POLİTİKA
26 Nisan 2026 Pazar - 20:55 CHP Genel Başkanı Özel: "Ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız, kendimizden eminiz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız. Adım adım kurtuluşa yürüyoruz, kendimizden eminiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sakarya’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu. Kentin yeterli yatırım alamadığını savunan Özel, partisinin iktidara gelmesi halinde ülkenin refaha kavuşacağını söyledi. Özel, "Bir ülkede adalet olmazsa hiçbir şey olmaz. Türkiye’de vatandaşların yüzde 82’si yargıya güvenmediğini söylüyor. Ekonomide, demokraside, yargıda kriz var. Bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzeni. Millet, bu kara düzenden yaka silkmiş durumda ama AK Parti bunu duymak yerine milletin kararına savaş açmış durumda. İstanbul’u 30 sene yönettiler onlar kazandı, onlar yönetti kimse karışmadı. İlk başta Erdoğan türlü şeylerle suçlandı, tutuksuz yargılandı, ceza aldı, cezaevine bile telefonla çağırıldı, yanındaki koğuş arkadaşını bile kendi seçti, cezaevine balık pişirme partileri verdi, cezaevinde şiir kasetleri doldurdu çıkarttı ve sattı. Kimse engel olmadı. Şimdi öyle bir haldeki seçilmiş belediye başkanını bir iftar sofrasında diplomasını iptal eden o, ertesi sabah sahur sırasında şafak baskını yaptıran o, 4 gün emniyette tutan, sonra tutuklayan o. Bugün 403 gün oldu, rakibini hem de cezası kesinleşmeden asla ve asla suçlu denilebilecek değilken suçluymuş gibi tutan o. Devletin televizyonuna, Atatürk’ün kurduğu ajansa yalan yanlış bilgiler yaydıran, partimize, Ekrem başkanımıza ve belediye başkanlarımıza iftiralar atan, yargı savaşı başlatan o. Bunların sonunda öyle bir noktaya geldik ki ‘terörist’ dediler yalan çıktı, ‘yolsuz’ dediler bütün iddiaları boş çıktı. ‘Ajan’ dediler milletin buna gülmekten canı çıktı ama hala başkana çeşitli iftiralarla atılan bir mahkeme sürüyor" dedi. "Ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız" Özel, "Her gün iddianame satır satır çürüyor, sayfa sayfa dökülüyor. Yol arkadaşlarımız dimdik duruyor. Bu operasyon başladığında ne diyorlardı, ‘Bir ay içinde iddianame çıkar. İnsan içine çıkamayacak, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Hatta eşlerinin bile gözlerinin içine bakamayacak’ diyorlardı. O iddianame 1 ayda değil, 8 ayda çıktı. Dedik ki, ‘İddianame çıksın, yargılama canlı yayında yapılsın. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz’ dedik. Önce canlı yayını kabul ettiler, şimdi canlı yayından vazgeçtiler. Çünkü ilk günden beri atılan o yalanı bir türlü ispatlayamıyorlar. ‘560 milyar’ dediler, 560 kuruş bile yok tamamı yalan çıktı. Kendi evlerinden ayakkabı kutularıyla paralar çıkmıştı, bizden kör kuruş çıkmadı. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, birisi bile yok. ‘Parkelerin altında para görüntüsü’ dediler, ‘Başkasından duymuştum, beni de kandırdılar’ diye gazeteciler çıktı. Her söylediklerinin içi boş, içinde para dedikleri valizin içinden jammer çıktı. Bir yıl boyunca anlatılanların hiçbiri gerçek çıkmayacak, iddianame bom boş olacak, sonra canlı yayın sözü verenler bu sözlerinden cayacaklar. Ben diyorum ki kendine güvenen, savcısına güvenen karşımıza çıksın. Silivri’den canlı yayın yapılsın, hodri meydan. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız. Adım adım kurtuluşa yürüyoruz, kendimizden eminiz. Arkadaşlarımız 12 metrekarelik hücrelerinde yerin 7 kat üstündeler, birileri bin 500 odalı sarayda yerin 7 kat dibindeler" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 18:52 BBP Genel Başkanı Destici, Kocaeli’deki kongrede İsmail Türüt ile sahneye çıkıp türkü söyledi Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, suça sürüklenen çocuklarla ilgili yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirterek, "Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik" dedi. Aynıca Destici, kongrede sanatçı İsmail Türüt ile "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü de seslendirdi. BBP Kocaeli İl Başkanlığı Olağan Kongresi, İzmit Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongrede partililere hitap eden Genel Başkan Mustafa Destici, suç örgütleri ve çetelerin özellikle 15 yaş üstü çocukları istismar edip kullandığına dikkati çekti. Çetelerin çocuklara "kahraman" oldukları hissini vererek istedikleri suçları işlettirdiklerini söyleyen Destici, şunları kaydetti: "Hemen hemen her gün böyle bir hadiseyle karşı karşıyayız. Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak ne dedik? Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik. Büyükler de bu tür saldırılarda ya da kadına karşı işlenen cinayetlerde, terör suçlarında mutlaka ama mutlaka tahliyesiz müebbet cezasına çarptırılmalı. Tahliyesiz müebbet olmazsa, idamı da kaldırmışsınız o zaman ne olur? 40 bin kişinin katili Apo için bile af gündeme gelebilir. Umut hakkından ya da teröristlere aftan bahsedilmemesi için bu tür suçlara tahliyesiz müebbet verilmelidir. Ama bu millet Büyük Birlik Partisi’ne yetkiyi, iktidarı versin; bakalım o 40 bin kişinin katili Apo’yu sallandırıyor muyuz sallandırmıyor muyuz? Bütün Türkiye ve dünya görecek." "Atina’dan bize parmak sallayamazsınız" Destici, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan üzerinden Türkiye’ye mesaj vermesini de eleştirdi. Destici, "Türkiye’ye Yunanistan’dan, Atina’dan parmak sallayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a da söylüyorum; siz o zaman bizim padişahlarımızın, sultanlarımızın eteğini öpüyordunuz. Sizin kralınız bizim vezir-i azamımızla ancak görüşebiliyordu. Padişahımızla görüşemiyordu. Yalvardınız yakardınız kraliçelerinizi gönderdiniz Osmanlı saraylarına ve Osmanlı sizi düşmanlarınızdan korudu. Bugün Fransa diye bir cumhuriyet varsa bunu önce Osmanlı’ya borçlusunuz. Onun için haddinizi bileceksiniz. 400 yıl bizim bayrağımız dalgalanan Atina’dan bize parmak sallayamazsınız. Gün gelir o şanlı bayrak Atina’da da tekrar dalgalanır, gün gelir siz yine bizim cumhurbaşkanımızın, devlet başkanlarımızın elini eteğini öpmek zorunda kalırsınız. Onun için haddinizi bileceksiniz. Eğer Türkiye, Yunanistan’a saldırmaya ya da Yunanistan’la savaş yapmaya karar verse sen mi kurtaracaksın Yunanistan’ı? Ama bizim böyle bir niyetimiz yok. Biz barış istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" Ermeni iddialarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Destici, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın "Bunu geride bırakalım" söylemine karşın içerideki bazı kesimlerin tutumunu eleştirdi. "Paşinyan bile soykırım demezken bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" diyen Destici, "Evet, bizdeki soysuzlar bunu söylemeye devam ediyorlar. Bu soysuzlar asla ve kat’a bizden değil. Bunlar asla iyi niyetli değil. Bunların dillerinde barış var ama gerçek niyetleri, ellerinden gelse bu memlekette kendilerinden başka, kendilerine itaat etmeyen bir Allah’ın kulunu bırakmamaktır. Çünkü ellerine fırsat geçtiğinde neler yaptıklarını gördük" dedi. "Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı?" Gaziantep’te 23 Nisan töreninde çocuk mehter takımına sırtını dönen CHP İl Başkanı ve beraberindeki gruba da tepki gösteren Destici, "Çocuğa sırt dönülür mü Allah aşkına? Hata yapan çocuğa bile sırt dönülmez. Mehter bölüğü kurmuşlar, ’Ceddin Deden’i söylüyorlar, ’Çırpınırdı Karadeniz’i söylüyorlar, ’Türkler Geliyor’u söylüyorlar. Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı? Çırpınırdı Karadeniz’den mi rahatsız oldun, Ceddin Deden’den mi rahatsız oldun, Türkler Geliyor’dan mı rahatsız oldun, Zafer Marşı’ndan mı rahatsız oldun? Sen hangisinden rahatsız oldun? Ama siz ne kadar rahatsız olursanız olun bu topraklarda ’Ya Allah, Bismillah, Allahuekber’ demeye devam edeceğiz. Bu topraklarda Çırpınırdı Karadeniz’i okumaya devam edeceğiz. Bu topraklarda Ceddin Deden’i söylemeye devam edeceğiz. Siz de engelleyemeyeceksiniz, başkaları da engelleyemez" dedi. "Kentte sıkılmadık el bırakmayacağız" BBP Kocaeli İl Başkanı Metehan Küpçü ise göreve geldikleri günden bu yana 12 ilçe başkanı ve 41 kişilik yönetim kurulu ile sahada olduklarını belirterek, "Biz göreve geldiğimizden bugüne birçok faaliyetimizi gerçekleştirdik. ’Kentte sıkılmadık el, girilmedik gönül bırakmayacağız’ dedik. O sebeple de mücadelemizi sonuna kadar 12 ilçe başkanım, ben dahil 41 kişilik yönetim kurulu üyesi kardeşlerimle beraber önce yüce Türk milletine, sonra Büyük Birlik Partisi’ne ve sonra Cumhur İttifakı’na yakışır icraatları Kocaeli’de sizlerle beraber gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte kentimizde daha fazla nasıl birlik ve beraberliği sağlayabiliriz, bu salonları dolup taşacak kıvama nasıl getirebiliriz, onun için mücadele edeceğiz" dedi. Destici ve İsmail Türüt Çırpınırdı Karadeniz’i seslendirdi Konuşmasının ardından sahneye davet edilen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sanatçı İsmail Türüt ile birlikte "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü seslendirdi. Programda birlik mesajı veren Türüt, "Bir şey sormak istiyorum; samimi duygularımla söylüyorum. Bu memleketin sevdalıları, Türk milliyetçileri, bayrak sevdalıları niye böyle paramparça? Bize yazık olsun be" dedi. Türüt’ün sözleri üzerine Destici, "Büyük birlik olmak zorundayız, büyük birlik olmaktan başka çaremiz yok" ifadelerini kullandı.
26 Nisan 2026 Pazar - 17:25 MHP Gaziantep İl Başkanı Mehmet Sait Kılıç göreve başladı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Gaziantep İl Başkanlığı’na atanan Mehmet Sait Kılıç resmen görevine başladı. Parti binasında açıklamalarda bulunan Mehmet Sait Kılıç, "Tek kaygımız, tek tasamız bayrağı, üç hilali daha yükseğe çıkarmak" dedi. Milliyetçi Hareket Parti (MHP) Genel Merkezi tarafından MHP Gaziantep yönetiminin fesh edilmesinin ardından Oğuzeli eski belediye başkanı Mehmet Sait Kılıç Gaziantep İl Başkanı olarak atandı. Kentte Oğuzeli Belediye başkanı olarak görev yaptığı dönemde vatandaşlarla kurduğu yakın ilişkiyle bilinen Kılıç’ın ataması, teşkilat içinde olumlu karşılandı. İl başkanı olarak atanan Mehmet Sait Kılıç, resmen görevine başlayarak partililerle bir araya geldi. Kılıç, partililere seslenerek, amaçlarının bayrağı daha yükseğe taşımak olduğunu söyledi. "Tek kaygımız, tek tasamız bayrağı, üç hilali daha yükseğe çıkarmak" Partililerin yoğun katılım sağladığı ve ilgi gösterdiği törende konuşan Kılıç, "Bizim yönetim anlayışımız ilimizde, bu aziz şehirde, bu mübarek şehirde bütün insanlarımızı kucaklamak, o insanlarımızı ülkücü hareketle, milliyetçi hareketle tanıştırmak ve kucaklaştırmak. Biri iki etmek, ikiyi dört etmek, dördü on altı etmek için mücadele edeceğiz. Hiç kimseye şahsi bir meselemiz yok. Tek kaygımız, tek tasamız bu hareketi bir adım öteye götürmek. Bayrağı, üç hilali daha yükseğe çıkarmak. Onun için ayrıştıran değil, birleştiren, bölen değil, bütünleştiren bir yönetim anlayışıyla sizlere, sizlerle birlikte bu aziz davaya, Türk-İslam ülküsüne, nizam-ı alem davasına, ilahi davaya hizmet edeceğiz. Ve Gaziantep’i inşallah sizlerle birlikte şahlandıracağız. Ülkücü hareketin Gaziantep’teki muhteşem geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz. Bundan hiç kimsenin kaygısı olmasın. Ama bunun için hepinize, hepimize çok büyük görevler düşüyor" ifadelerini kullandı.
CHP Lideri Özel: "Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz"
14 Ekim 2025 Salı - 16:09 CHP Lideri Özel: "Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz" Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletiyle birlikte ayakta ve hakkını aramakta olduğunu dile getiren Özel, "Bakın Türkiye’nin 6,5 milyon oy almış bir siyasi partisiyle Meclis’te merhabalaşıyoruz diye bizi terörist ilan ediyordunuz. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de nasıl bir sürecin içindesiniz? Yıllarca bebek katili dediğiniz kişiye ‘kurucu önder’ diyorsunuz. Bunların hepsi milletin gözünün önünde oluyor. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel bir tutarlılık içinde geçmişte ne dediyse bugün aynı şeyi söyleyen, demokrasi, barış, kardeşlik isteyen, herkes eşit olsun isteyen, kimsenin hakkını yemeyen ama kimseye de hakkını yedirmeyen bir siyaseti takip ederken; şimdi ‘Ben zulmedeyim, siz susun, pısın, sessiz olun’ istiyorsunuz. Bu kişisel bir şey olsa neyse de şunu biliyor musunuz? Biz bir kelime eksik söylersek, siz bu milleti susturacaksınız. Biz bir adım geri atarsak, siz bu ülkeyi 50 yıl geriye götüreceksiniz. Biz bir santim eğilirsek, siz bu millete diz çöktüreceksiniz. O yüzden ne bir kelime eksik konuşacağız, ne bir adım geri atacağız, ne bir santim eğileceğiz" şeklinde konuştu. "Trump Erdoğan’a ‘Aptal olma’ diye mektup yazdı" Büyük bir özgüvenle Türkiye’nin menfaatlerini savunmaya devam edeceklerini dile getiren Özel, "İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği söz konusu oldu. Biz dedik ki ‘NATO’da açık kapı politikası var. NATO’nun o kanadının da güçlenmesi lazım.’ ‘Vay Finlandiya, İsveç. Vaktiyle PKK’lılar iki tur döndüler, orada eylem yaptılar. Siz nasıl PKK’nın hamisi ülkeyi NATO’ya sokarsınız?’ dedi. Dört ay sonra günü geldi, ilk imzayı kendi attı. Kalemi Avrupalıların elinden kaptı, ilk imzayı kendi attı. Ama omurgalı bir duruş sergiledi Erdoğan batıya karşı. Birleşik Arap Emirlikleri’ne 15 Temmuz’dan sonra ‘Darbenin finansörü’ dediler. Yeni Şafak gazetesinden emirin fotoğrafını basıp, ‘darbenin finansörü’, altına kocaman puntolarla ‘şerefsizler’ diye manşet attılar. Daha sonra gidip Birleşik Arap Emirlikleri’nde kardeşine sarılmaz insan o kadar, emire öyle sarıldı ve para istedi yaklaşan seçimler için. Cemal Kaşıkçı cinayeti, bu ülkenin topraklarında işlenen bir cinayetten Suudi Arabistan’ı doğrudan sorumlu tutup, katil ilan edip, daha sonra doların yeşilinin ucunu gösterdiklerinde dosyayı iadeli taahhütlü bile değil, karşı tarafa ön ödemeli olarak Erdoğan aldı, yolladı, yetiştirdi. Trump Erdoğan’a ‘Aptal olma’ diye mektup yazdı. ‘O mektubu katlarım, cebime koyarım’ dedi, hala orada duruyor" dedi. "Beklentimiz katliamların tamamen durması, bağımsız bir Filistin devletinin tanınması" Gazze’de iki yıldır İsrail’in soykırımı ve katliamının olduğunun altını çizen Özel, "Mısır’da bir ateşkes mutabakatı imzalandı. Biz ilk baştan beri bu sürece hep şöyle yaklaşıyoruz: Bu adil bir barış değil ama Aliya İzzetbegoviç’in söylediği gibi ‘Kötü bir barış, süren bir savaştan iyidir.’ 67 bin Filistinli ölmüş, yarısı kadın ve çocuk. Ölümler durdurulamıyordu, Gazze tamamen sürülüp gidiyordu ve Trump’ın oradaki hayalleri ortadaydı. Hiç olmazsa kan akmamasına, çocukların açlıktan ölmemesine, kadınların ölmemesine, ekmek kuyruğundakilerin taranmamasına dair bir umut varsa ‘peki’ dedi bütün dünya. Mahmut Abbas bile ‘peki’ dedi Biz de ‘peki’ dedik, takip ediyoruz. Beklentimiz; katliamların tamamen durması, insani yardımların ve sağlık hizmetlerinin eksiksiz sağlanması, bağımsız bir Filistin devletinin tanınması ve Gazze’nin Filistin toprağı olarak muhafaza edilmesi. Bunun dışında bir şey istemek; zaten Filistin davasını terk etmek, Filistin’i yalnızlaştırmak ve İsrail’in kayığına binmektir. İki yıldır kararlı şekilde savunduğumuz bu meselede Erdoğan iktidarının ikircikli tutumunu her seferinde eleştirdik. Gazze’yi İsrail işgalinden kurtarılıp, Trump’ın ilhakına açma hevesine de uyanık ve temkinli bir şekilde yaklaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz tüm uluslararası örgütlerde de bu tehlikeye dikkat çekiyoruz" diye konuştu. "Türkiye’de emekli aylığı ile 19 kilo dana kıyma alabiliyorsun. Belçika’daki 108 kilo dana kıyma alabiliyor" Türkiye’nin menfaatlerini korumak için taviz verenlerden olmadıklarını dile getiren Özel, "Milletin huzurunu ve refahını savunmak da böyle olmaz zaten. Bakın Belçika’daydık. Dünya kadar soydaşımızla birlikteydik. Avrupa’dan gelenlerle. Ama onlarla konuştuk, üç gün öncesinden giden arkadaşlarımız dolaştı, not aldılar. Bana orada getirdiler. Orada söyledim, doğru mu? Doğru. Bir de burada bakalım. Biz söylüyoruz, bir tarafta hukukun üstünlüğü olan ülkelerde demokrasi iyi. Demokrasi olduğu için ekonomi iyi. Ekonomi iyi olduğu için ücretler iyi. Fiyatlar düşük. Bir yandan da iktidarın borazanları ‘Efendim enflasyon bütün dünyada var.’ Avrupa ortalaması yüzde 2, Türkiye’de eylül ayı yüzde 3,5. ‘Efendim enflasyon her yerde sorun. Satın alma gücü her yerde düşük.’ Ki Belçika, asgari ücrette en iyi ülkelerden değil, ortalarda bir yerde. Belçika’da emekli aylığı, bin 619 Euro. Avrupa’da 3 bin - 3 bin 500 Euro olan ülkeler var. Bin 619 Euro. Türkiye’de emekli aylığı 348 Euro. Bin 619, 348. Satın alma gücüne bakalım. Bir emekli aylığı ile gittiğinde Türkiye’de 19 kilo dana kıyma alabiliyorsun. Belçika’daki emekli 108 kilo dana kıyma alabiliyor" ifadelerini kullandı. "Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz" OECD ülkelerinde dolaylı verginin yüzde 20’lerde olduğunu belirten Özel, "Dolaylı vergi, dünyanın en alçak vergisidir. En haksız vergisidir. Niye? Çok para kazanan bir fabrikatörle, o fabrikanın kapısındaki bekçi aynı vergiyi verir. Neye? Elektriğe, suya, cep telefonu görüşmesine, süte, zeytinyağına, yumurtaya, çocuğunun okul servisine aynı parayı, aynı vergiyi verir. Bu dolaylı verginin oranı Türkiye’de yüzde 66. Yani fakir - zengin ayırmadan herkesten alınan vergi yüzde 66. Sonra bir de yüzde 23’lük bir vergi var. Maaşlardan kesilen vergi. Yani bütün çalışanların aldıkları maaştan, sadece asgari ücret kadarki payı muaf. Türkiye’de ödenen bütün maaşlardan para çekilmeden kesilen vergi var ya. Eline değmeden, cebe, çantaya girmeden bordroda kesilen vergi yüzde 23. Etti mi yüzde 89? Geriye ne kalıyor yüzde 11. Bu ne? Kurumlar Vergisi. Türkiye’nin dört bir yanında çalışılan, üretilen, ticaret yapılan, hizmet sektörü, bütün alanlarda şirketlerin kazandıklarından ödediği vergi toplam verginin yüzde 11’i. Yüzde 89, bu salonda oturanlardan; yüzde 11, başımızda parayı kazanıp göbeğini kaşıyanlardan alınan vergi var. Eğer bu ülkede iktidar değişip de Tayyip Erdoğan’ın yerine emeklinin, çalışanın, işçinin, memurun, çiftçinin ve esnafın dostu bir iktidar gelmezse, bu vergi düzenini alaşağı, tepetaklak değiştirmezse bu ülkede kimsenin sorunu çözülmez. Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz. Başka bir şeye değil" dedi. Türk Milli Futbol Takımı’nı çalıştıran Vincenzo Montella’nın bir zaman Adana’nın vergi rekortmeni olduğunu ifade eden Özel, " Bir de insanın en çok çıldırdığı da ne? Vergi rekortmenlerine açıkladılar bu hafta. Adana’da, Konya’da, Samsun’da vergi rekortmenlerini gördünüz mü? Futbolcular, teknik direktörler. Adana vergi rekortmeni şimdi milli takımı yönetiyor. Vaktiyle 2001’de herhalde Adana Demirspor’un hocasıydı; Montella. Adana’da vergi rekortmeni olmuş adam. Sivasımızın vergi rekortmeni; Yunan futbolcu Karelis. Konyamızın vergi rekortmen listesindeki; Guilherme. Ali Mahir Bey bilir bunları, çok yakından takip ediyor futbolcuları. Türkiye’de, Konya’da o kadar firma var. Çalışıyorlar, üretiyorlar. Anadolu Kaplanları. Anonim şirketler, limited şirketler, holdingler. Ama futbolcular vergi rekortmeni oluyor. Neredeyse Türkiye’nin dört bir yanında gerçek anlamda vergi vermesi gerekenlerin bir şekilde yolunu bulduğu, hiç elini cebine atmadığı ama bu salonlarda ya da çağırdığımızda karda - kışta meydanlara koşanların cebinden devletin elinin çıkmadığı bir düzendeyiz. Yoksulun cebine atılan o eli oradan çekeceğiz, kırıp atacağız. O şefkatli eli, milletin sırtına dayayacağız" şeklinde konuştu. "Gökçek’in 97 yolsuzluk dosyası savcılığın önünde duruyor" Dün Ankara’nın başkent oluşunun 102’nci yılını kutladıklarını hatırlatan Özel, "Ankara 6,5 yıldır Mansur Başkan’a emanet. Bundan rahatsızlar. Nasıl İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, yıllar sonra hiç seçim kaybetmeyen Erdoğan’a biri Beylikdüzü’nde, üçü İstanbul Büyükşehir‘de seçim kaybettirdiyse; Mansur Yavaş da burada, hem de artık Ankara’yı parsel parsel sattıklarını kendi Başbakan Yardımcıları, Meclis Başkanları, AKP’nin kurucu kadroları kabul etmişken; Ankara’yı onlardan alan, temiz yöneten, ‘Az laf, çok iş’ diyen, yavaş yavaş ama büyük bir azimle Ankara’yı içinde bulunduğu rezaletten kurtaran birisine, şimdi tek bir kuruşa el uzatmadığını bildikleri halde bayram kutlamaları ve konserlerden yolsuzluk çıkarmaya çalıştılar. Mansur Başkan iç denetim yaptırmıştı, sorumluluğunu yerine getirmişti. Oradan bir şey çıkmadı. Sayıştay geldi, denetledi. Tertemiz. Mülkiye müfettişleri aylarca araştırdı, hiçbir şey yok. Çıkan iddianamede Mansur Başkan’ın adı yok, ne sanık, ne tanık. Ama başsavcılık bakanlıktan soruşturma izni istiyor. Neden? Devlet memurluğu kanunu. Acaba etkili soruşturma yürüttü mü diye soracak. Ama bunun üzerinde tepinen bir anlayış, bir algı yönetimi oluşturmaya çalışıyorlar. Yolsuzlukları öyle tuğla gibi, briket gibi kitap olmuş Melih Gökçek, iki tane briket gibi kitap var. 97 yolsuzluk dosyası savcılığın önünde duruyor. Ankara’yı parsel parsel satana soruşturma yok" dedi.
DEM Parti Grup toplantısı
14 Ekim 2025 Salı - 15:38 DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Öcalan’ın da dinlemesi gerekiyor. Öcalan konuştukça çözümün zeminini güçlendiriyor. Hepimiz şahidiz son kırk yılda ne zaman Öcalan konuştuysa Türkiye’de çözüm barış gündeme geldi" dedi. Bakırhan partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan Hakan Tosun adlı gazeteciyi anarak konuşmasına başladı. Bakırhan, "Hakan Tosun’a da Allah’tan rahmet ediyorum. Bir an önce Hakan Tosun’a dönük saldırıyı yapanların kim oldu ve ne amaçla yapıldığının da aydınlatılması gerektiğini belirtiyorum" ifadelerini kullandı. Rojin Kabaiş’in öldürülmesinin ardından bir yıl geçtiğini belirterek, "Henüz failleri ortaya çıkmadı. Bir dosya oluşturulmadı. Kimse yargılanmıyor. Neredeyse her gün sosyal medyada, kamuoyunda Rojin’in katillerinin bulunması açığa çıkarılmasıyla ilgili açıklamalar yapıyor. Biz de Rojin Kabaiş ile ilgili durumun açıklığa kavuşturulmasını ve gerçeklerinin açığa çıkarılması için bir an önce yetkililerin harekete geçmesi gerektiğini belirtiyoruz" şeklinde konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun eski Meclis Başkanları’nı dinlediğini hatırlatan Bakırhan, "Eski Meclis Başkanları umut hakkı ve eşit yurttaşlığın şart olduğunu vurgularken, akademisyenler bu meselede kök nedenlere inilmesi gerektiğini ve zihniyetin değişmesi gerektiğinin altını çizdiler. Ekonomik kuruluşları mevcut eşitsizliğin bitirilmesi gerektiği belirtirken hukukçular ise bu dönemin yeni bir toplumsal sözleşmesi sözleşme için vesile olması gerektiğini nitelendirdiler. Tüm bu taleplerin en net ve acı ifadesi ise yüreği yanan ailelerden geldi. Hemen hemen katılan bütün aileler artık yeter, çözüm gelsin, barış olsun dediler. Biz de canı yüreği yanan bu ailelerin bu beklentilerine uygun bir çalışma içerisinde olacağımızı belirtmek istiyorum. Komisyon hemen hemen bu yaşanan son kırk elli yıllık süreçte etkilenen işçi işveren yaşamını yitiren kardeşlerimizin aileleri dahil olmak üzere birçok çevreyle görüştü. Ama komisyonun son bir dinleme daha yapması gerekiyor. Öcalan’ı da dinlemesi gerekiyor. Öcalan konuştukça çözümün zeminini güçlendiriyor. Hepimiz şahidiz son kırk yılda ne zaman Öcalan konuştuysa Türkiye’de çözüm barış gündeme geldi. Diyalog müzakere gündeme geldi. Öcalan sunduğu barış perspektifiyle sürece aydınlattığına hepimiz şahit olduk. Yüzyıllık bir meselenin çözümünü konuşurken ürkek olunmaz. Biraz resul olmalıyız. Önyargılarımızı bir tarafa bırakmalıyız. Şununla görüşülsün, bununla görüşülmesin. Şuna gidilsin, buna gidilmesin yüzyıllık meselenin tartışıldığı bir süreçte önek konulması gereken bir yaklaşım değil. Komisyonun Öcalan’la görüşmesini bir tabuya çevirmemeliyiz. Demokrasiler tabularla değil, demokratik müzakerelerle gelişir. Halk meclisin dertlere deva, yaralara merhem olmasını bekliyor" dedi. DEM Parti’nin taleplerini sıralayan Bakırhan, "DEM Parti’nin somut talepleri de şunlardır. Herkesi aynı nazardan bakan ve herkesi kapsayan anayasal bir yurttaşlık istiyoruz. Keyfilik rejimi değil hukukun üstünlüğünü talep ediyoruz. Kayyumların değil iradenin esas alınması gerektiğini istiyoruz. Sözün basının ve örgütlenmenin özgürce nefes alabildiği kamusal bir alan olsun istiyoruz. Anadilde eğitim hakkını istiyoruz. Yerelin sözünün duyulduğu kararının yerelden filizlendiği bir demokrasi istiyoruz. Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve İnfaz Yasası başta olmak üzere temel yasalarda acilen düzenlemeler yapılsın istiyoruz. Hakikat, adalet ve onarım eksenli bir geçiş dönemi yasasıyla yola revan olalım istiyoruz. Hasta ve siyasi tuzakların bırakılmasını cezaevlerinin rahatlatılmasını istiyoruz. Siyasi sebeplerle sürgünde bulunan yol arkadaşlarımızın bir an önce kendi topraklarına dönmesini istiyoruz" şeklinde konuştu. Gazze’de büyük acıların bittiğini ve barış umudunun geldiğini kaydederek, "Gazze’de uzun ve acı bir kabusun ardından bir ateşkes ilan edildi. On binlerce sivilin, binlerce çocuğun hayatını kaybettiği bu büyük trajedi de insanlık tarihine kara bir leke olarak yazıldı. Ateşkes elbette önemlidir. Her ateşkesle hayatlar kurtuluyor. Ama hepimiz biliyoruz ki ateşkes tek başına barış değildir. Kalıcı barış için adil, kapsamlı bir çözüm şarttır. Barışın kalıcı olabilmesi için de halkın haklı meşru taleplini karşılanmalıdır. Dem Parti olarak Filistin halkının meşru haklarının sonuna kadar savunduk, savunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bakırhan, Masum Abdi’nin cuma günü yaptığı açıklamanın son derece önemli olduğunu belirterek şunları kaydetti: "SDG’nin askeri heyeti yakında Şam’a gidecek dedi. Suriye Bakanlığı’yla entegrasyon sürecini görüşecek dedi. Gitti mi gitti? Görüştü mi görüşüyor. Görüşecek mi? Görüşecekler. Henüz oradaki görüşmelerin içeriğini tam olarak bilmiyoruz ama SDG kaynaklarının açıklamasına göre görüşmeler henüz devam ediyor, sürüyor. Görüşmelerin devam etmesi ve sürmesi önemlidir. Umarım bu görüşmeler başta Kürtlerin, Alevlerin, Dürzilerin Suriye’de temel haklarına kavuştukları bir zemine de yardımcı olur. Şimdi bu açıklama Kuzeydoğu Suriye’nin çözüm iradesini yapıcı duruşunu bir kez de ortaya koymuştur. İşte bu sorumluluk dilidir. İşte bu çözüm dilidir. İşte bu siyaset dilidir. Bizim beklentimiz de şudur. Suriye Geçiş Hükümeti Kürtlerin bu yapıcı ve pozitif tutumuna denk düşen bir pozisyonda olmalıdır. Şimdi sıra Şam’dadır. Yapıcı bu yapıcı adımlara bu yapıcı girişimlere artık Şam’da yapıcı yanıtlar vermelidir. Ayrıca Türkiye Kuzeydoğu Suriye yönetimiyle doğrudan siyasi temaslarda bulunmalıdır. Geçiş Hükümeti’yle görüşüyorlar. Bugün buradan bu talebimizi bir kez daha yeniliyoruz. Türkiye yönetimi siyasi olarak Kuzey Doğu Suriye Özerk yapısıyla da görüşmelidir. Sadece bununla kalmamalıdır. Nusaybin sınır kapısını da açarak tarihsel bir adım atabilir. Bu Türkiye’ye olan güveni de pekiştirir. Sadece Türkiye değil komşu ülkeler ve bölgesel aktörlerde Kuzeydoğu Suriye Özerk yönetimiyle Şam arasında müzakerelerde yapıcı bir rol oynamalıdır."
CHP’li Gürdal, Aydın İl Başkanlığı’na adaylığını açıkladı
14 Ekim 2025 Salı - 14:38 CHP’li Gürdal, Aydın İl Başkanlığı’na adaylığını açıkladı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aydın İl Başkanlığı adaylığını açıklayan İbrahim Gürdal, değişim zamanının geldiğine inandığı için aday olduğunu ifade ederek "Benim hevesim bir koltuk talebi değildir. Değişim isyanıdır" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Teşkilatı’nda seçim heyecanı yaşanırken il başkanlığı için adaylar da belli olmaya başladı. Bu çerçevede İbrahim Gürdal da düzenlediği basın toplantısı ile adaylığını açıkladı. Parti içinde artık değişim zamanının geldiğini ifade eden Gürdal, "Bizler, partimizi büyütmek, demokrasiyi yeniden ayağa kaldırmak, örgütü güçlendirmek zorundayız. Türkiye’nin değişim talebini dikkate almak zorundayız. Yerelden başlayarak ülkenin kaderini değiştirmek için canla başla çalışmalıyız. Partimize küsenleri, uzak duranları, siyasetten, ülkeden umudunu kesenleri tekrar kazanmak zorundayız. Bugün burada il başkan adaylığımı açıklamak için toplandık. Benim hevesim bir koltuk talebi değildir. Değişim isyanıdır. Hikmet Saatçi, Aydın’da İl Başkanlığını en uzun süre yapmış isimdir. Artık değişim zamanı geldiğine inandığım için aday oldum. Parti içi demokrasi, katılımcılık, emek verenlerin söz hakkı, bu partinin olmazsa olmazı olacaktır. Genel başkanımızla, vekillerimizle, belediye başkanlarımızla, ilçe başkanlarımızla uyum içinde çalışacağımızın sözünü buradan veriyorum. Örgütüme buradan ilk sözümü vermek istiyorum. Bu partinin öznesi bundan sonra ön seçim olacaktır. Ön seçim il başkanlığımın ilk sözü olacaktır. Çarşaf liste çağrımı yineliyorum. Pazar günü kongre salonunda görüşmek üzere hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum" dedi.
17. İyilik Gemisi, Bakan Yerlikaya’nın katıldığı törenle Gazze’ye uğurlandı
14 Ekim 2025 Salı - 14:15 17. İyilik Gemisi, Bakan Yerlikaya’nın katıldığı törenle Gazze’ye uğurlandı Mersin limanından ’17. İyilik Gemisi ’Akdeniz’i uğurlayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya," Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırımın son bulması, sivillerin korunması ve insani yardımların kesintisiz olarak ulaştırılması için, yoğun bir diplomasi yürütmüştür, yürütmeye de devam etmektedir. Türkiye olarak biz, işgalin ilk anından itibaren tarihin doğru tarafında yer aldık, Gazzeli kardeşlerimizin yanında dimdik durduk. Bizim devlet geleneğimizde taraf bellidir. Biz, mazlumun yanında, zalimin karşısındayız" dedi. AFAD koordinasyonunda, 17 sivil toplum kuruluşunun desteğiyle hazırlanan insani yardım malzemelerini Gazze’ye ulaştıracak olan 17. İyilik Gemisi, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katıldığı törenle Mersin Limanı’ndan uğurlandı. Bakan Yerlikaya’nın yanı sıra Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Mersin Valisi Atilla Toros, AK Parti Mersin Milletvekili Ali kıratlı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda davetlinin katıldığı törende dualar eşliğinde uğurlanan Akdeniz isimli gemide 50 tırlık yaklaşık 900 ton gıda ve hijyen malzemelerinin yer aldığı belirtildi. Yardım malzemelerinin Gazze’ye ulaştıktan sonra AFAD ve Kızılay koordinasyonunda dağıtılacağı bildirildi. "Dünya çoğu zaman sadece izledi " Törende konuşan Bakan Yerlikaya, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekerek, Türkiye’nin mazlumların yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Mersin Limanı’ndan, merhametin, vicdanın ve insanlığın yükünü taşıyan, ’Akdeniz’ adlı gemiyi uğurladıklarını belirten Bakan Yerlikaya, "900 ton hızlı tüketilebilir gıda malzemesini, Gazze’ye ulaştırılması için Mısır’ın El Ariş Limanı’na götürecek. Filistin halkının çilesi sadece son 2 yıldan ibaret değil.15 Mayıs 1948 Nekbe sabahından bu yana, Filistin’de şehirler yağmalandı, haritalar değişti. Kalpler parçalandı, hayatlar bir gecede yıkıldı. İsrail, zulmüyle Filistin topraklarını açık bir cezaevine çevirdi. Dünya ise çoğu zaman sadece izledi. Ve cezasız kalan her zulüm, yeni bir zulmün kapısını araladı.7 Ekim 2023’ten bu yana ise ne yazık ki, dünya yeni bir utanç çağına sürüklendi. İsrail, tüm cihanın gözleri önünde soykırım yaparak, insanlık suçu işledi. Bebek, çocuk demeden, kadın, yaşlı demeden, sivillerin üzerine yağan bombalar, savaşta bile dokunulmaması gereken ancak yerle bir edilen hastaneler, camiler. Ama tüm bunlara rağmen Filistin direndi. Gazze, ‘sumud’un yani kök salmış sabrın, direncin, kararlılığın adı oldu. Gazze yıkılmadı, teslim olmadı, umut etmeyi hiç bırakmadı" diye konuştu. "Gazze yalnız değildi" Bu süreçte vicdan sahibi insanların durdurulamadığına dikkat çeken Yerlikaya," Madrid’den Dublin’e, Ankara’dan İstanbul’dan Kuala Lumpur’a, Paris’ten Karakas’a kadar. Dünyanın dört bir yanında milyonlar meydanlara aktı ‘Bu zulüm dursun!’ diye haykırdı. ’Gazze yalnız değildir, Nehirden denize özgür Filistin’ dedi. Bu güçlü irade, bugün ateşkes kapılarını aralayan en kıymetli etkenlerden biri oldu. Evet, Gazze yalnız değildi.Dünya halklarının vicdanı Gazze için ayaktaydı. Ablukayı denizde delen iyilik filoları, karanlığı yaran beyaz yelkenler, bugün bu ateşkesi mümkün kılan direncin adı oldu" ifadelerini kullandı. "İşgalin ilk anından itibaren tarihin doğru tarafında yer aldık" Dün, Mısır’da tarihi bir gün yaşandığını da anlatan Yerlikaya, "Dünya liderleri barış için bir araya geldi. Cumhurbaşkanımız,‘Barış için Şarm El-Şeyh Zirvesi’ne katılarak, liderlerle birlikte ’Niyet Beyanı’nı imzaladı. Ülkemiz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırımın son bulması, sivillerin korunması ve insani yardımların kesintisiz olarak ulaştırılması için, yoğun bir diplomasi yürütmüştür, yürütmeye de devam etmektedir. Türkiye olarak biz, işgalin ilk anından itibaren tarihin doğru tarafında yer aldık, Gazzeli kardeşlerimizin yanında dimdik durduk. Bizim devlet geleneğimizde taraf bellidir. Biz, mazlumun yanında, zalimin karşısındayız. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, insanlığın acılar içinde kıvrandığı bu çağda, Hakk’ın ve hakikatin sesi insanlığın vicdanı, mazlumların nefesi oldu. Birleşmiş Milletler Kürsüsünden, ’Biz bugün, bu kürsüde kendi vatandaşlarımızla birlikte, sesi kısılmak istenen Filistin halkının hissiyatına, tercüman olmak için bulunuyoruz’ dedi. Çocukların çocukları büyüttüğü Gazze’ye karşı, insanlık görevinizi yerine getirin’ dedi" diyerek sözlerini sürdürdü. "Filistin için 2 milyar 352 milyon lira bağış toplandı" Türkiye’nin Gazze’ye yönelik insani yardım seferberliğini ilk günden itibaren kararlılıkla sürdürdüğünün altını çizen Bakan Yerlikaya: Devletimizin tüm kurumları, sivil toplum kuruluşlarımız ve aziz milletimiz tek yürek, tek bilek olmuştur.7 Ekim 2023’te başlayan saldırıların hemen ardından ülkemizin yardım yüklü ilk askeri kargo uçağı 13 Ekim’de Mısır’ın El Ariş şehrine ulaştı. O tarihten bugüne, AFAD Başkanlığımızın koordinasyonunda 14 uçak ve 16 gemiyle, gıda, barınma, hijyen ve sağlık malzemelerinden oluşan toplam 102 bin ton insani yardım malzemesi Gazze için gönderildi. 27 Temmuz 2025 itibarıyla, İsrail’in kısmi izinleri sonrasında 333 tır dolusu yaklaşık 4 bin 500 ton gıda malzemesi Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze’ye ulaştırıldı. Hâlen Mısır El Ariş depolarında 427 tırlık , yaklaşık 4 bin 500 tonluk insani yardım malzememiz, geçiş için beklemektedir. Bakanlığımız tarafından 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren, Filistin için düzenlenen tüm yardım kampanyalarında, toplam 2 milyar 352 milyon lira bağış toplandı. Bunun 1 milyar 998 milyonu Filistin ve Gazze’ye yardım için kullanıldı, kullanılmaya devam ediyor. Ve bugün, ’İyilik Gemisi Gazze Yolunda’ diyoruz.900 ton gıda, konserve ve bebek maması yüklü Akdeniz gemisi, Gazze için yola çıkıyor. Filistin, zeytin ağaçlarının gölgesinde büyüyen çocukların, ezanların, ilahilerin ve şiirlerin yankılandığı o günlere, inşallah kavuşacaktır. Evet, biz inanıyoruz, O Filistin yeniden dirilecek. Adaletin, kardeşliğin, barışın yurdu olacak" diyerek sözlerini tamamladı. İyilik gemisi konuşmalardan sonra İl Müftüsü Aydın Yığman tarafından edilen duanın ardından yola çıktı. Bakan Yerlikaya ve beraberindekiler gemiyi el sallayarak uğurladı.