dolayısıyla merkezi politikalarla yerel düzeydeki politikalar arasındaki ilişkiyi de çok iyi kurgulamak durumundayız. Bağımlılıkla mücadelenin tüm boyutlarıyla yönetilmesi, güçlü bir iradenin yanı sıra aileler ve sivil toplumun da katılımıyla iş birliğine dayalı topyekûn bir mücadeleyi ve kesintisiz bir koordinasyonu gerektiriyor. Bu anlayışla ülke genelindeki çalışmaları, başkanlığını yürüttüğüm Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu çatısı altında topladık. Cumhurbaşkanımız tarafından oluşturulan bu yapı çok önemlidir. Kurulumuz; Millî Eğitim’den İçişleri’ne, Adalet Bakanlığımızdan Sağlık Bakanlığımıza, on iki bakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu temsilcilerini içeren, gerektiğinde sivil toplumdan ve akademiden de davetlerde bulunabildiğimiz çok önemli bir platform olarak değerlendirilmektedir. Bu alanda topyekûn mücadele için kurul çalışmalarımızda Yeşilay gibi sivil toplum örgütleri, Yükseköğretim Kurulu ve üniversitelerle de yakın iş birliği yürütüyoruz." "Kararların yüzde 93’ü sahada başarıyla uygulamaya geçti" Her toplantıda kurumların sahadan gelen ihtiyaçları aktardığını ifade eden Yılmaz, "Alınan kararların ilerleyişini düzenli olarak birlikte değerlendiriyoruz. Risk alanlarını ortak akılla ele alıyoruz. 2019’dan bu yana yaptığımız beş toplantıda 91 karar aldık. Bu kararların yüzde 93’ü sahada başarıyla uygulamaya geçti. Elde ettiğimiz bu sonuç, devletimizin bağımlılıkla mücadelede ortaya koyduğu kararlılığın somut bir göstergesidir. Ancak yaptıklarımızı elbette yeterli bulmuyoruz. Değişen ve sürekli evrilen yeni nesil riskler karşısında, sahada daha etkili sonuçları mümkün kılacak tedbirleri ve önerileri titizlikle ele almaya devam ediyoruz" dedi. Yılmaz sigarayı bırakma hizmetlerinden fiyatlandırma politikalarına, pasif etkilerin önlenmesine kadar geniş bir yelpazede mücadele ettiklerini vurguladı. "Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımızı desteklemek için kullanılan ilaçların ücretsiz teminini sürdürüyoruz" Yılmaz, son bir yılda 478 yeni sigara bırakma polikliniğinin hizmete girmesiyle ülke genelindeki merkez sayısının bin 16’ya ulaştığını ifade ederek, "Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımızı desteklemek için kullanılan ilaçların ücretsiz teminini sürdürüyoruz. 2025 yılında 90 bin kutu ilacı vatandaşlarımıza ulaştırdık. Bu tedavi imkânlarından bugüne kadar 1 milyon 600 bin vatandaşımız istifade etti. Alo 171 hattı üzerinden yılın ilk on bir ayında 339 binin üzerinde çağrıya yanıt verildi. Bu hat, tütün bağımlılığıyla mücadelede en hızlı ve en erişilebilir danışmanlık kanallarından biri haline geldi" dedi. "Hapishanelerde olan insanların üçte birinden fazlası uyuşturucudan dolayı" Uyuşturucuyla mücadeleyi toplum sağlığını ve güvenliğini doğrudan etkileyen en kritik başlıklardan biri olarak ele aldıklarını söyleyen Yılmaz, "Güvenlik diyorum, çünkü hapishanelerde olan insanların üçte birinden fazlası uyuşturucudan dolayı hapiste. Geri kalan suçların da kök sebeplerine indiğinizde uyuşturucuyla veya bağımlılıkla ilişkisini görürsünüz. Eşine şiddet uygulayan, cinayet işleyen, hırsızlık yapan birçok kişinin hikâyesine biraz daha derinlemesine girdiğinizde, doğrudan uyuşturucu suçuyla hapiste olmasalar bile bu alışkanlıkların tetiklediği suçları işledikleri görülür. Dolayısıyla şu anda tartıştığımız konu çok ciddi anlamda bir güvenlik meselesi, aynı zamanda ekonomik bir meseledir. Bunun oluşturduğu büyük kayıplar var. Sadece bu mücadeleyi yürütürken harcanan kaynaklardan bahsetmiyorum; insan kaybediyorsunuz. En değerli varlık, en büyük servet. Yetişmiş, donanımlı, ülkesine fayda sağlayacak bir nüfusun zararlı etkiler altında kaybolması en büyük ekonomik kayıplardan biridir" diye konuştu. "Yürütülen çalışmalar kapsamında 137 bini aşkın metruk bina tespit edildi ve bu yapıların yüzde 88’i kontrol altına alındı" Son yıllarda sentetik maddelerde görülen küresel artışa rağmen ülkede kullanımın düşük seviyelerde tutulmasının önemli bir başarı olduğunu ifade eden Yılmaz, "Sahada risk alanlarını daraltan güvenlik adımlarını atarken bunu güçlü bir sosyal politika çerçevesiyle destekliyoruz. Uyuşturucuya erişimi kolaylaştıran çöküntü alanlarını ortadan kaldırmak için yürütülen çalışmalar kapsamında 137 bini aşkın metruk bina tespit edildi ve bu yapıların yüzde 88’i kontrol altına alındı. Özellikle bu metruk yapılar maalesef birçok meselenin ürediği alanlara dönüşüyor. Bunları büyük oranda ortadan kaldırmış durumdayız" ifadelerine yer verdi. Program plaket takdimiyle sonlandı.
Tokat Başsavcılığı ve Tokat Belediyesi yükümlülerin sosyal uyumu için güç birliği yaptı
06 Aralık 2025 Cumartesi - 10:48 Tokat Başsavcılığı ve Tokat Belediyesi yükümlülerin sosyal uyumu için güç birliği yaptı Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı ile Tokat Belediyesi arasında imzalanan protokol, yükümlülerin belediye hizmetlerinde kontrollü şekilde çalıştırılarak hem kamu hizmetlerinin verimliliğini artırmayı hem de sosyal hayata yeniden uyumlarını desteklemeyi hedefliyor. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı ile Tokat Belediyesi arasında, üretken belediyecilik anlayışının güçlendirilmesi amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. Protokol imza programına Tokat Cumhuriyet Başsavcısı Yunus Emre Büyükyurt ile Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu katıldı. Belediyenin çeşitli birimlerinde yükümlülerin kontrollü şekilde çalıştırılmasını içeren protokol hem kamu hizmetlerinin etkinliğini artırmayı hem de yükümlülerin sosyal hayata yeniden uyum sağlamasına yardımcı olmayı hedefliyor. Programda konuşan Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, üretken belediyecilik vizyonunun toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir yaklaşımla şekillendiğini belirterek; "Bugün imzaladığımız bu işbirliği protokolüyle hem belediye hizmetlerimizin niteliğini artıracak hem de yükümlü kardeşlerimizin yeniden topluma kazandırılmaları için önemli bir fırsat oluşturacağız. Üretken belediyecilik; insanı merkeze alan, toplumsal faydayı büyüten bir anlayıştır. Cumhuriyet Başsavcımız Yunus Emre Büyükyurt’un destekleriyle şehrimiz adına kıymetli bir adım atmış bulunuyoruz. Yükümlülerin toplumumuza kazandırılması noktasında Adalet Bakanlığımız çok ciddi bir proje yürütüyor. Bu örnek projeyi Tokat’ımızda hayata geçmesine destek olan başta Adalet Bakanımıza, Bakan Yardımcılarımıza, genel müdürlerimize ve sayın Tokat Cumhuriyet Başsavcısı Yunus Emre Büyükyurt’a müteşekkiriz. Tokat’a ve Tokat’ımıza hayırlı olsun" dedi. Tokat Cumhuriyet Başsavcısı Yunus Emre Büyükyurt da protokolün yükümlülerin rehabilitasyon sürecine önemli katkı sunacağını ifade ederek, iş birliğinin Tokat için faydalı sonuçlar üreteceğini dile getirdi. Protokol kapsamında yükümlülerin, belediyenin belirlediği sosyal, çevresel, kültürel ve teknik alanlardaki çalışmalara uygun denetim mekanizmalarıyla dahil edilmesi planlanıyor. Böylece hem kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması hem de yükümlülerin mesleki ve sosyal becerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.
Belediye kaçak diye mühürledi, seçim ofisi oldu
06 Aralık 2025 Cumartesi - 09:49 Belediye kaçak diye mühürledi, seçim ofisi oldu Kocaeli’de İzmit Belediyesi tarafından mühürlenen binanın CHP tarafından siyasi çalışmalar için kullanılması tepkiye sebep oldu. Binanın mühürlü olmasına rağmen inşaatının tamamlandığını ve CHP’nin seçim ofisine dönüştürüldüğünü ifade eden MHP İzmit İlçe Başkanı İlker Kazan, "3 yıldır hasır altı edilen 900’den fazla kaçak binanın listesini bir gecede basına servis ettiler. Asıl amaç, Eski Hamam Sokak’taki bu binayı bu haberlerin arasında karambole getirmek" dedi. MHP’li İlker Kazan, yaptığı açıklamada, Kemalpaşa Mahallesi Eski Hamam Sokak’ta yer alan binanın imar durumuyla ilgili eleştirilerde bulundu. Söz konusu yapının 2014, 2018 ve 2020 yıllarında iki katlı olduğunu, "basit tadilat" izniyle 3,5 kata çıkarıldığını belirten Kazan, binanın mühürlenmesine rağmen daha sonra kiralanarak CHP’nin seçim ofisi olarak kullanıldığını söyledi. Kazan, konuyu gündeme getirmelerinin ardından İzmit Belediyesi’nin yıkım kararı aldığını vurgulayarak, "Arkadaki binada hala kiralık yazısı duruyor. Biz bu durumu belediyede ortaya çıkardığımızda ertesi gün alelacele yıkım kararı çıkardılar" dedi. "Asıl amaç, bu binayı haberlerin arasında karambole getirmek" İzmit Belediyesi’nin kaçak yapılarla ilgili paylaştığı listeye de değinen Kazan, şunları söyledi: "1 Ağustos 2023’te bu bina için yıkım kararı çıktığını ve 760 bin TL ceza kesildiğini biz hatırlatınca, 3 yıldır hasır altı edilen 900’den fazla kaçak binanın listesini bir gecede basına servis ettiler. Cezaları kendi arkadaşlarına bile kestiklerini duyurarak sözde tarafsız olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Asıl amaç, Eski Hamam Sokak’taki bu binayı bu haberlerin arasında karambole getirmek." "Mühürlü bina seçim ofisi olarak kullanıldı" Binanın seçim ofisi olarak kullanılmadan 7 ay önce mühürlendiğini belirten Kazan, Başkan Fatma Kaplan Hürriyet’in meclisteki "Mühürlemişiz ama kırmışlar" savunmasını eleştirerek, "Fatma Hanım mecliste, ’Biz üzerimize düşeni yaptık, mühürlemişiz ama kırmışlar’ diye savunuyor. Oysa bina seçim ofisi olduğunda mühür zaten kırılmış, inşaat çoktan tamamlanmıştı. Bunu bile bile hiçbir işlem yapmadılar" ifadelerini kullandı. "Küçük yerleri yıkım çıkaran belediye kendi yandaşına dokunmuyor" Yıkım ihalelerinin düşük bedellerle açılarak katılımın engellendiğini vurgulayan İlker Kazan, "300 bin TL’lik bir yıkımı 200 bin TL’ye ihale ederseniz elbette kimse girmez. Tavuk kümesi kadar küçük yerlere yıkım çıkartan ama kendi yandaşının binasına dokunamayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Kaçak yapıyı yapan kişi Faruk Bostan. Belediyenin ’Tapuya şerh koyduk’ açıklamasına rağmen bina el değiştirildi. Şimdi soruyoruz, bu bina nasıl oldu da tapuda el değiştirdi? Suçu işleyen kişi nasıl cezadan kurtuldu? Bu satış birine zemin mi hazırladı? Bunların hepsinin araştırılması gerekiyor. Savcılarımızı göreve çağırıyorum" dedi. Ne olmuştu? İzmit Kemalpaşa Mahallesi Eski Hamam Sokak’ta bulunan binanın, basit tadilat izniyle imar mevzuatına aykırı şekilde yükseltildiği iddiaları Kocaeli kamuoyunda tartışma oluşturmuştu. Söz konusu yapının mühürlü olmasına rağmen 31 Mart yerel seçimleri sürecinde aktif olarak kullanıldığı ve mühür kırma yapıldığı öne sürülmüştü. "Seçim ofisi açmak belediyeden izin alınmasını gerektirmez" İzmit Belediyesi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Sürekli olarak dile getirilen bina ile ilgili vatandaşın talebi üzerine verilen basit tadilat izni ile süreç başlatılmış, belediye teknik personeli tarafından yapılan kontrollerde çalışmaların basit tadilat kapsamını aştığı tespit edilmiştir. Bu nedenle yapı mühürlenmiş, mühüre rağmen inşaata devam edilmesi sebebiyle mühür fekki (mühür bozma) işlemi uygulanmış ve konu hakkında savcılığa suç duyurusu yapılmıştır. İlgili kurumlara gerekli bildirimler yapılmış, yapı yıkım ihalesi programına alınmıştır" denilmişti. Ayrıca açıklamada, "Yapının kim tarafından kiralandığı, hangi siyasi parti ya da aday tarafından hangi amaçla kullanıldığı, mevzuat gereği belediyeye bildirilmesi gereken bir konu değildir. Seçim ofisi açmak belediyeden izin alınmasını gerektirmez ve belediye başkanının da bu türden seçim çalışma alanlarını bilmesi beklenen bir idari sorumluluk değildir" ifadeleri kullanılmıştı.