Son Dakika
|
Brent petrol 90 doların altına geriledi
İran: "Hürmüz Boğazı açıldı"
İstanbul’da barajlar doldu: Doluluk oranı yüzde 70’i aştı
Diyarbakır’da otomobil tren ile çarpıştı: Feci kaza kamerada
Suriye ordusu, ABD güçlerinin konuşlandığı tüm üslerde kontrol sağladı
MİT’ten siber suç şebekesine operasyon: 12 kişi gözaltında
Araştırma görevlisinin hayatını kaybettiği saldırının failleri yakalandı
Geri dönüşüm fabrikasında yangın böyle görüntülendi
Eşme Belediyesi'ne irtikap operasyonu! Belediye Başkanı dahil 5 şüpheli gözaltına alındı
Saldırıda öğrencilerine siper olan öğretmen, gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Pezeşkiyan: "İsrail ateşkes ilan etmeye zorlandı"
Merz: "Hürmüz Boğazı’nda hiçbir kısıtlama olmaması gerekir"
Starmer: "Birçok ülke Hürmüz savunma misyonuna katkı sunmaya hazır"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile görüştü
İranlı kadınlardan ABD ve İsrail’e karşı silahlarla gövde gösterisi
Brent petrol 90 doların altına geriledi
Voleybol turnuvasında 6 öğretmen darp edildi
POLİTİKA
Antalya Diplomasi Forumu’nun Güney Asya oturumunda "Hürmüz Boğazı" mesajı
17 Nisan 2026 Cuma - 19:38:30
Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Güney Asya temsilcileri, bölgede ticaretin ve ekonomik entegrasyonun siyasi güven ile diyalogla güçlenebileceğini vurgularken, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmeyi umut verici olarak değerlendirdi. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen "Güvene Dayalı Ticaret: Güney Asya’da Ekonomik Entegrasyon ve İstikrarın Geleceği" başlıklı oturumda, bölgesel ticaret, enerji arzı, bağlantısallık, diyalog ve ekonomik iş birliği başlıkları öne çıktı. Oturumda konuşan temsilciler, Güney Asya’da siyasi güvenin tesis edilmeden ekonomik entegrasyonun güçlenemeyeceğine işaret ederken, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişine izin vermesine ilişkin gelişmeyi de değerlendirdi. Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mohammad Ishaq Dar, Güney Asya’da ciddi bir ticaret hacmi ve potansiyel bulunduğunu ancak bunun önündeki en büyük engelin güvensizlik olduğunu belirterek, "Bu güvensizlik giderilmeden bağlantısallığı sağlayamayız; bağlantısallık kurulmadan da iyi niyetin oluşabileceğini sanmıyorum. Bu nedenle artık Güney Asya’nın profesyonel biçimde analiz edilmesinin zamanı geldi. Bu ülkelerin neleri ithal ettiğini, neleri ihraç ettiğini, kendi aralarında hangi alanlarda ticaret yapabileceklerini ve Güney Asya dışıyla ticaretin hangi zeminde ilerleyebileceğini ayrıntılı şekilde ortaya koymak gerekiyor. Ancak burada çok büyük bir potansiyel ve kazan-kazan durumu var. Pakistan da bu krizler sırasında, Umman Devleti sayesinde çok büyük miktarda aktarma yükünü ağırlayan ve buna hizmet veren bir ülke olarak öne çıktı" dedi. "İran’ın Hürmüz’de şartsız serbest geçiş ilan etmesi çok olumlu bir işaret" Ateşkes sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Dar, önce 6 günlük, ardından 10 günlük ve daha sonra 15 günlük ateşkes sürecinin yaşandığını, çözüm için temasların sürdüğünü anlattı. ABD ile İran arasında 10 ve 11 Nisan’da uzun görüşmeler yapıldığını aktaran Dar, iki ülkenin 27 yıl sonra ilk kez Pakistan’ın da parçası olduğu bir diyalog zeminine yaklaştığını söyledi. Dar, Lübnan’daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeleri de değerlendirerek, "Bu sabah Antalya’da aldığımız son iyi haber ise, dün gece bazı işaretlerini aldığımız üzere, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda gemilerin giriş-çıkışında şartsız serbest geçişi ilan etmiş olmasıdır. Bence bu çok olumlu bir işaret" diye konuştu. Enerji tedarik zincirinin ağır darbe aldığını, krizin giderek büyüdüğünü, gelişmekte olan ülkelerin ciddi şekilde zarar gördüğünü belirten Dar, enflasyonun hızla yükseldiğini, fiyatların arttığını ve enerji piyasalarındaki primlerin 5 dolardan 30 dolara kadar ulaştığını söyledi. Tarafların üzerinde uzlaşması gereken yalnızca birkaç başlık kaldığını ifade eden Dar, umutlarını kaybetmediklerini ve anlaşmayı sonuçlandırmak için yoğun şekilde çalıştıklarını dile getirdi. "Demiryolları ve karayolları tek başına bağlantısallığı geliştirmez" Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun iyi işlediğini belirten Dar, bu hattın Afganistan’a genişletilmesi için Çin’i ikna ettiklerini, ayrıca 2022-2023 döneminde Özbekistan-Afganistan-Pakistan demiryolu bağlantısı girişimini başlattıklarını söyledi. Bu hattın tamamlanması halinde tüm Orta Asya devletlerinin Güney Asya’ya bağlanacağını belirten Dar, "Engeller ancak samimi çabalarla kaldırılabilir. Yalnızca demiryolları ve karayolları bağlantısallığı geliştirmez. Bizim birbirimizi samimiyetle çağırmamız, diyaloğu içtenlikle yürütmemiz gerekiyor" dedi. Bölge içi ticaret oranının yalnızca yüzde 5 seviyesinde olduğuna dikkat çeken Dar, bağlantısallığın ve bölge içi ticaretin artmasının ortak refah, daha yüksek gayrisafi yurt içi hasıla ve kişi başına düşen gelir artışı sağlayacağını ifade etti. Krizin yalnızca bölge içinde değil, bölge dışında da kayıplara yol açtığını söyleyen Dar, tedarik zinciri aksaklıkları, gıda güvenliği sorunları ve gübre kıtlığına işaret etti. "SAARC işlemiyorsa ve bu da sadece bir ülke yüzündense, o zaman alternatif yollar bulmamız gerekiyor" SAARC’ın yıllardır beklenen faydayı sağlayamadığını söyleyen Dar, "SAARC gerçek anlamda, gerçek ruhuna uygun şekilde işliyor olsaydı, meslektaşım ve kardeşim Sayın Kaleem Rehman’ın da ifade ettiği gibi, bugün SAARC ülkeleri arasındaki bölge içi ticaretin tablosu çok farklı olurdu. Bakın, Güney Asya’da temel bir mesele de var ve bu yalnızca bölgesel barış için değil, küresel barış için de gerekli bir konudur. Hepimizin birlikte mücadele etmesi gereken konu, terörizmin kök nedenleriyle birlikte ortadan kaldırılmasıdır. Çünkü bu durum ülkelerin refaha ulaşmasına, ilerleme kaydetmesine izin vermiyor ve bu nedenle çok ağır bedeller ödeyen ülkeler var. Bence hepimizin birlikte çalışması gerekiyor; zaten birlikte çalışıyoruz, birlikte çalışmayı sürdürmeliyiz. Ve bence Güney Asya ülkeleri olarak, eğer SAARC işlemiyorsa ve bu da sadece bir ülke yüzündense, o zaman alternatif yollar bulmamız gerekiyor" dedi. "Bölgede diyalog kurulmalı, ticaret ve transit siyasi gerilimlerden ayrılmalı" Afganistan Sanayi ve Ticaret Bakan Vekili Nouriddin Azizi ise Afganistan’ın kırk yılı aşkın süredir sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, enerji, tüketim kalemleri ve hammadde ihtiyaçlarının büyük ölçüde önceden tedarik edildiğini söyledi. Afganistan’da günlük yaklaşık 10 bin ton LPG, dizel ve benzin kullanıldığını dile getiren Azizi, Orta Asya, Rusya, Belarus, Türkmenistan ve İran üzerinden ihracat, ithalat ve transit geçişlerin olağan şekilde devam ettiğini kaydetti. Küresel fiyatlardaki artışın Afganistan’daki enerji fiyatlarını etkilediğini ancak fiyatların halen kontrol altında olduğunu belirten Azizi, halkın ve Afganistan’da yaşayan 40 milyon insanın bölgedeki sorunlardan daha fazla zarar görmemesi için çaba gösterdiklerini ifade etti. Güney Asya’nın siyasi, ticari, yatırım ve bölgesel bağlantısallık bakımından dünyanın önemli bölgelerinden biri olduğunu söyleyen Azizi, yaklaşık 2 milyar insanın bu bölgede yaşadığını ve bunun dünya nüfusunun dörtte birine karşılık geldiğini belirtti. Büyük nüfus, genç ve nitelikli iş gücü, transit güzergahlara erişim ve ekonomik büyüme imkanlarının ticaret ve yatırımı artırmak için uygun zemin sunduğunu vurgulayan Azizi, "Ticareti artırmanın en önemli adımı, güvenlik eksenli bakış açısının kaldırılması, siyasi güvenin tesis edilmesi ve ortak çıkarların, bölgede ekonomi merkezli bir anlayışın oluşturulması yönünde kavranmasıdır" dedi. Bölgesel düzeyde konuşulması, birbirini dinleme ve meselelerin diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini belirten Azizi, Afganların her zaman küresel güçlerin gerilimlerinin kurbanı olduğunu söyledi. Bugün ise bölge ülkeleri için ticaret, transit, bağlantısallık ve ekonomik programlar yoluyla birbirine daha fazla yakınlaşma fırsatı bulunduğunu ifade eden Azizi, bunun Afganistan’ı ekonomik istikrara taşıyabileceğini belirtti. "Afganistan ile Pakistan arasında yaklaşık 6 milyar dolarlık ticaret vardı" Durand Hattı’nın iki tarafında "iki kardeşin" yaşadığını dile getiren Azizi, Afganistan ile Pakistan arasında yaklaşık 2,6 milyar dolarlık ticaret hacmi, 3 milyar doları aşan transit taşımacılık olduğunu, toplam hacmin yaklaşık 6 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bu durumdan hem hükümetlerin hem halkın zarar gördüğünü kaydeden Azizi, en fazla zararı Afganistan ve Pakistan’da tarımla uğraşan yoksul kesimlerin gördüğünü belirtti. Afganistan’ın Pakistan’a yaptığı ticaretin önemli bölümünün tarım ürünlerinden oluştuğunu ifade eden Azizi, bu kesimlere yardım edilmesi, destek olunması ve ihracatlarına önem verilmesi gerektiğini vurguladı. Pakistanlı yetkililerle planlamalar yaptıklarını, görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Azizi, transit ve ticaret meselelerinin siyasi konular, gerilimler ve sorunlardan ayrı tutulması gerektiğini savunduklarını dile getirdi. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Çin’e teşekkür eden Azizi, iki kardeş Müslüman ülke arasındaki gerilimde araya girilerek çözüm için çaba gösterildiğini söyledi. Afganistan’ın hiçbir komşu ya da uzak ülkeye zarar verme niyeti taşımadığını kaydeden Azizi, "Eğer bazı sorunlar yaşandıysa bunlar geçicidir. Afganistan hiçbir zaman Pakistan’dan ayrı değildir, Pakistan da Afganistan’dan ayrı değildir" dedi. Azizi, küçük ve büyük tüccarlara güvence vererek, ticaretin yeniden canlandırılacağını, meselelerin çözülebilir olduğunu ve halka fayda sağlamak için çalıştıklarını ifade etti. "Boğazın açık olması herkes için iyi haber" Bangladeş Dışişleri Bakanı Khallur Rahman da tünelin ucunda bir ışık görünmeye başlandığını ifade ederek, "Bunun son örneği de İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişine izin verme kararı oldu. Bu herkes için iyi bir haber" dedi. Uluslararası Enerji Ajansı’nın mevcut enerji krizinin toplam boyutunun 1970’lerdeki iki büyük petrol krizini aşacağını söylediğini aktaran Rahman, bu tür krizlerin geçmişte Güney ülkelerinin ekonomilerini derinden sarstığını, 1980’lerin kalkınma açısından kayıp bir on yıla dönüştüğünü anlattı. Özellikle Afrika’da bunun etkilerinin uzun yıllar sürdüğünü, yönetişimin çöktüğünü aktaran Rahman, "Eminim kardeşim İshak Dar da o günleri hatırlıyordur; bu krizler Güney ülkelerinin ekonomilerini nasıl tehlikeye atmıştı. Öyle ki 1980’ler bizim için kalkınmada kayıp bir on yıl hâline geldi. Birçok ülkede, özellikle Afrika’da, bunun etkisi zaman içinde devam etti; pek çok toplumda yönetişimin tamamen çöktüğünü, iç çatışmaların patlak verdiğini ve hatta sürecin barış gücü müdahalelerine kadar uzandığını gördük.Geriye dönüp baktığımızda, tüm bu çabaların insani ve mali açıdan, eğer birlikte hareket edip etkileri kolektif biçimde sınırlamaya çalışsaydık katlanacağımız bedelden çok daha ağır olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla sıkıntıdayız. Bu konuda hiçbir şüphe yok. Etkisi ağır olacak; hatta şimdiden ağır. Bizim ülkelerimizin bu şoku absorbe etme kapasitesi yok. Hem enerjiye sübvansiyon sağlama kabiliyetimiz bakımından hem de genel ekonomik dayanıklılık açısından bunu taşıyamıyoruz" dedi. "Hiçbir ülke bunu tek başına göğüsleyemez" Küresel değer zincirinde daha avantajlı konumdaki ülkelerin bu süreçte daha iyi durumda kaldığını, diğer ülkelerin ise geride kaldığını ifade eden Rahman, yeni nesil ticaretin de bu krizler içinde yeniden şekillendiğini söyledi. Çözümün kolektif eylem olduğuna dikkat çeken Rahman, "Bunun başka hiçbir yolu yok. Hiçbir ülke bunu tek başına göğüsleyemez" diye konuştu. Rahman, bütün çabalar sayesinde ticaretin yeniden açıldığını belirterek, "Bugün de bütün bu çabalar sayesinde ticaretimiz yeniden açılmış durumda ve dünya, yapılan çalışmalar dolayısıyla Pakistan’a topluca teşekkür etmelidir. Bu birinci husus. İkinci olarak da bunun bu şekilde devam etmesini umalım, tamam mı? Çünkü aksi senaryo çok daha kötü olurdu. Hiç kimse bunun yaşanmasını istemez. Kaydedilen ilerleme ve boğazın şimdi yeniden açık olması, tarafların bu çatışmanın dünya ülkelerinin ekonomileri ve genel olarak küresel ekonomi üzerindeki etkisine ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Benim içten temennim, küresel deniz yollarının kesintiye uğratılmaması gerektiği anlayışını da yansıtan bu çok önemli gelişmenin üzerine yeni adımlar inşa edilmesidir. Bunların tümü uluslararası hukukla güvence altındadır ve ne karada ne denizde küresel ticareti engelleyecek herhangi bir adım atılmamalıdır. Umarım bu gelişme aradığımız istikrarı getirir. Umarım bütçelerimiz üzerindeki büyük baskı hafifler" ifadelerini kullandı. Bangladeş’in bağımsızlığını kazandığı dönemde kişi başına düşen gelirin 180 dolar, ortalama yaşam süresinin 48 yıl olduğunu anlatan Rahman, bugün kişi başına gelirin 2 bin 700 dolara, yaşam süresinin 76 yıla çıktığını belirtti. Bu kazanımların büyük emekle elde edildiğini ifade eden Rahman, dünyanın yoksulluk, kalkınma ve açlık meselelerine ilgisinin azalmak yerine artması gerektiğini söyledi. Rahman, "Bu tür krizlerin bile diyalog yoluyla çözülebileceğine inanıyorum. Eğer bu çözülebiliyorsa, her şey çözülebilir. Ve bu durum, Güney Asya’daki farklılıkların da diyalog ve iyi niyet yoluyla çözülebileceğine dair iyi bir işaret olmalıdır" dedi.
17 Nisan 2026 Cuma - 19:29
Bakan Fidan, Ukraynalı mevkidaşı ile bir araya geldi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile bir araya geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Beşinci Antalya Diplomasi Forumu marjında bugün Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile bir araya geldi.
17 Nisan 2026 Cuma - 19:14
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile bir araya geldi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye ile Suriye ikili ilişkileri, Suriye’deki son durum ve bölgesel konular ele alındı. İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu ADF2026 için Türkiye’de bulunan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, Türkiye ile Suriye ikili ilişkileri, Suriye’deki son durum ve bölgesel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin birlik ve beraberliğini güçlendirme, yeniden inşa ve kalkınma konularında kararlı adımlar attığını, Türkiye’nin bu süreçte Suriye’nin yanında olmaya devam edeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin bölgedeki çatışmaların uzağında kalmasının gerektiğini ifade ederken, Türkiye ile Suriye arasında savunma, güvenlik, ticaret, enerji ve ulaştırma başta olmak üzere her alanda iş birliğinin artırılmasının, Suriye’nin yeniden ayağa kalkma çalışmaları bakımından önemli olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Suriye’nin kuzeydoğusundaki entegrasyon sürecinin kesintiye uğramadan suhuletle neticelenmesinin, tüm bölgenin faydasına olacağını ifade etti.
17 Nisan 2026 Cuma - 18:50
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Hürmüz Boğazı’na ilişkin çevrim içi toplantıya katıldı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen Fransa ve Birleşik Krallık’ın ev sahipliğinde düzenlenen Hürmüz Boğazı’na ilişkin çevrim içi toplantıya katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz çevrim içi toplantıya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bölgemizde artan belirsizliklerin ve çatışmanın ağır insani ve ekonomik maliyetlerinin arttığı bir dönemde Fransa ve Birleşik Krallık’ın ev sahipliğinde düzenlenen Hürmüz Boğazı’na ilişkin çevrim içi toplantıya Sayın Cumhurbaşkanımızı temsilen katıldık. Bu süreçte ateşkesin korunması, İslamabad’da başlayan müzakere sürecinin kesintisiz devam etmesi ve diplomasinin yeniden hakim kılınması, kalıcı barışın tesisi açısından hayati önem taşımaktadır. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler; enerji arz güvenliğinden tedarik zincirlerine, gübre piyasalarından küresel gıda güvenliğine kadar çok boyutlu riskler doğurmaktadır. Bu çerçevede deniz seyrüsefer güvenliğinin uluslararası hukuk temelinde yeniden tesis edilmesi, bölgesel istikrarın korunması açısından kritik önemdedir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin kalıcı barış için tüm diplomatik çabaları göstermeye devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, "Toplantı saatlerinde İran tarafından Hürmüz Boğaz’ının ateşkes süresi sonuna kadar tüm gemilere yeniden açıldığının duyurulması, gerilimin azaltılması yönünde atılmış önemli bir adım olarak görüyor memnuniyetle karşılıyoruz. Bölgemizde benzer krizlerin, çatışmaların ve deniz ulaşımını aksatacak gelişmelerin tekrar yaşanmaması ancak diyalog, itidal ve çok taraflı iş birliğinin güçlendirilmesiyle mümkündür. Türkiye olarak biz de kalıcı bir barış için tüm diplomatik çabaları göstermeye devam edeceğiz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
17 Nisan 2026 Cuma- 00:24
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
2
15 Nisan 2026 Çarşamba- 18:00
Kahramanmaraş’taki saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti
3
16 Nisan 2026 Perşembe- 12:04
İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı: Okullarda erken uyarı ve erken müdahale mekanizmaları güçlendirilecek
4
17 Nisan 2026 Cuma- 09:22
Eşme Belediyesi'ne irtikap operasyonu! Belediye Başkanı dahil 5 şüpheli gözaltına alındı
5
16 Nisan 2026 Perşembe- 21:13
"Bayğaralar" suç örgütü operasyonunda 216 şüpheli ve 5 suça sürüklenen çocuk tutuklandı
11 Kasım 2025 Salı - 14:42
Bakan Tunç: "Otizmli evladımıza uygulanan şiddet asla kabul edilemez"
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki bir okulda otizmli bir öğrenciye uygulanan şiddetle ilgili soruşturma başlatıldığını bildirdi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu olayın asla kabul edilemeyeceğini belirterek, "Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki bir okulda otizmli evladımıza uygulanan şiddet asla kabul edilemez. Hepimizi derinden üzen olayla ilgili Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derhal soruşturma başlatılmış olup, okul müdürü gözaltına alınmıştır" ifadelerini kullandı. Otizmli çocukların ve özel gereksinimli bireylerin toplumun en hassas kesimleri arasında yer aldığını vurgulayan Tunç, "Onlara uzanan her haksız el, hukuken ve vicdanen karşılıksız kalamaz" değerlendirmesinde bulundu.
11 Kasım 2025 Salı - 13:11
Gürhan Albayrak’tan CHP’li belediyelere anlamlı gönderme
AK Parti Eskişehir Gürhan Albayrak, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımda, CHP’li yöneticilere Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de görselinin bulunduğu anlamlı bir göndermede bulundu. "Benden sonra anladığın buysa" başlığıyla yaygın ve yerel medyadan gazete manşetlerinin kullanıldığı videoda; CHP’li Eskişehir Büyükşehir, Tepebaşı ve Odunpazarı belediyelerinin son günlerde yaşanan hafif yağış sonrasında dahi ortaya çıkan altyapı eksiklikleri, belediye yöneticilerinin kriz anındaki ilgisiz tavırları, karakolluk olan CHP’liler ve TOKİ’ye yer tahsis edilmemesi gibi pek çok husus yer aldı. Yapılan paylaşımda kullanılan manşetlerden bazıları şu şekilde: Yolsuzluklar Ortaya Dökülünce Özel Çirkinleşiyor, CHP’liler Sonunda Karakolluk Oldu, Trafiğimiz Katlanılmaz Durumda Değilmiş, TOKİ’ye yer tahsis etmediler, Şehir Sular Altında Başkanlar Çiftetellide.
11 Kasım 2025 Salı - 12:25
Tüfenkci: "Malatya Şeker Fabrikası kent ekonomisine önemli katkı sağlıyor"
AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, Malatya Şeker Fabrikası’nı ziyaret ederek üretim sahasında incelemelerde bulundu. Ziyarette fabrika yöneticileri, sendika temsilcileri ve işçilerle bir araya gelen Tüfenkci, fabrikanın verimli şekilde çalışmasının hem şehir ekonomisi hem de çiftçiler açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Ziyaret kapsamında fabrikanın genel işleyişi, üretim durumu ve çalışanların talepleri hakkında bilgi alan Tüfenkci, yeni atanan fabrika müdürüne de hayırlı olsun dileklerini iletti. Tüfenkci, Türk Şeker’in Malatya’daki faaliyetlerinin sürdürülebilir olması için sürekli istişare halinde olduklarını belirterek, "Bugün de hem çalışanlarımızla hem müdürümüzle verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Fabrikanın daha etkin çalışması için hep birlikte gayret ediyoruz" dedi. Tüfenkci, ayrıca çiftçilerin küspeye erişiminde yaşanan sıkıntıların giderildiğini vurgulayarak, "Küspenin bölge çiftçilerimize daha uygun fiyatlarla verilmesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilerimizin maliyetlerini azaltacak önemli bir adım oldu. Bu konuda müdürümüze ve sendika başkanımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Malatya’nın şeker pancarı üretiminde ön sıralarda olmamasına rağmen fabrikanın kent ekonomisine önemli katkılar sağladığını belirten Tüfenkci, "Komşu illerdeki pancar üretiminin Malatya’da işlenmesi, hem üreticilere hem de şehrimize ekonomik canlılık kazandırıyor. Esnafımızdan nakliyecimize kadar geniş bir kesim bu süreçten fayda sağlıyor" dedi. Geçmiş yıllarda yaşanan küspe ve koku kaynaklı çevre sorunlarına da değinen Tüfenkci, "Önceki yıllarda hemşehrilerimizden ciddi şikayetler alıyorduk. Şimdi bu sıkıntıların büyük ölçüde giderildiğini görmek memnuniyet verici. İnşallah kampanya sonuna kadar bu şekilde devam eder" diye konuştu. Fabrikanın üretim sezonuna ilişkin bilgiler de alan Tüfenkci, "Çiftçilerden alınan pancar miktarı, işleme oranları ve satışların iyi gittiğini öğrendik. Bu bizi mutlu ediyor. Hem genel müdürlük hem de bakanlık düzeyinde yaşanan sıkıntıların çözümü için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi. Ziyaret sonunda fabrika çalışanlarına teşekkür eden Tüfenkci, fabrikanın uzun yıllar boyunca Malatya’ya ve Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam edeceğine inandığını söyledi.
11 Kasım 2025 Salı - 12:22
Malatya’da "İstihdam Fuarı" kapılarını açtı
Malatya Büyükşehir Belediyesi ile Türk Kızılay Malatya Toplum Merkezi iş birliğiyle düzenlenen "İstihdam Fuarı", Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi Fuaye Alanı’nda düzenlenen törenle kapılarını açtı. Malatya’da iş arayan vatandaşlarla işverenleri buluşturmayı hedefleyen "İstihdam Fuarı", Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Türk Kızılay Malatya Toplum Merkezi ortaklığıyla gerçekleştirildi. Açılış törenine Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Vali Yardımcısı Ali Açıkgöz, Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit, Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ) Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, siyasi parti temsilcileri, STK üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Fuarda 25 firma stant açarak iş arayanlarla bir araya geldi. "Depremden sonra yeniden ayağa kalkıyoruz" Açılışta ilk konuşmayı yapan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkan Yardımcısı Basri İlhan, depremin ardından yaşanan kayıplara rağmen Malatya’nın üretim azmini koruduğunu belirtti. İlhan, "Deprem hepimizin hayatında derin izler bıraktı. Evlerimizi, iş yerlerimizi, sevdiklerimizi kaybettik ama bir şeyi asla kaybetmedik: birlikte ayağa kalkma irademizi" dedi. Deprem sonrası kentte iş gücü kaybına dikkat çeken İlhan, "Deprem öncesi özel sektörde 124 bin 882 çalışanımız vardı, bu rakam 20 binlere kadar düşmüştü. Bugün yeniden 109 bin seviyesine ulaştık" İfadelerini kullandı İlhan, Malatya OSB’de çalışan sayısının da 42 binden 30 bine gerilediğini ifade ederek, fuarın bu açığı kapatmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. "İstihdam bir geçim kapısı değil, onur meselesi" Türk Kızılay Malatya Şube Başkanı Şadi Ergül ise konuşmasında, istihdamın sadece ekonomik bir mesele değil, toplumsal dayanışmanın da temeli olduğunu kaydetti. Ergül, "Bu buluşma yalnızca bir iş görüşmesi etkinliği değil; Malatya’nın ekonomik potansiyelini harekete geçiren güçlü bir adımdır. Bugüne kadar 150’den fazla vatandaşımıza kalıcı istihdam sağladık, ancak hedefimiz çok daha büyük" dedi. Kızılay olarak düzenledikleri mesleki eğitimler ve staj programlarıyla bireyleri kalıcı istihdama hazırladıklarını ifade eden Ergül, "Bugün kurulacak her bir bağ, sadece bireysel hayatları değil, tüm Malatya’nın ekonomik geleceğini şekillendirecek" ifadelerini kullandı. "Hedefimiz herkesin üretime katılması" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, fuarın yerel istihdamı güçlendirme hedefiyle düzenlendiğini söyledi. Er, "İstihdam fuarları sadece kariyer etkinliği değil, şehirlerin ekonomik geleceğine yön veren iş birliği platformlarıdır" dedi. 16 Ağustos 2024’te kurulan İstihdam Merkezlerinin kısa sürede önemli başarı elde ettiğini ifade eden Er, "Bugüne kadar bin 447 vatandaşımızı iş sahibi yaptık. Ancak bazı vatandaşlarımız özel sektördeki işleri kabul etmiyor. Biz istiyoruz ki herkes üretime katılsın, sadece kamu değil, tüm sektörler canlansın" şeklinde konuştu Er, "Malatya’da ‘iş var’ diyoruz. Bu fuar, iş arayan vatandaşlarımızla işverenleri aynı çatı altında buluşturacak. Gençlerimize kariyer rehberliği, staj ve iş fırsatları sunulacak" ifadelerini kullandı. Gençlerin şehirde kalmasının önemine de değinen Başkan Er, "Zeki ve üretken gençlerimizin beyin göçü vermesini istemiyoruz. Onların potansiyelini Malatya’da değerlendirmek için özel programlar hazırlıyoruz" dedi. "Malatya, Düzce gibi yeniden yükselecek" Malatya Vali Yardımcısı Ali Açıkgöz de konuşmasında özel sektör istihdamının önemine değindi. Düzce’de görev yaptığı dönemde özel sektörün güçlü olması nedeniyle kimsenin iş talebinde bulunmadığını belirten Açıkgöz, "Düzce dört organize sanayi bölgesiyle kendi istihdamını oluşturdu. Malatya da bunu başaracak potansiyele sahip" dedi. Açıkgöz, "Bugün burada olmamız, o bisikletin pedallarını hep birlikte çevirmeye hazır olduğumuzu gösteriyor. Malatya da Düzce gibi, hatta ondan daha güçlü bir şekilde ayağa kalkacaktır" diye konuştu.
11 Kasım 2025 Salı - 12:18
Başkan Kul’dan ’kardeşlik’ vurgusu
Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, Çangallar Mahallesi Haydarağa mevkisinde vatandaşlarla bir araya geldi. Mahallede tamamlanan yol ve parke çalışmalarından dolayı teşekkür eden mahalle sakinleriyle buluşan Başkan Kul, "Tüm insanımız bizim kardeşimizdir" diyerek birlik ve beraberlik mesajı verdi. Terme Belediyesi’nin "Gönül Belediyeciliği" buluşmaları kapsamında düzenlenen Çangallar Mahallesi ziyareti, yoğun ilgi ve samimi bir atmosferde gerçekleşti. Mahalle sakinlerinin teşekkürlerini ilettiği programda vatandaşlarla çay eşliğinde sohbet eden Başkan Kul, sorunları dinledi, talepleri not aldı. "Yeryüzünde binlerce renk ve çiçek var" Ziyarette konuşan Başkan Şenol Kul, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının birliği ve kardeşliği vurgulayarak şunları söyledi: "Biz hepimiz Türkiye’de doğmaktan, bu bayrağın altında yaşamaktan onur duyuyoruz. Rabb’imiz bizleri bayraksız ve vatansız bırakmasın. Huzur ve kardeşlik içinde tüm insanımız bizim kardeşimizdir. Yeryüzünde binlerce renk ve çiçek var, birbirimize değer vereceğiz." Mahalle sakinlerinin takdir ve memnuniyetinden duyduğu mutluluğu dile getiren Başkan Kul, Gönül Belediyeciliği anlayışını ise şu sözlerle özetledi: "Çangallar Mahallesi sakinlerinin samimi misafirperverlikleri ve hizmetlerimizin vatandaşlarımız tarafından takdir edilmesi bizler için en büyük moral kaynağıdır. Gayemiz bellidir: Gönüllere dokunan bir Terme inşa etmek. Her mahallemizde aynı azimle çalışıyoruz. Birlikte güçlüyüz ve Terme’mizi geleceğe taşıma hedefimizde kararlıyız." Program, Başkan Kul’un mahalle sakinlerine teşekkür etmesiyle sona erdi.
11 Kasım 2025 Salı - 11:52
MHP lideri Bahçeli: "Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle; dilde, fikirde ve işte birlik şiarıyla gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen partisinin grup toplantısında konuştu. "Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin haysiyetidir" 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü dolayısıyla sözlerine Atatürk’ün, "Kuvayı Milliye, namuslu bir insanın yastığının altındaki tabancaya benzer. Namusunu korumak için herhangi bir ümit kalmadığı anda hiç olmazsa şereflice ölmeye yarar" sözleri ile başlayan Bahçeli, "Hiç kuşkusuz, hiç tereddütsüz, hiç sorgusuz-sualsiz diyebilirim ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin haysiyetidir, Türk milletinin hürriyet meşalesidir. Bu meşale sönmeyecek, hür ve müstakil geleceğimizi ışıtan kutlu eser ve emanetleri asla ziyan edilmeyecektir. Karanlık bir samanlıkta olmayan iğnenin arayışıyla ömür tüketen, bu müflis çılgınlıkla geçmişin kuytularında husumet ve fitne kazıları yapan şeytanlaşmış odakların ıslah olmaları, insafa gelmeleri; artık ellerini ve dillerini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten uzak tutmaları samimi dileğimdir" ifadelerini kullandı. Bahçeli, 10 Kasım’da Kocaeli Valiliği’nin ve Kocaeli Müftülüğü’nün almış olduğu karar doğrultusunda il genelindeki camilerde Atatürk’ü Anma Programı mucibince Mevlid-i Şerif okutulmasını takdir ve şükranla karşıladığını kaydetti. "Atatürk şayet hiç olmasaydı, acaba hangi müstevli bayraklar semalarımızda dalgalanır, ezan yerine kulaklarımız neyi duyardı?" Atatürk’ün yok sayıldıkça çoğalacağını, saldırıya uğradıkça milli gönüllerde çağlayacağına işaret eden Bahçeli, "Vefatının üzerinden 87 yıl geçmiş olmasına rağmen haksız ve hayasız saldırılara ısrarla maruz kalan, yalan ve yanlış iddiaların boy hedefi yapılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk şayet hiç olmasaydı, acaba hangi müstevli bayraklar semalarımızda dalgalanır, ezan yerine kulaklarımız neyi duyardı? Nitekim Türkiye Cumhuriyeti’ni muhafaza ve müdafaa vazifesinden hiçbir nesil ayrılmayacak, Türk milleti emanete leke düşürmeyecektir. Ebediyete irtihalinin 87’inci yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dava ve silah arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyor, Allah hepsinden razı olsun diyorum" şeklinde konuştu. "Bizim hakkımızda tek söz ve karar sahibi büyük Türk milletidir" MHP’nin vizyonunun kısıtlı, kırılgan ve kısa menzilli bir çerçevede tanımlanamayacağını belirten Bahçeli, "Bir gerçek vardır ki, o da Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın kaderi milletin kaderi, devletin bekası ve istikbalidir. Bizim onun bunun suçlamalarına kanarak ve sahtekarlıklarına aldanarak siyaset yapmamız aklın ve 56 yıllık mazimizin inkarıdır. Hamd olsun biz inkarcı değiliz, dosta güven, düşmana korku veren Milliyetçi Ülkücü Hareketiz. Bizim hakkımızda tek söz ve karar sahibi büyük Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türk milletinin güçlü nefesi, gür sesi, parlak geleceğinin müjdesidir. Su olmayan yerde balık avına çıkan, kalplerinde tortulaşan kiri husumet saçan eylemleriyle teyit eden çevreler bizimle boy ölçüşemez, bizimle aşık atamaz, bizim yanımızdan bile geçemez" ifadelerine yer verdi. MHP lideri Bahçeli, "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretleriyle "Derdin Derdimizdir" temalı sohbet toplantıları çerçevesinde 81 ilde, 710 ilçede ve toplamda 4 bin 836 programla gerçekleştirdiklerini dile getirerek Türkiye’nin ve Türk milletinin her sorununa Türk milliyetçilerinin söyleyecek bir sözü, paylaşacak bir cevabının olduğunu söyledi. "Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar çok sağlam ve köklüdür" Azerbaycan halkının ve Türk milletinin 8 Kasım Zafer Günü’nü tebrik eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Karabağ’ın yeni baştan inşa ve ihya çalışmalarının hızla devamını, Güney Kafkasya’da yeşeren, gittikçe genişleyen barış, huzur ve istikrar atmosferini yakinen takip ediyor, bundan da bahtiyarlık duyuyoruz. Bilhassa Azerbaycan ile Ermenistan arasında tesis edilen ve barışçıl arayışları güçlendiren 8 Ağustos tarihli Washington Mutabakatı’nın zamanla önyargıların kilidini açacağını, ihtilafları ayıklayacağını düşünüyor ve bu çerçevede atılan müspet adımların sonuç vereceğine inanıyoruz. Temennimiz iki taraflı görüşme ve diyalogların sağduyuyla sürdürülmesi, barış çabalarının kökleşerek bölgeye hakim olmasıdır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar çok sağlam ve köklüdür. İki devlet tek millet gerçeğinden hareketle Türk tarih ve kültürünün kaynaştırıcı ve kucaklaştırıcı misyonu gücümüze çok daha güç katacaktır. Türk Devri’nin iki parlayan devleti karanlık senaryolara, kirli lobilerin ve Siyonist-emperyalist tetikçilerin kumpaslarına geçit vermeyecek, tasada bir, zaferde bir olmaya kararlılıkla devam edecektir. Elbette Türkiye ile Azerbaycan’ın milli, tarihi, kültürel ve stratejik ortaklığı kimi çevreleri rahatsız etmektedir. Bunu biliyor, görüyor ve her zaviyeden izliyoruz. Zemzem diye takdimi yapılan zehri kimin ürettiğinin farkındayız. Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına, tarihi ve siyasi kazanımlarına pusu kuran, yan bakan, tuzak hazırlayan, hançer sallayan hangi mihrak, hangi devlet veya güç merkezi olursa olsun hasımdır ve hezimet yaşamaya mahkûmdur." "Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur" Türkiye’nin aktif ve çok boyutlu dış politikasıyla öncü rol üstlendiğini vurgulayan Bahçeli, "Gerek Türk dünyasının, gerek İslam toplumlarının barış, huzur ve refah içinde var olabilmesi, kronik ve konjoktürel sorunların geniş bir uzlaşma ortamında çözülebilmesi evvela samimi ve dürüst dayanışmayla, karşılıklı hak ve çıkarlara saygıyla mümkün olacaktır. Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle; dilde, fikirde ve işte birlik şiarıyla gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur. İnsanlık gerilim ve kutuplaşmalardan dolayı yorgun düşmüştür. Savaş ve soykırım suçu işleyen Siyonist vandallık dünya çapında protesto ve telin edilmektedir. Gazze’ye ulaşması gereken insani yardımlar engellenmektedir. Susuzluk, açlık ve ilaç yokluğu Filistin halkını en az hunhar operasyonlar kadar müessif ve mütemadi şekilde etkilemektedir. Türkiye’nin çıtası yüksek, çok yönlü, dinamik, dengeli, gerçekçi, aynı zamanda ahlaki ve insan temelli diplomatik temasları ve dış politik vizyonu barış ve huzur kuşağının çevremizde vasat bulmasına doğrudan doğruya hizmet etmektedir. Azerbaycan-Ermenistan’dan sonra, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın ateşkes ve barışla sonuçlanması, Gazze’de kalıcı ateşkes ve barışın sağlanması, Hakeza Afrika ve diğer coğrafyalarda barışçıl arzuların sivrilip serpilmesi, Irak ve Suriye’de siyasi ve toprak bütünlüğüyle iç barış, kardeşlik ve birliğin kurumsallaşması yaşanabilir bir dünyanın yegâne anahtarıdır" diye konuştu. "Ekonomik ve siyasi sorunların içyüzünü, can alıcı noktalarını doğru tahlil, doğru yorumlamak zorundayız" Bahçeli, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili, "Terörsüz Türkiye’nin şafağı sökecek, yüreklerimizde dikilen fideler meyvesini yakında verecektir" ifadelerini kullanarak, "Türk milleti yaklaşık iki yüz yıldır ekonomik baskılara, diplomatik tehditlere, siyasi dayatmalara maruz kalmıştır. Yine de daha huzurlu bir hayat, daha güvenli bir toplum, daha istikrarlı bir ekonomi, daha güçlü bir devlet özlemi milli yüreklerde kor gibi durarak alev alacağı zamanı beklemiştir. Aziz milletimiz yoksul, yorgun, yılgın, bitkin, durgun ve düşkün olduğu dönemlerde bile umudunu hiç kaybetmemiş, kutlu hedeflerinden en ufak sapma göstermemiştir. Zalim sömürgecilerin stratejik hesapları devleşmiş iman karşısında tıpkı çorap gibi sökülmüş, tıpkı kumdan kaleler gibi devrilmiştir. Nezih mizaçlı insanımız ekmeğini büyütmek, aşını kaynatmak, işini bulmak, ekonomik güvenliğini tesis ve temin etmek için her zorluğa katlanmış, her çileye dayanmıştır. Fakat siyasi, tarihi, kültürel varlığımız emperyalist ambargo ve yaptırımlarla taciz edilmiş, sürekli tahribata uğramıştır. Bu nedenle yaşadığımız ekonomik ve siyasi sorunların içyüzünü, can alıcı noktalarını doğru tahlil, doğru yorumlamak zorundayız. Eklektik ve mütereddit yorumların, peşin yargıyla beslenmiş, siyasi hırsla perçinlenmiş, husumetle derinleşmiş değerlendirmelerin bizi bir yere götürmesi, sağlıklı sonuçlara kapı aralaması imkansızdır. Bu ülke hepimizindir. Bu vatan üzerinde yaşayan her insanımızın yeryüzü cennetidir. Temiz bir dil kullanmak, empati kurmak, erdemli olmak, meseleleri geniş bir açıyla ele almak öncelikle siyasi partilerin, sonra da herkesin müşterek sorumluluğudur" dedi.
11 Kasım 2025 Salı - 11:33
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Terörsüz Türkiye’nin şafağı sökecek ve yüreklerimizde dikilen fideler yakında meyvesini verecektir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle; dilde, fikirde ve işte birlik şiarıyla gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur" dedi.MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen partisinin grup toplantısında konuştu."Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin haysiyetidir"10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü dolayısıyla sözlerine Atatürk’ün, "Kuvayı Milliye, namuslu bir insanın yastığının altındaki tabancaya benzer. Namusunu korumak için herhangi bir ümit kalmadığı anda hiç olmazsa şereflice ölmeye yarar" sözleri ile başlayan Bahçeli, "Hiç kuşkusuz, hiç tereddütsüz, hiç sorgusuz-sualsiz diyebilirim ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin haysiyetidir, Türk milletinin hürriyet meşalesidir. Bu meşale sönmeyecek, hür ve müstakil geleceğimizi ışıtan kutlu eser ve emanetleri asla ziyan edilmeyecektir. Karanlık bir samanlıkta olmayan iğnenin arayışıyla ömür tüketen, bu müflis çılgınlıkla geçmişin kuytularında husumet ve fitne kazıları yapan şeytanlaşmış odakların ıslah olmaları, insafa gelmeleri; artık ellerini ve dillerini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten uzak tutmaları samimi dileğimdir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, 10 Kasım’da Kocaeli Valiliği’nin ve Kocaeli Müftülüğü’nün almış olduğu karar doğrultusunda il genelindeki camilerde Atatürk’ü Anma Programı mucibince Mevlid-i Şerif okutulmasını takdir ve şükranla karşıladığını kaydetti."Atatürk şayet hiç olmasaydı, acaba hangi müstevli bayraklar semalarımızda dalgalanır, ezan yerine kulaklarımız neyi duyardı?"Atatürk’ün yok sayıldıkça çoğalacağını, saldırıya uğradıkça milli gönüllerde çağlayacağına işaret eden Bahçeli, "Vefatının üzerinden 87 yıl geçmiş olmasına rağmen haksız ve hayasız saldırılara ısrarla maruz kalan, yalan ve yanlış iddiaların boy hedefi yapılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk şayet hiç olmasaydı, acaba hangi müstevli bayraklar semalarımızda dalgalanır, ezan yerine kulaklarımız neyi duyardı? Nitekim Türkiye Cumhuriyeti’ni muhafaza ve müdafaa vazifesinden hiçbir nesil ayrılmayacak, Türk milleti emanete leke düşürmeyecektir. Ebediyete irtihalinin 87’inci yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dava ve silah arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyor, Allah hepsinden razı olsun diyorum" şeklinde konuştu."Bizim hakkımızda tek söz ve karar sahibi büyük Türk milletidir"MHP’nin vizyonunun kısıtlı, kırılgan ve kısa menzilli bir çerçevede tanımlanamayacağını belirten Bahçeli, "Bir gerçek vardır ki, o da Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın kaderi milletin kaderi, devletin bekası ve istikbalidir. Bizim onun bunun suçlamalarına kanarak ve sahtekarlıklarına aldanarak siyaset yapmamız aklın ve 56 yıllık mazimizin inkarıdır. Hamd olsun biz inkarcı değiliz, dosta güven, düşmana korku veren Milliyetçi Ülkücü Hareketiz. Bizim hakkımızda tek söz ve karar sahibi büyük Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türk milletinin güçlü nefesi, gür sesi, parlak geleceğinin müjdesidir. Su olmayan yerde balık avına çıkan, kalplerinde tortulaşan kiri husumet saçan eylemleriyle teyit eden çevreler bizimle boy ölçüşemez, bizimle aşık atamaz, bizim yanımızdan bile geçemez" ifadelerine yer verdi.MHP lideri Bahçeli, "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretleriyle "Derdin Derdimizdir" temalı sohbet toplantıları çerçevesinde 81 ilde, 710 ilçede ve toplamda 4 bin 836 programla gerçekleştirdiklerini dile getirerek Türkiye’nin ve Türk milletinin her sorununa Türk milliyetçilerinin söyleyecek bir sözü, paylaşacak bir cevabının olduğunu söyledi."Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar çok sağlam ve köklüdür"Azerbaycan halkının ve Türk milletinin 8 Kasım Zafer Günü’nü tebrik eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:"Karabağ’ın yeni baştan inşa ve ihya çalışmalarının hızla devamını, Güney Kafkasya’da yeşeren, gittikçe genişleyen barış, huzur ve istikrar atmosferini yakinen takip ediyor, bundan da bahtiyarlık duyuyoruz. Bilhassa Azerbaycan ile Ermenistan arasında tesis edilen ve barışçıl arayışları güçlendiren 8 Ağustos tarihli Washington Mutabakatı’nın zamanla önyargıların kilidini açacağını, ihtilafları ayıklayacağını düşünüyor ve bu çerçevede atılan müspet adımların sonuç vereceğine inanıyoruz. Temennimiz iki taraflı görüşme ve diyalogların sağduyuyla sürdürülmesi, barış çabalarının kökleşerek bölgeye hakim olmasıdır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar çok sağlam ve köklüdür. İki devlet tek millet gerçeğinden hareketle Türk tarih ve kültürünün kaynaştırıcı ve kucaklaştırıcı misyonu gücümüze çok daha güç katacaktır. Türk Devri’nin iki parlayan devleti karanlık senaryolara, kirli lobilerin ve Siyonist-emperyalist tetikçilerin kumpaslarına geçit vermeyecek, tasada bir, zaferde bir olmaya kararlılıkla devam edecektir. Elbette Türkiye ile Azerbaycan’ın milli, tarihi, kültürel ve stratejik ortaklığı kimi çevreleri rahatsız etmektedir. Bunu biliyor, görüyor ve her zaviyeden izliyoruz. Zemzem diye takdimi yapılan zehri kimin ürettiğinin farkındayız. Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına, tarihi ve siyasi kazanımlarına pusu kuran, yan bakan, tuzak hazırlayan, hançer sallayan hangi mihrak, hangi devlet veya güç merkezi olursa olsun hasımdır ve hezimet yaşamaya mahkûmdur.""Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur"Türkiye’nin aktif ve çok boyutlu dış politikasıyla öncü rol üstlendiğini vurgulayan Bahçeli, "Gerek Türk dünyasının, gerek İslam toplumlarının barış, huzur ve refah içinde var olabilmesi, kronik ve konjoktürel sorunların geniş bir uzlaşma ortamında çözülebilmesi evvela samimi ve dürüst dayanışmayla, karşılıklı hak ve çıkarlara saygıyla mümkün olacaktır. Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle; dilde, fikirde ve işte birlik şiarıyla gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur. İnsanlık gerilim ve kutuplaşmalardan dolayı yorgun düşmüştür. Savaş ve soykırım suçu işleyen Siyonist vandallık dünya çapında protesto ve telin edilmektedir. Gazze’ye ulaşması gereken insani yardımlar engellenmektedir. Susuzluk, açlık ve ilaç yokluğu Filistin halkını en az hunhar operasyonlar kadar müessif ve mütemadi şekilde etkilemektedir. Türkiye’nin çıtası yüksek, çok yönlü, dinamik, dengeli, gerçekçi, aynı zamanda ahlaki ve insan temelli diplomatik temasları ve dış politik vizyonu barış ve huzur kuşağının çevremizde vasat bulmasına doğrudan doğruya hizmet etmektedir. Azerbaycan-Ermenistan’dan sonra, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın ateşkes ve barışla sonuçlanması, Gazze’de kalıcı ateşkes ve barışın sağlanması, Hakeza Afrika ve diğer coğrafyalarda barışçıl arzuların sivrilip serpilmesi, Irak ve Suriye’de siyasi ve toprak bütünlüğüyle iç barış, kardeşlik ve birliğin kurumsallaşması yaşanabilir bir dünyanın yegâne anahtarıdır" diye konuştu."Ekonomik ve siyasi sorunların içyüzünü, can alıcı noktalarını doğru tahlil, doğru yorumlamak zorundayız"Bahçeli, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili, "Terörsüz Türkiye’nin şafağı sökecek, yüreklerimizde dikilen fideler meyvesini yakında verecektir" ifadelerini kullanarak, "Türk milleti yaklaşık iki yüz yıldır ekonomik baskılara, diplomatik tehditlere, siyasi dayatmalara maruz kalmıştır. Yine de daha huzurlu bir hayat, daha güvenli bir toplum, daha istikrarlı bir ekonomi, daha güçlü bir devlet özlemi milli yüreklerde kor gibi durarak alev alacağı zamanı beklemiştir. Aziz milletimiz yoksul, yorgun, yılgın, bitkin, durgun ve düşkün olduğu dönemlerde bile umudunu hiç kaybetmemiş, kutlu hedeflerinden en ufak sapma göstermemiştir. Zalim sömürgecilerin stratejik hesapları devleşmiş iman karşısında tıpkı çorap gibi sökülmüş, tıpkı kumdan kaleler gibi devrilmiştir. Nezih mizaçlı insanımız ekmeğini büyütmek, aşını kaynatmak, işini bulmak, ekonomik güvenliğini tesis ve temin etmek için her zorluğa katlanmış, her çileye dayanmıştır. Fakat siyasi, tarihi, kültürel varlığımız emperyalist ambargo ve yaptırımlarla taciz edilmiş, sürekli tahribata uğramıştır. Bu nedenle yaşadığımız ekonomik ve siyasi sorunların içyüzünü, can alıcı noktalarını doğru tahlil, doğru yorumlamak zorundayız. Eklektik ve mütereddit yorumların, peşin yargıyla beslenmiş, siyasi hırsla perçinlenmiş, husumetle derinleşmiş değerlendirmelerin bizi bir yere götürmesi, sağlıklı sonuçlara kapı aralaması imkansızdır. Bu ülke hepimizindir. Bu vatan üzerinde yaşayan her insanımızın yeryüzü cennetidir. Temiz bir dil kullanmak, empati kurmak, erdemli olmak, meseleleri geniş bir açıyla ele almak öncelikle siyasi partilerin, sonra da herkesin müşterek sorumluluğudur" dedi.(OHÖ-
11 Kasım 2025 Salı - 11:26
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye’nin stratejik ortaklığı kimi çevreleri rahatsız etmektedir. Kazanımlara pusu kuran, tuzak hazırlayan hangi mihrak devlet olursa olsun hasımdır. İsrail’in oyunlarını görmediğimiz zannedilmesin"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle; dilde, fikirde ve işte birlik şiarıyla gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur" dedi.MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen partisinin grup toplantısında konuştu."Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin haysiyetidir"10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü dolayısıyla sözlerine Atatürk’ün, "Kuvayı Milliye, namuslu bir insanın yastığının altındaki tabancaya benzer. Namusunu korumak için herhangi bir ümit kalmadığı anda hiç olmazsa şereflice ölmeye yarar" sözleri ile başlayan Bahçeli, "Hiç kuşkusuz, hiç tereddütsüz, hiç sorgusuz-sualsiz diyebilirim ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin haysiyetidir, Türk milletinin hürriyet meşalesidir. Bu meşale sönmeyecek, hür ve müstakil geleceğimizi ışıtan kutlu eser ve emanetleri asla ziyan edilmeyecektir. Karanlık bir samanlıkta olmayan iğnenin arayışıyla ömür tüketen, bu müflis çılgınlıkla geçmişin kuytularında husumet ve fitne kazıları yapan şeytanlaşmış odakların ıslah olmaları, insafa gelmeleri; artık ellerini ve dillerini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten uzak tutmaları samimi dileğimdir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, 10 Kasım’da Kocaeli Valiliği’nin ve Kocaeli Müftülüğü’nün almış olduğu karar doğrultusunda il genelindeki camilerde Atatürk’ü Anma Programı mucibince Mevlid-i Şerif okutulmasını takdir ve şükranla karşıladığını kaydetti."Atatürk şayet hiç olmasaydı, acaba hangi müstevli bayraklar semalarımızda dalgalanır, ezan yerine kulaklarımız neyi duyardı?"Atatürk’ün yok sayıldıkça çoğalacağını, saldırıya uğradıkça milli gönüllerde çağlayacağına işaret eden Bahçeli, "Vefatının üzerinden 87 yıl geçmiş olmasına rağmen haksız ve hayasız saldırılara ısrarla maruz kalan, yalan ve yanlış iddiaların boy hedefi yapılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk şayet hiç olmasaydı, acaba hangi müstevli bayraklar semalarımızda dalgalanır, ezan yerine kulaklarımız neyi duyardı? Nitekim Türkiye Cumhuriyeti’ni muhafaza ve müdafaa vazifesinden hiçbir nesil ayrılmayacak, Türk milleti emanete leke düşürmeyecektir. Ebediyete irtihalinin 87’inci yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dava ve silah arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyor, Allah hepsinden razı olsun diyorum" şeklinde konuştu."Bizim hakkımızda tek söz ve karar sahibi büyük Türk milletidir"MHP’nin vizyonunun kısıtlı, kırılgan ve kısa menzilli bir çerçevede tanımlanamayacağını belirten Bahçeli, "Bir gerçek vardır ki, o da Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın kaderi milletin kaderi, devletin bekası ve istikbalidir. Bizim onun bunun suçlamalarına kanarak ve sahtekarlıklarına aldanarak siyaset yapmamız aklın ve 56 yıllık mazimizin inkarıdır. Hamd olsun biz inkarcı değiliz, dosta güven, düşmana korku veren Milliyetçi Ülkücü Hareketiz. Bizim hakkımızda tek söz ve karar sahibi büyük Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türk milletinin güçlü nefesi, gür sesi, parlak geleceğinin müjdesidir. Su olmayan yerde balık avına çıkan, kalplerinde tortulaşan kiri husumet saçan eylemleriyle teyit eden çevreler bizimle boy ölçüşemez, bizimle aşık atamaz, bizim yanımızdan bile geçemez" ifadelerine yer verdi.MHP lideri Bahçeli, "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretleriyle "Derdin Derdimizdir" temalı sohbet toplantıları çerçevesinde 81 ilde, 710 ilçede ve toplamda 4 bin 836 programla gerçekleştirdiklerini dile getirerek Türkiye’nin ve Türk milletinin her sorununa Türk milliyetçilerinin söyleyecek bir sözü, paylaşacak bir cevabının olduğunu söyledi."Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar çok sağlam ve köklüdür"Azerbaycan halkının ve Türk milletinin 8 Kasım Zafer Günü’nü tebrik eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:"Karabağ’ın yeni baştan inşa ve ihya çalışmalarının hızla devamını, Güney Kafkasya’da yeşeren, gittikçe genişleyen barış, huzur ve istikrar atmosferini yakinen takip ediyor, bundan da bahtiyarlık duyuyoruz. Bilhassa Azerbaycan ile Ermenistan arasında tesis edilen ve barışçıl arayışları güçlendiren 8 Ağustos tarihli Washington Mutabakatı’nın zamanla önyargıların kilidini açacağını, ihtilafları ayıklayacağını düşünüyor ve bu çerçevede atılan müspet adımların sonuç vereceğine inanıyoruz. Temennimiz iki taraflı görüşme ve diyalogların sağduyuyla sürdürülmesi, barış çabalarının kökleşerek bölgeye hakim olmasıdır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar çok sağlam ve köklüdür. İki devlet tek millet gerçeğinden hareketle Türk tarih ve kültürünün kaynaştırıcı ve kucaklaştırıcı misyonu gücümüze çok daha güç katacaktır. Türk Devri’nin iki parlayan devleti karanlık senaryolara, kirli lobilerin ve Siyonist-emperyalist tetikçilerin kumpaslarına geçit vermeyecek, tasada bir, zaferde bir olmaya kararlılıkla devam edecektir. Elbette Türkiye ile Azerbaycan’ın milli, tarihi, kültürel ve stratejik ortaklığı kimi çevreleri rahatsız etmektedir. Bunu biliyor, görüyor ve her zaviyeden izliyoruz. Zemzem diye takdimi yapılan zehri kimin ürettiğinin farkındayız. Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına, tarihi ve siyasi kazanımlarına pusu kuran, yan bakan, tuzak hazırlayan, hançer sallayan hangi mihrak, hangi devlet veya güç merkezi olursa olsun hasımdır ve hezimet yaşamaya mahkûmdur.""Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur"Türkiye’nin aktif ve çok boyutlu dış politikasıyla öncü rol üstlendiğini vurgulayan Bahçeli, "Gerek Türk dünyasının, gerek İslam toplumlarının barış, huzur ve refah içinde var olabilmesi, kronik ve konjoktürel sorunların geniş bir uzlaşma ortamında çözülebilmesi evvela samimi ve dürüst dayanışmayla, karşılıklı hak ve çıkarlara saygıyla mümkün olacaktır. Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle; dilde, fikirde ve işte birlik şiarıyla gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur. İnsanlık gerilim ve kutuplaşmalardan dolayı yorgun düşmüştür. Savaş ve soykırım suçu işleyen Siyonist vandallık dünya çapında protesto ve telin edilmektedir. Gazze’ye ulaşması gereken insani yardımlar engellenmektedir. Susuzluk, açlık ve ilaç yokluğu Filistin halkını en az hunhar operasyonlar kadar müessif ve mütemadi şekilde etkilemektedir. Türkiye’nin çıtası yüksek, çok yönlü, dinamik, dengeli, gerçekçi, aynı zamanda ahlaki ve insan temelli diplomatik temasları ve dış politik vizyonu barış ve huzur kuşağının çevremizde vasat bulmasına doğrudan doğruya hizmet etmektedir. Azerbaycan-Ermenistan’dan sonra, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın ateşkes ve barışla sonuçlanması, Gazze’de kalıcı ateşkes ve barışın sağlanması, Hakeza Afrika ve diğer coğrafyalarda barışçıl arzuların sivrilip serpilmesi, Irak ve Suriye’de siyasi ve toprak bütünlüğüyle iç barış, kardeşlik ve birliğin kurumsallaşması yaşanabilir bir dünyanın yegâne anahtarıdır" diye konuştu."Ekonomik ve siyasi sorunların içyüzünü, can alıcı noktalarını doğru tahlil, doğru yorumlamak zorundayız"Bahçeli, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili, "Terörsüz Türkiye’nin şafağı sökecek, yüreklerimizde dikilen fideler meyvesini yakında verecektir" ifadelerini kullanarak, "Türk milleti yaklaşık iki yüz yıldır ekonomik baskılara, diplomatik tehditlere, siyasi dayatmalara maruz kalmıştır. Yine de daha huzurlu bir hayat, daha güvenli bir toplum, daha istikrarlı bir ekonomi, daha güçlü bir devlet özlemi milli yüreklerde kor gibi durarak alev alacağı zamanı beklemiştir. Aziz milletimiz yoksul, yorgun, yılgın, bitkin, durgun ve düşkün olduğu dönemlerde bile umudunu hiç kaybetmemiş, kutlu hedeflerinden en ufak sapma göstermemiştir. Zalim sömürgecilerin stratejik hesapları devleşmiş iman karşısında tıpkı çorap gibi sökülmüş, tıpkı kumdan kaleler gibi devrilmiştir. Nezih mizaçlı insanımız ekmeğini büyütmek, aşını kaynatmak, işini bulmak, ekonomik güvenliğini tesis ve temin etmek için her zorluğa katlanmış, her çileye dayanmıştır. Fakat siyasi, tarihi, kültürel varlığımız emperyalist ambargo ve yaptırımlarla taciz edilmiş, sürekli tahribata uğramıştır. Bu nedenle yaşadığımız ekonomik ve siyasi sorunların içyüzünü, can alıcı noktalarını doğru tahlil, doğru yorumlamak zorundayız. Eklektik ve mütereddit yorumların, peşin yargıyla beslenmiş, siyasi hırsla perçinlenmiş, husumetle derinleşmiş değerlendirmelerin bizi bir yere götürmesi, sağlıklı sonuçlara kapı aralaması imkansızdır. Bu ülke hepimizindir. Bu vatan üzerinde yaşayan her insanımızın yeryüzü cennetidir. Temiz bir dil kullanmak, empati kurmak, erdemli olmak, meseleleri geniş bir açıyla ele almak öncelikle siyasi partilerin, sonra da herkesin müşterek sorumluluğudur" dedi.(OHÖ-
11 Kasım 2025 Salı - 11:11
Bahçeli: ''MHP ve Cumhur İttifakı'nın kaderi milletin kaderidir''
MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM'deki partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli,'' MHP ve Cumhur İttifakı'nın kaderi milletin kaderidir. Millet ne diyorsa sözümüz o. Cumhur İttifakı, Türk milletinin gür sesidir. Husumet saçanlar bizim yanımızdan dahi geçemez'' dedi.
11 Kasım 2025 Salı - 11:03
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "MHP’nin siyaseti en başta CHP ve diğer yedekleri gibi icazetli, ipotek altında bir siyaset altında görülemez"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle; dilde, fikirde ve işte birlik şiarıyla gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur" dedi.MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen partisinin grup toplantısında konuştu."Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin haysiyetidir"10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü dolayısıyla sözlerine Atatürk’ün, "Kuvayı Milliye, namuslu bir insanın yastığının altındaki tabancaya benzer. Namusunu korumak için herhangi bir ümit kalmadığı anda hiç olmazsa şereflice ölmeye yarar" sözleri ile başlayan Bahçeli, "Hiç kuşkusuz, hiç tereddütsüz, hiç sorgusuz-sualsiz diyebilirim ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin haysiyetidir, Türk milletinin hürriyet meşalesidir. Bu meşale sönmeyecek, hür ve müstakil geleceğimizi ışıtan kutlu eser ve emanetleri asla ziyan edilmeyecektir. Karanlık bir samanlıkta olmayan iğnenin arayışıyla ömür tüketen, bu müflis çılgınlıkla geçmişin kuytularında husumet ve fitne kazıları yapan şeytanlaşmış odakların ıslah olmaları, insafa gelmeleri; artık ellerini ve dillerini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten uzak tutmaları samimi dileğimdir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, 10 Kasım’da Kocaeli Valiliği’nin ve Kocaeli Müftülüğü’nün almış olduğu karar doğrultusunda il genelindeki camilerde Atatürk’ü Anma Programı mucibince Mevlid-i Şerif okutulmasını takdir ve şükranla karşıladığını kaydetti."Atatürk şayet hiç olmasaydı, acaba hangi müstevli bayraklar semalarımızda dalgalanır, ezan yerine kulaklarımız neyi duyardı?"Atatürk’ün yok sayıldıkça çoğalacağını, saldırıya uğradıkça milli gönüllerde çağlayacağına işaret eden Bahçeli, "Vefatının üzerinden 87 yıl geçmiş olmasına rağmen haksız ve hayasız saldırılara ısrarla maruz kalan, yalan ve yanlış iddiaların boy hedefi yapılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk şayet hiç olmasaydı, acaba hangi müstevli bayraklar semalarımızda dalgalanır, ezan yerine kulaklarımız neyi duyardı? Nitekim Türkiye Cumhuriyeti’ni muhafaza ve müdafaa vazifesinden hiçbir nesil ayrılmayacak, Türk milleti emanete leke düşürmeyecektir. Ebediyete irtihalinin 87’inci yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dava ve silah arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyor, Allah hepsinden razı olsun diyorum" şeklinde konuştu."Bizim hakkımızda tek söz ve karar sahibi büyük Türk milletidir"MHP’nin vizyonunun kısıtlı, kırılgan ve kısa menzilli bir çerçevede tanımlanamayacağını belirten Bahçeli, "Bir gerçek vardır ki, o da Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın kaderi milletin kaderi, devletin bekası ve istikbalidir. Bizim onun bunun suçlamalarına kanarak ve sahtekarlıklarına aldanarak siyaset yapmamız aklın ve 56 yıllık mazimizin inkarıdır. Hamd olsun biz inkarcı değiliz, dosta güven, düşmana korku veren Milliyetçi Ülkücü Hareketiz. Bizim hakkımızda tek söz ve karar sahibi büyük Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türk milletinin güçlü nefesi, gür sesi, parlak geleceğinin müjdesidir. Su olmayan yerde balık avına çıkan, kalplerinde tortulaşan kiri husumet saçan eylemleriyle teyit eden çevreler bizimle boy ölçüşemez, bizimle aşık atamaz, bizim yanımızdan bile geçemez" ifadelerine yer verdi.MHP lideri Bahçeli, "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretleriyle "Derdin Derdimizdir" temalı sohbet toplantıları çerçevesinde 81 ilde, 710 ilçede ve toplamda 4 bin 836 programla gerçekleştirdiklerini dile getirerek Türkiye’nin ve Türk milletinin her sorununa Türk milliyetçilerinin söyleyecek bir sözü, paylaşacak bir cevabının olduğunu söyledi."Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar çok sağlam ve köklüdür"Azerbaycan halkının ve Türk milletinin 8 Kasım Zafer Günü’nü tebrik eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:"Karabağ’ın yeni baştan inşa ve ihya çalışmalarının hızla devamını, Güney Kafkasya’da yeşeren, gittikçe genişleyen barış, huzur ve istikrar atmosferini yakinen takip ediyor, bundan da bahtiyarlık duyuyoruz. Bilhassa Azerbaycan ile Ermenistan arasında tesis edilen ve barışçıl arayışları güçlendiren 8 Ağustos tarihli Washington Mutabakatı’nın zamanla önyargıların kilidini açacağını, ihtilafları ayıklayacağını düşünüyor ve bu çerçevede atılan müspet adımların sonuç vereceğine inanıyoruz. Temennimiz iki taraflı görüşme ve diyalogların sağduyuyla sürdürülmesi, barış çabalarının kökleşerek bölgeye hakim olmasıdır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar çok sağlam ve köklüdür. İki devlet tek millet gerçeğinden hareketle Türk tarih ve kültürünün kaynaştırıcı ve kucaklaştırıcı misyonu gücümüze çok daha güç katacaktır. Türk Devri’nin iki parlayan devleti karanlık senaryolara, kirli lobilerin ve Siyonist-emperyalist tetikçilerin kumpaslarına geçit vermeyecek, tasada bir, zaferde bir olmaya kararlılıkla devam edecektir. Elbette Türkiye ile Azerbaycan’ın milli, tarihi, kültürel ve stratejik ortaklığı kimi çevreleri rahatsız etmektedir. Bunu biliyor, görüyor ve her zaviyeden izliyoruz. Zemzem diye takdimi yapılan zehri kimin ürettiğinin farkındayız. Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına, tarihi ve siyasi kazanımlarına pusu kuran, yan bakan, tuzak hazırlayan, hançer sallayan hangi mihrak, hangi devlet veya güç merkezi olursa olsun hasımdır ve hezimet yaşamaya mahkûmdur.""Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur"Türkiye’nin aktif ve çok boyutlu dış politikasıyla öncü rol üstlendiğini vurgulayan Bahçeli, "Gerek Türk dünyasının, gerek İslam toplumlarının barış, huzur ve refah içinde var olabilmesi, kronik ve konjoktürel sorunların geniş bir uzlaşma ortamında çözülebilmesi evvela samimi ve dürüst dayanışmayla, karşılıklı hak ve çıkarlara saygıyla mümkün olacaktır. Siyasi, ekonomik ve ticari bağların mukavemetiyle; dilde, fikirde ve işte birlik şiarıyla gelecek devrin Türk Devri olacağından kuşkumuz yoktur. İnsanlık gerilim ve kutuplaşmalardan dolayı yorgun düşmüştür. Savaş ve soykırım suçu işleyen Siyonist vandallık dünya çapında protesto ve telin edilmektedir. Gazze’ye ulaşması gereken insani yardımlar engellenmektedir. Susuzluk, açlık ve ilaç yokluğu Filistin halkını en az hunhar operasyonlar kadar müessif ve mütemadi şekilde etkilemektedir. Türkiye’nin çıtası yüksek, çok yönlü, dinamik, dengeli, gerçekçi, aynı zamanda ahlaki ve insan temelli diplomatik temasları ve dış politik vizyonu barış ve huzur kuşağının çevremizde vasat bulmasına doğrudan doğruya hizmet etmektedir. Azerbaycan-Ermenistan’dan sonra, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın ateşkes ve barışla sonuçlanması, Gazze’de kalıcı ateşkes ve barışın sağlanması, Hakeza Afrika ve diğer coğrafyalarda barışçıl arzuların sivrilip serpilmesi, Irak ve Suriye’de siyasi ve toprak bütünlüğüyle iç barış, kardeşlik ve birliğin kurumsallaşması yaşanabilir bir dünyanın yegâne anahtarıdır" diye konuştu."Ekonomik ve siyasi sorunların içyüzünü, can alıcı noktalarını doğru tahlil, doğru yorumlamak zorundayız"Bahçeli, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili, "Terörsüz Türkiye’nin şafağı sökecek, yüreklerimizde dikilen fideler meyvesini yakında verecektir" ifadelerini kullanarak, "Türk milleti yaklaşık iki yüz yıldır ekonomik baskılara, diplomatik tehditlere, siyasi dayatmalara maruz kalmıştır. Yine de daha huzurlu bir hayat, daha güvenli bir toplum, daha istikrarlı bir ekonomi, daha güçlü bir devlet özlemi milli yüreklerde kor gibi durarak alev alacağı zamanı beklemiştir. Aziz milletimiz yoksul, yorgun, yılgın, bitkin, durgun ve düşkün olduğu dönemlerde bile umudunu hiç kaybetmemiş, kutlu hedeflerinden en ufak sapma göstermemiştir. Zalim sömürgecilerin stratejik hesapları devleşmiş iman karşısında tıpkı çorap gibi sökülmüş, tıpkı kumdan kaleler gibi devrilmiştir. Nezih mizaçlı insanımız ekmeğini büyütmek, aşını kaynatmak, işini bulmak, ekonomik güvenliğini tesis ve temin etmek için her zorluğa katlanmış, her çileye dayanmıştır. Fakat siyasi, tarihi, kültürel varlığımız emperyalist ambargo ve yaptırımlarla taciz edilmiş, sürekli tahribata uğramıştır. Bu nedenle yaşadığımız ekonomik ve siyasi sorunların içyüzünü, can alıcı noktalarını doğru tahlil, doğru yorumlamak zorundayız. Eklektik ve mütereddit yorumların, peşin yargıyla beslenmiş, siyasi hırsla perçinlenmiş, husumetle derinleşmiş değerlendirmelerin bizi bir yere götürmesi, sağlıklı sonuçlara kapı aralaması imkansızdır. Bu ülke hepimizindir. Bu vatan üzerinde yaşayan her insanımızın yeryüzü cennetidir. Temiz bir dil kullanmak, empati kurmak, erdemli olmak, meseleleri geniş bir açıyla ele almak öncelikle siyasi partilerin, sonra da herkesin müşterek sorumluluğudur" dedi.(OHÖ-
11 Kasım 2025 Salı - 10:19
Sayıştay raporu: Altınordu Belediyesi’nden tasarruf tedbirlerine aykırı 9,9 milyon TL’lik harcama
Sayıştay’ın 2024 yılı denetim raporuna göre Altınordu Belediyesi, Cumhurbaşkanlığı’nın tasarruf genelgelerine aykırı şekilde 9 milyon 952 bin TL tutarında harcama yaptı. Sayıştay Başkanlığı, Ordu Altınordu Belediyesi 2024 yılı denetim raporunu açıkladı. Raporda toplam 17 bulgu yer aldı. Denetim raporunda en dikkat çekici bulgulardan biri, belediyenin doğrudan temin yöntemiyle yaptığı harcamaların Cumhurbaşkanlığı tasarruf genelgelerine aykırı olması oldu. Sayıştay denetçileri, 2024 yılında Altınordu Belediyesi tarafından; basın-yayın ve abonelik hizmetleri için 680 bin 392 TL, resmi bayram dışındaki tanıtım ve ilan hizmetleri için 3 milyon 5 bin 500 TL, sosyal yardım niteliği taşımayan çeşitli eşya alımları için 1 milyon 699 bin 900 TL, "organizasyon, konser ve hediyelik eşya alımları" için 4 milyon 599 bin 450 TL olmak üzere toplam 9 milyon 952 bin 242 TL tutarında alım yapıldığını tespit etti. Sayıştay raporunda, söz konusu alımların hem 2021/14 hem de 2024/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgelerine aykırı olduğu belirtildi. Her ne kadar belediye yönetimi "resmî bayram dışı ilan yapılmadığını" savunsa da, incelemede "Gazeteciler Günü, yeni yıl kutlaması" gibi "resmî olmayan günlerde yapılan tanıtım harcamaları" tespit edildi. Raporda, "Kamu idaresi, Cumhurbaşkanlığı genelgelerine aykırı toplam 9 milyon 952 bin 242 TL harcama yapmıştır. 2021/14 ve 2024/7 sayılı genelgelere göre, resmi bayramlar dışında açılış, organizasyon, konser, davet ve tanıtım harcamaları yapılmaması, basılı yayınların basılmayıp elektronik ortamda paylaşılması öngörülüyordu. İncelemede; basın-yayın abonelik hizmetleri için 680 bin 392 TL, resmi bayram olmayan günlere ilan hizmetleri için 3 milyon 5 bin 500 TL, sosyal yardım niteliği olmayan eşya alımları için 1 milyon 699 bin 900 TL, organizasyon, konser ve hediyelik alımlar için 4 milyon 599 bin 450 TL olmak üzere toplam 9 milyon 952 bin 242 TL harcama yapıldığı tespit edildi. Kamu idaresi, bazı harcamaların genelge öncesi yapıldığını ve resmi bayram olmayan günlere ait ilan olmadığını savunsa da, incelemede bu harcamaların tasarruf tedbirlerine aykırı olduğu görülmüştür" denildi. Belediye şirketine ayrıcalıklı ihale Sayıştay denetçileri, Altınordu Belediyesi’nin mal ve hizmet alımlarını mevzuata aykırı biçimde tek ihalede topladığını tespit etti. Sayıştay, "Kamu idaresinin mal ve hizmet alım işinin aynı ihale bünyesine dâhil edilerek gerçekleştirildiği görülmüştür. Yapılan incelemede, kamu idaresinin yüzde yüz ortağı olduğu belediye şirketinden ihale yöntemiyle mal alımı ve akaryakıt dahil araç kiralanması hizmet alımı, araç bakım ve onarım hizmet alımının işlerin türü ve nitelikleri arasında bağlantı olmadan birleştirilerek tek ihale ile yapıldığı, ayrıca ihaleye katılanlar arasında belediyenin şirketi olmasına rağmen ihalenin kısmi teklife de kapalı tutulduğu tespit edilmiştir. Kamu idaresi tarafından ihalelerde saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi ve güvenirliği sağlamak için her alımın ilgili olduğu diğer alımlarla birlikte ihale edilmesi gerekmektedir" tespitinde bulundu. 9 bin 629 iş yeri ruhsatsız Sayıştay raporuna göre Altınordu Belediyesi, ilçe genelinde faaliyet gösteren işletmelerin ruhsat denetiminde büyük eksiklikler yaşıyor. Sayıştay, "Yapılan incelemede, vergi dairesi müdürlüklerinden alınan bilgi ve belgelere göre, belediye sınırları içerisinde aktif olarak faaliyette bulunan iş yerlerinin toplam sayısı 22 bin 852 adettir. Bu verilerin kamu idaresinin kayıtlarında yer alan bilgiler ile karşılaştırılması sonucu, 5 bin 323 adedinin iş yeri açma ve çalışma ruhsatı aldığı, 7 bin 900 adedinin iş yeri açma ve çalışma ruhsatı almasına gerek olmadığı, 9 bin 629 adet iş yerinin ise iş yeri açma ve çalışma ruhsatı olmaksızın faaliyet gösterdiği; buna bağlı olarak da kamu idaresinin, iş yeri açma ve çalışma ruhsat harcı geliri kaybına uğradığı tespit edilmiştir" ifadelerine yer verdi. 18,8 milyon TL’lik gıda kolisi dağıtımı belgelenmemiş Altınordu Belediyesi’nin 2024 yılında yaptığı gıda kolisi yardımlarında mevzuata aykırı işlem tespit eden Sayıştay, raporda şunları kaydetti: "Kamu idaresi tarafından ayni yardımlara ilişkin mevzuatta yer alan belgelerin düzenlenmediği görülmüştür. Yapılan incelemede, idarenin 2024 yılı Ocak ayında gerçekleştirmiş olduğu ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere gerçekleştirilen gıda kolisi mal alımı ihalesinde, iş artışı ile toplam 18 milyon 858 bin 720 TL tutarında 24 bin adet gıda kolisi alımı yapıldığı ancak söz konusu alımların kimlere ve hangi suretle dağıtıldığına ilişkin kanıtlayıcı belgelerin ödeme emri eki belgeler arasında yer almadığı tespit edilmiştir." Sayıştay, belediyenin tasarruf tedbirlerine uyması, ruhsatsız işyerlerini tespit etmesi ve sosyal yardımları mevzuata uygun şekilde yürütmesini önerdi.
10 Kasım 2025 Pazartesi - 17:56
MHP Erzurum İl Başkanlığı’ndan gönül seferberliği: "Hayırlı günler komşum nasılsın" programı başlıyor
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezi tarafından başlatılan "Hayırlı Günler Komşum Nasılsın" ve "Derdin Derdimiz Sohbet Toplantıları" programlarının Erzurum ayağı 12 Kasım Çarşamba günü start alıyor. MHP Erzurum İl Başkanlığı öncülüğünde yürütülecek bu kapsamlı saha çalışmasında, Erzurum’un 20 ilçesi adım adım ziyaret edilecek. "Her kapıyı çalacağız, her gönüle dokunacağız" MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, programla ilgili yaptığı açıklamada, Erzurum’un tüm ilçelerinde vatandaşlarla birebir temas kurulacağını belirtti. "Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin talimatları doğrultusunda başlattığımız bu anlamlı proje, gönül köprülerini güçlendirme seferberliğidir. Biz sadece seçim dönemlerinde değil, her zaman milletimizin yanındayız. Her kapıyı çalacağız, her gönüle dokunacağız." Sahada sadece siyasi mesajlar değil, samimi dostluklar da kurulacağını vurguladı. "Komşumuzun halini hatırını soracağız, derdi olanın derdine ortak olacağız. Çünkü MHP, milletin içinden doğan bir partidir. Bizim siyasetimiz, gönül siyasetidir." 20 ilçede, yüzlerce buluşma noktası MHP Erzurum İl Başkanlığı tarafından organize edilen program kapsamında, il başkanı, il yöneticileri, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, akademisyenler ve avukatlar sahada aktif görev alacak. Her ilçede en az üç ayrı program planlanırken, vatandaşların yoğun katılımının beklendiği toplantılarda hem güncel meseleler ele alınacak hem de yerel sorunlar dinlenecek. MHP il Başkanı Yurdagül; "Erzurum’un 20 ilçesinde aynı anda bir gönül hareketi başlatıyoruz. Her programda vatandaşlarımızla oturup sohbet edeceğiz. Bu etkinlikler birer siyasi faaliyet değil, kardeşlik buluşmasıdır." "MHP her zaman milletinin yanında" İl Başkanı Adem Yurdagül, bu programların sadece bir proje değil, sürekli bir gönül hareketi olduğunu ifade etti; "Bizim davamız, milletimizin huzur ve refah davasıdır. Erzurum’un her köşesinde vatandaşlarımızın elini sıkacak, derdini dinleyecek, çözüm için yanlarında olacağız. MHP her zaman milletinin yanındadır, yanında olmaya da devam edecektir." "Hedefimiz terörsüz, huzurlu ve güçlü bir Türkiye" MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, konuşmasında Türkiye’nin birliğine ve huzuruna kasteden hiçbir yapıya geçit verilmeyeceğini de vurguladı. Başkan Yurdagül; "Milliyetçi Hareket Partisi olarak en büyük idealimiz, terörün kökünden kazındığı, anaların gözyaşı dökmediği, gençlerimizin geleceğe umutla baktığı bir Türkiye’dir. Terörün ve bölücülüğün bu topraklarda hiçbir karşılığı yoktur. Bizim yegâne gayemiz, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde kardeşçe, huzur içinde yaşanan bir Türkiye inşa etmektir. Bu uğurda devletimizin ve milletimizin yanında dimdik durmaya devam edeceğiz." "Gönül belediyeciliğinden gönül siyasetine" Yurdagül, MHP’nin bu çalışmayla Türkiye genelinde güçlü bir sosyal dayanışma modeli oluşturduğunu belirtti: "Parti olarak sadece hizmeti değil, sevgiyi ve paylaşmayı da siyasetin merkezine koyuyoruz. Gönül belediyeciliğinden gönül siyasetine uzanan bu anlayış, MHP’nin Türkiye’ye kattığı en büyük değerdir." Erzurum hazır, MHP sahada 12 Kasım Çarşamba günü başlayacak programlarla birlikte Erzurum’un tüm ilçelerinde sahaya inecek olan MHP teşkilatı, "önce insan, önce gönül" anlayışıyla vatandaşlarla buluşacak. Her yaştan, her kesimden Erzurumlunun katılımının beklendiği bu toplantılar, birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirmeyi amaçlıyor. Başkan Yurdagül: "Bizim için her gün hayırlı bir gündür, her vatandaşımız da kıymetli bir komşudur. Erzurum hazır, MHP sahada." dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder