POLİTİKA
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:59 AYM Başkanı Özkaya: "AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü" Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. Anayasa Mahkemesi’nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye’deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı. "AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü" AYM’nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti. Özkaya konuşmasına şöyle devam: "Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir." "AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür" Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM’nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu. Başkan Özkaya, AYM’nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti. "Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır" AYM’nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu. Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM’nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti. Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu. Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya’nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gençlerimizi ve aile kurumunu hedef alan dijital saldırıların dozu günden güne artıyor"
11 Ekim 2025 Cumartesi - 19:28 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gençlerimizi ve aile kurumunu hedef alan dijital saldırıların dozu günden güne artıyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, teknoloji ve internetin sunduğu yeni imkanların önemli risk ve tehditleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekerek "Gençlerimizi ve aile kurumunu hedef alan dijital saldırıların dozu günden güne artıyor. Bunların en başında da yasa dışı şans oyunları, sanal bahis ve kumar gibi yeni bağımlılık türleri geliyor. Yuvalar yıkan, yavrularımızı bizden koparan, ocaklara ateş düşüren, bu tehlikelerle mücadele yalnızca devletin değil hepimizin asli görevidir" dedi. İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı sonrası Rize Belediyesi’ni ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Sivil Toplum Kuruluşları’nın temsilcileri ile akşam yemeğinde buluştu. Yemekten sonra bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılı hedeflerine her geçen gün daha da yaklaştıklarını söyledi. Erdoğan "Eğitimden ulaşıma, dış politikadan ticarete, ekonomiden teknolojiye, her alanda yaptığımız atılımlarla büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ediyoruz. Artık kendisine güvenen sözünün ağırlığı olan savunma sanayi başlığı olmak üzere pek çok alanda dünyaya öncülük eden bir Türkiye gerçeği var. Bu tarihi ivmeyi artırarak sürdürmek başarı çıtamızı daha da yükseltmek mecburiyetindeyiz. Ekonomide uyguladığımız makro istikrar programının müspet neticelerini görmeye devam ediyoruz. Bölgemizde yaşanan çatışmalar küresel ekonomideki belirsizlik ortamı ve büyük ekonomiler arasında kızışan ticaret savaşları işimizi zorlaştırsa da hedeflerimize ulaşacağımızdan hiçbir şüphe duymuyoruz. Geçen ay açıkladığımız orta vadeli programla önümüzdeki üç yıla dair yol haritamızı iş dünyamızla ve milletimizle paylaştık. Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri seyahatlerimiz diğer konuların yanı sıra özellikle ekonomi, ticaret ve yatırım başlıklarında da oldukça verimlidir. Türkiye’ye yönelik yatırım iştahının halen yüksek olduğunu orada bizzat görme fırsatı bulduk. İnşallah bunların olumlu yansımalarını yakında müsaade edeceğiz. Korona virüs salgınından beri tüm dünyada olduğu gibi bizimde başımıza artan enflasyonun önce kontrol altına alınmasını ardından da düşüş politikasına ve patikasına girmesini sağladık. Bunu kararlılıkla devam ettirerek tek haneli rakamlara indirecek böylece milletimizin her kesiminin rahat nefes almasını temin edeceğiz. Dezenflasyon sürecini kesintisiz sürdürürken yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı politikalarımızı da inşallah güçlendireceğiz. İş dünyamızın hükümetimizden beklentilerini elbette çok iyi biliyoruz. Enflasyondaki iyileşmeye paralel olarak bu beklentileri de karşılayacak adımları peyderpey atacağız" diye konuştu. "Ana muhalefetin yaptığı gibi laf cambazlığıyla, polemikle kavgayla bu işler yürütülmez; Ülke yönetmek çok ciddi bir iştir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin son 23 yılda elde ettiği birçok kazanımın arkasında özel sektör kamu dayanışmasının çok büyük rolü olduğunu vurgulayarak "Çalışkan vizyon sahibi siz iş insanlarımıza her alanda öncülük ederek sizlerin yolunu açtık engelleri ortadan kaldırdık sizlere destek olduk. Sizler de önünüze çıkan fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek Türk ekonomisine kan verdiniz, can verdiniz. Ağızlarını açtıklarında yandık bittik diyerek millete karamsarlık zerk eden felaket tellallarına değil bu ülkeye inandınız bu devlete güvendiniz. Aramızdaki işte bu dayanışma sayesinde Türkiye’ye nice başarıları birlikte yaşattık. Mesela 36 milyar dolardan aldığımız ihracatı 270 milyar dolar sınırına sizlerle birlikte getirdik. Mesela yıllık 13,2 milyon turist ağırlayan ülkemizi sadece 2025’in ilk altı ayında 26 milyon 390 bin ziyaretçi ağırlayan ülke olarak dünyada dördüncü sıraya sizlerle beraber yükselttik. Savunma sanayinde yüzde 80 olan dış bağımlılığımızı tersine çevirdik. Kendi gemi filomuz kırarak yeraltı kaynaklarımızı keşfe başladık. İnsansız hava araçlarında dünyada ilk üç ülkeden bir olduk. Benzer oranları diğer pek çok alanda görmek mümkündür. Bunun bozulmasına fırsat vermeyeceğiz. Bir olacağız birlikte olacağız ve hep beraber inşallah Türkiye olacağız. Türkiye’yi sadece ekonomide değil diğer başlıklarda da bütün hedefler ile inşallah buluşturacağız. Her zaman söylüyorum ana muhalefetin yaptığı gibi laf cambazlığıyla, polemikle kavgayla bu işler yürütülmez. Ülke yönetmek çok ciddi bir iştir. Ciddiyetle yerine getirilmesi gereken ağır bir sorumluluktur. Biz bu sorumluluğu tam 23 yıldır aziz milletimizin de desteği ve duasıyla hakkıyla taşıyoruz. Hem ekonomide hem diplomaside hem de diğer alanlarda meselenin lafını değil icraatını yapıyoruz. Dün ne söylediysek arkasında durduk bugünde ne söylüyorsak yarın dimdik arkasında duracağız. Şimdiye kadar ne iş dünyamıza ne de aziz milletimize hayal kırıklığı yaşatmadık. İnşallah bundan sonra da yaşatmayacağız" ifadelerini kullandı. "Zararlı alışkanlıkların pençesine düşmüş insanlarımızı bu cendereden kurtarmak için gönüllü teşekküllerimizin daha etkin roller üstlenmeli" Konuşmasında dünyanın hızla değiştiğini ve evrensel değerlerin aşındığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan "Teknoloji ve internetin sunduğu yeni imkanlar önemli risk ve tehditleri de beraberinde getiriyor. Özellikle gençlerimizin yeni nesil tehditlere daha fazla maruz kaldığını görüyoruz. Gençlerimizi ve aile kurumunu hedef alan dijital saldırıların dozu günden güne artıyor. Bunların en başında da yasa dışı şans oyunları, sanal bahis ve kumar gibi yeni bağımlılık türleri geliyor. Sosyal medya ve dijital platformlarda bilinçli bir şekilde dolaşıma sokulan zararlı içerikler çok küçük yaşlardan itibaren evlatlarımıza sirayet ediyor. Yuvalar yıkan, yavrularımızı bizden koparan, ocaklara ateş düşüren, bu tehlikelerle mücadele yalnızca devletin değil hepimizin asli görevidir. Güçlü birey, güçlü aile ve güçlü toplum oluşan sağlıklı nesillerin yetişmesi için bizlere ne düşüyorsa kolektif olarak yapmak zorundayız. ‘2025’i Aile yılı’ ilan ederek bu yöndeki çalışmalarımıza destek ve teşvik paketlerimizle birlikte yeni bir momentum kazandırdık. 81 ilimizin tamamında uyguladığımız aile ve gençlik fonumuz binlerce genç çiftimizin istifade ettiği önemli bir kaynak haline geldi ama bunlar yeterli değil. Sivil toplum kuruluşlarımızın iş dünyamızın da yük alması sorumluluk alması elini taşın altına koyması gerekiyor. Başarılarıyla daima iftar ettiğimiz gönüllü kuruluşlarımıza hem aile hem de gençlik çalışmaları kapsamında çok önemli işler düşüyor. Başta sanal kumar ve bahis olmak üzere zararlı alışkanlıkların pençesine düşmüş insanlarımızı bu cendereden kurtarmak için gönüllü teşekküllerimizin daha etkin roller üstlenmesini bekliyoruz. Derneklerimizin, vakıflarımızın, yardım kuruluşlarımızın da aynı şekilde çok daha fazla sayıda insanımıza özellikle de gençlerimize ulaşması ailelerimizin sorunlarıyla yakinen ilgilenmesi mühimdir. Diğer türlü özellikle altın delik kova misali bütün emeklerimizin boşa akıp gitmesine engel olamayız. Her birinize çalışmalarınızda rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum" dedi. Erdoğan, konuşmasının son bölümünde bu akşam A Milli Takım’ın Bulgaristan’a karşı oynayacağı Dünya Kupası eleme maçı öncesinde üstün başarılar dileyerek "Bizim çocuklardan milletçe hepimizi sevindirecek güzel bir skor bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin: "Gençlerimize vatan sevgisini sanatla göstermek istiyoruz"
11 Ekim 2025 Cumartesi - 18:31 Bakan Tekin: "Gençlerimize vatan sevgisini sanatla göstermek istiyoruz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Çocuklarımıza ve gençlerimize bu ülke için fedakarlık yapılması gerektiğinde, vatan için neler yapılabileceğini sanat yoluyla göstermek istiyoruz. Türkiye Maarif Modeli’nin çıkış noktası da tam olarak burasıdır" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Kim Var" projesi kapsamında, Nevşehir Şehit Demet Sezen Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından anlamlı bir konser gerçekleştirildi. Etkinlik, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Vali Şinasi Kuş Kongre Merkezi Karavezir Salonu’nda düzenlendi. Konser öncesi gençlere ve öğrencilere seslenen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında Türkiye Maarif Modeli adıyla bir program başlattık. Bu akşam da bu programın iki boyutuyla bir örneğini hep birlikte göreceğiz. Sayın milletvekilimiz Yücel Bey bize bu konuda çok destek oluyor. Kendisine içtenlikle teşekkür ediyorum. Çocuklarımıza ve gençlerimize vatan sevgisini, gerektiğinde nasıl fedakârlık yapılabileceğini sanat aracılığıyla anlatmak istiyoruz. Bu konser de tam olarak bu amaca hizmet edecek" şeklinde konuştu. Konsere Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Nevşehir Valisi Ali Fidan, NEVÜ Rektörü Prof.Dr. Semih Aktekin, Nevşehir Milletvekilleri, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, öğretim üyeleri ile birlikte çok sayıda öğrenci katıldı. Etkinlikte ayrıca sanatçı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Yücel Arzen de sahne alarak sevilen şarkılarını seslendirdi. Düzenlenen konserde "Şarkımız Bizim", "Utansın", "Sakarya Türküsü", "Mansur", "Kaldırımlar", "İsmailce", "İslam’ın Son Ordusu" ve "Hürriyet Marşı" olmak üzere toplam sekiz eser seslendirildi. Koro ve Orkestra Şefi Ufuk Utku Avşar yönetimindeki etkinlikte 3 öğretmen görev aldı. Müzik bölümü öğrencilerinden 32’si ve tiyatro bölümünden 11 öğrenci sahneye çıkarak toplam 43 öğrenci bu anlamlı etkinlikte yer aldı.
Başkan Erol: "Demek ki mesele cami değilmiş"
11 Ekim 2025 Cumartesi - 18:00 Başkan Erol: "Demek ki mesele cami değilmiş" Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, kendileri hakkında "camileri satıyorlar" başlıklı çıkan haberlere tepki göstererek, "Demek ki mesele cami değilmiş. Efeler Belediyesi de aynı yöntemi uygulayarak borçlarını ödeyebilmek için benzer bir karar almış" dedi. Geçtiğimiz aylarda belediye meclisi kararı ile vergi borçlarına karşılık bazı taşınmazların Maliye Hazinesi’ne devredilmesi kararı ile ilgili çıkan "camileri satıyorlar" başlıklı haberlere tepki gösteren Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, satışın söz konusu olmadığını, Maliye Hazinesi’ne vergi borçlarının ödenmesi için arsa devri yolunun tercih edildiğini belirtmişti. Yaşanan olay sonrasında Efeler Belediyesi meclisinde de vergi borçlarına karşılık benzer bir kararın alınmasının ardından tekrar açıklama yapan Başkan Erol, "Demek ki mesele cami değilmiş" diyerek yapılan haberlerin art niyetli olduğunu vurguladı. Efeler Belediyesi’nin de vergi borçlarının ödenmesine karşılık içerisinde okul, cami gibi yapıların da bulunduğu bazı taşınmazları Efeler Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne devretmesi ile ilgili kararı örnek gösteren Erol, "Demek ki mesele cami değilmiş. Geçtiğimiz aylarda belediyemiz hakkında ’camileri satıyorlar’ manşetleri atanları ve ardından yapılan kınama açıklamalarını unutmadık. Bugün görüyoruz ki, CHP’li Efeler Belediyesi de aynı yöntemi uygulayarak borçlarını ödeyebilmek için benzer bir karar almış. O haberleri yapan basın kuruluşlarını ve CHP Aydın İl Başkanı Sayın Hikmet Saatçı’yı da aynı kararlılıkla kınamaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Milli Savunma Bakanı Güler: "PKK ve iltisaklı tüm gruplar alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermelidir"
11 Ekim 2025 Cumartesi - 17:08 Milli Savunma Bakanı Güler: "PKK ve iltisaklı tüm gruplar alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermelidir" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "PKK ve iltisaklı tüm gruplar alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli, başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve şartsız şekilde silahlarını teslim etmelidir" dedi. Ankara’nın Polatlı ilçesinde gerçekleştirilen, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterinde yer alan silah ve sistemlerin kullanıldığı ‘Ateş Serbest Faaliyeti-2025’nde konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler açıklamalarda bulundu. Yerli ve milli savunma sanayide önemli bir noktaya gelindiğini kaydeden Bakan Güler, "Bu kapsamlı faaliyet, kahraman ordumuzun üstün ateş gücünü, aynı zamanda yerli milli savunma sanayimizin ulaştığı yüksek seviyeyi bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bugün Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sahip olduğu imkan ve kabiliyetler ile yüksek nitelikleri haiz personelimizin maharetine şahit olmaktan büyük bir mutluluk ve gurur duyduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "Sistemlerimizi geliştirmeye, kahraman personelimizin niteliklerini artırmaya devam edeceğiz" Etkinlik sayesinde kuvvetler arasındaki çalışabilirliğin pekiştirildiğine değinen Bakan Güler, "Ordumuzun envanterindeki birbirinden farklı sistemlerin denendiği ve etkinliklerinin bir kez daha müşahede edildiği bu faaliyette; kuvvetlerimiz arasındaki birlikte çalışabilirlik pekiştirilmiş, ateş desteğinin koordinasyonu geliştirilmiş, aynı zamanda personelimizin muhtelif çap ve özelliklerdeki silahları tanıması bakımından da faaliyet, müstesna bir deneyim imkanı sunmuştur. Bu kapsamlı faaliyetten de elde ettiğimiz verilerle sistemlerimizi geliştirmeye, kahraman personelimizin niteliklerini artırmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Karşı karşıya olduğumuz küresel tehditler, hazır ve caydırıcı bir orduya sahip olmanın önemini hatırlatmaktadır" Türkiye’nin uluslararası platformlardaki aktif rolünün her geçen gün daha arttığından bahseden Bakan Güler, şunları dedi: "Bugün karşı karşıya olduğumuz küresel tehditler, terörizm ve jeopolitik riskler, bizlere daima güçlü, hazır ve caydırıcı bir orduya sahip olmanın önemini hatırlatmaktadır. Bu bilinçle kahraman ordumuzun harekat etkinliğini ve gücünü her geçen gün artırmakta; karada, denizde ve havada ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliği ve burada kıymetli temsilcileri bulunan ülkemizin göz bebeği savunma sanayii kuruluşlarımızın büyük gayretleriyle Türkiye, yerli-milli savunma sanayinde çığır açıcı bir ilerleme kaydetmiştir. Ülkemiz, bir kısmını az önce tatbikatta müşahede ettiğimiz etkili silah sistemleri dahil artık pek çok kritik teknolojiyi tasarlayıp ihraç ederken, bölgesinde ve dünyadaki etkisini de artırmaktadır. Öyle ki personelimizin yüksek fedakarlığı, savunma sanayimizin başarısı ile stratejik ve çok yönlü politikamız doğrultusunda küresel güvenlik ve barışa katkı sağlamak için uluslararası görevlerimizi büyük bir başarıyla ifa etmekteyiz. Nitekim ortaya konulan çok boyutlu diplomasi sayesinde dost ve müttefiklerimizle iş birliğini derinleştiriyor, ülkemizin uluslararası platformlardaki aktif rolünü daha da artıyoruz." "Her zaman adil ve kalıcı çözümün savunucusu olmayı ilkelerimizden biri olarak görüyoruz" Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada her zaman kalıcı barışı savunduğunu belirten Bakan Güler, "Türkiye olarak, başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyada barışın sağlanmasına katkı sunmayı, her zaman adil ve kalıcı çözümün savunucusu olmayı ilkelerimizden biri olarak görüyoruz. Bu açıdan İsrail ve Filistin arasında ateşkese varılmasının, bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik çok önemli bir diplomatik adım olduğuna inanıyoruz. Ülkemiz uluslararası müzakere masalarının etkin bir üyesi olduğunu, Mısır’daki ateşkes görüşmelerinde de bir kez daha açıkça göstermiştir" şeklinde konuştu. "Gelişmeleri yakından izleyecek, ihtiyaç duyulabilecek her konuda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz" İsrail ile Filistin arasındaki ateşkes ile ilgili gelişmeleri yakından takip ettiklerini aktaran Bakan Güler, "Gazze’de çatışmaların tamamen durdurulmasına ilişkin planın uygulanabilirliğinin uluslararası desteğe ve adil güvence mekanizmalarının kurulmasına bağlı olduğu da unutulmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti olarak, tarihi misyonumuz çerçevesinde ve Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda, başta insani yardımların hızlıca bölgeye ulaştırılması, ateşkesin eksiksiz uygulanması ve sürekliliğine yönelik gelişmeleri yakından izleyecek, ihtiyaç duyulabilecek her konuda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz" ifadelerine yer verdi. "İç cephemizi tahkim etmekte, bin yıllık kardeşliğimizi pekiştirme anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz" Birlik ve beraberliğin önemine değinen Bakan Güler, "Dünya bir krizden geçiyor, asimetrik risk ve tehditler devam ediyor. Buna karşı devletimiz, mevcut gerilimleri en iyi şekilde yönetebilmek adına proaktif bir anlayış, stratejik ve kapsamlı bir planlama ile çok yönlü ve güçlü bir güvenlik politikası uyguluyor. Esasen ülkemizin savunma ve güvenliğini en üst seviyede sağlama noktasındaki en önemli dayanak noktalarımızdan biri milletçe sahip olduğumuz birlik ve beraberliktir. Bu çerçevede, iç cephemizi tahkim etmekte, bin yıllık kardeşliğimizi pekiştirme anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz" ifadelerini kullandı. "Hedefimiz, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır" Tüm terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesinin nihai hedeflerinin olduğunu kaydeden Bakan Güler, "Bugün artık ülkemizin huzurunu, güvenliğini ve geleceğini 40 yılı aşkın süredir tehdit eden terörle mücadelede önemli bir dönüm noktasına ulaşılmıştır. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz çerçevesinde, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine her alanda ulaşmak, ülkemizin tüm kaynaklarını ve enerjisini kalkınma, refah ve aydınlık dolu ortak bir geleceğe yönlendirmek için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir gayretle çalışıyoruz. Şüphesiz ki bugün bu seviyelere gelmemizde en büyük pay aziz şehitlerimizin ve gazilerimizin emsalsiz fedakarlıkları ve kahramanlıklarıdır. Nihai hedefimiz 86 milyon vatandaşımızın ortak temennisi olan terörün sona ermesi, terör örgütlerinin tamamen tasfiye edilmesi ve ülkemize yönelik her türlü tehdidin ortadan kaldırılmasıdır" dedi. "PKK ve iltisaklı tüm gruplar alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermelidir" Terör örgütlerinin şartsız şekilde silahlarını bırakması gerektiğini dile getiren Bakan Güler, "PKK ve iltisaklı tüm gruplar, alınan fesih kararı kapsamında derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli, başta Suriye olmak üzere farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları bir an önce ve şartsız şekilde silahlarını teslim etmelidir. Başta PKK, YPG, SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına, komşumu ve farklı adlar altında faaliyet göstermesine müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak isterim" dedi. "Bu topraklar tarih ile bugünü buluşturan bir bölge olması hasebiyle büyük bir manevi mirası temsil etmektedir" Sakarya Meydan Muharebesi’nin yaşandığı bölgelerden biri olan Polatlı-Beylikköprü-Acıkır hattının manevi önem taşıdığını söyleyen Bakan Güler, "Bu topraklarda, bir asır önce istiklal mücadelesi veren bir ordunun mensupları olarak bulunmanın tarihi anlamına da dikkat çekmek isterim. Öyle ki, Sakarya Meydan Muharebesi’nin en yoğun çatışmalarının yaşandığı ve savaşın geleceğini belirleyen kritik bölgelerden biri olan Polatlı-Beylikköprü-Acıkır hattı asil milletimizin bağımsızlığı için her şeyini ortaya koyan Türk askerinin kahramanca mücadelesine şahit olmuştur. Dolayısıyla bu topraklar, şu anda da milli hak ve menfaatlerimizin korunması için icra ettiğimiz tatbikatlara ev sahipliği yaparak, tarih ile bugünü buluşturan bir bölge olması hasebiyle büyük bir manevi mirası temsil etmektedir" diye konuştu.