POLİTİKA
01 Mart 2026 Pazar - 00:31 Özgür Özel: "Tanju’yla gurur duyuyoruz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Tanju’nun bu yaptığından utanmıyoruz, bu muameleyi yapanlar kendinden utansın. Biz Tanju’yla gurur duyuyoruz" dedi. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sabah saatlerinde irtikap suçlamasıyla Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin jandarmada ifadeleri tamamlanmasıyla birlikte CHP Genel Başkanı Özgür Özel Bolu’ya geldi. Bolu İl Jandarma Komutanlığı önünde kalabalığa seslenen Özel, Tanju Özcan’a destek açıklamasında bulundu. Tanju Özcan’ın yaptıklarıyla gurur duyduklarını dile getiren Özgür Özel, "Bu kadar yokluk yoksulluk varken garibanın çocuğuna burs verdirmenin, onu okutmanın, onu doyurmanın, onu bir eve yerleştirmenin neresi suç olabilir? Bizi bu operasyonla Tanju’yu utandıracaklarını sananlara sesleniyorum partinin genel başkanı olarak: Tanju’nun bu yaptığından utanmıyoruz, bu muameleyi yapanlar kendinden utansın. Biz Tanju’yla gurur duyuyoruz. Ve bu geceyi burada geçirecek, yarın ümit ediyoruz hakim karşısına çıkacak. Bugün de savunmasını gördük, açık net bir durum var, açık net" ifadelerine yer verdi. "Tanju’nun yaptığı utanılacak değil, övünülecek bir iştir" Tanju Özcan’ın vakıf üzerinden 528 öğrenciye burs vermesinin övünülecek bir iş olduğunu söyleyen Özel, "Bu şehir, bu yoklukta bu zorlukta 528 evladını okutan adamdan utanmaz. Sen onu asla ve asla itibarsızlaştıramazsın. Tanju’nun yaptığı utanılacak değil, övünülecek bir iştir. Bu vakfı hep beraber kurduk, hep beraber yönetiyoruz. Bu vakıf Bolu’nun namusudur, Bolu namusuna sahip çıkacaktır" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 23:35 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır. Barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" dedi. Bağcılar Kadir Topbaş Halk Sarayı’nda "ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Geleneksel İftar" programı düzenlendi. Programa, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Meclis Başkanı Kurtulmuş, "28 Şubat sürecinde yaşananları dün gibi hafızalarımızda taşıyoruz. 28 Şubat Türkiye siyasetinde kırılma noktasıydı. Millet ile devletin bir araya gelmesinden rahatsız olanlar toplumda var olma, kamusal alanda var olma haklarını ellerinden almak olarak gördüler. 28 Şubat mağdurlarına bütün kapılar açılmıştır. Bu mücadelede emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. O süreçte direnenlerin hepsinin hayatlarında oldukça başarılı olduklarına şahit olduk. 28 Şubat bin yıl sürecek diyenlerin hiçbirisinden geriye eser kalmadı. Bu millet vesayetçilere evet demediği için, vesayetçiler kenara itilmiş oldu. Vesayet düzeni sona ermiş oldu" dedi. "Barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" Kurtulmuş konuşmasının devamında, "Dünya maalesef kural bazlı bir sistemin kalmadığı, yani uluslararası alanda kuralın geçerli olmadığı, güçlü olanın dediğinin ortaya konulduğu ve güçlü olanın borusunun öttüğü bir dünya haline gelmiştir. Lafı hiç eğip bükmeden söylemek gerekirse, kural bazlı bir dünya sistemi yerine orman kanunlarının geçerli olmaya başladığı bir dünya düzeni kurulmaya başlamıştır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. İsteyenin dilediğine, rakip gördüğüne, düşman gördüğüne, kendisinden daha zayıf gördüğüne, hatta terbiye etmesini gerekli gördüğüne karşı böylesine üstten bir tavırla dünya sisteminde yer alması, mücadele etmesi, uygulamayı ortaya koyması asla kabul edilemez. Söz sırası geldiği zaman demokrasiden bahsedenlerin, söz sırası geldiği zaman devletlerin egemen eşitliğinden bahsedenlerin, söz sırası geldiğinde insan haklarından bahsedenlerin bu değerlerin hiçbirine itibar etmediği, bu değerleri yekle yeksan ettikleri ve bu değerlerin hiç de umurlarında olmadığı ayan beyan ortadadır. Bunun en somut örneklerinden birisi, İsrail’in üç seneye yakın bir süredir Gazze’de devam ettiği soykırıma ilave olarak artık Batı Şeria’da da hiçbir Filistinli’nin hakkını tanımayacağını gösteren uygulamaları ortaya koymasıdır. 15 Şubat 2026 tarihinde İsrail’de çıkarılan bir yasa ile birlikte orada bulunan Batı Şeria’da bulunan insanların mülkiyetlerine dahi el konulabilmesi ve bu yolun açılması ve buna da dünya sisteminin seyirci kalması başlı başına orman kanunlarının artık geçerli olduğunu göstermesi bakımından yeterlidir. Bundan bir müddet evvel bir ülkenin devlet başkanının eşiyle birlikte gece yarısı yatağından alınarak başka bir ülkeye götürülmesi ve hapse atılması orman kanunlarının geçerli olmaya başladığının açık bir ifadesidir. Yine bugün İsrail ile Amerikan kuvvetlerinin egemen bir devlet olan İran’a karşı başlatmış olduğu hava saldırıları aynı şekilde kural bazlı sistemin ortadan kalktığını bir kez daha gözümüze soka soka ilan eden bir yaklaşımdır. Böyle bir şey olamaz. Dünyada en fazla nükleer silaha sahip olanlar nükleer silah var diye bir ülkeye karşı savaş ilan ediyorlar. Dünyada en fazla insan hakları ihlalleri yapan İsrail herhangi bir başka ülkeye karşı insan hakları ihlalleri yapıyor diye savaş yapabiliyor. Aynı şekilde dünyanın en çok silahlanmasına sahip olan, en çok silahlarına sahip olan ülkeler başka ülkeleri silahlanıyor diye tehdit etmeye kalkıyor. Bu kabul edilemez, bu anlaşılamaz ve asla insanlık vicdanının razı olmayacağı bir durumdur" dedi. "Bu saldırı kararının mutlaka geri alınmasını ve barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" "Zaten yeterince savaşın olduğu bölgemizde yeni bir savaşın çıkması bölge halklarının hiçbirinin lehine ve menfaatine değildir" diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Bunun için Türkiye olarak başından itibaren, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere her vesileyle İran-Amerika-İsrail arasındaki bu meselenin, özellikle İran-Amerika arasındaki meselenin müzakere yoluyla çözülmesinden başka bir yolu olmadığını ifade ettik. Hem de müzakerelerin devam ettiği bir süreçte, müzakerelerin önümüzdeki günlerde de devam edeceğinin ilan edildiği bir süreçte böylesine bir saldırının başlatılması asla doğru değildir, kabul edilemez, dünya barışına asla katkı sunmayacağı gibi dünyada yeni çatışmaların, yeni kırılmaların da kapısını açacak fevkalade önemli bir adımdır. Türkiye olarak diyoruz ki, ülkeler arasında çok farklı kanaatler olabilir, ülkelerin çıkarları da taban tabana zıt olabilir. Ancak savaştan çok daha kolay olan yol barış masasında müzakere etmektir. Müzakereyle ülkeler arasındaki çatışma sonlandırılabilir ve belli bir noktaya gelinebilir. Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır. Bu saldırı kararının mutlaka geri alınmasını ve barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz." Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Bu gelişmeler bize de Türkiye olarak şunu gösteriyor, Türkiye olarak her zaman bölgemizde barışın, esenliğin, kardeşliğin yanında olduk. Dünyanın en zor coğrafyasında yaşıyoruz. Bu coğrafyada ayakta durmak için herhangi bir şekilde varlığınızı güçlü bir şekilde sürdürebilmek için ayaklarınızın sağlam yere basması lazım. Güçlü olmanız lazım ve her alanda fevkalade muktedir bir ülke olmanız lazım. Türkiye olarak kendimize çizdiğimiz yol budur. Çevremizdeki bütün bu çatışmaların ortadan kaldırılması için mücadele ederken, Türkiye’ye karşı da hesapları olanların varlığını biliyor, ona karşı da güçlü ve büyük Türkiye’den başka yolumuzun olmadığını da gayet iyi kavrıyoruz" şeklinde konuştu. "Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizini çıkarabiliyorsunuz?" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de 28 Şubat süreciyle ilgili, "Bu tarih, hafızası olan herkes için çok şeyler anlatıyor. Önümüzde duran bu tabloya, bu hafızayla bakınca kullanılan dilin, kurulan tehdit cümlelerinin, dini olanı kamusal alandan uzaklaştırmanın hangi zihniyet kodlarından beslendiğini çok daha net görebiliyoruz. 28 Şubat’ın bıraktığı yara, insanın gündelik hayatına kadar inen bir kuşatma tecrübesiydi. Malumunuz o süreçte baskı, okul kapısına, kampüs koridoruna, öğretmen odasına, ailelerin ev içi kararlarına kadar yayılmıştı. Başörtülü kızlarımız, imam hatipli gençlerimiz, dindar emekçi ailelerimiz bu müdahalenin yükünü hep beraber ağır bir biçimde taşıdık. 28 Şubat’ın bize ağır bedeller ödettiği hakikatlerden biri, vesayetin her zaman tank sesiyle gelmemiş olmasıydı. Kimi zaman gazete manşetleriyle, kimi zaman bildirilerle, kimi zaman da örgütlü bir mutabakat görüntüsü altında toplumun değerleri üzerine kurulan baskıyla işledi. Nitekim dönemin merkez medya dili, sivil görünümlü baskı odakları ve temel hak ve hürriyet alanını daraltan o mutabakatlar, bu müdahalelerin en ana taşıyıcı unsuruydu. Bugün Ramazan etkinlikleri etrafında yükselen tepkilere baktığımızda aynı kuşatma dilinin güncellenmiş bir sürümüyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bu tablo karşısında sözü dolandırmadan açık açık konuşmamız gerekiyor. Çocuklarımız Ramazan’ı tanıyınca, orucun edebini öğrenince, namazın manasını merak edince, okul bahçesinde ilahi ile kendi medeniyetinin sesiyle buluşunca kimler ve neden acaba ideolojik bir alarm sürecine geçiyor? Ramazan etkinliklerimizi talibanlaştırma diye yaftalayacak kadar ölçüyü nasıl kaybettiniz? Bir çocuğun iftarı, sabrı, infakı, hürmeti öğrenmesinden nasıl bir tehdit üretebiliyorsunuz? Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizini çıkarabiliyorsunuz? Teneffüste dahi ilahi söyleyen çocukların sesinden hangi hukuk düzeninin zarar gördüğünü lütfen bana anlatın. Pedagojiden söz edenler, çocukların kendi kültürünü tanıma hakkını hangi pedagojik ölçüyle dışarıda bırakabiliyorsunuz? Özgürlükten söz edenler, iş milletin inancına ve bu ülkenin manevi hafızasına gelince niçin yasakçı bir dile savruluyorsunuz? Laikliği savunuyoruz diyerek ortaya çıkanlar, okul bahçesindeki Ramazan neşesini gericilik, çocukların değer eğitimiyle temasını ise tehdit, toplumun inançla kurduğu gerçek bağı ise tehlike göstermeye siz nasıl kendinizi hak görüyorsunuz" dedi. "Bu millet kendi inancını savunduğu için mahcubiyet duymak zorunda değildir" Bakan Tekin, "Bugün Ramazan etkinlikleri vesilesiyle yeniden sahneye sürülen laiklik bildirileri işte bu hafızayı yok sayıyor. Sözde emekçinin hakkından, demokratik cumhuriyetten söz ediyorlar. Peki, 28 Şubat’ta kapısından çevrilen işçi çocuklarını, disiplin cezalarıyla meslek hayatı elinden alınan öğretmenleri, katsayı duvarına toslayan meslek lisesi gençlerini, bu ülkenin yurttaşı olarak hangi vicdan gördü? O gün o çocuklar hangi emek mücadelesinin, hangi demokrasi iddiasının içinde kendi sorunlarının çözümünü bulabildi? Laikliği savunmak suç değildir cümlesini tekrar edip duruyorlar. Elbette değildir. Sorun o bu cümleyi kendine zırh yapıp, tesettürlü kadınlara, sarıklı cübbeli insanlara, başında tülbent, ayağında şalvar var diye seçilmiş bir belediye başkanına hakaret yağdıran zihniyettedir. Sorun laiklik değil, sorun takıntılı, kibirli laikçilik anlayışıdır. Ramazan’da da ilahi söyleyen çocuklardan rejim krizi çıkarmaya çalışanlar aslında diyor ki, bu toplumun inancı kamusal alanda görünür olamaz. Bu millet kendi inancını savunduğu için kimsenin karşısında mahcubiyet duymak zorunda değildir. Bizim itirazımız, laiklik ilkesini her defasında milletin inancına saldırı vesilesi yapan vesayet dilinedir. Hamdolsun bugün bu vesayet dininin karşısında dimdik durabiliyor isek eğer bu AK Parti iktidarlarının ve yıllara yayılan demokrasi mücadelesiyle yasakçı düzenekleri adım adım değiştiren reform siyasetleriyle ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bedel ödemeyi göze alan sarsılmaz liderliğiyle mümkün olmuştur" şeklinde konuştu.
Metin Külünk: "Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur"
17 Şubat 2026 Salı - 11:29 Metin Külünk: "Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" programına katılan eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk, İslam dünyasının son 5 asırdır bilgi üretiminde geri kaldığını belirterek, "Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" dedi. Sinop Üniversitesi ve TÜGVA Sinop İl Temsilciliği koordinesinde; Yeniler, Geçerken, İlahinet ve Üniversiteli Aktif Gençlik öğrenci topluluklarının iş birliğiyle düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" konferansında gençlerle bir araya gelen Metin Külünk, toplumsal yapılardaki sorgulama eksikliğine dikkat çekti. Üniversitelerden aile yapısına kadar "soru sorma" kültürünün baskılandığını aktaran Külünk, "Biz bugün soru sorma kabiliyetimizi kaybettik. Üniversitede hocaya, evde babaya, STK’da başkana soru sormaya kalksan ’sen ne anlarsın’ cevabıyla karşılaşıyorsun. Oysa Batı bugünkü gücüne sorgulayarak ve bilgiyi yöneterek geldi" ifadelerini kullandı. Dünyayı sarsan Epstein skandalı ve küresel sistemin işleyişine dair açıklamalarda bulunan Külünk, şu değerlendirmelerde bulundu: "Epstein adasındaki vahşeti, Satanistliği tespit etmek yetmez. Bu akıl, Habil ve Kabil mücadelesinden beri var olan bir batılın temsilidir. Bu yapı; BM, DSÖ ve çeşitli uluslararası sözleşmeler üzerinden küresel normlar oluşturacak gücü nasıl elde etti? Bilgiyi ve parayı ele geçirdiler. İnsan hakları ve demokrasi kavramlarının arkasına saklanarak, insanlığın genetik kodlarıyla oynayacak, dünya nüfusunu azaltmaya odaklanacak kadar fütursuzlaştılar. Biz bu soruyu sormadan sadece vahşeti seyrederiz." "5 asırdır mağlubuz çünkü bilgi üretmiyoruz" İslam aleminin tarihsel bir özeleştiri yapması gerektiğini vurgulayan Külünk, "Biz beş asırdır mağlubuz. Çünkü Biruni, İbn-i Sina, Farabi, Harezmi ve Ali Kuşçu yetiştiremiyoruz. Zihin ve fikir anarşisti yetiştirmiyoruz. Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" diye konuştu. Sinop Valisi Mustafa Özarslan ile üniversite yönetimi, kurum temsilcileri ve çok sayıda öğrencinin katıldığı program, soru-cevap ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Türkiye’de erken seçim olmayacaktır"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 23:37 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Türkiye’de erken seçim olmayacaktır" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "Uşak’tan bir kez daha tüm Türkiye’ye sesleniyoruz. Türkiye’de erken seçim olmayacaktır. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Muhalefet, 25 yılda 18 seçim kaybettiği için şimdi diyor ki erken seçim, erken seçim. Seçimler Allah izin verirse 2028 yılında, zamanında yapılacak" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Uşak’ta gün boyu gerçekleştirdiği programların ardından Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Yayman, yaptığı konuşmada CHP’li belediyeleri eleştirerek, bazı şehirlerde temel altyapı ve ulaşım sorunları sürerken kaynakların verimli kullanılmadığını, yüksek bütçeli etkinliklere harcamalar yapıldığını söyledi. Yayman, "Türkiye’ye dışarıdan bakanlar gıpta ediyorlar. Dışarıdan bakanların gıpta ettiği bir Türkiye’de muhalefet, CHP zihniyeti maalesef her şeye kara çalıyor. Her şeye dezenformasyon yapıyor, algı operasyonları yapıyor. İşte maalesef ama maalesef bugün CHP, Türkiye’de gelişmenin, büyümenin, ilerlemenin ve Türkiye’nin küresel güç olmasının yanında değil, maalesef engelleyicisi gibi bir duruma sürükleniyor. Vatandaşımız bunu görüyor ve bunu ifade ediyor" dedi. Türkiye’de erken seçim olmayacağını vurgulayan Yayman, "Uşak’tan bir kez daha tüm Türkiye’ye sesleniyoruz. Türkiye’de erken seçim olmayacaktır. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Muhalefet, 25 yılda 18 seçim kaybettiği için şimdi diyor ki erken seçim, erken seçim. Seçimler Allah izin verirse 2028 yılında, zamanında yapılacak. Cumhurbaşkanımızın aday olabilmesi için belki birkaç ay öne alınmak suretiyle kasım ayı olabilir, ekim ayı olabilir. Ama buna Türkiye Büyük Millet Meclisi karar verecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde inşallah bir kez daha Cumhurbaşkanımızın aday olmasının önü açılacak ve bizler de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha başkan yapacağız arkadaşlar. Yani 2026 yılında, 2027 yılının başında erken seçim olmayacak" dedi. Terörsüz Türkiye sürecinde hiç kimsenin endişesi olmaması gerektiğini söyleyen Yayman, "Bu süreç bir devlet politikasıdır, bir millet politikasıdır. Uşaklı’yı rahatsız edecek asla hiçbir adıma müsaade edilmeyecektir. Bu bir al-ver süreci değildir. Bu bir taviz verme süreci değildir. Zaten yaşananları görüyorsunuz. İnşallah çarşamba günü Sayın Numan Kurtulmuş başkanımızın başkanlığında komisyonumuz toplanacak, raporunu ifade edecek ve o raporda bir kez daha çok ileri adımların, çok ileri mesajların olduğunu hep beraber göreceğiz. Türkiye’nin birliğini, dirliğini, esenliğini asla ama asla geri göndermeyeceğiz. Dolayısıyla bu noktada 86 milyon bir ve beraber olarak herkesin eşit ve birinci sınıf vatandaş olduğu ve hepimizin kendisini bu ülkeye duygudaş, kaderdaş, tarihdaş ve vatandaş olarak bağlı hissettiği yeni bir Türkiye’nin inşallah doğuşunu hep beraber izleyeceğiz. Dolayısıyla bu konuda lütfen ama lütfen bir endişeye, karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Bu konuda milletimizin desteği bizimle beraber, milletimizin desteği Cumhur İttifakı’yla beraber. Biz dün olduğu gibi bugün de tarihin doğru tarafında duruyoruz ve yine tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz" dedi. Program kapsamında AK Parti Uşak milletvekilleri İsmail Güneş ve Fahrettin Tuğrul ve İl Başkanı Himmet Yaşar da konuşma yaptı. Program konuşmaların ardından basına kapalı devam etti.
Bakan Göktaş’tan Elazığ’daki genç çiftlere sürpriz telefon: 51 milyon TL’lik dev destek
16 Şubat 2026 Pazartesi - 21:39 Bakan Göktaş’tan Elazığ’daki genç çiftlere sürpriz telefon: 51 milyon TL’lik dev destek Elazığ Valiliği koordinesinde yürütülen Aile ve Gençlik Fonu kapsamında evlenen 342 çifte toplam 51 milyon 300 bin TL tutarında destek sağlandı. Programa sürpriz bir telefon bağlantısıyla katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da gençlerin heyecanına ortak oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını Aile Yılı ilan etmesi ile birlikte Elazığ’da Valilik koordinesinde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından Aile ve Gençlik Fonu’ndan 342 kişiye destek sağlanarak, 51 milyon 300 bin liralık kaynak aktarıldı. Aile kurumunu güçlendirmek ve gençlerin evlilik süreçlerindeki maddi yüklerini hafifletmek amacıyla hayata geçirilen projeler, düzenlenen "Aile Buluşmaları" programında ele alındı. Kültürpark Mamuratül El-Aziz Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, sağlanan dev mali desteğin yanı sıra devletin zirvesinden gelen sürpriz telefon bağlantısı salonda büyük ilgiyle karşılandı. Program esnasında Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları aracılığıyla salona bağlanan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, genç çiftlere seslendi. Bakan Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu’nun temel amacının güçlü aile temelleri atmak olduğunu belirterek, sosyal devlet anlayışıyla her zaman gençlerin ve ailelerin yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti. Bakan Göktaş, "Çok teşekkür ediyorum. Bugün sizlerle birlikte olmak, geleceğimizi birlikte inşa eden gençlerimizle aynı heyecanı paylaşmak istedik. Sizler güvenle, umutla bu yola çıktınız. Bizler de güçlü yuvalar kurmanıza vesile olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Genç çiftlerimizin ve ailelerinin her zaman yanlarında olduk. Bundan sonra da olmaya devam edeceğiz. Sosyal desteğin en güzel tarafı, gençlerimizin ve ailelerimizin yanında olabilmektir. Tüm çiftlerimizi yürekten tebrik ediyorum. Hepinize huzur, sağlık ve mutluluk dolu bir ömür diliyorum. Mutlu bir hayat sürmenizi temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum" dedi. 2025 "Aile Yılı" kapsamında belediye olarak sundukları katkıları açıklayan Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ise, "12. Kalkınma Planı’nda kadın ve erkeğin evlilik bağıyla kurulan, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı olan ailenin her türlü zararlı eğilimden korunması, sağlıklı nesillerin yetişmesi, dinamik nüfus yapısının ve kalkınmanın istikrarlı bir biçimde sürdürülmesi temel amaç olarak belirlenmiştir. 2025 yılında ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çeşitli etkinlikler ve projeler hayata geçirilmiş, ailenin önemi ve toplumsal etkileri ön plana çıkarılmıştır. Yıl boyunca gerçekleştirilen etkinlikler ve projeler aile yapımızın korunmasına ciddi katkılar sunmuştur. 2025 yılında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen Aile Yılı münasebetiyle bizler de Elazığ Belediyesi olarak sürece katkı sunmak amacıyla ilimizde evlenmek isteyen çiftlerimize yönelik çeşitli desteklerde bulunduk. Bu kapsamda belediyemiz tarafından 2025 yılında nikâh kıyan 907 ailemizden hizmet bedeli almadık. Evlenmek üzere belediyemize ait salonda düğün yapan 65 çiftimize yüzde 30 indirim yaptık. Bugünkü etkinliğimizde ise 2025 Aile Yılı’nda evlenmek için Aile ve Gençlik Fonu’ndan kredi kullanan 57 çiftimiz ile ‘Aile Buluşmaları’ kapsamında bir araya geldik" diye konuştu. Programda teknik detayları paylaşan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Faruk Ergün, "Şehrimizde düzenlenen gençlerimizle Aile Buluşması programına hepiniz hoş geldiniz. Aile, milli ve manevi değerlerimizi, kimliğimizi, kültürel birikimimizi ve kuşaklar arası aktarımımızı sağlayan en temel kurumdur. 2025 yılı içerisinde ilgili kurumlarımızla birlikte ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu kapsamda özellikle ekonomik anlamda gençlerimize katkı sunacak projeleri hayata geçiriyoruz. Aile ve Gençlik Fonu çerçevesinde 2025 yılında Aile ve Gençlik Fonu’ndan 342 kişiye destek sağlanarak, 51 milyon 300 bin liralık kaynak aktarıyoruz. Amacımız, gençlerimizin sağlam temeller üzerinde yuva kurmalarına katkı sunmak ve aile yapımızı daha da güçlendirmektir" şeklinde konuştu. Program, protokol üyelerinin hediye takdim ettiği gençlerle hatıra fotoğrafı çektirmesinin ardından sona erdi. Aile ve Gençlik Fonu’ndan destek alarak evlenen Enes ve Elif Köse ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere destek veren herkese teşekkür etti.