Son Dakika
|
İzmir’de genç doktorun hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı
İstanbul için şiddetli yağış uyarısı
Ankara’da boya fabrikasında çıkan yangında 1 işçi hayatını kaybetti
Erbaa’da öğrenci servisi ile otomobil çarpıştı: 10 öğrenci yaralandı
Bulgaristan’da seçimin galibi eski Cumhurbaşkanı Radev’in partisi oldu
Japonya'da 7,5 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı
İran Dışişleri Bakanlığı: "ABD ile bir sonraki müzakere turu için planımız yok"
Eyüpsultan’da İETT otobüsünde korkutan yangın
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 5 şüpheli adliyeye sevk edildi
Uşak Belediyesi’ne ikinci dalga operasyonda gözaltı sayısı 28’e yükseldi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Venezuelalılar ABD yaptırımlarının kaldırılması için yürüyüş başlattı
Netanyahu Macaristan’ı ziyaret etmesi halinde tutuklanabilir
Süper Lig’de 30. hafta görünümü
Bulgaristan’da mecliste 5 parti yer alacak
Trump: "İran’la yapmakta olduğumuz anlaşma, JCPOA’dan çok daha iyi olacak"
Bakan Kacır: "Girişimcilerimize 2 milyon liraya kadar destek sunuyoruz"
Mardin’de okulda mahsur kalan 75 öğrenci tahliye edildi
POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır"
20 Nisan 2026 Pazartesi - 20:57:16
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 19:40
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuklar tarafından ele geçirilmesi halinde verilen cezayı artıracağız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 19:33
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayların ilk anından itibaren takip ettiklerini ve takip etmeye de devam edeceklerini söyledi. Bu tür olayların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınacak yeni tedbirleri de açıkladı. "Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" Kabine gündeminde geçen haftaki okullara yönelik saldırıların ele alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menfur saldırıların hayattan koparttığı sevgili yavrularımıza ve kendini öğrencilerine siper ederek şehit olan Ayla öğretmenimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Öğretmenimizin ve çocuklarımızın kederli ailelerine sabrı cemil diliyorum. Millet olarak hepimiz ailelerimizin hüznünü samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını, eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor" Okul saldırılarında yaralananlar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. 2 öğretmen ile 3 öğrencimizin tedavisi halen devam ediyor. Hamdolsun yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor. Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş’ın başı sağ olsun. Ülkemize, milletimize geçmiş olsun" diye konuştu. "Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı" Okullara yapılan saldırıların sadece Kahramanmaraş’ı ya da Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkilediğini ifade eden ve olayın ilk anından itibaren takipçisi olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kahramanmaraş’a düşen ateş diğer 80 vilayetimizin de kalbine düştü. Grup toplantımızdan sonra saldırı haberini alır almaz 4 bakanımızı hemen Kahramanmaraş’a gönderdik. Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken diğer yandan yargı, emniyet, milli eğitim, siber güvenlik ve istihbarat birimlerimizin çalışmalarını başlattılar. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor. Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat halinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkartıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırı ile ilgili 8 kişi tutuklanırken, Maraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası tutuklandı. Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakinen takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim" açıklamasında bulundu. "Daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir?" Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldıklarını açıklayan Erdoğan, yaşanan saldırılar üzerinden yapılan eleştirilere değinerek şunları söyledi: "Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini böylece gösterebiliyor. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak tıpkı terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı, endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki bu süreçte kimi medya organlarımız, kimi siyasetçilerimiz, kimi örgütlerimiz pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle bilerek veya bilmeden saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürmüşlerdir. Kimse kusura bakmasın ama daha olay anlaşılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milli ve manevi değerlerimize bağlı gençler yetiştirmeye çalışan sivil toplum kuruluşları niçin hedef tahtasına konur? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan ‘Olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar’ diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana hangi ahlaka sığar? Milletçe yüreğimiz yanıyor fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk ‘ramazan etkinliklerini’ eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapmak geliyor. Nedir bu telaşınız? Nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur. Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra infiale kapılmadan sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak Allah’a hamdolsun bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum." "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir" Gerçekleşen şiddet eylemlerinde birçok boyutun ele alınması gerektiğini ve gelişen internet çağı ile çocukların ailelerden daha da uzaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddet olayları asla tek boyutlu değildir. Bu doğrultuda okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal işbirliğine uzanan geniş bir yelpazede, bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor. Şiddet kültürünü besleyen mikropların teşhisinde ne kadar isabetli olursak tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde okulların adeta kışlaya ve karakola çevrilmesi buna benzer pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil bir adımla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor. Şu gerçeğin hepimiz farkındayız; Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal alemdeki dijital arkadaşlarıyla tesis ettiği ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Öyle ki bugün çocuklarımızın çoğunun anne babasıyla geçirdiği zaman maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az. Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler hatta dijital ebeveynler evlatlarımızın hayatlarına, evlatlarımızın karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini infial ettiği sosyal medya platformlarının amiyane tabirle kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücünü de eklediğimizde karşımıza karmaşık bir sorun çıkıyor" diye konuştu. "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır" Alınan önlemlerin kapsamının genişletileceğini söyleyen Erdoğan, "Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız mühimdir. Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür görünmez varlığımızı yapay zekadan da istifade ederek daha da güçlendireceğiz. Okul kolluk işbirliğinin arttırılması, yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi yine bu süreçte atacağımız adımlardan biri olacaktır. İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza bugün gerekli talimatları verdim" dedi. "Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor" Ailenin kişinin ilk okulu olduğunu ve çocukların gelişiminin ailede başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adab-ı muaşeret kuralları ailede öğretilir. Birey içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile kültürün, milli ve manevi değerlerin taşıyıcısı, ahlakın, şefkatin, diğer canlılara merhamet ve empatiyle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum dememizin artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi işte budur. Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı kırılgan hale getiriyor. Okul, aile, rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil diğer zamanlarda da etkili şekilde kullanılması önem taşıyor. Hükümet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemini daha etkin hale getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız. Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek duygu değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden, etkili bir şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hale getireceğiz" ifadelerini kullandı. "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor" Gençlerin ve çocukların internetten etkilendikleri kadar televizyonlarda yayınlanan program ve dizilerden de etkilendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şiddetin tırmanmasında bir diğer etken çocuklar üzerinde olumsuz etki uyandıran diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf hatta saygın bir kişi olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor. Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız için taklit riskini büyütüyor. Bakınız biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten iyiliksever, hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil her türlü canlı da istifade etti. Lakin son yıllarda popüler kültürün de etkisiyle kurucu kodlarımıza sahip çıkma noktasında biraz özensiz ve ihmalkar davranıldı. Şu tabloyla iktidarlarımız boyunca defalarca karşılaştık. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan her adımımız ülkemizdeki belli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar. Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi, toplumu korumaya dönük politikaları adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla gözden kaçırıldı. Oysa terazinin bir kefesine özgürlük varsa diğerinde sorumluluk vardır. Mesele bu ikisi arasında altın oranı yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz" Şiddet içerikli program ve dizilerin yerine aileyi merkeze alan programların ve dizilerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız. Tabi burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum; Reyting kaygısı şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti, şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Biz yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insanımız bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor. RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız. Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi için yeni düzenlemeler yaparken bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz" diye konuştu. "Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" Dijital dünyada bir içeriğin birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyaya yönelik yeni tedbirlerin de alınacağını belirterek, "Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde bazen geç kalınabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçilmesi için içerik takibinde tek tek kaldırma mantığıyla değil, hızlı filtreleme araçlarının kullanımı gerekiyor. Aynı şekilde yaş doğrulama kimlik temelli denetim ve VPN ile aşama girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden 15 yaş altı çocuklara sosyal ağı kullanmayı sınırlayan düzeltmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Yine önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü getireceğiz" dedi. "Silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız" Bir diğer konu olan ateşli silahlar meselesinde de yeni adımların atılacağına duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten bir süredir bu sorunun üzerinde kararlılıkla gidiyorduk. Şimdi mevcut yapılanlara ek olarak dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine özellikle silahın çocuk tarafından ele geçirilmesi halinde verilecek cezayı artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız. Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni uygulanabilir etkin ve caydırıcı önlemleri inşallah kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var. Onları inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış, güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri ışıl ışıl, umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Siverekli ve Maraşlı kardeşlerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yavrularımızın ve öğretmenimizin kederli ailelerine Cenab-ı Allah’tan tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 19:21
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, cezadan muaf, hatta saygın biri olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, cezadan muaf, hatta saygın biri olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçeklikle bağını zedeliyor."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
19 Nisan 2026 Pazar- 21:13
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Akdeniz Üniversitesi’nin CAR-T hamlesi anlatıldı
2
18 Nisan 2026 Cumartesi- 14:49
Anket firması Ege’deki sonuçları açıkladı
3
19 Nisan 2026 Pazar- 18:53
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "Biz İsrail gibi değiliz, onlar GKRY ile birlikte Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular"
4
18 Nisan 2026 Cumartesi- 16:38
Başkan Er: "Kayısı Enstitüsü alanını Malatyalılara nefes olacak bir projeyle açacağız"
5
19 Nisan 2026 Pazar- 22:09
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Dünyanın yeni bir yola, yeni bir anlayışa ve yeni bir çıkışa ihtiyacı vardır"
28 Ekim 2025 Salı - 20:13
CHP Genel Başkanı Özel: "CHP bu ülkenin varlığının, birliğinin, bütünlüğünün teminatıdır"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Elmadağ Belediyesi Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’ne katıldı. Ankara Elmadağ Belediyesi Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’ne katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Elmadağlılarla birlikte olmaktan duyduğu memnuniyeti belirterek, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Arkadaşlar, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz’ dediği akşamı birlikte karşılamak; yüreğinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan Elmadağlılarla birlikte olmak için bugün aldığımız bu davete büyük bir memnuniyetle icabet ettik. Şimdiden hepinizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun" ifadelerini kullandı. Özel, Elmadağ’da açılacak ve temeli atılacak projelerin sosyal belediyeciliğe uygun eserler olduğunu belirterek, "Bugün 9 açılış yapmak, 3 de temel atmak üzere buradayız. Ama gerçekten bugün burada açılışı yapılanların her biri övüne övüne bitiremeyeceğimiz, gerçek anlamda hem sosyal belediyeciliğe, sosyal demokrat belediyeciliğe, halkçı belediyeciliğe, dertten anlayan belediyeciliğe, diğer yandan inançlara saygılı, oy aldım almadım ayrımı yapmaksızın tüm mahallelerin beklentilerini karşılayan gerçek bir belediyecilik anlayışına uygun eserler" şeklinde konuştu. "Sosyal yardımları dört ila beş kat oranında arttırdık" Yerel yönetimlerin çalışmalarına ilişkin bilgi veren Özel, "Bugün burada açılışı yapılanlar arasında bir tane de kreş var. Bu açılacak kreş, Türkiye’de açtığımız 781’inci kreş. Ben Yerel Yönetimler Başkanlığımıza bin kreş, 100 tane de öğrenci yurdu hedefi koymuştum. Bugün 781’inci kreşle dönem tamamlanmadan hedeflerimizin yüzde 78’ine ulaştığımızı, yarın Şişli’de açacağım Zübeyde Hanım Kız Öğrenci Yurdu‘yla 77’nci öğrenci yurdumuzu açarak o hedefin de yüzde 77’sinde olduğumuzu büyük bir memnuniyetle takip ediyorum. Kent Lokantası sayımız 153’e çıktı ve Cumhur ittifakından devraldığımız belediyelerde sosyal yardımları dört ila beş kat oranında arttırdık" açıklamasında bulundu. Özel, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayarak, "CHP bu ülkenin varlığının, birliğinin, bütünlüğünün, inanç özgürlüğünün, herkesin istediği gibi yaşamasının, istediği gibi giyinmesinin, istediği gibi ibadet etmesinin, istediği gibi eğlenmesinin teminatıdır. Bütün gençlere söz veriyoruz. CHP iktidarında yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor, söz veriyoruz. Nice Cumhuriyet bayramlarını birlikte kutlamayı, Atatürk’ten emanet Cumhuriyeti, hep beraber sahip çıkacağımız yarınları sizlerle birlikte yaşamanın umuduyla bir kez daha hepinizin Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum. Bayramınız kutlu olsun" dedi. Programa, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katıldı. Özel’in konuşmasının ardından toplu açılış töreni kurdele kesimiyle gerçekleştirildi.
28 Ekim 2025 Salı - 20:01
Bakan Fidan, Irak Egemenlik İttifakı Lideri Hançer’i kabul etti
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak Egemenlik İttifakı Lideri Hamis Hançer’i kabul etti
28 Ekim 2025 Salı - 18:03
Emine Erdoğan "Asya Pasifik Sıfır Atık Uluslararası Seminer Programı"na video mesaj gönderdi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi, Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, "Medeniyet birikiminden beslenen ve sıfır atık ilkelerini temel alan yaşam modellerini bir an önce hayata geçirmeliyiz. Ancak bu sayede verimlilik ilkesiyle yönetilen atığın azaldığı ve geri dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştığı döngüsel şehirler kurabiliriz" dedi. Emine Erdoğan, Endonezya’nın Bali adasında düzenlenen "Asya Pasifik Sıfır Atık Uluslararası Seminer Programı"na video mesaj gönderdi. Gelecek 25 yıl içinde dünya nüfusunun 9,7 milyara ulaşmasının ve bu nüfusun üçte ikisinin şehirlerde yaşamasının öngörüldüğünü belirten Emine Erdoğan, halihazırda dünya genelinde her yıl 2 milyar tondan fazla belediye katı atığının üretildiğini ve 2050’de bu rakamın, 3,8 milyar tona ulaşacağının tahmin edildiğini söyledi. Yönetilmesi neredeyse imkansız bu atık yükünün, insan sağlığını tehdit eden, sera gazı emisyonlarını artıran ve ekonomilere ciddi yükler getiren küresel bir kriz olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, şöyle konuştu: "Üstelik bugün bile 2 milyardan fazla insan, temel atık toplama hizmetine erişemiyor. Bu tablo bizlere açıkça gösteriyor ki sürdürülebilir ve çevre dostu şehirleri mümkün kılacak, köklü bir değişime ihtiyacımız var. Çünkü şehirler, toplumların ruhunu ve değerlerini yansıtan aynalardır. Bugün bu aynalara baktığımızda tüketim kültürünün, tüm toplumların ortak kimliği haline geldiğini görüyoruz. İşte bu yüzden, medeniyet birikiminden beslenen ve sıfır atık ilkelerini temel alan yaşam modellerini bir an önce hayata geçirmeliyiz. Ancak bu sayede verimlilik ilkesiyle yönetilen atığın azaldığı ve geri dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştığı döngüsel şehirler kurabiliriz." "Seminerin, yeni çözümlerin şekillendiği platform olacağına inanıyorum" Yaşanan çevre sorunlarının temelinde doğayı bir ham madde deposu olarak gören anlayışın yattığını belirten Emine Erdoğan, insanlığın, tarih boyunca doğayla ahenkli bir ilişki kurmayı başardığını anımsattı. Erdoğan, şunları kaydetti: "Her toplum, kendi inanç ve medeniyet değerleri çerçevesinde bir çevre ahlakı inşa etmiş, doğaya uyum sağladığı ölçüde hayatta kalmıştır. Bu deneyimden bizlere eşsiz bir çevre kültürü mirası kaldı. Şimdi, bu mirası yeniden hatırlamalı, yerel bilgiyi araştırmalı, korumalı ve çağımızın sorunlarına rehberlik edecek bir bilgelik kaynağına dönüştürmeliyiz. Bizler, BM Sıfır Atık Danışma Kurulu olarak, dünyanın dört bir yanındaki en iyi uygulamaları görünür kılmayı ve bunları yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Bu anlamlı seminerin, gelenekle bilimin buluştuğu ve ilhamını yerel hafızadan alan yeni çözümlerin şekillendiği bir platform olacağına yürekten inanıyorum." Emine Erdoğan, CityNet Genel Sekreteri ve BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Üyesi Vijay Jagannathan’a sıfır atık vizyonuna verdiği güçlü destek ve ortaya koyduğu liderlik için de şükranlarını sundu.
28 Ekim 2025 Salı - 17:18
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramankazan’da BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisi Açılışı ve İlk Yeni Altay Tankları Teslimat Töreni’ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen deprem dolayısıyla Balıkesirlilere geçmiş olsun dileklerini iletti. Erdoğan,"6,1 büyüklüğündeki depremde Allah’a hamdolsun can kaybı yaşanmadı. İkinci sebeplerle yaralanan 26 vatandaşımız ise gerekli tıbbi müdahalelerin ardında taburcu edildi. İçişleri Bakanımız ekibiyle birlikte süratle bölgeye intikal etti, biz de kendisinden gerekli bilgileri aldık ve alıyoruz. Hasar tespit ve yıkılan binaların enkaz kaldırma çalışması devam ediyor. Rabbim ülkemizi her türlü afetten muhafaza eylesin diyorum" dedi. Türk savunma sanayi adına büyük bir heyecanın ve aynı zamanda büyük bir gururun yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemiz savunma sanayine mühendis ve teknisyenlerimize duyduğumuz güvenin boşuna olmadığını, gerek bu tesis, gerekse teslimatı yapılan Altay tankımızla bir kez daha görüyoruz. Savunma sanayimizin gelişmesi, güçlenmesi, tam bağımsızlık hedefine ulaşması için canla, başla çalışan herkese, sektördeki tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Bu uğurda ter döken, şehadete eren kardeşlerime de Cenabı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bilhassa geçen sene 23 Ekim tarihinde TUSAŞ tesislerine yönelik kalleş saldırıda şehit olan vatan evlatlarını rahmetle ve minnetle yad ediyorum" ifadelerini kullandı. "Başkanlığını yaptığım Savunma Sanayi İcra Komitesi’nde alınan kararlar ışığında, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz" diyen Erdoğan, şöyle devam etti: "Bir yandan yeni projeleri, yeni savunma ürünlerini geliştirip devreye alırken, diğer yandan yeni tesislerimizin açılışını yapıyor, yerli ve milli araçlarımızı envanterimize katıyoruz. Bundan 2 ay önce 47 araçtan oluşan sistemler sistemi çelik kubbeyi kahraman ordumuza kazandırmıştık. Aynı şekilde ASELSAN’ımızdaki 14 üretim tesisimizin açılışını yapmış, 1,5 milyar dolar yatarım değerine sahip Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temellerini atmıştık. Bugün de BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Araştırma ve geliştirme merkezleriyle, test alanlarıyla, zırhlı laboratuvarları ve eğitim parkurlarıyla 840 bin metrekarelik alana yayılan bu devasa tesiste inşallah bin 500’ü aşkın nitelikli personelimiz görev yapacak. Robotik kaynak sistemlerinden ileri sensör teknolojilerine, simülasyon altyapısından veri analitiğine kapsamlı bir teknoloji üssü daha savunma ekosistemimize entegre olacak." 63 bin metrekare kapalı alana sahip, seri üretim hattında her ay 8 adet Altay tankıyla muharebe sahasının kalesi olarak tarif edilen 10 adet Altuğ’un imal edileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer savunma ürünlerinde olduğu gibi Altay tanklarından da hedefin özellikle kritik malzemelerde kimseye bağlı olmamak olduğunun altını çizdi. Ambargolara rağmen nasıl bugünkü aşamaya gelindiyse bundan sonraki süreci de başarıyla yürüteceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her zaman söylüyorum, bakın bugün bir kez daha tekrar ediyorum, hedeflerimize giden yolda önümüze çıkan ve çıkartılan engeller bizi sadece yavaşlatır, belki biraz geciktirir, ama menzile varmamıza asla mani olamaz. Ya bir yol bulur, ya bir yol açar eninde sonunda hedeflediğimiz yere ulaşırız. Stratejik önemi fevkalade yüksek bu modern tesisin bizlere hedeflerimize bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum" açıklamasını yaptı. "Şunu bir defa çok net görebiliyoruz: Yeni bir jeopolitik denklem kurulmakta" Küresel ölçekte süregiden askeri, siyasi ve ekonomik rekabetin her geçen gün boyut ve şekil değiştirdiğini, yeni araçları yeni imkanların, yeni kabiliyetlerin bu mücadelenin hem seyrini etkilediğini hem de kapsama alanını genişlettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gümrük vergilerinin teknolojik kırılmaları tetiklediği, enerji politikalarının gıda güvenliğini doğrudan tehdit ettiği hassas bir dönemin içindeyiz. Şunu bir defa çok net görebiliyoruz: Yeni bir jeopolitik denklem kurulmakta. Uluslararası sistem yalnızca kabuk değil, mecra da değiştirmektedir. Sayısı bir elin 5 parmağını geçmeyen güçlerin küresel sistemi donime ettiği düzende ciddi kırılmalar yaşanmaktadır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakın tarihte defalarca şahit olunduğu üzere ne uluslararası kurumların, ne de beynelmilel hukukun insanlara yeterli güveni ve güvenceyi artık vermediğini belirterek, "Haklı olmanın yetmediği, hakkınızı korumak için güçlü olmanız gerektiği bir dünyada yaşadığımız gerçeğiyle sürekli yüzleşiyoruz. Bunu önce 1990’lı yıllarda Bosna’da gördük, daha sonra 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük, en son 70 bin masumun hayatını kaybettiği Gazze soykırımında gördük. Çoğu çocuk ve kadın binlerce, yüz binlerce kardeşimiz buralarda katledildi, toplu kıyıma uğradı, fakat ne uluslararası hukuk, ne de dev bütçeli kurumlar bu zulümlerin ve katliamların önüne geçemedi. Küresel barış ve güvenliği sağlamakla görevli yapılar hiçbir adım atmadı. Bırakın engellemeyi, birçok bölgede eli kanlı zalimleri koruyup kolladılar. Şurası bir gerçek ki, günümüzde onurlu bir şekilde yaşamak istiyorsanız her alanda güçlü olmak, caydırıcı olmak mecburiyetindesiniz. Ekonominizi güçlendirmek, dışa bağımlılığınızı azaltmak, kapasitenizi arttırmak, yani kendi göbeğinizi kendiniz kesmek durumundasınız. Aksi takdirde üzülerek ifade ediyorum, kurtlar sofrasına dönüşen bu yeni düzende kimse kimseye acımaz, gözünün yaşına bakmaz" şeklinde konuştu. Risk ve tehditlerin asimetrik biçimde arttığı bu dönemin farkına en erken varan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İlk günden itibaren değerlendirmelerimizi yaptık, tedbirlerimizi aldık, tabiri caizse dersimize çok iyi çalıştık. Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik. Mazlumun zalime boyun eğmediği, güçlünün güçsüzü ezmediği adil bir dünya için diplomatik, askeri, siyasi, ticari ve ekonomik tüm imkânlarımızı seferber ettik. En sıkıntılı zamanlarında dostlarımızın yardımına koştuk. Kardeşlerimizin yaralarını sardık. Türkiye’ye nerede ihtiyaç duyulduysa, imkânlarımız ölçüsünde elimizden geleni hiçbir bagaj taşımadan yapmaya gayret ettik. Bununla birlikte muhannete muhtaç olmamak için de kendi teknolojimizi kendimiz üretmeye başladık" diye konuştu. "Savunma sanayinde yüzde 20’yi bile üretemiyorduk ama şimdi yüzde 80’i yakaladık" Savunma sanayinde devletin desteği, özel sektörün dinamizmiyle birleşince son yıllarda büyük bir ivme yakalandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şöyle sözleri bir 20 yıl, 25 yıl geriye götürmek istiyorum. Ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk? Toplu iğne, silahtan bahsetmiyorum, hayır. Ama şu anda hamdolsun silahlarını üreten bir Türkiye var. Savunma sanayinde yüzde 20’yi bile üretemiyorduk ama şimdi yüzde 80’i yakaladık. İnsansız hava araçları, nerede, böyle bir imkânımız var mıydı? Yok. Ama şimdi insansız hava araçlarını üreten, silahlı insansız hava araçlarını üreten, Akıncı’sını üreten bir Türkiye var. Son teknolojiye sahip hava, kara, deniz araçlarımızla destan yazmaya devam ediyoruz. Artık yalnızca takip eden değil, takip edilen bir devletiz. Modern silah sistemlerinden kompleks koruma paketlerine, sürüş destek modüllerinden elektronik harp altyapısına kadar her hamlesi, her ürünü merakla beklenen bir ülkeyiz" dedi. Sektördeki 3 bin 500’ü aşkın savunma sanayi şirketi, 100 binin üzerindeki nitelikli personelin arı gibi çalışarak, küresel barış, huzur ve güvenliğe doğrudan katkı yapmayı sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dışa bağımlılık oranımız -az önce ifade ettim- yüzde 80’in üzerindeydi, şimdi artık yüzde 20 bile değil. Güvenlik güçlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını yerli ve milli savunma araç ve ekipmanlarımızla temin ediyoruz" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde bin 400’ün üzerinde proje olduğunu, Türkiye’nin İHA ve SİHA alanında dünyanın en başarılı ilk 3 ülkesi arasında yer aldığını, belirterek, halihazırda dünyadaki en büyük 11. savunma ihracatçısı olunduğunu aktardı. Türkiye’nin 2024’te dünya ihracat pazarında yüzde 65’le yerini aldığını dünya genelinde satılan her 100 insansız hava aracından 65’ini Türkiye’nin tedarik ettiğini, tam 180 ülkeye ürün ihraç ettiklerini bildirdi. 2025’te bu sayının daha da artacağını öngördüklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu rakamları daha da artırmak, çeşitlendirmek, detaylandırmak mümkün. Geçmişte haksız uygulamalara, çifte standartlara, baskı ve ambargolara maruz kalmış bir ülke olarak kaybettiğimiz zamanı telafi etmeyi başardık. Bunu da ana muhalefetin temsilcisi olduğu, komplekslerini bir türlü yenemeyen kifayetsizlerin engelleme girişimlerine rağmen yaptık. Ne diyorlardı? Onlar yapamasın diyorlardı. Biz ’yaparsa bu ülkenin evlatları yapar’ dedik ve yola koyulduk. Genç mühendislerimize, genç kardeşlerimize, bu ülkenin genç beyinlerine inandık. Onlara güvendik. ’Boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın. Başımızı belaya sokmayın’ diyenlere rağmen yaptık. ’Siz teknolojiden ne anlarsınız? Oturun oturduğunuz yerde’ diyenlere rağmen bütün bunları başardık. Yoksa biz de bizden öncekiler gibi davranabilir, hiçbir riske girmeden statükonun konforlu alanında iktidarımızı rahatça sürdürebilirdik. Ama biz bu düzene itiraz ettik. Bu bağımlılık ilişkisine baş kaldırdık. Kelimenin tam anlamıyla, kelle koltukta bir mücadeleyle hamdolsun sadece 23 yılda dünyanın gıptayla baktığı, kimilerinin sevinçle kimilerinin de endişeyle takip ettiği bir savunma ekosistemini ülkemizde inşa ettik. Tabii burada şunu da ifade etmek durumundayım. Savunma sanayimize yaptığımız bütün yatırımların gerçek değeri inşallah gelecek yıllarda çok daha iyi anlaşılacak.Bugün muhalefetin küçümsediği, itibarsızlaştırmak için her yolu denediği projelerin neye tekabül ettiğini bizden sonraki nesiller daha net görecekler" ifadelerini kullandı. "Altay tanklarımızın ilkini bugün kahraman ordumuza teslim etmenin gururunu yaşıyoruz" Ulaşılan noktayı asla yeterli bulmadıklarını belirten Erdoğan, "Şu Altay tanklarını bugün burada görüyoruz. Yeterli mi? Bize göre yeterli değil. Biz çok daha ileri teknolojiyi yakalamak durumundayız. Bu Alman teknolojisiydi. Biz şimdi onu çok daha ileri taşıdık. Bugün burada olduğu gibi büyük bir kararlılıkla hamlelerimize devam ediyoruz. 1,5 milyon mühendislik saatiyle, 35 bin kilometreyi kapsayan test süreciyle, 3 bin 700 fiili atışla tüm aşamaları geçen Altay tanklarımızın ilkini bugün kahraman ordumuza teslim etmenin gururunu yaşıyoruz. Güncel muharebe ortamına en yüksek düzeyde adapte olmak üzere yeni sistemlerle donatılan Altay tankımız, en zorlu çevre koşullarına uygun olarak geliştirildi. Gerek atış gücü gerek devamlılık gerekse mobilite kabiliyetlerine dönük testleri hamdolsun başarıyla tamamladı" değerlendirmesini yaptı. Bu yıl başlatılan teslimatı önümüzdeki senelerde daha da artan sayılarla gerçekleştireceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Takip eden partilerde ise yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz Batu Güç Grubu ile birlikte Altay tanklarımızı ordumuzun envanterine katacağız. Altay’la birlikte Leopar 2A4 modernizasyon projemizin de teslimini önümüzdeki sene yapacağız. Dost ve müttefik ülkelerin de yoğun ilgisiyle Altay yurt dışı pazarlarda Türk savunma sanayisinin etki ve görünürlüğüne önemli bir katkı sunacak. Şunu da özellikle belirtmek istiyorum. Altay’la birlikte tank teknolojisinde yeni bir dönemin kapılarını ardına kadar açmış oluyoruz. Altay’ın üretim ve geliştirme sürecinde edindiğimiz tecrübeyle, dijital kontrol sistemlerinden yapay zeka destekli karar alma yapılarına, otonom hareket yeteneklerinden ileri koruma sistemlerine büyük bir yetkinlik kazandık. Bu birikimi en iyi şekilde değerlendirecek, gelecekte dünya sahnesine çıkaracağımız yeni ürünlerimizi inşallah daha da geliştireceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisimizin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Teslimatını yaptığımız Altay tankımızın Peygamber ocağımızın güç ve caydırıcılığına katkı yapmasını temenni ediyorum. Bu eserleri ordumuza ve milletimize kazandıran BMC firmamıza, Savunma Sanayi Başkanlığımıza, tesisin yapımında emeği geçen her bir kardeşime, bilhassa da proje ortaklarımız Katar’a canıgönülden teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC’in Kahramankazan’daki üretim tesislerini üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan özel üretim TOGG’la gezdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, TOGG’un direksiyonuna geçen BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı gezdirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Al Sani, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, SSB Başkanı Haluk Görgün ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, TÜGVA İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tesis ziyaretinde eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından tören alanında savunma sanayi ürünlerinin geçit törenini izledi. TSK envanterinde olan birçok araç tören alanında özel parkurda gösteriler yaptı.
28 Ekim 2025 Salı - 16:54
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçit töreninde zırhlı araçların gösterisini izledi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramankazan’da BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisi Açılışı ve İlk Yeni Altay Tankları teslimat Töreni’ne katıldı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında Balıkesir Sındırgı ilçesinde meydana gelen deprem dolayısıyla Balıkesirlilere geçmiş olsun dileklerini iletti. Erdoğan,"6,1 büyüklüğündeki depremde Allah’a hamdolsun can kaybı yaşanmadı. İkinci sebeplerle yaralanan 26 vatandaşımız ise gerekli tıbbi müdahalelerin ardında taburcu edildi. İçişleri Bakanımız ekibiyle birlikte süratle bölgeye intikal etti, biz de kendisinden gerekli bilgileri aldık ve alıyoruz. Hasar tespit ve yıkılan binaların enkaz kaldırma çalışması devam ediyor. Rabbim ülkemizi her türlü afetten muhafaza eylesin diyorum" dedi.Türk savunma sanayi adına büyük bir heyecanı ve aynı zamanda büyük bir gururun yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ülkemiz savunma sanayine mühendis ve teknisyenlerimize duyduğumuz güvenin boşuna olmadığını, gerek bu tesis, gerekse teslimatı yapılan Altay tankımızla bir kez daha görüyoruz. Savunma sanayimizin gelişmesi, güçlenmesi, tam bağımsızlık hedefine ulaşması için canla, başla çalışan herkese, sektördeki tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.Bu uğurda ter döken, şahadete eren kardeşlerime de Cenabı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bilhassa geçen sene 23 Ekim tarihinde TUSAŞ tesislerine yönelik kalleş saldırıda şehit olan vatan evlatlarını rahmetle ve minnetle yad ediyorum" ifadelerini kullandı.Başkanlığını yaptığım Savunma Sanayi İcra Komitesi’nde alınan kararlar ışığında, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bir yandan yeni projeleri, yeni savunma ürünlerini geliştirip devreye alırken, diğer yandan yeni tesislerimizin açılışını yapıyor, yerli ve milli araçlarımızı envanterimize katıyoruz.Bundan 2 ay önce 47 araçtan oluşan sistemler sistemi çelik kubbeyi kahraman Ordumuza kazandırmıştık. Aynı şekilde ASELSAN’ımızdaki 14 üretim tesisimizin açılışını yapmış, 1,5 milyar dolar yatarım değerine sahip Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temellerini atmıştık. Bugün de BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Araştırma ve geliştirme merkezleriyle, test alanlarıyla, zırhlı laboratuvarları ve eğitim parkurlarıyla 840 bin metrekarelik alana yayılan bu devasa tesiste inşallah 1500’ü aşkın nitelikli personelimiz görev yapacak. Robotik kaynak sistemlerinden ileri sensör teknolojilerine, simülasyon altyapısından veri analitiğine kapsamlı bir teknoloji üssü daha savunma ekosistemimize entegre olacak" diye konuştu.63 bin metrekare kapalı alana sahip, seri üretim hattında her ay 8 adet Altay tankıyla muharebe sahasının kalesi olarak tarif edilen 10 adet Altuğ’un imal edileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer savunma ürünlerinde olduğu gibi Altay tanklarından da hedefin özellikle kritik malzemelerde kimseye bağlı olmamak olduğunun altını çizdi..Ambargolara rağmen nasıl bugünkü aşamaya gelindiyse bundan sonraki süreci de başarıyla yürüteceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Her zaman söylüyorum, bakın bugün bir kez daha tekrar ediyorum, hedeflerimize giden yolda önümüze çıkan ve çıkartılan engeller bizi sadece yavaşlatır, belki biraz geciktirir, ama menzile varmamıza asla mani olamaz. Ya bir yol bulur, ya bir yol açar eninde sonunda hedeflediğimiz yere ulaşırız. Stratejik önemi fevkalade yüksek bu modern tesisin bizlere hedeflerimize bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum" açıklamasını yaptı.Küresel ölçekte süregiden askeri, siyasi ve ekonomik rekabetin her geçen gün boyut ve şekil değiştirdiğini, yeni araçları yeni imkanların, yeni kabiliyetlerin bu mücadelenin hem seyrini etkilediğini hem de kapsama alanını genişlettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan," Gümrük vergilerinin teknolojik kırılmaları tetiklediği, enerji politikalarının gıda güvenliğini doğrudan tehdit ettiği hassas bir dönemin içindeyiz. Şunu bir defa çok net görebiliyoruz: Yeni bir jeopolitik denklem kurulmakta. Uluslararası sistem yalnızca kabuk değil, mecra da değiştirmektedir. Sayısı bir elin 5 parmağını geçmeyen güçlerin küresel sistemi donime ettiği düzende ciddi kırılmalar yaşanmaktadır" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakın tarihte defalarca şahit olunduğu üzere ne uluslararası kurumların, ne de beynelmilel hukukun insanlara yeterli güveni ve güvenceyi artık vermediğini belirterek," Haklı olmanın yetmediği, hakkınızı korumak için güçlü olmanız gerektiği bir dünyada yaşadığımız gerçeğiyle sürekli yüzleşiyoruz. Bunu önce 1990’lı yıllarda Bosna’da gördük, daha sonra 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük, en son 70 bin masumun hayatını kaybettiği Gazze soykırımında gördük. Çoğu çocuk ve kadın binlerce, yüz binlerce kardeşimiz buralarda katledildi, toplu kıyıma uğradı, fakat ne uluslararası hukuk, ne de dev bütçeli kurumlar bu zulümlerin ve katliamların önüne geçemedi. Küresel barış ve güvenliği sağlamakla görevli yapılar hiçbir adım atmadı. Bırakın engellemeyi, birçok bölgede eli kanlı zalimleri koruyup kolladılar. Şurası bir gerçek ki, günümüzde onurlu bir şekilde yaşamak istiyorsanız her alanda güçlü olmak, caydırıcı olmak mecburiyetindesiniz. Ekonominizi güçlendirmek, dışa bağımlılığınızı azaltmak, kapasitenizi arttırmak, yani kendi göbeğinizi kendiniz kesmek durumundasınız. Aksi takdirde üzülerek ifade ediyorum, kurtlar sofrasına dönüşen bu yeni düzende kimse kimseye acımaz, gözünün yaşına bakmaz" şeklinde konuştu.Risk ve tehditlerin asimetrik biçimde arttığı bu dönemin farkına en erken varan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İlk günden itibaren değerlendirmelerimizi yaptık, tedbirlerimizi aldık, tabiri caizse dersimize çok iyi çalıştık. Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik. Mazlumun zalime boyun eğmediği, güçlünün güçsüzü ezmediği adil bir dünya için diplomatik, askeri, siyasi, ticari ve ekonomik tüm imkânlarımızı seferber ettik. En sıkıntılı zamanlarında dostlarımızın yardımına koştuk. Kardeşlerimizin yaralarını sardık. Türkiye’ye nerede ihtiyaç duyulduysa, imkânlarımız ölçüsünde elimizden geleni hiçbir bagaj taşımadan yapmaya gayret ettik. Bununla birlikte muhannete muhtaç olmamak için de kendi teknolojimizi kendimiz üretmeye başladık" açıklamasını yaptı.Savunma sanayinde devletin desteği, özel sektörün dinamizmiyle birleşince son yıllarda büyük bir ivme yakalandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan," Şöyle sözleri bir 20 yıl, 25 yıl geriye götürmek istiyorum. Ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk? Toplu iğne, silahtan bahsetmiyorum, hayır. Ama şu anda hamdolsun silahlarını üreten bir Türkiye var. Savunma sanayinde yüzde 20’yi bile üretemiyorduk, ama şimdi yüzde 80’i yakaladık. İnsansız hava araçları, nerede, böyle bir imkânımız var mıydı? Yok. Ama şimdi insansız hava araçlarını üreten, silahlı insansız hava araçlarını üreten, Akıncı’sını üreten bir Türkiye var. Son teknolojiye sahip hava, kara, deniz araçlarımızla destan yazmaya devam ediyoruz. Artık yalnızca takip eden değil, takip edilen bir devletiz. Modern silah sistemlerinden kompleks koruma paketlerine, sürüş destek modüllerinden elektronik harp altyapısına kadar her hamlesi, her ürünü merakla beklenen bir ülkeyiz" dedi.Sektördeki 3 bin 500’ü aşkın savunma sanayi şirketi, 100 binin üzerindeki nitelikli personelin arı gibi çalışarak, küresel barış, huzur ve güvenliğe doğrudan katkı yapmayı sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan," Dışa bağımlılık oranımız -az önce ifade ettim- yüzde 80’in üzerindeydi, şimdi artık yüzde 20 bile değil. Güvenlik güçlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını yerli ve milli savunma araç ve ekipmanlarımızla temin ediyoruz" şeklinde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde bin 400’ün üzerinde proje olduğunu, Türkiye’nin İHA ve SİHA alanında dünyanın en başarılı ilk 3 ülkesi arasında yer aldığını, belirterek, Halihazırda dünyadaki en büyük 11. savunma ihracatçısı olunduğunu belirtti.Türkiye’nin 2024’te dünya ihracat pazarında yüzde 65’le yerini aldığını dünya genelinde satılan her 100 insansız hava aracından 65’ini Türkiye’nin tedarik ettiğini, tam 180 ülkeye ürün ihraç ettiklerini bildirdi.2025’te bu sayının daha da artacağını öngördüklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu rakamları daha da artırmak, çeşitlendirmek, detaylandırmak mümkün. Geçmişte haksız uygulamalara, çifte standartlara, baskı ve ambargolara maruz kalmış bir ülke olarak kaybettiğimiz zamanı telafi etmeyi başardık. Bunu da ana muhalefetin temsilcisi olduğu, komplekslerini bir türlü yenemeyen kifayetsizlerin engelleme girişimlerine rağmen yaptık.Ne diyorlardı? Onlar yapamasın diyorlardı. Biz ’yaparsa bu ülkenin evlatları yapar’ dedik ve yola koyulduk. Genç mühendislerimize, genç kardeşlerimize, bu ülkenin genç beyinlerine inandık. Onlara güvendik. "Boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın. Başımızı belaya sokmayın" diyenlere rağmen yaptık" ifadelerini kullandı.""Siz teknolojiden ne anlarsınız? Oturun oturduğunuz yerde" diyenlere rağmen bütün bunları başardık. " diyen Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü;"Yoksa biz de bizden öncekiler gibi davranabilir, hiçbir riske girmeden statükonun konforlu alanında iktidarımızı rahatça sürdürebilirdik. Ama biz bu düzene itiraz ettik. Bu bağımlılık ilişkisine baş kaldırdık. Kelimenin tam anlamıyla, kelle koltukta bir mücadeleyle hamdolsun sadece 23 yılda dünyanın gıptayla baktığı, kimilerinin sevinçle kimilerinin de endişeyle takip ettiği bir savunma ekosistemini ülkemizde inşa ettik. Tabii burada şunu da ifade etmek durumundayım. Savunma sanayimize yaptığımız bütün yatırımların gerçek değeri inşallah gelecek yıllarda çok daha iyi anlaşılacak.Bugün muhalefetin küçümsediği itibarsızlaştırmak için her yolu denediği projelerin neye tekabül ettiğini bizden sonraki nesiller daha net görecekler" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan," Biz ulaştığımız noktayı asla yeterli bulmuyoruz. Şu Altay tanklarını bugün burada görüyoruz. Yeterli mi? Bize göre yeterli değil. Biz çok daha ileri teknolojiyi yakalamak durumundayız." Bu Alman teknolojisiydi. Biz şimdi onu çok daha ileri taşıdık. Bugün burada olduğu gibi büyük bir kararlılıkla hamlelerimize devam ediyoruz.1,5 milyon mühendislik saatiyle, 35 bin kilometreyi kapsayan test süreciyle, 3 bin 700 fiili atışla tüm aşamaları geçen Altay tanklarımızın ilkini bugün kahraman ordumuza teslim etmenin gururunu yaşıyoruz. Güncel muharebe ortamına en yüksek düzeyde adapte olmak üzere yeni sistemlerle donatılan Altay tankımız, en zorlu çevre koşullarına uygun olarak geliştirildi. Gerek atış gücü gerek devamlılık gerekse mobilite kabiliyetlerine dönük testleri hamdolsun başarıyla tamamladı"değerlendirmesini yaptı.Bu yıl başlatılan teslimatı önümüzdeki senelerde daha da artan sayılarla gerçekleştireceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan," Takip eden partilerde ise yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz Batu Güç Grubu ile birlikte Altay tanklarımızı ordumuzun envanterine katacağız. Altay’la birlikte Leopar 2A4 modernizasyon projemizin de teslimini önümüzdeki sene yapacağız.Dost ve müttefik ülkelerin de yoğun ilgisiyle Altay yurt dışı pazarlarda Türk savunma sanayisinin etki ve görünürlüğüne önemli bir katkı sunacak.Şunu da özellikle belirtmek istiyorum. Altay’la birlikte tank teknolojisinde yeni bir dönemin kapılarını ardına kadar açmış oluyoruz. Altay’ın üretim ve geliştirme sürecinde edindiğimiz tecrübeyle, dijital kontrol sistemlerinden yapay zeka destekli karar alma yapılarına, otonom hareket yeteneklerinden ileri koruma sistemlerine büyük bir yetkinlik kazandık. Bu birikimi en iyi şekilde değerlendirecek, gelecekte dünya sahnesine çıkaracağımız yeni ürünlerimizi inşallah daha da geliştireceğiz.Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle BMC Ankara tank ve yeni nesil zırhlı araçlar üretim tesisimizin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Teslimatını yaptığımız Altay tankımızın Peygamber ocağımızın güç ve caydırıcılığına katkı yapmasını temenni ediyorum. Bu eserleri ordumuza ve milletimize kazandıran BMC firmamıza savunma sanayi başkanlığımıza tesisin yapımında emeği geçen her bir kardeşime bilhassa da proje ortaklarımız Katar’a canı gönülden teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC’in Kahramankazan’daki üretim tesislerini üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan özel üretim TOGG’la gezdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, TOGG’un direksiyonuna geçen BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı gezdirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Al Sani, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, SSB Başkanı Haluk Görgün ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı TÜGVA İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tesis ziyaretinde eşlik etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından töreni alanında Savunma Sanayi ürünlerinin geçit törenini izledi. TSK envanterinde olan bir çok araç tören alanında özel parkurda gösteriler yaptı.
28 Ekim 2025 Salı - 16:52
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisi için resmi açılış törenine katıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramankazan’da BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisi Açılışı ve İlk Yeni Altay Tankları teslimat Töreni’ne katıldı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında Balıkesir Sındırgı ilçesinde meydana gelen deprem dolayısıyla Balıkesirlilere geçmiş olsun dileklerini iletti. Erdoğan,"6,1 büyüklüğündeki depremde Allah’a hamdolsun can kaybı yaşanmadı. İkinci sebeplerle yaralanan 26 vatandaşımız ise gerekli tıbbi müdahalelerin ardında taburcu edildi. İçişleri Bakanımız ekibiyle birlikte süratle bölgeye intikal etti, biz de kendisinden gerekli bilgileri aldık ve alıyoruz. Hasar tespit ve yıkılan binaların enkaz kaldırma çalışması devam ediyor. Rabbim ülkemizi her türlü afetten muhafaza eylesin diyorum" dedi.Türk savunma sanayi adına büyük bir heyecanı ve aynı zamanda büyük bir gururun yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ülkemiz savunma sanayine mühendis ve teknisyenlerimize duyduğumuz güvenin boşuna olmadığını, gerek bu tesis, gerekse teslimatı yapılan Altay tankımızla bir kez daha görüyoruz. Savunma sanayimizin gelişmesi, güçlenmesi, tam bağımsızlık hedefine ulaşması için canla, başla çalışan herkese, sektördeki tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.Bu uğurda ter döken, şahadete eren kardeşlerime de Cenabı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bilhassa geçen sene 23 Ekim tarihinde TUSAŞ tesislerine yönelik kalleş saldırıda şehit olan vatan evlatlarını rahmetle ve minnetle yad ediyorum" ifadelerini kullandı.Başkanlığını yaptığım Savunma Sanayi İcra Komitesi’nde alınan kararlar ışığında, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bir yandan yeni projeleri, yeni savunma ürünlerini geliştirip devreye alırken, diğer yandan yeni tesislerimizin açılışını yapıyor, yerli ve milli araçlarımızı envanterimize katıyoruz.Bundan 2 ay önce 47 araçtan oluşan sistemler sistemi çelik kubbeyi kahraman Ordumuza kazandırmıştık. Aynı şekilde ASELSAN’ımızdaki 14 üretim tesisimizin açılışını yapmış, 1,5 milyar dolar yatarım değerine sahip Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temellerini atmıştık. Bugün de BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Araştırma ve geliştirme merkezleriyle, test alanlarıyla, zırhlı laboratuvarları ve eğitim parkurlarıyla 840 bin metrekarelik alana yayılan bu devasa tesiste inşallah 1500’ü aşkın nitelikli personelimiz görev yapacak. Robotik kaynak sistemlerinden ileri sensör teknolojilerine, simülasyon altyapısından veri analitiğine kapsamlı bir teknoloji üssü daha savunma ekosistemimize entegre olacak" diye konuştu.63 bin metrekare kapalı alana sahip, seri üretim hattında her ay 8 adet Altay tankıyla muharebe sahasının kalesi olarak tarif edilen 10 adet Altuğ’un imal edileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer savunma ürünlerinde olduğu gibi Altay tanklarından da hedefin özellikle kritik malzemelerde kimseye bağlı olmamak olduğunun altını çizdi..Ambargolara rağmen nasıl bugünkü aşamaya gelindiyse bundan sonraki süreci de başarıyla yürüteceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Her zaman söylüyorum, bakın bugün bir kez daha tekrar ediyorum, hedeflerimize giden yolda önümüze çıkan ve çıkartılan engeller bizi sadece yavaşlatır, belki biraz geciktirir, ama menzile varmamıza asla mani olamaz. Ya bir yol bulur, ya bir yol açar eninde sonunda hedeflediğimiz yere ulaşırız. Stratejik önemi fevkalade yüksek bu modern tesisin bizlere hedeflerimize bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum" açıklamasını yaptı.Küresel ölçekte süregiden askeri, siyasi ve ekonomik rekabetin her geçen gün boyut ve şekil değiştirdiğini, yeni araçları yeni imkanların, yeni kabiliyetlerin bu mücadelenin hem seyrini etkilediğini hem de kapsama alanını genişlettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan," Gümrük vergilerinin teknolojik kırılmaları tetiklediği, enerji politikalarının gıda güvenliğini doğrudan tehdit ettiği hassas bir dönemin içindeyiz. Şunu bir defa çok net görebiliyoruz: Yeni bir jeopolitik denklem kurulmakta. Uluslararası sistem yalnızca kabuk değil, mecra da değiştirmektedir. Sayısı bir elin 5 parmağını geçmeyen güçlerin küresel sistemi donime ettiği düzende ciddi kırılmalar yaşanmaktadır" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakın tarihte defalarca şahit olunduğu üzere ne uluslararası kurumların, ne de beynelmilel hukukun insanlara yeterli güveni ve güvenceyi artık vermediğini belirterek," Haklı olmanın yetmediği, hakkınızı korumak için güçlü olmanız gerektiği bir dünyada yaşadığımız gerçeğiyle sürekli yüzleşiyoruz. Bunu önce 1990’lı yıllarda Bosna’da gördük, daha sonra 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük, en son 70 bin masumun hayatını kaybettiği Gazze soykırımında gördük. Çoğu çocuk ve kadın binlerce, yüz binlerce kardeşimiz buralarda katledildi, toplu kıyıma uğradı, fakat ne uluslararası hukuk, ne de dev bütçeli kurumlar bu zulümlerin ve katliamların önüne geçemedi. Küresel barış ve güvenliği sağlamakla görevli yapılar hiçbir adım atmadı. Bırakın engellemeyi, birçok bölgede eli kanlı zalimleri koruyup kolladılar. Şurası bir gerçek ki, günümüzde onurlu bir şekilde yaşamak istiyorsanız her alanda güçlü olmak, caydırıcı olmak mecburiyetindesiniz. Ekonominizi güçlendirmek, dışa bağımlılığınızı azaltmak, kapasitenizi arttırmak, yani kendi göbeğinizi kendiniz kesmek durumundasınız. Aksi takdirde üzülerek ifade ediyorum, kurtlar sofrasına dönüşen bu yeni düzende kimse kimseye acımaz, gözünün yaşına bakmaz" şeklinde konuştu.Risk ve tehditlerin asimetrik biçimde arttığı bu dönemin farkına en erken varan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İlk günden itibaren değerlendirmelerimizi yaptık, tedbirlerimizi aldık, tabiri caizse dersimize çok iyi çalıştık. Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik. Mazlumun zalime boyun eğmediği, güçlünün güçsüzü ezmediği adil bir dünya için diplomatik, askeri, siyasi, ticari ve ekonomik tüm imkânlarımızı seferber ettik. En sıkıntılı zamanlarında dostlarımızın yardımına koştuk. Kardeşlerimizin yaralarını sardık. Türkiye’ye nerede ihtiyaç duyulduysa, imkânlarımız ölçüsünde elimizden geleni hiçbir bagaj taşımadan yapmaya gayret ettik. Bununla birlikte muhannete muhtaç olmamak için de kendi teknolojimizi kendimiz üretmeye başladık" açıklamasını yaptı.Savunma sanayinde devletin desteği, özel sektörün dinamizmiyle birleşince son yıllarda büyük bir ivme yakalandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan," Şöyle sözleri bir 20 yıl, 25 yıl geriye götürmek istiyorum. Ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk? Toplu iğne, silahtan bahsetmiyorum, hayır. Ama şu anda hamdolsun silahlarını üreten bir Türkiye var. Savunma sanayinde yüzde 20’yi bile üretemiyorduk, ama şimdi yüzde 80’i yakaladık. İnsansız hava araçları, nerede, böyle bir imkânımız var mıydı? Yok. Ama şimdi insansız hava araçlarını üreten, silahlı insansız hava araçlarını üreten, Akıncı’sını üreten bir Türkiye var. Son teknolojiye sahip hava, kara, deniz araçlarımızla destan yazmaya devam ediyoruz. Artık yalnızca takip eden değil, takip edilen bir devletiz. Modern silah sistemlerinden kompleks koruma paketlerine, sürüş destek modüllerinden elektronik harp altyapısına kadar her hamlesi, her ürünü merakla beklenen bir ülkeyiz" dedi.Sektördeki 3 bin 500’ü aşkın savunma sanayi şirketi, 100 binin üzerindeki nitelikli personelin arı gibi çalışarak, küresel barış, huzur ve güvenliğe doğrudan katkı yapmayı sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan," Dışa bağımlılık oranımız -az önce ifade ettim- yüzde 80’in üzerindeydi, şimdi artık yüzde 20 bile değil. Güvenlik güçlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını yerli ve milli savunma araç ve ekipmanlarımızla temin ediyoruz" şeklinde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde bin 400’ün üzerinde proje olduğunu, Türkiye’nin İHA ve SİHA alanında dünyanın en başarılı ilk 3 ülkesi arasında yer aldığını, belirterek, Halihazırda dünyadaki en büyük 11. savunma ihracatçısı olunduğunu belirtti.Türkiye’nin 2024’te dünya ihracat pazarında yüzde 65’le yerini aldığını dünya genelinde satılan her 100 insansız hava aracından 65’ini Türkiye’nin tedarik ettiğini, tam 180 ülkeye ürün ihraç ettiklerini bildirdi.2025’te bu sayının daha da artacağını öngördüklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu rakamları daha da artırmak, çeşitlendirmek, detaylandırmak mümkün. Geçmişte haksız uygulamalara, çifte standartlara, baskı ve ambargolara maruz kalmış bir ülke olarak kaybettiğimiz zamanı telafi etmeyi başardık. Bunu da ana muhalefetin temsilcisi olduğu, komplekslerini bir türlü yenemeyen kifayetsizlerin engelleme girişimlerine rağmen yaptık.Ne diyorlardı? Onlar yapamasın diyorlardı. Biz ’yaparsa bu ülkenin evlatları yapar’ dedik ve yola koyulduk. Genç mühendislerimize, genç kardeşlerimize, bu ülkenin genç beyinlerine inandık. Onlara güvendik. "Boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın. Başımızı belaya sokmayın" diyenlere rağmen yaptık" ifadelerini kullandı.""Siz teknolojiden ne anlarsınız? Oturun oturduğunuz yerde" diyenlere rağmen bütün bunları başardık. " diyen Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü;"Yoksa biz de bizden öncekiler gibi davranabilir, hiçbir riske girmeden statükonun konforlu alanında iktidarımızı rahatça sürdürebilirdik. Ama biz bu düzene itiraz ettik. Bu bağımlılık ilişkisine baş kaldırdık. Kelimenin tam anlamıyla, kelle koltukta bir mücadeleyle hamdolsun sadece 23 yılda dünyanın gıptayla baktığı, kimilerinin sevinçle kimilerinin de endişeyle takip ettiği bir savunma ekosistemini ülkemizde inşa ettik. Tabii burada şunu da ifade etmek durumundayım. Savunma sanayimize yaptığımız bütün yatırımların gerçek değeri inşallah gelecek yıllarda çok daha iyi anlaşılacak.Bugün muhalefetin küçümsediği itibarsızlaştırmak için her yolu denediği projelerin neye tekabül ettiğini bizden sonraki nesiller daha net görecekler" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan," Biz ulaştığımız noktayı asla yeterli bulmuyoruz. Şu Altay tanklarını bugün burada görüyoruz. Yeterli mi? Bize göre yeterli değil. Biz çok daha ileri teknolojiyi yakalamak durumundayız." Bu Alman teknolojisiydi. Biz şimdi onu çok daha ileri taşıdık. Bugün burada olduğu gibi büyük bir kararlılıkla hamlelerimize devam ediyoruz.1,5 milyon mühendislik saatiyle, 35 bin kilometreyi kapsayan test süreciyle, 3 bin 700 fiili atışla tüm aşamaları geçen Altay tanklarımızın ilkini bugün kahraman ordumuza teslim etmenin gururunu yaşıyoruz. Güncel muharebe ortamına en yüksek düzeyde adapte olmak üzere yeni sistemlerle donatılan Altay tankımız, en zorlu çevre koşullarına uygun olarak geliştirildi. Gerek atış gücü gerek devamlılık gerekse mobilite kabiliyetlerine dönük testleri hamdolsun başarıyla tamamladı"değerlendirmesini yaptı.Bu yıl başlatılan teslimatı önümüzdeki senelerde daha da artan sayılarla gerçekleştireceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan," Takip eden partilerde ise yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz Batu Güç Grubu ile birlikte Altay tanklarımızı ordumuzun envanterine katacağız. Altay’la birlikte Leopar 2A4 modernizasyon projemizin de teslimini önümüzdeki sene yapacağız.Dost ve müttefik ülkelerin de yoğun ilgisiyle Altay yurt dışı pazarlarda Türk savunma sanayisinin etki ve görünürlüğüne önemli bir katkı sunacak.Şunu da özellikle belirtmek istiyorum. Altay’la birlikte tank teknolojisinde yeni bir dönemin kapılarını ardına kadar açmış oluyoruz. Altay’ın üretim ve geliştirme sürecinde edindiğimiz tecrübeyle, dijital kontrol sistemlerinden yapay zeka destekli karar alma yapılarına, otonom hareket yeteneklerinden ileri koruma sistemlerine büyük bir yetkinlik kazandık. Bu birikimi en iyi şekilde değerlendirecek, gelecekte dünya sahnesine çıkaracağımız yeni ürünlerimizi inşallah daha da geliştireceğiz.Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle BMC Ankara tank ve yeni nesil zırhlı araçlar üretim tesisimizin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Teslimatını yaptığımız Altay tankımızın Peygamber ocağımızın güç ve caydırıcılığına katkı yapmasını temenni ediyorum. Bu eserleri ordumuza ve milletimize kazandıran BMC firmamıza savunma sanayi başkanlığımıza tesisin yapımında emeği geçen her bir kardeşime bilhassa da proje ortaklarımız Katar’a canı gönülden teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC’in Kahramankazan’daki üretim tesislerini üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan özel üretim TOGG’la gezdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, TOGG’un direksiyonuna geçen BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı gezdirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Al Sani, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, SSB Başkanı Haluk Görgün ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı TÜGVA İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tesis ziyaretinde eşlik etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından töreni alanında Savunma Sanayi ürünlerinin geçit törenini izledi. TSK envanterinde olan bir çok araç tören alanında özel parkurda gösteriler yaptı.
28 Ekim 2025 Salı - 16:51
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sizi 25 yıl geriye götürmek istiyorum. Ülkemizde bir toplu iğne üretemiyorduk. Ama şuanda hamd olsun silahların üreten bir Türkiye var"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramankazan’da BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisi Açılışı ve İlk Yeni Altay Tankları teslimat Töreni’ne katıldı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında Balıkesir Sındırgı ilçesinde meydana gelen deprem dolayısıyla Balıkesirlilere geçmiş olsun dileklerini iletti. Erdoğan,"6,1 büyüklüğündeki depremde Allah’a hamdolsun can kaybı yaşanmadı. İkinci sebeplerle yaralanan 26 vatandaşımız ise gerekli tıbbi müdahalelerin ardında taburcu edildi. İçişleri Bakanımız ekibiyle birlikte süratle bölgeye intikal etti, biz de kendisinden gerekli bilgileri aldık ve alıyoruz. Hasar tespit ve yıkılan binaların enkaz kaldırma çalışması devam ediyor. Rabbim ülkemizi her türlü afetten muhafaza eylesin diyorum" dedi.Türk savunma sanayi adına büyük bir heyecanı ve aynı zamanda büyük bir gururun yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ülkemiz savunma sanayine mühendis ve teknisyenlerimize duyduğumuz güvenin boşuna olmadığını, gerek bu tesis, gerekse teslimatı yapılan Altay tankımızla bir kez daha görüyoruz. Savunma sanayimizin gelişmesi, güçlenmesi, tam bağımsızlık hedefine ulaşması için canla, başla çalışan herkese, sektördeki tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.Bu uğurda ter döken, şahadete eren kardeşlerime de Cenabı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bilhassa geçen sene 23 Ekim tarihinde TUSAŞ tesislerine yönelik kalleş saldırıda şehit olan vatan evlatlarını rahmetle ve minnetle yad ediyorum" ifadelerini kullandı.Başkanlığını yaptığım Savunma Sanayi İcra Komitesi’nde alınan kararlar ışığında, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bir yandan yeni projeleri, yeni savunma ürünlerini geliştirip devreye alırken, diğer yandan yeni tesislerimizin açılışını yapıyor, yerli ve milli araçlarımızı envanterimize katıyoruz.Bundan 2 ay önce 47 araçtan oluşan sistemler sistemi çelik kubbeyi kahraman Ordumuza kazandırmıştık. Aynı şekilde ASELSAN’ımızdaki 14 üretim tesisimizin açılışını yapmış, 1,5 milyar dolar yatarım değerine sahip Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temellerini atmıştık. Bugün de BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Araştırma ve geliştirme merkezleriyle, test alanlarıyla, zırhlı laboratuvarları ve eğitim parkurlarıyla 840 bin metrekarelik alana yayılan bu devasa tesiste inşallah 1500’ü aşkın nitelikli personelimiz görev yapacak. Robotik kaynak sistemlerinden ileri sensör teknolojilerine, simülasyon altyapısından veri analitiğine kapsamlı bir teknoloji üssü daha savunma ekosistemimize entegre olacak" diye konuştu.63 bin metrekare kapalı alana sahip, seri üretim hattında her ay 8 adet Altay tankıyla muharebe sahasının kalesi olarak tarif edilen 10 adet Altuğ’un imal edileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer savunma ürünlerinde olduğu gibi Altay tanklarından da hedefin özellikle kritik malzemelerde kimseye bağlı olmamak olduğunun altını çizdi..Ambargolara rağmen nasıl bugünkü aşamaya gelindiyse bundan sonraki süreci de başarıyla yürüteceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Her zaman söylüyorum, bakın bugün bir kez daha tekrar ediyorum, hedeflerimize giden yolda önümüze çıkan ve çıkartılan engeller bizi sadece yavaşlatır, belki biraz geciktirir, ama menzile varmamıza asla mani olamaz. Ya bir yol bulur, ya bir yol açar eninde sonunda hedeflediğimiz yere ulaşırız. Stratejik önemi fevkalade yüksek bu modern tesisin bizlere hedeflerimize bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum" açıklamasını yaptı.Küresel ölçekte süregiden askeri, siyasi ve ekonomik rekabetin her geçen gün boyut ve şekil değiştirdiğini, yeni araçları yeni imkanların, yeni kabiliyetlerin bu mücadelenin hem seyrini etkilediğini hem de kapsama alanını genişlettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan," Gümrük vergilerinin teknolojik kırılmaları tetiklediği, enerji politikalarının gıda güvenliğini doğrudan tehdit ettiği hassas bir dönemin içindeyiz. Şunu bir defa çok net görebiliyoruz: Yeni bir jeopolitik denklem kurulmakta. Uluslararası sistem yalnızca kabuk değil, mecra da değiştirmektedir. Sayısı bir elin 5 parmağını geçmeyen güçlerin küresel sistemi donime ettiği düzende ciddi kırılmalar yaşanmaktadır" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakın tarihte defalarca şahit olunduğu üzere ne uluslararası kurumların, ne de beynelmilel hukukun insanlara yeterli güveni ve güvenceyi artık vermediğini belirterek," Haklı olmanın yetmediği, hakkınızı korumak için güçlü olmanız gerektiği bir dünyada yaşadığımız gerçeğiyle sürekli yüzleşiyoruz. Bunu önce 1990’lı yıllarda Bosna’da gördük, daha sonra 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük, en son 70 bin masumun hayatını kaybettiği Gazze soykırımında gördük. Çoğu çocuk ve kadın binlerce, yüz binlerce kardeşimiz buralarda katledildi, toplu kıyıma uğradı, fakat ne uluslararası hukuk, ne de dev bütçeli kurumlar bu zulümlerin ve katliamların önüne geçemedi. Küresel barış ve güvenliği sağlamakla görevli yapılar hiçbir adım atmadı. Bırakın engellemeyi, birçok bölgede eli kanlı zalimleri koruyup kolladılar. Şurası bir gerçek ki, günümüzde onurlu bir şekilde yaşamak istiyorsanız her alanda güçlü olmak, caydırıcı olmak mecburiyetindesiniz. Ekonominizi güçlendirmek, dışa bağımlılığınızı azaltmak, kapasitenizi arttırmak, yani kendi göbeğinizi kendiniz kesmek durumundasınız. Aksi takdirde üzülerek ifade ediyorum, kurtlar sofrasına dönüşen bu yeni düzende kimse kimseye acımaz, gözünün yaşına bakmaz" şeklinde konuştu.Risk ve tehditlerin asimetrik biçimde arttığı bu dönemin farkına en erken varan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İlk günden itibaren değerlendirmelerimizi yaptık, tedbirlerimizi aldık, tabiri caizse dersimize çok iyi çalıştık. Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik. Mazlumun zalime boyun eğmediği, güçlünün güçsüzü ezmediği adil bir dünya için diplomatik, askeri, siyasi, ticari ve ekonomik tüm imkânlarımızı seferber ettik. En sıkıntılı zamanlarında dostlarımızın yardımına koştuk. Kardeşlerimizin yaralarını sardık. Türkiye’ye nerede ihtiyaç duyulduysa, imkânlarımız ölçüsünde elimizden geleni hiçbir bagaj taşımadan yapmaya gayret ettik. Bununla birlikte muhannete muhtaç olmamak için de kendi teknolojimizi kendimiz üretmeye başladık" açıklamasını yaptı.Savunma sanayinde devletin desteği, özel sektörün dinamizmiyle birleşince son yıllarda büyük bir ivme yakalandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan," Şöyle sözleri bir 20 yıl, 25 yıl geriye götürmek istiyorum. Ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk? Toplu iğne, silahtan bahsetmiyorum, hayır. Ama şu anda hamdolsun silahlarını üreten bir Türkiye var. Savunma sanayinde yüzde 20’yi bile üretemiyorduk, ama şimdi yüzde 80’i yakaladık. İnsansız hava araçları, nerede, böyle bir imkânımız var mıydı? Yok. Ama şimdi insansız hava araçlarını üreten, silahlı insansız hava araçlarını üreten, Akıncı’sını üreten bir Türkiye var. Son teknolojiye sahip hava, kara, deniz araçlarımızla destan yazmaya devam ediyoruz. Artık yalnızca takip eden değil, takip edilen bir devletiz. Modern silah sistemlerinden kompleks koruma paketlerine, sürüş destek modüllerinden elektronik harp altyapısına kadar her hamlesi, her ürünü merakla beklenen bir ülkeyiz" dedi.Sektördeki 3 bin 500’ü aşkın savunma sanayi şirketi, 100 binin üzerindeki nitelikli personelin arı gibi çalışarak, küresel barış, huzur ve güvenliğe doğrudan katkı yapmayı sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan," Dışa bağımlılık oranımız -az önce ifade ettim- yüzde 80’in üzerindeydi, şimdi artık yüzde 20 bile değil. Güvenlik güçlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını yerli ve milli savunma araç ve ekipmanlarımızla temin ediyoruz" şeklinde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde bin 400’ün üzerinde proje olduğunu, Türkiye’nin İHA ve SİHA alanında dünyanın en başarılı ilk 3 ülkesi arasında yer aldığını, belirterek, Halihazırda dünyadaki en büyük 11. savunma ihracatçısı olunduğunu belirtti.Türkiye’nin 2024’te dünya ihracat pazarında yüzde 65’le yerini aldığını dünya genelinde satılan her 100 insansız hava aracından 65’ini Türkiye’nin tedarik ettiğini, tam 180 ülkeye ürün ihraç ettiklerini bildirdi.2025’te bu sayının daha da artacağını öngördüklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu rakamları daha da artırmak, çeşitlendirmek, detaylandırmak mümkün. Geçmişte haksız uygulamalara, çifte standartlara, baskı ve ambargolara maruz kalmış bir ülke olarak kaybettiğimiz zamanı telafi etmeyi başardık. Bunu da ana muhalefetin temsilcisi olduğu, komplekslerini bir türlü yenemeyen kifayetsizlerin engelleme girişimlerine rağmen yaptık.Ne diyorlardı? Onlar yapamasın diyorlardı. Biz ’yaparsa bu ülkenin evlatları yapar’ dedik ve yola koyulduk. Genç mühendislerimize, genç kardeşlerimize, bu ülkenin genç beyinlerine inandık. Onlara güvendik. "Boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın. Başımızı belaya sokmayın" diyenlere rağmen yaptık" ifadelerini kullandı.""Siz teknolojiden ne anlarsınız? Oturun oturduğunuz yerde" diyenlere rağmen bütün bunları başardık. " diyen Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü;"Yoksa biz de bizden öncekiler gibi davranabilir, hiçbir riske girmeden statükonun konforlu alanında iktidarımızı rahatça sürdürebilirdik. Ama biz bu düzene itiraz ettik. Bu bağımlılık ilişkisine baş kaldırdık. Kelimenin tam anlamıyla, kelle koltukta bir mücadeleyle hamdolsun sadece 23 yılda dünyanın gıptayla baktığı, kimilerinin sevinçle kimilerinin de endişeyle takip ettiği bir savunma ekosistemini ülkemizde inşa ettik. Tabii burada şunu da ifade etmek durumundayım. Savunma sanayimize yaptığımız bütün yatırımların gerçek değeri inşallah gelecek yıllarda çok daha iyi anlaşılacak.Bugün muhalefetin küçümsediği itibarsızlaştırmak için her yolu denediği projelerin neye tekabül ettiğini bizden sonraki nesiller daha net görecekler" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan," Biz ulaştığımız noktayı asla yeterli bulmuyoruz. Şu Altay tanklarını bugün burada görüyoruz. Yeterli mi? Bize göre yeterli değil. Biz çok daha ileri teknolojiyi yakalamak durumundayız." Bu Alman teknolojisiydi. Biz şimdi onu çok daha ileri taşıdık. Bugün burada olduğu gibi büyük bir kararlılıkla hamlelerimize devam ediyoruz.1,5 milyon mühendislik saatiyle, 35 bin kilometreyi kapsayan test süreciyle, 3 bin 700 fiili atışla tüm aşamaları geçen Altay tanklarımızın ilkini bugün kahraman ordumuza teslim etmenin gururunu yaşıyoruz. Güncel muharebe ortamına en yüksek düzeyde adapte olmak üzere yeni sistemlerle donatılan Altay tankımız, en zorlu çevre koşullarına uygun olarak geliştirildi. Gerek atış gücü gerek devamlılık gerekse mobilite kabiliyetlerine dönük testleri hamdolsun başarıyla tamamladı"değerlendirmesini yaptı.Bu yıl başlatılan teslimatı önümüzdeki senelerde daha da artan sayılarla gerçekleştireceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan," Takip eden partilerde ise yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz Batu Güç Grubu ile birlikte Altay tanklarımızı ordumuzun envanterine katacağız. Altay’la birlikte Leopar 2A4 modernizasyon projemizin de teslimini önümüzdeki sene yapacağız.Dost ve müttefik ülkelerin de yoğun ilgisiyle Altay yurt dışı pazarlarda Türk savunma sanayisinin etki ve görünürlüğüne önemli bir katkı sunacak.Şunu da özellikle belirtmek istiyorum. Altay’la birlikte tank teknolojisinde yeni bir dönemin kapılarını ardına kadar açmış oluyoruz. Altay’ın üretim ve geliştirme sürecinde edindiğimiz tecrübeyle, dijital kontrol sistemlerinden yapay zeka destekli karar alma yapılarına, otonom hareket yeteneklerinden ileri koruma sistemlerine büyük bir yetkinlik kazandık. Bu birikimi en iyi şekilde değerlendirecek, gelecekte dünya sahnesine çıkaracağımız yeni ürünlerimizi inşallah daha da geliştireceğiz.Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle BMC Ankara tank ve yeni nesil zırhlı araçlar üretim tesisimizin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Teslimatını yaptığımız Altay tankımızın Peygamber ocağımızın güç ve caydırıcılığına katkı yapmasını temenni ediyorum. Bu eserleri ordumuza ve milletimize kazandıran BMC firmamıza savunma sanayi başkanlığımıza tesisin yapımında emeği geçen her bir kardeşime bilhassa da proje ortaklarımız Katar’a canı gönülden teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC’in Kahramankazan’daki üretim tesislerini üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan özel üretim TOGG’la gezdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, TOGG’un direksiyonuna geçen BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı gezdirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Al Sani, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, SSB Başkanı Haluk Görgün ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı TÜGVA İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tesis ziyaretinde eşlik etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından töreni alanında Savunma Sanayi ürünlerinin geçit törenini izledi. TSK envanterinde olan bir çok araç tören alanında özel parkurda gösteriler yaptı.
28 Ekim 2025 Salı - 16:45
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Önümüze çıkan bizi sadece yavaşlatır, belki biraz geciktirir ama menzile ulaşmamıza asla mani olamaz. Ya bir yol bulur ya bir yol açar hedeflediğimiz yere ulaşırız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik." dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramankazan’da BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisi Açılışı ve İlk Yeni Altay Tankları teslimat Töreni’ne katıldı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında Balıkesir Sındırgı ilçesinde meydana gelen deprem dolayısıyla Balıkesirlilere geçmiş olsun dileklerini iletti. Erdoğan,"6,1 büyüklüğündeki depremde Allah’a hamdolsun can kaybı yaşanmadı. İkinci sebeplerle yaralanan 26 vatandaşımız ise gerekli tıbbi müdahalelerin ardında taburcu edildi. İçişleri Bakanımız ekibiyle birlikte süratle bölgeye intikal etti, biz de kendisinden gerekli bilgileri aldık ve alıyoruz. Hasar tespit ve yıkılan binaların enkaz kaldırma çalışması devam ediyor. Rabbim ülkemizi her türlü afetten muhafaza eylesin diyorum" dedi.Türk savunma sanayi adına büyük bir heyecanı ve aynı zamanda büyük bir gururun yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ülkemiz savunma sanayine mühendis ve teknisyenlerimize duyduğumuz güvenin boşuna olmadığını, gerek bu tesis, gerekse teslimatı yapılan Altay tankımızla bir kez daha görüyoruz. Savunma sanayimizin gelişmesi, güçlenmesi, tam bağımsızlık hedefine ulaşması için canla, başla çalışan herkese, sektördeki tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.Bu uğurda ter döken, şahadete eren kardeşlerime de Cenabı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Bilhassa geçen sene 23 Ekim tarihinde TUSAŞ tesislerine yönelik kalleş saldırıda şehit olan vatan evlatlarını rahmetle ve minnetle yad ediyorum" ifadelerini kullandı.Başkanlığını yaptığım Savunma Sanayi İcra Komitesi’nde alınan kararlar ışığında, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bir yandan yeni projeleri, yeni savunma ürünlerini geliştirip devreye alırken, diğer yandan yeni tesislerimizin açılışını yapıyor, yerli ve milli araçlarımızı envanterimize katıyoruz.Bundan 2 ay önce 47 araçtan oluşan sistemler sistemi çelik kubbeyi kahraman Ordumuza kazandırmıştık. Aynı şekilde ASELSAN’ımızdaki 14 üretim tesisimizin açılışını yapmış, 1,5 milyar dolar yatarım değerine sahip Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temellerini atmıştık. Bugün de BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Araştırma ve geliştirme merkezleriyle, test alanlarıyla, zırhlı laboratuvarları ve eğitim parkurlarıyla 840 bin metrekarelik alana yayılan bu devasa tesiste inşallah 1500’ü aşkın nitelikli personelimiz görev yapacak. Robotik kaynak sistemlerinden ileri sensör teknolojilerine, simülasyon altyapısından veri analitiğine kapsamlı bir teknoloji üssü daha savunma ekosistemimize entegre olacak" diye konuştu.63 bin metrekare kapalı alana sahip, seri üretim hattında her ay 8 adet Altay tankıyla muharebe sahasının kalesi olarak tarif edilen 10 adet Altuğ’un imal edileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer savunma ürünlerinde olduğu gibi Altay tanklarından da hedefin özellikle kritik malzemelerde kimseye bağlı olmamak olduğunun altını çizdi..Ambargolara rağmen nasıl bugünkü aşamaya gelindiyse bundan sonraki süreci de başarıyla yürüteceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Her zaman söylüyorum, bakın bugün bir kez daha tekrar ediyorum, hedeflerimize giden yolda önümüze çıkan ve çıkartılan engeller bizi sadece yavaşlatır, belki biraz geciktirir, ama menzile varmamıza asla mani olamaz. Ya bir yol bulur, ya bir yol açar eninde sonunda hedeflediğimiz yere ulaşırız. Stratejik önemi fevkalade yüksek bu modern tesisin bizlere hedeflerimize bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum" açıklamasını yaptı.Küresel ölçekte süregiden askeri, siyasi ve ekonomik rekabetin her geçen gün boyut ve şekil değiştirdiğini, yeni araçları yeni imkanların, yeni kabiliyetlerin bu mücadelenin hem seyrini etkilediğini hem de kapsama alanını genişlettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan," Gümrük vergilerinin teknolojik kırılmaları tetiklediği, enerji politikalarının gıda güvenliğini doğrudan tehdit ettiği hassas bir dönemin içindeyiz. Şunu bir defa çok net görebiliyoruz: Yeni bir jeopolitik denklem kurulmakta. Uluslararası sistem yalnızca kabuk değil, mecra da değiştirmektedir. Sayısı bir elin 5 parmağını geçmeyen güçlerin küresel sistemi donime ettiği düzende ciddi kırılmalar yaşanmaktadır" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakın tarihte defalarca şahit olunduğu üzere ne uluslararası kurumların, ne de beynelmilel hukukun insanlara yeterli güveni ve güvenceyi artık vermediğini belirterek," Haklı olmanın yetmediği, hakkınızı korumak için güçlü olmanız gerektiği bir dünyada yaşadığımız gerçeğiyle sürekli yüzleşiyoruz. Bunu önce 1990’lı yıllarda Bosna’da gördük, daha sonra 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük, en son 70 bin masumun hayatını kaybettiği Gazze soykırımında gördük. Çoğu çocuk ve kadın binlerce, yüz binlerce kardeşimiz buralarda katledildi, toplu kıyıma uğradı, fakat ne uluslararası hukuk, ne de dev bütçeli kurumlar bu zulümlerin ve katliamların önüne geçemedi. Küresel barış ve güvenliği sağlamakla görevli yapılar hiçbir adım atmadı. Bırakın engellemeyi, birçok bölgede eli kanlı zalimleri koruyup kolladılar. Şurası bir gerçek ki, günümüzde onurlu bir şekilde yaşamak istiyorsanız her alanda güçlü olmak, caydırıcı olmak mecburiyetindesiniz. Ekonominizi güçlendirmek, dışa bağımlılığınızı azaltmak, kapasitenizi arttırmak, yani kendi göbeğinizi kendiniz kesmek durumundasınız. Aksi takdirde üzülerek ifade ediyorum, kurtlar sofrasına dönüşen bu yeni düzende kimse kimseye acımaz, gözünün yaşına bakmaz" şeklinde konuştu.Risk ve tehditlerin asimetrik biçimde arttığı bu dönemin farkına en erken varan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," İlk günden itibaren değerlendirmelerimizi yaptık, tedbirlerimizi aldık, tabiri caizse dersimize çok iyi çalıştık. Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik. Mazlumun zalime boyun eğmediği, güçlünün güçsüzü ezmediği adil bir dünya için diplomatik, askeri, siyasi, ticari ve ekonomik tüm imkânlarımızı seferber ettik. En sıkıntılı zamanlarında dostlarımızın yardımına koştuk. Kardeşlerimizin yaralarını sardık. Türkiye’ye nerede ihtiyaç duyulduysa, imkânlarımız ölçüsünde elimizden geleni hiçbir bagaj taşımadan yapmaya gayret ettik. Bununla birlikte muhannete muhtaç olmamak için de kendi teknolojimizi kendimiz üretmeye başladık" açıklamasını yaptı.Savunma sanayinde devletin desteği, özel sektörün dinamizmiyle birleşince son yıllarda büyük bir ivme yakalandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan," Şöyle sözleri bir 20 yıl, 25 yıl geriye götürmek istiyorum. Ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk? Toplu iğne, silahtan bahsetmiyorum, hayır. Ama şu anda hamdolsun silahlarını üreten bir Türkiye var. Savunma sanayinde yüzde 20’yi bile üretemiyorduk, ama şimdi yüzde 80’i yakaladık. İnsansız hava araçları, nerede, böyle bir imkânımız var mıydı? Yok. Ama şimdi insansız hava araçlarını üreten, silahlı insansız hava araçlarını üreten, Akıncı’sını üreten bir Türkiye var. Son teknolojiye sahip hava, kara, deniz araçlarımızla destan yazmaya devam ediyoruz. Artık yalnızca takip eden değil, takip edilen bir devletiz. Modern silah sistemlerinden kompleks koruma paketlerine, sürüş destek modüllerinden elektronik harp altyapısına kadar her hamlesi, her ürünü merakla beklenen bir ülkeyiz" dedi.Sektördeki 3 bin 500’ü aşkın savunma sanayi şirketi, 100 binin üzerindeki nitelikli personelin arı gibi çalışarak, küresel barış, huzur ve güvenliğe doğrudan katkı yapmayı sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan," Dışa bağımlılık oranımız -az önce ifade ettim- yüzde 80’in üzerindeydi, şimdi artık yüzde 20 bile değil. Güvenlik güçlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını yerli ve milli savunma araç ve ekipmanlarımızla temin ediyoruz" şeklinde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde bin 400’ün üzerinde proje olduğunu, Türkiye’nin İHA ve SİHA alanında dünyanın en başarılı ilk 3 ülkesi arasında yer aldığını, belirterek, Halihazırda dünyadaki en büyük 11. savunma ihracatçısı olunduğunu belirtti.Türkiye’nin 2024’te dünya ihracat pazarında yüzde 65’le yerini aldığını dünya genelinde satılan her 100 insansız hava aracından 65’ini Türkiye’nin tedarik ettiğini, tam 180 ülkeye ürün ihraç ettiklerini bildirdi.2025’te bu sayının daha da artacağını öngördüklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bu rakamları daha da artırmak, çeşitlendirmek, detaylandırmak mümkün. Geçmişte haksız uygulamalara, çifte standartlara, baskı ve ambargolara maruz kalmış bir ülke olarak kaybettiğimiz zamanı telafi etmeyi başardık. Bunu da ana muhalefetin temsilcisi olduğu, komplekslerini bir türlü yenemeyen kifayetsizlerin engelleme girişimlerine rağmen yaptık.Ne diyorlardı? Onlar yapamasın diyorlardı. Biz ’yaparsa bu ülkenin evlatları yapar’ dedik ve yola koyulduk. Genç mühendislerimize, genç kardeşlerimize, bu ülkenin genç beyinlerine inandık. Onlara güvendik. "Boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın. Başımızı belaya sokmayın" diyenlere rağmen yaptık" ifadelerini kullandı.""Siz teknolojiden ne anlarsınız? Oturun oturduğunuz yerde" diyenlere rağmen bütün bunları başardık. " diyen Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü;"Yoksa biz de bizden öncekiler gibi davranabilir, hiçbir riske girmeden statükonun konforlu alanında iktidarımızı rahatça sürdürebilirdik. Ama biz bu düzene itiraz ettik. Bu bağımlılık ilişkisine baş kaldırdık. Kelimenin tam anlamıyla, kelle koltukta bir mücadeleyle hamdolsun sadece 23 yılda dünyanın gıptayla baktığı, kimilerinin sevinçle kimilerinin de endişeyle takip ettiği bir savunma ekosistemini ülkemizde inşa ettik. Tabii burada şunu da ifade etmek durumundayım. Savunma sanayimize yaptığımız bütün yatırımların gerçek değeri inşallah gelecek yıllarda çok daha iyi anlaşılacak.Bugün muhalefetin küçümsediği itibarsızlaştırmak için her yolu denediği projelerin neye tekabül ettiğini bizden sonraki nesiller daha net görecekler" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan," Biz ulaştığımız noktayı asla yeterli bulmuyoruz. Şu Altay tanklarını bugün burada görüyoruz. Yeterli mi? Bize göre yeterli değil. Biz çok daha ileri teknolojiyi yakalamak durumundayız." Bu Alman teknolojisiydi. Biz şimdi onu çok daha ileri taşıdık. Bugün burada olduğu gibi büyük bir kararlılıkla hamlelerimize devam ediyoruz.1,5 milyon mühendislik saatiyle, 35 bin kilometreyi kapsayan test süreciyle, 3 bin 700 fiili atışla tüm aşamaları geçen Altay tanklarımızın ilkini bugün kahraman ordumuza teslim etmenin gururunu yaşıyoruz. Güncel muharebe ortamına en yüksek düzeyde adapte olmak üzere yeni sistemlerle donatılan Altay tankımız, en zorlu çevre koşullarına uygun olarak geliştirildi. Gerek atış gücü gerek devamlılık gerekse mobilite kabiliyetlerine dönük testleri hamdolsun başarıyla tamamladı"değerlendirmesini yaptı.Bu yıl başlatılan teslimatı önümüzdeki senelerde daha da artan sayılarla gerçekleştireceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan," Takip eden partilerde ise yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz Batu Güç Grubu ile birlikte Altay tanklarımızı ordumuzun envanterine katacağız. Altay’la birlikte Leopar 2A4 modernizasyon projemizin de teslimini önümüzdeki sene yapacağız.Dost ve müttefik ülkelerin de yoğun ilgisiyle Altay yurt dışı pazarlarda Türk savunma sanayisinin etki ve görünürlüğüne önemli bir katkı sunacak.Şunu da özellikle belirtmek istiyorum. Altay’la birlikte tank teknolojisinde yeni bir dönemin kapılarını ardına kadar açmış oluyoruz. Altay’ın üretim ve geliştirme sürecinde edindiğimiz tecrübeyle, dijital kontrol sistemlerinden yapay zeka destekli karar alma yapılarına, otonom hareket yeteneklerinden ileri koruma sistemlerine büyük bir yetkinlik kazandık. Bu birikimi en iyi şekilde değerlendirecek, gelecekte dünya sahnesine çıkaracağımız yeni ürünlerimizi inşallah daha da geliştireceğiz.Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle BMC Ankara tank ve yeni nesil zırhlı araçlar üretim tesisimizin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Teslimatını yaptığımız Altay tankımızın Peygamber ocağımızın güç ve caydırıcılığına katkı yapmasını temenni ediyorum. Bu eserleri ordumuza ve milletimize kazandıran BMC firmamıza savunma sanayi başkanlığımıza tesisin yapımında emeği geçen her bir kardeşime bilhassa da proje ortaklarımız Katar’a canı gönülden teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC’in Kahramankazan’daki üretim tesislerini üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan özel üretim TOGG’la gezdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, TOGG’un direksiyonuna geçen BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı gezdirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Al Sani, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, SSB Başkanı Haluk Görgün ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı TÜGVA İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tesis ziyaretinde eşlik etti.Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından töreni alanında Savunma Sanayi ürünlerinin geçit törenini izledi. TSK envanterinde olan bir çok araç tören alanında özel parkurda gösteriler yaptı.
28 Ekim 2025 Salı - 15:59
Başkan Özlü "Hukuki olmayan hiçbir işimiz olmaz"
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, AK Parti il yönetim kademesi ile bir araya gelerek şehrin geleceğine yön verecek kentsel dönüşüm ve altyapı projelerini anlattı. Özlü, "Biz bir medeniyeti inşa ve ihya etmek için çalışıyoruz. Hukuki olmayan hiçbir işimiz yok. Resmin tamamına bakın. AK Parti’ye güvenin, yaptığımız işlere güvenin" ifadelerini kullandı. Başkan Faruk Özlü, AK Parti Düzce İl Başkanlığı’nda il yönetim kademesiyle bir araya gelerek kentsel dönüşüm ve altyapı çalışmaları hakkında bilgi verdi. Toplantıya AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu, il, kadın ve gençlik kolları yönetim kurulu üyeleri katıldı. Faruk Özlü, belediyenin altyapı ve proje temelli çalışmalarını anlatarak, "Biz gerçekten çok çalışıyoruz. Yaptığımız her şeyi 40 defa düşünerek yapıyoruz. Türkiye’deki tüm belediyelere bakın, sosyal algı belediyeciliği hariç, bizim kadar altyapı yatırımı yapan, proje temelli çalışan hiçbir belediye yoktur. Bundan yüzde 100 emin olun. Bizim faaliyetlerimiz çok çalışmak üzerine kuruludur. O yüzden bizim mottomuz işin özü çalışmaktır" dedi. Özlü, seçim öncesinde gelecek 5 yıllık projeleri içeren bir kitap hazırladıklarını hatırlatarak, "Türkiye Yüzyılında Düzce İçin 100 Proje’yi millete sunduk. Bu projelerin bir kısmını tamamladık" ifadelerini kullandı. Cedidiye Kent Meydanı Projesi’ne de değinen Özlü, yıkım ve düzenleme süreçlerinin tamamen hukuka uygun şekilde yürütüldüğünü vurguladı. "İzin almamız gereken yer Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’dır ve tüm izinlerimiz alındı. Hukuki olmayan hiçbir işimiz yoktur. Yaptığımız her şey hukukidir" diye konuştu. Projeyi "cami-meydan-çarşı" konseptiyle planladıklarını belirten Özlü, ikinci etabın seçimlerden önce halka duyurulduğunu hatırlattı. Başkan Özlü, projenin tamamlanmasıyla Düzce’nin çarşısı, meydanı ve camisiyle küçük bir Süleymaniye veya Selimiye benzeri bir yapısal bütünlük kazanacağını söyledi. "Düzce’de yaptığımız her şey şehrin gelecek 50 yılına matuftur" "Biz Düzce’nin merkezinde bir büyük dönüşüm gerçekleştiriyoruz. Resmin tamamına bir bakın" diyen Başkan Özlü, "Olay sadece Cedidiye Kent Meydanı Projesi değil. İlk yaptığımız iş valilik binasının cephe giydirmesidir. Devamında Avni Akyol ve İnönü Parkında bir sürü derme-çatma yapılar vardı, onları kaldırdık. Düzce’nin merkezinde 34 dönüm bir araziyi millet bahçesine dönüştürdük. İstanbul Caddesi’nde altyapıyı tamamen yeniledik, zemin ve cephe düzenlemesi yaptık. Şu anda orası açık bir AVM oldu. Cedidiye Kent Meydanı projesi Düzce’nin merkezinde gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümün küçük bir parçasıdır. Bizim partimiz ve bizim teşkilatımız bir medeniyet kurma ya da eski medeniyetimizi ihya etme davasıdır. Biz bir medeniyet ihya etmek için, bir medeniyet kurmak için çalışan siyasi kadroyuz. Biz farklıyız, günlük hayat yaşamayız. Düzce’de yaptığımız her şey şehrin gelecek 50 yılına matuftur. Bu şehrin büyümesi lazım. Bu şehir belediye binası ile valilik binası arasına sıkışmış durumda. Cedidiye Kent Meydanı Projesi enine boyuna düşündüğümüz bir projedir. Meydan projesini tamamlayacak ve Millet Bahçesi 2 içerisinde Anıt Eser Kültür Evi’ni inşa edecek bir projedir. Biz ne söylüyorsak, ağzımızdan ne çıkıyorsa, kafamızın arkasında da o vardır" ifadelerini kullandı. Özlü proje kapsamında inşa edilecek 49 dükkanın ihale yöntemiyle satışa sunulacağını da açıkladı. Ayrıca Anıt Eser Kültür Evi’nin inşasının Düzce için önemli bir değer olacağını belirten Özlü, "Medeniyet bu şekilde inşa edilir. AK Parti’ye güvenin, yaptığımız işlere güvenin" dedi. Başkan Özlü ayrıca Düzce tarihinin en büyük içme suyu yatırımları ile su şebekesini baştan sona yenilediklerini de kaydetti.
28 Ekim 2025 Salı - 15:46
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Büyük bir gururu yaşıyoruz. Savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru ilerliyoruz. Diğer savunma ürünlerimizde olduğu gibi Altay Tanklarında da hedefimiz; özellikle kritik malzemelerde kimseye bağlı olmamaktır."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Büyük bir gururu yaşıyoruz. Savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru ilerliyoruz. Diğer savunma ürünlerimizde olduğu gibi Altay Tanklarında da hedefimiz; özellikle kritik malzemelerde kimseye bağlı olmamaktır."
28 Ekim 2025 Salı - 15:38
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Acar: "Filistin davası, bizim kırmızı çizgimizdir"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın defalarca tüm dünyaya ilan ettiği gibi Filistin davası, bizim kırmızı çizgimizdir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım Medya Başkanı Acar, Filistinli gazeteciler adına gerçekleştirilen fidan dikim törenine katıldı. Burada konuşan Acar, fidan dikiminde insanlık vicdanına bir umut tohumu ektiklerini söyleyerek, dikilen ağaçların Filistinli gazetecilerin hakikate olan sadakatlerinin ebedi bir simgesi olacağını kaydetti. Ayrıca Acar, Gazze’de yaşanan soykırımı tüm dünyaya duyurmak için hayatını kaybeden 250’den fazla gazeteci saygıyla andığını belirtti. "İsrail, bu onurlu sesi susturmak istedi" Hayatını kaybeden gazetecilerin yaralanmalarına, ailelerini kaybetmelerine rağmen görevlerine devam ettiğini ifade eden Acar, "Kameraman Hasan Hamad’ın naaşı parçalandığı için ancak basın yeleği ve saçlarından tanınarak teşhis edildi. Hamad gibi her bir gazeteci, gerçeği aktarmak için canlarını ortaya koydular. İsrail, bu onurlu sesi susturmak istedi. Televizyon kanallarını, matbaaları hedef aldı çünkü zalimler bilir ki hakikat, en ölümcül silahtır ama onlar, her biri fidan gibi toprağa düşse de yeniden yeşeren gerçeğin temsilcileri oldular. Bugün burada diktiğimiz her ağaç doğaya, adalete, özgürlüğe nefes olacak" diye konuştu. "Filistin davası, bizim kırmızı çizgimizdir" Filistin meselesine bir dış politika meselesi olarak bakmadıklarını dile getiren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Acar, "Bu konuya her daim bir vicdan meselesi olarak baktık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın defalarca tüm dünyaya ilan ettiği gibi Filistin davası, bizim kırmızı çizgimizdir. Milletimiz dualarıyla Filistin halkının yanında durdu. Cumhurbaşkanımız, barış için yüreğini ortaya koydu, yorulmak bilmeden diplomasi trafiğini yürüttü. Uluslararası platformlarda Filistin’in gür sesi olduk. Şarm el-Şeyh Zirvesi’nde beyan imzaladık. Biz Filistin’in özgürlüğü için elimizi taşın altına koymaktan asla çekinmedik, çekinmeyeceğiz" dedi. "Filistin bir gün özgürlük ağacının gölgesinde yeniden nefes alacak" Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ’Yeşil Vatan Seferberliği’ni başlattığını hatırlatarak, şunları kaydetti: "Son 23 yılda 7,5 milyardan fazla fidanı ve tohumu toprakla buluşturduk. Şimdi de bir yıl boyunca 550 milyon fidan ve tohumu buluşturma hedefimiz var. Önümüzdeki günlerde AK Parti teşkilatlarımızın her bir üyesi fidan sahiplenecek. 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde fidanları dikmek için alanlarda olacağız. İşte bugün, o seferberliğin ruhunu Filistin ve basın özgürlüğü için yaşatıyoruz. Nasıl ki küçücük bir tohum, zamanla güçlü bir çınara dönüşüyor, Filistin de bir gün özgürlük ağacının gölgesinde yeniden nefes alacak." Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan ise İsrail’in Gazze’ye yönelik 2 yıl süren saldırılarında üzücü olayların yaşandığını ifade ederek, Filistinlilerin vatanını teslim etmemek için gösterdiği gayret ve direncin bütün dünyanın takdir ettiği bir olgu olduğunu söyledi.
28 Ekim 2025 Salı - 15:33
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine doğru ilerliyoruz''
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik." dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder