POLİTİKA
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:00 Milli Savunma Bakan Yardımcısı Ayhan: "Cephelerde savaşlar bitti, akıllı savaşlar olacak" Bolu’da üniversite ve lise öğrencileriyle bir araya gelen Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, "Artık akıllı makinelerin, bilgisayarların, dronların, yani elektronik harp dönemi olacak. Cephelerde savaşlar bitti" dedi. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, Bolu’da düzenlenen ’İhtisas Akademi 26’ programında üniversite ve lise öğrencileriyle bir araya geldi. Programda gençlerin merak ettiği soruları yanıtlayan Bakan Yardımcısı Ayhan, gündeme ve geleceğin savunma teknolojilerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Dünyadaki harp konseptinin tamamen değiştiğine dikkat çeken Ayhan, savunma sanayisinin önemine vurgu yaptı. "Bu coğrafyada ayakta kalmak için buna ihtiyaç var" Klasik askeri çatışmaların yerini teknolojik ve elektronik sistemlere bıraktığını ifade eden Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, "Şimdi İran-İsrail-ABD savaşını gördünüz. Bir barış, bir savaş. Bugün tekrar gemi vurdu, gemi vurmadı gibi söylenmeler var. Yani yarın bugünden çok farklı olacak. Nasıl 10 yıl, 15 yıl önce farklıysa, yarın da çok farklı olacak. Yani topların, pompaların, askerlerin cephede olduğu bir savaş yok artık. Yani artık akıllı makinelerin, bilgisayarların, dronların, yani artık elektronik harp olacak. Bunu bilim kurgu filmlerinde seyrediyorsunuz. Onların hiçbiri tesadüf değil. Aslında hepsi bir hayalin, bilgisayarların ürettiklerinin bir yansımasıdır. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte dron ve robot orduları olacak. Yani bir komuta kontrol merkezinde oturacaksınız. Yüzlerce, binlerce dron aynı anda kalkacak. Onlara yapay zeka ile harita, hedef gibi veri yüklenecek. Artık bunlar kalkacak. Bu coğrafyada ayakta kalmak için buna ihtiyaç var. Biz yurtta sulh, cihanda sulh kavramını korumak için savunma sanayiinde güçlüyüz" dedi. "Veriye ve teknolojiye hakim olan dünyayı dönüştürüyor" Bölgesel krizlerden çıkarılması gereken derslere ve Türkiye’nin diplomatik gücüne de değinen Ayhan, "Bugün Orta Doğu’da, Türkiye gibi arabulucu ülkede ana motorsa bu güç sayesinde. Sayın Cumhurbaşkanım ne diyor? ‘Sahada değilsen masada olamazsın, masada yoksan benimlesin diyor.’ Bu ifade çok anlamlıdır. İşte sürü dronları olacak, siberli uzay savaşı olacak. Yani bir anda senin telefonunu kesebilir. Artık şehrin her tarafı dijital. Bir anda hat gidebilir. Şehrin elektrik kapasitesi vardır. Kapandığı zaman bir anda şehir karanlık kalır. Trump diyor ya ‘İran’ı Orta Çağ’a göndereceğim’. Onu diyorken neyi kastediyor; aslında elektrik hat yapısını vurduğu anda Orta Çağ’a gitti. 20, 30, 50 yıl sonra çok hızlı karar verenler kazanacak. Yani veriye hakim olan, teknolojiye hakim olan dünyayı dönüştürüyor. İşte İran-İsrail-Amerika savaşı aslında bize çok şey gösterdi. Ukrayna-Rusya savaşı çok şeyler gösterdi. Bunları iyi takip edebilirsek, arka taraftaki dönüşümleri görebilmekteyiz. Yani 20, 30, 50 yıl sonra akıllı savaşlar olacak. Cephelerde savaşlar bitti" diye konuştu.
Emine Erdoğan: "Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur"
21 Nisan 2026 Salı - 17:50 Emine Erdoğan: "Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve UNICEF iş birliğinde bir otelde "Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı" toplantısı düzenlendi. Emine Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, bu çağda tehlikelerin, çocukları sadece sokakta ya da dış dünyada değil, sınır tanımayan dijital dünyada da kuşattığını belirterek dünya genelinde internet kullanıcılarının üçte birini oluşturan çocukların, karşı karşıya olduğu risklerin alarm verici boyuta ulaştığını vurguladı. Bu meselenin, ülkelerin sınırlarını aşan, ortak çözümler üretmeyi ve birlikte hareket etmeyi zorunlu kılan küresel bir sorumluluk olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına son derece anlamlı bu toplantıda buluşturduğu için, UNICEF’e ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliğine kıymetli iş birlikleri için teşekkür etti. Emine Erdoğan, günümüzde bilgi teknolojileri sayesinde çocukların yapay zeka destekli öğrenme araçları, çevrim içi eğitim platformları ve küresel bilgi ağları gibi önceki nesillerin sahip olmadığı ölçüde öğrenme ve gelişim fırsatına sahip olduklarını söyledi. "Yılda 300 milyondan fazla çocuk çevrim içi istismar ve tacize maruz kalıyor" Çocukların dijital dünyada bilgiye ve milyonlarca kaynağa bir ‘tık’la ulaşabildiklerini belirten Emine Erdoğan, "Ancak ne yazık ki, aynı dünyada her türlü istismar da çocuklara aynı hızda, yani bir ’tık’la ulaşıyor. Yapılan araştırmalar, küresel olarak yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını gösteriyor. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede 1’e kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu ’gizli salgının’ boyutlarını açıkça ortaya koyuyor" diye konuştu. Emine Erdoğan, bugün çocukların, dijital dünyada sadece vakit geçirmediğini, bu dünyada büyüdüğünü, sosyal ilişkilerini, değerlerini ve kimliğini burada inşa ettiğini belirterek şöyle devam etti: "Maalesef yetişkinler olarak bizler, üzerimize yapıştırılan dijital göçmen etiketiyle bu dünyanın dışına itilmiş durumdayız. Çocukların yerlisi ilan edildiği dijital dünyaya sınır çizme hakkımız elimizden alındığı gibi bugüne kadar bu çerçevede atılan her adım sansür iddiasıyla maalesef engellendi. Anne babalar ne zaman endişelerini dile getirse çağın gerisinde kalmakla itham edildiler. Dijital mecralara dair düzenlemeler sosyal politikaların konusu olduğunda hükümetler baskıcı olmakla suçlandılar. Maalesef bu işin sonu, çocuk ve gençlerin, siber zorbalık, dijital bağımlılık, kişisel verilerin kötüye kullanılması, şiddet içerikleri, ayrımcılık ve nefret söylemleri gibi risklerle çepeçevre kuşatılmasına neden oldu. Bugün bu sınırsızlığın bedelini, çocukların ruhsal, zihinsel, bilişsel, sosyal ve fiziksel gelişimlerinde ortaya çıkan hasarlarla ödüyoruz." ‘Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalamaya davet etti Çocukların uyanık oldukları sürenin yarısından fazlasını ekranlara gömülü olarak geçirdiklerine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Sosyal medyayla ve bilgisayar oyunlarıyla dolu 8,5 saate varan ekran süresi, dijital bir bitkisel hayat demek" dedi. Emine Erdoğan, Türkiye olarak, çocukları korumak için önemli adımlar attıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın hayata geçirdiği ’Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı’ ile meseleye bütüncül bir stratejiyle yaklaşıyoruz. Ayrıca yine Bakanlığımızın hazırladığı ’Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’, çocukların dijital ortamlarda korunmasını, desteklenmesini ve güçlendirilmesini hedefleyen, uluslararası ölçekte ortaya konmuş önemli bir çağrıdır. Bu vesileyle tüm paydaşları bu sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum. Unutmayalım ki, dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özellikle teknoloji şirketlerinin hesap verebilir olmaları ve çocuk dostu tasarım yapmaları bir zorunluluktur." Küçük çocukların sosyal medya platformlarına erişimini yasaklayan yasal düzenlemelerin Avusturalya, Fransa, Danimarka gibi birçok ülkenin gündeminde olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, "Ne mutlu ki bu konuda adeta küresel bir uyanış var. Ülkemizde de çocukların yaşlarına uygun sosyal medya ve oyun içeriklerine erişimini sağlayacak düzenlemeleri içeren kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Bu çerçevede, 15 yaşını doldurmamış çocuklarımızın sosyal medyaya erişiminin kısıtlanması, 15 yaşını doldurmuş gençlerimiz için ise yaşlarına uygun ayrıştırılmış hizmetler ile ebeveyn kontrol araçlarının sunulması planlanıyor" diye konuştu. "Sağlam sınırlara ihtiyacımız var" Dijital ortamları çocuklar için güvenli ve onların eğitim hayatlarına katkı sunan faydalı bir mecra yapma hedeflerinde, aileleri en önemli paydaş olarak gördüğünü bildiren Emine Erdoğan, "Eğer çocuklarımızı dijital dünyanın tekinsiz arka sokaklarından çekip çıkaracak ve onları geleceği omuzlayacak güçlü ve şuurlu gençler olarak yetiştireceksek bunu ebeveynlerle el ele vererek yapmalıyız" dedi. Emine Erdoğan, bu işin birkaç formülü olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunların ilki, dijitalleşmeyle yıkılan sınırların yeniden inşa edilmesidir. Zira, çağımızda insanlığın içinden çıkamadığı birçok sorunun temelinde, sınırsızlığın özgürlükle bir tutulması yatıyor. Halbuki gerçek özgürlük, başıboş bir istediğini yapabilme gücü değil, insanın her şeyden önce eleştirel düşünebilmesidir. Aklını, zihnini, ruhunu istila edecek unsurlara karşı sınır çizebilmesidir. Güzel bir sözde denir ki, ilacı zehirden ayıran dozudur. Yani teknoloji, sağladığı faydalarla insanlığı ileri taşıma potansiyeline sahipken kontrolsüz bırakıldığı takdirde insanlığın geleceğini tehdit edebilir. Aynı şekilde dijitalleşme, iş süreçlerinden günlük yaşama kadar pek çok alanda verimliliği artırırken, eğer ipin ucu kaçarsa çocuklarımızın hayatı bir anda dijital dadılarla, dijital arkadaşlarla, dijital oyun parklarıyla istila edilebilir. İşte bu yüzden sağlam sınırlara ihtiyacımız var." "Aile, hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımız" Her anne babanın bu işin dinamiklerini, nerede sınır çizilmesi gerektiğini çok iyi bildiğinden emin olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "Çünkü ebeveynlik, dünyanın en eski mesleğidir. Bugün bir çocuk kalkıp gece yarısı tek başına sokağa çıkmak istese ona izin verir miyiz? Hiç tanımadığı birinin onu elinden tutup götürmesine göz yumar mıyız? Ya da kumar oynamasına, sapkın propagandalara maruz kalmasına, hayatını riske atacak bir işe kalkışmasına razı gelir miyiz? Bunların tümüne ortak cevabımız elbette ki ’Hayır’ olacaktır. O halde çocuklarımızın dijital ortamlarda da aynı tehlikelerle karşı karşıya kalabileceğini unutmadan, onlara güvenli sınırlar çizelim. Keza eğitimcilerimiz de gerçek özgürlüğün teminatı olan sınırların mimarı ve koruyucularıdır. İnanıyorum ki ortak bir anlayış ve güçlü bir işbirliğiyle çocuklara dijital okuryazarlık becerisi kazandırarak, onları sınırlarla barıştırarak, mevcut gidişata yeni bir yön verebiliriz. Dijital ortamları çocuklar için güvenli hale getirecek bir diğer çözüm de güçlendirilmiş aile içi iletişimdir. O halde göz göze, gönül gönüle, yüz yüze iletişim kurmaktan, ailece birlikte vakit geçirmekten vazgeçmeyelim. Şu bir gerçek ki aile, dün olduğu gibi bugün de hayatın türlü fırtınaları karşısında yegane sığınağımızdır." Toplantıda gerçekleştirilecek fikir teatisini çok önemli bulduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, toplantıda iyi uygulamaları paylaşacaklarını, ortak projeler geliştireceklerini ve teknoloji şirketlerini çocuk güvenliği konusunda daha yüksek standartlar uygulamaya teşvik edeceklerini söyledi. Emine Erdoğan, bu çabalarının, ebeveynlere yönelik küresel kampanyaların düzenlenmesi ve gençlerin dijital becerilerini artıracak programların desteklenmesi gibi çocuklar için çok hayırlı sonuçlar doğuracağına inandığını belirterek Türkiye olarak, bu ortak hedef doğrultusunda her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazır olduklarını bildirdi. Konuşmasının ardından Emine Erdoğan’a, bir çocuk tarafından "dijital dünya kafesinden kurtuluşu" anlatan bir resim tablosu hediye edildi. Program, aile fotoğrafı çektirilmesiyle sona erdi. Türkiye’de 15 yaş altı çocuklara yönelik getirilen sosyal medya düzenlemesine ilişkin kamu spotunun gösterildiği programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Özbekistan Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Birinci Başkan Yardımcısı Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva, Avusturya Avrupa Birliği, Entegrasyon ve Aileden Sorumlu Federal Bakanı Claudia Bauer, Karadağ Sosyal Refah, Aile Bakımı ve Demografi Bakanı Damir Gutic, Nijerya Kadın İşleri ve Sosyal Kalkınma Bakanı İmaan Sulaiman İbrahim, Tunus Aile, Kadın, Çocuk ve Yaşlılar Bakanı Asma Jabri, Sırbistan Kadın-Erkek Eşitliği, Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi ile Kadınların Ekonomik ve Siyasi Güçlenmesinden Sorumlu Bakanı Tatjana Macura, AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Fatma Betül Sayan Kaya ve Kürşad Zorlu, BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Najat Maalla M’jid, UNICEF Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Regina De Dominicis, Türkmenistan Çalışma ve Nüfusu Sosyal Koruma Bakan Yardımcısı Halbibi Tachjanova, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk Sorunları Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Mısır Ulusal Kadın Konseyi Başkanı Maya Morsy, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Sosyal Korumadan Sorumlu Danışmanı ve Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Direktörü Mansurbek Polvonzoda Olloyorov, Suudi Arabistan Aile İşleri Konseyi Genel Sekreter İcra Asistanı Haya Almaqwashi, bazı milletvekilleri, bakan yardımcıları ile gazete ve televizyonların temsilcileri katıldı.
Bakan Göktaş: "Dijital ortamları hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız"
21 Nisan 2026 Salı - 17:50 Bakan Göktaş: "Dijital ortamları hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Dijital ortamları, sadece teknik bir gelişme alanı olarak değil, bir hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla, ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ başlıklı toplantı gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) iş birliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Göktaş, çocukların artık dijital dünyanın tam merkezinde büyüdüğünü dile getirerek, UNICEF verilerine göre dünyada her yarım saniyede bir çocuğun internetle tanıştığını anlattı. Dijital dünyanın avantajları olduğu kadar riskleri de içinde barındırdığını aktaran Göktaş, bu dünyanın çocuklarda kaygıyı artıran, yalnızlaşmayı derinleştiren ve depresif etkiler doğuran ağır sonuçlara yol açabildiğini belirtti. "Dijital ortamları hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız" Bakan Göktaş, "Dijital ortamları, sadece teknik bir gelişme alanı olarak değil, bir hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız. Çocuklarımızın dijital ortamlarda güvenliğini sağlamak; yalnızca ulusal değil, küresel bir sorumluluktur. Bu doğrultuda, güçlü ve sürdürülebilir bir uluslararası iş birliği zemini oluşturmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Çocuklarımızın dijital dünyada güven içinde var olması, sosyal devlet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası" Koruyucu ve önleyici mekanizmaları güçlendiren bir çerçeveye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Göktaş, "Bu çerçeve, aileyi desteklemeli, okulu sürece dahil etmeli, dijital platformlara açık ve net sorumluluklar yüklemeli ve uluslararası iş birliğini güçlü şekilde sürdürmelidir. Biz Türkiye olarak, çocuklarımızın dijital dünyada güven içinde var olmasını, sosyal devlet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, çocuklarımızın dijital ortamlarda korunmasını, aileyi ve toplumu güvence altına alan stratejik bir öncelik olarak ele alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına, çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getiriyoruz" Göktaş, 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin de konuşarak sözlerine şöyle devam etti: "Çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacıyla sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz. Ülkemize özgü bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir yoğun bir çalışma yürüttük. Bu çalışmalar sonucunda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getiriyoruz. Öte yandan, çocuk haklarının, dijital mecralarda korunması gerektiğinin çocuklarımız da farkında. Çocuk Hakları Komitelerimiz, Kasım ayında hem yaşadıkları hem de beklentilerinden yola çıkarak bu konuda 17 maddelik bir bildiri hazırladı. Değerlendirmelerinde güvenli internetten sosyal medya kültürüne, aile desteğinden uluslararası iş birliklerine kadar pek çok başlık kapsamlı biçimde ele alınıyor. Çocuklarımızın dijital dünyaya dair sözünü doğrudan duymayı, bu programın en kıymetli kazanımlarından biri olarak görüyoruz. Çünkü çocukların sesi duyulmadan, onlar için tasarlanan hiçbir politikanın tam anlamıyla başarılı olmayacağına inanıyoruz." "Çocukların dijital ortamlarda korunması meselesi hiçbir ülkenin tek başına çözebileceği bir mesele değildir" Dijital dünyanın artık sınır tanımayan bir etki alanı olduğunu dile getiren Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Çocukların dijital ortamlarda korunması meselesi hiçbir ülkenin kendi sınırları içinde tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo, uluslararası toplumu ortak ilkeler etrafında buluşmaya mecbur bırakıyor. Çünkü çocukların güvenliği, korunması gereken evrensel bir haktır. Bu durumda, çocukların dijital güvenliği alanında güçlü bir hukuki zemin kurmak mecburiyetindeyiz. Aynı zamanda teknoloji yönetiminde şeffaflığı ve hesap verebilirliği hakim kılmalıyız. Eğitim ve dijital okuryazarlık politikalarını daha güçlü daha kararlı biçimde güçlendirmeliyiz. En önemlisi, çocukların kendileriyle ilgili süreçlerde söz sahibi olmasını sağlamalıyız. İnanıyorum ki, sizlerle kuracağımız bu ortak zemin, daha güçlü politikaların, etkili denetim mekanizmalarının ve uluslararası iş birliklerinin önünü açacaktır. Türkiye olarak, çocuklarımızın hukukunu her platformda savunmaya, dijital alanda çocuğun üstün yararını esas alan adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz."
Dışişleri Bakanlığı : "Türk deniz yetki alanlarını ihlal eden haritaların geçerliliği yoktur"
21 Nisan 2026 Salı - 17:06 Dışişleri Bakanlığı : "Türk deniz yetki alanlarını ihlal eden haritaların geçerliliği yoktur" Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan Balıkçılık Denetim Müdürlüğü’nün yetki sahibi olmadığı alanları paylaştığı haritalara ilişkin, "Türkiye ile Yunanistan arasında Ege ve Akdeniz’de var olmayan, hayali deniz sınırları çizen ve buralarda Türk deniz yetki alanlarını ihlal eden haritaların geçerliliği yoktur" dedi. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Yunanistan Balıkçılık Denetim Müdürlüğü’nün yetki sahibi olmadığı alanlarda balıkçılığa yasak bölgeler tesis ettiği belirtilerek, "Yunanistan Balıkçılık Denetim Müdürlüğü’nün resmi internet sitesinde, Yunanistan’ın Ege’de ve Doğu Akdeniz’de yetki sahibi olmadığı bazı alanlarda balıkçılığa yasak bölgeler tesis ettiği ve uluslararası hukuka aykırı çeşitli haritalar yayımlandığı tespit edilmiştir. Türkiye ile Yunanistan arasında Ege ve Akdeniz’de var olmayan, hayali deniz sınırları çizen ve buralarda Türk deniz yetki alanlarını ihlal eden haritaların geçerliliği yoktur. Yunanistan’ın 6 deniz mili genişliğindeki karasularının ötesinde, yetki sahibi olmadığı yerler ile deniz alanlarında ve uluslararası sularda, balıkçılık faaliyetlerine getirdiği gayrihukuki kısıtlamalar Türkiye bakımından keza yok hükmündedir" ifadelerine yer verildi. "Dostane ilişkiler ve iyi komşuluk hakkında Atina Bildirgesi’ni hatırlatırız" Yunanistan’ın uluslararası hukuka aykırı hareket ettiğini dile getirerek, "Türkiye, Türk balıkçılarının uluslararası hukuka ve tarihi haklara dayalı meşru faaliyetlerine getirilebilecek hiçbir tek taraflı ve gayrihukuki tasarrufu kabul etmeyecektir. Bu anlayışla, Türkiye’nin, 7 Aralık 2023 tarihli Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi çerçevesinde sorunların uluslararası hukuk, hakkaniyet ve iyi komşuluk temelinde çözümü için samimi ve kapsamlı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği yönündeki tutumunu muhafaza ettiğini hatırlatırız" değerlendirmesi yapıldı.
Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı: "ABD istikrar değil, istikrarsızlık ister"
21 Nisan 2026 Salı - 15:45 Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı: "ABD istikrar değil, istikrarsızlık ister" Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Amerika’nın girdiği bölgelerde istikrar kuramamasının bir "başarısızlık" değil, bilinçli bir strateji olduğunu belirterek "ABD, oluşturduğu istikrarsızlık üzerinden bölgenin enerjisini emmektedir. Afganistan’daki istikrarsızlık Rusya, Pakistan ve İran’ın enerjisini tüketmektedir. Suriye ve Irak’taki karışıklıklar Türkiye’nin enerjisini emerek İsrail’e alan açmaktadır. İran’ı içten çökertme çabaları ise beklenen sonucu vermemiştir" dedi. Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (KONYSİAD) Nisan ayı olağan toplantısının açılış konuşmasını KONYSİAD Başkan Yardımcısı Gökçen Deveci yaparken, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bölgesel gelişmelerden askeri gelişmelere, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlardan fırsatlara kadar geniş kapsamlı bir sunum yaptı. Yaycı, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelere özel bir açıdan bakarak İsrail, Amerika ve İran arasındaki gerilimi ve bölgedeki ülkelerin durumunu kapsamlı biçimde ele aldı. Prof. Dr. Cihat Yaycı, "Ortadoğu’daki Gelişmeler, Türkiye’nin Konumu ve Mavi Vatan" başlıklı sunumuyla küresel siyasetin perde arkasını değerlendirdi. Yaycı, Ukrayna ve İran merkezli gerilimlerin temelinde yatan enerji ve maden savaşlarına dikkat çekerek iş dünyasına kritik uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Cihat Yaycı, Rusya-Ukrayna savaşının sadece bir toprak mücadelesi olmadığını, Ukrayna’nın sahip olduğu yeraltı zenginliklerinin bu savaşın önemli nedenlerinden biri olduğunu vurguladı. Ukrayna’nın tek başına yılda 600 milyon insanı doyurabilecek bir buğday potansiyeline sahip olduğunu belirten Yaycı, ülkenin maden zenginliğini şu sözlerle açıkladı: "Ukrayna, teknolojik ürünlerin vazgeçilmezi olan nadir toprak elementlerinde dünya ikincisidir. Demir cevherinde dünya altıncısı olan ülke; uranyum, titanyum ve kömür rezervleriyle de öne çıkmaktadır. Batı’nın sunduğu barış planları ise bu madenlerin borçlar karşılığında paylaşılmasına dayanmaktadır." "Hürmüz, küresel ticaretin şah damarı" Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzındaki hayati rolüne değinen Prof. Dr. Yaycı, dünya petrol ve doğalgazının yaklaşık yüzde 26’sının bu noktadan geçtiğini ifade etti. Muhtemel bir çatışma durumunda İran’ın boğazı kapatma tehdidinin küresel ekonomiyi ciddi şekilde etkileyebileceğini belirten Yaycı, "Japonya yüzde 72, Güney Kore yüzde 65 ve Çin yüzde 50 oranında Hürmüz Boğazı’na bağımlıdır. İran’ın Babülmendep Boğazı’nı da kapatması, Avrupa-Asya ticaretinin yarısının durması anlamına gelir. Asya ile ticaret yapan iş insanlarının bu riske karşı orta vadeli tedbirler alması ve stoklu çalışması hayati önemdedir" dedi. "ABD istikrar değil, istikrarsızlık ister" ABD’nin bölge politikalarını eleştiren Cihat Yaycı, Amerika’nın girdiği bölgelerde istikrar kuramamasının bir "başarısızlık" değil, bilinçli bir strateji olduğunu savundu. Yaycı, "ABD, oluşturduğu istikrarsızlık üzerinden bölgenin enerjisini emmektedir. Afganistan’daki istikrarsızlık Rusya, Pakistan ve İran’ın enerjisini tüketmektedir. Suriye ve Irak’taki karışıklıklar Türkiye’nin enerjisini emerek İsrail’e alan açmaktadır. İran’ı içten çökertme çabaları ise beklenen sonucu vermemiştir" şeklinde konuştu. "Türkiye en güvenli liman" Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin stratejik öneminin arttığını belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Avrupa’nın enerji arz güvenliği için Türkiye’nin "en güvenli liman" olduğunu ifade etti. Mavi Vatan’daki hakların korunması için yerli savunma sanayinin ve Libya ile yapılan deniz yetki anlaşmasının kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yaycı, kamuoyunda "Kürt meselesi" başlığıyla tartışılan konuya da değinerek, bu ifadenin yanlış bir terminoloji olduğunu savundu. Yaycı’ya göre bu durum bir "Kürt meselesi" değil, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik bir güvenlik ve beka sorunudur. Antalya için "Savaş bilançosu" uyarısı Toplantıda konuşan KONYSİAD Başkanı İlhami Kaplan, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın Antalya ekonomisinin temel sektörleri olan turizm, enerji ve tarım üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti. Kaplan, Enerji ithalatına bağımlılık nedeniyle artan maliyetlerin enflasyonu tetiklediğini, savaş algısının ise yabancı turist tercihlerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Mevlüt Çavuşoğlu, "Müslüman ülkelere karşı kurulan ittifaklara biz de boş durmuyoruz"
21 Nisan 2026 Salı - 15:27 Mevlüt Çavuşoğlu, "Müslüman ülkelere karşı kurulan ittifaklara biz de boş durmuyoruz" AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, "Müslüman ülkelere karşı kurulan ittifaklara biz de boş durmuyoruz" dedi. İhtisas Akademi Isparta Programları kapsamında düzenlenen etkinlikte Önceki Dönem Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu "Yeni Dünya Düzeninde Türkiye’nin Yeri" başlıklı konuşmasıyla gençlerle bir araya geldi. Sohbet ortamında gerçekleşen programda İsrail ile Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Müslüman ülkelere karşı kurduğu ittifaklar hakkında değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, "İsrail’in Gazze’deki saldırılarının ardından Rum kesiminde askeri varlığını artırdığını ve sığınaklar inşa ettiğini görüyoruz. Rum halkının da bundan rahatsız olduğunu gözlemliyoruz. Ama biz de boş değiliz. Ne gerekiyorsa fazlasını yaparız" dedi. AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, TÜGVA tarafından düzenlenen Isparta İhtisas Akademisi lansman programına katılmak üzere Isparta’ya geldi. Çavuşoğlu, program öncesinde Isparta Valiliği ve Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Ziyaretin ardından Süleyman Demirel Üniversitesi Lütfü Çakmakçı Kültür Merkezi’ne geçen Çavuşoğlu, İhtisas Akademi Isparta Programları kapsamında düzenlenen açılış etkinliğinde gençlerle bir araya geldi. Program saat 11.30’te gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Çavuşoğlu, "Yeni Dünya Düzeninde Türkiye’nin Yeri" başlığı altında küresel gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye’nin uluslararası arenadaki konumu, değişen dünya dengeleri ve dış politika vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, gençlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Çavuşoğlu Isparta’da gençlerle buluştu Programda konuşan Çavuşoğlu, Isparta’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Geçtiğimiz günlerde 150 ülkenin katıldığı çok başarılı bir Diplomasi Forumu’nu tamamladık. Sayın Cumhurbaşkanımıza buraya geleceğimi söylediğimde siz değerli öğrencilerimize selamlarını iletti. Daha önce de farklı illerde TÜGVA programlarına katıldım. TÜGVA’nın gençlerimize verdiği destek, gelecek nesillerimiz açısından son derece önemli. İhtisas Akademisi ise bizler için de öğretici oluyor çünkü gençlerimizin ideallerini ve hedeflerini yakından görme imkânı buluyoruz" dedi. Çavuşoğlu’ndan gençlere zaman yönetimi ve dil öğrenme tavsiyesi Öğrencilere tavsiyelerde bulunan Çavuşoğlu, zaman yönetiminin önemine dikkat çekerek, "Bizim en büyük sorunumuz zaman yönetimi. Zamanı iyi kullanmayı başaramıyoruz. İnsanları kırmamak adına ‘hayır’ demeyi bilmiyoruz ve her davete icabet ediyoruz. Ancak zamanı doğru değerlendiremiyoruz. Özellikle üniversite yıllarında zamanı iyi değerlendirmek gerekir. ‘Üniversiteyi bitirince ne yapacağıma karar veririm’ düşüncesi bir yanılgıdır. Aynı şekilde ‘mezun olayım, sonra KPSS’ye hazırlanırım’ ya da ‘okul bitsin, dili sonra öğrenirim’ demek de büyük hatadır. Günümüzde dil öğrenmek için birçok imkân var. Kursa gitmeden de öğrenebilirsiniz. Mutlaka en az bir yabancı dili çok iyi öğrenin" ifadelerini kullandı. Müslüman ülkelere karşı kurulan ittifaklar hakkında değerlendirme Söyleşide İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, "Sayın Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, hem mevcut görevi hem de 13 yıllık istihbarat tecrübesiyle tüm gelişmeleri yakından takip ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız da aynı şekilde süreci izliyor. Bizim dönemimizde de ABD’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlayarak Rum tarafına uygulanan silah ambargosunu kaldırdığını hatırlarsınız. ‘Neden?’ diye sorduğumuzda, kara para ile mücadelede ilerleme kaydettiklerini söylediler. Biz de ‘Bunu ödüllendirmek istiyorsanız kredi verin, neden silah veriyorsunuz?’ dedik. Ayrıca ‘Siz 1 verirseniz biz 3, 5, hatta 10 veririz’ şeklinde tepkimizi ortaya koyduk. Bu dengeyi bozmaya çalışan başka ülkeler de oldu" diye konuştu. "Müslüman ülkelere kurulan ittifaklara karşı biz de boş durmuyoruz" "Müslüman ülkelere kurulan ittifaklara karşı biz de boş durmuyoruz" diyen Çavuşoğlu, "İsrail’in Gazze’deki saldırılarının ardından Rum kesiminde askeri varlığını artırdığını ve sığınaklar inşa ettiğini görüyoruz. Rum halkının da bundan rahatsız olduğunu gözlemliyoruz. Ama biz de boş durmuyoruz. Sizlere bu kadar söylüyorum. Ne gerekiyorsa fazlasını yaparız. Sayın Bakanımızın tespitleri son derece doğrudur. Süreç açık bir şekilde ortadadır" ifadelerini kullandı. Etkinlik, öğrencilerin ve basın mensuplarının sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
Hasan Hasanov, "Zengezur Koridoru tarihi bir zorunluluktur"
21 Nisan 2026 Salı - 14:39 Hasan Hasanov, "Zengezur Koridoru tarihi bir zorunluluktur" Hasan Hasanov, Azerbaycan’ın 2020 sonrası dönemde savaş sürecinden çıkarak yeniden inşa ve kalkınma aşamasına geçtiğini belirterek, Zengezur Koridoru’nun tarihi ve stratejik önemine dikkat çekti. Azerbaycan’ın eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi üyesi Hasan Hasanov, bir dizi ziyaret kapsamında Kars’a gelerek Azerbaycan Kars Başkonsolosluğu’nda basın toplantısı düzenledi. "Savaş döneminden kalkınma dönemine geçtik" Azerbaycan’ın 2020 yılında önemli bir dönüm noktasına ulaştığını ifade eden Hasanov, "Sovyetlerden kalan karmaşık ve uzun yıllar çözülemeyen bir sorunu geride bıraktık, toprak bütünlüğümüzü sağladık. 2020’ye kadar toplum psikolojik olarak savaşa hazırlanmıştı. Ancak bugün artık farklı bir aşamadayız. Önceliğimiz, geri kazanılan bölgelerde yaşamı yeniden kurmak, altyapıyı güçlendirmek ve ekonomik kalkınmayı sağlamaktır" dedi. Türkiye ile ilişkilerin her süreçte güçlü olduğuna vurgu yapan Hasanov, "Savaş döneminde Türkiye’nin desteğini her alanda hissettik. Bugün de aynı dayanışma devam ediyor. Sayın İlham Aliyev ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan arasındaki güçlü diyalog ve karşılıklı güven, bölgedeki projelerin hayata geçirilmesinde önemli rol oynuyor" diye konuştu. "Zengezur Koridoru tarihi bir zorunluluktur" Zengezur Koridoru’nun ortaya çıkışının tesadüfi olmadığını belirten Hasanov, sürecin 1920’li yıllara dayandığını söyledi. O dönemde Zengezur bölgesinin Azerbaycan’dan alınarak Ermenistan’a verildiğini hatırlatan Hasanov, bunun Türkiye ile Azerbaycan arasındaki doğrudan kara bağlantısını engellediğini dile getirdi. Hasanov, "Mustafa Kemal Atatürk döneminde İran’dan alınan küçük bir toprak parçasıyla sınırlı bir temas sağlandı. Ancak bu bağlantı uzun yıllar kapalı kaldı. Özellikle Nahçıvan ile Azerbaycan’ın ana karası arasındaki ulaşımın İran üzerinden sağlanması hem ekonomik hem de stratejik açıdan ciddi zorluklar doğurdu. Bu nedenle doğrudan bağlantı ihtiyacı her zaman gündemdeydi. Zengezur Koridoru işte bu ihtiyacın somut bir sonucudur ve yaklaşık 100 yıllık bir hedefi temsil etmektedir" diye konuştu. "Koridor küresel ticaretin önemli hatlarından biri olacak" Projenin yalnızca bölgesel değil uluslararası bir boyut taşıdığını vurgulayan Hasanov, Zengezur Koridoru’nun Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yolları açısından stratejik bir alternatif oluşturacağını ifade etti. "Bu hat, Çin’den Avrupa’ya uzanan lojistik ağın önemli parçalarından biri olabilir. Orta Koridor’un güçlenmesiyle birlikte taşımacılık süreleri kısalacak, maliyetler düşecek ve bölge ülkeleri ekonomik olarak önemli kazanımlar elde edecek" diyen Hasanov, tüm tarafların projeden fayda sağlayacağını kaydetti. Azerbaycan ile Ermenistan arasında henüz kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanmadığını hatırlatan Hasanov, sürecin büyük ölçüde Ermenistan’daki iç siyasi dengelere bağlı olduğunu söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın altyapı çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Hasanov, siyasi uzlaşının sağlanması halinde projenin hızla tamamlanabileceğini dile getirdi. "Türk dünyasında iş birliği yeni bir güç oluşturuyor" Hasanov, Türk dünyasındaki değişime de dikkat çekerek geçmişte yaşanan rekabetin yerini giderek iş birliğine bıraktığını söyledi. "Tarih boyunca Türk devletleri arasında zaman zaman çatışmalar yaşandı. Bunun temelinde liderlik rekabeti vardı ve bu durum ortak gücün zayıflamasına neden oldu. Ancak günümüzde bu anlayış değişiyor" şeklinde konuştu. Türk devletlerinin artık ortak hedefler doğrultusunda hareket ettiğinin altını çizen Hasanov, "Ekonomi, ulaştırma, enerji ve kültürel alanlarda artan iş birliği, Türk dünyasını daha güçlü ve etkili bir aktör haline getiriyor. Bu birliktelik sadece bölgesel istikrarı değil, küresel dengeleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir. Bugün ortaya çıkan bu dayanışma ruhu, tarihte eşi görülmemiş bir seviyeye ulaşmış durumdadır" ifadelerini kullandı.