POLİTİKA
11 Nisan 2026 Cumartesi - 19:19 Bakan Göktaş: "Sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 10.11 Nisan tarihlerinde Ankara Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Aile ve Sağlık Çalıştayı’nda kapanış konuşmasını yaptı. Göktaş, 2 gün süren sempozyumda aileyi ilgilendiren meselelerin ele alındığını belirterek burada ortaya konan fikirlerin, aile ve toplum sağlığını koruyan stratejilere katkı sunacağına inandığını aktardı. Toplumu koruyan en güçlü zeminin sağlıklı aile olduğunu aktaran Göktaş, "Bir ülkede aile yapısı sağlam olduğunda, çocuk daha güvende olur. Gençler, karşılaştığı riskler karşısında daha dirençli hale gelir. Yaşlı ve engelli birey hayata daha güçlü bağlanır. Bu nedenle sağlıklı aile, güçlü toplum yapısının ana şartlarından biridir" ifadelerini kullandı. "Aileyi destekleyen politikalar artık bir tercih değil, bir zorunluluktur" Artık yaşlı nüfusun artışı ve demografik dönüşümün ailelerin bakım, dayanışma ve birlikte yaşama kapasitesini yeniden şekillendirdiğini dile getiren Bakan Göktaş, "Yaşlı bireylerin hayat kalitesini koruyan, kuşaklar arası bağı güçlendiren ve aileyi destekleyen politikalar artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bunun yanında, engelli bir evlada sahip olmak; bir aile için sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda büyük bir adanmışlıktır. Biz biliyoruz ki; asıl güç, sabırla büyüyen sevgide, asıl direnç, hayata birlikte tutunma iradesindedir" diye konuştu. "Aile ne kadar desteklenirse, toplum da o kadar sağlam kalır" Bakan Göktaş, kimlik gelişimi süreçlerinde yaşanan karmaşaların da aile sağlığı açısından dikkatle ele alınması gereken önemli başlıklardan biri olduğuna dikkati çekerek, "Bugün, çocuklarımız ve gençlerimiz; çok erken yaşlardan itibaren yoğun ve kontrolsüz bir dijital içerik akışına maruz kalmaktadır. İhmal, istismar, aile içi çatışma, okuldan uzaklaşma, zararlı çevre etkisi ve madde riski bu süreçleri adım adım derinleştiriyor. Tüm bu meseleler çocuğun sağlıklı gelişimi, aile bağlarının korunması ve toplumun geleceği bakımından çok dikkatli ele alınması gereken bir alandır. Bu farklı başlıkların her biri, bize aynı gerçeği hatırlatıyor. Aile ne kadar desteklenirse, toplum da o kadar sağlam kalır" değerlendirmesinde bulundu. "Sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz" Bu çalışmalarının yanı sıra çocuklara ve gençlere daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacında olduklarını söyleyen Göktaş, "Bunun yanı sıra, çocuklarımıza ve gençlerimize daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacıyla sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz. Ülkemize özgü, bir model geliştirmek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. TBMM Genel Kurulu’nda da düzenlemeye dair görüşmeler başladı. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz. Özellikle oyun derecelendirilmesine yönelik bazı içeriklerin hassas olduğunu biliyoruz. Oyun derecelendirilmesi 18 yaş artı olarak otomatik olarak sayılacak bu yasal düzenlememizle beraber. Diğer yandan sosyal medya düzenlememiz, 15 yaş altı çocukları ilgilendiren ve aslında sadece Avustralya değil Fransa, İtalya, İspanya, artık Danimarka, İngiltere, ABD çok fazla bazı ülkede de tartışılan bir konu oldu. Biz de ülkemizde benzer bir konunun tartışıldığını ve benzer konulardan çocuklarımızı korumak adına özellikle bu adımı attık" şeklinde konuştu. "Bu kesinlikle çocukları sansürleyen değil, çocukları koruyan, çok önemli bir adımdır" Sosyal medya düzenlemesi için aileleri, akademisyenleri, uzmanları ve çocukları bu sürece dahil ettiklerini ve onlarla görüşmeler yaptıklarını anlatan Göktaş, "18 ay boyunca çok yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Bu kesinlikle çocukları sansürleyen değil, çocukları koruyan, geleceğe güvenle adım atmalarını sağlayan çok önemli bir adımdır. Önümüzdeki günlerde Ankara’da sadece bu konuyu ele alan uluslararası bir toplantıya da inşallah ev sahipliği yapacağız. Amacımız burada farkındalığı artırmak, annelere, babalara ve özellikle çocuklarımıza daha güvenli gelecek sunmaktır. Diğer yandan ‘Aile Dostu Ekosistem’ anlayışıyla, aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla yol alıyoruz" açıklamasında bulundu. "Aileyi güçlendiren her çalışmayı, toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir adım olarak görüyoruz" 2025 Aile Yılı’nda aileyi ve nüfus yapısını güçlendirmeyi toplumu kapsayan ortak bir hedef haline getirdiklerine de değinen Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Finansal destekler, eğitim programları, kültürel faaliyetler, dijital dönüşüm projeleri gibi pek çok alanda aileyi güçlendiren projeleri hayata geçirdik. Dinamik nüfus yapısını koruyan politikalarla, genç evlilikleri destekleyen, doğurganlığı teşvik eden ve aile kurmayı kolaylaştıran çok boyutlu adımlar attık. 2026-2035 dönemini kapsayan ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da tüm bu çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Aileyi korumak, yalnızca bugünü korumak değildir. Aynı zamanda ülkemizin, evlatlarımızın yarınını güvence altına almaktır. Bu nedenle bizler, aileyi güçlendiren her çalışmayı, toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir adım olarak görüyoruz."
11 Nisan 2026 Cumartesi - 18:12 Özgür Özel’in Nevşehir’de Bakan Gürlek’i yuhalatma hamlesi ters tepti Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Nevşehir mitingi yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Miting alanında organize bir grupla Adalet Bakanı Akın Gürlek’i yuhalatmaya çalıştığı öne sürülen Özel’in sözleri, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Nevşehir ziyaretinde miting alanına önceden yerleştirilen bir grup üzerinden Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik protesto başlatmak istediği iddia edildi. Konuşma sırasında yapılan yönlendirmelerle kalabalığın bir bölümünün yuhalamaya teşvik edildiği öne sürülürken, bu hamle Nevşehir’de bazı vatandaşların tepkisini çekti. Özel’in bu tavrı siyasi nezaket tartışmalarını beraberinde getirirken, alandaki bazı katılımcıların "dışarıdan gelmiş, hemşehrimizi hedef gösteriyor" şeklinde yorumlar yaptığı iddia edildi. Öte yandan çevre illerden gelen partililerle birlikte mitinge 2 bin kişinin katıldığı belirtildi. Özel’in sözleri sonrası gözler memleketi Manisa’ya çevrildi Özel’in konuşmasında kullandığı "Allah kimseyi kendi memleketinde bu hale düşürmesin" ifadeleri ise ayrı bir polemik başlattı. Bu sözlerin ardından gözler Özel’in memleketi Manisa’ya çevrildi. Son dönemde Manisa’da yaşanan protestolar ve özellikle şehit cenazelerinde yükselen tepkilere ilişkin görüntüler yeniden dolaşıma girerken, sosyal medyada Özel’in zor anlar yaşadığı görüntülerin tekrar gündeme taşındığı görüldü. "Özel’in siyaset tarzı CHP içinde homurdanmalara neden oluyor" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine çok yakın olan belediye başkanlarından Özkan Yalım’ın skandal iddialarla gündeme gelmesi sonrası ruh sağlığının bozulduğu yorumları yapılırken, bu sürecin Özel’in miting diline de yansıdığı ileri sürülüyor. Nevşehir mitinginin de bu atmosferde organize edildiği ve "organize yuhalama" iddialarının CHP kulislerinde konuşulduğu belirtilirken, parti içinde istişare mekanizmalarının zayıfladığına yönelik değerlendirmeler kulislere yansıyan iddialar arasında yer alıyor.
Bakan Bak: "Temiz spor istiyoruz, kim ne yaptıysa hesabını mutlaka soracağız"
13 Kasım 2025 Perşembe - 22:48 Bakan Bak: "Temiz spor istiyoruz, kim ne yaptıysa hesabını mutlaka soracağız" Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Temiz spor istiyoruz. Kim ne yaptıysa hesabını mutlaka soracağız" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Gençlik ve Spor Bakanlığı, bağlı ve ilgili kuruluşlarının 2026 yılı bütçesi ve kesin hesap kanunun görüşmeleri tamamlandı. Milletvekillerinin bütçenin geneli üzerine konuşmalarının ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak soruları yanıtladı. Öğrencilere verilen 3 bin liranın yetersiz olduğunu dile getiren Bak, yeni bütçe planlamasında 2026 yılı içinde yeni bir rakamın ortaya çıkacağını ve eksiklerin giderilerek yeni bütçe içerisinde bunu rakamın arttırılacağını söyledi. Konuşmasının devamında yurtlardaki barınma kapasitesine ilişkin konuşan Bak, "İstanbul’daki kapasitemizi 59 bin olarak söylediler. Ocak ayında açacağımız yeni yurtlarla birlikte bu rakamımız 79 bine çıkacak. Dolayısıyla yapmaya da devam ediyoruz. En az 40 tane de planlamada var ve yenileme var. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızla bu konuda çalışıyoruz. Yurt başkanımızla da görüştük. Özel üniversitelerin kapasitelerinin yüzde 15’ini, hatta yüzde 20’sini yurt yapmaları noktasında bir zorunluluk getirmek için planlama yapıyoruz. Sadece İstanbul’da 44 tane özel üniversite var. Bunların 28 tanesinde hiç yurt yok. Bu üniversitelerin yöneticileriyle toplantı yaptım. Zaten düzeltmemiz gereken şeylerden biri de bu. Vakıf ve özel üniversitelerin, burada elde edilen gelirlerin yine bu öğrenciler için harcanması gerekir" dedi. Yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadeleye ilişkin yürütülen çalışmalar hakkında konuşan Bak, "Bakanlık olarak yasal sistem içerisinde oynanan oyunlarla ilgili ‘player ID’ dediğimiz kimlikle oynama şartı getirdik. Bunun iki sebebi var; birincisi kimin ne oynadığını takip edebilmek, diğeri de 18 yaşından küçüklerin sisteme girmesini engellemek. Yaklaşık bir yıldır bu konuda çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Bey’in başkanlığında biz, MASAK, Adalet Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile Bakanlığı, Hazine ve Maliye olarak toplantılar yaptık" dedi. Yasa dışı bahis operasyonlarına değinen Bak, yasa dışı sitelerin kapatılarak operasyonların süreceğini ifade etti. "Temiz spor istiyoruz. Kim ne yaptıysa hesabını mutlaka soracağız" 7405 sayılı Spor Yasası kapsamında kulüplerin denetimine başladıklarını ve Süper Lig ile alt liglerde görevli arkadaşların sahada çalışmalarını sürdürdüğünün altını çizen Bak, "Temiz spor istiyoruz. Kim ne yaptıysa hesabını mutlaka soracağız. Devlet bu konuda kararlı" dedi. Profesyonel Futbol Disiplin Talimatı kapsamında yasa dışı bahis ve şans oyunlarının yasak olduğunu kaydeden Bak, hakem, futbolcu, teknik direktör ve yöneticilerin denetlendiğini söyledi. "Bütçemizin aşağı yukarı tamamı bağımlılıkla mücadele ile ilgili" Bağımlılıkla mücadele konusu hakkındaki eleştirilere cevap veren Bak, "Bütçemizin aşağı yukarı tamamı bağımlılıkla mücadele ile ilgili. Yaptığımız her spor tesisi, halı saha, yüzme havuzu, her bir kulübe verdiğimiz destek, her bir okula verdiğimiz destek, her bir gençlik merkezinde yaptığımız faaliyetler, oradaki kurslar, bütün hepsi gençlerimizin kötü alışkanlıklardan uzak tutulması; içkidir, kumardır, diğer yasak maddelerin kullanılmasıyla alakalı hususlardır" ifadelerini kullandı. Görüşmelerin ardından Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi kabul edildi.
Başkan Büyükakın’dan zor soru: "Küçücük kaymayı bile tespit edemeyen İzmit Belediyesi, metroyu nasıl tespit etti?"
13 Kasım 2025 Perşembe - 21:55 Başkan Büyükakın’dan zor soru: "Küçücük kaymayı bile tespit edemeyen İzmit Belediyesi, metroyu nasıl tespit etti?" Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gebze’deki bina yıkımının metro kaynaklı olduğu iddiasını her fırsatta dile getiren İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’e, "Sanayi Mahallesi’ndeki bir binada yaşanan kaymanın nedenini tespit edemeyen İzmit Belediyesi metroyu nasıl tespit etti?" dedi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kasım ayı olağan meclis toplantısı, Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. 147 gündem maddesinin görüşülerek karara bağlandığı meclis toplantısına, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın başkanlık etti. Toplantının gündeminde, Gebze’de geçtiğimiz günlerde yıkılan binada 4 kişinin, Dilovası’ndaki fabrika yangınında ise 6 kişinin hayatını kaybettiği olaylar yer aldı. Ayrıca Dilovası’nda meydana gelen yangınla ilgili yürütülen idari ve adli süreç de mecliste ele alındı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, yangınla ilgili yürütülen soruşturmalar hakkında bilgi verdi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gebze’deki bina yıkımının metro kaynaklı olduğu iddiasını dile getiren İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’e yanıt verdi. Başkan Büyükakın, "Sanayi Mahallesi’ndeki binada yaşanan kaymanın nedenini tespit edemeyen İzmit Belediyesi metroyu nasıl tespit etti?" dedi. "Merak etmeyin çok şey yapıyoruz" Kent adına önemli kararların alındığı meclis toplantısında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet başta olmak üzere CHP’li meclis üyelerinin Gebze ve Dilovası’ndaki elim olaylara ilişkin ithamlarına yanıt verdi. Öncelikle Dilovası’ndaki yangınla ilgili 7 kişinin tutuklandığını, 5 kişinin de açığa alındığını hatırlatan Başkan Büyükakın, "Hiçbir şey yapılmıyor değil. Merak etmeyin, çok şey yapıyoruz" diye konuştu. Çökmenin nedeni araştırılıyor Başkan Büyükakın, Gebze’de çöken binayla ilgili, "Çevre Şehircilik Bakan Yardımcımız, ’Bina zeminden dolayı çöktü’ dediği için yöneltilen eleştiriler var. ’Suçlu zemindir’ demedi, ’Zemindeki bir şeyden dolayı’ dedi. ’Suçlu metro değildir’ de demedi. ’Neden konusunda kesin bir yargıya varmak mümkün değildir’ dedi. Ben de aynısını söylüyorum. ’Suçlu metrodur’ demek de ’Metro değildir’ demek de mümkün değildir. Bunun için çok erken ve araştırma devam ediyor. Suçlu kim ise onunla ilgili araştırma yapılıyor" ifadelerini kullandı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin metro inşaatını denetleme imkanı olmadığını söyleyen Büyükakın, "Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin metro inşaatını denetleme imkanı yoktur. Bu konu kanunda çok açıktır. Spekülasyon yapmayalım. Gebze’de metronun kaya zemininin içerisinden geçirilmesi için güzergah değiştirildi. Büyükşehiri kamulaştırma yapmamak ile eleştirdiğiniz alanda istasyon vardı. Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Genel Müdürlüğü istasyonun yerini değiştirdiği için binaların yıkılmasına gerek kalmadı" şeklinde konuştu. "Tüm binaları tarayan tek iliz" Çalışmaların iki boyutlu sürdüğünü belirten Büyükakın, "Orada yapılan çalışmalar 2 boyutta sürdü. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı uzmanlarınca yapılan incelemelerde yıkılan binanın yanındaki binalarda hasar görülmedi. Yıkılan binanın yanındaki hariç, incelenen hiçbir binada hasar tespit edilmedi. Tahliye edilen 21 binanın hasarsız olması ile yetinmeyelim, ’riskli yapı analizi yapalım’ dedik. Eğer aralarından riskli çıkarsa gereken yapılacak. Üzerimize vazife olmamasına rağmen, bu kentteki binalar riskli midir değildir midir diye tarama yaptırdık. Türkiye’de bu taramayı yaptıran başka bir il yok. Hem metro inşaatında hem de Dilovası’ndaki yangında, ’Büyükşehir belediyesi sorumludur’ demek, anlamsız bir itham. ’Metro sorumludur’ ifadesini sorumsuzca kullandınız. Daha ilk günden oradaki yıkımın metrodan kaynaklandığını söylediniz. Ben hiçbir hocadan, ’Bina metrodan yıkılmıştır’ dediğini duymadım" dedi. Hürriyet’e belgeli yanıt Hürriyet’in metro iddiasına İzmit’teki bir olay üzerinden belgesi ile yanıt veren Başkan Büyükakın şunları söyledi: "Oradaki binanın metrodan yıkıldığını açıklayan size, 10 Kasım tarihinde İzmit Belediyesi’nden büyükşehire gelen şu yazıyı göstermek istiyorum. İzmit Sanayi Mahallesi’ndeki bir yapıda kayma olduğu şikayeti olduğu üzere herhangi bir olumsuzluk gözlemlenmediğini yazmışsınız. Belediyenizdeki imkanlar ile küçük bir kaymanın nedenini anlayamadınız da binanın metrodan kaynaklı olduğunu nasıl anladınız. Bu tespit edilemezken, metronun üzerinde yıkılan binanın tespitini hangi yetkinlikte yaptınız?" ifadelerini kullandı. "Yere batsın siyasetiniz" Kocaelispor başkanlığını metronun müteahhidine teklif edildiği iddiasını yalanlayan Büyükakın, "Kocaelispor başkanlığı hakkında benim Kocaelispor başkanlığını, metronun müteahhidine teklif ettiğim iddiası kocaman bir yalandır. Bunu ispatlamayan da yalancıdır, müfteridir. ’Utanmaz, arlanmaz, liyakatsiz, suçlu’ gibi ifadeler kullandınız. Ben bu ifadeleri kullanmayı kendime yakıştırmadığım için size iade ediyorum. ’Lanet olsun’ dediniz ya. Sizin çok meşhur bir lafınız var, ‘Yere batsın siyasetiniz. Nokta" dedi.
Çin’in İstanbul Başkonsolosu Wei: "Çin ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonuyla güçlü bir şekilde uyum içinde"
13 Kasım 2025 Perşembe - 18:45 Çin’in İstanbul Başkonsolosu Wei: "Çin ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonuyla güçlü bir şekilde uyum içinde" Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiadong, "Çin Türkiye’nin ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonuyla güçlü bir şekilde uyum içinde ulusal güvenlik ve sosyal istikrar başlıklarına büyük önem atfediyor. Ülkeler arasındaki terörle mücadele ve güvenlik alanındaki iş birliğinin sürekli derinleştirilmesi, bölgesel barış ve istikrara daha fazla katkı sağlayacaktır" dedi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), "Çin’in 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın Anlaşılması ve Türkiye-Çin Ekonomik İlişkilerine Yansıması" başlıklı bir etkinlik düzenledi. İstanbul’da düzenlenen programa Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong da katıldı. Başkonsolos Wei yaptığı acılış konuşmasına Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar’a teşekkürlerini ileterek başladı. Wei, "Üç hafta önce Çin Komünist Partisi (ÇKP) Komitesi 4. genel kurul toplantısını gerçekleştirdi. Bu toplantıda varılan en önemli sonuçlardan biri Çin’in önümüzdeki beş yıldaki sosyal ve ekonomik kalkınma planının, yani 15. Beş Yıllık Plan’ın formüle edilmesiydi. Beş yıllık planlar yapmak Çin’e özgü bir durum olmadığı gibi, ilk olarak Çin’de de icat edilmedi. Ancak, diğer ülkelerdeki bu planların çoğu yarıda bırakıldı. Buna karşılık, yalnızca Çin beş yıllık planlarını bilimsel olarak formüle edip ardışık olarak uygulayabiliyor. 1953’ten 2025’e kadar 14 beş yıllık plan, Çin’in dünya tarihinde nadir görülen bir kalkınma atılımı sağlamasına rehberlik etti. 15. Beş Yıllık Plan’ın özünü anlamak, Çin’in önümüzdeki beş yıldaki gelişimini kavramak için ‘altın anahtar’ görevi görüyor" dedi. Wei, 15. Beş Yıllık Plan kapsamında ekonomik ve sosyal kalkınma alanında 7 öncelikli hedef belirlendiğinin altını çizerek, gelecek 5 yıl içinde Çin’de atılacak yeni adımlara değindi. Wei, "İlk hedefimiz yüksek kaliteli kalkınmada kayda değer ilerlemedir. Gelecek 5 yılda üretimin belkemiğini oluşturduğu daha modernize bir sanayi sistemi geliştireceğiz. Geleneksel endüstrileri geliştirecek, gelişmekte olan gelecek endüstrilere de teşvikte bulunacağız. Yeni enerji, yeni hammadde, uzay ve alçak irtifa ekonomilerinin gelişmekte olan endüstriler olduğunu düşünüyorum. Kuantum teknolojisi, biyo-üretim, hidrojen ve füzyon enerjisi, beyin-bilgisayar arayüzü, bedensel zeka ve 6. nesil mobil iletişim ağının ise geleceğin endüstrileri olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Başkonsolos Wei, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında Ağustos ayında gerçekleştirilen görüşmeye değinerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Xi, Çin ve Türkiye’nin yeni enerji, 5G, biyotıp ve diğer alanlarda yeni iş birliği hedeflerine ulaşması gerektiği konusunda mutabakata vardı. Bu, gelecekte teknolojik inovasyon ve yeni enerji alanlarındaki iş birliğimizi güçlendirecektir" ifadelerini kullandı. "Çin ve Türkiye’nin teknolojide öz yeterlilikte birbirini güçlendirmiştir" İkinci olarak bilimsel ve teknolojik alanlarda öz yeterliliğin sağlanmasına ilişkin önemli gelişmelerin hedeflendiğini belirten Wei, "Çin temel araştırma ve orijinal inovasyon kapasitesini önemli ölçüde güçlendirecek, önemli alanlardaki temel teknolojilerde çığır açan buluşlar elde etme konusunda daha hızlı ilerleme kaydedecektir. Bilimsel ve teknolojik araştırmalar için net, adil ve ayrımcılık yapılmayan bir çevreyi hedefleyerek, ‘yüksek çitli küçük bahçeler’ kurmak yerine bu alanlardaki inovasyonların bütün insanlığın refahı için meyve vermesini hedefliyoruz. Çin ve Türkiye’nin teknolojide öz yeterlilik konusunda birbirini güçlendirdiği birçok örnek ile gözler önüne serilmiştir" dedi. Wei, "Çin tarafından üretilen C919 uçağı, Türk şirketi Keyvan Havacılık tarafından sağlanan navigasyon verilerini kullanıyor. Huawei, 5G teknolojisini geliştirirken, Türk matematikçi Erdal Arıkan’ın bilgi teorisi alanında elde ettiği temel araştırma sonuçlarını uyguladı. İleri malzemeler ve esnek elektronikler üzerine ilk ikili Çin-Türkiye sempozyumu bu yıl İstanbul’da başarıyla gerçekleştirildi. Bu sempozyumlar, hem Çin hem de Türkiye’nin bilim ve teknolojideki öz yeterliliğin ve kendini geliştirmesinin birbirleri için fırsatlar oluşturacağını açıkça ortaya koyuyor" açıklamasını yaptı. "Türk şirketleri gelecekte Çin’e yatırım yapmak için daha özgür bir ortam bulacak" Üçüncü olarak ise reformların kapsamlı bir şekilde derinleştirilmesinde yeni atılımların hedeflendiğini belirten Başkonsolos Wei, Çin’in iş ortamını iyileştirmeye ve yabancı yatırımlar için olumsuz listeyi kısaltmaya devam edeceğini bildirdi. Wei, "Türk şirketleri gelecekte Çin’e yatırım yapmak için daha özgür bir ortam bulacak. Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu, ödeme kolaylaştırmalarının geliştirilmesi, vize hizmetlerinin iyileştirilmesi ile iki ülke arasındaki halklar arası etkileşimin güçlendirilmesinde her zaman ön saflarda yer almıştır. Bugüne kadar, konsolosluğumuz tarafından bu yıl işlenen vize sayısı geçen yılın toplam rakamına ulaşmış ve 2023’ün iki katına çıkmıştır. Başkonsolosluk, bundan sonra da Türk şirketlerinin Çin’in kalkınmasının sunduğu fırsatları değerlendirmelerine destek olmaya devam edecektir" dedi. "Çin, gelecekte de kültürel ürünlerini dünya sahnesine tanıtmaya devam edecek" Wei ayrıca toplum genelinde kültürel ve etnik ilerlemelerin hedeflendiğinin altını çizerek, "Çin, kültür endüstrilerinin gelişimini hızlandıracak ve uluslararası halklar arası etkileşimi genişletecek. Geçtiğimiz yıl, ‘Efsanevi Bir Manzara Resminin Yolculuğu’ adlı gösteri İstanbul’da dört kez üst üste sahnelendi. Her gösterinin biletleri giderek artan ilgi ile birlikte tükendi. Birçok Türk arkadaşım bilet bulmalarına yardımcı olup olamayacağımı sordu. Çin, gelecekte de kültürel ürünlerini dünya sahnesine tanıtmaya devam edecek" açıklamasını yaptı. "Türk ürünleri, Çin e-ticaret platformlarında popüler ürünler haline geldi" Bir diğer hedeflerinin yaşam kalitesinin iyileştirilmesi olduğunu belirten Başkonsolos, Türk tarım ürünlerinin taraflar arasındaki ticarette gelecek yıllarda önemli rol oynayabileceğini belirtti. Wei, "Gelecek 5 yıl içinde, Çin vatandaşlarının tüketim seviyesi, yüksek kaliteli ürünlere artan taleple birlikte daha da artacaktır. Türk kuru meyveleri, zeytinyağı ve balı, Çin e-ticaret platformlarında şimdiden popüler ürünler haline geldi. Son zamanlarda konsolosluk bölgemizdeki Balıkesir ve Manisa gibi bazı illere yaptığım ziyaretlerde, yüksek kaliteli ve uygun fiyatlı yerel tarım ürünlerinden çok etkilendim. Çin’in tüketim artışı hızlandıkça, daha fazla kaliteli Türk tarım ürünü Çin pazarına girecek ve bu da iki ülke arasındaki tarım ve gıda sektörlerindeki iş birliğini daha da derinleştirecektir. Bu arada, Çin vatandaşları arasında yüksek kaliteli turizm deneyimlerine olan talebin artmasıyla birlikte, Türkiye’nin giderek artan sayıda Çinli ziyaretçiyi ağırlayacağına inanıyorum" dedi. "Yeşil enerjiye geçiş Türkiye ve Çin arasındaki iş birliği için yeni bir alandır" Listedeki altıncı atılımın "Güzel Çin Girişimi" alanında yeni büyük adımların atılması olduğunu aktaran Wei, Çin’in karbon emisyonlarını azaltma konusunda çabalarını sürdüreceğini ve yeni bir tür enerji sistemi geliştirilmesi alanındaki çabalarının hızlandırılacağını belirtti. Wei, "Yeşil enerjiye geçiş Çin’in yüksek kaliteli kalkınması için kaçınılmaz bir yol olmanın yanı sıra Türkiye ve Çin arasındaki iş birliği için de yeni bir alandır. Ülkelerimiz arasındaki fotovoltaik enerji üretimi, rüzgar enerjisi ve yeni enerji taşımacılığı gibi alanlarda iki ülke arasındaki iş birliği artarak devam edecek" dedi. "Çin Türkiye’nin ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonuyla uyum içinde" Yedinci maddenin ise ulusal güvenlik alanında daha gelişmiş atılımlar olduğunu kaydeden Wei, "Çin Türkiye’nin ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonuyla güçlü bir şekilde uyum içinde ulusal güvenlik ve sosyal istikrar başlıklarına büyük önem atfediyor. Ülkeler arasındaki terörle mücadele, güvenlik uygulamaları ve siber güvenlik alanındaki iş birliğinin sürekli derinleştirilmesi, bölgesel barış ve istikrara daha fazla katkı sağlayacaktır" açıklamasını yaptı. "Bu kazanımlar, ülkelerimiz arasındaki kazan-kazan iş birliğinin en canlı örnekleri" Wei, planlanılan hedeflere ulaşılmasının Çin ve Türkiye arasındaki iş birliği için geniş bir alan ve somut fırsatlar oluşturacağını vurgulayarak, "Geçtiğimiz yıllarda, Çin’in sürdürülebilir ekonomik kalkınmasının ivmesiyle, pratik iş birliğimiz verimli sonuçlar vermiştir. Burada bulunan birçok iş lideri, bu iş birliğinin tam anlamıyla tanıkları ve katılımcıları olmuştur. Son zamanlarda, ülkelerimiz mali ve havacılık iş birliğinde yeni atılımlar gerçekleştirmiştir, iki ülke arasındaki haftalık doğrudan uçuşların sayısı 42’den 98’e çıkarılacaktır" ifadelerini kullandı. Wei, "Çin Merkez Bankası, Türk Hava Yolları’nın filosunun genişlemesini ve kargo faaliyetlerinin iyileştirilmesini desteklemek için toplam 2,9 milyar Çin yuanı (yaklaşık 408,5 milyon ABD doları) tutarında beş yıllık bir finansman anlaşması imzalamıştır. Çin Halk Bankası ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ile 35 milyar Çin yuanı/189 milyar Türk Lirası takas ölçeğini koruyarak 3 yıllık ikili yerel döviz takas anlaşmasını yenilemiştir. Çin Sanayi ve Ticaret Bankası, 17 Kasım’da İstanbul’da görkemli bir açılış töreniyle ‘Türk-Çin yuanı Takas Bankası’nı resmen faaliyete geçirecek. Bu kazanımlar, ülkelerimiz arasındaki kazan-kazan iş birliğinin en canlı örnekleri olarak öne çıkıyor" dedi. Işık: "Çin’e güvenmek geleceğe güvenmektir" Türk girişimci ve iş insanı Dr. Ahmet Faruk Işık ise, iki ülke arasındaki ilişkilere ilişkin, "Çin’e güvenmek geleceğe güvenmektir. Çin’e yatırım yapmak geleceğe yatırım yapmaktır. Çin Başkonsolosluğu her zaman olduğu gibi sizler için politika trendlerini zamanında yorumlayacak, Çin-Türkiye iş birliğine dair olumlu bilgileri iletecek, pratik iş birliği platformları oluşturmak için aktif bir şekilde çalışacak ve iki ülke arasındaki somut iş birliğini derinleştirmek üzere kapsamlı hizmetler sunacaktır. Gelecek yıl, Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıldönümünü kutlayacağız. Başkan Xi Jinping ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesinde varılan mutabakat doğrultusunda, çeşitli alanlarda pratik iş birliğini sürekli olarak ilerletelim, Çin-Türkiye ilişkileri için daha parlak bir gelecek oluşturalım ve insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir topluluk inşa etmek adına durmaksızın çaba gösterelim" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kıbrıs meselesine en gerçekçi çözümün Ada’da iki devletin bir arada var olmasından geçtiğine inanıyoruz"
13 Kasım 2025 Perşembe - 18:39 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kıbrıs meselesine en gerçekçi çözümün Ada’da iki devletin bir arada var olmasından geçtiğine inanıyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kıbrıs meselesine en gerçekçi çözümün Ada’da iki devletin bir arada var olmasından geçtiğine inanıyoruz. Bizim Kıbrıs davasındaki duruşumuz her zaman net olmuştur. Kıbrıs meselesinin bugüne kadar çözümsüz kalışının temelinde Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü reddetmeleri vardır" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ( KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan Erhürman’ı tebrik ederek sözlerine başladı. Erdoğan," 19 Ekim 2025 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı seçimleri huzur içerisinde gerçekleşti. Sayın Cumhurbaşkanı’na bir kez de huzurlarınızda yeni görevinde Cenab-ı Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum. Öncelikle iki gün sonra 42. Kuruluş Yıl dönümünü idrak edeceğimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bu müstesna gününü tebrik ediyorum. Kıbrıs Türkü kardeşlerime muhabbetlerimi gönderiyorum. Milli davamız Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve adadaki gerçeklere uygun bir çözüme ulaşılmasına yönelik mücadelemizi Sayın Erhürman’la yakın eş güdüm içerisinde kararlılıkla sürdüreceğiz." Dedi.Cumhurbaşkanı Erhürman ve heyetiyle oldukça kapsamlı ve verimli bir görüşme yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erhürman ile Kıbrıs meselesinin mevcut gidişatı çerçevesinde gelecek dönemde atılabilecek ortak adımları değerlendirdiklerini aktardı. Erdoğan," Bizim Kıbrıs davasındaki duruşumuz her zaman net olmuştur. Kıbrıs meselesinin bugüne kadar çözümsüz kalışının temelinde Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü reddetmeleri vardır" diye konuştu.Rum tarafının ne siyasi gücü ne de ekonomik refahı adadaki Türklerle paylaşmak istemediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Dahası buna asla yanaşmıyor. Rum tarafı Kıbrıs için çözümü 1963’te silah zoruyla ele geçirdiği bugün ise hiçbir hükmü kalmamış olan ortaklık devletinde Kıbrıslı Türkleri azınlık konumuna indirgemekte görüyor. Bunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs meselesinin bidayetinde yaptığı yanlışların ve Annan planını reddetmesine rağmen Rum yönetimini üye olarak kabul eden Avrupa Birliği’nin de hatası olduğunu akılda tutmamız gerekiyor" açıklamasını yaptı.Geçmişin yanlış kararlarıyla Rum tarafına sunulmuş olan rehavet imkanının Kıbrıs Türklerinin öz vatanlarında sonu gelmeyen bir hak mağduriyetine uğramalarına yol açtığını kaydetti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bunun tadili için verilen sözlerin de tutulmadığına dikkat çekerek,"Sayın Cumhurbaşkanı gerek geçmiş başbakanlık dönemi gerekse 2008-2010 yıllarındaki müzakere heyeti üyeliği tecrübelerinden bu süreci çok iyi bilmektedir. Bu tecrübeler ışığında kendisinin Rum tarafına son dönemde verdiği mesajlarda Kıbrıs Türk’ünün egemen eşitliğinden taviz verilmeyeceğini vurgulamasını oldukça isabetli buluyorum" değerlendirmesini yaptı."1968’den beri yapılan ve bir sonuca varamayan müzakerelere artık sırf dostlar alışverişte görsün diye devam etmeyeceğimizi 2017’de Rum tarafının masayı terk etmesiyle çökmesinin ardından ortaya koymuştuk."diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu duruşumuzu Kıbrıs Türk tarafıyla tam bir anlayış birliği içerisinde muhafaza ediyoruz. Kıbrıs meselesine en gerçekçi çözümün adada iki devletin bir arada var olmasından geçtiğine inanıyoruz. Adadaki iki halkın barış, refah ve emniyet içinde yan yana yaşayabileceği bir çözümün mümkün olduğuna dair tutumumuzu koruyoruz. Bu doğrultudaki samimi gayretlerimizi de sürdüreceğiz" dedi.Bugün artık çok daha farklı bir uluslararası konjonktürle karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Daha önce de söyledim, dünün güneşiyle bugünün özellikle çamaşırı kurutulamaz. Eski dönemin ezberleriyle iğneyle kuyu kazmaya uğraşmak bizi bir yere götürmez. Dilerim Kıbrıs Türk’ünün gösterdiği cesaret ve çözüm iradesini ilerleyen dönemde karşı taraftan da görebiliriz. Bunu mümkün kılabilmek için her zamanki yapıcı, sonuç odaklı, adaletli ve insancıl yaklaşımımızı Kıbrıs Türk halkıyla birlikte sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ile Türkiye- KKTC arasındaki iş birliğinin daha da hızlanması için yapılabilecekleri ele aldıklarını belirterek," Kıbrıs Türk’ünün refahını artırmak, gündelik hayatını kolaylaştırmak ve on yıllardır maruz kaldığı tecritten en az ölçüde etkilenmesini sağlamak üzere hayata geçirdiğimiz projeleri değerlendirdik. Gelecekte aynı kararlılık ve anlayışla yardımcım Cevdet Yılmaz Bey’in koordinasyonunda bu gayretlerimiz sürecektir" değerlendirmesini yaptı.Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda layıkıyla temsil edilebilmesi, sesini ve uğradığı haksızlıkları dünyaya duyurabilmesi için siyasi ve diplomatik gayretlerine eş güdüm halinde devam edeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan," Ana vatan ve garantör olarak dün olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türk halkını haklı mücadelesinde asla yalnız bırakmayacağız. Bu düşüncelerle Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman’a nazik ziyaretleri için huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Görüşmelerimizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" dedi.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanının 42. yıl dönümünü bir kere daha tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatan için toprağa düşen tüm şehitlerimizi, fedakar gazilerimizi ve Kıbrıs davasının önderleri Merhum Doktor Fazıl Küçük ve Kurucu Cumhurbaşkanı Merhum Rauf Denktaş’ı şükranla yad ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanı’nın önceki gün Gürcistan’da düşen askeri kargo uçağımızda şehit olan 20 kahraman askerimiz için Kıbrıs Türkü adına yayınladığı taziye mesajı için de teşekkürlerimi kendilerine iletiyorum. Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi muhabbetle selamlıyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman açıklamalarda bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan’a davetleri için teşekkür eden Erhürman, " Geride bıraktığımız 10 Kasım tarihi münasebetiyle Büyük Lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygı ve minnetle anar, 11 Kasım tarihinde yaşanan elim uçak kazasında kaybettiğimiz şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaslı ailelerine, sevenlerine ve Türk ulusuna kendim ve halkım adına bas sağlığı ve sabır dilerim. Dünyada herkesin bildiği gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türkiye ilişkileri başka herhangi iki devlet arasındaki ilişkilerle kıyaslanamayacak kadar özeldir" ifadelerini kullandı.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bugüne kadarki tüm cumhurbaşkanlarının seçildikten sonra ilk ziyaretlerini Türkiye ‘ye ye yaptıklarını ve gerek Kıbrıs sorunu gerekse dış politikayla ilgili konulardaki görevlerini her zaman Türkiye Cumhuriyeti ile yakın istişare içinde yürüttüklerini dile getiren Erhürman," Bu elbette Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 6. Cumhurbaşkanı olarak benim dönemimde de böyle olacaktır ve bu çerçevede bugün seçildikten sonraki ilk ziyaretimi Sayın Cumhurbaşkanı’nın nazik davetleri üzerine Türkiye Cumhuriyeti’ne yapıyor olmaktan son derece mutluyum. Belirtmek isterim ki görev sürem içerisinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki sarsılmaz kardeşlik bağları çerçevesinde iki ülke arasındaki ilişkileri daha da iyi bir seviyeye taşımak ülkemi halkımı Türkiye kamuoyunda daha da bilinir daha da tanınır kılmak benim için en önem verdiğim çalışma alanlarından biri olacaktır." diye konuştu.( HK-