POLİTİKA
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:39 Başkan Ertaş mahalle mahalle vatandaşlarla buluşuyor Balıkesir’in Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, geçen yıl ilkini gerçekleştirdiği halk buluşmalarının ikincisine Güre ve Kadıköy mahallelerinde başladı. Vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Ertaş, iki yıllık faaliyetleri paylaşırken mahalle sakinlerinin görüş, öneri ve taleplerini dinledi. Göreve gelişinin ikinci yılında mahalle toplantılarını sürdüren Başkan Ertaş; ilk olarak Güre Merkez, Güre Cumhuriyet, Tahtakuşlar, Çamlıbel, Kavlaklar ve Yassıçalı mahalle sakinleriyle Güre İskelesi’nde bir araya geldi. Ardından Kadıköy, Eroğlan, Yolören ve Ortaoba Mahalle sakinleri ile buluştu. Toplantılara belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, daire müdürleri ve mahalle muhtarları da katıldı. Halk buluşmalarında Başkan Ertaş, iki yıllık süreçte gerçekleştirilen çalışmalar ile planlanan projeleri detaylı şekilde vatandaşlarla paylaştı. Mahalle bazlı hizmetleri anlatan Ertaş, vatandaşların sorularını yanıtlayarak talep ve önerilerini dinledi. Başkan Ertaş yaptığı konuşmada, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışını belediyeciliğin temel ilkeleri arasında gördüklerini belirterek, "Göreve geldiğimiz günden bu yana Edremit’imizi ortak akıl anlayışıyla yönetmeye özen gösteriyoruz. Sadece makamda oturan değil, mahalle mahalle dolaşan, vatandaşını dinleyen bir belediyecilik anlayışıyla çalışıyoruz. Her ay düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz muhtar, esnaf odaları ve sivil toplum kuruluşları toplantılarının yanında halk buluşmalarıyla da doğrudan vatandaşlarımızın ayağına gidiyoruz. Yapılan çalışmaları, planlanan yatırımları birinci ağızdan paylaşırken aynı zamanda hemşehrilerimizin taleplerini dinliyoruz" dedi. Edremit Belediyesi olarak göreve geldiklerinde mali anlamda zorlu bir tabloyla karşılaştıklarını ifade eden Ertaş, "Geride kalan süreçte mali disiplini sağladık. Belediyemizi yeniden güçlü bir yapıya kavuşturduk. Artık yatırım dönemine girdik. Alt ve üstyapıdan sosyal projelere kadar birçok yatırımı hayata geçirmeye hazırlanıyoruz" diye konuştu. Doğalgaz çalışmalarına da değinen Başkan Ertaş, doğalgaz hattı döşeme çalışmalarının Güre Mahallesi’ne kadar ulaştığını belirterek, "Doğalgaz başta olmak üzere altyapı çalışmaları sırasında bozulan yolların onarımı için ilgili kurumlarla koordineli şekilde planlı çalışmalar yürütüyoruz. Yaz sezonu öncesinde vatandaşlarımızın yaşadığı sorunları en aza indirmek için ekiplerimiz sahada yoğun şekilde çalışıyor" ifadelerini kullandı. Toplantıların sonunda vatandaşlarla sohbet eden Başkan Ertaş, mahalle sakinlerinin yoğun ilgisiyle karşılandı. Başkan Ertaş, vatandaşların, Anneler Günü’nü, yaklaşan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Kurban Bayramı’nı da şimdiden kutladı. Başkan Ertaş’ın mahalle buluşmalarının 11 Mayıs Pazartesi günü Altınoluk, Arıtaşı, Şahindere, İskele, Narlı, Avcılar ve Doyran mahallelerinde devam edeceği bildirildi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:32 AK Parti Genel Sekreteri İnan: "Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin değerlerine saldırarak medet ummasını ibretle izliyoruz" AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, "Bizler Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gece gündüz demeden memleketimiz için eser üretmenin çabasındayken; Özgür Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin kurumsal tüm değerlerine saldırarak sahte sitelerden medet ummasını ibretle izliyoruz" dedi. AK Parti Genel Sekreteri İnan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bizler Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gece gündüz demeden memleketimiz için eser üretmenin çabasındayken; ana muhalefetin ve Sayın Özgür Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin kurumsal tüm değerlerine saldırarak sahte sitelerden medet ummasını ibretle izliyoruz. Bizler, parti ismimizi veya materyallerimizi kullanarak kendine haksız imtiyaz oluşturmaya çalışanlara, milletten ayrışanlara nasıl tavizsiz bir şekilde karşı duruyorsak; ana muhalefetin kurumsal kimliğimizi gasbederek yaptığı bu siyasi hırsızlığa ve değerlerimize yönelik saldırılarına da aynı dik duruşla karşıyız" ifadelerine yer verdi. Her türlü eleştirinin başlarının tacı olduğunu belirten İnan, "Ancak ‘Milletin Partisi’ AK Parti’nin kurumsal kimliğini haksızca kullanarak, bizim arkamıza saklanıp halkı yanıltmaya çalışmak ifade özgürlüğü değil; düpedüz bir algı operasyonu ve partimizin tüzel kişiliğine yapılmış topyekun bir saldırıdır. Şimdi de kendi sahteciliklerini gizlemek için bazı medya organları üzerinden ‘sansür’ kılıfıyla mağdur edebiyatı yapıyorlar. Bizim kimsenin sesini kısmak, yasakçılık yapmak gibi bir derdimiz asla olamaz. Yargının ‘dur’ dediği şey sizin fikirleriniz değil; kurumsal kimliğimizi hedef alan bu kimlik hırsızlığıdır. Nitekim yargı mercileri de bu manipülasyona haklı olarak geçit vermemiş, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaya çalışan bu girişime karşı hukukun gereğini yapmıştır. Siyasi rekabet sahtecilikle, kumpasla değil; akılla, projeyle ve millete hizmetle olur. Onlar bu ucuz oyunlarla vakit kaybededursun; biz kalbimizde millet sevgisiyle işimize bakacak, memleketimiz için durmadan üretecek ve partimizin haklarını hukuk zemininde kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz" dedi.
Bakan Gürlek: "(Gülistan Doku soruşturması) Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 12:22 Bakan Gürlek: "(Gülistan Doku soruşturması) Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin, "Deliller toplanma aşamasında. Benim Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok" dedi.Bakan Gürlek, TBMM’deki Ak Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarını sorularını yanıtladı. Gülistan Doku soruşturması hakkındaki soru üzerine Gürlek, "2020 yılında işlenmiş ve vicdanları tatmin etmeyen bir olaydı. Faili meçhul alınmıştı. Savcımız bana geldi ve delilleri topladığını söyledi. Bizim takdir hakkımız yok. Başsavcılık soruşturmayı yürütüyor. Burada yoğun şüpheler var. Başsavcımız dosyayı çok ince çalıştı. Bize de söyledi ve gerekli işlemler yapıldı. Bu cinayet kamu vicdanını yaralayan bir davranıştı. Bu soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor. Biz başsavcıya talimat veremeyiz. Öyle bir yetkimiz yok" cevabını verdi."Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok"Gülistan Doku cinayeti ile ilgili soruşturmanın devam ettiğini ve gözaltılar olduğunun altını çizen Gürlek, " Deliller toplanma aşamasında. Benim Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkim yok. Dönemin valisinin oğlu da gözaltında. Bizim o soruşturma ile ilgili mesajımız yok. Ben başsavcılık da yaptım. Burada şahıslar önemli değildir. Soruşturma sonuna kadar gitmeli. Savcı şahısların mesleğine bakmaz" dedi.Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında verilen soruşturma iznine ilişkin değerlendirmede bulunan Gürlek, "Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne soruşturma iznini İçişleri Bakanlığımız verdi. Şuan yürüyen bir soruşturma var. Şanlıurfa’da yeni bir soruşturmamız başladı. Bu soruşturma da devam ediyor" diye konuştu."12. Yargı Paketi hakkında çalışmalarımız devam ediyor. En ince ayrıntısına kadar çalışıyoruz"Terörsüz Türkiye ve 12. Yargı Paketi’ne ilişkin soruya Gürlek, "Terörsüz Türkiye sürecinde Komisyon, raporunu Meclis’e sundu. Şuan Meclis’in takdiri ve yetkisinde. Biz Adalet Bakanlığı olarak teknik olarak destek verebileceğimiz söyledik. Bu tamamen Meclis’in iradesinde. Kapsamını ve çerçevesini Meclis belirleyecek.12. Yargı Paketi hakkında çalışmalarımız devam ediyor. En ince ayrıntısına kadar çalışıyoruz. Özellikle yargı süreçlerinin hızlandırılması için atılması gereken adımlar olduğunu fark ettik" cevabını verdi." Göreve geldiğimden itibaren sokak çeteleri, uyuşturucu ve sanal kumarla mücadele konusunda kararlılığımı vurguladım"Yasadışı bahis ve uyuşturucu ile mücadele konusunda atılan adımlara ilişkin Gürlek, "Ben göreve geldiğimden itibaren sokak çeteleri uyuşturucu ve sanal kumarla mücadele konusunda kararlılığımı vurguladım. 81 il başsavcılığımıza genelge gönderdim. Sonuna kadar gidilmesini istiyorum. Uyuşturucu soruşturmaları sanal kumar ve yolsuzluk soruşturmaları ile ilgili soruşturmalar yürütülüyor. Bu soruşturmalar başsavcılarımızın koordinesinde yürütülüyor "dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Mevcut ortamda en ağır bedeli kadınlar ve çocuklar ödemektedir"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 12:18 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Mevcut ortamda en ağır bedeli kadınlar ve çocuklar ödemektedir" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Dünyanın hemen hemen her çatışma bölgesinde, her gerilim bölgesinde ve uluslararası alanda yaşadığımız her çatışmanın merkezinde, ağırlıklı olarak kadınların ödediği bedeller, kadınların yüklendiği sıkıntılar söz konusudur. Başta Gazze olmak üzere bölgemizde devam eden çatışmalarda yaşanan, artık soykırım boyutlarına varmış olan insanlık suçlarının en ağır faturasını maalesef Gazzeli kadınlar ve çocuklar ödemektedir" dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu kapsamında Kadın Parlamenterler Forumu’na katıldı. Foruma çok sayıda ülkeden kadın parlamenteri iştirak etti. "Kadın Parlamenterler Forumu’nun sıradan bir toplantı formatı olmadığını açıkça ifade etmek isterim" Forumda konuşan Kurtulmuş, Kadın Parlamenterler Forumu’nun sıradan bir toplantı formatı olmadığını ifade ederek, "Burası medeniyetlerin kavşak noktası. Sadece tarihte değil, bugün de dünyada farklı fikirlerin bir araya gelebildiği, farklı fikirlerin aynı masa etrafında konuşulabildiği, tartışılabildiği ender şehirlerden birisi olma özelliğini taşıyor. Kadın Parlamenterler Forumu’nun sıradan bir toplantı formatı olmadığını açıkça ifade etmek isterim. Burası insanlığın önündeki temel meselelerin daha derinlikli olarak, daha hassas bir şekilde, daha kapsayıcı bir şekilde tartışıldığı bir forumdur. Burası siyasi tartışmaların ufkunu genişleten ve küresel vicdana yön veren müstesna bir platform olarak uluslararası sistemde yerini almaktadır. İstanbul’daki bu buluşma; kadınların karar süreçlerindeki yeri, çatışma sonrasında toplumların yeniden ayağa kaldırılmasındaki katkıları ve hakkaniyete dayalı bir uluslararası sistemin kurulması yönündeki fikirlerinin tartışılması bakımından çok önemlidir" dedi. "Bugün karşı karşıya bulunduğumuz manzara sadece bir kriz ya da kaostan ibaret değil, ya da uluslararası sistem bakımından alelade bir gerilim konusu değildir" Kurtulmuş, "Esasen bu başlıkların her biri günümüz dünyasının ertelenemez sorumluluk alanlarına işaret etmektedir. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz manzara sadece bir kriz ya da kaostan ibaret değil, ya da uluslararası sistem bakımından alelade bir gerilim konusu değildir. Hepimizin çok yakinen takip ettiğimiz, zaman zaman da büyük endişeler duyduğumuz gibi aslında bugün karşılaştığımız küresel sorun; çok taraflı sistemin etkisini kaybettiği, hukukun seçici bir hukuk olarak uygulandığı, uluslararası kurumların itibarının aşınmaya başladığı ve küresel karar süreçlerinin adalet duygusundan yoksun bir hale geldiği duruma işaret etmektedir" diye konuştu. "Dünyanın birçok yerinde de ortaya çıkan büyük göçler, yoksulluklar, yoksunlukların da bedelini ağırlıklı olarak kadınlar ödemektedir" Dünyanın birçok yerinde de ortaya çıkan büyük göçler, yoksulluklar, yoksunlukların da bedelini ağırlıklı olarak kadınların ödediğini söyleyen Kurtulmuş, " Bu tablo, diplomatik kanalların daralması ve insanlık onurunun ağır bir baskı altına girmesi gibi fevkalade sarsıcı sonuçlar doğurmaktadır. Mevcut ortamda hiç şüphesiz en ağır bedeli de kadınlar ve çocuklar ödemektedir. Dünyanın hemen hemen her çatışma bölgesinde, her gerilim bölgesinde ve uluslararası alanda yaşadığımız her çatışmanın merkezinde, ağırlıklı olarak kadınların ödediği bedeller, kadınların yüklendiği sıkıntılar söz konusudur. Başta Gazze olmak üzere bölgemizde devam eden çatışmalarda yaşanan, artık soykırım boyutlarına varmış olan insanlık suçlarının en ağır faturasını maalesef Gazzeli kadınlar ve çocuklar ödemektedir. Yine aynı şekilde dünyanın birçok yerinde de ortaya çıkan büyük göçler, yoksulluklar, yoksunlukların da bedelini ağırlıklı olarak kadınlar ödemektedir. Yerinden edilenler, yoksulluk ve korumasızlık altında kalanlar da ne yazık ki büyük oranda kadınlardır. Öte yandan demokratik müzakere masalarına bakıldığında da kadınların hala yeterli ölçüde temsil edilmediği de gayet açıktır. Bu eksiklik sadece bir temsil sorununa işaret etmez; bu eksiklik barışın toplumsallaşmasını geciktiren ve kalıcı hale gelmesini zedeleyen yapısal bir boşluk anlamına gelir" şeklinde konuştu. "Bugünün çok boyutlu krizleri, zaten var olan eşitsizlikleri kadınlar açısından daha da derinleştirmektedir" Kurtulmuş, bugünün çok boyutlu krizleri, zaten var olan eşitsizlikleri kadınlar açısından daha da derinleştiğine değinerek, "Kadınların güçlendirilmesi meselesi dar anlamda bir eşitlik tartışması olarak ele alınamaz. Bu konu demokrasinin kalitesi, yönetimin kapsayıcılığı, kalkınmanın sürekliliği ve toplumsal dengenin sağlıklı bir biçimde korunmasıyla hiç şüphesiz doğrudan ilgilidir. Bu sebeple burada yürütülen müzakerelerin tarihi bir gündem olarak değil, çağımızın ana tartışma başlıkları olarak ele alınması yerinde olacaktır. Sizlerin ortaya koyduğu fikirler iyi niyet beyanı olmanın çok ötesinde; yasama süreçlerini etkilemekte, siyaseti şekillendirmekte ve toplumların geleceğine yön veren alanlarda somut karşılıklar bulmaktadır. Biliyoruz ki, kadınların karar alma mekanizmalarına etkin bir şekilde katılamadığı bir yerde ne hakkaniyet tam manasıyla tesis edilebilir, ne de uzun ömürlü bir huzur iklimi oluşturulabilir. Bu noktada parlamentolara özel bir görev düşmektedir. Meclisler; milletlerin iradesinin tecessüm ettiği, toplumsal vicdanın makes bulduğu ve geleceğe dair istikametin belirlendiği kurumsal yapılardır. Yasama, denetim, bütçe ve temsil alanlarında kadınların güçlü şekilde yer alması; daha kapsayıcı, dirençli ve dengeli toplumların inşası bakımından da temel bir gerekliliktir. Bugünün çok boyutlu krizleri, zaten var olan eşitsizlikleri kadınlar açısından daha da derinleştirmektedir: Ekonomik daralma, yerinden edilme, çatışma ortamları, gelir eşitsizliğinin artması, sosyal güvencesizlik ve eğitim imkanlarındaki erişimin bozulması gibi kadınların hayatını doğrudan etkileyen bu gelişmeler, küresel olarak hemen hemen bütün ülkeleri yakinen ilgilendirmektedir. Kadınların desteklenmesiyle; ekonomik adaletin tahkimi, toplumların dayanıklılığının artırılması ile sosyal barışın kökleştirilmesi birbirinden ayrı düşünülemez. Kadına yönelik şiddet, bu meselenin en ağır, yakıcı boyutlarından birisidir. Şiddete karşı geliştirilecek tavrın; hukuki, insani, ahlaki ve siyasi sorumluluklar taşıdığı da aşikardır. Bu alanda gösterilen kararlılık, toplumların medeniyet seviyesinin de hiç şüphesiz en önemli göstergelerinden birisidir. Türkiye olarak biz; kadınların güçlenmesini, ailenin korunmasını, sosyal dokunun sağlamlaştırılmasını, üretim kapasitesinin artırılmasını ve kamusal hayatın nitelik kazanmasını, toplumsal refahımız için stratejik alanlar olarak kabul ediyor ve bu alanlardaki iyileştirmeyi hükümetlerimizin de en temel vazifesi olarak telakki ediyoruz. Bu anlayışla; eğitimden istihdama, sosyal destek mekanizmalarından karar süreçlerine kadar uzanan geniş bir çerçevede çok yönlü adımları atıyoruz, atmaya devam edeceğiz. Ancak şunu da ifade etmek isterim ki; mesele sadece fırsat sunmaktan da ibaret görülmemelidir. Asıl ihtiyaç; kadınların bilgi, tecrübe, sezgi ve siyasi birikimlerinin kamusal hayata tam manasıyla yansıtılabileceği adil bir ortamın kurulabilmesidir. Asıl önemli olan; günlük hayatın güven duygusunun yerleşmesi, kız çocuklarının eğitimden yeterince istifade etmesi, ailelerin vakar içerisinde yaşayabilmesi ve insan onurunun her şart altında korunabilmesidir. Bu itibarla, forum kapsamında ortaya çıkacak görüşlerin ve tekliflerin 152. Genel Kurul çalışmalarına güçlü katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan: "Önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusu 350 bin seviyesine ulaşacak"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 10:46 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan: "Önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusu 350 bin seviyesine ulaşacak" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu belirterek, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor sayısının 350 bine ulaşacağını açıkladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan, Türkiye Basın Federasyonu’nun "Anadolu Sohbetleri" programına konuk olarak ,basın mensuplarının sorularını cevapladı. Partide Sağlık Politikaları Başkanlığına neden ihtiyaç duyulduğuna ilişkin soru üzerine Yerebakan, partinin kültürü olan toplumla istişare mekanizmasının güçlü olması, eksiklerin görülmesi ve toplumun taleplerinin karşılanması amacıyla başkanlığın kurulduğunu söyledi. Sağlığa erişimde Türkiye’nin dünya ülkelerine göre çok iyi yerde olduğunu belirten Yerebakan, sağlık alanında doğru zamanda doğru yatırımların yapıldığını ifade etti. AK Parti Sağlık Politikaları Başkanlığı görevine geldiği ilk günden itibaren sağlıkta atılması gereken en kritik adımın dünya örneklerini de göz önünde bulundurarak sağlık hukuku ve sağlık etik yasalarının güçlendirilmesi ve denetim modellerinin güncel uygulamalara uyum sağlaması olduğunu dile getiren Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu aktararak, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusunun 350 bin seviyesine ulaşacağını ifade etti. Türkiye’deki hastanelerde yılda OECD ortalamasının üç katı kadar hastanın tedavi hizmeti aldığını belirten Yerebakan, "Sağlık Bakanlığımız bunun için ’aile hekimliğini güçlendiren’, yükün önündeki hızı dengeleyen basamak tasarlamasını devreye aldılar ve güçlendirmek için de çalışıyor. İnşallah onu daha da güçlendirecekler. Başka türlü bu sistemi rahatlatmanın mümkün olmadığı, tüm politika toplantılarımızda ifade ediliyor" değerlendirmesini yaptı. Türkiye’de koruyucu ya da önleyici sağlığa yeterince önem verilip verilmediği sorusu üzerine ise Yerebakan, bu konuda herkesin sağlıklı yaşam alışkanlıklarına karşı kişisel dünyasında bahaneler üretebildiğini söyledi. Yerebakan, kişilerin değişmekten, hayatının normlarını dönüştürmekten korktuğunu belirterek, bu durumun insanları sağlıklı yaşam açısından geride bıraktığına işaret etti. Vatandaşları Sağlıklı Hayat Merkezlerine davet etti Sağlıklı yaşam konusunda kişinin bir motivasyona sahip olması gerektiğini ifade eden Yerebakan, şunları kaydetti: "Bu konuda koçluğa ihtiyaç varsa Sağlık Bakanlığımız her ilçede/ilde Sağlıklı Hayat Merkezleri kurdu değil mi? Ben bütün vatandaşlarımızı buralardan hizmet almaya davet ediyorum. Orada diyetisyen, psikolog var, şekerinizi, kilonuzu, boyunuzu kontrol eden, bununla ilgili size yönlendirmeler yapan, koruyan insanlarımız var. Aynı zamanda erken tanı önemli. Erken tanı merkezlerimiz de burası. Dolayısıyla kamu, belki etkili dile getirememiş olabiliyor ama isteyen vatandaşımıza bütün bu imkanları en iyi şekilde sunabildiğimiz Sağlıklı Hayat Merkezleri var." "Çevre bilincimizi arttırmamız lazım" Çevresel toksinlerin yanı sıra mikroplastiklerin de üreme sağlığını etkilediğine dikkati çeken Yerebakan, şu ifadeleri kullandı: "Hayatın her yerinde plastik ve petrokimyasal var. Dolayısıyla plastiğin, ftalatların, BPA gibi çeşitli maddelerin hormonal bozukluklara yol açtığı ve üreme sağlığını olumsuz etkilediği yönünde elimizde kanıtlar var. Çok şükür ki dünyada bu konuda farkındalık oluşturan çok değerli bir insan ülkemizde, kıymetli hanımefendi, Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri. ’Sıfır Atık’ konsepti gündemiyle bütün dünyada bir algı oluştu. Çevre sağlığını biz iyi yönetmediğimiz sürece insan sağlığında sadece üreme problemlerini, erkek tipi kısırlığı vesaireyi konuşmayız. Çevrenin insana, kronik hastalıklar, şeker hastalığı, ağız hastalıkları, kalp hastalıkları, kanser ve üreme açısından da bir risk oluşturduğunu ifade etmek istiyorum. O yüzden çevre bilincimizi de arttırmamız lazım." "Türkiye, artık dünyada kenara itilmiş bir ülke değil" Yerebakan, Türkiye’deki doktorların yurt dışında çalışmayı tercih ettikleri eleştirilerine ilişkin ise, "Cumhurbaşkanımız yurt dışında çalışan hekim arkadaşlarımızın, başarılı arkadaşlarımızın ülkemize dönüp hizmet etmesini istemeseydi tersine beyin göçü kanunu çıkartır mıydı? Çıkartmazdı. Yani bu şeyin üzerinde sürekli bir argüman geliştirmeye çalışılıyo;r işte ’doktorlarımıza sahip çıkılmıyor’ filan diye ama öyle değil. Bizim arkadaşlarımız Türkiye’ye gelebilsin diye o dönemde uygulamalar yapıldı. Bugün yeniden yapılmıyor, çünkü mezun sayımız fazla. Türkiye, artık dünyada kenara itilmiş bir ülke değil. Türkiye, Cumhurbaşkanımızla birlikte özgüvenini, altyapısını, bilimini inşa etmiş, yarına koşan, güçlü insan kaynağı geliştiren, uluslararası topluma entegre insan yetiştiren bir ülke konumuna geldi" şeklinde konuştu. Doktorların çeşitli nedenlerle yurt dışında çalışmak isteyebileceğini dile getiren Yerebakan, "Zamanında ben gittim diye suçlu muyum mesela? Ama bugün gururla şunu ifade etmek istiyorum; zamanında meslektaşlarımı, beraber mezun olduğum arkadaşlarımı almayan o Batılı toplumlar, bugün boyunlarına stetoskop takıyor, ’Gel’ diye yalvarıyor. Bizim için bu gururdur" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki doktor sayısına ilişkin konuşan Yerebakan, şunları kaydetti: "Türkiye ihtiyacı olan doktor sayısına erişti mi? Henüz değil. Türkiye, Avrupa Birliği standartlarında veya oradaki norm kadroya benzer seviyede norm kadroya 2026 diyorlardı, hadi 2028 olsun. Ama 2029 olmayacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde bu norm kadro seviyesine ulaşacağımızı düşünüyoruz. Çok yüksek düzeyde asistanımız var, yani uzman gelişiyor demektir. Çok yüksek düzeyde tıp fakültesi öğrencimiz var."
Kahta Belediyesi’nden haşerelere karşı yoğun mücadele
15 Nisan 2026 Çarşamba - 10:05 Kahta Belediyesi’nden haşerelere karşı yoğun mücadele Adıyaman’ın Kahta ilçe Belediyesi, yaz aylarına hazırlık kapsamında çevre temizliği ve haşerelerle mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İlçe genelinde planlı ve programlı şekilde yürütülen ilaçlama faaliyetleriyle birlikte ekipler, vatandaşların daha sağlıklı, huzurlu ve konforlu bir yaz geçirmesi için sahada yoğun mesai harcıyor. Sivrisinek, karasinek ve diğer zararlıların üreme alanlarında gerçekleştirilen çalışmalarla, muhtemel haşere artışının önüne geçilmesi hedefleniyor. Özellikle yaz mevsimi öncesinde yürütülen bu kapsamlı mücadele sayesinde hem çevre sağlığı korunuyor hem de yaşam kalitesi artırılıyor. Belediye ekipleri, belirlenen program doğrultusunda mahalle mahalle çalışmalarını sürdürürken, vatandaşlardan gelen talepler de titizlikle değerlendirilerek hızlı çözümler üretiliyor. Kahta genelinde sürdürülen bu çalışmalar, daha temiz ve yaşanabilir bir çevre oluşturma hedefi doğrultusunda kararlılıkla devam ediyor. Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç ise yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada, vatandaş sağlığının her zaman öncelikleri olduğunu belirterek, "Vatandaşlarımızın sağlığı ve huzuru bizim için her şeyden önce gelir. Yaz aylarında artış gösteren haşere sorununa karşı ekiplerimizle sahada etkin ve kesintisiz bir mücadele yürütüyor. Amacımız, hemşehrilerimizin daha temiz, sağlıklı ve konforlu bir ortamda yaşamalarını sağlamak. Bu doğrultuda çalışmalarımıza aynı azim ve kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu.