POLİTİKA
Bakan Bayraktar: "600 milyon dolarlık yatırım olacak, bin 500’e yakın yeni istihdamı Eskişehir’imize kazandırzacağız" 01 Mayıs 2026 Cuma - 18:54:48 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Eskişehir için 3 çok önemli projenin olduğunu belirterek, "Lityum Karbonat Projesi, Penta 6 Tesisi ve bütün dünyanın gözünün üzerinde olduğu Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi. Dünyada nadir toprak elementlerine erişimle alakalı büyük bir mücadele var. Bu üç tesisimizde toplam yaklaşık 600 milyon dolarlık bir yatırım olacak ve neredeyse bin 500’e yakın da yeni istihdamı Eskişehir’imize, kazandırmış olacağız" diye konuştu. Bakan Bayraktar, 1 Mayıs Eskişehir programı kapsamında Eskişehir AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Alparslan, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak karşıladı. Ziyarette AK Parti Eskişehir Milletvekili ve TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez de bulundu. Bakan Bayraktar, Eskişehir için 3 proje hakkında bilgi verdi. Lityum Karbonat Projesi, Penta 6 Tesisi ve Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi’nde önemli adımların kaydedildiğini söyleyen Bakan Bayraktar, bu tesislerde Eskişehir’e bin 500 istihdam sağlanacağını aktardı. Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi’nde, endüstriyel tesis üretimine bu yıl içerisinde başlanacağına değinen Bakan Alparslan Bayraktar, bu anlamdan Türkiye’nin dünyanın ilk 5’inde olmasını hedeflediklerini söyledi. "600 milyon dolarlık bir yatırım olacak" Bayraktar, "Türkiye ekonomisi büyüyen, ihracatı büyüyen bir ülke. Son 23 yılda 230 milyar dolardan 1 buçuk trilyon dolarlık bir ekonomi haline geldik. Bunun ana itici gücü, ana motoru açıkçası bizim sanayimiz, üretimimiz ve ihracatımızdır. Dolayısıyla emek burada var, çok önemli bir çaba var. Sayın Bakanımız da ifade ettiler, bu çabanın karşılık bulması çok önemli ama samimi bir şekilde; yani istismar unsuru değil, samimiyetle bu çabanın karşılık bulması önemli. Biz 23 buçuk yıldır olduğu gibi, bugüne kadar olduğu gibi inşallah bundan sonraki süreçte de bu emekçimizin hakkının hiçbir zaman için kaybolmaması için büyük bir gayret içerisinde olacağız. Biz Kırka tesislerimizde bugün incelemelerde bulunduk. 2026’ya dair yatırım planlamalarımızı da bu arada yerinde inceledik. Onları da kısaca size ifade edeyim, özellikle 3 tane çok önemli projemiz var; Lityum Karbonat Projesi, Penta 6 Tesisi ve bütün dünyanın gözünün üzerinde olduğu Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi. İnşallah bu nadir toprak elementlerinde dünyanın ilk beşine girme hedefimiz var. Dünyada bugün artık maden savaşları, bu nadir toprak elementlerine erişimle alakalı büyük bir mücadele var. Ülkemizi bu anlamda o üst lige çıkaracak çok önemli projelerimizden bir tanesi. Onda da pilot tesisi malumunuz, bakanımızın döneminde tamamlamıştık, hizmete açmıştık. Şimdi endüstriyel tesis üretimine inşallah bu sene içerisinde başlıyoruz. Bütün bu üç tesisimizde toplam yaklaşık 600 milyon dolarlık bir yatırım olacak ve neredeyse bin 500’e yakın da yeni istihdamı inşallah biz Eskişehir’imize, özellikle bu bölgelerimize kazandırmış olacağız. İnşallah hayata geçtiğinde Eskişehir’in bir taraftan da sanayisinin de aynı şekilde lokomotif olacağı bir döneme gireceğiz. Biz her zaman için madencilikte şunu söylüyoruz: İş sağlığı ve güvenliği bizim için önemli. Dolayısıyla işçimiz, emekçimiz önemli. Çevreyle uyumlu madencilik; çevreye rağmen değil, çevreyle birlikte, onunla uyumlu bir şekilde madencilik ve katma değerli madencilik. İşi sadece ham maddeden ibaret değil; ham maddeyi ara ürüne ve nihai ürüne çevireceğiz" dedi. "Buradaki dağıtım bölgesi özellikle kırsalda yatırım anlamında geride kalmış" Eskişehir’in kırsal alanının elektrik ve doğalgaz hizmetlerinde geri de kaldığını belirten Bakan Bayraktar, Sevinç Mahallesi için düşünülen doğalgaz projesini planlanandan daha da erken bitireceklerini belirterek, "Bir başka konuda, bizim kendi alanımız; elektrik ve doğalgaz hizmetleri. Malumunuz vatandaşlarımızın, 86 milyonun 7/24 elektriğe ihtiyacı var, enerjiye ihtiyacı var. Artık elektriksiz, enerjisiz bir hayat düşünmek mümkün değil. Bu hizmetlerin de ki Eskişehir ve bu bölge diyelim buradaki dağıtım bölgesi özellikle kırsalda yatırım anlamında geride kalmış durumda. Bunları da inşallah o aradaki farkı kapatarak daha da ileri götürmek ve bu anlamda bu elektrik çağında, yeni dönemde herhangi bir şekilde hizmet kalitesinde düşüklük olmadan bu hizmetleri sizlere, vatandaşlarımıza ulaştırmak istiyoruz. Eskişehir aslında 1995’te doğalgazla tanışmış ama şu anda doğalgazın gitmediği halen mahallelerimiz var, özellikle merkezdeki mahalleler. Başta bunlar olmak üzere doğalgazı da gitmeyen yerlere götürmekle alakalı bir gayretin içerisindeyiz. Burada özellikle Sevinç Mahallesi’ndeki arkadaşlarımızla bugün konuştuk. Zaten takvimimizdeydi, onu inşallah biraz daha öne aldık. Önümüzdeki kış, inşallah onları doğalgazla tanıştırmış olacağız. Bu duygu ve düşüncelerle ben tekrar hepinize teşekkür ediyorum."
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:25 AK Parti 1 Mayıs’ta işçileri unutmadı 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla AK Parti Elazığ İl Başkanlığı sanayi sitesindeki işçilerle bir araya geldi. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla AK Parti Elazığ İl Başkanlığı tarafından yoğun bir program gerçekleştirildi. Gün boyunca sahada olarak emekçilerle bir araya gelen AK Parti heyeti, işçileri bu özel günlerinde unutmadı. AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ve il yönetimi, gün boyu süren program kapsamında sanayi esnafına yönelik ziyaretler gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen ziyaretlerde, sanayi esnafının talep ve önerileri dinlenirken, işçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlandı. Heyet, üretimin ve emeğin önemine vurgu yaparak çalışanlara destek mesajı verdi. AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, emeğin ve alın terinin toplumun en kıymetli değeri olduğunu vurgulayarak, "Üreten, çalışan ve şehrimizin kalkınmasına katkı sunan tüm emekçi kardeşlerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Sanayimizde, atölyelerimizde ve sahada alın teri döken her bir kardeşimiz, güçlü Türkiye’nin yapı taşlarını oluşturmaktadır. Bizler de AK Parti teşkilatları olarak emekçilerimizle her zaman bir arada olmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları da değerlendirmesinde, emeğin şehirlerin gelişimindeki en temel unsur olduğunun altını çizerek, "Alın teriyle üreten, şehrimizin büyümesine katkı sunan tüm emekçi kardeşlerimizin her zaman yanındayız. Elazığ Belediyesi olarak istihdamı artıran, üretimi destekleyen ve çalışma hayatını kolaylaştıran projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Daha güçlü bir Elazığ için emekçilerimizle birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu.
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 Karaman’da yeni çevre yolunun 1. etabı törenle açıldı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 12 kilometrelik Karaman Çevre Yolu 1. Etabı’nın açılışını gerçekleştirdi. Bakan Uraloğlu, Karaman’a köklü mirasına yakışır eserleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yaptıkları çalışmalarla kazandırmak için çalıştıklarını söyledi. Karaman Çevre Yolu 1. kısım açılış töreninde konuşan Bakan Uraloğlu, Karaman’da 288 kilometre uzunluğundaki tek platformlu bir gidiş ve geliş şeklinde yolları yenilediklerini belirterek, kentte, çevre yolları, viyadükler, köprüler, üst geçitler, kavşak ve köprülü kavşaklar gibi birçok önemli projeyi tamamladıklarını kaydetti. Uraloğlu, şuanda Karaman Çevre Yolu 2. etabı, Karaman-Bucakışla-Ermenek, Ermenek-Mut, Taşkent-Alanya ayrımı ve Sarıveliler Yolları ve Sertavul Tüneli gibi 5 önemli karayolu projesinde çalışmaların devam ettiğini de aktardı. "Çevre yolu ile yıllık 340 milyon lira tasarruf edilecek" Karaman’ın Konya-Mersin-Antalya illeri arasında doğal ve tarihi güzellikleriyle turizm hareketliliği yaşadığını, trafik yoğunluğunun azaltılması için çevre yolu projesinin hayata geçirildiğini ifade eden Uraloğlu, "Şehirdeki araç sayısının 120 bini aşması ve Konya-Mersin-Antalya arasındaki önemli transit koridorunda yer alması nedeniyle ciddi trafik yoğunluğu oluşuyordu. Bu durum hem şehir içi trafiği olumsuz etkiliyor hem de lojistik, tarım ve ticaret faaliyetlerini yavaşlatıyordu. Bu nedenle Karaman’ın ulaşım altyapısını güçlendirmek ve geleceğe taşımak için toplam 21 kilometre uzunluğundaki Karaman Çevre Yolu Projemizi 2 kısım halinde hayata geçirdik. Açılışını gerçekleştirdiğimiz 12 kilometrelik 1. Etabı bitümlü sıcak karışım kaplamalı, 2 gidiş ve 2 geliş toplam 4 şeritli bölünmüş yol olarak tamamladık. Hizmete sunduğumuz bu kesimde, 3 köprülü kavşak, 1 hemzemin kavşak, 1 viyadük, 2 köprü, 3 altgeçit ve 20 menfez inşa ederek modern mühendisliğin en güzel örneklerinden birini de hayata geçirdik. Ayrıca yörenin bitki örtüsüne uygun 5 bin 200 fidan diktik. 70 bin metrekare kavşak ile refüj alanında kuru peyzaj çalışması yaparak su tasarrufu sağlayan, estetik ve sürdürülebilir bir çevre düzeni oluşturduk" dedi. Uraloğlu, çevre yolunun trafiğe açılan ilk kısmının Karaman-Adana ve Karaman-Mersin yolları arasındaki bağlantıyı sağlayarak, transit geçişleri şehir merkezine girmeden daha güvenli, hızlı, konforlu ve akıcı kıldığını kaydetti. Karaman Organize Sanayi Bölgesi başta olmak üzere üretim ve ticaret alanlarına erişimi daha hızlı ve güvenli hale getirdiklerine dikkat çeken Uraloğlu, çevre yolu ile yıllık 340 milyon lira tasarruf edileceğini, ayrıca akıcı trafik sayesinde yıllık karbon salınımının bin 361 ton azalarak çevresel sürdürülebilirlik ve iklim dostu ulaşım hedeflerine katkı sağlanacağını vurguladı. Çevre Yolu’nun 2. Etabı’nın gelecek sene bitirilmesi planlanıyor Karaman Çevre Yolu 2. Etabı’nda yapım çalışmalarının devam ettiğini belirten Uraloğlu, "Çevre yolumuzun yapım çalışmalarına devam ettiğimiz 9,4 kilometre uzunluğundaki 2. kısmın da tamamlanmasıyla Karaman-Konya Devlet Yolu güzergahını da çevre yolu ağına entegre etmiş olacağız. Böylece yolun daha etkin bir şekilde hizmet sunmasını sağlayarak Karaman’a daha modern, daha akıcı, daha güvenli ve sürdürülebilir bir ulaşım altyapısına kavuşturacağız" ifadelerini kullandı. Çevre Yolu’nun 2. etabının gelecek sene bitirilmesinin planlandığını aktaran Uraloğlu, projenin bu sene bitmesi için gayret edeceklerini kaydetti. Hızlı Tren Hattı açıldığından bu yana yaklaşık 5 milyon 250 bin yolcuya hizmet verdi Uraloğlu, Karaman’da kara yolu projelerinin yanı sıra demir yolu ulaşımının da güçlendirilmesi için çalıştıklarını belirterek, "İl sınırlarımız içerisindeki 177 kilometrelik mevcut eski hattımızın tamamını modernize ettik. Karaman OSB iltisak hattını tamamladık. Konya-Karaman Hızlı Tren Hattı’nı 8 Ocak 2022’de hizmete açtık. Açıldığı günden bu yana Karaman ile Konya, Ankara ve İstanbul arasında yaklaşık 5 milyon 250 bin yolcuya hızlı, güvenli ve konforlu ulaşım hizmeti sunduk. Bu hattın devamı olan toplam 135 kilometre uzunluğundaki Karaman-Ulukışla hattımızı da saatte 200 kilometre hıza uygun şekilde inşa ediyoruz. Karaman-Ulukışla Hızlı Tren Hattı, sadece bölgesel değil, uluslararası ölçekte lojistik ve yolcu taşımacılığında büyük bir dönüşümün kapısını aralayacak çok önemli bir projedir. Tamamlandığında hattımızın yük potansiyeli 34 milyon ton, yolcu potansiyeli ise yıllık 2,7 milyon olacak. Hat, Konya-Karaman-Ulukışla arasındaki seyahat süresini 3 saat 40 dakikadan yaklaşık 1 saat 35 dakikaya düşürecek. Ayrıca Marmara, İç Anadolu, Ege ile Akdeniz bölgeleri, hatta Güneydoğu Anadolu arasında hızlı tren bağlantısını da sağlamış olacağız. İnşallah projemizi önümüzdeki yılın son çeyreğinde tamamlayarak hizmete almayı planlıyoruz. Yine hattımızın devamında Ulukışla-Yenice arasında şimdilik konvansiyonel hatla, sonrasında da bu güzergah için ihalesini bu yılın ilk ayında yaptığımız Aksaray-Yenice arasındaki hızlı tren hattıyla başta Mersin olmak üzere Adana, Osmaniye ve Gaziantep’teki üretim ve lojistik merkezlerine ulaştırmış olacağız. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından Karaman Çevre Yolunun 12 kilometrelik 1. Etabı yapılan duanın ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile protokol üyeleri tarafından hizmete açıldı.
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "On binlerce insan, 60 binin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz"
07 Ekim 2025 Salı - 11:54 Milli Eğitim Bakanı Tekin: "On binlerce insan, 60 binin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "İnsanların birbirlerinin haklarına saygı duyduğu, birbirlerinin hak ve hukukunu koruduğu bir alan inşa etmek durumunda" olduğunu söyledi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, geçtiğimiz eğitim öğretim yılı başlarken de Çanakkale’den Gazze’ye temasıyla vatan savunması ve bağımsızlık temalı bir eğitim öğretim haftası başlangıcı yaptıklarını belirterek, "Geçen zaman içerisinde İsrail’in uyguladığı zulüm bitmedi. Tam tersine bir soykırım noktasına eriştim. On binlerce insan, altmış bin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz. Eğitim ile ilgilenen bizlerin, eğitimcilerin aslında asıl üzerinde durması gereken şey bu dünyada barış içerisinde birlikte adaleti, demokrasiyi, insan haklarını egemen kılacak bir yaşam ortamı oluşturmak" dedi. Türkler gelir ve bizi kurtarır "İnsanların birbirlerinin haklarına saygı duyduğu, birbirlerinin hak ve hukukunu koruduğu bir alan inşa etmek durumunda" diyen Bakan Tekin, "Biz Türkiye Yüzyılı Maarif modelini hayata geçirirken ana parametre olarak bunu aldık. Biz dedik ki bizim yetiştirdiğimiz çocuklar, biz öyle bir program yapacağız ki bizim çocuklarımız dünyada barışı, insan haklarını, demokrasiyi savunacak, bu değerlerin mücadelesini yapacak bir kuşak yetiştirmeliyiz. Bunun da bütün dünyadaki eğitim, öğretim programlarının örnek olmasını arzu ediyoruz dedik. Katıldığımız toplantılarda müfredat değişikliklerimizle ilgili sunumlar yaparken de odağa bunu yerleştirdik. Birincisi bu, ikincisi biz binlerce yıllık bir devlet gelinliğiyiz. Ve dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi ülkesine giderseniz gidin, bir zulümle karşı karşıya kaldıklarında, hak ve hürriyetlerin ihlal edildiği bir ortam gördüklerinde Türkler gelir ve bizi kurtarır. Türkler bizim hakkımızı savunur algısı var. Bunun da ben bir Türk olarak, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Gerçekten gurur duyuyorum. Dünyanın her tarafında insanların Türklere, Türkiye Cumhuriyeti devletine bu şekilde barış için, insan hakları için, adalet için, demokrasi için güveniyor olması benim için mutluluk verici bir şey. Dolayısıyla bu iki perspektiften baktığımızda Filistin’de yaşananlarla ilgili Türkiye’de Çocuklarımızın bu sürece sahip çıkacak bir şuurla yetişmesini sağlamak hem evrensel eğitimin ana felsefesi açısından hem de Türk devlet geleneği Türkiye’nin toplumsal yapısı açısından ve Türkiye’nin uluslararası imajı açısından önemli" diye konuştu. İnsan haklarını, adaleti, demokrasiyi önceleyen bir eğitim anlayışı inşa etmeye hep beraber devam edeceğiz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bugün soykırımın ikinci yıldönümünde okullarda böyle bir etkinliği yapmayı uygun bulduklarını anlatan Bakan Tekin, "Biliyorsunuz son günlerde özellikle sadece ve sadece insani yardım amaçlı dünyanın farklı ülkelerinden, farklı milletlerden, farklı etnik ve dini aidiyetlerden insanların insani yardım götürmek üzere insan hakları aktivisti olarak yaptıkları eylemler İsrail vahşi politikası tarafından engellendi. Bu konuda da sesimizi duyurmak istemiştik. Türkiye’nin genelinde öğretmen arkadaşlarımızdan, okullarımızdan böyle bir gönüllü etkinlik ortamı oluşturulsun istemiştik. Biz de bugün burada Erzurum’da öğretmen arkadaşlarımızla bu etkinlikleri birlikte yaptık. Emeği geçen bütün öğretmen arkadaşlarımıza bu konuda hassasiyetini bizimle paylaşan bütün sivil toplum örgütlerine, siyasilere burada şükranlarımı sunuyorum. Eğitim dediğimiz gibi hep beraber altından kalkabileceğimiz bir yük. İnşallah biz bu paylaşımcı mantıkla dünyanın ortak ve yaşanabilir bir dünya haline gelmesi için insan haklarını, adaleti, demokrasiyi önceleyen bir eğitim anlayışı inşa etmeye hep beraber devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Emine Erdoğan, katıldığı programlardaki konuşmalarında Filistin’de yaşanan zulme dikkati çekti
07 Ekim 2025 Salı - 11:50 Emine Erdoğan, katıldığı programlardaki konuşmalarında Filistin’de yaşanan zulme dikkati çekti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl katıldığı ulusal ve uluslararası programlarda da Filistin’de yaşanan soykırıma dikkati çekti ve herkesi Gazze’nin sesi olmaya davet etti. Filistin’de İsrail güçlerinin saldırıları sonucu bugüne kadar çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Hayatta kalan, ancak İsrail güçlerinin uyguladığı abluka nedeniyle gıdaya erişemeyen Filistinliler ise adeta kıtlıkla boğuşuyor. Bu duruma sessiz kalmayan Emine Erdoğan, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da her fırsatta İsrail’in Gazze’de izlediği soykırım politikasına tepkisini dile getirdi. Emine Erdoğan, katıldığı programlarda yaptığı konuşmalarla ulusal ve uluslararası kamuoyunun dikkatini Filistin’de yaşanan zulme çekti. "Artık çocukların rüyaları, öldürüldükleri için bitmesin" Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesinin (TASC) 26 Mart’ta Türkevi’nde düzenlediği geleneksel iftar programında konuşan Emine Erdoğan, Filistin’de yapılan katliamları insanın yüreğinin kaldırmadığını ifade ederek, birkaç gün önce Gazze’ye sahur vaktinde düzenlenen saldırıda, çoğu çocuk yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "İçinde yaşadığımız dünya, çocuklara yönelik katliamların meşrulaştırılabildiği bir dünya halini aldı. Gerçekten öyle acı ki, uykularında hayattan koparılan o çocuklar, belki rüyalarında bir parkta korkmadan koşup oynadıklarını, belki uçurtma uçurduklarını, belki de savaşsız bir bayram ihtimalini görüyorlardı. Bu rüyalar, onlar için hiçbir zaman gerçeğe dönüşmeyecek. Artık çocukların rüyaları, öldürüldükleri için bitmesin, uyanıp bayramlıklarını giyebilsinler, uyanıp anne babalarına sarılabilsinler" ifadelerini kullandı. 4. Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında, 12 Nisan’da NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Ayrışan Dünyada Geleceği İnşa Etmek: Eğitimin Dönüştürücü Gücü Paneli"nde konuşan Emine Erdoğan, savaş bölgelerindeki milyonlarca çocuğun, en temel insan hakkı olan eğitime hala erişemediğine işaret etti. Çocuklara yaşam hakkı bile sunulmayan dünyada eğitim hakkının, sıralamanın çok gerilerinde kaldığını belirten Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "Filistin’de çocuklar, bırakın okula gitmeyi düşünebilmeyi, uzatılan mikrofonlara ’Ölmek istiyorum. Çünkü savaş yüzünden yaşamaktan yoruldum’ diyorlar. ’Canın ne çekiyor’ diye sorulan her çocuğun normal şartlarda ’çikolata ya da dondurma’ demesi gerekirken, onlar yalnızca ’ekmek’ diyebiliyor. ’Annen, baban nerede’ diye soran gazetecilere, ’evde ya da işte’ demek yerine ’cennette’ diyorlar. Dünyamız artık küçücük çocukları ağır kederlerle yoran, minik kalplerindeki yaşama sevinçlerini yok eden bir yer oldu." Çocukların hiçbir savaşın tarafı olamayacağını, insanlığın felce uğramış vicdanına hatırlatmak gerektiğini kaydeden Emine Erdoğan, "Unutmayalım ki çocukların uykularında bombalarla, füzelerle öldürüldüğü bir dünya masumiyetini ilelebet kaybetmiştir. Kavgaların bittiği, çocukların neşeden başka bir duyguyu tatmadığı, sırtlarında büyük dertleri değil, yalnızca okul çantalarını taşıdığı bir dünya diliyorum" dedi. İstanbul’da 14 Nisan’da düzenlenen Küresel Donörler Forumu Açılış Töreni’nde konuşan Emine Erdoğan, "Gazze Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz günlerde, 7 Ekim-23 Mart arasında ölen insanların listesini yayımladı. Yüzünü öte yana çeviren insanlığa, bu sessizliğinin neye sebep olduğunu gösterdi. Bu liste, dünyanın en büyük utancı sayılmalıdır. Tam tamına bin 516 sayfada, 50 binden fazla şehidin ismi var. Bunun 474 sayfası 15 bin 613 çocuğun isminden oluşuyor. 27 sayfası daha henüz birinci yaş günü kutlanmamış bebeklerle dolu" ifadelerine yer verdi. Emine Erdoğan, 22 Mayıs’ta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından İstanbul’da düzenlenen, "Uluslararası Aile Forumu"nun gala yemeğine katıldı. Filistin’de 7 Ekim 2023’ten beri tüm fertleriyle 2 bini aşkın ailenin yok olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, "Onlardan geriye, yardım çağrılarını duymayan dünyaya gülümsedikleri fotoğrafları kaldı. Yalnızca bir ferdi hayatta kalan Filistinli aile sayısı ise 5 bin civarında. Aile birliğinin önemine binaen toplandığımız bu anlamlı forum aracılığıyla, bu gerçeğin uluslararası toplumda yankı bulmasını diliyorum. Unutmayalım ki ailenin korunması evrensel bir haktır" diye konuştu. "Dünyanın bütün çocukları, insanlık ailesinin öz evlatlarıdır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 30 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen "Koruyucu Aile Günü" programındaki konuşmasında, dünyada 150 milyon civarında yetim çocuk bulunduğunu, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 40 bine yakın çocuğun da yetim kaldığını aktararak, "Şunu hiç unutmamalıyız ki dünyanın bütün çocukları, insanlık ailesinin öz evlatlarıdır. O nedenle Koruyucu Aile Sistemi’nin sadece ülkemizde değil, tüm dünyada yaygınlaşması elzemdir" dedi. Emine Erdoğan, 22 Eylül’de New York’taki Türkevi’nde "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" programına ev sahipliği yaparak lider eşlerini ağırladı. Korkudan ve ölümden başka bir şey tanımayan, kimsesiz ve geleceksiz binlerce yetim çocuğun, kendilerinden bu gidişatı durdurmasını beklediklerini bildiren Emine Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: "Biliyor musunuz, Gazze’de çocuklar o kadar açlar ki, açlıktan bir daha uyanamayacakları uykulara dalıyorlar. Gazze, iki senede 19 bine yakın çocuğun öldürüldüğü bir çocuk mezarlığına, insanlığın vicdanının diri diri gömüldüğü topraklara döndü. Buradan bir kez daha, tüm insanlığı, Gazze’nin sesi olmaya, kalıcı ve adil bir barış için insani koridorlar açmaya, uluslararası hukuk ve adalet mekanizmalarını işler kılmaya davet ediyorum." "İnsanlığa acımasızca işlenmiş bir suç" Emine Erdoğan, 24 Eylül’de BM Genel Merkezi’nde, "Kanser ve Diğer Yıkıcı Hastalıkları Olan Çocukların Hayatta Kalma İhtimallerini Arttırma ve Acılarını Azaltma Amaçlı Küresel Hareket" başlıklı yan etkinlikte yaptığı konuşmada ise şu değerlendirmeleri yaptı: "7 Ekim 2023’ten beri Gazze Şeridi’nde 36 hastane bombalandı, ateşe verildi veya kullanılamaz hale getirildi. 80’den fazla sağlık merkezi vuruldu. İnsanların bir ümit hayata tutunmaya çalıştıkları hastaneler, toplu mezarlara çevrildi. Bu, insanlığa acımasızca işlenmiş bir suçtur. Çatışma bölgelerindeki her çocuk, dezavantajlı grupların ön sıralarında yer alırken, bir de kanser ve yıkıcı hastalıklarla mücadele eden çocukların maruz kaldığı acılar vicdanımıza sığmıyor. Onlar tedavi olamıyor, ilaca ulaşamıyor ve gözlerimizin önünde hayattan koparılıyorlar." Dünyanın, Filistin, Sudan, Afganistan, Ukrayna ve tüm savaş bölgelerindeki çocuklara insan onuruna yaraşır bir hayat borçlu olduğunu belirten Emine Erdoğan, insanlığın, her şartta "Önce çocuklar" diyebildiği bir vicdanda buluşmasını diledi. Aynı gün New York’ta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının "Sıfır Atık Mavi-Damla Damla Sergisi" açılışına katılan Emine Erdoğan, bu programda da Gazze’deki insanlık dramına dikkati çekti. Konuşmasında suyun önemini vurgulayan Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bugün dünyada suyun en pahalı olduğu yer Gazze’dir. Çünkü orada bir bardak suyun bedeli, insan hayatıyla ödeniyor. Maalesef, suyun bir soykırım aracı olarak kullanılabildiği çok karanlık bir dönemdeyiz. İsrail, 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’ye yaptığı saldırılarda su altyapısını hedef alıyor. Su boru hatları, arıtma tesisleri, kuyular ve altyapıların yüzde 85’i kullanılamaz durumda. Filistinliler, günlük su ihtiyacını karşılamak için her gün uzun mesafeler yürümek zorundalar. Bazen aldıkları suyu ailelerine ulaştıramadan su sıralarına yapılan füze saldırılarında ölüyorlar. Küçücük çocukların, kendi ağırlıklarından fazla su bidonlarını taşımaya çalıştıkları görüntüler, gerçekten de insanlığın alnına çalınmış kara bir lekedir. Halk, susuzluktan insani tüketime uygun olmayan suyu içmek zorunda kalıyor. Sanırım, Gazze’de aşılmadık tek bir ahlaki, hukuki, insani ve etik kırmızı çizgi kalmadı. Çocukların ’anne, yemekte ne var’ diye soramadıkları bir dünya gerçeğine mahkum edildik. Ahlaki pusulasını kaybetmiş bir devlet, insanlığın vicdanıyla bilek güreşi tutuyor. İnsanlık, bu mücadelede yenilen taraf olmamalıdır." Papa 14. Leo’ya "Filistin’e destek olun" çağrısında bulundu Gazze’deki İsrail soykırımına konuşmalarında dikkati çekmekle yetinmeyen Emine Erdoğan, ikili görüşme gerçekleştirdiği kişilerden de Gazze için destek istedi. Vatikan’da 2 Temmuz’da Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo ile görüşen Emine Erdoğan, kalıcı ateşkes ve insani yardımların ulaştırılması için Papa’ya "Gazze konusunda Hristiyan dünyası daha gür sesle destek çıkmalı" çağrısı yaptı. Emine Erdoğan, Filistin’de kalıcı ve sürdürülebilir barış için iki devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesinin ve Filistin devletini resmen tanıyan ülkelerin sayısının artmasının önemini dile getirdi. Emine Erdoğan’dan Melania Trump’a Gazze mektubu Emine Erdoğan, 23 Ağustos’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’a, Ukrayna’daki savaş için gösterdiği hassasiyeti Gazze’deki insani kriz için de göstermesi çağrısında bulunduğu mektup gönderdi. Gazze’nin tarihte benzeri görülmemiş zalimliğe, çağın en acı soykırımına sahne olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, mektubunda şu ifadelere yer verdi: "BM Çocuk Fonu, 45 dakikada 1 çocuğun öldürüldüğü Gazze’de, yerin üstünü çocuklar için bir ’cehenneme’ yerin altınıysa bir ’çocuk mezarlığına’ benzetiyor. Savaşlarda kimliği belirlenemeyen askerler için kullanılan ’meçhul asker’ kavramını, bir gün çocuklar için de kullanacağımız aklınıza gelir miydi? Bugün ardında kimsesi kalmamış, adı dahi tespit edilemeyen binlerce Gazzeli çocuğun kefenlerine yazılan ’meçhul bebek’ ibaresi vicdanlarımızda onulmaz yaralar açıyor. Derin bir psikolojik yıkıma sürüklenen, gülmeyi tamamen unutan bu çocuklar, uzatılan mikrofonlara ölmek istediklerini haykırıyor ve masum kalplerinde baş edemeyecekleri bir savaşın yorgunluğunu taşıyor. Gazze’de tarih, öksüz ve yetim kalmış küçücük çocukların yaşadıkları tarifsiz acı ve korkularla saçlarına aklar düştüğünü yazıyor." Emine Erdoğan, kahkahaları susturulanların yalnızca Ukrayna’nın çocukları olmadığını, Filistin’in çocuklarının da aynı neşeyi, aynı özgürlüğü, aynı onurlu geleceği hak ettiklerini belirterek, "Gazze’deki insani krizin durdurulmasına yönelik güçlü çağrınızı içeren bir mektubu da İsrail Başbakanı Netanyahu’ya göndermeniz son derece anlamlı olacaktır. Dünyanın ortak bir uyanışa geçtiği, Filistin’in tanınmasının küresel bir iradeye dönüştüğü bu günlerde, Gazze adına sizden gelecek bir çağrının, Filistin halkına tarihi bir sorumluluğun da ifası olacağı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı. Lider eşlerini "Filistin İçin Tek Yürek" zirvesinde buluşturdu Emine Erdoğan, 15 Kasım 2023’te de Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde pek çok ülkeden devlet ve hükümet başkanlarının eşleri ile özel temsilcilerin katılımıyla düzenlenen "Filistin İçin Tek Yürek" temalı zirveye ev sahipliği yaptı. Zirvede konuşan Emine Erdoğan, bugün tanık oldukları şeyin bir savaş değil, sadece en güçlü ve zalim olanın hayatta kaldığı, öteki hayatların kolayca harcanabildiği bir dünya düzenini kabul ettirme çabası olduğuna işaret etti. Emine Erdoğan, "İşte bu sebeple bütün devlet başkanı eşlerini, Gazze’de öldürülenlerin, kitlesel bir kıyım sürerken sesleri bastırılmak ve susturulmak istenenlerin sesi olmaya davet ediyorum" dedi. Lider eşlerinin her birinin ayrı ayrı güçlü, bir araya gelince ise çok daha güçlü bir sesi olduğunu belirten Emine Erdoğan, "Sözlerimizi, onlar için ve dünya için hemen şimdi ateşkes için birleştirelim. Gelin bu buluşmayı, sözden eyleme taşıyarak Filistin’de barış için bir inisiyatif haline getirelim. Çünkü ateşkes, öncelikli hedefimiz olsa da nihai hedef değil. Bütün dünyayı, aynı sesle Filistin’de ve İsrail’de kalıcı barışın sağlanması için çabalarımızı birleştirmeye çağıralım" diye konuştu. Emine Erdoğan, Filistinli çocuklara ve gençlere, ölmek ya da öldürülmek dışında insan onuruna yakışır bir gelecek borçlu olduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "İşte bu yüzden başkenti Doğu Kudüs olan, toprak bütünlüğü korunmuş, tam bağımsız bir Filistin devletini kapsayan iki devletli çözümün vadettiği gecikmiş barışı tesis etmenin artık tam vakti. Bölgenin ve hatta dünyanın barış ve huzuru için Filistin’deki haksız işgal sona ermeli ve İsrail gasbettiği toprakları sahibine, Filistinlilere geri vermelidir." Ayrıca sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda da İsrail’in Filistinlilere uyguladığı soykırıma tepki gösteren Emine Erdoğan, bunun en yakın zamanda sona ermesi temennisinde bulundu.
Muhtarlarla buluşan Bakan Göktaş: "Sizlerin farkındalığı, aileyi koruma çabamızın en güçlü halkasıdır"
07 Ekim 2025 Salı - 11:47 Muhtarlarla buluşan Bakan Göktaş: "Sizlerin farkındalığı, aileyi koruma çabamızın en güçlü halkasıdır" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile kurumunu ve değerleri koruma hedefinde sahadaki en önemli paydaşların muhtarlar olduğunu kaydederek, "Sizlerin farkındalığı, aileyi koruma çabamızın en güçlü halkasıdır" dedi. İstanbul’da "2025 Aile Yılı Muhtarlara Yönelik Bilgilendirme Toplantısı" gerçekleştirildi. Toplantıya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, mahalle muhtarları ve çok sayıda davetli katıldı "Aile değerlerini yaşatmak, sağlıklı ve müreffeh bir toplumun ön şartıdır" Toplantıda konuşan Bakan Göktaş muhtarlara seslenerek, "Sizler, bir şehrin en küçük idari birimini oluşturan mahallelerin nabzını tutan yöneticilersiniz. Sorumluluğunuz altında bulunan her hane, ülkemizi ayakta tutan büyük aile yapısının bir parçasıdır. Ve her bir aileyi güvenle, sevgiyle ayakta tutmak, ülkemizin geleceğini korumaktır. Aile değerlerini yaşatmak, sağlıklı ve müreffeh bir toplumun ön şartıdır. Aile bağlarımızın güçlü oluşu, karşılaştığımız zorlukları aşmamızda en sağlam dayanağımızdır. Bunu en son, 2023’te yaşadığımız deprem felaketinde hep beraber gördük. Birbirini hiç tanımayan insanların bir aile gibi kenetlenerek gösterdiği dayanışmada, paylaşmada, merhamette hissettik" diye konuştu. 2025 Aile Yılı odaklı çalışmalar hakkında konuşan Bakan Göktaş, "Geçtiğimiz yıl, 15 Mayıs Uluslararası Aile Gününde açıkladığımız, "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planını" bizler için değerli bir yol haritasıdır. Bu plan, aileyi merkeze alan ilk eylem planı olması açısından özel bir önem taşıyor. Eylem Planıyla ailelerin refah düzeyini yükseltmeyi, sosyal hizmet ve politikalarımızın etkinliğini ve erişilebilirliğini artırmayı hedefliyoruz. Diğer yandan nüfusa ilişkin politikaları Cumhurbaşkanı Yardımcımızın Başkanlığında bütüncül bir yaklaşımla ele aldığımız Nüfus Politikaları Kurulunu oluşturduk. Bunun yanı sıra sosyal politikalarımıza yön verecek araştırmalar yürütmesi amacıyla Aile Enstitüsünü kurduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle ilan ettiğimiz 2025 Aile Yılı ise aile odaklı çalışmalarımızda bir dönüm noktası oldu" ifadelerini kullandı. "Ailenin karşı karşıya kaldığı tehditler karşısında ülke çapında farkındalık çalışmaları yürüttük" "Devletin en üst kurumundan ülkenin en ücra köşesine kadar herkes aile kurumunu korumak ve aile değerlerimizi yaşatmak için seferber olmuş durumda" diyen Bakan Göktaş, "Ailenin karşı karşıya kaldığı tehditler karşısında ülke çapında farkındalık çalışmaları yürüttük. Eğitimler, seminerler, medya kampanyaları ve saha çalışmaları yaptık. Bugüne kadar bin 781’i İstanbul’da olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında 11 bin 721 etkinlik düzenledik. Aile Yılı kapsamında doğum yardımı ve çocuk destekleri, gençlere yönelik evlilik kredileri gibi teşvikler verdik. İş ve aile yaşamının uyumlaştırılması noktasında adımlar attık. Yakın zamanda yürürlüğe giren memurların yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin düzenleme bunun en son örneğidir" ifadelerine yer verdi. Aile bireyleri arasında iletişimi güçlendirmeyi ve aileye yönelik hizmetleri toplumun ihtiyaçlarına uygun şekilde sürekli yenilediklerinin altına çizen Bakan Göktaş, "Dijital güvenlik, ebeveynlik becerileri ve kuşaklar arası dayanışma temalı atölyelerle vatandaşlarımızın yanında oluyoruz. Aile danışmanlığı hizmetleriyle her ailenin kolayca ulaşabileceği profesyonel destek mekanizmalarını yaygınlaştırıyoruz. En son olarak "Aile ve Toplum Temelli Hizmet Modeli"mizin pilot çalışmalarını Ankara’dan başlattık. Bu hizmet modelinde en önemli paydaşlarımız sizler gibi değerli muhtarlarımızdır. Bunun yanı sıra aile hekimleri, okul rehber öğretmenleri, hastane sosyal hizmet birimleri, halk eğitim merkezleri ve gençlik merkezleriyle de iş birliğinde güçlü bir hizmet ağı kuruyoruz. Her şeyden önce bu modelle önleyici hizmetlerimizi daha da güçlendireceğiz. Aynı zamanda sosyal hizmete ihtiyacı olan ailelere daha hızlı ulaşabileceğiz. Ve ihtiyaçları doğrultusunda destek mekanizmalarımızı harekete geçireceğiz. Özellikle risk altındaki ailelere daha erken dönemde ulaşarak, sorunlar büyümeden gerekli desteği sağlamayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye Yüzyılı’nın temelini aile kurumu üzerine inşa edeceğiz" Aile kurumunu ve değerleri koruma hedefinde sahadaki en önemli paydaşların muhtarlar olduğunu kaydeden Bakan Göktaş, "Devletimizin gören gözü, duyan kulağı, uzanan eli mahallelerimizde sizlersiniz. Her kapıyı çalan, her haneyi tanıyan, her ailenin sevincine ve derdine ortak olan sizler, aslında toplumsal dayanışmanın en güçlü temsilcilerisiniz. Bir mahallede bir çocuk eğitimden uzaksa, bir kadın kendini çaresiz hissediyorsa, bir yaşlı yalnızsa, bir engellinin desteğe ihtiyacı varsa, bunu ilk siz bilirsiniz. İşte bu yüzden, sizlerin farkındalığı, aileyi koruma çabamızın en güçlü halkasıdır. 2025 Aile Yılı vesilesiyle başlattığımız bu seferberlik sadece bir başlangıç. Elde ettiğimiz kazanımlar, oluşturduğumuz farkındalık, önümüzdeki yıllara ışık tutacak. Ve 2026-2035 dönemini kapsayan Aile ve Nüfus 10 Yılı" boyunca da çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı’nın temelini aile kurumu üzerine inşa edeceğiz. Bu nedenle sizlerden beklentimiz büyük" dedi.
Bakan Tekin: "Bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım"
07 Ekim 2025 Salı - 11:36 Bakan Tekin: "Bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Biz insanlığa hizmet edecek, insani değerleri önceleyecek ve bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım" dedi. Bakan Tekin, Erzurum’da Ömer Duygun İlkokulu’nda öğrencilerin katılımıyla Filistin ve Gazze temalı farkındalık etkinliğine katıldı. İlçe milli eğitim müdürleri toplantısına katılmak üzere memleketi Erzurum’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ömer Duygun İlkokulu’nda düzenlenen programda öğrenci ve öğretmenlerle bir araya geldi. Okul bahçesinde Filistin konulu resim çalışması yapan öğrencilere eşlik eden Milli Eğitim Bakanı Tekin, daha sonra okul öğretmenleri ile bir araya geldi. Burada sınıfı ziyaret eden Bakan Tekin, öğrencilerin dersine katıldı. Öğrenciler tarafından Filistin konulu şiir okundu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin burada yaptığı konuşmada, "Evet biz eğitim metodolojisini konuşalım. Eğitimde yapay zekayı konuşalım, teknolojiyi konuşalım. Ama bütün bunlar niye yapıyoruz biz? Niye çocukları okula götürüyoruz? Niye eğitiyoruz? Kariyer canavarları mı yetiştirmek istiyoruz? Çıkar ve sadece kendi çıkarlarını düşünen vahşiler mi yetiştirmek istiyor Başkasını düşünmeyecekse insanı düşünmeyecekse, karşısındaki insanın hakkını, hukukunu düşünmeyecekse biz çocuklara niye eğitim veriyoruz arkadaşlar? Başkasına zarar verecek, insanlığı öldürecek silah yapacak, içinde insani değerleri olmayan bir varlığı biz ne yetiştiriyoruz? Eğitim sistemlerinin temel vasfı insan hakları, demokrasi, barış, dünyada beraber yaşama ile ilgili bir farkındalık oluşturmak. İnsanlara bunu verecek işleri yapmamız lazım. Bizim okullarımızda. Müfredatlarımızda en başa bunu yazmamız lazım. Bunu dememiz lazım. Demeliyiz ki biz insanlığa hizmet edecek insani değerleri önceleyecek ve bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım. Sonra bunu nasıl yapacağımızı tartışabiliriz. Fakat asıl parametremizi asıl önermemizi unutursak o zaman o değerden yoksun ve bugün binlerce insanı, binlerce çocuğu öldüren vahşiler yetişmiş Oluyor. Kendi çıkarı için dünyanın neresinde olursa olsun insanları öldüren yapılar, siyasi iktidarlar ortaya çıkıyor. Bunlar önlemenin yolu bu şekilde adımlar atmak. Biz de Türkiye’yi maarif modeliyle aslında bir adım attık ve uluslararası arenada da savunurken evet diğer önermeleri de yani modern eğitim teknolojilerinin, eğitimdeki modern metodolojinin bize gerektirdiği bütün doneleri de eğitim sistemimize koyacağız, koyuyoruz Ama tüm bunları yaparken biz bunları niye yapıyoruz sorusunu da yukarıda ana paradigma olarak onu koyduk. Biz diyoruz ki biz bütün bunları insanlığa hizmet etmek için, bizim devlet geleneğimiz, bizim toplum geleneğimiz de bize bunu zaten dik geziyor. Böyle davranma dikte ediyor. Bugün de bütün bunları yaparken istediğimiz şey yani bugün Filistin’deki kardeşlerimizin davasına sahip çıkarken istediğimiz şey Türk devlet geleneğinin bize atalarımızın yadigar bıraktığı dünyada bir mazlum varsa onun derdine koşun. Onun yardımına koşun. Bu bizim için bir ata yadigarı bir husus. Ve bugün biz bunu yapıyoruz. Bir tarafta, bir taraftan da dünyada insanın ortak değerlerine sahip çıkacak bir konuşturmaya çalışıyoruz. Bu sebeple bugün okullarımızda bu etkinliği yapalım istedik. Yani yedi Ekim olduğu için. Bakın arkadaşlar bir yaşın çoğu bir yaşın altında olmak üzere. Yaklaşık bu iki yılda yaklaşık elli iki dakikada bir öldürüldü İsrail tarafından. Ya bu çocukların nasıl bir zararı olmuş bunların? Yaşam hakkı elinden alınanlar dışında sakat bırakılanlar, annesi, babası şehit edildiği için yetim kalanlar, öksüz kalanlar, eğitim öğretimi hakkından mahrum bırakılanlar hariç onları saymıyoruz, bilmiyoruz onları. Oradaki hasarın büyüklüğünden haberimiz yok. Peki insanlığın bu problemine biz sahip çıkmayacaksak, bakın dünyanın neresine giderseniz gidin konuşurken bir gün bir şey olursa Türkler bizi kurtarır. Türkler bizim hakkımızı savunur diyen bir mirasımız, bir geleneğimiz var bizim. Dolayısıyla biz de bugün bu farkındalığa destek olmak üzere okullarımızı böyle bir şey başlattık" diye konuştu.
İletişim Başkanı Duran: "Gazze’de yaşananlar bir çatışma değil, sistematik bir soykırım ve işgal gerçeğidir"
07 Ekim 2025 Salı - 11:02 İletişim Başkanı Duran: "Gazze’de yaşananlar bir çatışma değil, sistematik bir soykırım ve işgal gerçeğidir" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Gazze’de yaşananlar bir ’çatışma’ değil; sistematik biçimde yürütülen bir soykırım ve işgal gerçeğidir. Türkiye, en başından bu yana bu gerçeği açık biçimde dile getirmiş, adaletin, insan onurunun ve mazlumların yanında olmuştur" dedi. İletişim Başkanı Duran, İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırıların ikinci yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, yaşananları "tarihin en ağır insani felaketlerinden biri" olarak nitelendirdi. Duran, bombardımanlar, abluka ve sistematik yıkımın on binlerce sivilin, kadınların ve çocukların hayatını kaybetmesine yol açtığını vurgulayarak, "Dünyanın gözleri önünde bir halk, yaşadığı topraklardan, en temel yaşam haklarından mahrum bırakıldı" ifadelerini kullandı. Uluslararası toplumun sessizliğinin, adalet mekanizmalarının çöküşünü ortaya koyduğunu belirten Duran, "Bu tablo, sadece Filistin halkının dramı değil; uluslararası düzenin, hukuk ve insanlık değerlerinin sorgulandığı bir utanç vesikasıdır. Uluslararası toplumun sessizliği, adalet mekanizmalarının çöküşünü bir kez daha gözler önüne sermiştir. Gazze’de yaşananlar bir ’çatışma’ değil; sistematik biçimde yürütülen bir soykırım ve işgal gerçeğidir" dedi. Türkiye’nin bu süreçte Filistin’in yanında durduğunu hatırlatan Duran, "Türkiye, en başından bu yana bu gerçeği açık biçimde dile getirmiş, adaletin, insan onurunun ve mazlumların yanında olmuştur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, hem diplomatik platformlarda hem de insani yardım alanında bu duruş kararlılıkla sürdürülmektedir. Filistinlilerin sesi duyulana, adalet tecelli edene kadar bu mücadele devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Gazze’de açlık bile ölüm silahı olarak kullanılmakta"
07 Ekim 2025 Salı - 10:52 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Gazze’de açlık bile ölüm silahı olarak kullanılmakta" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırıma tepki göstererek, "Artık açlık bile bir ölüm silahı olarak kullanılmaktadır. Dünyanın bütün terör örgütlerini bir araya getirseniz terörist İsrail rejiminin iki yıldır Gazze halkına yönelik sürdürdüğü soykırımdan daha büyük bir insanlık suçu işleyemezdi" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstanbul’da düzenlenen "Terörle Mücadele ve Şiddete Varan Aşırılığın Önlenmesi Üzerine Küresel Parlamenter Konferansı"na katıldı. Toplantıda konuşan Kurtulmuş, teröre karşı dünyanın her yerinde ortak bir zeminde mücadele etmenin önemine değinerek, "Terörle mücadelede ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar hiçbir devletin tek başına terör meselesini çözmesi mümkün değildir. Onun için teröre karşı ortak bir kararlılık, ortak bir mücadele zemini ve bu çerçevede dünyanın hiçbir yerinde terörün en ufak bir fırsat dahi bulmadan karşısında güçlü, kararlı, hukuk zemininde mücadele eden devletleri bulması şarttır" ifadelerini kullandı. Terörle çok yönlü bir mücadele gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, "Nasıl terörü ortaya çıkaran sebepler çok yönlü ise, teröre karşı mücadelede de çok yönlü bir mücadelenin müştereken verilmesi şarttır. Terörün hiç şüphesiz demokrasi ile bir ilişkisi vardır ya da demokrasi azlığı ile bir ilişkisi vardır. Terörün insan haklarını ihlalleri ile irtibatı vardır. Terörün ekonomik geri kalmışlıkla ve bir takım eşitsizliklerle de yakın ilişkileri vardır. Terörü sadece silahlı terörle mücadele değil ayın zamanda terörü ortaya çıkaran çok katmanlı nedenlerin hepsine karşı bir mücadele alanı görmek, yani terörün arkasında yatan nedenleri ortadan kaldırmak da uluslararası camianın temel sorumluluklarından birisidir" şeklinde konuştu. "Vekalet savaşları kavramı uluslararası ilişkiler tarihine kara leke gibi düşmüştür" Son yıllarda terörün farklı türlerinin de ortaya çıktığını vurgulayan Kurtulmuş, "Proxy War (Vekalet savaşları) diye bir kavram ortaya çıktı. Vekalet savaşları aslında uluslararası ilişkilerde bazı ülkelerin kullandıkları bir uluslararası ilişkiler kartına dönüştü. Terörü bu kadar büyüten, desteleyen şımartan önemli sebeplerden birisi bazı ülkelerin vekalet savaşları adı altında bir takım menfaatleri için dünyanın birçok yerinde terör örgütlerine silah vererek desteklemeleridir. Vekalet savaşları kavramı uluslararası ilişkiler tarihine kara leke gibi düşmüştür. Teröre destek veren, vekil örgütlerini desteleyen büyük devletler, bu desteği bıraksınlar bir hafta içinde dünyanın hiçbir yerinde terör örgütü kalmaz. Mesele bu kadar açık vaziyettedir. Bu uluslararası platformdan açıkça çağrıda bulunuyorum. Ne gerekçe ile olursa olsun ellerini rahatlatmak için kendi dış politikalarını desteklemek için silahlı gruplara destek veren ülkeler bu desteği sonlandırmalıdır. Bu destekler verilmezse dünyanın birçok yerinde terör örgütlerini herhangi bir operasyon yapması mümkün değildir. Afrika’da içecek bir bardak temiz suyu olmayan, yiyecek ekmeği olmayan insanların elinde on binlerce dolarlık ölüm silahları vardır. Bu silahları kim veriyor? Bu terör örgütleri herhalde çarşıdan pazardan satın almıyorlar. Bunlara bu silahları verenler Afrika’daki terörün birinci derecede sorumlularıdır. Terör örgütlerinin cenneti haline getirilen Ortadoğu’da bu kadar çok terör örgütüne acaba hangi ülkeler ne destek veriyorlar? Binlerce tır silahları getirip teslim ettikleri terör örgütleri Ortadoğu’da barışın değil savaşın istikrarsızlığın, sosyal çöküntünün sebebi oluyorlar. Dolayısıyla vekalet savaşlarını bitirmek terörlü mücadelenin en önemli gündem maddelerinden biri olmalıdır. Her uluslararası platformda teröre karşı mücadeleden bahseden bazı ülkelerin artık iki yüzlülüğü bırakmaları lazım" diye konuştu. "Dünyanın bütün terör örgütlerini bir araya getirseniz İsrail’in soykırımından daha büyük bir insanlık suçu işleyemezdi" Terörün bir diğer türünün ise "devlet terörü" olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bir zamanlar Güney Afrika’da apartheid rejiminin ortaya koyduğu, on binlerce insanın öldüğü, insanların hayattan koparıldığı uygulamalarını hatırlıyoruz. Ancak ne yazık ki aradan bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen ne yazık ki insanlığın merkezinde yeni bir apartheid rejimi insanlığa karşı büyük suçlar işlemeye devam etmekte. Gazze’de ikinci yılını dolduran Siyonist rejimin işlediği suçlar insanlık tarihinin en ağır utanç tablosudur. İki yılda 70 bini aşkın sivil acımasızca öldürülmüştür. 180 bini aşkın insan, ağır yaralı vaziyettedir. 7 bine yakın aile tamamen yok edilmiştir. Bu iki yıllık süre içinde okullar, hastaneler, camiler, kiliseler neredeyse tamamen yok edilmiştir. Sürdürülmekte olan bu soykırımın geldiği son nokta ise soykırım kelimesini dahi utandıracak boyuttadır. Artık açlık bile bir ölüm silahı olarak kullanılmaktadır. Böylesine büyük bir katliamın, soykırımın, devlet terörünün en büyük terör olduğundan herhalde şüphe yoktur. Dünyanın bütün terör örgütlerini bir araya getirseniz terörist İsrail rejiminin iki yıldır Gazze halkına yönelik sürdürdü soykırımdan daha büyük bir insanlık suçu işleyemezdi. Teröre karşı söz söyleyen bazı ülkelerin İsrail’in ortaya koyduğu devlet terörüne karşı sessiz kalması ise bir büyük ibret vesilesidir" açıklamalarında bulundu. "Terör devleti İsrail’in saldırgan hükümetine karşı uluslararası camia mücadelesini sürdürmelidir" Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın İsrail’in devlet terörüne tepki gösterdiğini söyleyen Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bunun en somut göstergelerinden birisi ise Akdeniz’de onlarca gemi ile orta konulan Sumud insanlık filosudur. Bu filonun insanları ve gemileri maalesef uluslararası sularda İsrail tarafından alıkonmuştur. İnsanlar gözaltına alınmış, deport edilmişlerdir. Bu süre içinde dünyanın dört bir yanında yüzlerce insanın oluşturduğu bu insanlık cephesinin üyesi kahramanlara karşı büyük bir suç işlenmiş, gözaltında tutulanlara uygulanması gereken temel insani yaklaşımlar dahi sergilenmemiştir. 147 farklı milletten insanın bir araya geldiği bu kadar büyük bir sivil kitleye bile suç işlemekten çekinmeye bu devletin terör devleti olma özelliğini açıkça gösterdiği ortadadır. Nasıl vekalet savaşlarına karşı mücadele ettiysek, nasıl bir zamanlar Güney Afrika’daki apartheid rejimine karşı mücadele ettiysek, bugün de artık tamamıyla bir terör devleti olma özeliği kazanmış olan İsrail’in saldırgan hükümetine karşı uluslararası camia en üst düzeyde mücadelesini sürdürmelidir." "Terörle mücadelede Türkiye modelini dünyaya sunacağız" Türkiye’nin terörle mücadele tecrübesini anlatan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terörle mücadelede Türkiye olarak önemli bir tecrübeyi hayata geçirmek üzereyiz. 50 yıldır Türkiye’de terör örgütü vasıtasıyla büyük olaylar gerçekleştirilmiş, maalesef on binlerce insan hayattan koparılmıştır. Yüzyılı aşkın Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin yarısı terörle geçmiş, bu ülkenin ayaklarına prangalar vurulmuştur. Bu terör örgütlerinin de kimler tarafından desteklendiğini, nasıl silahlandırıldığını, nasıl bazı ülkelerin başkentlerinde kendilerine siyasi ofisler verildiğini de gayet iyi biliyoruz. Bugün Türkiye bu 50 yıllık mücadeleyi geride bırakmak üzeredir. Sizlere güzel bir örnek olarak inşallah çok yakında tamamlayarak bütün dünya kamuoyuna sunacağımız ‘terörü önlemede Türkiye modeli’ni bugünlerde gerçekleştiriyoruz. Öncelikle terör örgütü İmralı’da tutuklu bulunan lideri vasıtasıyla silahları bıraktığını açıklamış, ardından bendeniz başlığında TBMM’de 11 siyasi partinin katılımıyla görüşmeler başlamıştır. Bu görüşmelerde toplumun farklı kesimleri dinlenmiş 13 toplantı gerçekleştirilmiş, 14’üncü toplantı yarın gerçekleştirilecektir. Yakında birinci aşama olan dinleme faslını bitireceğiz. Ardından örgütün tamamen silahlarını bırakması ile birlikte bundan sonraki sürece ilişkin hukuki düzenlemelerin neler olabileceğini TBMM Genel Kurulu’na teklif edeceğiz. Ümit ediyorum çok kısa sürede dünya terörle mücadele ya da barış çözümleri literatüründe ‘Türkiye Modeli’ olarak yerini alacak olan bir modeli tüm dünyaya arz etmiş olacağız" dedi.