POLİTİKA
Atatürk Spor Salonu hızla yükseliyor 08 Mayıs 2026 Cuma - 14:34:39 Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından tekrar ayağa kaldırılan kentin simge yapılarından Atatürk Spor Salonu’nda inşaat tüm hızıyla devam ediyor. Bursa’da 1972 yılında hizmete açılan ve kentin yakın tarihinde önemli anlara sahne olan, ekonomik ömrünü tamamladığı gerekçesiyle 2020 yılında yıkılan Atatürk Spor Salonu, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından tekrar ayağa kaldırılıyor. Bursa’ya modern spor tesisi Büyükşehir Belediyesi ile Bursa Mimarlar Odası iş birliğinde düzenlenen ulusal mimari yarışmada belirlenen proje kapsamında çalışmalar sürdürülüyor. Toplam 18 bin 720 metrekare inşaat alanına sahip olan Atatürk Spor Salonu’nun seyirci kapasitesi ise 5 bin 16 kişi olarak planlanıyor. Yeni salonda basketbol sahası, sporcular, hakemler ve antrenörler için soyunma odaları, seyirciler için hizmet alanları, tuvaletler, büfeler, geniş dolaşım alanları, yönetim ofisleri ve idari bölüm için 40 araç kapasiteli kapalı otopark yer alacak. Çatı işlemleri başladı Betonarme imalatları tamamlanan yapıda, çevre düzenlemeye ait betonarme imalatlar ise devam ediyor. Çelik çatı taşıyıcı sistem imalatlarına ait tüm malzeme alana getirilirken, betonarme üzerine montaj işlemleri tüm hızıyla sürüyor. Bina çevresinde iksa ve yapı arası dolgu işlemi tamamlandı. Çevre düzenleme içerisinde yer alan istinat duvarları, amfi, engelli rampaları ve muhtelif yaya giriş merdivenlerinin betonarme imalatları da yüzde 80 oranında tamamlandı. Çevre düzenleme ve kaplama imalatları peyzaj ve yapının kalan ince imalatları ile iç ve dış tüm elektrik tesisatı işlemleri devam ediyor. İç cephe duvar imalatları, çatı kaplaması, cephe imalatları, alüminyum giydirme, prekast kaplama ve diğer dış cephe sıva-boya işlemlerinin sürdüğü inşaatta, mantolama işleriyle gezilebilir teraslara ait tüm yalıtım ve koruma imalatları, mekanik tesisat işleri, sıhhı tesisat, ısıtma-soğutma, havalandırma, yangın tesisatı cihaz ve ana hat montaj işlemleri de aralıksız devam ediyor.
Bakan Göktaş: "(Kahramanmaraş’taki okul saldırısı) Süreç, ilgili tüm bakanlıklarımız tarafından yakından takip ediliyor"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:32 Bakan Göktaş: "(Kahramanmaraş’taki okul saldırısı) Süreç, ilgili tüm bakanlıklarımız tarafından yakından takip ediliyor" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda meydana gelen saldırıya ilişkin, "Sürecin ilgili tüm bakanlıklarımız tarafından yakından takip edildiğini de ifade etmek isterim. İhtiyaç duyulan her türlü psikososyal destek ve rehberlik hizmeti ile vatandaşlarımızın yanında olacağız" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘Modüler Aile Eğitim Programı’ tanıtım törenine katıldı. Ankara ‘da bir otelde düzenlenen programda konuşan Bakan Göktaş, Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen saldırıda hayatını kaybedenlere başsağlığı dileyerek, yaralılara geçmiş olsun dileklerini iletti. Göktaş, "Olayın tüm yönleriyle titizlikle incelendiğini ve sürecin ilgili tüm bakanlıklarımız tarafından yakından takip edildiğini de ifade etmek isterim. Bakanlık olarak bu süreçte ihtiyaç duyulan her türlü psikososyal destek ve rehberlik hizmeti ile vatandaşlarımızın yanında olacağız" ifadelerini kullandı. "Aile eğitim programlarını, politikalarımızın ana unsurlarından biri olarak konumlandırıyoruz" Ebeveyn eğitiminin çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen ve aile içi ilişkiyi güçlendiren en etkili araçlardan biri olduğunun altını çizen Göktaş, "Biz de bu anlayışla aile eğitim programlarını politikalarımızın ana unsurlarından biri olarak konumlandırıyoruz. Eğitim programlarımızın güçlü aile yapısının inşasında önemli bir rol üstlendiğine biliyoruz, inanıyoruz" diye konuştu. 2024-2028 dönemini kapsayan eylem planının ‘aile’yi merkeze alan ilk ulusal eylem planı olması bakımından ayrı bir önem taşıdığını aktaran Göktaş, "Eylem planımızda eğitim programlarının yer alması, aileyi güçlendirmeye dönük çalışmalarımıza stratejik bir çerçeve kazandırıyor. Bu kapsamda bugüne kadar aile eğitim programı ve evlilik öncesi eğitim programı ile Türkiye genelinde 9,2 milyon kişiye eğitim verdik. Geçtiğimiz yıl tanıtımını yaptığımız ve 2,1 milyon kişinin indirdiği ‘İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulamasıyla ebeveynlere, çocuk eğitimi ve aile içi iletişim alanlarında rehberlik sağlıyoruz" açıklamasında bulundu. "Sosyal medya düzenlemesini, aileyi ve çocuğu koruyan politika yaklaşımının bir parçası olarak görüyoruz" Bakan Göktaş, sosyal hizmetleri ve eğitim içeriklerini somut ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirdiklerini vurgulayarak, "Suça sürüklenen çocuklar ve kadına yönelik şiddet alanlarında oluşturduğumuz sosyal risk haritalarıyla sahada çalışmalarımızı başlattık. Böylece riskleri yerinde tespit ediyor, gerekli tedbirleri gecikmeden devreye alıyoruz. Bunun yanı sıra dijital medya içeriklerinin de ailelerin, özellikle çocukların karşı karşıya kaldığı yeni risk alanları oluşturduğunu vurgulamak isterim. Bu nedenle 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini, aileyi ve çocuğu koruyan politika yaklaşımının bir parçası olarak görüyoruz. Bu yeni düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getiriyoruz. Çocuklarımızın yüksek yararını gözeten bu önemli düzenlemenin TBMM Genel Kurulu’nda en kısa sürede yasalaşarak yürürlüğe gireceğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. "Ev içi uygulamalarla öğrenilen bilgilerin aile yaşamına aktarılmasını sağlıyoruz" Modüler Aile Eğitim Programı’nın ailelerin farklı ihtiyaçlarına uygun bir eğitim modeli olduğunu belirten Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Modüler Aile Eğitim Programı, işte bu anlayışın ürünüdür. Bu programı geliştirirken aile hayatında giderek daha da belirgin hale gelen yeni sorun alanlarına baktık. Değişen hayat şartları içinde anne babaların karşı karşıya kaldığı güçlükleri ele alan bir içerik ortaya koyduk. Aile içi ilişkilere dikkatli yaklaşan ve sahadaki ihtiyaçlara cevap veren bir yapı oluşturduk. 2024 yılında 19 ilimizde eğitim programının pilot çalışmalarını başlatmıştık. Programı hayata geçirdiğimiz tarihten bugüne yaklaşık 30 bin anne-babaya ulaştık. Eğitimlerimizi en fazla 30 kişilik gruplar halinde yapıyoruz. 9 ila 12 hafta süren bu programda etkinlikler, aktiviteler ve grup çalışmalarıyla anne babaların yaşayarak öğrenmesini destekliyoruz. Eğitim sonrası önerilen ev içi uygulamalarla da öğrenilen bilgilerin aile yaşamına aktarılmasını sağlıyoruz. Böylece aileler, günlük hayatta karşılaştıkları durumlara dair daha somut, uygulanabilir ve güçlendirici bir destek alıyor. Ailelerden güzel geri dönüşler aldığımız bu eğitim programını ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ kapsamında 81 ilimizin tamamında yaygınlaştırıyoruz." Programa ayrıca Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi de katıldı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Küresel konjonktür, dünyanın dört bir yanındaki krizleri derinleştiren bir mahiyet arz etmekte"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:29 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Küresel konjonktür, dünyanın dört bir yanındaki krizleri derinleştiren bir mahiyet arz etmekte" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Günümüzde sayıları her gün artan çatışmalar, katliamlar, yoksulluk, iklim değişikliği, düzensiz göç ve insani krizler gibi toplumlarımızın ve gelecek nesillerimizin refahını ve huzurunu tehdit eden birçok gelişmeyle karşı karşıya bulunuyoruz. Ne yazık ki, içinde bulunduğumuz küresel konjonktür, dünyanın dört bir yanındaki krizleri önlemek bir yana, daha da derinleştiren bir mahiyet arz etmektedir" dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’da TBMM’nin ev sahipliğinde düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu kapsamında Bağlantısızlar Hareketi Parlamenter Ağı Konferansı Koordinasyon Toplantısı’na katıldı. "Bağlantısızlar Hareketi, kurulduğu günden bu yana barışçıl, adil ve güvenilir bir uluslararası düzenin sağlanması çabalarında ön saflarda yer almaktadır" Forumun açılış konuşması yapan TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bağlantısızlar Hareketinin kurulduğu günden bu yana barışçıl, adil ve güvenilir bir uluslararası düzenin sağlanması çabalarında ön saflarda yer aldığını ifade ederek, "Bağlantısızlar Hareketi’nin Dönem Başkanlığını 2019-2023 yılları arasında başarıyla yürüten kardeş Azerbaycan’a bu kıymetli Parlamenter Ağı’nın kuruluşunda ve faaliyetlerinde üstlendiği öncü rol için takdirlerimi bir kez daha ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Geçen yıl Özbekistan’da 150. PAB Genel Kurulu marjında tertiplenen 4’üncü Konferansa memnuniyetle katıldım. Bağlantısızlar Hareketi, kurulduğu günden bu yana barışçıl, adil ve güvenilir bir uluslararası düzenin sağlanması çabalarında ön saflarda yer almaktadır. Aradan geçen 60 yılı aşkın sürede dünyada yaşanan pek çok savaşa, çatışmaya ve haksızlığa karşı Bağlantısızlar Hareketi sessiz kalmamış, adaletsizlikleri reddetmiştir. Keza kalkınma yolundaki küresel çalışmalara büyük katkılar sunduğunu yakinen müşahede ettik. Hareketin bugün de başarılarla dolu geçmişinden aldığı güçle üyeleri arasındaki işbirliği ve dayanışmayı kuvvetlendiren bir köprü olarak önemli rol oynadığını biliyor; barış ve kalkınma yönünde ortak çabalarının şahidi olmayı sürdürüyoruz. Bu anlayışla son 20 yıldır Bağlantısızlar Hareketi’nin toplantılarına konuk ülke olarak katılım sağlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Bağlantısızlar Hareketi’nin özünde yatan dayanışma ruhunu da takdirle karşıladığımızı ve önemsediğimizi ifade ediyorum" Bağlantısızlar Hareketi’nin özünde yatan dayanışma ruhunu takdirle karşıladıklarını ve önemsediklerini ifade eden Kurtulmuş, "TÜRKPA ve KEİPA gibi üyesi olduğumuz ve etkin mevcudiyet sergilediğimiz çok taraflı platformların yapılarında Bağlantısızlar Hareketi Parlamenter Ağı ile gözlemcilik ilişkisi içinde işbirliği yapmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Günümüzde sayıları her gün artan çatışmalar, katliamlar, yoksulluk, iklim değişikliği, düzensiz göç ve insani krizler gibi toplumlarımızın ve gelecek nesillerimizin refahını ve huzurunu tehdit eden birçok gelişmeyle karşı karşıya bulunuyoruz. Ne yazık ki, içinde bulunduğumuz küresel konjonktür, dünyanın dört bir yanındaki krizleri önlemek bir yana, daha da derinleştiren bir mahiyet arz etmektedir. Bir taraftan dünyanın kutuplaşmasına; kuralların, kurumların ve normların hiçe sayıldığına hep beraber şahit oluyoruz. Ortak geleceğimizi tehdit eden küresel sınamalara ancak çok taraflı platformların işletilmesi, uluslararası işbirliği ve samimi bir dayanışmayla karşı durabileceğimiz açıktır. Bu sebeple, Bağlantısızlar Hareketi’nin özünde yatan dayanışma ruhunu da takdirle karşıladığımızı ve önemsediğimizi ifade ediyorum" diye konuştu. "Günümüzde artan şehirleşme ve çevresel baskılar, şehirlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesini zorunlu kılmaktadır" Kurtulmuş, günümüzde artan şehirleşme ve çevresel baskılar, şehirlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesini zorunlu kıldığını belirterek, "Hareket’in geçmişte sömürgeciliğin tasfiyesi ve ırkçılıkla mücadele gibi kritik alanlarda elde ettiği kazanımlara temel teşkil eden bu dayanışma ruhunun, günümüz sorunlarının çözümünde de önemini ve fark meydana getirme potansiyelini koruduğunu biliyoruz. Nitekim, Bağlantısızlar Hareketi’nin ve özellikle Küresel Güney’in, bugün, çok taraflılığın güçlendirilmesi, adil bir küresel idarenin sistemin kurulması ve barışın inşasına yönelik çabaların önemli katkıları olduğuna şahitlik ediyoruz. Bu bağlamda, Bağlantısızlar Hareketi’nin 5’inci Parlamenter Ağı Konferansı’nın temasının ‘İklime Dayanıklı Şehirleşme’ olmasını da önemli bulduğumuzu ifade etmek isterim. Günümüzde artan şehirleşme ve çevresel baskılar, şehirlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesini zorunlu kılmaktadır. Deprem kuşağında yer alan ülkemizde bildiğiniz gibi, 6 Şubat depremlerinden sonra hem afetlere hem de iklim değişikliklerine, iklim kaynaklı risklere karşı dirençli olmak bakımından bütün hazırlıklarını sürdürüyor, hazırlıklarını geliştiriyor. Artık bu konularda hem depreme hem de iklim kaynaklı afetlere karşı dayanıklı olmak Türkiye açısından da önemli, hayati bir zarurettir" diye konuştu.
Muratpaşa Muhtarlar Meclisi toplandı
15 Nisan 2026 Çarşamba - 15:54 Muratpaşa Muhtarlar Meclisi toplandı Antalya’da Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Engelsiz Kafe’de düzenlenen Muhtarlar Meclisi’nde ilçe muhtarlarıyla bir araya geldi. Toplantıya Başkan Uysal’ın yanı sıra, Muratpaşa Muhtarlar Derneği Başkanı Ahmet Akcan, ilçe muhtarları, belediye başkan yardımcıları ve birim müdürleri katıldı. Toplantıda, mahallelerin ihtiyaçları, devam eden çalışmalar ve talepler ele alınırken, çözüm önerileri üzerine de değerlendirmelerde bulunuldu. "Krizde kaytarmak yok, aksine iki misli çalışmak var" Başkan Uysal, yaptığı konuşmada Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik zorluklara dikkat çekerek, belediye olarak bu süreçte mali disiplinden taviz vermediklerini vurguladı. Son üç yılı bu ekonomik krize uyum sağlama ve temel hizmetleri aksatmama üzerine kurulu bir strateji ile geçirdiklerini belirten Başkan Uysal, araç yenilemeden asfalt üretimine, aşevi malzemelerinin depolanma tekniğinden satın alma zamanlamasına kadar tüm politikaları kriz yönetimine göre planladıklarını söyledi. Mevcut hizmet standardını koruduklarını ifade eden Başkan Uysal, Muratpaşa’da rutin belediye hizmetlerinin ciddi bir seviyede sürdürüldüğünü belirterek, "Kriz var diyerek kaytarmak yok, aksine iki misli daha fazla çalışmak var" dedi. Başkan Uysal konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Temel hizmet kalitesi ve standardından ödün vermeden, iptal edebileceğimiz her türlü harcamayı iptal ettik. Zaman içinde karşılaşabileceğimiz güçlüklere göre mal alım ve hizmet üretim sınırlamalarını ayarlayarak, binbir titizlik ve tedbirle şu ana kadar hiçbir temel hizmetimizden ödün vermedik. Çalışmalarımızda hiçbir aksaklık yaşamadık. Hiçbir hizmetimizi aksatmadan ekonomik krizden en minimum seviyede etkilenerek bugünlere geldik." Muhtarlar Derneği Başkanı Akcan ise, "Antalya’da Muhtarlar Meclisi’ni yapan ilk ilçeyiz. Başkanımızın bu projesi diğer ilçelerde de yaygınlaşmaya başladı" dedi.
AK Partili Saygılı’dan CHP’li mevkidaşına bankamatik memurları eleştirisi
15 Nisan 2026 Çarşamba - 15:52 AK Partili Saygılı’dan CHP’li mevkidaşına bankamatik memurları eleştirisi AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün iktidar olacaklarına yönelik açıklamalarına tepki gösterdi. Saygılı, Güç’e yerel yönetimlerdeki sorunlarla ilgilenmesi çağrısında bulundu. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün Ankara’dan yaptığı paylaşıma yanıt verdi. Güç’ün halkın iktidarını kurana dek geri adım atmayacakları yönündeki ifadelerini eleştiren Saygılı, "Kendisine tavsiyemdir. İzmir’in CHP’li turist milletvekillerine özenmeden, bir an önce İzmir’e dürüst ve şeffaf siyaset yapmak için dönsün" dedi. Bankamatik memurları ve altyapı eleştirisi Saygılı, İzmir’deki yerel yönetim eleştirilerini sıralayarak, "Halkın iktidarını önemsiyorsa; CHP belediyelerindeki bankamatik memurlarının iktidarıyla mücadele etsin. Halkın iktidarını önemsiyorsa; her yağmurda sokaklarını sel götürdüğü için isyan eden İzmirlilerin feryadına kulak versin. Halkın iktidarını önemsiyorsa; CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi ve onun siyasi elitlerinin toplu konut vaadiyle dolandırdığı İzmirlilere kooperatif skandalının hesabını versin" ifadelerini kullandı. "Niyet hayır olmadan akıbet hayır olmaz" Açıklamasının devamında adalet ve hukuk vurgusu yapan Saygılı, "Adalet ve hukuku önemsiyorsa; bağımsız mahkemelerin tahliye emri verdiği Tarihi Un Fabrikası önündeki mesnetsiz ve korsan eylemlerinden vazgeçsin. Adalet ve hukuku önemsiyorsa; Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde İzmir Büyükşehir Belediyesinin ihmali yüzünden hayatını kaybeden emekçi Sabri Kılınç’ın hakkını arasın. Adalet ve hukuku önemsiyorsa; rüşvet çarkına ev sahipliği yapan CHP yerel idareleri hakkında açılan soruşturmalara saygı duyup arınmayı tercih etsin" şeklinde kaydetti. "Halkın iktidarının yolu rüşvet labirentlerinden geçmez" Saygılı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Halkın iktidarının yolu, CHP’nin yolsuzluk ve rüşvet labirentlerinden geçmez. Adalet ve hukukun temeli, CHP’nin yozlaşmış politik varlığının zemininde ayakta duramaz. Anlıyoruz, samimi olmasanız da retorik açısından iktidara niyet etmişsiniz. Ancak şaşmaz bir kaide vardır. Niyet hayır olmadan akıbet hayır olmaz."
BBP Genel Başkanı Destici: "PKK’nın siyasi uzantıları, Türk siyasetini enfekte etmeye ve açık provokasyonlarına devam etmektedir"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 15:24 BBP Genel Başkanı Destici: "PKK’nın siyasi uzantıları, Türk siyasetini enfekte etmeye ve açık provokasyonlarına devam etmektedir" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, DEM Parti’ye tepki göstererek, "PKK’nın siyasi uzantıları, Türk siyasetini enfekte etmeye ve açık provokasyonlarına devam etmektedir. Yapılacak yasal düzenlemelerle cezaevlerindeki tutukluların serbest bırakılması, terörist başına statü gibi yine PKK’nın ve terörist başının taleplerini açık bir şekilde kamuoyuna getirdiler" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Destici, Türkiye’nin şu anda ’terörsüz Türkiye’ sürecini olumlu yönde yaşadığını fakat Abdullah Öcalan’ın yerinin cezaevi olması gerektiğini belirtti. DEM Parti’nin Öcalan’ın taleplerini açık bir şekilde kamuoyuyla paylaşmasının ’terörsüz Türkiye’ sürecinin dışında yer aldığını dile getiren Destici, DEM Parti’nin PKK’nın Meclisteki uzantısı olduğunu vurguladı. Destici, dün Şanlıurfa Siverek’teki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 19 yaşındaki okulun eski öğrencisi olduğu belirlenen Ö.K. tarafından düzenlenen silahlı saldırıyı şiddetle kınadıklarını sözlerine ekledi. "Bu saldırı adeta göz göre göre gelmiş" Lisede meydana gelen silahlı saldırıyı teşvik edenler olabileceğini belirten Destici, "Tedavisi devam eden tüm vatandaşlarımıza şahsım ve camiam adına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Valimizin okulda eğitime 4 gün ara verdiğini, geniş çaplı bir soruşturma başlattığını ve açığa alınanlar hakkında soruşturma yaptığını biliyoruz. Bu saldırının faili belli. Fakat bu saldırıyı teşvik edenler oldu mu? Diğer taraftan bu saldırı adeta göz göre göre gelmiş. Çünkü bu saldırıyı gerçekleştiren saldırganın birkaç gün öncesinde sosyal medya paylaşımlarında böyle bir saldırı gerçekleştireceğine dair ipuçları var. Açık paylaşımları var. Neden bunlarla ilgili bir işlem yapılmadı ya da tedbir alınmadı? İşte burada bir hatası olan varsa mutlaka bunlarla ilgili soruşturmalar ivedilikle yapılmalı ve suçlu olanlara hukuki yönden cezaları verilmelidir" diye konuştu. "PKK’nın siyasi uzantıları Türk siyasetini enfekte etmeye ve açık provokasyonlarına devam etmektedir" Öcalan’ın taleplerini açık bir şekilde kamuoyuna duyuran DEM Parti’ye ağır eleştirilerde bulunan Destici, "PKK’nın siyasi uzantıları, Türk siyasetini enfekte etmeye ve açık provokasyonlarına devam etmektedir. Yapılacak yasal düzenlemelerle cezaevlerindeki tutukluların serbest bırakılması, terörist başına statü gibi yine PKK’nın ve terörist başının taleplerini açık bir şekilde kamuoyuna getirdiler. Bir kere şunu açıkça ve altını çizerek ifade ediyoruz. İmralı canisi Abdullah Öcalan bir suçludur, teröristtir. 40 bin insanın ölümünden sorumlu bir terör kurucusu ve yöneticisidir. Hala da yöneticisidir. Talimatlar ya da görüşler oradan alınmaktadır. PKK’nın işlediği suçlar, on binlerce cinayetten ibaret değildir. PKK’nın işlemediği tek bir suç dahi yok. Uyuşturucu vardır, kadın ticareti vardır, insan kaçakçılığı vardır, hırsızlık vardır. Yani hukuk literatüründe ne kadar suç varsa bunların tamamını işlemiş ve işlemeye devam eden bir terörden bahsediyoruz" şeklinde konuştu. "Terörist başının konumu elbette cezaevi olmalı" Destici, sözlerini şöyle sürdürdü: "Terörist başının konumu elbette cezaevi olmalı. Demir parmaklıkların arkası olmalıdır. Asla gün yüzü görmemelidir. PKK’nın işlemediği hiçbir suç yok. Kalbinde Allah inancı olan bir insan, 40 bin kişinin canına giremez. Kundaktaki bebeklerin katledilmesi emrini veremez. Bombalı eylemlerle suçsuz insanların ölümüne sebep olamaz. Bize göre 1999-2000 yıllarında kalemi kırıldığı halde idam edilmemesi de bir zafiyet oluşturmuştur ve zafiyet oluşturmaya da devam etmektedir. İdam edilmeyerek büyük bir hata yapılmış ve bu günlere gelinmiştir. Herkesin hayata, hukuka, dünyaya karşı farklı bakış açıları olabilir. Mesela İsrail, elinde bulundurduğu binlerce Filistinliyi idam etmeye hazırlanırken ve bunu tüm dünyaya ilan ederken PKK’nın siyasi yapısı tek kelime dahi söyleyememiştir. Bu durum hakkında barıştan, kardeşlikten ve hukuktan bahsedemediler."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 15:15 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı ‘uysal koyun’ olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın, kimse böyle bir vehme kapılmasın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisine yönelik ithamlarına ve tehditlerine de cevap vererek, kimsenin Türkiye Cumhurbaşkanı’nı tehdit edemeyeceğini söyledi. ABD ve İran arasındaki barış görüşmelerine dair de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunduklarını söyledi. "Milletimizin huzuru ve devletimizin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum" 14-20 Nisan Şehitler Haftası olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörle mücadele eden, sınır ötesi operasyonlara kadar farklı cephelerde vatanımızın bekası, milletimizin huzuru ve devletimizin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum. Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin. Kahraman gazilerimize de fedakarlıklarından ötürü şükranlarımı sunuyor. Mevla’dan kendilerine hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler niyaz ediyorum. Şehitlerimizin muhterem ailelerine de en derin hürmetlerimi takdim ediyor, devletimizin her zaman yanlarında olacağını bir kez daha ifade ediyorum" diye konuştu. "İlgili soruşturmalar başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır" Şanlıurfa’da bir liseye gerçekleştirilen silahlı saldırı hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve milletçe hepimizi yaralayan olaydan duyduğum üzüntüyü paylaşmak istiyorum. Müessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmalar başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılmaktadır. Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. Saldırıda yaralanan 16 kişiden 7’si taburcu edilmiş, 9 yaralımızın tedavisi ise halen devam etmektedir. Yaralılarımıza Cenab-ı Allah’tan acil şifalar temenni ediyor, ailelerimize, eğitim camiamıza ve Siverekli kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" açıklamasında bulundu. "Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz" Aldıkları her nefesi Türkiye’ye hizmet için kullanmanın derdinde olduklarını söyleyen Erdoğan, "Enerjiden savunma sanayiine, ulaştırmadan aileye, eğitimden sağlığa her alanda ülkemizin ufkunu aydınlatacak vizyon projelerini hayata geçiriyoruz. Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım; bölgemizdeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde eğer bugün sanayicimiz, üreticimiz, çiftçimiz, turizmcimiz, nakliyecimiz hiçbir endişe taşımıyorsa bunun gerisinde 23 yıllık bir çaba, mücadele ve emek vardır. Enerji sepetimizi zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmak ilk günden beri önceliğimiz oldu. Ayrıca hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla Türkiye’yi enerjide bir üst lige çıkardık" dedi. "2028’de 16-17 milyon hanenin doğalgazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz" Enerjide en büyük devrimi arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Daha evvel yıllarca kiralama yöntemiyle yapılan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkanlarımızla icra etmeye karar verdik. Ardından dünyanın en büyük dördüncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz’deki keşfimizde adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz gazından karşılıyoruz. 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkartacağız. 2028’de 16-17 milyon hanenin doğalgazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz. Kendi gemilerimizle sondaj çalışmalarımıza Karadeniz’de devam ediyoruz. Sadece kendi denizlerimizde arama yapmıyoruz. Aynı zamanda bu imkanları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz. Cuma günü Somali’de hepimizin göğsünü kabartan bir tören gerçekleşti. Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali açıklarındaki Curad-1 kuyusunda hidrokarbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizle 7 ay boyunca yaklaşık 4 bin 500 kilometre karelik alanda sismik araştırmalar yürütmüş umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey’le ya nasip diyor inşallah ilk sondajımızı başlatıyoruz. Şurası da bir başka övünç kaynağımızdır; Curad 1 7 bin 500 metrelik derinliğiyle dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacak. Çağrı Bey’e bu kritik görevinde donanmamıza ait Altan, Korkut ve Sancar isimli gemilerimiz refakat edecek. Yani daha önce birilerine minnet ettiğimiz işleri artık kendi gemilerimizle, kendi mühendislerimizle kendi insan gücümüzle gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye kısa sürede tarih yazan, destan yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı" Türkiye’nin AK Parti’nin iktidarı döneminde çok fazla mesafe aldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye kısa sürede tarih yazan, destan yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı. Ülkemizde bazıları Türkiye’nin başarılarına gözlerini kapattıkları için bunu göremeseler de inanın dostlarımız ve kardeşlerimiz çok net görüyor. Aynı şekilde aziz milletimiz o engin ferasetiyle her şeyin bilincindedir. Bakınız burada Çağrı Bey’i yakından gören Somalili genç bir kardeşimizin hissiyatını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisi aynen şu ifadeleri kullanıyor; ‘Çağrı Bey gemisinin etkilerini üstümden hala atamadım. Onu yakından görmek benim için nefes kesici bir tecrübeydi. Çünkü Çağrı Bey yürüyen devasa bir şehir gibiydi. Kocaman, yepyeni, çok güzel inşa edilmiş. Maşallah adeta bir sanat eseri.’ Somalili bir gencin kalbinden kalemine dökülen bu samimi ifadeleri hem güçlü Türkiye’nin hem Türkiye-Somali kardeşliğinin en güzel nişanesi olarak görüyoruz. Söylediğim gibi biz sömürmeye değil, beraberce kazanmaya talibiz. Çağrı Bey’in Somalili kardeşlerimize müjdeli haberler vereceğine yürekten inanıyoruz. Çağrı Bey sondaj gemimize yolun açık, sondajın bereketli olsun diyoruz. Gemi personelimize Cenab-ı Allah’tan başarılar diliyoruz. 2011 yılında kimse yokken nasıl Somali’nin imdadına koştuysak, nasıl o günden bu yana Somalili kardeşlerimizi hiç yalnız bırakmadıysak, inşallah bundan sonra da Somali halkının kalkınma mücadelesine omuz vermeye, destek olmaya devam edeceğiz" dedi. "Savaşın ilk gününde siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır" İç ve dış gelişmeler bağlamında oldukça yoğun günlerden geçildiğinin altını çizen Erdoğan, "İkinci Cihan Harbi’nin galipleri tarafından belirlenen kurallar ve kurumlar üzerine bina edilen küresel sistem ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutuyla çatırdarken yerine neyin konulacağı, neyin geleceği belirsizliğini koruyor. İnsanlık kendine bir çıkış ve kurtuluş yolu arıyor. Ancak bu yolun ufukta belirdiğini henüz söyleyemiyoruz. İnsanlığın barış, istikrar, güvenlik ve bir parça huzur özlemi kandan ve kaostan beslenen çevreler tarafından maalesef dinamitleniyor. Bunun en son örneği 28 Şubat’ta başlayan ve bölgemizi uçurumun eşiğine getiren hukuksuz savaştır. Savaşı kimin istediği, kimin tahrik ettiği, kimlerin bundan rant ve menfaat devşirdiği aradan geçen süre zarfında ortaya çıkmıştır. Bizim savaşın ilk gününde siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır" dedi. "Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir" ABD ve İran arasındaki ateşkes ve iki ülke temsilcilerinin Pakistan’daki görüşmelerine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz çatışmaların 40’ncı gününde Pakistanlı kardeşlerimizin takdire şayan gayretleriyle 15 günlük bir ateşkes ilan edildi. Böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlık 40 gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldı. Biz de geçici ateşkesten memnuniyetimizi dile getirdik. Fakat İsrail hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırılarını devam ettirmesi, barış umutlarına ilk darbeyi vurmuştu. Hafta sonu Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi. Tarafların açıklamaları masa devrilmese bile müzakere sürecinde özellikle nükleer meselede bir tümseğe gelindiğine işaret ediyor. Hürmüz Boğazında tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Daha önce söylediğim gibi sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşluğun olmadığı bilinen İsrail hükümetinin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir" diye konuştu. "İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek" İsrail’in bölgede barış istemediğini ve kanla beslendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kardeşlerim bir defa şunu artık herkes anlamak zorundadır. Şayet bölgemizde barış olacaksa bu Siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa yine bu vaat edilmiş topraklar hezeyanı ile hareket eden İsrail hükümetine rağmen sağlanacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse bu aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail’e rağmen olacak. Çünkü İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek. İnsanlık cephesi bölgemizdeki yangını söndürmek için uğraştıkça, katliam şebekesi ateşe daha fazla odun taşıyacak. Elbette bunu yaparken Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Tetikçi kalemleriyle medyalarıyla aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar" ifadelerini kullandı. "Gazze kasabı Netenyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canı gönülden tebrik ediyorum" Türkiye gibi İspanya’nın da İsrail karşısında dik duruş sergilediğini ifade eden Erdoğan, "Ne yaparlarsa yapsınlar, cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar. Buradan, gazi Meclisimizin çatısı altından Gazze kasabı Netenyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i can gönülden tebrik ediyorum. Dost İspanya halkını aynı şekilde ülkem ve milliyetim adına kutluyorum. Şunu herkes bilsin ki biz soykırım şebekesinin köpürttüğü nefret diline, husumet diline, gerilim ve kavga diline teslim olmayacağız. Vakarla, onurla, tarihimizden tevarüs ettiğimiz asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduda haydut, katile katil demeye devam edeceğiz. Gazzeli masum yavruların haykıran sesi olmaya devam edeceğiz. Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz. Batı Şeria’da toprakları işgal edilen kardeşlerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan’da yataklarında uyurken katledilen yavruların davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gizlenmek istenen, tehdit ve zorbalıkla üstü örtülmek istenen hakikatleri birilerinin yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz. Coğrafyamızdaki mevcudiyetlerini birilerinin yüz sene önce yaptığı ihsana borçlu olanların aksine biz bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz" İsrail Başbakanı Netanyahu’nun kendisine yönelik ithamlarına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı ‘uysal koyun’ olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın, kimse böyle bir vehme kapılmasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz. Tayyip Erdoğan olarak şahsım ve tüm dava arkadaşlarım hepimiz İstiklal Marşı ‘Korkma’ nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız. Biz 11,5 milyon üyesiyle şu muhteşem mısraları kalplerine nakşetmiş bir siyasi hareketin mensuplarıyız; ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma, nasıl böyle bir imanı boğar? Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.’ İmkansızlıklar içinde bile kükremiş sel misali bentleri çiğneyip aşan bu millete zincir vuracağını zanneden gafiller, gerektiğinde dağları yırtacak kudret, kuvvet ve kararlılığa sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmasınlar. Bu vesileyle Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yle birlikte ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizlikler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum. Farklı kulvarlarda millete hizmet mücadelesi veren siyasi partilerin söz konusu Türkiye ve Türkiye’nin milli gururu olunca ortaya koydukları bu müşterek tavrı çok kıymetli bulduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum." "Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız" İran ile ABD arasındaki müzakere sürecinde yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarını kesmediklerini söyleyen Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki anlamsız savaşın kaybedeni, adil barışın ise kazananı çoktur. Herkesten sürece böyle bakmalarını istiyoruz. Zorluklar olabilir, çözülmesi zaman alacak çetrefil meseleler olabilir. Ama barışın nimetlerine odaklanıldığında, uzun vadeli bir perspektifle hareket edildiğinde bunların önemli bir kısmı hal yoluna konulacaktır. Aklıselimin, sağduyunun, sorunları diyalog, diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz. Daha doğrusu bunu tüm kalbimizde arzu ve temenni ediyoruz. Türkiye olarak bölgemizin her karışında sulh-ü sükunun egemen olması için bütün imkanlarımızla çalışacağımızın bilinmesini istiyorum. Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız" açıklamasında bulundu. "Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor" Konuşmasında muhalefete de eleştirilerde bulunan Erdoğan, "Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor. Batı karşısında kompleksli muhalefet, uluslararası toplantılarda ülkemizi mahcup ederken, iç politikada ise milletimizi beceriksizliğe mahkum ediyor. Küresel siyasette adeta bir şahlanış döneminde olan Türkiye, ne yazık ki içeride ana muhalefetin yönettiği belediyelerde kelimenin tam anlamıyla bir Fetret Devri yaşıyor" dedi. Türksoy Daimi Konseyi’nin oy birliğiyle aldığı karar neticesinde 2026 yılının Ziya Gökalp’i anma yılı ilan edildiğini açıklayan Erdoğan, Ziya Gökalp’in Türkler ve Kürtler arasındaki kardeşlik bağına dikkat çektiği satırlara yer vererek, şöyle devam etti: "Bu topraklarda 1000 yıldır olduğu gibi bugün de Türkler ve Kürtlerin hasımları ortaktır. Karşılaştıkları tehdit ve tehlikeler müşterektir. Bölgemizde oynanan oyunlara, kurulan tuzaklara baktığımızda bunu çok net görebiliyoruz. Türk’ün de, Kürt’ün de, Arap’ın da düşmanlarının aynı olduğunu, meselenin etnik kökenlerimizden ziyade inancımız, imanımız, 1000 yıllık kardeşliğimiz olduğunu her yeni gelişmeyle yeniden müşahede ediyoruz. Değerli kardeşlerim kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız, 18’inci ayına giren terörsüz Türkiye sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki Türkiye’nin 40 yıllık terör musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar, artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73 bin Gazzeli’nin kanına bakmadan çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar. Değerli kardeşlerim, biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız. Ve şunu bir defa herkes bilmeli; Allah’ın izniyle bizler kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Hiç kimse tereddüt etmesin. 1000 yıllık kardeşliğimizin rehberliğinde makul ve meşru zeminde hareket edildiği müddetçe çözümsüz hiçbir meselemizin olmadığı kanaatindeyiz. Bununla birlikte hiçbirimiz hem kendi enerjimizi hem de milletimizin vaktini faydasız gündemlerle heba etme lüksüne de sahip değiliz."
Ölmeztoprak’tan sahada yoğun temaslar
15 Nisan 2026 Çarşamba - 14:56 Ölmeztoprak’tan sahada yoğun temaslar AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, kent genelinde gerçekleştirdiği temaslarda özel ihtiyaçlı bireylere yönelik çalışmalar, şehit ve gazi ailelerine destek faaliyetleri ile mahallelerden gelen talepleri doğrudan yerinde değerlendirerek, sahadaki ihtiyaçların takip edileceğini vurguladı. Malatya’da temaslarını sürdüren AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, özellikle sosyal hassasiyet gerektiren başlıklarda yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Özel ihtiyaçlı bireyler için yürütülen çalışmalar Ayyıldız Engelli Dayanışma Derneğini ziyaret eden Ölmeztoprak, derneğin özel ihtiyaçlı bireylere yönelik yürüttüğü faaliyetlere dikkat çekti. Bu çalışmaların büyük bir emek ve hassasiyet gerektirdiğini belirterek, "Bu alanda verilen çaba, sadece bireyleri değil aileleri de doğrudan etkileyen çok kıymetli bir süreçtir" dedi. Program kapsamında öykü yarışmasında derece elde eden Zekiye Dündar ile görüntülü görüşme gerçekleştiren Ölmeztoprak, başarıların görünür kılınmasının önemine değinerek tebriklerini iletti. Şehit ve gazi aileleri için anlamlı organizasyon Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Malatya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinliğe de katılan Milletvekili Ölmeztoprak, Terör Gazisi, Vakfın Malatya İl Başkanı Zeynal Selağzı ile de bir araya geldi. Şehit ve gazi ailelerine yönelik destek çalışmalarının önemine vurgu yaptı. "Bu tür organizasyonlar, fedakârlıkların unutulmaması adına önemli bir sorumluluğu yerine getiriyor" ifadelerini kullandı. Kan bağışı hayat kurtarır Türk Kızılayı tarafından yürütülen kan bağışı çalışmalarını inceleyen Ölmeztoprak, kan bağışının hayati bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Ölmeztoprak, "Bir bağışın bir hayatı kurtarabileceği gerçeğini unutmamak gerekiyor" diyerek çağrıda bulundu. Mahallelerde talepler doğrudan dinlendi Yeşilyurt ilçesinde hane ziyaretlerini sürdüren Ölmeztoprak, Kadın Kolları üyesi Lütfiye hanımı evinde ziyaret ederek bir süre sohbet etti. Ziyaret sırasında mahalleye ilişkin talepler ile özellikle kadınların gündeme getirdiği konular ele alındı. Ölmeztoprak, iletilen başlıkların takip edileceğini ifade etti. Ölmeztoprak, Yeşilyurt Öncü Mahallesi Muhtarı Harun Yener’i de hanesinde ziyaret etti. Ziyarette mahalleye dair ihtiyaçlar ve devam eden talepler değerlendirildi. Bölgedeki Porga başta olmak üzere Aşağıköy, Ortaköy, Salkonak ve Kozluk mahallelerine ilişkin taleplerin de takip edildiğini belirtti.