POLİTİKA
17 Nisan 2026 Cuma - 19:38 Antalya Diplomasi Forumu’nun Güney Asya oturumunda "Hürmüz Boğazı" mesajı Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Güney Asya temsilcileri, bölgede ticaretin ve ekonomik entegrasyonun siyasi güven ile diyalogla güçlenebileceğini vurgularken, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmeyi umut verici olarak değerlendirdi. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen "Güvene Dayalı Ticaret: Güney Asya’da Ekonomik Entegrasyon ve İstikrarın Geleceği" başlıklı oturumda, bölgesel ticaret, enerji arzı, bağlantısallık, diyalog ve ekonomik iş birliği başlıkları öne çıktı. Oturumda konuşan temsilciler, Güney Asya’da siyasi güvenin tesis edilmeden ekonomik entegrasyonun güçlenemeyeceğine işaret ederken, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişine izin vermesine ilişkin gelişmeyi de değerlendirdi. Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mohammad Ishaq Dar, Güney Asya’da ciddi bir ticaret hacmi ve potansiyel bulunduğunu ancak bunun önündeki en büyük engelin güvensizlik olduğunu belirterek, "Bu güvensizlik giderilmeden bağlantısallığı sağlayamayız; bağlantısallık kurulmadan da iyi niyetin oluşabileceğini sanmıyorum. Bu nedenle artık Güney Asya’nın profesyonel biçimde analiz edilmesinin zamanı geldi. Bu ülkelerin neleri ithal ettiğini, neleri ihraç ettiğini, kendi aralarında hangi alanlarda ticaret yapabileceklerini ve Güney Asya dışıyla ticaretin hangi zeminde ilerleyebileceğini ayrıntılı şekilde ortaya koymak gerekiyor. Ancak burada çok büyük bir potansiyel ve kazan-kazan durumu var. Pakistan da bu krizler sırasında, Umman Devleti sayesinde çok büyük miktarda aktarma yükünü ağırlayan ve buna hizmet veren bir ülke olarak öne çıktı" dedi. "İran’ın Hürmüz’de şartsız serbest geçiş ilan etmesi çok olumlu bir işaret" Ateşkes sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Dar, önce 6 günlük, ardından 10 günlük ve daha sonra 15 günlük ateşkes sürecinin yaşandığını, çözüm için temasların sürdüğünü anlattı. ABD ile İran arasında 10 ve 11 Nisan’da uzun görüşmeler yapıldığını aktaran Dar, iki ülkenin 27 yıl sonra ilk kez Pakistan’ın da parçası olduğu bir diyalog zeminine yaklaştığını söyledi. Dar, Lübnan’daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeleri de değerlendirerek, "Bu sabah Antalya’da aldığımız son iyi haber ise, dün gece bazı işaretlerini aldığımız üzere, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda gemilerin giriş-çıkışında şartsız serbest geçişi ilan etmiş olmasıdır. Bence bu çok olumlu bir işaret" diye konuştu. Enerji tedarik zincirinin ağır darbe aldığını, krizin giderek büyüdüğünü, gelişmekte olan ülkelerin ciddi şekilde zarar gördüğünü belirten Dar, enflasyonun hızla yükseldiğini, fiyatların arttığını ve enerji piyasalarındaki primlerin 5 dolardan 30 dolara kadar ulaştığını söyledi. Tarafların üzerinde uzlaşması gereken yalnızca birkaç başlık kaldığını ifade eden Dar, umutlarını kaybetmediklerini ve anlaşmayı sonuçlandırmak için yoğun şekilde çalıştıklarını dile getirdi. "Demiryolları ve karayolları tek başına bağlantısallığı geliştirmez" Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun iyi işlediğini belirten Dar, bu hattın Afganistan’a genişletilmesi için Çin’i ikna ettiklerini, ayrıca 2022-2023 döneminde Özbekistan-Afganistan-Pakistan demiryolu bağlantısı girişimini başlattıklarını söyledi. Bu hattın tamamlanması halinde tüm Orta Asya devletlerinin Güney Asya’ya bağlanacağını belirten Dar, "Engeller ancak samimi çabalarla kaldırılabilir. Yalnızca demiryolları ve karayolları bağlantısallığı geliştirmez. Bizim birbirimizi samimiyetle çağırmamız, diyaloğu içtenlikle yürütmemiz gerekiyor" dedi. Bölge içi ticaret oranının yalnızca yüzde 5 seviyesinde olduğuna dikkat çeken Dar, bağlantısallığın ve bölge içi ticaretin artmasının ortak refah, daha yüksek gayrisafi yurt içi hasıla ve kişi başına düşen gelir artışı sağlayacağını ifade etti. Krizin yalnızca bölge içinde değil, bölge dışında da kayıplara yol açtığını söyleyen Dar, tedarik zinciri aksaklıkları, gıda güvenliği sorunları ve gübre kıtlığına işaret etti. "SAARC işlemiyorsa ve bu da sadece bir ülke yüzündense, o zaman alternatif yollar bulmamız gerekiyor" SAARC’ın yıllardır beklenen faydayı sağlayamadığını söyleyen Dar, "SAARC gerçek anlamda, gerçek ruhuna uygun şekilde işliyor olsaydı, meslektaşım ve kardeşim Sayın Kaleem Rehman’ın da ifade ettiği gibi, bugün SAARC ülkeleri arasındaki bölge içi ticaretin tablosu çok farklı olurdu. Bakın, Güney Asya’da temel bir mesele de var ve bu yalnızca bölgesel barış için değil, küresel barış için de gerekli bir konudur. Hepimizin birlikte mücadele etmesi gereken konu, terörizmin kök nedenleriyle birlikte ortadan kaldırılmasıdır. Çünkü bu durum ülkelerin refaha ulaşmasına, ilerleme kaydetmesine izin vermiyor ve bu nedenle çok ağır bedeller ödeyen ülkeler var. Bence hepimizin birlikte çalışması gerekiyor; zaten birlikte çalışıyoruz, birlikte çalışmayı sürdürmeliyiz. Ve bence Güney Asya ülkeleri olarak, eğer SAARC işlemiyorsa ve bu da sadece bir ülke yüzündense, o zaman alternatif yollar bulmamız gerekiyor" dedi. "Bölgede diyalog kurulmalı, ticaret ve transit siyasi gerilimlerden ayrılmalı" Afganistan Sanayi ve Ticaret Bakan Vekili Nouriddin Azizi ise Afganistan’ın kırk yılı aşkın süredir sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, enerji, tüketim kalemleri ve hammadde ihtiyaçlarının büyük ölçüde önceden tedarik edildiğini söyledi. Afganistan’da günlük yaklaşık 10 bin ton LPG, dizel ve benzin kullanıldığını dile getiren Azizi, Orta Asya, Rusya, Belarus, Türkmenistan ve İran üzerinden ihracat, ithalat ve transit geçişlerin olağan şekilde devam ettiğini kaydetti. Küresel fiyatlardaki artışın Afganistan’daki enerji fiyatlarını etkilediğini ancak fiyatların halen kontrol altında olduğunu belirten Azizi, halkın ve Afganistan’da yaşayan 40 milyon insanın bölgedeki sorunlardan daha fazla zarar görmemesi için çaba gösterdiklerini ifade etti. Güney Asya’nın siyasi, ticari, yatırım ve bölgesel bağlantısallık bakımından dünyanın önemli bölgelerinden biri olduğunu söyleyen Azizi, yaklaşık 2 milyar insanın bu bölgede yaşadığını ve bunun dünya nüfusunun