POLİTİKA - 31 Ekim 2022 Pazartesi 14:15

AYM Başkanı Arslan: "Anayasa Mahkemesi ideoloji yönlü yaklaşımdan hak yönlü yaklaşıma yönelmiştir"

A
A
A
AYM Başkanı Arslan: "Anayasa Mahkemesi ideoloji yönlü yaklaşımdan hak yönlü yaklaşıma yönelmiştir"

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, "Son 10 yılda Anayasa Mahkemesi gerçekten ilk 50 yıla hakim olan paradigmanın değişmesine tanıklık etmiştir.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, "Son 10 yılda Anayasa Mahkemesi gerçekten ilk 50 yıla hakim olan paradigmanın değişmesine tanıklık etmiştir. Anayasa Mahkemesi ideoloji yönlü yaklaşımdan hak yönlü yaklaşıma yönelmiştir" dedi.


Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından desteklenen "Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi" Projesi çerçevesinde Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin kongre salonunda bir toplantı gerçekleştirildi. Anayasa Mahkemesi’nin temel görevinin, temel hak ve özgürlükleri korumak olduğunu belirten AYM Başkanı Zühtü Arslan, "60 yıldır Anayasa Mahkemesi kanunların Anayasa’ya uygunluğunun denetimini yapıyor. Fakat son 10 yıldır bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlali iddiasıyla yaptıkları bireysel başvuruları inceliyor. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin 60 yılının ilk 50 yılını ve son 10 yılını ikiye ayırırsak yanlış olmaz. Bu sadece bireysel başvuru hakkıyla birlikte Anayasa Mahkemesi’nin görev alanının genişlemesinden dolayı değil, aynı zamanda mahkemenin dönüşümünden dolayı böyledir. Son 10 yılda Anayasa Mahkemesi gerçekten ilk 50 yıla hakim olan paradigmanın değişmesine tanıklık etmiştir. Anayasa Mahkemesi ideoloji yönlü yaklaşımdan hak yönlü yaklaşıma yönelmiştir. Anayasa mahkemelerinin temel görevi, temel hak ve özgürlükleri korumaktır. Anayasa Mahkemesi elbette anayasanın üstünlüğünü sağlamakla görevlidir ama son kertede vazifesi bireylerin özellikle devlet otoritesi karşısında zayıf olanların hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktır" dedi.



"Anayasa Mahkemesi laikliği temel hak ve özgürlüğünün tam karşısında konumlandırmıştı"


Eski dönemlerde yaşanan ’başörtüsü’ konusuna değinen Arslan, "Aslında AİHM Başkanının yaptığı tespit olgusal olarak doğruydu. Çünkü Türkiye’de yakın zamana kadar bir başörtüsü meselesi vardı. Üniversitelerde başörtüsüyle eğitim görmek yasaktı. Maalesef Anayasa Mahkemesi de bu yasağı tahkim edici, meşrulaştırıcı bir rol oynamıştı. 1989 yılından itibaren başlayan bu süreçte önce başörtüsünü serbest bırakmaya yönelik bir kanun düzenlenmesi laikliğe aykırı olduğundan ötürü iptal edilmişti. 2008 yılında başörtüsüyle ilgili bir anayasa değişikliği yine Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Bütün bunların gerekçesi ideoloji eksenli bir yorumla yapılan laiklik ilkesiydi. Anayasa Mahkemesi laikliği temel hak ve özgürlüğün tam karşısında konumlandırmıştı. Temel hak ve özgürlükler karşısında laikliğin yıpratılmaması gerektiğini ifade etmişti. Hatta ifade tam da şöyleydi, ’Laiklik ilkesi özgürlüklere kıydırılmayacak kadar değerli bir ilkedir’ denilmişti. Bu yaklaşım yanlıştı" ifadelerini kullandı.



"2014 yılında başörtüsüyle ilgili verilen karar sadece Türkiye değil, dünya anayasa tarihinin en önemli kararlarından birisidir"


Başörtüsüyle ilgili alınan kararın dünya anayasa tarihinin en önemli kararlarından olduğunu söyleyen Arslan, "2014 yılında başörtüsüyle ilgili verilen karar sadece Türkiye değil, dünya anayasa tarihinin en önemli kararlarından birisidir. 11 Aralık 2013 tarihinde Ankara’da bir duruşma yapılıyor. Boşanma davasında başörtülü bir avukat duruşma salonuna giriyor, hakim de diyor ki ’baş örtülü şekilde avukatlık yapamazsınız.’ Avukatın başörtüsünün laiklik ilkesine aykırı olduğuna dair kararlar varken, ’başörtüsüyle davaya bakamazsınız’ diyor. Bu avukat Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru olarak geliyor ve mahkeme çok önemli bir karar veriyor. O kararla birlikte Anayasa Mahkemesi hem laikliğe olan bakış açısını bireysel başvuru zemininde radikal bir şekilde değiştirmiş oluyor. Hem de bireysel başvuruda başörtüsüyle ilgili dönüm noktası olan bir karar verdi" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.