POLİTİKA
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi: "‘Türkiye’nin İsrail’e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu’ yönündeki iddialar tamamen asılsızdır" 13 Nisan 2026 Pazartesi - 00:59:28 Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından, "Bazı medya organları ve sosyal medya paylaşımlarında Cumhurbaşkanımıza atfen yer alan, ‘Türkiye’nin İsrail’e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu’ yönündeki iddialar tamamen asılsızdır" denildi. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Türkiye’nin dün olduğu gibi bugün de bölgesinde adaletin, barışın ve sağduyunun sesi olmaya devam edeceği bildirilerek şu ifadelere yer verildi: "Bazı medya organları ve sosyal medya paylaşımlarında Cumhurbaşkanımıza atfen yer alan, ‘Türkiye’nin İsrail’e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu’ yönündeki iddialar tamamen asılsızdır. Söz konusu paylaşımlardaki iddialar gerçeklerle örtüşmeyen ve bölgesel istikrara zarar vermeyi amaçlayan söylemlerdir. Türkiye Cumhuriyeti, asırlara sari devlet geleneği ve vizyonu gereği her zaman bölgemiz başta olmak üzere tüm coğrafyalarda kanın durması, sivillerin korunması ve kalıcı barışın tesisi için öncü bir rol üstlenmektedir. Bölgesel krizlerin ve anlaşmazlıkların çözümünde de her zaman uluslararası hukuku ve diplomasi kanallarını önceleyen ülkemiz, gerilimi tırmandıran değil, düşüren bir tutum sergilemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, herhangi bir ayrım gözetmeksizin bölge halklarının huzur, güven ve refah içinde yaşamasını öncelemektedir. Türkiye’nin mücadelesini ve insani duruşunu çarpıtarak sunmaya çalışan manipülatif içeriklere itibar edilmemelidir."
12 Nisan 2026 Pazar - 21:53 Zorlu’dan Netanyahu’ya sert tepki: "Türkiye’nin kararlı duruşuna karşı bir hazımsızlık var" NİĞDE (İHA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, "Katil Netanyahu’nun ve o zihniyetinin ortaya koyduğu iki tane önemli hedef olduğunu görüyoruz. Birincisi, devletimizin birliğini, iç cephesini hedef alan bir anlayış olduğunu görüyoruz. İkincisi de Türkiye’nin bölgesinde barış, huzur ve güven esaslı o diplomatik ve kararlı duruşuna karşı bir hazımsızlık olduğunu görüyoruz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Altay köyünde düzenlenen Nevruz Bayramı etkinliklerine katıldı. Zorlu etkinlikte yaptığı konuşmada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sosyal medya üzerinden yaptığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi. Zorlu, "O mesajları okumaya bile dilim el vermiyor çünkü bizim için yok hükmündedir. Katil Netanyahu’nun ve o zihniyetinin ortaya koyduğu iki tane önemli hedef olduğunu görüyoruz. Birincisi, devletimizin birliğini, iç cephesini hedef alan bir anlayış olduğunu görüyoruz. İkincisi de Türkiye’nin bölgesinde barış, huzur ve güven esaslı o diplomatik ve kararlı duruşuna karşı bir hazımsızlık olduğunu görüyoruz" dedi. Türkiye’nin güçlü duruşunun rahatsızlık oluşturduğunu ifade eden Zorlu, "İşte bu bakımdan, Türkiye Cumhuriyeti, bölgemizi saran bu ateş çemberine karşı Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 86 milyon yurttaşımızı bu tehlikelerden bertaraf eden duruşunu neden ve nasıl devam ettirmeli, bu sorunun cevabını da aslında dün akşamki o hadsiz mesajlarda görüyoruz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışında yaptığı "iç cepheyi güçlendirme" vurgusuna dikkat çeken Zorlu, "Özellikle 2024 yılı Ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği iç cephemizi güçlendirme vurgusunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmekteyiz. İşte bugün Altay köyünde, Doğu Türkistan’dan Kerkük’e, Karabağ’dan Üsküp’e 300 milyona yaklaşan nüfusuyla büyük Türk dünyasının nasıl bir araya gelebildiğini hep birlikte görüyoruz. Çok şükür milletimiz güçlü liderliğimizin, güçlü devletimizin ve dayanışma ruhumuzun yanındadır. Çok şükür Türk dünyası bu gücün ve bu ilerleyişin yanında da olmaya devam edecektir" dedi. Konuşmasının sonunda Türk dünyasına yönelik politikalara da değinen Zorlu, "Hükümetimizin ve Cumhurbaşkanımızın başta olmak üzere bütün kurumlarımızla Türk dünyasına karşı yaklaşımımız çok nettir. Biz gönül coğrafyamızı bir bütün olarak kabul ediyoruz ve nerede olursa olsun kültürel zeminde birliğimizi tahkim etmenin, güçlendirmenin inanıyoruz ki bulunduğumuz her coğrafyada barış ve huzurun temeli olacağına yürekten inanıyoruz. İnşallah Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığı olarak geçen yıl başlattığımız çalışmaları bundan sonra da devam ettireceğiz" şeklinde konuştu.
Manavgat Başkan Vekili Çiçek: "Yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik hizmetlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz"
12 Kasım 2025 Çarşamba - 11:31 Manavgat Başkan Vekili Çiçek: "Yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik hizmetlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz" Konya Meliha Ercan Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü sakinleri, Manavgat Belediyesi bünyesinde hizmet veren Ilıca Meliha Ercan Engelsiz Yaşam Merkezi’ni ziyaret etti. Manavgat Belediye Başkan Vekili Mehmet Çiçek de ziyaret kapsamında misafir heyete eşlik etti. Meliha Ercan Vakfı Genel Müdürü Nil Batu ve Meliha Ercan Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Nuri Baysal öncülüğünde gerçekleştirilen ziyarette, iki kardeş kurum arasında sosyal hizmet uygulamalarına ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Huzurevi sakinleri, Engelsiz Yaşam Merkezi’nin özel bireylere yönelik sunduğu eğitim, rehabilitasyon, sosyal uyum, psiko-sosyal destek ve atölye programları hakkında detaylı bilgi aldı. Ziyaret kapsamında Manavgat Belediyesi Türkan Sözen Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde öğrenim gören minikler de programa dahil oldu. Çocuklar, özel bireylerle ve huzurevi sakinleriyle ortak etkinliklere katılarak, merkeze canlılık ve enerji kattı. Manavgat Belediye Başkan Vekili Mehmet Çiçek, kardeş kurum ziyaretinin önemine dikkat çekerek, "Manavgat Belediyesi olarak özel bireylerin yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik hizmetlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Meliha Ercan Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren kardeş kurumlarımızla bir araya gelmek, deneyimlerimizi paylaşmak ve iş birliği imkanlarını değerlendirmek bizler için çok kıymetli" dedi.
Bakan Göktaş: "Sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırı düzenlemesi üzerinde titizlikle çalışıyoruz"
12 Kasım 2025 Çarşamba - 11:03 Bakan Göktaş: "Sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırı düzenlemesi üzerinde titizlikle çalışıyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırı düzenlemesi üzerinde titizlikle çalışıyoruz" dedi. AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi görüşülmeye başlandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, milletvekillerine bakanlığın bütçesine ilişkin sunum yaptı. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de doğurganlık hızının gerilediğini, aile kurumunun ve demografik yapının güçlendirilmesinin artık toplumsal bir öncelik haline geldiğini dile getiren Göktaş, "Bu bağlamda 2025 yılında kurumsal yapımızı daha da güçlendirdik. Aile Enstitümüz, aile yapısındaki dönüşümü ve toplumsal eğilimleri analiz eden ve politika üreten çalışmalarına bu yıl başladı. Cumhurbaşkanı Yardımcımız başkanlığında, Bakanlığımız koordinesinde yürütülen Nüfus Politikaları Kurulu ile ülkemizin demografik yapısına ilişkin politikaları stratejik bir vizyonla ele alıyoruz. Öte yandan ’aile’yi odağına alması bağlamında bir ilk olan Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımızı kararlılıkla uyguluyoruz. ‘Aile dostu ekosistem’ anlayışıyla aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle ilan ettiğimiz 2025 Aile Yılı toplumun tüm kesimlerinde büyük bir teveccühle karşılık buldu. Bakanlık olarak yıl boyunca 14 bin 121 etkinlik ve faaliyet gerçekleştirdik, aileyi ve nüfus yapısını güçlendirmeyi toplumu kapsayan ortak bir hedef haline getirdik. Kamu kurumları, STK’lar, üniversiteler, iş dünyası ve yerel yönetimler ‘Aile Yılı’na özgü çalışmalar yürüttüler. Aile Yılı’nda önemli politikalar hayata geçirdik" ifadelerini kullandı. "Aile danışmanlığı hizmetimizi 81 ilde ücretsiz olarak başlattık" 2013 yılından bu yana yaşanan 280 afet ve acil durumda 6 milyon vatandaşa psikososyal destek hizmeti sunduklarını ifade eden Göktaş, "Bağımlılıkla mücadelede Yeşilay ile birlikte 1,9 milyon kişiye önleyici rehberlik, eğitim ve farkındalık programları düzenledik. 2025 Aile Yılı’yla birlikte danışmanlık hizmetlerinde ihtisaslaşma dönemini ve çevrimiçi danışmanlık uygulamalarımızı başlattık. 1,5 milyon vatandaşımızın kullandığı ‘İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulamasıyla ebeveynlere çocuk eğitimi, gelişimi ve aile içi iletişim konularında rehberlik ediyoruz. Diğer yandan Aile Eğitim Programı ve ailelerin değişen ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğimiz Modüler Aile Eğitim Programı’yla 5,7 milyon kişiye ulaştık. Evlilik Öncesi Eğitim Programı’yla 2013’ten bugüne 2,4 milyon gencimizin bilinçli ve sağlıklı evlilik yapmalarına destek olduk. Ayrıca aile danışmanlığı hizmetimizi 81 ilde ücretsiz olarak başlattık. Tüm bu çalışmalarla sosyal hizmeti sahada daha etkin ve erişilebilir kılmayı hedefliyoruz" dedi. "Sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırı düzenlemesi üzerinde titizlikle çalışıyoruz" Çocukların dijital dünyanın sunduğu imkânlardan güvenle yararlanabilmesi için koruyucu çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Göktaş, "Sosyal medya çalışma grubumuzla zararlı içerikleri tespit ediyor ve gerekli müdahaleleri anında yapıyoruz. Öte yandan, sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırı düzenlemesi üzerinde de titizlikle çalışıyoruz. Çocuk için Dost Uygulamalar, yani DUY ihbar platformuyla, çocuklar için güvenli bir dijital alan oluşturuyoruz. Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın da desteğiyle çocukların dijital haklarının korunmasında ulusal ve uluslararası farkındalığa öncülük ediyoruz. Bugün 81 ilimizde 46 bin 996 üyeye ulaşan Çocuk Hakları Komitelerimizle çocuklarımızın hak ve sorumluluklarının bilincinde bireyler olarak yetişmelerini destekliyoruz. Çocuk katılımı konusunda rol model alınan ülke olarak, 26. Çocuk Forumu’nu önümüzdeki hafta ‘Dijital Dünyada Çocuk Hakları’ temasıyla gerçekleştireceğiz. Çocuklarımızın güvenle büyüyebileceği bir gelecek inşa etmeye kararlıyız" şeklinde konuştu. "Yaşlı nüfus oranının ülkemizde 2040 yılında yüzde 16’yı aşacağı öngörülüyor" Küresel eğilime benzer şekilde Türkiye’de de nüfusun giderek yaşlandığını ifade eden Bakan Göktaş, "Yaşlı nüfus oranının ülkemizde 2040 yılında yüzde 16’yı aşacağı öngörülüyor. Bu demografik dönüşüm, yeni politikalar geliştirmemizi zorunlu kılıyor. Sağlıktan sosyal destek mekanizmalarına, emeklilik ve bakım hizmetlerinden şehir planlamasına kadar pek çok alanda yeni ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Bu ihtiyaçları anlamak üzere 24 bin 697 kişiyle yaptığımız görüşmelerle ’Yaşlılık Saha Araştırması’nı gerçekleştirdik. Ayrıca 81 ilimizde çalıştaylar düzenledik. Elde ettiğimiz bulguları tüm paydaşlarımızın katılımıyla gerçekleştireceğimiz 2. Yaşlılık Şurası’nda ele alacağız. Şuradan çıkacak sonuçlarla birlikte yaşlılarımızın aktif ve üretken bir yaşam sürdürebilmeleri için güçlü bir yol haritası ortaya koyacağız" dedi. "Kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 35,7’ye, kadın istihdam oranını ise yüzde 31,8’e yükselttik" Son 23 yılda hayata geçirilen politikalarla kadınların her alanda daha etkili bir şekilde yer almasının önünü açtıklarını söyleyen Göktaş, "‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile bu kazanımları kalıcı hale getirecek faaliyetler yürütüyoruz. Bu çabalarımızı bir üst seviyeye taşıdığımız, 8 Mart’ta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle Koordinasyon Kurulları oluşturduk. Bu kurullar ile politikalarımızın yerelde daha etkin uygulanmasını sağlıyor, kurumlar arası iş birliğini artırıyoruz. Diğer yandan kadınların ekonomide öncü bir güç olmalarını, sürdürülebilir kalkınmanın temel koşulu olarak görüyoruz. Yürüttüğümüz çalışmalarla bugün kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 35,7’ye, kadın istihdam oranını ise yüzde 31,8’e yükselttik. Kamu, sivil toplum ve özel sektörle kurduğumuz iş birlikleriyle kadın girişimciliğini ülkenin dört bir yanında daha da görünür kılıyoruz" ifadelerini kullandı. "Alo 183, KADES, elektronik kelepçe uygulaması ile şiddet vakalarına müdahale mekanizmalarımızı güçlendirdik" Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi merkezde ve yerelde oluşturulan Koordinasyon Kurullarıyla en üst düzeyde sürdürdüklerinin altını çizen Göktaş, "Adalet, İçişleri ve Sağlık bakanlıklarımız arasında kurduğumuz veri entegrasyon sistemleri ile şiddetle mücadelede teknoloji altyapısını sağlamlaştırdık. ALO 183, KADES, elektronik kelepçe uygulaması ile şiddet vakalarına müdahale mekanizmalarımızı güçlendirdik. ALO 183 hattımızın 112 Acil Çağrı Merkezi’ne dâhil edilmesi için çalışmalarımızı tamamladık. Böylece mağdura daha hızlı ulaşıyor, etkin izleme ve takip sürecini gerçekleştiriyoruz. Öte yandan 81 ilde faaliyet gösteren ŞÖNİM sayımızı Mersin, İzmir, İstanbul, Antalya ve Ankara’da açtığımız yeni merkezlerle 86’ya çıkardık. Ayrıca 432 Sosyal Hizmet Merkezi’nde Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları kurduk. Bakanlığımıza bağlı 112 kadın konukevi ile şiddet mağduru kadınlara ve çocuklara hizmet vermeye devam ediyoruz" dedi. Bütçe görüşmeleri devam ediyor.
DEM Parti Grup toplantısı
11 Kasım 2025 Salı - 23:34 DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Bakın bir yılı aşkındır devam eden süreç ikinci aşamaya geçmiş durumdadır. İkinci aşama demokratik siyasetin zamanıdır. Bu aşama savaş stratejilerinin değil barış stratejisinin konuşulması gereken bir aşama. Barış stratejisi silahların gölgesinden tamamen çıkıp demokratik siyasetin ışığına yürümektir" dedi. DEM Parti Grup toplantısı TBMM’de düzenlendi. Hatimoğulları, Kocaeli Dilovası’nda meydana gelen yangına değinerek, "Yaşamını yitiren yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum ve yaralılara acil şifalar diliyorum. Milletvekillerimiz İstanbul ve Kocaeli Kadın Meclisimiz yitirdiğimiz kadın emekçilerin cenazelerine katıldılar. Ayrıca da yanan o dolum tesisine de gittiler. Orada bulundular. Bu çok acı bir olay. Ve bunu bize iş kazası diye yutturmaya çalışıyorlar. Hayır, bu bir iş kazası değil. Bu düpedüz bir iş cinayetidir. Ölenlerin ikisi çocuk. Yani okulda olmaları gerekiyor. Çalışmaları gerekmeyen okulda olması gereken iki çocuk. Ölenlerden biri emekli olması gereken 65 yaşında bir insan. İşte Türkiye’nin manzarası bu, ne yazık ki" ifadelerini kullandı. AB Komisyonu Türkiye raporunun 4 Kasım’da yayımlandığını hatırlatan Hatimoğulları, "Bu sadece bir rapor değil. Türkiye’nin bu gününün röntgenidir. Her alanda geriye bir gidiş var. Demokraside, hukukta, haklarda, özgürlüklerde geriye gidiş. 2018’den beri AB ile müzakereler donmuş durumda. Ve rapor diyor ki ciddi ve derin endişeler var. Yargıda kriz var. Demokraside çöküş, temel haklarda alarm var. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi güçler ayrılığını yok etti. İnsan hakları kötüleşiyor. Muhalefete baskılar devam ediyor. Bunlar AB’nin tespitleri. Bu tespitlere Dışişleri Bakanlığı nasıl bir yanıt verdi sizce? Önyargılı bir rapor dedi. Bakan ve bakanlık Türkiye’yi gittikçe kötüye götüren bu koşulların açıklamasını ve savunmasını yapmaya çalışıyor. Oysa yapılması gereken bu hakikatle yüzleşmek. Oysa yapılması gereken ülkeyi daha da götüren bu savunmadan vazgeçmek ve bunları düzeltmek. Bir detay daha bakın. Raporun adı ilerleme raporu değil. Sadece Türkiye raporu. Bu mesaj açıktır. İlerleme yok. Bırakın yerinde saymayı. Gerileme var. En basitinden AİHM kararları kesinleştiği halde uygulanmıyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve bütün Kobani, Kumpas davası tutukluları Osman Kavala, Can Atalay, Gezi direnişi tutukluları bir saniye dahi içeride kalmamalı. Adalet Bakanı bu kararlara ilişkin verdiği yanıt ve değerlendirme nasıl biliyor musunuz? Bazı davalar siyasallaştırılıyor diyor. Sizin iktidarınız değil mi ki bu davaları siyasallaştıran? Selahattinleri, Figenleri, Can Atalayları, AİHM ve AYM kararlarına rağmen içeride tutarak siyasal kararlar alan sizler değil misiniz? Yargıyı da bu davaları da siyasallaştıran düpedüz sizsiniz. Türkiye’nin itibarını zedelemeye devam ediyorsunuz" şeklinde konuştu. Hatimoğulları şöyle konuştu: "Mahpusların yaşam, sağlık, iletişim ve insan onuruna yakışır koşullarda tutulma haklarına sistematik bir biçimde bir ihlal var. İnfazı yakılanlar 30 sene yattığı halde infaz yakmaya devam ediyorlar. Ve bu konuyla ilgili devam eden açlık grevleri var. Bütün bunlar görmezden geliniyor. Antidemokratik uygulamaların tavan yaptığı bir dönemden geçiyoruz ne yazık ki. Hükümet AB raporunu görmezden gelmemeli. Bu durumu daha fazla sürdürmemeli. Türkiye’ye daha çok zarar vermekten vazgeçmeli. Türkiye’nin bu raporu ters yüz etmesi için tarihi bir fırsat var. İç barış sürecini başlatmak, demokrasiyi güçlendirmek, hukuku ayağa kaldırmak ve şimdi bütün bunları yapabilmek için daha fazla cesaret zamanı, daha fazla demokrasiyi sahiplenme zamanı, daha fazla barışı ve demokrasiyi bir bütün olarak görerek mücadele etme zamanı, harekete geçme zamanı. Bunu pekala hep beraber yapabiliriz. Barışı hep birlikte büyütebiliriz. Barışa giden yolda demokratik siyasete elbette ki çok önemli görevler düşüyor. Bu süreçte elbette meclise, iktidara ve bütün muhalefete önemli görevler düştüğünün altını her fırsatta çizdik, çizmeye devam edeceğiz. Ama esas olarak barışa ruh katacak ve barışı örgütleyecek olan demokratik siyaset alanıdır. Bakın bir yılı aşkındır devam eden süreç ikinci aşamaya geçmiş durumdadır. İkinci aşama demokratik siyasetin zamanıdır. Bu aşama savaş stratejilerinin değil barış stratejisinin konuşulması gereken bir aşama. Barış stratejisi silahların gölgesinden tamamen çıkıp demokratik siyasetin ışığına yürümektir. Örgütlü halk iradesinin, yerel yönetimlerin, sivil toplumun, demokratik kamuoyunun aktif rol alabileceği bir dönem. Bakın barış tohumu bu toprağa düştü. Tohumu toprağa gömdükten sonra artık biter deyip çekip gidemeyiz. İhmal edilirse kurur, sulanmazsa solar. Toplumsal muhalefet ve demokratik güçler olarak bizlere bu filizin daha güçlü bir ağaca dönüşmesi için gereken emek, özveri ve kararlılığı daha fazla göstermeliyiz. Bu dönemde daha fazla örgütlenmeli, daha fazla barışın ve demokrasinin sözünü kurmalıyız. Biz örgütlenmezsek şayet barış karşıtları örgütlenir. Savaş örgütlenir ve nefret örgütlenir. Tarihi fırsatın önüne set çekenler, çatışma ve kutuplaşma ekonomisinden beslenenler var. Siyaseten barış karşılığından nemalanmak isteyenler var. İktidar içinde iktidar adına açıktan barış karşılığı yapan manşetler görebiliyoruz. Bu manşetler barış adına büyük bir utançtır. Barış korkusu yaşayanlar savaşın devamından beslenenler toplumsal yaraların derinleşmesinden medet umanlar yüz yıllar geçse de tarih huzurunda ve halkların vicdanında kötülüğün timsali olarak anılacaktır. Barışa karşı çıkmak gelecek nesillere karşı işlenmiş tarihi bir suçtur. Barış basitçe anketlere memnuniyet testlerine belirsiz kamusal araştırmalara indirgenemez. Barış ve Kürt sorununun çözümü kimi siyasi partilerin seçim hesaplarına kurban edilemez."
CHP Genel Başkanı Özel: "Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır"
11 Kasım 2025 Salı - 19:44 CHP Genel Başkanı Özel: "Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB ve Ekrem İmamoğlu’na yönelik "yolsuzluk" soruşturması iddianamesiyle ilgili, "Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır. Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla ‘hukuki’ değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iddianamesine ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler. Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler. Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti. Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir" ifadelerini kullandı. "Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır" Özel, "Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler. Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir. Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır. Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla ‘hukuki’ değildir, bir işinin siyasi ihtiraslarından ibarettir. Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir. Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz. Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Atatürk’ün partisi milletimize emanettir" dedi.