POLİTİKA
’Türk dostuyum’ dedi, Netanyahu’nun dostu çıktı 17 Nisan 2026 Cuma - 14:48:11 Bulgaristan’da 19 Nisan’da yapılacak milletvekili seçimleri için Türkiye’de yaşayan çifte vatandaşlara sandık çağrısında bulunan Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Bursa İl Temsilcisi Taner Çavuş, yaşanan gelişmeleri kimsenin görmemezlikten gelmemesi gerektiğini söyledi. Çavuş, "Kendini Türk dostu ilan eden Rumen Radev’in, 240 kişilik listesine 16 tane Türk’ü seçilmeyecek sıraya yazması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile samimi dost olması, Türkiye ile sınırların kapatılması gerektiğini savunması Türk ve Müslüman soydaşlar tarafından unutulmamalıdır" dedi. Bulgaristan’da hükümetlerin devamlılık sağlayamadığını ifade eden Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Bursa İl Temsilcisi Taner Çavuş, bu sebeple 19 Nisan’da yeniden sandığa gidileceğini, bu seçimin önem taşıdığını vurguladı. Çavuş, "Bulgaristan’da son 5 yılda 10’uncu seçim yapılırken, Türkiye’deki sandık sayısı ise çok düştü. Son seçimde 168 sandıktan şu anda sandık sayısı 20’ye düştü. Hak ve Özgürlükler Hareketi, bu önergeye karşı çıkmasına rağmen parlamentoda yeterli güce sahip olamadığı için mecliste oylamayla sandık sayısı 20 ile sınırlandırıldı. Seçimin önemine bakıyorsak yeni bir siyasi parti meydana geldi. Bu siyasi parti eski cumhurbaşkanının kurduğu partidir. Fakat bu parti Türklerden oy isteyen parti. O partiye baktığımızda ne parti programı var, ne partinin milletvekili listelerinde Türklerin ve Pomakların seçilecek yerde olduğunu görüyoruz. Bu kişiler Türklerden oy isteyen kişidir. Fakat geçmişimize baktığımızda Türk düşmanı olan bu kişiye oy isteniyor. Türkiye’deki tabii ki sandık sayısının düşük olması çok büyük sıkıntı. Bu da insanların sandığa, sandıkta oyunu kullanabilmesi için saatlerce beklemek zorunda kalması ve tabii ki yeterince oy kullanamayacak" dedi. En çok sandığın Türkiye’de Bursa’da olduğunu belirten Çavuş, "Bursa’da 6 tane sandığımız var. 20 sandıktan 6 tanesi Bursa’da. Bizimki hedefimiz ne? Biz her zaman halkımız için varız. 35 yıldan beri var olan parti. Halkımızla birlikte, halkımız için çalışıyoruz. İşte birlikte güç doğar. Fakat bölmek, dış güçlerin bölmek istediği ve başardığı bir olay oldu. 49 milletvekili çıkardığımız partiden 17 milletvekilinin bizden ayrılmasıyla iki tane parti haline dönüştük. Diğer parti şu anda barajı geçemeyecek durumda. Barajı geçecek olan tek parti Halk ve Özgürlük Halk Hareketi’dir. Bulgaristan parlamentosunda 5 tane siyasi parti barajı aşıyor. Fakat 5 tane siyasi parti barajı aştığından dolayı tek başına iktidara hiçbir parti gelemeyecek. Koalisyon olmak zorunda. Fakat parti ve birbirinden anlaşamayan partiler, birbirlerinden nefret eden partiler. Türk dostu olduğunu söyleyen kişiler aslında Türk dostu değil. Türk ve Müslümanlara karşı zulmedenlerin yanında destek verenler. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanındaki şahıs yeni kurulan parti başkanıdır. Evet, listede 16 tane Türk oldu. Fakat hiçbir liste başı seçilecek yerde ne Türk var ne de Pomak vardır" diye konuştu. Çavuş konuşmasını söyle sürdürdü; "İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanındaki İlerici Bulgaristan Koalisyonu’nun liderliğini üstlenen Rumen Radev, daha önceki konuşmalarında ’Türkiye ile sınırın kapatılması gerekiyor. Türkiye’deki seçmenler, oy kullanmaya gelmesin.’ Ancak yeni bir oluşum olduğundan dolayı herkesin merakla beklediği kişi olarak öne çıkıyor. Bir kurtarıcı olarak görülebilir. Ancak bu kişi Türk düşmanıdır. İsrail ile samimi dostluğu ise Türkiye için milli bir tehdittir."
17 Nisan 2026 Cuma - 14:40 Suriye Cumhurbaşkanı Şara: "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz" Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamada, "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" dedi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde bu yıl 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda açıklamalarda bulundu. Moderatörün, en alttan en üste kadar bir araya gelmiş bir topluluk ile zorlanan bir ekonomiye işaret ederek, tüm dünyanın Suriye’nin değişimini yakından izlediğini ve salondaki liderler arasında belirsizliklerin ağırlığını en fazla taşıyan isim olduğunu belirtmesi üzerine Şara, sözlerine davet için teşekkür ederek başladı. "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor" "Hayatınız şu anda ne kadar zor?" sorusunu yanıtlayan Şara, hayatın zor olduğunu ve bölgenin son yüz yılın tamamında yaşanmamış istisnai şartlardan geçtiğini ifade etti. Şara, "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor. Sanırım biz de bu şartlarda yaşamaya yazılmış olanlardanız ve aynı zamanda istisnai sorumluluklar üstlenmek durumundayız. Bölgenin yaşadığı sorunların büyüklüğü, istisnai çözümler de gerektiriyor. Biz de bu konuda, arkamızda duran halkımızın dirayetiyle ve ayrıca bölgede bizi seven tüm ülkelerle güç buluyoruz" dedi. "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz" Orta Doğu’daki Filistin-İsrail çatışmasından, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşa kadar önemli fay hatlarının kesişiminde yer alan Suriye’de, büyük güçlerin pay sahibi olma isteğinin kendisine ne hissettirdiğine yönelik soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin istisnai bir coğrafi konuma sahip olduğunu vurguladı. Şara, "Bu yüzden oradaki çatışma anlık bir durumun ürünü değil; bilakis tarih boyunca uzanan uzun bir zincirin birbirine bağlı halkalarıdır. Bölgede her zaman, bir büyük devletin yanında başka bir büyük devlete karşı durmak gibi seçenekler vardı ama sanırım biz bugün bu seçeneklerle sınırlı değiliz. Aksine, herkesle eşit mesafede durabiliyoruz. Hatta Suriye, büyük devletler arasında bir köprü olabilir. Şimdi dikkat edin, Suriye’nin Amerika Birleşik Devletleri’yle de ideal ilişkileri var; aynı şekilde Rusya Federasyonu’yla, Çin’le, Britanya’yla, Fransa’yla ve Almanya’yla da aynı anda ilişkileri var. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve bölgedeki tüm önemli ülkelerle de ilişkileri var. Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" diye konuştu. "Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik" Suriye’nin İran’a karşı yürütülen belirli savaşta taraf seçmeyerek köprü gibi hareket etmesiyle ilgili süreci nasıl okuduğu sorulan Şara, bunun ülkesi açısından karmaşık bir konu olduğunu dile getirdi. Suriye’nin son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadığını hatırlatan Şara, şöyle devam etti: "Suriye, son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadı. Fakat bütün bu önceki şartlara rağmen, biz hâlihazırda süren savaşta İran’a karşı herhangi bir çatışmanın tarafı olmadık; ister Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında olsun, ister İsrail ile İran arasında. Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik. Çünkü İran da yaklaşık 85 milyon nüfusa sahip bir devlet. İran’ın içeriden zarar görmesi, genel olarak bölgeyi ve çevreyi de etkileyebilir. Biz, istikrarlı bir bölgenin oluşması, sorunlarını diyalog ve diplomasi yoluyla çözmesi ve büyük çatışmalara ve savaşlara girmemesi yönünde çalışıyoruz. Her hâlükârda bu çatışmanın sonucu ne olursa olsun, sonuçta bu savaş durdu ve işler bir bakıma yeniden rayına oturdu. Ayrıca Suriye, Lübnan’da yaşananlardan da etkileniyor. Biz, Başkan Trump’ın Lübnan’da süren savaşı durdurmak için yürüttüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz ve bölgede rotaların düzeltilmesi, bu tür savaşların bir daha yaşanmaması için başka bir aşamaya geçmeyi umuyoruz." "Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu" Stratejik tarafsızlık tutumundan ne elde ettiklerine yönelik soru üzerine ise Şara, savaş ortamında fayda düşünmenin bencillik olacağını söyledi. Şara, "Doğrusu, savaş ve çatışma ortamında hangi faydayı elde edeceğimizi düşünmek bence bencillik olur. Ancak Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu. Büyük göçler yaşadık, kimyasal silah saldırılarına maruz kaldık, iç göç yaşadık, çok büyük yıkım gördük. Suriye’nin herhangi bir çatışmaya girmesinden kaçınmak; bence bu, Suriye için de herhangi bir ülke için de doğru ve doğal olan yoldur. Çünkü çevremizde süren savaşların açık hedefleri ya da net stratejileri olmadan devam etmesi, bana göre bir bakıma anlamsızlık hâlidir. Suriye’nin bu manzaradan uzak durması, bence doğru ve sağlıklı seçeneğe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu. "Golan’ın İsrail lehine tanınmasını reddediyorum" İsrail’in Golan Tepeleri’nden çekilmeyeceği yönündeki beyanları ve İbrahim Anlaşmaları bağlamındaki tartışmalara değinen moderatörün sorusunu yanıtlayan Ahmedd Şara, herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddettiğini bildirdi. Şara, şöyle konuştu: "Herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddediyorum. Çünkü bu tür bir tanıma batıldır. Bu toprak Suriye halkının hakkıdır; herhangi bir devletin hakkı değildir. Bir devlet, halkı buna razı olursa belki kendi toprağının bir bölümünden vazgeçebilir; ama başkalarının toprağını satamaz ya da başkaları adına İsrail’e tanıyamaz. Nitekim Başkan Trump döneminde işgal altındaki Golan’ın İsrail’e tanınması da böyle olmuştur. Diğer taraftan uluslararası toplum hâlâ bu toprağın Suriye’ye ait olduğunu desteklemektedir. Son oylamada, dünya genelinde yaklaşık 134’ten fazla devleti, Golan’ın kesinlikle Suriye toprağı olduğunun tanınması konusunda topladık. O toprak İsrailliler tarafından işgal edilmiştir. Müzakereler ise birkaç aşamadan geçiyor. Öncelikle Suriye ile İsrail arasında bir ateşkes anlaşması vardı; 1974 anlaşması 50 yıldan fazla süre ayakta kaldı. Ancak İsrail, eski rejimin 8 Aralık’ta düşmesinden sonra yaptığı ihlallerle bunu büyük ölçüde aştı. Şimdi ilk seviyeye giriyoruz; bu da İsrail’in 1974 hatlarına çekilmesini güvence altına alacak bir güvenlik anlaşmasının araştırılmasıdır." "Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor" Ülkedeki geçiş sürecine, özellikle bir Amerikan şirketiyle yapılan müzakerelere ve yaşanan askeri patlamalara ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, "Her aşamada adımlarımızı ilerlettik. Anlaşma birkaç aşamadan geçti. Ayrıca QSD ile de 10 Mart 2025’te bir anlaşma vardı. Sonra bu anlaşmaya bağlı kalınmadı; onun da bir süresi vardı ve o süre de aralık ayında sona erdi. Aralık ayında da bazı çatışmalar yaşandı. Sonra genel entegrasyon anlaşmasına ulaştık. Ayrıca Amerikalılar da sürecin içindeydi. Orada Britanyalıların da bulunduğu birkaç üs vardı, Amerikalılar da vardı, Fransızlar da vardı, aynı zamanda Ruslar da vardı. Şimdi Suriye’nin kuzeydoğusu yabancı üslerden tamamen arındırılmış durumda. QSD güçlerinin entegre edilmesi, QSD durumunun sona erdirilmesi ve Suriye devletinin içine dahil edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor. Sanırım bizim çatışmalara girmemize gerek yok" diye konuştu. "Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak" Suriye’nin değişiminin tüm dünya tarafından örnek bir vaka olarak izlendiği belirtilerek, anayasal bildiri, geçiş konseyi ve beş yıllık yetki kapsamındaki adımların sorulması üzerine Şara, bu süreçte seçim aşamasından geçtiklerini bildirerek şu ifadeleri kullandı: "Doğrusu, bu beş yıl içinde; anayasal bildirinin ilanından, Suriye hükümetinin oluşturulmasından sonra biz seçim aşamasından da geçtik ve parlamentonun kurulması sürecine geldik. Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak. Ayrıca Suriye parlamentosunun gündeminde anayasanın yazılması da olacak. Anayasanın içinde de birçok yasa çıkarılacak." Süreçteki zorluklar ve belirli adımlara ilişkin Şara, hedeflerinin net olduğunu vurgulayarak; anayasal bildiriyle otorite boşluğunun doldurulması, seçimlerin yapılması, anayasanın yazılması, ekonomik yapının inşası, uluslararası ve bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması aşamalarından geçtiklerini anlattı. Şara, şöyle devam etti: "Bu konuda Suriye nettir. İlk olarak anayasal bildiriyle siyasi boşluğun ve Suriye devletindeki otorite boşluğunun doldurulması. Ondan sonra parlamentonun kurulması için seçimlerin yapılması. Ardından anayasanın yazılması. Daha sonra ekonomik yapının inşası; ekonomik ve yatırım iklimi için uygun ortamın hazırlanması ve uluslararası ile bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması. Sonra yaptırımların kaldırılması aşamasından geçtik. Ardından da yaptırımlar kaldırıldıktan sonra yatırım aşamasına girdik. Sanırım bu beş yıl içinde Suriye’nin çok sayıda sayım turuna da ihtiyacı var; veri toplamak için. Bunların içinde nüfus verileri ve benzeri de var. Çünkü bildiğiniz gibi Suriye, Suriye dışına büyük bir göçe ve aynı zamanda iç göçe maruz kaldı. Bütün bunlar yaşananların yeniden belgelenmesini gerektiriyor. Ayrıca ülkenin birliğinin yeniden sağlanması gerekiyor; çünkü ülke de bir bakıma parçalanmış ve bölünmüş durumdaydı." "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi" Avrupa’nın mali desteği ve ABD’nin yaptırımları kaldırması bağlamında yeniden inşa sürecinin finansmanına ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin doğrudan yardım almadığını, ancak yardım vaatleri bulunduğunu söyledi. Ahmed Şara, "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi. Uygun iklimi açtı ve yatırımı teşvik etmek için yatırım yasalarını değiştirdi. Yatırım yoluyla iş fırsatları oluşuyor ve Suriye’de üretim artıyor; dolayısıyla ekonomi iyileşiyor. Doğrudan yardımlara gelince; Suriye bu ana kadar doğrudan yardım almadı. Yardım vaatleri var. Ayrıca yatırım için çok sayıda sözleşme yapıldı; bunların bazıları mutabakat zabıtları, bazıları ise fiilen sahada uygulanmaya başlamış sözleşmeler. Bence Suriye şu anda bu siyasetle bu doğrultuda ilerliyor. Ama buna rağmen Suriye’nin bazı yardımlara da ihtiyacı var ki daha hızlı ve daha sağlam bir planla ilerleyebilsin. Fakat biz öncelikle kendimize dayanmayı deniyoruz. Eğer yardımlar gelirse de siyasallaştırılmamış ya da belirli şartlara bağlanmamış olsun" dedi. Uluslararası katılımcılara ne sundukları yönündeki geniş kapsamlı soruya, "Suriye dosyası büyük. Görünen o ki bu oturumda her şeyi sormak istiyor; bunun için çok araştırma gerekir" cevabıyla başlayan Şara, "Bizim sunduğumuz ilk şey, aslında çok şey sunmuş olmamızdır. Öncelikle Suriye’yi çatışma ve savaş hâlinden çıkarıp güvenli, istikrarlı ve yatırım fırsatı sunan bir ortama dönüştürdük. Bugün Suriye içindeki yatırımdan konuşuyor olmamız olumlu bir şeydir. Artık Suriye’de çatışmanın durmasından ya da çekişen tarafların birbirine mesaj attığı bir posta kutusu olarak kalmasından konuşmuyoruz. Suriye ilk olarak sahneyi kurtardı; bölgeyi bazı bölgesel devletlerin yayılmasından ve Suriye’yi saldırı başlatma veya bölgeyi istikrarsızlaştırma platformu olarak kullanmalarından kurtardı. Suriye, dünyadaki bir numaralı Captagon kaynağıydı; bu mesele çok büyük ölçüde azaldı ve neredeyse ortadan kalktı" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Şara, sözlerini şöyle sürdürdü: "Suriye’de silah denetimsizdi; biz de bu silahları ciddi biçimde kontrol altına alma sürecine başladık. Bugün artık Suriye’den bir kriz olarak söz etmiyoruz; çok büyük bir fırsata dönüştü. Bu fırsattan şimdi, bir yıl ve birkaç ay sonra söz ediyoruz. Yani çok hızlı aşamalardan geçtik. Gerçek bir duruma ulaştık. Bugün Suriye daha istikrarlı, daha güvenli. İçindeki yatırım fırsatları çeşitlendi. Özellikle doğu ile batı arasındaki tedarik zincirlerinin güvenliği ve enerji arzı konusunda dünyanın dikkat merkezlerinden biri hâline geldi. Nitekim bu süreç fiilen başladı. Suriye, şimdi Irak’tan bazı petrol sevkiyatlarını Suriye kıyıları üzerinden ihraç etmeye başladı. Ayrıca birçok ülke, Suriye’nin coğrafi konumuna yatırım yaparak bölgesel bağlantıyı düşünmeye başladı; Akdeniz kıyılarıyla birlikte kendi ürünlerini, ister petrol olsun ister petrol dışı, Suriye toprakları üzerinden ihraç etmeyi ve bölgesel bağlantıyı, ayrıca Türkiye, Ürdün ve Körfez ülkeleriyle birlikte doğu ile batı arasında kara bağlantısını kurmayı hedefliyor. Ayrıca geçen hafta konuşulan dört deniz projesi de var. Bugün Suriye, konumu itibarıyla yatırım açısından fiilî bir durum hâline geldi. Biz artık havada konuşmuyoruz; tüm bunlar, Suriye’yle ilgilenen bütün devletler tarafından ciddi şekilde tartışılıyor. Şu anda biz, yalnızca sevgi başlığı altında değil; çıkarların buluşması temelinde bölgesel devletlerle ve dünya devletleriyle ilişkiler kuruyoruz. Tüm dünya, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve Suriye’deki bu tarihî anın değerlendirilmesinin önemini fark ediyor. Bu yüzden Suriye’ye yönelim var. Bu tarihî fırsata yatırım yapılması, bölgesel ve çevresel istikrarın yararınadır; aynı zamanda ekonomi ya da güvenlik bakımından küresel istikrara da stratejik olarak hizmet eder." "Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı" Enerji altyapısını dönüştürmeye yönelik Türk, Katarlı ve Amerikan şirketleriyle yapılan yaklaşık 7 milyar dolarlık anlaşmalar, Azerbaycan’ın Kilis-Halep hattından gaz sağlaması, Mısır-Ürdün Arap gaz hattı ve Irak Kerkük-Baziyan hattı projeleri ışığında Suriye’nin enerji merkezine dönüşme vizyonunu anlatan Şara, "Suriye’nin birçok niteliği var. Birincisi, doğu ile batı arasında bağ kuran stratejik konumu. Tarih boyunca Suriye, doğu ile batı arasında dünya ticaretinin geçtiği İpek Yolu’ydu. Aynı zamanda hac yoluydu. Bu da Suriye içindeki yatırımın en önemli unsurlarından biridir. Ayrıca Suriye, orta, hafif ve ağır yatırımlara uygun çeşitli insan kaynaklarına sahiptir. Çünkü Suriye’de tecrübeler çeşitlidir. Son 15 yıl içinde de Suriye halkının maruz kaldığı göç ve yerinden edilme sebebiyle, halk bölgesel ve uluslararası düzeyde gelişmiş ülkelerde bulunmaktan yararlandı. Bu durum, Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı. Bunların bir kısmı geri döndü, bir kısmı da bu tecrübelerden yararlanmak üzere Suriye’ye dönme aşamasında. Ayrıca Suriye bir tarım ülkesidir. Bölgedeki birçok ülke için, Körfez ülkeleri de dâhil, Libya da dâhil, gıda eksikliği yaşayan bazı ülkeler için bir gıda sepetiydi. Dolayısıyla Suriye sadece enerji dağıtım ve yeniden ihracat noktası değil; aynı zamanda iyi bir gıda sepetidir. Temel gıda maddelerinin toplanması ve yeniden Suriye üzerinden ihraç edilmesi için de bir merkez olabilir. Biz bugün, dünyanın son altmış yılda kaybettiği modern Suriye’den söz ediyoruz. Bu yüzden dünya bu stratejik konumun önemini unuttu" şeklinde konuştu. "Hava yolu şirketlerine birçok kolaylık sağlayacak" Eski rejimin düşmesiyle yeni bir tarih oluştuğunu kaydeden Şara, Suudi Arabistan’ın STC şirketiyle saniyede yaklaşık yüzde 70 hız artışı sağlayacak fiber hattın Suriye üzerinden geçirilmesi konusunda anlaşıldığını ve Suriye hava sahasının dünya havacılığına açılmasının ulaşımı hızlandıracağını kaydetti. Şara, "Suriye hava sahasının doğu ile batı arasında dünya havacılığına açılması, havayolu şirketleri için birçok kolaylık sağlayacak; aynı zamanda doğu ile batı arasındaki ulaşımı da hızlandıracaktır. Dolayısıyla Suriye, kaynakları çeşitli olan bir ülkedir. İçinde yararlanılabilecek çok şey vardır ve ona geçmiştekinden farklı şekilde bakılabilir. Sanırım geçen yıl boyunca Suriye diplomasisinin başarısı, güvenlik istikrarı ve Suriye içindeki güvenlik kurumlarının başarısı sayesinde, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve bölgesel ile uluslararası stratejik çıkarların aynı anda burada bağlanmasının önemini pratik biçimde gösterebildik" dedi. "Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor" Moderatörün "Eğer geleceğe bakıyorsak, bana inşa etmeye çalıştığınız Suriye’yi anlatın" sorusuna Şara, "Bu, Britanya’dan daha iyidir. Suriye, Suriye’ye benzer. Suriye tarihte insanlığın bildiği en eski başkenttir. Barışçıl birlikte yaşamın en iyi başlığıydı. Dünyada insanların dinlerde ve fikirlerde farklı olup barış içinde birlikte yaşayabilmesini ilk ortaya koyan yerdi; bundan 1400 yıldan fazla zaman önce. Dolayısıyla Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor; gelişmişliğini ve doğru tarihini geri getiriyor. Suriye yalnızca bölgesel değil, küresel bir ticaret merkeziydi. Uygarlıkların, kültürün, kalkınmanın ve değerlerin büyük bir buluşma noktasıydı. Suriye’de öğretilen şey, aynı anda dünyanın doğusuna da batısına da ihraç edilirdi. Fakat Suriye, fitnelerden, krizlerden ve eski rejimin uyguladığı yanlış politikalardan geçti; bu da büyük bir yalnızlığa yol açtı. Ayrıca Suriye, birinci ve ikinci dünya savaşı dönemlerinde yaşadıklarına da maruz kaldı ve bugün ulaştığı noktaya geldi. Sanırım Suriye, geçmişte kendi kendisine benzeyen bir ülke olmaya çalışıyor ve geleceğini çizerken geçmişine dayanmak istiyor. Aynı zamanda yeniden müreffeh, güçlü ve başarılı olarak dönmek istiyor İnşallah" yanıtını verdi.
17 Nisan 2026 Cuma - 14:35 Suriye Cumhurbaşkanı Şara: "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz" Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamada, "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" dedi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde bu yıl 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda açıklamalarda bulundu. Moderatörün, en alttan en üste kadar bir araya gelmiş bir topluluk ile zorlanan bir ekonomiye işaret ederek, tüm dünyanın Suriye’nin değişimini yakından izlediğini ve salondaki liderler arasında belirsizliklerin ağırlığını en fazla taşıyan isim olduğunu belirtmesi üzerine Şara, sözlerine davet için teşekkür ederek başladı. "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor" "Hayatınız şu anda ne kadar zor?" sorusunu yanıtlayan Şara, hayatın zor olduğunu ve bölgenin son yüz yılın tamamında yaşanmamış istisnai şartlardan geçtiğini ifade etti. Şara, "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor. Sanırım biz de bu şartlarda yaşamaya yazılmış olanlardanız ve aynı zamanda istisnai sorumluluklar üstlenmek durumundayız. Bölgenin yaşadığı sorunların büyüklüğü, istisnai çözümler de gerektiriyor. Biz de bu konuda, arkamızda duran halkımızın dirayetiyle ve ayrıca bölgede bizi seven tüm ülkelerle güç buluyoruz" dedi. "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz" Orta Doğu’daki Filistin-İsrail çatışmasından, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşa kadar önemli fay hatlarının kesişiminde yer alan Suriye’de, büyük güçlerin pay sahibi olma isteğinin kendisine ne hissettirdiğine yönelik soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin istisnai bir coğrafi konuma sahip olduğunu vurguladı. Şara, "Bu yüzden oradaki çatışma anlık bir durumun ürünü değil; bilakis tarih boyunca uzanan uzun bir zincirin birbirine bağlı halkalarıdır. Bölgede her zaman, bir büyük devletin yanında başka bir büyük devlete karşı durmak gibi seçenekler vardı ama sanırım biz bugün bu seçeneklerle sınırlı değiliz. Aksine, herkesle eşit mesafede durabiliyoruz. Hatta Suriye, büyük devletler arasında bir köprü olabilir. Şimdi dikkat edin, Suriye’nin Amerika Birleşik Devletleri’yle de ideal ilişkileri var; aynı şekilde Rusya Federasyonu’yla, Çin’le, Britanya’yla, Fransa’yla ve Almanya’yla da aynı anda ilişkileri var. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve bölgedeki tüm önemli ülkelerle de ilişkileri var. Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" diye konuştu. "Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik" Suriye’nin İran’a karşı yürütülen belirli savaşta taraf seçmeyerek köprü gibi hareket etmesiyle ilgili süreci nasıl okuduğu sorulan Şara, bunun ülkesi açısından karmaşık bir konu olduğunu dile getirdi. Suriye’nin son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadığını hatırlatan Şara, şöyle devam etti: "Suriye, son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadı. Fakat bütün bu önceki şartlara rağmen, biz hâlihazırda süren savaşta İran’a karşı herhangi bir çatışmanın tarafı olmadık; ister Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında olsun, ister İsrail ile İran arasında. Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik. Çünkü İran da yaklaşık 85 milyon nüfusa sahip bir devlet. İran’ın içeriden zarar görmesi, genel olarak bölgeyi ve çevreyi de etkileyebilir. Biz, istikrarlı bir bölgenin oluşması, sorunlarını diyalog ve diplomasi yoluyla çözmesi ve büyük çatışmalara ve savaşlara girmemesi yönünde çalışıyoruz. Her hâlükârda bu çatışmanın sonucu ne olursa olsun, sonuçta bu savaş durdu ve işler bir bakıma yeniden rayına oturdu. Ayrıca Suriye, Lübnan’da yaşananlardan da etkileniyor. Biz, Başkan Trump’ın Lübnan’da süren savaşı durdurmak için yürüttüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz ve bölgede rotaların düzeltilmesi, bu tür savaşların bir daha yaşanmaması için başka bir aşamaya geçmeyi umuyoruz." "Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu" Stratejik tarafsızlık tutumundan ne elde ettiklerine yönelik soru üzerine ise Şara, savaş ortamında fayda düşünmenin bencillik olacağını söyledi. Şara, "Doğrusu, savaş ve çatışma ortamında hangi faydayı elde edeceğimizi düşünmek bence bencillik olur. Ancak Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu. Büyük göçler yaşadık, kimyasal silah saldırılarına maruz kaldık, iç göç yaşadık, çok büyük yıkım gördük. Suriye’nin herhangi bir çatışmaya girmesinden kaçınmak; bence bu, Suriye için de herhangi bir ülke için de doğru ve doğal olan yoldur. Çünkü çevremizde süren savaşların açık hedefleri ya da net stratejileri olmadan devam etmesi, bana göre bir bakıma anlamsızlık hâlidir. Suriye’nin bu manzaradan uzak durması, bence doğru ve sağlıklı seçeneğe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu. "Golan’ın İsrail lehine tanınmasını reddediyorum" İsrail’in Golan Tepeleri’nden çekilmeyeceği yönündeki beyanları ve İbrahim Anlaşmaları bağlamındaki tartışmalara değinen moderatörün sorusunu yanıtlayan Ahmedd Şara, herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddettiğini bildirdi. Şara, şöyle konuştu: "Herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddediyorum. Çünkü bu tür bir tanıma batıldır. Bu toprak Suriye halkının hakkıdır; herhangi bir devletin hakkı değildir. Bir devlet, halkı buna razı olursa belki kendi toprağının bir bölümünden vazgeçebilir; ama başkalarının toprağını satamaz ya da başkaları adına İsrail’e tanıyamaz. Nitekim Başkan Trump döneminde işgal altındaki Golan’ın İsrail’e tanınması da böyle olmuştur. Diğer taraftan uluslararası toplum hâlâ bu toprağın Suriye’ye ait olduğunu desteklemektedir. Son oylamada, dünya genelinde yaklaşık 134’ten fazla devleti, Golan’ın kesinlikle Suriye toprağı olduğunun tanınması konusunda topladık. O toprak İsrailliler tarafından işgal edilmiştir. Müzakereler ise birkaç aşamadan geçiyor. Öncelikle Suriye ile İsrail arasında bir ateşkes anlaşması vardı; 1974 anlaşması 50 yıldan fazla süre ayakta kaldı. Ancak İsrail, eski rejimin 8 Aralık’ta düşmesinden sonra yaptığı ihlallerle bunu büyük ölçüde aştı. Şimdi ilk seviyeye giriyoruz; bu da İsrail’in 1974 hatlarına çekilmesini güvence altına alacak bir güvenlik anlaşmasının araştırılmasıdır." "Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor" Ülkedeki geçiş sürecine, özellikle bir Amerikan şirketiyle yapılan müzakerelere ve yaşanan askeri patlamalara ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, "Her aşamada adımlarımızı ilerlettik. Anlaşma birkaç aşamadan geçti. Ayrıca QSD ile de 10 Mart 2025’te bir anlaşma vardı. Sonra bu anlaşmaya bağlı kalınmadı; onun da bir süresi vardı ve o süre de aralık ayında sona erdi. Aralık ayında da bazı çatışmalar yaşandı. Sonra genel entegrasyon anlaşmasına ulaştık. Ayrıca Amerikalılar da sürecin içindeydi. Orada Britanyalıların da bulunduğu birkaç üs vardı, Amerikalılar da vardı, Fransızlar da vardı, aynı zamanda Ruslar da vardı. Şimdi Suriye’nin kuzeydoğusu yabancı üslerden tamamen arındırılmış durumda. QSD güçlerinin entegre edilmesi, QSD durumunun sona erdirilmesi ve Suriye devletinin içine dahil edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor. Sanırım bizim çatışmalara girmemize gerek yok" diye konuştu. "Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak" Suriye’nin değişiminin tüm dünya tarafından örnek bir vaka olarak izlendiği belirtilerek, anayasal bildiri, geçiş konseyi ve beş yıllık yetki kapsamındaki adımların sorulması üzerine Şara, bu süreçte seçim aşamasından geçtiklerini bildirerek şu ifadeleri kullandı: "Doğrusu, bu beş yıl içinde; anayasal bildirinin ilanından, Suriye hükümetinin oluşturulmasından sonra biz seçim aşamasından da geçtik ve parlamentonun kurulması sürecine geldik. Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak. Ayrıca Suriye parlamentosunun gündeminde anayasanın yazılması da olacak. Anayasanın içinde de birçok yasa çıkarılacak." Süreçteki zorluklar ve belirli adımlara ilişkin Şara, hedeflerinin net olduğunu vurgulayarak; anayasal bildiriyle otorite boşluğunun doldurulması, seçimlerin yapılması, anayasanın yazılması, ekonomik yapının inşası, uluslararası ve bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması aşamalarından geçtiklerini anlattı. Şara, şöyle devam etti: "Bu konuda Suriye nettir. İlk olarak anayasal bildiriyle siyasi boşluğun ve Suriye devletindeki otorite boşluğunun doldurulması. Ondan sonra parlamentonun kurulması için seçimlerin yapılması. Ardından anayasanın yazılması. Daha sonra ekonomik yapının inşası; ekonomik ve yatırım iklimi için uygun ortamın hazırlanması ve uluslararası ile bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması. Sonra yaptırımların kaldırılması aşamasından geçtik. Ardından da yaptırımlar kaldırıldıktan sonra yatırım aşamasına girdik. Sanırım bu beş yıl içinde Suriye’nin çok sayıda sayım turuna da ihtiyacı var; veri toplamak için. Bunların içinde nüfus verileri ve benzeri de var. Çünkü bildiğiniz gibi Suriye, Suriye dışına büyük bir göçe ve aynı zamanda iç göçe maruz kaldı. Bütün bunlar yaşananların yeniden belgelenmesini gerektiriyor. Ayrıca ülkenin birliğinin yeniden sağlanması gerekiyor; çünkü ülke de bir bakıma parçalanmış ve bölünmüş durumdaydı." "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi" Avrupa’nın mali desteği ve ABD’nin yaptırımları kaldırması bağlamında yeniden inşa sürecinin finansmanına ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin doğrudan yardım almadığını, ancak yardım vaatleri bulunduğunu söyledi. Ahmed Şara, "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi. Uygun iklimi açtı ve yatırımı teşvik etmek için yatırım yasalarını değiştirdi. Yatırım yoluyla iş fırsatları oluşuyor ve Suriye’de üretim artıyor; dolayısıyla ekonomi iyileşiyor. Doğrudan yardımlara gelince; Suriye bu ana kadar doğrudan yardım almadı. Yardım vaatleri var. Ayrıca yatırım için çok sayıda sözleşme yapıldı; bunların bazıları mutabakat zabıtları, bazıları ise fiilen sahada uygulanmaya başlamış sözleşmeler. Bence Suriye şu anda bu siyasetle bu doğrultuda ilerliyor. Ama buna rağmen Suriye’nin bazı yardımlara da ihtiyacı var ki daha hızlı ve daha sağlam bir planla ilerleyebilsin. Fakat biz öncelikle kendimize dayanmayı deniyoruz. Eğer yardımlar gelirse de siyasallaştırılmamış ya da belirli şartlara bağlanmamış olsun" dedi. Uluslararası katılımcılara ne sundukları yönündeki geniş kapsamlı soruya, "Suriye dosyası büyük. Görünen o ki bu oturumda her şeyi sormak istiyor; bunun için çok araştırma gerekir" cevabıyla başlayan Şara, "Bizim sunduğumuz ilk şey, aslında çok şey sunmuş olmamızdır. Öncelikle Suriye’yi çatışma ve savaş hâlinden çıkarıp güvenli, istikrarlı ve yatırım fırsatı sunan bir ortama dönüştürdük. Bugün Suriye içindeki yatırımdan konuşuyor olmamız olumlu bir şeydir. Artık Suriye’de çatışmanın durmasından ya da çekişen tarafların birbirine mesaj attığı bir posta kutusu olarak kalmasından konuşmuyoruz. Suriye ilk olarak sahneyi kurtardı; bölgeyi bazı bölgesel devletlerin yayılmasından ve Suriye’yi saldırı başlatma veya bölgeyi istikrarsızlaştırma platformu olarak kullanmalarından kurtardı. Suriye, dünyadaki bir numaralı Captagon kaynağıydı; bu mesele çok büyük ölçüde azaldı ve neredeyse ortadan kalktı" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Şara, sözlerini şöyle sürdürdü: "Suriye’de silah denetimsizdi; biz de bu silahları ciddi biçimde kontrol altına alma sürecine başladık. Bugün artık Suriye’den bir kriz olarak söz etmiyoruz; çok büyük bir fırsata dönüştü. Bu fırsattan şimdi, bir yıl ve birkaç ay sonra söz ediyoruz. Yani çok hızlı aşamalardan geçtik. Gerçek bir duruma ulaştık. Bugün Suriye daha istikrarlı, daha güvenli. İçindeki yatırım fırsatları çeşitlendi. Özellikle doğu ile batı arasındaki tedarik zincirlerinin güvenliği ve enerji arzı konusunda dünyanın dikkat merkezlerinden biri hâline geldi. Nitekim bu süreç fiilen başladı. Suriye, şimdi Irak’tan bazı petrol sevkiyatlarını Suriye kıyıları üzerinden ihraç etmeye başladı. Ayrıca birçok ülke, Suriye’nin coğrafi konumuna yatırım yaparak bölgesel bağlantıyı düşünmeye başladı; Akdeniz kıyılarıyla birlikte kendi ürünlerini, ister petrol olsun ister petrol dışı, Suriye toprakları üzerinden ihraç etmeyi ve bölgesel bağlantıyı, ayrıca Türkiye, Ürdün ve Körfez ülkeleriyle birlikte doğu ile batı arasında kara bağlantısını kurmayı hedefliyor. Ayrıca geçen hafta konuşulan dört deniz projesi de var. Bugün Suriye, konumu itibarıyla yatırım açısından fiilî bir durum hâline geldi. Biz artık havada konuşmuyoruz; tüm bunlar, Suriye’yle ilgilenen bütün devletler tarafından ciddi şekilde tartışılıyor. Şu anda biz, yalnızca sevgi başlığı altında değil; çıkarların buluşması temelinde bölgesel devletlerle ve dünya devletleriyle ilişkiler kuruyoruz. Tüm dünya, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve Suriye’deki bu tarihî anın değerlendirilmesinin önemini fark ediyor. Bu yüzden Suriye’ye yönelim var. Bu tarihî fırsata yatırım yapılması, bölgesel ve çevresel istikrarın yararınadır; aynı zamanda ekonomi ya da güvenlik bakımından küresel istikrara da stratejik olarak hizmet eder." "Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı" Enerji altyapısını dönüştürmeye yönelik Türk, Katarlı ve Amerikan şirketleriyle yapılan yaklaşık 7 milyar dolarlık anlaşmalar, Azerbaycan’ın Kilis-Halep hattından gaz sağlaması, Mısır-Ürdün Arap gaz hattı ve Irak Kerkük-Baziyan hattı projeleri ışığında Suriye’nin enerji merkezine dönüşme vizyonunu anlatan Şara, "Suriye’nin birçok niteliği var. Birincisi, doğu ile batı arasında bağ kuran stratejik konumu. Tarih boyunca Suriye, doğu ile batı arasında dünya ticaretinin geçtiği İpek Yolu’ydu. Aynı zamanda hac yoluydu. Bu da Suriye içindeki yatırımın en önemli unsurlarından biridir. Ayrıca Suriye, orta, hafif ve ağır yatırımlara uygun çeşitli insan kaynaklarına sahiptir. Çünkü Suriye’de tecrübeler çeşitlidir. Son 15 yıl içinde de Suriye halkının maruz kaldığı göç ve yerinden edilme sebebiyle, halk bölgesel ve uluslararası düzeyde gelişmiş ülkelerde bulunmaktan yararlandı. Bu durum, Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı. Bunların bir kısmı geri döndü, bir kısmı da bu tecrübelerden yararlanmak üzere Suriye’ye dönme aşamasında. Ayrıca Suriye bir tarım ülkesidir. Bölgedeki birçok ülke için, Körfez ülkeleri de dâhil, Libya da dâhil, gıda eksikliği yaşayan bazı ülkeler için bir gıda sepetiydi. Dolayısıyla Suriye sadece enerji dağıtım ve yeniden ihracat noktası değil; aynı zamanda iyi bir gıda sepetidir. Temel gıda maddelerinin toplanması ve yeniden Suriye üzerinden ihraç edilmesi için de bir merkez olabilir. Biz bugün, dünyanın son altmış yılda kaybettiği modern Suriye’den söz ediyoruz. Bu yüzden dünya bu stratejik konumun önemini unuttu" şeklinde konuştu. "Hava yolu şirketlerine birçok kolaylık sağlayacak" Eski rejimin düşmesiyle yeni bir tarih oluştuğunu kaydeden Şara, Suudi Arabistan’ın STC şirketiyle saniyede yaklaşık yüzde 70 hız artışı sağlayacak fiber hattın Suriye üzerinden geçirilmesi konusunda anlaşıldığını ve Suriye hava sahasının dünya havacılığına açılmasının ulaşımı hızlandıracağını kaydetti. Şara, "Suriye hava sahasının doğu ile batı arasında dünya havacılığına açılması, havayolu şirketleri için birçok kolaylık sağlayacak; aynı zamanda doğu ile batı arasındaki ulaşımı da hızlandıracaktır. Dolayısıyla Suriye, kaynakları çeşitli olan bir ülkedir. İçinde yararlanılabilecek çok şey vardır ve ona geçmiştekinden farklı şekilde bakılabilir. Sanırım geçen yıl boyunca Suriye diplomasisinin başarısı, güvenlik istikrarı ve Suriye içindeki güvenlik kurumlarının başarısı sayesinde, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve bölgesel ile uluslararası stratejik çıkarların aynı anda burada bağlanmasının önemini pratik biçimde gösterebildik" dedi. "Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor" Moderatörün "Eğer geleceğe bakıyorsak, bana inşa etmeye çalıştığınız Suriye’yi anlatın" sorusuna Şara, "Bu, Britanya’dan daha iyidir. Suriye, Suriye’ye benzer. Suriye tarihte insanlığın bildiği en eski başkenttir. Barışçıl birlikte yaşamın en iyi başlığıydı. Dünyada insanların dinlerde ve fikirlerde farklı olup barış içinde birlikte yaşayabilmesini ilk ortaya koyan yerdi; bundan 1400 yıldan fazla zaman önce. Dolayısıyla Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor; gelişmişliğini ve doğru tarihini geri getiriyor. Suriye yalnızca bölgesel değil, küresel bir ticaret merkeziydi. Uygarlıkların, kültürün, kalkınmanın ve değerlerin büyük bir buluşma noktasıydı. Suriye’de öğretilen şey, aynı anda dünyanın doğusuna da batısına da ihraç edilirdi. Fakat Suriye, fitnelerden, krizlerden ve eski rejimin uyguladığı yanlış politikalardan geçti; bu da büyük bir yalnızlığa yol açtı. Ayrıca Suriye, birinci ve ikinci dünya savaşı dönemlerinde yaşadıklarına da maruz kaldı ve bugün ulaştığı noktaya geldi. Sanırım Suriye, geçmişte kendi kendisine benzeyen bir ülke olmaya çalışıyor ve geleceğini çizerken geçmişine dayanmak istiyor. Aynı zamanda yeniden müreffeh, güçlü ve başarılı olarak dönmek istiyor inşallah" yanıtını verdi. (HFV-
Kaymakam Safitürk, şehadetinin 9’uncu yılında Derik’te anıldı
11 Kasım 2025 Salı - 16:14 Kaymakam Safitürk, şehadetinin 9’uncu yılında Derik’te anıldı Mardin’in Derik ilçesinde 2016 yılında terör saldırısında görevi başında şehit edilen Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk, şehadetinin 9’uncu yılında görev yaptığı ilçede anıldı. Derik Kaymakamlığına 2015’te atanan, İçişleri Bakanlığınca Derik Belediye Başkan Vekili olarak da görevlendirilen, teröristlerce makamına yerleştirilen el yapımı patlayıcının 10 Kasım 2016’da infilak ettirilmesiyle ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede bir gün sonra şehit düşen Safitürk için ilçede Mevlid-i Şerif okutuldu ve hatmi şerif duası yapıldı. Ardından Derik Kültür Merkezinde anma programı düzenlendi. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk’ün özgeçmiş videosu izlendi. Görüntüler izlendiği sırada duygusal anlar yaşandı. Şehit Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk’ün ilçe halkının gönlünde derin bir iz bıraktığını belirten Derik Kaymakamı Yunus Emre Bayraklı, "Şehit Kaymakamımızın şehadetinin dokuzuncu yıl dönümünde anma programları için değerli Derikli vatandaşlarımız, şehit ailelerimiz, gazilerimiz, öğrencilerimiz ve il dışından gelen misafirlerimizle bir araya geldik. Şehit kaymakamımız adına okunan mevlidin ve hatmi şerif duasını yaptık. Bugün de kültür merkezinde devamındaki programda şehit kaymakamımızı anmak üzere kıymetli hazirunla bir araya geldik. Şehit kaymakamımız Derik’te sevgi kalplerde sevgi hafızalarda bırakmış olduğu anılar ile şehadetinden bu yana hemen hemen her gün gerek vatandaşın için gerekli kamu kurumlarında hayırla ve rahmetle yad edilmektedir. Şehit kaymakamımız burada pek çok projesi, hedefi vardı. Ondan sonra gelen bizler kaymakamımızın şehadetinden sonra elimizden geldiğince tüm projelerini, yarım bırakmış olduğu eserleri tamamladık. Bizler de şehit kaymakamımızın devam ettirdiği bu yolda onun eserlerini projelerinin fikirlerini devam ettirerek hem fikirleriyle hem projeleri ile hem de şahsı ile anılması için elimizden geleni yapıyoruz. Bu sene de valimizin, büyükşehir belediyemizin ve Dicle Kalkınma Ajansımızın desteğiyle, şehit kaymakamımızın Derik zeytinini duyurmak gibi bir hedefi vardı. Bu hedefi sonuca ulaştırmak adına da bu sene valimizin destekleriyle Derik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir zeytin atölyesi kurduk" dedi. Bayraklı, ilçede şehit kaymakamın adının yaşatıldığı cami, Kur’an kursu, taziye evleri, lise ve bir tepenin bulunduğunu da ifade ederek, "Sadece bununla değil bugün esnafın içerisinde pek çok esnafı gezdiğiniz zaman göreceksiniz ki şehit kaymakamımızın fotoğrafı asılı. Kamu kurumlarına gittiğiniz zaman şehit kaymakamımızın fotoğrafları var. Kalplerde bıraktığı sevgi ve hafızalarda bıraktığı anılar ile şehit kaymakamımızı rahmetle ve minnetle yad ediyoruz. Şehit kaymakamımızla birlikte tüm aziz şehitlerimizi rahmetle saygıyla anıyor intikal etmiş gazilerimizi de rahmet diliyorum" ifadelerini kullandı. Oğluna "Muhammed Fatih" adını verdi Anma programına katılan öğretmen Şelal Kızılok ise oğluna şehit kaymakamın adını verdiğini anlattı. Kızılok, 2019 yılında Derik’e atandıktan sonra Safitürk’ün ilçede çok sevilen, değerli bir yönetici olduğunu öğrendiğini belirterek, "Rabbimiz bize bir evlat nasip ettiğinde, adını yaşatmak için Muhammed Fatih ismini verdik. Adını her söylediğimizde onu hatırlıyoruz. Bugün de özellikle çocuğumu getirerek ismini taşıdığını söylemek istedim" dedi. Program, satranç turnuvasında dereceye giren öğrencilere ödüllerin verilmesiyle sona erdi.
Başkan Balaban Yenimahalle’de esnafı dinledi
11 Kasım 2025 Salı - 16:09 Başkan Balaban Yenimahalle’de esnafı dinledi Mahalle ve esnaf ziyaretlerine hız kesmeden devam eden Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, son olarak Yenimahalle esnafını ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. Göreve geldiği günden bu yana halkla iç içe bir belediyecilik anlayışıyla hareket eden Başkan Balaban, mahalle mahalle gezerek esnafın ve vatandaşların sorunlarını yerinde dinlemeye devam ediyor. Yenimahalle’deki ziyaretinde işyerlerini tek tek gezen Balaban, esnafa "hayırlı işler" dileklerini iletirken, vatandaşlarla da samimi sohbetler gerçekleştirdi. Başkan Balaban’a ziyaretlerinde Belediye Başkan Yardımcısı Haydar İzci ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yunusemre İlçe Başkanı Yalçın Arcak da eşlik etti. Ziyaret sırasında hem esnafın hem de mahalle sakinlerinin talep ve önerilerini dinleyen Başkan Balaban, belediye olarak her zaman esnafın ve vatandaşın yanında olduklarını vurguladı. Başkan Balaban konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Her mahallemizde olduğu gibi Yenimahalle’de de vatandaşlarımızın ve esnaflarımızın yanındayız. Onların görüş ve önerileri bizim için çok değerli. Belediyecilik anlayışımızın merkezinde halk var. Birlikte hareket ederek daha yaşanabilir, daha güzel bir Yunusemre’yi hep birlikte inşa edeceğiz." Yenimahalle esnafı ve vatandaşlar da ziyaretlerinden dolayı Başkan Balaban’a teşekkür ederek, taleplerini doğrudan iletme fırsatı bulduklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Son 23 yılda 7 buçuk milyar fidan ve tohumu toprakla buluşturduk"
11 Kasım 2025 Salı - 15:41 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Son 23 yılda 7 buçuk milyar fidan ve tohumu toprakla buluşturduk" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda 7 buçuk milyar fidan ve tohumu toprakla buluşturduk. Orman varlığımızı 23,4 milyon hektara çıkardık ve bugün ülkemizin yüzde 30’u ormanlarla kaplı hale geldi. Ayrıca yıllık ağaçlandırma alanı en yüksek ülkeler sıralamasında yerimizi bir basamak artırarak 3’üncü sıraya çıktık" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü Programı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 il 922 ilçede, 7’den 70’e birlik olunduğunu belirterek, "Yeşil Vatan Seferberliği’ne katılmaktan duyduğum memnuniyeti belirtmek istiyorum. Bugün burada sadece bir tören için değil, geleceğimize nefes olmak, vatanımıza can katmak için bir aradayız. 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’müzün ülkemiz, milletimiz ve çevremiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Toprağı fidanlarla buluşturma gayesiyle ağaç dikme alanlarına akın eden tüm vatandaşlarımıza buradan teşekkürlerimi gönderiyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ağaçların doğa için önemine önemine değinerek, "Her zaman söylüyorum; biz "Yarın kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin" buyuran bir inancın mensuplarıyız. Çevre kirliliği ve iklim değişikliğinin hepimizin hayatını doğrudan etkilediği bir süreçte tabiatın korunmasına daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Biz ormanlarımızı sadece ağaç olarak değil, nefes olarak, yaşam kaynağı olarak görüyoruz. Bu nedenle 2053 net sıfır emisyon hedefimiz ve Yeşil Kalkınma Devrimi vizyonumuz doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz. Son 23 yılda 7 buçuk milyar fidan ve tohumu toprakla buluşturduk" değerlendirmesini yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orman varlığının 23,4 milyon hektara çıkarıldığını, bugün Türkiye’nin yüzde 30’unun ormanlarla kaplı hale geldiğini bildirdi. Erdoğan "Birleşmiş Milletler’in yayımladığı rapora göre Türkiye, 2020 yılında orman alanını en çok artıran ülkeler arasında 6’ncı sırada yer alıyordu. Aynı rapora göre 2025 yılında dünyada 4’üncü sıraya yükseldik. Ayrıca yıllık ağaçlandırma alanı en yüksek ülkeler sıralamasında yerimizi bir basamak artırarak, 3’üncü sıraya çıktık" şeklinde konuştu. Bu rakamların, milletin gayreti, devletin kararlılığı, Orman Teşkilatının emeğinin en açık göstergesi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu başarıda katkısı olan Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Orman Genel Müdürlüğümüze, sivil toplum kuruluşlarımıza ve gönüllülerimize yürekten teşekkür ediyorum. İklim değişikliğinin etkisiyle orman yangınlarının riski her geçen yıl artıyor. Bu yangınlara karşı Orman Genel Müdürlüğümüz, teşkilatımızın kahraman mensupları, orman yangın gönüllülerimiz ve kalbi Yeşil Vatan için atan kurum, kuruluş ve vatandaşlarımız canla başla mücadele etti. Gökyüzünde İHA’larımız, helikopterlerimiz, uçaklarımız; karada arazözlerimiz, iş makinelerimiz, orman kahramanlarımız, hepsi Yeşil Vatan’ı korumak için gece gündüz demeden çalıştı. Ne yazık ki bu mücadele sırasında, 17’si bu yaz mevsiminde olmak üzere, geçmişten bugüne 160 kahraman orman şehidimizi toprağa verdik. Her birine Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Onların emanetlerine ve mücadelelerine sahip çıkmaya devam ediyoruz" dedi. "Şahidimiz Toprak, İmzamız Fidan, Sevdamız Yeşil Vatan!" diyerek yeni bir seferberlik başlatıldığını ifade eden Erdoğan, "Orman Bakanım, 1 yıl boyunca hedefi 550 milyon fidan ve tohum olarak açıklamıştı. Orman teşkilatımızın gayreti ve vatandaşlarımızın desteğiyle, inanıyorum ki bu rakam 600 milyona çıkacaktır. 81 il 922 ilçedeki fidan dikim alanlarında vatandaşlarımızın yoğun katılımıyla, bir günde fidan dikme rekorunu da bugün inşallah kıracağız. Her karış vatan toprağını yeşille, hayatla, umutla buluşturacağız" açıklamasını yaptı. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Fatma Betül Sayan Kaya, Hayati Yazıcı, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ve çok sayıda davetli katıldı. Programda, Diyanet işleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar tarafından dua edildi. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, adına dikilen fidana can suyu verdi. Ayrıca, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çeşitli ağaçların yaprak ve tohumlarından oluşan ay yıldızlı motifli tablo hediye etti.
Bakan Uraloğlu: "38 kilometrelik bisiklet yolunun yapım çalışmalarına devam ediyoruz"
11 Kasım 2025 Salı - 15:35 Bakan Uraloğlu: "38 kilometrelik bisiklet yolunun yapım çalışmalarına devam ediyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "96 kilometrelik bisiklet yolunu hayata geçirdik, şu anda 38 kilometrelik bisiklet yolunun yapım çalışmalarına devam ediyoruz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yeşil ulaşım hakkında açıklamada bulundu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının kurumsal karbon ayak izi hesaplamasını Türkiye’de ilk gerçekleştiren Bakanlık olduğunu dile getiren Bakan Uraloğlu, "Karayolları Genel Müdürlüğümüz (KGM), Orman Genel Müdürlüğünden (OGM) sonra en fazla ağaç diken kamu kuruluşu olarak son 10 yılda yıllık ortalama 4,3 milyon adet fidan ve ağaç dikimi gerçekleştirdi. Bakanlık olarak da son 23 yılda 97 milyon fidanı toprakla buluşturduk." açıklamasında bulundu. Uraloğlu ayrıca yıllık 2 milyon ton asfaltın geri kazanımıyla kaynak ve enerji verimliliği sağladıklarını belirterek "6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 30 bin kilometreye yaklaştırarak kesintisiz trafik akışıyla yıllık 6,3 milyon ton daha az karbondioksit salınımı gerçekleştirdik" şeklinde konuştu. "38 kilometrelik bisiklet yolunun yapım çalışmalarına devam ediyoruz" Öte yandan ekolojik köprü ve bisiklet yolu gibi çevreci uygulamaları da hayata geçirmeye devam ettiklerini aktaran Uraloğlu, "Elazığ Diyarbakır Ayrımı-Sivrice İl yolu, Karadeniz Sahil Yolu Trabzon Geçişi ve Van Bölge Eğitim ve Araştırma hastanesi gibi farklı noktalarda Karayolları Genel Müdürlüğümüz eliyle 96 kilometrelik bisiklet yolunu hayata geçirdik, şu anda 38 kilometrelik bisiklet yolunun yapım çalışmalarına devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "19 yeni ekolojik köprü planlıyoruz" Bakan Uraloğlu, çevreye duyarlı ulaşım projelerinde doğayla uyumu esas aldıklarını ifade ederek, ekolojik köprü çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı. Uraloğlu, "Ülkemizin biyolojik çeşitliliğinin korunması ve yaban hayatı geçiş güzergahlarının sürdürülebilir biçimde yaşatılması hedefiyle mevcut karayolu ağında tespit edilen geçiş noktalarında ekolojik köprüler inşa ediyoruz. Karayolu ekolojik köprüleri kapsamında Karadeniz Sahil Yolu üzerinde Ganita ve Pazarkapı arasında ve Erzurum Kuzey Çevre Yolu’nda ekolojik köprü çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Konya-Aksaray Devlet Yolu, Kaş-Kalkan Yolu ve Batman-Hasankeyf Yolu Suçeken Boğazı mevkii gibi stratejik bölgelerde toplam 19 yeni ekolojik köprü planlıyoruz" açıklamasında bulundu. Dünyada yüksek hızlı tren hattı üzerinde inşa edilen ilk ekolojik köprü Ankara-Eskişehir Yüksek Hızlı Tren Hattı’nda (YHT) 2021 yılında yapımı tamamlanan ekolojik köprünün, dünyada yüksek hızlı tren hattı üzerinde inşa edilen ilk ekolojik köprü olduğunu da vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Projesi kapsamında Kırklareli-Pancarköy arası ile Kırklareli-Ağayeri arasında iki ekolojik köprü ile Edirne- Kabaağaç arasındaki ekolojik köprünün yapımını tamamladık. Ankara-Eskişehir YHT Hattı’nda bir adet daha ekolojik köprü yapımı planlıyoruz" diye konuştu. "Bir yıl boyunca yüksek hızlı trenlerimizle seyahat eden her yolcumuz adına bir fidan dikeceğiz" Bakan Uraloğlu, Yeşil Vatan Seferberliği kapsamında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında ‘Her Bilet Bir Fidan Sevdamız Yeşil Vatan Kampanyası’ protokolünün imzalandığını hatırlattı. Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bir yıl boyunca Ankara-İstanbul, Ankara-Eskişehir, Ankara-Konya, Ankara-Karaman, İstanbul-Konya, İstanbul-Karaman, Eskişehir-İstanbul, Ankara-Sivas ve Sivas-İstanbul yüksek hızlı tren hatlarımızda; seyahat eden her yolcumuz adına bir fidan dikeceğiz. Bu hatlarımızın genelinde yıllık ortalama 13 milyon yolcumuzun seyahat ettiğini düşündüğümüzde 13 milyon fidanı toprakla buluşturacağız." "Marmaray projemizle 62 milyon ton karbon emisyonunu engelledik" Bakan Uraloğlu, kent içi raylı sistem projelerinin de hem ulaşımı kolaylaştırdığını hem de fosil yakıt kullanımını azalttığına dikkati çekerek "Sadece Marmaray projemizle hizmete açtığımız 2013 yılından bu yana 62 milyon ton karbon emisyonunu engelledik" açıklamasında bulundu. Yeşil Liman Sertifikası ve deniz taşımacılığında dekarbonizasyon projeleriyle denizcilik alanında da çevreci dönüşümü desteklediklerini belirten Bakan Uraloğlu, Uluslararası Havalimanları Konseyi tarafından yürütülen Havalimanı Karbon Akreditasyonu Programı kapsamında Türkiye’nin; karbonsuz havalimanı sertifikasına sahip 50 havalimanıyla en yüksek sayıda sertifikaya sahip 2. ülke konumunda olduğunun altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ağaçları nefes olarak, yaşam kaynağı olarak görüyoruz. Bu nedenle 2053 net sıfır emisyon hedefimiz ve yeşil kalkınma devrimi vizyonumuz doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz"
11 Kasım 2025 Salı - 15:23 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ağaçları nefes olarak, yaşam kaynağı olarak görüyoruz. Bu nedenle 2053 net sıfır emisyon hedefimiz ve yeşil kalkınma devrimi vizyonumuz doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan," Son 23 yılda 7,5 milyar fidan ve tohumu toprakla buluşturduk. Orman varlığımızı 23,4 milyon hektara çıkardık ve bugün ülkemizin yüzde 30’u ormanlarla kaplı hale geldi. Ayrıca yıllık ağaçlandırma alanı en yüksek ülkeler sıralamasında yerimizi bir basamak artırarak, 3’üncü sıraya çıktık" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü Programında konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 il 922 ilçede, 7’den 70’e birlik olunduğunu "Yeşil Vatan Seferberliği"ne katılmaktan duyduğum memnuniyeti belirtmek istiyorum. Bugün burada sadece bir tören için değil, geleceğimize nefes olmak, vatanımıza can katmak için bir aradayız. 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’müzün ülkemiz, milletimiz ve çevremiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Toprağı fidanlarla buluşturma gayesiyle ağaç dikme alanlarına akın eden tüm vatandaşlarımıza buradan teşekkürlerimi gönderiyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan ağaçların doğa için önemine önemine değinerek, "Her zaman söylüyorum; biz "Yarın kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin" buyuran bir inancın mensuplarıyız. Çevre kirliliği ve iklim değişikliğinin hepimizin hayatını doğrudan etkilediği bir süreçte tabiatın korunmasına daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Biz ormanlarımızı sadece ağaç olarak değil, nefes olarak, yaşam kaynağı olarak görüyoruz. Bu nedenle 2053 net sıfır emisyon hedefimiz ve Yeşil Kalkınma Devrimi vizyonumuz doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz. Son 23 yılda 7,5 milyar fidan ve tohumu toprakla buluşturduk" değerlendirmesini yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orman varlığının 23,4 milyon hektara çıkarıldığını, bugün Türkiye’nin yüzde 30’unun ormanlarla kaplı hale geldiğini bildirdi. Erdoğan," Birleşmiş Milletler yayımladığı rapora göre Türkiye, 2020 yılında orman alanını en çok artıran ülkeler arasında 6’ncı sırada yer alıyordu. Aynı rapora göre 2025 yılında dünyada 4’üncü sıraya yükseldik.Ayrıca yıllık ağaçlandırma alanı en yüksek ülkeler sıralamasında yerimizi bir basamak artırarak, 3’üncü sıraya çıktık" şeklinde konuştu.Bu rakamların, milletin gayreti, devletin kararlılığı, Orman Teşkilatının emeğinin en açık göstergesi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu başarıda katkısı olan Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Orman Genel Müdürlüğümüze, sivil toplum kuruluşlarımıza ve gönüllülerimize yürekten teşekkür ediyorum. İklim değişikliğinin etkisiyle orman yangınlarının riski her geçen yıl artıyor. Bu yangınlara karşı Orman Genel Müdürlüğümüz, teşkilatımızın kahraman mensupları, orman yangın gönüllülerimiz ve kalbi Yeşil Vatan için atan kurum, kuruluş ve vatandaşlarımız canla başla mücadele etti. Gökyüzünde İHA’larımız, helikopterlerimiz, uçaklarımız; karada arazözlerimiz, iş makinelerimiz, orman kahramanlarımızHepsi, Yeşil Vatan’ı korumak için gece gündüz demeden çalıştı.Ne yazık ki, bu mücadele sırasında, 17’si bu yaz mevsiminde olmak üzere, geçmişten bugüne 160 kahraman orman şehidimizi toprağa verdik. Her birine Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Onların emanetlerine ve mücadelelerine sahip çıkmaya devam ediyoruz" dedi."Şahidimiz Toprak, İmzamız Fidan, Sevdamız Yeşil Vatan!" diyerek yeni bir seferberlik başlatıldığını ifade eden Erdoğan," Orman Bakanım, 1 yıl boyunca hedefi 550 milyon fidan ve tohum olarak açıklamıştı. Orman teşkilatımızın gayreti ve vatandaşlarımızın desteğiyle, inanıyorum ki, bu rakam 600 milyona çıkacaktır.81 il 922 ilçedeki fidan dikim alanlarında vatandaşlarımızın yoğun katılımıyla, bir günde fidan dikme rekorunu da bugün inşallah kıracağız.Her karış vatan toprağını yeşille, hayatla, umutla buluşturacağız" açıklamasını yaptı.Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Fatma Betül Sayan Kaya,Hayati Yazıcı, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ve çok sayıda davetli katıldı.Programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan, adına dikilen fidana can suyu verdi. Ayrıca, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çeşitli ağaçların yaprak ve tohumlarından oluşan ay yıldızlı motifli tablo hediye etti.
Tüfenkci: "Malatya Şeker Fabrikası kent ekonomisine önemli katkı sağlıyor"
11 Kasım 2025 Salı - 12:25 Tüfenkci: "Malatya Şeker Fabrikası kent ekonomisine önemli katkı sağlıyor" AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, Malatya Şeker Fabrikası’nı ziyaret ederek üretim sahasında incelemelerde bulundu. Ziyarette fabrika yöneticileri, sendika temsilcileri ve işçilerle bir araya gelen Tüfenkci, fabrikanın verimli şekilde çalışmasının hem şehir ekonomisi hem de çiftçiler açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Ziyaret kapsamında fabrikanın genel işleyişi, üretim durumu ve çalışanların talepleri hakkında bilgi alan Tüfenkci, yeni atanan fabrika müdürüne de hayırlı olsun dileklerini iletti. Tüfenkci, Türk Şeker’in Malatya’daki faaliyetlerinin sürdürülebilir olması için sürekli istişare halinde olduklarını belirterek, "Bugün de hem çalışanlarımızla hem müdürümüzle verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Fabrikanın daha etkin çalışması için hep birlikte gayret ediyoruz" dedi. Tüfenkci, ayrıca çiftçilerin küspeye erişiminde yaşanan sıkıntıların giderildiğini vurgulayarak, "Küspenin bölge çiftçilerimize daha uygun fiyatlarla verilmesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilerimizin maliyetlerini azaltacak önemli bir adım oldu. Bu konuda müdürümüze ve sendika başkanımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Malatya’nın şeker pancarı üretiminde ön sıralarda olmamasına rağmen fabrikanın kent ekonomisine önemli katkılar sağladığını belirten Tüfenkci, "Komşu illerdeki pancar üretiminin Malatya’da işlenmesi, hem üreticilere hem de şehrimize ekonomik canlılık kazandırıyor. Esnafımızdan nakliyecimize kadar geniş bir kesim bu süreçten fayda sağlıyor" dedi. Geçmiş yıllarda yaşanan küspe ve koku kaynaklı çevre sorunlarına da değinen Tüfenkci, "Önceki yıllarda hemşehrilerimizden ciddi şikayetler alıyorduk. Şimdi bu sıkıntıların büyük ölçüde giderildiğini görmek memnuniyet verici. İnşallah kampanya sonuna kadar bu şekilde devam eder" diye konuştu. Fabrikanın üretim sezonuna ilişkin bilgiler de alan Tüfenkci, "Çiftçilerden alınan pancar miktarı, işleme oranları ve satışların iyi gittiğini öğrendik. Bu bizi mutlu ediyor. Hem genel müdürlük hem de bakanlık düzeyinde yaşanan sıkıntıların çözümü için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi. Ziyaret sonunda fabrika çalışanlarına teşekkür eden Tüfenkci, fabrikanın uzun yıllar boyunca Malatya’ya ve Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam edeceğine inandığını söyledi.