POLİTİKA
Milletvekili Cıngı’dan Avrupa Konseyi’nde sert çıkış: 22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:29:36 AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı, Strazburg’daki Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin oturumunda ‘Dini ayırımcılıkla mücadele ve inanç hürriyeti’ maddesiyle alakalı gerçekleştirdiği konuşmada, Avrupa’nın en önemli ve hassas meselelerinden biri olan din ve inanç özgürlüğüne dikkat çekti. Milletvekili Cıngı konuşmasında din ve inanç özgürlüğünün ikincil bir hak olmadığını vurgulayarak, bu özgürlüğün demokratik hayatın ve Avrupa’da birlikte yaşamanın temel yapı taşlarından biri olduğunu ifade etti. Cıngı, aynı zamanda Avrupa genelinde dine dayalı ayrımcılığın artış gösterdiğine ve İslamofobinin bunun en görünür ve endişe verici tezahürlerinden biri haline geldiğine dikkat çekti. Avrupa’da mevcut durumun ciddiyetine işaret eden Cıngı, Avrupa Komisyonu verilerine göre Avrupa Birliği’nde en büyük ikinci dinî grup olarak yaklaşık 26 milyon Müslümanın yaşadığını belirtti. Buna rağmen, Müslümanların yüzde 47’sinin ayrımcılığa maruz kaldığını ifade ettiğini söyleyen Cıngı, bazı ülkelerde ise bu oranın yüzde 70’lerin üzerine çıktığını vurguladı. Milletvekili Cıngı, İslamofobinin farklı biçimlerde ortaya çıktığını belirterek vakaların yaklaşık yüzde 25’inin aşırı sağ siyasi kampanyalar, yüzde 20’sinin nefret söylemi, yüzde 15’inin ise sözlü ve fiziki saldırılar şeklinde görüldüğünü dile getirdi. Bu verilerin, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu daha geniş bir demokratik meseleye de işaret ettiğini ifade eden Cıngı, dine dayalı dışlama ve ayrımcılığın toplumsal uyumu ve eşit vatandaşlık ilkesini zayıflattığını kaydetti. Konuşmasında herkes için din ve inanç özgürlüğünün korunması gerektiğini belirten Cıngı, diyalog ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Farklılıklardan korkulmadığı, aksine saygı gördüğü bir Avrupa vizyonunun savunulması gerektiğini sözlerine ekledi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:11 Başkanvekili Özkan; "Çocuklarımıza hak ettikleri aydınlık yarınları vereceğiz" Uşak Belediye Başkanvekili Av. Hatice Terekeci Özkan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yayımladığı kutlama mesajında, "Çocuklarımıza hak ettikleri aydınlık yarınları vereceğiz" dedi. Başkanvekili Terekeci Özkan, kutlama mesajında şu ifadelere yer verdi; "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ulusal egemenliğin halkın iradesine emanet edildiği, demokrasimizin temel taşlarından olan milli iradenin tecellisi Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 106. açılış yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz. 23 Nisan yalnızca bir tarih değil; halkın söz sahibi olduğu, eşitlik, özgürlük ve adalet değerlerinin hayat bulduğu bir dönüm noktasıdır. Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmesi ise daha adil, daha demokratik ve daha aydınlık bir geleceğin çocuklarımızın ellerinde yükseleceğine olan inancın en güçlü ifadesidir. Güçlü bir toplum için eşit ve adaletli politikalarla yürümeye devam edecek, çocuklarımıza hak ettikleri aydınlık yarınları vereceğiz. Çocuklarımızın emeğinin sömürülmediği, bilgiye eşit bir şekilde ulaşabildikleri ve gelecek kaygısı çekmeden eğitim görebildikleri bir dünyayı hep birlikte inşa edeceğiz" Başkanvekili Terekeci Özkan mesajına şöyle devam etti; "Bu anlamlı günde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli egemenlik mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı ve minnetle anıyor; çocuklarımızın yüzünün güldüğü, umutlarının büyüdüğü bir gelecek için hep birlikte çalışacağımızı bir kez daha vurguluyorum. Tüm çocuklarımızın ve kıymetli hemşerilerimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, eşit, özgür ve adil yarınlar diliyorum"
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:04 Kahta’da gençlik vizyonu masaya yatırıldı Gençlik ve Spor Bakanlığı Müşaviri, Sivil Toplum Merkez Üssü (STMÜ) Başkanı ve STK Uzmanı Ömer Faruk Terzi, Adıyaman’ın Kahta ilçesindeki gençlerle bir araya gelerek hem Gençlik Meclisi çalışmalarını yerinde inceledi hem de gençlik politikalarına dair önemli mesajlar verdi. Kahta Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, AK Parti Kahta İlçe Başkanı Gaffar Çelebi, Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürü Hüseyin Elüstü, Kahta Belediyesi Gençlik Meclisi Başkanı Mustafa Bozan, belediye başkan yardımcıları ve Gençlik Meclisi üyeleri katıldı. Program kapsamında Gençlik Meclisi Başkanı Mustafa Bozan tarafından yapılan sunumda; yürütülen projeler, gençlere yönelik faaliyetler ve hedeflenen çalışmalar detaylı şekilde paylaşıldı. Bozan, gençlerin karar alma süreçlerine daha aktif katılımını sağlamayı hedeflediklerini vurgulayarak, gençliğe sunulan desteklerden dolayı teşekkür etti. Gençlerle samimi bir atmosferde buluşan Ömer Faruk Terzi, Kahta’da yürütülen gençlik çalışmalarını takdirle karşıladığını belirterek, bu buluşmadan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Terzi, gençliğin Türkiye’nin en büyük gücü olduğuna dikkat çekerek, "Gençlerimizin enerjisi, fikirleri ve hayalleri bizim en kıymetli hazinemizdir. Kendinizi geliştirmekten asla vazgeçmeyin. Sosyal ve kültürel alanlarda aktif olun, taleplerinizi ifade edin ve hedefleriniz doğrultusunda kararlılıkla ilerleyin. Kahta’daki gençlerimizin bilinçli ve aktif yapısı bizleri gururlandırdı" ifadelerini kullandı. Ayrıca Terzi, Kahta Belediyesi bünyesinde yürütülen Gençlik Meclisi çalışmalarının, yerel düzeyde gençlik katılımı açısından örnek bir model oluşturduğunu belirtti. Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç ise konuşmasında gençliğe verdikleri önemi güçlü bir şekilde ortaya koyarak, "Bizler gençlerimizi yalnızca geleceğin değil, bugünün de söz sahibi bireyleri olarak görüyoruz. Kahta’yı gençlerimizle birlikte inşa edeceğiz. Eğitimden kültüre, spordan sosyal hayata kadar her alanda gençlerimizin yanında olmaya ve projeler üretmeye devam edeceğiz" dedi. Yoğun katılım ve güçlü mesajların öne çıktığı program, karşılıklı görüş alışverişi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:00 Başkan Altay, Talha Bayrakçı LİMA’nın iş başlangıcını yaparak, Bosna Hersek FERA’nın temelini attı Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılacak Talha Bayrakçı Lise Medeniyet Akademisi (LİMA) Projesi’nin iş başlangıcı ile Bosna Hersek FERA Şubesi’nin temeli düzenlenen programla atıldı. Bosna Hersek Mahallesi’nde düzenlenen temel atma programında konuşan Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın "Konya Modeli Belediyeciliği"ni dünyaya duyuran hizmetler ürettiğini belirterek, "Konya’yı 31 ilçesinde altyapıdan üst yapıya, ulaşımdan sağlık hizmetlerine, spor hizmetlerine, kültür hizmetlerine, eğitim hizmetlerine varıncaya kadar son derece donanımlı hale getiren çok büyük projeleri hayata geçiriyor. Bugün burada bu projelerden bir tanesinin hem temel atmasını ve hem iş başlangıcını gerçekleştireceğiz" dedi. "Bu akademiden tüm öğrencilerimiz en iyi şekilde yararlanacak" Eğitim alanında böyle büyük bir hizmetin Bosna Hersek Mahallesi’ne kazandırılıyor olmasının çok önemli olduğunu kaydeden Başkan Pekyatırmacı, "Büyükşehir Belediyemizin en önemli markalarından bir tanesi Lise Medeniyet Akademisi. İnşallah bu akademiden tüm öğrencilerimiz en iyi şekilde yararlanacak ve geleceğe kendilerini hazırlama noktasında bu binadan istifade edecek. Ayrıca burada 2014 yılında elim bir trafik kazasında kaybettiğimiz Talha Bayrakçı kardeşimizin de ismi yaşatılmış olacak. Bunun için de özellikle Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Hep beraber hayırlı işlerin başlangıcını gerçekleştiriyoruz" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da hayırlı işlerin başlangıcını gerçekleştirdiklerini ifade ederek, "Bu bina Büyükşehir Belediyemize ait ama ticari amaçlar için kullanılıyordu. Düğün salonu vardı, altta bir market vardı. Uzun süredir de proje çalışmalarını yürüttüğümüz bir işin başlangıcını inşallah gerçekleştirmiş olacağız. Daha önce de Büyükşehir Belediye binamızın olduğu yeri yıkarak gençlerimize güzel bir kütüphane için temelini atmıştık. Yani ticari değeri olan, kiraya verdiğimizde ya da sattığımızda belediyemiz için çok büyük gelirler elde edebileceğimiz mekanları gençlerimizin kullanımına açıyoruz. İşte bunun için ‘Konya Modeli Belediyecilik’ anlayışı diye ifade ettiğimiz bir terimi ve terminolojiyi kullanıyoruz" ifadelerini kullandı. Başkan Altay Ardıçlı TOKİ’ye de LİMA müjdesi verdi Bosna Hersek Mahallesi’nin üniversite öğrencilerinin yoğunlukta yaşadığı ama bir taraftan da vatandaşların, lise öğrencilerinin, ortaöğretim öğrencilerinin olduğu bir mahalle olduğunu dile getiren Başkan Altay, "Bu mahallede Lise Medeniyet Akademimizin yeni bir şubesini 3 bin 400 metrekarelik bir alanda inşallah inşa etmiş olacağız. Gödene Gençlik Merkezimizin, Lise Medeniyet Akademimizin ve Bilgehanemizin temel atmasında yeni markalar oluşturduk diye ifade etmiştim. LİMA da bizim en önemli markalarımızdan birisi. Bugüne kadar 8 şubesinde hizmet veriyorduk. 9’uncusunun temelini Gödene Mahallemizde, Meram’da attık. İnşallah 10’uncusunu Bosna Hersek Mahallemizde inşa ediyoruz. 11’incisini de inşallah en kısa sürede Ardıçlı TOKİ bölgemizde yaparak 11 şubeye ulaştırmış olacağız" dedi. "Yaklaşık 120 milyon liralık bir maliyetle bu binayı büyükşehir standardına ve Konya standardına kavuşturmuş olacağız" Başkan Altay, öğrenciler için her alanda çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü belirterek, şunları kaydetti: "Lise Medeniyet Akademilerimizden bugüne kadar 43 binden fazla öğrencimiz yararlandı. 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerimizin bir taraftan derslerine destek olacak ama bir taraftan da bununla birlikte sanatla, sporla tanışabilecekleri yeni alanlar oluşturuyoruz. Vatandaşımızın teveccüh göstermesi de yeni alanlar açmamıza bizi teşvik ediyor. İnşallah tamamlandığında Konya’nın en güzel Lise Medeniyet Akademilerinden birisini de burada açmış olacağız. Özellikle son dönemde öğrencilerimiz bu mekanları aynı zamanda ders çalışmak için de kullanıyor. İçindeki salonlarında da bu tür hizmetleri verebileceğimiz bir mekan. Lise Medeniyet Akademisi için yaklaşık 120 milyon liralık bir maliyetle bu binayı Büyükşehir standardımıza ve Konya standardına kavuşturmuş olacağız. Gençlerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum." "FERA’lar bizim yeni nesil kahve markamız" Temelini atacakları Bosna Hersek FERA Projesi’ne de değinen Başkan Altay, "Hemen yan tarafta bulunan alana da yine bir sosyal mekan kazandırıyoruz. Bildiğiniz gibi FERA’lar bizim yeni nesil kahve markamız. Şu anda irili ufaklı 11 şubesiyle hizmet veriyor. İnşallah burası tamamlandığında 12. şubesiyle gençlerimize ve mahallede yaşayan vatandaşlarımıza hem hijyenik hem de ekonomik ama aynı zamanda yüksek kaliteli hizmet sunan markamızı hayata geçirmiş olacağız" diye konuştu. Yalnızca bu yıl içinde öğrencilere verilen nakdi desteğin miktarı 570 milyon lira Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman gençlerin yanında olacaklarını vurgulayan Başkan Altay, "İlk kez bu yıl üniversite öğrencilerimize eğitim desteğinde bulunuyoruz. Öğrencilerimizin ilk taksitlerini yatırdık, inşallah ikincilerini de Mayıs ayı içerisinde yatırmayı planlıyoruz. Sadece üniversite öğrencilerimize yaptığımız eğitim desteğinin tutarı 148 milyon liraya ulaşmış oldu. Yine 12. sınıf öğrencilerimize 6 bin lira eğitim desteğinde bulunuyoruz ve üniversiteye hazırlık yapan öğrencilerimize verdiğimiz toplam eğitim desteği de bu yıl 101 milyon liraya ulaştı. Bununla birlikte ilköğretim, ortaöğretim çağında bulunan öksüz, yetim, anne-babası ayrı ve ihtiyacı olan öğrencilerimizle beraber sadece bu yıl için eğitim-öğretim döneminde öğrencilerimize verdiğimiz eğitim, yardım ve desteğin toplamı 570 milyon liraya ulaşmış oldu. Bu hakikaten öğrencilerimiz için çok kıymetli bir destek. Biz öğrencilerimizin eğitiminde her zaman onların yanında olduk. İnşallah bundan sonra da onların yanında olmaya devam edeceğiz" değerlendirmesini yaptı. "Bu binayı bizim için anlamlı kılan işlerden birisi de ismi" LİMA’ya ismi verilen Talha Bayrakçı’nın örnek bir kişiliğe sahip olduğunu hatırlatan Başkan Altay, konuşmasına şöyle devam etti: "Bu binayı bizim için anlamlı kılan işlerden birisi de ismi. Talha Bayrakçı kardeşimizi 2014 yılında maalesef seçim çalışmaları sırasında elim bir trafik kazasında kaybettik. Kendisine tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. İsmini burada yaşatmamızın nedeni gençlerimizin onu hayatının bir döneminde örnek almaları. Gelecek vadeden bir kardeşimizdi ama nefes sayılı, engel olunamıyor, Rabbimden gelene de razıyız. En azından biz de bir vefa göstergesi olarak burada bir tesise ismini veriyoruz. Değerli anne babası, kız kardeşi, kıymetli yeğeni aramızdalar. Tekrar kendilerine başsağlığı diliyorum. İnşallah Bosna Hersek Mahallemizde yapacağımız bu güzel Lise Medeniyet Akademi’mizin ismi de Talha Bayrakçı olarak ilelebet yaşayacak. Gençlerimize de örnek alabilecek şahsiyetleri tesislerimize ismini vererek yaşatmaya da gayret ediyoruz" cümlelerini kullandı. "Konya her zaman temel atma törenleriyle, gençlere yapılan faaliyetleriyle, birlik beraberlikle gündemde" Başkan Altay, tek başına bina yapmanın yeterli olmadığını belirterek, "Aslında Bilgehanelerimizde, Lise Medeniyet Akademilerimizde, eğitim kamplarımızda çok yoğun mesai harcayan bir eğitim ordusu var, akademisyenlerimiz var, hocalarımız var. Hep birlikte Konya’nın genç nesillerine faydalı olmaya gayret ediyoruz. Konya halkının oluşturduğu imkanlarla bu işler gerçekleşiyor. İnşallah bundan sonra da gençlerimiz için projeler yapmaya devam edeceğiz. Diğer şehirler başka konularla gündemde ama Konya her zaman temel atma törenleriyle, gençlere yapılan faaliyetleriyle, birlik beraberlikle gündemde. Bundan sonra da böyle gündemde kalmaya devam edecek. Ben Talha Bayrakçı Lise Medeniyet Akademimizin ve FERA’nın şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından Konya Büyükşehir Belediyesi Talha Bayrakçı Lise Medeniyet Akademisi Projesi’nin İş Başlangıcı ile FERA Bosna Hersek’in temeli dualarla atıldı. Temel atma programına; Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Lise Medeniyet Akademi’sinde ismi yaşatılacak merhum Talha Bayrakçı’nın ailesi, davetliler ve basın mensupları da katıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kişi başına düşen milli gelirin 2026 yılında ise 18 bin 621 dolar seviyesine çıkması beklenmektedir"
23 Ekim 2025 Perşembe - 22:07 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Kişi başına düşen milli gelirin 2026 yılında ise 18 bin 621 dolar seviyesine çıkması beklenmektedir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kişi başına düşen milli gelirin 2026 yılında ise 18 bin 621 dolar seviyesine çıkması beklenmektedir" dedi.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sunuşunu gerçekleştirdi.Bütçenin yaklaşık çeyrek asırdır aralıksız hizmet eden AK Parti Hükümetlerinin hazırladığı 24’üncü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ise 8’inci bütçesi olarak siyasi istikrarın en güçlü nişanelerinden birisi olduğunu dile getiren Yılmaz "2026 yılı bütçesi, aynı zamanda, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda hazırlanan 3’üncü bütçemizdir. Ülkemizin ekonomik ve sosyal kazanımlarının temelinde son 23 yıldır sağladığımız bu güçlü siyasi istikrar ve güven yer almaktadır. Vatandaş ve hizmet odaklı yaklaşımla hazırlanan 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi bir ‘istikrar ve refah’ bütçesidir. Bütçemiz, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyerek; kalıcı istikrarı, kapsayıcı kalkınmayı ve refahı toplumun tüm kesimlerine yaymayı hedeflemektedir. Hazırlanan bütçe teklifinde, toplumun hiçbir kesimi dışlanmadan; her bir vatandaşımızın büyümenin sağlayacağı imkânlardan adil biçimde yararlanması esas alınmıştır. Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Programımız ışığında; fiziki altyapının güçlendirilmesi, beşeri sermayenin geliştirilmesi ve üretken kapasitenin artırılması, bu yılki bütçe teklifimizin ana eksenini oluşturmaktadır. Bu anlayışla, kadını, erkeği, çocuğu, genci ve yaşlısı, işçisi, memuru, çiftçisi, esnafı ve sanayicisiyle, çalışanı ve emeklisiyle milletimizin tüm fertlerinin ihtiyaçlarının hakkaniyetli bir şekilde gözetilmesi, bu bütçede de en temel düsturumuzdur" ifadelerini kullandı."Politika belirsizlikleri kısmen azalmış olsa da halen yüksek seyretmektedir"Küresel ticarette korumacılık eğilimlerinin ve ABD’nin tarife artışlarıyla başlayan süreçte, politika belirsizliğinin tarihi zirvelere ulaştığını söyleyen Yılmaz "Ticaret rotalarını değiştirecek ve arz güvenliği endişelerini gündeme taşıyacak yeni bir dönüşümü tetiklemiştir. Bu çerçevede, ticaret diplomasisi, dost ve müttefik ülkelere yönelim ile tedarik ağlarında bölgeselleşme eğilimleri hız kazanmaktadır. 2025 yılının ikinci yarısında ikili ticaret görüşmelerine bağlı olarak politika belirsizlikleri kısmen azalmış olsa da halen yüksek seyretmektedir. Belirsizlikler piyasalarda oynaklıklara ve maliyet artışları gibi olumsuzluklara neden olurken süregelen jeopolitik gerilimler, küresel ticaret artışını baskılamaktadır. 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı’nda barışın tesis edilememesi ve Orta Doğu’da 2023 yılı sonlarında tırmanan gerilimler, 2025 yılı ortasında İran ve İsrail arasındaki ’On İki Gün Savaşı’ gibi jeopolitik hadiseler, enerji ve gıda arz güvenliği üzerinde ciddi baskı oluşturmuştur. Söz konusu gelişmeler, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve navlun maliyetlerinde de dönemsel artışlara yol açmıştır. Jeopolitik risklerin enerji fiyatlarını geçici olarak yukarı çektiği bu süreçte, küresel enflasyonda sağlanan iyileşme kırılgan hale gelmiştir" dedi."2025 yılında küresel enflasyon yüzde 4,2’ye, 2026 yılında ise yüzde 3,7’ye gerileyecektir"2026 yılına girilirken küresel iktisadi faaliyet, hizmet sektörünün desteğiyle ılımlı seyrini sürdürdüğünün ifade eden Yılmaz "Ancak yüksek faiz oranları, zayıf yatırım iştahı ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler, büyüme hızını sınırlamaktadır. 2025 yılında yüzde 3,2 olarak gerçekleşmesi beklenen küresel ekonomik büyümenin 2026 yılında yüzde 3,1’e gerilemesi tahmin edilmektedir. Bu görünüm, salgın sonrası dönemde küresel büyümenin ılımlı ancak istikrarlı bir patikada ilerlediğine dair söylemi yinelemektedir.2025 yılı başında ABD’nin geniş kapsamlı artan tarifeleri, küresel ticaret hacmine yönelik beklentileri olumsuz etkilemiş, yıl ortasından itibaren ise ivme kaybı yaşanmıştır. Bununla birlikte tarife belirsizliği nedeniyle öne çekilen ithalat talebi ticaret hacmine geçici bir ivme sağlamıştır. Bu etkilerin birbirlerini dengelemesi sonucunda küresel ticaretin 2025’te yüzde 3,6 oranında artması, 2026’da ise ithalat talebindeki geçici yükseliş etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte yavaşlayarak yüzde 2,3 oranında büyümesi beklenmektedir. Küresel enflasyon, 2023 yılında baz etkisi ve emtia fiyatlarındaki ılımlı görünümle belirgin şekilde düşmesinin ardından, 2024 yılında hizmet fiyatları kaynaklı olarak, hedeflenen seviyelerin üzerinde, yüzde 5,8 olarak gerçekleşmiştir. IMF tahminlerine göre, 2025 yılında küresel enflasyon yüzde 4,2’ye, 2026 yılında ise yüzde 3,7’ye gerileyecektir" şeklinde konuştu."Enflasyonun, 2025 ve 2026 yıllarında sırasıyla yüzde 5,3 ve yüzde 4,7 seviyelerinde gerçekleşmesi öngörülmektedir"Gelişmiş ekonomilerde enflasyonun 2024’te ortalama yüzde 2,6 olduğunu belirten Yılmaz, "2025’te yüzde 2,5, 2026’da ise yüzde 2,2 düzeyinde beklenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde ise 2024 yılında yüzde 7,9 oranında gerçekleşen enflasyonun, 2025 ve 2026 yıllarında sırasıyla yüzde 5,3 ve yüzde 4,7 seviyelerinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Bu gelişmede küresel enerji fiyatlarında düşük talep ve arzı artırıcı kararların etkisiyle izlenen ılımlı seyir etkili olmaktadır. Küresel enflasyonda son yıllarda elde edinilen kazanımlara rağmen mevcut belirsizlikler ve kırılganlıklar nedeniyle küresel enflasyonun gündemdeki yerini önümüzdeki yıllarda da koruması beklenmektedir. Küresel görünümünün ardından Türkiye ekonomisine ilişkin son dönemlerdeki gelişmeleri sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum. 2024 yılı boyunca, küresel düzeydeki dezenflasyon odaklı sıkılaşmanın dış talepte neden olduğu zayıflama ve jeopolitik gerilimlere karşın, Türkiye ekonomisinde ılımlı büyüme görünümü sürdürülmüştür. Deprem bölgesinde devam eden yeniden yapılanma adımlarıyla iktisadi faaliyet desteklenmiş, yıl genelinde büyümenin itici gücü olarak inşaat dâhil hizmetler sektörü öne çıkmıştır. Küresel şartların baskısına rağmen sanayide pozitif görünüm korunmuş, tarımda ise uzun dönem eğilimlerinin üzerinde bir performans kaydedilmiştir. Böylece büyüme kompozisyonu daha dengeli bir yapıda ve fiyat istikrarını önceleyen politika çerçevesiyle uyumlu bir patikada seyretmiş, 2024 yılı genelinde yüzde 3,3 oranında gerçekleşmiştir. Küresel ölçekte Kovid-19 salgınıyla başlayan, ardından jeopolitik gerilimler, enerji ve gıda krizleri ile tedarik zinciri sorunlarıyla derinleşen çok yönlü sınamalara rağmen, Türkiye ekonomisi istikrarlı büyümesini koruyarak, küresel ekonomide olumlu şekilde ayrışmıştır" dedi."Ekonomik büyüklüğümüz 2024 yılı itibarıyla 1,3 trilyon doların üzerine çıkmıştır"Dünya ekonomisinin 2020-2024 döneminde birikimli olarak yüzde 15,1 oranında büyüme kaydettiğinin altını çizen Yılmaz, "Türkiye ekonomisi aynı dönemde birikimli olarak yüzde 30,3 oranında büyümüştür. Yıllık ortalama büyüme açısından bakıldığında ise küresel büyüme yüzde 2,9 oranında gerçekleşirken Türkiye’nin büyüme performansı yüzde 5,4 ile dünya ortalamasını neredeyse ikiye katlayarak ülkemizin güçlü kalkınma kapasitesini ve sürdürülebilir büyüme vizyonunu açık bir biçimde ortaya koymuştur. Türkiye, küresel rekabet gücünü artırma yönündeki kararlılığını sürdürmekte olup bunun somut bir göstergesi olarak milli gelirimiz artmaya devam etmektedir. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı itibarıyla ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşan ekonomik büyüklüğümüz, 2024 yılı itibarıyla 1,3 trilyon doların üzerine çıkmıştır. Güncel tahminlere göre, 2025 yılında Türkiye ekonomisinin dünya ekonomileri sıralamasında geçen seneye göre bir basamak yükselerek 16’ncı büyük ekonomi olması beklenmektedir. Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden GSYH büyüklüğüne göre ise ülkemizin dünyanın en büyük 11’inci, Avrupa’nın en büyük 4’üncü ekonomisi konumunda yer alması öngörülmektedir" diye konuştu."2025 yıl genelinde büyümenin OVP ile uyumlu, dengeli bir kompozisyonla yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir"Küresel ölçekte enflasyonla mücadelede uygulanan sıkı politikaların dış talebi zayıflatan etkisinin 2025’te artan belirsizliklerle birlikte sürdüğünü aktaran Yılmaz, "Bu konjonktürde, 2025’in ilk yarısında Türkiye ekonomisinde dezenflasyon süreciyle uyumlu ve dengeli bir görünümle büyüme yüzde 3,6 oranında gerçekleşmiştir. Büyümenin bileşenlerine bakıldığında, 2025 yılının Ocak-Haziran döneminde sanayi sektörü bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla ivme kazanarak yüzde 2,1 artışla büyümeye pozitif katkı sunarken hizmetler sektörü, yüzde 4,3 oranında yıllık artışla büyümenin ana sürükleyicisi olmaya devam etmiştir. Öte yandan, inşaat yatırımlarının öncülüğünde toplam sabit sermaye yatırımları aynı dönemde yüzde 5,3 artarak büyüme dinamiklerini desteklemiştir. Tarım sektörünün büyümeye katkısının yıl içinde yaşanan zirai don ve kuraklık gibi zorlu iklim şartlarının etkisiyle sınırlı kalması beklenmektedir. Bu görünüm doğrultusunda, 2025 yıl genelinde büyümenin OVP ile uyumlu, dengeli bir kompozisyonla yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir. Böylelikle ülkemizin kesintisiz büyüme süreci 16’ncı yılına taşınmış olacaktır. 2026 yılında ise küresel belirsizliklere rağmen, ekonomide güçlü politika eşgüdümüyle sağlanan öngörülebilirlik ve enflasyonda kalıcı düşüşle birlikte, yatırım ve verimlilik artışlarının desteklenmesi, üretim ve talep yönüyle dengeli görünümün korunarak yüzde 3,8 oranında büyüme kaydedilmesi hedeflenmektedir" dedi."Kişi başına düşen milli gelirin 2026 yılında ise 18 bin 621 dolar seviyesine çıkması beklenmektedir"Türkiye ekonomisinde son dönemde gözlenen büyüme performansının kişi başına düşen milli gelire de yansıdığını söyleyen Yılmaz, "2024 yılı itibarıyla 15 bin 325 dolar olarak gerçekleşen kişi başına düşen milli gelirin, 2025 yılında 17 bin 748 dolara, 2026 yılında ise 18 bin 621 dolar seviyesine çıkması beklenmektedir. Orta Vadeli Program dönemi sonunda ise 21 bin dolara yaklaşması hedeflenmektedir. Bu hesaplamalarda geçici koruma altındaki Suriyeli nüfusun da dikkate alındığını belirtmek isterim.Böylelikle, 2025 yılını tamamlarken Türkiye Yüzyılı’na yaraşır şekilde üç tarihî eşiği aynı anda aşmayı öngörüyoruz; milli gelirimiz ilk kez 1,5 trilyon doların üzerine çıkarken kişi başına gelirin ilk defa 17 bin dolar eşiğini aşması ve ülkemizin, tarihinde ilk kez, yüksek gelirli ülkeler grubuna girmesi beklenmektedir. Türkiye ekonomisinde kaydedilen büyüme performansı, gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini de hızlandırmaktadır. Kişi başına milli gelirinin AB ülkeleri ortalamasına yakınsama oranı, 2002 yılında yüzde 38,3 iken 2024 yılında bu oran yüzde 70 olarak gerçekleşmiş olup 2025 ve 2026 yıllarında sırasıyla yüzde 71,8 ve yüzde 73’e ulaşması beklenmektedir."İstihdam oranı 1,2 puan yükselmiştir"İşgücü piyasalarının görünümüne bakıldığında, 2024 yılında istihdamının yıllık 988 bin kişi arttığını ifade eden Yılmaz, "İstihdam oranı 1,2 puan yükselmiştir. Bu dönemde tüm sektörlerde istihdam artışı yaşanmıştır. 2025 yılının ilk yarısında istihdam görece yatay seyrederken, Temmuz ve Ağustos aylarında ılımlı bir ivme kaydetmiştir. İşsizlik oranı, son 28 aydır tek haneli seviyelerinde seyretmektedir. 2025 yılında Orta Vadeli Program’da öngörüldüğü üzere, işsizlik oranının 2024 yılına kıyasla 0,2 puan azalarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Program döneminde uygulanacak politikalar ve öngörülen büyüme performansı doğrultusunda, işgücü piyasasına daha fazla bireyin katılımını sağlamayı ve toplumsal refahı artırmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede, 2026 yılında işsizlik oranının yüzde 8,4’e gerilmesi ve önümüzdeki üç yılda toplam 2,5 milyon ilave istihdamla işsizlik oranının 2028 yılına kadar kademeli olarak yüzde 7,8’e düşerek ilk kez yüzde 8’in altına inmesi öngörülmektedir. Belirsizliklerin arttığı bu dönemde, küresel enflasyon görünümünde dalgalı bir seyir hâkim olurken ülkemiz, 2024 yılı Haziran ayından itibaren başlattığı dezenflasyon sürecini kararlı bir şekilde sürdürmektedir. Bu doğrultuda, 2025 yılında Türk lirasında gözlenen görece istikrarlı seyir, özellikle temel mal fiyatlarındaki gelişmeler aracılığıyla enflasyon görünümünü olumlu yönde etkilemiştir. Bununla birlikte başta kira kalemi olmak üzere hizmet enflasyonunda süregelen atalet, manşet enflasyon üzerindeki baskıların devam etmesine yol açmıştır" ifadelerini kullandı."Eylül 2025 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu, 2024 yıl sonuna kıyasla 11,1 puan azalarak yüzde 33,3 seviyesine gerilemiştir"Gıda fiyatlarında olumsuz iklim şartlarına bağlı arz yönlü gelişmelerin bu iyileşmeyi kısmen sınırladığını belirten Yılmaz "Uygulanan sıkı para politikası ve parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmeye yönelik alınan makroihtiyati tedbirler, Türk lirasında istikrarlı bir seyir sağlanmasına ve kur geçişkenliğinin enflasyon üzerindeki etkisinin önemli ölçüde sınırlanmasına katkı sunmuştur. Para, maliye ve gelirler politikaları arasındaki güçlü eşgüdüm toplam talep şartlarının dengelenmesini desteklemiş ve Türk lirasındaki reel değerlenme ile birlikte dezenflasyon sürecinin istikrarlı biçimde devam etmesini mümkün kılmıştır. Bu kapsamda Eylül 2025 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu, 2024 yıl sonuna kıyasla 11,1 puan azalarak yüzde 33,3 seviyesine gerilemiştir" dedi.
Bakan Işıkhan, Mardin Kültür Yolu Festivali’ndeki sergileri gezdi: "Türkiye’nin mozaiğini özetlediğimizde Mardin müthiş bir coğrafya"
23 Ekim 2025 Perşembe - 20:13 Bakan Işıkhan, Mardin Kültür Yolu Festivali’ndeki sergileri gezdi: "Türkiye’nin mozaiğini özetlediğimizde Mardin müthiş bir coğrafya" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Mardin Kültür Yolu Festivali kapsamında açılan sergileri gezdi. Bakan Işıkhan, festival kapsamında Sakıp Sabancı Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulan sergileri ziyaret ederek, sanatçılar ve küratörlerden bilgi aldı. Bakan Işıkhan, Mardin’in binlerce yıllık tarihiyle medeniyetlerin beşiği olduğunu vurgulayarak, "Mardin Kültür Yolu programı kapsamında bugün, bildiğiniz gibi kadim medeniyetlerin izlerini taşıyan, binlerce yıllık kültürün yaşadığı bir merkez Mardin adeta bir çekim merkezi konumunda. Ticaret yolları var. Ticaret yollarında insanlar birbiriyle alışveriş yapıyordu ve bir kültür ortaya çıkıyordu. Kültür medeniyete dönüşüyor. Medeniyetle birlikte birçok farklı kültürün bir arada yaşamasına katkı sağlamış bir şehir. Kültür Yolu Festivali kapsamında Kasımiye Medresesi, Zinciriye Medresesi, Deyrülzafaran Manastırı ve Dara Antik Kenti gibi tarihi yerleri dolaştık. Hem yerli hem de yabancı turistlerin yoğun bir şekilde övgüyle izlediğini gördük" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a ve ekibine teşekkür eden Işıkhan, "Şu anda festivalin müze ve galeri ayağındayız. Ama kentin farklı yerlerinde Valimizin ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüzün koordinasyonunda çok güzel etkinlikler düzenleniyor. Mardin, medeniyetlerin buluşma noktası; hoşgörünün, kardeşliğin yaşandığı bir şehirde biz de burada bulunmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Yüzyıllardır dillerin ve dinlerin bir arada yaşadığı Mardin’de Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve Süryanilerin güçlü bir birlikte yaşama kültürü oluşturduğunu vurgulayan Işıkhan, "Türkiye’nin mozaiğini özetlediğimizde Mardin müthiş bir coğrafya. Mezopotamyanın aşağısına baktığınızda, gelen turistlere hayranlıkla bakıyorum. Çaylarını içerken turistler müthiş bir manzarayla karşı karşıya kalıyorlar. Vatandaşlarımıza da seslenmek istiyorum. Mardin’e gelin. Valimizle birlikte ev sahipliği yapmaya hazırız. Bir yandan konserler devam ediyor. Yarın da farklı sanatçıların katılımıyla konserler olacak. Mardinlililer şu an oraya gitmiş durumda. Müthiş bir şenlik müthiş bir festival" dedi. Bakan Işıkhan’a ziyaretlerinde Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin Milletvekili Faruk Kılıç, AK Parti İl Başkanı Mehmet Uncu ve MHP İl Başkanı Ferhan Bozkuş ve Kültür Turizm İl Müdürü Ayhan Gök eşlik etti.
AK Parti’li Arınç, muhtarları Bakan Yumaklı ile buluşturdu
23 Ekim 2025 Perşembe - 19:39 AK Parti’li Arınç, muhtarları Bakan Yumaklı ile buluşturdu AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç, Gölmarmara ilçesinde geçtiğimiz haftalarda kendisine iletilen tarımsal talepleri bu kez doğrudan Ankara’ya taşıdı. Arınç, Gölmarmaralı muhtarlarla birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı ziyaret ederek, bölgenin tarımsal önceliklerini bakanlık düzeyinde gündeme getirdi. Ziyarette Gölmarmara’nın sulama altyapısı, üretim destekleri ve kırsal kalkınma projeleri ele alındı. Muhtarlar, ilçede üreticilerin yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini bakanlığa ilk elden iletti. Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Muhtarlarımızla Gölmarmara’da bir araya geldiğimizde dile getirdikleri konuları bugün Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı’ya ilettik. Bölgenin üretim gücünü artırmak, çiftçimizin emeğini desteklemek için ortak bir yol haritası belirledik. Gölmarmara’nın bereketi, Manisa’nın geleceğidir." dedi. Arınç ayrıca, hafta içindeki diplomatik temasları kapsamında Meclis’te Endonezya Partai NasDem Milletvekili Faridawaty Darland Atjeh ve heyetiyle de bir araya geldi. Görüşmede Türkiye-Endonezya ilişkilerinin güçlendirilmesi, karşılıklı yatırımlar ve kültürel iş birliği konuları ele alındı. Arınç, "Manisa için çözüm, Türkiye için diyalog anlayışıyla hem yerelde hem uluslararası alanda çalışmaya devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.
İletişim Başkanı Duran: "Cumhurbaşkanımızın Kuveyt, Katar ve Umman ziyaretleri, Türkiye’nin bölgesel vizyonuna yeni bir dinamizm kazandırmıştır"
23 Ekim 2025 Perşembe - 19:35 İletişim Başkanı Duran: "Cumhurbaşkanımızın Kuveyt, Katar ve Umman ziyaretleri, Türkiye’nin bölgesel vizyonuna yeni bir dinamizm kazandırmıştır" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kuveyt, Katar ve Umman ziyaretlerinin ardından açıklama yaptı. İletişim Başkanı Duran sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, mevkidaşlarının davetlerine icabetle dost ve kardeş ülkeler Kuveyt, Katar ve Umman’a gerçekleştirdiği resmi ziyaretler, Türkiye’nin bölgesel vizyonuna yeni bir dinamizm kazandırmıştır. Ziyaretlerde, ikili ilişkiler tüm boyutlarıyla ele alınmış; ticaret, enerji, savunma sanayii ve yatırım alanlarında iş birliğini derinleştirecek önemli adımlar atılmıştır. Görüşmelerde ayrıca bölgesel barış, istikrar ve ortak hedefler üzerinde güçlü bir mutabakat sağlanmıştır" ifadelerini kullandı. Görüşmelerde Gazze’deki insani krizin ele alındığını söyleyen Duran, "Ayrıca Gazze’deki insani kriz, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve küresel adaletin tesisi gibi uluslararası meseleler ele alınmış; Türkiye’nin barış, vicdan ve hakkaniyet eksenli diplomasi anlayışı güçlü biçimde vurgulanmıştır. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde imzalanan muhtelif anlaşmalar; Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle stratejik ortaklığını daha da pekiştirmiş, karşılıklı güven ve dayanışmanın yeni bir sayfasını açmıştır. Bu ziyaretler, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde Türkiye’nin dostluk köprülerini güçlendiren, barış ve iş birliği eksenli dış politikasının bir kez daha somut bir yansıması olmuştur" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik"
23 Ekim 2025 Perşembe - 17:58 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Hükümetlerimiz döneminde mali disiplin her zaman temel önceliğimiz oldu. Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sunuşunu gerçekleştirdi. Salgın sonrası dönemde küresel ticarette yaşanan dalgalanmaların ardından kısmi bir toparlanma eğiliminin gözlendiğini dile getiren Yılmaz, "Bu dönemde, başlıca pazarımız olan Avrupa ekonomilerindeki zayıf talep görünümüne rağmen ihracatımız, 2024 yılında ılımlı bir artışla yüzde 2,4 oranında yükselerek Orta Vadeli Program hedefimize yakın seviyede 261,8 milyar dolara ulaşmıştır. Böylece ülkemizin küresel mal ihracatındaki payı, yüzde 1,07 seviyesinde gerçekleşmiştir " diye konuştu. Yılmaz, 2025 yılında küresel ticarette korumacılık eğilimlerine ve zayıf dış talep koşullarına rağmen ihracattaki yükseliş eğiliminin sürmeye devam ettiğini söyleyerek, 2025 yılının Eylül ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın 269,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. İmalat sanayii ihracatının ocak-ağustos döneminde yüzde 4,4 oranında, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatının aynı dönemde yüzde 10,7 arttığını dile getiren Yılmaz, "Söz konusu dönemde sağlanan yüzde 4,4 oranındaki büyümenin neredeyse tamamı, orta ve yüksek teknoloji grubunda yer alan ürünlerin ihracatından kaynaklanmaktadır" dedi. Hedeflerinin 2025 yılı sonunda 273,8 milyar dolarla bir önceki yılın üzerinde bir ihracat performansına ulaşmak olduğunu kaydeden Yılmaz, 2026 yılında ise küresel ticaretteki fırsatlardan azami ölçüde yararlanarak ihracatı 282 milyar doların üzerine çıkarmayı amaçladıklarını ifade etti. "2026 yılında ithalatın 378 milyar dolar düzeyinde olması öngörülmektedir" Türkiye’deki dezenflasyon süreci kapsamında uygulanan politikların katkısıyla ithalatta artış eğiliminin sınırlı şekilde devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, "Enerji fiyatlarındaki yatay seyir de bu görünüme katkı sunmaktadır. Bu çerçevede 2024 yılında 344 milyar dolar olarak gerçekleşen ithalatın 2025 yılında Orta Vadeli Program tahminlerine göre 367 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. 2026 yılında büyüme görünümüyle uyumlu olarak ithalatın 378 milyar dolar düzeyinde olması öngörülmektedir" diye konuştu. "Cari işlemler açığı, 2025 yılı Ağustos ayında yıllıklandırılmış olarak 18,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir" "Dış denge görünümü bakımından, cari işlemler dengesindeki iyileşme, ekonomimizin dış finansman ihtiyacının belirgin ölçüde azaldığını ortaya koymaktadır" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "2024 yılında milli gelire oranla yüzde 0,8 ile hem tarihsel ortalamaların hem de geçmiş yıl seviyelerinin oldukça altına inen cari işlemler açığı, 2025 yılı Ağustos ayında yıllıklandırılmış olarak 18,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda, 2025 yılı sonunda cari işlemler açığının, Orta Vadeli Program tahminlerimize göre 22,6 milyar dolarla milli gelire oranının yüzde 1,4 gibi sürdürülebilir düşük seviyelerde gerçekleşmesini beklemekteyiz. 2026 yılında ise bu oranın yüzde 1,3’e gerilemesini öngörüyoruz." "KKM hesapları, 10 Ekim itibarıyla 240 milyar TL seviyesinin altına gerilemiştir" Kur Korumalı Mevduat hesaplarının hesap açma ve yenile işlemlerinin 23 Ağustos ile sona erdirildiğini hatırlatan Yılmaz, "KKM uygulamasından çıkış stratejisi kapsamında, daha önce sağlanan desteklerin tedricen azaltılmasıyla birlikte KKM bakiyesi, hızla düşüş eğilimine girmiştir. Geçtiğimiz yıl Eylül ayında 1,5 trilyon TL seviyesinde bulunan KKM hesapları, 10 Ekim itibarıyla 240 milyar TL seviyesinin altına gerilemiştir. Böylece yerleşiklerin mevduatları içindeki KKM hesaplarının payı yüzde 1,1 seviyesine gerilemiştir. Bu süreçte, TL mevduat tercihlerindeki artışla birlikte KKM’den yabancı para mevduata geçişler sınırlı kalmış, TL cinsi mevduatın payı yüzde 60,6’ya yükselerek dolarizasyon eğilimi azalış göstermiş ve dolarizasyon oranı yüzde 38,3 seviyesinde seyretmiştir" ifadelerini kullandı. Yılmaz, 10 Ekim itibarıyla uluslararası brüt rezervlerin 189,7 milyar dolar seviyesine çıkarak tarihin en yüksek düzeyine ulaştığını belirten Yılmaz, aynı dönemde net uluslararası rezervlerin 79,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. Hazine Destekli Kredi Garanti Sistemi’nin KOBİ’lerin ve ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam ettiğini ve halihazırda 15 kredi destek paketinin üzerinden işletildiğini bildiren Yılmaz, "Öncelikli sektörleri gözeten, yatırım ve ihracat odaklı paketler aracılığıyla bugüne kadar kullandırılan krediler kapsamında kefalet büyüklüğü, 10 Ekim 2025 itibarıyla 815,6 milyar liraya; kredi büyüklüğü ise 969,7 milyar liraya ulaşmıştır. Ticari kredi kefaletleri içerisinde yüzde 44,6’lık pay ile imalat sanayii ilk sırada yer almakta, bu da seçici kredi politikasının sonuçlarını ortaya koymaktadır" dedi. "Dış borçlanma tutarı, eylül sonu itibarıyla 10,75 milyar dolarak olarak gerçekleşti" Yılmaz, 2025 yılında 11 milyar dolar olarak öngörülen dış borçlanma tutarının eylül sonu itibarıyla 10,75 milyar dolar olarak gerçekleştiğini vurgulayarak, "Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde uluslararası sermaye piyasalarına erişimimiz güçlenerek devam etmiştir. AB tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranındaki düşüş eğilimi, devam etmektedir. Küresel salgın öncesi seviyelerin de altına inen bu oran, son dönemdeki istikrarlı gerileme eğilimini sürdürmüştür. 2022 yılı sonunda yüzde 29,4, 2023 yılı sonunda ise yüzde 28,2 olarak gerçekleşen kamu borç stokunun GSYH’ya oranı, 2024 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 25,1’e ve 2025 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 24,1’e kadar gerileyerek tarihsel olarak en düşük seviyelerinden birine ulaşmıştır. Aynı dönemde Avrupa Birliği ülkelerinde bu oran 2025 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yaklaşık yüzde 81,9 düzeyinde seyretmiştir" dedi. Türkiye ekonomisinin hedeflenen güçlü ve istikrarlı büyümeyi sağlaması için yurt içi tasarruflarının artırılmasının önem arz ettiğini dile getiren Yılmaz, "2003 yılında faaliyete başlayan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve 2017 yılında yürürlüğe giren Otomatik Katılım Sistemi (OKS), tasarrufların artırılmasında önemli rol oynamaktadır. 10 Ekim 2025 itibarıyla BES katılımcı sayısı yaklaşık 10 milyon kişiye, fon büyüklüğü 1 trilyon 775 milyar liraya ulaşmıştır. Aynı tarih itibarıyla OKS kapsamındaki çalışan sayısı yaklaşık 7,8 milyon kişiye, fon büyüklüğü ise 117,8 milyar liraya ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2024 yılında bütçe giderlerinin 10 trilyon 781 milyar lira, bütçe gelirlerinin 8 trilyon 674 milyar lira, bütçe açığının 2 trilyon 108 milyar lira, faiz dışı açığın 837 milyar lira olarak gerçekleştiğini söyledi. Ayrıca yılmaz, 2024 yılında bütçe açığının GSYH’ya oranının yüzde 4,7 olduğunu, deprem harcamalarının hariç tutulduğunda ise bütçe açığının GSYH’ya oranının yüzde 3 olarak gerçekleştiğini belirtti. Yılmaz, 2025 yılında merkezi yönetim bütçe giderlerinin 14 trilyon 674 milyar lira, bütçe gelirlerinin 12 trilyon 466 milyar lira, bütçe açığının 2 trilyon 208 milyar lira, faiz dışı açığın ise 156 milyar olarak gerçekleşmesini tahmin ettiklerini kaydetti. Yılmaz, 2025 yıl sonu bütçe açığının milli gelire oranının ise yüzde 3,6 olarak öngördüklerini de sözlerine ekledi. "Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik" 2026 yılı Merkezi Yönetim bütçesinde bütçe giderlerinin 18 trilyon 929 milyar lira, bütçer gelirlerinin ise 16 trilyon 216 milyar lira olacağını öngördüklerine dikkati çeken Yılmaz, "Bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının ise yüzde 3,5 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Deprem nedeniyle bütçe açıklarında yaşanan arızi artış sonrasında, bütçe açığını yeniden Hükümetlerimiz dönemindeki ortalama seviyeye yaklaştırıyoruz. Hükümetlerimiz döneminde mali disiplin her zaman temel önceliğimiz oldu. Bütçeyi faiz bütçesi olmaktan çıkararak hizmet bütçesi haline getirdik. 2002 yılında milli gelire oranla yüzde 14,3 olan faiz giderlerini oldukça düşük seviyelere indirdik. Nitekim, 2026 yılı bütçesinde, faiz giderlerinin yüzde 3,5 seviyesinde olmasını öngörmekteyiz. Bununla birlikte 2026 yılı bütçemizin 29 milyar lira faiz dışı fazla vermesini öngörüyoruz. 2026 yılında merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 2025 yılı gerçekleşme tahminlerine göre yüzde 30,1 artışla 16 trilyon 216 milyar liraya, vergi gelirlerinin ise yüzde 28,4 oranında artarak 13 trilyon 783 milyar liraya ulaşacağını tahmin ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz 2026 yılı ödeneklerinde "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi" programına bir önceki yıla göre yüzde 30’un üzerinde, "Çocukların Korunması ve Gelişiminin Sağlanması" programına yüzde 34, "Kadının Güçlenmesi" programına yüzde 35 artışla kaynak ayırmayı öngördüklerini aktardı. "Merkezi yönetim bütçesinden 2002’de yalnızca yüzde 9,4 seviyesinde pay alan eğitime 2026 yılında yüzde 15,3 oranı ile en büyük payı ayırdık" Eğitimi 2002 yılından beri en öncelikli mesele olarak gördüklerini ve eğitim bütçesini 2026 yılında 2 trilyon 896 milyar liraya yükselttiklerini kaydeden Yılmaz, "Böylece merkezi yönetim bütçesinden 2002’de yalnızca yüzde 9,4 seviyesinde pay alan eğitime 2026 yılında yüzde 15,3 oranı ile en büyük payı ayırdık. Bu kapsamda, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi için 2026 yılında 1 trilyon 944 milyar lira kaynak ayırdık. 2002-2003 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen sayısı 515 bin 253 iken 2024-2025 eğitim öğretim yılı itibarıyla öğretmen sayımızı 1 milyon 61 bin 510’a ulaştırdık" diye konuştu. Vatandaşların, sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2026 yılında 1 trilyon 594 milyar lira kaynak ayrıldığını aktaran Yılmaz, "Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında, sağlık alanına kamu kaynaklarından ayrılan toplam tutar 3 trilyon 307 milyar liraya ulaşmaktadır" ifadelerine yer verdi. Sosyal devlet ilkesiyle Türkiye’nin sahip olduğu refahı, toplumun tüm katmanlarına yaymaya kararlı olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2026 yılında; ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 157 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 106 milyar lira, sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla 100 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 90 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 56 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 44 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkân sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 23 milyar lira ve koruyucu aile uygulaması kapsamında yaklaşık 3 milyar lira, kaynak ayırdık" dedi. Kurulan "Aile ve Gençlik Fonu" ile yeni evlilikleri teşvik ederek gençlere destek olduklarını dile getiren Yılmaz, "Aile ve Gençlik Fonu kapsamında yürütülen proje ile evlenecek gençlere ekonomik, psikolojik ve sosyal destek sunarak, evliliklerinin sağlam temeller üzerine kurulmasını hedefliyor ve gençleri evliliğe teşvik ediyoruz. Proje kapsamında, aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimizden başvurusu onaylanan çiftlere 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz, 150 bin lira tutarında faizsiz kredi desteği sunulmasının yanı sıra evlilik öncesi ve sonrası eğitim ve danışmanlık hizmetleri sağlıyoruz. Fon kapsamında verilen kredi desteğini, 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla eşlerden her ikisinin 18-25 yaş aralığında olduğu başvurularda 250 bin liraya, en az birinin 26-29 yaş aralığında olduğu başvurularda ise 200 bin liraya çıkarıyoruz" şeklinde konuştu. Vatandaşların elektrik ve doğalgazı daha ucuza kullanabilmeleri için 2026 yılı bütçesinde 373 milyar lira kaynak öngördüklerini söyleyen Yılmaz, "Halihazırda faturalarda mesken aboneleri için doğal gazda yüzde 43, elektrikte düşük kademede yüzde 57 oranında Devlet desteği sağlanmaktadır" dedi. "Tarıma 888 milyar lira kaynak ayırdık" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılında bütçeden tarıma 888 milyar lira kaynak ayırdıklarını aktararak, sözlerine şöyle devam etti: "Bu kapsamda; tarımsal destek programları için 168 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 190 milyar lira, ve tarımsal kredi destekleri, tarımsal KİT ve ihracat destekleri için 268 milyar lira, kaynak ayırıyoruz. Tarıma yönelik vergi harcamalarının 262 milyar lira olmasını öngörüyoruz. 2026 yılında tarım sektörü yatırım ödeneğini 190 milyar liraya çıkartıyoruz. Bunun 122 milyar lirasını tarımsal sulama yatırımları için ayırıyoruz." Orman varlığının ve verimli orman alanlarının artırılmasına yönelik yatırımlara devam ettiklerinin altını çizen Yılmaz, "Ormanların geliştirilmesi ve genişletilmesi amacıyla 2003-2024 yılları arasında 7,5 milyar tohum ve fidan toprakla buluşturulmuştur. Böylece orman varlığımız 2024 yılı sonu itibarıyla 23,36 milyon hektara ulaşmıştır. Yapacağımız yatırımlarla birlikte 2026 yılında toplam orman varlığımızın 23,44 milyon hektara ulaşmasını hedefliyoruz" dedi. Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelini değerlendirebilmek için bu alandaki yatırımlara da devam edildiğini aktaran Yılmaz, "Çalışmalarımız sonucunda Türkiye bugün yenilenebilir enerji kurulu gücünde dünyada on birinci, Avrupa’da beşinci sırada yer almaktadır. HES kurulu gücünde ise ülkemiz dünyada sekizinci, Avrupa’da ikinci sırada yer almaktadır" ifadelerini kullandı. "2028 yılında 16 milyon hanenin doğal gaz tüketiminin yerli kaynaklarla karşılanması hedeflenmektedir" Derin deniz alanında arama faaliyetlerinin hız kesmeden devam ettiğini belirten Yılmaz, "17 Mayıs tarihinde Batı Karadeniz’de bulunan Göktepe-3 tespit kuyusunda Abdülhamid Han Sondaj Gemisi ile gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda, 75 milyar metreküp potansiyele sahip doğal gaz keşfi yapılmıştır. Bu keşfin ekonomik değerinin 30 milyar ABD doları olduğu hesaplanmaktadır. Sahanın geliştirilmesinde, Sakarya Gaz Sahası için halihazırda temin edilen Yüzer Üretim Platformu, kara tesisi ve dağıtım altyapısından yararlanılacaktır. 2028 yılında 16 milyon hanenin doğal gaz tüketiminin yerli kaynaklarla karşılanması hedeflenmektedir" şeklinde konuştu. Türkiye’nin dört bir yanında pekiştirilen huzur ve güven ortamında Gabar başta olmak üzere petrol üretiminin de arttığını söyleyen Yılmaz, Türkiye içinde 136 bin, Türkiye dışında 40 bin olmak üzere günlük toplam 176 bin varil ham petrol üretimine ulaşıldığını aktardı. Akkuyu, nükleer güç santralinin ilk ünitesinin 2026 yılı içinde üretime başlamasının planlandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Enerjide bağımsızlık mücadelemizde en önemli başlıklardan biri de enerji verimliliğini artırmaya dönük kapsamlı çalışmalarımızdır. Tüm bu çabalar, cari açığımızın kalıcı olarak azalmasına ve makroekonomik istikrarımıza güç vermektedir" dedi. Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Son iki yıl içinde önemli ölçüde artırdığımız reel sektör desteklerine 2025 yılında da devam ederek ’yatırım, istihdam, üretim ve ihracat’ odağımızla özel sektör önceliğinde büyüme stratejimizi sürdürüyoruz. Reel kesim destekleri için bütçemizden (tarımsal krediler sübvansiyon desteği hariç) 493 milyar lira ödenek öngörüyoruz. Bu kapsamda; Sosyal Güvenlik Kurumu işveren prim ödemeleri için 283 milyar lira, Halk Bankası esnaf kredileri sübvansiyon desteği için 70 milyar lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik ödemeleri için 50 milyar lira, Mesleki eğitim kapsamında ödenen Devlet katkısı için 29 milyar lira, İhracat başta olmak üzere diğer reel sektör destekleri için 60 milyar lira kaynak ayırdık."
Bakan Tekin: "Nitelikli elemanı yetiştirmek konusunda biz elimizi taşın altına koyacağız"
23 Ekim 2025 Perşembe - 16:51 Bakan Tekin: "Nitelikli elemanı yetiştirmek konusunda biz elimizi taşın altına koyacağız" Tarım teknolojileri, hayvancılık, bitkisel üretim ve gıda işleme alanlarında nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında Tarım Sektörüne Yönelik Mesleki ve Teknik Eğitim İş Birliği Protokolü imzalandı. Milli Eğitim Bakan Yusuf Tekin, "Ben şunun taahhüdünü size veriyorum. Sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanı yetiştirmek konusunda biz elimizi taşın altına koyacağız, zaten bizim işimiz, yapacağız" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında Tarım Sektörüne Yönelik Mesleki ve Teknik Eğitim İş Birliği Protokolü imzalandı. Protokol kapsamında tarım alanında eğitim gören öğrencilerin uygulamalı eğitim imkanlarının artırılması, mesleki ve teknik eğitim kurumları ile tarım sektörünün entegrasyonunun güçlendirilmesinin amaçlandığı, ayrıca tarım teknolojileri, hayvancılık, bitkisel üretim ve gıda işleme alanlarında nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. İmza töreninde konuşan Milli Eğitim Bakan Yusuf Tekin, Bakanlık olarak yaptıkları her işi sahada muhataplarıyla istişare ederek, birer paydaş ilişkisi içerisinde yürütmeye çaba sarf ettiklerini dile getirdi. Tekin, darbelerin birçok alanda olduğu gibi eğitim sektöründe de travmalara neden olduğunu dile getirerek, "28 Şubat’ın eğitim sektöründe oluşturduğu darbenin travmasını atlatmak kolay değil. Bunun ilk adımları 2012 yılında 4 artı 4 artı 4 ile beraber verildi. Mesleki teknik eğitim ve matematik okullarının önünü kesmek için getirilen 8 yıllık kesintisiz eğitim kesintili hale geldi. Bu atılan önemli adımlardan bir tanesiydi. Onunla beraber attığımız diğer adımlarla mesleki ve teknik eğitim başta olmak üzere 28 Şubat darbesinin insanların zihninde eğitim sektöründe oluşturduğu travmayı aşacak adımlar atmaya çalıştık. Ama bu kolay değil" dedi. "Fatih Terim’le oturduk, ’Futbol lisesi açalım’ dedik" Bakan Tekin, 2014’te ilgili kanuna "proje okul" diye bir kavram konulduğunu hatırlatarak, bu çerçevede söz konusu okullara üç ayrıcalık tanındığını ifade etti. Futbol lisesi açmak için atılan adımlardan örnek veren Tekin, "Yanlış bir anlaşılma olmasın diye somut başka bir sektördeki örnek üzerinden yürüyelim. Mesela Fatih Terim, Milli Takımlar hocasıydı. Onunla oturduk, ’Futbol lisesi açalım’ dedik. Futbol lisesini açarken Milli Eğitim Bakanlığı olarak futbol müfredatı yazmak konusunda uzman değiliz ama bunun bir uzmanı var. Türkiye Futbol Federasyonuna dedik ki, ’Bu okulun akademik müfredatına siz karışmayın, futbol müfredatına da biz karışmayalım’ ve akademik kısımları biz yazdık. Bizim öğretmenlerimiz iyi futbolcu yetiştirmek için gerekli olan donanıma, mesleki donanıma sahip olmayabilirler veya onlardan daha donanımlı kişiler olabilir. Dedik ki okullarımızda normal 657’ye tabii öğretmen dışında madem federasyonla bir protokol yaptık, federasyonun tanımladığı bu konularda uzman kişiler gelsin, okullarımıza ders verebilsin. Sizinle ilgili kısma bunun sirayet eden boyutu şu; bizim öğretmenlerimiz 20 yıl önce o zamanki mesleki teknik eğitim fakültesinden mezun olmuş olabilir, sahadaki gelişmeleri takip etmemiş olabilir. O zaman sahadaki yeni donanım malzemelerini, makine, teçhizat, eser konusunda veya yeni teknolojiler konusunda uzman kişiler, bu meslek liselerinin veya proje okulları diye tanımladığımız okullarda gelsin ders versinler. Bir ayrıcalık daha tanıdık, dedik ki bu okullara öğrenci alımı noktasında da istekli ve bu konuda el becerileri gelişmiş çocukları alalım. Proje okulu buydu" diye konuştu. Tekin, hayata geçirilen uygulamayla mesleki ve teknik eğitim konusunda diğer ülkelerin Türkiye ile işbirliği yapmak istediğini dile getirdi. "Mesleki ortaokullarımızın bünyesinde zanaat atölyeleri kurduk" Göreve başladıktan sonra ihtiyaç kalmayan, mezun olduklarında istihdam olma imkanları olmayan ya da sahanın ihtiyaç duymadığı elemanları yetiştiren programları kapattıklarını belirten Tekin, bu kapsamda 800 civarında programın kapatıldığını bildirdi. Bakan Tekin, 1 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla mesleki ve teknik eğitimde atılan adımları kapsamlı bir programla duyuracaklarını aktararak, yeni dönemde ne tür becerilere sahip olunması gerektiğine dair adımlar atacaklarını söyledi. Geçen yaz Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi’nin yayınlandığını hatırlatan Tekin, "Sektör içi okul, sektöre entegre okul, bölge okulu gibi okullar tanımladık. Yine o politika belgesinin içerisinde 28 Şubat’tan önceki gibi çocuklarımızın daha küçük yaşlardan itibaren mesleki becerilerini geliştirecek adımların atılması gerektiğini gördük, sahada böyle bir talep olduğunu gördük ve mesleki ve teknik eğitim ortaöğretim kurumlarının bünyesinde ya da bağımsız olarak ortaokullar açmaya başladık. Şu anda mesleki ortaokullar açılıyor. Çocuklarımızı mesleki ve teknik eğitime yöneltecek bir girişim olarak bütün ortaokullarımızın bünyesinde hedefimiz var şu anda, zanaat atölyeleri kurduk. Yani çocuklarımız mesleki ve teknik eğitimde ne öğrendiklerini normal ortaokullarda bir görsünler, onun üzerinden hareket etsinler. Biz sektörle işbirliğimizi bu anlamda devam ettireceğiz. Bunları yaparken ana paradigmamızdan hiç uzaklaşmıyoruz. Bütün bunları yapıyoruz ama bir taraftan da çocuklarımızın bir kültür aktarımı süreci olan okullarımızda milli ve manevi değerlerimizi, bizi biz yapan değerlerimizi ihmal etmeden eğitim almalarını istiyoruz" ifadelerine yer verdi. "Nitelikli elemanı yetiştirmek konusunda biz elimizi taşın altına koyacağız" Bakan Tekin, bugün de mesleki ve teknik eğitim liseleri bünyesinde önemli bir alan olan tarımla ilgili sektör değişiklikleri yapmak üzere bir arada olduklarını dile getirerek, "Ben şunun taahhüdünü size veriyorum. Sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanı yetiştirmek konusunda biz elimizi taşın altına koyacağız, zaten bizim işimiz, yapacağız" dedi. Bu konuya hiç kimsenin yıpratma çabalarını dikkate almadan devam edeceklerini vurgulayan Tekin, sektörün taleplerini karşılamak için gece gündüz çalışacaklarını aktardı. Salondaki katılımcılara da seslenen Tekin, "Biz şimdi vatandaşın bize emanet ettiği çocuğu sizin istediğiniz profilde yetiştirdik diyelim. Peki bu çocuğu istihdam etmezsek, burada bir kul hakkı olmayacak mı? O zaman sizden istediğim taahhüt, biz yetiştirelim, siz istihdam edin. Bugünkü protokolün esprisi bu. Biz diyoruz ki yetiştirmek konusunda varız, istihdam konusunda siz de varsanız buyurun beraber iş yapalım diyoruz" açıklamasında bulundu. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da bir konuşma yaptığı törende, konuşmaların ardından işbirliği protokolü imzalandı. Programın ardından Bakan Tekin ve eğitim sektörünün temsilcilerinin katılımıyla TOBB Türkiye Eğitim Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda eğitim sektöründeki sorunlar ve mevcut sorunların çözümü için öneriler masaya yatırıldı.
Bolu Belediye Başkanı Özcan: "Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibi partiye gelirse beni atıp atmaması hiç umurumda değil"
23 Ekim 2025 Perşembe - 16:47 Bolu Belediye Başkanı Özcan: "Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibi partiye gelirse beni atıp atmaması hiç umurumda değil" CHP’de yarın görülecek kurultay davasında ‘mutlak butlan’ kararı çıkması ihtimaliyle ilgili konuşan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, "Mahkeme böyle bir karar verirse Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları da ’biz bu görevi kabul ediyoruz’ derse ben bu siyasi cunta partinin başından gidinceye kadar Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimi istifa etmek suretiyle askıya alacağım" dedi. Bolu Belediyesi tarafından daha önce Nilüfer Park içerisinde yer alan kafe ve restoran olarak kullanılan bina belediyeye ait Bolsev Vakfı tarafından kiralandı. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, tamamen yenilenerek belediyeye ait restoran olarak hizmete açılan tesisi tanıttı. Özcan, sonrasında ise Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yarın görülecek olan CHP kurultay davasına ilişkin açıklamalarda bulundu. "Ama artık bu karar yarın verilmeli" Kararın bir an önce verilmesi gerektiğini savunan Başkan Tanju Özcan, "Mutlak butlan kararının verilebileceğini ben düşünmüyorum. Hukukçu olarak düşünemiyorum bunu. Çünkü mutlak butlanla ilgili ne bir dernekle ilgili bugüne kadar ne bir meslek odasıyla ilgili olmamış ki bir siyasi parti için olsun. Ama ortada açılmış bir dava var. Uzadıkça uzuyor. Yani Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi artık bu konuyu gündemden düşürmek için ya davanın kabulüne karar versin, ya davanın reddine karar verip bu süreci, bu tartışmayı, bu suni tartışmayı ülkedeki ekonomik sıkıntıların önüne geçmeyi amaçlayan bu suni tartışmayı bir tarafa bıraksın. Türkiye’de artık böyle garip şeyler oluyor. Bizim iki tane İstanbul İl Başkanımız var. Biri Yüksek Seçim Kurulu tarafından kabul edilen İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik, mazbatası da var. İstanbul İl Başkanı olarak seçilmişsiniz diye kendisine yetki verilmiş. Bir tanesi tedbir yoluyla eski İstanbul İl Başkanlığı’nda oturan bir kayyum var. Bırakın her siyasi parti kimi genel başkan seçileceğine üyeleri ve delegeler aracılığıyla karar versin. Kimin kendisini yöneteceğine o karar versin. Sen illa böyle bir karar vereceksen de mahkeme olarak uzatma. Ver bir an önce kararını. Ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir olmayacak mutlak butlan kararıyla karşı karşıya kalırsa da otursun yetkili organlarıyla, belediye başkanlarıyla, milletvekilleriyle, il başkanlarıyla, ilçe başkanlarıyla, belde başkanlarıyla yol haritasını belirlesin. Ama artık bu karar yarın verilmeli" diye konuştu. "Üyeliğimi istifa etmek suretiyle askıya alacağım" Mutlak butlan kararı çıkması durumunda partiden istifa edeceğini söyleyen Başkan Özcan, "Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibi partiye gelirse beni atıp atmaması benim hiç umurumda değil. Ben mahkeme kararıyla partinin başına gelen heyeti bir cunta heyeti olarak kabul ederim. Bunu bir darbe olarak kabul ederiz. Ve o cunta Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönettiği sürece ister bana ödül versin, ister beni disipline versin, bunları umursamadan mahkeme böyle bir karar verirse Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları da ’biz bu görevi kabul ediyoruz’ derse ben bu siyasi cunta partinin başından gidinceye kadar Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimi istifa etmek suretiyle askıya alacağım. Ne zamanki Sayın Özgür Özel veya bir başka seçilmiş heyet, genel merkez yönetimi tekrar göreve başladığı gün ilk Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılma başvurusunu da bizzat ben yapacağım. Durum bu kadar net. Yani benim tavrım Kemal Bey gelirse nasıl olsa beni atar diye Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimi askıya almak değil. Demokrasi anlayışım gereğince bu cunta görevde olduğu sürece benim Cumhuriyet Halk Partisi’nde cuntanın altında çalışmama düşüncemden kaynaklanan bir durum" dedi.
Bakan Işıkhan: "20 bin öğrencimize toplamda 457 milyon liralık ödeme yapacağız"
23 Ekim 2025 Perşembe - 16:25 Bakan Işıkhan: "20 bin öğrencimize toplamda 457 milyon liralık ödeme yapacağız" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nca her yıl vazife ve harp malulleri ile çocuklarına yönelik yapılan eğitim ve öğretim yardımlarının yarın ödeneceğini belirterek, "Yaklaşık 20 bin öğrencimize toplamda 457 milyon liralık ödeme yapacağız" dedi. Bir dizi temasta bulunmak için memleketi Mardin’e gelen Bakan Vedat Işıkhan, Ömerli İlçe Belediye binası açılışına katıldı. Açılış öncesinde vatandaşlarla sohbet eden Bakan Işıkhan, stantları gezerek cevizli sucuk yaptı, yöresel ürünleri inceledi. Yeni belediye binasının ilçeye hayırlı olmasını dileyen Bakan Işıkhan, "Bugün, Ömerlili vatandaşlarımız için hizmet kapısı olan ilçe belediyemize yeni bir bina kazandırmış olmanın mutluluğu içerisindeyiz. 2024 yılında yapımına başlanan ve tamamlanan belediye binamızın açılışını gerçekleştirmek bugüne nasip oldu. Rabbimize şükürler olsun. Belediyeler, aynı zamanda, şehirlerimizin kalkınma sürecini başlatan, birlik ve beraberlik şuurunu geliştiren, milli iradenin makamlarıdır. Bu sebeple ilçelerimizde ve illerimizdeki hizmet ağlarımız ne kadar kuvvetli olursa hem yerel hem de genel kalkınma sürecimizin de o kadar hızlı ve bereketli olur. Ömerli maşallah, bu süreci alnının akıyla yürüten başarılı belediyelerimizden birisi olarak, AK Parti’nin gönül belediyeciliği anlayışıyla gün geçtikçe daha da büyüyor, gelişiyor. Altyapı çalışmalarından çevre düzenlemelerine, kamu binalarından duble yollara, sanat merkezlerinden spor komplekslerine kadar her bir caddesi ve sokağı, her gün yeni bir hizmetle buluşuyor" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka hizmet vizyonu doğrultusunda çalışmaya devam ettiklerini belirten Bakan Işıkhan, "Kamil odur ki koya dünyada bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser" sözünün hikmetine binaen, 23 yıllık iktidarımız boyunca, sorumluluğunu üstlendiğimiz her bir il ve ilçeye sayısız eser kazandırdık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın halka hizmet vizyonu sayesinde belediyecilik tarihini yeniden yazan AK Parti, bugün sadece kendi seçmeninin değil 85 milyonun itimadını kazanmıştır. AK Parti olarak, bizim derdimiz millet, davamız memleket davasıdır" dedi. Sosyal güvenlik alanında yapılan çalışmalara da değinen Bakan Işıkhan, şunları söyledi: "Bu arada Sosyal Güvenlik Kurumumuzun her yıl vazife ve harp malullerimizin kendileriyle çocuklarına yönelik ödediği eğitim ve öğretim yardımını bu sene Cuma günü ödeyeceğiz. Yaklaşık 20 bin öğrencimize toplamda 457 milyon liralık ödeme yapacağız. Mardin için halka hizmetin de yatırımın da en iyisini hedeflemeye devam edeceğiz. Ömerli’ye, Mardinli hemşehrilerimize güvenimiz tamdır" diye konuştu. Konuşmalarının ardından yeni belediye binasının açılışı gerçekleştirildi.