dörtte birine karşılık geldiğini belirtti. Büyük nüfus, genç ve nitelikli iş gücü, transit güzergahlara erişim ve ekonomik büyüme imkanlarının ticaret ve yatırımı artırmak için uygun zemin sunduğunu vurgulayan Azizi, "Ticareti artırmanın en önemli adımı, güvenlik eksenli bakış açısının kaldırılması, siyasi güvenin tesis edilmesi ve ortak çıkarların, bölgede ekonomi merkezli bir anlayışın oluşturulması yönünde kavranmasıdır" dedi. Bölgesel düzeyde konuşulması, birbirini dinleme ve meselelerin diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini belirten Azizi, Afganların her zaman küresel güçlerin gerilimlerinin kurbanı olduğunu söyledi. Bugün ise bölge ülkeleri için ticaret, transit, bağlantısallık ve ekonomik programlar yoluyla birbirine daha fazla yakınlaşma fırsatı bulunduğunu ifade eden Azizi, bunun Afganistan’ı ekonomik istikrara taşıyabileceğini belirtti. "Afganistan ile Pakistan arasında yaklaşık 6 milyar dolarlık ticaret vardı" Durand Hattı’nın iki tarafında "iki kardeşin" yaşadığını dile getiren Azizi, Afganistan ile Pakistan arasında yaklaşık 2,6 milyar dolarlık ticaret hacmi, 3 milyar doları aşan transit taşımacılık olduğunu, toplam hacmin yaklaşık 6 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bu durumdan hem hükümetlerin hem halkın zarar gördüğünü kaydeden Azizi, en fazla zararı Afganistan ve Pakistan’da tarımla uğraşan yoksul kesimlerin gördüğünü belirtti. Afganistan’ın Pakistan’a yaptığı ticaretin önemli bölümünün tarım ürünlerinden oluştuğunu ifade eden Azizi, bu kesimlere yardım edilmesi, destek olunması ve ihracatlarına önem verilmesi gerektiğini vurguladı. Pakistanlı yetkililerle planlamalar yaptıklarını, görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Azizi, transit ve ticaret meselelerinin siyasi konular, gerilimler ve sorunlardan ayrı tutulması gerektiğini savunduklarını dile getirdi. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Çin’e teşekkür eden Azizi, iki kardeş Müslüman ülke arasındaki gerilimde araya girilerek çözüm için çaba gösterildiğini söyledi. Afganistan’ın hiçbir komşu ya da uzak ülkeye zarar verme niyeti taşımadığını kaydeden Azizi, "Eğer bazı sorunlar yaşandıysa bunlar geçicidir. Afganistan hiçbir zaman Pakistan’dan ayrı değildir, Pakistan da Afganistan’dan ayrı değildir" dedi. Azizi, küçük ve büyük tüccarlara güvence vererek, ticaretin yeniden canlandırılacağını, meselelerin çözülebilir olduğunu ve halka fayda sağlamak için çalıştıklarını ifade etti. "Boğazın açık olması herkes için iyi haber" Bangladeş Dışişleri Bakanı Khallur Rahman da tünelin ucunda bir ışık görünmeye başlandığını ifade ederek, "Bunun son örneği de İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişine izin verme kararı oldu. Bu herkes için iyi bir haber" dedi. Uluslararası Enerji Ajansı’nın mevcut enerji krizinin toplam boyutunun 1970’lerdeki iki büyük petrol krizini aşacağını söylediğini aktaran Rahman, bu tür krizlerin geçmişte Güney ülkelerinin ekonomilerini derinden sarstığını, 1980’lerin kalkınma açısından kayıp bir on yıla dönüştüğünü anlattı. Özellikle Afrika’da bunun etkilerinin uzun yıllar sürdüğünü, yönetişimin çöktüğünü aktaran Rahman, "Eminim kardeşim İshak Dar da o günleri hatırlıyordur; bu krizler Güney ülkelerinin ekonomilerini nasıl tehlikeye atmıştı. Öyle ki 1980’ler bizim için kalkınmada kayıp bir on yıl hâline geldi. Birçok ülkede, özellikle Afrika’da, bunun etkisi zaman içinde devam etti; pek çok toplumda yönetişimin tamamen çöktüğünü, iç çatışmaların patlak verdiğini ve hatta sürecin barış gücü müdahalelerine kadar uzandığını gördük.Geriye dönüp baktığımızda, tüm bu çabaların insani ve mali açıdan, eğer birlikte hareket edip etkileri kolektif biçimde sınırlamaya çalışsaydık katlanacağımız bedelden çok daha ağır olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla sıkıntıdayız. Bu konuda hiçbir şüphe yok. Etkisi ağır olacak; hatta şimdiden ağır. Bizim ülkelerimizin bu şoku absorbe etme kapasitesi yok. Hem enerjiye sübvansiyon sağlama kabiliyetimiz bakımından hem de genel ekonomik dayanıklılık açısından bunu taşıyamıyoruz" dedi. "Hiçbir ülke bunu tek başına göğüsleyemez" Küresel değer zincirinde daha avantajlı konumdaki ülkelerin bu süreçte daha iyi durumda kaldığını, diğer ülkelerin ise geride kaldığını ifade eden Rahman, yeni nesil ticaretin de bu krizler içinde yeniden şekillendiğini söyledi. Çözümün kolektif eylem olduğuna dikkat çeken Rahman, "Bunun başka hiçbir yolu yok. Hiçbir ülke bunu tek başına göğüsleyemez" diye konuştu. Rahman, bütün çabalar sayesinde ticaretin yeniden açıldığını belirterek, "Bugün de bütün bu çabalar sayesinde ticaretimiz yeniden açılmış durumda ve dünya, yapılan çalışmalar dolayısıyla Pakistan’a topluca teşekkür etmelidir. Bu birinci husus. İkinci olarak da bunun bu şekilde devam etmesini umalım, tamam mı? Çünkü aksi senaryo çok daha kötü olurdu. Hiç kimse bunun yaşanmasını istemez. Kaydedilen ilerleme ve boğazın şimdi yeniden açık olması, tarafların bu çatışmanın dünya ülkelerinin ekonomileri ve genel olarak küresel ekonomi üzerindeki etkisine ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Benim içten temennim, küresel deniz yollarının kesintiye uğratılmaması gerektiği anlayışını da yansıtan bu çok önemli gelişmenin üzerine yeni adımlar inşa edilmesidir. Bunların tümü uluslararası hukukla güvence altındadır ve ne karada ne denizde küresel ticareti engelleyecek herhangi bir adım atılmamalıdır. Umarım bu gelişme aradığımız istikrarı getirir. Umarım bütçelerimiz üzerindeki büyük baskı hafifler" ifadelerini kullandı. Bangladeş’in bağımsızlığını kazandığı dönemde kişi başına düşen gelirin 180 dolar, ortalama yaşam süresinin 48 yıl olduğunu anlatan Rahman, bugün kişi başına gelirin 2 bin 700 dolara, yaşam süresinin 76 yıla çıktığını belirtti. Bu kazanımların büyük emekle elde edildiğini ifade eden Rahman, dünyanın yoksulluk, kalkınma ve açlık meselelerine ilgisinin azalmak yerine artması gerektiğini söyledi. Rahman, "Bu tür krizlerin bile diyalog yoluyla çözülebileceğine inanıyorum. Eğer bu çözülebiliyorsa, her şey çözülebilir. Ve bu durum, Güney Asya’daki farklılıkların da diyalog ve iyi niyet yoluyla çözülebileceğine dair iyi bir işaret olmalıdır" dedi.
MHP Erzurum İl Başkanlığı’ndan gönül seferberliği: "Hayırlı günler komşum nasılsın" programı başlıyor
10 Kasım 2025 Pazartesi - 17:56 MHP Erzurum İl Başkanlığı’ndan gönül seferberliği: "Hayırlı günler komşum nasılsın" programı başlıyor Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezi tarafından başlatılan "Hayırlı Günler Komşum Nasılsın" ve "Derdin Derdimiz Sohbet Toplantıları" programlarının Erzurum ayağı 12 Kasım Çarşamba günü start alıyor. MHP Erzurum İl Başkanlığı öncülüğünde yürütülecek bu kapsamlı saha çalışmasında, Erzurum’un 20 ilçesi adım adım ziyaret edilecek. "Her kapıyı çalacağız, her gönüle dokunacağız" MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, programla ilgili yaptığı açıklamada, Erzurum’un tüm ilçelerinde vatandaşlarla birebir temas kurulacağını belirtti. "Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin talimatları doğrultusunda başlattığımız bu anlamlı proje, gönül köprülerini güçlendirme seferberliğidir. Biz sadece seçim dönemlerinde değil, her zaman milletimizin yanındayız. Her kapıyı çalacağız, her gönüle dokunacağız." Sahada sadece siyasi mesajlar değil, samimi dostluklar da kurulacağını vurguladı. "Komşumuzun halini hatırını soracağız, derdi olanın derdine ortak olacağız. Çünkü MHP, milletin içinden doğan bir partidir. Bizim siyasetimiz, gönül siyasetidir." 20 ilçede, yüzlerce buluşma noktası MHP Erzurum İl Başkanlığı tarafından organize edilen program kapsamında, il başkanı, il yöneticileri, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, akademisyenler ve avukatlar sahada aktif görev alacak. Her ilçede en az üç ayrı program planlanırken, vatandaşların yoğun katılımının beklendiği toplantılarda hem güncel meseleler ele alınacak hem de yerel sorunlar dinlenecek. MHP il Başkanı Yurdagül; "Erzurum’un 20 ilçesinde aynı anda bir gönül hareketi başlatıyoruz. Her programda vatandaşlarımızla oturup sohbet edeceğiz. Bu etkinlikler birer siyasi faaliyet değil, kardeşlik buluşmasıdır." "MHP her zaman milletinin yanında" İl Başkanı Adem Yurdagül, bu programların sadece bir proje değil, sürekli bir gönül hareketi olduğunu ifade etti; "Bizim davamız, milletimizin huzur ve refah davasıdır. Erzurum’un her köşesinde vatandaşlarımızın elini sıkacak, derdini dinleyecek, çözüm için yanlarında olacağız. MHP her zaman milletinin yanındadır, yanında olmaya da devam edecektir." "Hedefimiz terörsüz, huzurlu ve güçlü bir Türkiye" MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, konuşmasında Türkiye’nin birliğine ve huzuruna kasteden hiçbir yapıya geçit verilmeyeceğini de vurguladı. Başkan Yurdagül; "Milliyetçi Hareket Partisi olarak en büyük idealimiz, terörün kökünden kazındığı, anaların gözyaşı dökmediği, gençlerimizin geleceğe umutla baktığı bir Türkiye’dir. Terörün ve bölücülüğün bu topraklarda hiçbir karşılığı yoktur. Bizim yegâne gayemiz, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde kardeşçe, huzur içinde yaşanan bir Türkiye inşa etmektir. Bu uğurda devletimizin ve milletimizin yanında dimdik durmaya devam edeceğiz." "Gönül belediyeciliğinden gönül siyasetine" Yurdagül, MHP’nin bu çalışmayla Türkiye genelinde güçlü bir sosyal dayanışma modeli oluşturduğunu belirtti: "Parti olarak sadece hizmeti değil, sevgiyi ve paylaşmayı da siyasetin merkezine koyuyoruz. Gönül belediyeciliğinden gönül siyasetine uzanan bu anlayış, MHP’nin Türkiye’ye kattığı en büyük değerdir." Erzurum hazır, MHP sahada 12 Kasım Çarşamba günü başlayacak programlarla birlikte Erzurum’un tüm ilçelerinde sahaya inecek olan MHP teşkilatı, "önce insan, önce gönül" anlayışıyla vatandaşlarla buluşacak. Her yaştan, her kesimden Erzurumlunun katılımının beklendiği bu toplantılar, birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirmeyi amaçlıyor. Başkan Yurdagül: "Bizim için her gün hayırlı bir gündür, her vatandaşımız da kıymetli bir komşudur. Erzurum hazır, MHP sahada." dedi.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "(Özgür Özel’e) Sen bu kulak zarını falan bırak, geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork"
10 Kasım 2025 Pazartesi - 17:20 AK Parti Sözcüsü Çelik: "(Özgür Özel’e) Sen bu kulak zarını falan bırak, geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Ben yapmam da yarın bir gün bir rakibi çıkar, ‘Sen bu kulak zarını falan bırak, geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork’ falan der. Yani siyaseti buraya getirmemek lazım" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında devam eden MYK Toplantısı sürerken bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısına Mustafa Kemal Atatürk’ün, "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır" sözleri ile başlayan Sözcü Çelik, Atatürk’ün cumhuriyetin ve devletin banisi olarak gerçekleştirdiklerini hatırlaması gibi istiklal mücadelesinde verilen mücadelenin gerçeklerini bugün ne ifade ettiğini de hatırlanması gerektiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ile Bakü’de gerçekleştirilen Karabağ Zaferi Anma Töreni’ne dikkati çeken Çelik, Karabağ’ın özgürlüğü için şehit düşen her şehidin Azerbaycan ve Türkiye’nin ortak şeref nişanesi olduğunu belirterek, "Biz yakın çalışma arkadaşları olarak şahidiz ki Karabağ’ın azatlığı için mücadele edilen günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız (Erdoğan) mesaisinin önemli bir kısmını buna ayırdı. Anlık, günlük, sürekli olarak oradaki cepheden haberleri takip etti. Bir kere daha bu arada da Karabağ’ın azatlığı için verilen mücadele de Sayın Cumhurbaşkanımız iki devlet tek millet anlayışı çerçevesinde yüksek bir hassasiyetle konunun takipçisi oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Ermenistan Azerbaycan’a dönük saldırgan amaçlarından vazgeçerse bu durumda Ermenistan’ın da Kafkas barışına ve bölge barışına katkı sağlayacak mekanizmanın parçası olabilir" sözünü anımsatan Çelik, "Son zamanlarda şunu da ifade etmek gerekir ki Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın açıklamaları bu bakımdan pozitif gündem oluşturuyor. Ermenistan’ı saldırgan işgalci eski marjinal günlerine çekmeye çalışanlara karşı daha sağduyulu bir yaklaşım sergilediğini görüyoruz. Sayın Paşinyan’ın özellikle Ermeni Soykırımının başka devletler tarafından Ermenistan’ı Türkiye’ye saldırtmak için diasporayı Türkiye’ye saldırtmak için nasıl bir tarih bilinci manipülasyonu haline getirildiğini, aynı şekilde Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki sorunların önemli bir kısmının da başka devletlerin bazı çıkarları, gözetmeleri çerçevesinde Ermenistan’ın manipüle edilmesiyle ortaya çıktığını gösteren son derece önemli açıklamalar yapılıyor" ifadelerini kullandı. "Cumhur İttifakı’nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok" Cumhur İttifakı’nda kriz bekleyen bir grubun olduğunu aktaran Çelik, "Başka hiçbir kabiliyetleri olmayan, başka herhangi bir şekilde siyaset üretimi de kendisini gösteremeyen, bütün varlığını ve geleceğini Cumhur İttifakı’nda bir kriz çıksın diye uğraşan marjinal, gerçekten aşırı uçlarda dolaşan memlekette de sadece kriz havası koklamaya çalışan birtakım odaklar var. Tabii bunlara bir kere daha morallerini bozacak cevapları veriyoruz. Cumhur İttifakı’nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok. Hatta bunların her saldırısından sonra Cumhur İttifakı’nın daha da güçlendiğini görüyoruz. Çünkü bu şer şebekelerinin Türkiye’nin başına bölge barışının başına neler getirmeye çalıştığını çok iyi görüyoruz. O da bir kere daha Cumhur İttifakı’nın varlığı ve ülkemiz için değeri hakkındaki bilincimizi ve görüşlerimizi tazelememize yol açıyor" şeklinde konuştu. MYK toplantısının açılış konuşmasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Terörsüz Türkiye konusundaki hassasiyeti dile getirdiğini belirten Çelik, PKK terör örgütünün silah bırakma süreci ile ilgili şu ifadeleri kullandı: "Cumhur İttifakı’nın birlik beraberlik içerisinde Terörsüz Türkiye konusundaki hedeflere ulaşmak için ilerlediğini ifade etti. Burada PKK terör örgütünün feshi ve silahların bırakılması, PKK’nın bütün unsur ve uzantılarıyla ve illegal yapılarıyla fesinin ve silah bırakmasının sağlanması hedefi belli bir takvim ve belli bir yol haritası çerçevesinde devam ediyor. Bununla ilgili de biz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Devlet kurumları çalışmalarını sürdürüyor. Hem partimizde bununla ilgili bir bu süreci takip eden, bu sürecin siyasetlerini oluşturan, dilini oluşturan, takip eden mekanizmamız var. Bu mekanizmamız her hafta yaptığı toplantılarla birlikte çalışıyor, süreci değerlendiriyor. Hem de önümüzdeki takvimin getireceklerinin ne dönük siyasetleri geliştirmeye devam ediyoruz" Gazze’ye insani yardımların girmesi konusunda yaşanan aksaklıklara dikkati çeken Çelik, Şarm el-Şeyh’de imzalanan mutabakata göre Gazze’ye günde 600’e yakın tır gireceğini hatırlatarak "Maalesef bu sayı 200 düşmüş durumdadır. Biz bu yardımlardan da sadece gıda yardımı girmesini anlamıyoruz. İnsanların hayatlarını iyileştirecek ekipmanlar girmeli, tıbbi yardımlar girmeli. Oradaki çocukların, kadınların ihtiyacı olan çeşitli malzemelerin girmesi gerekiyor. O sebeple de Şarm el-Şeyh Anlaşması’ndaki 600 yardımlık kotayı bile aşmanız gerekirken bugün 200’e düşmüş olması son derece sakıncalıdır. Maalesef İsrail, defalarca bu barış anlaşmalarında ihlal etmiştir. Bu ihlale dur denmesi için de gereken uyarıların uluslararası toplum tarafından ortaya koyulması gerekir" dedi. PKK terör örgütünün, MGK gündeminde silahlı terör örgütü olmaktan çıkarılmasının ele alınmasının ele alınacağı sorularına ilişkin Çelik, "PKK’nın feshi ve silahların bırakılması. Ve PKK’nın Irak, İran, Suriye bütün ayakları, bütün şubeleriyle birlikte ve bütün uzantılarıyla birlikte silah bırakması gerekir. Aynı şekilde de bunun finansman boyutunu oluşturan işte KCK yapılan bahsettiğimiz illegal boyutunun da tasfiye edilmesi gerekir. Bu mesela silah bırakma süreciyle ilgili olarak bir teyit mekanizması oluşturulmuştur. Teyit mekanizması kimdir? Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı’dır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın gözü sahada gerçekten silah bırakılıyor mu? Bu silah bırakma PKK’nın fesi anlamına geliyor mu? Bunu görecek. Bunu gördüğü takdirde yani teyit mekanizması bunu teyit ediyorsa çünkü geçmiş zamanlarda da bu söylemler oldu ama silah bırakılmadı. Bu sefer belli bir silah bırakma ritmi var. Bunun örgütün tamamen fesi anlamına gelecek şekilde tamamlanması gerekiyor. Burada da bunu Irak’taki yöntemi silahların bırakılması, Suriye’deki yöntemi 10 Mart anlaşmasına uyularak merkezi hükümetle SDG arasındaki 10 Mart anlaşmasına uyularak bunun yapılması. Yani Irak’taki yöntemle Suriye’deki yöntem farklı olabilir. O çerçevede baktığımızda Türkiye açısından neydi? Geçen haftalarda gerçekleşen Türkiye’deki unsurların Türkiye dışına çıkması. Yani bunun çeşitli şeye göre şubelerine göre terör örgütünün farklı yöntemleri. Sonuç olarak teyit mekanizması yani Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı, ben bunu teyit ediyorum dediğimde devletimizin başı olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza bunu sunduğunda ya bu buradaki mekanizma bu hükümet kararıyla mı gerçekleşir? Bu gelen bilgi eğer feshi ve silah bırakması tamamlanmışsa bu bir hükümet kararıyla mı gerçekleşir, yoksa bir MGK kararıyla mı gerçekleşir, bu Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle kurulacak bir mekanizma çerçevesinde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Spor camiasında yürütülen ‘bahis soruşturması’ hakkında yöneltilen bir soruyu yanıtlayan Çelik, futbolun toplumda büyük bir yer aldığını vurgulayarak "Bahis soruşturmasının üzerine sonuna kadar gidilmeli. O sebeple Türkiye Futbol Federasyonu yönetimini bu cesur yaklaşımından dolayı tebrik ediyoruz. Tabii ki hassasiyetle gidilecek. Konu yargıya itikal etmiştir. Başsavcılık açıklamasını yapmıştır. Başsavcılık büyük bir titizlikle bunun üzerine gidecektir. Futbolumuzda zaman zaman duyduğumuz şeyler toplumsal hayatımızın en önemli boyutuna kasteden pislikler ve kirlilikler. Tabii kimseye haksızlık yapmadan kimisi bahis oynamış, kimisi demiş ki işte benim kimliğim kopyalanmış demiş. Takip ediyoruz onları da. Kimseye haksızlık etmeden Türkiye Futbol Federasyonu yönetimi cesur ve son derece ahlaki bir duruş sergilemiştir. Doğrusu budur. Onları tebrik ediyoruz" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gerçekleştireceği görüşmeye ilişkin detaylar üzerine Çelik, görüşme takvimini bu hafta Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerine dikkati çekti. Refah Sınır kapısında, içinde uluslararası medya kuruluşlarından basın mensuplarının da bulunduğu 200 Filistinlinin de çıkarılmasının söz konusu olduğu gelişmeye yönelik Çelik, Hamas’ın anlaşma sürecine ilişkin bağlılığını, Hadar Goldin’in cesedini İsrailli yetkililere teslim ederek gösterdiğini ve İsrail tarafının üzerine düşeni yapması gerektiğini aktardı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret suçundan soruşturma başlatılması yönündeki gelişmelere ilişkin Çelik, Özel’in kendisine yönelik "seçici geçirgen kulak zarı" söylemine yanıt vererek "Her gün söylediği sözleri ben maalesef işim gereği dinlemek zorunda kalıyorum. Böyle de bir eziyetle karşı karşıyayım. Ben yapmam da yarın bir gün bir rakibi çıkar, ‘Sen bu kulak zarını falan bırak, geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork’ falan der. Yani siyaseti buraya getirmemek lazım, Bunlar ayıp şeyler. Şimdi muhalefet yapacaksan elinde bir sürü söz söyleyeceğin imkan var. İşte miting yapıyorsun, televizyonlara çıkıyorsun, siyaset üretecekse buyurursun. Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Diyorlar ki ‘genel başkan olarak eleştirmeyecek miyiz?’ Tabii ki eleştireceksiniz. ‘Cumhurbaşkanı olarak faaliyetlerinden dolayı eleştirmeyecek miyiz?’ Demokraside bu hakkınız da var. Siz eleştirirsiniz, biz de cevabınızı cevabını veririz. Ama kullandığınız üslup hem bizim genel başkanımız olarak hem devletine, milletine bu kadar hizmet etmiş büyük bir devlet adamı olarak hem milletin sevgilisi olarak hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başkanı olarak bu sınırları geçtiği anda kırmızı çizgimizi işletiriz. O zaman bizim üslubumuzun önünde bizim siyasi performansımızın önünde kimse duramaz" dedi.
MHP’li Baki Ersoy’dan Fevzi Konaç’a sert cevap
10 Kasım 2025 Pazartesi - 17:05 MHP’li Baki Ersoy’dan Fevzi Konaç’a sert cevap Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; Atatürk ile ilgili bazı açıklamalarda bulunan Avukat Fevzi Konaç’a sert tepki gösterdi. MHP’li Ersoy açıklamasında; "Türk Milleti’yle sorunu olan herkes Kurtuluş Savaşı’mızın Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e saldırıyor. Tıpkı bir dönem Kayseri Baro Başkanlığı yapan FETÖ sevici Avukat Fevzi Konaç gibi. Cumhuriyet savcılarımızın gereğini yapacağından şüphe etmediğim bu alçak ve provokatif saldırıyı şiddetle kınıyorum. Neymiş; Gazi Mustafa Kemal Atatürk dinsizmiş. Münker misin Nekir misin sen Fevzi Konaç? Kimsin sen? Tövbe haşa sen kendini kimin yerine koyup din, iman sorgulayıp cennet cehennem dağıtıyorsun? Atatürk’ün ’benim dinim yoktur’ dediği safsatasını ortaya atan İngiliz casusu gazeteciye Atatürk’ün reddiyesinden neden bahsetmiyorsun? Gazi, kendi el yazısıyla, ’Bir İngiliz gazetesi muhabiri benimle konuşuyor. Söylemediğim şeyleri yazıyor ve söylediğim şeyleri aleyhimize tefsîr ediyor. Kendisini men’ ettim. Söz vermişti. Anladım ki, İstanbul’daki muallem insanlarla beraber âdetâ câsûs’ demiş. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün laflarını çarpıtan İngiliz casusu gazetecinin çarpık bilgilerini referans alan Fevzi Konaç sen neyin peşindesin? Sen de mi casusluk peşindesin? Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in de dediği gibi; ’Her kim ki Türk’e, Atatürk’e düşmandır, biliniz ki onlar Malazgirt’te İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de, İstiklal harbinde mağlup ettiklerimizin Anadolu’da kalmış tohumlarıdır" ifadelerine yer verdi.
Samsun Büyükşehir Meclisi 69 maddeyi gündemine aldı
10 Kasım 2025 Pazartesi - 16:59 Samsun Büyükşehir Meclisi 69 maddeyi gündemine aldı Samsun Büyükşehir Belediye(SBB) Meclisi, Kasım ayı ilk toplantısında 69 maddeyi gündemine aldı. Büyükşehir ve 17 ilçe belediyesinin 2026 yılı mali bütçeleri, toplam 38 milyar 690 milyon TL olarak Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edildi. SBB Meclisi Kasım Ayı 1. Birleşimi 1. Oturumu, Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk başkanlığında meclis toplantı salonunda yapıldı. 57 gündem, 5 ek gündem ve 7 meclis üyelerinin teklifi olmak üzere toplam 69 madde teklifi gündeme alındı. Gündeme alınan maddeler, daha kapsamlı görüşülmek üzere ilgili komisyonlara havale edildi. Havale edilen maddeler arasında Samsun Büyükşehir Belediyesi ile 17 ilçede 2026 yılında geçerli olacak mali yılı bütçe teklifleri de yer aldı. Samsun ve tüm ilçelerinin 2026 mali yılı bütçesinin tamamı 38 milyar 690 milyon TL Mecliste gündem maddeleri arasında mali yılı bütçeleri dikkat çekti. Buna Samsun Büyükşehir Belediyesinin 2026 yılı mali bütçesi 21 milyar 711 milyon TL, Atakum Belediyesi’nin 3 milyar 350 milyon TL, İlkadım Belediyesi’nin 2 milyar 873 milyon TL, Çarşamba Belediyesi’nin 1 milyar 957 milyon TL, Bafra Belediyesi’nin 1 milyar 885 milyon TL, Tekkeköy Belediyesi’nin 1 milyar 200 milyon TL, Canik Belediyesi’nin 1 milyar 150 milyon TL, Vezirköprü Belediyesi’nin 955 milyon TL, Terme Belediyesi’nin 850 milyon TL, Havza Belediyesi’nin 621 milyon TL, 19 Mayıs Belediyesi’nin 395 milyon TL, Kavak Belediyesi’nin 337 milyon TL, Ladik Belediyesi’nin 333 milyon TL, Alaçam Belediyesi’nin 300 milyon TL, Salıpazarı Belediyesi’nin 225 milyon TL, Ayvacık Belediyesi’nin 200 milyon TL, Asarcık Belediyesi’nin 175 milyon TL ve Yakakent Belediyesi de 170 milyon TL olarak öngörülerek Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edildi. Böylece SBB ve 17 ilçenin 2026 yılı mali bütçesi toplamda 38 milyar 690 milyon TL olarak komisyona gönderildi. Belediye işçilerinin başka sendikaya geçmesi konusu CHP Grup Başkanvekili Atilla Tekcan, Büyükşehir Belediyesi’nde 7 bin 300 çalışan bulunduğunu, bunlardan 4 bin 300’ünün sendikalı olduğunu, sendikalı çalışanların mobbinge maruz kalarak başka sendikaya geçmeye zorlandığını iddia etti. 3 binden fazla işçinin bu nedenle başka sendikaya geçtiğini öne süren Tekcan, ellerinde yazışma ve ihbarlar olduğunu, eski sendikada sadece 300 işçinin kaldığını ifade ederek durumun olağan akışa uygun olmadığını ifade etti. "Sendikaya dönük bir talep, söylem olmamıştır" Kendisine ve belediyeye yöneltilen eleştirilere cevap veren Nihat Soğuk ise iddiaları reddederek, "Meclis Başkanvekili olarak her konuda açık ve net birisi olduğumu en yakın siz biliyorsunuz. Ne belediye başkanımızın ne de idaredeki arkadaşlarımızın sendikaya dönük olan bir talebi, serzenişi, bir söylemi olmamıştır. Geçen ay da bunu dile getirmiştim. Kamuoyunda, basında ve yazılı mecralarda bir takım şeyler söylenebilir. Bunları benim kontrol etme gibi bir durumum söz konusu olamaz. O zaman, ‘vatandaşın hür iradesiyle istediği sendikada kalabilir, geçebilir. Buna benim müdahale etme lüksüm olamaz’ demiştim, yine anı durumdayım. Eğer sizin bir duyumunuz, bilgi ve belgeniz varsa bunları ortaya koyabilirsiniz. Yine aynı noktadayım" dedi. Söz konusu maddeler komisyonda görüşüldükten sonra son meclis toplantısında karara bağlanacak.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Gazetecilerin sorularını cevapladı
10 Kasım 2025 Pazartesi - 16:06 AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Gazetecilerin sorularını cevapladı AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Ben yapmam da yarın bir gün bir rakibi çıkar, ‘Sen bu kulak zarını falan bırak, geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork’ falan der. Yani siyaseti buraya getirmemek lazım" dedi.AK Parti Sözcüsü Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında devam eden MYK Toplantısı sürerken bir basın toplantısı gerçekleştirdi.Basın toplantısına Mustafa Kemal Atatürk’ün, "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır" sözleri ile başlayan Sözcü Çelik, Atatürk’ün cumhuriyetin ve devletin banisi olarak gerçekleştirdiklerini hatırlaması gibi istiklal mücadelesinde verilen mücadelenin gerçeklerini bugün ne ifade ettiğini de hatırlanması gerektiğini kaydetti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ile Bakü’de gerçekleştirilen Karabağ Zaferi Anma Töreni’ne dikkati çeken Çelik, Karabağ’ın özgürlüğü için şehit düşen her şehidin Azerbaycan ve Türkiye’nin ortak şeref nişanesi olduğunu belirterek, "Biz yakın çalışma arkadaşları olarak şahidiz ki Karabağ’ın azatlığı için mücadele edilen günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız (Erdoğan) mesaisinin önemli bir kısmını buna ayırdı. Anlık, günlük, sürekli olarak oradaki cepheden haberleri takip etti. Bir kere daha bu arada da Karabağ’ın azatlığı için verilen mücadele de Sayın Cumhurbaşkanımız iki devlet tek millet anlayışı çerçevesinde yüksek bir hassasiyetle konunun takipçisi oldu.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Ermenistan Azerbaycan’a dönük saldırgan amaçlarından vazgeçerse bu durumda Ermenistan’ın da Kafkas barışına ve bölge barışına katkı sağlayacak mekanizmanın parçası olabilir" sözünü anımsatan Çelik, "Son zamanlarda şunu da ifade etmek gerekir ki Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın açıklamaları bu bakımdan pozitif gündem oluşturuyor. Ermenistan’ı saldırgan işgalci eski marjinal günlerine çekmeye çalışanlara karşı daha sağduyulu bir yaklaşım sergilediğini görüyoruz. Sayın Paşinyan’ın özellikle Ermeni Soykırımının başka devletler tarafından Ermenistan’ı Türkiye’ye saldırtmak için diasporayı Türkiye’ye saldırtmak için nasıl bir tarih bilinci manipülasyonu haline getirildiğini, aynı şekilde Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki sorunların önemli bir kısmının da başka devletlerin bazı çıkarları, gözetmeleri çerçevesinde Ermenistan’ın manipüle edilmesiyle ortaya çıktığını gösteren son derece önemli açıklamalar yapılıyor" ifadelerini kullandı."Cumhur İttifakı’nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok"Cumhur İttifakı’nda kriz bekleyen bir grubun olduğunu aktaran Çelik, "Başka hiçbir kabiliyetleri olmayan, başka herhangi bir şekilde siyaset üretimi de kendisini gösteremeyen, bütün varlığını ve geleceğini Cumhur İttifakı’nda bir kriz çıksın diye uğraşan marjinal, gerçekten aşırı uçlarda dolaşan memlekette de sadece kriz havası koklamaya çalışan birtakım odaklar var. Tabii bunlara bir kere daha morallerini bozacak cevapları veriyoruz. Cumhur İttifakı’nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok. Hatta bunların her saldırısından sonra Cumhur İttifakı’nın daha da güçlendiğini görüyoruz. Çünkü bu şer şebekelerinin Türkiye’nin başına bölge barışının başına neler getirmeye çalıştığını çok iyi görüyoruz. O da bir kere daha Cumhur İttifakı’nın varlığı ve ülkemiz için değeri hakkındaki bilincimizi ve görüşlerimizi tazelememize yol açıyor" şeklinde konuştu.MYK toplantısının açılış konuşmasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Terörsüz Türkiye konusundaki hassasiyeti dile getirdiğini belirten Çelik, PKK terör örgütünün silah bırakma süreci ile ilgili şu ifadeleri kullandı:"Cumhur İttifakı’nın birlik beraberlik içerisinde Terörsüz Türkiye konusundaki hedeflere ulaşmak için ilerlediğini ifade etti. Burada PKK terör örgütünün feshi ve silahların bırakılması, PKK’nın bütün unsur ve uzantılarıyla ve illegal yapılarıyla fesinin ve silah bırakmasının sağlanması hedefi belli bir takvim ve belli bir yol haritası çerçevesinde devam ediyor. Bununla ilgili de biz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Devlet kurumları çalışmalarını sürdürüyor. Hem partimizde bununla ilgili bir bu süreci takip eden, bu sürecin siyasetlerini oluşturan, dilini oluşturan, takip eden mekanizmamız var. Bu mekanizmamız her hafta yaptığı toplantılarla birlikte çalışıyor, süreci değerlendiriyor. Hem de önümüzdeki takvimin getireceklerinin ne dönük siyasetleri geliştirmeye devam ediyoruz"Gazze’ye insani yardımların girmesi konusunda yaşanan aksaklıklara dikkati çeken Çelik,Şarm el-Şeyh’de imzalanan mutabakata göre Gazze’ye günde 600’e yakın tır gireceğini hatırlatarak "Maalesef bu sayı 200 düşmüş durumdadır. Biz bu yardımlardan da sadece gıda yardımı girmesini anlamıyoruz. İnsanların hayatlarını iyileştirecek ekipmanlar girmeli, tıbbi yardımlar girmeli. Oradaki çocukların, kadınların ihtiyacı olan çeşitli malzemelerin girmesi gerekiyor. O sebeple de Şarm el-Şeyh Anlaşması’ndaki 600 yardımlık kotayı bile aşmanız gerekirken bugün 200’e düşmüş olması son derece sakıncalıdır. Maalesef İsrail, defalarca bu barış anlaşmalarında ihlal etmiştir. Bu ihlale dur denmesi için de gereken uyarıların uluslararası toplum tarafından ortaya koyulması gerekir" dedi.PKK terör örgütünün, MGK gündeminde silahlı terör örgütü olmaktan çıkarılmasının ele alınmasının ele alınacağı sorularına ilişkin Çelik, "PKK’nın feshi ve silahların bırakılması. Ve PKK’nın Irak, İran, Suriye bütün ayakları, bütün şubeleriyle birlikte ve bütün uzantılarıyla birlikte silah bırakması gerekir. Aynı şekilde de bunun finansman boyutunu oluşturan işte KCK yapılan bahsettiğimiz illegal boyutunun da tasfiye edilmesi gerekir. Bu mesela silah bırakma süreciyle ilgili olarak bir teyit mekanizması oluşturulmuştur. Teyit mekanizması kimdir? Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı’dır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın gözü sahada gerçekten silah bırakılıyor mu? Bu silah bırakma PKK’nın fesi anlamına geliyor mu? Bunu görecek. Bunu gördüğü takdirde yani teyit mekanizması bunu teyit ediyorsa çünkü geçmiş zamanlarda da bu söylemler oldu ama silah bırakılmadı. Bu sefer belli bir silah bırakma ritmi var. Bunun örgütün tamamen fesi anlamına gelecek şekilde tamamlanması gerekiyor. Burada da bunu Irak’taki yöntemi silahların bırakılması, Suriye’deki yöntemi 10 Mart anlaşmasına uyularak merkezi hükümetle SDG arasındaki 10 Mart anlaşmasına uyularak bunun yapılması. Yani Irak’taki yöntemle Suriye’deki yöntem farklı olabilir. O çerçevede baktığımızda Türkiye açısından neydi? Geçen haftalarda gerçekleşen Türkiye’deki unsurların Türkiye dışına çıkması. Yani bunun çeşitli şeye göre şubelerine göre terör örgütünün farklı yöntemleri. Sonuç olarak teyit mekanizması yani Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı, ben bunu teyit ediyorum dediğimde devletimizin başı olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza bunu sunduğunda ya bu buradaki mekanizma bu hükümet kararıyla mı gerçekleşir? Bu gelen bilgi eğer feshi ve silah bırakması tamamlanmışsa bu bir hükümet kararıyla mı gerçekleşir, yoksa bir MGK kararıyla mı gerçekleşir, bu Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle kurulacak bir mekanizma çerçevesinde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.Spor camiasında yürütülen ‘bahis soruşturması’ hakkında yöneltilen bir soruyu yanıtlayan Çelik, futbolun toplumda büyük bir yer aldığını vurgulayarak "Bahis soruşturmasının üzerine sonuna kadar gidilmeli. O sebeple Türkiye Futbol Federasyonu yönetimini bu cesur yaklaşımından dolayı tebrik ediyoruz. Tabii ki hassasiyetle gidilecek. Konu yargıya itikal etmiştir. Başsavcılık açıklamasını yapmıştır. Başsavcılık büyük bir titizlikle bunun üzerine gidecektir. Futbolumuzda zaman zaman duyduğumuz şeyler toplumsal hayatımızın en önemli boyutuna kasteden pislikler ve kirlilikler. Tabii kimseye haksızlık yapmadan kimisi bahis oynamış, kimisi demiş ki işte benim kimliğim kopyalanmış demiş. Takip ediyoruz onları da. Kimseye haksızlık etmeden Türkiye Futbol Federasyonu yönetimi cesur ve son derece ahlaki bir duruş sergilemiştir. Doğrusu budur. Onları tebrik ediyoruz" şeklinde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gerçekleştireceği görüşmeye ilişkin detaylar üzerine Çelik, görüşme takvimini bu hafta Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerine dikkati çekti.Refah Sınır kapısında, içinde uluslararası medya kuruluşlarından basın mensuplarının da bulunduğu 200 Filistinlinin de çıkarılmasının söz konusu olduğu gelişmeye yönelik Çelik, Hamas’ın anlaşma sürecine ilişkin bağlılığını, Hadar Goldin’in cesedini İsrailli yetkililere teslim ederek gösterdiğini ve İsrail tarafının üzerine düşeni yapması gerektiğini aktardı.CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret suçundan soruşturma başlatılması yönündeki gelişmelere ilişkin Çelik, Özel’in kendisine yönelik "seçici geçirgen kulak zarı" söylemine yanıt vererek "Her gün söylediği sözleri ben maalesef işim gereği dinlemek zorunda kalıyorum. Böyle de bir eziyetle karşı karşıyayım. Ben yapmam da yarın bir gün bir rakibi çıkar, ‘Sen bu kulak zarını falan bırak, geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork’ falan der. Yani siyaseti buraya getirmemek lazım, Bunlar ayıp şeyler. Şimdi muhalefet yapacaksan elinde bir sürü söz söyleyeceğin imkan var. İşte miting yapıyorsun, televizyonlara çıkıyorsun, siyaset üretecekse buyurursun. Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Diyorlar ki ‘genel başkan olarak eleştirmeyecek miyiz?’ Tabii ki eleştireceksiniz. ‘Cumhurbaşkanı olarak faaliyetlerinden dolayı eleştirmeyecek miyiz?’ Demokraside bu hakkınız da var. Siz eleştirirsiniz, biz de cevabınızı cevabını veririz. Ama kullandığınız üslup hem bizim genel başkanımız olarak hem devletine, milletine bu kadar hizmet etmiş büyük bir devlet adamı olarak hem milletin sevgilisi olarak hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başkanı olarak bu sınırları geçtiği anda kırmızı çizgimizi işletiriz. O zaman bizim üslubumuzun önünde bizim siyasi performansımızın önünde kimse duramaz" dedi.
AK Parti Sözcüsü Çelik: (Kocaeli’deki yangın) "İster tesis sahipleri olsun, ister bürokratik olarak sorumlu olanlar ihmali olanlar varsa bunlarla ilgili savcılığın yapacağı soruşturma çerçevesinde mahkemeye intikal edecek"
10 Kasım 2025 Pazartesi - 16:00 AK Parti Sözcüsü Çelik: (Kocaeli’deki yangın) "İster tesis sahipleri olsun, ister bürokratik olarak sorumlu olanlar ihmali olanlar varsa bunlarla ilgili savcılığın yapacağı soruşturma çerçevesinde mahkemeye intikal edecek" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Ben yapmam da yarın bir gün bir rakibi çıkar, ‘Sen bu kulak zarını falan bırak, geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork’ falan der. Yani siyaseti buraya getirmemek lazım" dedi.AK Parti Sözcüsü Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında devam eden MYK Toplantısı sürerken bir basın toplantısı gerçekleştirdi.Basın toplantısına Mustafa Kemal Atatürk’ün, "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır" sözleri ile başlayan Sözcü Çelik, Atatürk’ün cumhuriyetin ve devletin banisi olarak gerçekleştirdiklerini hatırlaması gibi istiklal mücadelesinde verilen mücadelenin gerçeklerini bugün ne ifade ettiğini de hatırlanması gerektiğini kaydetti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ile Bakü’de gerçekleştirilen Karabağ Zaferi Anma Töreni’ne dikkati çeken Çelik, Karabağ’ın özgürlüğü için şehit düşen her şehidin Azerbaycan ve Türkiye’nin ortak şeref nişanesi olduğunu belirterek, "Biz yakın çalışma arkadaşları olarak şahidiz ki Karabağ’ın azatlığı için mücadele edilen günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız (Erdoğan) mesaisinin önemli bir kısmını buna ayırdı. Anlık, günlük, sürekli olarak oradaki cepheden haberleri takip etti. Bir kere daha bu arada da Karabağ’ın azatlığı için verilen mücadele de Sayın Cumhurbaşkanımız iki devlet tek millet anlayışı çerçevesinde yüksek bir hassasiyetle konunun takipçisi oldu.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Ermenistan Azerbaycan’a dönük saldırgan amaçlarından vazgeçerse bu durumda Ermenistan’ın da Kafkas barışına ve bölge barışına katkı sağlayacak mekanizmanın parçası olabilir" sözünü anımsatan Çelik, "Son zamanlarda şunu da ifade etmek gerekir ki Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın açıklamaları bu bakımdan pozitif gündem oluşturuyor. Ermenistan’ı saldırgan işgalci eski marjinal günlerine çekmeye çalışanlara karşı daha sağduyulu bir yaklaşım sergilediğini görüyoruz. Sayın Paşinyan’ın özellikle Ermeni Soykırımının başka devletler tarafından Ermenistan’ı Türkiye’ye saldırtmak için diasporayı Türkiye’ye saldırtmak için nasıl bir tarih bilinci manipülasyonu haline getirildiğini, aynı şekilde Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki sorunların önemli bir kısmının da başka devletlerin bazı çıkarları, gözetmeleri çerçevesinde Ermenistan’ın manipüle edilmesiyle ortaya çıktığını gösteren son derece önemli açıklamalar yapılıyor" ifadelerini kullandı."Cumhur İttifakı’nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok"Cumhur İttifakı’nda kriz bekleyen bir grubun olduğunu aktaran Çelik, "Başka hiçbir kabiliyetleri olmayan, başka herhangi bir şekilde siyaset üretimi de kendisini gösteremeyen, bütün varlığını ve geleceğini Cumhur İttifakı’nda bir kriz çıksın diye uğraşan marjinal, gerçekten aşırı uçlarda dolaşan memlekette de sadece kriz havası koklamaya çalışan birtakım odaklar var. Tabii bunlara bir kere daha morallerini bozacak cevapları veriyoruz. Cumhur İttifakı’nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok. Hatta bunların her saldırısından sonra Cumhur İttifakı’nın daha da güçlendiğini görüyoruz. Çünkü bu şer şebekelerinin Türkiye’nin başına bölge barışının başına neler getirmeye çalıştığını çok iyi görüyoruz. O da bir kere daha Cumhur İttifakı’nın varlığı ve ülkemiz için değeri hakkındaki bilincimizi ve görüşlerimizi tazelememize yol açıyor" şeklinde konuştu.MYK toplantısının açılış konuşmasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Terörsüz Türkiye konusundaki hassasiyeti dile getirdiğini belirten Çelik, PKK terör örgütünün silah bırakma süreci ile ilgili şu ifadeleri kullandı:"Cumhur İttifakı’nın birlik beraberlik içerisinde Terörsüz Türkiye konusundaki hedeflere ulaşmak için ilerlediğini ifade etti. Burada PKK terör örgütünün feshi ve silahların bırakılması, PKK’nın bütün unsur ve uzantılarıyla ve illegal yapılarıyla fesinin ve silah bırakmasının sağlanması hedefi belli bir takvim ve belli bir yol haritası çerçevesinde devam ediyor. Bununla ilgili de biz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Devlet kurumları çalışmalarını sürdürüyor. Hem partimizde bununla ilgili bir bu süreci takip eden, bu sürecin siyasetlerini oluşturan, dilini oluşturan, takip eden mekanizmamız var. Bu mekanizmamız her hafta yaptığı toplantılarla birlikte çalışıyor, süreci değerlendiriyor. Hem de önümüzdeki takvimin getireceklerinin ne dönük siyasetleri geliştirmeye devam ediyoruz"Gazze’ye insani yardımların girmesi konusunda yaşanan aksaklıklara dikkati çeken Çelik,Şarm el-Şeyh’de imzalanan mutabakata göre Gazze’ye günde 600’e yakın tır gireceğini hatırlatarak "Maalesef bu sayı 200 düşmüş durumdadır. Biz bu yardımlardan da sadece gıda yardımı girmesini anlamıyoruz. İnsanların hayatlarını iyileştirecek ekipmanlar girmeli, tıbbi yardımlar girmeli. Oradaki çocukların, kadınların ihtiyacı olan çeşitli malzemelerin girmesi gerekiyor. O sebeple de Şarm el-Şeyh Anlaşması’ndaki 600 yardımlık kotayı bile aşmanız gerekirken bugün 200’e düşmüş olması son derece sakıncalıdır. Maalesef İsrail, defalarca bu barış anlaşmalarında ihlal etmiştir. Bu ihlale dur denmesi için de gereken uyarıların uluslararası toplum tarafından ortaya koyulması gerekir" dedi.PKK terör örgütünün, MGK gündeminde silahlı terör örgütü olmaktan çıkarılmasının ele alınmasının ele alınacağı sorularına ilişkin Çelik, "PKK’nın feshi ve silahların bırakılması. Ve PKK’nın Irak, İran, Suriye bütün ayakları, bütün şubeleriyle birlikte ve bütün uzantılarıyla birlikte silah bırakması gerekir. Aynı şekilde de bunun finansman boyutunu oluşturan işte KCK yapılan bahsettiğimiz illegal boyutunun da tasfiye edilmesi gerekir. Bu mesela silah bırakma süreciyle ilgili olarak bir teyit mekanizması oluşturulmuştur. Teyit mekanizması kimdir? Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı’dır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın gözü sahada gerçekten silah bırakılıyor mu? Bu silah bırakma PKK’nın fesi anlamına geliyor mu? Bunu görecek. Bunu gördüğü takdirde yani teyit mekanizması bunu teyit ediyorsa çünkü geçmiş zamanlarda da bu söylemler oldu ama silah bırakılmadı. Bu sefer belli bir silah bırakma ritmi var. Bunun örgütün tamamen fesi anlamına gelecek şekilde tamamlanması gerekiyor. Burada da bunu Irak’taki yöntemi silahların bırakılması, Suriye’deki yöntemi 10 Mart anlaşmasına uyularak merkezi hükümetle SDG arasındaki 10 Mart anlaşmasına uyularak bunun yapılması. Yani Irak’taki yöntemle Suriye’deki yöntem farklı olabilir. O çerçevede baktığımızda Türkiye açısından neydi? Geçen haftalarda gerçekleşen Türkiye’deki unsurların Türkiye dışına çıkması. Yani bunun çeşitli şeye göre şubelerine göre terör örgütünün farklı yöntemleri. Sonuç olarak teyit mekanizması yani Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı, ben bunu teyit ediyorum dediğimde devletimizin başı olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza bunu sunduğunda ya bu buradaki mekanizma bu hükümet kararıyla mı gerçekleşir? Bu gelen bilgi eğer feshi ve silah bırakması tamamlanmışsa bu bir hükümet kararıyla mı gerçekleşir, yoksa bir MGK kararıyla mı gerçekleşir, bu Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiriyle kurulacak bir mekanizma çerçevesinde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.Spor camiasında yürütülen ‘bahis soruşturması’ hakkında yöneltilen bir soruyu yanıtlayan Çelik, futbolun toplumda büyük bir yer aldığını vurgulayarak "Bahis soruşturmasının üzerine sonuna kadar gidilmeli. O sebeple Türkiye Futbol Federasyonu yönetimini bu cesur yaklaşımından dolayı tebrik ediyoruz. Tabii ki hassasiyetle gidilecek. Konu yargıya itikal etmiştir. Başsavcılık açıklamasını yapmıştır. Başsavcılık büyük bir titizlikle bunun üzerine gidecektir. Futbolumuzda zaman zaman duyduğumuz şeyler toplumsal hayatımızın en önemli boyutuna kasteden pislikler ve kirlilikler. Tabii kimseye haksızlık yapmadan kimisi bahis oynamış, kimisi demiş ki işte benim kimliğim kopyalanmış demiş. Takip ediyoruz onları da. Kimseye haksızlık etmeden Türkiye Futbol Federasyonu yönetimi cesur ve son derece ahlaki bir duruş sergilemiştir. Doğrusu budur. Onları tebrik ediyoruz" şeklinde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gerçekleştireceği görüşmeye ilişkin detaylar üzerine Çelik, görüşme takvimini bu hafta Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerine dikkati çekti.Refah Sınır kapısında, içinde uluslararası medya kuruluşlarından basın mensuplarının da bulunduğu 200 Filistinlinin de çıkarılmasının söz konusu olduğu gelişmeye yönelik Çelik, Hamas’ın anlaşma sürecine ilişkin bağlılığını, Hadar Goldin’in cesedini İsrailli yetkililere teslim ederek gösterdiğini ve İsrail tarafının üzerine düşeni yapması gerektiğini aktardı.CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret suçundan soruşturma başlatılması yönündeki gelişmelere ilişkin Çelik, Özel’in kendisine yönelik "seçici geçirgen kulak zarı" söylemine yanıt vererek "Her gün söylediği sözleri ben maalesef işim gereği dinlemek zorunda kalıyorum. Böyle de bir eziyetle karşı karşıyayım. Ben yapmam da yarın bir gün bir rakibi çıkar, ‘Sen bu kulak zarını falan bırak, geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork’ falan der. Yani siyaseti buraya getirmemek lazım, Bunlar ayıp şeyler. Şimdi muhalefet yapacaksan elinde bir sürü söz söyleyeceğin imkan var. İşte miting yapıyorsun, televizyonlara çıkıyorsun, siyaset üretecekse buyurursun. Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Diyorlar ki ‘genel başkan olarak eleştirmeyecek miyiz?’ Tabii ki eleştireceksiniz. ‘Cumhurbaşkanı olarak faaliyetlerinden dolayı eleştirmeyecek miyiz?’ Demokraside bu hakkınız da var. Siz eleştirirsiniz, biz de cevabınızı cevabını veririz. Ama kullandığınız üslup hem bizim genel başkanımız olarak hem devletine, milletine bu kadar hizmet etmiş büyük bir devlet adamı olarak hem milletin sevgilisi olarak hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başkanı olarak bu sınırları geçtiği anda kırmızı çizgimizi işletiriz. O zaman bizim üslubumuzun önünde bizim siyasi performansımızın önünde kimse duramaz" dedi.
AK Parti İl Başkanı Okandan: "Bu şehrin her sokağında AK Parti’nin emeği var"
10 Kasım 2025 Pazartesi - 15:42 AK Parti İl Başkanı Okandan: "Bu şehrin her sokağında AK Parti’nin emeği var" AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan; Melikgazi, Kocasinan ve Talas başta olmak üzere şehrin dört bir yanında teşkilatlar tarafından yürütülen üye çalışmaları dolayısıyla teşkilat mensuplarına ve Kayseri halkına gösterdikleri yoğun ilgi için teşekkür etti. Melikgazi, Kocasinan ve Talas ilçe teşkilatları tarafından kurulan stantlarda vatandaşların büyük ilgisiyle devam eden çalışmaların yanı sıra, AK Parti’nin 16 ilçede de üye çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü belirten Başkan Okandan, sürecin büyük bir heyecan ve özveriyle devam ettiğini vurguladı. Kayseri genelinde gerçekleştirilen çalışmalar hakkında değerlendirmede bulunan Başkan Okandan; "Bu şehrin her mahallesinde, her sokağında AK Parti’nin emeği, alın teri var. Biz sadece siyaset yapmıyoruz, biz gönüllere dokunuyoruz" dedi. Teşkilat mensuplarının gayretine dikkat çeken Okandan, sözlerini şöyle sürdürdü; "Şehrimizde adeta bir gönül seferberliği var. Her bir dava arkadaşım, bu davanın yılmaz neferi gibi çalışıyor. Bu gayret, bu azim bizi daha da güçlendiriyor. Hep birlikte, Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Kayseri’mize hizmet etmeye devam edeceğiz." İl Başkanı Okandan ayrıca, üye stantlarını ziyaret eden milletvekilleri başta olmak üzere Kayseri ve Türkiye için emek veren herkese teşekkür etti.
Yunusemre’den 10 Kasım’da gençlere ’Nutuk’ hediyesi
10 Kasım 2025 Pazartesi - 14:55 Yunusemre’den 10 Kasım’da gençlere ’Nutuk’ hediyesi Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nde öğrencilerle buluşarak onlara Ulu Önder’in en büyük miraslarından biri olan Nutuk’u hediye etti. Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 87. yıl dönümünde öğrencilerle bir araya gelerek anlamlı bir etkinliğe imza attı. Başkan Balaban, 10 Kasım günü gençlere belediye bünyesinde hizmet veren Neşe Gülersoy Kütüphanesi ile Uğur Mumcu Millet Kütüphanesi’ni ziyaret eden gençlere Atatürk’ün en önemli eseri olan Nutuk kitabını hediye etti. Başkan Balaban’a, Başkan Yardımcıları Emine Özge Arslan ve Mehmet Mesut Doğan ile Kütüphane Müdürü Zehra Yazar eşlik etti. Öğrencilerle sohbet eden ve taleplerini dinleyen Başkan Balaban, siyasal ve milli tarihimizin temel taşlarından biri olan Nutuk’u öğrencilere armağan etti. Neşe Gülersoy Kütüphanesi’nde anı defterini de imzalayan Başkan Balaban, şu ifadeleri kaleme aldı: "Büyük Atatürk, açtığın yolda, çağdaş uygarlık yolunda bağımsız ve demokratik bir Türkiye için hiç durmadan çalışmaya devam edeceğiz. İyi ki Türk milletinin böyle bir önderi var. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum." Ayrıca Yunusemre Belediyesi bünyesindeki Uğur Mumcu Millet Kütüphanesi’nde de öğrencilere Nutuk kitabı dağıtıldı.