Son Dakika
|
İsrail ordusu: "İran’da yüzlerce askeri hedef hava saldırılarıyla vuruldu"
Doha'ya düşen füze enkazı patlamaya yol açtı
Rusya Dışişleri: "ABD ve İsrail, bir kez daha tehlikeli bir maceraya girişti"
AB Başkanlarından İran’a saldırının ardından azami itidal çağrısı
İran Dışişleri: "Bu saldırıya karşılık vermek, İran’ın meşru hakkı''
İran'daki ilkokul saldırısında hayatını kaybeden öğrenci sayısı 85'e yükseldi
Medvedev: "Barış elçisi bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi"
THY'den Ortadoğu seferlerine yönelik iptal duyurusu
Gürsel Tekin göreve devam edecek
Kazakistan’da kafede gaz tüpü patladı: 7 ölü, 19 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
İran ordusu, ABD ve İsrail’e ait 12 İHA düşürdüklerini açıkladı
Putin, Güvenlik Konseyi üyeleri ile toplantı yaptı
Bakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya ve Macaristan Dışişleri Bakanları ile telefonda görüştü
İletişim Başkanı Duran: "Sıcak çatışma kabul edilemez bir durumdur"
İsrail ordusu: "İran’da yüzlerce askeri hedef hava saldırılarıyla vuruldu"
İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Şikarçi: "Bölgedeki tüm ABD üsleri hedef alınacak"
THY'den Ortadoğu seferlerine yönelik iptal duyurusu
POLİTİKA
DMM: "Savaş başlayacağı iddiasıyla vatandaşların hazırlıklar yapması gerektiğine yönelik ifadeler dezenformasyon içermektedir"
28 Şubat 2026 Cumartesi - 22:51:13
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bazı sosyal medya hesaplarında "savaş başlayacağı" iddiasıyla vatandaşların çeşitli hazırlıklar yapması gerektiğine dair paylaşımların dezenformasyon içerdiğini açıkladı. DMM’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bazı sosyal medya hesaplarında paylaşılan, ‘savaş başlayacağı’ iddiasıyla vatandaşların çeşitli hazırlıklar yapması gerektiğine yönelik ifadeler dezenformasyon içermektedir. Türkiye’nin güvenlik ve savunma süreçleri, ilgili kurumların koordinasyonunda etkin bir kapasiteyle yürütülmekte olup; kamuoyunda paniğe neden olacak herhangi bir durum söz konusu değildir. Toplumu korku, endişe ve kaosa sürükleme hedefiyle hareket eden bu hesaplara yönelik adli süreçler kararlılıkla sürdürülmektedir. Kamuoyunun asılsız iddialara itibar etmemesi, yalnızca resmi açıklamaları dikkate alması önemle rica olunur" ifadelerine yer verildi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 22:36
AK Parti İstanbul İl Başkanlığından "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" isimli panel
AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" isimli panel düzenlendi. AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, "Kurtarılacak kızlar olarak görülüyorduk ikna odaları bunun için kurulmuştu. Bu kızlar kurtarılmalı deniliyordu. Hiç öyle kızlar olmadık. Türkiye’yi kurtaran kızlar olduk çok şükür" dedi. AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" konulu panel, Beyoğlu Sütlüce’de bulunan AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlendi. AK Parti İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın’ın moderatörlüğünde düzenlenen programda eski TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta konuşmacı olarak yer aldı. Programa konuşmacıların yanı sıra AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, il ve ilçe teşkilatından temsilciler ve davetliler katıldı. "28 Şubat‘ta bir müdahalede bulunuyorlar ancak bu sadece siyasete değil bir topluma karşı müdahaleye dönüşüyor" Panelde konuşan Şentop, "28 Şubat‘ta bir müdahalede bulunuyorlar ancak bu müdahale sadece siyasete değil bir topluma karşı müdahaleye dönüşüyor. Neden, toplumda bir değişiklik var esas onları rahatsız eden. Nedir o değişiklik? Müslümanlığın ve İslam’ın görünür unsurlarına tezahürlerine karşı bir rahatsızlık var. Üniversitelerde başörtülü öğrencilerin varlığı, bunların toplumsal görünürlüğü, İmam Hatip Liselerinin sayılarının artması, Kur’an kurslarına çocukların gitmesi. AK Parti’nin düzenlemeler yapmasını laikliğe aykırı eylemlerin odağı olması olarak değerlendirmişlerdi. Müslümanlığın görünür tezahürlerine karşı bir tutum içerisinde olanlar bunu laiklik diye kendilerinin tanımını bildiği ama anayasadaki tanımlara uymayan bir tabirle bir müdahalenin ve vesayetin kılıfı olacak şekilde tanımlayarak kullanıyorlardı’’ diye konuştu. "28 Şubat‘a gelen süreçte sirayet edebilecekleri alan oluşturmak istediler ve paydaş olarak FETÖ’yü yanlarına aldılar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise, "28 Şubat‘ta ben üniversitede asistandım. Bir şekilde bu baskı ortamından kurtulmak için yurtdışında master, doktora yapmak için çıkmak istiyoruz. Yurtdışına gitmek üzereyiz. Bir sene beklettikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı’ndan tek bir satır yazı geldi. Yurt dışına gönderilmeniz uygun bulunmamıştır diye. Fakat Cenabı Allah öyle bir oyun kurucu ki, 2013 yılında ben o bakanlıkta tüm bu bursların organize edildiği müsteşarlık pozisyonuna geldim. Her bir darbe bir sonraki darbe için örnek teşkil ediyor. Bir sonraki darbeyi yapanlar bir öncekinden biraz daha profesyonelleşmeye çalışıyor. 28 Şubat‘a gelen süreçte toplumda en ücra köşedeki vatandaşa da sirayet edebilecekleri alan oluşturmak istediler ve paydaş olarak FETÖ dediğimiz yapıyı yanlarına aldılar" ifadelerini kullandı. "O dönemi yaşamış kadınlar olarak her yıldönümünde yutkunuyoruz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ise, "Postmodern darbe dedikleri medyanın, yargının, sivil toplumun, üniversitelerin, akademisyenlerin hepsinin içerisinde olduğu, hazırlık sürecinin özellikle medya eliyle çok hazin şekilde hazırlandığı yıllardı. Bu ülkenin değerlerine adeta meydan okunan bir darbe teşebbüsüydü. Postmodern ismiyle asla yumuşatılmamalı bu olay. Buna özellikle dikkat çekmeliyiz. O dönemi yaşamış kadınlar olarak her yıldönümünde yutkunuyoruz. O dönem yaşanan zulümleri hatırlıyoruz ve diyoruz ki unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. "Kurtarılacak kızlar olarak görülüyorduk ikna odaları bunun için kurulmuştu" AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, "Kurtarılacak kızlar olarak görülüyorduk ikna odaları bunun için kurulmuştu. Bu kızlar kurtarılmalı deniliyordu. Hiç öyle kızlar olmadık. Türkiye’yi kurtaran kızlar olduk çok şükür. Avrupa Konseyi’nin bir özelliği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hakimlerin seçimi oradaki vekillerin oylarıyla belirlenirdi. Ben 2016-2017’de gittiğimde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hakim seçen bir milletvekili oldum. Bir gün davacı olarak gitmiştim aradan yıllar geçti Türkiye değişti hakimini seçen bir milletvekiliyim. Bu, darbeden Türkiye’nin büyük bir değişim ve dönüşüm ile çıktığının ve milletimizin büyük bir kazanım elde ettiğinin siyasetin sözünün geçerli olduğunu gösteren bir tablodur" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 22:30
AK Parti İstanbul İl Başkanlığı "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" isimli panel düzenledi
AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından ‘’28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası’’ isimli panel düzenlendi. Programda konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta "Kurtarılacak kızlar olarak görülüyorduk ikna odaları bunun için kurulmuştu. Bu kızlar kurtarılmalı deniliyordu. Hiç öyle kızlar olmadık. Türkiye’yi kurtaran kızlar olduk çok şükür" dedi. AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" konulu panel, Beyoğlu Sütlüce’de bulunan AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlendi. AK Parti İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın’ın moderatörlüğünde düzenlenen programda TBMM 29. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta konuşmacı olarak yer aldı. Programa konuşmacıların yanı sıra AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, il ve ilçe teşkilatından temsilciler ve davetliler katıldı. "28 Şubat‘ta bir müdahalede bulunuyorlar ancak bu sadece siyasete değil bir topluma karşı müdahaleye dönüşüyor" Panelde konuşan TBMM 29. Başkanı Mustafa Şentop, "28 Şubat‘ta bir müdahalede bulunuyorlar ancak bu müdahale sadece siyasete değil bir topluma karşı müdahaleye dönüşüyor. Neden, toplumda bir değişiklik var esas onları rahatsız eden. Nedir o değişiklik? Müslümanlığın ve İslam’ın görünür unsurlarına tezahürlerine karşı bir rahatsızlık var. Üniversitelerde başörtülü öğrencilerin varlığı, bunların toplumsal görünürlüğü, İmam Hatip Liselerinin sayılarının artması, Kur’an kurslarına çocukların gitmesi. AK Parti’nin düzenlemeler yapmasını laikliğe aykırı eylemlerin odağı olması olarak değerlendirmişlerdi. Müslümanlığın görünür tezahürlerine karşı bir tutum içerisinde olanlar bunu laiklik diye kendilerinin tanımını bildiği ama anayasadaki tanımlara uymayan bir tabirle bir müdahalenin ve vesayetin kılıfı olacak şekilde tanımlayarak kullanıyorlardı’’ diye konuştu. "28 Şubat‘a gelen süreçte sirayet edebilecekleri alan oluşturmak istediler ve paydaş olarak FETÖ’yü yanlarına aldılar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise "28 Şubat‘ta ben üniversitede asistandım. Bir şekilde bu baskı ortamından kurtulmak için yurtdışında master, doktora yapmak için çıkmak istiyoruz. Yurtdışına gitmek üzereyiz. Bir sene beklettikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı’ndan tek bir satır yazı geldi. Yurt dışına gönderilmeniz uygun bulunmamıştır diye. Fakat Cenabı Allah öyle bir oyun kurucu ki, 2013 yılında ben o bakanlıkta tüm bu bursların organize edildiği müsteşarlık pozisyonuna geldim. Her bir darbe bir sonraki darbe için örnek teşkil ediyor. Bir sonraki darbeyi yapanlar bir öncekinden biraz daha profesyonelleşmeye çalışıyor. 28 Şubat‘a gelen süreçte toplumda en ücra köşedeki vatandaşa da sirayet edebilecekleri alan oluşturmak istediler ve paydaş olarak FETÖ dediğimiz yapıyı yanlarına aldılar" ifadelerini kullandı. "O dönemi yaşamış kadınlar olarak her yıldönümünde yutkunuyoruz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ise konuşmasında "Postmodern darbe dedikleri medyanın, yargının, sivil toplumun, üniversitelerin, akademisyenlerin hepsinin içerisinde olduğu, hazırlık sürecinin özellikle medya eliyle çok hazin şekilde hazırlandığı yıllardı. Bu ülkenin değerlerine adeta meydan okunan bir darbe teşebbüsüydü. Postmodern ismiyle asla yumuşatılmamalı bu olay. Buna özellikle dikkat çekmeliyiz. O dönemi yaşamış kadınlar olarak her yıldönümünde yutkunuyoruz. O dönem yaşanan zulümleri hatırlıyoruz ve diyoruz ki unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. "Kurtarılacak kızlar olarak görülüyorduk ikna odaları bunun için kurulmuştu" AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta konuşmasında "Kurtarılacak kızlar olarak görülüyorduk ikna odaları bunun için kurulmuştu. Bu kızlar kurtarılmalı deniliyordu. Hiç öyle kızlar olmadık. Türkiye’yi kurtaran kızlar olduk çok şükür. Avrupa Konseyi’nin bir özelliği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hakimlerin seçimi oradaki vekillerin oylarıyla belirlenirdi. Ben 2016-2017’de gittiğimde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hakim seçen bir milletvekili oldum. Bir gün davacı olarak gitmiştim aradan yıllar geçti Türkiye değişti hakimini seçen bir milletvekiliyim. Bu, darbeden Türkiye’nin büyük bir değişim ve dönüşüm ile çıktığının ve milletimizin büyük bir kazanım elde ettiğinin siyasetin sözünün geçerli olduğunu gösteren bir tablodur" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 22:19
Bakan Fidan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kallas ile telefonda görüştü
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bakan Fidan ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kallas telefonda görüştü. Görüşmede, bölgedeki tırmanma değerlendirildi. Ayrıca çatışmaların durdurulması için yürütülmekte olan diplomatik girişimler ele alındı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Şubat 2026 Cuma- 13:44
Bakan Uraloğlu: "İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ilk kez doğrudan demiryolu ile birbirine bağlanacak"
2
27 Şubat 2026 Cuma- 14:23
DEM Parti, Öcalan’ın mesajını paylaştı
3
28 Şubat 2026 Cumartesi- 17:02
Dışişleri Bakanlığı: "Tarafları saldırılara bir an önce son vermeye davet ediyoruz"
4
28 Şubat 2026 Cumartesi- 14:04
Dışişleri Bakanlığı’ndan İran’daki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına güvenlik uyarısı
5
27 Şubat 2026 Cuma- 16:09
Çifteler Belediyesi hakkında hukuki süreç başlıyor
17 Şubat 2026 Salı - 15:17
DEM Parti Grup toplantısı
DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi. Bakırhan partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Orta Doğu 27 yıl önce bir kez daha kaosun merkezi haline getirilmek istendiğini söyleyerek, "Afganistan’dan Irak’a, oradan Libya’ya ve tüm Orta Doğu’ya uzanan kaos planının ilk adımlarından biri, Öcalan’a yapılan 15 Şubat uluslararası komplosuydu. 15 Şubat, bugün bile devlet aklı ve Türkiye siyaseti tarafından çözümlenmeyi bekleyen büyük bir komplodur. Bugüne kadar kaybedilen tam 27 yıl var. Sadece Kürtler değil, Türkler de kaybetti. Sonuç olarak Türkiye kaybetti. Oysa 27 yıldır İmralı Adası’nda bir çözüm iradesi var. Bu irade, 15 Şubat komplosunu 27 Şubat çağrısıyla boşa çıkarmıştır. Bu komplocu akıl, Rojava’ya saldırılarla devam ettirilmek istendi. Öcalan, bu sürece müdahale ederek Arap-Kürt savaşının önüne geçti ve 2. uluslararası komployu da boşa çıkardı. Şimdi biz de soruyoruz: 22 Ekim’de kendisine barış çağrısı yapıldı mı? Yapıldı. 27 Şubat çağrısıyla 52 yıllık çatışmalı ortamı tek seferde bitirdi mi? Bitirdi. Milyonlarca insan "siyasi irademdir" diyor mu? Diyor. Fikirleri sadece Kürtler tarafından değil; fikirleri tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor mu? Ediliyor. Bu bir yılda Öcalan, süreci şiddet ve ayrışma zemininden demokratik siyaset ve toplumsal zemine geçirmiştir. Bu müzakere yeteneği ve gücü inkâr edilemez. Daha açık soralım: Öcalan daima çözüm merciiyken neden bilinçli bir biçimde sanki sorunun kaynağıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor? Tarihin tanıklığı, onun çözüm adresi olduğunu gösteriyor. O zaman herkes tutarlı davranmalı, gereken ciddiyeti göstermeli ve rolünü oynaması önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bu netlik hem sürecin başarısı hem de toplumsal huzur için vazgeçilmezdir. Kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için Öcalan’ın statüsü ve çalışma şartları fiilî değil, resmî ve yasal bir düzenlemeyle belirlenmeli, güvence altına alınmalıdır. Çünkü fiilî düzenlemeler geçicidir, değişkendir ve her an geri alınabilir. Adı konulmamış, resmî zemini olmayan hiçbir düzenleme kalıcı barış için yeterli temel oluşturamaz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Liderler Zirvesi yapması teklifinde bulunan Bakırhan, "Dün heyetimiz İmralı’da Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. Öcalan, "Süreçte demokratik entegrasyon aşamasına geçiyoruz" diyerek çok tarihi bir tespitte bulunmuş. Diyor ki Öcalan: "Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz, bu da Kürtsüz olmaz". Biz de tam olarak bundan bahsediyoruz. Mesele bugün değil; tarihi kurtarmak, geleceği doğru temeller üzerine kurmaktır. Şimdi çok önemli bir çağrı yapmak istiyorum. 100 yıllık bir meseleyi tartışırken, bütün siyasi parti liderlerini bir zirvede beraber olmaya çağırıyoruz. Artık ayrımızı, gayrımızı bir tarafa bırakalım. Türkiye’nin iyiliği ve barışı için siyasi liderler olarak bir araya gelelim, çözümü konuşalım. Bu sebeple buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin temel ve köklü sorunlarını çözmek için Cumhurbaşkanı’nın ev sahipliğinde "Liderler Zirvesi" toplanmalıdır. Artık Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi ertelenemez; önüne başka gündemler konamaz, gündelik siyasetin malzemesi yapılamaz"şeklinde konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecine değinen Bakırhan, "TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu gerek yaptığı dinlemeler gerekse de İmralı Adası’nda Öcalan’la görüşme gerçekleştirmesiyle önemli çalışmalar yapmıştır. Komisyonun önünde şimdi çok önemli bir görev var. Somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvimi olan raporunu hazırlayıp Meclis’e sunmasının zamanı geldi. Süreç, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak komisyonun çalışmaları ve Türkiye’nin temel toplumsal gerçekleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu rapor, yeni tariflerle uğraşmamalı; sürecin gerekliliklerine odaklanmalıdır. Rapor tarihi korkulara, tabulara sıkıştırılmamalı; yeni bir perspektif içermelidir. Tarihi işler, yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle Demokratik Türkiye inşa edilemez. Çok açık söyleyelim: Kırk yıldır bize vura vura söyletemediklerini, bugün bize gül atarak söyletemezler. Bu rapor Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Meclis raporu ve buna dayalı olası düzenlemeler, meseleyi asimilasyon mantığıyla ele alır ve terör parantezine sıkıştırırsa demokratik çözüm yara alır. Sürecin istikameti, komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı veya geçici çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir. Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi.
17 Şubat 2026 Salı - 15:07
Bakan Kurum: "Biz lafla değil, eserle konuşuyoruz"
KONYA (İHA) – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Konya’da kura çekim töreninde yaptığı konuşmada lafla değil, eserle konuştuklarını belirterek, "Biz tartışmayla değil, projelerimizle yol alıyoruz. Dün nasıl milletimizin yanında olduysak, bugün de oradayız. Şehirlerimizi güvenli hale getirmekten, milletimizin refahını artırmaktan bir adım geri atmayacağız" dedi. Bakan Kurum, Konya’da "Ev sahibi Türkiye" projesi kapsamında inşa edilecek 15 bin 200 konut ve Konya Motorlu Küçük Sanayi Sitesi 3. Etap 568 Dükkan Kura Çekim Töreni’ne katıldı. Tören Selçuklu Kongre Merkezi’nde İstiklal Marşı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının okunmasıyla başladı. Programda konuşan Bakan Murat Kurum, Konya’ya yeni eserler vermek için canla başla mücadele etmeye devam ettiklerini söyledi. "Konya’daki kira fiyatları hızla düşecek, konut satış fiyatları olabilecek en aşağı seviyeye inecek" Ev Sahibi Türkiye projesi kapsamında Konya’ya kazandırılacak 15 bin 200 yeni yuvanın kuralarını çekeceklerini belirten Kurum, "Akşehir’den Ereğli’ye, Seydişehir’den Karapınar’a kadar Konya’mızın her ilçesine toplam 15 bin 200 konut kazandırıyoruz. Kuracağımız mahalle konaklarıyla mahalle kültürünü yeniden canlandırıyoruz. Bu yuvalar tamamlandığında, sizler o yuvalara girdiğinizde; Konya’daki kira fiyatları hızla düşecek, konut satış fiyatları olabilecek en aşağı seviyeye inecek. Ve tecrübeyle biliyorum ki; Konya’da yeni bir yuvaya dair umudu olmayan tek bir hemşehrim kalmayacak. Tabii biz; bir yandan konutlarımızı yapıyor bir yandan o evlere girecek rızkın kazanılacağı iş yerleri inşa ediyoruz. 2019 yılında, Konya’mızda esnafımızla buluşmuş, dertleşmiş, geleceği konuşmuştuk. Eski Sanayi ve Karatay Sanayi’ne gitmiş, oradaki dükkanların durumunu dikkatle incelemiştik. Yeşil alanı olmayan, otoparkı olmayan, harap halde duran o siteleri Konya’mıza yakıştıramadık. Bulunduğu yerde trafiği sıkıştıran, çevre kirliliği barındıran o dükkanları kaldırıp yerine yeni sosyal alanlar, yeşil alanlar yapacağımıza, esnafımızı da yeni bir sanayi alanına taşıyacağımıza söz verdik. Elhamdülillah ahdimize sadık olduk. Ve işte Türkiye’de ilk kez ’Sıfır Atık’ konseptiyle tasarladığımız, otopark alanları, yeşil alanları, sosyal tesisleriyle Türkiye’nin en güzel, 2 bin 500 bağımsız bölümlü sanayi sitesini kurduk; bugün de 568 dükkanımızın kuralarını çekiyoruz. Esnafımız yeni dükkanlarına geçer geçmez de; Eski Sanayi bölgesinde hızlı şekilde yıkım ve temizleme çalışmalarına başlayacağız. Köhne yapıları ortadan kaldıracağız, bu alanı Konya’ya şanına, tarihine, doğasına yakışır bir görünüme kavuşturacağız. Hem eskiyi dönüştürüp hem de yeniyi tamamladığımızda; esnafımızın yüzünü güldürecek, Konya’nın üretim gücünü yeni bir safhaya taşıyacak, Konya’nın refah dolu geleceğine, bereket dolu istikbaline katkı sunacağız" dedi. "Biz tartışmayla değil, projelerimizle yol alıyoruz" Kurum, deprem bölgesinde 455 bin yuvayı teslim etmek için gece gündüz çalışırken, 500 bin sosyal konut seferberliğini başlatırken, birilerinin de tribünden konuşmayı tercih ettiğini söyledi. Bakan Kurum, "Onlar laf üretti, biz eser ürettik. Onlar algı operasyonları yaptı, biz şehirlerimizi kurduk. ’Bedava ev’ diye umut tacirliği yaptılar, tek bir çivi dahi çakmadılar. Yapılan her işi gölgelemeye çalıştılar. Bakın; İzmir Buca’da kanalizasyon için kazılan yollar aylarca onarılmıyor, mahalleli kendi imkanıyla parke taşı döşüyor. Yolunu yapamayan bir anlayış, çıkmış bize şehircilik dersi vermeye kalkıyor. Deprem bölgesinde de Özgür beyin büyük bir başarı gibi açıkladığı tablo ortada: 160 çöp konteyneri, 1 pikap, 2 minibüs, ne olduğunu onların da anlayamadığı bir cami temizleme aracı, bu vizyon, 455 bin konutu beğenmiyor. 200 bin işçinin alın terini, 2 yıldır verdiği emeği küçümsüyor. Günlerce ’Boş senet imzalatıyorlar, faizle ev verecekler’ diye yalan söyledi. Anlattık, anlattık; ısrarla yalanına devam etti. Cumhurbaşkanımız açıkladı, 11 ilimizde tüm afet konutları faizsiz, sabit fiyatla ödenecek. 18 yıl boyunca taksit, sabit 8 bin 750 lira olacak. Zaten ödemeler de 2 yıl sonra başlayacak. Yani 24 yıldır ne yaptıysak aynısını yaptık. Sen de yapsaydın. O kadar belediyen vardı, bir işin ucundan tutsaydın. Bak Konya laf üretmedi; yük aldı. Sadece Konya Büyükşehir Belediyemiz konteyner kentler kurdu, içme suyu hattı döşedi, binlerce metre kanalizasyon altyapısı yaptı. Habib-i Neccar Camii’nin restorasyonunu üstlendi. Gidin Hatay’a bir bakın. Bir Habib-i Neccar Camii’ne bakın, bir de CHP’nin yapımını üstlendiği Ulu Camii’ne. Konya Büyükşehir, Habibi Neccar’ın restorasyonunu yapmış bitirmiş, ibadete açmış. CHP’li Bursa Büyükşehir’in sorumluluğundaki Ulu Cami daha temelde. AK Parti ile CHP arasındaki fark budur. Onlar temelini bile atamadan biz anahtarları veririz; onlar çöp konteyneri sayarken, biz teslim ettiğimiz o yuvaya girer, o çayı içer, o duayı alırız. Eğer bu deprem CHP iktidarında olsaydı 11 ilimiz şu anda Ulu Camii gibi enkaz halindeydi. Onun için Özgür bey bize laf söyleyeceğine şapkasını önüne alacak bir düşünecek. Yapılanları karalayacağına, anahtarını alıp evine kavuşan vatandaşımızın mutluluğuna ortak olacak. Biz lafla değil, eserle konuşuyoruz. Biz tartışmayla değil, projelerimizle yol alıyoruz. Dün nasıl milletimizin yanında olduysak, bugün de oradayız. Şehirlerimizi güvenli hale getirmekten, milletimizin refahını artırmaktan bir adım geri atmayacağız" şeklinde konuştu. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Levent Sungur ise, "Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, Bakanımızın koordinasyonunda; 2019 yılında 50 bin, 2020 yılında 100 bin ve 2022 yılında 250 bin konut projeleri başlatılmış, yüz binlerce dar gelirli vatandaşımız güvenli ve nitelikli konutlara kavuşmuştur. Bu kapsamda Konya’mıza; 36 bin 714 konut, 212 tarım köy konutu, 3 bin 585 dükkan, 280 iş yeri, 33 cami ile eğitim ve sağlık başta olmak üzere pek çok eser kazandırılmış, güncel rakamla toplam 165 milyar liralık yatırım yapılmıştır" ifadelerini kullandı. "Tüm Konyalı hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun" AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen de, "Bugün; her daim milletimizin yanında olan, 81 ilimizin tamamında milletimize yardım elini uzatan, derdiyle dertlenen, nerede bir afet varsa vakit kaybetmeden oraya koşan, deprem bölgesinde adeta bir şehircilik destanı yazan Bakanımız Murat Kurum’un teşrifleriyle çok özel bir ana şahitlik ediyoruz. Hep birlikte Yüzyılın Konut Projesiyle 81 ilimizin tamamında inşa edilecek 500 bin sosyal konut kapsamında Konya’mızdaki hak sahiplerini belirliyoruz. Ev Sahibi Türkiye sloganıyla 15 bin 200 konutumuzun kura çekimini gerçekleştiriyoruz. Şimdiden hak sahibi olacak tüm Konyalı hemşerilerimize hayırlı uğurlu olsun diyorum" dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da, "500 bin konut projesinin Konya etabında gerçekleştirilecek kura çekimi; şehrimiz adına çok kıymetli bir adımdır. Bu proje kapsamında inşa edilecek 15 bin 200 konut, aile sıcaklığının çatısı olacaktır. Ailelerimiz heyecanla bu anı bekliyor. Yeni Sanayi Sitemizin ilk etabının kura çekimi de esnaflarımızı mutlu edecek, yüzlerini güldürecek çok önemli bir gelişmedir. Bildiğiniz gibi, Eski Sanayi Sitesi ve Karatay Sanayi Sitesi, yıllar içinde artan ihtiyaçlar, değişen şehirleşme şartları ve yoğunluk sebebiyle artık hem esnafımızın faaliyetlerini hem de şehrimizin yoğunluğunu taşıyamayan bir noktaya gelmişti. Yaklaşık 1 milyon metrekarelik bölgede; sanayi ve ticaret alanları, yollar ve diğer kullanım alanlarıyla birlikte büyük bir dönüşüm ihtiyacı oluşmuştu. Bizler de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve TOKİ ile işbirliği içinde bu konuda çok önemli bir dönüşüm başlattık. Bu dönüşümle, esnafımızın daha güvenli, daha verimli bir ortamda çalışmasını sağlamayı; aynı zamanda mevcut alanı da şehrimize yakışır şekilde planlamayı hedefledik. Yeni Sanayi Alanımız; Karatay ilçemizde yaklaşık 2 milyon 80 bin metrekarelik çok büyük bir planlama alanı üzerinde yükseldi. Bu alan; sadece dükkanların olduğu bir yer değil; camileri, resmi kurumları, sosyal tesisleri, eğitim ve spor alanları, otoparkları, ticaret birimleri ve güçlü altyapısıyla başlı başına bir şehir kompleksi olacak şekilde planlandı. Büyükşehir Belediyesi olarak olarak Yeni Sanayi Sitesi’nin olduğu bölgede sanayi için uzmanlaşmış bir itfaiye merkezi de inşa ettik. Hamdolsun 4 etap halinde ihale ettiğimiz Yeni Sanayi Sitesi Projesi’nde sona geldik. 568 dükkanın kura çekimini bugün gerçekleştirerek, bu sürecin ilk somut adımını atmış olacağız. 2 bin 690 dükkan ile 134 ticari alandan oluşan proje kapsamında, eski sanayi alanlarının taşınması sonrasında çevresel iyileştirme süreçlerini de başlatacağız. Süreçte emeği olan başta Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum olmak üzere, TOKİ Başkanımıza, esnaflarımıza ve emeği olan herkese gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından kura çekimi gerçekleştirildi. Programa; Bakan Murat Kurum, AK Parti Konya Milletvekilleri, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Personel Genel Müdürü Halil Erdoğan, TOKİ Başkanı Levent Sungur, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, protokol mensupları ve vatandaşlar katıldı.
17 Şubat 2026 Salı - 13:59
Başkan Balaban esnafın sorunlarına çözüm üretmek için sahada
Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Uncubozköy Kampüsü çevresindeki esnafı ziyaret ederek talep ve sorunları yerinde dinledi. Her zaman esnafın yanında olduklarını kaydeden Başkan Balaban, "Çözüm için çalışıyoruz" dedi. Semih Balaban, esnaf ve mahalle ziyaretlerini aralıksız sürdürüyor. Başkan Balaban, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Uncubozköy Kampüsü çevresinde faaliyet gösteren esnafı ziyaret ederek talep ve önerileri dinledi. Yunusemre Belediyesi Özel Kalem Müdürü Seyit Ali Özmen’in de eşlik ettiği programda iş yerlerini tek tek gezen Başkan Balaban, esnafla sohbet ederek bölgedeki sorunları yerinde tespit etti. Esnafın şehir ekonomisinin temel taşlarından biri olduğunu vurgulayan Başkan Balaban, "Seçildiğimiz günden beri halkımız ile iç içeyiz. Vatandaşlarımız ile buluşmayı sürdürüyoruz. Esnafımızın karşılaştığı sorunları yerinde görüyoruz. Belediye olarak çözüm odaklı bir anlayışla sorunların çözülmesi amacıyla çalışıyoruz. Yunusemre ilçesinde dayanışma ve ortak akıl ile çalışmalarda bulunacağız." ifadelerini kullandı. Ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getiren bölge esnafı ise Başkan Balaban’a teşekkür ederek, yapılan istişarelerin kendileri için önemli olduğunu belirtti. Yunusemre Belediyesi’nin saha ziyaretleri ve esnaf buluşmalarının önümüzdeki günlerde de devam edeceği öğrenildi.
17 Şubat 2026 Salı - 12:55
AK Parti Dede Korkut Parkı’nda iftar çadırı kuracak
AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı, "Soframız Seninle Eskişehir" sloganıyla Dede Korkut Parkı’nda kurulacak iftar çadırının Ramazan ayı boyunca hizmet vereceğini açıkladı. Çadırda her akşam yaklaşık bin 900 vatandaş ağırlanmasının hedeflendiği belirtildi. Konuyla ilgili açıklamada bulunan AK Parti Eskişehir Başkanı Gürhan Albayrak; Ramazan’ın birlik, beraberlik ve paylaşma ayı olduğunu vurguladı. Hazırlanan iftar sofralarının tüm Eskişehirlilere açık olduğunu ifade eden Başkan Albayrak, "Ramazan-ı Şerif’in huzurunu ve bereketini hep birlikte paylaşmak için bu yıl da kollarımızı sıvadık. Dede Korkut Parkı’nda kurduğumuz iftar çadırımızda her gün yaklaşık bin 900 hemşehrimizle aynı sofrada buluşacak, ekmeğimizi ve duamızı bölüşeceğiz. Amacımız Eskişehir’in o güzel kardeşlik iklimini aynı sofrada yaşamaktır. Tüm kıymetli hemşehrilerimi, bu gönül sofrasına misafir olmaya davet ediyorum. Rabb’im tuttuğumuz oruçları ve dualarımızı kabul eylesin" dedi.
17 Şubat 2026 Salı - 12:30
Bahçeli: "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayının manevi iklimine rağmen Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Bahçeli, İsrail’in Batı Şeria’daki son kararlarının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu söyledi. Bahçeli, Ramazan ayının sabır, merhamet, hoşgörü ve dayanışma ayı olduğuna vurgu yaparak, "Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır" dedi. "Yasa dışı ilhak hamleleri hükümsüzdür" İsrail hükümetinin Batı Şeria’da arazi tesciline ilişkin aldığı kararlara değinen Bahçeli, "İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir. Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri meşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah’ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemektedir. İki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir." "Uluslararası düzen yıkım sürecindedir" Bahçeli, 13-15 Şubat tarihlerinde Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansına da değinerek, küresel sistemin ciddi bir çözülme içinde olduğunu dile getirerek, "Yıkım Altında temasıyla düzenlenen mezkur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 19-23 Ocak tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir; fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur. Ankara’dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış veya dört başı mamur bir amaç görülmemektedir. Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin kesintisiz diplomatik hamleleri, ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı anda olabilmeyi başaran bir Türkiye’yle hepimizin iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir" ifadelerini kullandı. "ABD-İran müzakereleri makul bir uzlaşıya ulaşmalıdır" Ramazan ayında sağduyu ve sükunetin hakim olması gerektiğini belirten Bahçeli, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesintiye uğramadan ilerlemesinin samimi temennileri olduğunu söyledi. Bahçeli, "Kuzeyimiz çalkalanırken, güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak, yaygın ve küresel bir çatışma hali karşımıza çıkacaktır" şeklinde konuştu. "Püskeviti olmayan çocukların çağrısını duyalım" Ramazan ayında dayanışma ve yardımlaşma çağrısı yapan Bahçeli, mütevazı sofralarda bir araya gelinmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: "Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatımızla eşzamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım. Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda, anasının, babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim. Onların mahrumiyetini yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Ve memleketim olan Gavur Dağı’nın söyleyişiyle; ‘Hani benim püskevitim, çukulatam’ demiştim. Şairin ifadesiyle; çaresiz ve yalnızların, ‘gel diyecek kimsesi’ olmayı hedeflemiştim. O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı. Ve ne üzücüdür ki bizim arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun, hata da insanlar içindir. Bu Ramazan’da hep birlikte, sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki, onların dertlerine ortak olalım. Püskeviti olmayan çocukların çağrısını işitelim. Biz öylesine büyük bir medeniyetin, öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki, felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağrından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz." Bahçeli, devlet-millet dayanışmasının önemine vurgu yaparak, MHP ve Cumhur İttifakı’nın ahlaki ve soylu duruşunu koruduğu sürece hiçbir engelin aşılamayacağını ifade etti. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlere de değinen Devlet Bahçeli, devletin tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirtti. "CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır" Depremde 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini, 107 bin 213 kişinin yaralandığını hatırlatan Bahçeli, bugüne kadar 455 bin 357 bağımsız bölümün tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini söyledi. Ana muhalefet partisini eleştiren Bahçeli, CHP’nin deprem üzerinden siyasi istismar yaptığına dikkati çekerek, "Hatırlarsanız, devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkanlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti de 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılan yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmış, nitekim her zorluğun üstesinden Allah’ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Asrın İnşa Seferberliği kapsamında; 367 bin 995’i konut, 65 bin 672’si köy evi, 21 bin 690’nı iş yeri olmak suretiyle toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşası tamamlanmış, hak sahibi vatandaşlarımıza da teslim edilmiştir. Eğri bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış. Cumhuriyet Halk Partisi’yle bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. CHP’nin işi gücü fitne fesattır. CHP’nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Gazi Meclis şov alanı değildir" TBMM’de yeni atanan bakanların yemin töreninde yaşanan olaylara da değinen Bahçeli, "Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan Meclis’i karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir? Gazi Meclis’i şov ve savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır? Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul’daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı, foyanız ortalığa döküldü; anormal stres ve gerilim sebebinizin nedeni buna mı dayalı? Tekraren ifade ediyorum; geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde TBMM’nin saygınlığına leke düşüren müfsit ve müflis CHP zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum" dedi. "MHP 57 yıldır siyaset çınarıdır" Bahçeli, MHP’nin 9 Şubat 2026’da 57’nci kuruluş yıl dönümünü kutladığını hatırlatarak, "57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir" dedi. Geleceğe yönelik kararlılık mesajı veren Bahçeli, "Bir kere başaran yeniden başarır" ifadesini kullandı.
17 Şubat 2026 Salı - 12:11
Bakan Gürlek: "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı teşkilatına hitaben yaptığı konuşmada, "Adalet hizmeti tek bir makamın değil, yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir. Bu bütünün ayrılmaz unsurlarından biri de savunma makamıdır" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek paylaştığı video ile yargı teşkilatı mensuplarına hitap etti. Güçlü bir adalet sistemi ancak aynı ideale inanan birbirine güvenen ve sorumluluğu birlikte taşıyan güçlü bir teşkilatla mümkün olabileceğini ifade eden Gürlek, "Bugün sizlerle aynı kürsüde görev yapmış, aynı dosyaların arasına sabahlamış, aynı vicdani muhasebeleri yaşamış bir meslektaşımız olarak hitap ediyorum" dedi. "Göreve başladığımız andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmalar başlattık" Adliye koridorlarının sesini ve mahkeme kalemlerinin bitmeyen mesaisi hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade eden Gürlek, "Dosyaların yalnızca sayılardan ibaret olmadığını, her birinin bir insan hayatına dokunduğunu bilirim. Yirmi yıl boyunca hakim ve cumhuriyet savcısı olarak görev yaptım. İddianame düzenledim. Duruşma yönettim. Karar verdim. O nedenle adalet teşkilatımızın meselelerini biliyorum. İş yükünün farkındayım. Fedakarlığınızı görüyorum. Göreve başladığımız andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmalar başlattık. İş yükü analizleri yeniden yapılacak. Norm kadro sistemi güncellenecek. Performans ölçütleri daha adil ve objektif bir zemine oturtulacak. Hakim ve savcılarımızın mesleki gelişimini güçlendiren uzmanlaşma ve eğitim modellerini hayata geçireceğiz. Adalet personelimizin özgü haklarını iyileştirmek için somut adımlar atacağız. Çünkü güçlü bir adalet ancak huzurlu ve motive güvende hisseden bir teşkilatta mümkündür. Yönetim anlayışımız açık ve nettir. İstişare edeceğiz. Sahaya kulak vereceğiz. Verilere dayalı karar alacağız" diye konuştu. "Adalet hizmeti tek bir makamın değil yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir" Hakim ve savcılara seslenen Bakan Gürlek, "Adalet yalnızca kanunu doğru uygulamak değildir. Kendi teşkilatımız içinde hakkaniyeti yaşatmaktır. Kurum içinde güveni ve adaleti yüceltmektir. Bu nedenle şeffaflığı artıracağız. Liyakatı esas alacağız. Kurumsal aidiyeti güçlendireceğiz. Mesleki itibarı daha da yukarı taşıyacağız. Ben de sizler gibi aynı cübbeyi giydim. Aynı sorumluluğun ağırlığını hissettim. Bugün o sorumluluğu daha geniş bir görev alanında sürdürüyorum. Bu teşkilat benim yuvamdır. Bu büyük adalet ailesinin her ferdi benim yol arkadaşımdır. Birlikte başaracağız. Birlikte güçleneceğiz. Çünkü adalet hizmeti tek bir makamın değil yargının tüm unsurlarının ortak emeğiyle yükselir. Bu bütünün ayrılmaz unsurlarından biri de savunma makamıdır" dedi. Avukatlara seslenen Bakan Gürlek konuşmasını şöyle noktaladı: "Sizler yargının üç sac ayandan birisiniz. Adaletin vazgeçilmez parçasısınız. Mahkeme salonlarında üstlendiğiniz sorumluluk, gösterdiğiniz mesleki kararlılık ve emeğiniz adaletin tam anlamıyla tecelli etmesinin temel şartıdır. Hakim hüküm kurar, savcı iddia eder. Ancak savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur. Avukatlarımızın mesleki güven işinde saygınlıkla ve etkin biçimde sürdürülebilmeleri için gerekli ortamı güçlendirmeye devam edeceğiz. Barolarımızla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kuracağız. Fiziki şartlardan dijital erişime kadar her alanda işbirliğini artıracağız. Savunmanın güçlenmesi yargının güçlenmesidir. Yargının güçlenmesi ise toplumun adaleti olan güveninin güçlenmesidir. Biz 26 bin 765 hakim ve savcımızla 96 bin 53 üç adalet personelimizle 83 bin 929 ceza ve tevkifevleri teşkilatı mensubumuzla 208 bin 223 avukatımızla büyük bir adalet ailesiyiz. Aynı ideale inanan, aynı vicdana yaslanan, aynı sorumluluğu paylaşan güçlü bir bütünüz. Bu bilinçle yargı teşkilatımızın tüm mensuplarını, savunma makamını ve adalet hizmetine emek veren herkesi saygı ve muhabbette selamlıyorum. Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz."
17 Şubat 2026 Salı - 11:50
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın: "Muhalefet partileri LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, "Muhalefetin, LGBT saldırganlığına karşı ne dediklerini bilmiyoruz. LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Yalçın, AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından partinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen ’İnsan Hakları ve Aile Zirvesi’ programında konuştu. Yalçın, AK Parti olarak aileye verilen önem doğrultusunda birçok meselede aileyi merkeze aldıklarını ifade ederek, "AK Parti iktidarlarının 24 yıllık icraat performansına baktığınız zaman hep merkezinde insan olan; insanın hayatını kolaylaştırmak, yaşam standardını geliştirmek ve insana hizmet etmek gibi bir perspektif vardır. Hastane inşaatından bile insanın hayatını kolaylaştırmak veya bir okul inşaatında bile insanın yaşamının kalitesini artırmak gibi hedefler vardır. Bunların ötesinde AK Parti devlet-millet kucaklaşmasını sağlayarak, ülkedeki vesayet mekanizmalarının çökmesini sağlayarak, insanın merkezde olduğu bir ülkeyi inşa etme siyasetini 24 yıldır devam ettirmektedir" ifadelerini kullandı. "İnsan hakları ve insanı korumak için ailenin ne derece önemli olduğunu hepimiz biliyoruz" Son dönemde özellikle küresel siyasette meydana gelen bazı gelişmeler doğrultusunda aile meselesini çok daha önemli yere koyduklarını aktaran Yalçın, "Biliyoruz ki aile olmadan insan olmaz. Bir insanın, insani olarak var olabilmesini ve yaşamını huzurlu bir ortamda sürdürebilmesini sağlayan en temel yapı taşı ailedir. Birileri kendi menfaatleri çerçevesinde aile yapısını tüm dünyada ortadan kaldırmaya yönelik eğilimlerin içerisine girmiş durumdadır. Bizim aileye dair pozisyonumuz başından beri belli. Ailenin bir kadın ve bir erkekten meydana geldiğini ve bir nikah akdi ile gerçekleştirilebileceğini, bunun dışındaki herhangi bir dayatmanın AK Parti tarafından kabul edilemez olduğunu ve toplumumuza yönelik propagandaların, eğilim üretme çabalarının karşısında olduğumuzu defalarca dile getirdik. İnsan hakları ve insanı korumak için ailenin ne derece önemli olduğunu hepimiz biliyoruz" diye konuştu. "Muhalefet partileri olarak LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller" Türkiye’de başta ana muhalefet partisi olmak üzere birçok muhalefet partisince aileye dair tutumun net bir şekilde ortaya konulmadığını kaydeden Yalçın, "LGBT saldırganlığına karşı ne dediklerini bilmiyoruz. LGBT meselesinde açık bir pozisyon üretmiş değiller. Aileyi savunup savunmadıklarını, kadın-erkek ilişkilerinde neyi söylediklerini çok net bilmiyoruz. Bunun değerlendirmesini vatandaşlarımız yapacak ama bizim ne dediğimiz belli. Biz ailenin en kutsal birlikteliklerden bir tanesi olduğunu, aileyi ister küresel ister yerel olmak üzere her türlü saldırıdan, insana verdiğimi değer nedeniyle korumaya devam edeceğimizi açık ve net bir şekilde söylüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Gelecek dönemde dünya siyasetinin en merkezi konularından bir tanesinin ’aile meselesi’ olacağını dile getiren Yalçın, sözlerine şöyle devam etti: "Nüfus planlaması yapmaya çalışanlar birçok yerde açıkça ilan ettiler ki aslında insanlığın nüfusunun bu gezegen için fazla olduğu ve bu nüfusun bir şekilde indirilmesi gerektiği kanaatlerini açık bir şekilde dile getiriyorlar. Belki de bir insanlık soykırımından bahsediyorlar. Belki de insan nüfusunu düzenlemek için çok ciddi insan sayısını azaltmaya yönelik çalışmaları yakından takip ediyoruz. Sosyal medya mecrasında kadın-erkek ilişkilerinden ziyade erkek-erkek, kadın-kadın ilişkileri gençlerimize yoğun bir şekilde propaganda yapılıyor. Bir dizi mecrasında çok normal bir genç erkek ya da kadın her türlü yaşamında mutlu olmasını gerektirici şartlar olmasına rağmen kadın kadına veya erkek erkeğe ilişkiyi tercih etmediğinde huzur bulmayacağına yönelik propagandaların yapıldığı dizileri gençlerimize izletiyorlar. Sosyal medya mecralarında bunları sanki çok normalmiş, insan fıtratı bu yöne de evrilebilirmiş gibi bir propagandayı, zihin bulandırma işlemini gerçekleştiriyorlar."
17 Şubat 2026 Salı - 11:46
Bakan Göktaş: "Bugün itibarıyla 120 bin 958 gencimiz için 9 milyar 386 milyon lira kredi ödemesini gerçekleştirdik"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün itibarıyla 120 bin 958 gencimiz için 9 milyar 386 milyon lira kredi ödemesini gerçekleştirdik. Fon’dan daha fazla gencimizin yararlanması için hem gelir şartını yükselttik, hem kredi miktarını artırdık. Çünkü biz gençlerimizin aile kurmasını bir tercih değil, güçlü bir geleceğin teminatı olarak görüyoruz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘İnsan Hakları ve Aile Zirvesi’ne katıldı. Burada açılış konuşmasını yapan Göktaş, "Aile, toplumu tüm yönleriyle var eden, değerleri yaşatan, nesilleri birbirine bağlayan ve hayatın her alanına yön veren merkezi bir yapıdır. İnsan hakları ise, ancak böyle bir zeminde, gerçek anlamını bulur. İnsanın onurunu koruyan, adaleti güçlendiren ve ailenin huzurunu teminat altına alan bir anlayışla ele alındığında güçlü ve kalıcı olur. Bizim yaklaşımımız da tam olarak budur" ifadelerini kullandı. Küresel ölçekte ailenin, stratejik bir öncelik haline geldiğine dikkati çeken Göktaş, "Çünkü artık bütün dünya biliyor ki, aileyi güçlendirmeden hiçbir kalkınma modeli, hiçbir sosyal politika kalıcı olamaz" şeklinde konuştu. Cinsiyetsizleştirmenin üzerinden, kimlik ve rol kavramlarının bulanıklaştırıldığı küresel bir kültürel basınçla karşı karşıya olunduğunu söyleyen Göktaş, "Tam da böyle bir dönemde aile, doğru desteklerle güçlenen bir toplumsal güvenlik alanı haline geliyor. İşte bu nedenle, aileyi güçlendiren her adım, insan haklarını da güçlendiren bir adım haline geliyor" değerlendirmesinde bulundu. "İnsan haklarını, vatandaşımızın günlük hayatında daha görünür ve daha etkili kılma kararlılığımızı sürdürüyoruz" Aileyi merkeze alan politikaları çağın ihtiyaçlarına göre sürekli olarak güncellediklerini aktaran Göktaş, "İnsan haklarını, vatandaşımızın günlük hayatında daha görünür ve daha etkili kılma kararlılığımızı sürdürüyoruz. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımız doğrultusunda her haneye dokunan somut adımlarla hizmetlerimizi yaygınlaştırıyoruz. 2024-2028 dönemini kapsayan ve ‘aile’yi odağına alması bağlamında bir ilk olan eylem planımızla kurumsal yapımızı daha da güçlendirdik. ‘Aile Dostu Ekosistem’ anlayışıyla, aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla yol alıyoruz" diye konuştu. "Gençlerimizin aile kurmasını bir tercih değil, güçlü bir geleceğin teminatı olarak görüyoruz" 2025 Aile Yılı’nın, toplumun tüm kesimlerinde büyük bir teveccühle karşılık bulduğunu dile getiren Göktaş sözlerine şöyle devam etti: "Aile Yılında, aileyi ve nüfus yapısını güçlendirmeyi toplumu kapsayan ortak bir hedef haline getirdik. Kamu kurumları, Sivil Toplum Kuruluşlarımız (STK), üniversiteler, iş dünyası ve yerel yönetimler ‘Aile Yılı’na özgü çalışmalar yürüttüler. Bakanlık olarak, yıl boyunca 19 binden fazla etkinlik ve faaliyet gerçekleştirdik. Aileleri ve evlenmek isteyen gençleri destekleyen 2 bin 47 kurumla iş birliği kurduk. Finansal destekler, eğitim programları, kültürel faaliyetler, dijital dönüşüm projeleri gibi pek çok alanda aileyi güçlendiren politikaları hayata geçirdik. Gençlerimizin aile kurmalarına destek olmak üzere başlattığımız Aile ve Gençlik Fonu’nu 81 ilimizde yaygınlaştırdık. Bugüne kadar 154 bin 788 gencimiz Fon’dan faydalanmaya hak kazandı. Bugün itibarıyla 120 bin 958 gencimiz için 9 milyar 386 milyon lira kredi ödemesini gerçekleştirdik. Ancak burada da durmadık. Fon’dan daha fazla gencimizin yararlanması için hem gelir şartını yükselttik, hem kredi miktarını artırdık. Çünkü biz gençlerimizin aile kurmasını bir tercih değil, güçlü bir geleceğin teminatı olarak görüyoruz." "‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da çalışmalarımızı aynı kararlılıkla yürütmeye devam edeceğiz" Bakan Göktaş, doğum yardımı sisteminde de önemli bir reformu hayata geçirdiklerini aktararak, "Bugüne kadar, 787 bin 598 anneye 10,3 milyar lira ödeme gerçekleştirdik. Hem kadın hem erkek memurların, çocukları ilköğretim çağına gelene kadar yarım zamanlı çalışma hakkından yararlanmalarını sağladık. Kamu kurum ve kuruluşlarında, kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için çalışmalarımızı hızlandırdık. Hayata geçirdiğimiz tüm bu çalışmalar, aileyi hayatın her alanında destekleyen kalıcı bir altyapıyı adım adım kurduğumuzun bir göstergesidir. 2026-2035 dönemini kapsayan ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da bu çalışmalarımızı aynı kararlılıkla ve kalıcı politikalar haline getirecek şekilde yürütmeye devam edeceğiz" dedi. "Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda hizmetlerimizi ulaştırmayı sürdüreceğiz" AK Parti’nin 24 yıldır insanı merkeze alan siyaset anlayışıyla yol yürüdüğünü belirten Göktaş, "Hak ve özgürlük alanını genişleten, sosyal devletin kapasitesini büyüten ve vatandaşın yanında duran politikaları hayata geçiriyor. Bizim siyaset anlayışımız kuru söylem üzerine değil, somut icraatlar üzerine kuruludur. Medeniyet değerlerimizden başlayan bu yaklaşım sözü icraata, hedefi yatırıma, vizyonu kalıcı esere dönüştüren eser ve hizmet çizgimizle ülkenin her köşesinde görünür kılıyor. Bu siyaset anlayışı, 86 milyon vatandaşımızın hayatına, her haneye dokunan, her şehre refah, evlatlarımıza daha güçlü bir gelecek olarak da yansıyor. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda da, sosyal devlet anlayışımızı büyütecek, hizmetlerimizi ulaştırmayı sürdüreceğiz" ifadelerine yer verdi.
17 Şubat 2026 Salı - 11:36
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Biz siyasetimizi ulaşamayacağımız hayallerden üzerinden yapmıyoruz"
MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
17 Şubat 2026 Salı - 11:29
Metin Külünk: "Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur"
Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" programına katılan eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk, İslam dünyasının son 5 asırdır bilgi üretiminde geri kaldığını belirterek, "Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" dedi. Sinop Üniversitesi ve TÜGVA Sinop İl Temsilciliği koordinesinde; Yeniler, Geçerken, İlahinet ve Üniversiteli Aktif Gençlik öğrenci topluluklarının iş birliğiyle düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" konferansında gençlerle bir araya gelen Metin Külünk, toplumsal yapılardaki sorgulama eksikliğine dikkat çekti. Üniversitelerden aile yapısına kadar "soru sorma" kültürünün baskılandığını aktaran Külünk, "Biz bugün soru sorma kabiliyetimizi kaybettik. Üniversitede hocaya, evde babaya, STK’da başkana soru sormaya kalksan ’sen ne anlarsın’ cevabıyla karşılaşıyorsun. Oysa Batı bugünkü gücüne sorgulayarak ve bilgiyi yöneterek geldi" ifadelerini kullandı. Dünyayı sarsan Epstein skandalı ve küresel sistemin işleyişine dair açıklamalarda bulunan Külünk, şu değerlendirmelerde bulundu: "Epstein adasındaki vahşeti, Satanistliği tespit etmek yetmez. Bu akıl, Habil ve Kabil mücadelesinden beri var olan bir batılın temsilidir. Bu yapı; BM, DSÖ ve çeşitli uluslararası sözleşmeler üzerinden küresel normlar oluşturacak gücü nasıl elde etti? Bilgiyi ve parayı ele geçirdiler. İnsan hakları ve demokrasi kavramlarının arkasına saklanarak, insanlığın genetik kodlarıyla oynayacak, dünya nüfusunu azaltmaya odaklanacak kadar fütursuzlaştılar. Biz bu soruyu sormadan sadece vahşeti seyrederiz." "5 asırdır mağlubuz çünkü bilgi üretmiyoruz" İslam aleminin tarihsel bir özeleştiri yapması gerektiğini vurgulayan Külünk, "Biz beş asırdır mağlubuz. Çünkü Biruni, İbn-i Sina, Farabi, Harezmi ve Ali Kuşçu yetiştiremiyoruz. Zihin ve fikir anarşisti yetiştirmiyoruz. Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" diye konuştu. Sinop Valisi Mustafa Özarslan ile üniversite yönetimi, kurum temsilcileri ve çok sayıda öğrencinin katıldığı program, soru-cevap ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
17 Şubat 2026 Salı - 11:28
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Gazi Meclis Aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir"
MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
17 Şubat 2026 Salı - 11:12
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bozuk plak gibi aynı nakarata takılıp kalanların ezbere dayalı kara propagandayı marifet sayanların zoruna gitse de alayının birden uykuları kaçsa da diyorum ki Süper Güç Türkiye’nin muktedir adımları duyulmaya
MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder