Son Dakika
|
İzmir’de genç doktorun hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı
İstanbul için şiddetli yağış uyarısı
Ankara’da boya fabrikasında çıkan yangında 1 işçi hayatını kaybetti
Erbaa’da öğrenci servisi ile otomobil çarpıştı: 10 öğrenci yaralandı
Bulgaristan’da seçimin galibi eski Cumhurbaşkanı Radev’in partisi oldu
Japonya'da 7,5 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı
İran Dışişleri Bakanlığı: "ABD ile bir sonraki müzakere turu için planımız yok"
Eyüpsultan’da İETT otobüsünde korkutan yangın
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 5 şüpheli adliyeye sevk edildi
Uşak Belediyesi’ne ikinci dalga operasyonda gözaltı sayısı 28’e yükseldi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Trump: "İran’la ateşkesin uzatılması oldukça düşük bir ihtimal"
Bakan Kacır: "Girişimcilerimize 2 milyon liraya kadar destek sunuyoruz"
Mardin’de okulda mahsur kalan 75 öğrenci tahliye edildi
Sarıyer’de alev alev yanan gecekondu kullanılamaz hale geldi
Almanya'da çocuk suçluların sayısında yüzde 3,3 artış
Erbaa’da öğrenci servisi ile otomobil çarpıştı: 10 öğrenci yaralandı
Sarıyer’de balıkçı teknesinden alevler yükseldi
POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır"
20 Nisan 2026 Pazartesi - 20:57:16
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 19:40
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuklar tarafından ele geçirilmesi halinde verilen cezayı artıracağız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 19:33
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 19:21
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, cezadan muaf, hatta saygın biri olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, cezadan muaf, hatta saygın biri olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
18 Nisan 2026 Cumartesi- 14:17
MHP’li belediyeler Manavgat’ta toplandı
2
19 Nisan 2026 Pazar- 21:13
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Akdeniz Üniversitesi’nin CAR-T hamlesi anlatıldı
3
18 Nisan 2026 Cumartesi- 15:29
AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı’dan mecliste yaşananlara tepki
4
19 Nisan 2026 Pazar- 12:24
TÜRKYED Başkanı Çelik’ten "maaşlı çiftçilik" modeli olarak bilinen projeye ilişkin açıklama
5
18 Nisan 2026 Cumartesi- 14:49
Anket firması Ege’deki sonuçları açıkladı
30 Ekim 2025 Perşembe - 18:07
TBMM’den "Terörsüz Türkiye Komisyonu İrlanda’ya gidiyor" şeklindeki haberlere ilişkin açıklama
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) sosyal medya hesabından, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İrlanda’ya yönelik ziyaret gerçekleştireceği iddialarıyla ilgili yapılan açıklamada, "Söz konusu ziyaretin Komisyonumuzun resmi çalışmalarıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır" denildi. TBMM’nin X hesabından yapılan açıklamada, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İrlanda’ya yönelik bir ziyaret gerçekleştireceğine dair çeşitli iddialar gündeme gelmiştir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına belirtmek isteriz ki, söz konusu ziyaretin Komisyonumuzun resmi çalışmalarıyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Bu programın, bir sivil toplum kuruluşunun daveti üzerine Komisyon üyesi bazı milletvekillerinin tamamen kendi şahsi inisiyatifleri ve kişisel takvimleri çerçevesinde planlandığı anlaşılmaktadır" ifadelerine yer verildi.
30 Ekim 2025 Perşembe - 17:44
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Merz’e Gazze tepkisi: "İsrail yine bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur, bunları Almanya olarak sizler görmüyor musunuz?"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in "İsrail kendini savundu" sözlerine tepki göstererek, "Hamas’ın elinde nükleer silah yok. Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut ve İsrail bu silahları kullanarak örneğin dün akşam yine bu bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur. Bunları Almanya olarak sizler görmüyor musunuz" dedi.
30 Ekim 2025 Perşembe - 17:36
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek DEM Parti heyetinden açıklama
TBMM Başkanvekili ve Van Milletvekili Pervin Buldan ile Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar’dan oluşan DEM Parti heyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.TBMM Başkanvekili ve Van Milletvekili Buldan ile Şanlıurfa Milletvekili Sancar’dan oluşan DEM Parti heyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştireceği görüşme öncesi partilerinin Genel Merkez binasında açıklamalarda bulundu."Tarihi bir dönemden geçtiğimizin farkındayız"Burada konuşan Buldan, gerçekleştirilecek olan görüşmenin çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Cumhurbaşkanıyla sürecin başından beri üçüncü görüşmeyi gerçekleştireceğiz. Hepimiz, tarihi bir dönemden geçtiğimizin farkındayız. Dolayısıyla, bugünkü görüşme çok önemli ve anlamlı. Sürecin geldiği aşamaları, süreçte yaşanan sıkıntıları ve atılması gereken adımları istişare etmek, görüş alışverişinde bulunmak üzere Cumhurbaşkanıyla bir araya geleceğiz. Muhtemelen onlardan Efkan Ala ve İbrahim Kalın da görüşmeye katılacaklar. Yaklaşık bir saatlik bir görüşme olacağını tahmin ediyoruz. Daha sonrası yazılı bir açıklamayla yapılan görüşmeye dair görüşlerimizi paylaşacağız" ifadelerini kullandı."Esas gündemimiz sürecin seyri, geldiği aşama ve bundan sonra yapılması gerekenlerdir"İyi bir görüşme olacağına inandıklarını belirten Mithat Sancar ise "Bugünkü görüşme gerçekten önemli. Esas gündemimiz sürecin bugüne kadarki seyri, geldiği aşama ve bundan sonra yapılması gerekenlerdir. Bu konularda fikirlerimizi, önerilerimizi, değerlendirmelerimizi Cumhurbaşkanına sunacağız. Elbette kendilerinin de bu konuda değerlendirmelerini dinleyeceğiz. İyi bir görüşme ve hayırlı sonuçlar doğuracak bir buluşma olacağına inanıyoruz" açıklamalarında bulundu.
30 Ekim 2025 Perşembe - 17:11
Ak Parti Milletvekili Fırat, Halk Pazarı marketinde alışveriş yaptı
AK Parti milletvekili Abdurrahim Fırat, Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı Halk Pazarı marketinde alışveriş yaptı. Vatandaşın temel gıda ve ihtiyaç ürünlerine piyasanın altındaki fiyatlarla ulaştığını belirten Fırat, üreticinin de bu projeyle kazandığına dikkat çekti. AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat, Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Halk Pazarı Marketleri zincirinin Hilalkent’teki şubesinde alışveriş yaptı. Ziyareti sırasında vatandaşlarla sohbet eden Fırat, Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin devrim niteliğinde bir projeye imza attığını belirterek, vatandaşların, Erzurum Halk Pazarı marketlerindeki temel gıda ve ihtiyaç ürünlerine, piyasanın altındaki fiyatlarla ulaştığını dile getirdi. Sadece tüketici değil, üretici de kazanıyor Erzurum Halk Pazarı projesinin yalnızca tüketiciyi değil, üreticiyi de desteklediğine dikkat çeken Fırat, "Erzurum Halk Pazarı projesi, üreticinin doğrudan tüketiciyle buluşmasına imkân tanıyor. Türkiye’ye örnek olan bu modelle hem üretici hem tüketici kazanıyor. Dayanışma ve paylaşma kültürünün en güzel örneği, Erzurum’da yaşanıyor" ifadelerini kullandı. Erzurumlular memnun Alışveriş esnasında vatandaşlarla da selamlaşan Fırat, "Fiyatlar nasıl?" diye sorduğu kişilerden, fiyatların uygun olduğu ve alışverişlerini Halk Pazarı marketlerinde yaptıkları yönünde olumlu yanıt aldı. Başkan Mehmet Sekmen ve ekibine teşekkür Erzurum’daki bu hizmetten dolayı memnuniyetini dile getiren AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ile ekibine teşekkür ederek, "Bu sosyal belediyecilik anlamında gerçekten Mehmet Sekmen Başkanımızı, Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ni ve bu projede emeği geçen tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyorum" dedi.
30 Ekim 2025 Perşembe - 16:49
Cumhurbaşkanı Erdoğan:" Bir defa bu süreç içerisinde 60 bini aşkın çocuk kadın yaşlı burada öldürülmüştür. Hamas’ın elinde bombalar yok. Nükleer silah yok. Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Merz’in ‘İsrail’in kendini savundu’ sözlerine tepki göstererek," Hamas’ın elinde nükleer silah yok. Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut var ve İsrail bu silahları kullanarak örneğin dün akşam yine bu bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur. Bunları Almanya olarak sizler görmüyor musunuz" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ortak basın toplantısında konuştu.Almanya Başbakanı Merz ile ikili ilişkileri ve uluslararası meseleleri ele aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan," Şansölye sıfatıyla ülkemize ilk ziyaretini gerçekleştiren Sayın Merz ve heyetini ülkemizde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bir defa da sizlerin huzurunda kendilerine hoş geldiniz diyorum.Bugün yaptığımız görüşmelerde iki yakın NATO müttefiki olarak ortak çıkarlarımız zemininde ikili ilişkilerimizi ve uluslararası meseleleri ele aldık. Ayrıca stratejik hedef olarak gördüğümüz Avrupa Birliği’ne tam üyeliğimiz noktasında kendilerinden beklentilerimizi ifade ettik. Türkiye’nin bu konuda sergilediği kararlı iradenin birlik nezdinde hak ettiği karşılığı görmesi durumunda çok kısa sürede ciddi mesafe alabiliriz. Bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelere bakıldığında Türkiye-Birlik ilişkilerinin stratejik öneminin daha iyi anlaşılacağına inanıyorum" dedi."Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağı"Bugün Batı Almanya ile Türkiye arasında imzalanan iş gücü anlaşmasının 64. yıl dönümünün idrak edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 64 sene önce Almanya’ya giden vatandaşların bugün 3,5 milyona varan nüfuslarıyla Almanya’nın kalkınmasına her alanda büyük katkı sunduklarını kaydetti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merz ile yaptığı görüşmede Almanya’da yaşayan Türk toplumunun ortak değer ve zenginlik olduğunu bir kez daha teyit ettiklerini belirterek, Almanya’daki vatandaşların kazanımlarının korunmasına verdiği önemin altını çizdiğini bildirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan Merz ile yaptığı görüşmede ayrıca son yıllarda Avrupa’da artışı bir türlü engellenemeyen yer yer ırkçılığa varan yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla mücadeleye atfettikleri ehemmiyeti vurguladıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan," Yurt dışındaki kardeşlerimizin kültürlerini, kimliklerini ve kadim değerlerini muhafaza ederek bulundukları ülkelere entegrasyonunu hep destekledik. Bundan sonra da desteğimiz bakidir" dedi.- Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağıTürkiye ile Almanya arasındaki müstesna ekonomik ve ticari ilişkilerin olumlu seyrini sürdürdüğünü dile getiren Erdoğan, Almanya’nın Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağı olduğunu ifade etti.Almanya ile 50 milyar dolara ulaşan ticaret hacmini yakın vadede 60 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini bildiren Erdoğan, "Bu minvalde gerek ticaretimizi gerek müşterek yatırımları bir üst seviyeye taşıyacak savunma iş birliği konusunu Sayın Şansölye ile değerlendirdik"ifadelerini kullandı."Sıkıntıları geride bırakarak ortak projelere odaklanmamız gerekiyor"Avrupa’da değişen güvenlik koşulları ışığında savunma sanayi ürünlerinin tedarikinde geçmişte yaşanan sıkıntıları geride bırakarak ortak projelere odaklanılması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eurofighter uçaklarının temin süreci gibi Almanya’nın son dönemde bu alanda attığı olumlu adımları memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayi alanında yakaladığı ivme dikkate alındığında Almanya ile çok geniş iş birliği imkanlarına sahip olduğunu,kazan-kazan anlayışı temelinde bu iş birliğinin daha da güçlendirilebileceğine dikkat çekti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki soykırımı ilk günden itibaren uluslararası gündeme taşıdıklarını belirterek,"Bugün ayrıca Türkiye’nin terörle mücadeledeki beklentilerini de Merz ile paylaştığını kaydetti. Almanya’nın kamu güvenliği bakımından da ciddi tehdit teşkil eden terör örgütleriyle ortak mücadelenin önemine dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduk. Türkiye olarak Gazze’deki soykırımı ilk günden itibaren uluslararası gündeme taşıdık" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ateşkesin sağlanması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılması için yoğun çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi. "Bu mezalimin yeniden yaşanmamasına ve bölgede kalıcı barışın anahtarı olan iki devletli çözüme dair görüşlerimizi kendilerine aktardım."diyen Erdoğan," Evvela bölgeye yardımların kesintisiz ulaştırılması gibi yeniden yapılanma sürecinde de herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini ifade ettim" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merz ile yaptığı görüşmelerde Suriye’deki gelişmeler, Ukrayna-Rusya Savaşı konularının da ele alındığını belirterek," Devrimden bu yana geçen 11 ayda Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın liderliğinde Suriye, kalıcı barış, huzur ve ekonomik kalkınma yolunda ciddi ilerlemeler kaydetti. Yaptırımların kalkmasına paralel olarak bu sürecin daha da hızlanacağı inancındayız. Ülkenin toprak bütünlüğü ve birliğinin muhafazası suretiyle Suriye halkının tüm fertlerinin refah ve esenliği bizim için öncelikli hedeftir. Bu noktada 10 Mart mutabakatının uygulanmasına büyük önem atfediyor, bu yönde verilen mesajları dikkatle takip ediyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın da Suriye konusunda Türkiye ile eş güdüm içinde çalışmaya atfettiği önemin farkında olduklarını söyledi. Erdoğan," Ukrayna-Rusya Savaşı konusunda da görüş alışverişimiz oldu. Savaşın adil ve kalıcı şekilde çözümü için diplomatik çabaların sürdürülmesini önemli görüyoruz" dedi.Almanya ile yakın iş birliği içinde çalışmayı önümüzdeki dönemde de sürdüreceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Güçlü temellere ve çok katmanlı ilişki ağına sahip Türk-Alman iş birliğinin Avrupa’nın ve mücavir coğrafyalarımızın güvenliği için vazgeçilmez olduğunu bugün bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu anlayışla Almanya ile yakın iş birliği içinde çalışmayı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Sözlerimin sonunda değerli dostum Şansölye Merz ve heyetine ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da cevapladı."Türkiye sıradan bir Avrupa veya Asya ülkesi değil"Cumhurbaşkanı Erdoğan Alman Gazetecinin sorularını cevapladı. Erdoğan," Öncelikle, şu an itibarıyla Türkiye’de bizim bu yaklaşımlar noktasında rahatız, huzurluyuz. Çünkü biz Kopenhag kriterleri noktasında hep şunu söyledik. Kopenhag kriterleri bizim için olumsuz bir yaklaşım süreci değil. Eğer Kopenhag kriterleri noktasında Türkiye’ye yaklaşılıyorsa bizim de bunun karşısında Ankara kriterlerimiz vardır. Ankara kriterleriyle biz Avrupa’ya ve dünyaya açılırız. Çünkü Türkiye sıradan bir Avrupa veya Asya ülkesi değil. Türkiye, Avrupa’da, Asya’da her noktada bu süreci dünyada en iyi işleten ve işleyen bir demokrasi ülkesidir ve bu konuyla ilgili de herhangi bir sıkıntısı yoktur" dedi."Bir hukuk devletinde hukuku ayaklar altına alamazsınız"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman Gazetecinin Ekrem İmamoğlu ile ilgili soruduğu soruya ise şöyle cevap verdi;"İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili bir sorunuz oldu. Herhalde kim hangi makamda olursa olsun, bir hukuk devletinde hukuku ayaklar altına alamazsınız. Hangi makamda olursanız olun eğer hukuku ayaklar altına alırsanız, yargı devletinde yargı makamları ne gerekiyorsa onu yapmak zorundadır. Eğer yapmazlarsa bu defa yolsuzluk, hırsızlık, her tür yanlış alır başını gider. Nitekim İstanbul’daki süreç böyle işlemiştir ve şu anda da bu süreci yargı kendisine terettüp ettiği şekilde işletmektedir ve gereğini de yapmaktadır" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hakemlerle ilgili bahis iddialarına da değinerek,"Örneğin son dönemde mesela bir hakemler olayı çıkmıştır ve bu hakemler olayında da yine futbol sahalarında neler oluyor ve bütün bunlar olurken eli kolu bağlı olarak herhalde bir devlet bunu takip edemez. Ne gerekiyorsa yapması lazım ve şu anda da bu yapılmıştır ve vatandaş tribünlerdeki bu gelişmeyi görünce şimdi çok da mutlu olmaktadır. Neler oluyor, neler demeye başlamıştır" şeklinde konuştu.- Gazze’de olanları Almanya olarak görmüyor musunuz?Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya Başbakanı Merz’in İsrail’i destekleyen açıklamalarına katılmadığını belirterek Merz’e Gazze’de olanları takip edip etmediklerini sordu. Erdoğan,"Sayın Şansölye’nin bir konusuna maalesef katılamıyorum. O da şudur: Bir defa bu süreç içerisinde ne yazık ki 60 bini aşkın çocuk, kadın, yaşlı burada öldürülmüştür. Hamas’ın elinde bombalar yok. Hamas’ın elinde nükleer silah yok. Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut var ve İsrail bu silahları kullanarak örneğin dün akşam yine bu bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur. Bunları Almanya olarak sizler görmüyor musunuz? Almanya olarak bunları takip etmiyor musunuz? Bunlar Gazze’yi vurmak suretiyle, bırakın vurmayı, orayı açlıkla, soykırımla terbiye etmenin hep gayreti içerisinde olmuştur ve hala da bu devam etmektedir. Tehdit vardır. Gazze’ye yiyecek gönderilmesi noktasında örneğin Kızılay’ımız oraya gıda yardımı yapamamaktadır. Böyle bir durumla da karşı karşıyalar. Kızılhaç devamlı tehdit altındadır, bu da var. Biz şu ana kadar 100 bin tonun üzerinde oraya gıda yardımı ulaştırmaya çalıştık ama yeterli değil. Buraya bu yardımların devamı şart ve bu konuyla ilgili olarak Almanya’nın gerek Kızılhaç’ı, bizim de Kızılay’ımızı devreye sokmak suretiyle buradaki bu soykırımı, açlıkla terbiye edilme olayını sona erdirmemiz lazım. Bu bizim insani görevimizdir ve ben inanıyorum ki Almanya, Türkiye ve bölge ülkeleri bu konuda üzerimize düşen görevi yapmak suretiyle buradaki katliama son vermemiz gerekecektir" açıklamasını yaptı.Hamas’la ilgili atılması gereken adımları Türkiye’nin bugüne kadar hep attığını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü;" Gerek Dışişleri Bakanım, gerek Savunma Bakanım, gerek istihbarat sürekli çalışıyoruz ki burada herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeyelim diye. El ele vermeye hazırız ve şu anda da bu konuda ilgili bakanlarım bu talimatları almışlardır ve bu talimatla muhataplarıyla çalışmaya devam ediyorlar ve edeceklerdir. Nasıl ki Rusya-Ukrayna arasındaki savaş bitsin diyoruz, aynı şekilde de İsrail-Gazze arasında da bu savaşın bitmesinden yanayız. Ben inanıyorum ki Türkiye-Almanya bu iş için el ele verebilecek iki önemli ülkedir."
30 Ekim 2025 Perşembe - 16:43
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ankara kriterleriyle biz Avrupa’ya ve dünyaya açılırız. Çünkü Türkiye sıradan bir Avrupa veya Asya ülkesi değil"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Merz’in ‘İsrail’in kendini savundu’ sözlerine tepki göstererek," Hamas’ın elinde nükleer silah yok. Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut var ve İsrail bu silahları kullanarak örneğin dün akşam yine bu bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur. Bunları Almanya olarak sizler görmüyor musunuz" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ortak basın toplantısında konuştu.Almanya Başbakanı Merz ile ikili ilişkileri ve uluslararası meseleleri ele aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan," Şansölye sıfatıyla ülkemize ilk ziyaretini gerçekleştiren Sayın Merz ve heyetini ülkemizde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bir defa da sizlerin huzurunda kendilerine hoş geldiniz diyorum.Bugün yaptığımız görüşmelerde iki yakın NATO müttefiki olarak ortak çıkarlarımız zemininde ikili ilişkilerimizi ve uluslararası meseleleri ele aldık. Ayrıca stratejik hedef olarak gördüğümüz Avrupa Birliği’ne tam üyeliğimiz noktasında kendilerinden beklentilerimizi ifade ettik. Türkiye’nin bu konuda sergilediği kararlı iradenin birlik nezdinde hak ettiği karşılığı görmesi durumunda çok kısa sürede ciddi mesafe alabiliriz. Bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelere bakıldığında Türkiye-Birlik ilişkilerinin stratejik öneminin daha iyi anlaşılacağına inanıyorum" dedi."Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağı"Bugün Batı Almanya ile Türkiye arasında imzalanan iş gücü anlaşmasının 64. yıl dönümünün idrak edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 64 sene önce Almanya’ya giden vatandaşların bugün 3,5 milyona varan nüfuslarıyla Almanya’nın kalkınmasına her alanda büyük katkı sunduklarını kaydetti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merz ile yaptığı görüşmede Almanya’da yaşayan Türk toplumunun ortak değer ve zenginlik olduğunu bir kez daha teyit ettiklerini belirterek, Almanya’daki vatandaşların kazanımlarının korunmasına verdiği önemin altını çizdiğini bildirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan Merz ile yaptığı görüşmede ayrıca son yıllarda Avrupa’da artışı bir türlü engellenemeyen yer yer ırkçılığa varan yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla mücadeleye atfettikleri ehemmiyeti vurguladıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan," Yurt dışındaki kardeşlerimizin kültürlerini, kimliklerini ve kadim değerlerini muhafaza ederek bulundukları ülkelere entegrasyonunu hep destekledik. Bundan sonra da desteğimiz bakidir" dedi.- Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağıTürkiye ile Almanya arasındaki müstesna ekonomik ve ticari ilişkilerin olumlu seyrini sürdürdüğünü dile getiren Erdoğan, Almanya’nın Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağı olduğunu ifade etti.Almanya ile 50 milyar dolara ulaşan ticaret hacmini yakın vadede 60 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini bildiren Erdoğan, "Bu minvalde gerek ticaretimizi gerek müşterek yatırımları bir üst seviyeye taşıyacak savunma iş birliği konusunu Sayın Şansölye ile değerlendirdik"ifadelerini kullandı."Sıkıntıları geride bırakarak ortak projelere odaklanmamız gerekiyor"Avrupa’da değişen güvenlik koşulları ışığında savunma sanayi ürünlerinin tedarikinde geçmişte yaşanan sıkıntıları geride bırakarak ortak projelere odaklanılması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eurofighter uçaklarının temin süreci gibi Almanya’nın son dönemde bu alanda attığı olumlu adımları memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayi alanında yakaladığı ivme dikkate alındığında Almanya ile çok geniş iş birliği imkanlarına sahip olduğunu,kazan-kazan anlayışı temelinde bu iş birliğinin daha da güçlendirilebileceğine dikkat çekti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki soykırımı ilk günden itibaren uluslararası gündeme taşıdıklarını belirterek,"Bugün ayrıca Türkiye’nin terörle mücadeledeki beklentilerini de Merz ile paylaştığını kaydetti. Almanya’nın kamu güvenliği bakımından da ciddi tehdit teşkil eden terör örgütleriyle ortak mücadelenin önemine dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduk. Türkiye olarak Gazze’deki soykırımı ilk günden itibaren uluslararası gündeme taşıdık" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ateşkesin sağlanması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılması için yoğun çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi. "Bu mezalimin yeniden yaşanmamasına ve bölgede kalıcı barışın anahtarı olan iki devletli çözüme dair görüşlerimizi kendilerine aktardım."diyen Erdoğan," Evvela bölgeye yardımların kesintisiz ulaştırılması gibi yeniden yapılanma sürecinde de herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini ifade ettim" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merz ile yaptığı görüşmelerde Suriye’deki gelişmeler, Ukrayna-Rusya Savaşı konularının da ele alındığını belirterek," Devrimden bu yana geçen 11 ayda Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın liderliğinde Suriye, kalıcı barış, huzur ve ekonomik kalkınma yolunda ciddi ilerlemeler kaydetti. Yaptırımların kalkmasına paralel olarak bu sürecin daha da hızlanacağı inancındayız. Ülkenin toprak bütünlüğü ve birliğinin muhafazası suretiyle Suriye halkının tüm fertlerinin refah ve esenliği bizim için öncelikli hedeftir. Bu noktada 10 Mart mutabakatının uygulanmasına büyük önem atfediyor, bu yönde verilen mesajları dikkatle takip ediyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın da Suriye konusunda Türkiye ile eş güdüm içinde çalışmaya atfettiği önemin farkında olduklarını söyledi. Erdoğan," Ukrayna-Rusya Savaşı konusunda da görüş alışverişimiz oldu. Savaşın adil ve kalıcı şekilde çözümü için diplomatik çabaların sürdürülmesini önemli görüyoruz" dedi.Almanya ile yakın iş birliği içinde çalışmayı önümüzdeki dönemde de sürdüreceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Güçlü temellere ve çok katmanlı ilişki ağına sahip Türk-Alman iş birliğinin Avrupa’nın ve mücavir coğrafyalarımızın güvenliği için vazgeçilmez olduğunu bugün bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu anlayışla Almanya ile yakın iş birliği içinde çalışmayı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Sözlerimin sonunda değerli dostum Şansölye Merz ve heyetine ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da cevapladı."Türkiye sıradan bir Avrupa veya Asya ülkesi değil"Cumhurbaşkanı Erdoğan Alman Gazetecinin sorularını cevapladı. Erdoğan," Öncelikle, şu an itibarıyla Türkiye’de bizim bu yaklaşımlar noktasında rahatız, huzurluyuz. Çünkü biz Kopenhag kriterleri noktasında hep şunu söyledik. Kopenhag kriterleri bizim için olumsuz bir yaklaşım süreci değil. Eğer Kopenhag kriterleri noktasında Türkiye’ye yaklaşılıyorsa bizim de bunun karşısında Ankara kriterlerimiz vardır. Ankara kriterleriyle biz Avrupa’ya ve dünyaya açılırız. Çünkü Türkiye sıradan bir Avrupa veya Asya ülkesi değil. Türkiye, Avrupa’da, Asya’da her noktada bu süreci dünyada en iyi işleten ve işleyen bir demokrasi ülkesidir ve bu konuyla ilgili de herhangi bir sıkıntısı yoktur" dedi."Bir hukuk devletinde hukuku ayaklar altına alamazsınız"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman Gazetecinin Ekrem İmamoğlu ile ilgili soruduğu soruya ise şöyle cevap verdi;"İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili bir sorunuz oldu. Herhalde kim hangi makamda olursa olsun, bir hukuk devletinde hukuku ayaklar altına alamazsınız. Hangi makamda olursanız olun eğer hukuku ayaklar altına alırsanız, yargı devletinde yargı makamları ne gerekiyorsa onu yapmak zorundadır. Eğer yapmazlarsa bu defa yolsuzluk, hırsızlık, her tür yanlış alır başını gider. Nitekim İstanbul’daki süreç böyle işlemiştir ve şu anda da bu süreci yargı kendisine terettüp ettiği şekilde işletmektedir ve gereğini de yapmaktadır" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hakemlerle ilgili bahis iddialarına da değinerek,"Örneğin son dönemde mesela bir hakemler olayı çıkmıştır ve bu hakemler olayında da yine futbol sahalarında neler oluyor ve bütün bunlar olurken eli kolu bağlı olarak herhalde bir devlet bunu takip edemez. Ne gerekiyorsa yapması lazım ve şu anda da bu yapılmıştır ve vatandaş tribünlerdeki bu gelişmeyi görünce şimdi çok da mutlu olmaktadır. Neler oluyor, neler demeye başlamıştır" şeklinde konuştu.- Gazze’de olanları Almanya olarak görmüyor musunuz?Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya Başbakanı Merz’in İsrail’i destekleyen açıklamalarına katılmadığını belirterek Merz’e Gazze’de olanları takip edip etmediklerini sordu. Erdoğan,"Sayın Şansölye’nin bir konusuna maalesef katılamıyorum. O da şudur: Bir defa bu süreç içerisinde ne yazık ki 60 bini aşkın çocuk, kadın, yaşlı burada öldürülmüştür. Hamas’ın elinde bombalar yok. Hamas’ın elinde nükleer silah yok. Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut var ve İsrail bu silahları kullanarak örneğin dün akşam yine bu bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur. Bunları Almanya olarak sizler görmüyor musunuz? Almanya olarak bunları takip etmiyor musunuz? Bunlar Gazze’yi vurmak suretiyle, bırakın vurmayı, orayı açlıkla, soykırımla terbiye etmenin hep gayreti içerisinde olmuştur ve hala da bu devam etmektedir. Tehdit vardır. Gazze’ye yiyecek gönderilmesi noktasında örneğin Kızılay’ımız oraya gıda yardımı yapamamaktadır. Böyle bir durumla da karşı karşıyalar. Kızılhaç devamlı tehdit altındadır, bu da var. Biz şu ana kadar 100 bin tonun üzerinde oraya gıda yardımı ulaştırmaya çalıştık ama yeterli değil. Buraya bu yardımların devamı şart ve bu konuyla ilgili olarak Almanya’nın gerek Kızılhaç’ı, bizim de Kızılay’ımızı devreye sokmak suretiyle buradaki bu soykırımı, açlıkla terbiye edilme olayını sona erdirmemiz lazım. Bu bizim insani görevimizdir ve ben inanıyorum ki Almanya, Türkiye ve bölge ülkeleri bu konuda üzerimize düşen görevi yapmak suretiyle buradaki katliama son vermemiz gerekecektir" açıklamasını yaptı.Hamas’la ilgili atılması gereken adımları Türkiye’nin bugüne kadar hep attığını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü;" Gerek Dışişleri Bakanım, gerek Savunma Bakanım, gerek istihbarat sürekli çalışıyoruz ki burada herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeyelim diye. El ele vermeye hazırız ve şu anda da bu konuda ilgili bakanlarım bu talimatları almışlardır ve bu talimatla muhataplarıyla çalışmaya devam ediyorlar ve edeceklerdir. Nasıl ki Rusya-Ukrayna arasındaki savaş bitsin diyoruz, aynı şekilde de İsrail-Gazze arasında da bu savaşın bitmesinden yanayız. Ben inanıyorum ki Türkiye-Almanya bu iş için el ele verebilecek iki önemli ülkedir."
30 Ekim 2025 Perşembe - 16:39
Başkan Altay: "Muhtarlarımızla hangi yola çıktıysak Allah’ın izniyle onu başardık"
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin 31 ilçedeki muhtarlara yönelik düzenlediği "Gönüllü İtfaiyecilik Eğitim Toplantısı" gerçekleştirildi. Selçuklu Kongre Merkezi’nde Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda ilk olarak en fazla yangına müdahale eden üç muhtar duygularını paylaştı. "Adeta bizim uç beylerimizsiniz" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın coğrafi olarak Türkiye’nin en büyük şehri olduğunu, 42 bin kilometrekarelik alanda bin 138 mahalleye hep birlikte hizmette bulunduklarını vurguladı. Özellikle muhtarların hizmet alanlarında önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Başkan Altay, "Vatandaşlarımızla diyaloğun oluşturulması, ihtiyaçların tespit edilmesi, mahalledeki problemlerin bize bildirilmesi, garip gurebanın gözetilmesi gibi kutsal bir görevi yürütüyorsunuz. Adeta bizim uç beylerimizsiniz. Sizden aldığımız bilgiler ve istişarelerle mahallelerimizde ve şehrimizdeki hizmetleri planlıyoruz. İnşallah bugün de Türkiye’ye örnek hayırlı bir işi, birlikte hem tanıtıp hem de bununla ilgili eğitimleri almış olacağız" diye konuştu. "Hep üstüne koyarak, yeni şeyler üreterek, yapılanları iyileştirerek yolumuza devam ettik" "Konya Modeli Belediyecilik" anlayışının önemine değinen Başkan Altay, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Biz son dönemde ‘Konya Modeli Belediyecilik’ diyoruz ama öncesinde de Konya, belediyecilikte her zaman diğer şehirlere göre önde oldu. Geçmişten itibaren hizmet eden herkes aldığı emaneti daha yukarıya taşımak için çaba sarf etti. Hiçbir zaman çürütüp yeniden inşaata başlamadı. Hep üstüne koyarak, yeni şeyler üreterek, yapılanları iyileştirerek yolumuza devam ettik. Bugün elhamdülillah Konya belediyecilik anlamında Türkiye’ye ve dünyaya sözü olacak bir hale geldi. ‘Konya Modeli Belediyecilik’ diye ifade ettiğimiz özünde birlikte çalışma kültürünün olduğu bir yapı inşa ediyoruz." "Her damla su hayati bir öneme sahip" Küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklıkla ilgili de konuşan Başkan Altay, özellikle geçen yıl kuraklıkla ilgili büyük bir sorun yaşadıklarını ve su kaynaklarının tamamında büyük çekilmeler yaşandığını kaydetti. Bütün mahallelere içme suyu ulaştırabilmek için çok yoğun bir çaba sarf ettiklerini kaydeden Başkan Altay, "Ama şuna emin olun ki gelecek yıllar bu yıldan çok daha zor geçecek, tedbirli ve hazırlıklı olmak zorundayız. Bu sadece bize düşen bir görev değil. Bütün ülke, şehir, insanlar su tasarrufuna dikkat etmek zorundayız. Her damla su hayati bir öneme sahip. Biz ne yaparsak yapalım, ne kadar baraj yaparsak yapalım, ne kadar kuyu açarsak açalım rahmet olmadan bu işi çözme şansımız yok. Biz üstümüze düşeni yapmak için çaba sarf ediyoruz. Sizden tekrar istirham ediyorum, suyu çok dikkatli kullanalım. Bu şehrimiz için en kritik konu. İklim değişikliğini en çok Konya’da yaşıyoruz. Bu konu hep önceliğimiz olsun, birlikte çalışmaya devam edelim" değerlendirmesini yaptı. "15 bin konutun ilçelerimize göre dağıtımını gerçekleştiriyoruz" Mahallelerdeki en büyük konulardan birisinin de TOKİ talepleri olduğunu söyleyen Başkan Altay, "Cumhurbaşkanımız, herkes ev sahibi olana kadar konut üretmeye devam edeceğiz diyor ve bakanımız ülkemize 500 bin sosyal konut yapılması ile ilgili bir hamle başlattı. Konya siyaseten bize çok yüksek destek veriyor, karşılığında da şu anda 4 bakanla kabinede temsil ediliyoruz. Bakanımızla yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde Cumhurbaşkanımızın bulunduğu programda 13 bin 600 konut açıklandı ama son paylaşımda o 15 bine çıktı. 15 bin konutun da ilçelerimize göre dağıtımını gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. "Afet durumlarında herkes Konya’ya dönüp bakmaya başladı" Başkan Altay, bir araya gelmelerinin nedeninin afet durumu ile mücadele olduğunu hatırlatarak, "Hatırlarsınız 6 Şubat 2023’te büyük bir deprem yaşadık ve o depremde Konya olarak biz Hatay’daydık. Ben nereye gitsem Hataylı birisi varsa koşarak bana geliyor ve başkanım ‘Allah sizlerden razı olsun’ diyor. Ben de diyorum ki Allah Konyalılardan razı olsun. Biz çünkü öncü birlik olarak gittik. Konya’dan ne istemişsek bire üç gönderdiler. Bir tır malzeme gönderin diyoruz üç tır geliyor. Bir kişi gönderin diyoruz, üç kişi geliyor, gönüllü olarak ben burada çalışacağım diye. Dolayısıyla afet durumlarında herkes Konya’ya dönüp bakmaya başladı. Elhamdülillah yaptığımız işlerin doğru olduğunu ve bu işlerin koordinasyonunu en iyi şekilde yapabileceğimizi göstermiş olduk. Geçtiğimiz gün Balıkesir’de bir deprem oldu ve yine bizim tırlarımız orada vatandaşlarımıza çorba dağıtımı gerçekleştirdi. Yani zorda kalanın, zorda olanın yanında olmaya devam ediyoruz. İnşallah Rabbim böyle afetler, böyle felaketler göstermesin ki bizler de bu konuda çalışmak zorunda kalmayalım" ifadelerini kullandı. "Biz muhtarlarımız ile hangi yola çıktıysak Allah’ın izniyle onu başardık" Gönüllülük işinin çok önemli ve kıymetli olduğunu anlatan Başkan Altay, "Biz de ‘Gönüllü İtfaiyecilik’ projemizle 2014 yılında bu işe başlamıştık. 31 ilçemizdeki 615 mahallemize 3 ton kapasiteli yangın söndürme tankerlerini kazandırdık. 2 bin 273 gönüllü itfaiyecimize yangına ilk müdahale ve tanker kullanma eğitimleri verdik. 8 bine aşkın yangına müdahale edildi. 54 bine aşkın sosyal faaliyette bu malzemeler kullanıldı. 2024 yılında ise 523 kişiyi daha gönüllü itfaiyeci olarak belgelendirmiş olduk. Toplamda gönüllü itfaiyeci sayımız 2 bin 796’ya çıkmış oldu. 2025 yılı içerisinde 615 tankerimizden 608’ini aktif hale getirdik. Gönüllü itfaiyecilerimiz 886 yangına müdahale etti. Burada önemli olan şey ilk yangın anında müdahale, bizim itfaiye teşkilatımız yetişene kadar ya söndürmek ya da yangının yayılmasına engel olmak. Onun için ilk anda müdahale etmek çok önemli ve kıymetli. Bunun için de sizlerin aldığınız eğitimler gereği bu konuda yapacağınız işi fazlasıyla yapacağınıza inanıyoruz. Çünkü biz muhtarlarımız ile hangi yola çıktıysak Allah’ın izniyle onu başardık. Birlikte olduğumuzda başaramayacağımız hiçbir işimiz yok. Rabbim bizlere bu şehre hizmet etmeye nasip ettiği için ne kadar dua etsek, ne kadar şükretsek azdır. Yine Rabbim bizlere sizler gibi yol arkadaşları verdiği için sonuna kadar hamd ediyoruz, şükrediyoruz. İnşallah Konya’yı sadece Türkiye’nin değil dünyanın en güzel şehirlerinden biri yapmak için birlikte gece gündüz demeden çalışmaya, çaba sarf etmeye gayret edeceğiz" sözleriyle konuşmasını tamamladı. AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan, düzenlenen toplantının gönüllülük üstüne inşa edilmiş bir toplantı olduğunu dile getirerek, "Her bir beldemiz hizmet alıyor, her bir köyümüz, kasabamız hizmet alıyor ama Konya’da farklı olan bir şey var. Bizim her bir beldemizde, her bir ücra köşemizde, gittiğimiz her yerde gördüğümüz bir şey var. Huzur var, huzur. Bu huzurun da en büyük sağlayıcısı sizlersiniz. Muhtarlarımız, sizlerin verdiği hizmetlerdir" ifadelerine yer verdi. Konya Valisi İbrahim Akın da su tasarrufu, trafik kazaları, sahipsiz sokak hayvanlarının toplanması, mera işgalleri konularında muhtarlardan destek ve iş birliği beklediklerini ifade ederek, "Yangına ilk müdahale son derece önemli. O nedenle sizler gönüllü itfaiyeci olarak Büyükşehir Belediyemizin bu çok kıymetli projesi kapsamında eğitildiniz. Köylerimize su tankerleri verildi. Böyle bir hadiseyle karşılaşıldığında da ilk anda müdahale edebilme imkanı sağlandı. Belediyemizi bu güzel projesinden dolayı tebrik ediyorum" dedi. Programa; Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, ilçe belediye başkanları, AK Parti Konya İl Başkan Yardımcısı Kazım Küçükçöğen, BBP Konya İl Başkan Yardımcısı Mehmet Atasağun, Konya AFAD İl Müdürü Ali İhsan Körpeş, Konya Muhtarlar Derneği Başkanı Hamdi Demir ve 31 ilçeden muhtarlar katıldı.
30 Ekim 2025 Perşembe - 16:25
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye Almanya arasındaki ilişkiler olumlu seyrini sürdürüyor. Ticarette hedefimiz 60 milyon dolar"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Merz’in ‘İsrail’in kendini savundu’ sözlerine tepki göstererek," Hamas’ın elinde nükleer silah yok. Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut var ve İsrail bu silahları kullanarak örneğin dün akşam yine bu bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur. Bunları Almanya olarak sizler görmüyor musunuz" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile ortak basın toplantısında konuştu.Almanya Başbakanı Merz ile ikili ilişkileri ve uluslararası meseleleri ele aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan," Şansölye sıfatıyla ülkemize ilk ziyaretini gerçekleştiren Sayın Merz ve heyetini ülkemizde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bir defa da sizlerin huzurunda kendilerine hoş geldiniz diyorum.Bugün yaptığımız görüşmelerde iki yakın NATO müttefiki olarak ortak çıkarlarımız zemininde ikili ilişkilerimizi ve uluslararası meseleleri ele aldık. Ayrıca stratejik hedef olarak gördüğümüz Avrupa Birliği’ne tam üyeliğimiz noktasında kendilerinden beklentilerimizi ifade ettik. Türkiye’nin bu konuda sergilediği kararlı iradenin birlik nezdinde hak ettiği karşılığı görmesi durumunda çok kısa sürede ciddi mesafe alabiliriz. Bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelere bakıldığında Türkiye-Birlik ilişkilerinin stratejik öneminin daha iyi anlaşılacağına inanıyorum" dedi."Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağı"Bugün Batı Almanya ile Türkiye arasında imzalanan iş gücü anlaşmasının 64. yıl dönümünün idrak edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 64 sene önce Almanya’ya giden vatandaşların bugün 3,5 milyona varan nüfuslarıyla Almanya’nın kalkınmasına her alanda büyük katkı sunduklarını kaydetti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merz ile yaptığı görüşmede Almanya’da yaşayan Türk toplumunun ortak değer ve zenginlik olduğunu bir kez daha teyit ettiklerini belirterek, Almanya’daki vatandaşların kazanımlarının korunmasına verdiği önemin altını çizdiğini bildirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan Merz ile yaptığı görüşmede ayrıca son yıllarda Avrupa’da artışı bir türlü engellenemeyen yer yer ırkçılığa varan yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla mücadeleye atfettikleri ehemmiyeti vurguladıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan," Yurt dışındaki kardeşlerimizin kültürlerini, kimliklerini ve kadim değerlerini muhafaza ederek bulundukları ülkelere entegrasyonunu hep destekledik. Bundan sonra da desteğimiz bakidir" dedi.- Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağıTürkiye ile Almanya arasındaki müstesna ekonomik ve ticari ilişkilerin olumlu seyrini sürdürdüğünü dile getiren Erdoğan, Almanya’nın Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağı olduğunu ifade etti.Almanya ile 50 milyar dolara ulaşan ticaret hacmini yakın vadede 60 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini bildiren Erdoğan, "Bu minvalde gerek ticaretimizi gerek müşterek yatırımları bir üst seviyeye taşıyacak savunma iş birliği konusunu Sayın Şansölye ile değerlendirdik"ifadelerini kullandı."Sıkıntıları geride bırakarak ortak projelere odaklanmamız gerekiyor"Avrupa’da değişen güvenlik koşulları ışığında savunma sanayi ürünlerinin tedarikinde geçmişte yaşanan sıkıntıları geride bırakarak ortak projelere odaklanılması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eurofighter uçaklarının temin süreci gibi Almanya’nın son dönemde bu alanda attığı olumlu adımları memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayi alanında yakaladığı ivme dikkate alındığında Almanya ile çok geniş iş birliği imkanlarına sahip olduğunu,kazan-kazan anlayışı temelinde bu iş birliğinin daha da güçlendirilebileceğine dikkat çekti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki soykırımı ilk günden itibaren uluslararası gündeme taşıdıklarını belirterek,"Bugün ayrıca Türkiye’nin terörle mücadeledeki beklentilerini de Merz ile paylaştığını kaydetti. Almanya’nın kamu güvenliği bakımından da ciddi tehdit teşkil eden terör örgütleriyle ortak mücadelenin önemine dikkat çektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduk. Türkiye olarak Gazze’deki soykırımı ilk günden itibaren uluslararası gündeme taşıdık" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ateşkesin sağlanması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılması için yoğun çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi. "Bu mezalimin yeniden yaşanmamasına ve bölgede kalıcı barışın anahtarı olan iki devletli çözüme dair görüşlerimizi kendilerine aktardım."diyen Erdoğan," Evvela bölgeye yardımların kesintisiz ulaştırılması gibi yeniden yapılanma sürecinde de herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini ifade ettim" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merz ile yaptığı görüşmelerde Suriye’deki gelişmeler, Ukrayna-Rusya Savaşı konularının da ele alındığını belirterek," Devrimden bu yana geçen 11 ayda Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın liderliğinde Suriye, kalıcı barış, huzur ve ekonomik kalkınma yolunda ciddi ilerlemeler kaydetti. Yaptırımların kalkmasına paralel olarak bu sürecin daha da hızlanacağı inancındayız. Ülkenin toprak bütünlüğü ve birliğinin muhafazası suretiyle Suriye halkının tüm fertlerinin refah ve esenliği bizim için öncelikli hedeftir. Bu noktada 10 Mart mutabakatının uygulanmasına büyük önem atfediyor, bu yönde verilen mesajları dikkatle takip ediyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın da Suriye konusunda Türkiye ile eş güdüm içinde çalışmaya atfettiği önemin farkında olduklarını söyledi. Erdoğan," Ukrayna-Rusya Savaşı konusunda da görüş alışverişimiz oldu. Savaşın adil ve kalıcı şekilde çözümü için diplomatik çabaların sürdürülmesini önemli görüyoruz" dedi.Almanya ile yakın iş birliği içinde çalışmayı önümüzdeki dönemde de sürdüreceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Güçlü temellere ve çok katmanlı ilişki ağına sahip Türk-Alman iş birliğinin Avrupa’nın ve mücavir coğrafyalarımızın güvenliği için vazgeçilmez olduğunu bugün bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu anlayışla Almanya ile yakın iş birliği içinde çalışmayı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Sözlerimin sonunda değerli dostum Şansölye Merz ve heyetine ziyaretleri için tekrar teşekkür ediyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da cevapladı."Türkiye sıradan bir Avrupa veya Asya ülkesi değil"Cumhurbaşkanı Erdoğan Alman Gazetecinin sorularını cevapladı. Erdoğan," Öncelikle, şu an itibarıyla Türkiye’de bizim bu yaklaşımlar noktasında rahatız, huzurluyuz. Çünkü biz Kopenhag kriterleri noktasında hep şunu söyledik. Kopenhag kriterleri bizim için olumsuz bir yaklaşım süreci değil. Eğer Kopenhag kriterleri noktasında Türkiye’ye yaklaşılıyorsa bizim de bunun karşısında Ankara kriterlerimiz vardır. Ankara kriterleriyle biz Avrupa’ya ve dünyaya açılırız. Çünkü Türkiye sıradan bir Avrupa veya Asya ülkesi değil. Türkiye, Avrupa’da, Asya’da her noktada bu süreci dünyada en iyi işleten ve işleyen bir demokrasi ülkesidir ve bu konuyla ilgili de herhangi bir sıkıntısı yoktur" dedi."Bir hukuk devletinde hukuku ayaklar altına alamazsınız"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman Gazetecinin Ekrem İmamoğlu ile ilgili soruduğu soruya ise şöyle cevap verdi;"İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili bir sorunuz oldu. Herhalde kim hangi makamda olursa olsun, bir hukuk devletinde hukuku ayaklar altına alamazsınız. Hangi makamda olursanız olun eğer hukuku ayaklar altına alırsanız, yargı devletinde yargı makamları ne gerekiyorsa onu yapmak zorundadır. Eğer yapmazlarsa bu defa yolsuzluk, hırsızlık, her tür yanlış alır başını gider. Nitekim İstanbul’daki süreç böyle işlemiştir ve şu anda da bu süreci yargı kendisine terettüp ettiği şekilde işletmektedir ve gereğini de yapmaktadır" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hakemlerle ilgili bahis iddialarına da değinerek,"Örneğin son dönemde mesela bir hakemler olayı çıkmıştır ve bu hakemler olayında da yine futbol sahalarında neler oluyor ve bütün bunlar olurken eli kolu bağlı olarak herhalde bir devlet bunu takip edemez. Ne gerekiyorsa yapması lazım ve şu anda da bu yapılmıştır ve vatandaş tribünlerdeki bu gelişmeyi görünce şimdi çok da mutlu olmaktadır. Neler oluyor, neler demeye başlamıştır" şeklinde konuştu.- Gazze’de olanları Almanya olarak görmüyor musunuz?Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya Başbakanı Merz’in İsrail’i destekleyen açıklamalarına katılmadığını belirterek Merz’e Gazze’de olanları takip edip etmediklerini sordu. Erdoğan,"Sayın Şansölye’nin bir konusuna maalesef katılamıyorum. O da şudur: Bir defa bu süreç içerisinde ne yazık ki 60 bini aşkın çocuk, kadın, yaşlı burada öldürülmüştür. Hamas’ın elinde bombalar yok. Hamas’ın elinde nükleer silah yok. Ama bu silahların hepsi İsrail’in elinde mevcut var ve İsrail bu silahları kullanarak örneğin dün akşam yine bu bombalarla özellikle Gazze’yi vurmuştur. Bunları Almanya olarak sizler görmüyor musunuz? Almanya olarak bunları takip etmiyor musunuz? Bunlar Gazze’yi vurmak suretiyle, bırakın vurmayı, orayı açlıkla, soykırımla terbiye etmenin hep gayreti içerisinde olmuştur ve hala da bu devam etmektedir. Tehdit vardır. Gazze’ye yiyecek gönderilmesi noktasında örneğin Kızılay’ımız oraya gıda yardımı yapamamaktadır. Böyle bir durumla da karşı karşıyalar. Kızılhaç devamlı tehdit altındadır, bu da var. Biz şu ana kadar 100 bin tonun üzerinde oraya gıda yardımı ulaştırmaya çalıştık ama yeterli değil. Buraya bu yardımların devamı şart ve bu konuyla ilgili olarak Almanya’nın gerek Kızılhaç’ı, bizim de Kızılay’ımızı devreye sokmak suretiyle buradaki bu soykırımı, açlıkla terbiye edilme olayını sona erdirmemiz lazım. Bu bizim insani görevimizdir ve ben inanıyorum ki Almanya, Türkiye ve bölge ülkeleri bu konuda üzerimize düşen görevi yapmak suretiyle buradaki katliama son vermemiz gerekecektir" açıklamasını yaptı.Hamas’la ilgili atılması gereken adımları Türkiye’nin bugüne kadar hep attığını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü;" Gerek Dışişleri Bakanım, gerek Savunma Bakanım, gerek istihbarat sürekli çalışıyoruz ki burada herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeyelim diye. El ele vermeye hazırız ve şu anda da bu konuda ilgili bakanlarım bu talimatları almışlardır ve bu talimatla muhataplarıyla çalışmaya devam ediyorlar ve edeceklerdir. Nasıl ki Rusya-Ukrayna arasındaki savaş bitsin diyoruz, aynı şekilde de İsrail-Gazze arasında da bu savaşın bitmesinden yanayız. Ben inanıyorum ki Türkiye-Almanya bu iş için el ele verebilecek iki önemli ülkedir."
30 Ekim 2025 Perşembe - 15:10
DEM Parti Genel Başkanı Bakırhan: "PKK’nın kendisini feshetmesi, en son da artık Türkiye sınırları dışına çıkarak, Türkiye devletine silah çevirmeyeceğini belirtmesi tarihi bir önemdedir"
DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, PKK’nın kendisini feshetmesinin, silahları yakması ve en son da Türkiye sınırları dışına çıkarak, Türkiye devletine silah çevirmeyeceğini belirtmesinin çok önemli olduğunu belirterek, bütün aksaklıklara rağmen yürüyen bir süreç olduğunu söyledi. DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, memleketi Kars’ta partisinin düzenlendiği "Halklar ve İnançlar Buluşması"na katıldı. Bir otelin toplantı salonunda düzenlenen toplantıda konuşan Bakırhan, "1 Ekim’le birlikte yeni bir sürece girdik. Sayın Bahçeli’nin işte grubumuza gelip el sıkışmasıyla başlayan, 1 yıldır bütün eksiklerine, aksaklıklarına rağmen yürüyen bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreç, Kars’ın aslında on yıllardır, yüz yıllardır kendi coğrafyasında yaşamış olduğu bir arayışı oluşturmaya çalışıyor. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Kitaplar teorik olarak barışın, kardeşliğin, dayanışmanın, demokratik cumhuriyetin ne olduğunu belki yansıtıyor. Ama Kars bunu yaşıyor, Kars bizzat yaşamda bunun kendisidir. Dolayısıyla hakların, inançların kardeşçe yaşamasının cevabını aradığımız bu süreçte Kars’ın, Kars’taki bu renkliliğin ve farklılığın bize öğreteceği çok büyük şeyler vardır" dedi. "Bizim Cumhuriyet ile herhangi bir sorunumuz yok" Cumhuriyet ile herhangi bir sorunlarının olmadığınr mxşldşdı Bakırhan, "Cumhuriyetin 102. yılı, bir kez daha Kars’tan da söyleyeyim. Bizim Cumhuriyet ile herhangi bir sorunumuz yok. Biz Cumhuriyetin demokrasi ile barışmasını istiyoruz. Barışık mı? Barışık değil. Barışsın, Cumhuriyet demokratik olsun. Türkiye’de yaşayan bütün renkleri, bütün kimlikleri kapsasın, kucaklasın. Kimse kimliğinden, dilinden, renginden, düşüncelerinden dolayı dışlanmasın. Bizim bütün isteğimiz, yıllardır yürüttüğümüz ama bir türlü anlatamadığımız meramımız tam da budur. Cumhuriyet demokrasi ile barışsın" diye konuştu. "PKK Türkiye devletine silah çevirmeyecek" Bakırhan, "Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nın kendisini feshetmesi, silahları yakması ve en son da artık Türkiye sınırları dışına çıkarak, Türkiye devletine silah çevirmeyeceğini, silah kullanmayacağını belirtmesi, çok çok tarihi bir önemdedir. Bugüne kadar hepimiz silah diyorduk, şimdi yok. O zaman silah sorunsa, bugün devreden çıkmışsa, silahın ortaya çıkmasına tek sebep olan tekçliği, ırkçılığı, antidemokratik uygulamaları kaldırmakta bizim devletimizin, iktidarımızın bir görevi, bir sorumluluğu değil mi? İşte tam da silahların devreden çıktığı, tamamıyla çıkacağı bir süreçte siz Karslılara, kanaat önderlerine, siyasi parti temsilcilerine ve halka büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Barışı birlikte yaşamayı, demokratik bir anayasayı, demokratik bir hukuku birlikte sesli bir şekilde dile getirmemiz gereken bir sürece girdik. Silah devreden çıktı, örgüt ise kendisini feshetti. Kavga ise kavga yok, çatışma ise çatışma yok. Şimdi artık bunları gerekçe yaparak bu ülkenin 2-3 trilyon dolarını çatışmaya ve savaşa harcayanlar, bence artık bu ülkenin bütün renklerini nasıl kapsayacağını hesaplamalı ve buna uygun bir hukuk yapmalıdır" şeklinde konuştu. Yaşanan süreçte artık birinci aşamanın bittiğini ifade eden Bakırhan, şunları söyledi: "Irkçılara, bu ayrımcılık yapanlara da vallahi geçmiş olsun. Artık kullanacakları bir şey kalmadı. İkinci aşamadayız. Tam da hukuk arıyoruz dedik ya, bu hukuku barışa uygun bir şekilde hayata geçirecek bir dönemdeyiz. Biz çözüm etrafında odaklanacağız. Birlikte odaklanacağız, inşallah daha büyük toplantılarla bu anlayışı egemen kılmaya çalışacağız. Süreç hepimizindir; DEM Parti’nin değil, sadece Kürtlerin değil, bu sürecin sonunda ülke demokratik olacaksa hepimiz yaralanacağımız için çocuklarımızın tabutu yerine barışı, demokrasiyi, onurlu bir yasayı ve anayasayı taşıyacağımız bir süreç hepimizindir. Hepimiz sahip çıkmak durumundayız. Ben çıkacağımıza inanıyorum." Kars’ta düzenlenen toplantıya partililer, STK’lar, kanaat önderleri ve vatandaşlar katıldı. Bakırhan’ın açıklamasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.
30 Ekim 2025 Perşembe - 14:56
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Merz’i kabul etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i kabul etti.
30 Ekim 2025 Perşembe - 14:25
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Merz’i resmi törenle karşıladı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i resmi törenle karşıladı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in içinde bulunduğu makam aracını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önündeki caddede karşılayan süvariler, Merz’e protokol kapısına kadar eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ana giriş kapısında karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Merz’in tören alanındaki yerlerini almalarının ardından 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı. Merz, Muhafız Alayı Tören Kıtası’nı ’Merhaba asker’ diyerek selamladı. Törende tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı. Heyetlerini birbirine takdim eden Erdoğan ve Merz, merdivenlerde Türkiye ve Almanya bayrakları önünde gazetecilere poz verdi. Daha sonra baş başa görüşmeye geçen Erdoğan ve Almanya Başbakanı Merz, ikili ve heyetler arası gerçekleştirecekleri görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı gerçekleştirecek. Törende AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Başkanı Zafer Sırakaya, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanı Güvenlik ve Dış Politika Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ankara Valisi Vasip Şahin de yer aldı.
30 Ekim 2025 Perşembe - 14:23
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saat 17.30’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde DEM Parti heyetini kabul edecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saat 17.30’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde DEM Parti heyetini kabul edecek.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder