POLİTİKA - 11 Ekim 2025 Cumartesi 19:33

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gençlerimizi ve aile kurumunu hedef alan dijital saldırıların dozu günden güne artıyor"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, teknoloji ve internetin sunduğu yeni imkanların önemli risk ve tehditleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, "Gençlerimizi ve aile kurumunu hedef alan dijital saldırıların dozu günden güne artıyor. Bunların en başında da yasa dışı şans oyunları, sanal bahis ve kumar gibi yeni bağımlılık türleri geliyor. Yuvalar yıkan, yavrularımızı bizden koparan, ocaklara ateş düşüren, bu tehlikelerle mücadele yalnızca devletin değil hepimizin asli görevidir" dedi.

İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı sonrası Rize Belediyesi’ni ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Sivil Toplum Kuruluşları’nın temsilcileri ile akşam yemeğinde buluştu. Yemekten sonra bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılı hedeflerine her geçen gün daha da yaklaştıklarını söyledi. Erdoğan "Eğitimden ulaşıma, dış politikadan ticarete, ekonomiden teknolojiye, her alanda yaptığımız atılımlarla büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ediyoruz. Artık kendisine güvenen sözünün ağırlığı olan savunma sanayi başlığı olmak üzere pek çok alanda dünyaya öncülük eden bir Türkiye gerçeği var. Bu tarihi ivmeyi artırarak sürdürmek başarı çıtamızı daha da yükseltmek mecburiyetindeyiz. Ekonomide uyguladığımız makro istikrar programının müspet neticelerini görmeye devam ediyoruz. Bölgemizde yaşanan çatışmalar küresel ekonomideki belirsizlik ortamı ve büyük ekonomiler arasında kızışan ticaret savaşları işimizi zorlaştırsa da hedeflerimize ulaşacağımızdan hiçbir şüphe duymuyoruz. Geçen ay açıkladığımız orta vadeli programla önümüzdeki üç yıla dair yol haritamızı iş dünyamızla ve milletimizle paylaştık. Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri seyahatlerimiz diğer konuların yanı sıra özellikle ekonomi, ticaret ve yatırım başlıklarında da oldukça verimlidir. Türkiye’ye yönelik yatırım iştahının halen yüksek olduğunu orada bizzat görme fırsatı bulduk. İnşallah bunların olumlu yansımalarını yakında müsaade edeceğiz. Koronavirüs salgınından beri tüm dünyada olduğu gibi bizimde başımıza artan enflasyonun önce kontrol altına alınmasını ardından da düşüş politikasına ve patikasına girmesini sağladık. Bunu kararlılıkla devam ettirerek tek haneli rakamlara indirecek böylece milletimizin her kesiminin rahat nefes almasını temin edeceğiz. Dezenflasyon sürecini kesintisiz sürdürürken yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı politikalarımızı da inşallah güçlendireceğiz. İş dünyamızın hükümetimizden beklentilerini elbette çok iyi biliyoruz. Enflasyondaki iyileşmeye paralel olarak bu beklentileri de karşılayacak adımları peyderpey atacağız" diye konuştu.

"Ana muhalefetin yaptığı gibi laf cambazlığıyla, polemikle kavgayla bu işler yürütülmez; Ülke yönetmek çok ciddi bir iştir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin son 23 yılda elde ettiği birçok kazanımın arkasında özel sektör kamu dayanışmasının çok büyük rolü olduğunu vurgulayarak, "Çalışkan vizyon sahibi siz iş insanlarımıza her alanda öncülük ederek sizlerin yolunu açtık engelleri ortadan kaldırdık sizlere destek olduk. Sizler de önünüze çıkan fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek Türk ekonomisine kan verdiniz, can verdiniz. Ağızlarını açtıklarında yandık bittik diyerek millete karamsarlık zerk eden felaket tellallarına değil bu ülkeye inandınız bu devlete güvendiniz. Aramızdaki işte bu dayanışma sayesinde Türkiye’ye nice başarıları birlikte yaşattık. Mesela 36 milyar dolardan aldığımız ihracatı 270 milyar dolar sınırına sizlerle birlikte getirdik. Mesela yıllık 13,2 milyon turist ağırlayan ülkemizi sadece 2025’in ilk altı ayında 26 milyon 390 bin ziyaretçi ağırlayan ülke olarak dünyada dördüncü sıraya sizlerle beraber yükselttik. Savunma sanayinde yüzde 80 olan dış bağımlılığımızı tersine çevirdik. Kendi gemi filomuz kırarak yeraltı kaynaklarımızı keşfe başladık. İnsansız hava araçlarında dünyada ilk üç ülkeden bir olduk. Benzer oranları diğer pek çok alanda görmek mümkündür. Bunun bozulmasına fırsat vermeyeceğiz. Bir olacağız birlikte olacağız ve hep beraber inşallah Türkiye olacağız. Türkiye’yi sadece ekonomide değil diğer başlıklarda da bütün hedefler ile inşallah buluşturacağız. Her zaman söylüyorum ana muhalefetin yaptığı gibi laf cambazlığıyla, polemikle kavgayla bu işler yürütülmez. Ülke yönetmek çok ciddi bir iştir. Ciddiyetle yerine getirilmesi gereken ağır bir sorumluluktur. Biz bu sorumluluğu tam 23 yıldır aziz milletimizin de desteği ve duasıyla hakkıyla taşıyoruz. Hem ekonomide hem diplomaside hem de diğer alanlarda meselenin lafını değil icraatını yapıyoruz. Dün ne söylediysek arkasında durduk bugünde ne söylüyorsak yarın dimdik arkasında duracağız. Şimdiye kadar ne iş dünyamıza ne de aziz milletimize hayal kırıklığı yaşatmadık. İnşallah bundan sonra da yaşatmayacağız" ifadelerini kullandı.

"Zararlı alışkanlıkların pençesine düşmüş insanlarımızı bu cendereden kurtarmak için gönüllü teşekküllerimizin daha etkin roller üstlenmeli"

Konuşmasında dünyanın hızla değiştiğini ve evrensel değerlerin aşındığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan "Teknoloji ve internetin sunduğu yeni imkanlar önemli risk ve tehditleri de beraberinde getiriyor. Özellikle gençlerimizin yeni nesil tehditlere daha fazla maruz kaldığını görüyoruz. Gençlerimizi ve aile kurumunu hedef alan dijital saldırıların dozu günden güne artıyor. Bunların en başında da yasa dışı şans oyunları, sanal bahis ve kumar gibi yeni bağımlılık türleri geliyor. Sosyal medya ve dijital platformlarda bilinçli bir şekilde dolaşıma sokulan zararlı içerikler çok küçük yaşlardan itibaren evlatlarımıza sirayet ediyor. Yuvalar yıkan, yavrularımızı bizden koparan, ocaklara ateş düşüren, bu tehlikelerle mücadele yalnızca devletin değil hepimizin asli görevidir. Güçlü birey, güçlü aile ve güçlü toplum oluşan sağlıklı nesillerin yetişmesi için bizlere ne düşüyorsa kolektif olarak yapmak zorundayız. ‘2025’i Aile yılı’ ilan ederek bu yöndeki çalışmalarımıza destek ve teşvik paketlerimizle birlikte yeni bir momentum kazandırdık. 81 ilimizin tamamında uyguladığımız aile ve gençlik fonumuz binlerce genç çiftimizin istifade ettiği önemli bir kaynak haline geldi ama bunlar yeterli değil. Sivil toplum kuruluşlarımızın iş dünyamızın da yük alması sorumluluk alması elini taşın altına koyması gerekiyor. Başarılarıyla daima iftar ettiğimiz gönüllü kuruluşlarımıza hem aile hem de gençlik çalışmaları kapsamında çok önemli işler düşüyor. Başta sanal kumar ve bahis olmak üzere zararlı alışkanlıkların pençesine düşmüş insanlarımızı bu cendereden kurtarmak için gönüllü teşekküllerimizin daha etkin roller üstlenmesini bekliyoruz. Derneklerimizin, vakıflarımızın, yardım kuruluşlarımızın da aynı şekilde çok daha fazla sayıda insanımıza özellikle de gençlerimize ulaşması ailelerimizin sorunlarıyla yakinen ilgilenmesi mühimdir. Diğer türlü özellikle altın delik kova misali bütün emeklerimizin boşa akıp gitmesine engel olamayız. Her birinize çalışmalarınızda rabbimden üstün başarılar niyaz ediyorum" dedi.

Erdoğan, konuşmasının son bölümünde bu akşam A Milli Takım’ın Bulgaristan’a karşı oynayacağı Dünya Kupası eleme maçı öncesinde üstün başarılar dileyerek "Bizim çocuklardan milletçe hepimizi sevindirecek güzel bir skor bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Hasan Fehmi Demir - Enver Kalender - Kubilay Ateş

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Bakırcılar Çarşısı’nda zamana direnen son ustalar Adana’nın Kozan ilçesinde bir zamanlar onlarca ustanın çekiç sesleriyle yankılanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda bugün sadece bir bakır ustası ile iki kalaycı, mesleklerini sürdürerek geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor. Kozan ilçesinde geçmişte 15’e bakırcı ve 20’nin üzerinde kalaycının bulunduğu Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda, şimdi tek bakır ustası ile iki kalay ustası kaldı. 1986 yılından bu yana mesleğini sürdüren bakır ustası Remzi Karaoğlan, yıllar içinde hem ustaların hem de çarşıdaki hareketliliğin büyük ölçüde azaldığını söyledi. "Şimdi tek bakırcı kaldım" Mesleğini ailesinden devraldığını belirten bakır ustası Remzi Karaoğlan, "Önceden 15’e yakın bakırcı, 20’nin üzerinde kalaycı vardı. Şimdi tek bakırcı kaldım, iki kalaycı var. Eskiden burada insanlar birbirinden geçemezdi, çarşı çok yoğundu ama şimdi o günlerden eser yok" dedi. Bakıra talep azaldı Bakır ürünlere olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Karaoğlan, "Bakırın fiyatının yükselmesi ve yeni ürünlerin çıkması talebi düşürdü. Eskiden her evde bakır vardı, şimdi daha çok köylerde kullanılıyor. Yoğurt, pekmez gibi ürünler bakır kaplarda yapılırdı. Bakır sağlık demektir, eskiden insanlar bu yüzden daha sağlıklıydı" diye konuştu. Kalaycılık zahmetli, usta yetişmiyor Kalaycılık mesleğinin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten ustalar, işin zorluğu ve ilgi azlığı nedeniyle yeni neslin bu mesleğe yönelmediğini dile getirdi. Kalaycılığın zahmetli bir iş olduğunu vurgulayan Karaoğlan, "Kalaylama ve doğrultma işlemleri büyük emek istiyor. Evlerde artık bir ya da iki bakır kap ya var ya yok" ifadelerini kullandı. "Sanatın devam etmesi lazım" Mesleğin geleceği için çırak yetişmediğini belirten Karaoğlan, "En büyük sıkıntımız eleman yetişmemesi. Bu işe devletin ve halk eğitimin destek vermesi gerekiyor. Bu sanatın devam etmesi lazım" dedi. "Kozan’da sadece iki kalaycı kaldı" 1986 yılından bu yana kalaycılık yaptığını belirten Muhammed Çöndü ise mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade ederek, "Eskiden her dükkanda 3-4 usta olurdu, şimdi Kozan’da sadece iki kalaycı kaldık. Bu meslek alın teri gerektiriyor ama ilgi yok. Çalışacak kimse bulamıyoruz, yetişecek çırak yok" şeklinde konuştu. Bakırın sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çöndü, "Bakır sağlıktır, vücuttaki bazı zararlı etkileri azaltır. Eskiden insanlar bakır kaplarda beslenirdi ve daha sağlıklıydı" diyerek geleneksel kullanımın önemine vurgu yaptı.
Antalya Yanan evden 4 yaşındaki yeğenini çıkarmak isterken yaralandı Antalya’nın Serik ilçesinde 2 katlı evin zemin katında çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile kısa sürede söndürülürken, olay anında içeride bulunan 4 yaşındaki yeğenini dışarı çıkarmak isteyen bir kişi hafif yaralandı. Yangın, saat 08.30 sıralarında Serik İlçesi Merkez mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 katlı bir ikametin zemin katında yangın çıktı. Daireden çıkan dumanları gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin kısa sürede müdahale ettiği yangın 1 saatlik çalışma sonucu söndürüldü. Yangında evin bir odası tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında dairede bulunan Nigar Bostan, 4 yaşındaki yeğenini kurtarmaya çalışırken ellerinden hafif yaralandı. Yeğenini kurtarmak isterken elleri yandı Yaralı Bostan olay yerine gelen sağlık ekiplerince ayakta tedavi edildi. Yangın anında apartmanın üst katta balkonda ikamet eden Atalay Sargın, "Balkonda oturuyordum. Dumanların çıktığını görüp aşağı indim. Kapıyı açtım çocukları dışarıya zor çıkardım. İçeriye tekrar giremedim. İtfaiyeyi aradım, sonra damat geldi. İtfaiye ekipleri geldi müdahale etti. Bir yaralı var buna da şükür" dedi. Yangının 4 yaşındaki çocuğun kibritle oynadığı sırada yattığı yorganın tutuşması sonucu çıktığı iddia edildi.
Kahramanmaraş Hamileyim diye geldi, tümör teşhisi konuldu Kahramanmaraş’ta hastaneye gebelik şüphesiyle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde hamile olmadığı, şikayetlerinin beyinde yer alan iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu, mide bulantısı, adet gecikmesi ve baş ağrısı şikayetleriyle başvuran bir hastanın gebelik muayenesi talebiyle geldiğini belirtti. Yapılan ilk değerlendirmelerde gebelik tespit edilmediğini ifade eden Çiftçoğlu, "Hastanın şikayetlerinin gebelikle benzerlik göstermesi üzerine farklı ihtimalleri değerlendirdik. Bu çerçevede yapılan hormon testlerinde prolaktin seviyesinin yüksek olduğunu belirledik" dedi. Yapılan ileri tetkiklerde hastaya hipofiz MR çekildiğini aktaran Çiftçoğlu, "MR sonucunda beynin hipofiz bölgesinde ‘prolaktinoma’ olarak adlandırılan bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor. Genellikle iyi huylu olup ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor" diye konuştu. Gebelik belirtilerine benzer şikayetlerin farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Çiftçoğlu, "Prolaktin hormonu aslında beyinde hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan hormondur. Bunun yüksek olduğunu tespit ettikten sonra hastada hipofiz MR çektirdik. Çektiğimiz beyin MR’ında hastanın hipofiz dediğimiz bölgede kitleyi tümörü tespit ettik. Prolaktinoma dediğimiz bir tümör. Prolaktinoma tümörü beyinde hipofiz bölgesinde bulunmakta olup prolaktin hormonunun aşırı miktarda salgılanmasını sağlayan bir tümördür. Bu durumda iyi huyludur, kanserleşme olmasını çok yoktur. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür ama gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hasta da bizle öğrendi ’hamileyim’ diye geldi hasta, gebelik muayenesi olma talebiyle geldi ancak biz tümörü tespit ettik. Önce gebe olmadığını tespit ettik ve sonra ’Bu şikayetlere sebep olabilecek ne var?’ diye araştırdığımızda bu durum ortaya çıktı. Yani tümörü de aynı gün içerisinde değil birkaç gün sonra ileri tetkik sayesinde öğrenmiş oldu" dedi.
İstanbul İstanbul’dan her yıl 1 milyon leylek geçiyor Leylek Dede olarak bilinen 81 yaşındaki araştırmacı Fikret Can, İstanbul’un leylek göçündeki kritik rolüne dikkat çekti. Yaklaşık 20 yıldır leylekler üzerine gözlem ve araştırmalar yaptığını belirten Can, özellikle Avrupa’daki leyleklerin yüzde 90’ının göç sırasında İstanbul Boğazı’nı tercih ettiğini söyledi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri ise ilkbahar göçünün yoğunluğunu gözler önüne serdi. İstanbul, ilkbahar göçüyle birlikte leyleklerin en yoğun geçiş noktalarından biri haline geldi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri, binlerce kilometrelik yolculuğun İstanbul ayağını gözler önüne sererken, kentin göç rotasındaki stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Osmanlı Cihan Devleti zamanında ise Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastanesi kurulmuş. Burada yaralı leylekler tedavi edilmesi geçmişten gelen leylek sevgisinin en somut örneklerinden birisi olarak biliniyor. "İstanbul Boğazı göçün kalbi" İlkbahar göçünün tam ortasında olunduğunu ifade eden Leylek Dede olarak bilinmen Fikret Can, leyleklerin Güney Afrika’dan yola çıkarak binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuk yapıyorlar. Afrika’yı boydan boya geçen leyleklerin Mısır, Orta Doğu ve Hatay üzerinden Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Anadolu’yu takip ederek İstanbul’a ulaşıyorlar. Buradan da Trakya ve Avrupa’daki yuvalarına gidiyorlar. Toplamda 10-15 bin kilometre yol kat ediyorlar İstanbul’un leylekler için hayati bir geçiş noktası. Leylekler deniz üzerinden uçamıyor, havanın kaldırma gücünü kullanıyorlar. Bu yüzden karaları takip etmek zorundalar. Avrupa ile Afrika arasında iki ana geçiş noktası var; biri Cebelitarık, diğeri İstanbul Boğazı. İlginç olan ise Avrupa’daki leyleklerin yaklaşık yüzde 90’ı daha uzun olmasına rağmen İstanbul rotasını tercih ediyor" diye konuştu. "Atalarımız leylekler için hastaneler kurmuş" Her yıl özellikle sonbahar göçünde İstanbul semalarında yaklaşık 1 milyon leyleğin görüldüğünü ifade eden Can, bu durumun kentin göç yollarındaki eşsiz konumunu ortaya koyduğunu belirtti. Osmanlı döneminde leyleklere verilen değerin önemini vurgulayan Can, "Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastaneleri kurulmuş. Yaralı ve bakıma muhtaç leylekler için özel yerler yapılmış. Bu da bizim millet olarak doğaya ve hayvanlara bakışımızı gösteriyor. Avrupa’da ise geçmişte leyleklerin avlıyorlardı. Bugün birçok ülkenin büyük bütçeler ayırarak leylek popülasyonunu yeniden artırmaya çalışıyor" dedi. "Dinlenirken rahatsız etmeyin" Göç sırasında leyleklerin özellikle sulak ve çayırlık alanlarda konakladığını belirten Can, vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. "Akşamları dinlenmek için yere iniyorlar. Bu süreçte yaklaşılmaması gerekiyor. Beslemek için bile olsa rahatsız edilmemeli. Çünkü kanatlarını dinlendirmeleri hayati önem taşıyor. İstanbul’da Sazlıbosna başta olmak üzere Arnavutköy, Hacımaşlı ve Çatalca çevresinin önemli yaşam alanları arasında yer aldığını belirten Can, bu bölgelerdeki yuva sayısını takip ettiklerini ifade etti.