POLİTİKA
23 Nisan 2026 Perşembe - 21:02 8 ülkenin dışişleri bakanlarından ortak Mescid-i Aksa açıklaması Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları, İsrailli yerleşimcilerin ve aşırılıkçı bakanların, İsrail polisinin koruması eşliğinde Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e yönelik devam eden baskınları ve avlusunda İsrail bayrağı çekilmesini kınadı. Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları tarafından Mescid-i Aksa’nın hukuki statüsüne ve İsrail’in bu konudaki politikalarına ilişkin yapılan ortak açıklamada, "Kudüs’ün Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsüne yönelik İsrail işgal makamlarının tekrarlanan ihlallerini, özellikle İsrailli yerleşimcilerin ve aşırılıkçı bakanların, İsrail polisinin koruması eşliğinde Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif’e yönelik devam eden baskınlarını ve avlusunda İsrail bayrağının çekilmesini kınadılar. Bakanlar, Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif’teki bu kışkırtıcı eylemlerin uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu ve dünya genelindeki Müslümanlara yönelik kabul edilemez bir provokasyon ve kutsal şehrin kutsiyetine yönelik açık bir ihlali teşkil ettiğini yinelediler" ifadelerine yer verildi. "Filistinlilere karşı devam eden şiddeti kınayarak sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundular" Bakanların, Kudüs ile buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini belirttikleri açıklamada, "Bu statünün korunması gerektiğini vurguladılar ve bu bağlamda Haşimi himayesinin tarihi özel rolünü tanıdıklarını belirttiler. Bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif alanının tamamının sadece Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu, Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin, mübarek Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif’in işleyişini yönetmek ve buraya girişi düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip yasal merci olduğunu yinelediler. Bakanlar ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 yılındaki istişari görüşü de dahil olmak üzere uluslararası hukukun ağır bir ihlalini teşkil eden, İsrail’in 30’dan fazla yeni yerleşim birimini onaylama kararı da dahil olmak üzere hız kazanan yasa dışı yerleşim faaliyetlerini kınadılar. Bakanlar, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin okullarına ve Filistinli çocuklara yönelik ahiren gerçekleştirilen saldırılar da dahil olmak üzere, Filistinlilere karşı devam eden ve tırmanan yerleşimci şiddetini de kınayarak sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundular" denildi. "İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı uygulamalarına son verme çağrılarını yinelediler" İsrail’in, işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin bulunmadığını vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi: "İşgal altındaki Filistin topraklarının ilhak edilmesi veya Filistin halkının yerinden edilmesine matuf herhangi bir adımı kategorik olarak reddettiler. Bakanlar, bu tür eylemlerin, Filistin Devleti’nin varlığını sürdürebilmesine ve iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik kasıtlı ve doğrudan bir saldırıyı teşkil ettiğini, gerilimi artırdığını, barış çabalarını baltaladığını ve gerilimi düşürmeyi ve istikrarı yeniden tesis etmeyi amaçlayan süregelen girişimleri engellediğini belirttiler. Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmesi; İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı durdurmaya ve yasa dışı uygulamalarına son vermeye zorlaması yönündeki çağrılarını yinelediler. Bakanlar, uluslararası topluma sorumluluklarını üstlenme ve bu ihlallerin durdurulmasını teminen net ve kararlı tutum alma çağrısında bulundular. Bakanlar ayrıca, uluslararası topluma, iki devletli çözüm temelinde kapsamlı bir barışa ulaşılmak üzere siyasi bir çözümün ilerletilmesini teminen tüm bölgesel ve uluslararası çabaların yoğunlaştırılması çağrısında bulundular. Bakanlar, başta kendi kaderini tayin ve 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’ni hayata geçirme hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru haklarına verdikleri sarsılmaz desteği yinelediler."
Beylikova tartışmalarına net yanıt: "Hiçbir ülkeye devredilmesi söz konusu değil"
21 Ekim 2025 Salı - 14:02 Beylikova tartışmalarına net yanıt: "Hiçbir ülkeye devredilmesi söz konusu değil" AK Parti Eskişehir Milletvekili, önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Beylikova’daki rezervlerin başka ülkelere devredildiği iddialarını yalanlayarak, "Eskişehir’i sadece bir maden sahası olarak görmüyoruz, Türkiye’nin teknoloji yüzyılı vizyonunun merkezlerinden birisi olarak görüyoruz. Biz kaynaklarımızı milletimiz için işletiyoruz" dedi. Eskişehir’in Beylikova ilçesindeki Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervlerinin başka ülkelere devredileceği iddiaları gündem oldu. Siyasi arenada da tartışma konusu haline gelen iddialar devlet yetkilileri tarafından çok kez yalanlandı. Bugün saat 11.30’da AK Parti İl Başkanlığı binasında Milletvekili Fatih Dönmez’in başkanlığında konuyla ilgili basın açıklaması yapıldı. "Milli maden politikası bugün artık somut sonuçlarını vermektedir" AK Parti Eskişehir Milletvekili, önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında ülkemizin yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasıyla alakalı uzunca bir süredir devam eden çalışmalarımız var. Bu çalışmalar da zaman zaman meyvelerini veriyor. İşte maden buluyoruz çeşitli bölgelerde. Bunları sizlerle paylaşıyoruz, Sayın Bakanımız ve Cumhurbaşkanımız paylaşıyor. Yine geçtiğimiz dönemde biliyorsunuz, Karadeniz’de Sakarya gaz sahasında büyük bir doğal gaz keşfi oldu. Aynı şekilde Gabar’da büyük bir petrol keşfi oldu. Ülkemizin muhtelif yerlerinde değerli madenlere ilişkin keşiflerimiz oldu. Bunları da kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz. Üzüldüğümüz nokta şu; biz her paylaştığımızda maalesef Türkiye’de belli muhalif kesimler bunu itibarsızlaştırmaya dönük, hak etmediği şekilde bu projeleri karalamalara da muhatap ediyoruz. Kamuoyunu bu kapsamda en doğru şekilde bilgilendirmek için bugün burada birlikteyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlatılan katma değerli üretim ve milli maden politikası bugün artık somut sonuçlarını vermektedir. Bu süreçte atılan her adım, biraz önce de ifade ettiğim gibi, devletimizin ilgili kurumlarının kontrolünde, yerli mühendislik kabiliyetiyle ve şeffaf bir biçimde yürütülmektedir" şeklinde konuştu. "Çin’deki sahadan sonra 2’nci büyük nadir toprak elementleri keşfi" Beylikova’daki keşfin 2022 yılında açıklandığını belirten Milletvekili Dönmez, "Onun öncesinde yıllarca süren çalışmalar yapılmıştı ve o keşif, o tarihi itibariyle Çin’deki sahadan sonra 2’nci büyük nadir toprak elementleri keşfi olarak açıklanmıştı. Sahada 694 milyon ton kaynak ve yaklaşık olarak da 12,5 milyon ton nadir toprak oksidi tespit edilmişti. Bu saha, bu ölçüleri itibariyle Çin’deki Bayan Obo sahasından sonra 2’nci en büyük NTE yani nadir toprak elementleri rezervi olarak kayıtlara geçti" ifadelerini kullandı. "Bu pilot tesis tamamen yerli mühendislik imkanlarıyla geliştirildi" Adından da anlaşılacağı üzere bu elementlerin yeryüzünde nadiren bulunduğunu vurgulayan Milletvekili Dönmez, sözlerine şöyle devam etti: "Bunlar yaklaşık 17 tanedir. Biz bu açıdan nasipliyiz, şanslıyız. Bunlardan 10 tanesi Beylikova’da keşfedildi. Bu çalışmalar kapsamında tam 125 bin metre sondaj yapıldı ve 59 binden fazla da numune alındı. Bunların bir kısmı analiz edilmesi için üniversitelere gönderildi, bir kısmı da MTA’nın laboratuvarlarında Ar-Ge kuruluşlarıyla birlikte tespit edilmiş oldu. Nitekim bu keşif yapılır yapılmaz hemen ardından orada bir pilot tesisi inşa ettik ve Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle 18 Nisan 2023 yılında da tesisin açılışını yaptık. Cumhurbaşkanımız yaptığı konuşmada, ‘Bu tesis Türkiye’yi nadir toprak elementleri üretiminde dünya ligine taşıyacak bir tesistir’ diyerek aslında projeyle ilgili vizyonunu da ortaya koymuştu. Bu pilot tesis tamamen yerli mühendislik imkanlarıyla geliştirildi. Şu anda bu tesis çalışıyor ve bin 200 ton cevher işleme kapasitesine ulaşmış durumda." "Endüstriyel tesis yapıldığında yıllık 570 bin ton cevher işleyecek" Bu aşamadan sonra endüstriyel ölçekte bir üretime geçilmesi gerektiğini dile getiren AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, "Bunun çalışmalarını bakanlığımız devam ettiriyor. Bu planlanan endüstriyel tesis yapıldığında yıllık 570 bin ton cevher işleyecek ve 10 bin ton da nadir toprak oksidini işleyecek. Ayrıca bu bölgede bulunan barit, flüorit ve toryum oksit gibi elementleri de burada üretmiş olacağız. Bu tesis hayata geçtiğinde artık dünyada ilk beşe girmiş olacağız, nadir toprak elementleriyle ilgili olarak. Özellikle bazı kritik teknolojilerde kullanılan elementler, yani ham maddeler bunlara bağlı. Dünyanın her yerinde de yok maalesef. Asya’da, Çin’de bulunduğunu söyledim. Güney Amerika’da var, Ukrayna’da da duyuruldu, Afrika’da bazı ülkelerde var, Avustralya’da var. Öyle olunca da bu teknolojiye sahip ülkelerin, yani bu cevheri zenginleştiren teknoloji sahibi ülkelerin sayısı da maalesef sınırlı" diye konuştu. "Herhangi bir kaynak devri söz konusu değildir" Kamuoyunda gündeme gelen iddialara cevap veren Dönmez, "Özellikle son günlerde basında da yer aldı; son Amerika Birleşik Devletleri ziyaretinde ‘ABD’ye taviz verildi’ ve ‘Trump’la gizli anlaşma yapıldı’ şeklinde bir takım haberler yer aldı. Şunu ifade etmek isterim ki, Cumhurbaşkanımız da zaten kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada aynen şu ifadeyi kullandı, ‘Beylikova’daki, yani Eskişehir’deki nadir toprak elementleri sahasının herhangi bir ülkeye verilmesi asla söz konusu değildir. Her kim bunu iddia ediyorsa kendi ülkesine iftira atıyor demektir.’ Ardından, ilgili Bakanımız Alparslan bey de benzer mahiyette açıklamaları yaptı. Herhangi bir kaynak devri söz konusu değildir. O saha yıllardır Eti Maden’in geliştirdiği bir sahadır. Eti Maden nasıl Kırka’da bor madenini çıkartıp işletiyorsa, inşallah Beylikova’da da kuracağı tesisle bu elementleri işletme hakkına sahip olacaktır. Yapılan görüşmeler, Sayın Bakan’ın da açıkladığı üzere, tamamen bilgi ve teknoloji geliştirme konusunda iş birliğine dönüktür. Yerli üretimi güçlendirecek, rasyonel teknoloji iş birliklerini kapsadığını ifade etmiştir" dedi. "İyi niyetli bir yaklaşım olmadığını da ifade etmek istiyorum" Muhalefetin ve Eskişehir’deki belediyelerin bazı projeleri engelleme yoluna gittiklerine dikkat çeken Milletvekili Dönmez, şunları söyledi: "Bunun birçok örneğini burada hep birlikte yaşadık. Aynı şekilde Beylikova’daki sahayla ilgili olarak da Eskişehir Büyükşehir Belediyesi 2021 yılında ÇED olumlu kararına iptal davası açtı. Aslında bu bir çelişkiyi de ortaya koyuyor. Bugün ‘niçin yapılmıyor’ diye iddia edenler dönüp o tarihteki bu itirazlarına bakması gerekiyor. Bunun iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını da ifade etmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin bir açıklamasını da gördük zaten. Onlar da bu durumu teyit ediyorlar. Aslında bir yerde ben metni okuyunca şunu anladım, günah çıkarttıklarını ifade ediyorlar. ‘Evet, biz böyle bir itiraz yaptık ama itiraz reddedildi. Hani bundan sonra biz de izleyeceğiz’ manasında bir takım açıklamalar var. İlginç olan şu tabii; Cumhuriyet Halk Partisi madenciliğin geliştiği şehirlerde madencilerle kol kola yürümeyip, madenciliğin az geliştiği yerlerde bir takım marjinal gruplarla bu tip projelere karşı birlikte protestolara katılıyor." "Üreten bir ülke olma yolunda da bu vizyonu sonuna kadar destekliyoruz" Türkiye’nin geleceği için stratejik bir adımla karşı karşıya olduklarının altını çizen Fatih Dönmez, "Mesela şu cep telefonlarımızda kullandığımız cam. Evimizde de her tarafta cam kullanıyoruz ama bu cama dokunduğunuzda dokunmatik özelliğini kazandıran, o cama eklenen selenyum maddesidir. Nitekim bu da Beylikova’da çıkartılacak elementlerden birisidir. Aynı şekilde savunma sanayinde, havacılık ve uzay sektöründe de bu elementler son derece kritik öneme sahiptir. Özellikle son dönemde bu kritik elementlere ilişkin yaşanan gerilimleri de takip ediyorsunuzdur. Çin biliyorsunuz bir karar aldı, dedi ki, ‘Kritik elementleri ihraç ederken daha seçici davranacağız, her ülkeye bunu vermeyeceğiz.’ Teknolojiyi geliştirenler de bu minerallere, bu elementlere ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla tedarik etmek için yoğun bir çaba ve gayret var. Geçmişte nasıl petrol, doğalgaz gibi ürünler çok stratejikse, bugün de hâlâ stratejik ama birçok ülkede bulunduğu için kaynak çeşitliliğinden dolayı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz, bir rekabet var. Bu elementler bazı ülkelerde olduğu için doğal olarak erişiminizde bir takım engellerle karşılaşabiliyorsunuz. Bizim de özellikle milli teknoloji hamlesi kapsamında bir sıçrama yapabilmemiz için bu tür elementleri kendi ülkemizde üretim sanayimizin hizmetine sunmamız son derece stratejik bir konudur eve sadece teknolojiyi kullanan değil, üreten bir ülke olma yolunda da bu vizyonu sonuna kadar destekliyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye, kendi teknolojisini çıkartma imkanına sahiptir" Milletvekili Dönmez, "Eskişehir’i bu anlamda artık sadece bir maden sahası olarak görmüyoruz, Türkiye’nin teknoloji yüzyılı vizyonunun merkezlerinden birisi olarak görüyoruz. Biz kaynaklarımızı milletimiz için işletiyoruz. Ne dışa bağımlıyız ne de kimsenin lütfuna muhtacız diyoruz. Türkiye, kendi teknolojisini kendi topraklarından çıkartma imkanına sahiptir diyoruz" ifadelerini kullandı. "Kimsenin endişe etmesine gerek yok" ÇED raporu konusuna da değinen Milletvekili Dönmez, şunları söyledi: "İki önemli hususu söyleyeyim: Evet, burada Eti Maden bu sahanın sahibidir. Eti Maden’in kontrolünde bu tesis yapılacak, işletilecek ve üretilecektir. ÇED süreçlerine gelince, aslında ÇED ‘Çevresel Etki Değerlendirme’ raporu demektir. Eğer siz bir endüstriyel faaliyet yapacaksanız veya bir madencilik faaliyeti yapacaksanız, oradaki faaliyetten dolayı toprakta, suda ya da havada olumsuz etkileri olma ihtimali varsa buna ilişkin tedbirlerin alınmasına dair bir rapor düzenlenir. Zaten Eti Maden de ÇED raporunda bunları detaylı bir şekilde işlemiş, Çevre Bakanlığı’na vermiş, onlar da onaylamış. ÇED’e yapılan itiraz da reddedilmiş. Bu neyi gösteriyor? Buradaki yapılacak madencilik faaliyetinin çevreye olumsuz bir etkisi olmayacağını. Örnek olarak söyleyeyim, Kırka’da yıllardır kırk yılı aşkın süredir madencilik faaliyeti yapıyor Eti Maden. Hiçbir olumsuz etki yaşadık mı? Yaşamadık. Burada da konunun önemine binaen ifade ediyorum; orada çıkartılacak ürünlerin eğer bir atık oluşturulması söz konusuysa, o atıkların nasıl değerlendirileceği, nerede depolanacağı ilgili çevre mevzuatına uygun olarak yapılacaktır. Burada kimsenin endişe etmesine gerek olmadığını ifade etmek isterim. Faaliyet başladığında da zaten Çevre Genel Müdürlüğü, ÇED Genel Müdürlüğü gelip orada zaman zaman denetlemeler yapacaktır."
Başkan Kurnaz: "Muhtarlarımız bizim kıymetlilerimizdir"
21 Ekim 2025 Salı - 13:10 Başkan Kurnaz: "Muhtarlarımız bizim kıymetlilerimizdir" Muhtarlarla bir araya gelen İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Demokrasimizin mihenk taşlarından olan muhtarlarımız, bizim kıymetlilerimizdir" dedi. İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, Muhtarlar Günü dolayısıyla ilçenin 61 mahalle muhtarını Acem Tekkesi’nde ağırlayarak günlerini kutladı. Programa İlkadım Kaymakamı Abdülkadir Demir de katıldı. Başkan Kurnaz, muhtarların devlet ile vatandaş arasındaki en önemli köprü olduğunu belirterek, "Muhtarlarımız, üstlendikleri görev itibarıyla her türlü takdir ve övgüyü hak ediyor" diye konuştu. Kurnaz, muhtarlarla belediye arasında güçlü bir iletişim ve iş birliği kurduklarını belirterek, "Demokrasimizin mihenk taşlarından olan muhtarlarımız bizim kıymetlilerimizdir. Daha güzel ve yaşanabilir bir İlkadım için yanımızda daima muhtarlarımız var. Bu vesileyle tüm muhtarlarımızın Muhtarlar Günü’nü canıgönülden kutluyorum" ifadelerini kullandı. İlkadım Kaymakamı Abdülkadir Demir de muhtarların şehirlerin ve ilçelerin gelişiminde üstlendiği görevlerin önemine dikkat çekerek, "Muhtarlar, vatandaşlarla kamu kurumları arasında köprü görevi görüyor. İlçemizde yapılacak hizmetlerin vatandaşa ulaşmasında muhtarlarımız çok önemli rol oynuyor" şeklinde konuştu. Programa katılan muhtarlar, hem kutlamalardan memnun kaldı hem de belediye ile koordineli çalışmanın ilçeye katkı sağladığını ifade etti.
Bakan Göktaş: "Aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz"
21 Ekim 2025 Salı - 13:06 Bakan Göktaş: "Aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da nesiller arası dayanışmayı güçlendiren bakım hizmetlerini yaygınlaştıracak, aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘Türkiye’de Bakım Ekonomisinin Dönüştürücü Büyümesi İçin Birleşmiş Milletler Ortak Programı Kapanış Toplantısı’na katıldı. Ankara’da bir otelde düzenlenen programda konuşan Göktaş, bakım emeğinin uzun yıllar ekonomik göstergelerin dışında kaldığını aktararak, "Bakım ekonomisine yapılacak her yatırım, sürdürülebilir kalkınma, toplumsal eşitlik ve ekonomik büyüme için önemlidir. Bu alana yatırım yapmak, istihdam oluşturur. Eşitsizlikleri azaltır, sosyal korumayı güçlendirir. Çocuk, yaşlı ve engelli bireylerin yaşam kalitesini artırır" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin bakım ekonomisini stratejik bir alan olarak tanıdığını anlatan Göktaş, "Erken çocukluktan yaşlılığa, engellilikten aile içi destek mekanizmalarına kadar uzanan geniş bir perspektifte bakım hizmetlerini hak temelli bir sosyal politika alanı olarak ele alıyoruz" şeklinde konuştu. "Tüm bireyleri kapsayan hizmet modellerini aile odaklı bir anlayışla güçlendiriyoruz" Bakanlık olarak kaliteli bakım hizmetlerini yaygınlaştırmak için kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini dile getiren Göktaş, "Bu hedef doğrultusunda Bakanlık olarak; tüm bireyleri kapsayan hizmet modellerini aile odaklı bir anlayışla güçlendiriyoruz. Yerinde, erişilebilir ve kaliteli bakım hizmetlerini yaygınlaştırmak için kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Güçlü bir bakım sisteminin toplumun dayanıklılığını artıracağına inanıyoruz. İşte bu nedenle, bakıma yapılan her yatırımı, Türkiye’nin geleceğine yapılan bir yatırım olarak görüyoruz. Çünkü dünya hızla değişiyor. Nüfus yaşlanıyor, aile yapıları dönüşüyor, bakım talebi her geçen gün artıyor. Bu durum bakım alanında yeni hizmet modellerinin geliştirilmesini ve daha kapsayıcı bir yapıya kavuşmasını zorunlu kılıyor" değerlendirmesinde bulundu. "Erken çocukluk dönemine yönelik nitelikli bakım ve eğitim hizmetleri Bakanlığımızın öncelikli alanlarındandır" Çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen bir sistemi inşa etmek için de çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Göktaş, "Erken çocukluk dönemine yönelik nitelikli bakım ve eğitim hizmetleri Bakanlığımızın öncelikli alanlarındandır. Bugün, 81 ilimizde 2 bin 377 özel kuruluşumuzla 83 bine yakın çocuğumuza kreş ve gündüz bakımevi hizmeti veriyoruz. Bakım hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından sosyal kooperatifçiliği önemli bir araç olarak görüyoruz. Sosyal kooperatiflerin, bir yandan çocuk, yaşlı ve engelli bakımını güçlendirirken diğer yandan kadın istihdamını artıracağına inanıyoruz. Bu nedenle, bu alanda yapılan mevzuat çalışmalarına destek veriyoruz. Ayrıca, Bakanlık olarak, bakım ekonomisini güçlendirmek amacıyla yakın bir zamanda bir çalıştay düzenleyeceğiz" şeklinde konuştu. "Aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz" Bakan Göktaş, ayrıca ebeveynlere ve komşu annelere düzenli rehberlik sunarak bakımın niteliğini artırmayı hedeflediklerini ifade ederek şunları kaydetti: "Erken çocukluk dönemine yapılan yatırımın, kadınların iş gücüne ve istihdama katılımını artırmak demektir. Bu sayede ebeveynlerin, aile yaşamı ile çalışma hayatı arasında bir denge kurmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu süreç gösteriyor ki, bakım ekonomisi, kadınların ekonomik hayata katılımı ile toplumsal refahın yükselmesi arasında köprü kuran bir dönüşüm aracıdır. Bu çerçevede, Organize Sanayi Bölgelerinde çocuk bakım merkezlerinin yaygınlaştırılması, kadınların iş gücüne katılımını destekleyen önemli bir adımdır. Aynı zamanda, üretim hayatında aile dostu bir çalışma kültürünün gelişmesine güçlü bir zemin hazırlamaktadır. Böylece, kadın emeğinin ekonomide görünürlüğü artarken, çocukların güvenli ve nitelikli bakım hizmetlerine erişimi de güçlenecektir. 2025 Aile Yılı, bu alanlarda, yeni hizmet modellerini hayata geçirdiğimiz bir yıl oldu. Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da nesiller arası dayanışmayı güçlendiren bakım hizmetlerini yaygınlaştıracak, aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz."
Bakan Göktaş: "Aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz"
21 Ekim 2025 Salı - 13:03 Bakan Göktaş: "Aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da nesiller arası dayanışmayı güçlendiren bakım hizmetlerini yaygınlaştıracak, aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘Türkiye’de Bakım Ekonomisinin Dönüştürücü Büyümesi İçin Birleşmiş Milletler Ortak Programı Kapanış Toplantısı’na katıldı. Ankara’da bir otelde düzenlenen programda konuşan Göktaş, bakım emeğinin uzun yıllar ekonomik göstergelerin dışında kaldığını aktararak, "Bakım ekonomisine yapılacak her yatırım, sürdürülebilir kalkınma, toplumsal eşitlik ve ekonomik büyüme için önemlidir. Bu alana yatırım yapmak, istihdam oluşturur. Eşitsizlikleri azaltır, sosyal korumayı güçlendirir. Çocuk, yaşlı ve engelli bireylerin yaşam kalitesini artırır" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin bakım ekonomisini stratejik bir alan olarak tanıdığını anlatan Göktaş, "Erken çocukluktan yaşlılığa, engellilikten aile içi destek mekanizmalarına kadar uzanan geniş bir perspektifte bakım hizmetlerini hak temelli bir sosyal politika alanı olarak ele alıyoruz" şeklinde konuştu. "Tüm bireyleri kapsayan hizmet modellerini aile odaklı bir anlayışla güçlendiriyoruz" Bakanlık olarak kaliteli bakım hizmetlerini yaygınlaştırmak için kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini dile getiren Göktaş, "Bu hedef doğrultusunda Bakanlık olarak; tüm bireyleri kapsayan hizmet modellerini aile odaklı bir anlayışla güçlendiriyoruz. Yerinde, erişilebilir ve kaliteli bakım hizmetlerini yaygınlaştırmak için kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. Güçlü bir bakım sisteminin toplumun dayanıklılığını artıracağına inanıyoruz. İşte bu nedenle, bakıma yapılan her yatırımı, Türkiye’nin geleceğine yapılan bir yatırım olarak görüyoruz. Çünkü dünya hızla değişiyor. Nüfus yaşlanıyor, aile yapıları dönüşüyor, bakım talebi her geçen gün artıyor. Bu durum bakım alanında yeni hizmet modellerinin geliştirilmesini ve daha kapsayıcı bir yapıya kavuşmasını zorunlu kılıyor" değerlendirmesinde bulundu. "Erken çocukluk dönemine yönelik nitelikli bakım ve eğitim hizmetleri Bakanlığımızın öncelikli alanlarındandır" Çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen bir sistemi inşa etmek için de çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Göktaş, "Erken çocukluk dönemine yönelik nitelikli bakım ve eğitim hizmetleri Bakanlığımızın öncelikli alanlarındandır. Bugün, 81 ilimizde 2 bin 377 özel kuruluşumuzla 83 bine yakın çocuğumuza kreş ve gündüz bakımevi hizmeti veriyoruz. Bakım hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından sosyal kooperatifçiliği önemli bir araç olarak görüyoruz. Sosyal kooperatiflerin, bir yandan çocuk, yaşlı ve engelli bakımını güçlendirirken diğer yandan kadın istihdamını artıracağına inanıyoruz. Bu nedenle, bu alanda yapılan mevzuat çalışmalarına destek veriyoruz. Ayrıca, Bakanlık olarak, bakım ekonomisini güçlendirmek amacıyla yakın bir zamanda bir çalıştay düzenleyeceğiz" şeklinde konuştu. "Aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz" Bakan Göktaş, ayrıca ebeveynlere ve komşu annelere düzenli rehberlik sunarak bakımın niteliğini artırmayı hedeflediklerini ifade ederek şunları kaydetti: "Erken çocukluk dönemine yapılan yatırımın, kadınların iş gücüne ve istihdama katılımını artırmak demektir. Bu sayede ebeveynlerin, aile yaşamı ile çalışma hayatı arasında bir denge kurmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu süreç gösteriyor ki, bakım ekonomisi, kadınların ekonomik hayata katılımı ile toplumsal refahın yükselmesi arasında köprü kuran bir dönüşüm aracıdır. Bu çerçevede, Organize Sanayi Bölgelerinde çocuk bakım merkezlerinin yaygınlaştırılması, kadınların iş gücüne katılımını destekleyen önemli bir adımdır. Aynı zamanda, üretim hayatında aile dostu bir çalışma kültürünün gelişmesine güçlü bir zemin hazırlamaktadır. Böylece, kadın emeğinin ekonomide görünürlüğü artarken, çocukların güvenli ve nitelikli bakım hizmetlerine erişimi de güçlenecektir. 2025 Aile Yılı, bu alanlarda, yeni hizmet modellerini hayata geçirdiğimiz bir yıl oldu. Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da nesiller arası dayanışmayı güçlendiren bakım hizmetlerini yaygınlaştıracak, aileyi merkeze alan kalkınma vizyonumuzu daha da güçlendireceğiz." (ECE-
CHP kongresi öncesinde ’hakaret’ tartışması gündem oldu
21 Ekim 2025 Salı - 12:51 CHP kongresi öncesinde ’hakaret’ tartışması gündem oldu CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılacağı CHP Kastamonu İl Başkanlığı 39. Olağan Kongresi öncesinde yaşanan tartışma gündem oldu. Kongre davetine olumsuz yanıt veren köy muhtarı, CHP Kastamonu İl Başkanı İlke Karabacak tarafından kendisine hakaret edildiğini iddia etti. CHP Kastamonu Merkez İlçe Başkanlığı tarafından 17 Ekim Cuma günü mahalle ve köy muhtarlarına, bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleştirilecek CHP Kastamonu İl Başkanlığı 39. Olağan Kongresine davet mesajı gönderildi. CHP Kastamonu İl Başkanı İlke Karabacak’ın isminin yazılı olduğu mesaja köyündeki düğün merasimi sebebiyle geç cevap veren Merkez ilçeye bağlı Cebeci Köyü Muhtarı Murat Akçaoğlu, kongreye katılmayacağını belirten bir mesaj gönderdi. Akçaoğlu, mesajı gönderdikten bir gün sonra CHP İl Başkanı İlke Karabacak’ın arayarak kendisine hakaret ettiğini iddia etti. "Telefonu kapatmasam kim bilir bana daha neler söyleyecekti bilemiyorum" Merkez Cebeci Köyü Muhtarı Murat Akçaoğlu, "Geçen gün CHP tarafından tarafıma yönelik yapılmış saldırıyla gündeme geldik. Böyle de gündeme gelmekte istemezdim. Bunlara ne yazık ki çok üzülüyoruz. Lakin cuma günü tarafıma gönderilen bir mesaj davetine ’katılmayacağımı’ belirttim. Cuma günü ben bir mesajla davet almıştım. Bu mesaj davetinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kastamonu programına geleceğini, bizim de muhtar olarak bu kongreye katılmamızı istediler. Ben de tamamen kişisel düşüncem olarak kendilerine aynı yolda yürümediğimi, özgür hür irademle mesaja yanıt vererek belirttim. Ondan sonrasına da bakarız, belki beraber yol yürüyebiliriz diye cümlemi bitirdim. Bu, CHP Merkez İlçe Başkanlığı telefonundan bana gönderilen bir mesajdı. Ben, bu mesaja köyümde düğün vardı. Gece biraz vakit ilerlemişti. Daha sonrasında ben saatin farkında olmadan mesaja yanıt vermişim. Bir gün sonrasında telefonum çaldı. Kendisini Kastamonu CHP İl Başkanı İlke Karabacak olarak tanıtan bir kişi beni aradı. Telefonda ilk konuşmasında yani konuşmaya ilk başladığında bir siyasi partinin il başkanına yakışmayacak şekilde bir üslup ile ’muhtarım, kafan güzeldi herhalde, bu cevabı verdiğine göre’ diye cümleye girdi. Konuya tamamen bu şekildeki girişiyle beni küçük düşürdü. Ardından hadsiz söylemlerle de konuşmasını devam ettirdi. Ben de kendisine konuşmasına dikkat etmesi gerektiğini ve bir makamı temsil ettiğimi, bu şekilde konuşamayacağını söyledim. Lakin benim konuştuklarımı hiç dinlemedi, karşıdan hararetler, tehditler ile konuşmasını devam ettirdi. ’Hanımefendi, ben sizi sevmek zorunda mıyım’ diye sorduğumda da ’sen göreceksin, seni amirlerine arattıracağım’ dedi. Hanımefendinin bir siyasi parti, bir siyasi duruş sergileyemediğini fark ettiğimde telefonu yüzüne kapatarak konuşmayı sonlandırdım. Kendisi güç zehirlenmesine kapılmış, Kastamonu Belediyesini kazanmış olabilir. Bunu daha iyi kullanmaları gerekir diye düşünüyorum. Kastamonu’nun hamisi olduklarını, valisi, cumhurbaşkanı gibi olduklarını sanırım düşünüyorlar. Tamamen güç zehirlenmesine kapılmışlar diye düşünüyorum. Bu arkadaşların bu şekilde gidişatları, bu tür tavırları hiç iyi değil, doğru bir üslup değildir. Sayın Cumhurbaşkanımıza her türlü hakareti kendilerine özgürlük sayıyorlar ve daha sonrasında yerelde de aynı tavırları güderek kendilerinden başkalarına yapılan hakareti özgürlük sayıyorlar. Bir muhtara tehdit, tehditkar tavırlar, küçümseyici konuşmalar, bunlar siyasette yakışık kalmayacak konuşmalardır. Cumhurbaşkanına bunu yapabilenler nitekim biz muhtarlara da yapabiliyorlar. Tüm kamuoyuna, beni destekledikleri için Kastamonu halkına, köylülerime, bürokrasiye, herkese çok teşekkür ediyorum" dedi. "Telefonu kapatmasam tabii ki daha kim bilir bana neler söyleyecekti" CHP Kastamonu İl Başkanı İlke Karabacak’ın kendisine ’haddini bil, hadsiz herif, sen kimsin, sen kim oluyorsun, sen nasıl böyle konuşabiliyorsun’ gibi söylemlerde bulunduğunu iddia eden Akçaoğlu, "Konuşmayı devam ettirsem telefonu kapatmasam tabii ki daha kim bilir bana neler söyleyecekti" diye konuştu. CHP Merkez İlçe Başkanı Damla Yılmaz Özcan ise gündem olan konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, 21 Ekim Salı günü şehrimizde hemşehrilerimizle kucaklaşmak üzere Kastamonu’ya gelecektir. Bu kapsamda düzenlenecek il kongremize tüm muhtarlarımız gibi Cebeci Köyü Muhtarı Murat Akçaoğlu da tarafımdan 17 Ekim Cuma günü saat 18.34’te mesaj yoluyla davet edilmiştir. Ancak Akçaoğlu, davet mesajına, devlet adına görev üstlenmiş bir muhtarın tarafsızlık sorumluluğuna yakışmayacak ifadelerle 18 Ekim Cumartesi günü gece yarısı saat 02.07’de cevap vermiştir. Aynı gün saat 12.48’de İl Başkanımız Sayın Dilek İlke Karabacak ile yaptığı telefon görüşmesinde de bu yakışıksız üslubunu sürdürmüştür. Cebeci Köyü Muhtarı Murat Akçaoğlu’nun, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yapılan nezaket davetini geri çevirmesi kabul edilir; kamu görevine, devlet adabına, temsil ettiği köy halkına yakışmayacak üslup ve saatte davete cevap vermesi kabul edilemez bir tutumdur. Daha vahimi, söz konusu daveti siyasetin üstünde tutması gereken bir kamu görevlisinin, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne başvurarak meseleye siyasi bir boyut kazandırmasıdır. Bu durum, AKP Merkez İlçe Başkanı Şenol Kızılabdullah’ın ’muhtarlarımız siyasetin ve partilerin üstündedir’ yönündeki açıklamasıyla da açık bir çelişki içindedir. Hem Cebeci Köyü Muhtarı’nın hem de bu sürece dair siyasi tutumların samimiyetini Kastamonuluların kendi vicdan terazisinde değerlendireceğine olan inancımız tamdır. Cumhuriyet Halk Partisi, milletin derdiyle dertlenen, kendisine oy veren vermeyen her bir yurttaşımıza eşit, adil hizmet sunmak için çabalayan tüm muhtarlarımızın yanında, omuz başındadır, olmaya da devam edecektir" ifadelerine yer verdi.
Başkan Hasan Kılca: "Geleceğin Karatay’ını inşa ederken muhtarlarımızın katkısı bizim için çok değerli"
21 Ekim 2025 Salı - 12:40 Başkan Hasan Kılca: "Geleceğin Karatay’ını inşa ederken muhtarlarımızın katkısı bizim için çok değerli" Konya’nı Karatay İlçe Belediye Başkanı Hasan Kılca, Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan ile birlikte ilçede görev yapan muhtarlarla bir araya geldi. Hasan Kılca, muhtarların yerel yönetimlerin sahadaki en önemli temsilcileri olduğunu belirterek, "Onlarla birlikte Karatay’a değer katıyoruz" dedi. 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla Karatay Muhtarlar Derneği’ni ziyaret eden Başkan Hasan Kılca ve Kaymakam Cengiz Ayhan, muhtarlarla sohbet ederek talep ve önerilerini dinledi. Ziyaretin ardından Başkan Kılca ve muhtarlar Mevlana Türbesi arkasında yürütülen yenileme projesi olan Karatay Arastası’nda incelemelerde bulundu. Başkan Kılca: "İstişare kültürümüze değer katan muhtarlarımıza teşekkür ediyorum" Tüm muhtarların 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayan Başkan Hasan Kılca, her fırsatta muhtarlarla istişare içerisinde olduklarını söyledi. Muhtarların yerel yönetimlerde önemli bir rol üstlendiklerini vurgulayan Başkan Hasan Kılca şöyle devam etti: "Her fırsatta muhtarlarımızla istişare içerisindeyiz. Geleceğin Karatay’ını inşa ederken muhtarlarımızın katkısı bizim için çok değerli. Her mahallemizin ihtiyacı doğrultusunda ortak akıl çerçevesinde projeler geliştiriyor, yatırımlarımızı bu doğrultuda planlıyoruz. Bizler onların geri bildirimleriyle hizmet standartlarımızı yükseltiyoruz. Karatay’daki tüm çalışmaların daha etkin, verimli ve sürdürülebilir olması için muhtarlarımızla iş birliğimizi sürdürüyoruz." Karatay Arastası’nda devam eden çalışmalara da değinen Başkan Hasan Kılca, "Mevlana Türbesi’nin arkasında başlattığımız kentsel yenileme çalışmalarının ilk etabı olan Karatay Arastası’nda çalışmalar hızla ilerliyor. 84 bağımsız bölümden oluşacak olan çarşımız, Konya’ya yakışır bir yapıya sahip olacak. Tüm hizmetlerde olduğu gibi, bu önemli projenin çalışmalarında da muhtarlarımızla sürekli istişare halindeyiz. Birlik, beraberlik ve istişare kültürümüzle yatırımlarımıza değer katan tüm muhtarlarımıza teşekkür ediyorum. Karatay’ımızı hep birlikte emin adımlarla geleceğe taşımaya devam edeceğiz" dedi. Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan ise, "Muhtarlık müessesesi, devletimizin vatandaşla olan en güçlü bağlarından biridir. Muhtarlarımız, mahallelerimizin sorunlarını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini doğrudan kamu kurumlarına ileten, vatandaş ile devlet arasında köprü görevi üstlenen çok kıymetli temsilcilerdir. Vatandaşlarımızın huzuru, güvenliği ve refahı için gece gündüz demeden çalışan muhtarlarımız, demokrasimizin temel taşlarından birini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.