POLİTİKA
08 Mayıs 2026 Cuma - 17:21 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinin en ileri teknolojilerinin sergilendiği SAHA 2026’nın anlamlı bir buluşma noktası olduğunu belirterek, "Bu sene 5’incisi tertiplenen fuarımızı, yeni rekorlarla, yeni anlaşmalarla ve yeni iş birlikleri ile taçlandırmanın haklı kıvancı içindeyiz. SAHA 2026’ya bin 500’ü yerli, 263’ü yabancı olmak üzere toplam bin 763 firma katıldı. Fuarda, sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti, sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur. Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören güven veren ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır. Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan yüz bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağı" dedi. "Bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir" Güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyamız hızla değişirken, harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçerken, bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bir defa şunu hepimiz görebiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada güvenlik, artık yalnızca tek bir alana, tek bir sahaya, tek bir sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime; güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde, bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettik. Yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk, olmaya da devam ediyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Bugün Türkiye yeni nesil Milli Muharip Uçağını, İnsansız Savaş Uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir" diye konuştu. "Savunma ve havacılık ihracatımız 10 milyar doları aştı" Türkiye savunma sanayindeki başarısından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaşıyoruz. Bakınız, biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık. Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk dört ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Kısa vadede hedefimiz 10 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemiz ile bu hedefimize de vasıl olacağız. Burada şu gerçeğin de altını önemle çizmek istiyorum. Milletimizin göğsünü kabartan; dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmamız elbette öyle kolay olmadı. Görünür görünmez nice engelle karşılaştık. Ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil; içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da suret-i haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik" diye konuştu. "’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler" Cumhurbaşkanı Erdoğan savunma sanayii hamlelerinin zaman zaman engellenmeye çalışıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası son derece dikkat çekicidir. Türkiye savunma sanayiinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. ’Başımıza yeni icat çıkarmayın. Dışarıdan almak daha kolay. Ekonomik olarak fizibıl değil" dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da ’balıklar ürküyor’ gibi komik argümanlarla savunma sanayii hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. ’Balıklar ürküyor’ diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. ’Yapamazsınız’ diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2024’te olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız, harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik. Vecihi Hürkuş’un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar, insansız hava araçlarında doruklara çıkarmış; göklerde büyük bir gururla dalgalandırmıştı. İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayiinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir" dedi. "Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık" Konuşmasında milletin birlik ve beraberliğinin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayii ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikattir ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda millet ayakta kalamaz. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa; böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz. Bunu istikbal ve istiklal harbimizin en hararetli günlerinde merhum Mehmet Akif, Nasrullah Camii’nde yaptığı konuşmada şöyle dile getirmişti. ’Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır’ Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur. Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devri mücadeleyle geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik. Birlik ve bütünlüğümüzden ödün vermedik. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır" Terörsüz Türkiye sürecinden de söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, ’Terörsüz Türkiye’ süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir. Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır. Bu iradenin temelinde ’Vatan sağ olsun’ diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek, husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak, terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak; aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:35 Bakan Memişoğlu: "Sağlıkta insan gücümüz en büyük şansımız" Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin bölgesindeki barış ve gelişme rolüne dikkat çekerek, sağlık camiasının ve gençlerin daha çok çalışıp üreterek dünyada söz sahibi olması gerektiğini ifade etti. Memişoğlu, "Bizim en büyük şansımız Türkiye’nin sağlıktaki insan gücünün yani beşeri sermayesinin çok iyi yetişmiş ve adanmış olmasıdır. Covid’de de depremde de bunu gördük" dedi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Bitlis Eren Üniversitesi’nde (BEÜ) dün başlayan 1. Uluslararası Sağlık ve Tıp Bilimleri Kongresi’ne katılmak üzere Bitlis’e geldi. Kongrede üniversite öğrencilerine tavsiyelerde bulunarak konuşmasına başlayan Bakan Memişoğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye bu coğrafyada gerçekten örnek, barışı ve gelişmeyi gösteren bir ülke" dedi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Türkiye’nin çevresindeki ülkelerde savaş ve çatışma ortamında 70 bine yakın insanın öldüğünü ifade ederek şunları söyledi. "Biliyorsunuz, Türkiye çevresinde birçok maalesef çatışmanın olduğu, kardeşin kardeşe kırdırıldığı, 70 bine yakın insanın öldürüldüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. Ve cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye bu coğrafyada gerçekten örnek, barışı ve gelişmeyi gösteren bir ülke. Ama bu ülkenin, bu medeniyetin geçmişi var. Bu geçmiş de bu topraklarda esasında başlamış. Bizler Bitlis gibi gerçekten iyilik ve doğruluk, barış medeniyetinin temsilcileriyiz. Bu Bitlis’te başlamış ve insanlığa iyilik yapan onları barış içinde yaşamaya teşvik eden hem inancın hem bir medeniyetin temsilcileriyiz. Özellikle genç arkadaşlara söylüyorum; bunu hiç unutmayın. Bugün çevremizdeki maalesef kötülüğü görüyorsunuz. İnsanların birbirini öldürdüğü, katlettiği veya kardeşin kardeşe kırıldığı bir dünyada biraz materyalist, biraz bencil bir dünyada kötülüğün hakim olduğu bir dünyada ve dünya zamanında yaşıyoruz. Siz kötülüğü eleştirebilirsiniz. Ama kötülük kendi işini yapıyor. Burada sorgulanması en önemli şey biz iyilik medeniyetinin insanları olarak iyilik medeniyetinin hele sağlıkçılar iyiliğin temsilcileri olarak ne yapıyoruz sorusudur. Biz daha çok çalışıp daha çok üretmemiz daha kuvvetli olmamız birlikte Hile etmemiz gerek" diye konuştu. Bakan Memişoğlu’ndan gençlere "hedef koyun" çağrısı "Maalesef bazen bizim duygusallığımızı, iyi niyetimizi kullanıp birbirimizle çatıştırarak bu enerjimizi yok ediyorlar" diyen Bakan Memişoğlu, "Bizler farklılıklarını bir araya getirerek onu güçlü hale getirerek dünyayı yönetmişiz. Üç kıtayı yönetmişiz. Onun için yine farklılıklarımızı bir araya getireceğiz. Ben biliyorum ki bugün internet dünyasında, sosyal medyada birçok parametre ile karşılaşıyorsunuz. Ama şunu unutmayın. Yaşam bir hoş seda. Sizler gibi bizler de gençtik. Bu dünyaya bir hoş seda bırakıyorsunuz. Gelip geçici bir dünyadan bahsediyoruz. Sonu olan, sonu belli olan bir dünya hayatından bahsediyoruz. Onun için bu dünyada hoş sedayı nasıl bırakırım diye düşüneceksiniz. Bu hesaba da hoş sedayı bırakırken sıfattan, makamdan çok sizin kendinizin yaptıkları ve kendinize saygınızla alakalı bir şey. bir hayat. Yani şunu ifade etmek istiyorum. İdealizm, adanmışlık bunlar esasında hayatın anlamını ifade eder. Maalesef günümüzde idealizm, adanmışlık, empati veya iyilik tarafının göz ardı edilmeye çalıştığı bir süreçten geçiyoruz ve sizler bu sürece muhatap oluyorsunuz. Onun için idealizminizi, adanmışlığınızı ve insanlığa sevginizi kaybetmeyin. Geçmişimize bakın. Eğer 21 yaşında idealizmi olmasaydı Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u fethedebilir miydi? Veya 38 yaşında altı dili olan bir adam Samsun’a çıkıp Mustafa Kemal olabilir miydi? İdealizm olmasa, adanmışlığı olmasa o bunları yapabilir miydi? Yoksa çok rahat edebilirdi. Başka yere gidebilirdi. Zaten İstanbul’u fethetmese Trakya’ya geçmiş, Avrupa’ya gidebilirdi. Öteki Altınordu var, yurt dışında yaşamış. O da bırakabilirdi. İdealizm böyle bir adanmışlık peşinde. Onun için bugün burada olmamın ve burada bir idealizmi gör Ömrüm sebebiyle de çok mutlu oldum açıkçası. Çünkü işte Ahmet Eren başka yere yatırım yapabilir veya ticaretle uğraşabilir. Ama bir hoş seda bırakayım. Bir adanmışlığı var. Üniversite yapıyor, yurt yapıyor. Bunu neden yapıyor? İşte o adanmışlık idealizmdir, mutluluktur esasında bu. Bu günlük yaşamıyor. Bu, kendisinden sonra da hoş sedasının devam etmesini sağlar. Bazı insanların ismi ile anarsınız, bazı insanlar çok zengin olabilir, sıfat sahibi, makam sahibi olabilir ama kimse onları hatırlamaz. Onun için hatırlanacaksanız, adanmışlığınızı, idealinizi hiçbir zaman kaybetmeyeceksiniz. Şurayı unutmayın. Eğer elinizden geleni yapıyorsanız, iyi niyetiniz varsa, Allah´tan istemesini de biliyorsanız her hal karda ölümünüz açılır. o idealizmi gerçekleştirirsiniz. Bunu da unutmayın. Çünkü bizi yaratan her şeyin sahibi eğer sizinle beraberse siz sığınmışsanız ona üstünden, önünden engellenseniz de o idealizmi gerçekleştirirsiniz. Niyetiniz iyi olursa sonucu da iyi olacaktır. Bunu hiç unutmayın. Ben biliyorum ki bir kısmınız işte ben iş bulabilir miyim? Mezun olsam ne olacak diyenleriniz varsa, hepinize iş var. İşinizi iyi yapıyorsanız, işinizi en iyi şekilde yapıyorsanız, öğrenmişsiniz, bilginiz varsa bu ülkede her türlü işiniz hazır arkadaşlar. Bunu da unutmayın. Ve bizler esasında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde işte bu idealizmi olan, adanmışlığı olan insanların artık söz sahibi olacağı bir dünya olsun istiyoruz. Onun için beşten büyüktür diyoruz dünya. Onun için biz onun için gece gündüz çalışıyoruz. Ve sizlerin daha iyi olması için ki ben eminim gençler sizler bizden daha iyi olacaksınız. Sizler bizden daha iyi ülkede yaşayacaksınız. Sizler iyilik tarafını olan insanları daha iyi olacak. Onun için biz elimizden geleni yapıyoruz. Sağlık sistemi anlamında da şunu söyleyeyim. Son 25 senede biz gerçekten sağlıkta inanılmaz işler yaptık. Bakın sadece Bitlis´te 365 hasta yatağı varken ki bunların çoğu koğuş sistemi eski sistemken bugün 1065 tane hasta yatağımız var. Ve herkesin en az 12 kez senede sağlık hizmeti alabildiği bir sağlık ulaşılabildiği birliğimiz var. Ama bunu daha iyi hale getirmemiz gerekiyor" diye konuştu. Memişoğlu, "Onun için biz ne diyoruz? Bağımlılıktan uzak durun. Sigara içmeyin. Beslenmenize dikkat edin. Hareketli olun. Çünkü bedeninize bakın sağlıklı kadar öncelikli olarak sağlıklı kalmanızı istiyoruz. Türkiye sağlık hizmeti sunduğu kadar sağlık teknolojisini de bilgisini de üretebilir insan gücüne sahip. Ne kadar günah yaparsanız yapın, ne kadar maddi geliriniz de olursa olsun eğer beşeri sermayemiz yani insan gücümüz kuvvetli değilse o geçici gelip geçici olur. Bizim en büyük şansımız Türkiye’nin sağlıktaki insan gücünün yani beşeri sermayesinin çok iyi yetişmiş ve adanmış olmasıdır. Covid’de de depremde de bunu gördük. Onun için bu beşeri sermayesinin daha kaliteli olması için, daha iyi olması için ulaşıyoruz. Burada da gördük. Sayın vekilim de söyledi. Diyor ki biz tıp fakülteleri kuruyoruz 126 tane. Buradaki insanlarımızın, öğrencilerimizin, gelecekte sağlığı yetiştiren insanların iyi yetişmesini istiyoruz. Onun için biz öğretim üyeleri Anabilim dalı başkanlıkları, kalitesi, gelişme aşamasında olan her tıp fakültesi ile işbirliğine hazırız. Ama sadece tabela koruyun diye, tıp haksız olsun diye kurulan fakültelerden biz afiliasyon konusunda yani işbirliği konusunda maalesef iyi örneklerimizin olmadığını ifade etmek istiyorum. Onun için şu heyecanı gördüm. Bu adanmışlığı gördük. Bu İsteği görüyoruz. Bu salonu görüyoruz. Onun için biz kaliteli hocalarının olduğu böyle bir altyapıyı hedef edinmiş insanların Tıp fakültesiyle işbirliğini yapacağımıza buradan söz veriyorum. Ancak şunu da ifade ediyorum. Biz daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz. Çalışmadan hiçbir şey olmaz arkadaşlar. Üretmeden hiçbir şey yapamayız. Güçlü olmamız için birlikte hareket edip, birlikte üretmemiz, birlikte sarılmamız gerekiyor. Evimize bakın, etrafınıza bakın, sosyal medyaya bakın arkadaşlar. Herkes birbirini eleştiriyor. Herkes bir eleştiriyi yapmak için bir şey bulmaya çalışıyor. Ama öncelikli soru sen ne yaptın sorusu değildir demin bahsettiğim gibi. Ben ne yaptım, biz ne yaptık sorusu. Aynaya baktığınız zaman gözleriniz size ben ne yaptım diye sorup da yaptığınızdan mutlu oluyorsanız hayatınızı yaşa Yaşıyorsunuz demektir. Başkası sizin hayatınızı yaşamaz. Siz hayatınızı yaşarsınız" şeklinde konuştu. Sosyal medya konusuna da değinen Bakan Memişoğlu, "Sosyal medyada nereden geldiği belli olmayan bilgilerle birbirinizi eleştirmeyin. Özellikle genç arkadaşlara söylüyorum. Çünkü bu dezenformasyon olabiliyor, iftira olabiliyor. Onun için Gerçeğini araştırın. Eleştirirken lütfen karşınızdakinin duygularını da hisset. Yani diğer bir anlı hisset. Onun için önce eleştirmeden önce kendimizi eleştireceğiz. Biz ne yaptık diye soracağız. Başkasını eleştireceğiz. Ve çok önemli bir şey söyleyeceğim. Biz kötülüğü kötülükle salmayacağız. Biz kötülük Kötülüğü iyilikle yeneceğiz. İyilikle savacağız. Çünkü kötüyle kötü olursanız eğer siz de kötü olursunuz. Ama kötüyü iyilikle yenerseniz sabırla ve çalışmayla o zaman siz iyilik olursunuz ve kendiniz olursunuz. Ülke olarak da iktidar olarak da parti olarak da bizim düsturumuz iyilikle kötülüğü yeneceğiz düsturudur. Onun için sizlerin Bir sağlık bakanı olarak sağlık kalmanızı istiyorum. Birlikte hareket etmenizi istiyorum. Ben bu üniversiteyi kuranlardan, bu konferansı yapanlardan Allah razı olsun diyorum. Gerçekten Bitlis´in farklı bir yüzüğü benimle karşılaşmış durumdayım" diye konuştu. Programda Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, AK Parti Bitlis Milletvekili Turan Bedirhanoğlu ve Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş da birer konuşma yaptı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Bitlis’te yaptığı yatırımlardan dolayı Bitlisli iş adamı Ahmet Eren’e teşekkür plaketi taktim etti. Bakan Memişoğlu, sırasıyla Mutki Belediyesi ve Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesi ziyaretinin ardından kentten ayrıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 15:15 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı ‘uysal koyun’ olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın, kimse böyle bir vehme kapılmasın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisine yönelik ithamlarına ve tehditlerine de cevap vererek, kimsenin Türkiye Cumhurbaşkanı’nı tehdit edemeyeceğini söyledi. ABD ve İran arasındaki barış görüşmelerine dair de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunduklarını söyledi. "Milletimizin huzuru ve devletimizin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum" 14-20 Nisan Şehitler Haftası olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörle mücadele eden, sınır ötesi operasyonlara kadar farklı cephelerde vatanımızın bekası, milletimizin huzuru ve devletimizin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum. Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin. Kahraman gazilerimize de fedakarlıklarından ötürü şükranlarımı sunuyor. Mevla’dan kendilerine hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler niyaz ediyorum. Şehitlerimizin muhterem ailelerine de en derin hürmetlerimi takdim ediyor, devletimizin her zaman yanlarında olacağını bir kez daha ifade ediyorum" diye konuştu. "İlgili soruşturmalar başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır" Şanlıurfa’da bir liseye gerçekleştirilen silahlı saldırı hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve milletçe hepimizi yaralayan olaydan duyduğum üzüntüyü paylaşmak istiyorum. Müessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmalar başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılmaktadır. Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. Saldırıda yaralanan 16 kişiden 7’si taburcu edilmiş, 9 yaralımızın tedavisi ise halen devam etmektedir. Yaralılarımıza Cenab-ı Allah’tan acil şifalar temenni ediyor, ailelerimize, eğitim camiamıza ve Siverekli kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" açıklamasında bulundu. "Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz" Aldıkları her nefesi Türkiye’ye hizmet için kullanmanın derdinde olduklarını söyleyen Erdoğan, "Enerjiden savunma sanayiine, ulaştırmadan aileye, eğitimden sağlığa her alanda ülkemizin ufkunu aydınlatacak vizyon projelerini hayata geçiriyoruz. Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım; bölgemizdeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde eğer bugün sanayicimiz, üreticimiz, çiftçimiz, turizmcimiz, nakliyecimiz hiçbir endişe taşımıyorsa bunun gerisinde 23 yıllık bir çaba, mücadele ve emek vardır. Enerji sepetimizi zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmak ilk günden beri önceliğimiz oldu. Ayrıca hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla Türkiye’yi enerjide bir üst lige çıkardık" dedi. "2028’de 16-17 milyon hanenin doğalgazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz" Enerjide en büyük devrimi arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Daha evvel yıllarca kiralama yöntemiyle yapılan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkanlarımızla icra etmeye karar verdik. Ardından dünyanın en büyük dördüncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz’deki keşfimizde adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz gazından karşılıyoruz. 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkartacağız. 2028’de 16-17 milyon hanenin doğalgazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz. Kendi gemilerimizle sondaj çalışmalarımıza Karadeniz’de devam ediyoruz. Sadece kendi denizlerimizde arama yapmıyoruz. Aynı zamanda bu imkanları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz. Cuma günü Somali’de hepimizin göğsünü kabartan bir tören gerçekleşti. Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali açıklarındaki Curad-1 kuyusunda hidrokarbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizle 7 ay boyunca yaklaşık 4 bin 500 kilometre karelik alanda sismik araştırmalar yürütmüş umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey’le ya nasip diyor inşallah ilk sondajımızı başlatıyoruz. Şurası da bir başka övünç kaynağımızdır; Curad 1 7 bin 500 metrelik derinliğiyle dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacak. Çağrı Bey’e bu kritik görevinde donanmamıza ait Altan, Korkut ve Sancar isimli gemilerimiz refakat edecek. Yani daha önce birilerine minnet ettiğimiz işleri artık kendi gemilerimizle, kendi mühendislerimizle kendi insan gücümüzle gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye kısa sürede tarih yazan, destan yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı" Türkiye’nin AK Parti’nin iktidarı döneminde çok fazla mesafe aldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye kısa sürede tarih yazan, destan yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı. Ülkemizde bazıları Türkiye’nin başarılarına gözlerini kapattıkları için bunu göremeseler de inanın dostlarımız ve kardeşlerimiz çok net görüyor. Aynı şekilde aziz milletimiz o engin ferasetiyle her şeyin bilincindedir. Bakınız burada Çağrı Bey’i yakından gören Somalili genç bir kardeşimizin hissiyatını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisi aynen şu ifadeleri kullanıyor; ‘Çağrı Bey gemisinin etkilerini üstümden hala atamadım. Onu yakından görmek benim için nefes kesici bir tecrübeydi. Çünkü Çağrı Bey yürüyen devasa bir şehir gibiydi. Kocaman, yepyeni, çok güzel inşa edilmiş. Maşallah adeta bir sanat eseri.’ Somalili bir gencin kalbinden kalemine dökülen bu samimi ifadeleri hem güçlü Türkiye’nin hem Türkiye-Somali kardeşliğinin en güzel nişanesi olarak görüyoruz. Söylediğim gibi biz sömürmeye değil, beraberce kazanmaya talibiz. Çağrı Bey’in Somalili kardeşlerimize müjdeli haberler vereceğine yürekten inanıyoruz. Çağrı Bey sondaj gemimize yolun açık, sondajın bereketli olsun diyoruz. Gemi personelimize Cenab-ı Allah’tan başarılar diliyoruz. 2011 yılında kimse yokken nasıl Somali’nin imdadına koştuysak, nasıl o günden bu yana Somalili kardeşlerimizi hiç yalnız bırakmadıysak, inşallah bundan sonra da Somali halkının kalkınma mücadelesine omuz vermeye, destek olmaya devam edeceğiz" dedi. "Savaşın ilk gününde siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır" İç ve dış gelişmeler bağlamında oldukça yoğun günlerden geçildiğinin altını çizen Erdoğan, "İkinci Cihan Harbi’nin galipleri tarafından belirlenen kurallar ve kurumlar üzerine bina edilen küresel sistem ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutuyla çatırdarken yerine neyin konulacağı, neyin geleceği belirsizliğini koruyor. İnsanlık kendine bir çıkış ve kurtuluş yolu arıyor. Ancak bu yolun ufukta belirdiğini henüz söyleyemiyoruz. İnsanlığın barış, istikrar, güvenlik ve bir parça huzur özlemi kandan ve kaostan beslenen çevreler tarafından maalesef dinamitleniyor. Bunun en son örneği 28 Şubat’ta başlayan ve bölgemizi uçurumun eşiğine getiren hukuksuz savaştır. Savaşı kimin istediği, kimin tahrik ettiği, kimlerin bundan rant ve menfaat devşirdiği aradan geçen süre zarfında ortaya çıkmıştır. Bizim savaşın ilk gününde siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır" dedi. "Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir" ABD ve İran arasındaki ateşkes ve iki ülke temsilcilerinin Pakistan’daki görüşmelerine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz çatışmaların 40’ncı gününde Pakistanlı kardeşlerimizin takdire şayan gayretleriyle 15 günlük bir ateşkes ilan edildi. Böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlık 40 gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldı. Biz de geçici ateşkesten memnuniyetimizi dile getirdik. Fakat İsrail hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırılarını devam ettirmesi, barış umutlarına ilk darbeyi vurmuştu. Hafta sonu Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi. Tarafların açıklamaları masa devrilmese bile müzakere sürecinde özellikle nükleer meselede bir tümseğe gelindiğine işaret ediyor. Hürmüz Boğazında tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Daha önce söylediğim gibi sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşluğun olmadığı bilinen İsrail hükümetinin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir" diye konuştu. "İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek" İsrail’in bölgede barış istemediğini ve kanla beslendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kardeşlerim bir defa şunu artık herkes anlamak zorundadır. Şayet bölgemizde barış olacaksa bu Siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa yine bu vaat edilmiş topraklar hezeyanı ile hareket eden İsrail hükümetine rağmen sağlanacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse bu aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail’e rağmen olacak. Çünkü İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek. İnsanlık cephesi bölgemizdeki yangını söndürmek için uğraştıkça, katliam şebekesi ateşe daha fazla odun taşıyacak. Elbette bunu yaparken Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Tetikçi kalemleriyle medyalarıyla aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar" ifadelerini kullandı. "Gazze kasabı Netenyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canı gönülden tebrik ediyorum" Türkiye gibi İspanya’nın da İsrail karşısında dik duruş sergilediğini ifade eden Erdoğan, "Ne yaparlarsa yapsınlar, cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar. Buradan, gazi Meclisimizin çatısı altından Gazze kasabı Netenyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i can gönülden tebrik ediyorum. Dost İspanya halkını aynı şekilde ülkem ve milliyetim adına kutluyorum. Şunu herkes bilsin ki biz soykırım şebekesinin köpürttüğü nefret diline, husumet diline, gerilim ve kavga diline teslim olmayacağız. Vakarla, onurla, tarihimizden tevarüs ettiğimiz asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduda haydut, katile katil demeye devam edeceğiz. Gazzeli masum yavruların haykıran sesi olmaya devam edeceğiz. Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz. Batı Şeria’da toprakları işgal edilen kardeşlerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan’da yataklarında uyurken katledilen yavruların davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gizlenmek istenen, tehdit ve zorbalıkla üstü örtülmek istenen hakikatleri birilerinin yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz. Coğrafyamızdaki mevcudiyetlerini birilerinin yüz sene önce yaptığı ihsana borçlu olanların aksine biz bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz" İsrail Başbakanı Netanyahu’nun kendisine yönelik ithamlarına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı ‘uysal koyun’ olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın, kimse böyle bir vehme kapılmasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz. Tayyip Erdoğan olarak şahsım ve tüm dava arkadaşlarım hepimiz İstiklal Marşı ‘Korkma’ nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız. Biz 11,5 milyon üyesiyle şu muhteşem mısraları kalplerine nakşetmiş bir siyasi hareketin mensuplarıyız; ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma, nasıl böyle bir imanı boğar? Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.’ İmkansızlıklar içinde bile kükremiş sel misali bentleri çiğneyip aşan bu millete zincir vuracağını zanneden gafiller, gerektiğinde dağları yırtacak kudret, kuvvet ve kararlılığa sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmasınlar. Bu vesileyle Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yle birlikte ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizlikler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum. Farklı kulvarlarda millete hizmet mücadelesi veren siyasi partilerin söz konusu Türkiye ve Türkiye’nin milli gururu olunca ortaya koydukları bu müşterek tavrı çok kıymetli bulduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum." "Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız" İran ile ABD arasındaki müzakere sürecinde yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarını kesmediklerini söyleyen Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki anlamsız savaşın kaybedeni, adil barışın ise kazananı çoktur. Herkesten sürece böyle bakmalarını istiyoruz. Zorluklar olabilir, çözülmesi zaman alacak çetrefil meseleler olabilir. Ama barışın nimetlerine odaklanıldığında, uzun vadeli bir perspektifle hareket edildiğinde bunların önemli bir kısmı hal yoluna konulacaktır. Aklıselimin, sağduyunun, sorunları diyalog, diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz. Daha doğrusu bunu tüm kalbimizde arzu ve temenni ediyoruz. Türkiye olarak bölgemizin her karışında sulh-ü sükunun egemen olması için bütün imkanlarımızla çalışacağımızın bilinmesini istiyorum. Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız" açıklamasında bulundu. "Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor" Konuşmasında muhalefete de eleştirilerde bulunan Erdoğan, "Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor. Batı karşısında kompleksli muhalefet, uluslararası toplantılarda ülkemizi mahcup ederken, iç politikada ise milletimizi beceriksizliğe mahkum ediyor. Küresel siyasette adeta bir şahlanış döneminde olan Türkiye, ne yazık ki içeride ana muhalefetin yönettiği belediyelerde kelimenin tam anlamıyla bir Fetret Devri yaşıyor" dedi. Türksoy Daimi Konseyi’nin oy birliğiyle aldığı karar neticesinde 2026 yılının Ziya Gökalp’i anma yılı ilan edildiğini açıklayan Erdoğan, Ziya Gökalp’in Türkler ve Kürtler arasındaki kardeşlik bağına dikkat çektiği satırlara yer vererek, şöyle devam etti: "Bu topraklarda 1000 yıldır olduğu gibi bugün de Türkler ve Kürtlerin hasımları ortaktır. Karşılaştıkları tehdit ve tehlikeler müşterektir. Bölgemizde oynanan oyunlara, kurulan tuzaklara baktığımızda bunu çok net görebiliyoruz. Türk’ün de, Kürt’ün de, Arap’ın da düşmanlarının aynı olduğunu, meselenin etnik kökenlerimizden ziyade inancımız, imanımız, 1000 yıllık kardeşliğimiz olduğunu her yeni gelişmeyle yeniden müşahede ediyoruz. Değerli kardeşlerim kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız, 18’inci ayına giren terörsüz Türkiye sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki Türkiye’nin 40 yıllık terör musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar, artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73 bin Gazzeli’nin kanına bakmadan çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar. Değerli kardeşlerim, biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız. Ve şunu bir defa herkes bilmeli; Allah’ın izniyle bizler kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Hiç kimse tereddüt etmesin. 1000 yıllık kardeşliğimizin rehberliğinde makul ve meşru zeminde hareket edildiği müddetçe çözümsüz hiçbir meselemizin olmadığı kanaatindeyiz. Bununla birlikte hiçbirimiz hem kendi enerjimizi hem de milletimizin vaktini faydasız gündemlerle heba etme lüksüne de sahip değiliz."
Ölmeztoprak’tan sahada yoğun temaslar
15 Nisan 2026 Çarşamba - 14:56 Ölmeztoprak’tan sahada yoğun temaslar AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, kent genelinde gerçekleştirdiği temaslarda özel ihtiyaçlı bireylere yönelik çalışmalar, şehit ve gazi ailelerine destek faaliyetleri ile mahallelerden gelen talepleri doğrudan yerinde değerlendirerek, sahadaki ihtiyaçların takip edileceğini vurguladı. Malatya’da temaslarını sürdüren AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, özellikle sosyal hassasiyet gerektiren başlıklarda yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Özel ihtiyaçlı bireyler için yürütülen çalışmalar Ayyıldız Engelli Dayanışma Derneğini ziyaret eden Ölmeztoprak, derneğin özel ihtiyaçlı bireylere yönelik yürüttüğü faaliyetlere dikkat çekti. Bu çalışmaların büyük bir emek ve hassasiyet gerektirdiğini belirterek, "Bu alanda verilen çaba, sadece bireyleri değil aileleri de doğrudan etkileyen çok kıymetli bir süreçtir" dedi. Program kapsamında öykü yarışmasında derece elde eden Zekiye Dündar ile görüntülü görüşme gerçekleştiren Ölmeztoprak, başarıların görünür kılınmasının önemine değinerek tebriklerini iletti. Şehit ve gazi aileleri için anlamlı organizasyon Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Malatya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinliğe de katılan Milletvekili Ölmeztoprak, Terör Gazisi, Vakfın Malatya İl Başkanı Zeynal Selağzı ile de bir araya geldi. Şehit ve gazi ailelerine yönelik destek çalışmalarının önemine vurgu yaptı. "Bu tür organizasyonlar, fedakârlıkların unutulmaması adına önemli bir sorumluluğu yerine getiriyor" ifadelerini kullandı. Kan bağışı hayat kurtarır Türk Kızılayı tarafından yürütülen kan bağışı çalışmalarını inceleyen Ölmeztoprak, kan bağışının hayati bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Ölmeztoprak, "Bir bağışın bir hayatı kurtarabileceği gerçeğini unutmamak gerekiyor" diyerek çağrıda bulundu. Mahallelerde talepler doğrudan dinlendi Yeşilyurt ilçesinde hane ziyaretlerini sürdüren Ölmeztoprak, Kadın Kolları üyesi Lütfiye hanımı evinde ziyaret ederek bir süre sohbet etti. Ziyaret sırasında mahalleye ilişkin talepler ile özellikle kadınların gündeme getirdiği konular ele alındı. Ölmeztoprak, iletilen başlıkların takip edileceğini ifade etti. Ölmeztoprak, Yeşilyurt Öncü Mahallesi Muhtarı Harun Yener’i de hanesinde ziyaret etti. Ziyarette mahalleye dair ihtiyaçlar ve devam eden talepler değerlendirildi. Bölgedeki Porga başta olmak üzere Aşağıköy, Ortaköy, Salkonak ve Kozluk mahallelerine ilişkin taleplerin de takip edildiğini belirtti.
MHP’li Büyükataman’dan Dervişoğlu’na yanıt: "Devletler ezberlerle değil, akılla yönetilir"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 14:26 MHP’li Büyükataman’dan Dervişoğlu’na yanıt: "Devletler ezberlerle değil, akılla yönetilir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve parti hakkındaki sözlerine ilişkin, "Devletler ezberlerle değil, akılla yönetilir. Milliyetçi Hareket Partisi, hem Başbuğ Türkeş döneminde hem de Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli döneminde her adımını milli akılla ve Türkiye’nin menfaatlerini önceleyerek atmıştır" dedi. MHP Genel Sekreteri Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nun MHP Lideri Bahçeli ve partiyi hedef alan açıklamalarına yanıt verdi. Dervişoğlu’nun Alparslan Türkeş’i referans göstererek Bahçeli’yi eleştirdiğine dikkat çeken Büyükataman, "Varlık sebebi tükenen, siyaseten biten bu zatın Türkiye’nin ve bölgemizin gerçeklerinden son derece kopuk olduğu, çağı yakalayamadığı, bugün yaptığı grup konuşmasında bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ‘Türkiye-Rusya-Çin’ (TRÇ) ittifakı önerisi, Türkiye’nin bölgesindeki söz sahibi ve oyun kurucu konumunu güçlendiren bir stratejidir. Devletler ezberlerle değil, akılla yönetilir. Milliyetçi Hareket Partisi, hem Başbuğ Türkeş döneminde hem de Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli döneminde her adımını milli akılla ve Türkiye’nin menfaatlerini önceleyerek atmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin attığı her adım millidir, millet ve devlet menfaatinedir. Çünkü Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, ‘Benim aklım hep Türkiye’dir’ şiarıyla düşünmekte ve adımlarını buna göre atmaktadır" ifadelerini kullandı. Günün şartlarında Türkiye’nin kendisini merkeze alıp ekonomik, siyasi ve sosyal her gelişmeye karşı başrol olmak durumunda olduğunu belirten Ataman, "Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi ‘Mustafa Kemal Atatürk döneminden itibaren Türkiye milli hedefler ve menfaatler doğrultusunda Selçuklu kartalı misali hem Doğu’ya hem de Batı’ya bakan bir anlayışla Türkiye merkezli politikalar belirlemiştir.’ Bu çizgi bugün de devam etmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet ve yeni bir dünya tesisini kendisine siyasi görev olarak belirlemiştir. Dünyaya meydan okuyan, coğrafyalara kan ve savaş ithal eden, uluslararası hukuku ve diplomasiyi hiçe sayan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı akla, diplomasiye, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesidir. Bu seçenekten rahatsız olan Dervişoğlu, efendilerinin sesiyle konuşmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaseti kurulduğu günden bu yana nettir. Çizgimiz hiçbir zaman değişmemiştir. Önceliğimiz her dönem Türkiye’nin ve büyük Türk milletinin menfaatleri olmuştur" şeklinde konuştu.
5. Antalya Diplomasi Forumu savaş halindeki ve gerginlik yaşayan birçok ülkenin üst düzey liderlerini bir araya getirecek
15 Nisan 2026 Çarşamba - 14:20 5. Antalya Diplomasi Forumu savaş halindeki ve gerginlik yaşayan birçok ülkenin üst düzey liderlerini bir araya getirecek Antalya Diplomasi Forumu’na bu yıl ABD-İran savaşının taraflarından önemli isimlerin yanı sıra müzakerelerin ev sahibi Pakistan’dan Başbakan Şahbaz Şerif ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar da katılacak. Savaş halinde olan, diplomatik ilişkileri olmayan ve gerginlik yaşayan birçok ülkenin en üst düzey liderlerini bir araya getirecek olan forum, Türkiye’nin diplomatik gücünü en açık şekilde ortaya koyacak. Antalya’da 17-19 Nisan tarihleri arasında yapılacak 5. Antalya Diplomasi Forumu, dünya liderleri ve uluslararası kuruluş temsilcilerini bir araya getirecek. Forum, Orta Doğu ve Ukrayna’da devam eden savaşlara taraf olan ülkelerin üst düzey temsilcilerinin aynı platformda bir araya geldiği benzersiz bir diplomasi buluşması zemini oluşturacak. Forumda küresel ve bölgesel gelişmeleri ele almak üzere 150’den fazla ülkeden lider ve yetkililerin bir araya gelecek olması, forumun savaş durumundaki ülkeler için bir uzlaşı zemini görevi görmesi beklentisi doğurdu. 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026), 17-19 Nisan tarihleri arasında "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla gerçekleştirilecek. 61 bakan katılacak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde ve Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde yapılacak forumda 155 ülkeden 21 devlet ve hükümet başkanı, 47’si dışişleri bakanı olmak üzere 61 bakan, 15 milletvekili ve uluslararası kurum temsilcilerinin yanı sıra siyasi liderler, diplomatlar, kanaat önderleri, akademisyenler ve diplomasi alanında çalışan profesyoneller ağırlanacak. Forumda katılımcılar, açılış konuşmaları, panel tartışmaları, etkileşimli oturumlar ve ikili görüşmeler aracılığıyla küresel eğilimleri ve bölgesel dinamikleri tartışarak, muhtemel çözümler hakkında fikir alışverişinde bulunacak. Katılımcı ülkeler arasında diyaloğu teşvik, karşılıklı güven tesisi ve daha güçlü işbirliği için bir platform oluşturulması amacıyla tertiplenen forum, bu yıl Orta Doğu ve Ukrayna’da devam eden savaşın taraflarını aynı platformda buluşturacak. ABD ve Pakistan’dan önemli katılım Forumun bu yılki katılımcıları arasında İran ve ABD arasındaki barış görüşmelerinde arabuluculuk görevi üstlenen Pakistan’ın Başbakanı Şahbaz Şerif ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, ABD Başkanının Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos ile ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Katibzade de yer alacak. Forumda ayrıca savaş sırasında İran’ın saldırılarına hedef olan Bahreyn ve Ürdün dışişleri bakanları düzeyinde, Katar ise başbakan ve dışişleri bakanı düzeyinde temsil edilecek. BM ve NATO’dan üst düzey temsilcilerin de katılacağı forum, Orta Doğu’da dünya ekonomisinde oluşturduğu büyük sarsıntı ile kriz ve kıtlık endişelerine neden olan savaşın çözümüne yönelik adımlara yönelik girişimler için kaçırılmaması gereken ender bir fırsat sunacak. 5. Antalya Diplomasi Forumu ayrıca, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u da aynı platformda bir araya getirecek. Türkiye’nin diplomatik gücü en açık şekilde ortaya konacak Savaş halinde olan, diplomatik ilişkileri olmayan ve gerginlik yaşayan birçok ülkenin en üst düzey liderlerini bir araya getirerek Türkiye’nin diplomatik gücünü en açık şekilde ortaya koyacak forum, aynı zamanda Sırbistan Dışişleri Bakanı Marko Djuric ile bu ülkenin tanımadığı Kosova’nın Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani’nin de aynı anda yer alacakları eşine az rastlanır diplomasi etkinliklerinden biri olacak.