Son Dakika
|
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
Bolu Dağı’nda araç devrildi: Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
Yol ortasındaki hindi kavgası trafiği durdurdu
POLİTİKA
Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına Mahmut Sütcü atandı
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 00:17:58
Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararına göre Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına Mahmut Sütcü atandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Resmi Gazete atama kararlarına göre, Adli Tıp Kurulu Başkanlığına Hızır Aslıyürek atandı. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına, İkinci Başkan Mahmut Sütcü, İkinci Başkanlığa Ahmet Aksu, Üyeliğine Yusuf Sünbül atandı. Ayrıca, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanlığına İbrahim Ömer Gönül, Üyeliğine Abdi Serdar Üstünsalih atandı. Karara göre, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığına, Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Mehmet Arabacı atandı. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına Yusuf Emre Akgündüz atandı. Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Avcı görevden alınırken, yerine Diyarbakır Çınar Kaymakamı Zikrullah Doğan atandı. Ayrıca Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığında açık bulunan Başkan Yardımcılığına Ahmet Alemdar atandı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 00:07
Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına Mahmut Sütçü, TÜİK Başkanlığına Mehmet Arabacı atandı.
Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına Mahmut Sütçü, TÜİK Başkanlığına Mehmet Arabacı atandı.
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:39
Başkan Ertaş mahalle mahalle vatandaşlarla buluşuyor
Balıkesir’in Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, geçen yıl ilkini gerçekleştirdiği halk buluşmalarının ikincisine Güre ve Kadıköy mahallelerinde başladı. Vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Ertaş, iki yıllık faaliyetleri paylaşırken mahalle sakinlerinin görüş, öneri ve taleplerini dinledi. Göreve gelişinin ikinci yılında mahalle toplantılarını sürdüren Başkan Ertaş; ilk olarak Güre Merkez, Güre Cumhuriyet, Tahtakuşlar, Çamlıbel, Kavlaklar ve Yassıçalı mahalle sakinleriyle Güre İskelesi’nde bir araya geldi. Ardından Kadıköy, Eroğlan, Yolören ve Ortaoba Mahalle sakinleri ile buluştu. Toplantılara belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, daire müdürleri ve mahalle muhtarları da katıldı. Halk buluşmalarında Başkan Ertaş, iki yıllık süreçte gerçekleştirilen çalışmalar ile planlanan projeleri detaylı şekilde vatandaşlarla paylaştı. Mahalle bazlı hizmetleri anlatan Ertaş, vatandaşların sorularını yanıtlayarak talep ve önerilerini dinledi. Başkan Ertaş yaptığı konuşmada, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışını belediyeciliğin temel ilkeleri arasında gördüklerini belirterek, "Göreve geldiğimiz günden bu yana Edremit’imizi ortak akıl anlayışıyla yönetmeye özen gösteriyoruz. Sadece makamda oturan değil, mahalle mahalle dolaşan, vatandaşını dinleyen bir belediyecilik anlayışıyla çalışıyoruz. Her ay düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz muhtar, esnaf odaları ve sivil toplum kuruluşları toplantılarının yanında halk buluşmalarıyla da doğrudan vatandaşlarımızın ayağına gidiyoruz. Yapılan çalışmaları, planlanan yatırımları birinci ağızdan paylaşırken aynı zamanda hemşehrilerimizin taleplerini dinliyoruz" dedi. Edremit Belediyesi olarak göreve geldiklerinde mali anlamda zorlu bir tabloyla karşılaştıklarını ifade eden Ertaş, "Geride kalan süreçte mali disiplini sağladık. Belediyemizi yeniden güçlü bir yapıya kavuşturduk. Artık yatırım dönemine girdik. Alt ve üstyapıdan sosyal projelere kadar birçok yatırımı hayata geçirmeye hazırlanıyoruz" diye konuştu. Doğalgaz çalışmalarına da değinen Başkan Ertaş, doğalgaz hattı döşeme çalışmalarının Güre Mahallesi’ne kadar ulaştığını belirterek, "Doğalgaz başta olmak üzere altyapı çalışmaları sırasında bozulan yolların onarımı için ilgili kurumlarla koordineli şekilde planlı çalışmalar yürütüyoruz. Yaz sezonu öncesinde vatandaşlarımızın yaşadığı sorunları en aza indirmek için ekiplerimiz sahada yoğun şekilde çalışıyor" ifadelerini kullandı. Toplantıların sonunda vatandaşlarla sohbet eden Başkan Ertaş, mahalle sakinlerinin yoğun ilgisiyle karşılandı. Başkan Ertaş, vatandaşların, Anneler Günü’nü, yaklaşan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Kurban Bayramı’nı da şimdiden kutladı. Başkan Ertaş’ın mahalle buluşmalarının 11 Mayıs Pazartesi günü Altınoluk, Arıtaşı, Şahindere, İskele, Narlı, Avcılar ve Doyran mahallelerinde devam edeceği bildirildi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:32
AK Parti Genel Sekreteri İnan: "Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin değerlerine saldırarak medet ummasını ibretle izliyoruz"
AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, "Bizler Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gece gündüz demeden memleketimiz için eser üretmenin çabasındayken; Özgür Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin kurumsal tüm değerlerine saldırarak sahte sitelerden medet ummasını ibretle izliyoruz" dedi. AK Parti Genel Sekreteri İnan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bizler Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gece gündüz demeden memleketimiz için eser üretmenin çabasındayken; ana muhalefetin ve Sayın Özgür Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin kurumsal tüm değerlerine saldırarak sahte sitelerden medet ummasını ibretle izliyoruz. Bizler, parti ismimizi veya materyallerimizi kullanarak kendine haksız imtiyaz oluşturmaya çalışanlara, milletten ayrışanlara nasıl tavizsiz bir şekilde karşı duruyorsak; ana muhalefetin kurumsal kimliğimizi gasbederek yaptığı bu siyasi hırsızlığa ve değerlerimize yönelik saldırılarına da aynı dik duruşla karşıyız" ifadelerine yer verdi. Her türlü eleştirinin başlarının tacı olduğunu belirten İnan, "Ancak ‘Milletin Partisi’ AK Parti’nin kurumsal kimliğini haksızca kullanarak, bizim arkamıza saklanıp halkı yanıltmaya çalışmak ifade özgürlüğü değil; düpedüz bir algı operasyonu ve partimizin tüzel kişiliğine yapılmış topyekun bir saldırıdır. Şimdi de kendi sahteciliklerini gizlemek için bazı medya organları üzerinden ‘sansür’ kılıfıyla mağdur edebiyatı yapıyorlar. Bizim kimsenin sesini kısmak, yasakçılık yapmak gibi bir derdimiz asla olamaz. Yargının ‘dur’ dediği şey sizin fikirleriniz değil; kurumsal kimliğimizi hedef alan bu kimlik hırsızlığıdır. Nitekim yargı mercileri de bu manipülasyona haklı olarak geçit vermemiş, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaya çalışan bu girişime karşı hukukun gereğini yapmıştır. Siyasi rekabet sahtecilikle, kumpasla değil; akılla, projeyle ve millete hizmetle olur. Onlar bu ucuz oyunlarla vakit kaybededursun; biz kalbimizde millet sevgisiyle işimize bakacak, memleketimiz için durmadan üretecek ve partimizin haklarını hukuk zemininde kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 15:42
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan CHP tepkisi: "Balıklar ürküyor diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler"
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 23:38
Bakan Gürlek: "Faili meçhul dosyalarında devlet olarak kararlı bir irade ortaya koyuyoruz"
3
01 Nisan 2024 Pazartesi- 13:24
Kütahya Belediye Meclisinde üye dağılımı belli oldu
4
23 Eylül 2024 Pazartesi- 13:49
Başkan Köksal’ın eşi ile ilgili iddialar yargıya taşındı
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:31
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
14 Nisan 2026 Salı - 13:46
Konya Büyükşehir’den Gödene’ye Bilgehane, LİMA ve kütüphane binası
Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Meram Gödene Mahallesi’ne kazandırılacak Bilgehane, Lise Medeniyet Akademisi (LİMA) ve Kütüphane binasının temeli atıldı. Temel atma programında konuşan Meram İlçe Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, çocukların ve gençlerin kullanacağı bir mekanın Büyükşehir Belediyesi’nin eliyle yapılmış olacağını dile getirerek, "Bugüne kadar yaptığımız işlerin tamamında ya yanımızda ya arkamızda ya da muhakkak maddi veya manevi desteğiyle yanımızda olan Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Meram’ın birçok mahallesinde gücümüzün yettiğince kendimiz, gücümüz yetmediği zaman Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Bakanımız Murat Kurum’la beraber çok güzel işler yapıyoruz. Böylelikle el birliğiyle Meram’ı, Konya’yı Türkiye’nin en güzel illerinden biri haline getirdik" dedi. "Şehirleri imar ve ihya ederken bir yandan nesillerimizi ihya ediyoruz" AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, Konya’da her hafta bir açılış, bir temel atma yapıldığını ve bundan dolayı da son derece heyecanlı ve coşkulu olduklarını belirterek, "Burada Konya’mıza kazandırdığımız bu güzel eserimiz de bu hizmet anlayışımızın bir parçası. İnşallah gençlerimiz de buradan en iyi şekilde müstefit olacaktır. Şehirleri imar ederken bir yandan nesillerimizi ihya ediyoruz. Diğer yandan vatandaşımızın gönlüne, kalbine girerek gönlünü ve kalbini imar ve ihya etme gayreti içerisinde oluyoruz. Bu hizmetin bu hale getirilmesinde emeği geçen başta Büyükşehir Belediye Başkanımız ve değerli ekibi olmak üzere hepsini canı gönülden tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Başkan Altay "Konya Modeli Belediyecilik" vurgusu yaptı Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, "Konya Modeli Belediyecilik" anlayışıyla şehri nakış nakış işlediklerini belirtti. "Konya modeli Belediyecilik" diye ifade ettikleri anlayışın aslında şehri imar ederken bir taraftan da nesli ihya edecek projeler üretmek olduğunu kaydeden Başkan Altay, "Çünkü rahmetli Turgut Cansever diyor ki; ‘Eğer şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz o imar ettiğiniz şehri ihmal ettiğiniz nesil tarumar eder’. Dolayısıyla biz hem Konya’yı 42 bin kilometrekarelik alanda 31 ilçemizde imar ediyoruz. Bir taraftan da neslin ihyası ile ilgili önemli çalışmalar yürütüyoruz" diye konuştu. Gödene Mahallesi’nin özellikle Toplu Konut İdaresi’nin yapmış olduğu konutlar sonrası oluşan bir mahalle olduğunu hatırlatan Başkan Altay, "Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla Türkiye’ye kazandırdığımız önemli işlerden birisi. Buradaki eksiklerin giderilmesi ile ilgili Meram Belediyemiz ile yoğun bir çaba içerisindeyiz. Hemen arkamızda Meram Belediyemizin bir spor salonu var. Otobüs hareket merkezimiz inşa edildi. Belediye Başkanımızın ifade ettiği gibi karakol binamız yapıldı. Şimdi de öğrencilerimiz için önemli bir tesisi inşallah hep birlikte hizmete açmış olacağız" şeklinde konuştu. "Biz hiç yıkmaya uğraşmadık" Başkan Altay, Konya Modeli Belediyeciliğin önemli referanslarından birisinin de geçmişe sahip çıkarak geleceği inşa etmek olduğuna vurgu yaparak, "Bilgehanelerimiz, Büyükşehir Belediye Başkanlığı zamanında Tahir Başkanımızın oluşturduğu bir marka. Bugün gelinen noktada merkezde 13, kırsalda 9 olmak üzere 22 Bilgehanemizde şu anda aktif olarak 12 bin 500 öğrencimiz hizmet görürken 120 binden fazla çocuğumuz buralarda eğitimde bulundu. 2021 yılında Lise Medeniyet Akademileri’ni oluşturduk ve şu anda 8 binada 3 bin 300’e yakın öğrencimiz hizmet alıyor ve bugüne kadar 43 bin çocuğumuz Lise Medeniyet Akademilerinden faydalandı. Yani biz hiç yıkmaya uğraşmadık. Hep üstüne koymaya, yenilikler oluşturmaya, eksikleri tamamlamaya, aldığımız bayrağı daha yukarıya taşıma gayreti içerisinde bulunduk" dedi. Bütün işlerde destekleri olan Konya Milletvekillerine teşekkür ederek konuşmasına devam eden Başkan Altay, "AK Parti İl Başkanımız, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde teşkilatlarımız bütün işlerimizin koordinasyonunda, takibinde, sahada anlatılmasında bize destek veriyor. Birlikte çalıştığımız belediye başkanlarımız tüm Türkiye’ye örnek bir koordinasyon içerisinde, merkezde Meram, Karatay, Selçuklu belediyelerimizde, merkezin dışında 31 ilçemizin tamamında büyük bir koordinasyonla çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Rabbim de bereketlendiriyor" ifadelerine yer verdi. Temeli atılan yapının Bilgehane, Lise Medeniyet Akademisi ve kütüphaneden oluşan kompleks bir yapı olduğunu kaydeden Başkan Altay, "8 bin metrekarelik alanda 200 milyon liralık bir maliyetle inşallah bahar aylarında tamamlayarak bu tesisi açmayı ve buradaki çocukların hayatına dokunmayı arzu ediyoruz" diye konuştu. "Meram’ımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum" Başkan Altay konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "İnşallah bu binamız tamamlandığında özellikle bu bölgedeki çocuklarımızla ilgili çok önemli bir merkez haline gelecek. Ortaöğretim ve lisedeki çocuklarımız Lise Medeniyet Akademimizden ve Bilgehanemizden faydalanırken kütüphanemizden de her yaş grubunda çocuğumuz nitelikli bir alanda ders çalışma imkânına kavuşmuş olacak. Emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Meram’ımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. Şu anda şantiyede çalışan tüm işçi kardeşlerimize, mühendislerimize, mimarlarımıza, müteahhit firmamıza teşekkür ediyorum. Rabbim kaza bela vermesin ve bir an önce inşallah tamamlamayı nasip etsin ve hep birlikte açılışını gerçekleştirelim diye dua ediyorum." AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Hakan Özer, gençlere yatırım yaparken hiçbir fedakarlıktan kaçınmadıklarını vurgulayarak, "Temelini attığımız tesisin hayırla, kazasız, belasız bir şekilde en kısa sürede tamamlanmasını ve Gödene’deki çocuklarımızın gençlerimizin bir an evvel buradan faydalanabilmesini diliyorum" dedi. AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan ise Konya’da AK Parti belediyeciliğinin, toplumun her bir kademesine, küçüğünden büyüğüne, her bir sakinine dokunma noktasında çaba sarf ettiğine değindi. Konuşmaların ardından 200 milyon lira bedelle yapılacak Gödene Bilgehane, LİMA ve kütüphane binasının temeli dualarla atıldı. Programa; Meram Kaymakamı Bayram Yılmaz, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Peklyatırmacı, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Büyük Birlik Partisi İl Başkan Yardımcısı Mehmet Atasagun, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit de katıldı. 8 bin 30 metrekare inşaat alanına sahip ve 3 kattan oluşacak bina içerisinde; sınıflar, atölyeler, kütüphane, çok amaçlı salon, birçok amaca hizmet eden odalar ve teknik birimler bulunacak. Çatısına yenilenebilir enerji (güneş) sistemi kurulacak tesis bahçesinde de 25 araçlık otopark yer alacak.
14 Nisan 2026 Salı - 13:30
Başkan Seçer: "Mersin’e en iyi şekilde hizmet etmeye devam edeceğiz"
Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin Nisan Ayı Toplantısında 2025 yılı faaliyet raporu oy çokluğuyla kabul edilirken, Başkan Vahap Seçer kentte yürütülen yatırımlar, projeler ve mali disiplin hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Seçer, ortak akıl ve dayanışma vurgusu yaparak Mersin’e en iyi şekilde hizmet etmeye devam edeceklerini söyledi. Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleştirilen toplantıda toplam 59 madde görüşülürken, encümen ve komisyon seçimleri de yapıldı. Mecliste ayrıca spor, altyapı ve kent projelerine ilişkin önemli kararlar alındı. Toplantıda gündem dışı konuşmalar bölümünde önemli gün ve haftalara değinen Seçer, 14-20 Nisan Şehitler Haftası kapsamında şehitleri rahmetle andı. 15-22 Nisan Turizm Haftası dolayısıyla Mersin’in turizm potansiyelinin artırılmasına yönelik çalışmaları sürdüreceklerini belirten Seçer, turizmi kentin kimliğini güçlendiren önemli bir unsur olarak değerlendirdiklerini ifade etti. 15 Nisan Dünya Sanat Gününü de kutlayan Seçer, sanatın birleştirici gücüne dikkat çekti. Bu yıl 8’incisi düzenlenen Tour of Mersin Uluslararası Bisiklet Turuna da değinen Seçer, organizasyonun Mersin’in tanıtımına büyük katkı sağladığını vurguladı. Mecliste ayrıca EuroCup şampiyonu olan ÇBK Mersin’e 5 milyon TL maddi destek verilmesi oy birliğiyle kabul edildi. Seçer, takımın elde ettiği başarının kent için önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Yatırım bütçelerine ilişkin eleştirilere de yanıt veren Seçer, 2019’dan bu yana yatırım oranlarının önemli ölçüde arttığını belirterek, 2026 yılı hedefinin yaklaşık yüzde 34 olduğunu açıkladı. Kent Meydanı Projesi hakkında da bilgi veren Seçer, projenin betonlaşmadan uzak, yeşil alan ağırlıklı bir yaşam alanı olarak planlandığını ifade etti. Metro ve tramvay projelerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Seçer, finansman sürecine dikkat çekerek ilgili kurumlardan gerekli izinlerin alınması için çalışmaların sürdüğünü söyledi.
14 Nisan 2026 Salı - 13:23
Bakan Gürlek: "(Gülistan Doku) Soruşturma, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku’nun soruşturmasına ilişkin, "Soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamayan Gülistan Doku’nun soruşturmasıyla ilgili açıklama yaptı. Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı paylaşımda, "Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımızca önemli bir adım atılmış; çok yönlü yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltı işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır" ifadelerini kullandı. Süreci yakından takip eden Doku ailesinin acısını paylaştığını ifade eden Gürlek, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve kolluk güçlerine de teşekkür etti. Gürlek, "Cumhurbaşkanımızın ’Türkiye Yüzyılı, Adaletin Yüzyılı olacaktır’ vizyonu doğrultusunda; faili meçhul hiçbir olay kalmayana kadar, hukukun tüm imkanlarını seferber etmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
14 Nisan 2026 Salı - 13:19
Başkan Seçer: "Mersin’i daha üst noktalara taşımak istiyoruz"
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin’in marka kent olma yolunda ilerlediğini vurgulayarak, "Mersin’i daha üst noktalara taşımak istiyoruz" dedi. Seçer, bir sivil toplum örgütünce düzenlenen programda, ’sanayide dönüşüm ve verimlilik ödülü’ne layık görülen Gökmen Akyürek’e ödülünü takdim etti. Programda konuşan Seçer, genç bir kent olarak tanımladığı Mersin’in ticaret ile geliştiğini vurguladı. Her coğrafyanın kendi içinde hikayeleri olduğuna değinen Seçer, "Ticareti, iş insanını ve üretimi Mersin’den ayrı görmek mümkün değil. Marka şehir olmak öyle birkaç yüzyılla olmuyor. Binlerce yıla ihtiyacınız var. Marka şehir olabilmeniz için elbette ticaretiniz, sanayiniz, turizminiz, tarım sektörünüz ya da lojistiğiniz olabilir. Mersin gibi çok sektörlü bir kent de olabilirsiniz. Ama marka kent olmanız için uzun yıllar emek etmeniz gerekiyor. İşte biz o emek içerisindeyiz. Ayağa kalktık ve yavaş yavaş yürüyoruz" diye konuştu. Marka kent olma yolunda maddi imkanların dışında kültürel değerlere de sahip olunması gerektiğini vurgulayan Seçer, "Bir kentin marka kent olması için maddi gücünün yanı sıra, tarih, kültür ve sanat da çok önemli faktörlerdir. Dünyanın tanıdığı yazarları, şairleri, bilim insanlarını yetiştireceksiniz. İyilikleriyle, ülkesine yararlarıyla anılan siyasetçileriniz olacak. Bilhassa değerleriniz olacak. Mersin süratle marka kent olmaya doğru ilerliyor. Burada elbette merkezi yönetimin yatırımlarının katkısı var" ifadelerini kullandı. Ana muhalefet partisine mensup bir belediye başkanı olarak kente dair her konuda gerçekçi davranarak eleştiri ve övgülerde bulunacağını söyleyen Seçer, birleştirici bir yönetim anlayışında olduğunu belirtti. Kentte farklı kültürlerin bir arada olduğuna dikkat çeken Seçer, "Mersin, yaşam biçimiyle, siyasi görüşüyle, sosyokültürel ve sosyoekonomik yapısıyla rengarenk bir kent. Bu renklerden sentez oluşturabildiğiniz zaman marka kent olma yolunda da çok önemli bir adım atmış oluyorsunuz. Bir belediye başkanının görevi şehri bütünleştirmek ve kentte yaşayanların kente aidiyet duygusunu sağlamaktır" sözlerini kaydetti. "Artık hepimiz Mersinliyiz demeliyiz" Seçer, Mersin’in göçlerle büyüyen ve zenginleşen bir şehir olduğunu belirterek, bir belediye başkanının vatandaşlarına, ‘Ben Mersinliyim!’ dedirtebilmesinin önemli bir başarı olduğunu söyledi. Seçer, Mersin’in farklı kültürlerden gelen insanların bir arada yaşadığı özel bir kent olduğuna dikkat çekerek, "Kökünüz ve etnik yapınız onurunuzdur ama artık hepimiz Mersinliyiz demeliyiz" dedi. "Mersin’i daha üst noktalara taşımak istiyoruz" Mersin’de önemli yatırımlar yapıldığına dikkat çeken Seçer, yerel yönetimler olarak kendi bütçe ve imkanları ile görev, yetki ve sorumluluk alanlarında gereken çalışmaları yapma gayreti içerisinde olduklarından söz etti. Amaçlarının kenti daha üst noktalara taşımak olduğunu kaydeden Seçer, bu noktada merkezi yönetimin de desteğinin son derece önemli olduğuna dikkat çekerek, "Yerel yönetimlerin yaptığı projelerde daha efektif olması ve süratle hayata geçirilmesi, merkezi yönetimin sağladığı imkanlardan yararlanabilmesi adına son derece önemlidir" şeklinde konuştu. Seçer, parlamentoda 2 dönem görev yaptığını ifade ederek, bir şehrin menfaatleri söz konusu olduğunda parti farkı gözetmeksizin bir araya gelinmesi gerektiğini kaydederek, "Siyaset gerginleşebilir, genel başkanlar ya da parti sözcüleri birbirlerine çok yüksek perdeden eleştiriler yapabilir ama mesele o milletvekillerinin şehri ve menfaati olduğu zaman siyaseti bir kenara bırakıp, bir araya gelmesi lazım. Bizim Mersin’e daha iyi hizmet edebilmemiz için bürokraside devam eden süreçlerin bir an önce sonuçlanabilmesi için sayın milletvekillerimizin desteğine ihtiyacımız var" ifadelerine yer verdi. Seçer’den milletvekillerine iş birliği çağrısı Belediye hizmetlerinde hiçbir ayrım gözetmediklerinin altını çizen Seçer, tüm vatandaşlara eşit hizmet götürdüklerini belirterek, "Her şeyi şeffaf ve açık yapıyoruz. Kendimize, ‘Her şeyin en mükemmelini yapıyoruz’ da demiyoruz. Mutlaka hatalarımız, eksiklerimiz vardır ama şurada hakkımızı vermenizi istiyoruz, biz hizmetlerimizi yaparken hiçbir milletvekilimin partisinin seçmenine ayrım yapmadan bu hizmetleri götürüyoruz. O nedenle yapılan hizmetlerin, bütün partilerin seçmenlerine yapılan hizmetler gerçeğinden yola çıkarak, sizleri Mersin’e merkezi yönetimden sağlanacak imkanlarda el ve iş birliğine davet ediyorum" dedi.
14 Nisan 2026 Salı - 12:27
MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyük şehirde aramayan gençlerdir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. İran-ABD-İsrail savaşı ve bölgede gerçekleşen diğer çatışmalara yönelik değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, bölgedeki krizin hala devam ettiğini belirtti. "Bu ateşkes, tarafların pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir" ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan’da iki haftalık ateşkese bağlandığını hatırlatan Bahçeli, "Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade; tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkân tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün ’ateşkes’ diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır. Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını söylemesi; buna karşılık İran’ın da savaş hedeflerine ulaşıldığını ilan etmesi, krizin masaya taşındığını göstermiştir. Anlaşılmaktadır ki silahların geçici olarak susması, hesapların kapandığı değil; gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret etmektedir" açıklamasında bulundu. "Türkiye katılımıyla bir ’Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" ABD ile İran arasındaki görüşmelerin sonuçsuz olmasının bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirdiğinin altını çizen Bahçeli, "2020’de küresel salgınla sarsılan insanlık; Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz’de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze’deki insanlık dramıyla, Lübnan’daki yıkımla, Etiyopya’da, Sudan’da, Somali’de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulmuştur. Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan’ın karşı karşıya geldiği, bugün Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmek tehlikeli bir gaflettir. Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antnio Guterres’in öncülüğünde; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir ’Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" ifadelerine yer verdi. "İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur" Bahçeli, İsrail ordusunun Lübnan’daki saldırılarına devam ettiğine dikkati çekerek, "İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalıdır. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir. İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada Amerika Birleşik Devletleri güdümünde ve desteğinde sürdürülen emperyalist faaliyetlerinin yoğunlaştığı görülmektedir. Bölgemizdeki komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayış, yalnızca kaos üretmektedir. İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur" değerlendirmesinde bulundu. "Mescid-i Aksa’ya yönelen her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır" İsrail tarafından Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa; Miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır. Mescid-i Aksa’nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil; kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış; hali hazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir" diye konuştu. Bahçeli, İsrail meclisinde kabul edilen ve Filistinli siyasi tutuklular için idam cezası yolunu açan düzenlemenin siyonizmin İslam’dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli vatandaşlar üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir yansıması olduğunu ifade etti. "Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken ticaret yollarının kontrolü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır" Orta Doğu’daki çatışmaların sonucunda su güvenliğinin ön plana çıktığını dile getiren Bahçeli, "Savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan biri Orta Doğu’dur. İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmalar; su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürmüştür. Bugünün mücadelesi sadece füze ve uçak meselesi değildir. Yarının çatışma sahaları su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekillenecektir. Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır" Bölgedeki her sarsıntının, Türkiye’ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını vurgulayan Bahçeli, "Washington - Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir. Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisi’nin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir" ifadelerini kullandı. "Bize düşen, toprağı küstürmemek, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır" Bahçeli, üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmanın jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kendi kendine yetebilen bir ülke olmak, düş değildir. Kadere emanet edilmiş bir dua değildir. Hamasi bir dilek hiç değildir. Bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmak; jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesidir. Bugün dünyamızın içinden geçtiği kaotik dönemde, iklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta; tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir. Tarım, milli mukavemettir. Tarım, yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir. Tarım, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye’dir. Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır. Bize düşen, toprağı küstürmemektir. Bize düşen, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Bize düşen, köyü boşaltan değil milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hâkim kılmaktır." "Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir" Bahçeli, tarımın aynı zamanda sosyal denge meselesi olduğunu söyleyerek, Türk ve Türkiye Yüzyılı, kırsalımızdan, köylerimizden, çiftçilerimizin ve besicilerimizin omuzlarında yükselecektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda ilerledikçe; sınırlarımızdan terörün hain gölgesi çekildikçe, huzurun coğrafyası genişledikçe, devletin kudretiyle milletin duası aynı istikamette buluştukça; yıllarca korkunun, istismarın, göçün ve güvensizliğin baskısı altında kalmış nice bölgemiz yeniden ayağa kalkacaktır. Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun, sınır havzalarımızın, yaylalarımızın, ovalarımızın ve köylerimizin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılması mümkündür ve artık hayal değildir. Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyük şehirde aramayan gençlerdir" diye konuştu. "Türk polisi yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır" Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümünü idrak ettiklerini hatırlatan Bahçeli, polis teşkilatının herhangi bir meslek grubunun ötesinde; devletin sokaktaki aklı olduğuna vurgu yaptı. Bahçeli, Türk polisinin çok ağır bir yük taşıdığını da belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz; evlerimizde huzurla uyumamız için üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır. Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz. Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali; polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir. Yalnız bırakılmamalıdır. Yalnızlaştırılmamalıdır."
14 Nisan 2026 Salı - 11:52
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bugün tohumunu kim üretiyorsa savaşın galibi odur"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyükşehirde aramayan gençlerdir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu. İran-ABD-İsrail savaşı ve bölgede gerçekleşen diğer çatışmalara yönelik değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, bölgedeki krizin hala devam ettiğini belirtti. "Bu ateşkes, tarafların pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir" ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan’da iki haftalık ateşkese bağlandığını hatırlatan Bahçeli, "Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade; tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkân tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün ‘ateşkes’ diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır. Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını söylemesi; buna karşılık İran’ın da savaş hedeflerine ulaşıldığını ilan etmesi, krizin masaya taşındığını göstermiştir. Anlaşılmaktadır ki silahların geçici olarak susması, hesapların kapandığı değil; gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret etmektedir" açıklamasında bulundu. "Türkiye katılımıyla bir ‘Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" ABD ile İran arasındaki görüşmelerin sonuçsuz olmasının bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirdiğinin altını çizen Bahçeli, "2020’de küresel salgınla sarsılan insanlık; Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz’de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze’deki insanlık dramıyla, Lübnan’daki yıkımla, Etiyopya’da, Sudan’da, Somali’de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulmuştur. Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan’ın karşı karşıya geldiği, bugün Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmek tehlikeli bir gaflettir. Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antnio Guterres’in öncülüğünde; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir ‘Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" ifadelerine yer verdi. "İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur" Bahçeli, İsrail ordusunun Lübnan’daki saldırılarına devam ettiğine dikkati çekerek, "İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalıdır. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir. İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada Amerika Birleşik Devletleri güdümünde ve desteğinde sürdürülen emperyalist faaliyetlerinin yoğunlaştığı görülmektedir. Bölgemizdeki komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak Siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayış, yalnızca kaos üretmektedir. İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur" değerlendirmesinde bulundu. "Mescid-i Aksa’ya yönelen her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır" İsrail tarafından Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa; Miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır. Mescid-i Aksa’nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil; kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış; hali hazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir" diye konuştu. Bahçeli, İsrail Meclisinde kabul edilen ve Filistinli siyasi tutuklular için idam cezası yolunu açan düzenlemenin siyonizmin İslam’dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli vatandaşlar üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir yansıması olduğunu ifade etti. "Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken ticaret yollarının kontrolü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır" Ortadoğu’daki çatışmaların sonucunda su güvenliğinin ön plana çıktığını dile getiren Bahçeli, "Savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan biri Ortadoğu’dur. İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmalar; su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürmüştür. Bugünün mücadelesi sadece füze ve uçak meselesi değildir. Yarının çatışma sahaları su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekillenecektir. Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır" Bölgedeki her sarsıntının, Türkiye’ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını vurgulayan Bahçeli, "Washington - Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir. Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisi’nin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir" ifadelerini kullandı. "Bize düşen, toprağı küstürmemek, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır" Bahçeli, üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmanın jeopolitik bir zorunluluk milli bir gereklilik olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kendi kendine yetebilen bir ülke olmak, düş değildir. Kadere emanet edilmiş bir dua değildir. Hamasi bir dilek hiç değildir. Bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmak; jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesidir. Bugün dünyamızın içinden geçtiği kaotik dönemde, iklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta; tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir. Tarım, milli mukavemettir. Tarım, yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir. Tarım, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye’dir. Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır. Bize düşen, toprağı küstürmemektir. Bize düşen, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Bize düşen, köyü boşaltan değil milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hâkim kılmaktır." "Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir" Bahçeli, tarımın aynı zamanda sosyal denge meselesi olduğunu söyleyerek, Türk ve Türkiye Yüzyılı, kırsalımızdan, köylerimizden, çiftçilerimizin ve besicilerimizin omuzlarında yükselecektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda ilerledikçe; sınırlarımızdan terörün hain gölgesi çekildikçe, huzurun coğrafyası genişledikçe, devletin kudretiyle milletin duası aynı istikamette buluştukça; yıllarca korkunun, istismarın, göçün ve güvensizliğin baskısı altında kalmış nice bölgemiz yeniden ayağa kalkacaktır. Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun, sınır havzalarımızın, yaylalarımızın, ovalarımızın ve köylerimizin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılması mümkündür ve artık hayal değildir. Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyükşehirde aramayan gençlerdir" diye konuştu. "Türk polisi yalnız değildir yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır" Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümünü idrak ettiklerini anımsatan Bahçeli, polis teşkilatı, herhangi bir meslek grubunun ötesinde; devletin sokaktaki aklı olduğuna vurgu yaptı. Bahçeli, Türk polisinin çok ağır bir yük taşıdığını da belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz; evlerimizde huzurla uyumamız üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır. Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz. Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali; polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir. Yalnız bırakılmamalıdır. Yalnızlaştırılmamalıdır."
14 Nisan 2026 Salı - 11:27
MHP lideri Bahçeli: "Ara seçim yok, seçim zamanındadır"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Ara seçim yok, seçim zamanındadır" dedi.
14 Nisan 2026 Salı - 11:27
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İsrail bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyükşehirde aramayan gençlerdir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu. İran-ABD-İsrail savaşı ve bölgede gerçekleşen diğer çatışmalara yönelik değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, bölgedeki krizin hala devam ettiğini belirtti. "Bu ateşkes, tarafların pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir" ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaşın 7 Nisan’da iki haftalık ateşkese bağlandığını hatırlatan Bahçeli, "Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade; tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkân tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün ‘ateşkes’ diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır. Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını söylemesi; buna karşılık İran’ın da savaş hedeflerine ulaşıldığını ilan etmesi, krizin masaya taşındığını göstermiştir. Anlaşılmaktadır ki silahların geçici olarak susması, hesapların kapandığı değil; gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret etmektedir" açıklamasında bulundu. "Türkiye katılımıyla bir ‘Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" ABD ile İran arasındaki görüşmelerin sonuçsuz olmasının bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirdiğinin altını çizen Bahçeli, "2020’de küresel salgınla sarsılan insanlık; Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz’de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze’deki insanlık dramıyla, Lübnan’daki yıkımla, Etiyopya’da, Sudan’da, Somali’de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulmuştur. Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan’ın karşı karşıya geldiği, bugün Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmek tehlikeli bir gaflettir. Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antnio Guterres’in öncülüğünde; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir ‘Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir" ifadelerine yer verdi. "İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur" Bahçeli, İsrail ordusunun Lübnan’daki saldırılarına devam ettiğine dikkati çekerek, "İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalıdır. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir. İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığı ve geniş bir coğrafyada Amerika Birleşik Devletleri güdümünde ve desteğinde sürdürülen emperyalist faaliyetlerinin yoğunlaştığı görülmektedir. Bölgemizdeki komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak Siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayış, yalnızca kaos üretmektedir. İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur" değerlendirmesinde bulundu. "Mescid-i Aksa’ya yönelen her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır" İsrail tarafından Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa; Miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır. Mescid-i Aksa’nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil; kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış; hali hazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir" diye konuştu. Bahçeli, İsrail Meclisinde kabul edilen ve Filistinli siyasi tutuklular için idam cezası yolunu açan düzenlemenin siyonizmin İslam’dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli vatandaşlar üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir yansıması olduğunu ifade etti. "Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken ticaret yollarının kontrolü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır" Ortadoğu’daki çatışmaların sonucunda su güvenliğinin ön plana çıktığını dile getiren Bahçeli, "Savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan biri Ortadoğu’dur. İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmalar; su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürmüştür. Bugünün mücadelesi sadece füze ve uçak meselesi değildir. Yarının çatışma sahaları su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekillenecektir. Sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısı birlikte ele alınmalıdır" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır" Bölgedeki her sarsıntının, Türkiye’ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını vurgulayan Bahçeli, "Washington - Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir. Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisi’nin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir" ifadelerini kullandı. "Bize düşen, toprağı küstürmemek, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır" Bahçeli, üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmanın jeopolitik bir zorunluluk milli bir gereklilik olduğunun altını çizerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kendi kendine yetebilen bir ülke olmak, düş değildir. Kadere emanet edilmiş bir dua değildir. Hamasi bir dilek hiç değildir. Bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmak; jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesidir. Bugün dünyamızın içinden geçtiği kaotik dönemde, iklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta; tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir. Tarım, milli mukavemettir. Tarım, yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir. Tarım, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye’dir. Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır. Bize düşen, toprağı küstürmemektir. Bize düşen, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Bize düşen, köyü boşaltan değil milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hâkim kılmaktır." "Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir" Bahçeli, tarımın aynı zamanda sosyal denge meselesi olduğunu söyleyerek, Türk ve Türkiye Yüzyılı, kırsalımızdan, köylerimizden, çiftçilerimizin ve besicilerimizin omuzlarında yükselecektir. Terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda ilerledikçe; sınırlarımızdan terörün hain gölgesi çekildikçe, huzurun coğrafyası genişledikçe, devletin kudretiyle milletin duası aynı istikamette buluştukça; yıllarca korkunun, istismarın, göçün ve güvensizliğin baskısı altında kalmış nice bölgemiz yeniden ayağa kalkacaktır. Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun, sınır havzalarımızın, yaylalarımızın, ovalarımızın ve köylerimizin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılması mümkündür ve artık hayal değildir. Terörsüz Türkiye, silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, yeniden şenlenen köylerdir. Terörsüz Türkiye, işini büyükşehirde aramayan gençlerdir" diye konuştu. "Türk polisi yalnız değildir yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır" Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümünü idrak ettiklerini anımsatan Bahçeli, polis teşkilatı, herhangi bir meslek grubunun ötesinde; devletin sokaktaki aklı olduğuna vurgu yaptı. Bahçeli, Türk polisinin çok ağır bir yük taşıdığını da belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz; evlerimizde huzurla uyumamız üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır. Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz. Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali; polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir. Yalnız bırakılmamalıdır. Yalnızlaştırılmamalıdır."
14 Nisan 2026 Salı - 11:13
MHP Lideri Bahçeli: "Ara seçim yok, seçim zamanındadır. Türk milletinin iradesine de şimdiden saygı duyulmalıdır"
MHP Lideri Bahçeli: "Ara seçim yok, seçim zamanındadır. Türk milletinin iradesine de şimdiden saygı duyulmalıdır"
14 Nisan 2026 Salı - 10:29
Başkan Toptaş: "Muhtarlarımızdan gelen her talep, bizim için bir görevdir"
Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, ortak akıl ve istişare kültürüyle hareket eden bir anlayışın temsilcileri olduklarını belirterek, "Muhtarlarımızdan gelen her talep, bizim için bir görevdir" dedi. Başkan Hanifi Toptaş öncülüğündeki Onikişubat Belediyesi’nin mahalle bazlı koordinasyon ve istişare toplantıları hız kesmeden devam ediyor. Onikişubat’ın 4. Bölgesinde yer alan 33 mahalle muhtarıyla Önsen Mahallesi Muhtarlığı’nda bir araya geldi. Başkan Toptaş çalışmaların artarak süreceğini ifade ederek, muhtarlardan mahallelerindeki çalışmaları dinledi. Toplantıda konuşan Başkan Toptaş, "Mahallelerimizin nabzını en iyi tutan, vatandaşlarımızın talep ve beklentilerini en doğru şekilde bizlere ileten muhtarlarımızla bir araya gelmek bizim için son derece kıymetli. Bugün burada ilçemizde 4. bölgemizdeki 33 mahallemizin ihtiyaçlarını istişare ederek, çözüm odaklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bizler, ortak akıl ve istişare kültürüyle hareket eden bir anlayışın temsilcileriyiz. Muhtarlarımızdan gelen her talep, bizim için bir görevdir. Şehir merkezinden kırsal mahallelerimize kadar her noktada yaşam kalitesini artırmak için yoğun bir gayret içerisindeyiz. Yol, kaldırım, altyapı, sosyal alanlar ve gençliğe yönelik yatırımlar başta olmak üzere birçok alanda çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Bugün aldığımız notlar ve yaptığımız değerlendirmeler doğrultusunda, mahallelerimizin ihtiyaçlarını hızlıca karşılamak için gerekli adımları atacağız. Bugün bizleri yalnız bırakmayan değerli milletvekilimiz Mehmet Şahin’e katkı ve desteklerinden ötürü de ayrıca şükranlarımı iletiyorum" dedi.
14 Nisan 2026 Salı - 06:46
Çamelili vatandaşların güvenli ve konforlu ulaşımı sağlanması için çalışmalar sürüyor
Çameli Belediyesi, 2026 asfalt programı öncesinde mahallelerde altyapı hazırlıklarına başladı. Denizli’nin Çameli ilçesinde ulaşım altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar sürüyor. Çameli Belediyesi, 2026 yılı asfalt programı öncesinde mahallelerde yol düzenleme ve dolgu çalışmalarını başlatarak asfalt serimi için hazırlıklara hız verdi. Belediye ekipleri, asfalt öncesi süreçte gerekli altyapı çalışmalarını titizlikle yürütüyor. Yapılan dolgu ve zemin iyileştirme çalışmalarıyla yolların daha sağlam ve uzun ömürlü olması hedefleniyor. Planlı şekilde sürdürülen çalışmalar kapsamında mahalle yollarının daha modern, konforlu ve güvenli hale getirilmesi amaçlanıyor. Ekiplerin sahadaki yoğun çalışmasıyla birlikte ilçede ulaşım kalitesinin artırılması hedefleniyor. Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, belediyenin kendi ekipmanları ve teknik gücüyle asfalt çalışmalarının kesintisiz sürdürüleceğini belirterek, "İlçemizde asfaltsız yol bırakmamak için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Vatandaşlarımızın daha rahat ve güvenli ulaşım sağlaması en büyük önceliğimiz" dedi.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 23:08
Bakan Gürlek: "Devletimiz, suç örgütleri tamamen çökertilene kadar mücadelemizi aralıksız sürdürecektir"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Devletimiz, suç örgütlerinin yeniden yapılanma girişimlerine asla müsaade etmeyecek, adli ve kolluk birimlerimizin koordinasyonuyla bu yapılar tamamen çökertilene kadar mücadelemizi aralıksız sürdürecektir" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder