POLİTİKA
TBMM’de Uşak Belediyesi tartışması 07 Nisan 2026 Salı - 17:55:19 TBMM’de AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş ile CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır arasında Uşak Belediyesi konusunda tartışma yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda yerinden söz alan AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, "2024 yılı Kasım ayında ihale edilen Uşak Elmalıdere Aile Sağlığı Merkezi yapımı sırasında Uşak Belediyesi içme suyuna ait irsale hattının taşınması için gerekli olan 900 bin TL’lik boruyu Uşak Belediyesi ’Paramız yok’ diyerek almadığı için inşaat yaklaşık bir yıl durmuştur. Meğerse ’Para yok’ diyenlerin aynı dönemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ait aracın giydirilmesi için Uşak Belediyesi’nden tam 7 milyon 700 bin TL para harcandığını görüyoruz. Halka hizmete gelince para yok, CHP aracına gelince para varmış. Buradan CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e sesleniyorum: Hadi belediye başkanı size yaranmak için böyle bir tercihte bulundu, siz bir genel başkan olarak hakkı, hukuku gözetmeniz gerekirken Uşak halkına ait bu paralar kendi aracınıza harcanırken vicdanınız hiç sızlamadı mı? Uşak halkı 35 yıl aradan sonra size güvenmek istedi ama maalesef Uşak halkının parasını kendi lehine kullandınız" dedi. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Güneş’in sözlerine tepki gösterdi. Başarır, "Burada bir dakika konuşan birçok milletvekiline cevap vermiyoruz ama bir Uşak Milletvekili eğer genel başkanın arabasının Uşak Belediyesi tarafından yapıldığını faturasıyla ispatlıyorsa gelsin buraya. Hayır, sen yalan söylüyorsan, müfterisin ki yalan söylüyorsun. Sen iftira atıyorsun. Bak, yakışmıyor. Siz ne Uşak iline yakışıyorsunuz ne bu parlamentoya yakışıyorsunuz. Elinde delil nedir kardeşim? Evrak göster. Eğer gösteremiyorsan yalancısın, utanmazsın, müfterisin" diye konuştu.
07 Nisan 2026 Salı - 17:54 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2028’de 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk 10’a gireceğiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk ona gireceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ’Roketsan Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni’ programına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, konuşmasına İstanbul’da meydana gelen ve güvenlik güçlerinin başarılı müdahalesiyle boşa çıkartılan saldırıyı lanetleyerek başladı. Terör eyleminde biri ölü ikisi yaralı olmak üzere üç teröristin etkisiz hale getirildiği müdahale sırasında iki polisin yaralandığını belirten Erdoğan, saldırıya ilişkin ilgili birimlerin gerekli tahkikatları süratle başlattığını dile getirdi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaralı polislere acil şifalar dileyerek, terörün her türlüsüyle mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini, alçak ve zaman ayarlı provokasyonlarla Türkiye’nin güven iklimine zarar verilmesine müsaade etmeyeceklerini kaydetti. Türk milletinin şehitleriyle yaşayan bir toplum olduğunu ve şehitlerinin de yaşadığına inanan bir millet olduğunu aktaran Erdoğan, Türkiye’nin istikbali ve Türk milletinin özgür olması için canlarını feda eden tüm şehitleri hürmetle yad ettiğini ve kahramanca mücadele eden tüm gazilere ise şükranlarını sunduğunu söyledi. "Yeni altyapıyla kahraman ordumuzun caydırıcılığını üst seviyelere çıkaracağız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma alanında tam bağımsız olabilmesi için çok önemli bir eşiğin daha geride bırakıldığına dikkat çekerek, "Kırıkkale yakıt üretim tesislerimizin, Lalahan harp başlığı tesisimizin, İleri Teknolojiler Ar-Ge ve Mühendislik Merkezimizin açılışını yapacağız. Ayrıca Tayfun, Siper, Atmaca, Hisar-A, Hisar-O ve Sungur sistemlerimiz ile Çakır, SOM, SİHA’larımızın keskin pençesi MAM-T ve MAM-L gibi birçok silah grubunu kahraman ordumuza teslim edeceğiz. Lalahan Füze Entegrasyon Tesislerimizin de temellerini atacağız. Savunma sanayimizi daha güçlü bir kalkınma ekseni haline getirecek ve nitelikli istihdam oranını yükseltecek bu yatırımlarla; katmanlı hava savunma sistemimizi güçlendirecek, stratejik gücümüzü artıracak seyir ve balistik füze kabiliyetlerimizi perçinleyecek akıllı mühimmat ailemize seri üretim hızımıza ve Ar-Ge kapasitemize çok önemli katkılar yapacağız. Çelik kubbenin vurucu gücünü oluşturan bu sistemlerin daha yüksek üretim temposuna ulaşmasıyla hava savunma mimarimizi daha da tahkim etmiş olacağız. Kritik hava savunma sistemlerimiz, stratejik füze projelerimiz ve akıllı mühimmat kabiliyetlerimiz için kurulan bu yeni altyapıyla kahraman ordumuzun caydırıcılığını çok daha üst seviyelere çıkaracağız" ifadelerine yer verdi. "Savunma sanayiinde gelecek dönemin ana hedefi; yüksek teknolojili ürünleri daha hızlı, efektif ve yüksek adetlerde üretmektir" Savunma sanayiinde gelecek dönemin ana hedefinin yüksek teknolojili ürünleri daha hızlı, efektif ve yüksek adetlerde üretmek olduğunu kaydeden Erdoğan, "Bugün devreye aldığımız yatırımlar, belirlediğimiz hedefe giden yolda çok kritik bir merhaleyi teşkil etmektedir. Tamamlanan yatırım bedeli 1 milyar dolar, toplam yatırım ölçeği ise 3 milyar dolara ulaşan bu tesis ve sistemlerle menzile daha çabuk varacak, attığımız kararlı adımları daha da hızlandırmış olacağız" diye konuştu. "Biz, kuralların ve süreçlerin yeniden şekillendiği bu yeni nizamın kurucu aktörlerinden biriyiz" Dijitalleşme ve yapay zeka temelli algoritmaların savunma konseptini sil bastan şekillendirdiği bir dönemin yaşandığını aktaran Başkan Erdoğan, "Teknoloji ilerledikçe sahada ihtiyaç duyulan ürün ve yazılımların niteliği de günden güne değişiyor. Özellikle son dönemde yakın çevremizde patlak veren savaş, çatışma ve kriz ortamlarında buna çok yakından şahitlik ediyoruz. Artık teşhis, tespit, karar alma, müdahale ve imha süreçlerinde milisaniyelerin dahi büyük bir fark oluşturduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. Hava, kara ve deniz hakimiyetinin iç içe geçtiği, insansız teknolojilerin ve siber uzaydaki konumlanmanın tüm dengeleri değiştirdiği bir çağdayız. Biz, kuralların ve süreçlerin yeniden şekillendiği bu yeni nizamın kurucu aktörlerinden biriyiz. Siper savaşlarının yerini siber savaşların aldığı bu yeni sisteme ayak uydurma kaygısı taşımıyoruz çünkü hem sahada hem teknolojide yön ve gidişatı artık ülke olarak biz de tayin ediyoruz" açıklamasında bulundu. "Türkiye kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir" Türkiye’nin son 23 yılda geliştirdiği ürün, sistem, yazılım ve platformlar, güçlü insan kaynağı ve kurumsal kapasite ile bu alanda norm koyan ülkelerden biri haline geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hamdolsun bugün Türkiye kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir. Dahası tüm bunları kendi aklımız, mühendisliğimiz ve insan kaynağımızla yapabiliyoruz. Talep etmeleri durumunda dost ve müttefiklerimizin yardımına koşuyor, küresel barış ve güvenliğe en yüksek düzeyde katkı sunuyoruz" dedi. "Savunma sanayiinde hiç hak etmediğimiz kısıtlamalara maruz kaldık ama boyun eğmedik" Başkan Erdoğan, savunma sanayii alanında dünyada parmakla gösterilen bir seviyede yer almanın haklı gururunu yaşadıklarını dile getirerek, "Bugün etrafımızda füzeler ve dronlar uçuşurken biz kendimizi güvende hissediyor, gece yastığa başımızı gönül huzuruyla koyabiliyoruz. Bugün Allah korusun başımıza bir şey gelse başkasına değil her şeyden önce kendi bileğimizin gücüne güveniyoruz. Bunları sadece biz değil, rakiplerimiz ve hasımlarımız da gayet iyi biliyor. Savunma sanayiinde önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan gurur verici seviyelere asla kolay gelmedik. Sınandık, oyalandık, yarı yolda bırakıldık, engellendik, tehdit edildik, hiç hak etmediğimiz kısıtlamalara maruz kaldık ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Aziz milletimizin duası ve desteğiyle savunma sanayiinde akıl ve alın teri döken kardeşlerimizin emeğiyle, kurumlarımızın eşgüdümü ve devletimizin güçlü iradesiyle çok şükür bugünlere ulaştık" değerlendirmesinde bulundu. "Eğer biz bunlara kulak verseydik, savunma sanayiinde bugün geldiğimiz noktanın Allah muhafaza yakınından bile geçemezdik" "Biz Sinop’ta füze testleri yaparken ana muhalefet partisinin genel başkanı, ’balıklar füze seslerinden ürküyor, yuvalarını terk ediyor’ diyordu" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Biz savunma araçlarımızı çeşitlendirmeye çalışırken bu zatın timsah gözyaşlarıyla uğurladığı selefi ise bölgemizin yangın yerine döndüğü bir dönemde ’bunlara ne gerek var? Bize kim saldıracak’ diyordu. ’İktidara gelince savunma sanayiine dokunacağız’ diyeninden, tank palet fabrikası üzerinden istismar yapanına kadar akla, vicdana, ahlaka sığmayan nice sabotaj girişimiyle karşılaştık. Eğer biz bunlara kulak verseydik; savunma sanayiinde bugün geldiğimiz noktanın Allah muhafaza yakınından bile geçemezdik. Biz, ’bütün emelim Türk gençliğinin kanatlanmasını görmektir. Bu uğurda bütün şahsi servetimi feda etmiş bulunuyorum. İcap ederse sırtımdaki gömleğimi bile bu maksat uğruna satmaya hazırım’ diyen rahmetli Nuri Demirağ’ın yolundan gittik. Biz, önüne çıkan sayısız engele rağmen ’biz durumdan vazife çıkardık’ diyerek, ömrünü büyük ve güçlü Türkiye’ye vakfeden merhum Özdemir Bayraktar abimizin mirasına sahip çıktık. Biz, döktürdüğü şahi toplarıyla dönemin savaş konseptini değiştiren, çağ açıp çağ kapatan Sultan Fatih’in emanetini omuzladık. Neticede Vecihi Hürkuş’un, Barbaros Hayrettin Paşa’nın, Piri Reis’in çektiği sıkıntıları, zorlukları ve cefaları bugünün başarılarıyla taçlandırmayı, bunları gurur tablosuna dönüştürmeyi başardık." "2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk 10’a gireceğiz" Savunma sanayii alanında ortaya çıkan istatistiklere değinen Erdoğan, "Savunmada dışa bağımlılık oranımızı yüzde 80’den yüzde 20’ye indirdik. Sektörel ciromuz 20 milyar doları geçti. Ar-Ge harcamalarımız 3,5 milyar dolar düzeyine ulaştı. Aktif proje sayımız bin 400’ü geride bırakırken, proje portföyümüz 100 milyarı aştı. 2002’de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı geçtiğimiz sene 10 milyar doların üzerine çıkardık. 2026’nın ilk çeyreğinde savunma ve havacılık ihracatımız geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,1 artışla 1 milyar 910 milyon dolara ulaştı. 2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk ona gireceğiz. Yakın çevremizdeki savaşlar sona erdikten sonra milletçe başta savunma sanayii olmak üzere her alanda büyük bir şahlanışa imza atacağız" şeklinde konuştu. Türkiye’yi, ’Uzaya Bağımsız Erişim’ hedefine kavuşturmak için koyulan hedefler doğrultusunda çalışmalara kararlılıkla devam ettiklerini dile getiren Erdoğan, roket teknolojilerinden uydu fırlatma kabiliyetlerine varan geniş bir alanda güçlü adımlarla ilerlediklerini de sözlerine ekledi.
07 Nisan 2026 Salı - 17:22 Terme, yeni çehresine kavuşuyor Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, ilçeyi daha da güzelleştirecek "Meydan Projesi" kapsamında tarihi adımların atıldığını açıkladı. Terme Belediye binasının boşaltılmasıyla start alan dev proje; jandarma binası, hükümet konağı, köprülerin yenilenmesi ve modern bir meydan kurgusuyla Terme’yi bölgenin çekim merkezi haline getirecek. Yeni düzenlemeler hakkında bilgi veren Başkan Kul, "Bugün sadece eski binaları yıkmıyor, Terme’nin yarınlarını inşa ediyoruz" dedi. Projenin ilk adımlarının geçmişten bugüne titizlikle planlandığını hatırlatan Başkan Kul, ilçe jandarma binasının taşınmasıyla başlayan sürecin artık final aşamasına yaklaştığını belirterek, "Jandarma binamızın yeni yerine taşınmasıyla başlayan bu büyük değişim, şimdi Büyükşehir Belediyemizin öncülüğünde belediye binamızın boşaltılmasıyla dev bir evreye geçiyor. Hükümet Konağımızla birlikte tüm birimlerimizi eski Fiskobirlik alanında yükselecek modern kampüsümüze taşıyacağız. Bu büyük operasyon, Terme’nin hizmet kalitesini en üst seviyeye çıkarma kararlılığımızın bir göstergesidir. Belediye birimlerimiz, Termespor Hüseyin Kambur Sosyal Tesisleri ve Terme Belediyesi Temizlik İşleri Şantiyesi alanında hazırlanan yeni yerlerinde hizmet vermeye başlamıştır. Ancak hemşehrilerimizin günlük işlemlerinde mağduriyet yaşamaması için Zabıta Çözüm Merkezi, Emlak Servisi ve Numarataj gibi acil ihtiyaç duyulan birimlerimiz, mevcut yerinde şimdilik hizmetlerini kesintisiz sürdürmeye devam edecektir" diye konuştu. Meydan projesinin Terme için bir milat olduğunun altını çizen Başkan Şenol Kul, "Şehir merkezindeki köprülerin yeniden inşasından, binaların yıkılarak nefes alan sosyal alanlar oluşturulmasına kadar her detay Büyükşehir Belediyemizin imzasını taşıyor. Çevreci bir mimariyle şekillenecek bu yeni meydan ve Fiskobirlik alanındaki çevre düzenlemeleri, Terme’yi Karadeniz’in parlayan yıldızı yapacak. Biliyoruz ki büyük dönüşümler fedakârlık ister ama yolun sonu çocuklarımıza miras bırakacağımız ferah ve modern bir Terme’dir. Terme bu kabuğu kıracak güçtedir ve o yükseliş şimdi tam merkezden başlamıştır. Büyükşehir Belediyemizle omuz omuza, Terme’yi hak ettiği o ihtişamlı meydanına kavuşturacağız" şeklinde konuştu.
07 Nisan 2026 Salı - 17:08 Başkan Çavuşoğlu’ndan 2 yıllık hizmet sunumu Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kentte görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelerek göreve geldikleri günden bu yana hayata geçirilen projeleri kapsamlı bir sunum eşliğinde değerlendirdi. Son iki yılda sosyal belediyecilikten altyapı yatırımlarına, kırsal kalkınmadan çevre projelerine kadar birçok alanda atılan adımları aktaran Başkan Çavuşoğlu, ortaya koydukları çalışmalarla "Mutlu Şehir Denizli" vizyonunu adım adım hayata geçirdiklerini vurguladı. DBB Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Başkan Çavuşoğlu’nun yanı sıra Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak, Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Cenk Öztürk ve kentte görev yapan çok sayıda basın mensubu katıldı. "Sadece hizmet değil, yaşam odaklı belediyecilik" Programda konuşmasına yapılan çalışmaların genel çerçevesini çizerek başlayan Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, belediyecilik anlayışlarını yalnızca fiziki hizmetlerle sınırlı tutmadıklarını, sosyal, kültürel ve çevresel boyutları da kapsayan bütüncül bir yaklaşım benimsediklerini ifade etti. Kentin farklı kesimlerine dokunan projelerin planlama aşamasından uygulama sürecine kadar titizlikle yürütüldüğünü belirten Başkan Çavuşoğlu, özellikle sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, kırsal bölgelerde üretimin teşvik edilmesi ve altyapı eksikliklerinin giderilmesi konularına öncelik verdiklerini aktardı. Altyapıdan kırsala geniş yatırım atağı Başkan Çavuşoğlu tarafından gerçekleştirilen sunumda dezavantajlı kesimlere yönelik sosyal yardım projeleri, üreticiyi destekleyen kırsal kalkınma hamleleri, kent genelinde sürdürülen altyapı ve üstyapı çalışmaları, gençlere ve öğrencilere yönelik eğitim projeleri ile kültür-sanat faaliyetleri ayrıntılı şekilde paylaşıldı. Bunun yanı sıra çevre yatırımları ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında hayata geçirilen uygulamalar da sunumun dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği programda, sunumun ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Başkan Çavuşoğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin ve yürütülen projelere dair merak ettiği soruları yanıtlayarak, devam eden çalışmalar ve planlanan yatırımlar hakkında bilgi verdi.
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Aile Sağlığı Merkezlerimize 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon müracaat oldu"
21 Kasım 2025 Cuma - 12:26 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Aile Sağlığı Merkezlerimize 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon müracaat oldu" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Aile Sağlığı Merkezlerimize 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon müracaat oldu. 3 milyon gebe, 2.1 milyon bebek ve 1.1 milyon çocuk izlemi gerçekleştirdik. Kanser taramalarında da önemli başarılar elde ettik. 5 milyon vatandaşımıza tarama yaptık, 19 bin kişiye erken kanser tanısı koyduk" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlarının 2026 yılı bütçeleri görüşüldü. Komisyonda milletvekillerine sunum yapan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kamunun, özel sektörün, üniversitelerin, ilaç ve tıbbi cihaz üreticilerinin ve nihayet tüm sağlık paydaşlarının yürüttükleri hizmetleri aynı hedef doğrultusunda gördüklerini ve tek bir sağlık vizyonu altında buluşturduklarını söyledı. Bakan Memişoğlu, "Bu bütüncül anlayış, Türkiye’nin sağlıkta gelecek vizyonunu da şekillendirmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonu, yalnızca ülkemizin siyasi ve ekonomik geleceğini değil, milletimizin sağlığa dair hedeflerini de yeniden tanımlamıştır. Biz de bu anlayışla ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu hayata geçirdik. Bu vizyon, üç temel ilke üzerine inşa edilmiştir: Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık. Koruyan sağlık anlayışıyla vatandaşlarımızın hastalanmadan önce sağlıklı kalmasını hedefliyoruz. Birinci basamağı güçlendiriyor, erken tanı ve tarama programlarıyla hastalıkların oluşmadan önlenmesini hedefliyoruz. Geliştiren sağlık yaklaşımıyla bugünün ihtiyaçlarının ötesine geçip, geleceğin risklerini de dikkate alıyoruz. İnsan kaynağımızı, tesislerimizi ve dijital altyapımızı sürekli yeniliyor; beslenmeden çevreye, iş güvenliğinden su kalitesine kadar sağlığın tüm sosyal belirleyicilerini politikalarımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bu doğrultuda Sağlıklı Yaşam Strateji Belgesi’ni hazırlıyoruz. Üreten sağlık anlayışıyla da Türkiye’yi ilaç, aşı, biyoteknoloji, tıbbi cihaz ve sağlık yazılımı üretiminde bölgesel bir güç, küresel bir aktör haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu, aile hekimlerinin 11 kronik hastalığı izleyebilir ve takip edebilir hâle geldiğini belirterek, "Otizm tarama ve takibini, Hastalık Yönetim Platformu üzerinden aile hekimlerinin kullanımına açtık. Sadece son bir yılda 35 milyon vatandaşımızın kronik hastalık taramaları gerçekleştirildi, 7.3 milyon kişiye yeni tanı konuldu. Bu sayede hastalıkları erken dönemde tespit ettik, tedavileri zamanında başlattık ve milyonlarca vatandaşımızın yaşam kalitesini koruduk. Aile Sağlığı Merkezlerimize 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon müracaat oldu. 3 milyon gebe, 2.1 milyon bebek ve 1.1 milyon çocuk izlemi gerçekleştirdik. Kanser taramalarında da önemli başarılar elde ettik. 5 milyon vatandaşımıza tarama yaptık, 19 bin kişiye erken kanser tanısı koyduk. Bu sayede binlerce vatandaşımızın hayatına dokunduk" dedi. "2002 yılında yüz bin canlı doğumda 64 olan anne ölüm oranını, 2024 yılında 11.5’e düşürerek tarihimizin en düşük seviyesine ulaştık" Anne ve çocuk sağlığının öncelikli alanlardan biri olduğunu kaydeden Memişoğlu, "2002 yılında yüz bin canlı doğumda 64 olan anne ölüm oranını, 2024 yılında 11.5’e düşürerek tarihimizin en düşük seviyesine ulaştık. 2002 yılında bin canlı doğumda 31.5 olan bebek ölüm hızını 2024 yılında 8.9’a düşürerek, önemli bir ilerleme kaydettik. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde 3 Ekim 2024 tarihinde başlattığımız ’Normal Doğum Eylem Planı’ sayesinde uzun yıllardır artış eğiliminde olan primer sezaryen oranını düşüşe geçirdik. Bir yıl içinde primer sezaryen oranında 4.1 puan, yani yüzde 12.3’lük düşüş sağladık. 3 bin 400 koordinatör ebemizle ve bin 524 gebe okulumuzla anne adaylarını doğuma hazırlıyoruz. Anne adaylarımızı doğum hakkında bilgilendirmek için Annelik Yolculuğu Mobil Sağlık uygulamasını geliştirdik ve kullanıma sunduk" diye konuştu. "Türkiye, dijital sağlıkta dünyanın örnek ülkeleri arasındadır" Bakan Memişoğlu şöyle konuştu: "Sene sonu itibarıyla 856 yeni ambulansımızı filomuza katmış olacağız. 2025 yılının ilk 10 ayında 4 bin 231 vatandaşımız, hava ambulanslarımız sayesinde sağlık hizmetine ulaştırıldı. Bakın, buradan bir müjde veriyorum: 2026 yıl sonu itibarıyla yerli ve milli GÖKBEY helikopter ambulanslarımız da görev başında olacak. Bu hava ambulanslarımız Türkiye’nin kendi mühendisliğiyle, kendi gücüyle ürettiği, hayat taşıyan birer gurur kaynağıdır. Hastane afet planlamalarımızla 20 bin kişilik UMKE ekibimizle ve gerçekleştirdiğimiz kapsamlı tatbikatlarla olası İstanbul depremi dâhil tüm afetlere karşı sağlık sistemimizi tam hazır hâle getirdik. Bugün Türkiye, dijital sağlıkta dünyanın örnek ülkeleri arasındadır. e-Nabız, e-Rapor, e-Reçete ve MHRS sistemleriyle sağlık verilerini en iyi şekilde yönetiyoruz. Bu sistemlerimiz, dünya çapında örnek gösterilerek, birçok ödüle layık görüldü. Hâlihazırda Aile Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Toplum Sağlığı Merkezlerinden oluşan birinci basamak yatırım programımızda bin 202 tesis bulunmaktadır. Bunlardan 461’inin inşaatı devam etmekte; 628’i proje ve arsa, 113’ü ise ihale aşamasındadır. 2. ve 3. basamakta ise 435 tesisi hizmete almayı planlıyoruz. Bunlardan 165’inin inşaat çalışmaları devam ediyor. 234’ü proje ve arsa aşamasında iken, 36’sı ihale aşamasına gelmiştir." Öte yandan toplantı salonuna üzerinde "Sağlık sistemi sorunları" yazılı doktor önlüğü ile gelen CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, hekimlerin ölmek istemediklerini belirterek, "Sağlıkta temel sorun çeteleşme. Bugün bir hastane ruhsatı 6.5. milyon dolar. Fark almayacağız diyorlar, özel hastanelere gittiğinizde cebinizdeki bütün paralar bitiyor, kredi kartı kullanmaya başlıyorsunuz. Aile Sağlığı Merkezi grup personeline kadro verilmiyor. Aile hekimleri çok hasta baksa para kesiyorlar, az hasta baksa para kesiyorlar" ifadelerini kullandı.
Başkan Kul: "Terme’nin en uzağıyla yakını arasına hizmet farkı yok"
21 Kasım 2025 Cuma - 12:09 Başkan Kul: "Terme’nin en uzağıyla yakını arasına hizmet farkı yok" zurna ile karşılanan Başkan Kul, coşkulu kalabalığa hitaben, "Bizim için Terme merkezi ile Örencik arasında hizmet farkı yok" diyerek, ilçenin tamamına eşit hizmet götürme sözünü yineledi. Terme’nin merkeze 40 kilometre mesafedeki en uzak noktası olan Örencik Mahallesi, önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Mahalle Muhtarı İlyas Bektaş’ın düzenlediği yemekli teşekkür davetine, Terme Belediye Başkanı Şenol Kul’un yanı sıra, çok sayıda mahalle sakini katılım gösterdi. Mahalle halkı, kendilerine sunulan hizmetlerden duydukları memnuniyeti ifade etmek ve Başkan Kul’a teşekkür etmek amacıyla, heyeti davul-zurna eşliğinde karşıladı. Samimi ve neşeli atmosferde, davul-zurna ritimleriyle oyunlar oynandı ve hazırlanan ikramlar paylaşıldı. Başkan Şenol Kul, mahalle sakinleriyle bir araya gelerek yapılan hizmetlerin siyasi birliğin ve koordinasyonun eseri olduğunu vurguladı. İlçeye yatırımların devam ettiğini ifade eden Başkan Kul, "Bizim için Terme’ye hizmet yolunda en büyük gücümüz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanımız Halit Doğan’ın yakın ilgisi ve destekleri ile Samsun Milletvekillerimizin gayretleridir. Bu güçlü koordinasyon sayesinde Terme’nin en ücra köşesi dahi en kaliteli hizmete ulaşmaktadır. Büyükşehir Belediyemizin başlattığı beton yol çalışması, bu birlikteliğin en somut kanıtıdır. Tüm destekçilerimize şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Uzaklık asla engel olmadı" Terme’nin her köşesine eşit ve kaliteli hizmet ulaştırma hedefiyle çalıştıklarını vurgulayan Başkan Kul, "Bizim için Terme’nin merkeziyle en uzak mahallesi arasında hiçbir fark yok. Uzaklık, bizim için hiçbir zaman engel olmadı, olmayacak. Biz göreve gelirken sadece merkeze değil, Terme’nin tamamına hizmet etme sözü verdik. Tüm vatandaşlarımızın yaşamını kolaylaştıracak hizmetleri ulaştırmak için gece gündüz çalışıyoruz. Termemizin her köşesine değer katmak en büyük sorumluluğumuz. Bizim için hizmetin adresi Terme’nin tamamıdır" diye konuştu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Yunanistan’ın kıta sahanlığının dış sınırlarını meşru kılma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkum ve hukuka aykırı tek taraflı adımlardır"
21 Kasım 2025 Cuma - 10:10 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Yunanistan’ın kıta sahanlığının dış sınırlarını meşru kılma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkum ve hukuka aykırı tek taraflı adımlardır" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "Yunanistan’ın bu MEB tasavvurları ve komşularıyla sınırlandırmadığı kıta sahanlığının dış sınırlarını DMP haritasına dercetmek suretiyle meşru kılma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkum ve uluslararası hukuka aykırı tek taraflı adımlardır" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Avrupa Birliği’nin (AB) Deniz Mekansal Planlama Platformu’nda kayıtlı Yunan Deniz Mekansal Planlama Haritası’na ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Keçeli, "Türkiye, BM’nin ilgili organlarının tavsiyeleri doğrultusunda yürütülen Deniz Mekansal Planlama (DMP) çalışmalarını yakından takip etmektedir. Bilindiği üzere ülkemiz 16 Nisan 2025 tarihinde ulusal DMP’sini ilan etmiş ve 12 Haziran 2025 tarihinde UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu’na bildirmiştir. Avrupa Komisyonu DMP Platformu’nun internet sitesinde yer alan, Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarını ihlal eden Yunan DMP haritasının ’yetkili Yunanistan makamlarına’ atıfla güncellendiği görülmüştür. Uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerini yok saymaya devam eden Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de resmen ilan etmediği münhasır ekonomik bölgeyi (MEB), DMP haritasını araçsallaştırarak AB üzerinden kabul ettirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Ülkemiz bu gayrihukuki oldubitti girişimini reddetmektedir. Türkiye, 18 Mart 2020 tarihinde Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığının dış sınırlarına dair hukuki pozisyonunu bütüncül olarak BM’ye bildirmiştir. Bu bakımdan Yunan DMP haritasında görselleştirilen Doğu Akdeniz’deki sözde MEB, Türk kıta sahanlığı içerisinde yer almaktadır. Yunanistan’ın bu MEB tasavvurları ve komşularıyla sınırlandırmadığı kıta sahanlığının dış sınırlarını DMP haritasına dercetmek suretiyle meşru kılma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkum ve uluslararası hukuka aykırı tek taraflı adımlardır" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Hiçbir sivil toplum örgütüne kamunun bütçesinden kaynak ayıracak protokol yapmayız"
21 Kasım 2025 Cuma - 00:06 Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Hiçbir sivil toplum örgütüne kamunun bütçesinden kaynak ayıracak protokol yapmayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Biz hiçbir sivil toplum örgütüne, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ya da kamunun bütçesinden zerre miktarı kaynak ayıracak bir protokol yapmayız" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi ve kesin hesabının görüşmeleri tamamlandı. Milletvekillerinin konuşmalarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, soruları cevapladı. Çeşitli dernek ve vakıflarla yapılan protokollere ilişkin konuşan Bakan Tekin, "Ben size şimdi buradan bazı şeyler okuyacağım. Kadın Sağlıkçıları Eğitim ve Dayanışma Cemaati ile protokol imzaladık. Kadınla Demokrasi Tarikatı ile protokol imzaladık. Lösemili Çocuklar Cemaati ile protokol imzaladık. ’Çocuklar Gülsün Diye’ cemaatiyle protokol imzaladık. Türk Böbrek Cemaatiyle protokol imzaladık. Ben size defaten söyledim. Bakın, ben üniversitelerde yıllarca Anayasa Hukuku dersini anlatmış bir insanım ve şunu söylüyorum: Hukuk devleti içinde yaşıyoruz ve benim için bir sivil toplum örgütünün İçişleri Bakanlığı Dernekler Masası ya da ilgili sivil toplum genel müdürlüğü bünyesinde akredite olmuş olması ya da Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde akredite olmuş bir vakıf olması sivil toplum olarak tanımlanması için yeterlidir" diye konuştu. LGS sınavında soruların sızdırılması iddialarına ilişkin yanıt veren Bakan Tekin, "Sınavı yapar yapmaz, yaptığımız gün biz bütün sınavlarda böyle. ÖSYM için de, bizim için de yapılan bütün sınavlardan sonra illerden bize ulaşan usulsüzlükler ya da herhangi bir sınav kurallarına aykırılık varsa biz gerekli işlemleri anında başlatırız. O gün de bu olaylarla ilgili olarak biz bir açıklama yaptık ve dedik ki, ‘Bazı illerimizde sınavla ilgili biz soruşturma açtık’. Bunlardan bir tanesinde de kamuoyuna çokça eleştiri tartışma konusu olan soruların sızdırıldığı iddiası ile ilgili yapılan açıklama var. Bununla ilgili bir açıklama yaptık. Resmi basın müşavirliğimizden açıklama yaptık" dedi. Bakan Tekin, "Ben gerçekten eleştiriye karşı saygılı bir insanım. Şahsımla ilgili Özgür Özel Bey başta olmak üzere kim hangi eleştiriyi yaptıysa yapsın hiçbirisine çıkıp da kaba bir ifade kullanmadım bugüne kadar. Fakat LGS ile ilgili mevzuda mevzu şöyle: Yaklaşık 1 milyon çocuğumuz hayatlarının tamamında etkisi altında kalacakları bir manipülasyon ortada söz konusu iken yaklaşık 13 defa açıklama yapmışız. ’Yok. Bakın biz burada sınav güvenliğini ihlal eden bir durum söz konusu değil. Gerekli tedbirleri aldık’ dememize rağmen kamuoyunda, sosyal medya ortamlarında birileri bu konuda ısrarlı bir biçimde çocuklarımızın geleceğini karartacak söylemler içerisine girdiler ve ben şahsen onları kastederek dedim ki: Bakın bu yanlıştır. Bu çocukların geleceklerini karartıyor. Bakın bugün çocuk hakları günündeyiz. Bu çocuklar ömürleri boyunca bu yalanın etkisinde kalacaklar" diye konuştu. Eğitim sistemine gelen eleştirilere cevap veren Tekin, "Eğer elinizdeki kitapçığı dikkatle okursanız, biz iyi olduğumuz yerleri de, eksik olduğumuz ve desteklerinizi istediğimiz yerleri de kitapçığımızın içerisine yazdık. Bu şekilde de devam edeceğiz. Bunun altını çizeyim. İkincisi, ben 1994 yılından beri eğitimin içerisindeyim. Üniversiteye araştırma görevlisi olarak başladım ve birçok üniversitede öğretim üyesi olarak çalıştım. Milli Eğitim Bakanlığında 5 buçuk yıla yakın bir süre müsteşarlık yaptım. Dolayısıyla bu konuda lütfen bizim de en az sizin kadar Türkiye’deki eğitim öğretim sisteminin bilimsel, laik, demokratik ve çağdaş bir eğitim sistemi kurgulamaya çalıştığımızı lütfen kabul edin" ifadelerini kullandı. "Ben hukuk devletinin formasyonu içerisinde davranıyorum" Cemaat ve tarikatlara para aktarma ile ilgili iddiaya cevap veren Tekin, "Ben geçen yılda söyledim. Dedim ki bir tane vakıf gösterin, bir tane dernek gösterin. Eğer protokolümüzü iptal etmezsek bakın hiçbir şey bilmiyorum. Bunun altını çizerek söylüyorum. Biz hiçbir sivil toplum örgütüne, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ya da kamunun bütçesinden zerre miktarı kaynak ayıracak bir protokol yapmayız. Sivil toplum örgütleri arasında da bize yakın, bize uzak, bilmem ne ayrımı yapmayız. Ben hukuk devletinin formasyonu içerisinde davranıyorum" diye konuştu. "15 milyon İstanbul’un kişisel verilerini siyasi çıkarları uğruna satan kişi için niye bir şey demiyorsunuz" Diploma ve denklik belgelerinin sahte olduğuna yönelik gelen iddialara yanıt veren Tekin, "Bu konudaki her olayın arkasından soruşturmamızı açtık, gereğini yapıyoruz. Peki ben bir soru soracağım. 15 milyon İstanbul’un kişisel verilerini siyasi çıkarları uğruna satan bir kişi için niye bir şey demiyorsunuz? Evet. Ben soruyorum. Size söz konusunda bir cevap vereyim. Şimdi devam edelim. Şimdi iftira falan atıyorum. Ben İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nı dikkate alıyorum" şeklinde konuştu. Köy okullarına yönelik gelen sorulara cevap veren Tekin, "Biz köy okulları ile ilgili kararımızı alacağımızı söylemiştik ve bu yıl itibariyle tek bir öğrencisi dahi olsa köyden talep varsa köy okullarını açtık. Öğrenci sayısı bir olan köy ilkokulu sayımız 41, öğrenci sayısı 2 olan köy okulu sayısı ilkokulu sayısı 81, 3 olan 122, 4 olan 158, 5 olan 204, 6 olan 196, 7 olan 241. Öğrenci sayısı 8 olan 190 toplam 404 tane köy okulumuzu bu yaz itibariyle ilgili mevzuatın revize edilmesi sayesinde açtık" yanıtını verdi. MESEM’lerle ilgili soru üzerine Tekin, "MESEM’lerde hayatını kaybeden çocuklarımıza ilişkin burada öyle bir şey yapıyorlar ki… Biz de bir babayız. Ben de bir öğretim üyesiyim, bir eğitimciyim. Ve bu olayların hepsinden biz de en az sizler kadar rahatsız oluyoruz. Ve bununla ilgili de gerekli tedbirleri, gerekli soruşturma süreçlerini yürütüyoruz. MESEM’ler ile ilgili olarak ben şunu söyleyeyim. MESEM’e kayıt olmak için 14 yaşını doldurmuş olmak şartı var. Uluslararası Çalı?ma Örgütü’nün ILO’nun hükümlerine uygun olmasından hareketle Anayasamız başta olmak üzere uluslararası sözleşmeler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca koordine edilen, takip yapılan iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili yasal düzenlemeler doğrultusunda bütün bu işletmeler MESEM kapsamında veya bizim protokol okullarımızdaki iş yeri ve beceri eğitimlerinin tamamı bu mevzuata uygun olarak tasarlanmak zorundadır" dedi. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi kabul edildi.
Vakıflar Kanunu teklifi kabul edildi ve kanunlaştı
20 Kasım 2025 Perşembe - 23:18 Vakıflar Kanunu teklifi kabul edildi ve kanunlaştı Vakıflar Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. TBMM Genel Kurulu’nda Vakıflar Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmeleri düzenlendi. Kanun teklifi kabul edilerek yasalaştı. Buna göre, afet bölgesi kabul edilen Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya illerinde faaliyet gösteren seyahat acentaları 2025 yılı için aidat alınmayacak ve önceki döneme ait yıllık aidat borçları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın silinmiş sayılacak. Marina, liman tesisleri, kıyı tesisleri, gemi/araç turizm aracı için kimlik bildirme zorunlulu olacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletme Merkez Müdürlüğü memur ve işçi kadrolarında bulunup, madde yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü koro ve toplulukları ile il Kültür ve Turizm Müdürlükleri bünyesindeki müzik topluluklarında ses ve saz sanatçısı olarak icra eden ve bir ay içinde başvuranlar Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilecek sözlü ve yazılı sınavda başarılı olanlar 28 Şubat 2026 tarihine kadar sözleşmeli sanatçı pozisyonlarına atanacak. Belgesiz konaklama işletmelerinin elektronik ortamda tanıtım, pazarlama ve satış yapılması amacıyla ilan veren konaklama işletmesine mahalin en büyük mülki amirince her ilan için 25 bin TL idari para cezası uygulanacak. Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı yönetiminde bulunan saray, köşk, kasır, müze, tarihi fabrikalar ve diğer yapıların restorasyonu, çevre düzenlemesi ve ihyası sırasında bu mekanların buluntuları parsellerde gereken araştırma, sondaj ve arkeolojik kazı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığınca yapılacat ve yaptırılacak. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mazbut vakıflara kira süresi 3 yıldan 5 yıla çıkartılacak. Sermayesinin tamamı Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mazbut vakıflara ait olan şirketlerin faaliyetlerini yürütürken ihtiyaç duyduğu taşınmazlar, Genel Müdürlük tarafından rayiç bedelinden düşük olmamak üzere bu şirketlere doğrudan kiraya verebilecek. Uludağ Alanında Kanun kapsamında doğal sitler ve tabiat varlıkları ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüne verilen görevler, Başkanlık tarafından yerine getirilecek. Gelibolu Tarihi Alanı arkeolojik, coğrafi, kültürel ve tarih varlıkları göz önüne alınarak ilgili kurumların görüşü, Başkanlığın teklifi ve Bakanlığın uygun görüşü üzerine Cumhurbaşkanı kararı ile Tarihi Alan sınırları genişletilebilecek. Çanakkale Savaşlarıyla ilgili her türlü silah, teçhizat, kıyafet, aksesuar, belge ve benzeri malzemeler korunması gerekli taşınır kültür varlığı sayılacak. Çanakkale Savaşları ve tarihi Alana ilişkin müze kurulabilecek.
CHP Genel Başkanı Özel: "Adil vergi sistemi olan bir Türkiye müjdeliyor, ona doğru ilerliyoruz"
20 Kasım 2025 Perşembe - 21:59 CHP Genel Başkanı Özel: "Adil vergi sistemi olan bir Türkiye müjdeliyor, ona doğru ilerliyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Prime değil, vergiye dayalı, kiranın da katılım payının da primin de alınacaksa gelire göre alındığı ya da sistemin doğrudan bir adil vergi sistemiyle beslendiği bir Türkiye’yi umut ediyoruz, müjdeliyoruz, ona doğru ilerliyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, Ankara’da Türk Eczacıları Birliği 45. Olağan Büyük Kongresi’ne katıldı. Yarın kurultaya yönelik tanıtım toplantısı olacağını belirten Özel, "Ben yarın bir tanıtım, bir lansman toplantısında olacağım. Bir hafta sonra başlayacak partimizin kurultayına yönelik. Orada kurultayın ilk gününde yapılacak olan program değişikliğine yönelik bir tanıtım toplantısı. O programla birlikte biz ülkede gördüğümüz sorunları tespit etmeyi değil, nasıl çözeceğimizi ve iktidar olduğumuzda ne noktaya hangi alandaki sorunu çözerek geleceğimizi anlattığımız bir süreç olacak" açıklamasında bulundu. "Adil vergi sistemiyle beslendiği bir Türkiye’yi umut ediyoruz, müjdeliyoruz, ona doğru ilerliyoruz" Yoksullukta mücadele etmeden sağlık, ilaç ve eczacılık sisteminin sunulamayacağını anlatan Özel, "Bir temel vatandaşlık gelirini Türkiye’nin artık tartışması falan değil, uygulaması lazım. 25 yıl önceki orta direk, ben bakıyorum bugün eczaneme. Şimdi yoksul olmuş. 25 yıl öncenin zenginleri, ortalama gelire gelmiş. Orta direk yoksullaşmış, derin yoksulluğun pençesinde perişan durumda. Prime değil, vergiye dayalı, kiranın da katılım payının da primin de alınacaksa gelire göre alındığı ya da sistemin doğrudan bir adil vergi sistemiyle beslendiği bir Türkiye’yi umut ediyoruz, müjdeliyoruz, ona doğru ilerliyoruz" diye konuştu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir"
20 Kasım 2025 Perşembe - 21:22 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "İnşallah 100 yılın 50 yılını esir almış terörden kurtularak, terörsüz bir Türkiye’yi inşa edecek ve Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" dedi. Bir dizi açılış ve programlar için Aksaray’a gelen TBMM Başkanı TBMM Numan Kurtulmuş, ilk olarak Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nu ziyaret etti. Ardından Aksaray Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı açılışı dolayısıyla üniversitenin konferans salonunda düzenlenen programa katılan Kurtulmuş, Aksaray’ın Anadolu’nun kalbi olduğunu, böylesi güzel bir şehirde ve üniversitede öğrencilerle birlikte olmanın ayrıcalığını yaşadığını söyledi. Kurtulmuş, bu topraklarda yaşayan her gencin, üzerinden 102 yıl geçen milli mücadeleden bu yana iki temel duyguyu bugüne kadar birlikte taşıdıklarını dile getirdi. Bunlardan ilkinin milli ruhun esasını oluşturan özgürlük, diğerinin ise adalet duygusu olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Aksaray’daki böylesine önemli bir üniversitenin öğrencilerin de 100 yıl geçmiş olmasına rağmen aynı duyguya sahip olduklarını ve bu duygu içerisinde de aynı milli mücadele içerisindeymiş gibi önümüzdeki dönemin yoğun ve devasa sorunlarıyla da mücadele etme azim ve kararlılığı içerisinde olduğunu gayet iyi biliyorum. İnşallah bu anlamda kendinizi yetiştirerek, ilimi hikmetle ve irfanla buluşturarak dünyaya, dünyanın bütün sorunlarına karşı meydan okuyabilecek bir yetkinliğe sahip olacaksınız. Gençlerimizi hangi alanda yetişiyor olursa olsun bu ana çerçevede bu bilinçle yetiştirmek mecburiyetindeyiz" dedi. "Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız" Kurtulmuş, küresel adalet arayışının bugünün dünyasının en önemli meselelerinin başında geldiğini bildirdi. Büyük kazanımlar elde edilen bir dönemde, teknolojinin en üst seviyede olduğu dönemlerden geçtiklerine değinen Kurtulmuş, "İnsanoğlunun hemen her şeye sahip olduğu ama birçok konuda da yoksunluk içerisinde olduğu bir dönemdeyiz. Yoksunlukların en başında gelen ise adalet yoksunluğu. Dolayısıyla hiç şüphesiz ki insan yitik olan şeyin peşinde koşar ve o yitik olanın peşinde mücadele eder. Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız. İklim krizlerinden bölgesel çatışmalara, iç savaşlara, silahlanma yarışına ve iklim krizlerine bağlı olarak ortaya çıkan küresel kuraklık ve su krizlerine kadar çok büyük problemlerle boğuşuyoruz. Bunların hemen hemen her gün bizim gündemimizde etki ettiğini, artık hiçbir sorunun tek başına bir ülkenin, bir bölgenin ya da bir kıtanın sorunu değil, bütün insanlığın ortak sorunları olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bu çerçevede bu sorunların en temelinde bu bütün sorunların kaynağında yatan hususun da küresel ölçekte bir adaletsizlik olduğunu gayet iyi şekilde biliyoruz" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, dünyada adaleti tesis etmek üzerine kurulmuş olan bütün uluslararası kurum ve kuruluşlarının da neredeyse tamamen fonksiyonsuz hale geldiği bir sürecin içerisinde olduklarını söyledi. Başta dünyada savaşları ortadan kaldırmak için kurulmuş olan barışı ve yeryüzünde adaleti sağlamak için kurumsal varlığı ortada bulunan BM başta olmak üzere hemen hemen küresel kurumların tamamının fonksiyonsuz hale geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bu kurumların tamamını ya sadece kağıt üzerinde bir güçten ibaret olduğunu ya da bir takım binalardan ibaret olduğunu gayet iyi biliyoruz. Dünya kendisi için çözümleri bulması gereken kurumların dahi artık sorun kaynağı haline geldiği bir noktadan geçiyor. En başta Birleşmişler Milletler Güvenlik Konseyi bugünkü yapısıyla dünyada savaşları durdurmak barışı sağlamak şöyle dursun kendisi çatışmaların tarafı haline gelmeye çalışıyor. Çünkü artık veto diplomasisi diyebileceğimiz uluslararası alanda yeni bir alan açılmıştır. BM’de dünya üzerinde söz sahibi olduğu iddiasıyla 2. Dünya Savaşı sonrası dengeleri sürdürmek isteyen 5 ülke sahip olduğu veto gücüyle birlikte dünyadaki herhangi bir sorunu çözümsüz hale gelmesini sağlayabilmektedir. Örnek mi istersiniz, Ukrayna krizi. Örnek mi istersiniz, iki seneyi aşkın süredir devam eden Gazze’deki insanlık suçları ve soykırımı. Maalesef bu veto diploması yoluyla dünyada veto gücünü kullanarak istediği etki alanını oluşturabilen ülkelerden birisi hangi konuyu veto ediyorsa o ne kadar büyük insanlık suçu olursa olsun, ne kadar büyük ortak sorun olursa olsun ne yazık ki çözülemiyor, çözümsüz halde bırakılıyor. En başta küresel adalet arayışında yeni bir küresel siyasi ve ekonomik mimariye ihtiyacımız olduğu ortadadır" diye konuştu. İklim kriziyle boğuşulduğuna değinen Kurtulmuş, "Niçin iklim krizlerinin yükünü minimal etkileri olan ülkeler ödeyecekte, dünyayı bu hale getiren, kirleten, iklimi perişan eden, bozan, büyük güçler niye bunun bedelini ödemeyecek. Böylesi çifte standartlı bir dünya düzeni nasıl ve ne kadar daha devam edebilecek. Onun için diyoruz ki bu sorunları çözebilmek için cesur ve güçlü sözlerle yolumuzu açmak, yolumuza devam etmek durumundayız" ifadelerini kullandı. "Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır" Kurtulmuş, Filistin ve Gazze meselesinin özellikle büyük güçlerin ikiyüzlülüğünü de ayan beyan ortaya koyduğunu söyledi. Gazze’de yaşananların binde birinin dünyanın başka bir yerinde olsa, dünyada kıyamet koparacak olan ülkelerin insani kriz karşısında 100 bini aşkın insanın öldüğü bu soykırım karşısında bir kelime bile söylememiş olmalarının dikkat çekici olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bu ikiyüzlülük hükümetler tarafından ne kadar sürdürülürse sürdürülsün küresel adalet talebine sahip olan ve bunu dile getiren yeryüzünün insan ve vicdan sahibi özellikle gençleri meydanlara çıkmakta, sokaklarda toplanmakta ve siyonizmin insanlık dışı suçlarını avazı çıktığı kadar protesto ederek önlemeye gayret ediyorlar. Filistin davası, ikiyüzlülüğü de ortaya konulduğu bir yer. Aynı zamanda Filistin ve Gazze meselesi küresel adalet anlayışı içerisinde küresel vicdanın da test edildiği bir alandır. Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır. Burada onurla ifade etmek isterim ki yeryüzünde millet ve devlet olarak hep beraber Filistin halkının yanında duran en önemli devlet Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Türkiye sadece masum ve mazlum durmakta kalmadı her uluslararası platformda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere güç merkezli değil, hak ve adalet merkezli yeni bir dünya sistemin kurulması için avazımız çıktığı kadar bağırdık. Sözün en kuvvetlisini en zor platformlarda dile getirerek üzerimize düşenin bir kısmını hiç olmazsa yerine getirmeye gayret ettik" dedi. Türkiye’nin küresel adalet arayışının üç temel halkası olduğunu, bunlardan birincisinin mekan olarak Anadolu ve çevresi olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Anadolu ve geniş gönül coğrafyalarda kim haksızlığa, kim zulme uğramışsa onun elinden tutmak, imdadına yetişmek bizim vazifemizdir. Çünkü bugünün dünyasının bize yüklediği bir borç olmanın ötesinde ecdadın bize bıraktığı tarihi bir mirasın gereğidir" diye konuştu. "Adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz" Anadolu ve gönül coğrafyasında yaşayanların hakkaniyet ve adalet terazisinde hakkını alması için mücadeleyi sürdürdüklerini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu çerçevede her şeyden evvel böylesine geniş bir coğrafyaya bakabilmemiz için kendi iç cephemizi tahkim etme, evimizi tanzim etmemiz, hak ve özgürlükler çerçevesinde bu ülkenin 86 milyonunun eşit ve özgür yurttaş olduğu bir Türkiye’yi kurmamız mecburiyettir. Bunun için barışı, kardeşliği sağlayacağız, demokrasinin standartlarını yükselteceğiz. Bunun için adaleti bu ülkenin en ücra köşesine kadar yaygınlaştırarak, bu geniş coğrafyamızda da hakkaniyetin ve adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, küresel adalet arayışının ikinci halkasının sistem olarak devlet ve demokrasi olduğuna değinerek, "Bu toprakların kapısı milletimize açıldığından bu yana hep devleti, devlet-i aliye ve devletin güçlü olması fikrini, ’devlet ebed müddet’ fikrini esas almış bir milletiz. Asıl olan milletin devletle birlikte güçlü olması ve millet-devlet ayrışması olmaksızın hep beraber kenetlenerek yoluna devam etmesidir" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" Kurtulmuş, milli dayanışmayı artırma, birliği ve beraberliği pekiştirme mecburiyetinde olduklarını belirterek, "Yunus Emre’nin hepimizin bildiği sözünü bir kere daha hatırlatıyorum. ’Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz’. Asırların tecrübesini özetleyen bir cümledir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de yürüttüğümüz çalışmalar bunun bir parçası. İnşallah 100 yılın 50 yılını esir almış terörden kurtularak, terörsüz bir Türkiye’yi inşa edecek ve Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir. Demokratik olgunluğumuz birliği, beraberliği, huzuru ve barışı sağlamaya yeter de artar bile. Yurt dışındaki bazı emperyalist odakların başımıza bela ettiği, vekalet unsuru olarak kullandığı bu terör örgütlerinin tamamını bir kenara bırakarak, bu ülkede yaşayanların bir ve beraber olduğunu bilerek yolumuza devam edeceğiz" dedi. "Adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka göreceksiniz" Kurtulmuş, adalet arayışının cesaret gerektirdiğini vurgulayarak, "Belki biz görmeyeceğiz ama bu salonda bulunan gençler, çok kısa bir süre içinde Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın bu gayrı adil sisteminin dağıldığını ve yerine yepyeni adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka görecek. Bu, sizlere nasip olacaktır" dedi. Dünyanın zor bir dönemden geçtiğine değinen Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye’ye büyük sorumluluklar düşüyor. Kaybedecek vaktimiz, bir tek günümüz ve insanımız olmadığını, ihmal edeceğimiz tek bir imkanımızın bulunmadığını paylaşmak istiyorum. Dışlamak, ötekileştirmek, yok saymak ve eyyamcılık kolaydır. Zor olan, bir fikre odaklanarak, o fikrin gerçekleşmesi için sonuna kadar mücadele etmek. Bu mücadelenin kapıları sonuna kadar açıktır. Türkiye’nin önünde bu bölgede güçlü ve lider ülke olmaktan başka hiçbir şans yoktur. Bu ülkede eyyamcılık yapan, gününü gün eden, bir takım iç ihtilaflarını esas meseleymiş gibi öne koyan bir Türkiye’nin inanın ki esamesi okunmaz. Birlik, beraberlik içerisinde bütün imkanlarımızı seferber ederek yolumuza devam edeceğiz. İnşallah 21. yüzyılı, güçlü Türkiye’nin yüzyılı yapacağız. Sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye’nin yüzyılı yapacağız. Bunun için gayret sarf edeceğiz." TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çeşitli programlara katılmak üzere geldiği Aksaray’da, Hazreti Ali Şifa Camii ve Külliyesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Başkan Kurtulmuş, ikindi namazının ardından camideki vatandaşlarla selamlaştı ve cami hakkında bilgi aldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, açılışının ardından bilim merkezinde sivil toplum örgütü başkanlarıyla bir araya geldi. Başkan Kurtulmuş burada da STK başkanlarıyla ekonomi ve çalışmaları değerlendirdi. Kurtulmuş son olarak Aksaray Spor Salonunda düzelenen Somuncu Baba Hazretlerini Anma 613. Vuslat Yıl Dönümü Programına katıldı.