POLİTİKA
Bakan Güler: "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" 25 Şubat 2026 Çarşamba - 23:16:25 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi. Bakan Güler programda yaptığı konuşmasında, "Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında siz değerli ailelerimizi ve kahraman gazilerimizi ağırlamak, bizler için tarifsiz bir mutluluktur. Teşriflerinizden dolayı onur duyduk, bahtiyar olduk. Hoş geldiniz şeref verdiniz. Sözlerimin başında bu gece saat bir sularında Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakârlığını daima şükran ve minnetle yad edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar" Şair Arif Nihat Asya’nın ‘Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor’ şiirini okuyan Bakan Güler, "Asil milletimizin en büyük özelliklerinden biri millî ve manevi değerlerine bağlılığı ve bu değerleri uğruna canlarını ortaya koyup mücadele ederek şehitlik ve gaziliği en büyük şeref nişanesi görmesidir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın, ‘Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgâr bekliyor’ mısralarında da dile getirdiği gibi asil milletimizin istiklaline sevdalı nice yiğit ve kahraman evladı milli ve manevi değerlerimizi korumak uğruna kahramanlıkla mücadele ederek ya şehit ya da gazi olmuşlardır. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda şehit ve gazilik payesine ulaşan tüm kahramanlarımız birlik ve beraberliğimizin en büyük teminatıdırlar. Vatanımız ve al bayrağımız için hayatlarını feda eden her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar. Yardan ve serden geçebilen şehitlerimize yoldaş ve şehadete âşık olan siz gazilerimizin yazdığı kahramanlık destanları da şanlı ordumuzun her zaman ilham kaynağı olmuştur" diye konuştu. "Bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa şehitlerimiz ile gazilerimize borçluyuz" Bakan Güler, "Çok iyi biliyoruz ki bugün 86 milyon, vatanımızda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa bunu da aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Sizlerle ne kadar gurur duysak azdır. Dolayısıyla şehitlerimizin ve sizlerin yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve siz kıymetli ailelerimizin fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. Kıymetli Şehit ve Gazi ailelerimiz; canlarınızdan bir parça olan kıymetlileriniz, ülkemiz için emsalsiz bir mücadele ile fedakârlıklarda bulunurken sizler de bu vatan için kelimelerle tarif edilemez büyük zorluklara göğüs gerdiniz. Yaşadığınız acılar karşısında metanetinizi asla kaybetmediniz, vakur duruşunuzdan asla ödün vermediniz ve milletimizin ferasetini dosta düşmana bir kez daha gösterdiniz" ifadelerini kullandı. Şehit ailelerinin haklarının ödenemeyeceğini ifade eden Bakan Güler, "Sizler, milletimizin baş tacı Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarının biricik emanetisiniz. Siz kıymetli ailelerimizin hakkını ne yaparsak yapalım asla ödeyemeyiz. Ancak sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Şunu çok iyi biliyoruz ki acınızı paylaşmak, gözyaşlarınızı dindirmek, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde şehit ve gazilerimizin uğruna mücadele ettiği değerleri koruyarak bu mirasa sahip çıkmak, hepimizin en önemli vazifesidir. Nitekim kahraman ordumuz, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için bugüne kadar terör örgütlerine büyük darbeler vurmuş ve örgütün hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmıştır" şeklinde konuştu. "Süreçte atılacak adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek" Terörsüz Türkiye sürecine değinen Bakan Güler, şunları kaydetti: "40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatlarımızın aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır. Bu tarihi süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır. Süreç asırlara uzanan köklü tarihimizden ve ferasetli devlet geleneğimizden aldığımız güçle yönetilmektedir. Yegane amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz." "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" "Yakın coğrafyamızda meydana gelen çok boyutlu ve aktörlü gelişmeler, ülkemizin stratejik yaklaşımlarını doğrudan etkilemektedir" diyen Bakan Güler, "Nitekim tehdit yelpazesinin her geçen gün daha da belirginleştiği bu uluslararası ortamda, askeri caydırıcılığımızın artırılması kadar iç barışın ve toplumsal kardeşliğin tahkim edilmesi de bir o kadar hayatidir. İşte bu yüzden terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" ifadelerini kullandı. Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin ve kararlı adımlarla ilerlediklerini vurgulayan Bakan Güler, "Türkiye de yakın coğrafyasında krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşanmasına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürütülen etkin ve kararlı diplomasi ile şanlı ordumuzun gücü ve etkinliği sayesinde istikrar adası olma vasfını sürdürmekte, böylece milletine güven vermeyi başarabilmektedir. Bu anlayışla ülkemizin hak ve menfaatlerini her koşulda kararlılıkla korumak için üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam ediyoruz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, yerli ve milli savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik" Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurları ile katıldığını hatırlatan Bakan Güler, şunları kaydetti: "Şu bir gerçek ki bugün, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundayız. Nitekim en son Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurlarımızla iştirak ederek Avrupa güvenlik mimarisine katkı sağlama kabiliyetlerimizi ortaya koyduk. Bu çerçevede Kahraman Mehmetçiğimizin gücünü disiplinini ve hazırlık seviyesini yerli ve milli silahlarımızın etkinliğini ve ileri teknolojisini de göstererek ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik. Özellikle belirtmeliyim ki kahraman ordumuzun yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarımızdan 6 bin 450 kilometre ve 3 bin 480 deniz mili mesafeye hızlı bir şekilde ulaştırma kudreti muharebeye ne denli hazır olduğu göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde görev ve sorumluluklarımız birbirinden çeşitli ve büyük olsa da motivasyon ve inancımız da bir o kadar kuvvetlidir. Zira başta siz şehit ve gazi ailelerimiz olmak üzere asil milletimizin desteğini her an hissediyor aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasından aldığımız güçle gece gündüz demeden artan bir azim ve şevkle çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz."
25 Şubat 2026 Çarşamba - 21:33 MHP Kütahya Milletvekili Erbaş: "Hocalı’da yaşananlar insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Hocalı’da 26 Şubat 1992’de yaşananların sıradan bir savaş olmadığını vurgulayarak, "Bu açık bir katliamdır, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur" dedi. MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada, 26 Şubat 1992’de Azerbaycan’ın Hocalı kentinde yaşanan olayların Türk milletinin hafızasında derin bir yara olarak yer aldığını belirtti. Hocalı’da askerlerin değil; kadınların, çocukların ve yaşlıların hedef alındığını ifade eden Erbaş, 613 Azerbaycanlı sivilin hunharca katledildiğini, esir alınan sivillere insanlık dışı işkenceler yapıldığını ve birçok kişinin akıbetinin hâlâ bilinmediğini söyledi. Erbaş, Hocalı’nın yalnızca Azerbaycan’ın değil, tüm Türk dünyasının ortak acısı olduğunu dile getirerek, "Biz iki devlet olabiliriz ama tek milletiz. Hocalı’da dökülen kan 30 yıldır hafızamızda diri kaldı. Uluslararası mekanizmalar sustu ama Türk milleti susmadı. Adalet yerini bulmadan acılar dinmez" ifadelerini kullandı. "30 yılın acısının, sabrının ve onurunun hesabı görülmüştür" 2020 yılında 44 gün süren Vatan Muharebesi’ne de değinen Erbaş, kahraman Azerbaycan ordusunun işgal altındaki topraklarını kurtararak tarihe geçen bir zafere imza attığını belirtti. Bu mücadelenin bir öfke patlaması değil, haklılığın ve egemenlik hakkının tecellisi olduğunu vurgulayan Erbaş, "30 yılın acısının, sabrının ve onurunun hesabı görülmüştür" dedi. Karabağ’da bugün dalgalanan bayrağın yalnızca bir toprak parçasının geri alınması anlamına gelmediğini kaydeden Erbaş, bunun Hocalı’da hayatını kaybeden masumların onurunun yeniden ayağa kaldırılması olduğunu söyledi. Adaletin gecikebileceğini ancak asla yok olmayacağını ifade etti. Konuşmasında milliyetçilik anlayışlarına da değinen Erbaş, "Bizim milliyetçiliğimiz hamaset ya da saldırganlık değildir. Kardeşimizin hakkı gasp edildiğinde onun yanında durmaktır" dedi. Türkiye’nin her zaman Azerbaycan’ın yanında olduğunu vurgulayan Erbaş, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu duruşunun diplomatik bir tercih değil, tarihî bir sorumluluk olduğunu belirterek, "Kardeşliğimiz sözde değil ve tarihte yazılıdır" şeklinde konuştu. Güney Kafkasya’da kalıcı barışın ancak güçlü bir Azerbaycan ile mümkün olabileceğini dile getiren Erbaş, zayıf olanın barışının olmayacağını, güçlü olanın barışının olacağını ifade etti. Erbaş, konuşmasının sonunda Hocalı’da hayatını kaybeden 613 Azerbaycanlıyı rahmetle andıklarını belirterek, "Aziz hatıraları milletimizin vicdanında ebediyen yaşayacaktır. Türk milleti dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacaktır. Karabağ Türk’tür. Can Azerbaycan yalnız değildir. Türk milleti birdir, diridir ve ebediyen beraberdir" dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, MHP Lideri Bahçeli’yi ziyaret etti
24 Şubat 2026 Salı - 13:06 TBMM Başkanı Kurtulmuş, MHP Lideri Bahçeli’yi ziyaret etti TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştü. TBMM Başkanı Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi Meclis’teki makamında ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 30 dakika sürdü. Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bundan sonra da komisyonda bulunan partilerin genel başkanlarıyla görüşmelerimizi gerçekleştireceğiz. Hakikaten Türkiye için tarihi bir eşikti. Henüz iş bütünüyle bitmiş değil ama Meclis üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiştir. Daha evvel defalarca terörün bitirilmesi için denenmiş olan çalışmalar ne yazık ki çeşitli nedenlerle Meclis zeminine taşınamamış ve partilerimizin ortak kanaatleriyle belli bir noktaya getirilememişti. Bu sefer geçmiş müktesebatın üzerinde ilerlenerek TBMM’de bulunan partilerin bir tanesi dışında tamamının katıldığı bir komisyon oluşturuldu. Son derece değerli dinlemeler yapıldı. Toplumun farklı kesimleri, farklı siyasi kanaat sahibi olan gruplar dinlendi ve en sonunda uzun müzakereler sonucunda tüm partilerin ortaklaştığı bir metin ortaya çıktı. Metnin yayınlanmasının ardından gördüğümüz şudur; toplumun geniş kesimleri bu metinle ilgili büyük bir memnuniyet içerisindedir. Partilerimiz görüşlerini siyasi tutum belgesi olarak aslında raporlarıyla kamuoyuna takdim ettiler ve Meclisin sitesinde de yer aldı. Raporun ek kısmında da siyasi partilerin görüşleri bildirildi" dedi. "TBMM’nin üzerine düşen yasaları hazırlayarak yasaları olgunlaştırılmasını temenni ediyoruz" Kamuoyu ile paylaşılan raporun tüm partilerin ortak çalışması olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Bu rapor oylandı ve en önemlisi 50 milletvekilinin 47’sinin oyuyla kabul edilmiştir. Hayırlı uğurlu olsun. Bundan sonraki sürecin de titizlikle takip edilmesi, TBMM çatısı altında oluşturulan bu fevkalade olgun demokratik yaklaşımın bundan sonrada sürdürülmesi ve Türkiye’nin bu meseleyi artık ilanihaye tarihin tozlu raflarına göndermesi için hep beraber yine aynı şekilde açıklıkla, samimiyetle ve şeffaf bir biçimde çalışmalarımızı sürdürmemiz lazım. TBMM Genel Kurulu da üzerine düşen yasaları hazırlayarak kısa bir süre içerisinde yasaları olgunlaştırılmasını temenni ediyoruz" şeklinde konuştu.
Çeşmeli- Kızkalesi Otoyolunda çalışmalar yerinde incelendi
24 Şubat 2026 Salı - 12:56 Çeşmeli- Kızkalesi Otoyolunda çalışmalar yerinde incelendi AK Parti Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez, Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolunun Mersin’in ulaşım altyapısına büyük katkı sağlayacağını söyledi. TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi, AK Parti Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez, Tarım Komisyonu Katip Üyesi, AK Parti Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, AK Parti Erdemli İlçe Başkanı Ali Mustafa Poş ve Karayolları Bölge Müdürü İlhan Aytekin ile birlikte Mersin’in en önemli ulaşım yatırımlarından biri olan Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu inşaat çalışmalarını yerinde inceledi. Heyet, yüklenici firma yetkililerinden projenin son durumu hakkında detaylı bilgi aldı. Çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda sürdüğü belirtilirken, otoyolun tamamlanmasıyla birlikte özellikle yaz aylarında yoğunlaşan trafik yükünün önemli ölçüde azalacağı ifade edildi. Milletvekili Söylemez, inceleme sonrası yaptığı açıklamada, projenin Mersin’in ulaşım altyapısına büyük katkı sağlayacağını belirterek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirilen bu dev yatırım, hemşehrilerimizin güvenli ve konforlu ulaşımını sağlayacak. Aynı zamanda bölgemizin turizm ve ticaret potansiyelini daha da güçlendirecek" dedi. Projenin, Akdeniz sahil bandındaki turizm merkezlerine erişimi kolaylaştırması ve lojistik anlamda Mersin’in gücünü artırması bekleniyor. Yetkililer, çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü ve hedeflenen sürede tamamlanması için yoğun mesai harcandığını bildirdi. Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolunun tamamlanmasıyla birlikte hem şehir içi hem de şehirler arası ulaşımda önemli bir rahatlama sağlanacağı vurgulandı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir"
24 Şubat 2026 Salı - 12:24 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesine destek verdi. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefi, ABD-İran gerilimi ve futboldaki bahis soruşturmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. "Ramazan ayı bizi biz yapan değerlerin şah damarıdır" Ramazan ayının milli ve manevi hayat açısından önemine vurgu yapan Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığının 12 Şubat 2026 tarihli "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesini desteklediğini belirtti. Ramazan ayının dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır. Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat tarihinde; ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ konulu bir genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz. Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen "Kabe’de Hacılar hu der Allah" isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın mezkûr genelgesinde özetle; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2’nci maddesine atıfla Türk milli eğitimin genel amacının; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar veya ihmal edebilecektir? Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1’inci maddesi açıktır. Buna göre, ilköğretim; öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifade edildiği üzere, bu modelin merkezinde; erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrencilerimiz tarafından benimsenerek günlük yaşamlarında davranışa dönüşmesi esastır. Hülasayı kelam; Ramazan ayı boyunca, öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel, sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz, Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir?" "Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi gericiyiz" "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bildiriyi imzalayan 168 kişiye de tepki gösteren Bahçeli, "Diyorlar ki laikliği savunmak suç değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok. Milli Eğitim Bakanlığı’nın az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı, Türkiye’de gerici-şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz. Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız" dedi. "Ramazan ayımızı sulandırmaya kalkışmayın" Milli Eğitim Bakanlığının söz konusu genelgesini sonuna kadar desteklediğini belirten Bahçeli, "Müslüman Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ha kalkışmayın. Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın, tepemizin tasını attırmayın" diye konuştu. "Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır" Bahçeli, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek, yaklaşık 6,5 ay süren çalışmalar sonucunda hazırlanan raporun 50 üyeden 47’sinin oyuyla kabul edildiğini hatırlattı. Oylanan raporu "sefalet manifestosu" olarak niteleyenlere tepki gösteren Bahçeli, "Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Hiç kimse milli birlik ve kardeşliğimizi, barış ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır. Devir Türk ve Türkiye Yüzyılı devridir. Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır. Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir" şeklinde konuştu. "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir" Bölgede artan gerilime dikkat çeken Bahçeli, ABD’nin İran’a yönelik muhtemel bir saldırısına ilişkin şu ifadeleri kullan: "ABD’nin İran’a saldıracağı tarih hususunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Bölgemiz tarihi bir sınamadan geçmektedir. ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD’nin İran’a saldırması coğrafyaların ayarını hepten bozacak, tahminlerin ötesinde yaygın bir savaşlar döneminin kapısını kıra kıra açacaktır." "Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir" İsrail yönetimine de değinen Bahçeli, "Gazze’nin yeniden imarı için Washington’da "Barış Kurulu" toplanıyorken, eşzamanlı şekilde İran’a karşı savaş hazırlığı toplantısı icra edilmiştir. İsrail yönetiminin ıslah ve terbiye edilmesi konusunda ön alması gereken Trump’ın, Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir. ABD’nin İsrail büyükelçisinin teolojik ve ideolojik saplantıyla vaat edilmiş topraklar saçmalığını gündeme getirmesi; sınır aşan potansiyel hedeflerin gösterime sokulması, bölge devletlerinin egemenlik haklarının tartışmaya açılması, sonuçta Siyonist yayılmacılığın nasıl bir tehdit oluşturduğunun da deşifresidir" diye konuştu. "PKK’nın kurucu önderinin çağrısı KCK’yı da bağlamaktadır" Dışarda yaşanan gerginliklerden ders çıkarılarak iç siyasette birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğine işaret eden Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan hamlelerin, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır. Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği en yüksek hassasiyetimizdir." İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike soruşturması olarak bilinen sürece de değinen Bahçeli, soruşturmanın önemine işaret etti. Bahis oynadığı tespit edilen yöneticilerle ilgili gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini belirten Bahçeli, "Türk Futbol Federasyonu’nun başkanı çok sağlıklı bir adım atmıştır, cesurdur, delikanlıdır, yoluna devam etmelidir" ifadelerini kullandı.
Başkan Balaban projelerini anlattı
24 Şubat 2026 Salı - 12:19 Başkan Balaban projelerini anlattı Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, mahalle ziyaretleri kapsamında Üçpınar Mahallesi sakinleriyle bir araya gelerek bölgede hayata geçirilmesi planlanan projelerle ilgili saha incelemesi yaptı. Katılımcı ve çözüm odaklı belediyecilik anlayışıyla ziyaretlerini sürdüren Başkan Balaban, mahalle kıraathanesinde vatandaşlarla buluştu. Toplantıya CHP Yunusemre İlçe Başkanı Yalçın Arcak ve Üçpınar Mahalle Muhtarı Levent Ay da katıldı. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada mahalle sakinlerinin talep ve önerilerini dinleyen Başkan Balaban, özellikle çevre iyileştirmeleri ve sosyal alan ihtiyaçlarına ilişkin iletilen konuları not aldı. Vatandaşları tek tek dinleyen Balaban, taleplerin en kısa sürede değerlendirilerek çözüme kavuşturulacağını ifade etti. Sahada incelemelerde bulundu Toplantının ardından Muhtar Levent Ay ve mahalle sakinleriyle birlikte saha incelemesine çıkan Başkan Balaban, teknik ekiplerden planlanan çalışmalar hakkında bilgi aldı. İncelemeler sırasında mahallede yaşam kalitesini artıracak projelerin kısa sürede hayata geçirileceğini belirtti. Ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getiren mahalle sakinleri, taleplerinin yerinde incelenmesinden dolayı Belediye Başkanı Balaban’a teşekkür etti. Programın sonunda Başkan Balaban ve CHP İlçe Başkanı Yalçın Arcak mahalle esnafını da ziyaret ederek hayırlı işler temennisinde bulundu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir"
24 Şubat 2026 Salı - 11:41 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesine destek verdi. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefi, ABD-İran gerilimi ve futboldaki bahis soruşturmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu."Ramazan ayı bizi biz yapan değerlerin şah damarıdır"Ramazan ayının milli ve manevi hayat açısından önemine vurgu yapan Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığının 12 Şubat 2026 tarihli "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesini desteklediğini belirtti.Ramazan ayının dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:"Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır. Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat tarihinde; ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ konulu bir genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz. Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen "Kabe’de Hacılar hu der Allah" isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın mezkûr genelgesinde özetle; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2’nci maddesine atıfla Türk milli eğitimin genel amacının; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar veya ihmal edebilecektir? Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1’inci maddesi açıktır. Buna göre, ilköğretim; öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifade edildiği üzere, bu modelin merkezinde; erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrencilerimiz tarafından içselleştirilerek günlük yaşamlarında davranışa dönüşmesi esastır. Hülasayı kelam; Ramazan ayı boyunca, öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel, sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz, Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir?""Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi gericiyiz""Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bildiriyi imzalayan 168 kişiye de tepki gösteren Bahçeli, "Diyorlar ki laikliği savunmak suç değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok. Milli Eğitim Bakanlığı’nın az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı, Türkiye’de gerici-şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz. Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız" dedi.Ramazan ayımızı sulandırmaya kalkışmayın"Milli Eğitim Bakanlığının söz konusu genelgesini sonuna kadar desteklediğini belirten Bahçeli, "Müslüman Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ha kalkışmayın. Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın, tepemizin tasını attırmayın" diye konuştu."Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır"Bahçeli, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek, yaklaşık 6,5 ay süren çalışmalar sonucunda hazırlanan raporun 50 üyeden 47’sinin oyuyla kabul edildiğini anımsattı. Oylanan raporu "sefalet manifestosu" olarak niteleyenlere tepki gösteren Bahçeli, "Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Hiç kimse milli birlik ve kardeşliğimizi, barış ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır. Devir Türk ve Türkiye Yüzyılı devridir. Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır. Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir" şeklinde konuştu."ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir"Bölgede artan gerilime dikkat çeken Bahçeli, ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırısına ilişkin şu ifadeleri kullan:"ABD’nin İran’a saldıracağı tarih hususunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Bölgemiz tarihi bir sınamadan geçmektedir. ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD’nin İran’a saldırması coğrafyaların ayarını hepten bozacak, tahminlerin ötesinde yaygın bir savaşlar döneminin kapısını kıra kıra açacaktır.""Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir"İsrail yönetimine de değinen Bahçeli, "Gazze’nin yeniden imarı için Washington’da "Barış Kurulu" toplanıyorken, eşzamanlı şekilde İran’a karşı savaş hazırlığı toplantısı icra edilmiştir. İsrail yönetiminin ıslah ve terbiye edilmesi konusunda ön alması gereken Trump’ın, Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir. ABD’nin İsrail büyükelçisinin teolojik ve ideolojik saplantıyla vaat edilmiş topraklar saçmalığını gündeme getirmesi; sınır aşan potansiyel hedeflerin gösterime sokulması, bölge devletlerinin egemenlik haklarının tartışmaya açılması, sonuçta Siyonist yayılmacılığın nasıl bir tehdit oluşturduğunun da deşifresidir" diye konuştu."PKK’nın kurucu önderinin çağrısı KCK’yı da bağlamaktadır"Dışarda yaşanan gerginliklerden ders çıkarılarak iç siyasette birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğine işaret eden Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır. Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği en yüksek hassasiyetimizdir."İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike soruşturması olarak bilinen sürece de değinen Bahçeli, soruşturmanın önemine işaret etti.Bahis oynadığı tespit edilen yöneticilerle ilgili gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini belirten Bahçeli, "Türk Futbol Federasyonu’nun başkanı çok sağlıklı bir adım atmıştır, cesurdur, delikanlıdır, yoluna devam etmelidir" ifadelerini kullandı.
MHP lideri Bahçeli: "Millî Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum"
24 Şubat 2026 Salı - 11:25 MHP lideri Bahçeli: "Millî Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesine destek verdi. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefi, ABD-İran gerilimi ve futboldaki bahis soruşturmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu."Ramazan ayı bizi biz yapan değerlerin şah damarıdır"Ramazan ayının milli ve manevi hayat açısından önemine vurgu yapan Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığının 12 Şubat 2026 tarihli "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesini desteklediğini belirtti.Ramazan ayının dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:"Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır. Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat tarihinde; ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ konulu bir genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz. Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen "Kabe’de Hacılar hu der Allah" isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın mezkûr genelgesinde özetle; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2’nci maddesine atıfla Türk milli eğitimin genel amacının; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar veya ihmal edebilecektir? Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1’inci maddesi açıktır. Buna göre, ilköğretim; öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifade edildiği üzere, bu modelin merkezinde; erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrencilerimiz tarafından içselleştirilerek günlük yaşamlarında davranışa dönüşmesi esastır. Hülasayı kelam; Ramazan ayı boyunca, öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel, sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz, Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir?""Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi gericiyiz""Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bildiriyi imzalayan 168 kişiye de tepki gösteren Bahçeli, "Diyorlar ki laikliği savunmak suç değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok. Milli Eğitim Bakanlığı’nın az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı, Türkiye’de gerici-şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz. Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız" dedi.Ramazan ayımızı sulandırmaya kalkışmayın"Milli Eğitim Bakanlığının söz konusu genelgesini sonuna kadar desteklediğini belirten Bahçeli, "Müslüman Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ha kalkışmayın. Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın, tepemizin tasını attırmayın" diye konuştu."Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır"Bahçeli, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek, yaklaşık 6,5 ay süren çalışmalar sonucunda hazırlanan raporun 50 üyeden 47’sinin oyuyla kabul edildiğini anımsattı. Oylanan raporu "sefalet manifestosu" olarak niteleyenlere tepki gösteren Bahçeli, "Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Hiç kimse milli birlik ve kardeşliğimizi, barış ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır. Devir Türk ve Türkiye Yüzyılı devridir. Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır. Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir" şeklinde konuştu."ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir"Bölgede artan gerilime dikkat çeken Bahçeli, ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırısına ilişkin şu ifadeleri kullan:"ABD’nin İran’a saldıracağı tarih hususunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Bölgemiz tarihi bir sınamadan geçmektedir. ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD’nin İran’a saldırması coğrafyaların ayarını hepten bozacak, tahminlerin ötesinde yaygın bir savaşlar döneminin kapısını kıra kıra açacaktır.""Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir"İsrail yönetimine de değinen Bahçeli, "Gazze’nin yeniden imarı için Washington’da "Barış Kurulu" toplanıyorken, eşzamanlı şekilde İran’a karşı savaş hazırlığı toplantısı icra edilmiştir. İsrail yönetiminin ıslah ve terbiye edilmesi konusunda ön alması gereken Trump’ın, Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir. ABD’nin İsrail büyükelçisinin teolojik ve ideolojik saplantıyla vaat edilmiş topraklar saçmalığını gündeme getirmesi; sınır aşan potansiyel hedeflerin gösterime sokulması, bölge devletlerinin egemenlik haklarının tartışmaya açılması, sonuçta Siyonist yayılmacılığın nasıl bir tehdit oluşturduğunun da deşifresidir" diye konuştu."PKK’nın kurucu önderinin çağrısı KCK’yı da bağlamaktadır"Dışarda yaşanan gerginliklerden ders çıkarılarak iç siyasette birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğine işaret eden Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır. Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği en yüksek hassasiyetimizdir."İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike soruşturması olarak bilinen sürece de değinen Bahçeli, soruşturmanın önemine işaret etti.Bahis oynadığı tespit edilen yöneticilerle ilgili gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini belirten Bahçeli, "Türk Futbol Federasyonu’nun başkanı çok sağlıklı bir adım atmıştır, cesurdur, delikanlıdır, yoluna devam etmelidir" ifadelerini kullandı.
Yerelde katılımın gücü Antalya’da buluştu
24 Şubat 2026 Salı - 11:16 Yerelde katılımın gücü Antalya’da buluştu Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin öncü rol üstlendiği "Sivil Katılım Projesi" kapsamında 7 pilot ilin temsilcileri Antalya’da bir araya geldi. Katılımcı demokrasi ve yerel yönetişim modellerinin ele alındığı toplantıda, Manisa’nın 12 somut uygulamadan oluşan modeli dikkat çekti. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin öncü rollerinden birini üstlendiği "Sivil Katılım Projesi" kapsamında kurulan "Sivil Katılım Görev Güçleri", deneyim paylaşımı amacıyla Antalya’da ilk kez yüz yüze bir araya geldi. 7 pilot ili kapsayan toplantıda katılımcı demokrasi ve yerel yönetişim modelleri ele alındı. Avrupa Birliği (AB) finansmanı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğiyle hayata geçirilen Sivil Katılım Projesi, Türkiye’de sivil toplum ile kamu arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı liderliğinde; Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü ortaklığında yürütülen proje, sivil toplumun karar alma mekanizmalarına doğrudan katılımını amaçlıyor. Antalya’da 17-18 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen toplantı; Manisa, Çanakkale, Elazığ, Eskişehir, Mersin, Gaziantep ve Trabzon’dan gelen temsilcileri buluşturdu. Yerel yönetimler, akademi ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan "Sivil Katılım Görev Güçleri", hazırlanan iki yıllık eylem planlarının uygulama süreçlerini ve sürdürülebilirlik stratejilerini değerlendirdi. Manisa’dan 12 somut uygulama Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri, Manisa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen 2025 yılı çalışmaları oldu. Manisa heyeti, yerel düzeyde hayata geçirilen ve katılımcı yönetim anlayışını güçlendiren 12 somut uygulamayı paylaştı. Bu kapsamda; kırılgan gruplara yönelik ihtiyaç analizleri ve odak grup toplantıları, gençlerin yerel karar alma süreçlerine entegrasyonu, sürdürülebilirlik odaklı yerel seferberlik faaliyetleri ile vatandaşların doğrudan geri bildirim verebildiği yenilikçi dijital araçlar ve fiziksel iletişim kanalları ön plana çıktı. Manisa modeli, katılımcı yönetim anlayışının somut bir örneği olarak büyük ilgi gördü. Üst düzey katılım AB Türkiye Delegasyonu Temsilcisi Monia Eldjendoubi’nin açılış konuşmasıyla başlayan programda; UNDP, İçişleri Bakanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği temsilcileri, yerel katılım kültürünün yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. Toplantı, kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi, yerelde katılım kültürünün yaygınlaştırılması ve yerel mekanizmaların kalıcı hale getirilmesi yönünde atılan stratejik adımlarla sona erdi.
AK Parti’den, CHP’li Sarı’nın Ramazan etkinlikleri açıklamasına tepki
24 Şubat 2026 Salı - 10:45 AK Parti’den, CHP’li Sarı’nın Ramazan etkinlikleri açıklamasına tepki AK Parti Kütahya Merkez İlçe Başkanı Murat Afşarünal, CHP Kütahya Merkez İlçe Başkanı Zeliha Sarı’nın okullarda planlanan Ramazan etkinliklerine ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi. Başkan Afşarünal, yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kütahya Merkez İlçe Başkanı Sarı’nın değerlendirmelerinin, milletin inancını, kültürünü ve asırlardır yaşattığı değerleri görmezden gelen bir bakış açısını yansıttığını savundu. Afşarünal, "Devlet okulları hiçbir inanç grubuna ayrıcalık tanımamalıdır" şeklindeki ifadelerin Ramazan ayının manevi iklimini hedef aldığını belirterek, bunun bu toprakların ruhunu, mayasını ve toplumsal gerçekliğini inkâr etmek anlamına geldiğini savundu. Açıklamasında Ramazan etkinliklerinin "ayrıcalık" gibi gösterilmesini eleştiren Afşarünal, bu yaklaşımın milletin kahir ekseriyetinin değerlerini yok saymak olduğunu ifade etti. Bu tutumun, milletle aynı dili konuşamayan ve toplumun nabzını tutamayan bir siyaset anlayışının tezahürü olduğunu dile getirdi. Afşarünal ayrıca, milletin geçmişte olduğu gibi bugün de kimin kendi değerleriyle barışık, kimin milletin inancına mesafeli olduğunu gayet iyi bildiğini belirterek, emanetini her seçimde sandıkta gösterdiğini söyledi. Ramazan ayının bu millet için birleştirici, kardeşlik ve paylaşma duygularını pekiştiren bir dönem olduğunu vurgulayan Afşarünal, bundan rahatsız olan anlayışın millet vicdanında karşılık bulmasının mümkün olmadığını kaydetti. Afşarünal açıklamasını, "Rabbim; bu ülkenin birliğini, dirliğini ve manevi değerlerini muhafaza etsin" sözleriyle tamamladı.