Son Dakika
|
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Le Meridien Otel'deki görüntüsü hakkında "karşılaşma" savunması yaptı
Netanyahu’dan BAE’ye gizli ziyaret
Galatasaraylı futbolcu Torreira’ya saldıran şüpheli tutuklandı
Bakan Gürlek: "Ceza infaz sistemimizi insanı merkeze alan yaklaşımla güçlendirmeyi sürdürüyoruz"
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Ateşte tavlanan emek: 45 yıldır kalaycılığı yaşatıyor
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
POLİTİKA
Belçika Savunma Bakanı Francken: "Geri döneceğiz ve bu dönüş 14 yıl sürmeyecek"
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 21:20:56
Belçika Kraliçesi Mathilde ve beraberindeki heyetten oluşan Belçika Ekonomik Misyonu’nun Türkiye ziyareti kapsamında Ankara programında resepsiyon düzenlendi. Resepsiyonda konuşan Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Türkiye’ye son ekonomik misyonun 14 yıl önce düzenlendiğini hatırlatarak, "14 yıl boyunca buraya gelmemiş olmak çok da akıllıca bir fikir ya da karar değildi. Ancak size garanti verebilirim ki geri döneceğiz ve bu dönüş 14 yıl sürmeyecek" dedi. Türkiye ile Belçika arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen Belçika Ekonomik Misyonu çerçevesinde Büyükelçilik Rezidansında resepsiyon düzenlendi. Belçika’nın yeni Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde’nin ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, diplomatik misyon temsilcileri, iş dünyası temsilcileri ve davetliler katıldı. Konuşmasında tarihi büyükelçilik konutuna vurgu yapan Büyükelçi Van de Velde, "Ankara’daki en eski büyükelçilik konutunda savunma sanayilerimizin geleceğini konuşmak için bir araya gelmemizde anlamlı bir taraf var" ifadelerini kullandı. Belçika ile Türkiye arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişe dayandığını belirten Van de Velde, "En güçlü ortaklıklar, tıpkı bu ev gibi, taş taş üzerine inşa edilir ve kalıcı olması için yapılır" diye konuştu. "Savunma sanayi alanında gelişen temaslar, iş birliğinin daha ileri seviyelere taşınmasına imkan sağlamakta" Milli Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet ise Türkiye Cumhuriyeti ile Belçika Krallığı arasındaki dostane ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayan programda bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Türkiye ve Belçika’nın NATO müttefikliği temelinde uzun yıllara dayanan köklü ilişkilere sahip olduğunu vurgulayan Heybet, sözlerine şu şekilde devam etti: "Ortak güvenlik anlayışımız, bölgesel istikrara verdiğimiz önem ve müşterek sorumluluklarımız ülkelerimiz arasındaki iş birliğinin temelini oluşturmaktadır. Son dönemde karşılıklı üst düzey temaslarımız artmıştır. Bu durum savunma ve güvenlik alanındaki diyaloğumuzun daha güçlü bir zemine oturduğunu göstermektedir. Özellikle savunma sanayi alanında gelişen temaslar mevcut iş birliğinin somut projelerle daha ileri seviyelere taşınmasına imkan sağlamaktadır. Ayrıca Brüksel’de 8 Aralık 2025’te düzenlenen Türkiye-Belçika Savunma Sanayi Endüstri Günü, ilişkilerde kurumsal iş birliğinin güçlendiğini göstermiştir. İnanıyorum ki Türkiye ile Belçika arasındaki ilişkiler karşılıklı anlayış ve ortak çıkarlar doğrultusunda daha da gelişecektir. Savunma sanayi alanlarındaki iş birliğimiz yeni fırsatlarla güçlenecektir. Savunma sanayi ve kapasite geliştirme alanında Belçika silahlı kuvvetlerine desteğimizi sunmaya her daim hazırız." "Geri döneceğiz ve bu dönüş 14 yıl sürmeyecek" Belçika Savunma Bakanı Francken, 14 yıl aradan sonra gerçekleştirilen ziyaretin önemli olduğunu ifade ederek, "14 yıl boyunca buraya gelmemiş olmak çok da akıllıca bir fikir ya da karar değildi. Ancak size garanti verebilirim ki geri döneceğiz ve bu dönüş 14 yıl sürmeyecek" diye konuştu. Ziyaret kapsamında yoğun temaslarda bulunduklarını aktaran Francken, İstanbul’da yaklaşık 40 sözleşme imzaladıklarını, Ankara programında da çok sayıda savunma anlaşmasına imza atıldığını söyledi. Savunma, havacılık ve uzay alanlarında düzenlenen program kapsamında beklentilerin üzerinde sonuçlar elde ettiklerini ifade eden Francken, "Savunma, havacılık ve uzay günü düzenleme fikrini ortaya attığımızda bize tek bir sözleşme bile imzalayamayacağımız söylenmişti. Ama bugün 6-7 sözleşme imzaladık" dedi. Belçika hükümetinin girişimcileri ve savunma sanayiini desteklediğini belirten Francken, Türkiye’de savunma sanayiinde faaliyet gösteren girişimci sayısının dikkat çekici olduğunu vurgulayarak, "Türkiye’de savunma sanayiinde 4 bin girişimci olduğunu duydum. Biz yüzler seviyesine ulaşmaya çalışıyoruz, aynı ölçekte değiliz ama arayı kapatıyoruz" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 21:15
Adalet Bakanı Gürlek, Karadeniz Bölgesi milletvekilleriyle bir araya geldi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Karadeniz Bölgesi illerinin milletvekilleri ile istişare toplantısında bir araya geldi. Ankara Hakimevi’nde düzenlenen istişare toplantısında konuşan Bakan Gürlek, uyuşturucu ile mücadelede en ağır cezaların Türkiye’de verildiğini kaydetti. Uyuşturucu ile mücadelede ıslah konusunda önemli çalışmaların olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, "Özellikle uyuşturucudan hüküm alan birisinin dışarı çıkmadan önce denetimli serbestliğe ayrılmadan önce 6 aydan itibaren cezaevinde mutlaka artık ıslaha başlıyor. Bu konuda örnek cezaevi kurduk. Artık burada tedavi olacak, rehabilite olacak, testler verecek. Yani idari gözlem kurulu şartlı salıvermesine karar verecek" dedi. Gençlerin ve çocukların sanal bahis, uyuşturucu, sanal kumar konusunda bir bataklığa düştüğünü ifade eden Bakan Gürlek, "Yani Türkiye’de özellikle sıkıntı, maalesef yasa dışı bahis oynayan bakımdan suç değil. Oynatan, aracılık eden, havale eden, banka hesap gönderen bunlar suç. Ama yasa dışı bahis oynayan suç değil. Bunun suç olması konusunda bir düzenleme çalışması yapıyoruz" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargının hızlandırılması konusunda "hedef süre"nin önemini vurguladı. Bakan Gürlek, hedef sürede hakim ve savcıların dosyalarını bitirememeleri durumunda HSK’nın gereğini yapacağını ifade etti. Adalet Bakanı Akın Gürlek, bölge milletvekilleri ile yapılan istişare toplantılarının faydalı olduğunu belirterek, "Özellikle bölgemizin sorunlarını bizzat sizden dinlemek çok önemli" diye konuştu.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:46
Şanlıurfa ve Samsun’da meydana gelen sel felaketi sonrası vakıflara 30 milyon lira kaynak aktarıldı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Şanlıurfa ve Samsun’da meydana gelen sel felaketinin ardından her iki ilde faaliyet gösteren vakıfları 30 milyon lira kaynak aktarıldığını açıkladı. Bakan Göktaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Şanlıurfa ve Samsun’da meydana gelen sel felaketinden etkilenen vatandaşlarımızın yanındayız. Bu kapsamda, afetten etkilenen vatandaşlarımızın ilk etapta acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, her iki ilimizde faaliyet gösteren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’na (SYDV) 30 milyon lira tutarında kaynak aktardık. SYDV ekiplerimiz; saha incelemesi, hane ziyaretleri ve hasar tespit çalışmalarını ilgili kurumlarla koordine içinde yürütmeye devam ediyor. Psikososyal Destek Ekiplerimiz ile ilk andan itibaren sahadayız. Afetten etkilenen vatandaşlarımıza psikososyal destek hizmeti veriyoruz. Rabbim, ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten korusun" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:38
Genelkurmay Başkanı Bayraktaroğlu, NATO Askeri Komite Başkanı Dragone ile görüştü
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, NATO Askeri Komite Başkanı (CMC) Oramiral Giuseppe Cavo Dragone ile video konferans yöntemiyle görüştü. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve NATO Askeri Komite Başkanı (CMC) Oramiral Giuseppe Cavo Dragone arasında video konferans yöntemiyle görüşme gerçekleştirildi. Görüşmede, bölgesel savunma ve güvenlik konuları görüşüldü.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 10:57
Dikili’de yeni hastane hizmete açıldı
2
12 Mayıs 2026 Salı- 11:34
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
3
12 Mayıs 2026 Salı- 14:30
AK Parti’ye katılacağı iddia edilen Burcu Köksal, AK Parti Genel Merkez binasına geldi
4
12 Mayıs 2026 Salı- 14:55
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
5
12 Mayıs 2026 Salı- 16:34
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Ankara Çıkrıkçılar Yokuşu’ndaki kardeşlerimiz nasıl bizim insanımızsa Berlin’deki, Brüksel’deki vatandaşlarımız da canımızdan birer parçadır."
02 Eylül 2025 Salı - 21:12
Bakan Işıkhan, Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Aliyev ile bir araya geldi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Anar Aliyev’i Türkiye’de ağırladı. Bakan Işıkhan, Ortak Daimi Komisyon 12’nci Toplantısı ve 2026-2027 Eylem Planı İmza Töreni öncesinde Bakan Aliyev ile bir görüşme gerçekleştirdi. Işıkhan, ikili görüşmede Aliyev’in göreve geldikten sonra ilk yurt dışı ikili ziyaretini Türkiye’ye yapmış olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Anar Aliyev’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabule, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da eşlik etti. Ortak Daimi Komisyon 12’nci Toplantısı ve 2026-2027 Eylem Planı İmza Töreni kapsamında Bakanlık Reşat Moralı Toplantı Salonunda bir program düzenlendi. İmza töreninde konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, "Tek Millet, İki Devlet" şeklinde tanımlanan ikili ilişkilerin her geçen gün gelişiyor olmasından büyük mutluluk duyduğunu vurgulayarak, "Sayın Cumhurbaşkanlarımızın imzalamış oldukları Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerimiz "müttefiklik" seviyesine ulaşmıştır. Çalışma Bakanlıkları olarak bu ilişkilere katkı sağlayacak ve ona yeni boyutlar kazandıracak işbirliğimizi geliştirme yönünde ortak bir iradeye sahibiz. Bugün 12’ncisini düzenlediğimiz "Ortak Daimi Komisyon", mevcut İşbirliği Anlaşmamız çerçevesinde 23 yıldır ortak çalışmalarımızı kolaylaştırıyor. Pek çok ülke ile benzer işbirliği yöntemlerimiz bulunsa da gururla ifade edebilirim ki, en köklü ve uzun soluklu "Ortak Daimi Komisyon", Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bu mekanizmadır" diye konuştu. "İlk ziyaret Türkiye’ye" Daha önce gerçekleştirilen işbirliği toplantılarında verimli temaslarda bulunduklarının altını çizen Bakan Işıkhan, "Kıymetli Kardeşim Sayın Aliyev, o dönemde Bakan Yardımcısı olarak katkılarını sunmuştu. Şimdi ise Bakan olarak ilk yurt dışı ikili ziyaretini, ikili ilişkilerimize yakışır bir şekilde, Türkiye’ye gerçekleştiriyor. Bakü’de gerçekleştirdiğimiz 11’inci Ortak Daimi Komisyon Toplantısında kararlaştırılan otuz maddelik 2024-2025 Eylem Planı, büyük ölçüde tamamlanmıştır. Bu durum, somut işbirliğimizin ne kadar verimli ilerlediğinin göstergesidir" dedi. "Protokol işbirliğini derinleştirecek" 12’nci Ortak Daimi Komisyon Toplantı’sının mevcut işbirliğinin derinleşmesine katkı sağlayacağını belirten Işıkhan, "Kıymetli kardeşimle imza altına alacağımız Toplantı Protokolü ve eki Eylem Planı ile çalışma hayatı, istihdam hizmetleri, sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, rehberlik ve teftiş gibi önemli alanlarda önümüzdeki dönemde Bakanlıklarımız arasında gerçekleştirilecek işbirliğimiz daha somut hale getirilecektir" ifadelerini kullandı. "Karşılıklı yatırım ve istihdam genişletiliyor" Karşılıklı olarak; yatırımların yaklaşık 38 milyar Doları bulduğunu belirten Bakan Işıkhan, "Vatandaşlarımıza nitelikli istihdam olanaklarını da genişletiyoruz. Bakanlıklarımız arasında yakın ilişkilerin geliştirilmesine de büyük bir önem veriyoruz. Pek çok uluslararası platformda birlikte hareket ediyoruz. Bu kapsamda Bakü’de kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı Çalışma Merkezi’nin faaliyete geçmiş olmasını çok önemli bulduğumuzu ifade etmek isterim. Geçtiğimiz yıl Ekim ayında Ankara’da, "Türk Devletlerinde Çalışma Hayatı ve Sosyal Koruma Konferansı"nı gerçekleştirmiştik. Bu işbirliğimizin devamı niteliğindeki Türk Devletleri Teşkilatı Çalışma Bakanları Toplantısına Azerbaycan’ın Aralık ayında ev sahipliği yapacak olmasından büyük bir mutluluk duyuyoruz" dedi. "OECD Beceriler zirvesine özel davet" Bakan Işıkhan, "Öte yandan, OECD ile işbirliğinde 27-28 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenleyeceğimiz "OECD Beceriler Zirvesi"ne Azerbaycan’ın özel davetlimiz olarak katılacağını bildirmekten şeref duyuyorum. Her alanda olduğu gibi çalışma, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarında da tecrübe ve birikimlerimizin paylaşılmasını çok değerli buluyorum" diye konuştu. Protokol kapsamında teknik ekiplerin hazırladıkları Eylem Planı’nın somut çalışmalar içerecek olmasının işbirliğinin daha da derinleşmesine katkı sağlayacağına vurgu yapan Işıkhan protokolün hayırlı olmasını dileyerek, "Bakanlar olarak bizler de çalışmaların uygulanmasını sıkı bir şekilde takip edeceğiz. Bu süreçleri sorunsuz bir şekilde yürüttüğümüz Azerbaycanlı muhataplarımıza ve teknik ekiplerimize teşekkür etmek istiyorum. İmzalayacağımız protokolün hayırlara vesile olmasını diliyorum" şeklinde konuştu. Konuşmalarının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ve Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Anar Aliyev, Ortak Daimi Komisyon 12’nci Toplantısı ve 2026-2027 Eylem Planını imzaladı. (ME
02 Eylül 2025 Salı - 21:03
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten CHP’nin İstanbul Kongresi’nin iptaline ilişkin açıklama
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP’nin İstanbul Kongresi’nin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından iptal edilmesine ilişkin "CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından kayyum olarak değil koyulmuş yani yargı süreci devam ediyor" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışta iç ve dış politikanın yanı sıra Çin seyahatine dair değerlendirmeler yaptığını söyledi. MYK’nın birinci gündemin her zaman olduğu gibi Netanyahu hükümetinin her geçen gün daha fazla katliam yaparak Gazze’deki soykırımı devam ettirmesi olduğunu belirten Çelik "Dünyanın gözü önünde Gazze’nin işgal edilmesine dair talimatlar verildiği ve buna göre hareket planları hazırlandığı açık bir şekilde ifade ediliyor. Bu doğrusunu söylemek gerekirse Nazilerin yaptığı cinayetleri bile geride bırakacak, insanlık tarihinin en hunharca, en barbarca katliam siyasetinin, soykırımın bir örneğidir. Bunu gerçekleştirenlerin eninde sonunda bir insanlık mahkemesinde yargılanması, insan haysiyetinin, insan onurunun ve insanlık adına var olan bütün değerlerin gereğidir" diye konuştu. "ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesi son derece yanlış olmuştur" Bütün dünyada Filistin’in tanınması yönünde çok anlamlı, çok değerli bir hareketlilik de olduğunu aktaran Çelik, "Tam bu hareketlilik karşısında ise ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesi son derece yanlış olmuştur. Birleşmiş Milletler gibi meşru otoriterlerin, devletlerin sesini duyuracağı bir platformun işlevsizleşmesi ve zemininin kaybolması anlamına gelmektedir bu. Dolayısıyla gerek Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın gerek diğer yetkililerin vizelerinin iptal edilmesi adaletsiz ve hakkaniyetsiz bir karardır. Bu uluslararası hukuk, meşru zeminler, Birleşmiş Milletler zemininde artık zaten büyük oranda yıpranmış olan objektif yaklaşımların, görülmeyen objektif yaklaşımların, tamamen berhava olduğunu, tek taraflı olarak bir takım işlemlerin yapıldığını göstermektedir. Bu karardan geri dönülmesi gerekir. Çünkü Filistinlilerin sesinin duyurulması, her meselede olduğu gibi Filistin meselesinde de saldırıya uğrayanların, soykırıma maruz kalanların sesinin duyulması meselenin doğası, hakkaniyetin ve adaletin gereğidir. Tabii bu olmadığı takdirde, vizelerin iptali ile ilgili karar düzeltilmediği takdirde, orada pek çok devlet başkanı, hükümet başkanı Filistin’in sesi olacaktır. Kuşkusuz bu konuda, Filistin’in gür sesi olma konusunda en gür ses Sayın Cumhurbaşkanımızdan çıkacaktır" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bütün konuşmalarında, Filistin davasını en yüksek sesle haykırdığına dikkat çeken Çelik, "Dolayısıyla bu sene de Cumhurbaşkanımızın konuşması başta olmak üzere, pek çok liderin konuşmasıyla birlikte Filistin davası Gazze’de Netanyahu hükümetinin gerçekleştirdiği soykırım Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na damgasını vuracaktır. Bu artık devletlerin meselesi olmayı çoktan aşmıştır. Bu bir katliam şebekesiyle insanlık ittifakı arasında bir meseledir. İnsanlık ittifakı eninde sonunda değerlerin kazanımı, medeniyetin kazanımlarının korunması için bu katliam şebekesini yenmek zorundadır. Dolayısıyla hep beraber Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistinli yetkililere izin verilmese bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın, Filistin’in en gür sesi olarak Birleşmiş Milletler’de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz, değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar" 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı içinde barındıran Zafer Haftası kapsamında birçok önemli gelişmenin de yaşandığını aktaran Çelik sözlerini şu şekilde sürdürdü: "En önemlilerinin başında Çelik Kubbe ile ilgili geldiğimiz nokta söz konusu oldu. Bütün dünyada yankılandığı gibi ülkemizin savunması açısından da son derece önemli bir eşik geçilmiş oldu. Görüldüğü gibi geçmişte sıradan bir tabanca almak için başvurduğumuzda bize bunları bile vermeyenler, ambargo uygulayanlar bugün Türkiye’nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar. Tabii bizim savunma sanayimiz kimse için bir tehdit değil. Kendi milli güvenliğimiz için bunu gerçekleştiriyoruz, bu başarılara imza atıyoruz. Geldiğimiz noktada, dünyanın barbarlık tarafından teslim alınmaya çalışıldığı ve Türkiye’nin etrafında neredeyse dünyadaki çatışmaların yüzde 70’e yakınının gerçekleştiği bir ortamda ve büyük potansiyel krizlerin var olduğu bir ortamda, savunma sanayimizin geldiği nokta tabii ki gurur vericidir. Bu bakımdan Çelik Kubbenin dünyada bu kadar yankılanması, herkesin aslında bütün bu meseleleri hem okumakta hem de bunlara karşı savunma sanayi açısından somut tedbir almakta çok geç kaldıklarını itiraf ettiği bir noktada Türkiye’nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonunun Türkiye’yi içinde tuttuğu hattın ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülmektedir." "Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir" Bazı komşu ülkelerin, Türkiye’nin yerli entegre hava savunma sistemi Çelik Kubbe’ye dair endişeli açıklamalarına ilişkin Çelik, "Tabii bazı komşu ülkeler, Türkiye’nin Çelik Kubbe’de attığı imzanın kendileri için tehdit oluşturduğunu söylüyor. Onlara bir kere daha ifade ediyoruz. Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir. Türkiye’nin gücü barışın teminatıdır. Ama Ege’de, Akdeniz’de, başka yerlerde hiç kimsenin yanlış işler peşinde koşmaması lazım. Meseleleri masada, müzakereyle, diplomasiyle halletmemiz lazım. Bu işlerin sahaya kalmaması lazım. Dünyanın zaten büyük streslerle yüklü olduğu, büyük fay hatlarının tetiklendiği bir dönemde daha fazla strese ve fay hattının tetiklenmesine gerek yok. Onun için biz komşularımızla barış içerisinde ve ’herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir, herkesin refahı bizim refahımızdır’ ilkesiyle hareket ediyoruz. Kimsenin güvenliğinde bir zaafa düşmesini, kimsenin refahtan mahrum kalmasını arzu etmiyoruz. Topyekun bir barış, topyekun bir refah peşinde koşuyoruz" dedi. Mavi Vatan vurgusunun ve bu konuda atılan adımların son derece önemli olduğunun altını çizen Çelik, "Bu sene TEKNOFEST gençliğini Mavi Vatanla buluşturan TEKNOFEST Mavi Vatan’ın hayata geçirilmesi de bu konudaki gelişmelerin gün yüzüne çıkması, gençlerimizin bu alandaki çalışmalarının teşvik edilmesi bakımından son derece önemlidir. Milli Savunma Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’yla birlikte TEKNOFEST’in bu sene Deniz Kuvvetlerimizle birlikte böylesine kapsamlı bir şekilde yapılmış olması, aslında Türkiye’nin Mavi Vatan vurgusu ve Mavi Vatan’ın geleceğine dönük olarak etrafımızdaki denizlerde oluşan kaynamalara karşı, daha büyük meydan okumalara karşı hazırlıkları açısında da son derece önemlidir. Burada gençlerin yaptığı çalışmalar, orada ortaya konulan icatlar, kazanımlar geleceğe denizlerde de damga vuracağımızı göstermesi bakımından önemlidir. Tabii sık sık kahraman Silahlı Kuvvetlerimize gerek devlet kurumlarımız tarafından, savunma sanayi kurumlarımız tarafından, gerek diğer alanlarda bu teslimatların yapılması, bunların birleşik ve entegre bir şekilde gündeme gelmesi, önümüzdeki dönemin önümüze gelecek meydan okumaları açısından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır" açıklamalarında bulundu. Terörsüz Türkiye sürecine değinen Çelik, "Biliyorsunuz Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet başkanı olarak koyduğu iradeyle Cumhur İttifakı bu konuda yekpare bir şekilde bu konuyu sonuca ulaştırmaya kararlı olduğunu süreci başlatan taraf olarak da ifade etmiştir. Cumhur İttifakı’nın buradaki duruşu net bir şekilde bütün gelişmelerle bir şekilde doğrulanıyor. Ne kadar kıymetli olduğu görülüyor. Cumhur İttifakı’nın yanı sıra tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle birlikte bu süreçle ilgili olarak aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. Yine burada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin PKK terör örgütünün fesih ve silah bırakmasıyla ilgili yol haritası oluşturması ve dayanak oluşturması, yasal dayanak oluşturmasıyla ilgili bir komisyonun kurulmuş olması Yüce Meclis’in buraya katılan partilerle birlikte siyasi partilerin desteğini de alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektedir. Tabii komisyon vesilesiyle komisyonun asıl odağının PKK’nın fesih ve silah bırakması olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bunun dışında başka konuların öne çıkarılmaya çalışılması PKK’nın fesih ve silah bırakılması gündeminin perdelenmesi, örtülmesi ya da aksatılmasına dönük bir takım gündemler ve ajandalar olarak gündeme gelmektedir. O daha bu işin tabii ki silah bırakma ve fesih sürecinin gerçekleşmesidir" açıklamalarında bulundu. PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, bütün illegal yapılarıyla, bütün finans odaklarıyla ve propaganda merkezleriyle bu Terörsüz Türkiye ve aynı zamanda Terörsüz Bölge sürecine uygun olarak yapılan çağrılar çerçevesinde silah bırakması ve kendisini feshetmesi gerekir" sözlerini kullanan Çelik, "Bunun dışında herhangi bir şekilde bu odağın kaybına yol açacak davranışların aslında terörsüz Türkiye söylemini kullanmakla birlikte bu süreci akamete uğratacak davranışlar ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MYK’nın açılış konuşmalarında Terörsüz Türkiye konusunda bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini bazılarının odak kaybı yaşadığını ve bu gündemlerin doğru olmadığını ve bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini ifade ettiğini söyleyen Çelik, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin yaptığı açıklamalarının hem komisyonla ilgili hem Suriye’yle ilgili son derece önemli olduğunu vurguladı. "Terörsüz Türkiye’yle Terörsüz Bölge sürecini birbirinden ayırmaya çalışmak sağlıklı bir yaklaşım değildir" Terörsüz Türkiye derken PKK’nın şu adresi ya da bu adresinin değil bütün adreslerinin, şube legal ve illegal yapılanmalarının tamamını fesih edilmesi gerektiğini ve silah bırakmasının daha bu sürecin başında ifade ettiklerini hatırlatan Çelik, "Bunun dışındaki yaklaşımlar olursa Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge sürecine zarar verir. Terörsüz Türkiye süreciyle Terörsüz Bölge süreci iki ayrı süreç değildir, bunlar entegre süreçlerdir. Çünkü bunlar ülkemize dönük terör tehdidi topraklarımızın içinde gerçekleştiği gibi asıl merkezleri topraklarımızın dışındaki ülkelerdir. O ülkelerde ki otoriteler bunu bu tehdidi bertaraf edecek bir irade ortaya koymayınca Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler şartının kendisine verdiği yetki çerçevesinde bu terörle mücadelesine uluslararası hukuka uygun olarak sürdürmüştür. Dolayısıyla Terörsüz Türkiye’yle Terörsüz Bölge sürecini birbirinden ayırmaya çalışmak sağlıklı bir yaklaşım değildir" değerlendirmelerinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Yüzünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır" sözlerine dikkat çeken Çelik, "Silah bırakmaktan kaçınmak, Suriye’deki merkezi yapıyı sabote edecek davranışlar içerisine girmek ve Türkiye’deki Terörsüz Türkiye sürecinden ve Terörsüz bölge sürecinden kendisini ayrıştırmak kendisine başka bir pozisyon belirlemek bununla birlikte silahlanmak şeklindeki davranışların bütün bu sürece karşı davranışlar olarak kodlanması gerektiğini değerlendiriyoruz" dedi. Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamaların son derece önemli olduğuna dikkat çeken Çelik, " Şimdi burada bunları söylediğimiz zaman birileri tutuyor. İşte diyor ki Kürtlerin kazanımlarına karşı bir şeyler söylüyorsunuz. Hayır. Hiçbir terör örgütünün varlığı ya da hiçbir terör örgütünün birileri tarafından desteklenmesi Kürtlerin kazanımı değildir. Türklerin kazanımı değildir. Arapların kazanımı değildir. Sünnilerin kazanımı değildir. Alevilerin kazanımı değildir. Dürzilerin, Nusayrilerin, Şiilerin hiç kimsenin kazanımı değildir. Hiç kimse herhangi bir terör örgütünün varlığını ya da birileriyle iş tutmasını kendi kimliğinin kendi aidiyetinin, kendi mensubiyetinin kendi siyasal kimliğinin, etnik kimliğinin, mezhebi kimliğinin kazanımı olarak görmemelidir. Terörün kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. Aslında herhangi bir terör örgütü ben şu mezhepten gruplar ya da bu etnik gruptan gruplar adına onların hakları adına savaşıyorum dediğinde mücadele ediyorum dediğinde aslında bunu binlerce kere Orta Doğu’da gördük. Bunların hepsi bir takım emperyalist planların bugün bunun yerini bir takım siyonist planlar almıştır. Onların taşeronu olarak hareket etmek anlamına gelir. Biz terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sonuca erdirmekte, bunu hedeflerine ulaştırmakta kararlıyız. Buna dönük olarak bir takım devletlerin örtülü operasyonlarını görüyoruz. Silah bırakması gerekenlerin bir takım zikzak açıklamalarının arkasındaki organizasyonları görüyoruz. Onun için bir kere daha ifade ediyoruz. Hem ülkemizin kazanımı için ülkemizdeki herkesin kazanımı için. Hem de bölgemizdeki yakın bölgemizdeki Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin, Nusayrilerin, Dürzilerin, Yezidilerin, herkesin kazanımı için terör örgütlerinin silah bırakması ve terör gündeminin ortadan kalkması gerekir. Biz bunu net bir şekilde büyük bir Türkiye içerisinde demokrasiyle Türkiye’nin içerisinde bir takım reformlarla büyük yollar aldık. Büyük mesafeler kat ettik. Yıllar içerisinde. Dolayısıyla hak ve özgürlükler konusundaki eksikliklerin giderilmesi süreci her zaman dinamik bir süreçtir. Ama bu süreçlerin terör örgütlerinin meşruiyet kazanması ya da bir takım arkasındaki organizasyonları net şekilde gördüğümüz bir takım bölgedeki hareketliliklerin kendisine yerleşik alan bulması şeklinde ajandalara sahip olmaması gerekir" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ülkesidir" Terörsüz Türkiye sürecinde vatandaşların müsterih olmasını gerektiğini belirten Çelik, "En baştan itibaren söyledik. Bu meselelere bakışımız Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ülkesidir. Bunlardan taviz yoktur. Bunlarla ilgili bir pazarlık yoktur. Bunlarla ilgili bir müzakere yoktur. Devletin nitelikleriyle ilgili ve milletin değerleriyle ilgili herhangi bir pazarlık söz konusu değildir. Aynı şekilde biz komşumuz Suriye’nin egemen bir devlet olarak toprak bütünlüğüne sahip tek tek ülke tek Suriye ve tek ordu temelinde geleceğe bakmasının şimdiye kadar ki yaşanmış deneyimler çerçevesinde en doğrusu olduğunu düşünüyoruz. Hem bu Suriye kardeş Suriye halkı için hem kardeş Suriye devleti için. Hem Türkiye’nin milli güvenliği için en doğru yol haritasıdır. Bunun dışına çıkan yaklaşımların bizim tarafımızdan tabii ki olumlu görünmesi herhangi bir şekilde söz konusu olmayacaktır. Mümkün değildir" dedi. SORU CEVAP "Türkiye Yüzyılı" buluşmaları kapsamında yapılan anketler ve o anketlerde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin toplumdaki bakış açısı ve tablonun sorulması üzerine Çelik, "Biz vatandaşlarımızla buluşuyoruz, vatandaşlarımızın tabii ki soruları oluyor cevap vermekle mükellefiz. Kaygıları oluyor. Vatandaşlarımızın soruları oluyor, kaygıları oluyor, vatandaşlarımızın eleştirileri oluyor, geleceğe dönük uyarları oluyor. Hepsini not ediyoruz, başımızın üstünde yeri var. Çünkü memleketin sahibi ve bütün bu süreçlerin sahibi millettir. Ve gittiğimiz yerlerde bu sorulara tabii ki açık yüreklilikle cevap veriyoruz. Her yerde veriyoruz. Kameraların önünde de veriyoruz. Ama aynı zamanda vatandaşlarımızın Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Bahçeli’ye dönük yüksek güvenlerini de görüyoruz. Onların yanlış yapmayacağını, devlet ve millet aleyhine herhangi bir işe izin vermeyeceğini net bir şekilde vatandaşlarımızın vurguladıklarını da görüyoruz. Bu süreçler doğası gereği işin içinde siyasetin olduğu, devlet kurumlarının çalıştığı, sahada bir sürü gelişmenin olduğu süreçler. Tabii ki bir takım başka devletlerin sabotajlarına da dikkat etmek gerekiyor. Geçmişte de bu tecrübeleri yaşadık. Bu açılardan baktığımızda biz çok yönlü, çok kapsamlı, iyi çalışılmış, tarihi dersleri çıkarılmış, bundan sonrası nereye gitmesi gerektiği konusunda kafamızın berrak olduğu, hem askeri boyutunun, hem istihbari boyutunun, hem siyasi boyutunun, hem toplumsal boyutunun çok yönlü olarak ele alındığı bir süreçtir" şeklinde cevap verdi. Bir gazetecinin, PYD yöneticisi Salih Müslimin "Yeni Suriye hükümeti Ademi merkeziyetçilik reddedilirse bağımsızlık talep etmek zorunda kalacağız" açıklamasına ilişkin Çelik şu şekilde cevap verdi: "Yakın zamanda PYD yöneticisi Salih Müslüm’ün bahsettiği açıklamasını gördüm. Önceki açıklamalarıyla birleşik bir açıklama. Biz dediğimiz gibi Şam’daki merkezi hükümetle çatışma şeklindeki bir tutumun terörsüz bölge’ sürecine karşı bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz. Aynı şekilde PYD’nin SDG’nin silah bırakmasına yani Suriye PKK’sının silah bırakmasını engellemeye çalışanların bu terörsüz bölge ve ’Terörsüz Türkiye’ sürecine karşı bu gün sayın Bahçeli’nin açıklamasında da var, bu işi geciktirmeye, zamana oynamaya ve sulandırmaya dönük bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. Tabi o açıklamada zaman zaman biliyorsunuz bu teröre destek verenler bir takım meşru kavramları tüketim malzemesi olarak kullanırlar. Aslında Ademi Merkeziyetçilik diye bahsettiği şey bir Ademi Merkeziyetçilik değil. Ademi Merkeziyetçilik dediğinin fiili karşılığını ne olduğunu bilecek milli güvenlik bilincine sahibiz. Onun Ademi Merkeziyetçilik dediği şey bizim açımızdan terör devletçiğidir. Dolayısıyla terör devletçilerine müsaade etmeyeceğimizi geçmişte Cumhurbaşkanımız bir gece ansızın gelebiliriz mottosuyla ifade etmişti. Biz bir devlet politikası olarak ve bütün siyasi partilerin katılımıyla yüce mecliste kurulmuş bir komisyonla bu sürecin ’Terörsüz Bölge’ ve ’Terörsüz Türkiye’ sürecinin hedefine ulaşması için bu gayreti gösteriyoruz." "Terörsüz Türkiye" sürecini sabote etmek isteyen bazı devletler olduğunu gördüklerini ifade eden AK Parti Sözcüsü Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Özellikle siyonist soykırımcılık bu süreci sabote etmek istiyor. Birisi çıkıp da burada ben Ademi Merkeziyetçilik falan diyerekten esasında altyazısında terör devletçiği olan bir yaklaşım ortaya koyarsa biz bunun ne olduğunu görecek tecrübeye sahibiz. Üzerinde çok düşünmemize bile gerek yok. Bir saniye içerisinde bunu teşhis ederiz. Onun için bizim bu uyarları yaptığımız zaman birileri tutup bir abrakadabra yapıyor ya da siyasi manipülasyon yapıyor kürtlerin kazanımları tehdit ediliyor diye herhangi bir terör örgütünün kazanımı kürtlerin kazanımı değildir. Birisi PKK’nın kazanımından bahsediyorsa birisi SDG’nin kazanımından bahsediyorsa bunun bir başkasının DAEŞ’ın kazanımından bahsetmesinden bir farkı yoktur. Dolayısıyla esas mesele terörden kurtulmaktır. Burada da herhangi bir terör örgütünün mazur görmeye ona kadar mazeret üretmeye dönük yaklaşımlar doğru yaklaşımlar değildir. Nitekim bazı devletler adına konuşanların da üslup değiştirdiğini görüyoruz. Geçmişte tek Suriye’yi savunurken bugün federasyonun bir tık altı diye melez bazı ifadeler kullanıyorlar. Bunların hepsi yanlış ifadelerdir. Bunlar Suriye’nin kuzeydoğusunda SDG aşağıda bir takım ayrılıkçı Dürziler ki Dürzilerin genelini temsil etmiyor. Batı tarafında da yine arkasında başka organizasyonlar olan Suriye’deki Alevi kardeşlerimiz Nusayri kardeşlerimiz adına hareket ettiğini söyleyen bir takım başka odaklar Suriye’de bir kaos stratejisinin peşinde koşuyorlar. Bunu net bir şekilde görüyoruz." CHP’nin İstanbul Kongresi’nin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından iptal edilmesine ilişkin Çelik, şunları söyledi: "Bunu herhangi bir şekilde değerlendirmedik. Nihayetinde mahkeme ile ilgili bir süreç orada sadece bazı yayınlarda kayyum atandı falan deniyor. Halbuki yerli süreci gördüğümüz kadarıyla devam ediyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme ve daha önceki bir CHP il yönetimini tekrar atamış. Bir öncekinde siyasi yasaklık durumu olduğu içindir belki o. Onu mahkemenin nasıl takdir ettiğini bilemiyorum ama bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey. Biz siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir. O bakımdan onunla ilgili herhangi bir detay değerlendirme yapmamız doğru değil ama görüldüğü kadarıyla CHP yönetimi alınmış ve daha önceki bir CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından kayyum olarak değil koyulmuş yani yargı süreci devam ediyor. İtiraz süreci, devam ediyor biz de onu takip ediyoruz."(MKM-
02 Eylül 2025 Salı - 20:25
CHP MYK olağanüstü toplantısı sona erdi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) olağanüstü toplantısı sona erdi. CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptali için açılan davada CHP İl Başkanı Özgür Çelik’in görevinden uzaklaştırma kararının alınmasının ardından, CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında MYK toplantısı gerçekleştirildi. Genel merkez binasında gerçekleştirilen toplantı yaklaşık 1 saat 45 dakika sürdü. Edinilen bilgilere göre, toplantıda kararın ardından partinin izleyeceği yeni yol haritası görüşüldü.
02 Eylül 2025 Salı - 20:04
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Terör devletciklerine müsaade etmeyeceğimizi Cumhurbaşkanımız ’Bir gece ansızın gelebiliriz’ mottosuyla ifade etmişti"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu Toplantısı sonrası gündeme soruları cevapladı.
02 Eylül 2025 Salı - 19:43
AK Parti Sözcüsü Çelik: "(CHP İstanbul İl Kongresinin iptali hakkında) MYK’da değerlendirmedik, mahkemeye ait süreç."
AK Parti Sözcüsü Çelik: "(CHP İstanbul İl Kongresinin iptali hakkında) MYK’da değerlendirmedik, mahkemeye ait süreç."
02 Eylül 2025 Salı - 19:02
Bakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Abdurrahman Al Sani ile görüştü
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanlığı’nın kaynaklarından alınan bilgilere göre, Dışişleri Bakanı Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Abdurrahman Al Sani telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Filistin Devleti’nin daha fazla ülke tarafından tanınması amacıyla yürütülen ortak çalışmalar konusunda görüş alışverişinde bulunuldu. Gazze’de ateşkes sağlanması amacıyla yürütülen müzakerelerdeki son durum ele alındı.
02 Eylül 2025 Salı - 19:01
Bakan Fidan, Suudi Arabistanlı mevkidaşı Faysal ile görüştü
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile telefonda görüştü. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Filistin Devleti’nin tanınması amacıyla 22 Eylül’de New York’ta yapılacak olan toplantının hazırlıkları ve Gazze’ye insani yardım iletilmesi için sürdürülen çalışmalar değerlendirildi.
02 Eylül 2025 Salı - 18:44
AK Parti MYK başladı
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. AK Parti MYK, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde saat 18.16’da başladı.
02 Eylül 2025 Salı - 18:16
MHP lideri Bahçeli: "Ankara ile Şam’ın ortak iradesiyle askeri müdahalenin kaçınılmaz hale geleceği herkesçe bilinmelidir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "SDG/YPG’nin Suriye yönetimi ile 10 Mart tarihinde imzaladığı mutabakat zaptına riayet ve gereğini harfiyen yapması, aksi halde Ankara ile Şam’ın ortak iradesiyle askeri müdahalenin kaçınılmaz hale geleceği herkesçe bilinmelidir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli yazılı açıklamasında, Suriye yönetimi ile SDG/YPG arasında imzalanan mutabakat zaptını gereğinin yapılmasına, aksi halde Türkiye’den askeri müdahalenin kaçınılmaz olduğuna işret etti. Ayrıca, Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan ‘Kurultay Davası’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhur İttifakı’nın milli ve manevi değerlerin, ahlaki, tarihi ve milli sorumluluğun izinde olduğunu dile getiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Türkiye’mizin temel sorun alanlarına kararlılıkla müdahale edilmektedir. Yıllara sari kronik ve kumanda edilen sorunların böyle gelse de böyle gitmeyeceği, daha doğrusu gidemeyeceği artık gün gibi meydandadır. Yeni dünyanın Türk yorumu Türkiye Yüzyılı olarak formüle edilmiştir. Devrin Türk milletinin devri olduğu netleşmiştir. Bu devir aynısıyla barış devri, kardeşlik devri, istikrar ve huzur devri olarak sivrilecektir. Kökeni, yöresi ve anasının dili ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan bütün kardeşlerimiz eşit, hakkaniyetli ve onurlu bir beraberliğin, aynı şekilde muhabbet ve mehabetle bezenmiş kucaklaşma hissiyatının ikamesi ve inkarı asla düşünülmeyecek beşeri cevheri olmuşlardır. Türk ile Kürt arasındaki sarsılamaz, sorgulanamaz, sulandırılamaz birliğe ve bütünlüğe gölge düşürmeye, leke sürmeye, nifak saçmaya teşebbüs ve tevessül edenlerin tezgahı bozulmuştur. Milli irade muazzam bir destek ve sahiplenmeyle ‘Terörsüz Türkiye’nin arkasında yerini ve tartışmaya kapalı pozisyonunu almıştır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ çalışmalarına devam etmektedir" ifadelerini kullandı. "SDG/YPG bu çağrıdan muaf ve istisna değildir" PKK terör örgütünün kongresini toplayarak fesih işlemini tamamlamasının, bir grup PKK terör örgütü üyesinin de 11 Temmuz’da silahlarını yakması temkinli iyimserliği güçlendirdiğini aktaran Bahçeli, "O günden bugüne bir durgunluğun, bir ayak sürümenin, zamana karşı oynamanın, ısrarla top çevirmenin kimi hallerde telaşı kimi hallerde de kurnazlığı gözlerden kaçmamıştır. Lağvedilen PKK terör örgüne mensup terörist unsurlarının kademe kademe SDG/YPG’ye katılıp katılmadığı henüz tam berraklaşmayan bir muamma olarak önümüzdedir. 27 Şubat tarihinde PKK’nın kurucu önderi tarafından yapılan ’Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı bölücü terör örgütünün bütün bileşenleri için bağlayıcı mahiyettedir. SDG/YPG bu çağrıdan muaf ve istisna değildir. Bölücü terör örgütü türevlerinin bütünüyle önderleri nezdinde sadakat ve samimiyet testinden geçtiği, Siyonist alçaklığın mı yoksa İmralı’nın mı belirleyeceği olacağı yakında iyice anlaşılacaktır. PKK’nın ve PKK’lı teröristlerin önderi konumundaki İmralı’ya SDG/YPG’nin aynısıyla bağlılık göstermesi, 27 Şubat açıklamasına uygun davranış ve tavır içinde bulunması herkesin çıkarına olduğu kadar terörsüz geleceğe ve bölgesel huzura da azami düzeyde katkı sağlayacaktır" dedi. YPG’li teröristbaşı Mazlum Abdi’nin, Almanya’da düzenlenen "Rojavalı Gençler Ulusal Konferansı"na gönderdiği video mesajında, Suriye’nin kuzeydoğusunda yürürlükte olan ateşkesin devam etmeyebileceği, çatışmaların başlama ihtimalini dile getirmesine ilişkin Bahçeli, hain niyet ve eylemsel heveslerin tetikte beklediğine işaret etti. "Suriye için teklifi yapılan ‘Federasyonun bir tık altı’ beyanatları maskeli bölünme ve bölücülük önerisidir" ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın 10 Temmuz 2025 tarihinde, "Hepimizin uzlaşması ve şu sonuca varması gerekiyor: Tek millet, tek halk, tek ordu, tek Suriye" açıklamasından bir gün sonra, "SDG’ye bağımsız devlet kurma borcumuz yok. SDG dediğimiz YPG’dir. YPG, PKK’nın bir türevidir. Suriye şunu savunuyor; federal bir sistemle Suriye olamaz" değerlendirmelerini anımsatan Bahçeli, "30 Ağustos tarihinde Barrack’ın, ‘PKK, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıştır. ABD de PKK’yı yabancı bir terör örgütü ilan etmiştir. Ancak artık PKK ile ilişkili olmayan başka bir örgüt var, SDG ve YPG. Bunlar IŞİD karşıtı savaşta bizim müttefiklerimiz oldu. Onların kökeni PKK’ya dayanıyordu’ sözleri bir o kadar sakıncalı ve sakattır. Maalesef ABD-İsrail konsorsiyumu Suriye’de kanlı bir iç savaş ve ayrışmanın temelini günbegün kazmaktadır. Soykırımcı İsrail örtülü operasyonlarla, silahlı ve zora dayalı şekilde Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğüne alenen kastetmektedir. Bu durum sadece Suriye için değil Türkiye’yi de çok sıcak ve birebir ilgilendiren aşırı güvenlik tehdididir. Aynı zamanda ’Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge’ hedeflerini bozma ve bitirme gayesiyle ilişkili mütecaviz hamlelerin sert adımlardır. Türkiye’nin Suriye politikası şeffaf ve açıktır. Bu ülkenin siyasi ve toprak bütünlüğüyle üniter yapısı vazgeçilmez politik tasavvur ve tercihimizdir. Suriye için teklifi yapılan ‘Federasyonun bir tık altı’ beyanatları maskeli bölünme ve bölücülük önerisidir. SDG/YPG’nin sürekli yeni dayatmalarla gündemi meşgul etmesi, özerklikten bağımsızlığa varıncaya kadar sıralı talep listelerini paylaşması, nitekim ABD-İsrail’in oyuncağına dönüşmesi vahim bir karmaşanın ön habercisidir" ifadelerine yer verdi. "Ankara ile Şam’ın ortak iradesiyle askeri müdahalenin kaçınılmaz hale geleceği herkesçe bilinmelidir" Türkiye’nin bölgede oldubittilere müsaade etmeyecek güç, caydırıcılık, kabiliyet ve yeteneğe sahip olduğunu vurgulayan Bahçeli, "SDG/YPG’nin Suriye yönetimi ile 10 Mart tarihinde imzaladığı mutabakat zaptına riayet ve gereğini harfiyen yapması, aksi halde Ankara ile Şam’ın ortak iradesiyle askeri müdahalenin kaçınılmaz hale geleceği herkesçe bilinmelidir. Sözün yapamadığını yeri gelirse nice kahramanlık sahneleri başaracaktır. ‘Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge’ hedefi tarihin, kardeşlik hukukunun, kader ortaklığının, hiç kuşkusuz üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyanın diriliş ve toparlanış kararıdır. Bu kararı tahrip etmeye, temelinden dinamitlemeye kalkışanlar buna pişman edilecektir. Kürt kardeşlerim oynanan oyunun bilincindedir. Üstelik hiçbir Kürt kardeşim Siyonizm’in avucuna düşmeyecek, soykırımcıların telkin ve göz boyayan vahşi hesaplarına kurban verilmeyecektir. Suriye’de yaşayan Türkmenler, Kürtler, Araplar ve diğer unsurlar kardeşimizdir ve kurulan tuzaklar el birliğiyle kırılıp atılacaktır" dedi. "CHP havlu atmış, mefluç hale gelmiş, ipe un sermiş, siyasi komaya girmiştir" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sinop’ta Roketsan’ın füze denemelerine ilişkin açıklamada bulunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye, milli savunma sanayinde dev adımları azimle atmayı sürdürecektir. Aziz Atatürk’ü anladığını zanneden, ancak baştan ayağa yanlış anlayan bu şahsın Milli Mücadele yıllarında vatanımıza musallat olan müstevli emellerinden hiçbir farkı olmadığı ibret verici düzeyde karşımızdadır. CHP havlu atmış, mefluç hale gelmiş, ipe un sermiş, siyasi komaya girmiştir. Bu ilkel ve ilkesiz siyasi zihniyetin evvelemirde, yüzyılın en büyük rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk davası olarak anılan devasa vurgun ve yağmayla yüzleşmesi, bunun da demokratik ve hukuki hesabını vermesi adalet namusunun konusudur. Dileğimiz, yeni adli dönemde görülecek yolsuzluk davalarının iddianame hazırlığının yapılarak süratle lazım gelen hükmün tesisi, kimin mücrim kimin masum hukuken tefrik ve tayin edilmesidir. CHP’nin sonu karanlık, millet nazarındaki itibarı da sıfırdır. Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı istikbalin kudretli devletini inşa edecek, istiklal ve egemenlik haklarımızı fedayı can inancıyla sonuna kadar muhafaza edecektir."
02 Eylül 2025 Salı - 18:06
Dışişleri Bakanlığı kaynakları: "Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Al Busaidi ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ikili ilişkilerin yanı sıra Filistin Devleti’nin tanınması yönündeki çalışmalar ve Gazz
Dışişleri Bakanlığı kaynakları: "Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Al Busaidi ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ikili ilişkilerin yanı sıra Filistin Devleti’nin tanınması yönündeki çalışmalar ve Gazze’deki insani durum ele alındı."
02 Eylül 2025 Salı - 18:03
Eski CHP Genel Başkanı Çetin’den MHP lideri Bahçeli’ye ziyaret
Eski TBMM Başkanı ve eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Hikmet Çetin, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti. Eski CHP Genel Başkanı Çetin, MHP lideri Bahçeli’ye ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret, MHP’nin resmi sosyal medya hesabından fotoğraflı bir şekilde paylaşıldı. Paylaşımda, görüşmenin MHP Genel Merkezi’nde baş başa yapıldığı ve yaklaşık bir saat sürdüğü belirtildi. Aynı zamanda, Bahçeli’nin Çetin’i samimi bir şekilde uğurladığı ifadeleri kullanıldı.
02 Eylül 2025 Salı - 17:55
Adalat Bakanı Tunç: (CHP İl Kongresi için verilen iptal kararı) "Mahkeme tarafından verilen ara karar, yargılama süreci boyunca doğabilecek telafisi güç zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir niteliğinde"
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Mahkeme tarafından verilen ara karar, yargılama süreci boyunca doğabilecek telafisi güç zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir niteliğinde olup, nihai bir hüküm teşkil etmemektedir. Yargılama süreci devam etmektedir" dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda CHP İstanbul İl ve Kurultay Delegesi tarafından İstanbul İl Kongresindeki usulsüzlük, menfaat temini iddiaları ve seçmen iradesini etkilemeye yönelik ileri sürülen eylemler nedeniyle İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen ara karardan bahsetti. CHP’nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresinde seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu Asıl ve Yedek Üyeleri ile İl Disiplin Kurulu Asıl ve Yedek Üyelerinin tedbiren görevlerinden uzaklaştırılmalarına karar verildiği bilgisine paylaşımında yer veren Bakan Tunç, "İl başkanı, il yönetim kurulu, il disiplin kurulu yetkilerini kullanmak üzere tedbiren geçici kurul görevlendirilmesine, 39. Olağan Kurultay süreci kongre takviminde yer alan seçim çalışmalarından yalnızca İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve İl Kongresi seçim işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresi delegelerinin tedbiren görevden alınmaları talebi ve İstanbul İl Kongresinde alınan tüm kararların hükümlerinin tedbiren durdurulması talepleri reddedilmiştir" ifadelerine yer verdi. Mahkeme tarafından kabul edilen kararlar yönünden itiraz yolunun açık olduğunu belirten Tunç, "Kararın reddedilen kısımlarına yönelik HMK 391. Maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Mahkeme tarafından verilen ara karar, yargılama süreci boyunca doğabilecek telafisi güç zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir niteliğinde olup, nihai bir hüküm teşkil etmemektedir. Yargılama süreci devam etmektedir" paylaşımında bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder