POLİTİKA
01 Mart 2026 Pazar - 00:31 Özgür Özel: "Tanju’yla gurur duyuyoruz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Tanju’nun bu yaptığından utanmıyoruz, bu muameleyi yapanlar kendinden utansın. Biz Tanju’yla gurur duyuyoruz" dedi. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sabah saatlerinde irtikap suçlamasıyla Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin jandarmada ifadeleri tamamlanmasıyla birlikte CHP Genel Başkanı Özgür Özel Bolu’ya geldi. Bolu İl Jandarma Komutanlığı önünde kalabalığa seslenen Özel, Tanju Özcan’a destek açıklamasında bulundu. Tanju Özcan’ın yaptıklarıyla gurur duyduklarını dile getiren Özgür Özel, "Bu kadar yokluk yoksulluk varken garibanın çocuğuna burs verdirmenin, onu okutmanın, onu doyurmanın, onu bir eve yerleştirmenin neresi suç olabilir? Bizi bu operasyonla Tanju’yu utandıracaklarını sananlara sesleniyorum partinin genel başkanı olarak: Tanju’nun bu yaptığından utanmıyoruz, bu muameleyi yapanlar kendinden utansın. Biz Tanju’yla gurur duyuyoruz. Ve bu geceyi burada geçirecek, yarın ümit ediyoruz hakim karşısına çıkacak. Bugün de savunmasını gördük, açık net bir durum var, açık net" ifadelerine yer verdi. "Tanju’nun yaptığı utanılacak değil, övünülecek bir iştir" Tanju Özcan’ın vakıf üzerinden 528 öğrenciye burs vermesinin övünülecek bir iş olduğunu söyleyen Özel, "Bu şehir, bu yoklukta bu zorlukta 528 evladını okutan adamdan utanmaz. Sen onu asla ve asla itibarsızlaştıramazsın. Tanju’nun yaptığı utanılacak değil, övünülecek bir iştir. Bu vakfı hep beraber kurduk, hep beraber yönetiyoruz. Bu vakıf Bolu’nun namusudur, Bolu namusuna sahip çıkacaktır" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 23:35 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır. Barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" dedi. Bağcılar Kadir Topbaş Halk Sarayı’nda "ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Geleneksel İftar" programı düzenlendi. Programa, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Meclis Başkanı Kurtulmuş, "28 Şubat sürecinde yaşananları dün gibi hafızalarımızda taşıyoruz. 28 Şubat Türkiye siyasetinde kırılma noktasıydı. Millet ile devletin bir araya gelmesinden rahatsız olanlar toplumda var olma, kamusal alanda var olma haklarını ellerinden almak olarak gördüler. 28 Şubat mağdurlarına bütün kapılar açılmıştır. Bu mücadelede emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. O süreçte direnenlerin hepsinin hayatlarında oldukça başarılı olduklarına şahit olduk. 28 Şubat bin yıl sürecek diyenlerin hiçbirisinden geriye eser kalmadı. Bu millet vesayetçilere evet demediği için, vesayetçiler kenara itilmiş oldu. Vesayet düzeni sona ermiş oldu" dedi. "Barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" Kurtulmuş konuşmasının devamında, "Dünya maalesef kural bazlı bir sistemin kalmadığı, yani uluslararası alanda kuralın geçerli olmadığı, güçlü olanın dediğinin ortaya konulduğu ve güçlü olanın borusunun öttüğü bir dünya haline gelmiştir. Lafı hiç eğip bükmeden söylemek gerekirse, kural bazlı bir dünya sistemi yerine orman kanunlarının geçerli olmaya başladığı bir dünya düzeni kurulmaya başlamıştır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. İsteyenin dilediğine, rakip gördüğüne, düşman gördüğüne, kendisinden daha zayıf gördüğüne, hatta terbiye etmesini gerekli gördüğüne karşı böylesine üstten bir tavırla dünya sisteminde yer alması, mücadele etmesi, uygulamayı ortaya koyması asla kabul edilemez. Söz sırası geldiği zaman demokrasiden bahsedenlerin, söz sırası geldiği zaman devletlerin egemen eşitliğinden bahsedenlerin, söz sırası geldiğinde insan haklarından bahsedenlerin bu değerlerin hiçbirine itibar etmediği, bu değerleri yekle yeksan ettikleri ve bu değerlerin hiç de umurlarında olmadığı ayan beyan ortadadır. Bunun en somut örneklerinden birisi, İsrail’in üç seneye yakın bir süredir Gazze’de devam ettiği soykırıma ilave olarak artık Batı Şeria’da da hiçbir Filistinli’nin hakkını tanımayacağını gösteren uygulamaları ortaya koymasıdır. 15 Şubat 2026 tarihinde İsrail’de çıkarılan bir yasa ile birlikte orada bulunan Batı Şeria’da bulunan insanların mülkiyetlerine dahi el konulabilmesi ve bu yolun açılması ve buna da dünya sisteminin seyirci kalması başlı başına orman kanunlarının artık geçerli olduğunu göstermesi bakımından yeterlidir. Bundan bir müddet evvel bir ülkenin devlet başkanının eşiyle birlikte gece yarısı yatağından alınarak başka bir ülkeye götürülmesi ve hapse atılması orman kanunlarının geçerli olmaya başladığının açık bir ifadesidir. Yine bugün İsrail ile Amerikan kuvvetlerinin egemen bir devlet olan İran’a karşı başlatmış olduğu hava saldırıları aynı şekilde kural bazlı sistemin ortadan kalktığını bir kez daha gözümüze soka soka ilan eden bir yaklaşımdır. Böyle bir şey olamaz. Dünyada en fazla nükleer silaha sahip olanlar nükleer silah var diye bir ülkeye karşı savaş ilan ediyorlar. Dünyada en fazla insan hakları ihlalleri yapan İsrail herhangi bir başka ülkeye karşı insan hakları ihlalleri yapıyor diye savaş yapabiliyor. Aynı şekilde dünyanın en çok silahlanmasına sahip olan, en çok silahlarına sahip olan ülkeler başka ülkeleri silahlanıyor diye tehdit etmeye kalkıyor. Bu kabul edilemez, bu anlaşılamaz ve asla insanlık vicdanının razı olmayacağı bir durumdur" dedi. "Bu saldırı kararının mutlaka geri alınmasını ve barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" "Zaten yeterince savaşın olduğu bölgemizde yeni bir savaşın çıkması bölge halklarının hiçbirinin lehine ve menfaatine değildir" diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Bunun için Türkiye olarak başından itibaren, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere her vesileyle İran-Amerika-İsrail arasındaki bu meselenin, özellikle İran-Amerika arasındaki meselenin müzakere yoluyla çözülmesinden başka bir yolu olmadığını ifade ettik. Hem de müzakerelerin devam ettiği bir süreçte, müzakerelerin önümüzdeki günlerde de devam edeceğinin ilan edildiği bir süreçte böylesine bir saldırının başlatılması asla doğru değildir, kabul edilemez, dünya barışına asla katkı sunmayacağı gibi dünyada yeni çatışmaların, yeni kırılmaların da kapısını açacak fevkalade önemli bir adımdır. Türkiye olarak diyoruz ki, ülkeler arasında çok farklı kanaatler olabilir, ülkelerin çıkarları da taban tabana zıt olabilir. Ancak savaştan çok daha kolay olan yol barış masasında müzakere etmektir. Müzakereyle ülkeler arasındaki çatışma sonlandırılabilir ve belli bir noktaya gelinebilir. Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır. Bu saldırı kararının mutlaka geri alınmasını ve barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz." Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Bu gelişmeler bize de Türkiye olarak şunu gösteriyor, Türkiye olarak her zaman bölgemizde barışın, esenliğin, kardeşliğin yanında olduk. Dünyanın en zor coğrafyasında yaşıyoruz. Bu coğrafyada ayakta durmak için herhangi bir şekilde varlığınızı güçlü bir şekilde sürdürebilmek için ayaklarınızın sağlam yere basması lazım. Güçlü olmanız lazım ve her alanda fevkalade muktedir bir ülke olmanız lazım. Türkiye olarak kendimize çizdiğimiz yol budur. Çevremizdeki bütün bu çatışmaların ortadan kaldırılması için mücadele ederken, Türkiye’ye karşı da hesapları olanların varlığını biliyor, ona karşı da güçlü ve büyük Türkiye’den başka yolumuzun olmadığını da gayet iyi kavrıyoruz" şeklinde konuştu. "Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizini çıkarabiliyorsunuz?" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de 28 Şubat süreciyle ilgili, "Bu tarih, hafızası olan herkes için çok şeyler anlatıyor. Önümüzde duran bu tabloya, bu hafızayla bakınca kullanılan dilin, kurulan tehdit cümlelerinin, dini olanı kamusal alandan uzaklaştırmanın hangi zihniyet kodlarından beslendiğini çok daha net görebiliyoruz. 28 Şubat’ın bıraktığı yara, insanın gündelik hayatına kadar inen bir kuşatma tecrübesiydi. Malumunuz o süreçte baskı, okul kapısına, kampüs koridoruna, öğretmen odasına, ailelerin ev içi kararlarına kadar yayılmıştı. Başörtülü kızlarımız, imam hatipli gençlerimiz, dindar emekçi ailelerimiz bu müdahalenin yükünü hep beraber ağır bir biçimde taşıdık. 28 Şubat’ın bize ağır bedeller ödettiği hakikatlerden biri, vesayetin her zaman tank sesiyle gelmemiş olmasıydı. Kimi zaman gazete manşetleriyle, kimi zaman bildirilerle, kimi zaman da örgütlü bir mutabakat görüntüsü altında toplumun değerleri üzerine kurulan baskıyla işledi. Nitekim dönemin merkez medya dili, sivil görünümlü baskı odakları ve temel hak ve hürriyet alanını daraltan o mutabakatlar, bu müdahalelerin en ana taşıyıcı unsuruydu. Bugün Ramazan etkinlikleri etrafında yükselen tepkilere baktığımızda aynı kuşatma dilinin güncellenmiş bir sürümüyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bu tablo karşısında sözü dolandırmadan açık açık konuşmamız gerekiyor. Çocuklarımız Ramazan’ı tanıyınca, orucun edebini öğrenince, namazın manasını merak edince, okul bahçesinde ilahi ile kendi medeniyetinin sesiyle buluşunca kimler ve neden acaba ideolojik bir alarm sürecine geçiyor? Ramazan etkinliklerimizi talibanlaştırma diye yaftalayacak kadar ölçüyü nasıl kaybettiniz? Bir çocuğun iftarı, sabrı, infakı, hürmeti öğrenmesinden nasıl bir tehdit üretebiliyorsunuz? Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizini çıkarabiliyorsunuz? Teneffüste dahi ilahi söyleyen çocukların sesinden hangi hukuk düzeninin zarar gördüğünü lütfen bana anlatın. Pedagojiden söz edenler, çocukların kendi kültürünü tanıma hakkını hangi pedagojik ölçüyle dışarıda bırakabiliyorsunuz? Özgürlükten söz edenler, iş milletin inancına ve bu ülkenin manevi hafızasına gelince niçin yasakçı bir dile savruluyorsunuz? Laikliği savunuyoruz diyerek ortaya çıkanlar, okul bahçesindeki Ramazan neşesini gericilik, çocukların değer eğitimiyle temasını ise tehdit, toplumun inançla kurduğu gerçek bağı ise tehlike göstermeye siz nasıl kendinizi hak görüyorsunuz" dedi. "Bu millet kendi inancını savunduğu için mahcubiyet duymak zorunda değildir" Bakan Tekin, "Bugün Ramazan etkinlikleri vesilesiyle yeniden sahneye sürülen laiklik bildirileri işte bu hafızayı yok sayıyor. Sözde emekçinin hakkından, demokratik cumhuriyetten söz ediyorlar. Peki, 28 Şubat’ta kapısından çevrilen işçi çocuklarını, disiplin cezalarıyla meslek hayatı elinden alınan öğretmenleri, katsayı duvarına toslayan meslek lisesi gençlerini, bu ülkenin yurttaşı olarak hangi vicdan gördü? O gün o çocuklar hangi emek mücadelesinin, hangi demokrasi iddiasının içinde kendi sorunlarının çözümünü bulabildi? Laikliği savunmak suç değildir cümlesini tekrar edip duruyorlar. Elbette değildir. Sorun o bu cümleyi kendine zırh yapıp, tesettürlü kadınlara, sarıklı cübbeli insanlara, başında tülbent, ayağında şalvar var diye seçilmiş bir belediye başkanına hakaret yağdıran zihniyettedir. Sorun laiklik değil, sorun takıntılı, kibirli laikçilik anlayışıdır. Ramazan’da da ilahi söyleyen çocuklardan rejim krizi çıkarmaya çalışanlar aslında diyor ki, bu toplumun inancı kamusal alanda görünür olamaz. Bu millet kendi inancını savunduğu için kimsenin karşısında mahcubiyet duymak zorunda değildir. Bizim itirazımız, laiklik ilkesini her defasında milletin inancına saldırı vesilesi yapan vesayet dilinedir. Hamdolsun bugün bu vesayet dininin karşısında dimdik durabiliyor isek eğer bu AK Parti iktidarlarının ve yıllara yayılan demokrasi mücadelesiyle yasakçı düzenekleri adım adım değiştiren reform siyasetleriyle ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bedel ödemeyi göze alan sarsılmaz liderliğiyle mümkün olmuştur" şeklinde konuştu.
Deprem üzerinden siyaset yapanlara eleştiri: "Devlet ilk andan itibaren, tüm kademeleriyle sahadaydı"
14 Şubat 2026 Cumartesi - 15:16 Deprem üzerinden siyaset yapanlara eleştiri: "Devlet ilk andan itibaren, tüm kademeleriyle sahadaydı" Bursa Büyükşehir Belediyesi Şubat ayı 1. Olağan Meclis Toplantısı’nda, AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman, Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde muhalefetin eleştirilerine sert ifadelerle karşılık verdi. Bursa’da düzenlenen meclis toplantısında gündem, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde yapılan değerlendirmeler oldu. Toplantıda söz alan AK Parti Grubu adına konuşan Sinan Kahraman, deprem sonrası yürütülen çalışmaların kapsamına dikkat çekerek, afet üzerinden siyaset yapılmasını eleştirdi. Kahraman, devletin tüm imkânlarıyla sahada olduğunu, inşa ve ihya sürecinin hızla sürdürüldüğünü vurguladı. Bu süreçte önemli sayıda konut ve iş yerinin tamamlandığını, teslimlerin başladığını belirterek, yapılan çalışmaların yalnızca üstyapıyla sınırlı kalmadığını; altyapı, eğitim, sağlık ve sosyal alanları kapsayan bütüncül bir yaklaşımla yürütüldüğünü ifade etti. "Devlet ilk andan itibaren, tüm kademeleriyle sahadaydı" Devlet birimlerinin geç kaldığına yönelik söylemlerin gerçeği yansıtmadığını belirten AK Parti Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Grup Sözcüsü Sinan Kahraman, "Öncelikle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine sabır diliyorum. 6 Şubat sabahı yalnızca binalar yıkılmadı. Hayatlar yarım kaldı, ocaklar söndü, şehirler sustu. Bu millet o gün nasıl tek yürek olduysa, devlette ilk andan itibaren tüm kademeleri ve askeriyle sahadaydı. Bazıları hala masa başında konuşuyor olabilir. Ama biz icraat konuşuyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bugün itibariyle 450 bin konut ve iş yeri tamamlandı, bir kısmı teslim edildi. Bu dünya tarihinde eşi benzeri olmayan inşa sürecidir. Bu rakam bir istatistik kesinlikle değildir. Bu rakam yuvasına dönen anne, okuluna kavuşan çocuktur. Bazıları konteynır üzerinden siyaset yaparken, biz şehir kurduk. Bazıları tweet atarken biz vinç kaldırdık. Bazıları algı üretti biz anahtar teslim ettik. Bunu sadece betonla değil, altyapısıyla, okuluyla, hastanesiyle, camisiyle, sosyal alanlarıyla beraber yaptık. Deprem doğaldır ama çaresizlik asla değildir. Cumhurbaşkanımızın ve Devlet Bahçeli’nin liderliğinde, kararlı duruşuyla milletini enkaz altında kesinlikle bırakmamıştır. Bizim siyasetimiz laf siyaseti değildir, hizmet siyasetidir. AK Parti krizde konuşmaz, çalışır. Felakette polemik yapmaz, sahaya iner. Zor günde ortadan kaybolmaz, milletin yanında durur. Bugün hala devlet nerede diyenlere buradan sesleniyorum, devlet askeriyle ilk dakikadan itibaren oradaydı, kepçe başındaydı, vatandaşın evinin anahtarındaydı. Deprem üzerinden siyaset yapmak kolaydır. Ama deprem bölgesinde 450 bin konut üretmek liderlik ister. O lider de bellidir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onunla beraber yol yürüyen Devlet Bahçeli" şeklinde konuştu.
CHP’li Gürsel Tekin: "Sorunları çözmek için geldik"
14 Şubat 2026 Cumartesi - 14:33 CHP’li Gürsel Tekin: "Sorunları çözmek için geldik" Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin, Silivri’de katıldığı bir programda sosyal projelerle ilgili çalışmaları olduğunu ifade etti. CHP’li Tekin, CHP’den herkes ile temas kurmak istediğini ifade ederek, "Sorun çıkaran değil sorunları çözmek için geldik" dedi Mahkeme kararıyla CHP İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin, Silivri’de Liman Ayık Yaşam Derneği’ni ziyaret etti. İstanbul İl Başkanı Tekin, tesiste rehabilitasyon gören vatandaşların hayat hikayelerini ve bağımlılıktan kurtulma süreçlerini dinledi. "Türkiye için bir beka meselesi haline gelebilir" Uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili konuşan Tekin, "Bir yasa değişikliği konusunda araştırma ve soruşturma komisyonu oluşması için çok büyük çabalar sarf ettik. Dedik ki, bakın bu siyaset üstü bir mesele. Bugün önüne geçemezsen yarın Türkiye için bir beka meselesi haline gelebilir. Aslında şuan yaşadığımız, zaman zaman haberlerde gördüğümüz iki kişi öldürüldü, kardeşini öldürdü, annesini öldürdü hikayelerinin arkasında uyuşturucu meselesi var" dedi. "Önümüzdeki günlerde başka çalışmalarımız da var" İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin açıklamasının devamında, "Çok şükür bu meselelerle uğraşıyoruz. Önümüzdeki günlerde başka çalışmalarımız da var. Büyük şehirlerde tersine dönüş ile ilgili çalışmalarımız var. Bakanlıklarla da görüşmeler yapıyoruz. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde kiralar pahalı, aidatlar pahalı. Düşünün yani bir evde oturuyorsunuz. Ev sizin ama kiracısınız" diye konuştu. "Ben herkesle temas kurmak isterim. Yeter ki temas kurmak istesinler" Cumhuriyet Halk Partisi’nden herkesle temas kurmak istediğini ifade eden Tekin, "Ben partide herkesle temas kurmak isterim. Yeter ki temas kurmak istesinler. Biz başta geldiğimizde de biz sorun çıkaran değil sorunları çözmek için geldik dedik. Biz de yolumuza devam ediyoruz. Sosyal işlerle meşgulüz" şeklinde konuştu.
İsmetpaşa Mahallesinin talepleri Ankara’da karşılık buldu
14 Şubat 2026 Cumartesi - 13:40 İsmetpaşa Mahallesinin talepleri Ankara’da karşılık buldu Şırnak merkez İsmetpaşa Mahallesi Muhtarı Metin Biter, mahalleye kazandırılması planlanan eğitim ve sosyal donatı projeleri için Ankara’da temaslarda bulundu. Biter, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar ile bir araya gelerek mahalle ve kent genelindeki talepleri rapor halinde sundu. Görüşmede özellikle eğitim yatırımları ön plana çıktı. Muhtar Biter, İsmetpaşa Mahallesi Orhan Uysal Ortaokulu karşısında bulunan eski ÇATOM alanına 2026 yılının birinci döneminde 4 derslikli anaokulu yapılması talebini ilettiklerini belirtti. Biter, söz konusu projeye ilişkin Milletvekili Tatar’dan destek sözü aldıklarını ifade ederek, "Mahallemizin en önemli ihtiyaçlarından biri okul öncesi eğitim alanıdır. Bu yatırım, çocuklarımızın geleceği açısından büyük önem taşıyor" dedi. Biter ayrıca, İsmetpaşa Mahallesi Sere Serge bölgesine cami, kadın ve erkekler için ayrı taziye evi ile bir okul kazandırılması yönündeki taleplerini de gündeme getirdiklerini kaydetti. Sunulan rapor doğrultusunda taleplerin detaylı şekilde değerlendirildiğini aktaran Biter, Milletvekili Tatar’ın projelerin hayata geçirilmesi için gerekli girişimlerde bulunacağını söyledi. Şırnak’ın gelişimi adına Ankara’da yoğun mesai harcadığı belirtilen Milletvekili Arslan Tatar’ın, eğitimden sosyal donatı alanlarına kadar birçok yatırım projesi üzerinde çalışma yürüttüğü öğrenildi. Mahalle sakinleri ise planlanan anaokulu ve sosyal alan projelerinin hayata geçirilmesiyle birlikte bölgedeki önemli bir eksikliğin giderileceğini dile getirdi.
Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Turan: "Ülkemizde İsrail’in yayılmacı politikalarının devam etmesine müsaade etmeyiz"
14 Şubat 2026 Cumartesi - 13:11 Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Turan: "Ülkemizde İsrail’in yayılmacı politikalarının devam etmesine müsaade etmeyiz" Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Hasan Turan, "Ülkemizde İsrail’in yayılmacı politikalarının devam etmesine müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz de. Biz, kendi elimizdeki imkan ve kabiliyetlerle mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve aynı zamanda AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları hakkında ve Gazze’de yaşanan insani krizle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Gazze’de sivilleri hedef alan saldırıların uluslararası hukuku ve insan haklarını açık şekilde ihlal ettiği vurgulayan Turan, yaşananların insani felaketin ötesinde sistematik bir soykırım niteliği taşıdığına dikkat çekti. Kadın, çocuk ve yaşlıların hedef alındığı saldırılar sonucu, 10 binlerce sivilin hayatını kaybettiğini, sağlık altyapısının tamamen çöktüğü ve temel yaşam malzemelerine erişimin engellendiği vurgulayan Turan, Türkiye’nin, Filistin halkının haklı davasını uluslararası platformlarda güçlü şekilde savunmayı sürdürdüğü ve sürdüreceğini belirtti. TBMM çatısı altında yürütülen parlamenter diplomasi faaliyetleriyle Filistin’in dünya kamuoyunda gündemde tutulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğinin altını çizen Turan, bu kapsamda İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının durdurulmasını, kalıcı ateşkesin sağlanmasını ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması çağrısı yineledi. Ayrıca Turan, uluslararası toplumun yaşananlara karşı sessiz kalmasının kabul edilemez olduğu vurgulayarak, başta Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere tüm uluslararası kuruluşların sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği ifade etti. Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu’nun, Filistin halkıyla dayanışmayı sürdüreceğini, adil ve kalıcı bir barışın tesis edilmesi için çalışmalarına devam edeceği belirten Turan, Türkiye’nin Filistin’in daimi koruyucusu olduğunu sözlerine ekledi. "Bugüne kadar 100 bine yakın kardeşimiz şehit oldu" İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye sistematik bir şekilde soykırım uyguladığını belirten Turan, "7 Ekim 2023’te Siyonist işgalci İsrail’in Gazze’ye yapmış olduğu saldırılar sonucu, bugüne kadar 100 bine yakın kardeşimiz şehit oldu. 150 binden fazla kardeşimiz yaralandı. Gazze adeta yerle bir edildi. Tarifsiz zulümler yaptılar. Adeta çağın gördüğü en büyük soykırım suçunu işlediler. Bu suçu işlerken yalnız işlemediler. Başta ABD olmak üzere batı emperyalizmi, batılı yönetimler de İsrail’in bu suçlarına ortaklık ve sponsorluk yaptı. Filistin halkıyla dayanışmak ve mazlumu korumak yerine, zalimle dayanışma içinde olduklarını ilan ettiler. ‘İsrail’in kendisini müdafaa etme hakkı vardır’ dediler. Halbuki işgale uğrayan, 100 yıldır toprakları işgal edilen Filistin halkıydı. 1917 yılında Osmanlı Devleti, Filistin topraklarından çekildikten sonra Filistin halkı bir gün bile gün yüzü görmedi. O gün bu gündür sürekli katliamlarla karşı karşıya kaldılar. 1948’de İsrail’in kurulmasından bu yana Filistin halkı sistematik bir şekilde zulümle karşı karşıya" diye konuştu. "Türkiye, bu zulme karşı topyekün bir mücadele veriyor" Türkiye’nin, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına karşı dünyada güçlü bir duruş sergilediğinin altını çizen Turan, "Türkiye başta olmak üzere az sayıda ülke, tarihin doğru yerinde durarak bu zulme karşı topyekün bir mücadele veriyor. Hem devletimizle hem de milletimizle bu soykırımın karşısında durmaya gayret ediyoruz, engellemek için çabalıyoruz. Bu çabalarımız 13 Ekim’de bir karşılık buldu. İkinci defa bir ateşkes imzalandı ama ateşkese rağmen 13 Ekim’den bu yana bine yakın kardeşimizi şehit ettiler. Bine yakın saldırıyla da ateşkesi her seferinde ihlal ettiler. Altına imza attıkları ateşkes anlaşmasına da uymuyorlar. Ateşkese öncülük edenler de bugüne kadar caydırıcı bir şekilde İsrail’e karşı tedbirler almadı, alamadı. Siyonist anlayış sadece Filistin halkını değil, esasında küresel düzeni de tehdit ediyor" şeklinde konuştu. "Dünya, açık ve net bir şekilde Siyonizm ile yeni yüzleşiyor" Siyonizm’in son günlerde kabul edilemez bir boyuta ulaştığını ve batılı ülkelerin bu kirli oyunlarla yeni yüzleştiğini ifade eden Turan, "İsrail, BM ekiplerine de saldırı düzenliyor. ABD yöneticilerini de tehdit ediyor. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz gerçeklik, Siyonizmin nasıl da bir insanlık düşmanı ideoloji olduğunu bütün gerçekliğiyle dünyaya gösteriyor. Dünya, açık ve net bir şekilde Siyonizm ile yeni yüzleşiyor. Ülkemizde rahmetli Erbakan Hoca sürekli olarak Siyonizm tehdidinin altını çiziyordu. 7 Ekim’den bu yana dünyanın yaşamış olduğu bu süreç, Siyonizmin, Siyonist anlayışının ne kadar büyük tehdit olduğunu, insanlık düşmanı bir ideoloji olduğunu bütün dünyaya en net ve en açık bir şekilde gösterdi. İsrail, var olabilmek için bütün bölgeyi yakıyor, yıkıyor. Hiçbir kural, hiçbir hukuk tanımıyor" ifadelerine yer verdi. "Türkiye kendi mücadelesine devam edecek" Türkiye’nin, Filistin Devleti’nin haklı davasında sonuna kadar yanında olacağının altını çizen Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye kendi mücadelesine devam edecek. Birilerinin inisiyatifi ne olursa olsun sürdürecek. İster orada barış gücünün içinde olalım, ister olmayalım, ülkemizde İsrail’in yayılmacı politikalarının devam etmesine müsaade etmeyiz. Etmeyeceğiz de. Biz, kendi elimizdeki imkan ve kabiliyetlerle mücadelemizi sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz, bugüne kadar mazlumları himaye etmekten ve zalimlere karşı çıkma noktasından hiçbir zaman vazgeçmedi. Her zaman zalimin hasmı, mazlumun da dostu oldu. Bedeli ne olursa olsun ‘mazlumları zalimlere terk etmeyeceğiz’ dedi. Sonunda kazanan yine mazlumlar oldu. Gazze’de ve Filistin’de mazlumların kazanacağı günleri ve zalimlerin de işlemiş oldukları zulümlerin hesabının sorulacağı günleri göreceğiz. Tarih bunu bize de gösterecektir."
Başkan Er, " Farklılıklarımız bizim zenginliğimizdir"
14 Şubat 2026 Cumartesi - 13:04 Başkan Er, " Farklılıklarımız bizim zenginliğimizdir" Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ’Hz. Hızır Orucu’ paneline katılan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Farklılıklarımız bizim zenginliğimizdir. Cemevlerimiz, camilerimiz ve kiliselerimiz bu şehrin ortak değerleridir" dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kongre ve Kültür Merkezi’nde Erenler Cemevi tarafından düzenlenen ’Hz. Hızır Orucu’ paneline katıldı. Panel öncesi konuşan Başkan Er, "Hızır; dara düşenin imdadına yetişen, umudu yeşerten, paylaşmayı ve dayanışmayı öğreten bir gönül mektebidir. İnancı artıran, karanlıkta ışık olan, gönüllere ferahlık veren bir rahmet vesilesidir. Hızır orucu ise sabrın, şükrün ve kardeşliğin en güzel nişanelerinden biridir. Edilen dualar ve paylaşılan lokmalar toplumumuzun birlik ruhunu diri tutan, bizi birbirimize daha da yakınlaştıran kadim değerlerimizdendir" ifadelerini kullandı. "Aynı acıyı ve aynı sevinci yaşayan büyük bir aileyiz" Farklılıkları zenginlik olarak gördüklerini dile getiren Başkan Er, "Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman şunu ifade ediyoruz. Farklılıklarımız bizim zenginliğimizdir. Her inanca, her düşünceye ve her fikre eşit mesafede duran bir anlayışa sahibiz. Cemevlerimiz, camilerimiz ve kiliselerimiz bu şehrin ortak değerleridir. Çünkü bizler Malatya’da aynı sofrayı paylaşan, aynı acıyı ve aynı sevinci yaşayan büyük bir aileyiz. Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından bir kez daha gördük ki bizi ayakta tutan en büyük güç dayanışma ve kardeşlik ruhudur. İşte Hızır’ın öğretileri de tam olarak budur. Zor zamanda yanında olmak, lokmayı bölüşmek ve gönülleri bir kılmak. Hızır’ın bereketi ve duası üzerimizden eksik olmasın. Birliğimiz daim, kardeşliğimiz güçlü olsun. Bu programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor, panelimizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Lokmalarımız Hak katında kabul, muhabbetimiz daim olsun" dedi.
Bakan Çiftçi, operasyonda yaralanan özel harekat polisiyle görüntülü konuştu
13 Şubat 2026 Cuma - 21:20 Bakan Çiftçi, operasyonda yaralanan özel harekat polisiyle görüntülü konuştu İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kayseri’de polis ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda bacağından yaralanan özel harekat polisi ile görüntülü konuştu. Bakan Çiftçi, kahraman polise geçmiş olsun dileklerini iletti. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, sabah saatlerinde gerçekleştirdikleri operasyonda bacağından yaralanan özel harekat polisini hastanede ziyaret etti. Ziyarete Vali Çiçek’in yanı sıra Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan da eşlik etti. Ziyaret sırasında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de, tedavi altındaki polisle telefonda görüntülü konuştu. Bakan Çiftçi, konuşmasında kahraman polise geçmiş olsun dileklerini iletti. O anları sosyal medya hesabında paylaşan Vali Gökmen Çiçek, "Sabah saatlerinde, Polis Özel Harekat ekiplerimizce gerçekleştirilen operasyonda yaralanan kıymetli komiserimizi tedavi gördüğü hastanede ziyaret ettik. Ziyaret sırasında İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi ile kahramanımızı telefonla görüntülü görüştürdük. Sayın bakanımız da kahramanımıza geçmiş olsun dileklerini iletti. Milletimizin huzur ve güvenliği için büyük bir fedakarlık ve cesaretle görev yapan tüm kahramanlarımıza şükran borçluyuz. Çok şükür ki sağlık durumu iyiye gidiyor. Kendisine acil şifalar, ailesine ve emniyet teşkilatımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" dedi.
Isparta Belediyesi personel buluşmalarının final programı
13 Şubat 2026 Cuma - 20:45 Isparta Belediyesi personel buluşmalarının final programı Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen, personel buluşmaları programının finalinde Sağlık İşleri Müdürlüğü, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü, Veteriner İşleri Müdürlüğü ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü personeliyle bir araya geldi. Programda konuşan Başkan Başdeğirmen, özveri ile çalışan personeline teşekkür etti. Isparta Belediyesi’nin personel buluşmalarının finali düzenlenen programla gerçekleştirildi. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen, personel buluşmaları programının finalinde Sağlık İşleri Müdürlüğü, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü, Veteriner İşleri Müdürlüğü ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü personeliyle bir araya geldi. Programa belediye başkan yardımcıları tam kadro katıldı. Program öncesi 4 müdürlüğün personeli Başkan Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen’e çiçek taktim etti. Ardından Başkan Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen masaları tek tek gezerek personelle selamlaştı. "Türkiye çapında gerçekten ses getiren bir müdürlük olduk" Isparta Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Ahmet Çankar, Veteriner İşleri Müdürlüğü’nün Başkan Şükrü Başdeğirmen’in destekleriyle Türkiye genelinde örnek gösterilen bir müdürlük haline geldiğini belirterek, 7/24 özveriyle çalışan ekip arkadaşlarına da teşekkür etti. Çankar, "Veteriner İşleri Müdürlüğü olarak Türkiye çapında gerçekten ses getiren bir müdürlük olduk. Başkanımız sayesinde oldu. Çok büyük destekler verdiler. 7 gün 24 saat mesai arkadaşlarımızla özverili bir şekilde çalıştık. Hem halk sağlığı hem hayvan sağlığı açısından örnek bir belediyecilik sergileyerek diğer belediyelerin örnek aldığı, ziyaret ettiği ve kılavuzluk yapılan bir belediye haline geldik. Bunu da başkanımız sayesinde başardık. Burada emeği geçen, gece gündüz demeden özveriyle çalışan, Allah’ın sessiz kullarının dermanı olan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" dedi. Isparta Belediyesi Sağlık İşleri, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler ile Sosyal Hizmetler Müdürü Ender Güven, Başkan Şükrü Başdeğirmen’in talimatları doğrultusunda 2019 yılından bu yana ilçe, köy ve beldeler ayrımı yapmadan tüm vatandaşlara sağlık ve sosyal destek sunduklarını belirterek, Sosyal Hizmetler Müdürlüğü olarak da "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" anlayışını ilke edindiklerini söyledi. Güven, "Sayın başkanımızın talimatlarıyla 2019 yılından bu yana Isparta’nın ilçeleri, köyleri, beldeleri ayırt etmeksizin bütün insanlarımıza elimizden gelen tüm sağlık desteğini sunduk. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü da olarak "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" dedik, bunu kendimize ilke edindik. Sayın başkanımızın değerli eşi Şadiye Hanımefendi burada bizim en büyük destekçimizdi. Hem sağlıkta hem sosyalde hem de kültür ve sanatta. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Saygılarımı sunuyorum" diye konuştu. "Daha çok nice yıllarda sizlerle böyle güzel birlik ve beraberliklerimiz olsun" Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, 30 müdürlüğün son 4 müdürlüğüyle gerçekleştirilen buluşmayla personelle yapılan toplantıların tamamlandığını belirterek, bu programların birlik ve beraberliği güçlendirdiğini söyledi. Başkan Başdeğirmen, "Bugün 30 müdürlüğümüzün son 4 müdürlüğüyle beraberiz ve böylelikle mesai arkadaşlarımızla hoş vakit şeklinde yapmış olduğumuz buluşmaların son seferine geldik. Rabbim sağlık versin. Daha çok nice yıllarda sizlerle böyle güzel birlik ve beraberliklerimiz olsun. Hiç kimse eksilmeden sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde inşallah. Bizler istiyoruz ki beraber olduğumuz zamanlarda bu şekilde rahat bir ortam olsun. Çünkü yaptığınız işin içerisinde her şeyin doğru ya da farklı bir şekilde yürüdüğünü sizler görüyorsunuz. Uyarınız, öneriniz veya bir teklifiniz olabilir düşüncesiyle bizler de bu şekilde bir program düzenlemeyi uygun gördük. Ve şu ana kadar yaptığımız toplantılardan da çok güzel geri dönüşler aldık. Bizim de varsa eksiklerimiz onları da tamamlamaya çalıştık" dedi. Konuşmaların ardından Başkan Başdeğirmen, isimlerinin yazılı olduğu kalemleri personele hediye etti. Ayrıca çocuklarla ve engelli personelle de yakında ilgilenen Başkan Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen, çocuklara top, bebek ve Ispartaspor forması verdi. Hediye taktimi sonrası çekilen hatıra fotoğraflarıyla personel buluşmaları programı sona erdi.